![]() |
|
![]() |
İstanbul Megapol Alanının Jeolojisi
STRATİGRAFİ
İstanbul megapol alanı içerisinde yüzeyleyen çeşitli jeolojik birimler bu raporla yeniden litostratigrafik birim adlama ve ayırtlama kuralları uyarınca adlanmıştır. Bu meyanda birbirleriyle jenetik bağımlılığı olan aynı havza ürünü birimler gurup mertebesinde tanımlanmış ve adlanmıştır. Bu gruplar birbirleriyle açısal uyumsuzluk yüzeyleri boyunca ilişkidedirler. Guruplar kendi içlerinde eski incelemelerde belirtilmiş ve kullanılmış adlamalara sadık kalınarak formasyonlara ayrılmıştır.
İstanbul ve çevresindeki en yaşlı istif Paleozoik yaşlı birimlerden oluşmuştur. Bu istif İstanbul Gurubu olarak adlanmıştır. Bunlar üzerinde Triyas yaşlı istif Gebze Gurubu, Üst Kretase-Alt Eosen yaşlı tortullar Darıca Gurubu, Eosen yaşlı tortullar Çatalca Gurubu, Oligosen Yaşlı istif Terkos Gurubu ve Üst Miyosen yaşlı istif de Halkalı Gurubu olarak adlanmıştır. Genç çökeller litostratigrafik birimler olarak ayrılmamıştır. Bunlar içinden yalnızca Geç Kuvaterner yaşlı havza dolguları ayrıntılı incelendikleri Kuşdili (Kadıköy) havzasına göre formasyon mertebesinde ayırtlanmıştır.
İstanbul Grubu bölge çökel istifinin en alt kesimini oluşturur. Genelde Ordovisiyen-Karbonifer zaman aralığı içerisinde gelişmiş bir pasif kıta kenarı çökelleri ile gelişen okyanusun kapanma evresinde depolanmış filiş istifini kapsar. Daha yaşlı ünitelerle alt sınırı bölgede gözlenmez. Üstten Triyas, Üst Kretase-Alt Eosen, Orta Eosen-Alt Oligosen, Oligosen-Alt Miyosen, Üst Miyosen ve Kuvaterner çökel devreleriyle yerel olarak örtülüdür. Gurubun yaşlı kesimi yaygın olarak İstanbul Boğazı'nın doğu yakasında yüzeyler. Batıya doğru gurubun göreceli olarak daha genç kesimi yüzeyler. Boğazın batı yakasında ise, baskın olarak Karbonifer yaşlı çökeller izlenir. İstanbul Grubu kendi içerisinde formasyon mertebesinde birçok litostratigrafik birime ayrılmıştır.
İstanbul Grubu stratigrafik isitifinin en altını oluşturan bu birim yaygın olarak Kurtköy ve Maltepe (Kartal) kuzeyinde yüzeyler. Önceki çalışmalara Haas (1968) tarafından Kurtköy Tabakaları, Kaya (1978) tarafından Kurtköy Arkoz Birimi olarak tanımlanan bu birim ilk kez Önalan (1982) tarafından Kurtköy Formasyonu olarak adlanmıştır.
Genel olarak mor renkli çakıltaşı, kumtaşı ve çamurtaşlarından veya bunların ardışımlarından yapılmıştır. Bütün özelliklerinin görüldüğü bir tip kesit mevcut değildir.
