İnsan nedir ?

- 1 -


...Ne değildir ki?O,küçücük dünyamızda herşey,koskoca evrenimizde hiçbir şey!Felsefeye göre,''Büyük evren içinde küçük evren'',''Düşünebilen zavallı yaratık'';sosyolojiye göre,''Sosyal hayvan''insan,kendini tanıyamadan dış alemi tanımaya yeltenen''Henüz bilinmeyen varlık''.
...Bildiğimiz tek şey onu tam anlamıyla bilmediğimiz..Madde mi?Ruh mu?Yoksa hem madde hem ruh mu?
...Nedenler,niçinler zihinlerimizde dolaşıp duruyor.İnsanın çeşitli yönlerini,tanımını,bugününü yarınını(insan bilimini)antropolojiden;toplumdaki yerini sosyolojiden;konuştuğu dilleri lengüistikten;yaşadığı yerleri coğrafya ve jeolojiden;inançlarını teolojiden öğreniyoruz..
''Uzayda acaba hangi gezegenlerde yaşayabilir?''sorusuna astronomi;''Yaşadığımız dünya ve evren nasıl oluştu?''sorusuna kozmogoni yanıtlar arıyor...
...Görüyoruz ki bütün bilimler insanı araştırıyor.''Kendimizi bilmeyi''öğütleyen SOKRATES'ten günümüze kadar,ayrı ayrı cephelerden...Fakat hala karmaşıklığını koruyan insanı en fazla tıp ilgilendiriyor,anatomisi,fizyolojisi,histolojisi,patalojisiyle...Amaç:Kendimizi tanımak...Yani insanı..!Biz neyiz?Ne değiliz?Nasıl düşünüyor,nasıl davranıyoruz?Sayısız nedenlerden niçinlerden birkaçı...Binlerce yıl çözümlenememiş sorular,sırlarla felsefe doğmuş...Bütün bilimler bir bütün...ya da''Bütün''ün birer parçası...Biri diğerinden daha değerli denemiyor.Hepsinin konusu:İnsan!
...Düşünmek,düşünceleri ifade;duygulanmak,duyguları ifade,gülmek,önemli özelliklerinden insanın.Anlatımla anlam kazanıyorlar.''DİL''beynin işlevlerinden.Davranışlarımızı meydana getiren de beynimiz.Önemli olan düşünceyi davranışa yansıtabilme...Bu da bizi İDEAL İNSAN,İDEAL TOPLUM aşamasına götürüyor...Aç kalındığı zaman yemek yeme arzusu içgüdüsel davranış...Aç kalmamanın çarelerini aramak:DÜŞÜNMEK...!

- 2 -

...İNSAN,ana rahmine düştüğü andan itibaren tüm duyumlar kaydeliyor.Uyanıkken,uyurken veya bilinçsizken...Çocuk,yavru insan.Kişiliğin belirtisi:ÖZGÜR İRADE.Onun da hakkı.Doğuştan mevcut.En sağlıklı çocuklar,en mutlu annelerinkiler genellikle...
...Önyargılardan arınmış gerçek insanı bulmak zor!Farkına varmak onlarla yüzleşebilmek mümkün!Acı,neşe,keder,mutluluk,kızgınlık,kırgınlık,sevgi;ırk,cinsiyet,milliyet,din tanımıyor...HATA YAPMAK insana has.Sorunlara çözüm arayan akıl,sosyal hayvanı insan yapıyor.Sınırlı evren:Zaman,mekan,enerji,yaşam...!Varoluşun ilkesi:Hayatta kalabilmek!
...Kötülük ve hata,hukukun konusu,kaynağı geçmişten...TOPRAK OLMUŞ NESİLLERİ DAVA ETMEK MÜMKÜN MÜ?çağların hatalarının mirasçılarıyız...Mantıkla çözümlenemeyecek sorun yok!Kavgamız uzay,zaman ve onu mahvedebilecek türlerle...Kendini fethetmeyen insan uzayı fethe kalkışıyor...!Boşa harcanacak zaman yok...Yüksek amaçlar,yüksek hedefler var...!Nefret yüzünden insanı tutsak edenler kaybediyor,korkularını arzularını yenenler kazanıyor...
...Kutsal kitaplara göre''EN MÜKEMMEL YARATIK İNSAN''sapıklıklarıyla aşağıların aşağısı olabiliyor,sapık toplumlar tükeniyor.Yüzyılımızda''Normal molekül olmadan anormal düşünce oluşamaz''görüşü yaygınlaşıyor...

