Sonbaharlar çaldıkları renkleri

Hep geri verirler hayata...

Ama şu zamanın çaldığı çocukluğumuza

Bir türlü hiç seslenemezdik.



1.2.2001/Perşembe/SARAY...

Saat:21:15.

Bülent Ecevit BİRİCİK









BEN GİDİYORDUM...


Ben gidiyordum ve geceler kaldırımlarda titriyordu

Çırılçıplak yatıyordu ay

Yerdeki Nisan yağmurlarında...

Rüzgar çoktan çamura karışmış

Bense derinden, suskun ve acımasızca siliyordum gözlerimi...

Sessizliğe doğru bir hüzün kaçıyordu apansız...

Yolların ötesinden

Yıldızlar süzülüyordu gökyüzünden aşağıya...

Uzak rüzgarların gölgesinden

Sisler çöküyordu gitarın susmuş tellerine...

Bahara son kar düştüğü zaman

Bu kentin kıyısından bir düş akıp gitti sessizce...

Ben gidiyordum ve geceler gözlerimden akıyordu...

Şiirler bile kurtaramıyordu bu şehirden gidişimi

Herşeyin bittiği bu yerde

Denizleri doldurdum bitmez kalemlerin yüreğine...

Ama siz yine de anlamadınız...

Ve kimseler görmeden

Sonbaharları koydum defterlerin arasına...

Öteki mevsimleri de alsam hiç farketmez...

Zaten bu kentin yağmurları da saklıydı yalanlarda...

Şimdi gidiyorum

Boşuna aramayın... Boşuna beklemeyin...

Ben...bir daha ASLA dönmeyeceğim

Belki bir gün

Uyumuş bir çocuğun elindeki masallarda bulursunuz beni

Belki de...hiçbir zaman uyumayacaktır o çocuk...

Artık biraz da başkaları dinlesin yalanları...

HOŞÇAKALIN...



2.1.2001/Salı/SARAY...

Saat:00:00

Bülent Ecevit BİRİCİK





BİR BİLSEYDİN...


Hazanlardan bir tek seni yakaladım

Ve bir tek seni sakladım

Yüreğimdeki baharlarda...

Ama sen bunu bilmiyordun...

Mevsimlerden geçiyordum...sen bunu bilmiyordun.

Saçlarına bir yağmur düşse

Sen hemen kaçıyordun korkarak...

Ne kendini anlayabildin...ne beni

Ne de...hayatı anlayabildin...

Oysa ben...seni anlatıyordum herşeye

O...herkesin kullandığı kirlenmiş sözcüklerle değil

Günbatımından kaçan renklerle anlatıyordum seni...

Bir bilseydin yüreğimde seni sakladığımı

Rüzgarlara tutunarak koşardın...

Gözlerimdeki mutluluğa...

Ah...benim küçük yaramazım...ah...

Bir bilseydin seni sevdiğimi...

Bir bilseydin...



5.3.2001/Pazartesi/SARAY...

Saat:14:45.

Bülent Ecevit BİRİCİK.





GELİYOR...


Kaçmak geliyor içimden

Vurmak geliyor

Ölmek geliyor

Ağlamaksa hiç gelmiyor...



Unutmak geliyor içimden

Boğulmak geliyor

Parçalanmak geliyor

Bağırmaksa hiç gelmiyor...



Rüzgarı yutmak geliyor içimden

Göğü yırtmak geliyor

Dağları ezmek geliyor

Yaşamaksa hiç gelmiyor...



27.11.1999/SARAY...

Saat:17:32:10.

Bülent Ecevit BİRİCİK.





RÜZGARA KÜSMÜŞ...


Rüzgara küsmüş küçük bir kız oturuyordu

Deniz kıyısındaki kayalarda...

Sessizlik yüzüne kaçmış

Gözlerinde bir Ney ağlıyor

Arkasında rüzgarlar şımarıyordu...

Sanki serçelerin gözlerinden düşen

Bir kar tanesiydi...

Yapraklara dökülen kuşlar gibiydi yüreği...

Sonbaharlar gökyüzünden kayıp gidiyor

Ayakları ise denizleri çırpıyordu köpük köpük...

Sonra da...

Öylesine uçup gitti işte...

Rüzgara küsmüş küçük bir kız...



5.2.2001/Pazartesi/SARAY...

Saat:16:30.

