Yaşamı
Şair, romancı, deneme ve oyun yazarı..Melih Cevdet Anday denilince akla gelen onun yazarlık kimliğinin bu belirgin yanlarıdır. Ama onun asıl adını bütünleyen "Garip Şiiri" ve Orhan Veli, Oktay Rifat adlarıdır. Onun, çağdaş yazınımızın oluşumuna tanıklık eden ömrünün önemli bir dönemecidir "Garip Şiiri" hareketi. O çıkışı, yazmak uğraşısının geleceğini tümüyle belirlemese de, bir başlangıç noktasıdır Anday için.
Anday, 1915 yılında, babasının yedeksubaylık görevi yaptığı Çanakkale'nin bir köyünde doğdu. Büyük dedesi askeri eczacı Mehmed Raşit Paşa, Avrupa'da eczacılık öğrenimi görmüş, Osmanlı Devleti'nin ilk "eczacı paşa"sıdır. Büyük amcaları Mukim Paşa ile Kadri Raşit Paşa da (1875-1949) ünlü kişilerdir. Türkiye'de ilk fizyoloji kürsüsünü kuran Kadri Paşa, Tıp Fakültesi'nde öğrenciyken, Paris'e kaçıp Jön Türkler'e katılır. Babası Cevdet Bey ise bir süre Edebiyat Fakültesi'ne devam etmiş, sonra da Hukuk Fakültesi'ni bitirerek avukat olmuştur.
Çocukluğunun ilk yılları Bahariye'de geçen Anday; ilköğrenimini Kadıköy 35. İlkokul'da (1928), ortaöğrenimini Kadıköy Ortaokulu'nda tamamladı (1931). Babasının görevi nedeniyle Ankara'ya yerleştiler. Lise öğrenimine burada, Ankara Gazi Lisesi'nde devam etti (1936). O günleri şöyle anlatır, Anday: "Ankara Lisesi'nde ben 9. sınıftayken Orhan'la Oktay da 10. sınıftaydılar. Arkadaşlığımız orada başladı. Şiir sevdalısıydık. Ayrıca Orhan Veli'yle tiyatroya meraklıydık. Oyunlara giderdik; oynardık da."(1)
Hukuk Fakültesi'ne, ardından da Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ne yazıldı. Burada öğrenimini sürdüremedi. Memur olarak çalıştığı Devlet Demir Yolları'nın olanaklarından yararlanarak toplumbilim öğrenimi için Belçika'ya gitti. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü. Aydın'da askerliğini yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'nde görev aldı. İkinci kez askere alındı; bu görevinin üç ayını Ankara'da, kalan diğer kısmını da Balıkesir'in Ömerli köyünde tamamladı. 1946 seçimlerinden sonra Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer tarafından Konya'ya atandı. Kütüphaneler Genel Müdürü'nün araya girmesiyle, Ankara Kitaplığı tasnif memurluğu'nda çalıştı. Gazetecilik ve çevirmenlik yaptı (1942-1951).
İstanbul'a yerleşti. Bir süre gazetecilik işini sürdürdü. "Akşam" gazetesinde sayfa sekreterliği yaptı, sanat-edebiyat sayfasını hazırladı. Doğan Kardeş Yayınları'nda çeviriler yaptı, kitapların baskı işleriyle uğraştı. Düşüncelerinden dolayı buradaki işine de son verilince, 1958'de Cihad Baban ve Semih Tanca'nın yönetimindeki "Tercüman" gazetesinde "Yaşar Tellidede" takma adıyla köşe yazıları yazdı. Bir ay kadar da kendi adıyla yazmaya başladı. Bu kez de işinden oldu. Çeşitli takma adlarla yazılar yazarak geçimini sürdürdü. 1954'ten itibaren İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde fonetik-diksiyon öğretmenliği yaptı; TRT Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundu (1964-1969). Aynı dönemde LCC özel tiyatro okulunda mitologya dersleri verdi. Konservatuvar'daki görevinden 1977'de emekli oldu. UNESCO Genel merkezi kültür müşaviri olarak Paris'e gitti, hükümet değişince geri çağrıldı (1979-80). Yurda dönünce kendisini tümüyle edebiyata verdi.

