"Varlık" Açıklanması Gereken Birşey Midir?
"Varlik"
Aciklanmasi Gereken Birsey Midir?
June
6 2003 at 2:52 AM Mantik (no login)
from
IP address 65.160.128.2
--------------------------------------------------------------------------------
Inancin
kaynaginin akil, mantik, bilim, vs. degil sadece psikolojik sartlanmalar
oldugunu hep soyluyoruz. Inanclilar akil ve mantik yoluyla inandiklarini
dusunmek isterler ama inanclarinin asil kokeni toplumdan ve guvenilir
kisilerden hazir aldiklari bilgilerdir. (Bu bilgilere olan guvenleridir). Fakat
insan zihni sorgulayici oldugu icin, bu bilgilerin akil ve mantik suzgecinden
soyle bir gecirildiginde akla yatmasi ve mantikli gorunmeleri gerekir. Tumu
ayrintili mantiksal analizde parca parca olur ama onemli olan bu degildir ve
zaten ortalama insan ayrintili mantiksal ve felsefi analizlere girmeyecegi icin
onemli olan bu inanclarin saglam dayanaklari oldugu illuzyonunu yaratmaktir.
Bu
ise genellikle zihinlere yerlestirilen fikirsel sartlanmalarla gerceklestirilir.
Insanoglu dusunmeye belli kabul noktalarindan baslar. O noktalari sorgulamaz.
Her seyi o noktalar uzerine insa eder.
Iste
isin ozu ve yanlis fikirlere zihinleri inandirmanin temeli, yanlis fikirlerin
dayanagini bu kabullerin icine gizlemektir.
Bunun
benim gozumde en guzel orneklerinden biri "Varlik"in aciklanmasidir.
Felsefeye
asinaligi olmayan insan bu konulara fazla kafa yormadigindan, toplumdan
ogrendigi sekliyle, varligi "tuhaf", "dogaustu",
"yapay" ve "aciklanmasi gereken" birsey olarak gorur.
"Yokluk" ona gore dogaldir, baslangicta olmasi gereken durumdur,
fakat "varlik" yapaydir. Aciklanmasi gereken, sonradan meydana cikmis
olmasi gereken birseydir.
Inanclilarin
"Peki Allah yoksa bizi kim yaratti", vs. tarzindaki sorularinin
kokeninde de bu sartlanma vardir. Ateizmin mantiksiz ve mumkun olmayan birsey
oldugunu dusunenlerin cogunun cikis noktasi bu illuzyonun beyinlerini
koreltmesidir. Bu yuzden saglikli bir beynin ateist olamayacagini dusunur bu
kisiler. Halbuki bu konuda saglikli dusunmeyen beyin kendilerininkidir.
Cunku
tam tersi "varlik" daha temel, daha dogal bir durumdur, ve
"yokluk" aciklanmasi gereken birseydir. Varlik varken yoklugu
anlayabilir ve tanimlayabilirsiniz. Fakat hicbirsey yokken ne varligi, ne
yoklugu tanimlayamazsiniz. Yani kisacasi, varlik daha bile temel bir durumdur
bir bakima. Ya da daha dogrusu, soyle demek daha uygun, varlik ve yokluk
diyalektik bir butundur ve biri olmadan digeri anlamsizlasir.
Nitekim
bu sebeple, insanligin dusunce tarihinde "yaratilma" fikri (yani
yoktan var edilme) nispeten daha yeni bir kavramdir. (Birkac bin yillik). Ondan
once daha cok birseyden baska birseye donusme vardir eski mitolojilerde,
inanclarda. Cunku dogal olan ve cevrede gorulen durum budur. Hickimse durup
dururken birseyin kenliginden yoktan ortaya ciktigina tanik olmaz gunluk
hayatinda. Boyle bir dusunce, yuksek duzeyde bir soyutlama gerektirir ve bu
yuzden orneklerini dogadan alan insan zihninin dogal olarak bir cirpida
ulasacagi bir sonuc degildir.
Boyle
birseyin mumkun oldugunu dusunmek belli bir zihinsel sartlanma gerektirir.
Cunku zihin normal kosullarda boyle birseyin ornegini gormez. Dogada hersey
birseyin baska birseye donusmesidir. Bu prensip, artik gunumuzde madde ve
enerjinin korunumu gibi ilkelerle bilime de yerlesmistir. Ilkel bakis acilari
bakimindan dusunuldugunde, dogada tek tuk nereden geldigi belli olmayan
olusumlarin ortaya ciktigi durumlarda bunlarin neyin neye donusmesi sonucu
olustugu biraz kafa karistirsa ve saskinlik yaratsa da, ilkel insanlardan itibaren,
normal olarak her seyi baska bir seyin ona donusmesiyle aciklamak esastir.
Ornegin, ilk insanlar cocuklarin neden olustugunu cozmekte uzun sure zorluk
cekmislerdir. (Cinsel iliski ile cocugun dogmasi arasinda 9 aylik bir sure
oldugundan, bu ikisi arasinda dogrudan bir iliski kurmak kolay olmamis ilkel
topluluklarda). Cocuk neredeyse, durup dururken, kendiliginden annesinin
karninda peydahlanan birsey gibi gozukmustur insanlara. Fakat, bir seyin
kendiliginden degil, ancak baska birseyin sebep olmasiyla ve onun donusmesiyle
olusmasi gerektigi, tum ornegini dogadan alan "ampirik" insan
zihinlerine oyle bir yerlesmistir ki, onu bile ornegin pek cok kultur
"ruzgar" ile aciklamistir. Bugun bile, okyanusyadaki adalarda yasayan
pek cok ilkel kabilede ruzgarin getirdigi cocuklardan bahsedilir. Ya da besin
olarak yenilen seylerle, vs. aciklanmistir. Yani dogal sebeplere baglanmaya
calisilmistir.
Ne
zamandir ki, insanoglu soyutlama yetenegini gelistirmis ve matematik gibi
bilimleri ilkel sekliyle bile olsa icat etmeye baslamis dogayi algilayisini
gelistirmistir, iste ondan sonra dogada dogrudan ornegi olmayan fikirler de
kolayca ortaya cikmaya ve kabul gormeye baslamistir. "Yoktan var
edilme" veya "yaratilma" bunlardan biridir.
Bu
kavram tek Tanrili dinlerin bir icadidir. (Daha dogrusu, tek tanrili dinlerden
once bu fikir yavas yavas donemin filozoflari tarafindan gelistirilmistir ve
kendisine bazi kayitlarda rastlanmaktadir, fakat yayginlasmasi tek Tanrili
dinlerledir). Zamanla tek Tanrili dinler, toplum duzenlemesi, insanlarin
kontrolu ve yonetimi gibi konularda sagladiklari basari sayesinde, insanlarin
beyinlerine de cok saglam bir sekilde girmis ve ornegin varligin tuhaf oldugu
ve aciklanmasi gerektigi gibi fikirleri insanlarin zihnine sokmustur.
Peki
gunumuzde kuantum fiziginde de sozu edilen, boslugun pozitif ve negatif
enerjiye ayrismasi, vs. gibi fikirler de varligi yokluk yoluyla aciklama
girisimleri degil midir?
Bana
gore hem oyledir, hem degildir.
Cunku,
ya varlik sonsuzdan beri vardir ve sonsuzdan beri hersey birbirine donusup
durmaktadir, ya da varlik sonradan vakumun ayrismasi sonucu, vs. ortaya
cikmistir. Fakat ikinci durum, boslugun pozitif ve negatif varliklarin
birlesmesinden ibaret oldugunu dusundugu icin aslinda yine de varlik kavramini
hesaba katmakta, bir bakima varligi daha oncelikli gormektedir. Ya da ikisini
de esit oncelikli gormektedir. Yani yine de yoklugu dogal bir durum gibi
gormemektedir.
Kisacasi,
varlik ve yoklugun birini oncelikli gormek ve digerini ondan cikarmaya calismak
bos bir cabadir. Varlik ve yokluk diyalektik bir butundur. Varligi yokluk
yoluyla aciklamaya calismak gereksiz oldugu gibi zaten mumkun de degildir. Bunu
yapmaya calisan her dusunce, farkinda olarak ya da olmayarak, aslinda varligin
da varoldugu kabulu altinda yorum yapmaktadir.
Yani
Tanri'ya "Varlik" kavramini aciklamak gayesiyle inanmak gecersiz bir
sartlanmadir. Tanri kanitlarindan "varlik" delili tamamen sartlanma
urunu, gecersiz bir delildir. Diger deliller (yani kozmolojik veya teleolojik
deliller, vs) ayri konudur ki zaten onlara da yeri geldigince bol bol
deginiyoruz.
HACI
(no
login)
66.30.227.242
VARLIGIN KOKENI NEDIR? June 6 2003, 3:31 AM
Guzel
bir soru...
Insan
akil ve mantigina gore "her olgunun" bir nedeni vardir.
Insan
akil ve mantigi bunu, "her varligin" da bir nedeni olmasi gerektigi
seklinde yorumlar....
Oysa,
her olgunun bir nedeni olmasi ile, her varligin bir nedeni olmasi arasinda
onemli bir fark vardir..
Bir
olgu, diger bir olgunun nedeni olabilir ve belki de oyledir....
Bir
varlik ise, diger bir varligin nedeni olmayabilir.
Varligin
nedeni bir olgu olabilir.......
Bunlarin
uzerinde biraz dusunelim....
Ne
dersin?
keeeeh
kehhhhhhhhhhhh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
HACI
izafi
(no
login)
203.219.67.215
varlik.... June 6 2003, 3:00 PM
-
Inancin kaynagi psikolojik sartlanmalardir..
-
Bunu söyleyen ayni yargiya dahil olmuyor mu? Yoksa sadece inanirlara bir
göndermemi bu? Inanç, temelinde, "kabul etmek ya da etmemek"se, kabul
edilmeyen seylerin nedeni kabul edilmis açiklamalar olmayacak mi?..
Sartlanmisliktan bahsediliyorsa, bahsedenin sartlanmisligi yan cebe mi?..
-
Inançlilarin, inançlarinin kökeni hazir bilgilerdir. (Bu bilgilere olan
güvenleridir)...
-
Sende öyle degil mi?..
-
Inançlar, ayrintili mantiksal analizde parça parça olur..
-
Yoo!.. Hiçte öyle olmazlar.. Bunu sen söylüyorsun. Sadece susama hissinin
sebebini arastirdigimizda, kandaki su miktari, kan basinci, basinç ölçerler,
sinyaller, hipotalamus, emir, hipofiz bezi, hormon üretimi, kan dolasimi,
böbrek, mesaj, sinirler vs. baglantilari, ayrintili mantiksal analizde
inançlari parça parça etmek söyle dursun özellikle Yüce bir Yaraticiya
çagiriyor bizi.. Asil parça parça olan bunun disinda açiklamalar getirmeye çalismak
olsa gerek.. Dolayisiyla ayrintili mantiksal analizde parça parça olan iddialar
illüzyondan baska birsey olmasa gerek...
Bu
illüzyondan sonraki asamalarsa fikirsel sartlanmalar ve bu sartlanmalarla
düsünerek, bunlari kabul, sorgulamama, ve tüm diger fikirlerin bunun üzerine
insasi...
