|
SADDAM HÜSEYİN YAKALANDI! Dr. Latif Denizci DOĞU STRATEJİ VE TAHLİL MERKEZİ
ABD, İngiltere ve İsrail’in liderliğindeki Siyonist saldırı neticesinde ülkesi işgal edildiginde ANTİSİYONİST TAVIR alarak mücadeleyi 10 ay boyunca GAYRİ NİZAMİ UNSURLARLA devam ettiren Saddam Hüseyin, yapılan açıklamalardan anlaşıldığına göre, "dün gece" işgal gücleri tarafından tutsak edilmiştir. İşgal güçlerince yapılan açıklamaya göre, "Tikrit yakınlarındaki bir çiftlikte" yakalanan Saddam Hüseyin, 600 kişilik bir özel operasyon kuvveti tarafından, kendilerine yapılan bir "ihbar neticesinde" bildirilen evin sarılmasiyle tutsak edilmiştir. Bundan sonra ne olacak; ne olabilir?.. Siyonist güçlerin sözcüsü, Buş’un açıklamasında dahi, "Saddam’ın yakalanması, terör eylemlerinin bitmesi anlamına gelmez!" ifadesini kullanılması, KENDİNDEN ZUHUR TEŞKİLATLANMASININ -askeri sahada- tatbiki ile HİÇBİR HÜCRENİN BİR DİĞER HÜCRENİN ELE GEÇİRİLMESİYLE EYLEMLERİNE İNKİTAYA UĞRATMASI SÖZKONUSU OLMAYACAĞININ, Siyonistlerin de artık YENİ HARB TARZINI anladıklarının bir itirafı olarak görmek gerekiyor. Irak’taki antisiyonist gayri nizami harbin LİDERİNİN yakalanmasının, elbette eylemlerin hızında bir düşüş yapma ihtimali mevcuttur; fakat, "su testisi su yolunda kırılır" misali, bu "işin" neticesinin ne olacağını Direnişçilerin baştan beri bildikleri ortada ve Saddam Hüseyin’in ülkeyi terketmemesi durumunda ele geçirilme ihtimali oldukça fazlaydı. Nitekim, bu ihtimal gerçekleşti ve o ele geçirildi. Bu tip "vakalarda", Liderin hayatını "teminat altına almak" için eylemlerin bir müddet durdurulması bütün siyasi hareketlerde görülen bir hadisedir. Lider’le ilk temas neticesinde elde edilen bilgilerin tahlili sonrasında da "nihai karar" verilir ve Direniş’in "rengi" belli olur. Kısaca, Irak’ta bu tipten bir "durgunluk" meydana gelirse, kimsenin buna şaşmaması ve "büyük konuşmaması” gerekir. İkinci bir husus, Irak, Anti Siyonist Harbin sıcak bir mekanı haline geldiğinden, gayri nizami harb, sadece Saddam Hüseyin komutasında değil, -düşmanı bir olarak- ondan da ayrı faaliyet gösteren HÜCRELERİN sahasıdır; tabiatiyle, bu teşkilatların eylemliliklerinin durması mevzubahs olmayabilir. Bunun yanında... Bugünden itibaren, basın yoliyle, Saddam Hüseyin hakkında dezenformasyon haberlerin çıkması ("korkak", "örümcek deliğinde yaşadı”, "tek mermi bile atmadı”, "intihar ederek şerefle bile ölmedi", "saklandığı delikte kuzu kuzu yakalandı” vesaire) muhakkak olacaktır. Saddam’ın ağzından "mesajlar" yayınlanacak ve "koalisyon güçlerinin şefkatli ellerine sığınılmasını istediği" dahi ifade edilebilecektir büyük ihtimalle. Bu tür "kara propaganda haberler" ise, Saddam Hüseyin "imajının" yıkılmasına, zedelenmesine, etrafında halkalanan yığınların zihinlerinin bulandırılmasına vesile olma dışında bir mana ve kıymet taşımazlar. Siyonist işgal güçleri, Saddam Hüseyin’i daha ne zaman ele geçirdiklerini bile "net olarak" açıklayamazken, nereye götürdüklerini bile açıkça söyleyemezken, bu tür ifadelerle aklı başında olanların kanmamasını salık veririz. Saddam Hüseyin, şu anda sıcak cepheden çekilmiş ve soğuk cepheye dahil olmuştur. Bu noktadan sonra yapacağı şey, HUKUKİ HARBDİR. Ülkesinin işgalini sağlayanlarla, MAHKEMEDE HESABLAŞMAKTIR. Başka birşeyi kimse beklemesin. Ülkesinin işgali için ortaya atılan sebeblerden (nükleer silah... biyolojik silah... terör örgütlerini finanse etmesi) birinin dahi kat’i delillerle ispatlanmadığı ortadayken, Saddam Hüseyin’in muhakeme safhası en sert tartışmaların yapılacağı bir "arena" olarak nitelenebilir. Kaldı ki, onun nerede ve hangi mahkemede muhakeme edileceği de harbin daha başlamasından evvel bir "sorun" olarak ortada duruyordu. Harbe baştan beri karşı olanların onun Milletlerarası bir mahkemede, Siyonist işgal güclerinin ise, kendi veya Irak’ta kurulacak (Nürnberg benzeri) bir mahkemede yargılanmasını istemeleri, muhakemenin ŞİMDİDEN YASADIŞI ilan edilmesi tartışmalarını gündeme taşıyacak ve KESİNLİKLE söylemek gerekirse netice itibariyle GAYRİ MEŞRU ilan edilecektir. Muhakeme esnasında, kendisiyle yapılan görüşmeleri, kendisine verilen sözleri ve destekleri açıklar pozisyona geçmesi, bir çok devletin istemeyeceği bir tabloyu meydana getirebilir. Bunun yanında Saddam Hüseyin’in bir "mağdur" olarak -Belçika’daki- "Milletlerarası Caze Mahkemesi"ne başvurması ve üç Siyonist devletin temsilcileri hakkında dava açması ve bu davanın da "kabulü" sözkonusu olabilecektir. Saddam’ın sağ olarak ele geçirilmiş olması, pimi çekilmiş bir bombanın ele alınmasiyle eş değerdir. Biz, ümit ve temenni ediyoruz ki, Saddam Hüseyin, harbin başından beri sürdürdüğü ERKEKÇE TAVRINA devam eder ve HARBİ, HUKUKİ YOL İLE DEVAM ETTİRİR. Kaybedecek nesi kaldı ki?.. Irak’ın mücadele eden halkına, direnen Saddam’a sabır temenni ediyoruz. Allah, mücadele edenlerin yanındadır.
14 Aralık 2003
|