SILAYA ÖZLEM
Ama ben bunları yazmıştım. Sen okumamış olabilirsin. Sen yine de sor. Rüyamda görüp,hayallerimde
yaşatmıştım seni. Ben hep seni özledim,altın kafesteki kuşun o dikenli çalıyı özlediği
gibi özledim seni.Ben bu hasretliği yazmıştım,hasretliği yaşıyorum nedense bende
yaşıyorum ve ben yaşadıkça o yaşayacak, o benim içimde, o benim kalbimde benim
hayatımda. Hiç unutulur mu ilk ninni söylenmiş olan yerler, o tozlu yolların, küçük
deren ve kurbağaların sesleri. Ben hep seni özledim, altın kafesteki kuşun o dikenli
çalıyı özlediği gibi.Özledim bayırlarını, çayırlarını özledim, çeşmelerini,
yosun tutmuş taşlarını özledim. Meşe bayırından bakıp, Dutluk bayırının
manzarasını özledim ben.Sizleri özledim köylülerim. Ama ben bunları yazmıştım.
Sen okumamış olabilirsin. Allı turnadan selam gönderdiğimi yazmıştım. Sen okumamışsın,
yine de sor. Dün akşam yine rüya gördüm, elbette ki orada. Bir bayram kutluyorduk.
Her yer cıvıl cıvıl, kahkahalar ortalığı çınlatıyordu, kızların başlarındaki
o rengarenk çiçeklerden yapılmış çelenkler çevreye neşe saçıyordu. Salıncakta
sallanan o talihli kişi ortalığa çığlıklar atıyordu. Biz baş başa vermiş geleceğimizin
adımlarını çiziyorduk. Bir başka oluyordu kış gecelerin. Ayaklarımın altındaki
bembeyaz kar kulağa hoş bir ses çıkartıyordu. Sonra o küçük meydanındaki o küçük
salon. Ben bunları hiç unutmadım. Tıklım tıklım dolu, nefes alamaz durumdaki
seyirciler. Ben o alkış anlarını özledim. Kiremitler düşercesine alkış. Yüzlerde
gülecekler ağızlarda biraz önce söylenmiş olan şarkının sözleri. Ben bunları arıyorum
altın kafeste. Özledim avlularda açmış olan erguvan kokusunu, yaz aylarının orak
seslerini özledim ben.
Bu özlem hiç biter mi?
Biter.
Ben bittiğimde.
AHMET HACIOĞLU
26.08.2000
İSTANBUL
|