Aslinda
Mantik arkadasin yazdiklari mantiksal olarak bu sonuca götürüyor akli..
Yani
yanlis fikirlere zihinleri inandirmanin temeli, yanlis fikirlerin dayanagini bu
kabullerin içine gizlemekten kaynaklaniyor.. Dolayisiyla, yanlisliklar,
zincirleme olarak iyice gerçekten uzaklastiriyor zihinleri...
-
Inançlilarin "Peki Allah yoksa bizi kim yaratti?" vs. tarzindaki
sorularin kökeninde bu sartlanma vardir..
-
Peki ayni sekilde ters bir açidan bile (Ateist boyutunda mesela) böyle sorulari
sormaya bile gerek duymamak sartlanmislik kapsamina girmez mi?...
-
Insanoglu soyutlama yetenegini gelistirerek, olaylari birseyin baska bir seye
-her zaman- dönüsmedigini, "Yoktandda var olabilecegini" düsünmeye
baslamis, "Yaratilma" fikri dogmustur. Böylece tek tanrili dinler
icad edilmistir...
-
Yok öyle degil!.. soyutlama yetenegine hazir olarak sahip olan insan dogal
olarak düsünmüstür bunu.. Zaten "ilk model" buna müsait oldugundan
kendisinden bulmasi beklenmemis, hemen kendisine bu gerçekler bildirilmistir.
Onceden bilinen sonradan icad edilmemis, fakat yeni çarpik icadlar sonradan
ortaya çikmistir...
-
Tanriya "varlik" kavramini açiklamak gayesiyle inanmak geçersiz bir
sartlanmadir...
-
Asil inanmamak öyledir!..
Diger
delillerde ayni sartlanmisliklarla "kafasi yaraticiya basmayan"
kisilere mantikli, ama "yatan"lara ayrintili mantiksal analizde parça
parça ve bos bir çaba olarak gelir...
Selamlar...
HACI
(no
login)
66.30.227.242
NASIL SORUSUNUN YANITI BIZI TANRI KAVRAMINDAN UZAKLASMAYA ZORLAR June 6 2003,
3:55 PM
Tanri'nin
var olmasi varligin ortaya cikmasi surecini kolaylastirmiyor.. Zorlastiriyor.
Tanri'yi
aradan cikarirsak yanitlamada gucluk cektigimiz tek soru "neden"
oluyor..
Tanri'ya
bagli bir aciklamada hem neden'i bilmiyoruz, hem de nasil'in dogasindan emin
degiliz..
Neden
variz sorusunun yaniti var elbette. Ona birazdan deginecem.. Hem de bu yanit
Tanri'ya gereksinim gostermiyor. Ama yine de bilinmeyen taraflari mevcut.
Ama
Tanri'siz bir evrende nasil'i cok iyi biliyoruz. Madde nasil olustu? Atomun
ogeleri nasil bir araya geldi. Ilk element nasil olustu? Big Bang'in nedenleri
nelerdir? Madde enerjiden nasil olustu? Diger elementler nasil olustu?
Yildizlar ve galaksiler nasil olustu?
Neden
var oldugumuz ise yanitlamasi cok daha guc bir soru.. Neden Big Bang olgusu
gerceklesti.. Neden?
Evrende
absolu yokluk var olabilir.. Ama bu biz insanlarin ilkel mantigi ile
bagdasamayacak kadar ilginc bir fenomen olarak tezahur edebilir. Ama gunumuzde
bu ilkel mantik yerini, quantum mekanik gozlemler sayesinde, cok daha ileri bir
dusunceye terketmistir. Quantum fizigi neden var oldugumuza mukemmel bir cozum
yolu bulmustur.. Ilginc olarak once nasil sorusunu yanitlamis ve bu yanitlari
izleyerek, neden sorusu yanitini bulmustur..
Evrende,
daha dogrusu hicbirseylite yokluk yalniz varlikla birlikte vardir. Onlarin
birbirlerini notralize etmeleri demek, absolu yokluk, yani hicbirseylik
demektir. Ama varlik ve yokluk hicbirseylik icinde rastgele dagilmislardir.
Ayrica bunlar virtual partickle'lar tarafindan temsil edilirler. Arada bir
hicbirseylik icinde bu yalanci zerreler olusur ve 10^-21 saniye kadar yasarlar.
Bu sure icinde bunlar karsitlari ile notralize edilirler. Varlik ve yokluk
boyle bir mekanizma ile hicbirseyligi idame ettirirler.
Gecmiste
bir an nasil olmussa olmus, yeni bir virtual partickle ortaya cikmistir. Bu
yeni yalanci zerrenin ozelligi farkli bir guc icermesidir. Yalanci guc tabii..
Bu guc genislemedir. Ama ayni zamanda bunyesinde cekim gucunu de
barindirmaktadir.. Bu oyle bir zerredir ki, genislemistir. Kendi omru 10^-21
saniyedir ama, daha karsiti ile notralize edilerek yok edilmeden, 10^-37 ile
10^-34 saniye arasinda, genislemistir. Bu genisleme sirasinda zerrenin bazi
ozelliklerinden dolayi yogunlugu (dansitesi) de degismemistir. Bu demek oluyor
ki, bu muthis genisleme sirasinda yalanci zerre icinde madde olusmustur. Bu
artik yalanci zerre degildir. Bu saf enerjidir ve hizla ve cok cabuk
genisledigi icin artik karsiti tarafindan notralize edilmesine olanak yoktur..
Bir
protondan milyar kere milyar kere milyar kere kucuk olan bu virtual partickle'
bu kisa sure icinde bir portakal buyuklugune ulasmistir. Aradan gecen bir
saniye icinde evren, simdiki evrenin yuzde 70'i genisligine ulasmistir.
Bu,
her ne kadar Big Bang olarak bilinirse de, bir patlama degildir. Genislemedir.
Ilginc olarak bu genisleme sesli bir olgudur. Cunku o kadar kisa bir zamanda
ortaya cikmis bir enerjidir ki, ayni anda ortaya cikan maddenin ilk ogelerini
(quarklar ve digerlerini) titremeye zorlamistir. Bu da ses dalgalarinin ortaya
cikmasina neden olmustur. Evren buyuk bir gurultu ile yaratilmistir. Bu
genisleme sirasinda olusan ses dalgalarinin evrenin seklini verdiginden
kuskulanilmaktadir..
Evet..
Ne diyorduk.. Basit bir kural, ilkel bir yasaya bagli olarak, beklenmedik ya da
olaganustu bir sekilde ortaya cikan bir surec ve vakia, olgu, maddenin aniden
olusmasi ile sonlanmistir. Nedeni, basit bir olgunun maddenin yaratilmasi icin
gerekli kosullarda kendini manifest etmesidir.. Yalanci bir zerre mevcut bir
takim yasalara boyun egerek genislemistir. O yasalara biz fizik kanunlari
diyoruz. Dogasi hic bilinmeyen olgu iste o fizik yasalaridir. Madde ile
birlikte mi yaratilmistir, yoksa maddeden de once var miydilar? Burasindan emin
degiliz.. Ama muhtemelen maddeden once de vardilar. Belki de maddeden cok kisa
bir sure once ortaya ciktilar ve onlar sayesinde madde olustu.. Burasi da
yeterince bilinmiyor..
Bu
sekilde bir senaryo tasavvur ettigimiz an, bazi ilginc sorulari da yanitlamada
basarili oluyoruz.
Bu
aniden ortaya cikan ve itici-cekici guce sahip yalanci zerre bizim evrende
tekrar ortaya cikabilir mi? O zaman icinde varligimizi surdurdugumuz evren yok
olmaz mi?
Bu
zerre diger evrenlerin varligindan sorumlu olabilir mi? Gercekten multivers
kavraminin kokeninde bu yaradilis sekli vardir.
Ozet
olarak sunlari soyleyebilirim:
Son
derece ileri fizikle ugrasanlar icin, evrenin yoktan var olmasini aciklamak hic
de zor degildir.
Quantum
mekanigi maddenin, yokluk-varlik ikilemine bagli bir anomaliden ciktigini ileri
surer.
Bu
kuram tek bir evrenin oldugu gibi, cok sayida evrenin varligini da aciklar.
Maddenin
ogelerinin "nasil" olup da bir araya geldigi sorusu yanitlanir..
Maddenin
"neden" var oldugu sorusu da oldukca mantikli bir yanit alir..
Nasil
sorusunu yanitlarken, neden sorusunun yanitini bulmus oluruz.
Tanri
olsaydi nasil sorusunun yanitini asla bulamayacaktik. Cunku "nasil"
Tanrisal bir cozum yoludur. Insanlarin cozmesine, anlamasina olanak yoktur.
Tanri'nin olmadigi bir ortamda "nasil" sorusunun yanitlari
"neden" sorusunun yanitlarindan cok daha kolaydir. Bilim bize nasil'i
kolaylikla aciklayabilmektedir. Elementler yildizlarin merkezinde nasil ortaya
cikmatadirlar, kimyasal reaksiyonlar nasil olup da hep ayni sekilde vuku
bulmaktadirlar vs.. Nasil'i bilen insanoglu icin nedeni bir Tanri'ya baglamak
mumkun degildir. Mantiksizliktir.
Tanri
yoktur. Tanriya gerek yoktur.
Cunku
Tanri'nin olmasi bilimsel degildir.
Insan
mantigi ile bagdasmaz..
Selamlar
Haci
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
izafi June 6 2003, 7:11 PM
"Bunu
söyleyen ayni yargiya dahil olmuyor mu? Yoksa sadece inanirlara bir göndermemi
bu? Inanç, temelinde, "kabul etmek ya da etmemek"se, kabul edilmeyen
seylerin nedeni kabul edilmis açiklamalar olmayacak mi?.. Sartlanmisliktan
bahsediliyorsa, bahsedenin sartlanmisligi yan cebe mi?.."
Bunu
soyleyen "kanitsiz kabul" anlaminda inanca sahip olmadigi icin ayni
yargiya dahil olmuyor. Inanc ile inancsizlik ayni sey degildir. Inancsizlik bir
inanc kabul edilemez.
Bu
yuzden diger itirazin da yanlis. Yani inancin kokeninin hazir bilgilere olan
guven olduguna dair sozlerime "peki sizin oyle degil mi?" diye
verdigin cevap gecersiz. Cunku bilimsel bir zihin inanca sahip olamaz. Inanc,
"kanitsiz kabul"dur. Aksiyom farklidir. Bilimde aksiyomlar vardir. Aksiyom
da kanitlanmadan yola cikilan cikis noktasidir fakat bu gercek bilindiginden,
aksiyomlar da sorgulanir. Ve aksiyomlarin dogru olduguna dair bir iddia
getirilmez. Inancli zihinde eksik kisim budur. Inancli kesimde aksiyomlar degil
inanclar vardir. Ve bunlarin dogru olduguna dair guclu bir his vardir, dogru
olduklarina dair "iddia" vardir. Hatta bunlarin dogru oldugu
kabuluyle baska insanlara yaptirimlar uygulanir inancta. Inancli zihin, dusunce
bicimini olsun, kabullerini olsun yeterli mantiksal analize ve saldiriya tabi tutmaz.
