GESTASYONEL
TROFOBLASTİK HASTALIKLAR
Hazırlayan: Dr. mustafa DİNÇ***
GTH; Mol
hidatidiformdan (MH), Koryokarsinom ve Plasental Yerleşim Bölgesinden Gelişen
Trofoblastik Tümöre (PYBGTT) uzanan bir yelpazedeki hastalıkların genel
tanımıdır.
Tarihçe:
·
MÖ
400...trofoblastik hastalıklarla ilgili ilk bilgiler Hipokrat’a kadar uzanır.
Hipokrat bu hastalığı uterusun şişmesi olarak tanımlamıştır.
·
MS
600...Aetius Amida MH’daki vezikülleri su damlalarına benzetmiştir. ‘’Hidatit’’
kelimesi Yunanca damla anlamına gelen ‘’Hydatis’’ kelimesinden türetilmiştir.
·
1700...Smellie
mol ve hidatid kelimelerini kullanarak trofoblastik hastalıkları tanımlamıştır.
·
1827...MH’un
ilk kez açık olarak koryonik orjinli olduğu Paris’li ebe Marie Anne Victorie
Boivin tarafından bildirilmiştir.
·
1840...William
Wilton uterusu perfore ederek ölümcül intraperitoneal kanamaya neden olan bir
tümörden bahsederek invaziv molü tanımlamıştır.
·
1877...Chiari
tümörü carsinom olarak tanımlamış ancak plasental orjinli olduğunu
değerlendirememiştir.
·
1893...Gottschalk
maling komponentin koryonik villuslar olduğunu bildirmiştir.
·
1895...Felix
Marchand bu tümörlerde sitotrofoblast ve sinsityotrofoblastları tanımlamış ve
bunların fetal orjinli olduğunu ortaya koymuştur.
·
1928...Ascheim
ve Zondek gebe idrarında Human Koryonik Gonadottopini (hCG) tespit etmişler ve
hCG’nin trofoblastik hastalıklı insanların idrarında da bol miktarda
bulunduğunu bildirmişlerdir.
·
1940...Vaitukaitis
hCG’nin b subünitinin ölçümünü
tariflemiştir.
·
1954...Li
metastatik tümörü olan bir hastada yüksek gonadotropin düzeylerinin metotraksat
kullanımı ile düştüğünü bildirmiştir.
·
1956...Li
ne ark. Kemoterapi uygulamasına başlamışlardır.
Böylelikle; ölüm oranı %90-95
olan metastazlı hastalarda kemoterapi sonrasında %90-95 oranında başarılı
tedaviler elde edilebilmiştir.
· 1976...Kurman PYBGTT’ü
tanımlamıştır.
·
1977...Kaji
ve Ohama komplet molün paternal kökenli oluğunu tanımlamıdı.
İnsidans:
İnsidansla
ilgili olarak çok farklı rakamlar bildirilmiştir ama genel olarak
-
MH için
1000 gebelikte 1
-
Koryokarsinom
için 100 bin gebelikte 1 olarak bilinir.
Etyoloji ve risk faktörleri:
|
|
mol hidatiform |
koryokarsinom |
|
ırk |
Asya'da daha sık Japonya'da
daha sık -hawai’de
yaşayan
. japonlarda
daha az -japonya’da yaşayan . . .. ..japonlarda daha sık *bu nedenle ırksal özelliklerin yanı sıra çevresel ve kültürel
faktörlerin daha fazla rol oynadığı belirtilmiştir
|
Ø |
|
beslenme yetersizliği |
25 olguluk bir çalışmada MH’lu hastalarda üre ve kreatinin değerlerinin
artmış, total protein ve albümin değerlerinin azalmış olduğu tespit
edilmiştir. Yetersiz protein alınımı sonucu artmış vucut protein yıkımının
risk faktörü oluşturduğu belirtilmiştir.
Aynı dönemde
yapılan pek çok çalışmada ise yetersiz beslenme ile MH arasında bir ilişki
kurulamamıştır.
|
Ø |
|
yaş |
***en önemli risk faktörüdür
<20 yaş….x 1,5-2 kat
>35yaş…..x 5 kat
>50yaş…...x 400 kat
|
<20yaş…hastalıkla yaş arasındaki ilişkiler net değil >40yaş.…x 5-15 kat
|
|
gebelik sayısı |
Ø *grandmultiparlardaki artış gebelik
sayısından çok ilerleyen anne yaşıyla ilişkilidir
|
Ø |
|
geçirilmiş MH öyküsü |
**anne yaşından sonraki en önemli risk faktörüdür -geçirilmiş
MH öyküsünden sonraki gebeliklerde risk 10 kat artar -mol gebelik
sayısı arttıkça risk daha da artar -1 molar
gebelikten sonra…76 gebelikte 1 -2 molar
gebelikten sonra…6,5 gebelikte 1 -mol gebeliği
takiben normal bir gebelik oluşması halinde sonraki gebeliklerde risk azalır
|
***en önemli
risk faktörüdür -geçirilmiş
mol gebelik öyküsünden sonraki gebeliklerde risk 100 kat artar -koryokarsinom
olgularının %29-83’ünün öyküsünde MH öyküsü vardır -komplet MH Þ koryokarsinom -parsiyel MH Þ koryokarsinom - önceden
parsiyel MH’un koryokarsinoma ilerleme riski yok denecek kadar az olarak
kabul edilirdi. Son çalışmalarda bu olguların sanıldığından daha fazla
persiste ettiği veya koryokarsinoma ilerlediği gösterilmiştir
|
|
kan grubu |
A grubunda daha sık olduğunu gösteren çalışmalar var Rh (+)’lerde
daha sık olduğunu gösteren çalışmalar mevcut Ancak çalışmaların önemli
bölümünde ABO kan grub antijen dağılımının normal populasyondan farklı
olmadığı gösterilmiştir
|
-A grubunda fazla -O grubunda
az -anne A
...baba O ise fazla -anne A ...baba A ise
az
|
|
doğum kontrol yöntemi |
-RIA ve OK kullananlarda daha artmış olduğunu gösteren çalışmaların
yanısıra değişiklik olmadığını gösteren çalışmalar da mevcuttur,sonuç
tartışmalı -takvim yöntemini kullananlarda artmış
olarak bulunmuştur.Bu kişilerde fertilizasyon siklusun başına veya sonuna
yakın günlerde oluşmaktadır ve bu gebeliklerin anormal gelişme eğilimi
gösterdiği bildirilmektedir
|
-OK’lerin uzun süreli kullanımının koryokarsinom insidansını artırdığı
bilinmektedir, fakat bunun direkt bir etki mi yoksa indirekt bir etki mi
olduğu bilinmemektedir -MH tdv.sinden sonra kullanılan Ok’lerin
bu riski artırmadığı bilinmektedir
|
|
reprodüktif faktörler |
-önceki gebelikleri spontan abortusla sonuçlanan hastalarda GTH ‘ın daha sık
olduğu saptanmış ve bunun bir risk faktörü olduğu belirtilmiştir -YÜT ev artifisyel inseminasyon sonrasında molar gebelik
görülme sıklığı artmıştır ve bunun spermatozoa hazırlama tekniklerine bağlı
olabileceği bildirilmiştir
|
-hipoöstrojenik durumlarda koryokarsinom daha sık |
|
sigara |
Ø |
Ø |
|
toksik ajanlar |
Radyoaktif ışınların ve çeşitli toksinlerin GTH gelişiminde rol oynadığı yönünde veriler mevcuttur |
|
GTH’la ilgili genetik
çalışmalar:
Komplet MH:
Diploid ve paternal kaynaklıdır. Flow sitometri ve sitogenetik çalışmalarla
triploid,tetraploid, haploid ve anöploid komplet moler de tespit edilmiştir,
fakat bunlar çok nadirdir.
