Dr.Sinan Doğantürk
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Ankara
Yara İyileşmesi
Dr.Sinan Doğantürk
Genel bilgiler:
w
Yaralanma
olayı bir şekilde lokal ve sistemik immün yanıtları aktive etmektedir.
Yara iyileşmesi,büyüme ve rejenerasyon
fenomenleri ile ilişkili komplex ve dinamik bir olaydır.
w
Sütür materyallerinin doğru kullanımı ve seçimi
için yara iyileşmesinin iyi bilinmesi gerekir
w
Bu olay;pıhtılaşmadan;inflamasyon,sellüler
proliferasyon,anjiogenesis,lenfatik kanal teşekkülü ve ekstrasellüler matrix
sentezine kadar yüksek derecede integrasyon ve organizasyon gösterir.
w
Tüm cerrahi dalların temel konularından biri,
çalışılan bölgedeki organ ve dokuların yaralanmaya verdikleri yanıt,iyileşme
süreci ve bunun klinik uygulamadaki önemidir.
Yara
iyileşmesi” mekanizmasına göre “ 3 gruba ayrılır.;
w
a-Primer iyileşme :Kesilmiş
olan temiz bir yaranın, cerrahi olarak kapatılması ve komplikasyonsuz
iyileşmesidir.Birincil yara iyileşmesi veya primer kapama da denir.
w
Yaranın
kapatılması ve yara kenarlarının tam olarak karşı karşıya gelmesi ile onarım
süreci başlar.Yara tüm tabaka yaklaştırılır,arada kalan sınırlı boşluk,fibrin
ile dolar.Fibrinöz yapışma, yaklaşık 24 saat alır.48.saate gelindiğinde epitel
hücreleri altta oluşan ince skar dokusunub örter.Bu 48 saatlik süre içinde yeni
bağ dokusu oluşumu görülmemektedir.
Primer iyileşme
w
Mikroskopisinde yara ve sütür materyali hattı
boyunca dermis içine doğru epitelial ilerleme olduğu gözlenir.Yani iyileşme
sadece insizyon boyunca değil sütür materyalinin geçtiği bölgelerde de
olmaktadır.
w
Mikroskopisinde yara ve sütür materyali hattı
boyunca dermis içine doğru epitelial ilerleme olduğu gözlenir.Yani iyileşme
sadece insizyon boyunca değil sütür materyalinin geçtiği bölgelerde de
olmaktadır.
Yara iyileşmesinin 3 fazı bulunur:
w
1-Duraklama fazı(Lag phase):Yaralanmadan sonraki
1. ve 4. günleri kapsar.(genellikle ilk hafta).Bu fazda inflamasyon ve fagosit
debridman’ı oluşur.Bu dönemde yara gerginliği, esasen sütürler tarafından
sağlanır.Bu fazda “inisiyal kollajenoliziz” olur ve kollajen sentezi için
gerekli komponentler toplanır.Yara gerginliğinin yaklaşık %10’u bu fazda
sağlanır.
w
2-
Proliferatif faz: 5-21.günler arasındadır.Fibroblastlar ana madde içine,
kollajen kafes yaparlar.Fibroblastlar 3. günden itibaren görülmeye başlarlar.Bu
fazda yara gerginliğinin ancak %45’ine ulaşılır.
w
3-Remodelling fazı(maturasyon fazı):22.günler ile ilk 1 yıl
arasındaki fazdır.
w
Yara gerginliği neredeyse % 90’ların üzerine
çıkmaktadır.Bu fazda kollajen molekülleri aralarında sıkı çapraz bağlar
yaparlar.
b-
Sekonder iyileşme
w
Açık yaralarda, granülasyon dokusu
oluşması(makrofaj.endotel,lökositler ve fibroblastlarca oluşturulan iyileşme
dokusudur. Tüm boşluğu doldurma eğilimindedir.) retraksiyon ve yüzeyin epitelizasyonu ile karakterizedir.
w
Yaralanmadan , 4-5 gün sonra yara yeri
fibroblastlarca istila edilir.Başlangıçta bu açık yara, pıhtı ve eksuda ile
doldurulur,oluşan bu kabuk, yara yüzeyini örterek derindeki dokuların nemli
tutulmasını sağlar.Nemli bölgelerde kollajenolizis ve hasarlı dokuların
fagositik lokositlerce sindirilmesi olayı gerçekleşir
w
Bu durum, vücudun kendi kendine yaptığı bir çeşit
debridmandır
w
Sekonder
iyileşmede yaralanmadan 30-40 gün sonra
yara,”skar epiteli” ile örtülür.Bu cins epitel frajil olup
alttaki dermis ile bağlantısı zayıftır.
w
Özel olarak diferansiye olmuş, aktin ve
myozin içeren fibroblastlar(myofibroblastlar) “yara kontraksiyonu”
adı verilen iyileşme sürecine yardım ederler.Sırasıyla kollajen tip1 ve tip 3
oluşur ve bunların arasında çapraz bağlanmalar gelişerek, skarın temel formu
oluşur.Epitel yara kenarlarından harekete geçerek bu dokunun üzerini örter.6-12 ay süren bir peryodda skardaki
kollajen matür hale geçer,tip 1 kollajen kaybolur,skar incelir,damarlar hacim
ve sayıca azalarak hiperemik ve damardan zengin skar dokusu sınırlanır.
w
Sekonder
iyileşme süreci daha uzun süre alır(30-40 gün) ve büyük skarlar
oluşabilir.İnfekte yaraların çoğu ve yanıklar bu şekilde iyileşir.