Kabullerinin "kabul" oldugunun bilincinde degildir. Onlari
"gercek" zanneder.
"Peki
ayni sekilde ters bir açidan bile (Ateist boyutunda mesela) böyle sorulari
sormaya bile gerek duymamak sartlanmislik kapsamina girmez mi?..."
Girmez.
Cunku biz bir iddiada bulunmuyoruz. Iddiasi olan sizsiniz. Biz sadece gecersiz
buluyoruz. Dogruya sahip oldugumuzu iddia etmiyoruz. Diyoruz ki "Dogruyu
ben bilmiyorum, ama senin iddianin dogru olmadigini biliyorum".
Ateist
dogruyu bildigini iddia ediyor da olabilir tabi. Varlik ve evren icin kendi
aciklamasi olabilir ateistin. Fakat ateist olmak icin bu bir sart degildir.
Ateist olmak "teist" fikirleri kabul etmemektir. Karsit fikir uretmek
ateist olmak icin bir sart degildir.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
haci June 6 2003, 7:13 PM
Varligi
"bosluk"tan ortaya cikartan cesitli aciklamalarin bilincindeyim.
Fakat adina ister "vakum" densin, ister "absolute zero"
densin, ister baska birsey. Benim bakis acima gore buna yine de
"yokluk" diyemeyiz. Vakumun pozitif ve negatif varligin
birlesmesinden ibaret oldugunu soylemek, zaten varligi bastan kabul etmektir.
Vakum var demek, yokluk var demek degildir. O zaman akla "Peki, vakum
neden vardir?" sorusu gelmez mi? Hele de yoklugu zit kutuplu iki varligin birlesimi
olarak tanimlamak, zaten varligi da bastan kabul etmek ve yoklugun icine dahil
etmek degil midir?
Benim
anlatmaya calistigim, "yokluk"un default durum oldugu ve varligin
ondan turetilmesi gerektiginin gecersiz bir kabul oldugudur. Bunu iki gerekceye
dayandiriyorum. 1) Varlik ve yokluk durumlarinin birini default durum kabul
etmeye bizi itecek mantiksal bir gerekce olmamasi, yani varligin da kendi
basina en azindan yokluk kadar gecerli ve temel bir durum olmasi, 2) Zaten ne
varligin, ne yoklugun, digeri olmadan tek basina tahayyul edilememesi. Yani
bunlarin aslinda birbirlerine bagli diyalektik bir butun oldugu, dolayisiyla da
aslinda mutlak yokluk diye birseyin tanimlanamayacagi.
Bunlari
kendi kafamdan da uydurmuyorum elbette. Felsefe okuyan biriyimdir, ve
felsefenin ontoloji (varlikbilim) alani bu konularda kafa yorar. Bilim
adamlarinin bazilarinin da diger insanlarin sartlanmasina benzer sekilde
varligi yokluktan cikartmaya calismalari ve yoklugu daha temel durum gormeleri
bana gore bir hatadir. Onlarin felsefi alandaki eksikliklerinin bir
gostergesidir. Bu konulara filozoflar yeterince kafa yormuslardir ve varlik ve
yoklugun tamamen birbirinden bagimsiz olarak ayri ayri varolamayacagi gunumuzde
artik aciktir. Bilim adamlarinin varligi yokluktan ortaya cikan birsey olarak
tanimlayanlari cifte hata yapmaktadir. Hem yoklugu daha temel durum gorerek,
hem de vakumu yokluk zannederek. Ki aslinda, gunumuz bilimsel yorumuna gore
bile, vakum sonsuz bosluk degildir. Boslukta kuantum dalgalanmalari vardir.
Yani gunumuzun bilimsel yorumundaki bosluk aslinda yine de mutlak bosluk
degildir. Ki mutlak bosluk olsaydi bile, yukarida dedigim gibi bosluk ile
yokluk ille de ayni sey degildir. (Bu biraz da tanima baglidir. Yoklugu bosluk
olarak tanimlarsaniz, vakum da yokluk olur elbette. Fakat felsefedeki
"yokluk" ile, bilimdeki "bosluk" ayni sey degildir. Cunku
bilimdeki boslukta en azindan bir "mekan" vardir. "Boyut"
vardir).
Kisacasi,
varlik kavramindan kacis yoktur. Varligi yokluktan oncelikli degilse bile, en
azindan ona esdeger gormek mumkun olan tek aciklamadir. Nitekim farkinda olarak
ya da olmayarak, zaten bu yapilmaktadir.
HACI
(Premier
Login hacihaci)
66.30.227.242
BEN VAKUMDAN BAHSETMIYORUM June 6 2003, 8:05 PM
Mantik;
Ben
vakumdan bahsetmedim.. Virtuel partickle lardan bahsttim. Benim ki bir az daha
spesifik. Belki de vakumun dogurdugu enerji turu..
Vakum
bir enerjidir elbette.. Vakum enerjisi..
Varligin
nedeni de olabilir.. Ve de oyledir..
Bunlari
normal insan mantigi alamaz.
Tanri
kavramina siginir onlar..
Onlar
icin herseyin cozumu Tanri'dir..
Neden
ve nasil onlari ilgilendiren sorular degildir.
Onlar
onlarin yanitini zaten bilmektedirler.
Bilmedikleri
Tanri'nin nasil ortaya ciktigidir.
Onu
da asla sorgulamazlar..
Hikmetinden
sual edilmezmis..
keeeeh
kehhhhhhhhhhhh keeeeeeehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
knz
(no
login)
195.174.105.193
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 7 2003, 3:25
AM
izafi
senin çelişkin şurda,
burda
inanç olarak savunduğun kendi inancın.
Fakat
kendinde de bir vudu inancını , japon dinini vs kabul etmeme gerekçelerini
ortadan kaldırıyorsun.
izafi
(no
login)
203.213.85.26
Mantik June 7 2003, 9:43 AM
Heralde
sorun su cümlenin çözümsüzlügünde olsa gerek...
"Dogruyu
ben bilmiyorum, ama senin iddianin dogru olmadigini bliyorum"..
Dogruyu
bilmeyen, bir seyin dogru olmadigindan nasil emin olabilir?..
Ya
da dahada genellestirirsek..
Emin
olunmayan gerçek, Tanrinin varligina en az yoklugu kadar yakin degil midir?..
"Kanitsiz
kabul" ne demektir?..
Bu
sasmaz, kusursuz ve mükemmel düzenin bir Akil ürünü oldugunu düsünmek mi, yoksa
öyle olmadigini düsünmek mi?..
Oyle
olmadigini düsünmek gibi geliyor bana..
Aslinda
bilseniz, "varlik", diger adiyla "ilim" bile düsünceyle
baglantili vardir. Yoksa Yaraticiya "zorluk ve agirlik vermemis"
sadece, sonsuz yaratabilirliginden birinide böyle dilemis olmasindandir...
Haci'nin
bahsettigi "fizik kurallari" bu yaratilisa bahane kilinmis, fakat
bilemedigimiz farkli yaratilislara -belkide- farkli bahaneler takdir
edilmistir...
Ama
hepsi bahanedir. Gerçek olan yalniz O'dur..
"Onlar,
Allah'i gerektigi gibi degerlendiremediler"
Allah,
bilinen ama kavramasi mümkün olamayacak bir yüceliktir...
izafi
(no
login)
203.219.225.7
knz June 7 2003, 12:40 PM
Ben
vudu inancini, Japon dinini bilmiyorum.. Sanirim günes'e tapiyorlar..
Dolayisiyla Mantik'in düsünceleri bana ters düssede daha mantikli geliyor...
Inegin kutsal olmasi sartlanmisliktir ama Tanrinin kutsalliginin gerekçeleri
akilla ilgili birsey....
foruyorum
(no
login)
195.175.172.176
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 7 2003, 11:07
PM
"Ve
bunlarin dogru olduguna dair guclu bir his vardir, dogru olduklarina dair
"iddia" vardir. Hatta bunlarin dogru oldugu kabuluyle baska insanlara
yaptirimlar uygulanir inancta."
Çoğu
kimse, kanıt olduğuna inandığı şeylere dayanarak inanır. Bunlara inanmayan da
olabilir çünkü aslında kanıt da izafi olabilir veya kanıtın kişiye göre
değişmesine insan aklının yetersizliği ve önyargılar yol açabilir.Kuran,
kanıtlarla inandırdığını açıkça söyler. Sadece gerçek olduğuna inandığı için
veya hislerine deyanarak inananlar da vardır. Bu kötü birşey değildir. Hatta iyi
şeylere yöneltiyorsa iyidir bile. Ama eğer inanışını ve bunun gereklerini
başkasına da dayatarak yapıyorsa bu kötü olur. Burada da 2:256 "Dinde
zorlama yoktur", "seni onlara bekçi yapmadık" gibi ayetler,
İslama inanmayanların onu kötüleme gayretlerini söndürür.Başka dinlerde böyle
olduğunu pek duymadım.(Bir de dinini değiştireni öldürün diye bir hadis
uydurulmuştur ama Kuran, kendinden başka hüküm kaynağı kabul etmez.) İslam
başka dinlere de kin kusmaz,onlara da cennet şansı tanır. Yeterki kanıtları olmadığı
halde başkasını ona ortak koşmasınlar(çünkü bu,zulümkar din koyuculara fırsat
verir 6.137) ve Allaha ve ahirete inansınlar ve tabi iyilik yapsınlar. Kendine
inanmayanlara da cennet şansı veren başka kitap görmedim ben.
"5.69
Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah'a ve
ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur,
onlar mahzun da olmayacaklardır"
"6.137
Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evladlarını öldürmeyi süslü
gösterdiler"
"Inancli
zihin, dusunce bicimini olsun, kabullerini olsun yeterli mantiksal analize ve
saldiriya tabi tutmaz."
Kuran
bunu yapmamızı ister. 4.82 Kuran'ı incelemiyorlar mı? ALLAH'tan başkasının
olsaydı onda bir çok çelişki bulacaklardı.
"1)
Varlik ve yokluk durumlarinin birini default durum kabul etmeye bizi itecek
mantiksal bir gerekce olmamasi, yani varligin da kendi basina en azindan yokluk
kadar gecerli ve temel bir durum olmasi, 2) Zaten ne varligin, ne yoklugun,
digeri olmadan tek basina tahayyul edilememesi."
1)Tanrıya
inanmayan, yokluğu default olarak düşünmeli bence çünkü eğer varlık varsa, niye
şu şekilde değil de bu şekilde var sorusuna cevap bulunamaz.Multiverse veya
vakum bir cevap değil, çünkü o da bir sistem. Ama varlık yoksa, niye bu şekilde
var denilecek bir varlık yoktur ortada. Dolayısıyla tanrıyı yok kabul edersek
default durum yokluktur. Ama bence tabi default durum yokluk değil.
2)
Yokluk, varlığa muhtaç değil. Hiçbirşeyin var olmaması yokluktur. Sadece böyle
bir durumda onu anamlandıracak kimse de olmadığı için insan, böyle birşey
olamaz sanır.
Mantık
(no
login)
172.151.206.203
izafi June 8 2003, 8:13 AM
"Dogruyu
bilmeyen, bir seyin dogru olmadigindan nasil emin olabilir?.."
