Allah'a hamd olsun..

Ki O, z�t� ile z�t�nda ve z�t� i�in esma ve s�fat tecellileriyle tecelli eder.

Ve O, s�fat�n�n �oklu�u ile, z�t�n�n birli�inde z�hir olur.

Sonra O nimetlerinin ve iyiliklerinin zuhur yerlerinde isim ve s�fatlar�n�n g�mleklerine b�r�n�r de g�r�n�r.

Yine O, �yle bir zatt�r ki, kendi kendini gizlemi�tir ve saklanm��t�r.

"Nerede?" derseniz; deriz ki, �Gayb hali tekli�inde... hem de �an�na yak��an bir gizlilikle.�

Delilini isterseniz; i�te Onun kavli:

"Ben gizli bir hazine idim. Bilinmemi istedim. Halk�, bilinmem i�in yaratt�m... �

En k�mil, en tam bir mazhar olana Allah-� Teala'dan sal�t... Ki O en faziletli ve bu fazileti umuma �amil bir tecelligaht�r. Ve O en g�zel duyan olup, keza mana kokusunu da en �ok aland�r. Madde ve mana aras�nda, tam nailiyete eren, O olmu�tur. Madde ve mana suretine yine haiz olan O' dur. N�sha-i k�bra ile, n�sha-i su�ra'y� c�mi bir zatt�r. Yani, d�nya ile ukbay� temsil eden zat...

Onun ismi �erifi Muhammed'dir. ��te, Allah-� Te�l�'dan salat ve selam dile�imiz bu z�tad�r.

Sal�t ve selam b�t�n �line, pek keremli ve �erefli ashab�na da olsun.

�imdi k�saca derim ki:

Bu eser; Hadis-i Erbain'dir, K�rk Hadistir...

Hepsinden n�b�vvet kokusu gelir. Mustafa bu�usu t�ter.

Bu Hadis-i �erifler benim virdimdi.

Hepsini toplad�m, �erhettim. Ama bu �erhim, sof�ye me�rebi �zerine oldu. Yani, Tasavvuf...

Ba�ar� dile�imi, y�ce Allah'a arz ederim.

 

1. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Merhameti olanlar... Bunlara Rahm�n olan Allah merhamet eyler. Yerde olanlara merhamet ediniz ki, g�ktekiler de size merhamet edeler."

Manas� ve tasavvufi y�nden tefsiri:

Ey c�z'� ruh, s�r ve ruhan� kuvvetler... Keder ��phesinden yana temiz olan, Rahman� damga ta��yan rahmet feyzini sa��n�z. Kime bilir misiniz? Kendinize... Be�eriyet vasfin�z�n arz�na.

Yani bu tabi� varl���n�z�n topra��na... Ve onlar� �a��r�n�z, �er'� h�k�mlerin esas�na uysunlar. Onlara muvafakat etsinler.

Tabi� s�fat ta��yan resmiyetler de manen muhalif davranmaya...

Bu i�e b�yle devam ediniz. Ta ki, feyyaz olan k�ll� ve ilah� ruhumuz, Sema mertebesinden y�kseklik getire, r�fat vere. "Neyle bunlar� yapar?" derseniz, "Rabban� varidat �im�eklerinin eseri ile, Rahman� tecellilere ait nurlar�n do�malar� ile..." deriz.

Bunlar yapt�klar�n�za birer m�k�fatt�r. Yani amellerinize. Ama yararl� amellerinize.

 Nas�l ki Hak Te�l�, Vehhab ismi h�rmetine manalar feyzini ve rahman� hikmetlerini �nce ruha verdi, ruh da s�rra, s�r da kalbe, kalp de nefse, nefs de di�er duygulara ve onlar da cisme...

Netice: Her kim, �efkat ve merhamet vas�flar�na b�r�n�rse, Y�ce Rabb��n rahmetini kazanm�� say�l�r. Yava� yava� ondan gelen rahmet esintisi �nce ruhunu sarar; sonra derece derece b�t�n d�� yap�s�n� kaplar.

Ama d�� temiz olunca... Ama �er'� h�k�mler onda eksiksiz tatbik edilince. Aksi halde, gelmi� olsa dahi ka�ar gider.

 

2. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Allah-� Te�l� Hazretleri her y�z y�l�n ba��nda bu dini ik�me edecek birini baas eder."

 Bu Hadis-i �erifte �� m�him mana vard�r: Kutbiyet, M�ceddid makam�, Allah �sm-i Cel�li.

��bu �� manan�n tefsirini a�a��daki c�mleler i�inde bulacaks�n�z:

Kutup; Kutbiyet makam�nda tahakkuk edip oturabilmesi i�in, �nce bir evvelki kutup ile aras�nda y�z senenin ge�mesi laz�m. Ta ki, il�h� isimlerin k�llisi onda tam tecelli edilebilsin. O isimlerin hemen hepsi, Hadis-i �erif�n metninde ge�en Allah lafz-� cel�linin tesiri alt�ndad�r. Burada bu kutbun meydana getirilmesine `baas' (diriltme) deniyor. Bu da ancak Allah taraf�ndan yap�l�r. Yani, yaln�z bu y�ce ismin tecellisi sonunda olur. Di�er isimler, bunun tevabiidir, buna ba�l�d�r. Kald� ki, "Allah baas eder.." (Hac Suresi, Ayet-7) mealine ald���m�z ayette de, baas i�ini bizzat Allah-� Te�l� yapmaktad�r. ��nk�; Allah lafza-i Cel�li, b�t�n isimleri c�midir.

Dikkat buyurulursa, "Rahman baas eder" denmiyor. ��nk� Rahman da Allah �sm-i Cel�li'nin �umul�ndedir. Anla.. Bu bapta hidayet eden Allah' t�r..

Netice: Her y�z sene ba��nda bir m�ceddid gelir. Esasta de�il teferruatta, �nemsiz de�il, �nemli de�i�iklikler yapar. Asr�n icab�na g�re baz� ahk�m ��kar�r. Muannidlere (inat��lara) cevap verir. A��klanmas� kendi zaman�na kalan baz� meseleleri a��klar. �mam-� Rabban� gibi.

Bu vazifeyi yapan ayn� zamanda bir kutuptur.

Bu yaz�m�za son verirken, Seyyid �erif C�rcan� Hazretlerinin kutb' u tarif�ne de k�saca bir g�z atal�m. Diyor ki: "Kutb' a gavs da denir. ��nk� O, hacet sahiplerine ayn� zamanda bir iltic�g�ht�r. Bu �yle bir kimsedir ki bulundu�u zamanda Allah-� Te�l�' n�n nazarg�h�d�r. Ve Allah-� Te�l� zat�ndan ona en b�y�k mana t�ls�m�n� ihsan buyurmu�tur. Bu manay� iyi anlamak i�in kendimizi ruh� bir safiyete devretmemiz gerekir.

Cenab-� Hak feyzimizi art�rs�n.

 

3. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

�Salaca��n�z bir ip, sizi mutlaka Allah'a ula�t�r�r..."

 Bu Hadis-i �erife verilecek mana biraz uzun olacak. ��yle ki:

�ehadet mertebesine ge�en insanl�k nurunun eli ile makul nazar� olan fikr� kuvvetinizin ipini sald���nz zaman mutaka taayy�nat arz�n�n isbat�nda Allah'a ula��r ve O'nun mutlak �uhudunun ipi ile kar��an ve O'nun boyas� ile boyanan bu ipin ilgisi c�z'� olan s�fliyat taayy�nat� z�mn�ndad�r. Yani ula��p tutunaca�� makam oras�d�r.

Buna bir misal vermek gerekirse efk�r (fikirler) ku�lar�n� verebiliriz... ��yle ki; efk�r ku�lar�n�, m��ahede vasf�na b�r�nm�� olarak ulv� ve nuran� �lemlerin evcine u�urdu�unuz zaman elbette Mutlak Hakk� m��ahede edersiniz... Ama, orada ve a��ktan.

Sonra, bundan �u hakikati idrak etmi� olursunuz: s�fl� ve ulv� mertebelerde m��ahede edilen varl�k, ulv� mertebelerde m��ahede edilen varl���n ayn�d�r. Sonra, ke�if ve m��ahede nuru ile �u hakikati de idrak edersiniz: B�t�n bu ulv�/s�fl� mertebeler ancak akl� itibarlara g�redir. Bir de vehm� nisbedere.. . ��nk� varl���n t�m� o taayy�n halinde olan mutlak v�cuddur.

Bu taayy�n hali ise iki �ekilde olur:

Ulv� ve nuran�

S�fl� ve zulman�.

D���n: O'ndan gayr� tek varl�k yoktur... Abadan'dan �te bir karye (�ehir) yoktur.

 

4. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Her kim Allah i�in olursa... Allah onun i�in olur."

Hadis-i �erifin metin terc�mesi, zahir a��dan yukar�daki mealden ibarettir. Bunun manevi bir terc�mesi vard�r ki, onu �zet olarak a�a��ya alaca��z.

��yle ki: Bir kul, benli�inden fen� bulur, zaman�n� bir yana atar; varl���, mevhum nefsine izafe etmekten ge�erse, Hak Te�l� ona kay�ts�z �arts�z tecelli eder.

Bir ba�ka m�n� daha: Her kim fiiller, s�fat ve zat y�n�yle fen�fillah mertebesine ererse, onun mazhar�nda �sm-i �zam zuhur eder -zat, s�fat ve esma, efal (fiiller) olarak-.

Bu manada bir �iir:

Fenaya er; sonra fena bul, sonra fena bul.

Bekaya er; sonra beka bul, sonra beka bul...

H�l�sa, fena hali mertebelerinin herbiri, beka makam�na varmay� gerektirir.

Bir �iir daha:

Fenadan fen� bul, arzun beka ise e�er,

B�ylece, bu �nemsiz �ey, beka bulurmu� me�er...