-%75-85 Þ 46 xx
-%15-25 Þ 46 xy
Nükleussuz veya boş bir ovumun tek bir haploid sperm ile döllenmesi ve
sonra bu kromozomların dublike olmasıyla açıklanır.
Parsiyel MH:
Triploiddir. 69 xxx, 69 xxy, 69 xyy şeklinde olabilir.
Çoğu parsiyel molde genoma 1 maternal ne 2 paternal yapının katıldığı
gösterilmiştir.
GTH’larda hormon profili:
hCG:
Normal gebeliklerde implantasyonun birinci gününden itibaren serumda
saptanabilir düzeylerde salgılanmaya başlar. 65. günde pik yaparak 50 000
mIÜ/ml değerine ulaşır, daha
sonraki dönemde 15-30 bin mIÜ/ml düzeylerinde
seyreder. Doğumdan 10-14 gün sonra serum ve idrarda saptanamayacak düzeylere
iner.
Trofoblastik hastalıkların erken döneminde 100 000 mIÜ/ml’nin üzerine çıkmayan değerler teşhiste yardımcı değildir. Çünki normal
gebeliklerde de bu değerlere ulaşılabilir (özellikle çoğul gebeliklerde).
IÜ Þ birinci İnternasyonel Referans Preparatında (first IRP-hCG) rat overinin ağırlığını iki katına çıkaran gonadotropin miktarı 1 IÜ olarak esas alınır (bu preparatlar DSÖ tarafından dağıtılır).
Bir tümör hücresi günde 10-4 ile 10-5 IÜ hCG üretir,
yani 24 saatte 10 IÜ hCG üreten bir hastada 10 canlı tümör hücresi var
demektir. Aynı hesapla hCG değeri pitüiter LH değerinin altında
hesaplanamayacak düzeye geldiğinde dahi 105 ile 106 canlı tümör hücresi var demektir.
Yarılanma süresi 30-48 saat
arasında değişmektedir.
Sitotoksik tedavi ile erken dönemde
hCG önce yükselir, anlamlı düşüşler 2 hafta sonra ortaya çıkar. hCG nin düşüş
hızı ile tedavinin süresi arasında korelasyon vardır. Düşüş eğrisi ne kadar dik
ise normal değerlere ulaşıldıktan sonraki tedavi süreside o kadar kısadır.
hCG remisyonu ile radyolojik
iyileşme her zaman paralel gitmeyebilir.
hCG’nin a ve b olarak adlandırılan iki subüniti vardır.
hCG’nin a subüniti Þ LH,FSH, TSH’nın a subünitleri ile aynıdır.
hCG’nin b subüniti Þ spesifiktir. Bu subünite en çok benzeyen subunit LH’e
ait subünittir. bhCG ölçümünde cross reaksiyon nedeniyle bir miktar b LH de ölçülür. Monoklonal antikor teknikleriyle bu oran %1’in altına
indirilmiştir.
hCG tipleri:
1. intakt hCG
2. nonkomplike veya parçalanmış hCG’ler: bunların biyolojik
olarak aktiviteleri yoktur veya sınırlıdır.
-kısa hCG
(nicked hCG)
-b subünitinin C terminal segmenti olmayan kısa hCG (nicked
hCG minus b CTP)
-serbest b subünit (free bhCG)
-serbest a subünit (free ahCG)
-b core fragmanı (b core hCG)
-degrade serbest bhCG
hCG ölçümleri:
1. RIA Þ 50 den fazla ticari kit var. Bu yöntem hem intakt hem de
non intakt hCG formlarını ölçer.
2. Çok bölgeli sandiviç assey Þ Monoklonal antikor tekniği ile hazırlanmiş testlerdir. Piyasada 5 ticari
kiti vardır.
-a,b dimer, antib antikor Þ intakt bhCG’yi
-antia, antib Þ intakt bhCG ve kısa bhCG’yi ölçer.
**gebelikte Þ intakt hCG yüksek, diğerleri düşük düzeylerdedir.
** GTH Þ parçalanmış hCG yüksek , intakt hCG düşük düzeylerdedir.
*** sonuç olarak GTH da kullanlılan
kite göre yanlış negatifliklerin çıkabileceği akılda tutulmalı ve klinikle
uyumsuz sonuçların varlığında bu durum kontrol edilmelidir.
TSH:
Troid fonksiyonları gebeliklerde
normal veya normalden minimal sapma ile seyreder.
GTH’larda ise troid fonksiyonları
artar. Bunun hCG’nin stimülasyonu sonucu olduğu düşünülmektedir.
Sonuçta klinik hipertroidinin
olmadığı ‘’ametabolik hipertroidi’’ veya klinik hipertroidi tablosu oluşabilir.
hPL:
Normal gebelikte, MH’da ve
koryokarsinomda trofoblastlar (sinsityotrofoblastlar) tarafından salgılanır.
Molar gebelikte hCG değeri yüksek
iken hPL değeri düşük seyreder bu nedenle hCG/hPL oranının yüksek olması tanı
metodu olarak önerilmiştir. Prognoz hakkında bilgi verici değildir.
PYBGTT’ de de hPL yüksek
bulunur ve tanıda anlamlıdır.
Steroid hormonlar (östrojen,
progesteron):
Monitörizasyonda kullanılabileceği
söylenmiştir ama hCG kadar yeterli değildir.
Plasental proteinler:
Tanı ve monitörizasyon için;
-SPI (gebeliğe özgü b-1 glikoprotein)
-PPS (plasental protein s)
-PAPP-A (gebelikle ilgili plazma
protein A) ile ilgili çalışmalar devam
etmektedir.
