Yaratılışa Elveda

 

 

Y A R A T I L I Ş A E L V E D A

December 10 2003 at 10:36 AM ali oktay  (no login)

from IP address 217.131.89.47

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Nitzchenin tanrı öldü öngörüsü gerçekleşmiş de haberimiz yokmuş.

Şu Bilim ve teknoloji nelere kadir?ol diyor oluyor.

 

Dün Diccovery kanalda enfes bir program vardı,ah keşke bizim DİNgiller vede özellikle DİNgildekler izleselerdi.Yerime duramadım,adrenalinim yükseldi birden.İnsanlığın önündeki tarihsel duvarın yerle bir olduğunu gördüm.

 

Tokyo üniversitesinin doktorları kök hücre kullanarak laboratuvar ortamında kurbağa gözünü "yarattılar" salt göz mü?

Elbete hayır,

Kalp,böbrek,karaciğer de "yarattılar".

 

Bundan sonra hastalıklarınızın iyileşmesi için tanrıya değil gen mühendislerine,Doktorlarına dua edeceksiniz.

 

-Ya doktor şu bozuk kalbimi sıfır kilometre yenisi ile değiştir!

 

Ekibin başındaki prof,yakınbir gelecekte organ sorunlarıdan yaşamı yitirmek diye bir tehlikenin ortadan kalkacağını da müjdelemekte.Göz,kalp,böbrek,karaciğer,deri,mide gibi organlar istenildiğinde,yenisi ile değiştirilebilecek.

 

Japon doktorlar laboratuvarda yarattıkları gözü gzleri alınmışkurbağaya naklettiler ve gözün çalıştığını kanıtladılar.Gören denek kurbağalar beyaz azgörenler biraz koyu, görmeyenler ise daha koyu renk oluyorlar,denek kubağa ak pak bembeyaz.

 

Ayrıca aynı yöntemle yaratılan kalp lamın üzerinde pıt pıt atmakta..benim koca yüreğimse neredeyse duracak.

 

Ekibin başındaki doktor bu yöntemin kolaylıkla her canlıya uygulanabileceğini,önlerindeki tek engelin "etikçi" "siyasiler" olduğunu özellikle vurguluyor.

 

Bu konuda yapılan istatistikleri de yayınladılar,gecenin saatinde yazamadım bunları ama çok ilginçtir,bu tür araştırmaların yasaklanmasını isteyen ülkelerin başında ABD ve Türkiye geliyor.Her iki ülkede de karşı çıkanların oranı %65lerde,diğer ülkelerde se tam tersi.ABD parlamentosunun aldığı bir kararla bu araştırmalara yurttaşların vergilerinden aynak aktarılması yasaklanmış,salt bağışlar ve özel vakıfların desteğinde sürdürülüyor.İsrail ise henüz bir karar almamış.

 

Bundan da anlaşılıyor ki geri kalmış ülkelerle bu geri ülkeleri manuple eden gelişmiş ülkeler Bilimin tanrının yerini almasına karşılar.

 

Çok düşündürücü değil mi?

Acaba neden diye sormadan edemiyor insan.

 

Evet tanrı,allah,manitu,rab ne kadar zerzevat varsa ölmüş de haberimiz yokmuş.

 

Bu tür gelişmeleri toplumun gözünden kaçırmak planlı bir ali-cengiz oyununu sürdürme çabasından başka bir şey değildir.

 

Ha diyeceksiniz ki bizim DİNgil,kalbini yenisi ile değiştirdiğinin ertesi günü Zuhuratbaba ya giderek kendisine bir ev vermesi için bez bağlamaya devam edecektir.Bu da doğrudur.Benim Dİgilim kendisine mutlak oyalanacak bir şeyler bulur.Hiç bir şey kalmasa tarih öncesi alışkanlığını tekrar anımsar ve fallusuna secde eder.

 

 

 

 

zeynep

(no login)

80.171.13.201 ???????? December 10 2003, 10:47 AM 

 

???????????

