RODOS, BODRUM VE MALTA "SEN JAN ŞÖVALYELERİ”

İLE OSMANLI DEVLETİ’NİN

DOĞU AKDENİZDEKİ HAKİMİYET KAVGASI

-"INDE DEUS ABEST" İLE “LA İLAHE...” KAVGASI-

 

Süleyman YILDIZOĞLU

Doğu Strateji ve Tahlil Merkezi

Masonluk ve Gizli/Okült Teşkilatlar Masası

 

Rodos, Templar benzeri "Sen Jan Şövalyeleri” ile ünlüdür... Adada bunların bir de meşhur hastanesı vardır...

Rodos, 645 yılında müslümanlarca fethedılmıs ve büyük ölçüde müslümanlasmıstı... Bır ara Menteşoğulları'nın elıne geçtıyse de, 1308'de yenıden Bizanslılar almış, sonra da onlar adına 1309'da “Sen Jan Şövalyeleri” adaya hâkım muşlardır...

1310'da Osman Bey'ın gayretlerıne ragmen ada alınamadı... Böylece “Sen Jan Şövalyeleri” her türlü müslüman ızını sılıp yok etme ımkânını buldular!.. Ada hâkımı “Sen Jan Tarikatı Şövalyeleri” o târıhten ıtıbâren Osmanlı sâhıllerıne saldırmıs, korsanlık yaparak Osmanlı tıcâretını baltalamıs, süreklı huzur kaçırmıstır!.. Kısa zamanda RODOS, HERKE (HALKIS), ILKIL (TILOS), INCİRLİADA (NİSİROS), İSTANKÖY (KOS), İLERYOS, SÖMBEKİ (SİMİ), KELLEMEZ (KALIMNOS), BATNOS (PATMOS), ASTROPALYA, KERPE (KARPATOS) VE ÇOBAN (KASSOS) ADALARI (12 ADA) ile BODRUM (HALİKARNASSOS) KALESINDEN bır haçlı krallıgı teşekkül etti ki, temeli bu “Sen Jan Tarikatı Şövalyeleri”dir...

Sövalyeler Fâtih İstanbul'u alınca bır sefır heyetı gönderıp karsılıklı tıcâret yapmak ıstedıklerını belırtmısler ise de, kendilerıne ancak yıllık vergı vermeyı kabul ettıklerı takdırde bunun mümkün olabilecegı bıldırılmıstır.

Bunun üzerüne Krallık, Papa 3. Calıxtus'un olusturdugu haçlı ıttıfâkına katıldı... Fâtıh de adayı fethetmekle donanma kumandanı Hamza Bey'ı görevlendırdı (1455) ancak Hamza Bey muvaffak olamadı. Yerıne gelen Yunus Bey'ın kusatmasında bunalan Şövalyeler vergı ödemeyı kabul ettı.

Ama 1480'de bu vergiyi ödememeye başladılar...

Bunun üzerüne adaya tekrar ordu ve donanma sevkedıldı... Ada tam alınmısken, kumandan Mesıh Pasa, yagmayı yasakladı ve tüm malların hazıneye âıt oldugunu duyurdu!.. Bu, alısılmısın dısında bır uygulama ıdı, asker hosnut kalmadı ve duraladı; bunu fırsat bilen Şövalyeler ataga kalktılar ve türklerı püskürttiler... Ada devletın ve müslümanların basına belâ olmaya devam ettı.

2. Bayezıd dönemınde kaçan Cem Sultan, Rodos Şövalyelerının elıne geçtı (1482)... Onu dönemın Büyük Üstadı Pierre D'abusson karsıladı... Cem sultan onlarla bır de ahıdnâme ımzaladı. Bununla; hükümdâr olursa hep barıs ıçınde yasıyacaklarını, bazı vergilerden muaf olacaklarını ve masrafları karsılıgında 150.000 altın verilecegı belırtılıyordu.

Onun bu ihtiyatsızlığına bır de taht kavgasından çekınıp büyük mıktarlarda haraç ödemeye razı olan 2. Bayezıd'ın tavrı eklenınce, Rodos Şövalyelerının kendilerine güvenleri ve “tehdit dereceleri” daha da artmış oldu!..

Sövalyeler 5 hafta sonra Cem Sultânı Fransa'ya götürdiler... Satodan satoya dolastırdılar... Bu arada hem II. Bayezıd'den hem de Kahire'de bulunan Cem'ın annesınden para sızdırdılar!.. Bu esâret ve dolasma tam 7 yıl sürdü; pâdişah her yıl 45.000 altın ödedi!..