w
c-
Gecikmiş primer iyileşme:4-5 gün açık bırakılarak drene
edilen bir yaranın primer olarak kapanmasıdır.
w
Yaralanma olayı
;travma tipine bağlı olmaksızın yara bölgesinin morfolojik ve
fonksiyonel özelliklerinin yeniden kazanılmasını sağlayacak bir seri fizyolojik
olayı başlatır ve içiçe geçmiş birçok dinamik olayın başlamasına neden olur.Bu
olaylar:
w
1-Erken veya akut inflamasyon fazı
w
2-Endotel ve fibroblast çoğalması ile karakterize
proliferatif faz,
w
3-Neo vaskülarizasyon,
w
4-Epitelizasyon,
w
5-Yara kontraksiyonu,
w
6-Maturasyon fazı aşamalarından meydana gelir.
w
Travmaya
cevabın en erken döneminde ;yara bölgesinde vazokonstriksiyon ve pıhtılaşma
fenomeni ile birlikte “vasküler oklüzyon” meydana gelir.Kısa bir süre sonra da
“aktif vazodilatasyon“ile kan akımında ve vasküler permeabilitede artış sonucu
plazma ve doku kaynaklı inflamasyon mediatörleri ortaya çıkar.
w
Yara iyileşmesinin erken fazında predominant hücre:PMNL’lerdir.Birkaç
saat içinde yara bölgesine gelirler.Enfeksiyona karşı korunmada birincil ve
önemli bir rol oynarlar.(Daha sonra bunları mononükleer h.ler takip ederler.)
w
İlk 48 saat içinde(2. gün) yara bölgesine gelen aktif
makrofajlar iyileşme olayı için esastırlar.5.gün civarında baskın hale
gelirler
w
Makrofajların
görevleri :Nekrotik dokuların yok edilmesi
w
Yabancı cisimlerin ortadan uzaklaştırılması
w
Fibroblastların,endotel h.’nin ve diğer
makrofajların yara alanına göçü,matürasyonu ve maximal kollajen sentezlemeleri
vs.
w
Yara
alanını santimetre karesi başına kilogram cinsinden ifade edilen “YARA
GERİLİM KUVVETİ”ne”TS” denir.Ödemli deride bu normalin
yarısıdır.Postoperatif ilk haftada TS gittikçe artarak 2. haftada max’a
ulaşır.Örn:fascia’da orijinal TS’nin yarısı 50 günde ,%80’ini ise 1.yılda
kazanılır(max.).TS artışında en önemlisi kollajenin artışı değil bunlar
arasındaki intra ve intermoleküler kovalan bağların artmasıdır.Bağırsaklar ise
14.güne kadar hızla kuvvet kazanıp,35.günde normal gücüne ulaşırlar.Bu kolonda
120 gün;mesanede 14 gün’dür.
YARA İYİLEŞMESİNİN EVRELERİ:
w
1-İNFLAMASYON:Travma
veya yabancı cisimlerle doku harabiyetine karşı vücudun bağışıklık yanıtı ile
oluşturduğu bir cevaptır.
w
”İnflamatuar h. erken migrasyon dönemi”(birçok
kimyasal maddeden etkilenir) ve “inflamatuar h.proliferasyon dönemi” (hipofiz
growth hormondan etkilenir) olmak üzere 2 dönemi vardır.
w
Travma ile kan damarlarının endotel bütünlüğünün
bozulması,kan elemanlarının doku aralığına çıkmasına neden olur.Böylece
subendotelial tabakadaki tip 4 ve tip 5 kollajene temas platelet agregasyonuna
neden olur (Bu olay endotel h. ve plateletlerden salınan multimer protein olan
“von willebrand faktör” aracılığıyla platelet “membran
glukoproteinreseptörlerinin” subendotelial kollajene ve birbirlerine bağlanması
sonucudur.)böylelikle aktive olan plateletler;VWF dışında ;
w fibronektin-Serotonin,Büyüme
faktörü ,PAF, Adenozin difosfat
,Faktör5,12-HETE,Tromboxan A2’de salgılayarak inflamasyonu
başlatırlar.
İnflamasyon
fazı devam
w
Travmada
PMNL’den sonra gözlenen hücreler:MONOSİT/MAKROFAJLAR’dır.(2.gün)Doku onarımının
normal sonuçları için sağlam hücresel immün yanıt temeldir.Makrofajların yara
yerine gelişini, bakteri ürünleri ve C5a uyarırsa da EN POTENT uyarıcı:TGF-beta’dır(Transforming
growth faktör) Bölgeye gelerek uyarılan Makrofajlar 100’den fazla molekül
(Kemoatraktanlar,Growth faktörler,proteazlar)sentezleyebilmektedirler Bunlar
inflamatuar yanıt üzerinde etkilidirler:
w
Makrofaj ürünleri:
w
-Reaktif O2 ara ürünleri
w
-Arakidonik A. Metabolitleri
w
-Kollajenaz
w
-İL-1
w
-TNF(kaşektin)
w
-İL-6
w
-PDGF(platelet kaynaklı büyüme faktörü)
w
-CSF
w
-TGF alfa-beta
w
-İFN-alfa(makrofaj kaynaklı)vs. Bunlar arasında en
iyi bilineni İL-1’dir:ateş,endotelial
h.’e etkisi, fibroblastlara etkisi,kartilaj yıkımı, kemik
yıkımı,lenfosit-makrofaj ve PMNL’lerin agregasyonu gibi görevleri bulunur.
