|
YAHUDİLİK TETKİKİ -I- YAHUDİLİK, “KOLLEKTİVİZM” ÜZERİNE KURULMUŞ BİR SAHTE-DİNDİR: -”Yehova”, “Moşe” ve “Rabbiler” de “Kollektivistler”- Süleyman Yıldızoğlu Ben-i İsrail... Ve Yahudilik... Tarih boyunca bu iki mefhûm kadar belki hiçbirşey tartışılmamıştır. Allah’ın, bir Yaratıcı’nın varlığı da dahil, insanoğlunun zihnini bu iki mefhûmdan başka hiçbirşey bu kadar meşgul etmemiştir. Bizim, “H ıristiyan-Yahudi Medeniyeti” olarak tavsif ettiğimiz Batı medeniyeti hakkında İslâmla şereflenmiş Batılı bir müminenin, içinden geldiği bu medeniyetin röntgenini ve bu röntgenden ötürü gördüğü “hastalığın” dehşetinden duyduğu ıstırâb sebebiyle söylediği, “bugünkü Batı medeniyeti, bir Yahudi medeniyetidir ve tamamen Yahudiliğin eseridir!” sözü, vaziyetin ehemmiyetini gösteren bir resimdir.Bu medeniyetin hastalıklı beyinlerinden fışkıran “fikirlerin” tümünün kökü, Allahsızlık ve Allah’ı yeryüzünden silme üzerine kurulmuş olması bir yana, bu fonksiyonu ortaya koyan hastalıklı beyinlerin ekserisi -ilim tarihine bakınız- Yahudi veya Convert-Dönme’dir!. Batılı müminenin söylediği doğru olmakla beraber, bu arada, ortaya “tek hedef İslâm kaldı; onda da siz-İBDA” diyerek kendiliğinden ve edebli bir tarzda meydan okurcasına arz-ı endam eyliyen -site içindeki (Ziyaretçi Defteri) meşhûr ismiyle, “Yahudi kadın”- Bayan Sarah Aliye Rana’nın birtakım iddiaları “müşgil oldu” dersek pek de hata etmiş olmayız zannedersek.Ne diyordu Sarah Han ım, bir bakalım:«- Hristiyanlar (ki, çarmıha Hz. İsa'nın gerildigine inanırlar) Hz. İsa'nın çarmıhta güya Aramice 'Aloim, Aloim la ma samaktani' yani 'Allah'ım, Allah'ım beni niye (çarmıhta) yanlız bıraktın' dediğini ileri sürerler. Yani bütün iradesini Allah'a teslim ettiği kabul edilen bir üstün insanın (Rasol) Allah'a serzenişte bulunması! Pozitivist Akıl'la izah edilebilir olan bu davranışın hiçbir dini tefekkur biçiminde yeri olmadığını takdir edersiniz. Bu örnekle bir giriş yapmamdaki sebep, daha başlangıcta Hristiyanlığı aradan çıkarmak içindir.» Bizim, rahmetli Üstad ımız’ı “tam olarak algılayamadığımızı” söyleyen Sarah Hanım’a, “tam olarak algıladığı” mefhûm-u muhalifinden zımmen ortaya çıkan Üstadımız’ın, “İslâm Tasavvufu ve Batı Tefekkürü” isimli eserinin daha ilk bahislerinde geçen, “Hıristiyanlık ve Yahudi sızması” meselesi ve özellikle Sen Paul (esas ismi Saul) isimli Yahudi’nin daha ilk ânında Hıristiyanlığa soktuğu “tevhidî hakikatlere ve vahye ters fikirler” üzerindeki düşüncelerini bir sormak gerekir öncelikle ve sonra da, bu nüve halindeyken bozdukları ve akabinde de “converso” taifesi eliyle veya açıktan (Amsterdam ve Prag merkezli Kabalaist hareketin Hümanizmi ve onun da Martin Luther ve Calvin’i ortaya çıkarması) bu bozulmayı nasıl ilerlettiği; 1959 senesinde Siyonist “B’nei B’rith Teşkilatı”nın, Papa XXIII. John’un hususi danışmanı -Yahudi asıllı- Kardinal Augustin Bea’ya, “katolikliğin Yahudilere karşı olan tutumunu değiştirmelerini, kitablardan Yahudi karşıtı ifadelerin çıkartılmasını, buna İncil’deki ifadelerin de dahil olduğunu” dikte etmesini; 1985 senesinde de Papa’nın “İsrail”i resmen tanımasını “Hıristiyanlığın, Yahudilik tarafından bitirilmesi” olarak nasıl “algıladıklarını” sormak gerekir; meseleyi bu şekilde görebilecek olanlar öyle görebilirler ama işin “köküne” baktığınızda görülecek olan, esasında Yahudiliğin ilk anda tahrif ettiği Hıristiyanlığı “artık vaktin doldu; sana ihtiyacım kalmadı!” diyerek tarihin raflarına kaldırmasıdır hakikatde görülmesi gereken. (Bu kadar çok “görülme, görme” kelimesinden ötürü, özür; ama insanların “gözleriyle” sorunu varsa, buna devamlı vurgu yapmak evlâdır.)Bir de şunu ilave etmek gerekir. Yahudilerin “Convert” [Convert: Dinini değiştirmiş, dönme.] bile olsalar ve hatta “Yehova”yı “Allah”ı inkar etseler bile (bkz: Hıristiyan olup da onu tahrif eden veya “ateizmin” propagandasını yapan Batılı Yahudi filozoflar.) “kaybettikleri” birşey yoktur, Yahudi inancına göre; bu “din!” böyle “garib” bir “şey”dir. Yahudi cemaatinin yayın organı olan “ Şalom” gazetesinde (8 Mart 1989) yayınlanan bir yazı bunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır:«- TANRIYA İNANMAK YAHUDİLİ⁄İN TEMEL BAŞLANGIÇ NOKTASI DE⁄İLDİR. Resul Jeremiah bile İsrail’in başkaldırısını, Tanrının ağzından şöyle anlatır: “Beni terkettiler ve kanunlarımı uygulamadılar.” Eski hahamların bu sözü yorumlama şekli ise: “İNANÇLARINDAN VAZGEÇSİNLER AMA KANUNLARI UYGULASINLAR” olmuştur.»Hülasa, “Yahudiliğin meydanı boşaltma, afarayı temizleme operasyonu”na bir örnek olarak Sarah Han ım tarafından verilen “Hıristiyanlığın tasfiyesi” meselesi, bahsedildiği gibi “son 500 yılda” gerçekleşen bir hadise değil, 2000 senelik bir geçmişe dayanır (Sen Paul’un misyonu!) ve bahsettiğimiz gibi de bu son “tatbikat-tasfiye”, “tasfiyenin tasfiyesi”dir.Ve hiç de öyle “tek başlarına” yaptıkları bir iş değildir bu... Hazret-i İsa’nın devrinde Ferisilerin (şimdiki Rabbiler-Hahamlar’ın devamcısı Ortodoks doktirini) “Sözlü Tevrat”larının hükümlerinin ortadan kalkacağını görmeleri ve bu yeni “Din”in Roma imparatorluğu’nun çıkarlarına da ters olacağının ortada olması sebebiyle tam bir Ferisi/Saduki-Roma “cooperation”ı şeklinde mesele halledilmiştir.Yahudilik, her zaman yaptığı gibi kendine “şirk”te “şerîk” bulmuş ve “cooperation” ile de, ikibin sene içinde nicelerini göstereceği üzere, fesatını yapmış ve İlahî Kelam’ı tahrif etmiştir; üstüne üstük bir de bu işi “Hıristiyanlık’ın tasfiyesi” olarak takdim etmiş ve sonra bunu da “tasfiye” etmiş ve Anadolu tabiriyle “höykürmeye” başlamıştır!. Hazret-i İsa’ya atfedilen Aramîce kelamın doğru veya yanlışlığı bir yana, bu bir “inaç işidir!” ve her türlü “pozitivist akıl”dan âzâdedir. Hindular “inek”e tapıyorlar, (tıpkı bir devirler Ben-i İsrail’in taptığı gibi ve o kıssadaki “fırsat’çılık” meselesine dikkat ediniz; Yahudi’nin “ruhu” oradadır.) bu size saçma gelir veya gelmez, kabul edersiniz veya etmezsiniz ama bunun üzerinden bir tahlil yapıp da “ananızın dini olan Yahudilik”e de (muhtemeldir ki, babanız, Üsküdar Amerikan Koleji’nde okuduğunuza göre Sabatayist olabilir, yani “sapkın Yahudi”) birtakım tenkidlerin gelebileceğini dikkate almak zorunda veya mecburiyetinde kalırsınız.