 

5. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Y�celi�ine y�ce, m�barekli�ine m�barek Allah, d�nya semas�na n�zul tecellisi eyler ve buyurur:

Yok mu tevbe eden?... Ki, onun tevbesini kabul edeyim.

-Hani duac�?... Ki, onun duas�na icabet edeyim.

-Ba��� talebinde bulunan yok mu?... Ki, onu da ba���layay�m�

Hadis-i �erifin terc�mesi, k�saca yukar�da arz edildi�i gibidir. Ama onun bir manas� var ki hi� de buna benzemez; i� a�an... g�n�l ferahlatan... g�z ayd�nlatan.

A�a��daki c�mlelerde o manay� bulacaks�n�z:

Bilmelisin ... Y�ce Allah'�n n�zulu bir ba�kad�r. O'nun ad�na: Ruhan�... Nuran�... ve Manev�... denir. Sonra bu n�zul tecellisi, �zellikle isimlerin h�k�mlerini, izlerini, yer ve sema bo�lu�u alan�nda zuhurlar�n� g�stermekten ibarettir. Keza, c�mle vadileri, alabildi�ine, �nden sona b�ylece doldurmakt�r...

Unutmamal� ki, b�t�n bu zuhurlar, yani sema bo�lu�unda meydana gelen zuhurlar -ama ne olursa olsun, ister hakikat, hakikat bab�ndan t�mden olsun, isterse gizli, sakl� yarat�l�� y�n� ile incelikleri ve remizleri ta��s�n- hemen hepsi laf�zlarla ve harflerle tahakkuk edip, bir ger�ek oldu�unu g�sterir...

B�t�n bu olanlar, ahadiyet makam�ndan co�arak gelir. �yle bir gizli gecede ki, ona "Ben gizli bir hazine idim..." mealine gelen Kuds� Hadisi ile i�aret edilir..

Evet... Y�ce Allah daima tecellisini ve zuhurunu meydana getirir. Ama vahidiyeti makam�nda. Ve �yle bir �lemde ki ona "Bilinmemi istedim... Halk� o sebeple yaratt�m" Kuds� Hadisi ile i�aret edilmektedir.

Ba�ta anlat�lan ve mevzumuz olan Hadis-i �erife tekrar d�nelim. �zellikle, Allah-� Te�l�'n�n o kelam� buyurma �ekli �zerinde duracak, ondaki daha ba�ka manalar� da anlataca��z.

��phesiz, Allah-� Te�l�'n�n kelam� bir be�er kelam�na benzemez. "O halde nas�l?" diye soracaks�n�z. Bu sorunuzun cevab�n� a�a��da bulacaks�n�z.

��yle ki: Allah-� Te�l�, ezel� ve ebed� bir kelamla konu�maktad�r. Ama �ekilsiz. Harfin ve sesin verdi�i �ekilden yana m�nezzeh... Ne bir semt var, ne de bir zarf.

�imdi yukar�daki c�mleleri biraz �erh edelim:

Allah-� Te�l�, "Yok mu tevbe eden?..." buyurdu. Anlat�lmak istenen mana �udur: "Nefsi makam�nda iken ve onun s�fatlar�n� tak�nm�� iken tabiat�n gere�i olan ayk�nl�klar� b�rak�p �er'� uyarl��a d�nen yok mu?... Evet b�yle biri yok mu ki �Tevbesini kabul edeyim?..."

Bu c�mlede ise �u mana anlat�l�r: "Evet... hani o kimse ki nefsinin tabi� ayk�r�l�klar�n� b�rak�p �er'� uyarl��a d�ner. Ve onun b�yle yapmas�n�n bir sonucu olarak Ben de ilah� isimlerin nurlar� tecellisi yolu ile ona d�neyim... Lahut� s�fatlarla ona y�neleyim."

�imdi ikinci c�mleye ge�iyoruz.

Burada Allah-� Te�l�, ��yle buyurdu: "Hani duac�?..." Bunda aranacak mana �udur: "Nerede o talip? Ama, rahmet feyzime hak kazanan talip; bir de �efat fazl�ma hak kazanan..." Ama bu talep ve hak kazanmak kalp ve onun s�fatlar� makam�nda olacak... "Evet... hani b�yle bir talip ve b�yle bir duac�?... ki, onun duas�na icabet edeyim."

Bunda anlat�lmak istenen mana da �udur: "�simlere has tecelli ayd�nl��� ile onu ayd�nlatay�m... S�fat ini�lerinin �im�ekleri ile ona g�rleyeyim ve onun sonradan olma ve yarat�lma s�fatlar�n� ifna edeyim."

Bu s�fatlar, Hakka has hakik� s�fatlar�n beka y�z�ne �r�z olmu�lard�r.

 �imdi de ���nc� c�mlenin a��klamas�na ge�elim. Allah-� Te�l� ��yle buyuruyor:

"Ba��� talebinde bulunan yok mu?" Bunun manas� ��yle anlat�labilir:

Bilhassa ruh ve s�r makam�nda, �rt�lmeyi ve kapanmay�, gizlenip saklanmay� isteyen yok mu?

-Evet... B�yle bir talebi olan yok mu ki, kibriya �rt�mle �rteyim... Azamet izar�mla onu saklayay�m?

-Evet... B�t�n bunlar� zat� isimlerimden gelen tecellilerle yapay�m.

-B�ylece onu izafet yolu ile gelen zamandan ve izafet yolu ile kendisinde bulunan benlikten al�p kurtaray�m.

-B�t�n bunlardan sonrad�r ki o, Hakik� varl���mdan bir varl�k �leminde tahakkuk eder

Yine bundan sonrad�r ki o, �rt�lm�� olur,

Yani; Benimle... isimlerimle... s�fatlar�mla... fiillerimle. �zellikle taayy�n i�li�inden ve onun �zerine ge�en takyid kaftan�ndan.

Anlat�lan �rt�nme hallerinin yerleri ve belli makamlar� vard�r:

"Fiillerimle..." denirken, bu durum nefs makam� ile s�fatlar�nda olmaktad�r.

"�simlerimle..." denirken, kalp ve s�fatlar�nda has�l olacak setr i�ine i�aret edilir.

"S�fatlar�mla..." denirken, ise ruh ve onun ahk�m�n�n kapanaca��na i�aret edilir,

"Benimle..." denirken ise ��phesiz zata ge�ilir. Bunun kapad��� yerler ise, s�r ve ondan has�l olan di�er esrard�r. �imdi i�in sonuna geliyoruz. B�t�n bu i�lerden sonra olacaklar� O'ndan duymaya �al��aca��z...

Y�ce Allah bize �u manay� anlatmak istiyor: "Ve sen baki kal�rs�n... Ama sensiz olarak. Ve... Sen Ben olursun. Sonra... Ben sen olurum. Sen dahi Bensin."

Has�l� her �ey O'nda ve O olur.

Yukar�dan beri anlat�lan manalar�n t�m�ne �u Ayeti Kerime ile i�aret edildi:

"Ger�ekten ben �ok �ok ba���layan�m. Ama tevbe edeni... �man edip yarar i� yapan�." (T�-H� Suresi, Ayet-82 ) Bu manalardan Allah-� Te�l�'ya kavu�may� anla. Ve bereket bul.

 

6. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

 

"O m�min ki insanlar aras�na girer ve onlar�n eziyetlerine sabreder: bu, o m�minden hay�rl�d�r ki, insanlar aras�na giremez ve eziyetlerine sabredemez..."

Bu Hadis-i �erifte �zel olarak �nsan-� K�mil'e i�aret edilir. Belirtilen mana �zetle �udur:

"Tam ve k�mil insan�n manaya talib olan m�sl�manlar aras�na girmesi, yaln�z kal�p onlara kar��mamas�ndan hay�rl�d�r."

Halk aras�na kar��mamak, daha ziyade, meczub vasf�na haiz saliklere has bir haldir. Ama bu meczub salik de, kendisinden hi� bir �ey has�l olmayan salikten hay�rl�d�r. Yine, kendisinde hi� bir zuhurat olmayan meczubdan fazilet itibar� ile daha de�erlidir.

 

7. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"�ayet Hakk� tam manas� ile bilseydiniz su �zerinde y�r�rd�n�z, da�lar sizinle kayard�..."

Bu Hadis-i �erifte �zellikle fena bulma haline i�aret edilmektedir. Anlat�lmak istenen mana k�saca �udur:

"E�er Hakk�n varl���nda fani olup, O'nunla beka bulsayd�n�z, elbette her�eye kar�� bir tasarruf sahibi olurdunuz... �zellikle icad ve yok etme bab�nda. Ama her iki �lkede. �fakta ve enf�ste..." Yani, hem bat�n� alemde, hem de zahir� alemde.

 

8. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Hemen herkes d�nyadan susuz ��kar. Ancak `Rahman, Rahim Allah ad� ile' diyenler hari�."

Burada, Y�ce Hakk'�n �lah� ismi ile kaim olmaya i�aret edilmektedir. B�yle bir hale eren sonunda Hakk'�n bir halifesi olmu� olur. Hem de b�t�n s�fatlarda... Hatta, Halikiyet, Raz�kiyet ve Kadiriyet s�fatlar�nda da.

�imdi, bu Hadis-i �erif�n biraz �erhini yapal�m ve burada bize anlat�lmak istenen mana �zerine biraz s�z edelim: Her noksan olan, kemal derecesine y�nelmek zorundad�r. Ta ki O'nu bile. �ayet O'nu bilmiyorsa hakik� kemali bulamaz. Me�er ki b�t�n esma ve s�fatlarla tahakkuk etmi� ola. Ama hem cel�l taraf�ndaki s�fatlar� ile hem de cem�l taraf�ndaki s�fatlar� ile.

 

9. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz Allah-� Te�l�'dan hikaye yolu ile ��yle anlat�yor:

"E�er �demo�lunun iki dere dolusu alt�n� olsa ���nc�s�n� arzular... �demo�lunun bo�lu�unu ancak toprak doldurur."

