Dr.Sinan Doğantürk

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Ankara

 

 

 

 

 

 

 

PROLAKTİNEMİ HETEROJENİTESİ VE İLGİLİ KLİNİK TABLOLAR

 

 

 

 

Dr.Hakan Yalçın

Ankara

 

PROLAKTİN


Prolaktin 198 a.a yapılmış  tek bir peptid zinciridir. Kimyasal olarak büyüme hormonuna ve human plasental laktojene benzer.

Dolaşımda serbest olarak dolaşır ve yarılanma ömrü 20 dakikadır.

Prolaktin geni 6. kromozomda bulunur.

Prolaktin salgılayan laktotrop hücreler hipofizin %40-50’sini oluşturur ve esas olarak adeno- hipofizin posterior lateral kanatlarında yerleşirler.

 

PRL molekülünün heterojenitesi hem plasmada, hem hipofizde tanımlanmıştır.

Bu RIA ile ölçülen serum prolaktin seviyeleri ile klinik bulgular arasında görülebilen korelasyon bozukluklarını açıklar.

Kimyasal çalışmalar glikozilasyon, fosforilasyon, bağlanma ve yükte farklılıkları içeren yapısal değişimleri göstermiştir.

 

Dolaşımda değişik
 PRL formları tanımlanmıştır.


1-Küçük PRL (moleküler ağırlık 23.000) non-glikozile monomerik yapıda yüksek reseptör bağlanma, bioaktivite ve immünaktivite

2-PRL iki glikozile formu (M.A  25.000) (karbonhidrat ünitelerinde farklılık gösterirler) G-1 PRL, G2-PRL ikisinde de düşük immünoaktivite G1-PRL, G2-PRL’e göre 1/4 oranda  bioktivite

 

 

3-Büyük PRL (Big PRL) (MA 50.000) glikozile PRL’nin dimerik ve trimerik formlarından oluşur.

4-Büyük-büyük PRL (Big-big PRL) (M.A 100.000) Kovalan veya disülfit bağlarıyla birbirine bağlanan ayrı PRL molekülleridir.

l     l     Büyük PRL ve Büyük-büyük PRL düşük reseptör bağlanma özelliği gösterirler. Dolaşımda big-PRL’nin disülfid bağlarının kırılması ile little PRL dönüşebildiği gösterilmiştir.

 

Fonksiyonel heterojenite


(1987 Neil ve ark) düşük miktarda ve 150 kat fazla PRL salgılayan iki ayrı laktotrop hücre populasyonu göstermişlerdir. İkinci grup hücreler Dopaminin inhibitör  etkisine daha duyarlıdırlar.

Benzer olarak elektrofizyolojik cevaplara dayanarak iki ayrı fonksiyonel laktotrop hücre tanımlanmış. (1990, Israel J.M ve ark) Bir grup TRH duyarsız, Dopamine duyarlı , diğeri TRH duyarlı, Dopamine duyarsız.

 

 

Prolaktin dolaşımdan başka, amnion sıvısı,  süt, serebrospinal sıvı, antral foliküldeki foliküler sıvı, seminal sıvı da bulunmaktadır. Fetusta 12 hf dan itibaren bulunur. Terme kadar bir artış gösterir, doğumdan 2 ay sonra azalır. Pubertede tekrar bir artış gösterir, bu artış puberte döneminde görülen estradiol artışı ile birliktedir.

PRL için 85 kadar fonksiyon gösterilmiştir. Fakat esas fonksiyonları, laktasyon, üreme, büyüme ve osmoregülasyondur.

PRL’nin esas fonksiyonu meme glandının gelişmesi ve süt sentezidir (Laktasyon).

 

 

Prolaktin ön hipofiz laktotrop hücreleri tarafından salgılanan bir hormondur. Hipotalamustan kaynaklanan başlıca 2 nörosekresyonun kontrolü altındadır. PRL sekresyonunu uyaran PRF (Prolactin releasing factor), diğeri de prolaktin sekresyonunu baskılayan PIF (prolactin inhibiting factor) dir.

Bununla beraber, PRL sekresyonu, diğer hipofiz hormonlarından farklı olarak, normalde esas olarak hipotalamusun tonik olarak negatif kontrolü (inhibe edici) altındadır.

Prolaktin Sekresyonunun Kontrolü


İnhibitör Maddeler           Stimülatör Maddeler

Dopamin                                          TRH

GABA                                               VIP

GAP                                                 GnRH

PROLAKTİN                                  Östrojen

Endotelin                                         Angiotensin II

                                                        Galanin

 

 

Prolaktin sekresyonunun pulsatil olduğu kabul edilmektedir. Bu pulsatilite foliküler fazda FSH ile, menstrüel fazda da LH ile senkrondur. PRL sekresyonu diurnal ritme sahiptir. PRL sekresyonu uykunun başlangıcından itibaren artmaya başlar, uyku boyunca yüksek kalır, sabaha karşı en yüksek düzeyine ulaşır, uyanınca aniden azalma görülür. Uykunun gece veya gündüz uykusu olması farketmez.

