|
Hücre Proliferasyon Markerları Uz.Dr.Murat TOSUN,Dr.Emine TOSUN,Doç.Dr.Mustafa AVUNDUK Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi Cilt:21 Sayı:3 Haziran 2001 Sayfa:235-244 |
|
|
|
Hücre %70’i sudan ibaret olan ve bu suyun içinde çözünmüş halde inorganik katyonların (hidrojen, potasyum, sodyum,kalsiyum, demir v.b.), anyonların (klorid. bikarbonat, hidroksil v.b) ve bunların yanında hücrenin hayatiyeti ve fonksiyonları için gerekli enerji ve enzim sistemlerinin bulunduğu protoplasma ile organellerden ibaret en küçük yaşam birimi olarak tanımlanabilir. Tüm canlıların yaşamı ovum ve spermatozoa adı verilen iki adet hücrenin biraraya gelmesi ile başlar ve bu hücrelerin birbirleriyle birleşip bölünmesi, çoğalması ve büyümesi sonucu “canlı” meydana gelir. Dolayısıyla hücreden bir canlı oluşmasında hücrelerin bölünmesi sonucu çoğalması yani proliferasyonu çok önem taşımaktadır. Peki hücre çoğalmasının anlamı nedir? Aslında tüm hücre proliferasyonu gen transkripsiyonu, protein oluşturulması, organel hareketi ve hücre hareketinden ibaret bir süreçtir. Ancak bu sürecin ilerlemesi oldukça iyi bir şekilde düzenlenmelidir ki bu sayede hücre farklı durumlara kolayca adapte olabilmeli ve bu sayede zarar görmemelidir. Nitekim bölünme ve çoğalma sürecinde olacak olan olayların kalıpları hücrede ve bilhassa çekirdekte depolanmış durumdadır. Örneğin hücre bölüneceğinde genler kopyalanıp replike edilir, hücre çekirdeği parçalanır, kromozomlar çiftleşerek birbirlerinden ayrılırlar ve hücre bölünerek iki farklı kardeş hücre meydana gelir. Tüm bu süreç hücre siklusu olarak adlandırılır ve hemen hemen tüm hücrelerde hayatları boyunca bir veya birkaç kez gerçekleşir. Örneğin vücuttaki birçok hücre sürekli olarak üretilip yenilenir. Bu hücrelere en iyi örnek olarak deri ve kan hücreleri verilebilir. Diğer bir takım hücreler nadiren prolifere olurlar ve hayatları boyunca sadece bir kez bölünme gösterirler. Bu tip hücrelere örnek olarak da sinir hücreleri verilebilir. Bu hücreler intrauterin hayatta oldukça hızlı bölünme yeteneğine sahip olmalarına karşın doğum sonrasında bu özelliklerini büyük oranda yitirirler. Eğer bölünme sinyallerini alıp bölünmeye başlarlarsa onlarca senede bölünmelerini tamamlayabilirler. Hücre proliferasyonu çok sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Bu kontrol çok sayıda protein (genler) tarafından sağlanmaktadır. Bu proteinlerde başka fosfat grupları gibi küçük yapıda moleküller tarafından uyarılmaktadır. Fosfat gruplarını diğer proteinlere bağlayan proteinler protein kinazlar adını alır. Protein kinazlardan meydana gelen ağ hücresel fonksiyonların kompleks olarak kontrolunde çok önemli anahtar görevi görmektedir.1,2 Hücre proliferasyonunda etkin olan proteinlerin etkilerini ve etkiledikleri basamakları daha iyi anlamak için hücre siklusu ve mitoz kavramlarını açıklamak yerinde olacaktır. Hücre
siklusu: Hücre
siklusu hücrenin doğumundan kardeş hücrelere ayrılmasına
dek olan değişimleri içine alan bir süreçtir. Işık
mikroskobu ile en sık görülen hücre siklusu bulguları
kromozom kondensasyonu, iğ iplikleri üzerine dizilmesi ve hücrenin
ikiye ayrılmasıdır. Bu faz hücre siklusunun M
fazı(=Mitoz fazı) adını almaktadır ve
yaklaşık olarak 1-2 saat devam eder. Bununla birlikte, tam
bir hücre siklusu erişkin dokularda bulunan hücrelerde 20-24
saate dek uzayan bir sürede gerçekleşmektedir. Bu süreç 4
basamağa ayrılabilir. Bunlar G1,S, G2
ve M fazlarıdır. G1,S ve G2 fazları
kombinasyonu interfaz adını
almaktadır. M fazı sonunda iki kardeş hücre ortaya çıkar
ve her biri G1 fazına girer. Bu dönemde diğer hücre
siklusu için gerekli olan metabolitlerin çoğu üretilir. Aynı
zamanda bu dönemde hücrenin bir daha bölünüp bölünmeyeceğinin
kararı alınır. Eğer bölünmeyeceklerse hücreler
G0 adı verilen sessiz faza girerler. G1 süresince
hücreler diğer bölünmeye
girilmeyi uyaracak olan büyüme faktörlerine cevap verme aşamasındadır.
Eğer cevap verilirse artık geri dönüş olmaz ve hücre
bölünmeye başlar. Büyüme faktörleri aynı zamanda G0’da
bulunan hücreleri de uyararak hücre siklusuna girmeye zorlar.