Steroid etkisi:
w
Steroid etkisi:
İnflamasyon fazında etkili olan steroidler;inflamatuar h.sayısını
azaltmaktadırlar;lizozomu stabilize ederler;kollajenazı aktive ederler;prolil
hidroksilaz ve lizil oksidazı inhibe ederler;epitelizasyon ve yeni kapiller
oluşumu azalır;kollajen birikimlerinde kovalan agregasyon olmaz;yara gerilim
kuvveti azalır;yara kontraksiyonunu inhibe ederler.Yara iyileşmesinin 3.
gününden sonra steroidin iyileşme fenomeninde hiçbir inhibitör etkisi
saptanmamıştır!
2-FİBROBLAST
PROLİFERASYONU
w
Travmayı
takiben aktif platellet ve makrofajların salgıladıkları mediyatörlerin
etkisiyle çevre dokudan fibroblastların yara bölgesine gelmesi ve proliferasyonu sağlanır(36-72 s.içinde)
w
Fibroblastlar,perivasküler bağ dokusundan
kaynaklanırlar.Fibrin lifleri boyunca ilerleyerek yara bölgesine gelirler.Yarada
iskeminin yol açtığı laktat seviyelerindeki yükselme de fibroblast
migrasyonunda stimulus olmaktadır.Aktif fibroblastların sekrete ettikleri “Beta
–interferon” otokrin bir inhibitör ‘dür.
w
Fibroblastlar her 18-20 saatte bir bölünürler.
2-FİBROBLAST
PROLİFERASYONU
w
.Plazmada bulunan PDGF,FGF(fibroblast büyüme
faktörü),Kalsiyum fosfat gibi mitojenler ve Somatomedin , EGF(Epidermal G.F)
gibi gelişme faktörleri de fibroblast proliferasyonunda etkilidirler.Yaranın
gerilme kuvveti(Tensile strength) bu evrede gittikçe artar.
w
Prolifere
olan fibroblastlar 4-6. günden itibaren kollajen üretmeye başlarlar.Kollajen
yapım ve yıkımı denge halindedir. Kollajen ; triple helisial konformasyonda bir
molekül olup bir kısmının gen lokalizasyonları bilinmekle birlikte “13 tip
kollajen” mevcuttur.
w
Kollajen oluştuktan sonra intermoleküler bağlarla
stabilize olur ,dayanıklı bir yapı kazanır.Yani doku yaşlandıkça ,kollajen
bağlar daha stabil hale geçerler.
w
E vitamini,aynen steroidler gibi membran
yapılarını stabilize ettiğinden yara iyileşmesini kollajen sentezi aşamasında
inhibe eder.Bu etki A vitamini ile antagonize edilebilir.Askorbik asit(C
vitamini) ,prolil ve lizil hidroksilazlar için mecburi
kofaktördür.prokollajenden kollajen oluşumunu sağlayan protokollajen hidroksilazın
kofaktörüdür.(diğerleri:O2+Fe++)
w
Eksikliğinde kollajen sentezinde ve TS’de azalma
olmaktadır.(skorbüt hastalığı)
w
TGF-beta,İLGF,İL-1 kollajen sentezini arttırırken;İFN-gama,TNF
ve steroidler kollajen gen transkripsiyonunu inhibe ederler
2-FİBROBLAST PROLİFERASYONU
w
Ayrıca yara yerinde yaygın hematom ,nekrotik doku,
ve bakteri bulunması(beta hemolitik streptokok dışında gram doku başına 105’den
fazla bakteri) hem yeni kapiller formasyonunu hem de fibroblast hareketlerini
inhibe eder.
w
Cerrahi insizyondan sonra oluşan skarın; kollajen miktarının sabit
kalması, aynı anda süratli bir kollajen yıkımının da bulunduğunun işaretidir.Bu
2 proçes arasındaki denge, yaranın gerilme kuvvetini belirleyen önemli bir
faktördür.
3-NEOVASKÜLARİZASYON:
w
Yara yerindeki mevcut venüllerin anjiogenik
uyarıya maruz kalması ile ki bunlar;
w
Direkt anjiogenik faktörler:”Heparin bağlayıcı
anjiogenik faktör”;”TGF-alfa”;”TNF-alfa”
w
İndirekt anjiogenik faktörler:”TGF_beta” ve
“PGE1-E2”.
w
Bu
damarlardaki endotel hücreleri, vasküler bazal membranı parçalayıcı enzimler
sekrete ederler.Bundan 24 saat sonra endotel h.’i göç etmeye başlarlar endotel
h. tomurcuklarından kapillerler meydana gelir.) ve bölünüp farklılaşarak
tübüler bir lümen oluştururlar.Plateletlerden salınan PDGF önemli bir
anjiogenik maddedir,özellikle vasküler düz kasın gelişimini uyarır.
3-NEOVASKÜLARİZASYON
w
Kollajen
sentez ve yıkımı da ,endotelial bazal membran kompozisyonunu veya sellüler
matrix bağlantılarını değiştirerek
anjiogenezisi kontrol eder.Yani anjiogenesis,ekstrasellüler matrix birikimi ve
modülasyonu ile kontrol edilir.
w
Ayrıca
yara bölgesi normal koşullarda hipoksik olup düşük O2 basıncı da,anjiogenezis
için bir uyarıdır.Neovaskülarizasyon ilerledikçe yara bölgesi hipoksisi ortadan
kalkacağından buda anjiogenik uyarıyı azaltır ve ortadan kaldırır.(negatif
etki)
w
Heparin
de endotelial h. hareketini uyarır;anjiogenik faktörün aktivitesini
arttırır.;”heparin bağlayan growth faktör”ün insan epitelial h.deki
reseptörlerini aktive eder;( “heparin antagonistleri”nin anjiogenezisi inhibe
ettikleri
bilinmektedir!)
