|
Vizontele
Ve Düşündürdükleri Vizontele
Tuuba'nın gösterime girdiği bu günlerde aklıma bir soru takıldı. Tanrı bilir
kaç kez izlediğim Vizontele ile ilgili. Yani birinci filmle. Filmi çoğumuz
izlemişizdir. Kah gülmüş kah hüzünlenmiş, ağlamışızdır belki de. Ben de
bugüne kadar hiç takılmamıştım bu noktaya. Filmin sonunda Rıfat ölüyor ya
hani. Traji-komik. Bence de. Ama neden ölüyor Rıfat? Bunu hiç sormamıştım
kendime. Eminim çoğumuz hatta hiçbirimiz sormamıştır. Neden öldü sahi Rıfat?
Cengiz Topel neden öldü? Ya da Karaoğlanoğlu? Ya da diğer binler? Bugünlerde
bizim gibi serde gençlik olan herkes "kardeşim size biz mi gel dedik de
geldiniz?" diye soruyoruz. Hasbel kader okuduklarım ve çeştli
kesimlerden bana anlatılanlara göre gelmeleri için yalvardık. Hatta herkes
bilir radyolarda "Bekledim de Gelmedin"e karşılık "Bir Gece
Ansızın Gelebilirim"i çaldık. Geldiler. Şimdi biz istemedik diyoruz.
Peki o zaman Rıfat neden öldü? Taa o zamandan, o dönem Türkiye Cumhuriyetinin
idaresini elinde bulunduran hükümet karar verdi ve dedi ki staratejik açıdan
orada ordumuzun olması lazım ve bu kararı uygulamaya koydu. Yunan cuntasının
darbesini fırsat bildi ve adaya ordu konuçlandırdı. Türkiyenin dış
politikasını göz önüne alınca bu bana pek mümkün gelmiyor. Genelde bir ay
sonrasını bile düşünmüyorlar çünkü. Sonra başka göstergeler de var farklı
düşünmem için. Türkler her zaman ezilenin yanında olmadılar mı? Hatta bu
yüzden şimdi bazıları Kürtlere haksızlık edildiğini haklarının gasp
edildiğini, Ermenilerin soykırıma uğradığını "kabul edelim canım ne
olacak yapmadık mı sanki" cümleleri ile
kabul edip savunmuyor mu? Hem de tüm gerçekliği bir yana bırakalım
kendi çıkarlarına karşın. Rusya
yani eski SSCB yıkıldığında da buna benzer hadiseler olmuştu. Vah zavallılar
diyerek hemen kucak açılmış Azerbeycanla içli dışlı olunmuştu. Sonra binlerce
öğrenci taa oralardan Türkiyeye eğitim için gelmişlerdi. İlk başta ülkücüler
bu yeni ülküdaşlara sorgusuz yakınlık duymuş kucak açmıştı. Sonra bu gençler
hayır biz komünizmi savunuyoruz dediler. Ne oldu? Okullarda yurtlarda iki
karşıt grup haline geldiler. Hatta devlet politikası olarak bile o kadar ters
düştük ki Türkmenistan öğrencilerini geri çekti. Acıyarak duygularla hareket
etmek, geleceğe yönelik art niyetli bir planın olmaması, ve ters düşüldüğü
anda anında sırt çevirilebilmesi. Bana başka konuları da çağrıştırıyor
bunlar. Ve yine bu sebeplerden 1974 te Türkiyenin art niyetli ya da ileriye
dönük zeki bir politikayla davrandığına inanmıyorum. Yine aynısı olmuştur.
Biz çağırmış ama her zamanki pişkinlik ve iki yüzlülüğümüzle şimdi "biz
mi çağırdık........" diyoruzdur. Lise günlerinizi düşünün, yakın
dostlarınızı göz ardı ederek. Geriye kalanların karakteri sizce nasıldı?
Onlar da sizin için aynını düşünüyorlar kuşkunuz olmasın. Hepimiz aynıyız
yani. Güvenilmez, değişken. En kibar ifadelerle. Düşünüyorum
da Rıfat bizim için mi öldü yoksa derin devletin çıkarcı ve çok ileriye dönük
politikaları sonucu mu? Belki kendi istemiştir bunu; ölmeyi. Belki benim
düşünemediğim başka bir sebep vardır. Bilemiyorum ve size sormak istiyorum,
sizin de düşünmenizi istiyorum. Belki bana yardımcı olabilecek bir cevap
bulabilirsiniz. Türkiyenin Kıbrısa müdahalelerinin sebebi neydi? Ve bugün biz
bu sbebi nasıl görüyoruz? Çıkarmalar hakkında ne söylüyoruz? Ozaman ne istiyorduk şimdi ne istiyoruz? O
zaman istediğimizin hala ardında duruyor muyuz yoksa zaman ve duruma göre
fikirlerimiz değişti mi? Lise yıllarındaki gibi tutarsız duygu ve davranışlar
içerisinde miyiz? En önemlisi yirmi yıl sonra bugün istediklerimizi
isteyeceğimize emin miyiz yoksa o zamana kimin arabasında olursak onun
borusunu mu? Tüm
bunların ışığında tekrar düşünüyorum da sahi neden öldü Rıfat? Tayfun
Durali 2004
|
|
|
My Island! Mountaineering My Writings Music Mountain Biking
Sea Kayaking Art About Myself Links Main Page
© 2001 Contact Webmaster