HARBİN II. GÜNÜ DEĞERLENDİRİLMESİ:

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE TARİHİ FIRSAT

Dr. Latif Denizci

Doğu Strateji ve Tahlil Merkezi

 

Bugün Siyonist ittifağın Irak’a karşı giriştiği saldırının ikinci günü...

Irak’ta, sabah ezanları minarelerden yayılırken, “Allah-u Ekber... Allah-u Ekber... Haydin Selaha... Haydin Felaha... Allah-u Ekber... Allah Bir’dir...” lafızları semaya yayılırken, Siyonizmin füzelerinin ve bombalarının sesleri geldi ekranlara...

Kuşkusuz, iman ediyoruz ki, “Allah-u Ekber” ve “Felah ve Selah’a yürüyenler” zaferi kazanacaklardır.

Harbin, ezan sesleriyle birlikte başlamasında, ilahî bir işaret olduğuna inanıyoruz. (Kum fırtınalarının Siyonist güçleri engellemesi ve hatta helikopterlerinin düşmesine vesile olması yanında, Viranşehir’i basan kuşların harb uçaklarının ve sivil uçakların kalkışlarına engel olmaları da mühim işaretlerdir, inananlara.)

Bunun yanında, televizyonlarda spot olarak devamlı gösterilen Irak Devleti Bayrağı’na da dikkatinizi çekmek istiyoruz: Allah-u Ekber lafzının üç yıldız içinde sembolizasyonu... Üç yıldız... Yıldız ve Işık... Üç Işık... Tedaisi bol bir sembolizasyon...

İman ediyoruz, İslam’ı bu bölgeden silmek için girişilen -etrafını süsleyen maddi birtakım aletlere rağmen, yani, petrol, enerjinin dağıtımın kontrolü ve hakimiyetinin yanında, esas mesele budur, ve bu şekilde hadiselere yanaşılması gerekmektedir.- bu harbi, elindeki teknolojik üstünlük sebebiyle kazanır gibi gözükse de, bataklık içinde önüne bakacağına, hala elindeki pusula ve haritalarla ilerleyen adamın halinden farklı bir ruh hali sergilemeyen Siyonist güçler, o bataklıkta batacak, bu harbi kaybedeceklerdir.

Haftalardır yazdıklarımızın bu iki gün içinde gelişen hadiselerle doğrulandığını görüyoruz.

Tezkere mevzuunda, bu tip bir desteğin asla verilmemesi gerektiğini, eğer bu tezkereler kabul edilirse tehlikenin (Türkiye için) asıl o zaman başlayacağını beyan etmiştik.

TSK’nın idaresini elinde tutan General Özkök’ün meşhur açıklamasında, “savaşa girsek de girmesek de aynı zararı göreceğiz; ama eğer savaşan tarafın yanında olmazsak, zararlarımızı telafi etme imkanımız olmaz!” beyanının talihsiz olduğu kadar, ahmakça, haince olduğunu ifade etmiştik.

fiu iki günlük manzaradan vaziyete bir bakalım şimdi.

Siyonist güçler, kendi kendilerine verdikleri “ültimaton”un vaktini beklemeden, BM’yi takmadan bir bahane ile saldırıya başladılar.

Saldırıya, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ndeki gemilerinden atılan füzeler ve Kuveyt ve Katar’dan kalkan uçaklarla gerçekleştirdiler. Aynı anda da Güney’den Irak topraklarına giriş yapıp ilerlemeye “mevzi kazanmaya” çalıştılar.

İkinci günün sonunda görülen, boş çölde ilerlemeleri ve Kuveyt’in hemen yanında, Irak’ın Basra Körfezi’ne açılan liman şehri Umm’ul Kasr’a hala girememeleri ve siyonist güçlerin orada çakılıp kalmalarıdır.

Bugün İngiltere’den kalkan B-52 ağır bombardıman uçaklarının kesif bir “halı operasyonu” yapacağı bekleniyor; fakat bunun ne kadar tesirli olacağını şimdiden kestirmek mümkün gözükmüyor.

Biz, 2inci gün itibariyle bir değerlendirme yapmak istiyoruz.

Meclis’den “hava koridoru” açılmasiyle birlikte “TSK’nın yurtdışına” gönderilmesi kabul edildi. fiimdi, “etmeselerdi, bu Türkiye’ye yapılan bir ihanettir” gibi, haklı tenkidleri yinelemenin manası kalmadı.

fiimdi ne yapmalı?

İkinci gün itibariyle Siyonist güçlerin Güney’den giriştikleri saldırının hatırı sayılır bir ilerleme kaydetmediğini görmekteyiz.