4-EPİTELİZASYON
w
Epidermis ,derinin sıvılara geçirgen
olmayan,travmaya ve radyasyona dirençli bölümünü oluşturur.
w
Epidermisin tabanındaki bazal membran oluşturduğu
hemidesmozomlarla ,epidermisi dermise bağlar.
w
Yaralanmadan sonra biriken eksuda sıvı kaybederek
kabuk halini alır ve ilk 2-3 saatte epitel kenarlarında migrasyon başlar.24-72
saatte yara tabanı, ince bir tabaka epitel ile örtülür.4.günde keratin
asitlerle kaplanır.
w
Bazal membran zonu üzerindeki bazal epidermal
h.’lerin fibronektinle uyarılan aktif fagositoz fonksiyonları vardır.Bu zon
intakt ise yara kapanması hızlıdır.
4-EPİTELİZASYON
w
Hareketli h.’ler göçleri sırasında bazal
membranlarını,fibronektin,Tip 4 kollajen ve laminin gibi maddeleri salgılayarak
meydana getirirler.Bu geçici bazal membrandır.Hareketli h.’ler fibronektin ve
vitronektini hareketlerinde destek olarak kullanırlar.
w
Epitelizasyon için spesifik uyarının ne olduğu
halen bilinmemektedir.Bilinen şudur ki kontakt inhibisyonun olmadığı epitelin
serbest kenarından hareket başlamaktadır. Aktin ve myozin stoplazmik çıkıntının
bulunduğu tarafa akar ve bazal membrana yapışan bu protrüzyon yönünde hücre,
stoplazmik kontraksiyonla yer değiştirir.
4-EPİTELİZASYON
w
Postop.ilk birkaç günde epitel,fibroblastlar,endotel
h.arasındaki kohezyon kuvveti ,yara gerilim kuvvetine katkıda bulunan en önemli
faktördür.
w
Yani bu dönemde yara kolaylıkla açılabilir ve
yaranın bütün kuvvetini sütür materyali sağlar.
5- YARA KONTRAKSİYONU:
w
Yara kontraksiyonu yeterli mobilitesi olan
bölgelerde yara kapanmasında en etkin mekanizmadır.
w
Doku kaybı olan yaralarda ,yara bölgesi;çevre
dokunun bütün kalınlığınca sentrpedal olarak defektin geometrik merkezine
ilerler.
w
Bu olay yara oluşumundan 5-7 gün içinde başlar ve
dinamik bir olaydır.Hücre ve matriksin karşılıklı etkileşimi sonucudur.
5- YARA KONTRAKSİYONU
w
Bu
olaydaki kontraktil kuvvetin kaynağı
Fibroblast(myofibroblast)hareketidir.Kontraksiyon oranı ilk 2-8 hafta en
fazladır.
w
Bunun aşırı olması hipertrofik skar ve distorsiyon
sebebidir.Bu sonuçlar yara bölgesinde yapı ve fonksiyon bozukluğuna yol açar
w
Patolojik yara kontraksiyonunun önlenmesi için
geniş, açık yaralarda tam tabaka deri graft’i;cerrahi girişimin uygun
planlanması;eksternal fiksatör kullanımı gibi işlemler yararlıdır.
6- MATÜRASYON FAZI
w
Yaralanmadan
3 hafta sonra kollajen yıkımı gittikçe artar.Sonuçta yıkım sentezden
daha çok olmaya başlar.
w
Matürasyon fazında fazla kollajenin
temizlenmesinin yanısıra fibroblast ve inflamatuar hücrelerin sayısıda azalır.
w
6 ay kadar süre içinde kollajen liflerin ,lokal
mekanik kuvvetlere karşı daha iyi adaptasyon göstermesi sonucu yaranın gerilme
kuvveti bir miktar daha artarsa da normal düzeye gelmesi mümkün değildir.Bunun
ancak %80’ine ulaşabilir.
YARA İYİLEŞME PROBLEMLERİ:
w
1-KELOİD:Orjinal
yaranın sınırlarını aşan ,çevre dokulara granülasyon dokusu
invazyonudur.Cerrahi düzeltmeden sonra genellikle tekrarlayan “Otozomal
dominant” geçişli bir bozukluktur.
w
Etyopatojenezinde;Keloid dokuda saptanan aşırı IgG
düzeyi nedeniyle bunun,bir Ag-Ab
etkileşimine sekonder Kr.inflamasyon olduğu ve fibroblast proliferasyonunun ve
üretiminin(kollajen)aşırı indüklendiği
ileri sürülmektedir.
YARA İYİLEŞME PROBLEMLERİ:
w
2-HİPERTROFİK SKAR:Genelde
deri graft’leri yanında yada 2. ve 3. derece yanıklarda görülen bir olaydır.
w
Bunun patojenezinde de immün yanıtta artma olduğu
düşünülmektedir
w
Aşırı kollajen oluşumu Steroid (kollajen
sekresyonu azalır ve yıkımını arttırır) , Colchicine(yara
kontraksiyonunu inhibe eder) ,Betaaminopropionitril(lizil oksidaz
inhibitörü +kovalan bağları inhibe eder),D-penisillamin(bakırı
bağlar kollajen sentez ve agregasyonunu önler) ile azaltılabilir.