• Site’ye gelen makalelerinizde, bugün Yahudilik hususunda bir tetkikde bulunan herkesin kolaylıkla ulaşabileceği, ulaştığı, bilmediği bir mesele veya mevzu -özür dilerim ama- yok!. (1) “Sefirah-Sefirot” meselesinin “felsefî derinliği”ni bilen biliyor, insanımız “Kabbalah-Kabala” diye birşeyden haberdar ve köken olarak nerelerden ürediğini de görüyor ve biliyor. Bunlar, gerçekten de “küçük” meseleler... Bize (en azından bendenize ve “kalite” bakımından takdir ettiğiniz bu site’nin yazarlarına) daha başka, “daha başka şeyler” anlatmanızı istirham ediyorum Sarah Han ım...Acizane benim size bu yolda bir yardımım olacak, kabul ederseniz. Malûm bugün bu ülkede bir “tezkere” ve “harb meselesi” var ve -Genelkurmay Ba şkanı Özkök’ün deyişiyle- “halkın yüzde yüzü bu işe karşı” olmasına rağmen, “milletin iradesini temsil etmesi gereken Meclis ve onun Hükümeti ile Devleti”, ABD yanında (son tahlilde...) “Arz-ı mevud” (2) için bu harbe “şerîk” olacaklar.Bunu şunun için yazdım; Papal ık, “İsrail”i ve tabiatiyle de Yahudiliği “tanısa” ve böylece, “kendilerinin yeni bir dinin takibçileri olmakla hata ettiklerini ve Yahudiliğe tabi olmaları gerektiği” mânâsını ortaya koysalar da -Protestanlar ne der bilmeyiz ama- Katolik “halk” ile Ortodoks “halk” bu işi kabul etmezler (3) ve Yahudiliğe hala “mesefeli” durup “lanetliler” olarak bakmaya devam ederler. Bu, acı ama gerçek olarak böyle...İşte hem Hıristiyanlar adına hem de “hedefiniz olan Dinin içindeki hedefinizin” bir mensubu olarak bendeniz size Yahudilik hakkında birtakım bilgiler vereyim, takdim edeyim, böylece de “mevzu sorununuz” olmaz ve böylece de “mesele konuşarak” işi devam ettiririz. Mevzuya da sizin gibi “kökten” yani Hazret-i İsa’ya atfedilen o sözü nakletmenizdeki gayeniz gibi taa kökten başlayalım..
“ALLAHIN O⁄LU” YAHUD İ!!!
“Mezmurlar - Asafın Mezmurudur- 82/6”: «- Ben dedim, siz ilahlarsınız. Ve hepiniz YÜCE OLANIN O⁄ULLARISINIZ.” “İşaya, Bap 9/6”: «- Çünkü bize bir çocuk doğdu, bize bir oğul verildi; ve reislik onun omuzları üzerinde olacak, ve onun adı: Acip Öğütçü, Kadir Allah, Ebediyet Bahçesi, Selamet Reisi çağırılacaktır.» “Hoşea, Bap 12/3-4”: «- Rahimde kardeşini topuğundan tuttu; ve erkeklik çağında ALLAH İLE GÜREŞTİ; ve melekle güreşip yendi...» “Tekvin 33/ 24, 25 ve 27-28”: «- Ve Yakub yalnız başına kaldı; ve seher sökinceye kadar, BİR ADAM ONUNLA GÜREŞTİ. Ve onu yenmediğini görünce, uyluğunun başına dokundu, ve onunla güreşirken Yakubun uyluk başı incindi... ve ona dedi: Adın nedir? Ve o dedi: Yakub. Ve dedi: Artık sana YAKUB DE⁄İL ANCAK İSRAİL DENİLECEK; ÇÜNKÜ ALLAH İLE VE İNSANLARLA U⁄RAŞIP YENDİN...(“İsrail”, Allahla uğraşan, yahut, Allah uğraşır demektir.)» “Mezmurlar 82/ 6-8”: «- Ben dedim: Siz İlahlarsınız ve hepiniz yüce olanın oğullarısınız.... KALK EY ALLAH! Yeryüzüne hükmet!.» Bu kadar iktibas yapmamızın sebeb-i hikmeti, Sarah Hanım'ın, “Hz. İsa'nın çarmıhta güya Aramice 'Aloim, Aloim la ma samaktani' yani 'Allah'ım, Allah'ım beni niye (çarmıhta) yanlız bıraktın'“ sözünü nakledib, bunun bir “Rasol” için söylenmesi hata, ayıp, rezalet vesaire üzerinde durması ve bunu da “H ıristiyanlığın Yahudilik tarafından tasfiyesine” (“afarayı temizleme operasyonu”) makul bir bahane olarak ileri sürmesindendir.Sormak lazım o halde, “Allah’ ın Oğlu”, “Allah’ın Oğulları”, “Allah”, “Allah ile güreşmek”, “Allah’ı yenmek ve İsrail diye lakablanmak” ve bunları öyle Hıristiyanların din büyüklerinden naklettiği yukarıdaki söz gibi “usûlî” kitablarda değil de, “Torah”da hem de, bulundurmak ne mânâ?.. “Yenilen” ve “güreşilen” bir “Yaratıcı” nemenem bir “Yaratıcı”dır ve bunun “pozitivist akıl”ı bir kenara koyun, “bir dini tefekkür