Sabah saat 08:00 ile 12:00 arasında en düşük düzeyde bulunmaktadır. PRL salgısı en yüksek düzeyine uykudan başka, yemek sonrasında ulaşır. PRL artışında esas olarak protein alınması etkilenmektedir.  Normal PRL düzeyi 0-20 ng/ml’dir.

 

 

Ekzersiz, hipoglisemi, cerrahi müdahale, cinsel ilişki ve stress de PRL artışına neden olan etkenler arasındadır.

Toraks ön duvarı ile ilgili olaylar (emme, meme protezleri ve toraks duvarı ile ilgili cerrahi  müdahale) de PRL düzeyini arttıran önemli faktörler arasında sayılabilir.

 

HİPERPROLAKTİNEMİ


Hiperprolaktinemi, kanda PRL artışını ifade eden biyokimyasal bir tariftir. PRL artışı fizyolojik, farmakolojik veya patolojik nedenlerle oluşabilir. Hiperprolaktinemilerde en sık görülen etken mikroprolaktinomalar olup, hiperprolaktinemilerin yaklaşık olarak %40-50 kadarında bulunur. Hiperprolaktinemilerin %30 kadarında  ise bir neden bulunamaz yani idyopatiktir.

 

Fizyolojik hiperprolaktinemi nedenleri


-Gebelik                            -Yemek sonrası

-Laktasyon                                 -Cinsel ilişki

-Östrojenler                      -Meme başının uyarılması

-Uyku                               -Stress

-Hipoglisemi

 

Prolaktin sekresyonunu etkileyen durumlar

       PATOLOJİK DURUMLAR

Hipotalamo-hipofizer-lezyonlar

Kraniofaringioma

Glioma

Granulomlar ( Histiotozlar, Sarkoid, Tüberküloz)

Operasyonlar

İrradiasyon

Fonksiyonel hipotalamo hipofizer  hastalıklar

Prolaktinoma

 

 

Psödosiyesis

Cushing hastalığı

Nelson sendromu

Akromegali

GH, ACTH, PRL salgılayan mikst adenomlar

Hipotiroidism

Renal yetmezlik

Ektopik sekresyon

Bronş karsinomu

Renal hücreli karsinom

 

Farmakolojik etkenler

Östrojen

OKS’ler

TRH

Anestezik droglar

Fenotiazin

Haloperidol

Metoklopramid

Domperidon

Pimozid

 

 

 

Sulpirid

Nomişensin

Reserpin

Alfa metildopa

MAO inhibitörleri

Opium ve benzerleri

Amfetamin

Halusinojen droglar

Simetidin

Geçici Hiperprolaktinemi

PRL yüksekliğinin geçici (siklus ortasında veya gece) olabileceği ve geçici yükselmelerinin fertiliteye olumsuz etki edebileceği gösterilmiştir.

Siklus ortasında yükselen PRL düzeyinin fertilizasyon ve implantasyonu engelleye- bileceği ileri sürülmüştür. Buna karşılık gece yükselen PRL’nin ise luteal yetmezlik ve galaktoreye neden olabileceği gösterilmiştir.

İdiyopatik Hiperprolaktinemi

Prolaktin artışına neden olabilecek hipofiz ve MSS hastalığı  veya bir başka etkenin olmamasına rağmen görülen hiperprolaktinemilerdir. Bu fonksiyonel hiperprolaktinemilere neden olarak laktotrop hücrelerin hiperplazileri ile sürülmektedir.


Hiperprolaktineminin
reprodüktif fonksiyona etkisi


Hiperprolaktinemiler, hipogonadisme neden olurlar. Hiperprolaktinemilerdeki hipogonadotropism mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak gonadal fonksiyonların inhibisyonu aşağıdaki muhtemel mekanizmalarla açıklanmaktadır.

 




1-Hipotalamusta katekolamin metabolizma bozukluklarına neden olarak GnRH pulsasyonlarını azaltır.

2-Hipofizde PRL direkt olarak LH salgısını inhibe eder.

3-Östrojenlerin LH üzerine olan pozitif feed back etkisi engellenir.

4-Adrenal androjenler artar

5-Gonadotropinlerin overler üzerine olan etkisi bloke edilir.

 

 

Hiperprolaktinemik hastaların %50-80’nde galaktore bulunur. Over disfonksiyonu olan hastalarda galaktore daha sık görülür. Galaktore şiddeti serum PRL düzeyi ile orantılı değildir. Galaktore varlığı hiperprolaktineminin ağırlığını göstermez. Galaktoreli hastaların %49-77’sinde prolaktin düzeyin yüksek bulunur.

Yani galaktore varlığı her zaman hiperprolaktinemi ile birlikte değildir.

 

KLİNİK

GALAKTORE

MENSTRUASYON DÜZENSİZLİKLERİ

AMENORE

HİPERANDROJENİZM

 

 

PROLAKTİN ÖLÇÜMÜ

Folliküler fazda

Sabah 9-11 arasında

Aç olarak

Birden fazla örnek

 

 

                                                                                                                 

Ana sayfaya dönmek icin http://www.geocities.com/sinandoganturk/kadindogum1.html

 

 

 

Dr.Sinan Doğantürk

17/02/2001

Ankara

 

 

 

Ψ

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1