 

Edebi yaşamı
Edebiyata ilgisi çocuk yaşlarda başladı. O günlere dair anılarını şöyle dile getirir, Anday: "Şiire, yani edebiyata düşkünlüğüm çok daha eski. İlkokulu eski yazıyla bitirdim. Ortaokula geçince- 1928 demek ki- Latin alfabesi geldi. Ama yeni yazıyla kitap yoktu. Eski yazılı kitaplar okumaya mecburdum. Bundan dolayı eski okuma yazmam iyidir. Örneğin, Halit Ziya'nın ünlü romanı 'Aşk-ı Memnu'yu ben eski yazıdan okudum. O kadar da çetrefil bir Osmanlıca'ydı ki ilk baskısı! (...) Şiir, edebiyat düşkünlüğüm ortaokuldan başlamıştır. Hece vezniyle şiirler de yazıyordum. Ankara'da Orhan ve Oktay'la arkadaşlığımız başlayınca onlarda da aynı sevdayı gördüm. Birbirimize okumaya başladık yazdığımız şiirleri. Sonra Varlık'ta yayınlamaya başladık."(2)
İlk şiiri "Ukde" "Varlık" dergisinde yayımlandı (1936). Yaşara Nabi Nayır, yeni bir şiir anlayışının örneklerini veren bu üç şairin (Melih Cevdet, Orhan Veli, Oktay Rifat) şiirlerine derginin orta sayfasında yer vermeye başladı.
1941'de Orhan Veli'nin imzası ve önsözüyle yayımlanan Garip kitabında her üç arkadaşın şiirleri yer aldı. Anday, kitabın çıkış serüvenini dile getirirken şunları söyler: "Ben Kaşımpaşa'da Askeri Hastane'de yatıyordum. Oktay'la Orhan geldiler. Aralarında bir anlaşmazlık çıkmış. Benim oyumu istediler. Orhan kapakta üçümüzün adının olmasını isteyordu. Oktay ona razı olmadı. Kitabı Orhan'ın çıkarmış olmasını istiyordu. 'Onun yaptığı bir antoloji olsun' diyordu. 'Sen ne dersin' dediler. 'Bir kişi razı olmazsa uygun olmaz' dedim. Orhan Veli'nin adıyla çıktı." ( 3) Bu çıkışlarıyla, edebiyat tarihimize "Garip Şiiri" olarak girecek olan, yeni bir şiir anlayışının öncülüğünü yaptılar.
Anday, bu süreçte, şiirilirini şu dergilerde yayımladı: "Varlık", "Ses", "Yeditepe", "Yaprak", "Oluş""Yeni Dergi", "Soyut"...
Dünya edebiyatından yaptığı çeviri kitapların sayısı otuzu buldu.
Basın yaşamına "Akşam" gazetesinde başladı."Tercüman"dan sonra, "Büyük Gazete", "Yeni Tanin", "İkdam" gazetelerinde kendi imzasıyla ve "Yaşar Tellidede", "Niyazi Yazoğlu", "Murat Tek" gibi takma adlarla köşe yazıları, denemeler ve romanlar yazdı. Murat Tek adıyla yazdığı Yağmurlu Sokak adlı roman 1 Ocak 1959'da "Tercüman" gazetesinde tefrika edilmeye başladı. Bunu Birbirimizi Anlayamayız ve Meryem Gibi romanları izledi. 1 Mart 1962'de, gene Murat Tek takma adıyla, "İkdam" gazetesinde Dullar Çıkmazı romanı tefrika edilmeye başladı. 1960'da Nadir Nadi'nin önerisiyle "Cumhuriyet" gazetesinde yazmaya başladı. Kendi adıyla yazdığı romanları ( Aylaklar, Gizli Emir, İsa'nın Güncesi, Raziye) ve anıları (Akan Zaman, Duran Zaman) bu gazetede tefrika edildi.
1956'da, Yanyana kitabından dolayı, "Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesine aykırılık" savıyla, yargılandı.
Mikadonun Çöpleri oyunuyla, 1967/68 tiyatro sezonunda yılın en başarılı oyun yazarı seçilerek, İlhan İskender Armağanı'nı aldı. Gene aynı yapıtla 1971-1972'de Ankara Sanatseverler Derneği'nce yılın en iyi oyun yazarı olarak seçildi. Gizli Emir romanıyla 1970 TRT sanat Ödülleri Yarışması'nda başarı ödülü aldı. Tarjei Vesaas'tan çevirdiği Buz Sarayı romanıyla Türk Dil Kurumu 1973 Çeviri Ödülü'nü; Teknenin Ölümü ile 1976 Yeditepe Şiir Armağanı'nı; Sözcükler ile 1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü; Ölümsüzlük Ardında Gılgamış ile 1981 Türkiye İş Bankası Şiir büyük Ödülü'nü kazandı. Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi oyunuyla 1984 Enka Sanat Ödülleri'nde mansiyon aldı. 28 Ocak 1991'de Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından "Ustalarımızla Birlikte" adı altında bir gece düzenlenerek 75. yaş günü kutlanan Anday'a, gene aynı yılın Kasım ayında TÜYAP Onur Ödülü ; Mart 2000'de de Aydın Doğan Vakfı Şiir Ödülü verildi.
Edebiyatçılar Derneği tarafından 20-21 Mayıs 1995 tarihleri arasında Ankara'da "Melih Cevdet Anday Günleri" düzenlenerek; yazarın yaşamı, sanatı, kültür ve yazın yaşamımıza katkıları ele alınarak beş oturumluk sempozyumda değerlendirildi.
Yapıtları Rusça, Bulgarca, Fransızca, Sırpça, İngilizce, Romence ve Makedonca'ya çevrildi. 1995'te Göçebe Denizin Üstünde yapıtı Anna-Marie Özkök tarafından çevrilerek İsveççe'de yayımlandı. Anday, 5-10 Haziran 1995 günleri arasında İsveç'te yapılan geleneksel Malmö Şiir Günleri'ne katıldı.
UNESCO'nun "Courrier" dergisi 1971 yılında, Anday'ı Cervantes, Dante, Tolstoy, Unamuno, seferis ve Kawabata düzeyinde bir edebiyat insanı olarak olarak gördüğünü açıklamıştır.
 