Manas�ndan anla��ld��� gibi bu Kuds� bir Hadis-i �eriftir. Bu Hadis-i �erifin �erhini yapmak istedi�imiz zaman ��yle diyebiliriz:

"Bir kalp i�in iki vadi olsa... �� bu iki vadi, ruhun ve nefsin vadileridir. Ve bunlar led�nn� ilimlerin alt�n� ile dolsa, mutlaka ���nc� bir vadinin de dolmas�n� ister. ��nk� onun istidad� vard�r. �zellikle ilah� feyzi kabul etme bab�nda; bir de... evet bir de feyiz veren zatta hakikati bulmas� bab�nda; bir de... evet bir de verilen feyizle hakikate kavu�mak �zerine." Burada bilhassa, �demo�lunun g�z�n� dolduran �eyin toprak olarak anlat�lmas�ndan murad, z�l haline varan bir fena halini bulmakt�r. �zellikle burada fani bir varl���n izzet burcundan zillet enginine d��mesine i�aret vard�r. Buraya kadar anlat�lan manalar� �u Ayeti Kerime� nin �zl� manas�na ba�lamak icab eder: "Miras�, helal haram demeyip alabildi�inize yersiniz. Mal� da pek �ok seversiniz." (Fecr Suresi, Ayet 19-20)

 

10. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Allah-� Te�l� bir kulu severse, onu �e�itli denemelere t�bi tutar."

Yani iptilaya u�rat�r. Kul o iptilalara sabretti�i takdirde ona �st�nl�k vererek sever. �ayet ��k�r yoluna girerse bu sefer onu zat�na se�er.

Bu Hadis-i �erifle anlat�lmas� istenen mana �udur:

Allah-� Te�l� bir kulu severse onu fena hali denemelerine sokar. Bundan sonra, fenadan da fena haline ge�irir. Daha sonra fena halini de kald�r�r beka makam�na vard�r�r. �� bu manaya �u Ayet-i Kerime ile i�aret edilmektedir: "Allah-� Te�l�, m�minlerin mallar�n� ve canlar�n� sat�n ald�... Ki onlara cennet vard�r." (Tevbe Suresi, Ayet-111 )

 

11. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Su hacmi iki kulleyi (b�y�k k�p�) a��nca art�k pislik ta��maz..."

Bu Hadis-i �erife ��yle bir mana verebiliriz: "Bir irfan sahibi, zata has olan �ehadet makam�na yerle�irse, gerek esma gerekse s�fatlar�n m��ahedesi ona perde olamaz."

Allah-� Te�l� bu manay� bize ��yle anlat�r:

"Onlar k�t�l��� iyilikle savarlar." (Ra'd Suresi, Ayet-22) Yani yap�lan iyilikle kir darl���n� def ederler. En iyi bilen ve en iyi h�km� veren Allah-� Te�l�'d�r.

 

12. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Allah-� Te�l� �demi kendi sureti �zerine yaratt�."

Bu Hadis-i �erife verilecek mana �udur: "Allah-� Te�l� Adem'i, yani insan suretini zat�na bir ayna k�ld�. S�fatlar�na da mazhar, f�illerine de tecelligah... Ta ki onda zuhura gele,"

B�t�n bu manalara t�m olarak �u Ayet-i Kerime i�aret eder: "Vaktaki, Rabb��n meleklere �Ben, yery�z�nde bir halife yarataca��m...' dedi..." (Bakara Suresi, Ayet-30) Azim olan Allah daima do�ruyu anlat�r, s�yler.

13. Hadis-i �erif:   Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb�ndan naklen ��yle anlat�yor:

"�hlas s�rr�mdan bir s�rd�r. Onu kullar�mdan sevdi�imin kalbine bir vedia olarak b�rakt�m..."

Bu Kuds� Hadis-i �erife �u �ekilde bir mana vermek m�mk�nd�r: "�hlas varl�k s�rr�mdan bir s�rd�r. Ama bu taayy�natla kapal� olan varl���m�n s�rr�ndan. Sevdi�imin kalbinde onunla tecelli ederim. Ve onu varl���mda fani k�lar�m. O kadar ki benden ba�kas� onu bilemez, onun haline muttali olamaz... Hatta bunu kendisi de bilemez." Yani, ihlas sahibi... ��nk� o, ihlasta o kadar ileri gitmi�tir ki ihlas�n� da unutmu�tur.

Hatta kendisi ile ihlasa ge�ilen �eye nisbet edilen ihlastan yana da fena halini bulmu�tur... Ve o, Mutlak Hakk'�n m��ahedesine o kadar ge�mi�tir ki vahdetten de kesretten de olmu�tur... �ok �ok �telere varm��t�r.

En iyi bilen Allah-� Te�l�'d�r.

 

14. Hadis-i �erif: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

-O kimse ki kazama r�za g�stern�ez, belama sabretmez, nimetlerime de ��kretmez, art�k vars�n Benden ba�ka bir Rabb aras�n..."

G�r�ld��� gibi bu da Kuds� bir Hadis-i �erif'tir. Bunun manas�n� anlatmaya �u yoldan girebiliriz:

"Mutlak Rububiyyetim, nimetlerin ve belalar�n bir arada bulunmas�n� icab ettirir. Ta ki z�t isimleri ve birbirine benzeyen s�fatlar�n ra�m�na Zat�m tam kemali ile zuhura gelsin. Durum b�yle olunca her kim z�tlara raz� olursa Zat�ma nail olur, Ben de onun Rabb� olurum. ...Ve her kim ki onlara raz� olmaz, Ben onun Rabb� de�ilim. Sebebine gelince, o, bir vasfa ba�l� kalmakta, di�erini de atmaktad�r. Bir h�kme tabi olmakta, di�erini de kabul etmemektedir. Halbuki Ben b�t�n vas�flara c�mi bulunmaktay�m. B�t�n incelikleri ile c�mle h�k�mlere m��temil bulunmaktay�m... Hatta �e�itli yarat�l��lara da. ��nk�, Zat�m b�t�n a��k hakikatleri ihata etmektedir."

Bu manay� �u Ayet-i Kerime gayet a��k bir �ekilde anlat�r: �Evvel O'dur; Ahir O'dur; Zahir O'dur..." (Hadid Suresi, Ayet-3 )

Y�ce Allah'�n kelam� daima sad�kat damgas�n� ta��r.

 

 15. Hadis-i �erif:   Resulullah (SAV) Efendimiz Allah-� Te�l�'dan naklen anlat�yor;

"Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

-Ey Ademo�lu, hasta oldum; ziyaretime gelmedin.

�demo�lu sordu:

-Ya Rabbi, Sen �lemlerin Rabbisin... Seni nas�l ziyaret edeyim?

Allah-� Te�l� buyurdu:

-Bilmiyor musun? Falan kulum hasta oldu... Ama sen onu ziyaret etmedin. E�er onu ziyaret etseydin Beni yan�nda bulacakt�n...

Allah-� Te�l� devamla buyurdu:

-Ey Ademo�lu, senden yemekle doyurulmam� istedim, ama sen Beni doyurmad�n.

�demo�lu sordu:

-Ya Rabbi, seni yemekle nas�l doyuray�m? Sen �lemlerin Rabbisin.

Allah-� Te�l� anlatt�:

-Falan kulum senden yemek istedi. Ama ona yedirmedin. Bilemedin mi? Ona yedirseydin beni yan�nda bulacakt�n.

Allah-� Te�l� devamla buyurdu:

-Ey Ademo�lu, senden su istedim, ama vermedin.

�demo�lu sordu:

-Ya Rabbi sana nas�l su vereyim?. Sen �lemlerin Rabbisin.

Allah-� Te�l� anlatt�:

-Falan kulum senden su istedi, vermedin. Ona su verseydin Beni yan�nda bulacakt�n... Bunu da m� anlayamad�n?"

Bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir. Mana kap�s�n� �u �ekilde aralayabiliriz:

"Ey �demo�lu..." �eklinde yap�lan hitap r�had�r. Bu ruh ise kalptir. Bilhassa nefsan� perde ile perdelenen kalp. Bu kalbe ��yle hitab edilmektedir:

"Ben, belli bir zuhur yerine tecelli ettim. Zuhura geldim orada. Yine belli bir taayy�nde de ayn� �ekilde tecelli ettim; zuhur eyledim. Fakat, bu has zuhurla perdelendim, gizlendim...�zellikle mutlak hakikatimi m��ahade edilmeden yana saklad�m. Belli bir �ekle girmekten ve bir kayda s��maktan yana kendimi kapad�m. B�t�n bu i�ler, bu belli taayy�n�n �z�nde oldu. Gel g�r ki sen bu taayy�n� bilmedin. Ki O mutlak hakikatimin ayn�d�r."

Burada "Ya Rabbi, sen �lemlerin Rabbis�n, Seni nas�l ziyaret edeyim?" c�mlesi bir ba�ka mana ta��r. Onu da burada anlatmak icab eder. �u demektir:

"Belli bir surette Seni nas�l m��ahede edebilirim? Bilhassa, keyf�yeti ve �ekli olan bir �eyde... Halbuki Sen bu g�zle g�r�len �lemlerin suretine inhisar etmekten ve belli bir �ekil almaktan yana m�nezzehsin."

 �Bilmiyor musun?..." kelimeleri ile ba�layan c�mleye verilecek mana ise �u �ekilde olur:

"Sen ��yle bir marifete sahib olmad�n m� ki, mutlak varl���m her taay�nde, yani g�ze gelen her belli �eyde vard�r. Sonra taayy�n halini her mutlak olan mana ta��r. Halbuki sen, anlat�ld��� gibi, kendinde bir irfana sahip olmad�n. Sonra bilmedin ki, o hasta kulun hakikati Hakikatimin ayn�d�r. Zira onda zahir olan Benim."