- 3 -

...Aşırı yüklenen bir telefon sistemi veya komputer,sağlam olduğu halde çalışamıyor...İnsanlarda da streslerin artışı,hastalık yapabiliyor.STRES biyolojik,psikojik veya sosyolojik alanlardan birinde,ikisinde veya hepsinde AŞIRI YÜK...İnsanın dışında olabildiği gibi ruhunun içinde de olabiliyor,hayal kırıklığı doğuruyor..STRESLİ insan,başına gelenlerden dolayı suçlayacak birilerini arıyor.Başarısız hükümetlerin medyayı,muhalefeti;başarısız öğrencinin öğretmenini,başarısız avukatın müvekkilini suçlaması gibi...Ahlaklı geçinenlerin çoğunun özel hayatları rezilliklerle dolu,insan haklarından eşitliklerden söz edenlerin bazıları sömürücü(reaksiyon formasyonu yani karşıt tepki kurma)Bir erişkin,çocuksu davranış gösterebiliyor(regresyon);eğlence ve sohbetlerde,askerlikte;yatılı okullarda regresyon örneklerine sık rastlanıyor.Hiçbir şeyden zevk almama depresyonda;çok temiz görünüm obsessif kompulsiflerde;tam tersine üstü başı kirli,bakımsızlık depresyon ve şizofrenide;baştan çıkartıcı giyinme histeriklerde;çocukça elbiseler giyme çocukluğa regresyonda karşılaşılan davranışlardan.Kimseye belli etmeden etrafı kolaçan eden paranoidler güneş gözlüğünü seviyorlar.
...Toplumumuzun bazı kesimlerinde eş dövme erkekliğin şanından...Eş döven koca büyüklerinden öyle görmüş veya çocukluğunda çok dayak yemiş,olgunlaşmamış,bağımlı,kendine güvensiz kişiler...Karılarına kabadayılık taslayarak gözlerinde yüceldiklerini sanıyorlar...Bir çok kadın bunu sineye çekiyor,evliliği eşitlik saymıyor.Erkek dominanttır.Kendi annesi de kocasından dayak yememiş miydi?Kadın kocasını kötüleyemiyor,susuyor,kendini suçluyor..Evi terkettiğinde kocası haber yolluyor:''Onu yaşatmam haaa,gelirsem ayaklarını kırarım...''Koca ihmalden şikayetçi...Ama kocasına beddua eden,''ölsede kurtulsam...''diyenler de az değil...!Yalnız kocalar karılarını dövmüyor.Kardeş kardeşi anne babalar çocuklarını da dövüyorlar.Erkek kardeş,babanın vekili,namusun bekçisi(!)...Kız kardeşlerine kimse yan bakamaz,onlarla samimi olamaz,ama kendisi bakar.Çünkü o erkek...!Eğer kız,yabancı erkekle konuşurken,gezerken görülür,bunu da kardeşleri ya da babası öğrenirse,vay o kızın başına geleceklere...!Önce tehdit savrulur:
- Kız seni bir daha onunla konuşurken gezerken görürsem...