 

  

 

ayetullah

(no login)

212.174.41.9 Re: Y A R A T I L I Ş A E L V E D A December 10 2003, 12:53 PM 

 

birisi zeynebi reset'lesin

 

dumanlar çıkacak birazdan

 

düğmesi arka taraflarda bir yerde olması lazım

 

 

 

  

 

requiem

(no login)

212.174.96.69 sevgiler ali abi December 10 2003, 1:00 PM 

 

zeynep anlamadı bu olayı bi ben anlatayım bari

zeynep bi kök hücresi al eline sonra ihtimal ki taNRI üflemiş genetikçiler traş yani yine herseyi allahın yaptı güselim..zaten kuran da da yazar bu olay bilimsel bi gelişme olcak ve tanrı yazmıycak olmaz öyle şey...muhammedin kac cariye alcagını anlatan ayetlerin altında olması lazımdı..............

selamlar

ali abi bişeyi eksik unutursun hep sen neden????tarafsız

bakış acısını duru beyini zinxirsiz beyini oluşturursa genetikçiler bu tanrı miladını doldurur

yoksa olmaz....

 

  

 

Zork

(no login)

212.64.224.250 Amma da yaptın ayetullah December 10 2003, 1:07 PM 

 

Yeni modellerde reset düğmesi ön tarafta olur!

Yanlışlıkla basılmasın diye de deliğin içinde olur!

Şey etmen için de deliğe girecek ucu sivri bir nesneyi sokman gerekecek!

 

Yaw ayetullah sence de mi bu Zeynep saplı bir kız?

Allah yanlışlıkla sap takmış, kızcağıza! Onun suçu yok ki!

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.91.148 sevgili Requiem December 10 2003, 8:15 PM 

 

Herşeyi tam söylersem kimseye bir şey kalmaz:)di mi?

 

Bak o sözünü ettiğin şeyi de başaracak bilim,bu bir başlangıç.Bilime gölge etmesinler yeter.İnsanlığa temizinden 3000 bin yıl kaybettirdiler.Bilim tanrıdan kurtuldu tanrıcıdan kurtulamadı.Dinsel eğilimin beynin bir sayrılığı olduğu,buna bazı hormonların neden olduğu konusunda ciddi savlar var.Bekleyim görelim.Ben bu konuda haddinden fazla kuşkucuyum itiraf edebilirim,bana öyle geliyor ki,bilimadamları çok önemli bir buluş yaptılar ve iş bundan sonra çığrından çıktı,yoksa bunca yıl sessiz kalan bu kesim neden bilime bu kadar acımasızca saldırsın? bu kadar organize olup beş kıtada propaganda yapsınlar.Bilim bunları kaale alıp yanıt bile vermeye tenezzül etmiyor.Çalışmalarını sessiz ama kararlı yürütüyorlar.Bu heriflerin harcadıklarının binde biri bile harcanmıyor bu araştırmalara.Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük projelerinden olan SETİ nin bile ödeneklerini kestiler.Yavaş ama kararlı bir şekilde yürütülüyor o da.Korkunun kimseye yararı yok.Bu fikre kendilerini alıştırmak zorundalar.Aklı olanlar evrimle falan uzlaşmaya başladılar bile.Karanlıkta kaybolan ve korkan bu insanların elinden tutacak olanlar bizleriz,tutucu bir kadın gibi ellerini kıskanan bu insanlar gerçeğin duvarına tosladıklarında insanlığa çok pahalıya patladıklarını anlayacaklar.İşte o zaman kendilerini kazıklayan sahtekarların put evlerini,kitaplarını kendi elleri ile parçalayacaklar.

 

Bilim bir saat gibi çalışmakta gece gündüz.

 

Tik tak tik tak

ma ki na laş mak

istiyorum.

 

 

 

  

 

Muslim

(Login Muslim571)

217.122.35.14 Re: Y A R A T I L I Ş A E L V E D A December 11 2003, 9:13 AM 

 

Herseyden once yaratmak yoktan varetmek demektir. Bilimse olan bilgi ve kurallardan faydalanarak o kurallarin daha baska kurallar ortaya koyup koymadigini inceler. Yani olan birseyden yine olan birsey meydana geliyormu gelmiyormu diye inceler.

 

Pek sevinmissiniz ama, once yaratmanin kelime manasina bakin da oyle gelin. Hucre varsa ve ona bir takim olusumlar ilave ediliyorsa, kural geregi ortaya birsey cikacaktir.

 

Siz bana ilk hucre nasil ve nereden gelmis onu anlatin. Big Bang yazimi okumadiniz herhalde.

 

Selamlar.

 

  

 

Gıyasettin

(no login)

81.212.248.232 Sen sus israil ajanı Ali Oktay December 11 2003, 1:06 PM 

 

z

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.90.43 muslim December 11 2003, 1:38 PM 

 

Bilim adamları sihirbaz değildir,şapkadan tavşan çıkarmazlar.