biçiminde” bulunmasını nasıl haklı görebilirsiniz?..Madem ki, Hazret-i İsa’ya atfedilen sözü “tasfiye bahanesi” veya Hıristiyanlığı “baştan yok sayma” olarak “algılıyorsunuz”, size sizin bu “yönteminizle” cevab verelim:Kur’an- ı Kerim ve Furkan-ı Hakîm’in “Maide Sûresi”nin “18inci âyeti”:«- (Yahudiler:) “Biz, Allah’ ın çocukları ve sevgilileriyiz”, derler. De ki: “Hayır, siz de onun yarattığı birer insansınız.”Peşin peşin söylemek gerekir o halde: Siz, “tahrif ettiğiniz Hıristiyanlığı tahrif ve tasfiye” ederek “alanı boşalttınız”, bu Yüce Kelâm ile de “tasfiye-tör” olan Yahudilik tasfiye edilmişir!. “Alan” esas böyle “boşaltılır”!!! Hülasa; “çok kötü bir giriş” ile sözlerinize başlamanız, sizin için de “çok kötü” olmuştur. Gören göz bunu idrak eder!.. Ve sakın “güreşmek ile yenmenin” felsefesini yapmaya kalkmayın, siz onu “tahrif ettiğiniz Hıristiyanlığa” vermediniz, biz size HİÇ VERMEYİZ; keza, bu ifadeler -tekraren- Hıristiyanlığın din büyüklerinden nakledilen ifadeler de değil, “Torah”da yani “Kutsal Kitab/Eski Ahid”de mevcut ve kıyas kabul etmez!.. Bu girizgâhdan sonra gelelim, esas “problemati ğinize”...
YAHUD İLİ⁄İN “KUTSAL KİTABI”:TEVRAT-TORAH
Geçtiğimiz senelerde öldürülen, Türkiye’deki Yahudilerin lideri, MOSSAD TC mes’ulü Üzeyir Garih’in (4) bir sözünü nakledelim: “— Karıştırılıyor bazen... Yahudilik ve Musievilik kavramları yanlış yerde kullanılıyor. Musevilik, “dinin adı”, Yahudilik de “ırkın adı”dır...» Kanal 7 isimli televizyon kanalında yapılan bir söyleşide söylediği bu sözü bir yanıyla kabul bir yanıyla da redediyoruz. Şöyle ki: Biz, “Musevîlik” denilen ve Hazret-i Musa’nın tebliğ ettiği “10 Emir”e dayalı vahye dayalı mukaddes dini kabul edib (tabiî, artık “hükmü” kaldırılmıştır.) “yahudilik” denilen “Yahuda”ya dayalı ırkçı ve vahyi tahrif eden, insan-ların fikirlerinin eseri ve insanlığa büyük zararları olmuş felsefî sistemi yani Yahudiliği ise REDEDİYORUZ!. İkisi arasındaki böyle bir “ayrım” yapıp, bugün “Musevîlik” diye bir Dinin” de kalmadığını ve onun artık “Yahuda-lık” olarak sürdüğünü söylüyoruz. (Bizdeki kullanılan -bilirsiniz- acizliği belirtmeye yarayan “Allahlık!” ifadesi gibi oldu ama, olsun!) Gelelim Tevrat’a veya İbranice ismiyle “Torah”ya... • Tevrat, üç kısımdan mürekkeb Yahudi dininin kutsal kitabı olan “Eski Ahid”in ilk bölümüdür. İbranicede buna “Tanakh” derler. “Tanakh” ise, bölüm adlarının yani “Torah”, “Nevi’im” ve “Ketuvim” kelimelerinin ilk harfleri olan “taf-T”, “nun-N” ve “kaf-Kh”nın yanyana yazılmasıyla uydurulmuş bir isimdir. Eski Ahid’in bu kısımları ve ihtiva ettiği kitabların isimleri şunlardır: Tevrat (Torah): Tekvin (Bereşit), Çıkış (Şemot), Levililer (Vayikra), Sayılar (Bemidbar) ve Tesniye (Dıvarîm)... Peygamberler (Nevi’îm): Yeşu (Yehuşua), Hakimler (Şoftim), I ve II. Samuel (Şmuel), I ve II. Krallar (Melahim), Yişaya (Yiş’ayahu), Yeremya (Yirmiyahu), Ezekiel (Yehezkel). Oniki Peygamber (Şnayim Asar): Hoşea, Yo’el, Amos, Ovadya (Obadya), Yunus (Yona), Mikha, Nahum, Habakkuk, Tsefenya, Haggay, Zekerya, Mal’aki... Kitablar (Ketuvîm): Mezmurlar (Tehilim), Süleyman’ın Meselleri (Mişley), Eyub (İyov), Neşideler Neşidesi (Şir Ha-Şirim), Ruth, Yeremya’nın Mersiyeleri (Ekha), Vaiz (Koholet), Ester, Daniel, Ezra-Nehemyah, I ve II. Tarihler (Divrey Ha-Yamim)...