- 4 -

...Çirkin iftiralarla yaşamının baharında taptazecik canlara kıyılır acımasızca,toplumumuzun ahlak ve namus anlayış gereği..
...Güzel bir mayıs sabahı...Kaldırımda yürüyorum.Yanımdan genç bir kızla hemen hemen aynı yaş aynı boyda bir erkek sohbet ederek geçtiler.Tam o anda,karşıdan hızla gelen bir taksi,kaldırımıma tosladı sandım.VIIINN,ZINNK,TAK ŞAK ŞAK,PATA KÜT PATA KÜT sesleriyle durdum,başımı arkaya çevirdim birden.Çocukluğumda seyrettiğim eski yerli filmlerdeki sahnelerden biriyle karşı karşıyaydım.Ani frenle zınklayan arabadan bir delikanlı hışımla indi.Öfkeyle söylendi,kızın üzerine yürüdü,onu pataklamaya başladı.Yanındaki genci göstererek:
- ''Kim bu,kim...?''
...diye bağırdı.Kızın kolundan çekti,arabasına bindirdi,uzaklaştı.Bir an tereddüt ettim.Araya girmek istedim.Vazgeçtim.Gözleri dönmüş delikanlının öğüt möğüt dinleyecek hali yok.Bana da bir şeyler söyler moralimi bozabilirdi.
...İki gün sonra sabah aynı saatlerde aynı yerden geçiyorum.Bir de ne göreyim?Dayak yiyen kız ve sevgili!Daha samimi kol kola,sohbet ederek uzaklaştılar.Anladım kidayak ilkel bir davranış!Çözüm değil,çözümsüzlük!Daha çok yalancılığa,yanlış davranışlara itiyor bireyleri.Dayakla yetişen neslin çocukları da dayak yiyecek,yalan söyleyecek,mutsuz yuva kuracaklar.Çünkü eziyet etmekten hoşlanan sadistleşecek,edilmekten hoşlanan mazoşistleşecek.Bu yüzden evlerini terkeden anneler,çocuklar var.Evinde ya da sokak ortasında kötek attıran dürtü,toplumun sosyal ve ilkel baskısından...Bu baskıya direnenler ayıplanıyor,şeref ve itibarlarının zedelendiğine inanılıyor..
...Bütün bozuk davranışlar şu üç öğeyi içeriyor:BİYOLOJİK,PSİKOLOJİK,SOSYOLOJİK.
...Çocukta aşırı hareketlilik,yangın çıkarma,kazaya eğilim,altını ıslatma;ergenlik çağında oburluk,alkolizm,uyuşturucu tutkusu,suç çeteleri kurma,logorea,dikkatsiz otomobil kullanma,tehlikeli yaşantı,kumarbazlık,don juanizm,evlilik dışı gebelik,cinsel sapmalar gibi bozuk davranışlar yani depressif belirtiler toplumu ve yakınlarıı yardıma çağırma olarak algılanmalı...Başka bir deyimle DEPRESYONUN maskeli şekilde ortaya çıkışları;GİZLİ DEPRESYON!
...Maslov,kendini kanıtlamışlarda şu ortak noktaları buldu:
...Gerçeği doğru algılama,gerçekleri kabul,kendiliğindenlik,kendinden çok çözülecek problemlerle uğraşma,yalnız kalma ihtiyacı,kendine yeterlik,olaylara ve kişilere çağdaş bir görüşle bakabilme,vecd halleri yaşayabilme(maksimum deneyim),bilinen materyal sınır bilgi ve deneyimlerin ötesine varabilme(transendens),insanlıkla özdeşleşme ve bütünleşme,araçlarla amaçları ayırdedebilme,geniş mizah anlayışı,yaratıcılık,herkesten farklı yaşantısı olma(non - konformist),önyargıların esiri olmama...
...Humanistler iyimser bir biçimde kişinin temel eğiliminin kendini devam ettirme,yüceltme,kanıtlama olduğuna inanıyorlar.Saldırganlık ve zulüm kötü çevre yaşamının hayal kırıklıklarında,yanlış öğrenmelerden,uygunsuz uyumlar şeklindeki savunma mekanızmalarından,hayatta başarıya ulaşamamaktan kaynaklanıyorlar...

