Dünya üçüncüleri Avrupa’da yok

Letonya’ya elenerek, EURO 2004 finallerine katılma hakkını yitiren dünya üçüncüsü Türkiye, son 6 Dünya Kupası’nda 3. olan ülkelerin daha sonra yaşadığı şanssızlıktan kurtulamadı

Güney Kore ve Japonya’nın 2002 yılında ortaklaşa düzenlediği 17. Dünya Kupası finallerinde üçüncü olarak tarihi bir başarıya imza atan ay-yıldızlı ekip, Dünya Kupası üçüncülerinin son yıllarda yaşadığı Avrupa Şampiyonası finallerine katılamama başarısızlığına “dur” deme şansını kaçırdı.

Düzenlenen son 6 Dünya Kupası’nda da üçüncülüğe Avrupa ülkeleri ulaşırken, bu ülke milli takımları, hemen ardından gerçekleştirilen Avrupa Şampiyonası finallerine katılma hakkını kazanamadı.
       1978 yılında Brezilya’nın dünya üçüncülüğünü almasının ardından düzenlenen son 6 organizasyonda da Avrupa kıtasına dahil ülke milli takımları üçüncülüğe ulaştı. Türkiye de dahil olmak üzere bu takımların tamamı, bir sonraki Avrupa Şampiyonası finallerine gitme hakkını kazanamadı.
       
AVRUPA ŞAMPYONASI’NA GİDEMEYEN 3.’LER
       1982’de İspanya’daki Dünya Kupası’nda üçüncü olan Polonya, 1984’de Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’na katılamadı.
       1986’da Meksika’daki Dünya Kupası’nda üçüncü olan Fransa, 1988’de Almanya’daki Avrupa Şampiyonası’nda yer alamadı.
       1990’da İtalya’da Dünya Kupası üçüncüsü ev sahibi İtalya, 1992’de İsveç’teki Avrupa Şampiyonası finallerinde yoktu.
       1994’de ABD’de Dünya üçüncüsü İsveç, 1996’da İngiltere’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’na katılamadı.
       1998’de Fransa’da Dünya Kupası üçüncüsü olan Hırvatistan, 2000 yılında Belçika ve Hollanda’da yoktu.
       2002 yılında Japonya ve Güney Kore’de düzenlenen Dünya Kupası’nda 3. olan Türkiye, Letonya’ya baraj maçlarında elenerek Portekiz’deki finallere katıla hakkını kaybetti.

 

 

Cavcav Milli Takım’a Yanal’ı önerdi

Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, Milli Takımlar Teknik Direktörlüğüne, takımının teknik direktörü Ersun Yanal’ı önerdi.

Lizbon’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cavcav, “Ben federasyonu yönetiyor olsam, kesinlikle Şenol Güneş’in istifasını isterdim. Yerine de Ersun Yanal’ı Milli Takım’da görevlendirirdim” diye konuştu.

İlhan Cavcav, takımının Sporting Lizbon ile yapacağı UEFA Kupası 2. tur rövanş maçı için Portekiz’e gelirken uçakta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
       Türk futbolunun son bir yıldır kan kaybettiğini ve eski gücünden uzaklaştığını ifade eden Cavcav, Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’un önemli hizmetler yaptığını, fakat geçmiş başarılarla övünmenin ve onların arkasına sığınmanın Türk futboluna bir şey kazandırmayacağını söyledi.

“GÜNEŞ’İN İSTİFASINI İSTERDİM”
        “Federasyon başkanı olsam, 4 yıl içinde Türk futbolunun altını üstüne getiririm” diye konuşan İlhan Cavcav, “Türk futbolunun yeniliklere ve yeni oyunculara ihtiyacı var. Ben federasyonu yönetiyor olsam, kesinlikle Şenol Güneş’in istifasını isterdim. Yerine de Ersun Yanal’ı Milli Takım’da görevlendirirdim. Fakat Türkiye’de spor yazarlarının haksız eleştirileri de Milli Takım Teknik Direktörünü yıpratıyor. Bu nedenle belki de yabancı bir teknik adamın Milli Takımda görevlendirilmesi daha doğru olur. Çünkü hakkında yapılan eleştirileri okuyamayacağı için morali de bozulmaz. Morali yüksek olan teknik direktörün takıma sağlayacağı fayda da o oranda artar” diye konuştu.
       Birinci Süper Lig’de naklen yayın gelirlerinin kulüpler arasındaki dağılımının da adil olmadığını savunan Cavcav, “Yayın gelirlerinin bu şekilde dağıtılmasıyla Anadalu’dan bir takımın şampiyon olması mümkün değil. Şayet İstanbul hegemonyasını yıkıp, Anadolu’dan bir takımın şampiyon olmasını istiyorsak, öncelikle yayın gelirlerinde eşitliği sağlamamız lazım” dedi.


 

 

 

G.Saray seyircisi Hagi’yi istiyor

Galatasaraylı taraftarlar, Bursaspor’daki görevinden ayrılan Gheorghe Hagi’yi, Teknik Direktör Fatih Terim’in yardımcısı olarak görmek istiyor.