TEVRAT’IN İSİMLERİ
Bahsettiğimiz üzere, Tevrat’a İbranice’de “Torah” denilir; Aramîce’dea “Orayta”, Yunanca’da “Pentateuch” ve “Nomos” denilir.Yunancadaki bu kelimenin (Pentateuch) İbranîce “Hami şa Humaşim”in yani “Beş Kitab”ın karşılığı olarak kullanıldığını söylemek gerekiyor. “Pentateuch” kelimesini ilk kullanan MS III. asırda yaşayan Kilise Babası Origen kullanmış ve bu daha sonra Batı’da Tevrat için kullanılmaya başlanmıştır.“Nomos” ise, “Torah”nın karşılığı olup “Kanun” mânâsına gelmektedir. Tevrat’ın yabancı lisanlardaki karşılıkları böyle olduğu gibi, İbranice’de de birçok ismi mevcuttur. Yahudiler kendi kutsal kitablarına sadece “Torah” demezler yani... Bu isimlerden bazıları şunlardır: “Ha-Sefer-Kitab”, “Sefer Ha-Torah-Tevrat’ın Kitabı”, “Sefer Moşea-Musa’nın Kitabı”, “Sefer Torat Moşe-Musa’nın Tevratının Kitabı”, “Torat Moşe-Musa’nın Tevratı”, “Sefer Torat Yehova-Yehova’nın Tevrat’ının Kitabı”, “Torat Yehova-Yehova’nın Tevrat’ı”, “Sefer Torat Eloim-Elohim’in Tevrat’ının Kitabı”, “Torat Elohim-Elohim’in Tevrat’ı”. Bunlardan gayri isimleri de mevcuttur ki, 70’e kadar yol vardır.
TEVRAT’I K İM YAZDI
Bu isimlendirmeyi, İlahî Kitab Kur’ân-ı Kerim’in de pekçok isimlendirmeye ile tesmiye edilmesine benzetebilmenin MÜMKÜNATI YOKTUR yalnız...Çünkü, “problematik”, -bu isimlendirmeden de görüleceği üzere- bu noktada başlamaktadır. “Moşe’nin Tevratı”, “Moşe’nin Tevratı’nın Kitabı” ile (hadi bunları bir “mânâ” varsayarsak tabii), “Yehova’nın Tevrat’ı” ile “Yehova’nın Tevratı’nın Kitabı” arasında müşgilat vardır. Şöyle sual sormak abes kaçmaz: Yahudilerin inand ıkları ve çeşitli isimler altında bağladıkları “kitab”ı, “YEHOVA” MI, “MOŞE” Mİ YAZMIŞTIR?..Veya bulardan birisinin “yazdığını” kabul etsek de (“yazmak” ile “vahiy-ilahî bildirim” arasındaki farkı da görmemeye çalışalım hadi!) bunların “yazdıkları”nın yazıldığı “Sefer-Kitab”ı (veya Kitabları) KİM YAZMIŞTIR?.. Bu bir “problematik”dir ve yüzyıllar boyunca Yahudiler arasında da “problematik” meselesi olmuş ve bir türlü halledilememiştir. Sarah Han ım, bu “problematik”i nasıl halletmiş bize yazar zannedersek...