Bülent Ecevit BİRİCİK.



GERİYE KALAN...


Sen...

Güllere damlayan küçük bir kelebektin...

Gökyüzünden düşen

Günbatımından geriye kalan tek renktin...

Avuçlarına kuşlar konsa

Yağmurlar kıskanırdı belki de seni...

Dünyanın merkezine koysan yüreğini

İnsanların sevinçleri artar yarınlara...

Ve sen...

Şu kalabalığın hüzünlerinde açan

Çiçeklerin sessizliğidin işte...

Ne kadar kaçarsan kaç benden

Bir gül gibi

Yüreğimde dikenlerin mutluluğu olacaktın...

Ve kokun kalmasa bu dünyada

Gökkuşağından bir renk eksilirdi apansızca...

Anlıyor musun?

Yani sen olmazsan...

Hep bir şeyler yarım kalacak...

Yarım kalacak...

Canım...

Arkadaşım...

1.3.2001/Perşembe/CAFE DOWN.KIZILAY/ANKARA...

Saat:09:30.

Bülent Ecevit BİRİCİK





BİR GARİP ŞEHİR...


Konuştum öylece bağıra bağıra

Ağlayan dumanlardan kaçarken

Saksıya gömülen menekşeden

Kardaki çiçeğin kokusundan

Ölgün bir depremin hüznünde

Kaçtım...öylece bağıra bağıra...



Başımı kaldırdığımda

Alacaya vurulan

Buğusunda bir şehirdi gördüğüm

Fırtınaydı gözümde ağlayan

Örümcek ağında dağlanan kalplar

Sonra sevgiydi parmak uçlarından

Küçük bir çocuğun avcuna takılan...



Uykuda gibiydi dertler

Yorulan gözlerden akan sonbahar ırmaklarında...

Yasak sözlerdi

Dudaklarımdan kaçıp kurtulan...

Garip geceydi uyuyan

Körkandilin gözündeydi mehtap

Bade renginin sarhoşluğu dökülürken geceye

Anne gibiydi sıcaklar

Her gece umutlarını biriktiren

Bebekler uyuyordu yarınlara...



Benden önce giden yağmurların

Arkasından baktım bu şehre...

Sislerin kucağında kırıldı lambalar...

Paslanmış demirlere konmuş kuşları ürküten

Hırsızların gölgeleriydi loş bulvarlarda...

Dilimden aşağı kayan kayalardan

Kelimelerden de kırıktı anlatamadığım hislerim...

Islak yolların açılan ağaçlarına sıkışırdı bedenim...

Bir garip şehirdeydi aşkım

Uzaklardan görülen sarp dağlara inat...



26.Ocak.1999./Salı/SARAY...

Bülent Ecevit BİRİCİK.









SEVMEKTİ SENİ...


Sevmekti seni...

Kırık camlarda kalan eski bir iz gibi

Gökten bir bulut düşer sanki avcuma

Gönlümün derinliğinde yalnızdın biliyorum

Mevsimler değişir ama

Sen içimde sonbaharları saklardın...

Uykularımda yağan yağmurların ninnisine dalardı

Çöldeki düşlerim...



Sevmekti seni...

Aldığım nefeslerde kalıyordu

Sana dolan sevgilerde kırık bir kalp...

Belki de gözleri yaşlı bir ihtiyarın sözlerinden

Yelken açıyordum denizdeki martıyı vuran rüzgara...

Yapraklarda uyuyordu yağmurların annesi

Ölmeyen eski bir ağacın son dalına dalıyordu

Aşkın saran kolları...

Çocuk seslerine vurulurdu damladaki hüzünler...

Sana anlatılmamış masalların bittiği yerde

Sevmekti seni...



09.Mayıs.1999/Pazar/SARAY...

Bülent Ecevit BİRİCİK.





ŞİMDİ...


Şimdi ne bir güneş kaldı

Ne bir rüzgar

Ne bir yağmur

Ne de sen...

Ve ben yine yalnızım...

Bütün herşey senin olsun şimdi

Uzaklar bana kalsın

Sen git...bir daha ağlamayacağım

Sen git...

Bir daha olmayacak ama...

Kimbilir?..

Belki bir gün...

Yine karşılaşırız

Sonbahara düşen aşıklar gibi...

Şimdi sen git...arkana bakmadan...