Bu zuhurun belli bir mana �ekli ��yle olabilir: �smin isim verilene nisbeti gibi ki, bu, o hasta kulun `Hakikatime' nisbeti bab�nda bir misaldir, benzetmedir. Kald� ki, isim, m�semmaya g�re ayr� de�il, ayn�d�r.

Yukar�daki a��klama nazara al�narak, "Bilmiyor musun?" �eklinde gelen c�mlenin devam� olan "E�er onu ziyaret etseydin Beni yan�nda bulacakt�n..." c�mlesine de bir ba�ka mana vermek icab eder:

"Durum yukar�da anlat�ld��� gibi olunca, anlayamad�n ki Mutlak Varl���m onun izaf� varl���nda seyrini tamamlamaktad�r. Onu zuhura getirmektedir."

Yukar�da anlat�lan manalar�n t�m�ne �u Ayeti Kerime i�aret etmektedir:

"O k�fredenlerin amelleri ise ��ldeki serab gibidir ki susuz onu su zanneder." (Nur Suresi, Ayet-39) Mevzumuz olan Hadis-i �erif�n hepsini burada a��klayamad�k. Ama kendisi ile bir k�yas yap�lacak kadar�n� a��klad�k. Kald� ki bir k�yas usul� de vard�r. Kalan� da buna g�re k�yas eyle.

 

16. Hadis-i �erif:   Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb�ndan naklen anlat�yor:

"�smi aziz ve celil olan Y�ce Allah ��yle buyurdu: -Kulum bana kavu�may� severse, Ben de ona kavu�may� severim... Ama Bana kavu�may� sevmeyince Ben de ona kavu�may� sevmem."

Bu Kuds� bir Hadis-i �eriftir. �imdi manas�na ge�elim.

Bilesin ki, yolculuk iki �ekilde olmaktad�r:

Bu b�y�k alemdeki yolculuk, enf�s� olan k���k alemdeki yolculuk.

B�y�k alemde yap�lacak yolculuk i�in binek hayvan�na, ya da ba�ka bir vas�taya ihtiya� vard�r. Keza enf�s� olan k���k alemde de binek hayvan�na, ya da bir ba�ka vas�taya ihtiya� vard�r. Ne var ki k���k alemdeki vas�ta ancak z�ti muhabbetten ibarettir. Ama, s�fatlara ve f�illere ait muhabbetten de�il. Yaln�z zata muhabbet...

Bu manaya "Kulum severse..." c�mlesi i�aret etmektedir. Yani "Kul bana kavu�may�, hakik� m��ahedemi severse..." demektir. Bu durum, yani hakik� m��ahedem onun izaf� ve mecaz� varl���ndan s�yr�lmas�na ba�l�d�r. Bundan sonrad�r ki muhabbet Burak� �na biner... �evk kam��s�n� al�r... A�k vadisine ge�er... B�ylece nice s�rlar mesafeyi kateder... Ve parlak bir menzile var�r ki bu, fena halidir. Bu fani varl���n erimesidir, bitmesidir...

��te o kul bu hali bulduktan sonrad�r ki Allah-� Te�l� onunla kar��la�may� sever. Z�t, hakik� mevcudiyeti ile ona tecelli eder... Bu tecelli, fena haline ge�tikten sonra onun beka makam�n� bulmas�d�r. Bu makam onun fena haline ge�mesine bir m�kafat olarak yap�l�r.

Hadis-i �erifin, anlat�lan k�sm�n z�dd� olan ikinci k�sm�na gelince, onu da �u �ekilde anlatmak m�mk�nd�r:

"Kul hayv�ni arzular�na dal�p helake gitmesi sebebi ile Bana kavu�may� istemezse Ben de ona kavu�may� istemem." Yani tecelli etmemekle... Bilhassa, z�ti bir tecelli etmemekle... B�ylece o, tabi� olan �ehvet deryas�na batar gider... hayvaniyet unsuru vadisinde helak olur.

Bu Kuds� Hadis i�in bir ba�ka a��dan ��yle bir �erh yapmak icab eder. �u mana anlat�lmak istenmi�tir:

"K�mil ve kullukta tahakkuk eden bir kul, zat�m�n, s�fat�m�n ve fiillerimin m��ahedesini isterse, s�fat�m�n fenas� z�mn�nda, zat�m� m��ahede ile onu severim... Zat�m�n, s�fat�m�n ve fiillerimin bekas� ile de onu severim. �ayet o istemezse Ben de istemem." Ama, bu istememek tard ve yukar�da anlat�lan manan�n aksi olarak tecelli eder.

 

Sonucu bir iki c�mle ile ba�layal�m. ��yle ki:

 

�ayet bir kul, �z�nde hay�r bulursa Allah'a hamd etsin. �ayet �er bulduysa, o zaman da yaln�z nefsini ay�plas�n. Sebebine gelince, b�t�n bu haller, Allah-� Te�l�'n�n o kulunu sevmesi ya da sevmemesi bab�nda birer delildir, i�arettir, al�mettir.

 

En iyi bilen, en iyi h�km� veren Allah'd�r.

 

 

 

17. Hadis-i �erif:  Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb�ndan naklen anlat�yor:

 

�Allah-� Te�l�, ��yle buyurdu:

 

-Ben; u�rumda kalpleri k�r�k olanlar�n yan�nday�m..."

 

 

 

G�r�ld��� gibi bu da bir Kuds� Hadis-i �eriftir. Manas�na gelince, ��yle demek icab eder:

 

"Bizzat Ben, esma ve s�fatla, zat�ndan, s�fat�ndan ve efalinden ge�ip fena haline y�k�l�p gelene tecelli edenim. B�ylece, onun beka makam�nda tahakkuk edebilmesi i�in bir g�zetici m��ahid olurum. Bir bak�ma onun kefili olurum... ��nk� o fena haline ge�mi�tir. Fena haline ge�en ise her �eyi bir yana atar, da��n�k olur, toparlanamaz. Beka makam�na ��kamaz, fena denizinde bo�ulur... Orada helak olur. O kadar ki, istidad�n�n zafiyeti icab�, sahile de d�nemez... Meczublar s�n�f�na girer. Bir t�rl� beka makam�na ��kamaz."

 

 

 

�imdi, "U�rumda" kelimesini biraz a�al�m. Bu, "Bende beka bulmak..." manas�na al�nmal�d�r. Sebebine gelince, bizzat fena, aranan bir�ey de�ildir. Esasen matlub olan beka makam�d�r...

 

Ne var ki, tahakkuk bunda olamaz. �O� olmadan imkans�zd�r.

 

Bir irfan sahibi, bu manaya, �u �iiri ile i�aret eder:

 

Bir k��e vuslat k��esi olamaz heyhat;

 

Sad�k dahi olsan... ki sende varsa hayat.

 

 

 

 

 

18. Hadis-i �erif:   Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb�ndan naklen anlat�yor:

 

"Allahu Te�l� ��yle buyurdu:

 

- K�yamet g�n� Ben �u �� z�mrenin hasm�y�m:

 

Bir kimse ki: Kendisine ihsan ettim, ama o zulmetti... Bir kimse ki: Bir h�r� satt�, paras�n� da yedi... Bir kimse ki: ���i tuttu. Ondan istifade etti. Ama �cretini �demedi."

 

 

 

Bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir. Manas�n� a�a��daki �ekilde anlatabiliriz. ��yle buyurulmaktad�r:

 

"Bir kimse ki, kendisine ihsan ettim ama o zulmetti." Bu c�mlenin mana derinli�inde �u c�mleler sakl�d�r: "Ben ona varl�k verdim. Ta ki Varl���m�n mazhar�, yani Zuhur yeri ola. Fakat o, Benim belli sebep i�in verdi�im varl��� kendisine mal etti. �ddias� bu yolda oldu... T�pk� Firavun'un "Ben sizin Y�ce Rabb�n�z�m..." (N�ziat Suresi, Ayet-24) dedi�i gibi...

 

 

 

"Bir kimse ki h�r� satt�, paras�n� da yedi..." Bu da �u manayad�r:

 

Bir kimse vard�r; kalb nurunu nefsin zulmetinden kurtard�. �e�itli taatle me�gul oldu. Y�ce makamlara ��kt� ve �st�n mertebelere erdi. Sonra gerisin geri d�nd�. ��yle ki: Kalbin nurundan ��kt�. Nefsin karanl�k yuvas�na, onun yoluna girdi. ��bu mana, �u Ayet-i Kerime ile anlat�l�r: "Onlar ki k�f�r oldular; dostlar� putlard�r. Onlar� nurdan zulmete ge�irir. Bunlar cehennem ehlidir. Orada sonuna kadar kalacaklard�r." (Bakara Suresi, Ayet-257)

 

 

 

Anlat�lan halin sonundad�r ki, o, amellerine aldand�. �ehvet afetlerinin iptil�s�na u�rad�. Mal ve ��hret s�k�nt�s�na �arp�ld�.

 

��bu hal �zerinedir ki: Nefsin h�r ba�� h�rl���n� yitirir; boynuna yersiz istekler zinciri ge�er, ba�lan�r. ��te bundan sonrad�r ki: Nefsin h�rriyetini, g�rs�nler ve i�itsinler pahas�na satm�� olur...

 

 

 

Bu kuds� mana ta��yan Hadis-i �erif�n bir ba�ka y�nden �erhini yapmak gerekecek. Allah-� Te�l� adeta ��yle buyuruyor: "Bir kimse ki Mutlak Varl��� m��ahede etmeden varl�kta bir yer iddias�nda bulunur... Nefs de g�rs�nler i�itsinler dile�i ve iste�i ile kabar�r... Z�hde kar�� bir arzu duyup, vera haline sahip olarak, taattan da, yine nefsin yersiz istekleri i�in bir yard�m pay� ��kar�rsa... Ve nefse ancak haketti�i kadar�n� vermezse... Evet Ben, b�yle olan bir kimsenin her�eyin ayr�ld��� ceza g�n� geldi�i vakit hasm� olurum."