Yalnız formasyona ilişkin değişik fasiyesler değişik bölgelerde ve stratigfrafik yönden değişik düzeylerde ortaya çıkar. Bu nedenle bazı yazarlarca yapıldığı gibi birim içerisinde üye ayırmak mümkün değildir. Formasyon Maltepe kuzeyinde de açıkça görüldüğü gibi mor renkli, çoğunlukla kaotik iç yapılı, tabakalaşması belirsiz, ünite kalınlıkları 15-20 m.'yi bulabilen paraçakıltaşlarından oluşmuştur. Çökelme ünitelerinin üst kesimlerinde, seyrekte olsa paralel laminasyon ve çapraz tabakalanma izlenmektedir. Ünitelerin alt çökelme yüzeyleri aşınmalı ve kanallıdır. Ünite içlerinde kum boyutlu matriks içerisinde yüzer durumlu kuvars, volkanik ve düşük dereceli metamorfitlerden türemiş maksimum boyutları 10 cm.ye kadar çakıllar izlenir. Bunlardan başka kızıl renkli çamur klastları da yaygındır. Alüvyon yelpazesi çökelleri olarak nitelenebilecek bu çökeller E-5 yarmalarında ve Kurtköy kuzeyinde izlendiği gibi kumtaşı-çamurtaşı ardışımından oluşan yine mor renkli bir istifle yanal ve düşey geçişlidir. Merceksel geometrili devreler halindeki istif içersindeki üniteler altta aşınmalı ve kanallı dokanaklarla başlarlar. Bu yüzeylerde yaygın yük kalıpları gelişmiştir. Ünitenin alt kesimleri çakıllı ve dereceli, üst kesimleri de büyük ölçekli tekne tipi çapraz tabakalıdır. Tane boyu ve çapraz tabakaların genliği ünite üstüne doğru küçülür. Üstteki çamur taşlarına geçiş derecelidir. Çamurtaşları daha koyu mor renklidir ve içlerinde paralel, dalgalı paralel ve küçük ölçekli çapraz laminasyon yaygın sedimanter yapılardır. Çamurtaşları üzerinde bir sonraki devre yine aşınmalı bir alt sınırla başlamaktadır. Devre kalıklıkları 0.5-9 m. Arasında değişmektedir. Menderesli akarsu ortamında çökelmiş olan bu istif yaklaşık 150 m. kalıklıktadır. Kınalıada Kayaburnu çevresinde Kurtköy Formasyonu'nun üst kesimi yüzeyler.
178 m. kalınlık sunan (Önalan, 1982) istifin alt 100 m.'si birbiri ile aşınmalı-dokanaklı, mor renkli kumtaşlarından oluşmuştur. Bu kumtaşı tabakaları içerisinde büyük-küçük ölçekli özellikle tekne tipi çapraz tabakalaşma yaygındır. Kesitin üst kesimi ise menderesli akarsu koşullarını yansıtan ince-orta tabakalı mor kumtaşı-çamurtaşı ardışımından oluşmuştur. Petrografik olarak %75 kuvars, %20 ayrışmış ortoz türü feldispat, %2-3 mika, %1-2 opak minerallerinden yapılmıştır.
Kurtköy Formasyonu ile üzerindeki Aydos Formasyonu arasında bazı bölgelerde merceksel geometrili ve baskın olarak kuvars çakıllarından oluşmuş, ileri derecede diyajenez sonucu sert kaya halini almış çakıl taşları mevcuttur. Önalan (1982)'ye göre bunlar Kurtköy Formasyonu'nun üst kesimlerinde Kıyı ovası Fasiyesi içine açılmış kanal dolgularıdır.
Kurtköy Formasyonu'nu oluşturan tüm litolojiler ileri derecede diyajenez sonucu çok sert kaya halini almışlardır. Birimin alt sınırı İstanbul çevresinde görülmez. Üstten Aydos Formasyonu ile tedrici geçişlidir.
Kurtköy Formasyonu alüvyon yelpaze çökellerinin bulunduğu bölgelerde bu fasiyesin fay kontrollü gelişmesi nedeniyle kalın, Aydos Formasyonu ile ilişkili olduğu bölgelerde ise, kıyı ovalarında kalınlık olarak daha ince ve ince taneli çökellerin bulunuşu nedeniyle giderek incelen bir kama şeklindedir. Formasyonun önceki araştırmalara göre (Baykal ve Kaya, 1963; Haas 1968; Kaya 1979; Sayar 1962) Orta Ordovisiyen'den daha yaşlıdır.
Sayfa Başına Dönmek İçin
İstanbul Grubu'nun ilk birimi olan Kurtköy Formasyonu üzerine yaygın olarak Aydos Dağı, Kayış dağı, Yakacık, Çamlıcalar, Kurtköy ve Beykoz çevresinde genelde pembe-boz renkli kuvars arenit bir istif izlenir. Bu istif önceki çalışmalarda esas kuvarsit horizonu, orta kuvarsit formasyonu, Ayazma tabakaları, Aydos kuvars arenit birimi, Kuvarsit gibi isimler altında incelenmiştir. (Paekelmann, 1938; Okay, 1947-1948; Altınlı, 1951; Ketin, 1953-1959; Arıç, 1955; Arıç ve Sayar, 1964; Abdüsselamoğlu, 1963-1977; Baykal ve Kaya, 1965). Bu adlamalar litostratigrafi birim adlama kurallarına uymadığı için bu istif Önalan (1982) tarafından "Aydos Formasyonu" olarak yeniden formasyon mertebesinde adlanmıştır.