- 5 -

...Bütün sembolik töre ve törenler köken itibariyle büyücülük ve dinle ilgili.Antropolojik açıdan büyücülük,psikolojik araçlarla doğa ve insana hakim olabilme inancına dayanıyor.Bu araçlar büyü,ilahi,dua,kurban kesme,özel kişisel veya mesleki yetenekler...Nesiller ve bireyler arasında bağları sağlamlaştırarak gereksinimlere cevap veren töreler var.İnsanlığın bugünün kökten değişmiş yeni psikososyal durumunu karşılayacak yeni töreler edinmemeleri ciddi sonuçlanabilir.Uzmanlar,bu neslin karşısında bulunduğu en önemli işe yardım edebilir.Bu iş,doğadaki rolümüzde inanç ve düşüncelerimize düzen verecek,ortama uyumumuzu kolaylaştıracak yeni olumlu fikir sisteminin geliştirilmesi yani nükleer savaşın önlenmesi,dünyanın elbirliğiyle kalkındırılması,nicelik değil nitelik bakımından zengin insanları tatmin edecek ve kendini durmadan yenileyebilecek toplumların oluşturulması,insanlık tarihine evrimci açıdan düzen verilmesi için aklı ve duyguları tatmin edecek düşünceler,davranışlar...
...Davranışlarımız,iç dünyamızın yani ruhumuzun aynaları...jest ve mimikler,baş hareketleri;konuşur ya da dinlerken,ayakta ya da otururken el kol,parmak ve bacaklarımızın hareketleri,hareketsizlikleri;el sıkışma şekilleri,bir veya bir kaç kişiyle konuşurken takındığımız tavırlar,ses tonumuz,duruşlarımız düşüncelerimizi,duygularımızı yansıtan ruh hallerimizin kelimeleri:BEDENİMİZİN DİLLERİ...Bu dille karşımızdakilerin samimi mi,yalancı mı,şüpheci mi,cinsel kurlar yapıp yapmadıkları anlaşılabiliyor.Bazı psikologlar olumlu davranışların takdir edilmelerini,pekiştirilmelerini öneriyorlar ki bu doğrudur.O vakit insanın kendine güveni artıyor,yanlış davranışlarını düzeltmeye daha fazla gayret ediyor.Bu sebeple ilişkilerimizde davranışlarımızın önemi büyük...Bizlere dost düşman kazandıranlar ya da kaybettirenler davranışlarımızın ta kendileri...

- 6 -

...John Thomas Connor'a göre:Gerçeği arayanlar,bu dünyanın daha iyi yaşanacak hale getirilmesine çabalayanlar,sosyal ve ekonomik durumun bu karanlık çağında bilim meşalesini yüksekte tutanlar cesaretlenmeli,desteklenmeli,desteklendiklerini hissetmeliler...
...İNSANIN TÜM DAVRANIŞLARI ANLAŞILARAK KONTROL EDİLEBİLECEK MİDİR?
...Yapılan araştırmaların yeni bilgiler sunmaları cesaret verici...Değişik ufuklarda yepyeni gerçekler ortak çıkarlarımız için yararlı...
...''Ömür kısa,sanat uzun,vakit dar,karar zor,deney güvenli değil''diyen hekimler üstadı HİPROKRAT'a sormuşlar:
- İnsaniyet nedir?
O da:
- Mevki sahibi iken tevazudan ayrılmamak,güçlü iken affedebilmek,muhtaçlara yardımdan kaçmamak,yaptığı iyilikleri başa kakmamak!diye yanıtlamış...
...Normal davranışların da ötesinde ideal davranışlara sahip olmak ideal ahlak prensiplerine uymakla mümkün...İdeal ahlak,iki ayaklı sosyal hayvanı insan yapıyor...Bilgi yeterli değil,tam tersine bilgi ahlaksızı canavarlaştırabiliyor...Sokrat da ,''KİMSE İSTEYEREK KÖTÜLÜK YAPMAZ''diyor..Max AUREL'e göre,fikirlerin boyası ruha geçiyor...
...İnsan beyni gibi ahlak da evolüsyonun eseri...Nasıl beyinlerinde özel merkezleri bulunmayanlar konuşmayı öğrenemiyorlarsa,ahlaki yeteneklerden yoksun beyinler de,yalnız dış etkenlerin,toplumun etkileriyle ahlak prensiplerini oluşturamıyorlar,normal ya da ideal davranışlar gösteremiyorlar...
...Dünyaca ünlü eski Hint destanlarından MAHABBARATA'nın kısacık şu bölümü ne kadar ders verici:
- Kişi mutluluğa nasıl erer?
- Doğru davranmakla!
- Kaygıdan kurtulmak için neyi ezmeli?
- Zihnini!
- Kişi ne zaman sevilir?
- Kendisini sevmesini öğrendiğinde!
- Dünyada harikaların harikası nedir?
- Başkalarının ölümüne defalarca tanık olsa dahi,kişinin kendi ölümüne inanmaması!
...Düşünce adamına özgü ilk yol bilgi yolu.İkincisi eylem yolu.Vücudun derininde yatan unsur ruh,ebediyete sahip!Zihni faaliyette''eylem''.Tenbellik büyük kötülük.Eyleme geçmek gerek,nefse hakim olduktan sonra...
...Peki insanlar niçin uyuşamıyorlar yaşamla?Çünkü yaşamın gerçekleriyle karşı karşıya gelemiyorlar,kendilerini isteklerine uyduramıyorlar da ondan.Peki niye böyleler?Çünkü kendilerini bir amaç birliğiyle işe adamıyorlar.Niye peki?Çünkü zihinlerinin yapısı bir bütünlük bir homojenlik göstermiyor.Bunlar birbirleriyle çatışan,uyuşması imkansız bazı içgüdü,dürtü ve isteklerin karışık yığını halinde sinir gücünün çoğunu sarfediyorlar...Peki niçin iyi veya kötü,birinden birini seçipte kurtulamıyor?Çünkü zihni,kendine rağmen ikiye ayrılmış halde de ondan.Üstelik bu dürtü ve isteklerin ne olduğunun,bunların var olup olmadığının farkında bile değil.!Bütün bildiği,tamamiyle gönüllü olarak belli bir yönde davranmaya kalkıştı mı,onu yasaklarla sınırlayan ve kendine doğru çeken bir kuvvetin hayal meyal farkında oluşu...