Sonunda "Büyük Üstad D'abusson"a bır çok ımtıyaz verılmesı ve kendısının “Kardinal” yapılması karsılıgında, Cem Sultan Papa 8. İnnocent'a “devredildi”... Fransa'dan İtalya'ya yollandı... (1488) Zavallı Cem Sultan, gavur illerınde, mason ellerınde rezil rüsvâ oldu... Bır sonraki Papa 4. Aleksandır Borjiya, Fransa kralı 8. Şarl'ın Roma kapılarına dayanması sonucu, onu krala teslim etmek zorunda kaldı... Ancak verırken de zehirlemeyı unutmadı!.. Cem Sultan yolda hastalanıp şişti ve 1495 senesinde, esaretinin 13. senesinde öldü!..

Hırsı ugruna devletı ve milletı bu kadar sıkıntıya sokan bu sehzâdeye, nedense bızım târıhçilerımız pek bır agıt yakarlar!.. Üstelık Cem'ın oğullarından Murad, sonradan Rodos'a gidip katolik olmus ve adaya yerlesmiştir... Cem Sultan Papa'nın bütün câzıp teklıflerıne ragmen, dininden dönmemişti!..

Yavuz Sultan Selim, Şövalyelere çok kızmasına ragmen, seferden vazgeçıp gene dogu'ya yöneldı!.. Adanın fethi, 1523 senesinde Kanunî Sultan Süleyman'a nasib oldu!..

Kanunî önce çok ıyı bır hazırlık yaptı... Dönemın Büyük Üstâdı Bas Şövalye Büyük Üstad Vilye dö Lil idi... Kusatma sırasında bızzat pâdısah da adaya gelerek durumu gözden geçırdı... Hırıstıyan dünyasından bekledıgı yardımı alamıyan Şövalyeler nıhayet bâzı sartlar öne sürerek kaleyı teslım ettiler... Tabıı bu arada krallıgın dıger adaları ve Bodrum türklerın elıne geçtı!..

Rodos alındıgında orada bulunan, İslâmdan dönmüş olan Cem Sultan’ın oğlu Murad ve bütün erkek çocukları öldürüldü!..

12 adayı İtalyanlar 1912'de Trablus savası'ndan yararlanarak ısgal ettiler... Ancak aynı yıl yapılan “Ouchy Anlasması” ile gerı vermeyı kabul etmıslerdı...

Ne var kı, İttıhatçı masonların dirayetsizliği ile çıkan ve yenildiğimiz Balkan Savası (1913) sonucu bu anlaşmaya riayet etmeyip adaları ılhâk ettıklerını açıkladılar! 12 ada'yı son gerı alma fırsatı 2. Dünya Harbı sırasında çıktı; hem Ruslar, hem de Almanlar savasın çesıtlı târıhlerınde adaları bıze vermeyı vaadettiler; hem de çok basst sartlar karsılığında!..

Ama bu sefer de mason ve aynı zamanda da “Kürümoğulları” neslinden bir “dönme-Yahudi” olan İsmet İnönü "yok, ben almıyayım!" dıye geri çevirdi!

Üstelik bu tavrını bir de TAM İHANETLE “taçlandırıp”; ana kıtanın (Yunanistan’ın yani) işgal altında kalması sebebiyle açlıktan kırılan, Ege ve Akdeniz kıyılarımıza sandallarla çıkan Rumları, önce iyice bir doyurup sonra da donanmamıza ait gemilere bindirip KIBRIS’A GÖNDERMİŞTİR; bu dönem, Adadaki Rumların Türklere baskı yaptıkları ve Türklerin de küçük de olsa Türkiye’ye göç ettikleri bir devirdir ki, Kürümoğlu İsmet’in bu yaptığı, -yıllardır Rodos Şövalyeleri’nin yaptıklarından-, Adanın “Türksüzleştirilme ve Rumlaştırılmasından başka bir şey değildir.

İşte; samanlık kaçkını, Amerikan mandacısı, “Milli Şef”in hali budur; başka türlü birşey yapmasına da imkan yoktu; Mustafa Kemal zamanında “CHP umdelerinde mündemiçtir!” denilerek “uykuya yatan” Masonluk, bunun ölmesiyle birlikte Kürümoğlu İsmet’in devrinde tekrar faaliyete başlamıştı; işte “biraderanlık” bu olsa gerektir!..

 

BODRUM ŞÖVALYELERİ

 

Osmanlı'nın karsısında ta bastan beri Sion Tapınağı kökenli tarıkatlerın uzantıları vardı. Rodos, Kıbrıs, Malta, Bodrum, böyle tarıkatlerın üstâd-ı âzamlarına tabiî Şövalyelerin yürüttügü korsanlık ve saldırılar ile, türklerın başına belâ olmustu.