 

Bilim bir hücreden göz,kalp gibi komplex organları laburatuarda üretecek düzeye gelmişlerse bir gün hücreyi de yapacak düzeye erişeceklerdir.İşte o vakit Müslim nickini kullanacak biri kalır mı bilmem ama eğer kalırsa bile bu sefer de atomu yapsınlar,maddeyi yapsınlar,hiçten yaratsınlar gibi mızıkcılıkla çıkacaklardır karşımıza.

 

Oysa bilinmelidir ki evrenselmadde yasasına göre hiçbir şey yoktan var edilemez.Tıpkı tanrı gibi.

Nasıl madde olmadan birşey yapılamıyorsa insan olmadan da tanrı yapılamıyor.

 

Kaldı ki ,bir sineğin bile gözünü yapmaktan aciz olan insanoğlu....diye başlayan hamasi nutuklar unutulmamıştır.

 

Mızıkcılığa gerek yoktur.Etik metik bahaneleri uydurmadan bilimin önü açılmalıdır.ak hücre kara hücre ortaya dökülmelidir.

 

Müslim, kelime cambazlığına gerek yoktur.Yaratının anlamı bellidir.Yaratı, evrendeki olanakları bilgi birikimi ile değerlendirmek yaşamı daha kolay,anlamlı,ve güvenli kılmak için yapılan etikinliklerdir.Evren olmadan yaratı da olmaz.Gerisi martavaldır.Atanın dediği gibi yavedir.

 

İnsanoğlunu ilk hücrenin nereden nasıl geldiği çok fazla ilgilendirmemektedir,bu salt bu konuda yapılacak çalışmaların önünü açacak ivme kazandıracak olan ve merak edilen bir sorundur.İlk hücrenin nasıl oluştuğunun yanıtı iki seçenekten biridir.Ya başka bir gezegenden yada üzerinde yaşadığımız gezegenden,başka bir seçenek yoktur.Fikir birliğine varılan ve kuvvetli kanıtlar sunan seçenek bu dünyada oluştuğudur.

Bunların hepsinin bir kimyasal tepkimenin sonuçları olduğu anlaşılmaktadır.

 

Yukarıda sözünü ettiğim Japon bilim adamının bu konuda çok iddialı savları vardır.O na göre,çok yakın bir gelecekte insanın tasarladığı özellikte ve hiçbir zaman bizim yakalandığımız hastalıklara yakalanmayacak,dayanıklı,uzun ömürlü,çok zeki yeni jenerasyon insanlar "Üretmek" işten bile değildir.Tek sorun bilimin önündeki doğmalar ve kölelik ve emperyalizm konularındaki kaygılardır.

 

Bilim adamları, sizi bu açmazdan bir an önce kurtarmak için dualarınızı bile istemeden gece gündüz çalışmaktadırlar.

 

 

Başında da söylediğim gibi bilim ne yaparsa yapsın ,akla durgunlk veren buluşlar üzerine yenilerini eklesin sizler yine de tanrıyı aryacaksınızdır.

Ama merak etmeyin bilim bu düşünce anomalisini de iyileştirecek,ama bunu başaramazsa bile sizin için bir tanrı yapıp -AHA bulduk-deyip önünüze koyacaktır.

 

 

  

 

requiem

(no login)

81.215.192.66 demedim mi ben sana ali abi December 11 2003, 2:07 PM 

 

bu mallar biti .ikip yağ cıkarırlar diye etiket ettiler baksana ajanmış felan?_

şimdi ben yahudulerin dininede kitabınada sövüp sayıyorum onların yerine hatta insanlıga zarar veren din motifli herseye sövüp sayıyorum

içiniz rahat mı?_

bak onlar ilkelligini anlattı dinlerin

ben de küfrediyorum

hirstiyanlıgıda yahudiligide.......

rahatmısın hocam ?_

bütün dinleri yiyiyim sana bişe olmasın

bütün siyonistleri ipiyim sen raahat ol

şimdi .öt oldun mu?_

rahat rahat inine dön bakalım...