 

En iyi bilen Allah-� Te�l�'d�r.

 

 

 

 

 

19. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

 

�Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

 

-Herkim Benim veli kuluma d��man olursa bana harb a�m�� olur."

 

 

 

Bilesin ki, �lah� isimlerden herbirine kar�� d��en benzerleri vard�r. Kahhar ve Latif isimleri gibi... �simlerin durumu b�yle oldu�u gibi, o isimlere mazhar olanlar�n durumu da budur. Mesel� evliya ile onlar�n z�tlar� olan adamlar, d��manlar...

 

Vel�ler, Cem�l, L�tif, L�tuf ve Yemin (sa�) isimlerinin mazharlar�d�r. D��manlar ise Cel�l, Kahhar ve �imal (sol) isimlerin mazharlar�d�r. Ayr�ca her iki kelime aras�nda da z�tl�k ve d��manl�k vard�r.

 

�imdi, �Bana, harb a�m�� olur" c�mlesi �zerinde dural�m. Bu, �u demektir:

 

"O, nefsini Bana kar�� kald�rd�..." Halbuki o bat�ld�r, Ben ise Hak. ��phesiz Hak bat�ldan daha g��l�d�r.

 

Bu yol da delil olan manalar anlat�r: Cem�l tecellisi, daima Cel�le galip gelir...

 

�imdi bir ba�ka a��dan bu Hadis-i �erif�n �erhini yapal�m. Burada, Allah� Te�l�'n�n ��yle buyurdu�unu anlatabiliriz: "Her kim benim vel� kuluma d��manl�k ederse Bana Cel�l tecellisi yoluyla kar�� durmu� olur. Bana gelince ona hem Cel�l hem de Cem�l tecellisi ile kar�� ��kar�m.Ve bilindi�i gibi bu �ekildeki bir tecelli onu ezer."

 

Bu mana �u Kuds� Hadisten de anla��l�r: "Rahmetim gazab�m� ge�ti..."

 

Kald� ki bu mana �u �yet-i kerime'nin �z�ne de uygundur: "Onlardan intikam ald�k... Denizde bo�duk. ��nk�, onlar �yetlerimizi yalan sayd�lar." (A'r�f Suresi, Ayet-136)

 

Burada ayetlerden murad Allah'�n vel� kullar�d�r.

 

 

 

20. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

 

"Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

 

-Ben kulumun zann�na g�reyim... O halde, Benim i�in hay�r zann�nda bulunsun. Ve Ben, Beni and��� zaman kulumun yan�nday�m."

 

 

 

Bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir.

 

Bilesin ki, Y�ce Hakk� �n her �eyde bir zuhuru vard�r. Bu, has bir zuhurdur ki o zuhura mahal olan �eyin istidad�na g�re �ekil al�r. �undan ki: Tecelli, kendisinde tecelli v�ki olan�n durumuna g�re olmaktad�r...

 

Zuhur da ayn� �ekilde Hakk� �n mazharlar�ndan bir mazhard�r. Ve tecelli, mazhar�n durumuna g�re olmaktad�r. Durum b�yle olunca, kendisinde bir �ey zuhura gelecek olan korkulu bir kimse ise, onda meydana gelecek �ey korku s�retinde gelir. �ayet kendisinde bir �ey zuhura gelecek olan �midli bir kimse ise, onda muhabbet zuhur eder. H�s�l-� kel�m, yukar�da anlat�lan k�yas yap�larak: A�kl� ise a�k zuhura gelir... ��bu anlat�lan m�n�, C�neyd-i Ba�dad� Hazretleri' nin �u c�mlesinde sakl�d�r: "Suyun rengi kab�n�n rengidir."

 

 

 

Yukar�da anlat�lan c�mlelerden de anla��laca�� �zere, O, her bilginin ayn�d�r. Her san�lan�n ayn�d�r. Her anla��lan�n ayn�d�r. Hatta her ilmin, her zann�n, her fehmin ayn�d�r. Ve O ancak itikat edenin itikad�na g�re zuhur eder. Her �ey onun tecelli suretleridir. Zuhurat�n�n �e�itleridir. Z�t�n�n tecellig�h�d�r. Esmas�n�n ve s�fatlar�n�n aynalar�d�r. Ve O her itikad sahibinin ve itikad edilen �eyin de ayn�d�r.

 

Buraya kadar anlat�lanlar: "Ben kulumun zann�na g�reyim. O halde benim i�in hay�r zann�nda bulunsun" c�mlesinin bir a��klamas� idi. Di�er k�sm�n a��klamas�n� a�a��da bulacaks�n�z.

 

 

 

"Ve Ben, Beni and��� zaman kulumun yan�nday�m..." buyuruldu. Bunun manas�, �u �ekilde a��labilir:

 

"Ben kulumla, Beni zikri �ekli ile olurum. �ayet o, Cel�l isimleri y�n�nden zikrini yaparsa ona Cel�l isimleri yolu ile tecelli ederim. �ayet o, Cem�l isimleri yolundan zikrini yaparsa ona Cem�l isimleri yolundan tecelli ederim."

 

Bu Hadis-i �erife bir �erh yapmak daha icab edecek. Bu manaya g�re ��yle buyrulur:

 

"Ben t�yin edilen her �eyde belli bir varl���m. Fark ve kesret �eh�detg�h�nda, Beni m��ahede eden �zanc�'lar� kem�le erdiririm. Sonra, Benimle olu�u y�n�nden onunla olurum."

 

��bu mana �u �yet-i kerimenin derin manas�nda sakl�d�r: "De ki, herkes kabiliyetine g�re amel eder..." ( �sr� Suresi, Ayet-84)

 

 

 

[Tevhid �� derecede anlat�l�r:

 

Delil ile Allah '�n varl���na dair h�k�m; ilm� yoldan Allah' �n birli�ini bilmek; irfan sahibinin kalbinde ilah� r�yetin galip gelmesi. �yle ki art�k onda ba�kas�n� g�recek hal kalmaz.

 

Bunlardan birincisi, her iman sahibi i�indir. �kincisi �limlerin tevhididir. ���nc�s�, irf�n sahiplerinin tevhididir.]

 

 

 

21. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

 

"Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

 

-�Tam ihl�sla Allah 'tan ba�ka il�h yoktur� �ehadetini yapanlar olmasayd�, Cehennemi d�nya ehline musallat ederdim. E�er bana ibadet edenler olmasayd� Bana �si gelenlere bir anl�k dahi m�hlet vermezdim."

 

 

 

Bilesin ki, her k�mil ki�inin �ehadeti, yada her k�mil ki�inin ibadeti umumi bir manada k�im olur. Yani tek tek herkese �amil olur. Zira her�eyde v�cud birdir. B�yle bir Vahdaniyet �ehadeti ise tard ve uzakl�k ate�inin d�nya ehline gelmesini �nler. Sebebine gelince, Vahdaniyet �ehadetinin nuru b�t�n bu g�r�nenlerde bulunan mutlak varl�kta ge�erlidir. Ve b�t�n taayy�nat�n onda nasibi vard�r. Yani bu mukayyed �ehadetin nurundan.

 

Buradaki mukayyed �ehadet, mukayyeci olarak taayy�n eden varl�kla ilgilidir.

 

��te her k�mil z�t�n ibadetini yukar�da anlat�lan mana �e�idinden g�rmek gerekir. Bu manaya i�aret olarak Resul�llah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu: "Yery�z�nde `Allah Allah...' diyen b�ki kald�k�a k�yamet kopmaz." Bu Hadis-i �erifte Kutb' a ve mutlak varl��� bilen Gavs' a i�aret edilmektedir. Zira her taayy�n halini alan varl�kta taayy�n eden O� dur. Sonra her �ehadette �ehadet eden yine O� dur. Her ibadette ibadet eden yine O� dur.

 

 

 

�imdi bu Hadis-i �erif�n esas manas� �zerinde dural�m. Allah-� Te�l� adeta ��yle buyurmaktad�r:

 

"Mutlak varl�kla tahakkuk eden �nsan-� K�mil olmasayd� -ki bu �nsan-� K�mil yery�z�nde Allah'�n bir halifesidir, cem ve icmal y�n�nden hakik� �ehadettir- d�nya ehline tecelli ederdim."

 

Burada d�nya ehlinden murad, emmare nefis ile hilek�r hev�d�r. Bir de kand�r�c� be�er� ve tabi� kuvvetlere i�aret edilmektedir. Bu tecelli ise kah�r ve gazap cehennemi suretinde olabilir. "B�ylece onlar� tamamen �ld�r�rd�m, yok ederdim."

Yukar�da anlat�ld��� gibi, "bilhassa tefrik (ay�rma) ve tafsil (toplama) y�n�nden hakik� kullu�u bilen K�mil �nsan olmasayd� nefis ve heva y�n�nden bana �si geleni b�rakmazd�m."

Yukar�da anlat�lan manalara �u �yet-i Kerimeler de ayr�ca i�aret etmektedir:

"E�er Allah insanlar�n bir k�sm� ile di�er bir k�sm�n� def etmeseydi, yery�z� bozulurdu." (Bakara Suresi, Ayet-251 )

"Ve e�er Allah insanlar� yapt�klar� hatalara g�re hesaba �ekecek olsayd�, yery�z�nde hi�bir canl� varl�k kalmazd�." (F�t�r Suresi, Ayet-45)

 

22. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

"Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

Ey �demo�lu, seni Kendim i�in yaratt�m. E�yay� da senin i�in yaratt�m. O halde Kendim i�in yaratt���m�, senin i�in yaratt���m�n ayar�na d���rme."

