Yaratilisciligi
Tartisalim
June
28 2002 at 7:55 PM Mantik (no login)
from
IP address 65.160.128.2
--------------------------------------------------------------------------------
Evrime
yeterince degindik. Sikiyorsa, yaratilisci arkadaslarla yaratilisciligi
tartisalim biraz da.
Eger
yaratiliscilik, iddia ettikleri gibi alternatif bir teoriyse, mevcut gozlemleri
ve evrim teorisinin iyi ya da kotu acikladigi noktalari ayni basariyla veya
daha iyi aciklayabilmelidir. Peki yaratiliscilarin bu konulardaki aciklamalari
nerededir?
Ornegin,
yaratiliscilik teorisine gore evren ve canlilik ne zaman yaratilmistir?
Tum
canlilar bir arada mi, yoksa kademe kademe mi yaratilmistir? Eger kademe
kademeyse, hangisi once, hangisi sonra ve hangi sirayla yaratilmistir?
Canlilarda hic mi degisiklik olmaz, yoksa biraz olur mu? Olursa ne kadar olur?
Ve en onemlisi, nasil olur?
Neden
fosil yataklarinda degisik donemlere ait kademe kademe canli kalintilari var?
Neden bir tabakadaki canli kalintilari diger tabakadakilere uymuyor? Neden
aralarinda gecisler gozleniyor?
Bunca
canli turunun yok olmasinin sebebi nedir? (Simdiye kadar yasamis canlilarin
%99'undan fazlasinin soyu tukenmistir). Allah soyunu tuketecegi bunca canliyi
niye yaratmistir?
Dinazorlari
ve soyu tukenmis diger canlilari yaratiliscilar Nuh tufaniyla aciklamaya
kalkiyorsa eger (ABD'deki yaratiliscilarin yaptigi gibi), o zaman zaten buyuk
bir sacmaligin icine batiyorlar demektir. Nuh tufani efsanesinin elle tutulur
yani yoktur. (Lutfen bu sitedeki bu konuyla ilgili yaziyi okuyunuz). Cocuklarin
bile gordugu yuzlerce sacmaligi vardir bu hikayenin.
Uzun
lafin kisasi, yaratiliscilarin yaptigi sey evrime saldirmaktan ibarettir.
Evrim-yaratiliscilik tartismalarinda (halk onunde yapilanlar, vs dahil), tek
yapilan insan etkileme ve tartisma teknikleri (demogoji, vs) kullanarak
tartisma sanati sergilemektir. Evrimcileri savunma pozisyonunda tutup olur
olmadik iddialarla evrim teorisine saldirip dururlar. Unutmayin, maksat polemik
yapmaksa en saglam seylere bile saldirirsiniz. Ruyada olmadigimizi ve dis
dunyanin gercek oldugunu kanitlamaya bir calisin bakalim? Boyle bir konunun ne
kadar derinine inerseniz, o kadar polemik yapabilir, o kadar kafa karistirabilirsiniz.
Birseye
karsi gelmek istiyorsaniz, yercekiminin olmadigi, 1'in 2'ye esit oldugu,
dunyanin yuvarlak olmadigi gibi konularda bile polemik yapabilirsiniz. (Dunyada
hala dunyanin duz olduguna inanan insanlar oldugunu biliyor muydunuz? Hatta orgutleri
bile var "Flat earth"culer diye).
Kisacasi,
yaratiliscilar evrimi tartismaya gelince ahkam kesmeyi bilirler. Fakat
yaratilisciligi tartismaktan kacarlar.
Cunku
yaratiliscilik alternatif bir bilim degil, sadece evrime karsi cikma bilimidir.
Yaratiliscilikla ilgili tum kitaplar, web siteleri, vs. de ortak olarak
gozleyebileceginiz tek sey evrimin sagina soluna saldirma gayretleridir.
Sorulara alternatif cevap verme gayreti degil.
ABD'deki
yaratiliscilar yine de biraz daha benzetmislerdir fikirlerini teoriye. Sorulan
sorularin bazilarina alternatif aciklamalar vermeye calisirlar. Ama bizim yerli
yaratiliscilarda (ornegi Harun Yahya'nin sayfasinda), oyle birseye
rastlayamazsiniz. Dogayla ilgili hicbir gozleme, yukarida sozunu ettigim
noktalarin hicbirine verilmis dogru durust bir yanit ve aciklama bulamazsiniz.
Cunku
aciklama yapmaya kalkarlarsa, dini kaynaklarla celismemek zorundadirlar. Bu da
gunumuz bilimiyle ortusen tutarli aciklamalari imkansiz hale getirir.
Ornegin
yaratilis hikayesinin kuranda nasil gectigine bir bakalim:
Allah
bir gun melekleriyle otururken, cani birden bire Adem'i yaratmak ister ve 'ben
yeryuzunde bir Halife yaratacagim' der. Fakat melekler bu isten hoslanmazlar ve
'kanlar akitacak birini mi var edeceksin?' derler. Fakat Allah 'sizin
bilemeyeceginizi herhalde ben bilirim' der. (Bakara-30)
Meleklerin
uyarisina aldirmayan Allah, 'kuru camurdan, degisken balciktan' iki eliyle(!)
(Sad-75) bicim verip (Secde-9) insani yaratip, ona kendi ruhundan ufler.
(Hicr-26-28-29) Daha sonra yarattigi insandan (ki bu insan Adem'dir), onun
esini yaratti. (Zumer-6) Bu esin adi bati dillerindeki karsiligi 'Eve' olan
'Havva'dir'. Kuran'da Havva adi gecmez, pek fazla da konu edilmez.
Ademi
yarattiktan sonra, meleklerle Adem'i bir araya getirip, hepsini imtihan eder.
'Eger sozunuzde samimi iseniz, onlarin ismini bana soyleyin' der. ('Onlarin
ismi' ne demektir bilinmez, cunku Kuran bu konuyu aciklamiyor.) Melekler
'onlarin ismini' bilmediklerinden cevap veremezler. Daha sonra Allah Adem'e
donerek; 'Ey Adem haber ver onlarin adlarini' der.
Adem
'onlarin ismini' sakir sakir soyler. Fakat Allah burada hile yapmistir, cunku
imtihandan once 'onlarin ismini' Adem'e ogretmistir. (Bakara-31-32-33)
Bu
sekilde Adem'in daha ustun oldugunu ispatlayan Allah, butun meleklere Adem'in
onunde secde etmelerini ister. Iblis (Seytan) disindakiler, Adem'e secde
ederler. (Bakara-34) Allah seytan'in neden secde etmedigini sordugunda, Seytan
gerekcesini soyler; 'beni ates'ten onu camur'dan yarattin; ben ondan
hayirliyim.' (Araf-12, Hicr-33)
Daha
sonra Allah ile seytan arasinda gecen tartisma ise soyledir:
'o
halde in oradan. Senin haddine mi orada buyukluk taslamak! Hadi cik sen
alcaklardansin.' (Araf-13)
'Dedi:
Insanlarin dirilecegi gune kadar bana sure ver.' (Araf-14)
'Buyurdu:
'Sure verilenlerdensin.' (Araf-15)
'Dedi:
Beni azdirmana yemin ederim ki, onlari saptirmak icin senin dosdogru yerin
uzerine kurulacagim.' (Araf-16)
'Sonra
onlara; onlerinden, arkalarindan, saglarindan, sollarindan musallat olacagim.
Bir coklarini sukreder bulamayacaksin.' (Araf-17)
'Allah
buyurdu: Cik oradan. Yenilmis ve kovulmus olarak. Onlardan sana uyan olursa
yemin olsun ki cehennemi tamamen sizden dolduracagim.' (Araf-18)
Fakat
goruldugu gibi Araf-12'den baslayip Araf-19'a kadar olan bolum, tamamiyle
Seytan'in Allah'a (yani yaraticisina) meydan okumasi seklindedir ve yuce
yaratici boylesi kustah davranisa karsi hic bir yaptirim uygulayamamaktadir. Ve
hatta Seytan karsisindaki aczini, insanlari cezalandirarak gosterir. Cunku o
ana kadar cehennem diye bir sey yokken, birdenbire cehennem ortaya cikiverir.
Bu diyalog'da cok daha onemli bir ayrinti daha vardir; henuz yaratilmis insan
(Adem ve Havva - 'Sizi bir tek canlidan yaratti; sonra o canlidan onun esini vucuda
getirdi...' Zumer-6) Allah'in yanindayken (yani henuz cennet'den kovulmamis),
bu tartisma icinde bircok insanlardan bahsediliyor. Allah da daha ortada
olmayan insanlari da, cehenneme dolduracagini soyluyor! Bu iki anlama gelir ya
bu olaylar cennette yasanirken dunyada zaten insanlar vardi, ya da Allah ile
Seytan ilerisi icin aralarinda planladiklari olayi, kimseye sezdirmeden
dramatize ediyorlar... Bana gore ikinci sik daha kuvvetli bir ihtimal. Cunku
buyuk bir guce sahip olan Allah'in, kendi yarattigi bir yaratik karsisinda bu
duruma dusmesi ve durup dururken cehennemden bahsetmesi, ayrica 'yeryuzune bir
halife yaratacagini' (Bakara-30) soylemekle kurgulanmis bir plan hakkinda kopya
veriyor gibi...
Hikayenin
sonrasi malum; Allah adem ve Havva'ya cennet'de yasamalarini, fakat bir agacin
meyvesinden uzak durmalarini soyler. Kovulmasina ragmen her nasilsa hala
cennet'de bulunan Seytan, onlari kandiriyor ve yasak meyve'den yemelerini
sagliyor. Cok kizan Allah her ikisini de 'birbirlerine dusman olarak' (nedense!!?)
indiriyor. (Araf-24) Iyilik ve guzellik tanrisi insanlari (yoksa sadece kadinla
erkegi mi?) pesinen birbirine dusman olarak dunyaya, olumluler olarak
gonderiyor.
Goruldugu
gibi yaratilis ve takip eden olaylar kisaca budur.
Bu
hikayenin elle tutulur yani var midir? Biraz dusununce gorulecektir ki
yaratilisi curuten evrim degil, sagduyu ve bilimdir.
Bilim,ilk
insan konusamaz der, oysa Adem konusur.
Bilim
ilk 3 Milyar yil oksijen yoktu der, oysa Adem nefes alır! Yani dunya yaratildiktan
3 milyar yil sonra 'yaratilmis ' olmalidir.
Allah
koyun , keci, sigir;inek yarattim der.
Bilim
ise, boyle hayvan turlerinin dogada bulunmadigini ve bu hayvanlarin, yabani
hayvanlarin birkaç bin sene once evcillestirilerek, insanlarca "yapay seleksiyon"
a tabi tutularak, bu hale getirilmesi yoluyla uretildigini söyler.
5.000
sene önce armutun aci, misirin 2-3 santim olduguna yaratiliscilarin itirazi var
midir?
Neden
insan yasamayan yogun ormanlik, vs yerlerde, koyun, keçi; inek; sigir,washinghton
portakal vs bulunmaz?
Yaratiliscilar
evrime karsi bilimle saldiriyor izlenimi verirler ama yaratilisciligi cokerten
bilimdir. Evrim de zaten bilimin bir parcasidir. Bilimden bagimsiz birsey
degildir. Yaratiliscilarin evrim karsitligi, acikca bilim dusmanligidir.
Sozde
bilim ("pseudo science"), insan uygarliginin gelisiminin onundeki en
tehlikeli engellerden biridir. Yaratiliscilik ise en populer "sozde
bilim" orneklerinden biridir.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
Yaratiliscilara birkac soru June 28 2002, 8:19 PM
1)
Allah neden erkeklerde "meme" yaratmistir? Erkeklerde bir ise
yaramadigina gore, bunun mantigi nedir? Hele de once Adem'i yarattigina gore?
(Evrime
gore, bu cinsiyetin omur boyunca birkac kez degistigi ilkel atalarimizdan kalma
bir genetik artiktir. Nitekim, bazi balik ve reptil turleri normal omurleri
boyunca birkac kez cinsiyet degistirirler. Peki bu durumun yaratiliscilara gore
aciklamasi nedir?).
2)
Canlilik kutsal kitaplarda soylendigi ve pek cok yaratiliscinin iddia ettigi
gibi 6000 yil once mi yaratilmistir, yoksa evrime saldirirken kullandiklari
delillerde dedikleri gibi "kambriyen" devrinde mi?
Burada
dikkat edilirse yaratiliscilarin cok bariz bir mantik yanlisi ve sacmaligi goze
carpmaktadir. Kamriyen devrinde 500-590 milyon yil once, pek cok canlinin kisa
bir sure icinde ortaya cikmasini, evrim karsiti, yaratilisciligi destekleyen
bir delil gibi gorurler ve canlilarin o donemde birden yaratildigini iddia
ederler. Fakat yeri gelir, tum canlilarin yaratilisini 6000 yil onceye
koyarlar. Soyleyin, hangisi?
3)
Insanoglu tarimi son 10 bin yilda bulmustur. Butun ileri uygarligimiz ise son
birkac bin yila sigacak birsey.
Peki,
eger milyonlarca yillik hominid fosilleri yanlissa, ilk zamanlardan beri
insanlar bilinen son hallerinde iseler, neden milyonlarca yil, dunya uzerinde
uygarliktan en ufak bir iz yoktur da, her sey son birkac bin yil icine
sikismistir? Insanlar neden o kadar uzun sure bos oturmuslardir? O donemde
yaratiliscilara gore nasil yasamislardir? Konusabiliyorlarsa, hayvancilik,
tarim yapabiliyorlarsa (ki nitekim Kuran'a gore Adem'in cocuklarindan Habil
ciftci,Kabil Koyun cobanidir), uygarligin gelismesi neden bu kadar uzun zaman
almistir?
Evet,
simdilik bu kadar soruyorum. Cok soru sorunca cevap yazmiyorlar. Ama ben cevap
almak istiyorum. Neler yumurtlayacaklarini merak ediyorum. Bu yuzden simdilik
sorulari sadece bu kadarda birakiyorum.
Yaratilisci
arkadaslar lutfedip bu 3 soruyu cevaplayabilirler mi?
DEHA
(no
login)
212.146.171.24
Mantık,gayet haklısın. June 28 2002, 10:38 PM
'Kisacasi,
yaratiliscilar evrimi tartismaya gelince ahkam kesmeyi bilirler. Fakat
yaratilisciligi tartismaktan kacarlar.'
Demişsin.
İşte
ispatı,Anonymous rumuzu ve Dants logini ile yazıp evrim hakkında sayfalarca
yapıştırıp,ahkam kesen vatandaş bakınız ne diyor;
'yazılanlar
sırasında önemli bir şey dikkatimi çekti: sürekli dine saldırıyorsunuz. biz
dini mi tartışıyoruz evrimin bilimselliğini ve doğruluğunu mu ben burada dini
istesem de tartışamam çünkü yeterli din hakkında bilgim yok.
yoksa
evrimi öğrenenlerin yanında bir de din mi öğrenmesi gerekiyor?'
Bu
kadar basit,adamın Din bilgisi yokmuş ama,
Evrimi
çürüttüğünü ve yaratılışçılığı ispat ettiğini ileri sürebiliyor.
Halbuki,
Evrim'in E'sini de bilmiyor,haberi yok.
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Re: Yaratılıs June 29 2002, 9:30 PM
Mantık
Teisleri
yaratılısı bilimsel olarak acıklayın seklinde bir cagrıda bulunman akıllıcaydı,
yanlız ikinci bölümdeki sorular, olayı tersine ceviriyo. Bence bu konuya evrimi
hic karıstırmadan deginseydin daha yerinde olurdu. Bundan dolayı bu 3 sorunun
yeri burası degil.
Yaratılısı
savunan arkadaslar yaratılısa bir acıklama getirmektense evrimin haklılıgına
yönelik soruları cevaplama yoluna gidecekler, yaratılısın bilimsel acıklanması
böylece güme gidicek. Bundan dolayı bu soruları keske evrim bölümünde
sorsaydın.
Gelelim
yaratılısa.
Bence
yaratılıs aklen mümkün.
Düsün.
İnsanlar günden güne cogalıyo. Mantık olarak herkezin bir anne ve babasını
arıyosun. Ve bu anne ve babalar bir öncekilerin cocukları oluyo.
Insan
nüfüsu her gecen gün cogalıyo. Aslında bilimsel olarak insanlıgın yasını,
devrelere göre cogalma hızını takip ederek tahmini bir rakam vermek mümkün. Ama
afetler, nufusun cogalmasına etki eden anormal gelismeler, savaslar, bu nufusun
tutarlı bir sekilde cogalmasini engellemis. Bundan dolayı net bir insanlık yası
vermek mumkun. Bu acıdan fosiller degerli bir kaynak.
Demek
istedigim su. Su an insan sayısını 5 milyar kabul edelim, 50 yıl once 2 milyar,
100 yıl önce 1 milyar olsun. Bu sayının binlerce yıl öncesine cok cok daha az
oldugu muhakkak. Böylelikle insanlıgı ortak bir kökene baglayabiliriz. Binlerce
yıl önce insanlık ortak bir atadan (Adem ve Havva) dan gelmis demeye hicbir
mantıklı engel yok.
Adem
ve Havvanin evrim sonucu olup olmadıgı ayrı konu. Demek istedigim Adem ve
Havvaya insanlıgın soy kütügünü baglamakta düsünsel yönden kesin bir engel yok.
