Yılmaz GüneyGerçek adı Yılmaz Pütün olan sanatçı,nüfus kaydına göre 1937,kendi ifadesine göre 1931'de,kan davalı bir ailenin çocuğu olarak Adana'da doğdu.İstanbul İktisat Fakültesi'nde öğrenimini sürdürürken Atıf Yılmaz'la tanıştı.58' de Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Bu Vatanın Çocukları" filmiyle oyunculuğa başladı,senaryo çalışmalarına katıldı. 56 yılında Onüç dergisinde yayınlanan "Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri" başlıklı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle,1,5 yıl hapse mahkum edildi. Konya sürgününden sonra 63'te senaryosunu yazdığı ve başrolünü oynadığı Ferit Ceylan'ın "İkisi de Cesurdu" filmiyle ilk kez dikkat çekti.Daha sonra "On Korkusuz Adam","Koçero" gibi filmlerle Güney,"çirkin kral" olarak sinemamıza damgasını vurmuştur.70'te toplumsal yetenekleri sergileyen "Umut" filmiyle Türk sinemasında yeni bir dönem açtı,"Baba"yla melodram sinemasının en düzeyli örneklerinden birini verdi.72'de, yasadışı THKP-C örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı,74 affıyla özgürlüğüne kavuştu.Hapishane yıllarında "Salpa" gibi öyküler,Orhan Kemal roman ödülünü kazanan "Boynu Bükük Öldüler" gibi romanlar yazdı.74'te "Endişe" filminin çekimleri için gittiği Adana'nın Yumurtalık ilçesinde, bir tartışma sonucu hakim Safa Mutlu'yu öldürdü ve 24 yıl hapse mahkum edildi.En olgun senaryoları, "Sürü","Düşman"ve "Yol" ,bu ikinci hapislik döneminde yazıldı.8 yıllık mahkumiyetin ardından,81'de Isparta Cezaevi'nden bayram izni alarak çıktı ve yurt dışına kaçtı.12 Eylül darbesinden sonra filmleri toplatıldı,adını anmak yasaklandı.Yurt dışına kaçırdığı "Yol" filmi,82 Cannes Film Şenliği'nde Altın Palmiye'yi kazanarak,Türk sinemasına en büyük yabancı ödülü getirdi.83'te Türk vatandaşlığından çıkarıldı.Aynı yıl Fransa'da çektiği son filmi "Le Mur-Duvar"olumsuz eleştiriler aldı.84'te Paris'te mide kanseri sonucu yaşamını yitirdi. |