G�r�ld��� gibi bu Hadis-i �erif de Kuds�dir. Burada adeta ��yle buyurulmaktad�r:

"Sen, b�t�n isim ve s�fadatlar�, ahk�m (h�k�mleri) ve �s�r� (eserleri) ��mul�ne alan k�ll� hakikat�m�n bir mazhar�s�n. Bu �lem ise ba�tan sona Senin varl���n�n ayr�nt�lar�d�r. Ve hakikat�na ait olan hakikatlerin mazharlar�d�r. Bu b�y�k �lemde Senin misalin, ruha nisbetle cesed gibidir. Sen ruhsun; bu �lem de cesedindir, bedenindir. Bu �lemden gaye Sensin... bir de toplay�c� hakikat�n."

Cesedden maksat tedbir sahibi ruhtur. Durum b�yle olunca, "ruhun nurlar�n� kendi be�er� varl���n�n perdeleri ile �rtme."

�u da bir ger�ektir ki, her zuhur yerindeki tecelli, ilah� nurun tecelli sergisinden ald��� nasib kadard�r. Bu bir birlik, vahdet tecellisidir ki, ruhun ve s�rr�n mazhar�nda olur. Bu ruhu, kalb olarak ele almal�y�z ve onu tecelli kabul�nde daha kemalli g�rmeliyiz. Yani cisme ve bedene olan tecelliden. ��nk� bunlar�n ��mul�nde zulmet de vard�r.

 

23. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

"Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

-Bir kimse Beni kendi kendine anarsa, Ben de onu z�t�mda anar�m...

Yine bir kimse Beni bir cemaat i�inde anarsa, Ben de onu o cemaatten daha hay�rl� bir cemaat i�inde anar�m�

Bu da, kuds� bir Hadis-i �eriftir. Bir manaya g�re burada �u �yet-i kerime'ye i�aret edilmektedir:

"Her insan�n takdir olunan amelini boynuna ast�k..." (�sr� Suresi, Ayet-13)

Bu Hadis-i �erif�n manas� �zerinde biraz dural�m. �deta ��yle buyurulmaktad�r:

"Bir kimse, Beni kendi kendine anarsa..." yani, vahdet cihetinden girip, bilhassa z�tta, s�fatta ve fiillerde fen� halini bulur ve zikrini yaparsa, "Ben de onu mutlak bir vahdet i�inde zikrederim."

Ama "Bir kimse Beni bir cemaat i�inde zikrederse..." yani, kesret ve tefrika cihetine giderek -yani zahir� ve bat�n� kuvvetlerle zikrimi yaparsa- "Ben de onu isimlerimin �oklu�u ile anar�m. Kald� ki onun Beni zikri, Benim onu zikretmem say�l�r..."

Bu mana Hakik� Vahdet y�n�nden gelir...

 

24. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

"Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

- Ey Ademo�lu, senin i�in yapt���m taksime r�z� olursan kalbini ve bedenini rahata kavu�tururum... Sevimli bir kul olmakla k�smetin sana gelir. �ayet senin i�in yapt���m taksime r�z� olmazsan, d�nyay� sana musallat ederim... Ve sen bir vah�et i�inde, yabanda tepinip durursun. Sonra, �zzetim ve Cel�lim hakk� i�in o d�nyal�ktan ancak k�smet etti�ime nail olursun...Sen de bir k�t� kul olaraktan."

Anla��ld��� gibi bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir. �z�nde, �u �yeti kerimenin manas�na i�aret vard�r:

"Allah onlardan raz� olmu�tur, onlar da Allah'tan..." (M�ide Suresi, Ayet-119)

�imdi, bu Hadis-i �erife verilecek mana �zerinde dural�m. Anlat�lmak istenen mana �zet olarak �udur:

"�demo�lu, ezellerin ilk deminde, onun z�ti ve fikr� haline ve istidad�na uyan bir �ekilde verdi�ime raz� olsayd�, kendisine nasib olmayan� aramak zahmetinden onu al�rd�m." ��nk� tecelli, tecelli sahibine ait takdirle olur. Bunun d���na ��k�lamaz. Artma veya eksilme olmaz. Bu durumda o, kader s�rr�n�, istidad kitab�n�n hakikat sayfas�nda m��ahede ve m�talaa eden bir kuldur.

 

25. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

�Allah-� Te�l� ��yle buyurdu:

-Ben gizli bir hazine idim, bilinemi istedim. Halk� yaratt�m, nimetlerimi onlara sevdirdim. B�ylece Beni bildiler."

Bu Hadis-i �erif de Kuds�dir. Burada belirtilen istek, z�ti bir istektir. Bu z�ta Ahadiyet ismi verilir ki, b�t�n esma ve s�fatlar�n hakikat�n� �z�nde toplar.

B�t�n bunlara "Gizli hazine..." t�biri kullan�ld�. Hepsi de kem�l derecesindedir, noksan� yoktur.  Bu ayn� zamanda Hakk� �n z�t�na has bir kem�ldir. Bu z�ti kem�lin ise b�t�n esma ve s�fatlar�n kem�l derecesindeki durumlar� ile zuhur bulmas� gerekti. Ama halk mazharlar�nda, �lemin tecellig�h�nda.

 Durum ki, anlat�ld��� gibidir ... Allah-� Te�l� ��yle buyurdu: "Onlara, z�hir ve bat�n nimetlerinin kisveleri ile zuhur ettim. Ama bir sevgi �eklinde..." Zira bunlar m�cmel (�z) olarak umuma ve havasa marifet duygusu verir. "��te bundan sonrad�r ki f�tr� (do�u�tan gelen) istidatlar� ile anlat�lan yoldan beni bildiler."

Bu y�ce ve �st�n manan�n m��ahedesi bab�ndad�r ki, bir �yet-i kerimede Resulullah (SAV) Efendimize ��yle buyuruldu:

"��phesiz bil ki: Allah'tan ba�ka ilah yoktur..." (Muhammed Suresi, Ayet-19)

Burada Resulullah (SAV) Efendimize bir ilim deryas�n�n kap�s� aralan�yor. Bu Ona g�redir. Bir de ilm� varislerine, ba�kalar�na de�il.

 

Ger�ek �udur ki, esma ve s�fatlara c�mi olan ul�hiyet ilmi ancak y�ce birli�e erene, ilk berzah makam�n� bulana verilir. Anlat�lan makama ise tam olarak ancak Resulullah (SAV) Efendimiz v�s�l olmu�tur.

En do�rusunu, Allah� Te�l� bilir...

 

26. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

"Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

Beni, ne yerim ald�, ne de sem�m... L�kin beni m��min, taki, naki, vera h�li sahibi kulumun kalbi ald�..."

G�r�ld��� gibi bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir. ��yle manaland�rmak m�mk�nd�r:

"Ben hi� bir yere k�ll� olan esma ve s�fat�m�n b�t�n cihetinden tecelli etmedim. Ancak kem�l durumuna ba�l� bulunan ve dolay�s� ile bana izafeti olan kulum m�stesna. Tecellimi Bana yapar�m."

Bu Hadis-i �erifte baz� kelimeler ge�ti. Onlar� biraz a�mak icab edecek. S�ras� ile onlar, taki, naki, vera kelimeleri idi.

Taki: �ki y�nl� isimlerden, bilhassa ibadetle ilgili y�n� ile olup kalmakt�r. Di�er y�n� ile de�il.

Naki: �o�unlu�u ile ilah� isimleri m��ahede etmektir. Yukar�da z�mnen anlat�lan iki y�nl� isimlerin birbirinden ayr� baz� imtiyazlar� vard�r. Bilhassa ibadet ile ilgili k�sma verilen imtiyaz bir ba�kad�r.

Vera: M�sivay� b�rak�p Z�t-� �lah�' de olmakt�r. Ama O' nun gayr�ndan fen� bulmak s�reti ile.

B�t�n bu manalara �u �yet-i kerime i�aret etmektedir: "Biz emaneti, semalara, yere, da�lara arz ettik ama onu almaktan �ekindiler, ondan korktular. Ve sonunda onu insan y�klendi. Ama bir Zalim ve Cahil olarak..." (Ahzab Suresi, Ayet-72)

Yukar�da ge�en �yet-i kerimenin tefsirini yapmak ve onda ge�en baz� kelimeleri a��klamak gerekecek. Ad� ge�en kelimeler Emanet, Zalum ve Cehul kelimeleridir.

��yle ki: Emanet burada tecellinin kabul� manas�ndad�r. Ama ilk tecelliyi, her �ekil ve t�m� ile... Bu emaneti almayanlar i�in, "Ama, onu almaktan �ekindiler, ondan korktular..." buyuruldu. Bunun sebebi, onun ancak tam zuhurunu g�stermekten yana bir kabiliyete sahip olmay��lar�d�r. Bir de o �lemin hakikat�na tam olarak uyamay��lar�d�r.

 

�Sonra onu, insan y�klendi..." buyuruldu. Sebebine gelince; kabiliyeti kem�l derecesinde olup, uyu�u tamd�r ��nk� onun vas�flar� aras�nda �unlar vard�r:

Zalim: insan�n nefsini ifna edi�ini anlat�r.

Cahil: her�eyden ge�ti�i i�in Hakk� �n z�t�ndan gayr�n� bilmez.

Bu manalar� anla.

 

27. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

 

"Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

 

-Beni bilen talep eder... Beni talep eden bulur... Beni bulan sever... Beni seveni �ld�r�r�m... Bir kimseyi �ld�r�rsem diyeti Bana d��er... Bir kimsenin diyeti Bana d���nce onun diyeti bizzat Ben olurum."

G�r�ld��� gibi bu Hadis-i �erif de kuds�dir. �zellikle marifete i�aret edilmektedir. Biz de o yoldan gidece�iz.

Bilesin ki �lah� marifet iki k�s�md�r. Biri Marifet-i Z�t; �b�r� de Marifet-i S�fat.

Marifet-i Z�t; O' nu mutlak ahadiyeti cihetinden bilmek m�mk�n de�ildir. Marifet-i S�fat' a gelince; O� nu bilmek m�mk�nd�r.