Harbin daha ilk adımında 4 HELİKOPTER ve 1 UÇAK ile şimdilik açıklanan 12 ASKER KAYBI gerçekleşti. Ummur Kasr ve Foa’da sıkıştılar, oradaki direnişi -teknolojik güçlerine rağmen- kıramadılar hala.

Bu gidişle görülen odur ki, Siyonist güçlerin Irak içinde ilerlemeleri, Bağdat’ın önüne gelmeleri yani asıl harbin gerçekleşmesi uzun bir zaman alacak.

İşte ABD-SİYONİZMİN “B PLANI” BU!.

(Buradaki vaziyete zannedersek Irak temsilcileri de şaşırmışlardır. Çünkü, oların bekledikleri bir “Bağdat sokak çatışması” idi; ama iki gün geçmesine rağmen Siyonistlerin çölde çakılıp kalmaları tüm dünyayı olduğu gibi Iraklıları da şaşırtmış olmalı.)

Bizim baştan beri, haftalardır söylediğimiz hadise işte bu idi. Anadolu topraklarını, havası ve karası ile kullanmadan bu harbde kesin bir netice kazanmalarına imkan yok. Ve görüldüğü gibi ZAYİATLARI YÜKSEK olacaktır ve buna Amerikan toplumundan gelebilecek olan tepkilere ne kadar dayanabilecektir, bunu düşünmek gerekiyor.

Biz şuna inanıyoruz ki, AKP hükümetinin başı olan R. Tayyip Erdoğan ile yanındaki “adamları” ve TSK’nın başı General Özkök ile yanındaki 50 kadar “beş yıldızlı”, ellerinde olsa, hava koridorunu da, kara nakliyesini de hemen açar ve hiçbir maddi faydayı da almayı düşünmezlerdi; düşünmeyecek tıynette olduklarını bugüne kadar yaptıkları açıklamalarla gösterdiler.

Fakat...

Tezkerenin geçmesine rağmen, hava koridorunun açılamaması, TSK VE DEVLET İÇİNDE BİR DİRENİfi OLDUĞUNU göstermektedir.

Siyonist güç, hava koridoru izninin hemen verilmesini istiyor, (ki, hava haritası olarak bu da çizilmiş ve nasıl olacağı çoktan bitmiştir bu husustaki faaliyet), fakat, tezkeredeki ikinci madde olan “TSK’nın da Irak’a girmesi” meselesinde, “Irak’ta yabancı bir güç istemiyoruz” diyerek, tezkerenin bu şekline karşı çıkıyor.

Vatansever veyahut olan üzerinden daha az zararlı çıkılmasını dileyen, Siyonizmle çatışmalı olan güçün direnişi; yani ABD’nin bu isteğine karşı geliş, direniş, hava koridorunun da işletilmesini engellemektedir.

Burada esasında yapılması gereken, olan olmuş ve “milletlerarası hukuk ve teşkilatlar” zaten çiğnendiğine göre, bu çiğneme hakkının sadece “BÜYÜK OLDUĞU SANILAN DEVLETLERE” ait olmadığının gösterilmesi ve Meclis’den alınan kanuni yetkiye dayanarak bir an önce Kuzey Irak’a TSK askerlerinin ilerlemesini emretmektir.

Madem ki, Siyonist Buş, harbi başlattığını dahi bize bildirme zahmetinde bulunmadı, bizi küçümsedi, o halde yapılacak olan, “bu harb senin harbindir; ben de Irak’la evvelden yaptığım anlaşmalara dayanarak sıcak takipe giriyorum!” diyerek Irak’a girilir, “mevzii kazanılır” ve orada bulunan iki hain aşiretin kıpırdaması enellenir.

Türkiye için beklenen zarar, bu iki hain aşiretten gelecekse, bu böyle engellenir; Siyonist güçler oraya geldikten sonra bu asla engellenemez.

Dikkati çeken bir husus da, televizyonlara çıkan “stratejist” veya “emekli askerlerin”, bu harbe ne Türkiye ne de Irak cephesinden, sadece ABD cephesinden bakmalardıdır.

Bunlardan en haini, Amerikan vatandaşı, Pentagon’da bürosu bulunan, anadan yahudi, babadan Sabatayist Cengiz Çandar ile, emekli büyükelçi safkan Yahudi Yalım Eralap...

“Hükümet hala bu durumda para pazarlığı yapıyor ve itibarımızı zedeliyor!” diyorlar...

Aynı şeyin ABD açısından olduğunu niye düşünmüyorlar!.