Bu formasyon, Kurtköy Formasyonu'nun ince taneli taşıma ovası yada alüvyal düzlük çökelleri üzerinde ince-orta tabakalı, boz renkli, küçük ölçekli çapraz tabakalı şeyl yada silttaşı ara tabakalı kuvars arenitlerle başlar. Bu kesim Önalan (1982) tarafından "Kınalıada Üyesi" olarak ayırtlanmıştır. Bu fasiyes içinde gelgit düzlükleri için karakteristik balık kılçığında incelenecektir. Formasyonun Kartal-Pendik ve Tuzla çevresi yanında Beykoz ve İstinye dolaylarında da yaygın mostraları bulunmaktadır.
Birim, Gözdağ Formasyonu ile geçiş bölgelerinde genelde mercan parçaları krinoid sapları ve brakyopod kavkı ve parçalarından oluşan bir tane taşı ile başlar. Mavimsi- gri-pembe renkli olan bu fasiyes genelde birkaç metre kalındır. Bu fasiyes üzerinde, tablalı mercanlardan oluşan ve kalınlığı bölgesel olarak farklılıklar gösteren, kısmen yana baskın olarakta set resifi türünde resiflerden yapılmıştır. Koloniler arasında ise, çeşitli bentik fosil içeren karbonat çamurtaşlarından ibaret bir fasiyes bulunur. Bu fasiyes içinde yalnızca karbonat çamurtaşlarında tabakalaşma özellikleri belirgindir. Resif çekirdekleri ise masiftir. Fasiyesin kalınlığı Dolayoba çevresinde 50 m. kadardır. İstinye çevresinde ise, birkaç on metre tahmin edilmiştir. Resif fasiyesi üzerinde bazı bölgelerde kalınlığı 500 m.'nin üzerinde olan ince şeyl aratabakalı koyu mavimsi gri-pembemsi gri renklerde kesinlikle balık sırtı çapraz laminalı, dalgalı-merceksi ve flaser tabakalı kireçtaşları gelir. Gelgit etkisindeki bir karbonat platform koşullarını yansıtan bu fasiyes içinde yoğun çeşitli organizma parçalarının karbonat çimento ile çimentolanmasından oluşmuş aratabakalarda yaygındır. Bir diğer değişle, bu ortam gelgit etkisinde bir resif önü platformu şeklindedir. Dolayoba Formasyonu içinde bu fasiyes üzerinde ince paralel laminalı koyu mavimsi gri mikrit ve ince pembemsi renkli laminalı çamurtaşı ardışımından oluşan, dalga taban altı ve düşük enerjili platform içi derin çukurluk koşullarını yansıtan bir diğer fasiyes yer alır. Önalan (1982), tarafından Sedefadası Formasyonu olarak ayırtlanmış bu birim genel istif içinde mercekler şeklindedir. Formasyonun üst seviyeleri cm.-dm. kalınlıklı şeyl-mikrit ardışımı halindedir ve kireçtaşı aratabakaları iri yumrular halindedir. 12 m. kalınlıklı bu zon üzerinde Kartal Formasyonu'nun sarımsı kahverenkli şeyllerine geçilir.
Formasyon değişik türde kireçtaşlarından oluşmuştur. Yalnız ileri derecede diyajenez bu kireçtaşlarının bazen tümüyle yeniden kristallenmesine ve dolayısıyla, birincil dokusal özelliklerinin geniş ölçüde kaybolmasına neden olmuştur. Neomorfizma olarak tanımlanabilecek bu rekristalizasyonun yanı sıra basınç erimeleri sonucu yaygın gelişmiş stilolitleşme ve ikincil dolomitleşme ve daha sonra didolomitleşme bu kireçtaşlarını sert kaya haline getiren başlıca diyajenetik olaylar olarak sayılabilir. Yalnız daha sonra gelişen karstlaşma ile birim bazı yerlerde ileri derecede tahrip olmuştur. Formasyonun genel geometrisi örtü tipindedir. Alt ve üst birimlerle sınırlı uyumludur. Alttaki Gözdağ Formasyonu ile girik, üstteki Kartal Formasyonu ile dikey geçişlidir. Formasyon doğudan batıya doğru transgresif aşmalıdır. Bir diğer deyişle, Kartal-Pendik yöresinde Venlokiyen Jediriyen (Alt Silüryen-Alt Devoniyen); İstinye yöresinde ise, Ludloviyen ve Sigeniyen (Üst Silüryen-Alt Devoniyen) yaşındadır.