Sarı-kırmızılı takımda Terim yönetiminde 4 yıl üst üste lig şampiyonluğu yaşayan, UEFA Kupası ile Süper Kupa’yı da Galatasaray müzesine taşımayı başaran kadroda yer alan Rumen teknik adam, taraftarların gönlündeki yerini hala koruyor

Galatasaray’ın taraftar topluluğu “Ultraslan”ın internet sitesinde yer alan “Hagi’yi Fatih Terim’in yardımcısı olarak görmek ister miydiniz?” konulu anketine şimdiye dek katılan 2 bin 217 kişinin yüzde 94’ü “Evet” oyu kullandı.
       Hagi’yi Fatih Terim’in yardımcısı olarak görmek istemeyenlerin oranı ise yüzde 6’da kaldı.
       

 

 

 

 

Özverinin sonu dünya şampiyonluğu

Liselerarası Dünya Futbol Şampiyonu olan Trabzon Lisesi’nde yer alan öğrencilerin 13’ü Trabzonspor altyapılarında, 6’sı da çeşitli amatör kulüplerde futbol oynuyor .

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Şanghay kentinde yapılan Dünya Liselerarası Futbol Şampiyonası’nda birinciliği elde eden Trabzon Lisesi Futbol Takımı’nda yer alan öğrencilerin 13’ü Trabzonspor altyapısında, 6’sı da çeşitli kulüplerde futbol oynuyor

Trabzon Lisesi Müdürü Ömer Eyüboğlu, okula uyum sağlayabilecek, arkadaşlık bağları kuvvetli, arkadaşlarıyla en iyi şekilde kaynaşabilecek olan sporcu öğrenciler seçtiklerini vurgulayarak, “Okuyabilecek ve geleceğini düşünebilecek gençler seçiyoruz” dedi.
       Okul takımını matematik öğretmeni Ahmet Aydın ve beden eğitimi öğretmeni Hakan Zıvalıoğlu’nun çalıştırdığını belirten Eyüboğlu, bu başarının teknik heyetin özverili çalışmaları sonucu elde ettiklerini söyledi.

 

 

 

Türk Basketbol tarihinin ilkleri

Ekonomik kriz nedeniyle sıkıntılı bir dönem geçiren Türk basketbolunda, birçok “ilk”ler ve ilginç rekorlar bulunuyor.

Türk basketbol tarihinin en önemli yıldızlarından Erman Kunter, 153 sayıyla bir maçta en fazla sayı atan oyuncu oldu. Bu sezon Galatasaray’ın antrenörlüğüne getirilen Kunter, 1988 yılında Fenerbahçe formasıyla Hilalspor karşısında 153 sayı atarak rekor kırarken, ilk yarıda da attığı 81 sayıyla bir devrede en fazla sayı üreten basketbolcu olarak da tarihe geçti

Beşiktaşlı Hüdai Budanur da kırılması güç bir rekoru elinde bulunduruyor. Budanur, 1957 yılında İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda yapılan İstanbul Ligi maçında Beşiktaş, İstanbul Karagücü’nü 110-56 yenerken, siyah-beyazlıların 110 sayısını tek başına attı.
       
NBA’DEKİ İLK TÜRK
       Montepaschi Siena’da forma giyen Mirsad Türkcan, ABD Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA) oynayan ilk Türk basketbolcusu olarak tarihe geçti.
       1998 yılında ilk kez Houston Rockets’e transfer olan Mirsad, NBA’de fazla oynama şansı bulamadı. Milli basketbolcu, bu sezon antrenör Ergin Ataman’ın çalıştırdığı İtalya’nın Montepaschi Siena takımında forma giyiyor.
       
       Hidayet Türkoğlu
       Mirsad’ın ardından 2 sezon önce Hidayet Türkoğlu da Sacramento Kings tarafından seçildi. Geçen sezon performansıyla dikkati çeken Hidayet, NBA’de en fazla oynayan Türk oyuncu oldu.
       Hidayet ayrıca NBA’in geleneksel All Star hafta sonunda yer alan ilk Türk basketbolcu unvanını aldı.
       
       Mehmet Okur
       Bu sezon Detroit Pistons ile sözleşme imzalayan Mehmet Okur ile birlikte ilk kez 2 Türk basketbolcu aynı dönemde NBA’de oynayacak.

İLK AVRUPALI GRANİT
       Avrupa’ya transfer olan ilk Türk basketbolcu ise Yalçın Granit oldu. Bu sezon Galatasaray Kulübü Basketbol Şubesi’nin başına getirilen Granit, Fransa’nın Racing Paris takımında oynadı. Fenerbahçe’den 2 sezon önce Yunanistan’ın AEK Atina takımına giden İbrahim Kutluay ise ilk kez bir Yunan takımına transfer olan Türk oyuncu olmuştu. 2001-2002 sezonunda Panathinaikos ile Avrupa Ligi şampiyonluğuna ulaşan İbrahim, bu kupayı kaldıran ilk Türk basketbolcu oldu. Panathinaikos, Avrupa Ligi finalini Hüseyin Beşok’un takımı Maccabi Elite Tel Aviv ile oynarken, ilk kez 2 Türk basketbolcu Avrupa Ligi finalinde karşı karşıya geldi.
       