Ben bazen merak ederim. Acaba benim 20 bin yıl önceki dedemin dedemin dedemin
... si ne isle ugrasıyodu diye. Hatta bununla ilgili bir belgeselde izlemistim.
4 bin yıl öncesine ait iskocyada bir bölgede insan fosili bulunuyo. Ve genetik
sifleri o toplumdaki alınan insanlarin sifresiyle karsılastırılıyo. O fosilin
kimin atası oldugu tahmini olarak söyleniyo. Fosille akrava cıkan sahsa da ödül
veriyolar..
Meme
konusuna gelince. Bu evrimcileri de muhatap alan bir soru olmali. Evrime göre
kullanilmayan organlar körelir. Hatta yok olur. Buna göre erkeklerdeki
memelerin simdiye kadar yok olmasi gerekirdi. Ayni sey sünnet icin de gecerli.
Yahudiler 4000 yıldır sunnet yaparlar. Ama nedense sünnete konu olan deri
varlıgını yitirmemistir. Hem erkeklerdeki memenin gercekten bir ise
yaramadıgından emin misin? Ergenlik cagına gelen erkeklerin meme gelisimi,
hatta memelerinin asırı derecede hassaslasmasi...
Insanlıgın
yası olarak söylenen 6000 yıl K.Kerimin ifadesi degil. Bu kitabı mukaddeste
tarihi bilgi olarak verilmis. Bunu ölcü alarak K.Kerime suclama yapamazin.
Tarımın
10 bin yıldır var olmasi ve Adem'in cocuklarindan Habil ciftci, Kabil Koyun
cobani olmasina gelince; Ademin cocuklarına ait bilgiler Islami kaynaklardan
derlenmemistir. Bu tur ifadeler K.Kerimde yok.
Cok
ilkel yontma tas devri insalari 20 yıl öncesine kadar balta girmemis afrika
ormanlarinda görülmüstür. Bunlar aynı yasami binlerce yıl yasamaktadirlar.
K.Kerimdeki bircok ayette mesela Hz.Davud hakkında ona demir elde etmesini
ögrettik der. Insanların gelisiminde Tanrının da bir müdehalesi söz konusu. Din
bundan birkac bin yıl öncesine kadar insanlıgın en büyük dinanizmiydi. Büyük
önderler aynı zamanda dini acıdan da önderdiler ve insanligin gelisiminin
klavuzları oldular. Insanlıgın mevcut gelismislik seviyesini dine muhtac
olmadıgından emin misin? 2-3 yıl öncesi toplumlarda din hayati önemlidir. Belki
de din kontrollu bir gelisme ve ilerlemeyi saglıyo. Olaya bu acıdan da bakmak
lazım.
Yani
bu sorular yaratılısın bilimselligi konusunda ölcü olamaz. Bu sorulara cevap
vermekle yaratılıs bilimsel olarak izah edilemez. Sadece 'Yaratılısı bilimsel
olarak acıklayın' demen yeterliydi.
Bu
soruya cevap verebilecek de Teistler falan degil. Genetikciler. Bu acıdan 20-30
yıl sonuna kadar yaratılısla ilgili problemlerin büyük ölcüde cözülecegine
eminim.
Bence
evrim konusunda ya da yaratılıs konusunda o kadar aceleci olmayın. Iki
tarafinda hayal kırıklıgı yasayabilecegi bir döneme giriyoruz.
Bekleyelim
bakalım. Sonucu ben de cok merak ediyorum..
Byes.
DEHA
(no
login)
212.146.157.73
Utarid June 29 2002, 10:40 PM
'
Ademin cocuklarına ait bilgiler Islami kaynaklardan derlenmemistir. Bu tur
ifadeler K.Kerimde yok.'
Maide
suresi 27-31 arası bu konu ile ilgilidir.
Adem'in
2 oğlu denilerek,birer kurban sunmaları,birinin kabul edilip,diğerinin
edilmemesi,
bu
yüzden oğullardan birinin diğerini öldürmesi ve gömmek için bir karga
gönderilmesi Tevrattaki anlatım ile aynıdır.
Sadece
isimler zikredilmez.
6.000
yıl Tevrat tan hesaplanmıştır ancak,Kuran a bakıldığında,bu konuda Tevrat la
çelişmez.
Aynı
insanlar ve aynı secere Kuran da da vardır,Tevrat ta da.Örneğin Nuh'un 950 sene
yaşadığı ikisindede yazar.
Dolayısı
ile,ikisi arasında fark olabilir denilebilirse bile,bu birkaç yüz yıl,bilemedin
binyıl olur,milyonlarca yıl olamaz.
Çünkü,ikisinde
de secere ve soyağacı aynıdır,aynı insanlardan bahsedilir.
Mantik
(no
login)
172.135.143.181
utarid June 30 2002, 9:25 AM
"Teisleri
yaratılısı bilimsel olarak acıklayın seklinde bir cagrıda bulunman akıllıcaydı,
yanlız ikinci bölümdeki sorular, olayı tersine ceviriyo. Bence bu konuya evrimi
hic karıstırmadan deginseydin daha yerinde olurdu. Bundan dolayı bu 3 sorunun
yeri burası degil."
Sadece
evrimin begenilsin ya da begenilmesin belli aciklamalari olan konularda, acaba
yaratilisciligin aciklamasi nedir noktasina vurgu yapmak istemistim. Yoksa bu
baslik altinda evrimi degil yaratilisciligi tartismak istedigimizi acikca ilan
ettik zaten. Evrimi hem yeterince tartistik, hem de eger hala diyecekleri
birseyler varsa yeri bellidir, gider orada derler.
Fakat
burada, basindan beri soyledigim gibi yaratilisciligi tartismak istiyorum. Eger
lutfedip gelirlerse tabi.
"Yaratılısı
savunan arkadaslar yaratılısa bir acıklama getirmektense evrimin haklılıgına
yönelik soruları cevaplama yoluna gidecekler, yaratılısın bilimsel acıklanması
böylece güme gidicek. Bundan dolayı bu soruları keske evrim bölümünde
sorsaydın."
Eger
bu baslik altinda evrim tartismaya kalkarlarsa, forumun okurlari da kor degil
herhalde, ne yapmaya calistiklarini (sirf yaratilisciligi savunmak zorunda
kalmamak icin yine evrime camur attiklarini) herhalde gorurler. Bizim
dediklerimiz ise bir kez daha kanitlanmis olur. Yani yaratilisciligin, hele de
artik gunumuzde, en az ortalama bir zeka ve bilgi duzeyine sahip bir insan
tarafindan, bilimsel acidan (deney, gozlem, ispat, yanlislanabilirlik, vs.
acisindan) ciddi ciddi savunulmasinin, utanmadan ve rezil olma riskine girmeden
kalkisilabilecek birsey olmadigi fikri.
Senin
yaratilisi aciklama seklin ise, dini kaynaklarin dediklerinden uzaklasmak
suretiyle yapilabiliyor ancak. Sen de evrimci teistlerin cogunda oldugu gibi
kurandaki yaratilis hikayesini bir bakima mecazi anlamda aliyor, oyle
yorumluyorsun.
Statik
bir sey olan dinsel aciklamalarla, dinamik birsey olan bilimsel bilginin
iliskisi soyle olur genellikle: Dinci kesim, kendi fikirleriyle uyusmayan
bilimsel bulgulari, reddetmek mumkun oldugu surece reddeder. Ne zamanki birsey
bilimsel alanda artik karsi cikilamayacak kadar acik bir gercek halini alirsa,
o zaman da, dinsel aciklamayi degistirmek soretiyle dini korumaya calisirlar.
Ama degistirmeyi de "yorumlama" yoluyla yaparlar. "Yani o
aslinda oyle demiyordu da, bilimin bugun dedigini diyordu, ama biz insanlar
eskiden bunu goremedik" seklinde. Bilirsin, sen de yapiyorsundur bolca.
Bu
konuda bu forumda daha once "Inanclinin Mantigi" isminde bir baslik
acmistim. O yazinin bir kismini buraya da kopyaliyorum:
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Teist'teki
mentalite oyle terstir ki, bir cumleden ne anlasilacagi, ve cumlenin dogru olup
olmadigi, cumleyi soyleyen kisiye baglidir. Yoksa mantiga, akla, bilime,
sagduyuya degil. Neyin dogru olduguna bastan karar verilmistir. Cumle bu karara
gore test edilir. Karar cumlenin test edilmesinden sonra, bu testin sonucuna
gore verilmez. Yoksa, olur ya, mazallah, dogmalariyla celisen birseyleri kabul
etmek zorunda kalabilirler. Oyle bir riske girilir mi hic?
Dogrunun
ne olduguna testten once karar verirler.
Ondan
sonra da kalkip dinin ne bilgilerinin, ne de yonteminin bilimle celismedigini
soylerler.
Kuran'a
gore evren 6 gunde yaratilmistir dersin. Oradaki gun bizim bildigimiz gun degil
derler.
Allah
yeryuzunu yaygi gibi yayip uzatmis, daglari da destek olsun diye direk gibi
dikmis kurana gore dersin. Bunlar mecazi anlatimlar, oyle degil o is derler.
Yakin
gogu insanlar gece yon bulabilsinler diye yildizlarla kandil gibi suslemis ve
bu gok boslugunda kuslar ucar kurana gore dersin. Yildizlar icin, yeryuzunden
bakan insanin bakis acisindan bir anlatim bu derler, mantiksiz bir yon
bulmazlar, kuslarin uctugu gokten ise uzayin degil, yakin atmosferin
kastedildigi yorumunu yapip, yine kendilerini rahatlatirlar.
Omuzdaki
melekler konusunda, bunlarin varolmadiklari dogrudan, kolayca gosterilemeyecegi
icin, simdilik ilk anda anlasilan anlamina sadik kalir, bilim boyle birseyin
olmadigini gosterene kadar (eger gosterebilirse) cumleye oldugu gibi inanirlar.
Cinler
konusunda da oyle. Cinlerin atesten yapilmis olmasi konusunda polemik yapmaya
kalkar, "Yahu atesten yapilmissa, niye goremiyoruz ki?" diye
sorarsan, her nedense kendi akillarina gelmeyen bu sorudan rahatsiz olmaz,
"Allah'in hikmetinden sual olunmaz" deyip gecistirirler.
Adem-Havva
hikayesine bakip, Evrimsel gercekleri eger bilmiyorlarsa, veya dini onderleri
"Evrim yanlistir" demisse, bu hikayeyi oldugu gibi alir, yorumlamadan
, ilk anlamiyla, oldugu gibi inanirlar ve bilimi reddederler. Yok eger, o kadar
kati bir tutumlari yoksa ve/veya bu konudaki bilimsel bilgilerden biraz
haberdarlarsa, o zaman ortaya cagasan gibi evrim'in kuranda da oldugunu
soyleyen evrimci islamcilar cikar. Adem ve Havva hikayesini bu sefer sembolik,
simgesel ve duz anlamiyla alinmamasi gereken birsey olarak yorumlarlar.
Neyi
duz anlamiyla alip, neyi yorumlayacaklarina itiraz edilecek gercegin ne derece
acik olduguna gore karar verirler. Bilim birseyi artik supheye yer birakmayacak
kadar acik bir bicimde gostermisse, o konuda bilimle celisen dini anlatimlari
yorumlayip mecazlandirirlar. Eger henuz bilimsel olarak o konuda kesinlik
yoksa, baglayici bilgi yoksa, o zaman dini anlatimi dogrudan alir, ilk
anlaminda diretirler.
Iste
teist mantigi boyle ters bir mantiktir. Bu kadar sartlanmis, ve bu kadar
antibilimseldir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir
de baska bir yazimda bu konuyla alakali bir kisim vardi. Onu da buraya da
kopyaliyorum:
Teistin
zihniyeti oyle bir zihniyettir ki, "Ay beyaz peynirden yapilmistir"
diye bir cumle soylerseniz kendisine, bu cumleden ne anlayacagina cumlenin
nereden alindigina gore karar verecektir:
-Eger
bu cumlenin bir cocuk masalindan alindigini soylerseniz, dogaldir, sacma zaten,
masaldir deyip gececek.
-Eger
cumlenin bir insanin iddiasi oldugunu soylerseniz, bu kisinin bilgisizliginden
ve anti bilimselliginden dem vuracak.
-Eger
cumlenin incil'de gectigini soylerseniz, dogaldir, zaten tahrif edilmis kitap
diyecek.
-Eger
cumlenin kuran'da gectigini soylerseniz, bu sefer "Acaba bu cumlede ne
demis olabilir?", "Bu cumleyi nasil anlamaliyim ki bilimle
celismesin" diyecek. Ona gore de bir yorumlar yapacak. "Efendim,
burada ayin rengi ile ilgili sembolik bir anlatim yapilmakta, vs"
tarzinda.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Herneyse,
meme konusuna gelince, evrimde, kullanilmayan bir organ, evrim surecinde ille
de yok olur diye bir iddia yoktur. Yok olabilir, ama ancak yok olmasi herhangi
bir sebeple dogal secilim surecinde ture bir avantaj sagladiysa yok olur. Ya da
rastlantisal olarak, o ozelligin iyi gelismedigi, koreldigi turler, baska
sebeplerle ayakta kaldiysa (o ozellik, dogal secilim acisindan belirleyici
olmadigi icin, ozellik bir avantaj da dezavantaj da getirmedigi icin), zaman
icinde korelebilir, yok olabilir. Fakat olmayabilir de. Sadece memelerimiz
degil, saclarimiz, tirnaklarimiz, vs. pek cok gunumuzde ise yaramayan biyolojik
parcamiz ya da ozelligimiz vardir. Bunlarin ne yok olmasi ne de kalmasi
evrimsel surecte turumuzun dogal secilimine etkide bulunmadigindan, bunlar bu
gune kadar kalmistir.
"Insanlıgın
mevcut gelismislik seviyesini dine muhtac olmadıgından emin misin?"
Bu
tartisilabilecek bir konu. Aslinda bu noktadan emin degilim. Yeterli egitimin
herkese verilebildigi bir toplumda, din elbette gerekli degildir artik
gunumuzde. Ama bu pek pratik olmadigindan, suru zihniyetindeki kitleleri
kontrol edecek sosyal mekanizmalar aranmis. Eski caglarda bunun icin din
bulunmus ve gunumuzde de iyi kotu isliyor bu fonksiyonu. Fakat, din kas
yaparken goz cikardigi icin, bugun gerilige vs. yol acan bir suru yonunu
gordugumuz icin, dinin, en azindan gunumuzde sekli ve uygulamalariyla toplum
hayatindan cikarilmasinin (tamamen kalkmasi degil belki) faydali olacagini
dusunuyorum. Bati bunu becerebildigi icin basarili olmustur zaten benim kisisel
fikrime gore. (Yani laiklik. Kilise ve devletin, din isleriyle devlet islerinin,
vs. ayrilmasi).
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.113
Re: Yaratilisciligi Tartisalim June 30 2002, 11:05 AM
Bütün
bilimsel bulgular Büyük Patlama’nın lehine olduğu için, bu teori a fortiori bir
özellik kazanmıştır. Materyalist yaklaşımı korumak ve Büyük Patlama fikrinin
dinlerle bilimin buluşması anlamına gelebileceği kaygısıyla, yaratılış
kavramını silmek için ortaya atılmış Durağan Hâl Teorisi (Steady State Theory)
ise evrenin ezelden beri böyle olduğunu, birbirlerinden uzaklaşan ve kaybolur
gibi görünen maddenin yerine, sürekli olarak yeni maddenin “oluştuğunu” iddia
etmektedir. Büyük Patlama’nın kalıntısı olan fon gürültüsünün ve mütemâdi
genişleme-uzaklaşmanın keşfiyle, bu teorinin pek prestiji kalmamış
durumdadır.İste Yaratılış Burda devreye giriyor evrim bu yüzden bir teori hiç
bir zaman kuram olamaz tabii büyük patlamanın öncesini bilemezsek.
Sonuç
olarak evrim, dâima, daha sofistike ve frajil sistemlerin gelişmesi yönünde
gerçekleşmiştir. Halbuki, entropi kanunu muvacehesinde olaya bakarsak, bunun
tam aksinin cereyan etmesi, her şeyin dağılıp gitmesi gerekirdi!
Ben
burda evrimi tarşmıyorum evrimin bile bir yaratıcıya gereksim duyduğunu
söylüyorum Niçin sorusuna cevap veremeyecemiz gibi neden sorusunda bile bazı
çelişkiler var.
DEHA
(no
login)
212.146.157.230
Matematikçi June 30 2002, 12:50 PM
'Halbuki,
entropi kanunu muvacehesinde olaya bakarsak, bunun tam aksinin cereyan etmesi,
her şeyin dağılıp gitmesi gerekirdi!'
Matematikçi,bunu
açıkladık.
Düzen
içinde düzensizlikte bulunur,
Düzensizlik
içinde düzen de bulunur.
Zaten
sonuçta her şey dağılıp gidecek.
Güneş
te dağılacak,dünyada,insanda.
İstediğin
kadar uğraş bir masa nın giderek düzensizleşmesini ve yok olmasını
önleyemezsin.
Aslolan
düzensizliktir,Düzen geçiçi bir haldir.
Enerji
harcanark bu süreç uzatılabilir,ancak tersine çevrilemez.
