Yılmaz Erdoğan ihtimallerden bahsediyor.
Hoş!
Ama sen öğrettin bana , gerçeklerin ihtimallerden önemli olduğunu.
Sen tattırdın bana gerçeklerin vazgeçilmez lezzetlerini.
Seninle öğrendim ihtimallerin gerçekleşebileceğini
Ve yeniden inandım
İnanmaktan öte yaşadım
Hayaliyle avunmak yerine
‘Ne güzel olurdu kaymak gibi yamaçlardan
Güneşin dirilmek üzere ölüşünü izlemek’
Demek yerine
Yapmak!
Eski bir İngiliz filmini izlemeyi sahilde kabuk toplamanın yerine koymak
Ama yaşamak!
Sadece yaşamak da değil bundan zevk almak.
Yolculuğun sonunda ‘otlu peynir kokulu’ya kavuşmak yerine
Şiirde hoş durmasa bile Cabotine kokulu yare ulaşmak
Gerçeği yaşamak!
İlk kez senle yoğurtlu Adana yemekten hoşlandım,
Maltepe pazarında pazarlık yapmaktan.
Gerçekleri yaşamayı öğrettin bana,
Bildiğim bir şeyi; kendimle hep yaptığım bir şeyi
Ama biriyle.
Paylaşmayı
Seninle birlikte yaşamayı
Hoş hayaller yerine, her zaman hoş olmasa da gerçeklerle olmayı.
‘Senin beni sevebilme ihtimalini sevmeyi’ değil
Seni SEVMEYİ!