Sayfa Başına Dönmek İçin
Dolayoba Formasyonu üzerinde sarsıntı kahve-gri renkli, iyi yapraklanmalı düzeyler halinde brakyopod ve mercan ve bryozoa vs. fosilleri içeren ve seyrek silttaşı ile kumtaşı aratabakalı şeyller yer alır. Hem Kocaeli ve hemde İstanbul yarımadalarından geniş yüzlek veren bu birim, Önalan (1982) tarafından Kartal Formasyonu olarak ayrılmıştır. Kartal, Pendik, Tuzla, Yakacık, Beykoz-Çengelköy arası ve İstinye kuzeyinde geniş alanlarda mostra verir. Kartal çevresinde yaklaşık 750 m. kalınlıkta ve yukarıdaki tanıma uygun şekilde silttaşı ve seyrek kumtaşı aratabakalı, laminalı, ince tabakalı şeyller şeklindedir. Bunlar, üste doğru kırıntılı kireçtaşı aratabakalıdırlar. Kırıntılı kireçtaşlarının alt yüzeyleri keskin ve aşınmalı, içleri dereceli, paralel ve akıntı ripıl laminalı üsttende şeyllere geçişlidir. Tabaka kalınlıkları 10 cm-2m. arasında değişir. Formasyon içinde arakatkıların sayı ve kalınlıklarının artması, şeyllerinde incelmesiyle üstteki Tuzla Formasyonu'na geçilir. Şeyller iyi yarılma özellikli genelde silt boyutlu kuvars, feldispat ve mikalıdır. Mostraların üst kesimlerinde yerel olarak metrelerce kalınlıkta altere zonlar mevcuttur. Su aldıklarında kolaylıkla çamur haline gelebilmektedirler.
Kumtaşı aratabakalarının genellikle alt yüzleri keskin içleri paralel ve mikroçapraz laminalı, bazende konvolut laminalıdır. İnce orta kum boyutlu kuvars, Feldispat ve serizit-muskovit türü mikalar başlıca taş yapıcı minerallerdir. Bunlar matriks ile birleştirilmiştir. Matriks içinde çörtleşme, serizit iğneleri gelişimleri, illit bileşimli kil mineralleri mevcuttur. Bu formasyon dalga tabanı altındaki düşük enerjili ve açık-derin denizel koşullarda çökelmiştir. Şeyller süspansiyondan, kaba kırıntılarda türbit akıntılarla ortama getirilmişlerdir. Formasyonun alt ve üst sınırları uyumlu ve diğer geçiş tedricidir. Geometriside genelde örtü şeklindedir. Çeşitli araştırmalarda içerisinden derlenen fosillere göre Kartal Formasyonu'nun Sigeniyen Eyfeliyen (Alt-Orta Devoniyen) olduğu saptanmıştır.
İstanbul ve Kocaeli yarımadalarında, Kartal Formasyonu içindeki kırıntılı kireçtaşı aratabakaların kalınlaşması ve sayıca artması, şeyllerinde giderek yok olması, sonucu sarımsı mavimsi gri masif kireçtaşlarına geçilir. Böyle başlayan bu birim üste doğru ince ardışımlı mikritik kireçtaşı alacalı-sarımsı kahve şeyl ardışım haline gelir. İşte bu istif Önalan (1982) tarafında Tuzla Formasyonu olarak ayırtlanmıştır.