Sana
basit bir örnek. Bir çocuk okuldan gelse ve babasına dese ki, "Bugün
okulda öğretmen benim geçen hafta evde işlediğim kabahati biliyordu, kendisine
kuşlar söylemiş. Bir daha yapmamam için beni uyardı" dese, bu konuşmayı
izleyen bir üçüncü kişi olarak bilirsin ki öğretmenin bilmesinin sebebi
kuşların söylemesi değildir. Öğretmene ya çocuğun annesi, ya babası, ya da
başka biri söylemiştir. Kimin söylediğini bilmezsin, yani öğretmenin nasıl olup
da bildiğini bilmezsin, ama kuşların söylemediğini bilirsin.
Ya
da çocuklar gece korkarak eve gelirler ve bahçede bir canavar gördüklerini
söylerler. Tarifini de yaparlar ve içinde bulundukları ruh haliyle yaptıkları
tarif de gerçekçi değildir, abartılıdır. Bu yüzden o tariften birşey çıkmaz.
Çocukların ne gördüğünü bilmezsin. Ama bilirsin ki gördükleri bir canavar
değildir, ya da öcü değildir.
Ya
da sana öyle bir açıklama yapılır ki, açıklama kendi içinde çelişkilidir.
Gerçeği belki bilmezsin ama içinde çelişki taşıyan bu açıklamanın doğru
olmadığını bilirsin.
Hatta
bu örnek Tanrı kavramıyla da ilgili. Dinlerin Tanrı tanımı kendi içinde
çelişkilidir. (Bu konuyla ilgili şu yazılara bakabilirsiniz:
http://www.geocities.com/ateizmvedin/beyin_cimnastigi.html
http://www.geocities.com/ateizmvedin/dayanaklar.html).
Dinlerin Tanrı'sının olmadığını anlamak kolaydır.
Bu
çelişkilerden arındırılmış, daha felsefi, dinlerin Tanrı'sından farklı başka
Tanrı tanımlarının varolmadığını göstermek mümkün olmayabilir. Fakat onların da
varolmadığını kabul etmek mümkündür. Bu konuda daha önce ana sayfadaki bir yazıdan
copy-paste yaptığım bir soru-cevap vardı bu konuyla ilgili. Varolması mümkün
çok şey vardır. Fakat birşeyin varolması mümkün diye varolduğu düşünülmez.
Ancak varlığına dair delil varsa varolduğu düşünülebilir.
""Kanitsiz
kabul" ne demektir?..
Bu
sasmaz, kusursuz ve mükemmel düzenin bir Akil ürünü oldugunu düsünmek mi, yoksa
öyle olmadigini düsünmek mi?.."
Akıl
ürünü olduğunu düşünmek kanıtsız kabuldür. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama
delilim olmadan, hatta aksi yönde delil varken akıl ürünü olduğunu söyleyemem
demek kanıtsız kabul değildir, bilimsel tavırdır. Akıl ürünü olmadığı iddiası
varsa ise, bu ayrı konudur, ateist kişi akıl ürünü olmadığını iddia ediyor
olmak zorunda değildir. Fakat böyle bir iddiası varsa, dayanağı olup olmamasına
bağlı olarak bu kanıtsız kabul olabilir de olmayabilir de.
Mantık
(no
login)
172.151.206.203
foruyorum June 8 2003, 8:14 AM
Kuranda
başka dinden olanlara dair takınılacak tavırlarla ilgili değişik ayetlerde
birbiriyle çelişkili değişik ifadeler vardır. Bu konuyla ilgi oğuz arkadaşımıza
danışabilirsin. (Foruma tekrar dönünce tabi. Şu sıralarda, birkaç hafta süreyle
forumdan uzakta kendisi). Ya da sitemizin ana sayfasındaki
http://www.geocities.com/ateizmvedin/celiskiler.html yazısını okuyabilirsin. Bu
yazı zaten oğuz'un yazısıdır.
izafİ
(no
login)
203.213.85.178
Mantik June 8 2003, 9:56 AM
Kimin
söyledigini bilmemek dogruyu bilmemek degil ki!.. Sen birinin söyledigini
biliyorsun, bundan eminsin, çünkü kuslarin söylemeyeceginden eminsin..
Ama
sahis olarak kim oldugunu bilmemen, biri olmadigi anlamina gelmez. Biri
oldugundan eminsindir, dolayisiyla dogruyu bilmis olursun...
Kopukluk
burda..
Burda
dogru bilgi Ahmet, Mehmet mi?.. yoksa ismi cismi önemli olmayan bir sahis mi?..
Ayni
sekilde çocuklarin ne gördügünü bilemezsin ama birsey gördüklerini bilirsin!..
Dogadaki
delillere bakarak Aklin ürünü oldugunu bilmek, ama nasil oldugunu bilmemek
kanitsiz kabul olmaz. Ve hatta bilimsel tavir olur. Aksi yönde deliller ise
zorlamadir. Çikis yollari arama çabasidir. Bu çabalar SIKMIS olacak ki, heralde
bu yüzden ateist kisi akil ürünü olmadigini iddia ediyor olmak zorunda
degildir!..
Selamlar...
Mantik
(no
login)
172.141.11.208
izafi June 8 2003, 6:00 PM
O
ornekler bilinmeyen seyin bir zeka veya insan kokenli olup olmadigina dair
ornek degil. Dogru aciklama bilinmemesine ragmen, onerilen aciklamanin gecersiz
oldugunun bilinebilecegine dair ornekler. Burada sebeplerin insan kokenli
olmasi orneklerin gunluk hayattan alinmasindandir ve bir rastlantidir. Sebebin
bir zeka olmadigi pek cok benzer ornek de verilebilir. Ornegin pek cok UFO
gozleminin sebebi cesitli atmosferik olaylar, ya da venus gezegenidir.
Arkasinda bir zeka yoktur.
Ya
da yukarida verdigim diger ornek. Yani birisi size bir aciklama yaptiginda,
aciklama kendi icinde celiskiliyse, dogru olmadigini bilirsiniz. Gercek
aciklamayi bilmiyor olmaniza ragmen.
Dogaya
bakarak "bu bir akil urunu olabilir" demek bilimsel bir hipotez
yurutmektir. Ama bunun akil urunu oldugu kesindir demek, hele de bu akil benim
dinimin bahsettigi akildir demek, sadece kanitsiz kabul degil, ayni zamanda
acik bir psikolojik sartlanmadir.
Dogaya
bakip "bu bir akil urunu olabilir" diyerek kurulan hipotez ise daha
sonra test edilebilir. Dogadaki diger gozlemlerin bunu destekleyip
desteklemedigine bakarsin. Ve bunu desteklemeyen o kadar cok gozlem gorursun
ki, eger tutarliysan ve sartlanman yoksa, bu hipotezi terketmek zorunda
kalirsin. (Bu konuda su yaziyi okuyunuz:
http://www.geocities.com/ateizmvedin/doga_ve_tasarim.html). Kalmasaydin bile,
diyebilecegin tek sey bunun da olasi aciklamalardan biri oldugudur. Yoksa
gercek aciklamanin bu oldugu degil. Ki bunun bir olasi aciklama oldugu sonucuna
ulasan biri icin bile, aslinda ortada kesinlikle netlikten yoksun bir bakis
acisi vardir sadece, gercek bir aciklama bile degil. Cunku daha once de
defalarca acikladigim gibi, doga zeka urunudur denebilseydi bile, bu zekanin
mahiyeti hakkinda hicbirsey soylenemeyeceginden, daha dogrusu ortada ilk anda
bile akla gelebilecek onlarca alternatif olacagindan, ortada hala dogru durust
net bir aciklama olmazdi. Ornegin farzet ki evren zeka urunudur, birisi dese ki
bu zeka aslinda insanligin su anki uygarliginin milyonlarca yil sonraki
halidir. Bu kadar sure sonra bu uygarlik oyle gelisecektir ki zamanda geriye
gidip evreni yaratacaktir dese, gercek aciklamanin bu olmadigini nasil
soyleyebilirsin? Gercegin bu oldugunu iddia etmiyorum, fakat zihnini acik
tutugunda zeki tasarim secenegi altinda bile sayisiz olasiligin ortaya
cikabileceginden bahsediyorum.
Yani
ozet olarak iki sey soyluyorum: 1) Dogaya bakip, zeka urunu oldugu aslinda
soylenemez. Dogada tam tersi yonde isaretler daha fazladir. 2) Zeka urunu kabul
edilse bile, hala ortada net bir aciklama yoktur.
Bu
konularda daha once cok yazi yazdim. Onlari okumaniza (eger okudursaniz) ragmen
ve oralarda bu noktalara cevaplar almis olmaniza ragmen, ve bu konularda bana
oralarda hicbir itiraz getirememis olmaniza ragmen, siz inanclilarin, hala ayni
seyleri ayni sekilde getirmeye devam etmeniz, hala ayni sartlanmalardan
kurtulamadiginizin bir gostergesidir.
foruyorum
(no
login)
195.175.162.190
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 9 2003, 9:42
PM
İslamdan
başka din kabul edilmeyişi bir çelişki değil çünkü İslam, Kurana inanıp
uygulamak değil. Allah'a teslim olmaktır. Yani şirk koşmadan ahirete inanmak
vs.. Çünkü Kuran'dan hatta tevrattan çok önce yaşamış İbrahim'e de Kuranda
Müslüman denir. İslam Ademle başlar hatta.
Yani
şirk koşmadan ahirete inanan müslüman Hıristiyanlar da olabilir. Yanlız şirk
koşmayacak ve peygamberlere inanmasa da YALANLAMAYACAK(inkar).
foruyorum
(no
login)
195.175.162.190
çelişki yok June 9 2003, 9:45 PM
İslamdan
başka din kabul edilmeyişi bir çelişki değil çünkü İslam, Kurana inanıp
uygulamak değil. Allah'a teslim olmaktır. Yani şirk koşmadan ahirete inanmak
vs.. Çünkü Kuran'dan hatta tevrattan çok önce yaşamış İbrahim'e de Kuranda
Müslüman denir. İslam Ademle başlar hatta.
Yani
şirk koşmadan ahirete inanan müslüman Hıristiyanlar da olabilir. Yanlız şirk
koşmayacak ve peygamberlere inanmasa da YALANLAMAYACAK(inkar).
knz
(no
login)
195.174.105.193
şunu ilave edeyim, June 9 2003, 11:05 PM
hint
dinin ineklere tapmayla ilgisi yok.
Bu
tamamen önyargı.
dinin
bozulmuş ve batılar tarafından çarpıtılmış bir çekli.,
başka
insanların çarpıtması.
eski
vedalardaki din tek tanrılıdır.
o
tek tanrıya krisna derler.
neticede,
elbette başka inançlar var.
siz
vedaları okumadan inanmıyorum diyorsunuz.
başka
inançtan biri de kuran'ı okumadan inanmıyorum diyor.,
ben
şöyle inanırım.
ben
herşeye inanırım
ateizme
de, hatta bu evren şeytanın krallığı bile olabilir,..
fakat
benim müslümanlıkta sevdiğim bir taraf var.
olabilirler
arasında müslümalık sevdiğim bir tercih.
ama
bir tercih.
hiç
bir garantisi yok.
olmasın.
bu
forumda daha önce bunları yazmıştım.
garantili
inanç, %100 inanç
bunlar
kör inançlardır.,
izafi
(no
login)
203.219.225.142
knz June 10 2003, 10:09 AM
inege
tapilmayip, kutsal saymakta ayni mantiksizlik dahilinde... Geçmiste ise zaten
hepsi bir...
