ULUSAL-DEMOKRATİK MÜCADELEDE  GELENEK, BİRLİK VE GÜNCELLİK

Bilindiği gibi son iki yılda değişik isimler altında Zazaların ulusal-demokratik birliğini kurmak için çeşitli çalışmalar yürütüldü. Bu çalışma bazı örgüt, çevre ve kişiler tarafından Zaza Ulusal Kongresi olarak yeni bir örgütlenme seviyesine kavuşturuldu. Biz, böylesi bir çalışmayı sevinçle karşıladık. Zaza Ulusal Kongresi örgütlenmesinin sürekliliğini koruyacağını ve halkımızın ulusal-demokratik mücadelesine ciddi katkılar sunacağını umut ediyoruz.

 

Biz bu çalışmaya, henüz başlangıç aşamasındayken katılmayı doğru görmedik. Görüşlerimizi bu çalışmayı yürüten arkadaşlara ve kamuoyuna yazılı olarak açıkladık. Birlik insiyatifi içinde yer alan arkadaşların büyük çoğunluğu ile geçmişte farklı oluşumlarda birlikte hareket etmiştik. Ne var ki birliktelikler kısa süreli olmuştu. Bu pratiklerin değerlendirmesi yapılmadan, yeniden birlik girişimleri bize doğru gelmedi. Baska eleştiri ve endişelerimiz de vardı. Her şeyden önce bu çalışma kollektif bir girişim olarak başlatılmadı. Daha işin başındayken birliğe temel olarak halkımızın ve mücadelenin durumu değil, kişisel ve dar gurup çıkarları, çekişmeleri öne çıkartılmıştır. Sözü edilen birlik, mücadelenin içinden, onun ihtiyaçlarının bir sonucu olarak değil, kişi ve gurupların subjektif istekleri ve çıkarları temelinde oluşturulmaya çalışılmıştır.

 

Birlik süreclerinin olmazsa olmazı olan güven, tolerans ve en geniş demokrasi yerine; güvensizlik, karşılıklı suçlamalar, bağnazlıklar öne çıkmıştır. Nitekim bu ve benzeri nedenlerden dolayı birlik güçlenmemiş, birlik süreci ayrılık sürecine dönüşmüştür. İlginç olan, birleşmek isteyenlerin halkımızın kendini değişik isimlerle tanımlamasını dahi kabul etmemeleridir. Ulusal Kongre ya da platformlar olabildiğince geniş olmalıdır. Ulusun içinde barındırdığı farklı kültür ve inanç gurupları, siyasal eğilimler vb. mümkün olduğunca temsil edilmelidir. Birlik, farklılıkların inkarı olarak anlaşılamaz. Aksine değişik siyasi, dini, sınıfsal gurup ve katmanların farklılıklarını koruyarak ulusal-demokratik temelde birleşmesi, koordine edilmesi olarak anlaşılmalıdır. Bu demokratik uluslaşma sürecidir.

 

Öte yandan birlik, örgütlü güçlerin aktif müdahalesinin sonucu olarak gerçekleşebilir. Ulusal-demokratik alanda kurumsallaşmayı, kitlelerle bağ kurmayı, asgari düzeyde de olsa halkı etkilemeyi, örgütlemeyi gerektirir. Zaza Ulusal-Demokratik mücadelesi henüz yeterli örgütlülüge, kitlesel desteğe kavuşmamıştır. Örgütlerimiz önemli ölçüde aydınlara dayanmaktadır. Çalışmanın nispeten güçlü olduğu dil-kültür alanının etkisi, geniş kitlelere ulaşmamaktadır. Hatta bazı dostlarımız bu çalışmayı önemsiz görmekte, ne olduğu tam olarak anlaşılmayan "politik çalışmayı" öne çıkarmaktadırlar. Bizim özgülümüzde önce dil-kültür gelmelidir. Politika bu çalışmanın içinden çıkacak ve güçlenecektir. Zaten böyle de olmaktadır. Halkımızın inkarına karşı geliştirilen mücadelede dil ve kültür çalışması belirleyici bir rol oynamıştır. Asimilasyon da, inkar da bu noktadan kırılmıştır. Bilinen bir başka gerçek de şudur: Mücadelemize karşı geliştirilen provakasyonlar, bizi başka zeminlere çekme girişimleri, aydınlarımızın ve örgütlü güçlerimizin büyük çoğunluğunun kendisine temel aldığı dil-kültür çalışmasıyla boşa çıkartılmıştır.

 

Dil-kültür çalışmasının en önemli aracı basın-yayındır. Zaza Ulusal-Demokratik mücadelesi uzun yıllar esas olarak yurtdışında örgütlendi, mücadele etti. Ülkede, Türkiye’de örgütlülük ve mücadele zayıf kaldı. Serbestiye, kurulma aşamasından itibaren ülkedeki mücadeleye önem verdi. Dilimiz, tarihimiz, görüşlerimiz ülkede yeterince tanınmıyordu. "Lehçeciler"in inkarcı teorisi etkisini koruyordu. Ancak Serbestiye´nin de desteklediği girişimlerle dilimiz ve kültürümüze ait önemli belgeler halkımıza ve demokratik kamuoyuna iletildi. Halkımızı yok sayan, dilimizi, kültürümüzü vesayet altına alan Türk ve Kürt milliyetçisi tezler geriletildi. Ülkede de küçümsenmeyecek gelişmeler sağlandı.  Bu durum, son dönemde atılan yeni adımlarla güçlendi. Dilimiz, basında aktif olarak kullanılmaya başlandı. Türk ve Kürt milliyetciliğinin dışında ulusal-demokratik basın kurumları oluştu. Şüphe yok ki bu çok önemli bir gelişmedir. Zaza Ulusal-Demokratik mücadelesi içinde olan tüm güçler bu gelişmeyi desteklemeli, katkılarını sunmalıdırlar. Hep söylediğimiz gibi birlige giden yol pratik çalışmalarla desteklenmelidir. Basında, dernek ve demokratik kuruluşlarda birlikte hareket edilmeli, bu çalışma olası siyasal kampanyalarla desteklenmelidir.