Sınıflama ve evreleme:
GTH’lar ile ilgili pek çok
sınıflama sistemi mevcuttur. Bu sınıflama sistemlerini tarihsel sıra ile
inceleyecek olursak hastalığa yaklaşımın histolojik tanımlamalar ve
sınıflamalar ile başlayıp bugünki klinik yaklaşımlı sınıflamalara ulaşıldığını
görürüz.
Tarihsel sırası ile sınıflamalar:
Hertig’e ait MH
sınıflaması (1974)
I. Benign
II. Muhtemelen
benign
III. Benign olması
mümkün
IV. Malign olması
mümkün
V. Muhtemelen malign
VI. Malign
**MH ile ilgili bilgilerin
kısıtlı olduğu yıllarda yapılan ve yalnızca malign veya
bening olması göz önüne alınarak yapılmış ilk sınıflamadır.
Park sınıflaması (1976)
I. Nongestasyonel
trofoblastik hastalıklar
II. GTH’lar
A. Klinik tanı
1. Nonmetastatik
2. Metastatik
a. Lokal (pelvik)
b. Uzak (pelvis
dışı)
B. Morfolojik
tanı
1. MH
a. Noninvaziv
b. İnvaziv
2. Koryokarsinom
3.
Belirlenemeyen
**Hastalığın gebelik dışında da
testis ve overlerde bulunabildiğinin tespitinden sonra yapılan, hastalığı hem histolojik
hemde klinik olarak sınıflamasını içeren sınıflamadır.
Goldstein sınıflaması
I. Molar gebelik
a. Boşaltım
öncesi
b. Boşaltım
sonrası (8 haftanın altında)
II. Noninvaziv
trofoblastik hastalık
a. MH
b. Koryokarsinom
III. İnvaziv trofoblastik hastalık
a. MH
b. Koryokarsinom
IV. Düşük riskli trofoblastik hastalık
a. MH
b. Koryokarsinom
V. Yüksek riskli metastatik trofoblastik hastalıklar
**bu sınıflamada ilk defa
düşük risk ve yüksek risk olarak bir ayrım yapılmıştır.
GTH klinik sınıflaması (1973
Hammod)
I. Nonmetastatik
hastalık: hastalık uterusta sınırlı
II. Metastatik
hastalık…...: hastalık uterus
sınırlarını aşmış
A. İyi prognozlu metastatik hastalık
1. kısa süreli
(son gebelik < 4 ay )
2. tedavi öncesi
< hCG titresi (<100 000 Iü/24 saat veya < 40 000 mIü/ml )
3. beyin yada KC
metastazı yok
4. önceden
kemoterapi hikayesi yok
B. Kötü prognozlu metastatik hastalık
1. uzun süreli (son gebelik > 4ay )
2. tedavi öncesi > hCG titresi ( >100 000 Iü/24 saat veya > 40 000 mIü/ml )
3. beyin ve KC metastaz varlığı
4. önceden başarısız kemoterapi hikayesi
5. term gebelik
**ilk defa prognoz, risk faktörleri ve hCG düzeyini içeren klinik sınıflamadır.
Bu sınıflamadaki risk faktörleri bugün kullanılan sınıflamalardaki temelleri
oluşturmaktadır.
NIH (National Institute of Health )
sınıflaması
I. Benign GTH
A. Komplet MH
B. Parsiyel MH
II. Malign GTH
A. Nonmetastatik GTH
B. Metastatik GTH
1. İyi prognoz, düşük
risk ( herhangi bir risk faktörü yok )
2. Kötü prognoz, yüksek
risk ( herhangibir risk faktörü var )
a.
süre > 4 ay
b.
tedavi öncesi bhCG serum düzeyinin > 40 000 mIü/ml
c.
beyin yada KC metastazı
d.
term gebeliğin ardından GTH
e.
başarısız tedavi sonrası GTH
**bu sınıflama yıllarca kullanılmıştır.
Lewis sınıflaması ( 1979 )
I. Nonmetastatik trofoblastik
hastalık
A. MH
1. Boşaltılmamış
2. Boşaltılmış (
< 8 hafta )
B. Persistan mol ( > 8 hafta )
C. İnvaziv mol veya uterusta sınırlı koryokarsinom
II. Metastatik trofoblastik hastalık
A. Düşük riskli metastatik grup
1. kısa süreli ( < 4 ay )
2. düşük bhCG titresi ( < 100 000 Iü/24 saat )
3. akciğer veya vagina metastazı
B. Orta riskli metastatik grup
1. uzun süre ( > 4 ay )
2. yüksek bhCG titresi ( > 100 000 Iü/24 saat )
3. SSS yada KC dışında metastaz
C. Yüksek riskli grup
1. SSS metastazı
2. KC metastazı
**bu sıflama ABD’de uzun yıllar kullanılmıştır.
DSÖ sınıflaması ( 1983 )
I. MH
A. KM
B. PM
II. GTH
A. İnvaziv mol
B. Koryokarsinom
C. PYBGTT
**bu gün için dünyada en çok kullanılan sınıflamadır.
GTT’lerde yeni FİGO evrelemesi (1991)
Evre I : hastalık uterusta sınırlı
Ia: risk faktörü yok
Ib: 1 risk faktörü var
Ic: 2 risk faktörü var
Evre II : GGT uterus dışında ancak genital organlarda sınırlı (
adneks, vajen, geniş bağ dokusu )
IIa: risk faktörü yok
IIb: 1 risk faktörü var
IIc: 2 risk faktörü var
Evre III : GTT akciğerlerde, genital organ metastazı var veya yok
IIIa: risk
faktörü yok
IIIb: 1 risk
faktörü var
IIIc: 2 risk faktörü var
Evre IV : GTT diğer tüm metastaz sahalarında
IVa: risk faktörü yok
IVb: 1 risk faktörü var
IVc: 2 risk faktörü var
………………………………………………………………………………………………………………………
risk faktörleri:
1. bhCG >100 000 mIü/ml
2. önceki gebelikten itibaren geçen süre > 4 ay
sözü geçen risk faktörlerinin dışında aşağıdaki faktörlerin varlığıda
ayrıca araştırılmalı ve ayrıca
bildirilmelidir.
1. GTT için önceden alınmış kemoterapi hikayesi
2. PYBGTT
3. hastalığın histolojik verifikasyonu ayrıca gerekmez
……………………………………………………………………………………………………………………….