'Ben
burda evrimi tarşmıyorum evrimin bile bir yaratıcıya gereksim duyduğunu
söylüyorum Niçin sorusuna cevap veremeyecemiz gibi neden sorusunda bile bazı
çelişkiler var.'
Bu
görüşünün aksi ispat edilemez.
Bir
Tanrı,Evrimi yapmış olabilir,veya bir uzaylı veya başka bir güç vs.
Ancak,Bu
Tanrı Kurandaki veya İncildeki veya Tevrat taki Tanrı değildir.
Yani
Dinlerin her üçü de bilimsel bulgularla çelişir ve
Big
Bang'le başlayan ve Evrimle devam eden bir yaratılışı reddeder.
Başka
bir forumda,Kuranın Evrimle çelişip,çelişmiyeceğini oldukça uzun tartıştım.
Dilersen
a forum da bunları okuyabilirsin.
Mantik
(no
login)
172.140.133.160
matematikci July 1 2002, 8:32 AM
Big
bang modeli zorunlu olarak teist bir evren aciklamasi gerektirmez. Bilimde,
(teorik fizikte) big bang'in neden olusmus olabilecegi ile ilgili de pek cok
fikir vardir. Bunlarin pek cogu da bir sebebin varligini gerektirmez.
Bunlara
bir ornek verecek olursak, unlu fizikci Stephan Hawking’in “Baslangici olmayan
evren” modelini dusunebiliriz. Bu fikre gore evren kendi uzerine kapanan bir
kapali cevrim olusturur (aynen iki boyutlu bir duzlemin ucuncu boyutta
katlanarak bir kure haline getirilebilmesi gibi). Boyle bir modelde evrenin
baslangicini aramak anlamsiz olmaktadir, cunku Stephan Hawking’in kendi verdigi
bir ornege gore boyle bir evrende big bang’e neyin sebep oldugunu sormak, dunya
uzerinde “Kuzey kutbunun 5 km kuzeyinde ne vardir?” sorusunu sormaya benzer.
Yani anlamsizdir.
Fakat
bu konu bir yana, big bang modelinde sozu edilen seyle, dinlerin yaratilis
aciklamalari arasinda hicbir alaka yoktur. Bunu gormek icin bu sitedeki
"Kuran'a gore yaratilis" konulu yazilara goz atmak yeterlidir.
Hem
sonra, "Her seyin bir sebebi olmali" mantigiyla evrenin kokeninde
Tanri'yi gormek, bu forumda daha once de sik sik sozunu ettigimiz ciddi bir
dusunce hatasidir.
Felsefi
alanda defalarca curutulmus olmasina ve ciddi tartismalarda yuzyillardir
kullanilmamasina ragmen, tipik teistinin gunluk hayatta hala kullandigi bir
akil yurutmedir bu.
Her
seyin bir sebebi varsa, ilk seyin sebebi nedir? Ilk sey eger evrenin ortaya
cikisiysa, onun da sebebi tanridir deyip cikiyorlar isin icinden. Peki burada
sormazlar mi adama "Peki tanrinin sebebi neydi?" diye. Nitekim kucuk
cocuklar soruyor. Zihinleri acik cunku henuz. Sartlanmamis. "Tanri'nin
sebebi yoktur" veya "Tanri kendi kendisinin sebebidir"
aciklamasi gecerli bir aciklamaysa, o zaman "Peki evrenin sebebini niye
merak ediyorsun?" diye sormazlar mi adama? Belki de 'Evrenin sebebi
yoktur' veya 'Evren kendi kendisinin sebebidir?'. Eger evrenin sebebini merak
etmek gecerli bir mantik yurutmeyse, Tanrinin sebebini merak etmek niye gecerli
degil? Onun da sebebi daha buyuk bir Tanri, o tanrinin da sebebi ondan buyuk
baska bir Tanri dersem, bunun sonu gelir mi? Eger bir aciklama yapabilmek icin
bir yerde durulmasi gerekiyorsa, o zaman nerede duracaklarina nasil karar
veriyorlar? Neden evrenin sebebinde degil de, Tanrinin sebebinde duruyorlar?
Entropi
konusuna daha once deginildi. Evrim basligi altina bakabilirsin bu konu icin.
Nicin
sorusuna cevap vermek konusunda ise, bu sitedeki
http://www.geocities.com/ateizmvedin/evrende_neden_hayat_var.html yazisini
okuyabilirirsin.
Mantik
(no
login)
172.140.133.160
hala beklemedeyiz July 1 2002, 8:35 AM
Evet,
hala yaratilisci arkadaslarin yaratilis konusunu bize aciklamalariyla once
ortaya koyup, sonra da bilimsel olarak ispat etmelerini bekliyoruz. Yukarida
sordugumuz sorulara da (hem acilis yazisindaki, hem de diger sorular) cevap
vermelerini bekliyoruz.
DEHA
(no
login)
212.154.29.151
Evet,bekliyoruz July 1 2002, 11:30 AM
Mantık,
Bunlar
ateist değil, sinek savmaktan aciz olduklarından
buralara
pek uğramıyorlar.
Zatı
muhterem,herhalde mevsim itibarı ile kafasını duvardan duvara vurarak,sinek
öldürmekle meşgul.
Tatile
mi çıksak,ne yapsak ?
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Siz Beklerken... July 1 2002, 5:43 PM
Deha
"Adem'in
2 oğlu denilerek,birer kurban sunmaları,birinin kabul edilip,diğerinin
edilmemesi,
bu
yüzden oğullardan birinin diğerini öldürmesi ve gömmek için bir karga
gönderilmesi Tevrattaki anlatım ile aynıdır"
Bu
ifadelerinle Mantıgın 3. sorusunu bilmeden cevaplıyosun. K.Kerimde Kabilin
kardesi Habili öldürmesi ve onu gömmek icin bir kargadan ilham alması
insanlıgın ibtidai bir baslangicı icin yeter fikri veriyor. Insanların ilk
dönemlerinde gelismis olmadıgı, dogayı taklit ettikleri K.Kerimin de ifadesi
olmus oluyo.
K.Kerime
göre Mantıgın iddia ettigi ki "nitekim Kuran'a gore Adem'in cocuklarindan
Habil ciftci,Kabil Koyun cobanidir" kesinlikle Islami literatürde gecmez.
Bu tur ifadelere Islamda ISRAILIYYAT derler. Yani tevrat kaynaklı ifadelerdir.
Kesin bilgi teskil etmezler.
Aynı
sekilde 6000 yıllık bir insan yasami K.Kerimin ifadesi degildir. Kesinlikle bnu
desteklicek ne bir ayet ne de bir hadis vardir. Bir peygamber 950 yıl yasadıysa
ve binlerce peygamberden bahsediliyosa aksine K.Kerime göre de insanlıgın
yasının daha fazla olmasi gerekir.
-------------------
Mantık
Dinin
iki yönü vardır. Dİnamik yönü 'seriat' yani ahkamlarin hukumlerin ihtiva ettigi
bölümüdür. Bunlar caglara ve zamana göre degisir. Statik yönü ise iman esaslari
dir. Bunlar Ademde neyse Hz.Muhammed de odur. Ve bu iman esaslari tecrubeyle
elde edilen, bilime konu teskil edilen bilgi alanın dısındadır. Bu konuda bilim
dinle, dinin bilimle alıp veremedigi yoktur.
Önemli
olan seriati statiklestirmemektir. Seriat sapına kadar bilimin, tecrubenin,
insanlıgın ihtiyac ve gereksinimlerinin güdümündedir.
Hata
seriati statiklestirmede, degismez dogru olarak benimsemededir. Bu acıdan
seriatin belirleyicisi bilim, ve müsbet düsünce olmalidir. Seriat insanlıgın
kamburu olmamali, kendisi asmasına mani olarak algılanmamalidir. Dikkat
edilirse bütün peygamberlerin seriatları hep farklıdır.
Bundan
dolayı ben buna; SABIT DIN (iman esasları), DINAMIK SERIAT diyorum.
Bu
acıdan insanların bir ve tek olan Allah a inandıkları sürece, gündelik
hayatlarını bilimin ve cagdas sosyal bilimlerin verileriyle dizayn etmeleri,
erdemlerini ve yasam seviyelerini yükseltmelerine Allah ın bir itirazı olmaz.
Bunun aksini kimse iddia edemez.
Bakın
su noktayı yeniden vurguluyorum. Bir seyi bilim 2x2=4 eder kesinlikle
isbatlarsa bu sey iman esasi olmaktan cıkar. Iman esasları bilimin verileriyle
sınanabilecek, gercekligi anlasılabilecek ilkeler degildirler. Isın esprisi
bilimce aksi ya da lehinde bir dehil olmadan ima edilen Allahin varlıgı,
Meleklerin varlıgı, ahiretin varlıgı gibi esaslara inanmak gönülden
baglanmaktır. Bilimce isbatlanmıs bir seye herkez inanir, bilimin kesinkez
reddeddigi bir konunun aksine inanada deli derler.
Dini
terminoloji de 'mümkün' diye bir terim vardır. Allahın varligi mümkündür, bütün
varlıkların bilinmedigi tesbit edilemedigi bir evrende meleklerin varlıgı
mümkündür, ahiretin varlıgı mümkündür gibi muhal görülmeyen esaslara iman
etmektir.
Evrenin
yasi, dünyanın sekli, yıldızların esarı vb. ilkeler Islami terminolojide hicbir
zaman iman esasi olarak gösterilmemistir.
Ateist
olarak sizden istenen de TEMEL iman esaslarinin gecersizligini, bunların muhal
(imakansiz olmasini) isbatlamanizdir.
-----
Gün
kavramının K.Kerimde 6 gün olarak tesbit edilmesi ve bundan da su an gecerli
olan bir gün 24 saat tir ifadesi, evrenin yasıyla ilgili bilgiler insanlıgın
200-300 yılından itibaren kesinligi anlasılabilen seylerdir. Halbuki bu gün
kavramıyla kastedilen zamanin farklı oldugu 1000 sene öncesinin tefsir
kitaplarında yer almıstır. Bilimin elestirisinden kurtulabilmek icin yapılmıs
yeni yorumlar degildirler. Insanlık evrenin yasının 15 milyar yıl oldugunu
bilmedigi bir dönemde yazılmıs tefsirlerde K.Kerimde gecen gün kavramının izafi
oldugu yazılmıstır.
-----
Evrimi
iyi bilen birisi olarak meme konusu gecistirmene gercekten cok sasirdim. Meme
konusu evrimcilerin de cözemedigi konulardan birisidir.
Ayrıca
erkek memesinin hem estetik yönünden hem de saglık yönünden insan anatomisinde
cok büyük yeri vardır. Ergenlik cagındaki erkeklerin meme gelisimi, erkek
memesinin asırı derecede büyümesinin karaciger ver diger hormonsal
bozuklukların ön habercisi olması vb. etkileri...
Yukarda
da ifade ettigim gibi insanların soyunun Adem ve Havvadan gelmesi mantık olarak
mümkündür.
Yaratılıs
olayını cözücek olanlar fosilciler ya da Palearkeologlar degilidiler. Bunlar
olsa olsa veri saglarlar. Bu veriler üzerinde yorum yapmak artık Molekuler
Biyolojinin bilgi alanına girer. Lütfen bu konuda genetikcilerin verilerini
esas alın. Bence de 20-30 yıla kadar mesele kesinlikle aydınlacak. Su an ise
tahminden öteye varılamayan bir dönemdeyiz. Bu konuda palearkoloji yorumlarını
ben cok ilkel ve yetersiz buluyorum. Insanlık su an darwinin "surda sunu
gözlemledim, böyle olabilir" gibi ifadelerinden cok ileridedir.
Bundan
dolayı gerek evrim gerek yaratılıs konusda aceleci davranılmamasını hem
evrimcilerden hem de yaratılıscılardan rica ediyorum.
Byes.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
utarid July 1 2002, 7:55 PM
Tevrat
ve Incil'e tahrif edilmis deyip, istediginiz kismini kabul ederek, istediginiz
kismini reddetme hakkini kendinizde buluyorsunuz. Ayrintilari tevratta olan,
fakat kuranda da ayni parallellikte gecen pek cok hikaye var. Bunlarin ayni
olaylardan bahsettigi acik. Kuran'in kendinden onceki kitaplari onayladigi da
kuranda gecen bir ifade. Muhammed'e daha yasadigi donemde, iddialari icin
"Bunlar daha oncekilerin masallari" dendigi de bilinen birsey. Niye
kendinizi kandiriyorsunuz? Insanlar tahrif etmek icin bula bula dunyanin yasini
mi bulmuslar? Orada dogru rakamlar yaziliyken, kalkip onu bugun toplam 6000
yapacak sekilde mi degistirmisler? Niye yapsinlar bunu?
Hem
yaratilisin 6 gun surdugu ve Nuh'un 950 yil yasadigi kuranda da var. Oradaki
gunden kastedilenin bildigimiz gun olmadigini eski tefsircilerin de soylemesi,
bu ifadenin o zamanlar bile iddia edilemeyecek kadar sacma oldugunun bir
kanitidir. Insanlarin bu ifadenin sacmaligini gormeleri ve sacma olan her
dinsel aciklamada oldugu gibi daha mantikli bir sekle burundurecek sekilde
yorumlayip mecazlandirmalari icin son 200-300 yilin bilimini gormeleri
gerekmemistir.
Nasil
hatasiz ve daha mantikli diyorsun kuran icin? Ilahiyatci oldugunu biliyorum ama
hic objektif gozle okudun mu kurani? Icinde mecaz aramadan, "Acaba ne
diyor bu kitap" mantigiyla? Benim ateist olmamda kurani okuma tecrubem cok
onemli bir faktordur. Binlerce yilin kutsal kitabi ve gunumuzde bile hala
ayakta olan bir dinin temel dayanagi olan bir kitabin, biraz daha akla mantiga
hitap eder, en azindan sacmaligi olmayan ve tek sorunu kanitsizlik olan bir
kitap olmasini beklerdim.
"Ateist
olarak sizden istenen de TEMEL iman esaslarinin gecersizligini, bunların muhal
(imakansiz olmasini) isbatlamanizdir."
Ispati
iddia sahibi yapar. Bizim bir iddianin gecersiz oldugunu gosterme
zorunlulugumuz yoktur. Siz evrenin her seye kadir ve kuranda gecen bazi
ozelliklere sahip bir varlik tarafindan yoktan var edildigine ve kuranda gecen
dunyanin ve evrenin yapisi, vs. gibi birtakim aciklamalara inaniyorsaniz,
bunlarin dogru oldugunu iddia ediyorsaniz, sizler birtakim iddialarda
bulunuyorsunuz demektir. Sizden beklenen bu iddialari kanitlamanizdir. Birseyin
"mumkun" olmasi gercek olmasi anlamina gelmez. Ben sana istersen
yuzlerce "mumkun" iddia ureteyim. Bunlarin dogruluguna inanacak
misin? Kanitlari olmadiktan sonra "mumkun" iddialarin hepsi ayni
kefededir. Ki kuranda, "mumkun" olmayan pek cok ifade de vardir. (Su
6 gun meselesi, insana camurdan sekil verip ruhundan uflemesi, melekler,
cinler, vs.).
Meme
konusunda ise, gecistirilmis ne yon buluyorsun? Bu veya sunnet derisi gibi iddialar,
evrimin tam anlasilmamasi yuzunden yapilan iddialardir. Sunnet derisinin
devamli kesilmesiyle nesillere aktarilacak bir ozellik haline gelmesinin
alakasi yoktur. Fenotipte meydana gelen degisiklikler, durup dururken,
kendiliginden genotipe gecmez. Bunlar lise biyolojisinde dahi ogretilen temel
bilgilerdir. Zurafalarin yuksek dallara uzanmaktan boylarinin uzadigi seklinde
ifade edilen Lamarck'ci evrim kuraminin gecersizligiyle ilgili verilen lise
biyolojisi bilgileri bu konuyu da aciklar. Farelerin kuyrugunu 50 nesil 100
nesil de kesseniz, kuyruksuz fare uretemezsiniz. Evrimsel degisimin olmasi,
degisikliklerin genotipe gecmesi ve ancak genotipinde degisiklik olan
bireylerin hayatta kalmasi durumunda olur. Buna sebep olan mekanizma ise dogal
secilimdir. Turun devaminda herhangi bir ciddi fayda saglamayan ozellikler,
doga tarafindan secilmez. Erkeklerin islevsiz memelerinin bulunmasi, yaygin
sekilde hormonal hastaliklara yol acsaydi ve memeli erkeklerin, memesi daha
korelmis olanlara gore daha cok olmesine sebep olsaydi, memesizlik ozelligi de
evrim surecinde "secilirdi".
Ayrica,
bu memelerin estetik ozellik tasidigi da gecersiz bir aciklama. Cunku estetik
fikri, zihinsel sartlanmalarimizla ilgilidir. Eger erkekler milyonlarca yildir
memesiz olsaydi, bu sefer memeli bir erkek fikri estetik acidan cirkin olurdu.