Şairliği
"Garip Şiiri" ile şiirimizde yeni bir anlayışın oluşmasına öncülük eden Anday, topluma içinden bakarak, duygucu, lirik bir şiir anlayışı geliştirdi. Kenteki 'küçük insan'ın duygu, düşünce dünyası, yaşamından izler ilk kez şiire girdi. Rahatı Kaçan Ağaç ile onun şiirinin düşünsel boyutu da belirmeye başladı. Şiirinin anlamsal yapısı Telgrafhane ve Yanyana kitaplarında daha da öne çıktı. Söylenen sözün dolaysızlığı, düşünselöz'ün etkileyiciliği Anday şiirinin ilk döneminin belirgin yanını oluşturdu. Toplumsal eleştiri, ironik söylem şiirinde etkileyici bir yan oluşturdu.
Kolları Bağlı Odysseus, onun şiirinin yeni bir evresinin başlangıcını oluşturur. Anlam örüntüsü imgesel yanı öne çıkarır. Şiirinin art alanındaki düşünselöz ile anlamsalöz giderek flulaşarak, kurduğu imge dünyası öne çıktı. Kapalı bir şiir anlayışını öncelediği gözlendi. Konusunu çoğunlukla mitoloji, doğa ve tarihten alan bir şiire yöneldi.
Göçebe Denizin Üstünde, Tekneni Ölümü onun poetik yolculuğunun nirengi noktasını oluşturan yapıtları oldu. "Kolları Bağlı Odysseus ile başlayan mitolojik dönem Göçebe Denizin Üstünde ile yetkinliğini koruyarak ama daha da erginleşerek sürer. Tarih, efsane kıvamı kazanır. Özgürlük, yabancılaşma, insanlıkla yaşıt paradokslar, yazgı, yargı, uygarlık ve zaman şiirde, şiirin dünyasında yeniden yaratılmaya çalışılır, başarılır. Karşımızda dünyayı, evreni kendi şiiriyle yeniden yaratmaya-kurmaya kalkışan bir şair vardır." (4)
Güneşte ile uzandığı çizgi şiirinin söylemiyle çağcıl bir sese ulaşması, biçemsel olarak da şiirde varılabilecek en özgün bir yan olarak nitelendirildi. Orhan Koçak, Anday şiirinin vardığı bu noktayı şöyle değerlendirir: "Şairin daha geniş bir izlerçevreye ulaşmasında bu kitabın önemli rol oynadığını söylemek yanlış olmaz. Oysa daha önceki şiirlerde beliren motifler, ses ve ritm deneyleri sürdürülüyordur bu kitapta da. Güneşte'deki düzyazı şiirlerin bile bir önceli vardır: 'Öğle Uykusundan Uyanırken'. Anday'ın şiirde ilerleme ya da gelişme düşüncesini kabul etmediği de bilinir. Öte yandan, Güneşte belki sırf bu açıdan şairin en önemli yapıtı olarak görülebilir: Önceki motifler bu kitapta bir kez daha icra edilirken ikincil bir 'öz-bilinç' de kazanmış gibidirler: Şiir, kendi hesabını çıkarıyor, kendi üzerinde düşünüyordur. Bu açıdan bakıldığında, kitaptaki bazı şiirlerin otobiyografik bir nitelik taşıdığı da söylenebilir; ama şairin değil, şiirin otobiyografisidir bu." (5)