- 7 -

...''Kararın kendi rengi düşüncenin solgun gölgesiyle bozuluyor,ne yapmak istediğini bir türlü bilemiyor,karar veremiyor.Çünkü kelimenin tam anlamıyla neye karar vermesi gerektiğini bilemiyor.Bütün davranışlarında dengesiz iki zihinli insan...''Böyle bir kimse için ne yapabiliriz peki?Yapacağımız şey,tabii,kendi zihninin durumunu ona farkettirmek...!
...Herkesin kendine göre özellikleri var.Esas iş,başkalarıyla geçinebilmek.Bazılarıyla geçinmek kolay:her iki tarafın da karşılıklı bir şeyler alıp vermeleri gerekiyor,ama,bir taraf hep veriyor,öteki taraf hep alıyorsa olmaz.Hepimizde birtakım alınganlıklar,huysuzluklar,sayısız küçük özellikler var.''BİRAZ ANLAYIŞ YETER''İşin can damarı burada.Sağlam engin görüşlü insan,son derece güç şartlarda dayanıklı davranıyor,onlarla baş ediyor.Kişinin yaşam hakkındaki görüşü ne kadar az olgunsa,en küçük uygunsuz şartlarda onların etkisinde kalıyor.Ayaklarınız kaldırımdaysa ayakta durabiliyorsunuz,gelip geçenlerin itip kakmaları sizi düşürmüyor.Ama bir cambaz ipi üzerindeyseniz,bir yel yetiyor dengenizi bozmaya.O vakit ANGUAS belirtileri ortaya çıkıyor.Kaygı aslında bileşgen...İki büyük karşıt istek ile korkunun çatışması...
...Kötü davranışa karşı verilecek bir cevap var;O da SESSİZLİK...!Ağzını açmamak.Kabalaşmadan sessiz duramıyorsak,o zaman söylenen kötü sözü söylenmemiş kabul edip cevabımızı sakince kibarca vermemiz gerek.