Inek,
Yaradandan ötürü kutsal sayiliyorsa o zaman kus'ta kutsal tas'da...
Muhammedin
kutsalligini reddeden bir dinin, inegi ya da esegi kutsayan inançlarla ayni
kategoride algilanmasi, algilayanin esekligindendir... Kusura bakilmaya...
izafi
(no
login)
203.219.225.206
Mantik June 10 2003, 1:21 PM
özet
olarak 2 sey söylemissin..
"1-
Doğaya bakip, zeka ürünü oldugu söylenemez. Doğada tam tersi isaretler daha
fazladir.
2-
Zeka ürünü kabul edilse bile, hala ortada net bir açiklama yoktur".....
1-
Eger doğada, zeka ürünü olamayacagina dair isaretler varsa, neden kesin bir
inandiricilikla "Yaratici" kavramini ortadan kaldiramiyor?..
Yok,
öyle bir kesinlik söz konusu degilse,(ki öyle) bu durumda zeka ürünü
olabilecegide nicin inkar ediliyor?..
Yani
öyle oldugu degil OYLE DE OLABILECEGI?...
Doğanin
zeka ürünü oldugu varsayiminin tam tersi yöndeki isaretlerin fazlaligi kesin
bir hüküm vermeye yeterlimidir?...
Isaretlerin
ulastirdigi "kaf dagi" son durakmidir? Ordan öteye yol gitmez mi?...
Doğaya
bakipta zeka ürünü oldugu "söylenemez" diyen birinin
"söyLENMEZ" demedigi halde, öyle bir psikolojiyi sergilemesi
sartlanmisligin çekim alanina kapilmis olmayi göstermez mi?..
2-
Zeka ürünü oldugu kabul EDILMESE bile, ortada net bir açiklama varmidir?...
Ateizm
hangi delillere dayanarak "Yaratici"nin olmadigina EMINdir?...
Tam
tersi yöndeki isaretlerin fazlaligi, öteki isaretlerin-en azindan- azligina
göre degil midir?...
O
zaman, bizim dogruyu "bilemedigimiz" kadar, siz de ayni
bilinmezlikten sorumlu olmazmisiniz?..
Yoksa
Ateizm "Maksadi asan, kasitli" bir kabullenme midir?...
Hakan
(no
login)
213.204.65.13
Mantık June 10 2003, 8:27 PM
inanç
temelde kabuldür. etmek etmemek bile fazla iki kelimedir.
birşeyin
kabulüdür, ve tek şeyin referansıdır. O kadar. Bu üste yazdıklarım
gibi
araştırmayı durdurmaz.
Beyinleri
sanıldığı gibi durdurmaz. Aslında çok ciddi birşekilde sorumlu
olduğun
şeyin farkına vardırıp daha fazla motivasyon kazandırır.
Ama
burdaki gibi bir ton kuru gürültü de bir yerden sonra tekrarlamalara
dönünce
( gerçekten kusura bakmayın bu sadece bana böyle geliyor ) bir süre
ara
vereyim dersin. Asla kimseye şahsi bir şey değil bu yazdığım kusura
bakılmasın.
İşlerim çok yoğunlaştı, işimden kovulmak istemem
Ayrıca
yeni birşeyler araştırıldığını düşünmemeye başladım şahsen. Dinler
tarihi
ve felsefeyi sanırım bir bütün olarak almalı ve herhangi birine
önyargılı
bakılmamalı.
İnancın
gelişimi nedir. Niye vardır? buna bakmak lazım. Sizi takip edecem,
ama
yazamayacam işlerden dolayı.
saygılar,
sevgiler başarılar.
knz
(no
login)
195.174.105.193
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 10 2003, 8:46
PM
veda'ları
okumayıp dünyanın en eski tek tanrı dini
hakkında
söylediklerin, senin eşekliğin sevgili izafi.
sana
mantığa karşı ileri sürdüğün tüm argümanları yeniden okumanı ve kendi tavrına
karşı yine kendi argümanlarınla cevap vermeni bekliyorum.
Anonymous
(no
login)
193.192.99.250
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 11 2003, 12:06
AM
'var'
sa açıklaması da vardır,
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
izafi June 11 2003, 12:08 AM
"Eger
doğada, zeka ürünü olamayacagina dair isaretler varsa, neden kesin bir
inandiricilikla "Yaratici" kavramini ortadan kaldiramiyor?.."
Beyni
sartlanmamis olanlar icin kaldiriyor. Evreni anlamada sadece aklini kullananlar
ve bilimsel supheciligi objektif bir bicimde uygulayabilenler icin kaldiriyor.
Bunu yapamayanlar icin kaldiramiyor. Bu kisiler evreni algilayislarinda bir
illuzyon icindeler ve bunun da farkinda degiller.
Fakat
kanitin da asamalari var. Bilimde bir fikri destekleyici kanit bulursun, fakat
bu kanitlar henuz yeterli miktarda ve her turlu sartlanma ve illuzyonu ortadan
kaldiracak gucte olmayabilir. Veya olsa bile bazen konunun karmasikligi
yuzunden, herkesin bunu anlamasi mumkun olmayabilir. Tanri konusunda durum ne
kadar budur, tartisilir. Fakat kisisel fikrime gore, Tanri konusunda insanlarin
tamamen ikna olmamasinin altinda yatan asil sebep, beynin calisma bicimi ve
bununla baglantili olarak psikolojik sartlanmalardir. Isin icinde biraz da
bilimsel gerceklerin halka yeterince anlatilamamasi ve ogretilememesi vardir.
"Ateizm
hangi delillere dayanarak "Yaratici"nin olmadigina EMINdir?..."
Daha
once de defalarca soyledigim gibi, ateist tavir icin, yaratici'nin olmadigini
kanitlamak sart degildir. Birseyin varoldugunu kanitlamak, varoldugunu iddia
edenin gorevidir. Nasil ki Noel babanin varolmadigini dusunmek icin
varolmadigini kanitlamak icin ugrasmam gerekmiyorsa, benzer sekilde Tanri'nin
da olmadigini kabul edebilirim.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
hakan June 11 2003, 12:09 AM
"Bu
üste yazdıklarım gibi araştırmayı durdurmaz. Beyinleri sanıldığı gibi
durdurmaz. Aslında çok ciddi birşekilde sorumlu olduğun şeyin farkına vardırıp
daha fazla motivasyon kazandırır."
Inancin
bilimsel dusunceye zarari konusunda daha once yazdigim http://www.geocities.com/ateizmvedin/bilim_ve_din.html
yazisi okunabilir. Bu yazidaki belirttigim seyleri burada tekrar etmek
istemiyorum.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
anonymous June 11 2003, 12:16 AM
Basligin
yetersiz oldugu iddia edilebilir. Varlik varsa, bir aciklamasi da olmalidir
gibi bir akil yurutmeyi yanlis bulmam. Fakat bu basliktaki yazilara dikkat
edilirse, asil ustunde durulan varligi yokluktan ortaya cikma prensibi uzerine
aciklamaya calismanin yanlisligidir. Belki de bu tartismanin basligini
"Varlik, yokluktan ortaya cikmis olmak zorunda midir?" seklinde
koymaliydim.
Anonymous
(no
login)
193.192.99.250
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 11 2003, 12:26
AM
varlık
yokluktan çıksa tanrı nerden çıktı?olmaz
varlık
varlıktan çıksa gene tanrı olamaz,
sorunu
şöyle çözelim
varlık
ve yokluk izafi kavramlardır
bugün
varız yarın yok
birincisini
biz biliriz ikincisini başkaları
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
izafi June 11 2003, 12:40 AM
Benim
arada bir verdigim linkleri okuyor musun?
Ben
pek okudugunu zannetmiyorum. En azindan hepsini okumadigini biliyorum. Cunku
oralarda acikca cevabi verilmis seyleri tekrar tekrar ayni sekilde dile
getiriyorsun. Ancak o kismi buraya da yazar ya da kopyalarsam cevap veriyorsun.
Benzer
sekilde, burada Tanri'nin varolmadigindan nasil emin olunabilir konusunda daha
once cok yazi yazdim ve sana da bir kismini link olarak verdim. Fakat verdigin
tepkilerden o yazilardan haberdar olmadigin ortaya cikiyor.
Yukarida
dedigim gibi, ateist olmak icin Tanri'nin varolmadigini kanitlamak sart
degildir. Tanri'nin varoldugunun kanitlanmamis olmasi yeterlidir.
Fakat
duruma gore Tanri'nin varolmadigi da kanitlanabilir. Bu "Tanri"nin
nasil tanimlandigina baglidir. Dinlerin Tanrisi paradoksaldir. Varolamaz. Dogru
durust bir tanimi yapilamadigi gibi, yapilan tanim da kendi kendisiyle celisir.
(Bu konuda http://www.geocities.com/ateizmvedin/dayanaklar.html yazisi ve
http://www.geocities.com/ateizmvedin/beyin_cimnastigi.html yazisinin son kismi
okunabilir). Fakat daha felsefi ve varolmadigi kanitlanamayacak Tanri tanimlari
da yapilabilir. Felsefede bunun ornekleri de vardir. Fakat bu
"Tanri"larin da varolmadigi kabul edilebilir. Cunku varolduklari
kanitlanamaz. Birsey, varolma ihtimali var diye ciddiye alinamaz. Sadece
varoldugu gosterilebiliyorsa ciddiye alinir. Yoksa varolmasi mumkun olan
seyleri saymaya kalksam, binlerce sayfa dolusu bile yazsam sonuna yaklasamam.
Jupiter'de gorunmez bir yaratik yasiyor olabilir. Fakat boyle bir yaratigin
varoldugunu dusunmem icin bir sebep ortaya cikana kadar yok kabul ederim. Tanri
konusuna da boyle yaklasabilirsin.
izafi
(no
login)
203.219.234.85
Mantik... June 11 2003, 3:18 AM
Olabilirligi
kesin olarak çürütülememis bir düsünceyi hangi gerekçelerle toptan
reddedebiliyorsunuz?..
Ayni
sekilde savunageldiginiz düsüncelerin kesin delilleri dayanmamasi, her iki
olabilirliginde göz ardi edilemeyecegi bir yerde durmayi gerektirmez mi?..
Tanrinin
varligina delil bulamayan biri için, en dürüstçe davranis yokluguna da
"kesin delil" bulunamayacagini kabullenmek degilmidir?..
Ama
itici geliyorsa, öyle inanmak isteniyorsa, bu sartlanmisligin ta kendisi degil
mi?...
Bizim
sartlanmisligimiz dogrudur. Bu benim tercihimdir. Peki siz neden ayni
dürüstlükle bunu kabul etmiyorsunuz?...
Mantık
(no
login)
172.142.152.167
izafi June 11 2003, 7:43 AM
Güzel,
en azından inançlıların şartlanmışlığını kabul ediyorsun.