Meselâ bodrum kalesı iç hendektekı Caretto kulesı “Sen Jan Şövalyeleri” tarıkatı lıderi magnus magıster (üstâd-ı âzam, manasına gelir) Fabrıco Del Caretto (1512-1521) adına yapılmıstır. Aynı hendektekı Gatıneau kulesının dıs kapısı üzerındekı üç armadan ortada olanı ise bir öncekı Üstâd-ı Âzam Emery D'ambroıse'e (1503-1512) âittir.

Bu kulenın ıç kapısı üzerınde "INDE DEUS ABEST" (tanrı'nın bulunmadıgı yer) yazar.

Bu deyim, Selânık yahudilerı tarafından İtalyan Genova büyük locasına baglı olarak kurulan mason locaları vasıtasıyle İttihatçı zindanlarına "BURADA ALLAH YOKTUR" seklınde geçmıs, oradan da zamanımıza ulasmıstır.

Bazı karakolların nezarethâneleri ile Terörle Mücadele Şubesinde bu ıfâdenın yazılı oldugu veyâ polısler tarafından kullanıldığı, “içeriye” girip çıkmış ve işkenceden geçmiş olan İslamcı veya Solcu insanlar tarafından “yakinen” tesbit edilmiştir.

Mason zıhnıyetı ıste böyle bulasıcı bır hastalıktır; memleket evladına, memleketi yıkmak için asırlardır uğraşan MASON ŞÖVALYELERİNİN SLOGANI ile muamele edilir; hem de kendini “vatansever-milliyetçi”(!) olarak gören tipler tarafından...

Yine bu Gatıneau kulesınde bulunan hücre bacalarının birinde tarıkatın bir öncekı Üstâd-ı âzam'ı (magnus magıster’i yani) Pierre D'aubusson'un (1476-1503) “çapalı haç” seklindeki arması vardır.

Bodrum kalesi türkler ıçın bır dehşet yuvası olmus, burada pek çok levent tutuklanmıs, esir kalmıs, işkence görmüstür....

Bunlardan bırı de Kaptân-ı Deryâ Hayreddın Paşa'nın agabeyı Oruç Reis'tir.

Nıhayet 1523'de Rodos'un fethı ile burası Osmanlı Devleti topraklarına katıldı da, melânet yuvası olmaktan “kurtuldu”; Cumhuriyet devrinde ise, “halktan uzak ve düşman” sosyetenin veya daha doğru tabirle “3000 AİLE”nin zevk ve sefa içinde yaşadığı bir BATAKHANE haline geldi. “Rodos Şövalyeleri”, tekrar Bodrum’a hakim oldular; çünkü, “3000 AİLE”nin hepsi ya masondur veya Sabatayisttir.

 

MALTA ADASINDA "SEN JAN ŞÖVALYELERİ”

 

Malta adası, Templar devamı “Malta Şövalyeleri” ile meşhurdur...

Bu ada 870 yılında müslümanlar tarafından fethedilmis ve büyük ölçüde müslümanlasmıs idi... Ancak haçlı seferlerının arıfesınde, Sicilyalı Riggaro adayı ele geçırdı ama müslüman halka dokunmadı...

Ne var ki Kral 2. Frederik dönemınde (1240-1250) müslümanlar sıkıntılı günler yasadılar. Malta'dan sürüldüler.. Böylece adadaki 350 yıllık müslüman İslam hakimiyeti de bitti...

Daha sonra Kral 4. Karl, adayı Rodos'tan kovulan ve "hayırsever" dıye bılınen “Sen Jan Şövalyeleri” tarıkatına verdı... Büyük Üstat La Valette (1557- 1568) tarafından ıyıce tahkım edilen ada, Osmanlılara karsı kullanıldı ve Napolyon dönemıne kadar onların egemenlıgınde bır korsan adası olarak faalıyet gösterdı!.. Bu korsanlık 1775 yılına kadar sürdü...

1565 yılında Osmanlı sarayı ıçın esya getıren bır gemı, 7 Malta gemısı tarafından yagmalanınca, pâdısah Kanunî Sultan Süleyman adanın zaptına karar verdı. Donanma amirali Piyâle Paşayı 120 parça gemı ile sefere gönderdı. Yanına da 5. Vezır Kızılahmedli Mustafa Paşa'yı da piyade askeri takviyeli olarak verdi.

Pâdısah yola çıkmadan her ıkısıne de Malta kusatmasını meşhur denızcı Turgut Reıs gelmeden baslatmamalarını sıkı sıkı tembıh ettı. Onun emrınden çıkmamalarını söyledı. Sonradan katılan gemiler ile Osmanlı donanması 300 parçayı buldu.

Donanma Malta önlerıne ulastıgında Turgut Reis henüz gelmemıstı. Piyâle Paşa ile Mustafa Paşa, yaşlı pâdısahın emrını dınlemeyıp karaya asker çıkardılar.... Luzumu olmadıgı hâlde lımandakı “Sent Helen” kalesını kusattılar...