- 8 -

...İşi ne olursa olsun insan,teknik yönü bir yana nasıl davranması gerektiğini bilmeden uzmanlaşamıyor.İşine karşı davranışı kitaplardan öğrenemeyeceği bir davranış.Çünkü sonunda kişinin başarısı,bildiklerine değil,kendi kişiliğine dayanıyor.
...Kendisini gerçekten tanıyan,başkasını en son tenkit edecek kimse.Oysa pekala''SİZ''siniz.Başkasında tanıdığınız,tenkit ettiğiniz şey,benimsemek istemediğiniz,atıp kurtulmak istediğiniz kendi''BEN''imizin bir bölümü...
...Tarihte toplumlar kişiliklerin davranışları üzerine temellerini atmışlar,yükselmişler,yıkılmışlar...Çoğu kez politikada,sosyal alanda sivrilmiş bir kişilik halk nazarında,bir dahi kimliğine bürünürken psikolojik sahada,normal dışı sayılmakta,psikiyatri yönünden de psikopat damgası yemekte...
...DEHA NEDİR?Deha,herhangi bir insan meşguliyetinin bugüne kadar erişmeyi başardığı sınırları aşmış,ruh ve akıl bütününün doğuştan yaratıcı gücü.İNSAN bazan kendisinin en büyük düşmanı.Kişi inandığı,hayal ettiği,güvenle beklediği şeyleri yaşama arzusunda.Hiç bir şey şansa bağlı değil.Her şey düşüncede başlıyor.Aslında bedenin her hücresinde her atomunda zeka var ve bu zeka bilinçaltına bağlı.Bilinç emirleri veriyor,bilinçaltı uyguluyor.Kuralları insan koyuyor.Bilinçaltı bunları uygulamakla görevli...Evren sınır koymuyor,biz inançlarımızla sınırlıyoruz.EMERSON'a göre ''tüm insanlar ortak bilince sahip.Düşüncenin özgürlüğünü kabul eden,kendi özgürlüğünü kazanıyor.Her birey EVRENSEL ZEKA'nın bedenlenmiş hali...''
...Düşünceniz sizin ruhsal varlığınız...!EVRENSEL DÜŞÜNCE her yerde mevcut...Düşünmek demek,algılama nisbetinde düşünceyi kullanmak demek.Sınırsız düşünce insanın kafatasına hapsedilemiyor.BİLİNÇ,düşünceyi farkına vararak kullanmak...BİLİNÇALTI ise aklımızın farkına varamadığımız bölümü

- 9 -

...Dengeli insan yaşamla birlikte akıyor,ona direnmiyor,ondan korkmuyor,yaşamla uyuşmazlığı yok.''İnsan,kafasında cenneti cehenneme,cehennemi cennete çevirebiliyor''diyor MİLTON.Sakin bir kafadan değerli şey yok.ROBERT LOVUS STEVENSON şöyle yazıyor:''Sakin kafalar şaşırtılamıyor,kendi özel adımlarıyla mutlu veya mutsuz yollarına devam ediyorlar,gök gürlerken çalışmayı sürdüren bir saat gibi.''Endişelenerek,yapıcı bir bişimde kullanmak yerine enerjimizi boşa harcıyoruz.Endişe korkuya,korku da paniğe sebep oluyor.Panik,şahlanmış korku,her zaman korkulandan daha fazla zarar veren...Korkularımızın çoğu da önyargılarımızdan...
...Davranışlarımız,kendi tutum ve çıkarlarımızın ifadelerinden...Dayanma gücüyle,esnekliğiyle çetin dönemlerden en az yarayla geçebilen,sorunlarına gerçekçi çözümler bulabilen İDEAL NORMAL İNSAN,elbette bunalımsız,kaygısız,stressiz değil.O,büyük sınavlar karşısında bocalamıyor.Oysa bozuk davranışlılar yeni sorunlar yaratıyor.
...Normalden de öte ideal davranışlı toplum ya da ideal toplum oluşturmak istiyorsak örgütlenmeye,paraya gereksinim kadar,o toplumun özellikleri,yapısı,düzeni,ekonomisi,eğitimi,inançları,kültürü,gelenekleri,törelerinin iyi incelenmesine,iyi bilinmesine de gereksinim var.Bünyemize uyan ucuz,pratik,akılcı yöntemler;teorik lüks yabancı ithal yöntemlerden daha yararlı...
...Peki bu nasıl gerçekleşebilir?Öncelikle sağlıkçılar,eğitimciler RUH SAĞLIĞI konusunda bilinçlendirilmeli,eğitilmeli.Acaba sağlıkçıların kendileri normal davranışlara,ideal ruh sağlığına sahipler mi?Tüm öğretim görevlileri(ilköğretimden üniversiteye kadar)psikolojik testlere tabi tutulmalı,sonra görevlerine izin verilmeli.Toplum iyi bir sağlık,iyi bir eğitim ordusuna kavuştuktan sonra ana babalar eğitilmeli.Kitap,kitapçık broşürler,afişler,radyo - televizyonlardan yararlanılabilir.Özellikle televizyon yayınları sürekli denetlenmeli.Zira yayınların çoğu çocukların ve gençlerin ruh sağlıklarını bozucu nitelikte,saldırganlığın,sadizmin,sapıklıkların,yalancılığın,hırsızlığın,gangsterliğin,terörün artmasına,bedava gelirin özendirilmesine neden...