Memeler
konusunda evrimin aciklayamadigi bir taraf yoktur. Sadece memeler degil, daha
once de soyledigim gibi, tirnaklar, sac ve gereksiz yerlerdeki vucut kili, vs.
gibi ozellikler de evrimsel secilimde bir dezavantaj saglamadigi icin
varliklarini bugune kadar surdurmus, islevsiz veya islevi artik cok onemsiz
ozelliklerdir. Evrimin bu konulardaki aciklamalari, anlayan biri icin oldukca
doyurucudur. Bu konulara evrimin cevap veremedigi iddiasi gecerli degildir.
Fakat
bunlara yaratilisciligin cevap veremedigi dogrudur. Nitekim basindan beri
soyledigimiz gibi, bu basligin asil konusu yaratilisciligin aciklamalaridir.
Yine evrimi sorgulayip yaratilisciligin bu konulardaki aciklamalarini savunmak
zorunda kalmaktan kaciyorsunuz.
Bu
konulari aciklamada asil sorunu olan fikir yaratilisciliktir. Evrim gereksiz
organlarin varligini aciklar. Fakat, Allah, bilincli bir tasarimla meydana
getirdigi bir varliga, neden ise yaramayan kisimlar koymustur? Bu son derece
verimsiz ve sacma bir tasarim olmuyor mu? Hele de Allah'in once Adem'i
yarattigi, ve Havva'yi sonradan, ona es olsun diye yarattigi dusunulurse,
Adem'e meme koymasinin sacmaligi iyice ortaya cikiyor. Ne yaparsaniz yapin,
dinsel aciklamalarin bu ve bu tur sacmaliklarinin ustunu ortemezsiniz. Forumu
okuyan ve zihni acik olan herkes bunlari goruyor.
Fakat,
utarid, tum bunlara ragmen, benim asil alip veremedigim seninle veya senin
gibilerle degil. Sonucta sen, teistlerin biraz daha bilgili, ve ornegin evrim
gibi cok acik bilimsel bilgileri reddetmeyen kesimindensin. Keske tum teistler
sizin gibi olsa. Hic olmazsa bu tartismalar sadece entellektuel bir merak
olarak kalir, ulkenin gelismisligi, geriligi, vs. ile daha az ilgili konular
olurlardi. Fakat diger teistlerin bilimsel dusunceye zarari, gozardi
edilmeyecek duzeydedir.
Benim
de asil derdim onlarla. Cunku sen zaten, yaratilisciliktaki mantiksiz ve bilim
disi kisimlari kabul etmiyor, onlari mecazi anlatimlar, yorumlar, vs. ile
mantikli hale getirmeye calisiyorsun. Inancsizliga onlara gore cok daha
yakinsin yani. Bu yolda devam edersen ve yasin eger henuz yeni fikirlere
bagisiklik yaratmayacak kadar gencse, yakin zamanda once deist veya panteist,
sonra da agnostik veya ateist olman mumkundur.
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Yaratılıs July 1 2002, 10:57 PM
Mantık!
Yaratılısın
bilimsel olarak acıklanması cagrısına yönelik bu sayfayı daha fazla amacından
saptırmak istemiyorum. Bundan dolayı iddialarina benzer cevaplar verip konuyu
dagıtmıcam.
Cunki
yaratılısın bilimsel olarak acıklanmasını ben de merak ediyorum. Konu uzerinde
arastırma yapan teist arkadasların konuyla ilgili yazılarını merakla
bekliyorum. Bu gercekten yerinde bir cagrıdır.
Bu
arkadaslara bir cagrım olucak. Salt evrimi elestiriye zihinlerinizi harcamayın.
Inandıgınız seyin ne derece dogru olabilecegi uzerinde yogunlasın. Yaratılısa
mantıklı bir bilimsel yaklasım getirirseniz zaten evrimin gecersizligini
isbatlamıs olursunuz.
Evrime
getirdiginiz elestiriler bu teorinin daha populer olmasini, kendi kendini
güncelleyip gelistirmesini saglar. Bundan dolayı kendi iddialariniz uzerinde
calısın. Yaratılıs ancak böyle güclenebilir.
Sizin
bir iddianiz var o da yaratılıs. Bir ateistin ise bircok iddiasi olabilir.
Evrim sadece bunlardan biridir. Evrimi reddetmeniz her şeyi cözümlemez.
Bundan
dolayı yaratılısı bilimsel olarak acıklayarak bir tasta bircok kus vurun.
Inancınızı saglam zemine oturtun.
Byes.
Not:
Mantık ve DEHA siz de "hala tık yok" diyerek zafer nidaları atıp
durmayın. Komiklesiyosunuz..
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Yaratılısın bilimsel acıklanmasında kullanılacak referanslar! July 1 2002,
11:03 PM
Yaratılıscılar..
Bu
konuda moleküler biyoloji ve genom calısmalarını referans alın. Fosiller
üzerinde izafi yorumlarda bulunmak artık çok ilkel bir yöntem.
Byes.
HACI
(no
login)
66.30.225.136
ZOR BIR DURUMDA OLDUGUNU BILIYOR MUSUN? July 1 2002, 11:11 PM
Utarid;
Neden
evrimci bilim adamlarinin izledigi yontemleri adapte ediyorsun da,
yaraticilikla ilgili bir bilimi izlemiyorsun?
Oyle
bir bilim olmadigi icin degil mi?
Benim
Alternatiforum Bilim forumunda "Yasamin Kokeni" baslikli iletilerimi
izle ve ogren.........
Senin
icin kotu bir sey soyleyemiyorum.. Kafasi calisan ve namuslu bir Musluman'sin..
Durustsun.. Seni uzmek istemiyorum......
Bilimsel
olmak istiyorsan, ya Bati bilimini sececeksin, ya da kendi bilimini
yaratacaksin...... Yani Islam bilimini....
Zor
is degil mi?
Hadi
bakiiiiiiimmmmm.
Basarilar......
Haci
utarid
(no
login)
212.252.6.203
HACI July 1 2002, 11:29 PM
Yaratılısla
ilgili bilimsel literatür yok degil. Batıda evrime cok buyuk elestiriler
getirilmis ve yaratılısı isbatlamak isteyen bilim adamları da olmus. Yanlız
bunlar o kadar ortada dolasmıyo.
Bush
baskanlıga secilmeden önce bir sözü vardı. Liselerde evrimle birlikte yaratılıs
da işlenicek diye. Bunu din yeniden siyasete giriyo seklinde yorumlayanlar
oldugu gibi, artık evrim ve yaratılıs esit sartlarda mücadelede edicek seklinde
anlayanlar da var. Yani daha öncesinde evrim kayrılıyodu.
Batı
teolojiden tut, mistisizme kadar hayatın bütün bölümlerinde malesef Islam
ülkelerinden cok cok daha iyi konumda. Batıdaki Teizmle ilgili yazılmıs
makaleler muhtesem. Islamla ilgili lehte ve aleyhte yazılan makaleler de öyle.
Bilim
evrenseldir. Bilgi de öyle. Onun bilgisi bunun bilimi olmaz. Bu konuda
kullanilan yöntem globalize edilemiyodu. Yöntem sorunu asılırsa hersey düzelir.
Islam ülkelerinin ufku acılır. İletisim cagında yasadıgımız bu dönemde ben
batıyla dogu arasında o derece asılmayacak bir fark göremiyorum. Her sey kafada
bitiyo..
Hz.Muhammedin
de dedigi:
"Ilim
mü'minin yitik malıdır onu nerde bulursa alsın" "Ilim Cinde de olsa
gidip alın." sekildeki hadisler adeta "bilim hırsızlıgını" caiz
bile sayıcak cinsten.
Bilimsel
gelisim konusunda Islamin altyapısı musait. Olay kisilerde bitiyo. Ben sahsen
Islamin bilimsel gelismeye engel olmadıgını hissediyorum. Bunun icin bazılarına
göre engel varsada bu tamamen sanal.
Bak
gene konuyu dagittik. Neyse bunları baska yerde tartısalım..
Byes.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
utarid July 1 2002, 11:43 PM
ABD'deki
yaratiliscilik ile ilgili kaynaklarin da cogunun yaptigi sadece evrime
saldirmaktir. Fakat alternatif bir teori gorunumunde aciklama getirmeye
yeltenen cabalar da olmustur. Fakat bu cabalar o kadar basit, yapay, bayagi ve
kendi icinde bile oyle celiskilidir ki, gecen yuzyil boyunca bu fikirlerini
once evrim yerine, sonra da baktilar oyle olmuyor, en azindan evrimle birlikte
fen derslerinde okutulmasi icin ders kitaplarina sokmaya calisan yaratilisci
kesim, cok sayida yasal mucadelelere girmis, fakat bir iki yerel basari almis
olsalar da, sonradan daha ust mahkemelerde, vs. daima kaybetmislerdir.
Yaratilisciligin bir bilim olmadigi ve bilim derslerinde okutulamayacagi uzman
gorusleri ve mahkeme kararlari ile belirlenmistir.
Bush
ve benzeri cumhuriyetci parti mensuplari, muhafazakar kesimden oy toplamak
icin, yaratiliscilara zaman zaman manevi destek vermisse de, onlarin bu
tavirlari dahi, henuz yaratiliscilarin istedikleri bu tur bir sonuca
ulasmalarini saglayamamistir. Cunku ABD'de bilim kurumu daha saglamdir ve
bilimin siyasete alet edilmesi bizim gibi ulkelere gore daha zordur.
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Yöntem July 2 2002, 12:06 AM
Mantık
bahsettigim yöntem sorununu yerinde yakalamıssın.
Bilimin
siyasete alet edilmesi, dinin siyasete alet edilmesi, bilimin dinin güdümüne
sokulmasi.. Iste islam ulkerinin hatası burda. Bunu kendi iclerinde cözmek
zorundalar.
Ben
sahsen bilimden ve inandıgım seylerden korkmuyorum. Cunki bunu bana Allah
vadediyor. "Bilmedigin yolun ardından gitme." Bundan dolayı ben
müslümangimdan kesinlikle korkmuyorum. Eger onda sacmalık ve bir tutarsızlık
varsa bu din bana inancımdan vazgecme özgürlümü zaten tanıyor. Bu durum ilerde
Allaha karsı ileri surebilecegim en büyük bahane!
"Allahım
sen bana bu dinde hic bir tutarsızlık yok dedin, halbuki ben bunda, sundan
sundan sebeblerle tutarsızlıklar gördüm ve inanmadim. Benim hicbir sucum
yok".
Bu
bahaneyi ve savunmayı Allah kabul eder. Bunun garantisi Allah kendisi veriyo.
Bundan dolayı musluman arkadaslar inanmak ve inanmamak konusunda dinlerini
saglıklı bir zeminde tartısmaktan kesinlikle cekinmesinler. Her konuyu
tartıssınlar, zorgulasinlar. Akıllı olsunlar.
KAYBEDECEGINIZ
HICBIR SEY YOK!
Yaratılısı
dinin ve siyasetin dısında alternatif bir teori olarak algılanması ve
arastırılması (hic olmasa gecersiz oldugunun kesin isbatlanması) gerekli
zeminin olusturulması taraftarıyım. Verilerinin kullanım alani ve musterisi olmayan
bilimsel arastırmalar gelisemez. Marifet iltifata tabidir.
Ne
evrim ne yaratılıs konusunda devletin herhangi bir yaptırımı olmamalı.
Ama
bir yandan da devletin belli bir egitim politikası olmak zorunda oldugunu da
göz ardı edemiyorum. Bu konuda senkretik bir yol izlemek en akıllıca yol.
Byes
ali
oktay
(no
login)
195.175.181.180
meme,sünnet, July 2 2002, 1:45 AM
daha
önca gündeme getirdiğim üçüncü cins ve,sünnet e ilişkin topiclerim fazla ilgi
görmemişti,oysa benim kişisel olarak üzerinde çok kafa yorduğum iki önemli
sorundu bunlar,üçüncü cins konusu çok basit bir mantıkla algılandı ve sanki
üçüncü bir cins iddiam varmış gibi hermafroditler üzerinde duruldu oysa benim
kastettiğim çok farklı bir durumdu,erkekteki penisle dişideki klitorisin
aslında aynı şey oldukları,aradaki farkın sadece gelişmişlikle ve baskın
hormonlarla belirlendiği şeklindeydi,yani erkekle dişi arasında çok ta kesin
bir çizgi olmadığı cinsiyeti belirleyen faktörlerin bazan çok kararsız
kalabildiği durumların olduğu vs konusunu tartışmaktı ama konu çok basite
indirgendi ve güme gitti,ben hala şunu söylüyorum,erkek ve dişi olma,Tanrının
bir kararı değil başka faktörlerin karar verdiği bir durumdur,ve bu kara
mekanizması sıklıkla kararsız kalabilmekte ve ortaya kesin olarak
tanımlanamayan üçüncü bir cinsi ortaya çıkarmaktadır.bu gerçek kutsal
kitaplarda hiç geçmez oysa hiçte istisna değildir.
Meme
konusuna gelince ,bırakınız erkeklerde meme olmasını,(Tanrı Dönemeler için bir
fırsat tanımış olabilir!)çok memelilik durumuna ne demeli? hiçte azımsanmayacak
bir sıklıkta karşılaşılan köpek memesi gibi göğüste dizi dizi meme olayını
anomali diye geçiştiremeyiz,bu tıp literatüründe çok tartışılan evrimsel bir
kanıttır.
Ayrıca
birilerinin kuyruğuna basmak istemem ama bir de bu durum var.kuyruklu doğan
bebekler oldukça sık karşılaşılan bir durumdur,bunu geçsek bile oldukça saçma
ve hiçbir fonksiyonu yokken vede oturmayı zorlaştırmasına rağmen bu kuyruk
omurlarıda neyin nesi?
Sonra
vucudu olduğu gibi sim syah kıllarla kaplı doğan bebeklere ne demeli?
Hadi
el parmaklarını anladık,Ayak parmakları ne işe yarar yoksa Ateistseverin dedesi
birzamanlar ağacın tepesinde bu parmakların sayesindemi tutunabiliyordu?
yoksa
tanrı salt Ateistseverin annesi oje yaksın diyemi yapmış bu ayak parmaklarını.
Genital
kılları geçelim beden zaten kıllarla kaplı çoğu gözle görülmesede bir
orangutanda ne kadar kıl varsa insanda da o kadar kıl vardır.insan çok uzun
süreden beri örtündüğünden bu kıllar incelmştir ama yok olmamıştır.ancak jeans
gibi dar giysileri uzun süreli giyenlerin baldırlarında ve bacağın ön yüzünde
çok ciddi kıl dökülmeleri vardır.
Sünnet
başlı başına saçma bir örnek,çünki sünnet derisi zaten evrimsel olarak zorunlu
olan doğal bir kılıftır.bedenin gereksinim duyduğu bir organı istediğin kadar
kes boşuna yok edemezsin.eğer öyle olsaydı bırak sünnet derisini haftada iki
kez kestiğimiz tırnaklarımızın çıkmaması gerekirdi,ama olmaz neden çünki onlara
hala ihtiyaç duyuyoruz,ne zamanki tüm işlerimizi telepati ile yaparız işte o
vakit ihtiyacımız kalmaz.kullanılan organ yok olmaz,kullanılmayan yok
olur,tıpkı kuyruk gibi.
Bebeklerin
alnındaki yumuşak dokuda ne?sevgili tanrı bunun açıklamasını yapmalıydı.
Nerede
okudum bilmiyorum andavalın biri oturarak işemek prostada iyi gelir gibi bir
laf etmiş,bu ne saçmalık,ayakta işemenin asaletininde içine sıçtılar.kadınlar
gibi çömelerk mi şeyecekmişiz,vay andaval vay,oturarak sıçmakta hemoroid
yapıyormuş isterseniz ayakta sıçın siz.Allah akıl fikir versin amin..
Hem
tanrıyı över dururuz şöyle mükemmel yaratmış böyle mükemmel yaratmış deriz
sonra kalkar sünneti icat ederiz,sobaya rahmet okuruz,klimaya dua ederiz.bu ne
iki yüzlülük.depreme dayanıklı ev yaparız,hortumdan kaçar,doluya yakalanırız.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.230
. July 2 2002, 2:40 PM
Günümüzde
kültürün eğilimi, sanat ve edebiyattan
uzak,
bilim doğrultusundadır; böyle sürüp
gitmesi
de olasıdır. Kuşkusuz, bunun nedeni
bilimin
yaşantımızda çok büyük yararlar sağlamasıdır.Ancak bir Bİlgisayarın nasıl
çalıştığını bilmese de
olur.
Ne var ki, bu geleneğin sürmesi "beyefendi"yi
başkalarından
daha az yararlı kılmaktan
başka
işe yaramaz. Sanırım, uzun olmayan bir
süre
sonra, bilim alanında birşeyler bilmeyen
bir
kimsenin eğitim görmüş kişi sayılmayacağını
varsayabiliriz.
Bu
olumlu birşey; ancak bilimin, zaferlerini
kültürümüzün
başka yönlerden yoksullaşması pahasına kazanıyor olması üzülecek birşey. Sanat
gün
geçtikçe
daha çok bir zümrenin ya da birkaç
zengin
sanatseverin işi olmaktadır. Sanat, sıradan
insan
için, din ve kamu yaşamıyla bağlantılı olduğu
zamanlardaki
kadar önemli değildir.
Sanatın
,Soyut düşüncenin ve en önemlisi İnancın önemini yitirmesi, korkarım
kaçınılmazdır
ve atalarımızdan daha dikkatli ve faydacıl olan yaşama biçimimizle bağıntılıdır.