Ama
bizi de şartlanmış gibi göstermek istiyorsun.
Peki
izafi, içinde yetistiğimiz toplumda, bir şartlanma olacaksa bunun ancak inanç
yönünde olacağını görmüyor musun?
Ya
bütün ateistler ateist ailelerde ve ateist bir çevrede yetişmiştir, ya da
bunlar toplumdaki inanç yönündeki şartlanmalara rağmen ateist olmuştur. Senin
bile ateistlerin pek çoğunun aslında köken olarak inançlı olduğu gerçeğine
itiraz edeceğini zannetmiyorum. Toplumun dayattığı inancı terkedenler
ateistlerdir, inançlılar değil. Nasıl bizim şartlanma içinde olduğumuzu iddia
edebilirsin?
"Olabilirligi
kesin olarak çürütülememis bir düsünceyi hangi gerekçelerle toptan
reddedebiliyorsunuz?.."
Senin
kaf dağını, anka kuşunu ve noel babayı reddetmene sebep olan aynı gerekçelerle.
Sen bunların herhangi birini, varlığı kanıtlanmadığı sürece yok kabul ettiğine
göre, başkasının da senin inandığın Tanrı kavramını aynı gerekçelerle
reddetmeye hakkı vardır. Varolduğuna dair bir işaret göstermeyen birşeyin yok
kabul edilmesi "default" tavırdır. Yani ateist tavır
"default"tur, inanç değil. İnançlıların toplumda çoğunlukta olması bu
gerçeği değiştirmez. İnanç, sonradan toplumda edinilir. Kimsenin doğuştan
inancı yoktur.
Aksi
takdirde, varolması mümkün diye birşeyi var kabul etmeye kalkarsak, o zaman bu
tavrı varolması mümkün olan akla gelebilecek diğer milyarlarca şey için de
yapmamız gerekir. Eğer bunu yapmazsak, o zaman yaptığımız çifte standar olur.
Varolması mümkün olan bazı şeyleri (Tanrı gibi) var kabul edip, diğer milyar
şeyi ise yok kabul etmiş oluruz. Örneğin sen neden etrafta gelecekten gelmiş
zaman yolcularının dolaştığı ve bizlere görünmediği, biz giyinip soyunurken
bizleri seyrettiği varsayımı altında, yalnızken üstünü değiştirmemezlik
etmiyorsun? Bu gerçek olması mümkün milyarlarca, hatta belki sonsuz sayıda
olasılıktan biri. Biraz hayal gücünü çalıştırırsan benzer yüzlerce şeyi sen
kendin bulabilirsin. Eğer birşeyi varolması, ya da gerçek olması mümkün diye
var kabul etmeye kalkarsan, bu işin içinden çıkamazsın.
Ama
dersen ki benim varolduğuna inandığım şeyin delili var, o zaman iş değişir. O
zaman, gel kanıtla derler. Ama eğer senin de yukarıda itiraf ettiğin gibi
delili olmamasına rağmen bu benim kabulümdür, inancımdır diyorsan, o zaman
düşüncende bir çifte standart yaptığını ve bir şartlanma içinde olduğunu kabul
eder (yukarıda yaptığın gibi), kendi işine bakarsın. Kimse size Tanrı
inancınızı reddedin demiyor. Ama inanacaksanız, hiç olmazsa yaptığınız çifte
standardın ve şartlanmanın bilincinde olarak inanın. Böylece o durumda tiryaki
olduğu için sigarayı bırakamadığını itiraf eden birine benzersiniz hiç olmazsa.
Neredeyse, bir nevi "kabahatini bilir" durumda olursunuz. Böylece
sizden topluma zarar gelmez artık o zaman.
Mantık
(no
login)
172.142.152.167
izafi June 11 2003, 7:45 AM
"Tanrinin
varligina delil bulamayan biri için, en dürüstçe davranis yokluguna da
"kesin delil" bulunamayacagini kabullenmek degilmidir?.."
Tanrı'nın
yokluğuna delil bulunup bulunamayacağı, Tanrı'nın nasıl tanımlandığına
bağlıdır. Dinlerin Tanrı'sının varolmadığı kanıtlanabilir. Bu konuda link verip
duruyorum, okumuyorsun. Hiç olmazsa ilgili bazı kısımları buraya kopyalayayım.
Dinlerin
Tanrısı sonsuz güçlüdür, her şeye kadirdir. Ezelidir, ebedidir. Doğaüstüdür,
cismi yoktur. (Bu son noktadan emin olmayan teologlar olsa da).
Şimdi,
böyle bir Tanrı tanımı, her şeyden önce biraz incelenirse çelişkili ve tutarsız
bir tanımdır, fakat bu noktayı şimdilik gözardı edelim. Tanımdan tatmin
olduğumuzu farzedelim ve birşeyin her şeye kadir olmasının mümkün olup olmayacağına
bakalım.
Biraz
düşününce görülecektir ki, her şeye kadir olma durumu paradoksaldır, mümkün
değildir. Bunu göstermek için sıkça sorulan bazı sorular:
-
Allah'in kendi kendini yok etmeye gucu yeter mi?
-
Allah'in ikinci bir tanriyi yaratmaya gucu yeter mi?
-
Allah'in birden fazla olmaya gucu yeter mi?
-
Allah'in kaldiramayacagi bir tasi yaratmaya gucu yeter mi?
-
Allah her seye kadir olmamaya da kadir midir?
-
Allah, herhangi bir sifatina (Allah'in 99 ismi olan esma-ul husna’da gecen tum
isimleri birer sifatina karsilik olduguna gore) aykiri sekilde davranabilir mi?
Davranabilirse, ve davranirsa, o zaman bu sifati nasil hakeder?
-
Allah mantik ilkelerinin uzerinde midir? Ayni anda hem dogru olan hem de yanlis
olan bir sey yaratabilir mi ornegin? Ya da daire seklinde bir kare?
Mantık
(no
login)
172.142.152.167
Tanrı'nın tanımlanması June 11 2003, 7:47 AM
Ayrıca,
yukarıda biraz önce atladığımız ve dinlerin Tanrı'sının tanımıyla ilgili
problemler için, sitemizin ana sayfasındaki link verip durduğum, fakat senin
okumadığın bir yazıdan, şu kısmı kopyalamak istiyorum:
Herseyden
once, tanrinin varligini veya yoklugunu tartisabilmek icin, tanri kavraminin
tanimini yapmak gerekmektedir. Sasirtici nokta, herkesin bu kadar sozunu ettigi
bir kavramin cok kesin, net, herkesin anlayip uzerinde birlestigi, kabul edilir
ve anlasilir bir taniminin bulunmamasidir. Pek cok ateist-teist tartismasinin
asil noktalara gelinemeden, tanrinin tanimi noktasinda dugumlenip kaldigi,
cunku tanrinin dogru durust bir taniminin yapilamadigina felsefi alanda cok
tanik olunmustur.
Bunun
bir sebebi pek cok teistin tanridan ne kasdettigi ve tanriyi nasil tanimladigi
konusunda fazla kafa yormamis olmasi, bir diger sebebi de ortada yaygin birden
fazla tanri taniminin bulunmasidir.
Genellikle
tanridan ne kastedildigi tam anlasilmadan tanrinin varligi veya yoklugunun
kanitlarina gecilir. Ornegin su diyaloga dikkat ediniz ve konuyla olan
baglantisini kurmaya gayret ediniz:
A:
Masanin uzerinde kucuk bir peri var.
B:
Ama ben birsey gormuyorum.
A:
Elbette, cunku bu gorunmez bir peri.
B:
Ama dokunamiyorum da.
A:
Elbette, bu peri gorunmez, dokunulmaz ve hakkinda hicbir somut veri edinilemez
bir peri.
B:
Peki o zaman var oldugunu nereden biliyorsun?
A:
Cunku bu perinin varliginin kanitlari var.
B:
Nedir bu kanitlar?
A:
Mesela yagmurun yagmasi bu perinin varliginin kanitidir. Bu peri yagmur perisi.
Ne zaman yagmur yagsa bu perinin varoldugunu anliyorum.
B:
Peki yagmurun sebebinin bu peri oldugunu nereden biliyorsun?
A:
Cunku baska birsey olamaz. Sen soyle o zaman yagmurun neden yagdigini?
B:
Yagmurun neden yagdigini bilmiyorum. Ama yagmurun sebebinin elindeki peri
olduguna inanmam icin baska deliller gerekli.
(Dikkat
ediniz, artik bu noktada, B dahi perinin varolup olmadigini veya niteliklerini
sorgulamaktan cikip, varliginin delillerini tartismaya baslamistir).
A:
Bu perinin varligini kanitlamaya aslinda gerek bile yok. Herkes beyninin
derinliklerinde bu perinin varligina inanir. Sadece kisinin gonul gozunu acmasi
gerekir. Bu peri kendi kendinin kanitidir. Ayrica kendi varligina dair inanci
hepimizin beynine koymustur. Hem sonra, baska turlu yagmurun nasil yagdigini
aciklamanin yolu olmadigindan, bu perinin varligina inanmak zorundasin.
B:
Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? Nasil birseydir?
(Dikkat
edildigi gibi perinin nitelikleri, varliginin kanitlarinin tartisilmaya
baslanmasindan sonra gundeme gelmistir).
A:
Bu peri 15 cm boyunda, kanatli, zayif, ince bir varliktir. Akillidir,
konuskandir ve neselidir. Devamli kanat cirpar. Ne zaman yagmurun yagmasini
isterse bunu diler ve yagmur yagar.
B:
Bilmiyorum, bana yine de inanmasi biraz zor geliyor.
A:
Ama inanmazsan, bu peri kizar ve evini sel bastirir. Inanirsan ve dediklerini
yaparsan ise bahcendeki bitkileri yesertir, evine bolluk getirir.
(Dikkat
ediniz, burada da insan motivasyonunun temel ilkeleri olan “odul” ve “ceza”
prensipleri kullanilmaktadir).
B:
Ben yine de inanmiyorum.
A: Inanmiyorsan,
olmadigini kanitla o zaman?
B:
???
Dikkat
ediniz, sonunda diyalog donmus ve B’den perinin olmadigini kanitlamasi
istenmeye baslanmistir. Hele de bu diyalogun nesiller boyu surdugunu dusunun. A
ve yandaslarinin bu perinin otoritesini kullanarak topluluklarina duzen
getirdigini, kurallar koyup bunlarin islemesini sagladiklarini ve bu yolla bir
yasama ve yurutme otoritesi kurmayi basardiklarini dusunun.
Ise
yarayan ve duzen saglanmasina yardimci olan bir toplumsal fenomen, toplumda
zaman icinde kabul gorur. Daha az sorgulanir. Hele de insanlara bunun
anlayamayacaklari birsey oldugunu ve bu konuya ancak belli basli bazi akilli ve
bilge kisilerin vakif oldugunu soyleyin, insanlar zaten mesgul olan gunluk
hayatlarindan bu meseleyi cikarir, bu konuda guvendikleri kisilerin fikirlerini
ve ogutlerini dinlemeye baslarlar.