3-POSTOP.İNTRAABDOMİNAL ADEZYONLAR:Aşırı
kollajen birikimi ile giden en önemli sorunlardan biridir.
w
Mekanik intestinal obstrüksiyon veya
strangulasyon’a yol açabilir.
w
Bunun önlenmesi için ,doku travmasının
azaltılması, uygun oksijenasyonun sağlanması,bakteriyel kontaminasyonun
eliminasyonu,antienflamatuar ajanlarla lokal cevabın modifiye edilmesi ile olay, en aza indirgenebilir.
w
1995’de
yapılan 120 vakalık bir çalışmada(Netherlands leiden
üniversitesi)Cerrahi sonrası adezyon gelişiminin inflamatuar rxn.ile kantitatif ilişkisi
araştırılmış:adezyonların ve inflamatuar rxn’un sütür materyalleri ve çaplarıyla
değişiklik gösterdiği ancak
adezyonların inflamatuar rxn ile mi?,bizzat cerrahi travma ile mi? Ya da yabancı materyalin miktarı ve tipi ile mi? Oluştuğunun büsbütün izah
edilememiştir.
w
Bu çalışmada prolen ,vikril ,katgüt kullanılmış ve
sonuç olarak cerrahi sonrası gelişen adezyon formasyonunun
yaygınlığı,inflamatuar rxn.ile ilişkisiz bulunmuş.
YARA
AÇILMASI(DEHİSCENCE):
w
Yara ayrılmasında periton da açılır ve karın
organları dışarı çıkarsa buna “eviserasyon” adı verilir.Görülme oranı % 1’dir.
w
Obesite,respiratuar
sorunlar(atelektazi,öksürük),malign Tm’ler,malnütrisyon,intraabdominal basınç
artışı(ascite,paralitik ileus),sarılık,sigara içimi bunda etkili faktörlerdir.
w
Yara açılması ilk 24 ssati takiben 7-10 gün içinde
ortaya çıkabilir.İlk klinik belirti sütür aralarından bol miktarda kanlı seröz
akıntının gelmesidir.1-2 dikiş alındığında karın fasciasının yapraklarının
kısmen veya bütünü ile açık olduğu görülür.Bazen ise deride açılma olmaksızın
fascia’nın açıldığı gözlenir.
w
Evisserasyon varlığında yaranın acil şartlarda cerrahi olarak kapatılması
gerekir.
w
Hasta açıldığında; dehiscence’ye yol açabilecek
intraabdominal patolojiler eksplore edilmelidir.
YARA İYİLEŞMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
:
1-
LOKAL FAKTÖRLER:
a-İSKEMİ:Genel
hipotansiyon,periferik vasküler hastalıklar,damarların bağlanması,yaşlanma
sonucu lokal vaskülarite azlığı, yara dudaklarındaki ölü dokuların varlığı,çok
sıkı aralıklarla sütür konması gibi nedenlerle ,dokunun iyileşmesi için gereken
besleyici elemanların yetersiz girişi,beyaz küre ve fibroblast akımının
azalması,O2’nin azlığı(PaO2:kollajen sentezini etkileyen önemli bir
faktördür.Eksikliği stabilize olmamış,kollajen yapımına yol açar.Sigara içimide
bunu azaltmaktadır.) gibi sonuçlar doğurarak yara iyileşmesini olumsuz yönde
etkiler.
b- GERİLİM
w
Yara dudaklarının biraraya getirilmesi için aşırı
kuvvet sarfediliyorsa yara geriliminden
bahsedilir.
w
Cildin mobil olduğu bölgelerdeki yaralar ve ciltte
doku kaybının yoğun olduğu yaralarda buna eğilim özellikle fazladır.
w
Bu mekanik gerilme ile doku, iskemiye zorlanacak
ve sıkı sütürlerden dolayı doku dış kısımlardan yırtılacak ve derin bölgelerde
ölü doku alanları artacaktır.Graft veya flap’ler ile doku geriliminin
eliminasyonu sağlanabilir.
w
Mobil bölgelerde postoperatif olarak, yara
bölgesi tespit edilerek mobilizasyon
önlenebilir.
c- ÖLÜ BOŞLUKLAR
w
Yara bölgesinde derin kavitelerin varlığı,kan ve
seröz materyalin kolleksiyonuna neden olur.
w
Bu durum bakteriler ve enfeksiyona yatkınlık
açısından uygun bir vasat sağlar.Yaranın tam olarak kapatılmasına özen
gösterilirse ölü boşluk oluşumu büyük ölçüde önlenebilir.
d-YABANCI CİSİMLER VE KONTAMİNASYON
w
Kontamine yaralarda yara enfeksiyonu önemli bir
problemdir.
w
Özellikle iskemik yaralarda ve hematom veya sıvı
birikimi olan yaralarda sıktır.
w
Ameliyathane şartlarında dahi tüm yaralar bir
ölçüde kontaminedir.İmmün yanıtı sağlam olan bireylerde bu sorun yaratmaz ve
yara iyileşmesi etkilenmez.Asepsi kurallarına uyulması bu olayı azaltmakta en
etkili yoldur.
w
Dışarıdan
yabancı materyalin varlığı(protez,sütür,ölü dokular),inoküle olan bakteri
miktarı,hematom;yara ayrılması(dehiscence) ve enfeksiyon riskini artırmaktadır.
w
Kasık
ve perine bölgesi gibi kirli alanlarda kontaminasyon uzun sürelidir.Yeterli
debridman ,yara yerinin lavajı ve antibiyotik kullanımı bu sorunların
önlenmesinde, gerekli kesin koşullardır.