Alt kesiminde izlenen masif kireçtaşları genelde 30-100 cm. tabaka kalınlıklı, alt yüzleri aşınmalı ve keskin içleri dereceli, paralel ve mikroçapraz laminalı üst kesimleri karbonat çamurtaşı şeklindedir. Oldukça derin-denizel ortama türbit akıntılarla getirilip depolanmış kırıntılı kireçtaşları olarak tanımlanabilirler. Yaklaşık 40 m. kalınlıklı bu fasiyes üzerinde istif yine kireçtaşı-çamurtaşı ardışımı haline gelmektedir. İnce ardışımlı tabakalaşmalı olan bu kesim budinajlanma sonucu ince yumrulu haline gelmiştir. Bu özellikleri nedeniyle birçok eski araştırmada yumrulu bademli kireçtaşları olarak tanımlanmışlardır (Abdüsselamoğlu, 1963). Bu fasiyesin kalınlığı yaklaşık 50 m.'dir. formasyonun üst kesiminde kireçtaşı aratabakaları seyrekleşip incelerek kaybolur. İstif sarımsı-pembemsi kahverenkli ince paralel laminalı bir şeyl haline gelir. Bu şeyller içerisinde önce kalınlıkları milimetre mertebesinde ve yanal olarak birkaç metre uzunlukta siyah renkli çört bantları ortaya çıkar ve yukarı doğru giderek kalınlaşır ve sıklaşır. Çamurtaşı aratabakalarda kalınlık olarak incelir. Çamurtaşı aratabakalarının tedricen yok olması ile daha üstte yer alan Radiolarialı çörtlere geçilir. Bu kesimin kalınlığı yaklaşık 25 m.'dir.
Petrografik açıdan formasyonun en altında görülen kireçtaşları, kırıntılı kireçtaşı yada dış literatürde allodapik kireçtaşı veya kalsitürbidit olarak tanımlanan bir kireçtaşıdır. Ayrıntıda fosil kavkı parçası, pellet veya herhangi bir karbonat kayanın intraklastlarının yine bir karbonat çimento ile birleştirilmesinden oluşmuştur. Kireçtaşı tabakalarının üst kesimleriyse mikritten (mikrokristalin karbonat çamuru) yapılıdır. Aratabaka olarak daha üst kesimde izlenen çamurtaşları silt boyutlu kuvarsit, mika ve opak mineral kırıntıları içeren killerden oluşmuştur. Kireçtaşları içerisinde çökelme sonrasında büyümüş olan pirit kristalleri çökelme ortamının oksijensiz, diğer bir deyişle, indirgeyici dolayısıyla, çok büyük bir ihtimalle derin-denizel olduğunu vurgulamaktadır. Genel olarak örtü şeklinde bir geometriye sahip olan formasyon alt ve üstteki birimlerle tedrici geçişlidir. Önceki çalışmalara göre formasyon Orta-Üst Devoniyen (Eyfeliyen-Fameniyen; Önalan, 1982; Kaya, 1973; Haas, 1968; Kullman, 1972) yaşındadır.
İstanbul ve Kocaeli yarımadalarında Tuzla çevresinde, Kartal'ın kuzey batısında İçerenköy ve Beylerbeyi sırtlarında ve en yaygın olarakta Baltalimanı-Tarabya arasında yüzeyleyen; alttaki Tuzla Formasyonu üzerinde tedrici geçişle başlayan bir Radiolorit'li çörtler veya liditler bulunur. Bunlar Kaya (1973) tarafından "Baltalimanı Formasyonu" olarak ayırtlanmış ve adlanmıştır.
Mostrada genellikle gravite kaymalarının neden olduğu sık kayma kıvrımlı bir zon şeklinde izlenir. Ayrıntıda siyah renkli, çok ince tabakalı ve paralel laminalı çörtlerden veya liditlerden oluşmuştur. İnce kesitte bol Radiolaria fosilleri içeren çok ince kristalli silis agregatı şeklindedir. Bunlar içinde yaygın olarak elipsoidal şekilli fosfat yumruları gözlenir. Diyajenez sonrasında yoğun şekilde kırıklandıkları hemen hemen her mostrada gözüken bir özelliktir. Yumruların içi yoğun şekilde Radiolaria kavkılarıyla kaplıdır. Baltalimanı Formasyonu'nda yoğun izlenen kayma kıvrımları bu birimin eğimli bir yüzey üzerinde ve olasılıkla karbonat duyarlılık sınırının (yaklaşık 4000 m.) altındaki derinliklerde çökeldiğini vurgulamaktadır. Çok uzun mesafelerde değişmeden izlenen ince paralel laminasyonda çökelme ortamı enerjisinin son derece düşük olduğunu belgelemektedir. Fosfat yumruları çökelmenin son derece yavaş cereyan ettiğini ve deniz tabanını zaman zaman çözelmezlik yüzeyi haline dönüştüğü ve bu yüzey üzerinde yumrular şeklinde fosfat gelişimini belgeler.