Buna g�re, marifet talebi gerektirir. Talep ise bulmay� icab ettirir. Bulmak da sevmeyi gerektirir. Sevgi de �l�m�. Bu �l�m, fen� halidir. �l�m ise diyeti icab ettirir. Diyet ise ancak akl� ba��nda olana �dettirilir.

Ger�ekten, �ld�r�lenin diyeti ancak �ld�rendir. �zellikle bu manaya �u �yet-i kerime i�aret etmektedir: "Bir kimse, Allah' a ve Resul' �ne do�ru yola ��kar da sonra �l�rse, onun ecri Allah' a kal�r." (Nis� Suresi, Ayet-100) Yani z�t� ile ona bek� verir ��nk� bu manada, katil maktul�n ayn�d�r. Hakikat de�i�mez. Zira hakikat birdir.

Kesrete gelince, o, birtak�m akl�, vehm� ve iz�fi nisbetlerden ibarettir. Ke�if ehli zatlara g�re bunlara itimat yoktur.

Anlat�lan manalar� bir irfan sahibi �u �iiri ile dile getirmektedir:

Devaml� O'nunum, O da art�k benimdir;

�ki zat aras�nda fark yok, sevgilimdir ...

 

28. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Allah-� Te�l�'dan naklen anlat�yor:

�Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

-Yakla�anlar, kendilerine farz k�ld���m ibadetlerin edas�nda oldu�u kadar hi� bir �eyde yakla�amazlar... Ger�ekten, bir kul Bana nafilelerle de yakla��r. B�ylece Bana yakla�an� severim. Sevince de kula�� olurum, eli olurum, dili olurum. B�yle ki oldum, Benimle i�itir... Benimle g�r�r... Benimle konu�ur... Benimle tutar... Benimle y�r�r."

 

Bu da Kuds� bir Hadis-i �eriftir. Bilhassa Hakk� a yak�nl��a i�aret edilmektedir. Biz de bu yoldan manaya girece�iz. Bilesin ki Allah� Te�l�'ya yak�nl�k iki k�s�mda m�talaa edilir. Birincisi farzlar�n edas� sureti ile olur. Bu yakla�maya verilen isim budur.

Bunun, meczub olan salikin yolu ile ilgisi vard�r. Bir ba�ka isim daha verilir ki ��yledir: Z�ti fena halini i�eren bir mahbubun yolu...

B�yle bir yola giren, Hakk� �n kula�� olur... g�z� olur. Nas�l ki namazda "Allah hamd edeni i�itti" denir. ��iten kimdir?... S�yleyen kuldur, ama ...?

Bu mana, m�essirle esere ge�i�e bir delildir.

�kincisi nafileler ile olan yak�nl�kt�r. Buras�, meczub salik ile ilgili bir yoldur. Sonra, s�fatlarda fena bulmay� gerektiren, sevenin yolu olaraktan da ad verilir.

Nas�l ki ba�ta "Onun kula�� olurum..." buyurdu... Ki bu durum eserden m�essire istidl�l say�l�r.

Burada ��yle bir soru sorabilirsin:

"G�z�n ve kula��n O olu�u, yukar�da da anlat�ld��� gibi, sonradan yap�lma bir �ey de�ildir... z�t�dir... Kad�mdir. Durum b�yle iken, Onun olu�unu muhabbete ba�lamaktaki mana nedir?"

Bu s�z�ne, umumiyetle "evet" diyebilirim. Ama dikkati ba�ka bir y�nde toplamak icab eder.

Dikkat edilirse bu h�km�n zuhuru salikin farzlar� eda ve nafile ibadet yak�nl��� ile tahakkuk ve tahalluk edi�inden sonra oluyor. Salik, nefsin perdeleri ile perdelidir. Farz ve nafilelerin edas�nda tahakkuk edince, nefsin karanl���ndan ��kar; ruhun ve kalbin geni� ve ayd�nl�k sahas�na girer. ��te bundan sonrad�r ki kul, Hakk� � e�yan�n ayn� olarak m��ahede eder. Sonra sad�k kulun b�t�n duygular� oldu�unu da m��ahade eder. �u da bir ger�ektir ki, Hakk, kulun suretinin ve d�� y�z�n�n manas�d�r. Kul ise, Hakk� �n manas�na ve b�t�n� cephesine bir surettir.

Ahadiyet cihetine bak�nca z�hir bat�n�n ayn�d�r. Bat�n da zahirin ayn�d�r. Zahir ve bat�n, Hakk� �n z�t�na ve �an�na nisbetle bir suret gibidir. T�pk� yar�m�n, ��te birin, d�rtte birin, be�te birin, bir say�s�na ba�lan��� gibi.

As�l Kayyum odur... Bilhassa ak�l, say� itibar� olan �anlarda. Yani tecelli ve zuhurlarda.

Bu manay� anla. Mutlak Hakk� � bul.

 

29. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz Rabb� �ndan naklen anlat�yor:

�Allah� Te�l� ��yle buyurdu:

-Bir kimse Bana bir kar�� yakla��rsa Ben ona bir ar��n yakla��r�m. Bir kimse Bana bir ar��n yakla��rsa Ben ona bir kula� yakla��r�m. Bir kimse Bana y�r�yerek gelirse Ben ona ko�arak giderim."

Bilmek gerekir ki, kar��, ar��n, kula�, gelmek, ko�up y�r�mek; b�t�n bunlar yapma �eylerdir, temsili ve tahayy�li manalard�r, hakik� de�illerdir. B�yle buyurmakla Allah� Te�l� kula kat kat sevap verece�ini, ona ameli miktar�nca iyilikte, ihsanda bulunaca��n� anlat�yor. Kald� ki burada yak�nl�k manev�dir; madd� de�il. Bir yere de ba�l� de�ildir. Burada Hakk� �n yak�nl��� kulun yak�nl���ndan �nce gelir. Halbuki z�t�na yak�nl�k, muvaffakiyet i�i, Allah'tan Allah'ad�r. Bu bir �nceliktir, ama buradaki �nceli�i bir ba�ka yoldan almak icab eder. Bilhassa amele m�k�fat verme y�n�nden. Hat�rda tutulmal� ki amel m�kafattan �nce gelir.

Bilesin ki Hakk� a yak�nl���n be� mertebesi vard�r. ��yle ki:

Nefsin yak�nl���,

Kalbin yak�nl���,

S�rr�n yak�nl���,

Ruhun yak�nl���.

Bir de Hakk� �n ahadiyet yak�nl���.

Bilhassa ahadiyet yak�nl��� b�t�n mertebeleri kendinde toplar.

�imdi, yukar�da toplu say�lan yak�nl�k mertebelerinin tafsiline ge�elim. ��yle ki:

Nefsin yak�nl���: Bu onun itaat ve ibadet g�revlerini yapmas�na ba�l�d�r. Bu makamda Hakk� �n kuluna yak�nl��� merhametidir, �efkatidir.

Kalbin yak�nl���: Kulun kalb� ve i�ten amellere dalmas�na ba�l�d�r. Bu ise pek kolay de�ildir. D�nya ehlinden kopmak icab eder. Bu makamda Hakk� �n yak�nl���na gelince, ilim, hikmet ve ilham �e�idinden �eyleri kuluna vermesidir; ona ba�lamas�d�r.

S�rr�n yak�nl���: Bu da onun hakik� ke�iflere dalmas�na ba�l�d�r. Hakik� tecelli ile has�l olur. As�l tecelli de, Hakk� �n yak�nl��� da budur.

Ruhun yak�nl���: Bu mertebeyi de k�smen kalbin, k�smen de s�rr�n yak�nl��� gibi bilmekte bir mahzur yoktur.

Hakk� �n ahadiyet yak�nl���: Daha �nce de anlat�ld��� gibi, s�z� edilen b�t�n mertebeleri �z�nde toplar. Bu mertebe, kul i�in tam bir yokluk mertebesidir, ne varsa �z�nde toplar. Hakk� �n z�t, s�fat, bir de efal tecellilerinin temiz, �eksiz, ayd�nl�k tenzihleri alt�nda. Bu hal i�inde kul, z�t, s�fat ve f�il olarak tam, k�ll� ve tek birli�e do�ru yol al�p kendinden ge�er, fen� bulur.

Bu kuds� makamda Hakk� �n kula yak�nl���na gelince ��yle anlatabiliriz:

"Onu, kendi bek�s� ile b�ki k�lar...

Kayyumiyet s�fat� ile k�im k�lar...

Hayat� ile ona hayat verir...

Kudreti ile onu kudrete erdirir...

�r�desi ile onu dilek sahibi eyler...

Kel�m� ile konu�turur."

H�s�l�, onu b�t�n esma ve s�fat�n� �z�nde bulan yapar. H�l�sa, z�t� ile, z�t� i�in ve z�t�nda z�hir olur: yani o kul...

�imdi, bu Hadis-i �erife bir ba�ka manada �erh yapmak icab edecek. Y�ce Allah �deta ��yle buyurmaktad�r:

"Her kim bana, yani k�ll�, toplay�c� olan huzuruma, r�h�n�, yani b�t�n�, cism�n�, yani z�hir� vas�f ta��yan b�t�n duygular� ile yakla��rsa: ��te b�yle birine b�t�n esma ve s�fatlar�mla tecelli ederim. Hem l�tfa ait olan cem�l s�fatlar� ile hem de cel�l taraf�nda bulunan kah�r s�fatlar� ile. Ama bir kimse anlat�lan gibi de�il de baz� mertebeleri ile, yani baz� duygular� ile bana yakla��rsa buna da baz� esma ve s�fatlar�m ile tecelli ederim. Bu da ancak onun yapt���na kat kat sevap vermek sureti ile olur. Mesel� birden yedi y�ze kadar veya daha fazla."

Veren Allah't�r.