 

Buradan anlaşılacağı gibi Serbestiye, birliğe giden yolun pratikten ve mücadelenin bizzat içinden geçtiğini savunmaktadır. Bizi bu sonuca ulaştıran, halkımızın içinde bulunduğu durum ve yaşanmış birlik deneylerinin tecrübeleridir. Örgütlerimiz ve aydınlarımız arasında yeterli bağ yoktur. Birlikte mücadele geleneğimiz zayıftır. Zaza örgüt ve çevrelerinin görüşleri netleşmemiştir. Öncelikle bu ve benzeri sorunlar asgari düzeyde de olsa aşılmalıdır. Görüşümüze göre birlik için bu yol denenmelidir. Başlatılan birlik süreci sonucunda kurulan Zaza Ulusal Kongresi ulusal bir örgütlenme olmakla beraber, kelimenin gercek anlamında tüm ulusal güçleri temsil eden Kongre´ye tekabül etmemektedir. Ulusal-Demokratik Zaza örgüt ve aydınlarının çoğunluğu bu örgütlenmenin dışındadır. Netice itibariyle Ulusal-Demokratik Birlik isteği ile başlatılan çalışma, yeni bölünmelere; hatta derinleşen güvensizliklere neden olmuştur.

 

Yeterli hazırlık yapılmadan başlatılan birlik girişimleri başarısızlığa uğradıkça, mücadelemiz zarar görmekte; aydınlarımız ve örgütlerimiz arasındaki güvensizlikler derinleşmektedir. Birlikte "Ulusal Platform", "Ulusal Kongre" kurmak isteyenler bunu başaramayınca, akla-mantığa sığmayacak suçlamalara baş vuruyorlar. Ulusal-demokratik Zaza hareketine zarar veren, mücadelemizin karşıtlarının sevinçle karşıladığı bu tür tavır ve açıklamaları biz de ibretle izliyoruz. Bir süredir internet alanında Zaza örgütlerine, Zaza örgütlenmesinin tarihine hiç de yabancısı olmadığımız bir ağızla saldırılmaktadır. Garip olan bu saldırının Zaza hareketinin içinden yapılmasıdır. Önce şunu belirtelim: Örgütlü Zaza hareketi Ayre ve Piya geleneği ile başlamıştır. Ayre ve Piya´nın çıkış sürecinde ve sonrası geliştirilen saldırıların  yeniden, hem de bazı aydın ve örgütlerimiz tarafından yapılması büyük bir şansızlıktır. Bunun bir dizi nedeni vardır. Bunun nedenlerini tüm ayrıntılarıyla tartışmayı gereksiz görüyoruz. Şunu belirtebiliriz ki, suçlamayı yapanlar politik görüşlerine, tezlerine güvenmemektedirler. Siyasal görüşler değerlendirilip eleştirileceğine, kişisel dedikodulara, suçlamalara baş vuruluyor. Bu tavır Ulusal-Demokratik Zaza hareketine yabancıdır. Türk ve Kürt sol örgütlerinin bıraktığı kötü mirasın devam ettirilmesidir. Önderlik (-isterseniz siz bunu örgüt şeyhlerinin müritlerini yönetmesi olarak okuyabilirsiniz-), ajan, düşman vs. tartışmalarını Türk ve Kürt Solu uzun yıllardır yapıyor. Bakıyorsunuz bugün ajan olanlar, yarın dost ve müttefik oluyorlar, ya da tam tersi. Bu türden ucuz yöntemlerden vaz geçilmelidir. Bize göre örgütlü Zaza Hareketinin üç önemli dönüm noktası vardır: Birinci gelişme, Ayre ve Piya geleneğidir. Desmala Sure´nin çıkışı ve sonraki genişleme ve birlik süreci, ikinci önemli ayaktır. Bu gelenek ve tecrübelerin sonucu ve devamı olarak Serbestiye´nin kurulması üçüncü dönüm noktasıdır. Bu üç önemli gelenek birbirinin karşıtı olarak görülmemelidir. Üç hareket görüşleri ve kadro yapısı olarak birbirini etkilemiştir. Serbestiye, Desmala Sure´den Zaza Press´e kadar tüm güçlerimizi başından beri dost ve müttefik olarak görmüştür. Nitekim Serbestiye örgütlenme aşamaşındayken ve daha sonraları bu çevrelerle samimi, açık ilişkilerde bulunmuştur. Kuruluş Konferansımıza bu çevreler de çağrılmışlardır. Biz bu çizgimizi bundan sonra da koruyacağız. Zaza örgüt ve aydınlarının, temelsiz suçlama ve tartışmalara son vermelerini bekliyoruz.

 

Tartışmalar, mücadelemizin ihtiyaçları ve politik gelişmeler üzerinden yürütülmelidir. Uluslararası durum ve Türkiye´deki politik gelişmeler yeni olanaklar sunmaktadır. Türkiye´de politik yapı yeniden şekillenirken, halkımızın varlığının kabul edilmesi; ulusal haklarımızın tanınması mücadelesini öne almalıyız. Lozan´da gerçekleşen inkar sürecinin, Brüksel´de tekrarlanmaması için mücadele etmeliyiz.

 

Serbestiye

Koordinasyon Komitesi

Ocak 2005

 

ttt Anasayfa

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1