28.7.2001/Cumartesi/Cafe Down

Bülent Ecevit BİRİCİK.







SÖYLEMEK İSTEDİM...


Bir kez olsun

Bir akşamüstü haykırmak istedim gözlerine...

Yüreğine yayılan bir şiir gibi

Bir şarkı gibi düşmek istedim dudaklarından...

Sonbahardan akan kuşlar gibi

Yağmurlar kadar çizelmek istedim ellerine...

Ve seni sevdiğimi

Bir kez olsun söylemek istedim

Dudağımda açılan bir gülümseme...

Öyle uzaktın ki benden

Şiirlerde saklambaç oynayan küçük bir kızdın sanki...

Sanki keman sesleri

Güllerin dikenlerinden süzülüyordu yüreğime...

Seni sevdiğimi söylediğim zaman

Belki bir gün...

Bulutların ötesinden damlayacaktın pencereme...

Belki...

Mevsimlerden küçük bir yaprak gibi düşecektin gözlerime...

Ve belki de...seni sevdiğimi söylediğim zaman

Çoktan hayatın bittiğini anlayacaktım

Yakamozlara atılan bir taş kadar sessizce...



12.2.2001/Pazartesi/SARAY...

Saat:13:10.

Bülent Ecevit BİRİCİK.





ÇOK ZAMANLAR GEÇMİŞ SENSİZ BOŞUNA...


Puslu bir tren gibi geçti sislerden aşk

Kırık dökük bir düş kaldı akşamlardan

Ve bir mektup senden...hiç okumadığım...

Ağlamadığım...

Sessiz bakışlardan bıraktığım kelimelerden

Seni bir yağmura yazmak geliyordu şimdi...

Kurumuş dallara ve sonbahardan kaçan

Kuşlara...

Öylesine parçalandı kasım bulutları yüreğimde

Gittin...

Herşey gibi...gençlik gibi...hiçbir şey kalmadı...

Bir gülümseme olabilirdi belki...Olmadı...

Çok zamanlar geçmiş sensiz boşuna...



İncecik keman sesleri kasıldı kulaklarımda

Hüzünlü mevsimlerin yıldızlarına sakladım kendimi

Ve teselli bulduğum şiirlerin kucağında uyudum

Karanlıklarda...

Kuşlar misali çırpınıp durdum gökyüzünde...

Yüreğimden düşen sen ve sende boğulan ben...

Türküler söylendi ilk aşkın devamına

Sensiz söylemediğim...

En sevdiğimiz parka bir tren istasyonu yapıldı

Gittim...

Herkes gibi...sen gibi...kaybolan kelebekler gibi...

Bir şans daha olabilirdi...Kaybettik...

Çok zamanlar geçmiş sensiz boşuna...



25.12.1999/SARAY...

Saat:00:34:15.

Bülent Ecevit BİRİCİK.



İYİ GECELER...


Kırık dökük gecelerde

Bir yıldızım ben...

Hiç gökyüzüm olmadı benim

Ve oradan oraya kayıp durdum

Hiç rüzgarım da olmadı

Ama yine de

İyi geceler sana



27.7.2001/Cuma/SARAY...

Saat:23:45.

Bülent Ecevit BİRİCİK.







SARIŞIN İNGİLİZ KIZI JO...


Şimdi çok uzaklarda kaldın

Hiçbir zaman unutmadım

Senin bana verdiğin güzelliği...

Yine bir akşamüstü rüzgarın sesini duyuyorum yapraklardan

Penceremden batan bir güneşe doğru hatırlarken seni

Yalnızlığın içinden sessizce sarılmak istiyordum sana...

Sarışın İngiliz kızı Jo...

Ne kadar güzeldi hüzünler içinde yeniden doğmak

Calvert trus’a bırakırken son bakışımı...

Ayrılırken o sabah seni aramıştım

Gözlerimden geçen denizlerin sesinde...

Daha kuşlar bile görmemişti sen uyurken beni

Oysa veda gecesinde ben hiç uyumamıştım...

Gidiyordum...ve sen hala uyuyordun...

Öylece bir bebek gibi yüreğimin çocuğu oldun...

Özlerken seni...daima

Rüyalarıma bağladım sarı saçlarını...

İlk gece ağlamamıştım...

İkincisinde de...