 

30. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurur:

"Misafire ikram ediniz. �sterse k�fir olsun."

Bilmen gerekir ki, kula isabet eden k�t�l�klerden hangisi olursa olsun, o, Hakk� �n misaf�ridir. �zellikle hastal�klar. Kula gereken ona ikram etmektir. Ona yap�lan ikram c�mlesindendir ki mecburi bir durum olmay�nca ila�la def etmeye �al��mamal�. Zira ila�la giderilmesine �al���lsa da hastal�k ancak All�h'�n takdir etti�i zaman gider.

B�yle bir durum ise kulu Allah'�n g�z�nden d���r�r. Allah korusun...

Burada Resul (SAV) Efendimiz "�sterse k�fir olsun" �eklinde bir tavsif yapt�. Buradaki k�fir bir manaya g�re "kapal�... gizli..." demeye gelir. ��nk� bu misafirin geli�i �o�u zaman sakl�, kulun idrak�na kapal� durur. �ayet geleni kabul eder, raz� olur, Allah'a d�nerse perdeler a��l�r. Kul ise bu durumda i�in s�rr�na vak�f olur.

 

31. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurur;

"�am, Y�ce Allah'�n yer hazinelerinden bir hazinesidir. Kullar�n� orada saklar."

Bilesin ki, burada �am, z�t-i �lah� �ehadetinin kemal derecesidir. Yer ise �ehadetin zarf�d�r. Gizli hazine ise bu yer kab�nda sakl�d�r ve o Hak Te�l�'n�n y�ce varl���d�r.

Bu mana icab�d�r ki "�am �yle bir �eydir ki, z�t �ehadetinin kemal derecesi say�l�r. Gizli hazine ise bu yerde sakl� durur." Tam bir �ehadet halinde zuhur edince, ona "vacib y�z" ad� verilir. Allah� Te�l� esma ve ahlak� ile gizledi�i abid kullar�n� ise bu y�zde saklar. C�mle esma ise neticede Hakk� a d�necektir.

Bu mana �u �yeti kerimedeki manan�n hakikatlerini anlat�r: �Onun vechinden -y�z�nden- ba�ka her�ey helak olacakt�r.. H�k�m O' nundur. O' na d�neceksiniz." (Kasas, Ayet-88)

 

32. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Allah'n�n nehri geldi�i zaman �sa'n�n nehri bat�l olur..."

Bilesin ki burada "Allah'�n nehri..." c�mlesinden murad Hakk� �n vechindeki baki nurun zuhurudur. Bu durumda Hadis-i �erife verilecek mana ��yle olur:

"Ruh cem kayna��ndan inip ayr�nt�l� mevcudlara da��l�nca, Allah'�n y�z�ndeki baki nur b�t�n e�yada zuhur eder. �zafi bir ruhla kalan bir ba�ka �eye ihtiya� kalmaz."

Bu manay� anla.

33. HAD�S-� �ER�F: Bir g�n Resulullah (SAV) Efendimize ��yle soruldu:

"-Allah-� Te�l� yeri ve semalar� yaratmadan �nce neredeydi?

Resulullah (SAV) Efendimiz bu soruyu �u �ekilde cevapland�rd�:

-Rabb� �m�z bir Am�' da idi..."

Burada Am�' dan murad z�ti mahiyetinin ayn�d�r. Yani kendisi. Kendisi Kendisine yeter; ba�ka bir �eye ihtiyac� yoktur.

34. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"M�min, Allah-� Te�l�'n�n nimetlerine bir konuktur." Burada iradesinden ge�en m�min kul anlat�lmaktad�r. Bu o m�mindir ki Allah-� Te�l� onu z�t�ndan s�fat� makam�na ge�irdi�i zaman do�ruca Allah'�n arzusuna tabi olur. Art�k onun nefs�ni arzular� olmaz. ��nk� art�k onun kendisine mal edece�i iradesi kalmam��t�r.

35. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"D�nya sevgisi her hatan�n ba��d�r."

Burada anlat�lan d�nya, kulun nefsi y�n�nden tayin etti�i �eylerdir. Onun benli�idir ve Hakk� �n z�t�na yabanc� say�lanlara iltifatt�r. Bunlardan hangisi olursa olsun, bir tanesi dahi m�minde olsa, o, d�nyay� seven biridir.

Bu da isbat eder ki "D�nya sevgisi her hatan�n ba��d�r...". B�yle olan bir kimse kendisi i�in bir ulv� zuhurata sahip olamaz. Keza ba�kalar� i�in de bir zuhurat sahibi de�ildir.

36. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Sefere ��k�n�z; s�hhate erer, ganimet bulursunuz..."

Burada anlataca��m�z� iyi bilmen ve ��renmen gerekir. Sefer nefs�ni karanl�ktan ��kmaktan ibarettir.

S�hhat hayret ve �a�k�nl�k halinden saf�ya kavu�makt�r. Ganimet, nefse ve onun arzusuna galip gelmekten ibarettir.

37. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

�Ziyaretin hay�rl�s�, ziyaret edilenin yok olmas�d�r..."

Burada �u mana anlat�lmak istenir:

"Hayy olan Hakk� �n n�zulundaki hay�r, vel� kula tecellisindeki bereket, gerek tecelli gerekse n�zul an�nda o vel� kulun yok olmas�ndad�r."

Bilesin ki Y�ce Rabb  hayat denizini ve tecellisini yaym��t�r. Bu durum z�t�n cem kayna��ndan gelip b�t�n e�yay� sarmas�ndan ibarettir. Bu manadan olarak Hakk Te�l�, sevgili bir kulun ziyaretini diledi�i zaman, z�t�n�n cem �lemi olan y�ce mekandan g���p imtina mekan�na gelir. Ama beka �zerine. Ve ona b�yle bir geli�i ile arada ona yabanc� kalmaz.

38. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Kulun Rabb� �na en yak�n oldu�u an�, secde an�d�r."

�unu bilmelisin ki secde eden secde etti�i zaman, varl��� cem kayna��ndan al�p ayr�nt�l� �leme yaymaktad�r. Yani yaln�zl�ktan ��k�p b�t�n k�inatla bir ba�lant� kurmaktad�r. Ama kurabilirse. Secdesini tam yapabilirse.

�unu da bilesin ki bir kul vakt� ki, Hakk Te�l� onu yokluktan varl��a ��kard�... B�ylece o Y�ce Hakk 'tan uzakla�t�.

Peki bu durumda, kulun cem �leminden ayr�l�p yayg�n bir varl��a ge�tikten sonra Rabb� �na yak�nl��� nas�l olacak? Evet, nas�l olacak ki tekrar eski yerine gidebilsin?

Bu gidi� ancak �u �ekilde olabilir: Hakk� �n, esma, s�fat, ahlak ve �yetlerine uygun bir �ekilde da��ld�ktan sonra olabilir. Bu da ancak secdede olabilir.

Manas�n� anla.

39. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"��lerde �a��r�rsan�z kabirler ehlinden yard�m isteyiniz."

�unu bilmelisin ki bir vel� kulun yeti�mesi tam olunca, Aziz ve Cel�l olan Rabb oraya konuk olur. Ve o vel�nin kalbi Rabb� in kabri olur. Bu kulun benzerleri kabirler ehlidir. Durum b�yle olunca, anlat�ld��� gibi bir z�ttan, din ve d�nya i�inde �a��ran biri yard�m taleb ederse onun yard�m�n� g�r�r. Ve o z�t darda kalan kulu zor durumundan kurtar�r. Bu manay� da anla.

 

40. HAD�S-� �ER�F: Resulullah (SAV) Efendimiz ��yle buyurdu:

"Bir kimse Allah-� Te�l� kat�ndaki menzilesini bilmek istiyorsa Y�ce Allah' �n kendi yan�ndaki menzilesini ��rensin. ��nk� Allah-� Te�l� kula verece�i dereceyi kulun kendi nefsinde onun i�in verdi�i derece �zerinden tayin eder..."

Bilesin ki, bu Hadis-i �erifte Hakk� a izafe edilen nefs Y�ce Hakk� �n z�t�d�r. Burada z�ta nisbetle nefs ikinci mertebede say�l�r. Kula izafe edilen nef�s ise n�b�vvetin kendisidir. N�b�vvet nefsi ise vel�yet nefsidir. Bu da vel�yet nefsine g�re ikinci mertebe say�l�r.

Vel�yet ise nefsin �z�d�r. Ve burada vel�yet, m�cerret z�t-� �l�h�'de ikinci mertebe say�l�r.

Hadis-i �erifte ge�en "Menzile..." kelimesinin manas�, z�t-� �l�h�'ye ait arzunun tafsilidir, yay�l��� ve da��l���d�r. z�t-� �l�h�'nin murad� ise zuhurdan sonra marifetin husul�d�r. Bu manaya �u Kuds� Hadis i�aret etmektedir:

"Ben, gizli bir hazine idim... Bilinmemi istedim." Burada ge�en "Kul..." kelimesinden murad ise furkan� bir ak�ld�r. Yani her �eyi ay�rd etme kabiliyetine sahip olan nefs. Ve bu, z�t�ndan h�s�l olan ismidir Mevl�n�n.

Kul, Y�ce Hakk� � kendine g�re bir menzileye yani dereceye indirir. Bu derece n�b�vvet derecesidir. Buras� ayn� zamanda bir ba�lant� merkezidir. Yani Hakk� �n cem kayna��ndan n�zul edip bu varl�klara tecelli ile da��l��� demektir. Buradan da bek� makam�na ��k�� sa�lan�r.

Bir ba�ka manaya g�re Devr-i daim. En do�rusunu Allah� Te�l� bilir.

Allah' �m Efendimiz Muhammed' e sal�t eyle...

Keza, b�t�n �line ve ashab�na da...

Bu sal�t yer ve semalar baki kald�k�a s�rs�n...

ana sayfa

 
Hosted by www.Geocities.ws

1