TEVRAT’IN K İTABLARI VE MEVZULARI
Makalemizi bitirmeden önce, “Tevrat”ın, yani Eski Ahid’in ilk bölümünü teşkil eden “Hami şa Humaşîm-Beş Kitab”ın her bir kitabının (Humaş) mevzularını da verelim...TEKV İN:İbranîce “Bereşit”... “Başlangıç” mânâsına gelmektedir. “BAŞLANGIÇTA Allah yerleri ve gökleri yarattı” diye başlayan bu kitabın ilk kelimesinden ötürü “başlangıç” olarak isimlendirilmiştir. İlk Yaratılış hikayesiyle başlayan Tekvin Kitabı, Tevrat’ın ilk kitabıdır. Alemin yaratılışı, Adem ile Havva’nın Cennetten kovuluşu, ilk cinayet, insanların çoğulması, Nuh Tufanı, İbrahim, İshak, yakub ve Yusuf Hazeratı’nın hikayeleri, Ben-i İsrail’in Yusuf Aleyhisselam devrinde Mısır’a yerleşmeleri vesaireyi ihtiva etmektedir. ÇIKI Ş:İbranice “Şemot”... Bu ise, “isimler” mânâsına gelir Bu kitabda, Ben-i İsrail’in, Mısır’daki klelikleri, Hazret-i Musa’nın tevellüdü ve “peygamber” olarak seçilmesi ile “On Emir”i Allah’dan alması, “Altın Buzağı”ya tapınılması, “Ohel Moed-Toplanma Çadırı” ile “Ahit Sandığı”nın yapılması gibi mevzuları ihtiva etmektkedir. LEV İLİLER:İbranice ismi “Vayikra”dır ve “seslendi... çağırdı” mânâlarına gelir. Yine isimlendirme, kitabın ilk kelimesinden yapılmıştır. Bu kitabda “muamelat” diye de tabir edilen “ibadet hükümleri” (Mabed’de takdim edilecek kurbanlar, keffaret, haram ve helal yiyeceklerin duyurulması, lohusalık, nifas ve hayz hali, nikâhda aranılması gereken kurallar, zina, bayramlar, aile büyüklerine ve komşulara karşı uyulması gereken kurallar, kölelik, cüzzam hastalığı vesaire) ihtiva etmektedir. Hahamlık ve Hahamlar üzerinde uzunca bahsedildiğinden “Torat Kohanim-Kohenlerin Tevratı” diye de isimlendirilir. Yunanca “Leviticus” (Levililer) ismi ise, kitabda ismi çokça geçen bir diğer dinî grub olan “Levi’îm”in tercümesidir. SAYILAR: İbranice’de “Bemidbar” denilir ki, “çölde” mânâsına gelmektedir. İsimlendirme yine (İbranice’de ve İbranî nüshasında) ilk cümlenin beşinci kelimesinden yapılmıştır. Ben-i İsrail’in çöldeki hayatlarını anlatır. Bahis olarak, Ben-i İsrail’in nüfus sayımı, zina eden bir kadının “acı su testi”ne tâbî tutulması, nezir yemini, Ben-i İsrail’in “klanlarının” Sina’dan ayrılmasının sıra ve tertibi, Allah’a tam inanmadıklarından Kenanîlere karşı yenilgileri, Karun-Korah’nın isyanı ve yere batırılması, “Kırmızı İnek” meselesi, Bal’am ve Bal’ak hikayesi vesaire anlatılmaktadır. “Sayılar” ismi, Yunanca “Numeri” kelimesine dayanmaktadır ki, 1, 3, 4 ve 24üncü baplarda geçen “nüfus sayımı”ndan ötürü verilmiştir. TESN İYE:İbranice ismi “Dıvarîm”dir ki, bu kelime “Davar”ın cem’idir ve “Sözler” mânâsına gelmektedir. Yine isimlendirme, birinci cümlenin ikinci kelimesi olan “Dıvarîm”den yapılmıştır. Bu kitabda, evvelki kitabların bir tekrarı yapılmaktadır ve “Mişne Torah-Tevrat’ın Tekrarı” olarak da isimlendirilir. Arapça ve Osmanlıca’daki “Tesniye” kelimesi de zaten “ikileme” mânâsına gelmekmtedir. Bir de, ilk dört kitabda “hitab eden” Allah olmasına rağmen, bu kitabda aynı vazife “Moşe”ye aittir. Bu kitabda (“Moşe”) 1 ve 4üncü baplarda Mısırdan çıkışı, zorluklarını, geçtikleri yerleri anlatıp, evvelki kitabların bir özetini yapar. 5inci bapdan 29uncu bapa kadar, Ben-i İsrail’in tatbik etmesi mecbur olan kural ve kaideler; 30uncu bapdan 32inci bapın ilk yarısına kadar Ben-i İsrail’e tavsiyeler; yarım kalan bapdan 33üncü bapa kadar “Moşea’nin ilahisi ve duası” ve son bapta da vefatı ve defni anlatılmaktadır. (İleriki makalelerde ele alacağımız bir meselenin daha doğrusu “problematik”in bir ucuda buradadır. Bu Kitabı “Moşe” yazdıysa eğer, “ölümü ve defnini” nasıl kaleme alır?.. Sarah Han ım?!)