**evreleme sistemleri evre I ve evre IV hastalıklar
için tanımlayıcı iken hem düşük hemde yüksek riskin bulunduğu evre II ve evre III hastalar için tanımlayıcı değildir. Bu nedenle Bagshawe
tarafından geliştirilen skorlama sistemi DSÖ tarafından modifiye edilmiştir.
DSÖ skorlama sistemi (1983)
|
|
skor |
|||
|
|
0 |
1 |
2 |
4 |
|
yaş |
<39 |
>39 |
|
|
|
Önceki gebelik |
M H |
abortus |
term |
|
|
Son gebelikten sonra geçen süre (ay) |
4 |
4-6 |
7-12 |
>12 |
|
bhCG (Iü/L) |
103 |
103-104 |
104-105 |
>105 |
|
ABO grupları (hasta x eş ) |
|
OxA AxO |
B AB |
|
|
En büyük tümör (cm ) |
|
3-5 |
>5 |
|
|
Metastaz sahası |
|
dalak-böbrek |
kc-gis |
beyin |
|
Metastaz sayısı |
|
1-4 |
4-8 |
>8 |
|
önceden kemoterapi öyküsü |
|
|
tek ilaç |
>2 |
< 5 puan : düşük risk
5 – 7 puan : orta risk
> 7 puan : yüksek risk
***özetle bu gün için DSÖ
sınıflaması, DSÖ skorlaması ve FİGO evrelemesi GTH’ ların tanımlanması ve
tedavi planının belirlenmesinde kullanılan tablolardır.
***belki de GTH’ ları
tedavi şekillerine göre sınıflandırarak anlatmak daha uygun olacaktır. Bu
nedenle GTH şu gruplar altında incelenecektir.
I) MH ( KM, PM )
II) Metastatik olmayan GTH (persistan mol, invaziv mol,
koryokarsinom )
III) Metastatik GTH ( koryokarsinom, PYBGTT, invaziv mol, MH
)
I) Mol hidatidiform:
Komplet mol hidatidiform:
GTH’ ların ensık görülen şeklidir.
Hafif dereceden şiddetli derecelere
kadar değişen anormal trofoblastik proliferasyon ve villuslerdeki hidropik
şişme ile karakterizedir. Fetus Æ
Trofoblast proliferasyonu Þ sito ve sinsityotrofoblastların her ikisinde birden, sahadan sahaya ve
vakadan vakaya değişen artış ve atipi görülebilir.
Villuslarda hidropik şişme Þ bazı villusların stromasındaki bağ dokunun likefaksiyonu sonucunda
belirgin ve aselüler sıvı dolu santral kavitasyonlar oluşur.
Fetus Æ Þ fetal kan damarları sayıca çok azalmış veya hiç yoktur,
villuslar damardan yoksundur, bazen nekrotik debriler içeren az sayıda damar
yapısı gözlenebilir. Ancak embriyo, plasenta ile arasında bir damar bağlantısı
oluşmadan gelişiminin çok erken döneminde bozulduğu için bu damarlarda
çekirdekli eritrositler görülmez.
Klinik belirtiler:
Kanama Þ en sık rastlanılan klinik belirtidir. USG’ nin erken
gebelikte rutin olarak kullanılmaya başlamasından önce olguların % 90’ında
görülürdü. Kanama sıklıkla 11-12. haftalarda görülür.
Vezikül düşürme Þ eskiden olguların % 50’ sinde görülürken USG ile erken tanı konulması
sonucu azalan bir belirtidir.
Bulantı-kusma Þ mol gebeliklerin % 20 ile % 30’ unda görülür.
Hipertroidi belirtileri Þ mol gebeliklerin % 2 ile % 7’ sinde görülür ( taşikardi, kuru-sıcak cilt,
tremor )
Preeklampsi-eklampsi belirtileri Þ mol gebeliklerin %12 ile % 27’ sinde preeklamptik belirtiler görülür.
20.gebelik haftasından önce görülen preeklampsi olgularında akla mutlaka mol
gebeliği gelmelidir.
Ağrı Þ hızlı büyüyen uterus, uterin kontraksiyonlar ve teka lutein kistlerinin
duvar gerilmesi, torsiyonu ve rüptürü sonucunda meydana gelir.
Klinik bulgular:
Uterusun beklenen gebelik haftasından büyük olması % 50 olguda mevcuttur,
geri kalan olgularda uterus beklenen boyutta veya daha küçük olabilir.
% 15 ile % 30 olguda teka lutein
kistleri bulunur. Genellikle bilateral ve multiloküledir. hCG düzeyi ile kiste
rastlanma ve kistin büyüklüğü arasında doğrusal bir orantı mevcuttur. Mol
boşaltıldıktan sonra 8 hafta içinde
kaybolurlar. Ağrı şikayeti çok olan hastalarda LSK veya USG eşliğinde kist
aspirasyonu yapılabilir.
Tanı:
**USG Þ kar fırtınası
**bhCG Þ >80 000 mIü/ml
Tedavi:
Tedavinin prensibi gebeliğin boşaltılmasıdır.
Molar gebeliğin boşaltma
yolları:
1. oksitosin
ile indüksiyon
2.
prostaglandinlerle indüksiyon Þ bu iki yöntemle tedavi uzar, kanama , küretaj ihtimali olabilir
trofoblastik emboli olasılığı vardır. Bu yöntemler artık kullanılmamaktadır.
3.
keskin küretaj Þ perforasyon riski yüksek
4.
vakum küretaj Þ en uygun yöntemdir. Ameliyathane şartlarında genel
anestezi altında
yapılmalıdır.
5.
histeretomi anterior Þ günümüzde kullanılmayan bir yöntemdir.
6.
histerektomi Þ 40 yaş üstünde çoçuk isteği olmayan kadınlarda iyi bir
seçenektir.
Komplikasyonlar:
Kanama Þ hastalar nadiren de olsa aşırı kanamaya bağlı hemorojik şok tablosuyla
müracaat edebilirler ama asıl kanama ve şok nedeni yeterli servikal dilatasyon
yapılmadan başlanan küretaj işlemidir. ***Serviks 12-14 nolu Hegar bujisi
girecek şekilde dilate edilmeden küretaja başlanmamalıdır.
Trofoblastik emboli ve akut solunum
yetmezliği Þ mol gebeliklerin % 2’ sinde trofoblastik pulmoner emboliye bağlı akut
solunum sıkıntısı gelişir. Hayatı tehdit eden bu tablo daha çok mol boşaltımını
takiben ilk 4 saat içinde ortaya çıkar. 20 haftadan büyük gebeliklerde daha sık
ortaya çıkar. Embolizasyon olan hastaların hepsinde sonradan nonmetastatik
trofoblastik hastalık gelişmektedir. Bu nedenle bu hastalarda kemoterapi
yapılmalıdır.