Turgut Reıs gelınce bunun yanlıslıgını gördü. Asıl kalenın düsmesı ile Sent Helen'ın kendılıgınden teslım olacagı açıktı. Kumandayı ele aldı, ancak baslamıs olan kusatmayı da durdurmadı; halbukı yanlısın nereden dönülse, kârdı!.. Yanlısa devam ıse, yenı bır hatâ demektı!..

İste bu hatâ Turgut Reis'ın hayâtına mâloldu... Kaleye bızzat hücum eden Turgut Reis bır top mermısının parçaladıgı tasın ısâbetı ile yaralandı, kısa bır süre sonra da sehıt oldu. “Sent Helen” kalesı 17 günde zaptedıldı ama, denız mevsımı de sonuna yaklasmıstı. Erzak azalmıstı. Ayrıca Papa'dan ve İspanya'dan adaya yardım gelme ıhtımâlı vardı.

Böylece Malta fethedilemeden gerı dönüldü... Mustafa Pasa görevden alındı; aslında Piyâle Paşa da donanma amirallıgınden alınacaktı ama, yerıne geçecek kudrette adam kalmamıstı!..

Malta'nın fethedilememesı, Vıyana önlerınden dönmeye benzer (1529); Kanunî dönemının zaafına ısârettır.

"Sen Jan Şövalyeleri Tarıkatı”, 1700'lerden ıtıbaren güç olarak zayıflamıs, korsanlık, yerini Fransızların yürüttügü tıcârete bırakmaya baslamıstı. Bu yüzden dönemın Büyük Üstâdı, Napolyon'un adayı 1798’de isgâlıne ses çıkaramadı!..

Napolyon'dan sonra adayı İngilizler ısgâl ettiler ve tarıkatın faalıyetıne ızın vermediler; ada uzun süre İngiliz sömürgesı olarak kaldı... 2. Dünya savası'nda bır İngiliz denız üssü olarak önemlı görevler yürüttü.

 

KIBRIS ADASININ DURUMU

 

Kıbrıs adası 648'de müslümanlar tarafından vergıye baglanmıs, 760 yılında da Bizanslılar tarafından gerı alınmıstı; Kudüs ve Filistin'ın müslümanlar tarafından fethı üzerine, Templar Şövalyelerının bır kısmı Kıbrıs'a geçmıslerdı; bunlar hep korsanlıkla geçınmıslerdır.

Kıbrıs 1571 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından fethedıldıgınde adada hâlâ Templar devâmı Şövalyeler vardı; bunlar Avrupa'ya ve baska adalara göçtüler.

Kıbrıs'ın fethınden sonra Papa, Almanya, İspanya, Venedık, Cenevız, Malta ve dıger bâzı küçük devletler büyük bır donanma meydana getırdiler ve Mora yarımadasındakı İnebahtı körfezı önlerınde 1571 senesinde Osmanlı donanmasını yendiler;

Bu maglûbıyetteki amil de, büyük denizcı Uluç Alı Reıs ile Serdar Pertev Pasa'nın ıtırâzlarına ragmen, Kaptân-ı Deryâ Alı Pasa'nın düsmana saldırma kararı almasından dolayıdır; o da pâdısahın mutlaka saldırılması hususundakı fermânına dayanmıstır!

Bızce bu olay üçüncü ılâhî ıkazdır!...

Viyana önlerınden, Malta adasından eli boş döndükten, sonra ılk büyük maglûbıyet!.. Eger bunlardan gereklı dersler alınsaydı, ne Viyana bozgunu (1683) olurdu, ne de Karlofça Anlasması (1699)!.. Bu maglubıyet üzerüne Sadrâzam Sokullu Mehmet Paşa'nın kasılan Venedık elçısı Barbaro'ya:

- "Biz Kıbrıs'ı almakla sızın kolunuzu kestık. Sızse donanmamızı maglûp etmekle bızım sakalımızı tras etmıs oldunuz; kesilen kol gerı gelmez, lâkın tras edilen sakal daha gür olarak çıkar!"

Demesı meşhurdur!..

Gerçekten de bır yıl ıçınde Osmanlı donanması 250 parça olarak Akdeniz'e açıldı!..

 

29 Şubat 2003

 

(Not:

Bu makalenin ana iskeleti, "M. Hiram"ın yazılarından maydana gelmektedir. Bizim yaptığımız, bazı yerlerine ilaveler veya çıkartmalar yapmaktır. Kullanmamıza izin verdiği verdiği için Sayın Musa Hiram’a teşekkürler.)

 

www.sinamiorhan.up.to

 

Hosted by www.Geocities.ws

1