Bir
yüz yıl kadar sonra, az çok eğitim görmüş
herkesin
bir hayli matematik, biraz biyoloji ve büyük ölçüde de makine yapımı bileceğini
tahmin
ediyorum.
Eğitim,
bir azınlık dışında,
daha
çok "dinamik" denilen, yani insanlara
duyu
ve düşünceden çok, `yapmayı' öğretici türden
olacaktır.
İnsanlar her işi büyük bir beceriyle yapacaklar, ancak bu işlerin yapmaya değer
olup
olmadığını rasyonel bir biçimde değerlendirmekten
aciz
olacaklardır. ateistlerinde yaptıkları budur Neden? mi dedin; Hadi canım
sende!!!
Resmi
duygucular okullarda, tiyatrolarda,
camilerde
hangi duyguların yayınlanacağını
saptayacaklar
İslamın Neresinde maaşlı bir hocandan
birşeyler
öğrenin diyitor,
Eğer
savaşlar ortadan kalkar ve üretim bilimsel olarak düzenlenirse, herkesin
rahatça
yaşaması
için günde dört saatlik çalışmanın
yeterli
olması olasıdır. Bu süre kadar çalışıp
boş
zamanın keyfini çıkarmak mı, yoksa daha
çok
çalışıp lüks şeylerin keyfini çıkarmak mı sorusu tartışmaya açıktır. Galiba
bazıları birini,
bazıları
da diğerini seçecektir. Pek çok kişi
boş
saatlerini, kuşkusuz, dansederek, futbol seyrederek, ya da sinemaya giderek
geçirecektir.
Çocuklar
için endişeye gerek yoktur; devlet
onlara
bakar. Hastalık çok seyrek görülecek;
gençleştirme
yoluyla yaşlılık ölümden kısa bir
süre
öncesine kadar ertelenebilecektir. Dünya bir hedonist (hazcı) cenneti olacak;
ve de
hemen
herkes bu yaşamı dayanılmaz ölçüde can
sıkıcı
bulacaktır.
Eğer
insan doğası değişmezse,
tehlike
olmayınca hayatın tadı kalmayacak ve
biraz
heyecan bulmak umuduyla insanlar her
türlü
aşağılık kötülüklere başvuracaklardır.
Yaratılışta
da değişim vardır belki de evrim vardır ama bu sizi neden ilgilendirsin üzgünüm
yine
o
kelimeyi kullandım NEDEN? İnançlı kişiler herşeyin bir nedeni olduğuna
inanırlar şansa inanmazlar.
Peki
Matematik de bilim de Herşeyin bir nedeni olduğunu söylemez mi ?
Neden
Sorusuna somut cevaplar veremiyorsak
Bu
onun nedeni olmadığını göstermez ki!
Ateistler
Hemen Peki Allah ın varolmasının Nedeni Neydi ? Nedenlerin Var olduğuna
inanmıyorsan neden bu soruyu
soruyorsun?
Allah ın Kitabını okuyan herkes
bilir
bunu insanın bilgisi kuşkusuz ki sınırlıdır insanın bilmediğini Allah bilir
Evrim
ve yaratılış sonuçta bir yaratılışın nasıl olduğuna Cevaplardır.
Nedenleri
sizde bizde bilmiyorsak o zaman
Nedenleri
arayan sadece bizlerler olduğumuza göre Bırkın arayalım sizde boşverin Niçinler
yeter size ?
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Gelecek ve bir dahaki sonra.. July 2 2002, 3:31 PM
Matematikci
ben insanlıgın gelecegi icin o kadar iyimser degilim. Gelecek 50-100 yıl icinde
cok büyük insanlıgı cok büyük kaoslar bekliyo.
Darwin
insani doganın bir parcasi olan aciz bir varlık olarak görürken Islam insani
doganın üstünde, doganın halifesi, Tanrının sıfatlarıyla bezenmis, doga üstü
bir varlık olarak görüyodu. Bakıyorum herkez bu fikre gelmeye basladı.
Insan
her seye sahip oldugunu zannediyo, halbuki kendi kendisini yiyip bitiriyo,
özünden uzaklasıyo, haberi yok. Her gecen gün insanin maymunlugundan uzaklasip,
ideal Tanrısına, cocukluk ruyasına yaklastıgının günüdür.
Bilimde
hicbir sey icat olunmaz. Her sey önceden zaten vardır. 10 milyar yıl öncede var
olan kurallar kesfedilir. Bilim icat etmez. Bilim var olani kesfeder. Insan
mevcut olan, önceden belirlenmis platformdaki kuralları işletir.
Isteseniz
de istemeseniz de insan ideal Tanrısına dogru yol alıyo. Onun varlıgı hergecen
gün daha asikar oluyo. Bir gün gelecek ki inanmasi da fayda etmicek. Cünki is
isten gecmis olucak. Bilimin isbatladıgı bir Tanrıya inanmak maharet degil.
Önceden
insanlar bilime yön veriyodu, simdi insanlık bilimin kölesi oluyo. Daha önce de
bahsettim, 80 yıllardaki bilim kurgu filmlerinin isledigi 'Robotların iktidari
ele gecirdigi' bir yöne gidiyoruz. Insanlık oyuncagının oyuncagı olma durumuna
geliyo.
Bunun
aksine örnekler de var. Mesela Koc Holding gecenlerde Almanyanın dev bir beyaz
esya sirketine talip olmustu. Bu talebde Koc holdingi öne cıkaran bir sey var.
Fabrikada robot kullanimini ve otomasyonu mumkun oldugunca azaltıp insan
istihdamina öncelik verilmesi, daha fazla işci calıstırıcagını vadetmesi Koc
holdingi gözde yaptı.
Bilim
sadece bir aractır. Insanin daha iyi yasamasi daha müreffeh hale gelmesi icin
arac. Bilimi amac haline getirmek insanin düsmemesi gereken bir tuzak.
Insan
ne kadar ilkel olursa o derece varlıgının süresini uzatir. Bilimsiz kalalım
demiyorum, ama onunla getirilen degerler insanlıgın degeri degildir. Suni
degerlerdir, hormonludur. Eger insanlıgın uzun caglar boyunca var olmasını
istiyosaniz, ben derim ki fazla acılmayın.
Bunlar
bos laf degil. Cok dikkate deger üzerinde titizlikle durulmasi gereken konular.
Hatta bazen diyorum "acaba osmanlı devleti matbaayi insanların issiz
kalmasi korkusuyla getirmemesi dogrumuydu" diye.
Bu
noktada dengeyi korumak cok önemli.
Gelecekte
de, insanin dogasından getirdigi, hicbir zaman mutasyona ugramayan duyguları
insanla birlikte olucak mı? Bilim insan dogasinin bu duygularını ne derece
uzlastırır. Yoksa insan mutasyona ugrayıp baska bir varlık haline dönüsür mü?
Bu noktada muhafazakar mı olmak lazım yoksa ....
Bundan
10 bin yıl sonra gelecek canlılar insandan ilkel bir canlı olarak mı
bahsedicek. Simdilerde bir zamanlar maymunduk dedigimiz gibi bir zamanlar
insandık mı diyecekler.
Yoksa
insan doganın final amacı mı?
Bakalım
gelecek önümüze neler koyucak..
Byes.
ali
oktay
(no
login)
195.175.180.162
utarit, July 2 2002, 9:26 PM
yazını
okurken gözlerime inanamadım,senden beklenmedik çarpıtmalar yapıyorsun.
Darwinin
insanı aciz gösterdiğini de nereden çıkardın ilk defa duyuyorum.kaldıki dinin
karşıtı olarak neden Darwin kuramına sıkışıp kalıyorsun bunu genellersen
karşına "bilim" çıkar,bilim insanı daima güçlü ve doğaya en dirençli
canlı olarak tanımlamıştır,din se insanı daima aciz birer kul olarak görür.
"Bilimde
hiçbirşey icat olmaz" lafına da çok şaşırdım doğrusu seni aklı selim
sahibi sanıyordum.
yani
sana kalırsa,MR,uçak,PC,açık kalp ameliyatı vs herşey zaten doğada mevcut,eksik
olan bir dedektör onu elimize alırsak "biiip" sesiyle bulacağız öyle
mi?
sen
bilimle Amerikanın keşfini birbirine karıştırmışsın. O bilimsel değil coğrafi
bir keşiftir.
DNA
nın bulunuşu bir keşiftir,ama gen nakli bir icattır.
kuvarsı
bulmak bir keşiftir ama camı yapmak icattır.onu elde etmeye yarayan bilgiye
teknoloji denir.kavramları yerli yerine oturtmazsan soyut matematikle soyut
tanrıyı açıklama andavallığına düşersin.
tanrıyı
açıklamak matematiğin alanı değildir,fizikle,biyoloji ile bunu yapamayanlar
soyut matematik bilimi ile demagoji yaparak insanların gururunu okşamaya
çalışırlar,bu kendilerini kandırmaktan başka bir işe yaramaz.üçle bir yanyana
geldimi ne olur? işte O.
HACI
(no
login)
66.30.225.136
INSANLIK BIR FELAKETE DOGRU ILERLIYOR July 2 2002, 9:58 PM
Utarit'in
iletisi icinde paylastigim bazi gorusler var. Paylasmadiklarimi Ali Oktay
gundeme getirmis.
Utarit'in
kotumser olmasini ben de paylasiyorum. Ozellikel teknoloji ve biyoteknolojinin
basibos ilerlemesi beni de dusunduruyor ve endiseye sevkediyor. Bilim belki
doganin yasalarini icat etmiyor, buluyor ama, onlari kendi icatlari icin
kullaniyor. CAT scan, MR scan, radar, radyo tv gibi.. Bunlar dogada yok belki
ama, bunlarin ana malzemesi var. Elektromanyetik radyasyon mevcut. Onlari
cesitli sekillerde manuple eden insan bazi seyleri icat ediyor. Sanirim Utarit
bunu demek istedi.. Yoksa insan zaten var olan elektromanyetik radyasyonu icat
etmedi. Ama onu cesitli sekillerde kullanmayi kesfetti ve onlari araciligi ile
bazi ilginc aletler icat etti.
Darwin
insani doganin bir parcasi ve aciz bir yaratik olarak gormedi. Darwin
felsefeyle ilgilenmedi. Varoluscular insani zayif ve nahif bir yaratik, doganin
esas olmayan, istenmeyen, beklenmeyen bir urunu olarak goruyorlar. Dinler ise
yerine gore insanlari hem yuceltiyorlar, hem de kucultuyorlar. Yani dinlerde
tutarli bir insansal gorus yok. Bu da gosteriyor ki dinler insan denen hayvani
manuple etmeye calisiyorlar.. Onun zayif taraflarindan yararlanarak kendi
varliklarini surduruyorlar. 19ncu yuzyila kadar insan filozoflar tarafindan her
zaman yuceltilmistir. Bu cok yanlis bir egilimdir. Doganin bir urunu olan
insan, ayni zamanda zayif ve kusurlu da olabilen bir yaratiktir.
Matematige
gelince. Bu soyut bilim tumuyle insan uydurmasidir. Bazi fiziksel olgulara yanit
bulmak amaci ile gelistirilmistir. Arada bir bazi saskinlarin cikip, Tanri
olgusunu matematikle kanitlamaya tesebbus etmesine ben sahsen hic sasmiyorum.
Insan uydurmasi bir yontem, diger bir insan uydurmasi olan Tanri kavramina
aciklik getirmeye calisiyor.. Getirsin bakalim.. Hic bir zaman basarili
olamayacaktir. Matematik konusunda Alternatiforum Bilim forumunda bir tartisma
platformu mevcuttur..
Utarit'in
de degindigi gibi, bilim sadece bir aractir. Bir yandan insanlarin ogrenme ve
arastirma icgudusunu tatmin ediyor, ote yandan onlara daha rahat ve zengin bir
yasam vadediyor. Iste ben bu dengesiz karisimdan endise duyuyorum. Bilim
sonsuza kadar ilerleyecek mi? Olumsuzluk bulunacak mi? Teknoloji ve
biyoteknolojiye bir yerde dur denecek mi? Bunlar onemli sorunlar ve bu yuzyil
icinde yanitlanmalari gerekiyor. Aksi takdirde insanligi buyuk bir felaket
bekliyor..
knz
(no
login)
195.174.105.180
garip July 2 2002, 10:13 PM
varoluşşuyum.
insanı yüceltmiyorum. dinsiz olmak zorunda mıyım ? dinler insanı yücelmiyor ki,
hatta
yerden yere vurduğu bile söylenebilir.
mataematik
benim taş gibi materyalist tarafımın ilgisini çekiyor ,bunun için dinli olmak
zorunda mıyım ?
utarid
(no
login)
212.252.6.203
HACI July 3 2002, 10:35 PM
Bilimin
gelecegi dogup serpildigi platforma baglı. Platformun mukemmelligi,
sınırsızlıgı bilimin elerideki gelismesine direk etki edicek.
Bu
platformu kusursuz bir teknoloji üstadı önceden zaten yapmıs. Onun koydugu
kuralları isletmekten, kesfetmekten baska bilimin bir becerisi yok.
Bir
isletim sistemi dusunun. Isletim sisteminin kusursuzlugu ve esnekligi, üzerinde
calısılacak programlara direk etki eder.
Bu
evren adeta insanin hizmetine sunulmus bir isletim sistemi. Elastiki bir
platform. Elementler, kanunlar her sey ama her sey belli. Insan her gecen artan
bilgi ve tecrubesiyle bu platforma daha fazla sözünü gecirebilmekte. Tanrının
insani yaratıs amacına her gecen gün daha fazla yaklasıyo.
Bakalım
insan kendi platformunu kendi yapabilecek mi? Yoksa önceden zaten var olan
platformu kullanmaya devam mi edicek.
Insan
bence kendi fisini kendisi cekicekmis gibi geliyo.
Insanin
her acıdan mükemmel bir robot imal ettigini dusunun. Sizce bu robot insana
hizmet eder mi? Yoksa kendi neslinin belirleyicisi mi olur.
Sakın
bu robot insani kendi hizmetine almasın?
Neyse
fazla ütopyalara daldım..
Byes.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.234
. July 5 2002, 8:36 AM
Sadece
insana değil, hangi canlıya bakarsanız bakın, vücudundaki her eleman ayrı bir
iş görür. Gereksiz bir parça bulunmaz.Bulunur diyen arkadaşlar varsa, histoloji
ve immünoloji kitaplarını karıştırmalarını öneririm). Zaten, vücutta lüzumsuz
bir parça bulunması, bu günkü biyoloji bilimi ile çelişir. Ben biyolog değilim
ama
histoloji
ve immünoloji kitaplarını okumamış arkadaşların yaratılış hakkında kanıtlar
sunmalarına gülüyorum.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.234
Düzeltme July 5 2002, 8:49 AM
Yaratılış
ve evrim hakkında kanıtlar ve yanlışlar olacaktı.
ali
oktay
(no
login)
195.175.180.4
matematikçi, July 5 2002, 9:50 AM
sabah
sabah beni güldürdün,alemsin valla.
"histoloji
ve immunoloji"kitaplarını okumamış arkadaşlar..
sen
okudun heralde..anladınmı bari,matematikle çok ilintilidir de,ha unutmadan geçenlerde
-fluid mechanic- adlı bir kitap okuduyduum tavsiye
ederim,"deontologie"
adlı
kitabı da okumalısın çok ilginç.yazarı önemli değil.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.176
Evrim Neyi Kanıtlar? July 6 2002, 9:05 AM
Okuduğum
iki ilginç ifadeyi aktarayım:
"Kanıtın
yokluğu, yokluğun kanıtı değildir (Carl Sagan)" ve "Bir şeyin
yokluğunu ispat, varlığını isbattan çok daha zordur . Birinci ifade malum ama,
ben ikincisi için, bilimin kullandığı yöntemler açısından ilginç bir ipucu
görüyorum: Herhangi bir önermenin doğru olabilmesi için, onun şartlarını
sağlayan alt önermelerin de tamamen doğru olması gerekir (bir şey var ise,
herhangi bir işareti, varlığının kanıtı olur ama, eğer önerme yokluk üzerine
kuruluysa, referans alınan evrenin her köşesi ve her bileşeni araştırılıp,
yokluğu ortaya konmalıdır; "zamanın değişmezliği" fikrinin, Görelilik
Kuramı ile nasıl değişiverdiğini hatırlayınız).
Bilimsel
bir kuram için gerekli olan özellikler neler? Kısa yoldan, burada beni
ilgilendireni, sınanamayacak hiç bir kabul (dogma) içermemesi gerekliliğidir.
