![]() |
PAPATYALAR
Çok
küçüktüm onu tanıdığımda. Kimi zaman büker boynunu,
hüzünlenir kimi zaman içine kapanır, gizemlidir. Sevinçlidir
kimi zaman da. Açılır saçılır neşe verir etrafa. Çok
mutludur.
Kimden mi bahsediyorum? Papatyadan tabi ki... Hani
gençliğimizin baharında bize öteki yüzünü gösteren
sırdaşımız, arkadaşımız, ümitlerimiz olan papatyadan...
Seviyor... Sevmiyor... Derken bize yaranabildi mi sanki? Yolup
yolup bir kenara atmadık mı? Kimi zaman kızmadık mı,
küsmedik mi? Sevdiğimizin bizi çok sevdiğini söylediğini
söylerken başımıza taç etmedik mi?
Önde olan hep hep bizim duygularımızdı. Ama o bize hiç
küsmedi, kırılmadı. Vefasını hiç esirgemedi. Üstelik hep
gülümsedi boyun bükerek önümüzde.
Onun da ağlayabileceğini hiç düşündünüz mü? Yağmur
dışında papatyaları sulayan nedir sizce? Tabi ki
gözyaşlarıdır. Papatyaların kendi gözyaşları. Bu
gözyaşlarını farkedenler de, çiçek ruhundan anlayan
duyarlı ve hassas kimselerdir.
Güneşin doğuşunu, doğanın uyanışını hepimiz
izlemişizdir... Kurtlar, kuşlar ve çiçekler de uyanır
güneşle birlikte. Tabii bir de bizim Papatya... Ama bayan
Papatya, herkesten gizlediği dertlerini, kederlerini,
hüzünlerini üzerinden atıp, çevreye neşeli görünme
çabasındadır. Ağlamak, rahatlamak ister. Üzerindeki çiğ
taneleri gözyaşı olmuştur ona...
Ağla papatya... Ne olur sıkma kendini... Koyver gitsin
gözyaşlarını... Ağla.....
Siz hiç ağlayan papatya gördünüz mü? Çiğ tanelerinin
papatyanın beyaz yaprakları arasından süzülmesi neye benzer
bilir misiniz? Tabi ki çok özel bir hanımın uzun kirpikleri
arasından dökülmeye çalışan gözyaşlarına...
Eğer bu anı, siz de görseydiniz eminim ki etkisinden hiç
kurtulamazdınız...
Nur Ersen