 

Yapıtları
Şiir: Garip (Orhan Veli ve Oktay Rifat ile), 1941; Rahatı Kaçan Ağaç, 1946; Telgrafhane, 1952; Yanyana, 1956; Kolları Bağlı Odysseus, 1963; Göçebe Denizin Üstünde, 1970; Teknenin Ölümü, 1975; Sözcükler (Bütün Şiirleri), 1978; Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, 1982; Tanıdık Dünya, 1984; Güneşte, 1989; Yağmurun Altında, 1995.
Deneme: Doğu-Batı, 1961; Konuşarak, 1964; Gelişen komedya, 1965; Yeni Tanrılar, 1974; Sosyalist Bir Dünya, 1975; Dilimiz Üstüne Konuşmalar, 1975; Maddecilik ve Ülkücülük, 1977; Yasak, 1978; Paris Yazıları, 1982; Açıklığa Doğru (İlk iki kitabı, yeni eklerle), 1984; Sevişmenin Güdüklüğü ve Yüceliği, 1990; Yiten Söz, 1992; Aldanma ki, 1992; İmge Ormanları, 1994; Geleceği Yaşamak, 1994.
Roman: Aylaklar, 1965; Gizli Emir, 1970; İsa'nın Güncesi, 1974; Raziye, 1975; Yağmurlu Sokak (1959'da tefrika edildi), 1991; Meryem Gibi ( 1958'de tefrika edildi),1991; Birbirimizi Anlayamayız ( 1960'ta tefrika edildi),1992.
Oyun: İçerdekiler, 1965; Mikadonun Çöpleri, 1967; Dört Oyun (Yarın Başka Koruda, Dikkat Köpek Var, Ölüler Konuşmak İsterler, Müfettişler), 1972; Toplu Oyunlar: 1/Ölümsüzler (Yukarıda belirtilen dört oyun ile Mikadonun Çöpleri ve Ölümsüzler), 1987; Toplu Oyunlar: 2/ İçerdekiler (İçerdekiler, Yılanlar, Babalar ve Oğullar -Turgenyev'in romanından oyunlaştırma-), 1989.
Anı: Akan Zaman Duran Zaman:1, 1984.
Gezi: Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan 1965; Anadolu ve Sosyalist Ülkelerde (ilk gezi kitabının genişletilmiş basımı), 1977.
Seçki: yayımlanmış ürünlerinden kendi sinin yaptığı seçmeler MelihCevdet Anday-Seçmeler adıyla yayınlandı, 1992.
Başlıca Çevirileri: Babalar ve Oğullar, Turgenyev; Tanrı Gelini Sybil, Par Lagerkvist; Tepedeki Işık, Erskine Caldwell; Ölü Canlar, Müfettiş, Bir Evlenme, Tiyatrodan Çıkış, Gogol; Buz Sarayı, Tarjei Vesaas.
Sanatı Üzerine: Ayşegül Yüksel, Yapısalcılık ve Bir Uygulama: Melih Cevdet Anday Tiyatrosu Üstüne, 1981.


 

 

 

                                            
 

Ana sayfa Şiirler  Şairler Akrostiş    Şiir mizah meçhul şiirler   Resimli şiirler
  Fıkralar Resimler Hikayeler   Bilmedikleriniz    İlginç gerçekler  Lüzumsuz bilgiler      
Hosted by www.Geocities.ws

1