Neresinde olursa olsun, ancak yanlışlanamayacak bir argümanla sağlanabilecek
(doğrulanabilecek) bir önerme, bilimsel olamaz (dikkat, bu, "doğru
olamaz" anlamına gelmiyor, ama bu da başka bir konu...). Evrim kuramının
dayandığı temel argümanların büyük bir çoğunluğu, hiç bir zaman laboratuvar
şartlarında tam olarak gerçekleştirilemeyecek (çünkü zamanda yolculuk
yapılmadığı takdirde, aslı hiç bir zaman kesinlikle bilinemeyecek) ilkel (ilk)
şartlarda "kendiliğinden" başlayabilecek bir "hayat"ı
tanımlama ve tarif etme üzerine kuruludur (Henüz "hayat" denen şeyin
tarifinin bile yapılamıyor olması, başka bir ilginç konudur). Beni ilgilendiren
de bu kısmıdır zaten (kuramın geri kalanı, fosil kayıtları, DNA karşılaştırmalarından
vb. yola çıkarak, "var olmuş olan bir şeyin" zaman içerisinde nasıl
farklılaşmalar geçirdiğine açıklamalar getirmeye çalışır). Dolayısıyla,
bilimsel anlamda sınanamayacak bir şeylerin kabul edilmesi, artık bilimsel bir
kanıdan çok bir "inanç" oluşması ile neticelenir . İnanç konusuna ise
zaten kimsenin bir diyeceği olamaz -ta ki, birileri inançlarını "gerçek ve
tek doğruymuş gibi" aktarmaya ve kabul ettirmeye çalışmasın (hem din, hem
de bilim adamları için..).
Elbette,
kökenlerimize dair sorular soracağız ve bir takım teoriler üretip, mantıklı bir
açıklama bulmaya çalışacağız. Fakat bunu yaparken, kullandığımız kalıpların ve
bilgi kaynaklarının sınırlılığına çok dikkat etmemiz gerekir. Yoksa," en
yeni bilimsel" verilere "inandığını" (!) düşünen birinin,
evrenin bu günkü altı "dünya gününde" yaratıldığına katıksız iman
eden bir ortaçağ dindarından çok fazla farkının kalmadığı bir garip durum
ortaya çıkar. Elinin altında bulunan, bilim gibi kuvvetli bir aygıtın, her şeyi
açıklayıp, cevapsız soru bırakmamasını kim istemez ki?
Burada
-belki de- hiç bir şey, tek başına, o &qquot;her şeyin anlamı"nı bize
gösteremeyecek...
Varolan
verileri nesnel olarak değerlendirip, verilerin söyleyemeyeceği şeyleri, kesin
doğrular kategorisinden çıkarmak... (ihtimaller sınıfında her zaman sonsuz yer
mevcuttur!). Canlıların varlığının, zaman içinde tek hücrelilerden başlayıp,
denizlerden karalara çok hücrelilerle devam eden ve aynı temel mekanizmalara
sahip bireylerle bu güne kadar taşınan bir fenomen olduğu inanılacak bir
dilek/inanç değil, gözlenen bir gerçektir (birbirlerinden değiştiklerini
kastetmiyorum, zaman içinde sıralı olarak ortaya çıkmışlardır; ama
birbirlerinden dönüşme de ihtimaller kümesine dahildir). Gelişme, değişme, aynı
alfabeden kurulu bir DNA'ya sahip olma, proteinlerle iş görme, entropisini
sabit tutabilme vb. gibi ortak özelliklere sahip "canlılar"ın, ortak
bir atadan (ve/veya bir irade tarafından) yaratılarak/oluşturularak ortaya
çıkmış bir topluluk ola"bileceği" ihtimalleri de, ihtimaller
kümesinin EŞ AĞIRLIKLI (vuku bulmuş olma olasılıkları eşit olan)
elemanlarıdırlar.
Eğer
amacımız bir şeyleri "bilimsel olarak açıklamak" ise, sadece ve
sadece nesnel verilerle bağlı olmalıyız demek istiyorum.Gerisi, kısaca
spekülasyon....
"Evrim
teorisi artık çürütülmüştür" türünden argümanlara da bir diyeceğim kaldı:
Bir inanç "çürütülemez".
Eğer
amacımız bir şeyleri "bilimsel olarak açıklamak" ise, sadece ve
sadece nesnel verilerle bağlı olmalıyız demek istiyorum.Gerisi, kısaca
spekülasyon....
"Evrim
teorisi artık çürütülmüştür" türünden argümanlara da bir diyeceğim kaldı:
Bir inanç "çürütülemez".
Sonsöz
her zaman Yunus'tan
İyi
sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir
Söz
aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir... (Yunus Emre)
Mantik
(no
login)
172.138.77.129
matematikci July 6 2002, 9:39 AM
Matematikci,
matematikle fazla hasir nesir olmaktan, butun bilimleri matematik gibi
goruyorsun. Laboratuarda deney yapip, acikca kanitlayabilen veya curutebilen
bir bilimi de (fizik, kimya) anlayabiliyorsun, ama obur bilimlere gelince
hicbirine guvenmiyorsun.
Unutma,
"dogrulama" elbette her bilimin onemli bir yapitasidir ama
dogrulamanin yontemi bilimden bilime degisiklik gosterebilir.
Ispat
yoluyla dogrulama sadece matematikte olur. Diger bilimlerin dogrulama yontemi
farklidir. Bazi bilimlerde laboratuar kosullarinda kontrollu deney
yapabilirsin, bazilarinda ise sadece bilincli gozleme dayanmak zorundasin.
Sen
bu mantikla sosyolojiyi, arkeolojiyi, ekonomiyi, vs. hicbirini bilimden
saymiyorsun.
Bilim
matematik, fizik ve kimyadan ibaret degildir. (Hatta matematigin bilim olup
olmadigi suphelidir). Diger bilimlerden ise, bu 3 temel bilimin kesinligine en
cok yaklasan bilim biyolojidir.
Biyolojide
de laboratuarda deneyler yapilabilir. (Nitekim evrim basligi altinda
acikladigimiz gibi turlesme deneyleri yapilabilmistir laboratuarda, meyve
sinegi uzerinde). Gen muhendisligi tamamen laboratuarda dogrulanabilen bir
bilimdir.
Evrim'in
ipuclari da bu konularda coktur.
Ayrica
diger tum bilimleri bilim yapan en onemli etkinliklerden biri olan
"gozlem" de evrim biyolojisinde gayet etkili olarak
kullanilabilmektedir. Muzelerdeki, universitelerdeki, vs. milyonlarca fosil
kaydi, evrim biyolojisinin gozleme dayali dogrulanmasinda kullanilan
delillerdir.
Tum
bu ozellikleriyle biyoloji, ve ozel olarak evrim, matematikteki kesinlikten
yoksun, fakat fizik ve kimyadaki turde kesinlige cok yakin bir bilimdir.
Bana
kalirsa, sen sadece sana evrimi kabul etmeme imkani verebilecek bir zihinsel
bahane ariyorsun.
Fakat,
diger tum arkadaslarda oldugu gibi alternatifini hic hesaba katmiyorsun. Evrimi
her ayrintisi didik didik edilecek bir konu gibi gorurken (ki bu normal, evrim
bir bilimdir ve bilim adamlari elestiriden kacmaz, hatta bilime gucunu veren bu
yogun elestiridir), yaratilisciligin hicbir noktasina dokunmuyor, birak
aciklamalarinin bilimsel olarak dogrulanip dogrulanmamasini, aciklamalari olup
olmadigini bile umursamiyorsun.
Bak
bu basligi yaratiliscilik teorisi tartisilsin diye actik ama kimse konuya
yaklasmiyor bile. En yakin olarak yine evrimin elestirisine giriyorlar.
Birakin
evrimi dostlar. Unutun evrimi bu baslik altinda. Farzedin ki evrim diye birsey
yok. Tek alternatif aciklama sizinki kaldi.
Yapin
su aciklamayi; dogadaki gozlemleri, fosil kayitlarini, vs. her seyi tutarli bir
bicimde yaratiliscilik teorisiyle bir aciklayin once. (Bak kanitlayin
demiyorum). Bu aciklama mumkun olursa (ki degil), ondan sonra da sira kanitlanmasina
gelecek. Diyecegiz ki, tamam bir hipotez olusturdunuz, simdi bunu test edip
kanitlayin bakalim.
Ama
siz daha bir hipotez bile olusturamiyorsunuz ki.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.19
. July 7 2002, 9:17 AM
Yukarıda
Yazdığım gibi;
"Evrim
teorisi artık çürütülmüştür" türünden argümanlara da bir diyeceğim kaldı:
Bir inanç "çürütülemez".
"Ispat
yoluyla dogrulama sadece matematikte olur. Diger bilimlerin dogrulama yontemi
farklidir. Bazi bilimlerde laboratuar kosullarinda kontrollu deney
yapabilirsin, bazilarinda ise sadece bilincli gozleme dayanmak
zorundasin."Sen bu mantikla sosyolojiyi, arkeolojiyi, ekonomiyi, vs.
hicbirini bilimden saymiyorsun"
Ekonomi
,borsa matematiğe baglı değilmidir Teknik Analiz (bak Analiz ) Yaparsın sonra
ekonomi matematiksel değildir dersin."Diger bilimlerin dogrulama yontemi
farklidir." demişsin
Belirli
gözlemler ve deneylerle ulaşılan olgusal veriler hipoteze (öndeyi) uygun
düştüğünde empirik bilimlerde sonuç doğru olarak alınır. Aynı şey dayanağı önermeler
ve önermelerin varsayımları olan matematik için de geçerli midir? Matematiksel
doğrular genelde matematikçilerin gözünde kesin ve apaçıktır. Nedeni ise,
doğruların kaynağının sezgi ve aklın gücü oluşudur. Diğer bilimlerde yeni kuşak
bilimciler eski kuşakça özenle inşa edilmiş genel doğruları alaşağı ederken
matematikde durum bu kadar acımasız köktenci değildir, yapılanma
"yap-boz-yap"tan çok temeller üzerinde yükselişidir
Matematiksel
doğrular diğer bilimlerin doğruları ile kıyaslandıklarında daha genel ve kesin
bir yapıya sahip oldukları kolayca görülebilir. Gerçeği dile getiriş genel
kanıya göre daha bir metafizikseldir. Aklın katıksız ürünü ve yanılmaz (!)
sezgilerin bir pırıltısı olan çekici önermeleri çoktur. Kesinliği, soyutluğu ve
doğruyu genelleyişindedir. Doğruluk ve kesinlik soyut bir kalıba girince daha
bir genişler ve kuru güzelliğe bürünür. Matematiksel doğruların sarsılmaz
oluşu, Kant'a gore, sezgiye dayanmasıdır. Euclide-dışı geometri onun bu
inancına kuşku ile bakmamıza bence yeterli bir dayanak değildir; Euclide'in
geometrisi üç boyut içinde hala geçerlidir. Dışındaki geometri ise tamamen onun
bir üst yapısı konumundadır. Matematiksel önermelerin bir çoğu mantıksal
yapıları ile geçerli ve gerekli önermelerdir. Matematiksel doğrular aksiyomatik
yapıdadır ve doğruların bir çoğu küme teorisine indirgenebilir. Bazı matematik
dallarını incelediğinizde doğruların soyut yapılar üzerinde kurulduğunu
görürsünüz, ama gelişen bilim ve teknolojiler soyut kavramlarımızı öylesine
hızlı somut kavramlara dönüştürüyor ki, soyut ile somut'u kesin bir çizgi ile
birbirinden ayırmak zor.
Örneğin
son dönemlerde düğümler teorisinin virüslerle ilgili çalışmalarda kullanılmaya
başlaması matematikçilerin dışında herkesi şaşırttı. Matematikçiler buna hiç
şaşmadı çünkü onlar bunun zaten böyle olduğunu, doğanın matematik olduğunu
bildikleri için bu işe gönül ve ömür vermiş kişiler. O yüzden analizin bazı
konularının wavelet adı altında yeniden keşfedilip kullanılmaya başlanmasına,
cebirsel geometri ve sayılar teorisinin bazı konularının son yıllarda
birdenbire kodlama teorisinde kullanılmaya başlanmasına matematikçiler hiç
şaşmadı. Zaten bugün matematik bölümlerinde yapılan kodlama teorisiyle
mühendislik bölümlerinde yapılan kodlama teorisi arasında büyük fark vardır.
Bunun nedeni matematikçilerin dünyevi parametrelerin bugün koyduğu
sınırlamalara aldırmadan teoriyi olması gerektiği gibi geliştirmeleri.
rağmen
bunu size anlatacak matematikçileri pek bulamazsınız.
Atatürk’ün
tek başına yazdığını, düzenlediğini ve kitaptaki yeni matematik terimlerini
(boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, açı, teğet, taban vb.) türettiğini
açıklamaktadır. Atatürk bu matematik terimlerini tamamıyla kendi buluşlarıyla
saptamıştır.
Matematiksel
çalışmalar genellikle soyut ve uygulamalı diye ikiye ayrılır.
Öyleyse
soyut matematikçi uğraşacağı problemleri nereden ve ne amaçla bulur? Daha önce
soyut matematikçinin matematiğin doğal problemleriyle uğraştığını söylemiştim;
ama doğal nedir?
Mantik
(no
login)
172.141.187.48
matematikci July 7 2002, 9:30 AM
'Yukarıda
Yazdığım gibi;
"Evrim
teorisi artık çürütülmüştür" türünden argümanlara da bir diyeceğim kaldı:
Bir inanç "çürütülemez".'
Matematikci,
sen hala evrim teorisine inanc diyorsan, ben sana ne diyeyim?
Sen
evrimin bilimsel, dogrulanabilen ve dogayi aciklayan yonunu gormemek icin
elinden geleni yapiyorsun. Onu da dinlerle ve inanclarla ayni kefeye
koyuyorsun. Sen benim "Evrim'i tartismak" ve "Evrim'in
aciklayiciligi" yazilarimi okumus muydun? Okumadiysan, forumda actigim
Evrim basligi altinda bulabilirsin bu yazilari. Evrimin bilimsel yonunu ve
delilsiz inanclarla karsilastirilmasini bu yazilarda biraz gorebilirsin.
Kimbilir, belki fikrin degisir.
ali
oktay
(no
login)
212.156.10.230
matematik inancı, July 7 2002, 11:11 AM
Aslında
bu konuyu Knz ile konuşmak lazım,bildiğim kadarıile oda bir matematikçi.
"Matematik
inancı"
bazılarına
göre yeni bir din mi acaba? yoksa İslamın evrimleşmiş biçimi mi? ispata muhtaç
bir Tanrı yı matematikle kanıtlama angaryasının son halimi?
kim
bilir?
HACI
(no
login)
66.30.225.136
GARIP BIR SAPLANTI July 7 2002, 2:56 PM
Hayret
etmemek mumkun degil... Matematikci'nin kafasi calismiyor degil.. Calisiyor.
Matematigi cok guzel aciklamis. Ben Altnernatiforum Bilim forumunda bir baslik
acmistim. Benden farkli dusunmuyor. Metematikci'nin matematigi Allah'in
varligini kanitlamada kullandigina sasmadim. Matematigin her bilim dali ve
soyut da olsa, somut da, her turlu surec icin gerekli oldugunu biliyor.. Benim
asil sasirdigim, matematigi neden evrimi reddetmek icin kullanmiyor. Evrime
inananlar matematigi evrimi kanitlamak icin kullaniyorlar. Matematikci de
evrimi reddetmek icin kullanabilir.
Bence
Matematikci ve diger inkarcilar evrimi yeterince anlamayanlardir. Yoksa evrimin
curutuldugu yalanina kolaylikla inanmazlardi. Onlar evrimi bir inanclar sistemi
olarak kabul ediyorlar. Bir tur din yani. Oysa evrim matematik gibi degil..
Somut.. Gorulebiliyor, olculebiliyor, izlenebiliyor, denenebiliyor.. Dogru
degilse, curutulebilmeli.. Oysa simdiye kadar yapilan deneylerin, gozlemlerin
tumu evrimi destekliyor. Evrime karsi gibi duran iddialarin tumu evrim kavrami
icinde aciklanabiliyor. Matematik evrimi teyit ediyor, destekliyor.. Bir
matematikcinin evrim curutulmustur demesine de cok sasiyorum. Bence bu bir
saplantidan baska bir sey olamaz. Yanlis bir inanc.. Yerlesmis, koklesmis.. O
kadar dal budak sarmis ki, onu beyinden sokup atmaya ve onun yerini bilimsel
evrim kurami ile degistirmeye artik olanak yok.. Dinler bir insani iste boyle
yapiyor.. Onun aklina parazit gibi giriyor ve ne kadar umit verici de olsa, o
akli kendi ilkeleri dogrulutusunda modifiye ediyor.. Aci bir durum gercekten..
knz
(no
login)
62.248.103.46
Re: Yaratilisciligi Tartisalim July 8 2002, 1:07 AM
ben
de matemetiğe inanırım.
artik
bilmem haci beni ne yapar
matematiğin
otoritesini kabul ederim.
Bilim
ne kadar matemetiksel ise ; o kadar
otoriter
olur. F=ma yı hiç bir filozofun
dediklerine
değişmem. Bir kasa laftan değerlidir.
hacinin
dediği doğru ; bu yy biyoloji ,fiziğin geçen yylarda yaptığı atağı yapıyor ve
matemetikleşiyor.
Ben
evrim teorisini kabul ediyorum.
fakat
bu skolastik düşünce değil.
teori
eksik ya da tamamlanmamış olabilir.
fakat
iki rakip teori arasındaki seçimde diğerine nazran çok daha sağlamdır.
bilimseldir.
sorgulayarak
kabul ederim.
matematiğin
somut olduğunu hep düşündüm.
fakat
tartışmak yorucu olabilir.
haci
haklı olsun , ne olacak
gerçek
matemetiğin biz çok azını biliyoruz sanırım.
bildiklerimizin
de pek azını anlayabiliyoruz./rezidü
hiç
anlamam .
yeni
moda fizkçiler evren neden insanın anlayabileceği bir şey olsun diyorlar.
koptular
yani.
eğer
matemetiği tam bilseydik açıklayamayacağımız hiç bir somut olay olmazdı diye
düşünüyorum.
burası
din formu ise; tanri biliyor olmalı.
ya
da eğer tanri varsa bilir.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.192
Mantık July 8 2002, 11:16 PM
"Ama
siz daha bir hipotez bile olusturamiyorsunuz ki." Sadece Mantığını
kullanlan , böyle saçma laflar yazma Hipotez oluşturanlarda var.