Ama üçüncüsünde...bana verdiğin

Fotoğraflarına baka baka

Gözlerim yüreğimden kaçıyordu benim yerime...

Bir damlasını bile hatırlarım şimdilerde

Islak dağlara yazıyordum şiirlerimin derdini

Dağları saran bulutların

Yağmurlarını yanağıma iğne gibi batırışı vardı rüzgarın

Yine de özlerdim seni zamana küfrederek...

Günlerimi sana geleceğim diye biriktirdim yüreğime...

Sana yazdığım şiirlerimi uçak yapmıştım sarı saçlarına

Gülüşün salıncak gibiydi kulaklarımda...

Bütün kuşlara anlatmıştım seni...

Gülerken unutmadın değil mi beni...

Unutma...Unutma sarışın İngiliz kızı Jo...

Dağların arkasında durur hala

Adında asılı kalan şiirlerim...

Tam iki hafta olmuştu senden ayrılalı...

Bugün 18 Nisan 1999 Pazardı

Ve bana Bulent diyemiyordun şimdi...

Çünkü yoksun...

Aslında görünmez bir rüya gibiydin

Hiç uyandırmasını istemediğim

Uykunun imzası yoktu anlaşmada...

Yüreğime bir sarı çiçek gibi açıyorken

Kim çağırıyordu ki apansız bu fırtınayı...

Zaman mıydı seni benden koparmak isteyen

Yoksa uçak biletleri miydi...

Duygularım yenilmişti bu savaşta dilime karşı

Kırık kelimeleri toparlayamadım dudaklarıma

Konuşamadım ki sana...bir kez dönüp de diyemedim işte...

Oysa anlatmak istediğim öyle çok şeyler vardı ki

Hepsi birer birer benimle kayboldular

Bildiğim tek şey vardı sarılabildiğim

Bunu sana orada da söylemiştim

Seni ASLA unutmayacağım...



18.Nisan.1999./SARAY...

Bülent Ecevit BİRİCİK.





BİR DİLEK İSTİYORUM ABİ...


Şimdi o da gitti...

Anlıyor musun abi...

Bir çiçek kopardılar yüreğimden

Pembe renkleri gözlerime düştü

Şimdi ben de ağlıyorum abi

Karanlığa gözyaşımı serdim o gittiğinde...

Ama hiç kimse anlamadı niye ağladığımı

Rüzgarları yumruğuma koydum

Yine de dualarım hiç kabul olmadı

Bir Dilek tuttum

Gökyüzünde yağmurlar saklandı pembe bulutların arkasına

Çocuk dillerinden şiirler yazdım ona abi

Sonbaharlar bile karışamadı sessiz gözyaşlarıma

Şimdi gözlerim onundur artık ıslak ıslak...

Anlıyor musun?..

Onu şimdi çok özlüyorum abi

Ankara’nın sessiz çığlıklarından koşmak istiyorum ona

Ona sarılıp...

Seviyorum diye bağırıp titretmek istiyorum kaldırımları

Çok mu şey istiyorum abi

Bunlara hiç hakkım yok mu...

Masalların rüzgarlarına uzanıp

Mutluluk peşimizden gelmez mi abi...

Bir Dilek tutsam

Tozlu camları temizleyen rüzgarların sessizliğinden

Yine de bana gelip “seni özledim” demez mi abi...

Avuçlarıma düşen yağmurlarla boyayacaktık gökyüzünü...

Bir evimiz olacaktı abi...Bir evimiz...

Onunla bir ömür boyu dalgaları yenecektik martılar misali...

Şimdi parmaklarım kırık ona şiir yazmaya çalışıyorum abi

Bir Dilek tutmak istiyorum abi...

Sadece bir Dilek istiyorum...

Onu sevmek bu kadar çok mu zor abi...

Arkamdan güneşi, yıldızları, denizleri sürüklerim

Ama o...hiçbir zaman olmayacak abi

Hiçbir zaman olmayacak...

Kırık gözyaşlarım bu şiirde saklıdır artık

Kim okursa okusun

Kim dinlerse dinlesin

Bu şiirde ben hala ağlıyor olacağım be abi...

Çünkü ben onu gerçekten seviyorum

Çünkü ben artık çok yoruldum be abi...

Şimdi o da gitti...

Ağlıyor musun abi...

Ağlıyor musun...



16/Temmuz/2001/Pazartesi/SARAY...