w
Yara
enfeksiyonu; yaşlılarda ,KVS hastalığı olanlarda,nutrisyonel ve immun bozukluğu
olanlarda artmaktadır.
w
Yara
enfeksiyonuna en sık yol açan organizmalar;stafilokok,streptokok,koliform
bakteriler ve özellikle iskemik dokularda çoğalan anaerob bakterilerdir.Ciddi
bir enfeksiyon için dokunun her gramında 100,000 bakteri bulunmalıdır.Bu
sayının üzerinde yara iyileşmesi görülmez. Bunun nedeni bakteriyel
proteazlar,hemolizinler,lokosit kemotaksisini inhibe eden faktörlerdir.Bu
durumun tek istisnası beta- hemolitik streptokoklardır.Bunda sayı ne olursa
olsun,yaranın kapatılması başarısız olmaktadır.
e- HEMATOM
w
Yara hematomu enfeksiyon ve bunu takip eden
komplikasyonlar için predispozisyon yaratır.
w
Yetersiz hemostaz,damarlardaki spazmın çözülmesi
nedeniyle olan kanamalar,yara enfeksiyonunda olan geç kanamalar,hastanın
antikoagülan ilaç kullanması,DİC gelişimi, hemorajinin temel sebepleridir.
w
Hasta ile
ilgili faktörlerin bilinmesi ve hemostaz açısından sıkı bir dikkat bu tür
problemleri minimalize edecektir.
f-LOKAL TRAVMA
w
Dokudaki hasar, onun ezilerek parsiyel veya total
olarak iskemik kalmasına yol açar. Bu da enfeksiyon için çekirdek vazifesi
görür.
w
Lokal travma inflamatuar yanıtı ve benzer yolla
sepsisi arttırır,kollajenolizi arttırır(özellikle gastrointestinal
anastomozlarda)Operasyonun dikkatli takibi ve geniş debridmanla bu olay
azaltılabilir.
g-KRONİK DOKU FAKTÖRLERİ
Kr.lenfödem(Venöz yetmezlik),Kr.iskemi,venöz hipertansiyon ve önceden skar
olması gibi olayların tümü buna katkıda
bulunur.
h-SÜTÜRLER:Sıkı atılan aşırı
sütürler, iskemiye ve yara kenarlarında nekroza neden olurlar.
İpek
gibi bazı sütür materyalleri inflamatuar yanıtı max. arttırır ayrıca yara enf. oranını ve
kollajenolizi arttırır.Tercih edilen sütürde keskin kısım dışta olmalı
,düğümler nazikçe ve sağlam atılmalı,yara gerginliği minimal tutulmalıdır
I-RADYASYON
w
Rektal kanser gibi bazı hastalıklarda modern
yaklaşım “preop.ışınlama” olup doku iyileşmesi, fibrozis ve mikroanjiopati
nedeniyle bir miktar bozulabilir.
w
Oysa postop.RT,
yara komplikasyonlarını daha da artırmaktadır.
w
Radyasyon etkisi ile yara iyileşmesi güçleşir,ve
bu yaralar kolayca ülsere olurlar.Bunun nedeni progresif tıkayıcı endarterite
bağlı gelişen doku iskemisi ve fibroblast proliferasyonuna radyasyonun direkt
etkisidir.
w
Bunlarda yara kontraksiyonu da bozulmuştur.RT’i
takiben yaralar travmaya karşı korunmalı,temiz tutulmalı,kuru bırakılmamalıdır.
w
i-DOKU TİPİ
:Deri,barsak, mesane gibi organların
rejenerasyon yeteneği sinirlere oranla daha yüksektir.
w
j-SİGARA KULLANIMI
:Preoperatif dönemde en az 2 hafta önceden sigara içilmesinin kesilmesi
önerilmelidir.Bu yara açılmasında (dehiscence )önlenebilir
faktörlerdendir.
w
k-ÇEVRE ISISI:Lokal
olarak artırılan ısının , vazodilatasyona yol açarak iyileşmeyi hızlandıracağı
belirtilmektedir.
l-YARANIN LOKALİZASYONU
w
Doku gerilmesinin en az olduğu yaralar,hem çabuk
iyileşir hemde ince bir skar bırakır.
w
Bu nedenle insizyonlarda bu bölgeler tercih
edilirler.Yüzde de alttaki kasa dik açı yapan insizyonlar tercih edilirler.
w
Ayrıca kanlanması iyi olan bölgelerde,iyileşme
hızlı olur.Bu mantıktan yola çıkılarak;baş boyun sütürleri 3-5 gün içinde
alınırken,bacak ve ayaktaki dikişler 10-14 günde alınırlar.
2-
GENEL(SİSTEMİK ) FAKTÖRLER:
w
Sistemik
faktörlerin ;immün fonksiyonlar ve kollajen sentezi üzerinde endojen etkileri olduğu gibi lokal
faktörler üzerinde de etkileri vardır,yara iyileşmesini geciktirirler.
w
Perioperatif
dönemde bunlara özellikle dikkat edilmeli ve tanımlanmalıdır.Çünkü
bunlarda çeşitli tıbbi,anestetik ve yoğun bakım konsültasyonları gerekebilir;
w
1-Yaş:Yaşlılarda
yara iyileşmesi iyi olmaz.Bunun nedeni ,kanlanmanın iyi olmaması,ek
hastalıklar,beslenme bozukluğu olabilir.
