Kavuşmak
özgürlükse
Özgürdük İkimizde
Elleri çığlık çığlık
Yanyana ikidünya
İkimiz iki dağdan
İki hırçın su
gibi
Akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir
kavşakta
Unutmuştuk
ayrılığı
Yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza
dalmıştık
Mutluluk mavi
çocuk
Oynardı
bahçemizde
Acı çekmek
özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız
çalıkuşu
Bense kafeste
kanarya
O dolaşmış daldan
dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran
dizelere
Aramakmış oysa
sevmek
Özlemekmiş oysa
sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir
oyuncağı
Yalanmış hepsi
yalan
Yalanmış hepsi
yalan
Sevmek diye birşey vardı
Sevmek diye birşey yokmuş
Acı çektim
günlerce
Acı çektim
susarak
Şu kısacık
konutlukta
Deprem
kargaşasında
Yaşadım birkaç
bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek
özgürlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta
kalan
işte bu bakışlarımış
Kuğu diye
gözlerimde
Gün batımı
bulutlarmış
Yalanmış hepsi
yalan
Yalanmış hepsi
yalan
Savrulup gitmek
varmış
Ayrı yörüngelerde
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
İşten çıktım
Sokaktayım
Elim yüzüm, üstüm başım
gazete...
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak...
Sokaktayım
Gece leylak ve tomurcuk
kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş
yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...
Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylak ve tomurcuk
kokuyor
Ne anlar acılardan güzel
haziran
Ne anlar güzel bahar
Kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur...
Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım, yorulmuşum, uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
Ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
Çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı
yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri...
Asacaklar Aydemir'i
Asacaklar Gürcan'ı
Belki başkalarını
Pis bir ota değmiş gibi
sızlıyor genzim
Dökülüyor etlerim, sarı
yapraklar gibi...
Asmak neyi kurtarır
Sarı sarı
yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları, kırılmış
dallarıyla ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgar, hani kuş
Hani nerede rüzgarlı kuş
sesleri...
Asılmak değil sorun
Asılmamak da değil
Kimin kimi astığı
Kimin kimi neden niçin astığı
Budur işte asıl sorun?
Sevdim gelin morunu
Sevdim şiir morunu
Moru sevdim tomurcukta
Moru sevdim memede
Ve öptüğüm dudakta
Ama sevemedim, hayır
İğrendim insanoğlunun
Yağlı ipte sallanan
morluğundan...
Neden böyle acılıyım
Neden böyle ağrılı
Neden niçin bu sokaklar böyle
boş
Niçin neden bu evler böyle
dolu
Sokaklarla solur evler
Sokaklarla atar nabzı
kentlerin
Sokaksız kent
Kentsiz ülke
Kahkahanın yanıbaşı gözyaşı...
İşten çıktım
Elim yüzüm, üstüm başım
gazete
Karanlıkta açan bir su gibi
Vurdum kendimi caddelere
Hava leylak ve tomurcuk
kokusu
Havada kör yoluna
Havada suçsuz günahsız gitme
korkusu
Ah desem eriyecek demirleri bu
korkuluğun
Oh desem tutuşacak soluğum...
Asmak neyi kurtarır, öldürmek
neyi
Yaşatmaktır önemlisi, güzel
yaşatmak
Abeceden geçirmek kıracın
çekirgesini
Ekmeksiz, yuvasız, hekimsiz
bırakmamak...
Ah yavrum, ah güzelim
Canım benim, sevdiceğim, bir tanem
Kısa sürdü bu yolculuk
Neylersin ki sonu yok
Gece leylak ve tomurcuk
kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...
Nerdeyim ben, nerdeyim ben,
nerdeyim
Kimsiniz siz, kimsiniz siz,
kimsiniz
Ne söyler bu radyolar
Gazeteler ne yazar
Kim ölmüş uzaklarda
Göçen kim dünyamızdan...
Asmak neyi kurtarır, öldürmek
neyi
Yolunmuş yaprakları
Ve kırılmış dallarıyla bir
ağaç
Söyler hangi güzelliği?
Kökü burada yüreğimde
Yaprakları uzaklarda bir
çınar
Islık çala çala göçtü bir çınar
Göçtü memet
diye diye
Şafak vakti bir çınar
Silkeledi kuşlarını,
güneşlerini
"Oğlu sana sesleniyorum,
işitiyor musun memet, memet"...
Gece leylak ve tomurcuk
kokuyor
Üstüm başım, elim yüzüm
gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum sokaklara
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...
Bu acılar, bu ağrılar, bu
yürek
Neyi kimden esirgiyor bu buz
gibi sokaklar
Bu ağaçlar niçin böyle
yapraksız
Bu geceler niçin böyle
insansız
Bu insanlar niçin böyle
yarınsız
Bu niçinler niçin böyle
yanıtsız...
"Uyarına gelirse tepemde
bir de çınar demişti on yıl önce"
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki "manda
gönü"
Demek ki "şile
bezi"
Demek ki "yeşil
biber"
Bir de Memed'in
yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de "saman
sarısı"
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı geride kalanlara...
Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 HAZİRAN 63'ü...
Bir kırmızı gül dalı şimdi
uzakta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte yatıyor
usta
Bir kırmızı gül dalı iğilmiş üstüne
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nazım Usta nın...
Gece leylak ve tomurcuk
kokuyor
Bir basın işçisiyim
Elim yüzüm, üstüm başım
gazete
Geçsem de gölgesinden
tankların tomsonların
Şuramda bir çalıkuşu ötüyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...
Hasan Hüseyin
KORKMAZGİL (1977)