AVRUPA’DAKİ ATAMAN
       Avrupa’da profesyonel liglerde bir takım çalıştıran ilk antrenör ise Efes Pilsen’in eski antrenörü Ergin Ataman oldu.
       2001-2002 sezonunda İtalya’nın Montepaschi Siena takımını çalıştıran ve takımını ilk sezonunda Avrupa Raimundo Saporta Kupası’nı kazandıran Ataman, bu kupayı kaldıran ilk ve tek Türk antrenör oldu.
       
EFES PİLSEN’İN İLKLERİ
       Efes Pilsen, 1996 yılında Avrupa Radivoj Koraç Kupası’nı müzesine götürerek, ilk kez bu spor dalında Avrupa kupası kazanan Türk takımı unvanını aldı. Lacivert-beyazlılar, Avrupa kupalarında finale çıkan ilk takım olma özelliğini de taşıyor. 1993 yılında da Avrupa Kulüpler Kupası’nda final oynayan Efes Pilsen, Torino’da Yunan rakibi Aris’e 50-48 yenildi. Efes Pilsen, 1999-2000 sezonunda da Avrupa Ligi’nde dörtlü finale kalıp, Avrupa 3.sü olarak bir ilke daha imza attı.


       

 

Montoya, 2005’te McLaren’de

McLaren-Mercedes, 2005’te Kolombiyalı pilot Juan Pablo Montoya ile yarışacağını açıkladı.

28 yaşındaki pilot bunun kendisi için büyük bir avantaj ve fırsat olduğunu belirtirken, McLaren, 2004’te Kimi Raikkonen ve David Coulthard ile yarışacağını bir kez daha yineledi.

Juan Pablo Montoya, 1998’de Uluslararası Formula 3000 Şampiyonası’nı kazanmış ve 1999’da tüm zamanların en genç CART şampiyonu olmuştu. 2000 yılında katıldığı ilk seferde Indianapolis 500 yarışını kazanan Montoya, 2001’de Formula 1’e geçmişti.
       Kolombiyalı pilot kazandığı 3 F1 zaferinin yanı sıra 11 pol pozisyon başarısına sahip. Bilindiği gibi Montoya, 2003 sezonunda Pilotlar şampiyonası’nda Schumacher ve Raikkonen’in ardında üçüncü sırada yer aldı.
       
MCLAREN’İN PATRONU DENNİS
       Takım patronu Ron Dennis “Yarışlar kazanmak ve Takımlar Şampiyonası’nda ilk sırada yer almak istiyoruz. Bu hedefe ulaşmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
       Ron Dennis, Montoya gibi bir pilotla imzalamanın kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu belirtti.
       
“MCLAREN BENİ KORKUTUYOR”
       “McLaren-Mercedes takımında yarışacak olmak beni biraz korkutuyor” diyen Montoya, “Takım şampiyonadaki en ciddi rakipler arasında. Benim için böyle bir takımda yarışmak, gerçekten büyük bir fırsat olacak” diye konuştu.
       Montoya, kısa dönemli hedefinin 2004 şampiyonasını, Williams ile kazanmak olduğunu söyledi

 

F1’de gelirler baş döndürüyor

Dünyanın en çok izlenen ikinci sporu olan Formula 1’de, pilotların, takım patronlarının ve mühendislerin kariyerleri boyunca kazandığı gelirler baş döndürüyor

Takım patronları sıralamasında kariyeri boyunca 3.9 milyar dolar ile en çok kazanan, aynı zamanda Formala 1’in de ticari haklarının sahibi olan Bernie Ecclestone olurken, pilotlarda Michael Schumacher 285 milyon dolar ile birinci oldu. Mühendislerde ise BMW-Williams’ın teknik patronu Patrick Head 82 milyon dolarlık geliriyle diğer takım patronlarını geride bıraktı.
       
PİLOTLARDA İLK 5
       
5 kez dünya şampiyonluğu bulunan ve bu sezon genel klasmanda 2 puan farkla lider durumdaki Alman pilot Michael Schumacher 285 milyon dolarlık geliriyle kendisinden sonra gelen 6 pilotun toplam gelirinden fazla gelire sahip bulunuyor.
       BAR-Honda’nın 1 kez dünya şampiyonu olmuş tecrübeli pilotu Jacques Villeneuve 91 milyon dolarla 2. sırada. 44 milyon dolarlık geliriyle BMW-Williams’ın Alman pilotu Ralf Schumacher 3. sırada yer alırken, Mclaren Mercedes’in İngiliz pilotu David Coulthard 42 milyon dolarlık geliriyle 4. ve dünya şampiyonu pilot Schumacher’in takım arkadaşı Rubens Barrichello 35 milyon dolar geliriyle 5. sırada.

Michael Schumacher

 285 milyon dolar

Jacques Villeneuve 

91 milyon dolar

Ralf Schumacher

44 milyon dolar

David Coulthard

42 milyon dolar

Rubens Barrichello

35 milyon dolar