2006 VE KUDÜS
Makalemizi bitireceğiz, dedik ama son birşey daha eklemek istiyoruz. Sarah Han ım, “15 yıldır Kabbalah (Yahudiliğin Gizem Kitabı)” ile ilgilendiğini bildirmişti. Eh o zaman aşağıda yazacaklarımız hakkında da -en azından- malumat sahibi olma ihtimali vardır ve bizi bu konuda “aydınlatırsa” çok memnun oluruz.Eli Rips... “Kabbalah-Kabala” ile ilgilendiğinize göre bu şahsı biliyorsunuzdur ve ihtimaldir ki, tanışmışsınızdır, “mailleşmişsinizdir”. MOSSAD ve İsrail Devleti ile de “yakın temas” halinde bulunan bu zatın bulduğu “code”dan da haberiniz vardır muhakkak... Biz ise bu zatı “Cep Kitabları Aş”nin, Amerikalı gazeteci Michael Drosnin’in “The Bible Code-Tevrat’ ın Şifresi” isimli kitabını 1998 senesinde tercüme etmesiyle tanıdık. Bu gazeteci de büyük ihtimalle yahudi; çünkü Eli Rips ile tanışmasına, “İsrail İztihbarat Servisi binasından çıkarken, bir subay bana “Kudüs’te görüşmeniz gereken biri var” demesini vesile kılıyor ki, bu durum bu iki kişinin de bu yerlerle alakası olduğunun zımnen itirafı olsa gerek.1 Eylül 1994’de İsrail’e giden gazeteci Michael Drosnin, Ba şbakan İzak Rabin’e bir “mektub” veriyor ve “saldırıya uğrayacağını” ihbar ediyor. Aradan iki ay geçiyor ve 4 Kasım 1994’de gerçekleşen bir suikast ile de İzak Rabin öldürülüyor.Bunları yazmamızın sebebi, gazeteci Michael Drosnin’in, “Bu cinayet üç bin y ıl önce Tevrat’ta şifrelenmişti” ve hatta Tevrat’ta “istikbale ait şifreler” bulunduğunu ve bunları da “çözdüğünü” söylemesi...• Kitab, Yahudiler arasında pek tuttu. Nasıl tutmasın ki, kendi kutsal kitablarında “başlarına gelecek olanlar” yazıyordu. M. Drosnin, “Dinle ey İsrail; Allahımız, Efendimiz, birdir” diye başlayan “Mezuzah” içinde bulduğu şifreye göre, “Armagedon”, “iki kez şifrelenmiş 2000” veya “çok açık şifrelenmiş 2006” senesinde olacak,” diyor.2000 senesini ortadan kaldırabiliriz; o mânâda bir savaş çıkmadı çünkü... Fakat “2006” senesi “açık ihtimal” olarak ortada duruyor ve Yahudileri telaşlandırıyor. Çünkü, bu sene içinde “Kudüs”te bir “büyük patlama” olacak ve İsrail’in yıkılışına kadar gidecek olan “Armagedon devri” açılacak, diyor Michael Drosnin...Siz de Kabala ile ilgilendiğinize göre, bu “hususta” ne düşündüğünüzü sormak istedik. Diyebilirsiniz, “bunlara siz inanıyor musunuz?”; cevab vermeye bile lüzûm yok, o kitab “sizin kitabınız’, “bizim” değil... “Bizim” kabul ve iman ettiğimiz Kitab’dan hareketle çıkarılmış bir takım “keşif eserleri”nin mevcut olduğunu siz de bilirsiniz, bunlar dahi “zevk ve letafete dair i şler”dir ve ancak “böyle” kabul edilebilir bir hakikâti içinde barındırırlar.Keza, bizim “ÜÇ I ŞIK”ımızın Kitab’dan hareketle inşa ettikleri [muhtemelen sizin de buralara kadar gelmenize vesile olan] “Tilki Günlüğü” isimli eserin ŞÖHRETİNİ size anlatmaya lüzum yok zannedersek ve onun başta MOSSAD olmak üzere “ilgili” istihbarat servislerinin dikkatlerini celbeden “istihbarî gücü” de ortada...Kezalik; bizim “Armagedon” veya “Melheme-i Kübra”ya, Allah Resûlü’nün mukaddes sözü olduğu dolayısıyla imanımız mevcut ve “site içinde” yeralan “Tilki Günlü ğü” isimli eser üzerine yazılmış çeşitli makalelerden, “Melhame-i Kübra”nın BİR BÜYÜK MÂNÂYA denk olduğunu da öğrendik ve imanımız daha kavîleşti.Bu açıdan, “Tevrat’ ın Şifresi”nde geçen “code”lara ve Armagedon’a “siz inanıyor musunuz?” sualine belki şöyle bir -halk ağzı- cevab verebiliriz:GÖZLER İMİZLE GÖRDÜK, SEN NE DİYORSUN!!!Evet!! Peki, siz ne diyorsunuz Sarah Han ım?