GTN’ ye dönüşüm Þ mol gebeliğin en sık rastlanan komplikasyonudur.
**KM % 20 oranında persiste eder.
**18 yaş civarında malign dönüşüm
oranı %15-20
40 yaş üstünde malign dönüşüm
oranı % 35
50 yaş üstünde malign dönüşüm
oranı > % 50
Klinik bulgulara göre neoplazik
dönüşüm oranları şöyledir:
· uzamış postküratif kanama……………………...……%75
· akut pulmoner yetmezlik…………………………..…..%58
· 5 cm’den > tekalutein kisti……………………….……%55
· 20 haftadan > uterus……………………………….….%55
· bhCG > 100 000 mIü/ml………………………………%45
· ikinci mol gebeliği sonrası…………………………….%40
Perforasyon Þ çoğunlukla boşaltım sırasında görülür. İnvaziv molde
spontan olarak da görülebilir.
Diğer Þ koagulasyon bozuklukları, nefrotik sendrom, enfeksiyon,
cvs komplikasyonları
Parsiyel mol hidatidiform:
Genişlemiş ödemli villuslar ile
normale yakın yada normalden küçük fibrotik villusların varlığı ve embriyo veya
fetusun varlığı ile karakterizedir.
Trofoblastlar Þ her iki trpfoblast tabakasıda tutulur ancak sitotrofoblastlardaki
hiperplazi daha baskındır.
Villuslar Þ Norveç fiyortlarına benzer düzensiz kontürlere sahip villöz yapıların
bulunduğu alanlar ve villöz stroma içindeki inklüzyonlar karakteristiktir.
Fetus Þ embriyo veya fetus ve bunların amniyotik membranları bulunur. Fetusta
sıklıkla konjenital anomaliler vardır. Bazen fetus dejenere olur ve fetus
gelişiminin saptanması güçleşebilir. Bu durumda villöz kapillerlerdeki
çekirdekli eritrositlerin varlığı araştırılır.
Klinik bulgu ve belirtiler KM’e göre daha hafif olarak görülür. Bazen hiçbir
belirti vermeyebilir. Hastalar çoğu kez ölü fetus tanısı alırlar, tanı ancak
uterus boşaltıldıktan sonra konur.
Neoplazik dönüşüm olasılığı daha azdır. % 0 ile % 17 (ort. %4 ) arasında
bildirilmiştir.
Tanıda aFP düzeyine bakılabilir. aFP KM’de düşük, PM’de yüksekdir.
MH’da takip:
bhCG düzeyi mol boşaltıldıktan 3 hafta sonra haftada 1
defa olacak şekilde bakılarak takibe başlanır.
Genel olarak bhCG düzeyi normale indikten sonra 3 kez daha haftada 1, daha sonra 6 ay
süreyle ayda 1 ölçülür.
Hasta taburcu edilmeden önce ve 1
ay sonra pelvik muayene yapılmalıdır. Hastada teka lutein kisti yok ise bhCG düzeyi düştüğü sürece pelvik muayene tekrarına gereksinim yoktur. Teka
lutein kisti var ise 2-4 haftada bir muayene edilerek kistler non palpable
olana kadar durum değerlendirilmelidir.
bhCG düzeyi düştüğü sürece metastaz olasılığını araştırmak
için akc.filmi de dahil olmak üzere görüntüleme yöntemlerine gerek yoktur.
Hasta takibinde 1 yıl çoğunlukla
yeterli bir süredir, ancak 21 ve 26 ay sonra oluşan nüksler mevcuttur. Bu nedenle
risk faktörü olanlarda ve bhCG düzeyi yavaş olarak norrmale dönenlerde bu süre daha
uzun tutulmalıdır.
Hasta takip edildiği süre içinde
etkin bir doğum kontrolü uygulanmalıdır. Gebelik ile yeniden artan bhCG düzeyi takibi olanaksız kılar. Kullanılan yöntemin prognoz üzerine
etkisi yoktur. Şayet hasta takip edilir iken gebelik tespit edilirse son karar
hastaya bırakılmak üzere gebelik tahliyesi önerilmelidir.
Mol sonrası gebelik: molar gebelik sonrası oluşan gebeliklerde düşük, ölü
doğum, erken doğum, ve konjenital anomali riskinde artış görülmez. Aynı şekilde
kullanılan kemoterapilerin de daha sonra oluşan gebelikler üzerinde olumsuz bir
etkisi gösterilememiştir.
Molde Rh immun globulin kullanımı: KM’de fetal yapı yoktur yani Rh-D’ye sensitizasyon mümkün
görülmemektedir fakat PM’de fetus gözden kaçabilir. Ayrıca molar trofoblastlar
üzerinde Rh-D antijen varlığı gösterilmiştir.
Bu nedenle sensitize olmamış anneye
molar gebeliğin boşaltımından sonra Rh immun globulin verilmesi gereklidir.
Profilaktik kemoterapi: genel olarak malign transformasyon oranını %20 olduğu
kabul edilirse 100 hastadan 80 tanesi gereksiz ilaç almış olacaktır. Ayrıca
kemoterapi 20 hastadan 10 tanesinin transformasyonunu önleyecek diğer 10’u
tedaviye rağmen transforme olacaktır. Yine bu 10 hasta en azından teorik olarak
tedaviye rezistans kazanmış olacaktır. Bu nedenle profilaktik kemoterapi
uygulanmamalıdır.
II) Metastatik olmayan GTH:
Bu tanım plasental dokudan köken
alan ve uterusta sınırlı kalan bir gurup hastalığı içerir (persistan mol,
invaziv mol, koryokarsinom ). Histolojik olarak %71-90’ında persistan veya
invaziv mol, %10-29’unda koryokarsinom saptanır.
Tanıda en önemli araç molar
gebeliğin boşaltımını izleyerek plato çizen veya yükselen bhCG düzeyidir.
Radyolojik olarak metastazı olayan
olgulardır.
İnvaziv mol hidatidiform:
Hidropik villusların myometrium,
myometrial kan damarları veya nadiren de olsa ekstra uterin alanlara penetre
olduğu molar gebelik olarak tanımlanır.
Hidropik villuslar akc. veya beyin
gibi uzak organlarda emboli oluşturabilirler.
Biyolojik olarak benign molle
koryokarsinom arasındadır. Yerel olarak invazivdir ama koryokarsinomun
saldırgan metastatik potansiyelini göstermezler.
KM veya PM’den sonra gelişirler.
Primer olarak gelişmeleri çok nadirdir.
Tanı çoğunlukla histerektomi
piyeslerinde konur. Ayrıca myemetriumu da içine alan küretaj materyallerinde de
tanınabilir.