Bununla birlikte, tümör baskılayıcı
genler (=tumor supressor genes) adı verilen proteinler hücre
siklusunu G1 fazında bloke eder. Bu nedenle G1
fazı hücre bölünmesinin düzenlenmesinde çok önemli olan bir
dönemdir. Onkogen adı verilen proteinler bu dönemde patolojik olarak bu
düzenlenmeyi bozarak kontrolsuz hücre büyümesine neden olmaktadırlar.
DNA replikasyonu S fazı süresince gözlenir ve bu dönem sonunda
DNA içeriği 2 katına çıkar. G2 fazı süresince
hücre bölünmeye hazırlanır ve çekirdek zarı parçalanması
ile bu dönem sona erer. S fazı 6, G2 fazı 4 ve M
fazı 2 saat gibi bir süre içinde tamamlanmasına karşın
G1 süresi çok değişkendir. Örneğin bu süre
embryonik hücrelerde 2 saate kadar düşmesine karşın
erişkinlerde 12 saatten daha uzun sürebilmektedir. 1,2,3 Hücre
siklus fazları arasındaki geçişlerin düzenlenmesi
moleküler seviyede yapılan araştırmalar sonucu daha
iyi anlaşılabilmiştir. G1’den S fazına
ve G2’den M fazına geçişlerde cyclin
adı verilen protein ailesi oldukça yüksek düzeylere çıkmaktadır.
Diğer birçok benzer proteinlerde hücre siklusunun belirli dönemlerinde
artma ve azalma gösterirler ki bu değişimler ve ilgili
proteinler hücre proliferasyon markerları başlığı
adı altında ileride incelenecektir. Mitoz
bölünme: S fazında DNA çoğalması sonucu diploid hücrede DNA miktarı 2 katına çıkmak suretiyle tetraploid değerlere erişilir. Bu sırada kromozomlar hala diploid sayıdadır. Mitoz bölünme süresince tüm bu değerler yarıya inerek iki kardeş hücre arasında eşit olarak paylaşılır. Bu dönemde çekirdekte meydana gelen değişiklikler 4 fazda incelenir. Bunlar profaz,metafaz,anafaz ve telofaz’dır. Profaz:
İnterfaz süresince oldukça uzayan kromatin kısalıp
kalınlaşır ve tanımlanabilir bir kromozom haline dönüşür.
Her biri sentromere iki kromatidle bağlı durumdadır. Çekirdek
dışında sentrioller ayrılır ve zıt hücre
kutuplarına göç eder. Aralarında birbirine paralel mikrotübüller
sentezlenerek merkezi iğ ve astral ışınsal uzantılar
meydana gelir. İğ ve astral uzantılar bir arada aster
adını alırlar. İğ ve iki adet aster biraraya
gelerek akromatik figür veya diaster
adı verilen yapıyı meydana getirir. Profaz devam
ederken çekirdekçik kaybolur ve son olarak çekirdek zarı
aniden dağılarak kromozomlar serbest kalır. Bu
dağılım anı profazın sonuna ait
bulgudur. Metafaz:
Çekirdek zarı kaybolduktan sonra iğ mikrotübülleri hücrenin
orta kısmına doğru uzanır ve kromozomlar ekvator
üzerinde dizilir. Bu dönem prometafaz
adını almaktadır. Kromozomlar
bu ekvatoryal plağa dizilir dizilmez hemen sentromerleri
ile iğ mikrotübüllerine tutunur. Bu anda hücreye diğer
kutuptan bakıldığında yıldız benzeri bir
görünüm taşıdığı görülür. Anafaz:
Metafazdaki sentromer, çift bir yapıya sahiptir ve bu dönemde bölünerek
yarıya indirgenir. Bu anda taşıdıkları
kromatidlerde yarıya indikleri için orijinal sayıda
kromozom her bir hücre için oluşmuş olur. Bu kromozomlar
daha sonra her iki kutuba doğru çekilerler. Telofaz:
Anafaz kromozomlarının her bir hücrede gruplanmasının
sonunda her iki hücrede diploid sayıda kromozom içeriği
meydana gelir. Kromozomlar tekrar uzayarak incelirler ve çekirdek zarı
tekrar şekillenir. Kromozomların uçlarında membranöz
veziküller oluşmaya başlar ve çekirdekçik tekrar ortaya
çıkar. Tüm
bu basamaklar sonunda mitoz bölünme tamamlanmış olup biri
birine benzer iki kardeş hücre oluşmuş olur. Hücre bu
dönemden sonra ya tekrar bölünmeye girmek için hazırlık
yapmak üzere G1 fazına girer veya istirahat fazı
olan G0 fazında kalarak hayatiyetini devam ettirir.1,2,3
Hücre
siklusu ve mitoz bölünme çok iyi kontrol edilmektedir. Bu kontrolun
değişik tip proteinler tarafından sağlandığı
bilinmektedir. Bu proteinler günümüzde başta immünohistokimyasal
metodlarla olmak üzere tespit edilebilmekte ve bu sayede normal ve
anormal dokuların ayrımı ve hatta anormal dokuların
tiplendirilmesi gerçekleştirilebilmektedir. Bu proteinler hücre
proliferasyon marker’ları adını alırlar ve bu
marker’lara karşı geliştirilen antikorlar, immünohistokimyasal
metodlar kullanılmak suretiyle, patoloji laboratuvarlarında
teşhis amaçlı olarak da kullanılabilmektedir |