Bu
sabitlerden herhangi birini ,herhangi bir yöne çok ufak bir oranda kaysaydı ,
yıldızlar, oluşumlarından sonraki 1 milyon yıl içinde sönerlerdi ve evrim için
hiçbir zamanımız olmazdı. Sabitler, diğer yönde oynasaydı , bu sefer helyumdan
ağır elementler hiçbir zaman oluşamazdı. Karbon olmayacaktı ve tabii hayat
da..Ne kimya olabilirdi ne de karmaşıklık…
Asıl
muhteşem olay, dünyadaki hayatın bıçak sırtındaki dengesi değil, tüm evrenin
bıçak sırtındaki dengesidir, ve doğal sabitlerinin küçücük bir değişimi
tamamiyle bir kaosa neden olacaktır. Evren, inanılması güç bir şekilde hayat
için mükemmel bir ortam yaratıyor.
Stephen
Hawking ( Dünyanın en ünlü kozmoloğu ) , en çok satan kitabı , ‘ Zamanın Kısa
Tarihi’ nde bu durumu ‘ dikkat çekici’ olarak değerlendirmiştir.
En
dikkat çeken nokta, bu sayı değerlerinin ( örneğin fiziksel sabitlerin ) ,
yaşamın oluşabilmesi için son derece iyi ayarlanmış olmasıdır. Örneğin, eğer
elektronun yükünde küçücük bir değişme olsaydı , yıldızların hidrojen ve
helyumu yakmaları olanaksızlaşırdı , ya da kesinlikle patlamazlardı. Çok açık
gözüküyor ki, zeka sahibi yaşamın oluşabilmesi için , doğa sabitlerinin
oynayabileceği değer aralığı çok çok dar. Birçok değer, belki yine güzel bir
evren oluşturabilirdi fakat bu güzelliği yaşayacak ve takdir edecek kimse
oluşamazdı.
Weinberg,
kendini ‘ bilinmezci ‘ olarak tanımlamasına rağmen, bu ince ayar karşısında
şaşırmaktan kendini alıkoyamaz. Daha sonra, 0.0000000000000001 saniyelik yarı
ömre sahip berilyum izotopunun bir helyum çekirdeğini bulup,onu , bu kısa
bölünme zamanı geçmeden soğurması gerektiğini açıklar. Bu olay , iki çekirdek
arasındaki , tamamiyle beklenmedik, çok kesin enerji uyumu sayesinde
oluşmaktadır. Eğer bu olay gerçekleşmeseydi, hiçbir ağır element oluşmazdı.
Karbon olmazdı, azot olmazdı , yani yaşam olmazdı. Evrenimiz hidrojen ve
helyumdan oluşurdu. Fakat bu olay , of Professor Weinberg'’in evrendeki
inanılmaz dengelerle ilgili tek merakı değildir. Şöyle devam eder:
Bir
sabitin inanılmaz küçük bir dengesi var- Yaşamın varoluşu , boşluktaki
enerjilerin birbirlerini yo ketmesini gerektirmekte ve bu değerler ancak 120
rakamlık ondalık sayılarla ifade edilebilmektedir.
Bu
da şu anlama geliyor: Eğer Büyük Patlama’daki enerji
100000000000000000000000000000000000000000000000000
000000000000000000000000000000000000000000000000000 000000000000000000,
yerine
100000000000000000000000000000000000000000000000000
000000000000000000000000000000000000000000000000000 000000000000000001,
olsaydı
, Weinberg’in dediği gibi, evrende hiçbir canlı oluşamazdı. Evren , ya yaşama
izin vermeyen ,sürekli genişleyip sıkışan bir döngüye girecek, ya da galaksi ve
yıldızların oluşmasını engelleyecek bir hızda genişleyecekti
2)
Fermilab ve Chicago Üniversite’sinde astrofizikçi olan Michael Turner,
evrendeki dengeleri gülümseyerek açıklamaktadır:
Bu
öyle bir kesinlik ki, birisinin tüm evrenin bir ucundan diğer ucuna bir ok
atıp, 1 milimetre çapındaki deliği 12’den vurması gibidir.
3)
Oxford Üniversitesi’nde Rouse Ball Matematik Profesörü Roger Penrose,
yaradılışta evrenin kullanılabilir enerji içermesini daha da şaşırtıcı
bulmaktadır.
10
üzeri 10 üzeri 123 te bir olasılığa sahip bir olaydan bahsediyoruz. Bu
olağandışı bir rakamdır. Bu sayı gündelik hayatta kullandığımız 10’luk
düzendeki rakamlarımızla tamamiyle ifade edilemez bile : 1 kere 10 üzeri 123
tane 0 ( bu da bir milyon milyar milyar milyar milyar milyar milyar milyar
milyar milyar milyar milyar milyar milyar tane sıfır demek oluyor ! )
Penrose
şöyle devam eder:
Eğer
tüm evrende, her proton ve her nötron üzerine 0 yazsaydık, ve diğer maddeleri
de iyi bir ölçüm için içine katsaydık, bize gereken sayıya yine ulaşamazdık.
Evreni dengesine oturtmak için gereken kesinlik , bizim şimdiye kadar
alışageldiğimiz, nesnelerin davranışlarını zaman zaman yöneten süper dinamik
eşitliklerin ( Newton’un, Maxwall’in , Einstein’ın ) olağandışı kesinliklerden
aşağı değildir.
Kozmolojistler,
uzay-zaman sürecininn sonlu mu sonsuz mu , bağımlı mı bağımsız mı olduğu
hakkında tartışmaktadırlar. Her türlü senaryoda, doğanın inanılmaz ayarları
sabit kalmaktadır.
‘İnce-Ayar
‘ hakkkındaki bu bölümü Professor John Wheeler’in güzel sözleriyle bitirmek
yerinde olur:
“
Benim aklıma göre, herşeyin altında, sadece basit bir formül yoktur, basit bir
FİKİR vardır. Ve bana göre, bu fikri, en sonunda keşfettiğimizde, o kadar
şaşırtıcı , kaçınılmaz, muhteşem bulacağız ki birbirimize : “ Başka türlü nasıl
olabilirdi ki zaten ? ” diyeceğiz ..”
knz
(no
login)
62.248.103.46
Re: Yaratilisciligi Tartisalim July 8 2002, 11:21 PM
fakat
matemetikçi zaman sonsuz olunca herşeyin denk geldiği bir durum olabiliyor.
zaman tanrisiz da sonsuz
olabilir
.
Mantik
(no
login)
172.165.96.151
matematikci July 10 2002, 8:26 AM
Evren'in
o derece hassas bir dengede oldugu dogru degil.
Daha
dogrusu, o dengeler, kendilerinin olusmasi icin bir ayar yapildiginin
gostergesi degil.
Herhangi
bir surec, mevcut doga yasalarina gore eninde sonunda belli bir denge durumu
olusturur. Kurallari degistirip, sistemi tekrar kendi haline biraktiginda, bu
sefer baska bir denge durumu olusur. Yeni kurallara, yeni duruma gore.
Belli
bir denge durumuna ve o duruma uygun olarak meydana gelmis olusumlara bakarak,
bunun altinda tasarim aramak, meseleyi tersinden gormektir.
Tavsanlar
beyaz kuyruklu olduklari icin mi avcilar kolay vurur, yoksa avcilar kolay
vursun diye mi tavsanlar beyaz kuyrukludur?
Burnumuz
gozluk takmak icin mi yaratilmistir, yoksa burnumuzun sekline gore gozluk diye
birseyi biz mi icat ettik?
Atomlar
bir arada kalabilsin ve bildigimiz gerceklik olusabilsin diye mi planck sabiti
o degerdedir, yoksa planck sabiti o degerde oldugu icin mi atomlar bildigimiz
gibidir ve gerceklik boyledir?
Dunyada
yasam olsun diye mi dunyanin gunesten uzakligi bildigimiz mesafededir, yoksa
dunyanin gunesten uzakligi bildigimiz mesafede oldugu icin mi dunyada yasamin
olmasi mumkun olmustur? (Nitekim baska mesafelerde gezegenler var ve onlarda
yasam yok).
Teistlerin
bu mantigi cok ilginc bir kendini kandirma ornegidir. Meseleyi tepetaklak eder,
tersinden gorurler.
Fok
baliklarinin derilerinin altinda o kadar kalin bir yag tabakasi olmasini,
usumesinler diye oyle yaratilmalarina baglayan bir aciklamadir bu. Yasadiklari
fiziksel ortama evrimsel adaptasyon yaptiklari icin bu yapiya kavustuklarini
(cunku baska turlu olanlarin o ortamda barinamayip olecegini)gormez bu mantik.
Aradaki uyuma bakip, sonuca gore sebep uretir.
Komplo
teorilerini ureten mantik da benzer bir mantiktir. Konuyla alakasi yok ama,
ornegin Sivas olaylarinda, 37 aydinin yakilmasindan sonra ofke islamci kesime
cevrilince, islamci kesimin, bu olayin komplo oldugunu, kendilerinden nefret
edilsin diye solcularin boyle bir komplo kurdugunu iddia etmesi gibi ters bir
mantiktir bu.
Sartlanmis
zihinde, olaylarin boyle tersinden gorulmesi cok yaygin bir bakis acisidir.
Bunlari
destekleyen (destekledigi iddia edilen) olasilik hesaplarini da yine onyargili
ve yanli yaparlar.
Gokten
dusen bir tek yagmur damlasinin beni islatma olasiligi, sifir denecek kadar
dusuktur.
Eger
gokten dusecek her yagmur damlasi icin bu hesabi tekrarlarsam, her damlanin
beni islatma ihtimali sifir cikar. Tum bu olasiliklari toplayip, bu damlalarin
beni islatma ihtimali sifir olur dersem, o zaman herhangi bir yagmurda islanma
ihtimalimin hic olmadigi sonucu cikar ortaya.
Peki
kim buna guvenerek saganak yagan yagmurda semsiyesiz cikar? Ve kim saganak bir
yagmurda islanmadan eve donebilir?
Burada
problem nerededir?
Burada
problem, olasilik hesabinin yapilis seklindedir.
DNA'nin
olusumu olsun, hayatin meydana cikisi, vs. olsun, olasiliginin cok dusuk
oldugunu iddia ettikleri durumlarin cogunda, dinci kesim bu tur yanlislar
yaparlar hesaplarda. (Ya da baska tur, ornegin dogal secilim gibi, ya da kimya
yasalari gibi doga kanunlarini hesaba katmadan yapilan olasilik hesaplari).
Yukaridaki,
alinti yapilan bilim adamlarinin da hicbiri, yukarida sozu edilen ifadeleri,
teist bir anlam ifade etmesi icin soylememistir. O sozler, alinti yapilan metin
icinde butunsel olarak okundugunda bambaska anlam icin soylendikleri ve bu
kisilerin bu sozleri evrenin altinda zeka bulduklarini iddia etmek icin
soylemedikleri anlasilacaktir. (Bunu, yukarida sozu edilen bilim adamlarinin
tumunu, kendi yazilarindan veya kendileri hakkinda yazilmis yazilardan dolayi
tanidigim, ve dunya goruslerini, kafa yapilarini asagi yukari bildigim icin
soyleyebiliyorum. Aralarinda sadece Wheeler tuhaf bir idealisttir. Fakat o da
bir teist sayilmaz).
------------------------------------------------
Ayrica
son olarak, bir noktaya daha deginmek istiyorum ki, yaratilisciligi tartismak,
Tanri'nin varligini tartismak degildir. Bu ikisi ayri konular. Tanri'nin
varligi, "Evrenin ardinda bilincli bir guc var midir?" tartismasidir.
Yaratiliscilik tartismasi ise, boyle bir gucun varliginin kabulu altinda, bu
gucun mevcut dunyayi ve evreni nasil, hangi sureclerle, hangi asamalarda
(asamaliysa) meydana getirdigi ve evrendeki mevcut bazi gozlemlerin, bu bakis
acisiyla nasil aciklanaci konusudur. (Ornegin fosil kayitlari, her katmanda
farkli yasta fosillerin bulunmasi, bazi turlerin daha eski katmanlarda hic
gozulmemesi, sadece yenilerde gorulmesi, vs. gibi pek cok gozlem).
Sadece
biyoloji ile ilgili degil, acilis yazisinda ve sonrasinda belirttigimiz pek cok
konu ve ayrinti vardir yaratilisci teoriden aciklama bekleyen.
Yaratilisciligi
tartisalim derken bunu kastediyoruz.
Tanri'nin
varligini da tartisiriz elbette ama forumda o konu icin yeterince baslik var.
Bu baslik o konunun yeri degil.
Tanri'nin
varliginin kanitlanamayacagi da ayri bir gercek ama, surasini unutmayin ki,
Tanri'nin varligini kanitlamak, yaratilis teorisini kanitlamaz. Cunku once
ortaya boyle bir teorinin (en azindan hipotez, ya da bir aciklama) konulmasi
gerekir. Sonra da cesitli delillere dayanarak bu aciklamanin gecerliliginin
gosterilmesi.
Tanri
vardir demekle, dunya su sekilde meydana gelmis/getirilmistir demek ayni sey
degildir.
Matematikçi
(no
login)
195.175.213.84
Son Yazı July 13 2002, 2:49 PM
Hayat
tesadüfi bir başlangıca sahip olamaz. Ne bu gezegende ne de bir başkasında eğer
hayatın başlangıcı rastgele değilse, o zaman belli bir amaca yönelik bir aklın
ürünü olmalıdır.Bilim,Tesadüfi kabul etmez,Bilimi sadece bir toplumun ürünü
değildir. Matematikte tesadüf olmaz.
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Matematikci Sana Katılıyorum July 13 2002, 4:21 PM
MANTIK!
Diyosun
ki:
"Dunyada
yasam olsun diye mi dunyanin gunesten uzakligi bildigimiz mesafededir, yoksa
dunyanin gunesten uzakligi bildigimiz mesafede oldugu icin mi dunyada yasamin
olmasi mumkun olmustur? (Nitekim baska mesafelerde gezegenler var ve onlarda
yasam yok).
Teistlerin
bu mantigi cok ilginc bir kendini kandirma ornegidir. Meseleyi tepetaklak eder,
tersinden gorurler.
Fok
baliklarinin derilerinin altinda o kadar kalin bir yag tabakasi olmasini,
usumesinler diye oyle yaratilmalarina baglayan bir aciklamadir bu. Yasadiklari
fiziksel ortama evrimsel adaptasyon yaptiklari icin bu yapiya kavustuklarini
(cunku baska turlu olanlarin o ortamda barinamayip olecegini)gormez bu mantik.
Aradaki uyuma bakip, sonuca gore sebep uretir."
Bunu
böyle kestirip atamazsin..
Mars'ta
ya da Gunes sistemindeki diger gezegenlerde su ve hava olmadigi icin mi yasam
yok? Yoksa Dünyada su hava ve diger kosullar olstugu icin mi yasam var?
Gunes
sisteminde neden sadece Dunya'da yasam var?
Sen:
"Canlilar yasam kosullarina göre kendilerini adapte ederler" diyosun,
Yaratılıscılar:
"Canlilarin yasamasi icin uygun yasam kosullari Tanri tarafindan
olusturulmustur" diyolar.
Bu
takdirde yaratılıscilar haklı cikiyo.
Allah
gunes sistemindeki diger gezegenlerde uygun yasam kosullari olusturmadigi icin
orda yasam yoktur diyolar.
Peki
sen diyebilir misin "Günes sistemindeki diger gezegenlerinin ortamlarina
ayak uydurabilen, oralarda kendine özgü bir türün evrim gecirip gelistigi bir
canlı örnegi vardir?"
Dedigin
gibi olsaydi su ve havaya ihtiyaci olmayan, cok sıcaga ve cok soguga direncli
canlilarin buralarda kendilerini bu yasam kosullarina gore uyarlamalari
gerekirdi. Evrim buralarda da yasam olusturmaliydi.
Evet
soruyu yeniden tekrarliyorum..
Gunes
sisteminde neden sadece dünyada yasam var? Diger gezegenlerde bu gezegenlerin
cevresel sartlarina uyum gösterebilen, evrimlesmis canlilar neden yok? Hayat
neden burda kendine bir cıkıs kapisi aralamamis?
Piyango
sadece Dünyaya mi cikti? Gunes sistemininden öteye gidersek oralarda yasamin
olabilmesi icin Dünyadaki sartlarin saglanmasi mi gerekir.
Bilim
adamlari neden sunu ısrarla vurguluyo.
Evrende
yasamin olabilmesi icin dünyadaki sartlara benzer sartlari olan gezegenlerin
olmasi gerekir. X galaksisinin Y gezegeninde dünyaya benzer sartlar varsa orda
yasam var demektir.
Bu
bilimsel degil mi? Bu bilimin Dincilerin sartlanmasina benzer bir sartlanmasi
mı yoksa?
