|
HARBİN DEĞERLENDİRİLMESİ -ilk bomba ve tezkereyle gelen tarihi fırsat- Dr. Latif Denizci Doğu Strateji ve Tahlil Merkezi Harb başladı. Şimdi harbin neticeleri üzerinde konuşmak gerekiyor; ve tabii ki, bu esnada ne yapmamız üzerinde... Şu saatler itibariyle kesif bir saldırı gerçekleşmiyor; nokta hedeflere iki büyük saldırı gerçekleşti ve Irak bunlara karşı sadece müdafaa karşılığı verdi uçaksavar ateşiyle... Anlı şanlı “stratejistler” ve “emekli askerler”, bu saldırıları, “Irak’ın elindeki silahların tesbiti için yapılmış bir ön saldırı olarak” açıkladılar. Bu ne demek biliyor musunuz?.. Teknolojik üstünlüğe sahip olduğu iddia edilen, yerdeki karıncanın adımlarını bile tesbit ettiği bilenen ABD’nin, bugüne kadarki bütün, “Irak’ın elinde şu silahlar var ve bunlar da şurada, burada...” ifadelerinin koskoca bir yalan olduğunu söylemektir. Demek ki, tesbit edememişler... Demek ki, teknoloji, “sıfır”... Bunun böyle olduğunu, I. Körfez Harbi’nde de gördük; işte dün Kuveyt’te başlayan “kum fırtınası” yüzünden, üzerlerinde 95 kilo techizat taşıyan ve bu haldeyken bir de “gaz maskesi” takan Amerikan askeri birlikleri, kıpırdayamaz duruma geldiğini televizyonlardan duyduk. Irak’ın çölleri vardır ve “kum fırtınası” çoktur ve hoştur! Teknoloji de boştur!!! Dikkati çeken bir nokta da, Amerikan saldırısının Kızıldeniz’den ve Basra Körfezindeki uçak gemilerinden yapılıp, Güney Irak ile Bağdat’ı hedeflemesi... Kuzey Irak’ta, yani İKİ HAİN AŞİRETİN bulunduğu yerde şu anda hiçbir hareket mevcut değil. Türkiye’nin, devletin içinde bulunduğuna inandığımız samimi vatansever unsurların bu noktayı gördüklerine eminiz. Aynı şekilde AKP içindeki 93 ŞEREFLİ ADAMIN da... Bunun manası şu demektir: TC’nin korktuğu, AKP’nin başının söylediği, “tezkereyi kabul etmezsek, Irak’ta güvenliğimizi tehdit eden oluşumlar olabilir!” açıklamasının boş olduğu şu anki durumla ortaya çıktı. Ve Türkiye için tarihi bir fırsat ortaya çıktı. İki hain aşiretin “tehdit edici” hale gelebilmesi, baştan beri söylediğimiz üzere, Amerikan askerlerinin Kuzey Irak’a girmesi ve hava koridorunu kullanmasına bağlı... Kuzey cephesi açılmadan, sadece Güney’den yapılacak bir saldırının -tıpkı birinci de olduğu gibi- iki hain aşiretin emellerine ulaşmasına yetmeyeceği ve hatta tepelenmesi için meşru bir zemin oluşturacağı da ortada... Tezkere’nin bugün kabul edilmemesi, Amerikan askerlerinin Kuzey Irak’a intikal edememesi veya geç intikal etmesi, tabiatiyle de bu intikal yine Basra körfezinden veya Güney’deki ülkelerden yapılacak bir hava indirmesiyle olacağından “keklik gibi avlanma” ile neticeleneceğinden, büyük bir zayiata sebebiyet verecekdir. Bu durum, iki hain aşiretin harekete geçememesi demektir. Bu durum, “tehdidin enterne” edilmesi demektir. Bütün bunlara rağmen, iki hain aşiret eğer harekete geçer, Musul ve Kerkük’e doğru yönelirse, yapılacak şey çok basittir: TSK’nin bile girmesine gerek kalmadan, uçaklarla bombalama!.. Bu onları durdurmaya yeter de artar bile... Bu vaziyet eğer gerçekleşirse, yani Türkiye şu veya bu sebeble şu andaki konjönktür içinde bir müdahalede bulunursa, buna ABD ve müttefiki iki devlet dışında kimsenin karşı olmayacağına eminiz; başta Irak olmak üzere, AB ülkeleri buna mennun bile olabilecekdir. AKP hükümeti eğer gerçekten “barış yanlısı” ise, bugün birkaç saat sonra Meclis’de oylanacak “tezkere”yi ikiye bölmeli ve “hava kordoru” ile ”TSK’nın gönderilmesi” mevzularını iki ayrı tezkere halinde Meclis’e sunmalı. Meclis, birincisine “hayır” ikincisine de “EVET!” diyecektir; buna eminiz. Hele ki, Cumhurbaşkanı’nın ABD’nin saldırısını “onaylamadığını” açıkladıktan sonra... Tarihi bir fırsatın önünde duruyoruz. İlk bombanın atılmasiyle birlikte, herşey zorlaştı... Sıkıntılı bir devir açıldı önümüzde... Şimdi tüm vatanseverlerin, sağcısı, solcusu, komünisti, müslümanı, sivili ve askeri ile birlikte, halkının hissiyatını hiçe sayan AKP hükümeti ve TC içindeki Siyonist işbirlikçilerine karşı mücadele içine girmesi gerekiyor. Mücadele, meşru hakkımızdır. MEŞRUİYETİMİZİN TEMELİ İSE, VATANI MÜDAFAA ETME, CEDDİMİZE LAYIK OLMA AZMİMİZDİR. Bu topraklar, “bizim”dir. Bir karışını bile vermeyiz; almak için planlanan oyunları, planlayıcıları ile birlikte, gerekli olduğu şekilde karşılarız Son söz: Irak halkı, sadece kendi ırzı, namusu, canı, malı ve toprağı için de değil, ümmetin istikbali için, Filistin’in istikbali için, Anadolu’nun istikbali için direniyor Irak halkının bu mücadelesini destekliyor, direnen bu halkın Allah’ın yardımına muhatab olduğuna inanıyor ve en derin tebriklerimizle selam veriyoruz.
20 mart 2003; saat: 12.20 |