w
2-Tıbbi
durumlar :Diabetes mellitus,Kr. Vasküler hastalıklar,renal
yetmezlik,KC yetmezliği,Solunum yetmezliği,İmmün
yetmezlikler,Obezite,Heredite,Alkolizm,Hemorajik diatez(Hematom oluşma
ve yara enfeksiyonu oranı artar.)
w
Diabette
yara iyileşmesi kötü olup enfeksiyon oranı da yüksektir.Bunlarda ayrıca
periferik vasküler yetmezlik de vardır.
w
3-Anemi/Kan
kaybı:Kanamaya bağlı hipovolemilerde ,hipovoleminin plazma ile
düzeltildiği örneklerde HCT değerleri %50’den fazla bile düşse TS(yara gerilim kuvveti)sabit kalmaktadır.
w
4-Şok-Hipovolemi-Hipoxy
w
5-Kilo
kaybı-malnutrisyon( Beslenme durumu):Vücut ağırlığının %10-15’inin
kaybı ve hipoproteinemi( hipoalbuminemi yara açılması ve enfeksiyon sıklığını
arttırır.) iyileşmeyi olumsuz yönde etkiler.Ciddi yara iyileşme problemleri
görülür.
w
Vit
–C,Zn,Vit-A,Proteinler vs.Tiamin ,riboflavin ve pridoksin eksikliğinin de yara
iyileşmesini bozduğu ileri sürülmektedir.
w
Protein eksikliğinde ortalama 7 hafta sonra yara
iyileşmesi bozulmaktadır.Arjinin ve metionin iyileşmeyi olumlu yönde
etkilerken,hidroksiprolinin etkisi gözlenmemiştir.;
w
A vitamini
de temelde inflamatuar h.lerin yara granülasyon dokusu içine erken göçü için
gereklidir.İnsülin eksikliğinin ve steroidlerin,E vitaminin etkileri ,A-vit.
İle antagonize edilebilir.
w
Postravmatik dönemde,yapılan araştırmalarda doku ve plazma çinko
düzeylerinde azalma(DNA polimeraz ve transkriptaz Zn bağımlı enzimlerdir.)
saptanmaktadır.
w
Bunun düzeltilmesi epitelizasyon oranını;TS’i;kollajen
ve diğer proteinlerin sentezini normale döndürmektedir.(Zn eksikliği yoksa Zn
ilavesinin hiçbir etkisi yoktur.Aksine makrofaj hareketi ve fagositozu
bozar,lizil hidroksilazı inhibe eder.)
w
6-Majör enfeksiyonlar,Septisemi.
w
7-İlerlemiş malignensiler.
w
8-Steroid , Antimetabolit
,yüksek doz antienflamatuar ilaçların kullanımı, immunosupresif tedavi
.Steroidlerin ilk 3 gün içinde verilmesi halinde etkileri en fazladır.
w
9-Anestezi
şekli:Epidural anestezi alan hastalarda kanlanmanın bozulmadığı ,
hastanın aktif hareketlere daha erken dönebildiği ve böylece tromboembolik
komplikasyonların daha az ve yara iyileşmesinin daha hızlı olduğu
belirtilmektedir.
w
10-Hastanın mental ve fiziksel sağlığı
da yara iyileşmesinde çok önemli olan bir faktördür.
3-TEKNİK FAKTÖRLER
w
Yarayı değerlendirme becerisi ve cerrahi teknikler
, etkisi azda olsa yara iyileşmesinde önemlidir.Ve daha çok bireyin tecrübesine
bağlıdır.
w
Yara iyileşmesi sırasında yara kenarları
inflamatuar hücrelerce salgılanan enzimlerin
kollajeni parçalamasıyla yumuşar.Bu yumuşama yaranın her 2 dudağında en az 5
mm’yi bulur,enfeksiyon varlığında ise 10 mm ‘ye ulaşabilir.Bu nedenle özellikle
fascia yaklaştırılırken, dikişlerin yara dudağından iyice açığa konulması(5 mm)
önerilmektedir.
w
Sütürlerin 0,5 cm aralıklarla konulması maximum
kuvveti sağlar. Daha sık konulan sütürler kanlanmayı bozarak iyileşme proçesini
uzatırlar.
w
Abdominal insizyonların tek tek sütürler yerine
devamlı olarak kapatılması dehiscence şansını azaltmaktadır.
w
Yara iyileşmesinde tıbbın sunduğun tüm olanaklar
kullanılmalıdır.Örn :Topikal Growth faktörler,Yapay deriler,Epitel kültürü
yapılmış dermal komponentler,elektriksel stimulasyon gibi.
YARA BAKIMI
w
Yara bakımında öncelikle sistematik
düşünülmeli,hasta genel olarak değerlendirilmeli,beslenme ve sıvı-elektrolit dengesi
ayarlanmalı,enfeksiyon-varsa - kontrol edilmeli,sistemik hastalıklar açısından
her hasta bireysel olarak değerlendirilmelidir.Bu konuda dikkat edilecek bazı
noktalar bulunmaktadır.
1-Dıştan bası
yapan pansumanlar lokal doku perfüzyonunu bozabilir.
2-Yara yüzeyinin
dehidratasyonu yüzeyel hücreleri ve yüzeyel vasküler yapıları tahrip ederek
normal kan akımını bozar.Açık bırakılan yaralar, drenajı sağlamak için sık sık
temizlenmelidir ve SF’li ıslak gazlar kullanılmalıdır,bunlar günde en az 4 kez
temizlenmelidir.
3-Etil
alkol,İyod,Eter ve diğer antiseptikler intakt deride çok az travmatik etkili
iken açık yaraya sürüldüklerinde temas ettikleri hücreleri
öldürürler!