Bülent Ecevit BİRİCİK...





BİR GÜN SEN DE GİDECEKSİN BİLİYORUM...


Bir gün sen de gideceksin biliyorum...

Gözlerimde küçük bir bulut gibi kalacaksın

Kırık bir dal gibi yağmurum olacaksın umutlarıma

Omuzlarında ötüşleri duyulacak özlem kuşlarının

Yüzümüze düşmüş ay tanesinde şarkılar esecek

Ve adının arasında ne güzelde duracak sarı güller

O zaman unutur muyum seni...söyle unutur muyum?..



Bir gün sen de gideceksin biliyorum...

Sonbaharlara ilk rüzgar gibi geleceksin

Kuşlar gibi konacaksın gökyüzünün ellerine

Hatırladıkça seni şiirler yazılacak ıslanan baharlara

Koy dudaklarımdan bir gülümseme esecektir gözlerine

Öğrettiklerin ve arkadaşlığın kalacak yüreğimde

Çok uzak denizlerden süzülecek bu ayrılığa sevgiler...



Bir gün sen de gideceksin biliyorum...

Mektuplar hep yeni çiçekler açacak belki de

Uzak vadilerin üzerine dikenli bir güneş batacak

Ama kalemlerden düşecek bir damla söz

Yıldızları aydınlatacak güne yeniden başlamak gibi

Mutluluğu anlatacağız yine akşam nöbetlerinde

Ve adın solmasın diye söylenmeyecektir kimseye...



Bir gün sen de gideceksin biliyorum...



05.01.2000/SARAY...

Saat:21:10:23.

Bülent Ecevit BİRİCİK...





OYSA...


Zamanın dalından solmuş bir çiçek

Yıllara ağlamayan

Oysa özlemek gelirdi

Yalanlara açık oynarken kartları...



Eski kitaplardan yeni bir yazı okuyabilir misin?

Aynı şeyleri yazmaktan sıkıldım anlıyor musun?

Ölüm benim en iyi dostum olmuş şimdi

Nerdesiniz bildiğim beni unutan insanlar...



Kar bile yağıyor eski şarkıların sözlerine

Bir filmin sonu bile başa alınmıyor

Dağlardan da duyulmuyor çobanların türküsü

Şımardık...saatlerin sesini unutarak...



Zamanın rüzgarından koparılmış bir çiçek

Yıllara yırtılan

Oysa ağlamak gelirdi

Yalanlarını bende unutan onlara...



26.11.1999/SARAY...

Bülent Ecevit BİRİCİK...







CAFE DOWN’DA BİR AKŞAMÜSTÜ...


Cafe Down’da bir akşamüstü

Yüreğimizden serdik sevgileri kaldırımların üstüne

Herkes gibi yağmurlarda bizim yanımızdaydı

Baharın ilk çiçekleri bizdik bu şehirde

İlk biz verdik mutluluğu insanların gözlerine

İlk biz gösterdik hayatın anlamını burada

Şimdi çocuklar ilk kez sildi gözlerini bu cafe’de

Ve yaşamanın ne güzel olduğunu anlattık

Bu şehrin yalanlarından kalkıp...

Cafe Down’da bir akşamüstü

Bir sohbet yayılır yüreklerden dudaklara

Bir sıcak çaydan geçer sessiz kelimelerin çığlıkları

Sokak lambasından bir güvercin bakar bu şaşkınlığa

Yapraklardan kaçan rüzgarlar geçer kapımızdan

Yıldızlar kaymaz gözlerimizden

Biz hep böyleydik ama...siz görmüyordunuz...

Siz anlamıyordunuz...

Biz...hep böyleydik...

Cafe Down’da bir akşamüstü.

Ellerimizden tutun şimdi

Ve sizde yürüyün gökkuşağının renklerine doğru

Elele paylaştıkça herşeyi kelimeler yetmeyecek bize o zaman...

Ve bir gün hepimiz ne kadar çok şey başardığımızı göreceğiz

Gelin. Herkese yetecek kadar umut var bizlerde...

Herkese yetecek kadar sevgi var bizlerde...

Gecenin rengine içimizi döktük yarına hazırlanırken...

Siz de yanımızda olun renkler misali...

Cafe Down’da bir akşamüstü...



Bülent ECEVİT BİRİCİK...

