![]() |
SEN
Soğuk bir kış
gecesiydi kar adeta lapa, lapa yağıyordu. Sessiz sokaklarda
ilerlerken adım, adım. Bir köşe başında, bir evin saçağı
altına sığınmış bir kız gördüm. Ona doğru
yaklaştıkça bana doğru yönelen ve anlam veremediğim o
bakışları içimde bir kıvılcımın oluşmasına sebep oldu.
Ona doğru daha da çok yaklaştığımda, soğuk ona o kadar
işlemi?ti ki adeta tir, tir titrediğini gördüm. Usulca
paltomu çıkarıp ona verdim. Evini sorduğumdaysa birkaç
kilometre ileride olduğunu öğrendim. Yavaş, yavaş, sessiz ve
ıssız sokaklarda ilerlerken, sanki ikimizde bu sessizliğe
konsantre olmuş ve bunu bozmak istemezmişçesine bir tek kelime
bile etmeden yürüyorduk.Karanlık ve dar bir sokağın başına
geldiğimizde, dönüp dudaklarımdan öptü ve kaçarcasına
gözden kayboldu. Onun o ıslak ve soğuk dudakları dudaklarıma
değdiği anda beynim işlemez duruma gelmiş artık kalbimle
düşünmeye başlamı?tım. Hemen koşarak eve gelip, yatağıma
uzanıp, yastığıma sarılarak pembe hayaller kurup. O anlam
veremediğim bakışları çözmeye çalıştım. Sanki beş
bilinmeyenli bir denklem gibi. işte ne olduysa o anda oldu o
bakışlardaki sırrı çözmeye çalıştıkça içimdeki
kıvılcımlar bir yangına dönüp bütün bedenimi sardı.
Sabahın erken saatlerinde en güzel kıyafetlerimi giyip, onu
ilk gördüğüm o kö?e başı ve vedalaştığımız, o
karanlık ve dar sokakta; elimde kırmızı bir gülle günlerce
bekledim. Ama nafile ne onunla ilk karşılaştığımız ne de
vedalaştığımız yerde, onun tarifine uyan ne de o tarifteki
birisini tanıyan birisiyle karşılaşabildim.
Tam ümidimi kaybetmiş ve pembe hayallerimde inşa ettigim,
güllerle donatılmış, bahçeli, o küçücük kirmizi panjurlu
evi yıkmaya başlamıştım ki ona bir otobüs duragında
rastladım. Kader i?te ona güllerle donattığım bahçedeki
küçücük ve kirmizi panjurlu evimin anahtarini nasıl
verebileceğimi düşünürken, o beni tanımış olmalı ki
yanıma yaklaştı. işte o anda yüzümde güller açtı. Bana o
gece yaptıklarım için teşekkür etmeyi unuttuğunu ve
kendisini affettirmek için de hafta sonu yapılacak düğün
törenlerinde beni de görmek istediğini söyledi. işte tam o
anda yüzümde açan güller soldu ve sanki dikenleri gözüme
batıyormuşçasına kanla karışık göz yaşlarım akmaya
başladı.
Kendimden habersiz saatlerce bir ayyaş gibi dolaştım
sokaklarda ve kendimi bir deniz kıyısında, bir uçurumun
kenarında buldum. işte tam o anda kendimi ikiye bölünmüş
gibi, içimdeki yanan o aşk ateşinin;ancak bedenimi uçurumun
kenarından boşluğa, denizin kucağına atarak ve sadece
denizdeki dalgaların bedenime çarparak içimdeki yanan aşk
ateşin söndürülebileceğini savunan kalbimle düşünen ben
ve zaman her şeye çaredir, zamanın çözemediği hiçbir
şeyin bulunmadığını ve yüreğime ektiğim aşk
tohumlarının belki bir gün filizlenip başka isimlerle, başka
bedenlerle karşıma çıkabilecegini savunan mantıklı benle
karşılaştım. Uzaktan ve sabırsızca kıyasıya süren bu
yaşam mücadelesini izledim. Sonunda bu savaştan kalşimle
düşünen ben galip gelmiş ve kendimi tam olarak ölüme
hazırlamışken.
Sanki bir el elime yapıştı bırakmıyordu beni ve rüzgara
karışmış bir ses; yapma Birol, yapma bir kız için değmez
diyordu. işte o zamandan beri kendimi ve hayatımı bu elin ve
sesin sahibini bulmaya adadım.
Birol SOLUM