Histolojik olarak koryokarsinom ile
ayırıcı tanısı yapılmalıdır, ayırıcı tanının yapılamadığı durumlarda ‘’
gestasyonel trofoblastik neoplazi’’ terimi kullanılarak rapor edilmelidir.
Metastatik olmayan GTH’larda
tedavi:
Kemoterapi:
Metotraksat ve aktinomisin-D
kullanılan ana ilaçlardır. Bu ilaçların kullanıma girmesiyle çogu merkezler
%100 kür oranları bildirmeye başlamıştır.
5-florourasil ve oral alınabilen
etoposid ile de başarılı yanıtlar bildirilmektedir.
Metastatik
olmayan GTH’larda tedavi şemaları
1*. Beş gün metotraksat rejimi Þ 0.4 mg/kg iv veya im 5 gün
boyunca,
her 14 günde bir tekrar ( 9 gün ara )
2. Metotraksat-Folinik
asit rejimi Þ # metotraksat 1.0-1.5 mg/kg im
1.3.5.7. günler
.........# folinik asit 0.1-0.15 mg/kg im 2.4.6.8. günler,
15-18 günde
bir tekrar (7-10 gün ara )
3*. Haftalık metotraksat rejimi Þ 30-50 mg/m² im haftalık
4.
Beş gün aktinomisin-D rejimi Þ 10-13 mg/kg iv 5 gün boyunca,
her 12-14 günde bir tekrar ( 7- 9 gün ara )
5*. Bolus aktinomisin-D rejimi Þ 1.25 mg/m² iv,
her 14 günde bir tekrar
6.
5-FU
7.
Etoposit ( VP-16 )
( * işaretli rejimler persistan hastalıkta
önerilmemektedir )
İlk negatif bhCG değerine ulaşıldıktan sonra bir kür daha kemoterapi
verilmesi uygundur. Bu yaklaşıma rağmen %2-5 rekürrens oranları önlenememektedir.
Çoğu rekürrens ilk 12 aylık bhCG izlenimi sırasında ortaya çıkmaktadır. Başlangıçta
ilerlemiş hastalığı olanlarda rekürrens beklendiği gibi daha yüksektir.
Tedavi sırasında metastaz saptanması yada izlem sırasında rekürrens ortaya
çıkması durumunda uygulanan kemoterapi rejiminin değiştirilmesi uygun
yaklaşımdır. Rekürrensde tek ajan kemoterapi genellikle yeterli olmaktadır.
Cerrahi:
Kemoterapi bulunmadan önce metastatik olmayan GTH’ların tek tedavisi idi ve
sağ kalım %31 idi. Halen seçilmiş vakalarda yararlı olabilir.
1.
Primer histerektomi Þ kemoterapi öncesi yada ilk kürden sonra yapılan histerektomidir.
2.
Sekonder histerektomi Þ kemoterapi ile remisyona ulaşılamayan olgularda yapılan . . histerektomidir.
Metastatik olmayan GTH sonrası reprodüktif kapasite:
Kemoterapi uygulamalarından sonra hastaların %90’ının uterusu korunmuştur.
Bu hastaların %65’I term doğum yapmaktadır. Ektopik gebelik, prematür
doğum,konjenital anomali yönünden normal popülasyon ile fark yoktur. Spontan
abortuslardaki artış sıkı bhCG takibiyle açıklanabilir.
Kemoterapi alan persistan GTH’lı
804 olguluk literatür özetinde infertilite sadece %3.6 olarak
bildirilmiştir.
1310 olguda plasenta akreta %0.91 oranında bildirilmiştir, bu oran normal
populasyonda %0.18 oranındadır. Bu artışın trofoblastlar tarafından
endometriumun hasara uğratulması veya agresif küretajlarla endometriumun
zedelenmesine bağlı olabileceği öne sürülmüştür.
III) Metastatik GTH:
Metastatik GTH’larda histolojik tanı genellikle koryokarsinomdur. Ancak
PYBGTT, invaziv mol ve MH’ da metastaz yaparak bu gruba girer.
Genel olarak tüm trofoblastik hastalıkların %4’ünde metastaz görülür.
Metastatik olgular tüm postmolar hastalıklı olguların %16.9’unu
oluştururlar.
Koryokarsinom:
Herhangi bir gebelik şeklinden sonra gelişebilen, trofoblastlardan oluşan
malign bir tümördür.
%45 MH, %25 term gebelik, %25 spontan abort ve %5’de ektopik gebelik
sonrası oluşur.
Tümör koryonik villuslar yapmaksızın trofoblasların oluşturduğu kitle ve
kolonlarla karakterizedir.
Koryokarinomun standardize edilmiş bir histolojik grade’lemesi yoktur.
Grade’in prognoza katkısıda
tartışmalıdır. Bu konuda iki klasifikasyon şeması önerilmiştir.
1. C Þ sirotik tip
P Þ progresif tip
V Þ venöz damar permeasyonu tipi
2. Elston klasifikasyonu: eşlik eden stromal reaksiyona göre
klasifiye eder.
PYBGTT:
GTH’ların en nadir görülen şeklidir. İntermediate hücre serisinden oluşan
neoplastik lezyonlardır. Atipik koryokarsinom, sinsityoma, koryoepiteliozis ve
trofoblastik psödo tümör deyimleri kullanılmıştır.
Olguların %90’ı benign seyreder, %10 olgu ise metastaz yapar ve fatal
seyreder. Metastaz yapan olgular kemoterapiye aşırı derecede rezistans
gösterir.
bhCG diğer GTH’ların aksine güvenli bir tümör belirteci değildir.
hPL kuvvetle pozitiftir.
Klasik olarak bir intrauterin gebeliğin sonlanmasından sonra değişik
zamanlarda oluşan vajinal kanamalarla kendini gösterir. Bazen erken abortus
veya MH’dan sonra da görülebilir isede vakaların %95’i term gebeliği takiben
ortaya çıkar.
Üç türlü gelişim gösterebilir:
1.
İntrauterin lümene doğru polipoid projeksiyon
2.
myometrium içinde intersitisyel kitle formu
3.
tüm uterin duvarın diffüz infiltrasyonu
metastatik GTH’larda yayılım:
Trofoblastik hastalıkların temel
yayılım yolu hematojendir.