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.90.90 Bizimkiler gen haritasını yatak odasında buldular December 11 2003, 5:19 PM 

 

 

 

 

 

Bizimkiler gen haritasını yatak odasında buldular

 

Murat BARDAKÇI

 

Hürriyet, 02.07.2000

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

İnsanın gen haritasının çıkartıldığının açıklanması beni hiç mi hiç heyecanlandırmadı. Genler hakkında günlerdir yazılıp çizilenler aklıma pek yatmadığı için genetik konusunda güvendiğim tek kaynaktan sizleri de haberdar edeyim dedim. İşte benim genetik rehberim: Hacı Mustafa Rakım isminde bir zatın bundan tam 128 sene önce yayınladığı ‘‘Mürşîd-i Müteehhilîn’’, yani ‘‘Evlileri İrşad’’ isimli kitap. Hacı Efendi bugün bütün dünyanın yeni bir buluşmuş gibi üzerine titrediği gen meselelerini taaa o zamanlarda çözmüş...

İnsanın gen haritasının çıkartıldığının açıklanması, ortalığı birbirine kattı. Elde edildiği söylenen ama sır gibi saklanan gen bilgilerinin insanlık tarihinde tekerleğin icadından yahut aya ayak basılmasından da büyük bir buluş olduğu iddia ediliyor, başta kanser gelmek üzere birçok derdin birkaç sene içinde halledileceği anlatılıyor. Sırada artık ‘‘áb-ı hayát’’ın yani ölümsüzlük iksirinin bulunması var ve herkes o günün gelmesini iple çekiyor.

 

MARİFETNÁME’NİN MARİFETİ

 

Bendeniz, bu yazılıp söylenenlerin hiçbirine inanmıyorum. Yok 23 numaralı kromozom cinsiyeti tayin edermiş de, bu kromozom XX ise çocuk dişi, XY ise erkek olurmuş da, 21 numaralısı bunaklık yaparmış da, feşmekán numaralısı adamı kanser edermiş de, vesaire vesaire...

 

Benim rehberim, Hacı Mustafa Rakım isminde bir zat tarafından kaleme alınan ve İstanbul'da, Mercan Yokuşu'ndaki Pastırmacı Hanı'nda bundan tam 128 sene önce basılan ‘‘Mürşîd-i Müteehhilîn’’, yani ‘‘Evlileri İrşad’’ isimli kitap. Hacı Efendi kendisinden 100 küsur sene önce yaşamış olan tasavvuf álimi Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın ‘‘Marifetnáme’’ isimli kitabından anlaşıldığı kadarıyla bir hayli istifade etmiş, sonra bugün bütün dünyanın yeni bir buluşmuş gibi üzerine titrediği genetik meselesini herşeyiyle çözmüş ve doğacak çocuğun kaderini, edineceği huyları ve kişilik özelliklerini neredeyse bütün ayrıntılarıyla anlatmış. Hem de öyle DNA yahut kromozom gbi teferruata da girmeden... Tek bir fiziksel gerçeği temel almış: Erkekle kadın arasında çocuğun doğmasıyla neticelenecek ilişkisinin yerini ve zamanını...

 

CİMA VE AVRAT NE DEMEK?

 

Yandaki kutularda Hacı Mustafa Rakım'ın bugünün genetik devrimine parmak ısırtacak olan 128 sene önceki buluşlarının bir bölümü yer alıyor. Hacı Efendi'nin söylediklerini anlayabilmek için ‘‘cima’’ dediği işin cinsel ilişki, ‘‘veled’’in çocuk, ‘‘avrat’’ın kadın, ‘‘er’’in erkek, ‘‘meni’’nin de sperm demek olduğunu bilin, yeter.

 

Cimaya bak veledini tanı

 

Meyve ağacı altında cima edenin veledi zalim olur.

Cima sırasında konuşanın veledi dilsiz olur.

Yorganın altına girmeyip yıldızların altında cima edenin veledi münafık olur.

Başkalarının yanında cima edenin veledi hırsız olur.

İster zorla, ister rızayla yapılsın, hamamda cima edenin veledi ahmak olur.

Ayın ilk gününde, on beşinde veya son gününde cima edenin veledi deli olur. Ama ayın ilk günü sabaha yakın cima edenin veledi cömert olur.

Öğleden evvel ve sonra cima edenin veledi şaşı olur.

Ramazan bayramı gecesi cima edenin veledi anaya ve babaya ási olur.

Kurban bayramı gecesi cima edenin veledi dört veya altı parmaklı olur.

Şaban ayının tam ortasının gecesinde cima edenin veledi münafık olur. Erle avratın bundan sakınmak için üzerlerini örtmeleri şarttır.