28 Şubat 2003
Notlar:
1: Eğer gayeniz “başka birşey” değilse tabiî... Fakat buna dair bir belirti-tezahür de nâmevcut! Yok, “anlayın işte!” demeye getiriyorsanız, bizimle “muhabbet” etmek isteyen sadece siz-Yahudiler değilsiniz ve inanın sizin, bizim gözümüzde “diğerlerinden” bir farkınız da yok; “olmalı!” diyorsanız, kusura bakmayın ama “çıfıtlık” ve “geleneksel Yahudi kibrini” göstermiş olursunuz. Muhabbet etmek isteyenlerin bir “uslûbu” vardır. Buranın da bir uslûbu vardır. Ve “siyaset”, “somut” üzerinde yürür. 2: “Arz-ı mevud’a bakışınızı öğrenebilirsek, bahtiyar olacağız. Ama, “felsefî” [insana bir gaye-hedef göstermesinin ruhî fasofisoları vesaire] olarak değil, bu sınırların bir “Yahudi”nin inancındaki karşılığının ne olduğu hususunda tabiî... Bir de işin şu tarafı var, bu hududların Yahudilere ait olduğu birtakım muamelat işlemlerine tabî. Yok, Abraham (veya hanımı) şurada mezarlık arsa almış, yok Nuh, şurayı evladı filana bırakmış veasire... İyi de hepimiz “ADEMO⁄LU” değil miyiz?.. Bu mantikî silsile içinde “dünyanın tümü”, Hint okyanusunun kıyısındaki küçük bir adanın küçük nüfuslu adamlarına kalmaz mı?.. 3: Bu meseleyi hiç Yahudilik ile ilişkilendirerek düşündünüz mü?.. Papalık kurumu (Hıristiyan ruhbanlığının en üst makamı) Hıristiyanlığa “sapmalar” yaptırdıysa, Kohenlerin “Musa’nın Dini”nin (Samiri meselesi ortada) “saptırdığını” -ihtimal olarak dahi- hiç düşündünüz mü?.. 4: Üzeyir Garih hakkında yaptığımız “ünvanlama”, elimizde fotokopiler olmadğından ötürü “açık istihbarata” dayalı bir çıkarsama... Bu doğru mu?.. Bunu açıklamak zannedersem MOSSAD’a bir zarar vermez. Ve, Yahudilerin-Yahudiliğin TC içerisindeki tesirli mevkiini gözönüne alırsak, bu dinin mensubları TC’yi hanngi gözle görüyorlar?.. Mesela “Goyim olmayan ülke” noktasına geldi mi burası veya ne kadar bir süre içinde buraya gelmeyi planlıyorlar?.. Bir de 1924 Nüfus Mübadelesi ile “Varlk Vergisi” kayıtları... Bunlar “sır” gibi saklanan kayıtlar... Mossad-çılar’a zannedersem bu “sırlar ayan olur” ve ellerinde mevcut da olabilir. Tarih ilmine faydalı olacak bir iş yapmış olursunuz bu vesikaları bize ulaştırabilirseniz. 1 nolu nota bakarsanız, bu ameli işi yapacağınıza inanıyorum.
|