4-İleri derecede kontamine yaraların 3-6
gün açık bırakıldıktan sonra kapatılması(geciktirilmiş primer sütür),yara
içindeki bakteri konsantrasyonunu önemli ölçüde azaltmaktadır. Kontamine
yaralar asla primer olarak kapatılmamalıdır.(Antibiyotik almadan 6
saatten uzun bir süre geçmişse) Kapatılacağı zaman da emilemeyen yada
emilebilir “monofilaman” sütür olmasına dikkat edilmelidir.
5-Kaza ile yaralanmalarda(travmatik yaralar)
tetanoz profilaxy’si hemen ve mutlaka yapılmalıdır.
6-Yara kapatılırken gereksiz sıklıkta sütür
atılmasından ve aşırı koterizasyondan
kaçınılmalıdır. Her 2 olay da bakterilerin üremesine neden olur.
7-Yeni geliştirilmiş “poliüretran
bantlar” postop.ilk 24 saatte yüzeyden olan kontaminasyonları önlemede
yararlıdırlar.
8-Postop. 13 günden fazla hospitalizasyonlarda
nozokomial enf. ve yara iyileşmesinde gecikmeye daha sık rastlanmaktadır.
9-İyi bir yara bakımında temel ilke bütün
ölü materyalin yara bölgesinden uzaklaştırılması ve sıvı birikiminin
engellenmesidir.Aksi takdirde
enfeksiyon;fibrozis;hipertrofik skar;yabancı cisim granülomaları meydana
gelebilir.
10-Genel olarak absorbe olabilen
kollajenöz sütür materyalleri, lokal koşullara bağlı olarak 3 hafta süreyle
mekanik destek sağlarken(ilk 3 haftada total TS’nin %15 kadarı kazanılabilir)
sentetik absorbe olanlar (poliglikonik asit,PDS,poliglaktik asit) yaklaşık
60-90 günde absorbe olurlar.Bu nedenle hangi doku ne kadar mekanik desteğe
gerek duymaktadır?Bunun bilinmesi önemlidir.
11-Yara iyileşmesinin anlaşılması, sütür
alma yöntemine de bilimsel bir yaklaşım getirmiştir:Yüz sütürleri 4-5
günde;Boyun:3-5 günde ;Baş:7 günde;Karın ve gövde:6-14 günde;Ekstremite:10-21
günde;Eklem bölgesi sütürleri ise :14 günde alınmalıdır.
12-Kozmetik önemli ise deri sütürleri ya
erken alınmalı ya da subkutan sütür konulmalıdır.
13-Travma bölgesinin immobilize
edilmesi,lenfatik akımı ve mikroflora transferini azaltır,dokunun bakteriyel
kolonizasyona direncini arttırır.
14-Yağ dokusunun ciltaltı sütürleri ile
kapatılması,enfeksiyon riskini artırmaktadır.Yağ dokusunda sütür materyali
yabancı cisim gibi davranır.enfeksiyona karşı direnci azaltır.Elektif vakalarda
dahi cilt altı dikişlerden kaçınılmalıdır.
15-Cerrahi kesilerde laser, bisturiye göre
daha avantajlı değildir.
w
Subkutenöz
“penröz drenler” insizyon boyunca artmış enfeksiyon oranlarına yol
açmaktadırlar.”Kapalı suction drenler” subkutenöz bölgede nadiren endikedirler
w
Cerrah peritonu kapatma ihtiyacı
hissetmemelidir.
w Fascia kapatılırken ,kontinue sütür atılması,tek
tek sütüre göre zamandan tasarruf sağlarken ,postop.yara ayrılması ve herni
oluşumunda artmaya neden olmaz.
w
C/S abd.doğum sonrası Camper fascia’sının
kapatılması yara ayrılmasının insidansını
azaltmaktadır.(1996,Obstet.gynec.surv.jul.,USA)
16-Growth faktörlerin yara yerine topikal
olarak uygulanması,granülasyon dokusu oluşumunu stimüle ederek ve epitelizasyonu artırmak suretiyle iyileşmeyi
hızlandırmaktadırlar.Topikal GH kullanımı muhtelif çalışmalarda
önerilmektedir.Bilinmesi gereken yara bakımında cerrahi debridman veya
revazkülarizasyon gibi temel
uygulamaların yerini hiçbirşey tutmamaktadır.(1997.surg.clin.north.am., USA).
w
Bu amaçla EGF;TNF-alfa,TGF-beta,PDGF’ü içeren
solüsyonlar topikal olarak uygulanabilmektedirler
w
Mustoe ve arkadaşları,TGF-beta’nın bir kollajen
süspansiyon halinde tavşanların gastrotomi bölgesine uygulanmaları sonucu
yaranın hızla iyileştiğini,yara iyileşme kuvvetinin arttığını
göstermişlerdir.Sitokininlerin topikal kullanımı ile steroid tedavi,kemo ve
radyoterapinin yara iyileşmesi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltıldığı
gözlenmiştir.
w
Deneysel
çalışmalarda İL-2’nin dışarıdan verilmesi durumunda,cilt yaralarının
iyileşmesinin hızlandığı görülmüştür. Kan transfüzyonları sonrası görülen
immünosupresyona bağlı; yara iyileşmesinde gecikme olmakta ,bunlarda İL-2
verilmesi özellikle yararlı olmaktadır.
Ana sayfaya dönmek için http://www.geocities.com/sinandonanturk/kadindogum1.html
Dr.Sinan Doğantürk
08/05/2001
Ankara
Ψ