Formasyonun yaygın olarak kayma kıvrımlanması, çökelmeyi hemen izleyen evrede, olasılıkla kara bölgesini de kapsayan şiddetli sismik aktivite ile okyanusun kapanma evresinin başladığını ifade etmektedir. Diğer taraftan, çört çökeliminin kesilmesi ve kırıntı çökeliminin başlaması bu olayı kanıtlayan bir başka olgudur. Formasyon 25-30 m. kalınlıklı olup genel geometrisi örtü şeklindedir. Alt ve üstteki birimlerle sınırlı uyumludur. Önceki çalışmalarda içinde bulunmuş Radiolaria fosilleriyle formasyonun Alt Vizeen yaşında olduğu saptanmıştır. (Abdüsselamoğlu 1963).
İstanbul Boğazı'nın doğu kıyılarında ve İstanbul yarımadasında Baltalimanı Formasyonu üzerinde baskın olarak yeşilimsi gri renkli, yerel merceksel çakıl taşı ve türbiditik kumtaşı ara tabakalı bir istif izlenir. Bu istif Kaya (1973) tarafından Trakya Formasyonu olarak adlanmış ve ayırtlanmıştır.
Formasyon genelde ince tabakalı ve paralel laminalı şeyllerde oluşmuştur. Bunlar içinde değişik stratigrafik düzeylerde ve lokalitelerde sarımsı kahverengi kumtaşı, çakıllı kumtaşı ve merceksel çakıltaşı ara tabakaları bulunmaktadır. Kumtaşlarının kalınlıkları 10 cm. ile 2.5 m. arasında değişmektedir. Bunların alt tabakalaşma yüzeyleri keskin, aşınmalı ve üzerlerinde oygu-dolgu ve alev izleri türünde taban yapıları ile iz fosiller bulunur. İçlerinde Bouma İstifine ait dereceli tabakalaşma, paralel, mikroçapraz ve komvolüt laminasyon ile üst paralel laminasyon zonları yaygın olarak izlenir. Üstten şeyle geçiş tedricidir. Bu özellikler kumtaşı ara tabakalarının türbit akıntılar gibi yoğunluk akıntılarıyla çökeldiklerini göstermektedir. Türbitlerin üst yüzeylerinde linguoidripıtlar yaygındır.
İstif içinde üste doğru, kumtaşı aratabakalarının hem kalıklıkları ve hemde sayıları artar. Ayrıca, üst kesimde değişik düzeylerde birçok merceksel kuvars çakıltaşı ünitesi mevcuttur. Bunlarında alt yüzleri aşınmalı ve kanallı, içleri yaygın kaynaşmalı ve çökelmenin birden fazla evrede geliştiğini gösteren merceksel tabakalaşmalı; ünitelerin çoğu kaotik iç yapılı parçakıltaşı veya büyük ölçekli çapraz tabakalıdır. Yine Kefeliköy çevresinde izlendiği gibi, birim içinde kalsitürbidit aratabakaları da mevcuttur. Bunlarında alt yüzeyleri keskin, içleri normal derecelenmeli, üst kesimleri paralel laminalıdır. Bu özelliklerle yine türbit akıntılarla çökeldikleri anlaşılmaktadır. Baykal ve Kaya (1963) tarafından Cebeciköy Kalkeri olarak ayrılmış bulunan bu siyahımsı mavi renkli kırıntılı kireçtaşı mercekleri, aslında karbonat kıyıdan taşınmış biyaklastik malzemeyi temsil etmektedir ve dolayısıyla formasyon düzeyinde ayırtlanmaları olanaksızdır.