Evrim
işte burda cuvalliyo. Micro duzeyde ahkam kesen evrim macro düzeyde
gecerliligini yitiriyo!
Matematikcinin
"son yazisina" katılıyorum.
Byes.
Mantik
(no
login)
172.128.161.244
matematikci ve utarid July 14 2002, 7:56 AM
"Hayat
tesadüfi bir başlangıca sahip olamaz. Ne bu gezegende ne de bir başkasında eğer
hayatın başlangıcı rastgele değilse, o zaman belli bir amaca yönelik bir aklın
ürünü olmalıdır.Bilim,Tesadüfi kabul etmez,Bilimi sadece bir toplumun ürünü
değildir. Matematikte tesadüf olmaz."
Bilim
hayatin tesaduf eseri oldugunu soylemez. Bilimin boyle soyledigini dusunmek
nedense sizlerin saplantiniz. Hayat mevcut doga yasalarinin zorunlu bir
sonucudur. Sartlarin uygun oldugu bir ortamda, evrendeki mevcut fizik ve kimya
yasalari hayata yol acacaktir. Cesitliligin bu kadar fazla oldugu bir evrene
ise buna uygun ortamlar surada veya burada mevcut olacaktir.
Asil
soru, evren neden boyle yasalara sahiptir sorusudur. (Yani bazi yerlerde
hayatin olusumuna yol acan yasalar). Bunun ise cevabi verilemez. Cunku kimsenin
elinde bu sorunun cevabini vermeye yetecek kadar veri yoktur. Verilebilecek tum
cevaplar spekulasyon olmaya mahkumdur.
Fakat
spekulasyon da olsa, bir cevap vermeye kalkarsak, bunun bir olasi cevabi,
yasamin altinda bir tur zeka arayan bir cevap olabilir elbette. Bu ihtimal disi
degildir. Fakat gerek bu zekanin ne oldugu, neye benzedigi, kac tane oldugu,
tek mi, yoksa birden fazla mi, ya da buyuk bir uygarligin sahip oldugu
kollektif zeka mi oldugu, gerekse, ozgur olup olmadigi, kosullara bagli olup
olmadigi, gucunun neye yetip yetmeyecegi, fiziksel olup olmadigi, vs. gibi
noktalarin hicbiri bilinemez.
Dolayisiyla,
hayatin evrendeki hayatin altinda zeka goren bir spekulasyon bile, icerdigi
neredeyse sonsuz sayidaki olasiliklar ve degisik aciklama imkanlari yuzunden,
bir aciklama veya "hipotez" sayilabilecek bir netlikten yoksundur.
Yani
ortada, birakin dinlerin yaratiliscilik aciklamasini, dogru durust bir aciklama
bile yoktur.
Bir
aciklama olsa, bu aciklamanin deney ve gozlemle dogrulanabilecek birsey olup
olmadigina bakilir ve eger bu kosullara uyan bir aciklamaysa, bunun bir
"hipotez" oldugunu soylerdik.
Bu
hipotezi destekleyecek cesitli deneysel ve gozlemsel kanitlar buldugumuz
takdirde ise, bu hipotez bir teori olurdu. Daha fazla delil buldukca da teori
guclenirdi.
Fakat,
ortada birakin teori veya hipotezi, hipotez olmaya aday bir aciklama bile yoktur.
Evrenin ardinda bir zeka vardir demek o kadar bulanik ve netlikten yoksun bir
aciklamadir ki, hipotez olup olmadigini anlamak icin dikkate alinmasi gereken
diger kosulu incelememize gerek bile birakmaz. (Yani aciklamanin somut
delillerle desteklenir olup olmadigini). Ortada bir hipotez degil, hipotez olma
netliginden yoksun bir aciklama bile degil, fakat biraz cabayla bir aciklamaya
belki donusturulebilecek bir "fikir" vardir sadece. Evrenin altinda
zeka oldugunu soylemek bundan ibarettir. Bir "fikir", ya da biraz
cabayla bir aciklamaya donusebilecek bir "bakis acisi"dir sadece.
Ote
yandan, ilk anda akla gelen diger alternatif, yani doga yasalarinin, mevcut
olasiliksal imkanlarin sonsuz cesitliligi arasinda, belli bazi durumlarda veya
ortamlarda (ornegin evrenimiz), hayata sebebiyet verebilecek yapiya sahip
olmasinin teorik olarak mumkunlugu, hem net bir aciklama, hem de somut
verilerle desteklenebilecek bir hipotezdir. Evrende, karsimizda acikca evrenin
olusumundan ve bizi yaratmaktan sorumlu birseyler gormedigimiz surece,
gorduklerimiz, sadece bombos uzay ve akla hayale gelmeyecek cesitlilikte ve
zenginlikte gok cisimleri oldugu surece, bu mantiksal verilerden cikan sonuc,
veya bu verilerin destekledigi sonuc, bu bahsettigimiz hipotezdir. Dolayisiyla
bu hipotez, gozlem verileriyle bile bir miktar desteklenmis, bu yuzden belki
aslinda artik "teori" mertebesine yukselmis bir aciklama dahi kabul
edilebilir.
Diger
secenek ile kiyaslandiginda, bilimsel bakis acisindan, evrendeki zekaya sebep
olan doga yasalarinin varligindan, evrenin veya evrenlerin (ya da ust
evrenlerin, varsalar) teorik cesitlililigi ve imkansal zenginligininin sorumlu
oldugunu dusunmek, kesinlikle rakipsiz bir bakis acisidir.
-------------------------------------------------
"Mars'ta
ya da Gunes sistemindeki diger gezegenlerde su ve hava olmadigi icin mi yasam
yok? Yoksa Dünyada su hava ve diger kosullar olstugu icin mi yasam var?
Gunes
sisteminde neden sadece Dunya'da yasam var?"
Utarid,
yasamin baslangiciyla ilgili saygin bilim adamlarinin kitaplarini okumani
oneririm. (Dinazorlarin Sessiz Gecesi, Carl Sagan veya Ali Demirsoy'un
kitaplari, veya pek cok baska kitap olabilir. Carl Sagan'in Kozmik
Baglanti'sini ozellikle oneririm).
Benim
burada kisaca anlatmam uzun surer, cunku cok ayrintisi var ama, aklimda kalan
birkac nokta sunlar. Bir kere, organik molekullerin bozulmadan kalabilmesi
icin, gezegenin yuzey sicakliginin belli sinirlar icinde olmasi gerekiyor.
Gezegende belli mineral, bilesik ve elementlerin bulunmasi gerekiyor. Eger bildigimiz
turde bir yasamdan bahsediyorsak, su ve karbon gerekiyor. Gunes sistemindeki
gunese en yakin gezegenlerden itibaren disa dogru baktiginda, gunese olan
uzakliklari sebebiyle, yakin gezegenler fazla sicak, uzak gezegenler ise bu
kosullarin olusmasi icin fazla soguk ve kutle olarak fazla buyuk oldugu icin,
bizim gunes sistemimizde, bildigimiz turde bir yasami olusturmaya en buyuk aday
gezegen dunyadir. Venus ve Mars da (ozellikle Mars) bu kosula biraz yaklasir.
Hatta Mars'ta bir zamanlar hayatin olusmus olmasi, fakat kosullar tam uygun
olmadigi icin devam etmemis olmasi kuvvetle muhtemeldir. Pek cok bilim adami
Mars icin boyle dusunur.
Ayrica
Saturn ve Jupiter'in bazi uydularinda (ornegin Titan veya Europa) yasamin su
anda bile mevcut olmasi hala bilimsel acidan olasidir. Ornegin, sanirim
Europa'nin, yuzeyi bir okyanus ve bu okyanusu tamamen orten bir buz tabakasiyla
kaplidir ve bazi bilim adamlarina gore, bu okyanusun icinde, hayatin olusmasi
icin uygun sartlarin ortaya cikmis olmasi mumkundur. Henuz bu uydulari, bu
konularda kesin bilgi edinecek kadar yakindan inceleyemedik.
Dolayisiyla,
tum bunlarin bilimsel olarak aciklamasi vardir. Dunyada yasamin olmasi,
dunyanin gunesten uzaklik olarak, organik maddelerin bag yapip kararli olarak
kalabilecekleri yuzey sicakligina sahip olmasini saglayacak bir mesafede olmasi
yuzundendir. Daha yakin gezegenler bunun icin cok sicak, daha uzak olanlar ise,
kimyasal reksiyonlarin olusabilmesi icin cok soguktur.
Yani
dunyada yasamin olmasi, uzerindeki kosullar yasama uygun olan gezegenin dunya
olmasi yuzundendir. Dunyanin o kosullara uygun olacak sekilde oraya konmasindan
degil.
Baska
bir gunes sisteminde bu kosullara uyan birden fazla gezegen olabilir. Ya da hic
olmayabilir. Butun bunlar tamamen bilimsel olarak belirli, olculebilen
niceliklere ve ozelliklere baglidir.
"Sen:
"Canlilar yasam kosullarina göre kendilerini adapte ederler" diyosun,
Yaratılıscılar:
"Canlilarin yasamasi icin uygun yasam kosullari Tanri tarafindan
olusturulmustur" diyolar.
Bu
takdirde yaratılıscilar haklı cikiyo."
Son
soylediklerimin isiginda, yaratiliscilarin dedigi nasil hakli cikiyormus, sunu
ayrintisiyla bir ogrensek diyorum.
Hem
sonra, her seyden once, yaratiliscilarin hakli cikacak bir aciklamalari bile
yok henuz. Tartismanin basindan beri vurguluyorum, henuz yaratiliscilardan
dunyadaki yasami, fosil kayitlarini, hayvanlarin ve canliligin cesitliligini ve
adaptasyonunu, ekosistemleri, vs. yaratilis teorisiyle tutarli bicimde ve
ayrintili olarak aciklayan bir aciklama gelmedi. Dolayisiyla, yaratiliscilarin
herhangi bir konudaki aciklamalarinin hakli ciktigini kabul etmiyorum. Cunku
daha ortada aciklamalari bile yok.
"Peki
sen diyebilir misin "Günes sistemindeki diger gezegenlerinin ortamlarina
ayak uydurabilen, oralarda kendine özgü bir türün evrim gecirip gelistigi bir
canlı örnegi vardir?""
Evet,
bu mumkundur, yukarida acikladim.
"Dedigin
gibi olsaydi su ve havaya ihtiyaci olmayan, cok sıcaga ve cok soguga direncli
canlilarin buralarda kendilerini bu yasam kosullarina gore uyarlamalari
gerekirdi. Evrim buralarda da yasam olusturmaliydi."
Minimal
kosullarin bulundugu bir ortamda hayat olusur. Diger kosullara gore de kendini
bicimlendirir. Bos uzayda hayat olusmaz. Cunku herseyden once (sicaklik, nem,
vs.), bos uzayda, canliligin olusmasini saglayacak hammadde bile yoktur.
Herhangi bir yer alip, surada veya burada, ornegin gunesin merkezinde neden hayat
yok demek bir demogoji olur. Hayat doga kanunlarinin bir sonucu oldugundan,
belli minimal fiziksel kosullar gerektirir. Fakat bu kosullar, ille bizim
dunyada gordugumuz kosullarin aynisi olmak zorunda degildir. Baska
gezegenlerde, baska kosullar altinda, belki bizim bilmedigimiz turde bir yasam
da olusabilir. Ornegin pek cok bilim adamina gore, yasamin ortaya cikmasi icin
karbon elemeti sart degildir. Ornegin silisyum da, karbon kadar cok
cesitlilikte bag yapan bir element oldugundan, pek cok bilim adamina gore,
baska ortamlarda, silisyum temelli bir yasam da mumkundur. Ya da belki bizim
aklimiza, hayalimize gelmeyecek turde baska yasam bicimleri.
"Evrende
yasamin olabilmesi icin dünyadaki sartlara benzer sartlari olan gezegenlerin
olmasi gerekir. X galaksisinin Y gezegeninde dünyaya benzer sartlar varsa orda
yasam var demektir."
Bu
dunyadaki yasamin benzeri bir yasam icin soylenen birsey. Yukarida dedigim
gibi, baska tur yasam da mumkundur. Fakat bizim bildigimiz yasam, dunyadaki
turde bir yasam oldugundan ve dunyadaki gibi bir ortama sahip bir gezegende
yasamin ortaya cikabilecegine dair delilimiz oldugundan (kendimiz ve
gezegenimiz), baska yerlerde de boyle bir yasami aramak, dunya disi yasam
arastirmalarinda daha mantikli bir yoldur. Bilim adamlarinin dunya disi yasam
arastirmalarinda, dunyadaki kosullarin benzerini arama konusuna vurgu
yapmalarindaki sebep odur.
utarid
(no
login)
212.252.6.203
Mantık July 14 2002, 5:44 PM
Aslinda
yaratılısı bilimsel olarak isbatlamak sorusu biras insafsizca.
Zannedersem
bu durum evrimin kanun haline gelmesi ve tüm teistlerin ayetleri buna göre
te'vil etmeleri gibi bir sonucu bereberinde getiricek. (Eger Evrim
kanunlasirsa)
Yoksa
bunun caresi yok. Tartısma sonsuza kadar surup gider..
Bilim
en kisa zamanda artık evrimle yoksa alternatif (Evrimin disinda yaratılısın
haricinde alternatif bilimsel bir teori olup olmadigini bilmiyorum) bir
teoriyle mi yapıcak bize net bir teklif getirmeli meseleyi KANUNLASTIRMALI.
Bilimin
kestigi parmak acimaz. Onun karsisinda boynumuz kıldan incedir.
Bilim
evrimi kanununlastirsin, biz ayetleri ona göre tevil ederiz. Korkmayin biz
bilimin kesin dogrularini reddedecek kadar aklımızı peynir ekmekle yemedik.
YAratılıs
bilimsel olarak isbatlanirsa inanmanin inanmamanin kıymeti kalmaz. Bu Allahin
kiyamete kadar istemedigi bir durum.
Ama
bilimin evrimi isbati inancsizligi beraberinde getirmez. Kuran buna hazır.
Hem
evrim yoktan bir sey cikarmak degildir ki. Tanri yasami evrimle mi kuruyo,
baska bir seylerle mi? Tanrıyı kabul ettikden sonra bunun hic önemi yok.
Allah
A sini bile bilime göstermez. Yoksa ne kıymeti kalır inanmanin inanamamanin?
Cehenneme de Cennete de adam lazım. Bu sürec kıyamete kadar surecek..
Allaha
iman her zaman icin gizemli bir esas olma özelligi koruyacak. Insan kutsali
tecrube edicek. Butun insanlıgın iman etmesi, butun insanlıgında iman etmemesi
mümkün degil.
Bilimin
isbat ettigi bir Tanriya inanmanin kiymeti, bilimin reddettigi bir Tanriya
inanmanin da anlami yok..
BYes.
Mantik
(no
login)
172.159.43.11
utarid July 15 2002, 8:29 AM
Utarid,
evrimle ilgili olarak, ilk canlinin olusumundan bugune kadar gecen kisim asagi
yukari kanun sayilir zaten. Ki bilimin de (evrimin) konusu bu kadariyla ilgili.
Doga yasalarinin neden canlilik ve zeka yaratacak sekilde oldugu zaten bilimsel
degil felsefi bir soru.
Bilimin
ilgilendigi kisim sadece meselenin somut kismi. Dogal secilimle, adaptasyon ve
evrimle ilgili kismi. Ki bu konularda da artik yeterince ve cok guclu deliller
var elde. Evrim teorisine hala teori denmesi Einstein'in izafiyet teorisine
teori denmesi gibi birsey. Sadece her ayrinti henuz aciklanmadigi icin teori
deniyor. Yoksa kendisinden suphe duyuldugu icin degil. Ya da acikladigi
kisimlardan suphe duyuldugu icin degil. Sadece henuz tam aciklayamadigi, ufak
tefek kisimlar oldugu icin. Ki bunlarin da tamamlanmasi sadece bir zaman
meselesi.
Bilimin
kesin dogrularini reddedecek kadar aklimizi peynir ekmekle yemedik demissin.
Sen oylesin elbette. Senin gibi baska akli basinda teist arkadaslar da var.
Fakat, dini ve yaratilisciligi savunmak adina farkinda olmadan bilim dusmanligi
yapan ve insanliga ve topluma buyuk zararlar verdiklerinin bilincinde olmayan
kisiler varoldukca, bu meselenin ciddiyeti de devam edecek.
knz
(no
login)
62.248.103.46
Re: Yaratilisciligi Tartisalim July 15 2002, 8:57 AM
mantık
senin burda çok güzel yazıların oldu.
özellikle
önyargı konusunda.
bir
soruyu sormadan önce , onun cevabının ne olması
gerektiği
konusunda şartlanan beyinler özgür olamazlar.
merak
yoksa bilim yoktur. Bilmiyorsak bilmiyoruz deriz
ve
merak ederiz. Erdem budur.
Mantik
(no
login)
172.159.43.11
knz July 15 2002, 9:41 AM
Kesinlikle
katiliyorum. Bu dedigin olgunluga ulasan bir zihin, artik ondan sonra
birseylere inansa bile toplum icin bir tehdit degildir.
Maksat,
toplumun cogunlugunun bu zihinsel olgunluga ulasmasini saglamaya calismak
olmalidir.