- 10 -

Bu itibarla tüm yayınlar psikologların denetimlerinden geçirilmeliler.TV,toplumun davranışlarını,ruh sağlığını bozan değil,düzelten bir mektep haline getirilmeli...Günümüzde şarkılı dansözlü,vurdulu kırdılı bir eğlence kutusu TV..Boşa zaman harcatan kutu!
...Halkın oylarıyla seçilmiş yöneticiler,kilit noktalarına atanacak bürokratlar,görevlerine başlamadan psikolojik testlerden geçirilmeli.Ruhen sağlıksız liderlerin dünyayı kana buladıkları,milyonlarca insanın ölümüne sakatlanmalarına,evsiz barksız sefaletlerine sebep oldukları biliniyor.
...Dünyada trafik kazalarında neden ön sıradayız?Sürücü kursları sonunda,ehliyet alacaklar iyi bir ruh ve beden sağlığı muayenesinden deçiriliyor mu?Baştan savma işlemler,milli servet ve can kaybı...
...Yoksul kesimlerde suç eğilimleri yüksek oranlarda.Yoksullukla savaş işsizlik ve pahalılıkla savaş demek!Bu da devlet politikalarını ve uygulamalarını ilgilendiriyor.
...Kişiliğimize,davranışlarımıza,insanlığımıza ve tüm insanlığa değer verdiğimizde,ideal gerçek insanlara kavuşma şansımız artacak,sorunlarımızı çözümlemekte zorlanmayacağız.''BİN MİLLİK BİR YÜRÜYÜŞ,İLK ADIMLA BAŞLIYOR''bir Mısır atasözüne göre..Ana hedefe ilerlerken,ara hedeflere ulaşıyoruz,ÖZGÜVENİ TAM,İÇ GÖRÜNTÜSÜ AYDINLIK BİR İNSAN OLMAK için.Dünyaya gelenler,fazlalık değiller.Size ve bana dünyanın ihtiyacı var.Sevecenseniz,siz bir kişiliksiniz,ışıldayan iç görüntünüz var.Dünyamız mutlu insanlarla mutlulaşacak...
...HEPİMİZ,GELİŞMEK,İLERLEMEK,YÜCELMEK ve HİZMET İÇİN YARATILDIK...

- 11 -

...Sevgili dostlarım..13 yıllık okuduklarımı ve gözlemlerimi özetledim.Çevremde çok güzel davranışlar yanında ilkel davranışlar da saptadım.Ki bunların mutlaka geliştirilmeleri gerektiğine inandım.Sezgiler,inançlar,güçlü duygular,kimyasal reaksiyonlara,matematik denklemlere dönüştürülebildikleri takdirde bilim birçok konuda olduğu gibi bu konuda da haklılığını kanıtlayacak.Zihin garip denklemlerden daha karmaşık.Bunların çözümleri duygularda...Bugüne kadar hiç bir bilim adamı sihirli duygu ''SEVGİ''yi ve diğer duyguları deney tüplerinde damıtabilmiş değil!Damıtabildiği takdirde ideal davranışları benimsemiş insanı ve bilgi toplumunu oluşturmamız kolaylaşacak.Bilgilerimizin,bilincimizin dışında sonsuz gerçekleri var.Bunların niceliklerini,niteliklerini bilemiyoruz.Zamanla belki birçoğu çözümlenecek.Unutmayalım,bilinmeyenler evrenindeyiz!SENA'ya göre,''Her beyin bir nebüloz,her düşünce bir galaksi!''Aletlerimizin gücü yöntemlerimizin mantığı insanı çözemiyorsa,suç bu mantıkta olmayıp kullandığımız aletlerin,uyguladığımız yöntemlerin yetersizliklerinde...
...''L'HOMME,CET INCONNU''diyen CARREL haklı:
...İNSAN HALA MUÇHUL...!!!



.: Geri dönmek için tıklayın :.