·
Uterusta primer tümör
ß
myometriyal
kan sinusları Þ vajinal metastaz ( retrograd olarak )
ß
uterin ve
overian venler Þ parametrial ve adneksiyel tutulum
ß
Vena Kava
İnferior
ß
pulmoner
arter Þ pulmoner metastaz beyin
ß
KC
genel sirkülasyon ÞÞ ÞÞ abdominal metler
böbrek
diğer bölgeler
Akc. metastazları %38 ile en sık görülen metastaz tipidir. Göğüs
ağrısı, hemoptizi, öksürük, dispne gibi şikayetler olabileceği gibi sadece
radyolojik olarak tespit edilen metastazlar da olabilir. Tomboembolik fenomene
bağlı olarak pulmoner hipertansiyon gelişebilir.
Vajinal metastazlar genellikle erken dönemde ortaya çıkar. fornikslerde
veya subüretral bölgede olabilirler. Biyopsi sonrasında şiddetli kanamaların
oluşacağı akıldan çıkarılmaması gerekir.
Hepatik metastazlar ( %2 ) tanı ve tedavinin geciktiği olgularda görülür.
Kanama ve Glisson kapsülünün gerilmesi sonucunda epigastrik ağrı oluşur. Bazı
olgularda hepatik rüptür ve şiddetli intraperitoneal kanama görülebilir.
SSS tutulumu ( %3 ) ileri dönemde görülür. Parietal lob % 35, occipital lob
%20 oranında tutulur. Kanama ve ödem neticesinde nörolojik semptom ve bulgular
ortaya çıkar. BOS’nda bhCG bakılması SSS tutulumunu belirlemede kullanılabilir (
serum bhCG/ BOS bhCG < 60 Þ SSS tutulumu )
Metastatik GTH’larda tedavi:
Tedavi modaliteleri:
1.
Kemoterapi ( sistemik, intratekal, intraarterial )
2.
Cerrahi ( primer, sekonder, acil )
3.
Rayoterapi ( özellikle beyin ve KC metastazlarında )
4.
Destekleyici ( beslenme, psikolojik )
5.
Diğer ( radyografik embolizasyon )
İyi prognozlu ( düşük riskli ) metastatik GTH’larda
tedavi:
Tek ajan kemoterapi tercih edilir.
İlk tercih metotraksat veya aktinomisin-D dir.
Tek ajan uygulamalar 7gün ilaçsız devre olacak
şekilde uygulanır.
Tek
ajan kemoterapi seçenekleri
1.
Metotraksat Þ 20-25 mg im 5 gün , her 7 günde
bir tekrar
2.
Aktinomisin-D
Þ10-12 mg iv 5 gün , her 7 günde bir tekrar
3.
Metotraksat
rescue protokolü Þ metotraksat : 1 mg/kg im 1. 3.
5. 7. günler
folinik asit : 0.1 mg/kg im 2. 4. 6. 8. günler
her 7 günde bir tekrar
edilir
4.
Metotraksat
Þ 30-50 mg/m² im 7 günde bir
5.
Aktinomisin-D
Þ 1.25 mg/m² iv 2 haftada bir
6.
5-FU Þ 27-30 mg/kg iv 8 saatlik infüzyon
, 10 günde bir
7.
Etoposid Þ 200 mg/m² iv 5 gün
KC ,
böbrek fonksiyon testleri ve hematolojik izlem ilaç monitörizasyonu için
gereklidir.
Kemoterapi
için:
1.
WBC > 3 000 /mm³
2.
Nötrofil > 1 500 /mm³
3.
PLT > 100 000 /mm³
4.
BUN, SGOT, SGPT normal sınırlarda olmalı
5.
Ciddi oral veya intestinal ülser olmamalı
6.
Ateş olmamalı
Tek ajan kemo terapi ile % 60-93 (
ort. %88 ) remisyon elde edilmektedir.
Metotraksat
kemoterapisi ile negatif bhCG düzeyi elde edildikten sonra bir kür daha kemoterapi
uygulanır. Kemoterapiye rağmen 5. hafta sonunda negatif bhCG düzeyi elde edilemezse, negatiflikten sonra bhCG seviyesinde yükselme olur ise veya yeni metastaz tespit edilirse
metotraksata rezistans kabul edilir ve aktinomisin-D uygulamasına geçilir. Bu
ilaca da rezistans gelişimi olursa MAC, MBP veya EMA-CO uygulamasına geçilir.
Metastaz
olmamasına rağmen bhCG düzeyi yüksek olarak kalıyor ise fertilite isteği
olmayan hastalarda histerektomi, fertilite isteği olan hastalarda ise pelvik
arteriografi ile odakların saptanması ve arterial selektif kemoterapi
uygulaması yapılabilir. Uterin odağın görüntüleme ile belirlenebildiği
fertilite isteği olan hastalarda lokal uterin rezeksiyon yapılabilir.
Son
yıllarda histerektominin fertilite isteği olmayan olgularda primer veya
sekonder kullanımı ile remisyon süresinde ve toplam kemoterapi kür sayısında
azalma olduğu tespit edilmiştir.
Kötü prognozlu
( yüksek riskli ) metastatik GTH’larda tedavi:
Bu
grupta uygulanan tedavi yöntemi multi ajan kemoterapidir.
Ençok
tercih eilen MAC rejimidir.
Kötü
prognoz + düşük veya orta derecede risk Þ tek ajan kemoterapi ile önemli bir bölümü remisyona
girmekte, multi ajan kemoterapi ile %100’e varan remisyonlar elde
edilebilmektedir.
Kötü
prognoz + yüksek risk Þ her türlü tedaviye rağmen %40-50 oranında reömisyon
sağlana bilmektedir.
Beyin ve
KC metastazı olan olgularda bu bölgelere radyoterapi uygulanabilir, yine beyin
metastazında intratekal kemoterapi yapılabilir.
Metastaz
bölgelerine göre sağ kalım oranları:
·
Vajen Þ %100
·
Akc. Þ %93
·
Akc + vajen Þ %83
·
Beyin Þ%50
·
KC Þ %40
Multi ajan kemoterapi uygulamaları:
I
MAC kemoterapisi
Metotraksat……… 15 mg…………. İM…1-5. günler
Aktinomisin-D…......10-12 mg/kg…… İV…1-5. günler
Klorambusil……… 10 mg………….. PO…1-5. günler
**Her 12-14 günde bir
II Modifiye Bagshave kemoterapisi (MBP)
1.gün…………..0600…………………..hidroksiüre…500 mg…PO
1200…………………...hidroksiüre…500 mg…PO
1800…………………..hidroksiüre…500 mg…PO
1900…………………..aktinomisin…200 mg…İV
2400…………………. hidroksiüre…500
mg…PO
2.gün………...0700………………….vinkristin…1 mg/m²
1900………………….. metotraksat..100 mg/m²…İV
metotraksat..200 mg/m² 12 saatlik infüz.
aktinomisin-D 200 mg İV
3.gün………...1900………………….aktinomisin-D 200 mg İV
siklofosfamid 500 mg/m²…İV
folinik asit 14 mg İM
4.gün…………..0100………………...folinik asit 14 mg İM
0700………………...folinik asit 14 mg İM
1300………….……...folinik asit 14 mg İM
1900………………...folinik asit 14 mg İM
aktinomisin…500 mg…İV
5.gün…………...0100………………...folinik asit 14 mg İM
1900……………….. aktinomisin…500 mg…İV
8.gün…………...1900……………….. siklofosfamid 500 mg/m²…İV
doksorubisin 30 mg/m²…
III EMA-CO protokolü
1.gün…………..etaposit……………100 mg/m²…İV infüzyon
aktinomisin-D……...0.5 mg İV
metotraksat………..100 mg İV + 200 mg/m² 12 saatlik infüz.