“B Planı” dedikleri nesnenin ne olduğunu gördük bütün dünya olarak, şapır şapır helikopter ve uçakların düşüyor, yollanan Tomohavklar ve diğerleri hedefleri ıskalıyor, milyonlarca dolar zarara uğruyorsun ama hala hem Türkiye hakkında küçültücü ifadeler kullanıyor hem de üç kuruşun hesabını yapıyorsun, diye neden denilmiyor?..

Kaldı ki, bu safhada bu “para meselesi”, -AKP’nin elinden çıkmış ve- bahsettiğimiz gibi DİRENEN GÜÇLERİN ELİNE geçmiştir.

Sözün özü şudur:

Siyonist güç, Irak’ta şu anda sıkıntı içine düşmüştür. Türkiye Devleti içindeki vatansever güçlerin, yapacakları şeyler ise oldukça basit ama CÜRETKARDIR.

Musul’un bombalanmaya başlanması, Siyonist güçlerin hava indirmesini oradan yapacaklarına delalet etmektedir ki, bunda ne kadar zayiat verecekleri belli değil.

Bu durum, bizim haftalardır söylediğimiz halin gerçekleşmesidir. İkinci tezkere çıkmasına rağmen, Türkiye hala harbin bir tarafı olmamıştır şu anda. Eğer, mesele Siyonist güçlerin istediği gibi gerçekleşirse, Türkiye’nin elindeki bütün “kozlar” yokolacaktır. (Haritaya bir bakın: Siyonizmin istediği gibi bir gelişim takip ederse bu harb, Kürdistan’ın kurulmasını sağlanacak, yukarıdaki Ermenistan ile bunların işbirliği yapması halinde de, Gürcistan ve Ortaasyadaki ABD hakimiyeti sebebiyle Anmadolu’nun jeopolitik ve jeostratejik hususiyeti önemli ölçüde asgari seviye inecektir. Bu ise, Anadolu ve müslüman insanı için ne gibi tehlikeli neticeler çıkarır, tahmin edilebilir.)

O halde, TSK’nın bir an önce ilerlemesi, Irak’ta mevcut bulunan güçleri mevzilendirmesi, bütün bunları gerçekleştirdikten sonra, kara harekatına izin verecek olan bir üçüncü tezkereyi akla dahi getirmeden, ikinci tezkeredeki hava koridoruna izin vermeleri mantıklı olacaktır.

Türkiye’deki vatanseverlerin şu ihtimali de unutmamaları gerekmektedir. Bugüne kadar, simetrik bir harb izliyoruz; fakat ASİMETRİK HARBİN ne zaman başlayacağı ve bunun Siyonist güçleri, kendi ülkelerindeki insanların baskılariyle nasıl tesir altında gireceklerini de planlama içine almak gerekmektedir.

Bilindiği üzere I. Körfez Harbi’nde de “asimetrik harb” üzerine birtakım teşebbüsler bekleniyor ve en büyük korkuyu veriyordu Siyonist güçlere.

fiimdi ise, hem Irak devlet temsilcilerinin açıklamaları hem de dünya üzerindeki müslüman teşkilatların açıklamaları ve Alman istihbaratiyle Amerikan istihbarat teşkilatlarının “alarm vermeleri”, “asimetrik mevzuların” bu sefer ortaya çıkma ihtimalinin büyük olduğunu ortaya koymaktadır.

Amerikan şehirlerinden birinde patlayabilecek bir bombanın veya Avrupa’daki bir yerde olabilecek hadisenin, cephe harbini etkileyebileceği kuşkusuzdur.

Siyonistlerin ve onların buradaki temsilcilerinin ifadelerine itibar edilmemesi, ABD’nin, Siyonizmin, Anadolu’ya şu anda mahkum olduğu gerçeğinin bilinmesi ve bu doğrultuda faaliyetde bulunulması gerekmektedir.

Bu harb, ne şekilde neticelenirse neticelensin şurasının da unutulmaması gerekmektedir:

Türkiye, artık “eski idare” içinde bulunamayacak ve harbin fırsatları içinde, bu ülkenin gerçek sahibleri iktidarı ele geçirecektir.

Kemalistlerin ve Siyonistlerin, devri, bu harbin ilk safhasında gösterdikleri “çabalar!” ile görüldüğü gibi kapanmaya başlamıştır.

Anadolu, bu harb ile birlikte, siyaseten hain bir şekilde mahkum edilmiş olsa da, TARİHEN DAVASININ GALİBİYETİNE MAHKUM EDİLMİfi LİDERİNE ergeç kavuşacaktır.

Bu harb, ikinci gününden bunu haber vermektedir.

 

21 mart 2003

www.sinamiorhan.up.to

Hosted by www.Geocities.ws

1