Bu merceklerin üzerine gelen şeyllerin silis yüzdesi yüksek olup yaygın tüf, kumtaşı ve çakıltaşı aratabakalıdır. Silisli şeyller ve üstteki şeyl-tüfit-kumtaşı-çakıltaşı ardışımı yine derin-denizel koşullarda ve çeşitli yoğunluk akıntılarıyla depolanmış olmalıdır. Kaya ve Lys (1980) tarafından "Gümüşdere Formasyonu" olarak adlanmış olan bu kesim aslında Trakya Formasyonu'nun en üst fasiyesidir ve kanaatimizce ayrı birim olarak ayırtlanması gegersiz ve yersizdir. Petrografik açıdan kumtaşları ve çakıllı kumtaşları genelde Litik Vake türündendir (Dott, 1964). Baskın taş yapıcı mineralleri metamorfik kuvars, plajioklas ve metaformik kayaç parçalarıdır. Ayrıca %2-3 oranında biotit ve muskovit türü mika mevcuttur. Kırıntılar serizitik ve kısmen çörtleşmiş bir matriksle tutturulmuşlardır. Ayrıca tane çevrelerinde ve boşluklarda ikinci kuvars şeklinde silis çimento ve feldispatlar çevresinde feldispat çimento gelişmiştir. İleri derece diyajenez sonucu kumtaşlarındaki matriksi oluşturan killer yönlü serizit iğnelerine dönüşmüşlerdir. Bu durum bu kumtaşlarının derin gömüldüğünü belirtmektedir. Formasyon alttaki Baltalimanı Formasyonu üzerine uyumlu olarak gelir. Üstten ise genç birimlerle açılı uyumsuz olarak örtülür
Sayfa Başına Dönmek İçin
Kocaeli yarımadasında ve İstanbul yarımadasının Kilyos kesiminde mostra veren Triyas yaşlı çökel istifler en açık ve gelişmiş şekliyle Gebze çevresinde yüzeylerler. Altınlı ve diğ. (1970) tarafından Hereke çevresinde kızıl renkli karasal akarsu çökellerinde oluşan 200-1000 m. kalınlığındaki alt kesimi Kapaklı (Kaf); sarı renkli kumlu kireç taşlarından oluşan 30-40 m. kalınlığındaki kesim Erikli (Ef); gri-siyah renkli 200-800 m. Kalınlığındaki dolomitik kireç taşı ve dolomitler Hereke (Hf); kum renkli, 10-140 m. kalınlığındaki Halobia sp.lı şeyller Tepecik (Tef) Formasyonları olarak adlanmıştır. Bunlar üzerinde Noriyen yaşlı 50-100 m. kalınlıklı kireçtaşları ve çakıl taşları ise tip kesit vermemeleri nedeniyle adlanmamıştır.
Kilyos güneyinde bindirme dilimleri arasında Triyas yaşlı bir çökel istifi izlenir. Burada izlenen istifin tabanı bindirme nedeniyle izlenmez. Karbonifer bindirme hattı kuzeyinde istif Kaya ve Lys (1980) tarafından Kocatarla Formasyonu olarak adlanmış olan ayrışmış bazaltik lavlar üzerinde kuvars andezitlerden yapılmış olan birim Gebze çevresindeki Erikli Formasyonu'nun eşdeğeridir. Bunlar üzerinde dolomitik kireçtaşı ve dolomitlerden oluşan Hereke Formasyonu ve onun üzerinde de Kaya ve Lys (1980) tarafından Bakırlıkıran Formasyonu şeklinde tanımlanan Gebze çevresindeki Tepecik Formasyonu eşdeğeri şeyl ve kumtaşlarından yapılı birim mevcuttur. Bu birimin üst sınırı da Kretase birimleri üzerine bindirmelidir. Triyas birimleri Skitiyen ile başlayıp Noriyen ile sona ererler
Darıca Grubu özellikle İstanbul Megapol alanının Kocaeli yarımadasında Darıca çevresinden başlayarak doğuya ve kuzeye doğru geniş alanlarda yüzeyleyen bir çökel gurubudur. Üst Kretase-Alt Eosen zaman aralığında yörede gelişmiş havza, sedimanter dolgusu şeklindedir.