Sonunda
konuyla ilgili kafa yoran kisilerden de birbiriyle uyusan ve uyusmayan gorusler
cikmaya baslar. Zamanla periden butun somut ozelliklerini (boyunu, kanatlarini,
buyuklugunu, vb) de cikarir, daha zor sorgulanabilsin ve daha zor
anlasilabilsin diye tamamen soyut nitelikler atfederler. (Rengi, sekli,
buyuklugu yoktur, yeri yurdu yoktur, oncesi sonrasi yoktur, vb gibi). Cunku
insan yalnizca anlayamadigi seye inanir. Anladigi herseyi sorgular insan.
Tanri
icin de islami kaynaklara baktiginizda pek cok yerde hiç de soyut olmayan,
neredeyse insana benzeyen bir varlik karsiniza cikar. Ornegin tanrinin
"iki el"inden (Maide: 64; Sad: 75), "yuz"unden (pek cok
ayet icinde, ornegin Bakara:115) bahsedilir. Kuran’in, hadislerin sozlerine
bakan kimi yorumcular, tanrinin cisimli, "Mucessine" oldugu gorusune
ulasirlar. Ayrica tanri insan gibi gorur, isitir, konusur, yatisir, dusunur,
acir, bagislar, insan gibi "Efendi"dir (Rabb), "Kral"dir
(Melik), "Ev"i vardir (Kabe), "Tahti, Sarayi" vardir (Ars).
"Gucludur" (Aziz), "Zorba"dir (Cebbar), "Sevecen"dir
(Vedud), dost, dusman kazanir,vs. Ayrica kuran’a gore tanri goktedir.
"GOKTE OLAN’in sizi yerin dibine gecirmesinden guvende misiniz? O zaman
yer sarsildikca sarsilir. GOKTE OLAN’in basiniza tas yagdirmasindan guvende
misiniz?" (Maide Suresi, 16-17). Ayrica tanrinin Ars’i (Taht, Saray) da
goklerin ustundedir. Bunlara bakan kimi din alimleri ve kuran yorumculari
"Tanri gokteyse, Tanri’nin gokten daha kucuk olmasi gerekir. Boyle birsey
dusunulebilir mi?" gibi, veya "Tanri gokteyse varliginin ve varligini
surdurebilmesinin bir baska seye bagli oldugunu da dusunmek gerekir, bu nasil
olabilir?" gibi sorular sormuslardir.
Fakat
ayni zamanda tanrinin "benzeri" olmadigi da soylenir (Sura: 11).
"Oncesiz", "Sonrasiz", "Dogmamis",
"Dogurulmamis" denir tanri icin. Ozellikle gunumuzde, artik tanridan
bahsedildiginde genellikle cisimsiz, mekansiz, soyut bir kavram karsiniza
cikar. “Tanri nasil bir seydir?” diye sordugunuzda, elinizde kendisine
atfedilen akil, zeka ve istedigini yapabilme disinda hicbir nitelik kalmadigini
gorursunuz.
Aslinda
sorgulama devam ettiginde tanri kavramini bu niteliklerden bile soyutlama
ihtiyaci hissederler.Cunku bir hristiyan teologun dedigi gibi:
“Tanri
hakkinda hicbir sey soyleyemeyiz. Cunku tanri hakkinda birsey soylemek, tanriyi
‘sinirlamak’ demektir. Tanri icin A ozelligine sahiptir demek, tanrinin non-A
(A olmayan) ozelligine sahip olmadigini soylemek olur. Dolayisiyla her turlu
sinirlamayi asan bir kavram olmasi gereken tanri icin hicbir sey soyleyemeyiz.”
Bir
elma hayal edin. Ve sirayla elmadan butun niteliklerini cikarmaya baslayin. Rengini
cikarin, buyuklugunu cikarin, kutlesini cikarin, seklini cikarin. Geriye ne
kalir? Konu elma olunca geriye birsey kalmaz ama konu tanri olunca belli ki
geriye “var” olmasi ve de “bir” olmasi kaliyor.
Bu
dusunce tarzi asagidaki diyaloga benzer:
Teist:
Tanriya inaniyorum.
Ateist:
Tanri nedir?
Teist:
Bilmiyorum.
Ateist:
Fakat inandigin sey ne o zaman?
Teist:
Onu da bilmiyorum.
Ateist:
Oyleyse inancini inancsizliktan ayiran faktor ne?
Dolayisiyla
bu dusunce tarzinin absurdlugu aciktir. Bu yuzden de tanriyi tum
niteliklerinden soyutlamak da istemezler. Tanriyi insan olarak ancak “kismen”
anlayabilecegimizi soylerler ornegin. Ve de mumkun oldugunca genel ve
sorgulanamayacak nitelikler atfetmeye calisirlar. Fakat eger bu nitelikler
herhangi bir felsefi analize tabi tutulmaya calisilirsa, o zaman yukaridaki
agnostik anlayisa cekilirler. Bu agnostik anlayisin yukaridaki diyalogdaki gibi
sacmaligi dile getirildiginde ise, yine bazi nitelikleri oldugunu soylemeye
baslarlar.
Kisacasi
tesitlerin kullandigi sekliyle tanri kavrami icinden cikilamaz bir celiskidir,
bir paradokstur. Ne bir nitelik ithaf edebilirsiniz, ne de hicbir niteligi
olmamasina izin verebilirsiniz.
Bu
yuzden tanri kavrami aslinda daha tanimi noktasinda terkedilmesi gereken bir
kavramdir.
Mantık
(no
login)
172.142.152.167
izafi June 11 2003, 7:48 AM
Peki
tüm bunlara bakıp, "Öyleyse siz Tanrı'nın varolmadığının
kanıtlanabileceğini düşünüyorsunuz gerçekten de. Hani varolması mümkündü ama
kanıtı olmadığı için kabul etmiyordunuz? Bu bir çifte standar değil mi?"
diye soracak olursan, burada da daha önce defalarca dediğim ama senin dikkat
etmediğin diğer bir noktaya geliyoruz. Evet, dinlerin Tanrı'sının varolmadığı
kanıtlanabilir. Dinlerdeki Tanrı için "pozitif ateist" tavır
mümkündür. Fakat, felsefi alanda dile getirilen, ve dinlerdeki Tanrı'nın zayıf
bazı kısımlarından arındırılmış bir Tanrı'nın varolmadığı kanıtlanamayabilir. O
durumda, ateist "negatif ateist" tavır takınmak zorundadır.
Varolmadığını kanıtlayamaz, fakat varolduğu kanıtlanmadığı sürece,
varolmadığını kabul edebilir.
Bu
tür bir tavır gerektiren bir örnek tanrı tanımı "Kısıtlı, sonsuz güçlü
olmayan, zamanında evrene sebep olmuş, fakat belki sonradan ortadan bile
kalkmış, doğaüstü olmayan (dolayısıyla algılanabilir) bir varlık"
olabilir. Ya da bazılarının gözünde panteist Tanrı anlayışı da varolmadığı
kanıtlanamayacak, dolayısıyla, reddedilmesi ancak "negatif ateist"
tavırla mümkün olabilecek bir Tanrı tanımıdır.
izafi
(no
login)
203.219.234.98
Genel.. June 11 2003, 2:15 PM
Oncelikle
sunu belirtmek isterim.. Yaklasik 15 yildir disardayim ve bulundugun yerde
süphesiz Türkiyedeki kadar genis bilgi kaynaklari yok.. Zaten fazla zamanimda
olmuyor. Bu açidan savundugum düsünceleri ancak, geçmiste okuyabildiklerimiz ve
sagduyumuzla dile getirmeye çalisiyoruz.. Ancak yine de bunu önemli bir
eksiklik olarak görmüyorum. Cünkü her yeni bilgi insanda farkli düsüncelerin
kaynagi oluyor ve bazen bu kaynak ancak belli boyutlari kavrayabilmis kisileri
yanlis yollarada sürükleyebiliyor. Izafi nickini kullanmam ayni zamanda hayata
öyle baktigimida ifade eder. Yani hiçbirsey yokturki farkli boyutlarda farkli
anlamlar içermesin. Insanlar arasindaki kargasaninda temel nedenlerinden
biridir bu.. Hiçbir bilgiye kesin gözüyle bakilamayacagi bir alemde,
düsüncelerin belli yerlerde duraksamasindan dogmaktadir tüm bu kargasa,
çatisma... O duraksanan yerler hep gerçek sanilan ve gerektiginde ölümüne
savunulan "zan"lardan ibarettir. Geçici ve kesin olmayandir her
zaman.. Farkli ortam ve sartlarda ayni gerçek bambaska nitelikler kazanabilir..
Ben hayata bu gözle bakan "Allahin varligi" disinda hemen her seyi
böyle algilayan biriyim.. Bazen Türkiyede yeni yeni dini anlayislar türemekte,
kimi kabul görüp kimi görmemekte.. Bunlardan birinide bir konusma esnasinda
duydum.. Birileri demiski "kadinin örtünmesi için bikini giymesi
kafidir".. Bu dogrumudur?.. Bana göre elbette dogru degildir.. Ama
neden?.. Cünkü anlayislar henüz o asamada degildir. Toplumun degerleri böyle
bir seyi dogal görebilme konusunda hazirlikli degildir.. Fakat cinselligin,
maddiyatin, eksikligi duyulan ihtiyaçlarin yine toplumun düzenini bozmadan
tatmin edilebildigi bir yapi içinde bu hiçte öyle korkunç bir düsünce de
degildir.. Burda önemli olan görülen degil, o seyin nasil görüldügüdür..
Eserinden baska kaygi gütmeyen bir ressamin gördükleriyle, cinsel tatminsizlik
içindeki birinin gördükleri ayni sey degildir.. Maddi ve manevi açligin
olmadigi ortamlarda bu düsünce gayet siradandir.. Ve tepki gerektirmeyebilir...
Ya da tepkinin boyutu farklidir...
Kisa
sorularimizda da bunu ifadeye çalistik...
Sartlanmisligi
kabulumuz, sartlanmisligi tüm boyutlariyla kabul ettigimiz anlamina gelmez...
Akil ve mantigimizla buldugumuz bir gerçegin hangi kelime kapsamina girsede
"önemli olmadigi" bir bulusun umursamazligida vardir biraz bu
kabulde.. Illede sartlanmislikla izah edileceksede, nasil algilandigimiz degil,
ne kadar mutlu oldugumuzdur önemli olan... Biz bu inançla mutluyuz.. adi ne
olursa olsun....
Inanç
iddia ettiginiz gibi bilginin bittigi yerde degil, asil var oldugu yerde
oldugunu iddia eden bir dini savunmaktayiz. Bunun böyle olmadigini düsünmenin,
öteki türlü olamayacagini sanmanin kendi düsüncelerinize olan
sartlanmisliklarinizi ele verdiginin farkinda degilsiniz.. Cünkü öteki türlüye
ait bilgileriniz, akla ve mantiga sigmayacak saçmaliklarda dolu oldugundan,
daha öteye gitmeyi reddedmis ve gerçegi diger yollarda aramaya baslamissiniz.
Bu yollara harcadiginiz beyin mesaisini bu yolda devam ederek harcasaydiniz, o
an göremediginiz farkli boyutlari da süphesiz görecek ve böylesine sonuçsuz
arayislara kurban gitmeyecektiniz...