Güneşe karşı ve ayakta cima edenin veledi altına işeyici olur.

Baldızını düşünüp cima edenin veledi hünsá yani çift cinsiyetli olur.

Cimada kadının cinsel organına bakan erkeğin veledi ya orta malı olur, yahut kör olur.

Cimada öpüşenin veledi sağır olur, ezan okunurken cima edenin veledi yalancı olur.

Yolculuğa çıkılacak günün gecesinde cima edenin veledi malını-mülkünü asilik yolunda harcayıcı olur.

Karnı aç iken cima edenin veledi zayıf, tok iken cima edeninki ise şişman olur.

Hasta avratla cima edenin veledi de zayıf ve hasta olur.

Boşalma sırasında hatıra ne gelirse, veled öyle yaratılır. Çirkin yüzler hayal edenin veledi çirkin ve ayıplı, güzelleri hatıra getirenin veledi ise güzel yüzlü olur’’

 

Hacı Mustafa Rakım’ın haftalık cima çizelgesi

 

‘Pazartesi gecesi cima edenin veledi álim ve sofu olur.

Salı gecesi cima edenin veledi cömert ve şefkatli olur.

Çarşamba gecesi cima edenin veledi katil ve kavgacı olur.

Perşembe günü öğleden evvel cima edenin veledi álim olur ve şeytan o çocuktan kaçar.

Cuma namazından evvel cima edenin veledi ya cennete girer yahut şehid olur. Cuma gecesi cima edenin veledi ise ibadetine düşkün, içten ve samimi olur.

Cumartesi gecesi cima edenin veledi şárib-i hamr (şarap içici, bugünkü anlamıyla alkolik) olur.

Pazar gecesi cima edenin veledi eşkiya olup yol keser.

 

 

İşte, dokuz ayın gerçek öyküsü

Hacı Efendi insanın henüz yeni ortaya çıkartılan genetik haritasını bundan 128 yıl önce yazmakla kalmamış, ana rahmindeki ceninin gelişme kademelerini bile o devirlerde gün gün, hafta hafta, ay ay anlatmış.

İşte, Hacı Efendi'nin kaleminden dokuz ay on günlük bu maceranın bazı noktaları günümüzde bile henüz bilinmeyen bilimsel öyküsü:

‘‘Avratların 'uşaklık' denilen rahimlere kese gibi birşeydir. Bir parça et, biraz sinir ve biraz da damardır ve vücudun sağ tarafındadır. Rahmin ön tarafında erin menisini çekmeye yarayan iki kanada benzer bir nesne bulunur. Kanatların biri erin menisini avratın menisiyle karıştırır, öteki kanat da bu sırada içindekiler dökülmesin diye rahmin ağzını kapatır.

Şimdi, yaratılmanın nasıl olduğunu görelim:

Yaratma öncesinde ebeveyn cima eder. Meni rahmin içine girince erkeğin menisi avratın her organına, her bir tüyünün dibine ve derisinin her bir noktasına kadar uzanır. Kırk gün bu vaziyette bekler, sonra kan olur ve avratın rahmine iner.

Derken, avratın rahminde vazifeli olan melekler meniyi ellerine alırlar. Eğer veled yaratılmayacaksa rahme bir avuç kan atarlar, yok eğer yaratılacaksa ellerine bir miktar da toprak alırlar ve meniyi o toprak ile yoğururlar. Bu toprak, doğacak olan çocuğun öldüğü zaman gömüleceği mezarın toprağıdır.

Melekler hazırladıkları bu karışımı kırk gün sağ ellerinde tutarlarsa karışım çamur olur. Sonra sol ellerine alırlar, bu defa kemik olur ve organlar ortaya çıkar. İlk ortaya çıkan kemik pazu kemiğidir ve kabirde en son çürüyen kemik işte budur. Derken sırasıyla sağ elin şehadet parmağı, sol el ve ayaklar ortaya çıkar. Dört gün sonra tam 248 edet kemik, sinirler, 360 adet damar ve damarlardan akan kan yaratılır. Beşinci ve altıncı gün tüylerle tırnaklar ortaya çıkar. Yedinci gün burunla ağız şekillenir. Onuncu gün ise baş parmaktan içeriye ruh üfürülür’

 

 

 

Murat BARDAKÇI

 

Hürriyet, 02.07.2000

 

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1