14 Mayıs 2001 Pazartesi/SARAY...







HASAN REİS...


Anlatacaktı bir gün o eski balıkçılar

Sönen bir yangın alevini

Uzaklaşan martıları

Alabora olan gemileri

Anlatacaktı birileri...

Suçlu olan biz miydik?

Yoksa...seni vermeyen deniz miydi?

Balıkçı Hasan reis mi ya da?

İnanmadım ağıtlar savuran fırtınaya

Islandım yağmurlarda aylarca

Bir umudun sıcaklığında beklerken

Özlerken ağlayan bir bebek gibi

Ve sonra susmayan o kelimeleri gömerken kumsala

Martıların gözlerindesin

Gelecektin bir gün Hasan reis...

Balıkçılar oluyordu

Köklerini toprağa ilikleyen ağaçlar gibi

Bir de çocuklar...

Dualarımı umut yapraklarıyla örten

Rüzgar çıktığında da denize dökülen

Akşamları ise sarhoşlardı dostlarım

Ateşin etrafında

Rakılarıyla, naralarıyla, şarkılarıyla...

Yudum yudum içip

Uzak gözlerle seyreden denizi

Ve dalıp giden birisi...

Hasan reis

Denize düşmüş bir akşam güneşi bakıyordu bana uzaktan

Kayalara gülen dalgalar

Ve yüreğimi parçalayan depremler gibi hırçın

Oysa bekliyordum hep

Geleceğine inanarak...

Buğusunda sabahın ilk gözyaşım düştü kumların saçlarına

Umudum bir buhar gibi dağılmıştı

Hasan reis...

Bir deniz biliyordu ağladığımı

Martılar gördü bir de...

Yıldızlar kaydı gökten

Bir turna geçti bulutları yalayarak

Yalnız başına ve umursamadan

Bir de rüzgar...

Yanağımdan sürtünüp geçen

Gözlerimde acıyan hasretin

Umudunu yitirmeyen masumiyeti kaldı yüzümde

Beni unuttun değil mi Hasan reis?

Almadan gittin tek başına

Bırakıp hepimizi...

25.Aralık.1998/SARAY...

Bülent ECEVİT BİRİCİK...





FATOŞ...


Gözlerinde ağlayan o çiçeğin bir yaprağı da sen misin?

O dikenlerde kurumuş

Yağmur deliklerinin avuntusu mu vardı?

Yüreğinin derinliğine saklanan

O güzel yüzünün benden kalan hüznü müydü yoksa?

Sen ağlamasana Fatoş...



O güllerle serili yolun bir gülü de sen misin?

Kokunla beni gölgelerden yıkayan

Ellerinin serinliği mi vardı ferahlatan?

Dağların ucunda bir avuç karda

Güldüğün zaman hayata bir tokat da senden olsun...

Sen ağlamasana Fatoş...



İçimde uyuyan bir gizem de sen misin?

Masallardan dinlediğim o prenses misin?

En sonunda mutluluğa sarılan

Başını eğdiğin zaman saçlarının arkasından bakan

O rüzgarın kızı da sen misin?

Sen ağlamasana Fatoş...



Senin dışında silinen akşamlarının

Şarkılarda parlayan yıldızları mı vardı dilinde?

Karanlığa yürüyen gizli sözler mi söylenemeyen?

Yoksa ağlarken dudakların mı izin vermeyen?

Hadi durma...arkana bakmadan koş

Sen ağlamasana Fatoş...



04.Mart.1999/Perşembe/SARAY...

Bülent ECEVİT BİRİCİK...

Hepimiz...

Hep birazcık daha yalan söyleriz hayata

Birazcık daha gülmek

Birazcık daha aşık olmak için...



21.2.2001/Çarşamba/SARAY...

Saat:23:43. Bülent ECEVİT BİRİCİK





Senin olmadığın her yerde

Sessizlik vardı

Biliyor musun?

Ve ben...hala düşüyordum

Ellerin yoktu...

Tutamıyordum...



11.3.2001/Pazar/SARAY...

Saat:00:50

Bülent ECEVİT BİRİCİK...





Her şeyden biraz sıkılıyor işte insan

Bazen kaybolmak istiyorum

Bazen de yaşamak istiyorum....



20.2.2001/Salı/SARAY...Saat:10:46

Bülent ECEVİT BİRİCİK




SisLiVadi Anasayfa