Paleozoik ve Triyas yaşlı çökellerde oluşan temel üzerinde kırmızı renkli çakıltaşları ile başlar. Bunlar üzerinde yanal ve düşey geçişli karbonat kıyı ortamında gelişmiş kireçtaşları, onlar üzerinde de, kireçtaşı-marn, çamurtaşı-tüf ardışımı ile sürer, daha üsten bu istif beyaz renkli kalın tabakalı sığ-denizel kireçtaşları haline döner, en üstte de tabakalaşması belirsiz ince paralel laminalı gri-boz renkli marnlarla sona erer. Bu istifin kızıl renkli kısmen karasal kısmen de kırıntılı kıyı koşullarında çökelmiş çakıltaşı-kumtaşı-çamurtaşı şeklindeki taban birimin Hereke Pudingi (Hpf) (Erguvanlı, 1949) veya Hereke Çakıltaşı (Altınlı ara tabakaları ortaya çıkar. Bunlardan bazıları mikrit (karbonat çamurtaşı; Folk, 1962) bileşimli olup alt ve üstteki sınırları çamurlarla geçişlidir. Bazı kireçtaşı ara tabakalarının ise alt yüzleri keskin üstten de çamurlarla geçişlidir. Petrografik açıdan mikritik ara tabakaları temel ortokimyasal bileşeni mikrokristalin karbonat çamuru, allokimyasal bileşenleri ise, çeşitli fosil ve parçalarından yapılmıştır. Fosillerden en yaygın olanlar sarıcı alg, küçük Nummulites ve mercan parçalarıdır. Bu formasyon yukarıda özetlenen özellikleriyle set arkası lagün koşullarında çökeltilmiş olmalıdır. Yavuz (1987) ve Dacı (1953)'e göre formasyon Üst Eosen yaşlıdır
Çatalca Grubu bölgede Orta Eosen-Alt Oligosen döneminde gelişmiş olan havza dolgusunu kapsamaktadır. Stratigrafik açıdan, ilk kez tarafımızdan gurup mertebesinde adlanmış olan bu istif, kendi içerisinde birbirleriyle yanal ve düşey geçişli ve formasyon mertebesinde üç litostratigrafik birimden yapılmıştır. Bunlar sırasıyla Hamamdere, Soğucak ve Ceylan Formasyonları'dır. Gurup temel kayaları üzerine uyumsuz olarak gelmekte ve Oligosen veya daha genç birimlerle ise uyumsuz olarak örtülmektedir.İstanbul yarımadasında Orta Eosen-Alt Oligosen yaşlı tortul devre sarımsı kahverenkli, ince tabakalı ve bej renkli kireçtaşı aratabakalı çamurlarla başlar. İlk kez Yavuz (1987) tarafından İkitelli batısındaki Hamamdere'de adlanmış olan bu birimin başlıca yüzeylendiği alanlar İkitelli yerleşim merkezinin kuzey batısındaki Hamamderesi ve onun yaklaşık 1 km. kuzey batısında Balıklıderedir. Tip mevkii Hamamderesi doğu yamacında ve İkitelli yerleşim alanına 550-600 m. mesafede bulunur.
Tip kesitte; Trakya Formasyonu'nu kumtaşı-şeyl ardışımını üzerinde karbonatça zengin ve sarımsı kahverenkli çamurlarla başlar. Birkaç metre kalınlıklı bu çamurların tabakalaşma özellikleri yoğun organizma karışması nedeniyle büyük ölçüde tahrip olmuştur. İzlendiği kadarıyla bu çalışmalar içinde paralel laminasyon ve dalgalı paralel laminasyon yaygın sedimanter yapıdır. Üstte doğru formasyon içinde önce ince (3-5 cm.) ve seyrek, sonra ise sık ve kalın kireçtaşı ara tabakaları ortaya çıkar. Bunlardan bazıları mikrit (karbonat çamurtaşı; Folk, 1962) bileşimli olup alt ve üstteki sınırları çamurlarla geçişlidir. Bazı kireçtaşı ara tabakalarının ise alt yüzleri keskin üstten de çamurlarla geçişlidir.
Petrografik açıdan mikritik ara tabakaları temel ortokimyasal bileşeni mikrokristalin karbonat çamuru, allokimyasal bileşenleri ise, çeşitli fosil ve parçalarından yapılmıştır. Fosillerden en yaygın olanlar sarıcı alg, küçük Nummulites ve mercan parçalarıdır.
Bu formasyon yukarıda özetlenen özellikleriyle set arkası lagün koşullarında çökeltilmiş olmalıdır.
Yavuz (1987) ve Dacı