


YUNUS EMRE'NİN HAYATI

XIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIV. yüzyılın
başlarında yaşamış olan Yunus Emre'nin hayatı hakkında
elde kesin bilgiler yoktur. Eski bir mecmuadan elde edilen
bilgiye göre, 1250-1320 yılları arasında yaşamıştır.Yunus
Emre'nin Sakarya bölgesinde Taptuk Emre adlı bir şeyhin
dervişi olduğu bilinmektedir. Ayrıca, Anadolu, Suriye ve
Azerbaycan'da dolaştığı, Porsuk'un Sakarya ile birleştiği
yerdeki Sarıköy'de doğup öldüğü ve orada gömülü olduğu
kabul edilmektedir.Yunus Emre, halk arasında bir efsane
kahramanı gibi anılmaktadır. Hayatı hakkında birçok menkıbe
oluşmuştur. Taptuk Emre'nin kapısında kırk yıl odun
topladığı veya Taptuk'un emriyle kırk yıl seyahat ettiği bu
rivayetlerden ikisidir. Anadolu'nun birçok yerinde Yunus'a ait
olduğu söylenen mezarlar vardır.Her ne kadar ümmî
(okur yazar olmayan) olduğu söyleniyorsa da, şairin, Mevlânâ'yı
okuyup anlayacak kadar Farsça bildiği sanılmaktadır. Tasavvuf
anlayışı bakımından Mevlânâ'dan esinlenmiş olması bu
ihtimali güçlendirmektedir.Yunus Emre'nin iki eseri vardır:
Bunlardan biri Risâletü'n-Nushiyye adlı mesnevisi,
diğeri de Divan'dır.
YUNUS
EMRE VE SEVGİ FELSEFESİ
Türk
halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslâm'a
bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya
koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir
insandır.
Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile
aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü
misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk
kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar
sağlamış bir gönül adamıdır.
Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından birine
bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu
kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü
yolundaki rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç
yöresinde "Yunus Emre" adını taşıyan ve onunla
ilgili görüldüğünden "makam" adı verilen yer
vardır.
|
Bir garip öldü diyeler |
diyen Yunus, belki de doğduğu ve yaşadığı topraklardan çok
uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiğini anlatmak istemektedir.
Türkiye'nin pek çok yerinde Yunus Emre'nin mezarı olduğu
iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlardan
başlıcaları şöyle sıralanabilir: Eskişehir'in Mihalıççık
ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu;
Bursa; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum,
Duzcu köyü; Isparta'nın Keçiborlu ilçesi civarı; Aksaray;
Afyon'un Sandıklı ilçesi; Ordu'nun Ünye ilçesi; Sivas yakınında
bir yol üstü. Görüldüğü gibi sayı ve iddia hayli
kabarıktır.
Bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya
Sarıköy'de olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, 1970'li
yılların başında Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait
olduğuna kesin gözüyle bakılarak bu köye Yunus Emre adı
verildi ve oradaki bir bahçe içine anıt dikildi. 1980'li
yıllarda ise, 1350'de yapılmış olan Karaman'daki Yunus Emre
Camii'nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduğu iddia
edildi.
Aslında bu durum, Yunus Emre'nin Türkler tarafından ne kadar
sevildiği ve benimsendiğinin çarpıcı bir örneğidir. Gerçekten
de halktan biri olan Yunus Emre, halkın değer, duygu ve düşüncelerini
dile getirişi itibariyle tarihimizin en halkla barışık
aydınlarından biri olma özelliğine sahiptir.
Türk tasavvufunun dilde ve şiirde kurucusu olan Yunus Emre'nin
şiirlerinde ahlak, hikmet, din, aşk gibi konuların hemen hepsi
tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüşü çerçevesinde bir
yere oturtulur.
Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus Emre,
"gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve
"üstün bir değer" olarak şiirlerinde bu konuyu
özenle işler.
Bu arada Yunus Emre'yi öne çıkaran bir başka önemli özelliği
de, şiirlerinde işlediği konuları ve telkinleri bizzat kendi
hayatında uygulamasıdır. "Din tamam olunca doğar
muhabbet" diyen Yunus, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörürlük,
cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin eder.
Yunus'un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri
bağdaştırdığı mısralarında kendini gösterir; millileşen
tasavvufa, Türkçe'nin en güzel ve en güçlü özelliklerini
kullanarak tercüman olur. Gerçekten de 11,12 ve 13. asırlarda
Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok yayılan
tasavvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır:
Türkistan'da Ahmet Yesevi, Anadolu'da Yunus Emre...
Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur,
aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek,
iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa,
riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.
Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük
şairlerdendir. Bu anlamda Mevlana'nın bir benzeridir. O'nun
Mevlana kadar çok tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı
dil olan Türkçe'nin Batı'da Farsça kadar bilinmemesi, öte
yandan da Türk aydınlarının O'nu ihmal etmesindendir.
Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle özdeşleşmiş
"sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur.
Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl
bağdaştırdığını gösteren en çarpıcı mısralarından
birisi "Yaradılanı hoş gör / Yaradan'dan
ötürü"dür.
Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk, millet, renk,
mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak
etmektedirler. Madem ki insanoğlu ruh yönüyle Allah'tan
gelmektedir; öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu
anlamda ayrılamazlar.
Yaşadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda
Yunus'un bir başka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik
içinde çalkalanan ve Moğol istilaları ile mahvolan Anadolu
topraklarında ortaya çıkan sapık batınî cereyanların hiçbirine
kapılmadığı gibi, bu akımların Türklerin bütünlüğüne
zarar vermesi tehlikesi karşısında da engelleyici bir rol
üstlenmiştir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre, hem Türk
şiirinin kurucusu, hem de milli birliğin önemli tutkallarından
biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla "milli bir
sanatçı"dır. Tıpkı, Nasrettin Hoca, Köroğlu,
Dadaloğlu veya Karacaoğlan gibi...
Yunun Emre'nin şiirlerinde en fazla işlenmiş temalar:İlahi
aşk, Din, Ahlak, Gurbet, Tabiat, Ölüm ve faniliktir.
YUNUS
EMRE SEÇME ŞİİRLER
Arayi Arayi Bulsam Izini
Aşkın Aldı Benden Beni
Gel Gör Beni Aşk Neyledi
Bir
Kez Gönül Yıktınısa
Ben Yürürüm Yana Yana Aşk Boyadi Beni Kana