Gizemli aşk mektupları - 4
Gözlerimin önünde hep küçük beyaz bir ev
Her dağ yamacına kurduğum
Beliren her su kenarında
Pembe damlı , yeşil pancurlu balkonlu
Balkonuna tırmanan sarmaşıklar
Kışın tütecek bacası
Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak
Duyuyorum o sesi şimdiden berrak
Geçeceğin yol , çıkacağın üç basamak
Ellerinden sıyırıp atacağın eldiven
Her halin gülüşün kokun bütün ruhunla sen
Bütün bir ömür boyunca bırakmayacağım el
Okşayacağım saçlarını dinlyeceğim sesini
Bakmakla doyamayacağım yüzün ....
Açık pancurlardan gün doğacak gündüz
O günkü hava o günkü aşkı edibeyte kadar sürecek
Bir kapıyı açman dolaşman sofada
Şaşıracağım böyle gezinen kim
Sevgilim diye sana sarılacağım
Camlarına perdeline evimiz diyeceğim
Yatak odasında düşüneceğiz bir an
İki kişilik karyolanın yerini...
Yatak odamız yemek odamız ve kiler
Raflarında ellerimle yapıtğım reçeller
Karşı karşıya oturacağımız sofra
Sürahide ışıldayan su, yazın rüzgara koyacağımız testi
Sararacak bir yandan çardaktaki üzümler
Kah esecek rüzgar kah dinleyeceğiz yağmuru
Kah bembeyaz karlarla örtülecek çimenler
Hep içimizden geçiyor hayat beraber ölüm beraber olacağız ki o kadar
bahtiyar
Ama bir gün senden çok uzaklar da
Senin yokluğunla perişan olup mecnun misali
Bir dağ kulübesinde öleceğim
Gece.. Rüzgar uyumuş ay dalıyor şimdi sular gölgelidir
Seni ve hülyayı unutmak mı ne mümkün göğe yükselmelidir
Varsın seni görmek seni anmak nasip olmasın bana
Ne çıkar fecre kadar bekliyeyim gelmeni bir hayal de olsa
Seni görmek seni sevmek seni anmak nasip olmazsa bile
Kim bilir o zaman sen olacaksın kalbimin tek sahibi
Ve öyle titrek bir el hayasızca utanmaksızın öylesine yaklaşıp
Yanına hatta kullağına eğilsem seni seviyorum desem
Düşün yıllara gömmek ve unutmak için uğraştığım
Düşün mazi mehtap doğuyorudu hani bir gün yürüdük aşk yolunda
Ve hatta solunda
Dere vardı akıyordu ayı tutmuş kucağında kaygısız
Ve yıldızları isyan ederek göğe bir anda saygısız
Bu her düşüşün muhakkak bir üzüntüsü ve bir melali vardı
Topraksa kayıyordu ve bütün gökyüzü küskündü
Kucak dolusu şiir ve binlerce sihir
Yalnız seni yalnız seni sevmeğe alışmıştı ruhum
Gece yalnız arzu ediyo ve seni bekliyordum
Deveamlı ve teredüt ediyorum
Gamlı üzgün ve ağlamaklı
Varsın seni görmek seni seni sevmek seni anmak
Nasip olmasın bana
Ne çıkar fecre kadar bekliyeyim gelmeni
Hayalde olsa derinden geliyormuşcasına
Bir uğultu
Saat iki....
Gelmesende olur.
.: Geri dönmek için tıklayın :.