2.gün………....etaposit…………….100 mg/m²…İV infüzyon
aktinomisin-D……….0.5 mg İV
folinik asit…………...15 mg İM veya PO 12 saatte bir olmak üzere 4 dozda, metotraksattan
24 saat sonra başla
8. gün……….vinkristin……………..1 mg/m² İV
siklofosfamid…. ……600 mg/m²…İV infizyon
İlaç
rezistansı: Yüksekriskli hastalıkta primer
tedaviye yanıt alınamamışsa prognoz genellikle çok kötüdür. Eğer sınırlı bir
metastatik yayılım düşünülüyorsa cerrahi ve/veya radyoterapi eklenebilir.
2 kür
MAC kemoterapisi sırasında bhCG plato yapar veya yükselirse kemoterapi protokolü
değiştirilir. Bu durumda en sık kullanılan rejim EMA-CO’dur.
Son
yıllarda gerek MAC gerekse EMA-CO’ya rezistans olgularda cisplatin, etoposit ve taxol sıklıkla kulanılmaktadır.
Salvage
rejimler:
|
İlaç |
|
Gordon 1986 |
DuBeshter 1989 |
Azab 1989 |
|||||
|
100 mg/m2
1-5. günler arası |
|
|
|
|||||
|
vinblastin |
|
0.4 mg/kg 1.gün
|
9 mg/m2
1. gün |
0.3 mg/kg 1. gün |
|||||
|
cisplatin |
50 mg/m2
1.gün |
100 mg/m2
1. gün |
20 mg/m2
1-5. günler |
100 mg/m2
2.gün |
|||||
|
bleomisin |
15 U/gün 1-5. günler |
15 U/gün 1-5. günler |
20 Ü/m2 /gün
1., 5. ve 14. gün |
15 mg/gün 1-3. günler |
Cerrahi:
Kötü
prognozlu GTH’larda primer histerektomi yetersizdir. Hemoroji, rüptür ve
enfeksiyon gibi acil durumlarda yapılır. Histerektomi tümör kitlesini azaltır
ancak metastatik odakların kemoterapiye yanıtını değiştirmez.
Torakotomi Þ tümör bir akc.’de ise, soliterse veya tek bir cerrahi
ile çıkarılabilecekse ve
bhCG < 1000 Iü ise uygulanır.
Kraniotomi Þ nörolojik acil semptomların varlığında uygulanır.
Hepatik
rüptürde cerrahi veya selektif arterial embolizasyon uygulanabilir.
Rekürrens:
%80
oluda ilk 12 ayda, %95 olguda ilk 18 ayda görülür.
Primer
tedavinin hasta remisyona girdikten sonra 3 kür daha uygulanması rekürrensi
azaltır.
Rekürrens
tdv.Þ kemoterapi + cerrahi + radyoterapi
Prognoz
genellikle kötüdür.
*GTN
olgularında rekürrens oranları:
Nonmetastatik Þ %2.1
Metastatik iyi
prognozlu Þ % 5.4
Metastatik kötü
prognozlu Þ %21
*GTN olgularında evre ve prognostik
katagorilere göre sağ kalım oranları ( %’de olarak) .... ( literatür
özeti )
|
figo evresi |
|
prognostik skor |
|
||
|
<4 |
5-7 |
>8 |
total |
||
|
I |
|
100 |
100 |
100 |
100 |
|
II |
|
100 |
100 |
- |
88 |
|
III |
|
100 |
95 |
65 |
90 |
|
ıv |
|
- |
50 |
39 |
41 |
|
total |
|
100 |
92 |
71 |
92 |
Metastatik GTH’larda radyoterapi:
Radyoterapi
yüksek riskli hasta küratif amaçla tedavinin bir parçası olarak
uygulanabileceği gibi ( özellikle
kranial ve hepatik metastazlarda ), kemoterapiye rezistans olgularda
palyatif amaçlı ( hemostazın
sağlanması, kitle etkisinin azaltılması, ağrıların azaltılması ) olarak da
kullanılır.
Koryokarsinom
radyo sensitif bir tümör olduğu için standart RT dozlarında başarılı sonuçlar
alınmaktadır.
GTH’larda kontrasepsiyon:
1976 ve
1979’da yapılan 2 çalışmada MH sonrası OK kullanımının persiste hastalığı 2
katına çıkardığının rapor edilmesi ile OK kullanımına karşı şüpheler
oluşmuştur.
1989' da
yayınlanan enkapsamlı araştırmada ( jinekolojik onkoloji gurubu ):
postmolar
trofoblastik hastalık bhCG’nin spontan regrese olma süresi
bariyer…………………………%33…………………………………………..10 hafta
OK……………………………..% 23…………………………………………..9
hafta
1991’de
yapılan çalışmada ise OK’lerin postmolar trofoblastik hastalığı artırmadığı
hatta azalttığı bulunmuştur. Bu azalmayı gonadotropin düzeyini baskılayarak
veya doğrudan trofoblast proliferasyonunu azaltarak sağladığı düşünülmektedir.
Sonuç: GTH sonrası takip edilen hastaya cerrahi sterilizasyon
düşünülmüyor ise OK veya bariyer yöntemlerinin birisiyle bir yıl süre ile
kontrasepsiyon önerilmelidir.
OK Þ 1. kontrasepsiyonu sağlar
2.
LH düzeyini baskılayarak bhCG düzeyinin daha doğru ölçülmesini sağlar
RİA Þ perforasyon riski (subinvole ve zayıf uterus dokusu nedeniyle )
düzensiz kanamalara neden olarak
hastalığın takibini zorlaştırır
Kaynak:
Gestasyonel Trofoblastik Hastalıklar
Prof.Dr. S.Sinan Özalp
1997 ESKİŞEHİR
***Dr. Mustafa DİNÇ....Dr. Lütfi
Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Semiha Şakir Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
Kartal / İstanbul