"Varolmasi
mümkün milyonlarca"yi kabul etmeye kalkmayacak, akilli bir adam gibi Tek
ve üstün bir zekanin varoldugunu anlayabilecektiniz..
Ornek
olarak verdigin peri masali hiçte öyle üstün bir akilla bagdastirilacak birsey
degil.. Peri yagmur yagduruyor ama nasil yagdiriyor bunu soramiyoruz.. Bunun
bizim inancimizla ne alakasi var.. Akliniz sira inananlari küçümsüyorsunuz..
Biz nasil yagdirdigini bilerek inaniyoruz "Yaraticiya".. Periye
degil... Böyle dangalakça, çocuk masallari misali hikayeler yazmak için baya
kafa yordunuz anlasilan!.. Böylesi saçma inançlarin makbuliyeti ancak
uyduranlarin mesgalesidir... Böyle yutturmacalarla ancak kendi
boyutsuzluklarinizi kandirabilirsiniz... Yagmuru peri yagdiriyor, ve bunu nasil
yaptigini bilmeden ona inaniyoruz öyle mi?....
Yagmurun
bir damlasinin bile sayfalarca bilimsel açiklama içerdigi ve tüm bu bilgilerin
zeka gerektirdigi, bu zekanin insaninkinden çok daha üstün oldugu delilleriyle
inanilir Allah'a.. Oyle körü körüne degil...
Bizim
Allah'a olan inancimiz asla bilmeden degil, bilerek, görerek, düsünerek ve
baska açiklamanin mümkün olamadigi gerçegiyle vardir...
Bir
tek yapraktaki akillara durgunluk veren organizasyon bile yeterlidir Allah'a
inanmaya.. Insan vucudu denen akil almaz evren tüm organlariyla, organlari
olusturan hücreleriyle nasil olurda körü körüne (peri masalindaki gibi) bir
inanca sebep olabilir.. Nasil olurda tesadüf ya da zorunluluk ya da akla
sigdirilmaya çalisilan herhangi bir saçmalik böylesine ilim gerektiren bir
"varolusu" gerçeklestirebilir.. Asil periye inanmak bu degil mi?..
Allah'in
kendini yok etmeye gücü yeter mi?
vs.
mi?...
gibi
sorular kendi ölümüne bile gücü yetmeyen bir acizin arsizca ve çokbilmis
edalariyla sordugu lüzumsuz sorulardir. Birsey buldum sanisiyla küçük bir
hazlanmadir...
Ne
kendine ne baskalarina en ufak bir faydasi olmayacak, sadece karanlik kutbun
karanligindaki abesten muhabbetlerdir...
Siz
zamanin izafi oldugunu biliyormuydunuz Einstein'dan önce?.. Ama sonradan
bilindi demi...
Bunlarida
bileceksiniz merak etmeyin..
Ama
sonsuzca özgür zihin üretecek tabii..
Buda
Allah'in izniyledir...
Ben
eminim.. Cünkü öteki türlü tüm açiklamalarin ya zavalli ya da kasitli oldugunu
kaybolmadan anlamisim..
Kaybolmusluk
insanin kendi çabasiyladir...
Ve
biryerden sonra dönüste imkansizlasiyor..
Gözün
kendisi ve gördügü hersey BIR YAPAN'i gösterirken bunun disinda açiklamalar
üretmeye çalismak aslinda birazda, bu gerçegi kendi bencil duygularina alet
etmis günahkarlarinda suçu..
Asil
büyük seytan onlar aslinda..
Sizler
küçüksünüz....
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
izafi June 11 2003, 7:18 PM
Bikininin
ortunmek icin yeterli olup olmadigi elbette izafi bir konudur. Sosyal
degerlerin tumu oyle. Fakat bilimde, hangi konuda mutlak dogruya
ulasilabilecegi, hangi konularda dogrularin subjektif olacagi ve bunun sebebi
de bellidir. Insanlarin tercihlerine kalan konular elbette subjektiftir.
Giyinmenin hangi sekli dogrudur gibi bir soru, bilimsel bir soru degildir.
Bilimin arastirip tespit edecegi birsey degildir. (Hangi iklim icin nasil
giyinmek en dogrudur sorusu ayridir. Bunun bilimsel bir cevabi verilebilir.
Fakat isin icine geleneklere, aliskanliklara ve ahlaki tercihlere gore degisen
faktorler girmeye basladigi zaman, o konu bilimin alanindan cikar). Fakat,
herhangi bir konu, bilimin alanina giren bir konu ise, o konuda "mutlak
dogru"ya ulasilabilir. Yani hersey izafi degildir. Mutlak dogrular vardir.
Sonucun izafi oldugu durumlarda da, hangi bakis acisina gore neden oyle
gorundugu de aciklanabilir. Bu, birden fazla dogru var demek degildir. Hala,
degisik durumlara gore farkli gozuken "tek dogru" vardir. Yeter ki
uzerinde konustugumuz konu, ozgur birey tercihlerine bagli sosyal bir konu
olmasin. Ancak o konularda birden fazla dogru vardir. Daha dogrusu, o konularda
aslinda bilinen anlamiyla bir "dogru" yoktur. O konular icin bir
"dogru" kavrami tanimlanamaz. Olsa olsa "tercih" veya
"uygunluk" tanimlanabilir.
--------------------------------------------------------------
"Yagmuru
peri yagdiriyor, ve bunu nasil yaptigini bilmeden ona inaniyoruz öyle
mi?...."
Aynen
oyle. Allah'in nasil olup da yarattigini biliyor musun? Ol deyince oluyor demek
yeterli mi?
--------------------------------------------------------------
Allah'la
ilgili yukaridaki paradokslari ise, bu konulara aklimizin ermedigine
baglamissin. Peki farzedelim oyle ve farzedelim Allah var. O zaman Allah yine
haksizlik etmis olmuyor mu? Bize verdigi akil bu kadar ve o akil da bunlari
sacma ve celiskili goruyor. Kendisine inanmamaya goturuyor insani. O zaman
Allah'in bizden kendisine inanc beklemeye nasil hakki olabilir?
Diyeceksin
ki bunlara ragmen inananlar var, yani bizler. Fakat sizler, bunlari cozdugunuz
icin inanmiyorsunuz. Bunlara ragmen inaniyorsunuz. Akliniz oyle gosterdigi icin
degil, sartlandiginiz icin inaniyorsunuz. Cunku aklinizin ermedigini itiraf
ediyorsunuz. Bu bir bakima, bunlarin akil disi, celiskili ve mantiksiz oldugunu
kabul etmeniz anlamina da gelir. Ama tabi siz ona oyle demiyorsunuz. Oyle
sartlanmissiniz ki, bunlar sadece sizin akliniz ermedigi icin celiskili gorunen
seyler size gore. Ne diyeyim, boyle mutlu oluyorsaniz inanmaya devam edin.
Fakat en azindan neye inandiginizin da bilincinde olun. Hic olmazsa inanmama
eylemine gereken saygiyi gosterirsiniz o zaman.
knz
(no
login)
195.174.105.193
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 11 2003, 9:03
PM
kendisinden
inanç bekleyen bir Allaha inanmazdım.,
izafi
(no
login)
203.213.83.72
Mantik, June 12 2003, 4:19 AM
Saçma
ve çeliskiyi Allah'in yoklugunda degil, varliginda görenlere daha ne sözümüz
olaki?...
Sizler
ve bizler kendi dogrularimizi ilah edinmekten baska birsey yapmiyoruz... Bu
kendisine kusursuz bir seçim kabiliyeti verilmis insanin, sorumlu oldugu
tercihten baska birsey degildir... Bizler Allah'i ilah edindik... Bundan
sorumluyuz...
Ve
inanmadiginiz bu sorumlulugu sizlerinde tasidigina inaniyoruz...
"Oyun
olsun diye yaratilmadik"... Bilmek isteyene.....
Sonsuzca
örnekler varken, insanin birkaç süpheli konulara sarilip "iste
buldum" heyecanina kapilmasi ne kadar da garip!...
Ben
asil çeliskiyi, senin çok zeki bir insan oldugunu görerek, nasil olupta bu
tarafa ait düsüncelerede kafa yormadiginda görüyorum...
Seninkisi
bilinç alti nedenlerle izah edilecek kadar aptalca degil, etki altinda
kalmayida çözümleyebilecek bir zekan var.. Seninkisi baska birseyler.... Henüz
anlayabilmis degilim...
izafi
(no
login)
203.213.83.72
knz June 12 2003, 4:25 AM
Zaten
dogru dürüst inandigini sanmiyorum...
knz
(no
login)
195.174.105.193
Re: "Varlik" Aciklanmasi Gereken Birsey Midir? June 12 2003, 7:54
AM
izafi
müslümanların allahı kendisine inanç mı bekliyor ?
(
hayır, allahtan başkasını illah edinme
diyor,
VE allah olmaya özenme diyor ;huseme suresi ,
ben
de senin bu parantez içine yazılanlara uyduğunu
sanmıyorum,
mantıktan daha problemli bir konumdasın anladığım kadarıyla; o Allahtan başaka
ilah edinmiyor hiç olmazsa. )
Mantık
(no
login)
172.171.124.20
izafi June 12 2003, 8:06 AM
"Saçma
ve çeliskiyi Allah'in yoklugunda degil, varliginda görenlere daha ne sözümüz
olaki?..."
Bu
senin için yeni bir fikir olabilir. Ama beğen ya da beğenme, bizler için gerçek
budur. Çevremde tanıdığım yeterince bilgili, kültürlü ve gençliğinden beri
dinsel düşüncelerin etkisinden uzak kalmış kişilerde de bu bakiş açısını sıkça
gözlemliyorum. Hepsi bu konularda araştırma yapıp kafa yormuş insanlar
olmayabilir ve dolayısıyla kendilerine "ateist" sıfatını yakıştırıyor
olmayabilirler, fakat ya bir agnostik, ya da bir deisttirler. Çoğu kendilerine
bu konuda bir etiket takma ihtiyacı bile duymaz, çünkü dini hayatlarının o
derece dışında tutarlar. Ve konunun felsefi boyutuna kafa yorup fikir yürütecek
gerekçeleri ve motivasyonu bulmamış olabilirler. Dolayısıyla da kendilerini
belli etmezler. Fakat öyle ya da böyle, onlar da dinsel fikirlerin saçmalığını
bilen kişilerdir. Sizlerin bu tür bakış açılarını fazla duymamanız, bu
kişilerin bu konulardaki fikirlerini öyle uluorta dile getirmemelerindendir.
Din hassas bir konudur ve bir tabudur. İnsanlar günlük hayattaki sohbetlerinde
mümkün olduğunca bu konudan uzak durmaya çalışır. Burada sanal bir ortamda
olduğumuz için rahat konuşuyoruz. Yoksa, gerçek hayatta karşılaşsaydık, sen
benim böyle düşünceler taşıyan biri olduğumu hayatta tahmin edemezdin.
"Seninkisi
bilinç alti nedenlerle izah edilecek kadar aptalca degil, etki altinda
kalmayida çözümleyebilecek bir zekan var.. Seninkisi baska birseyler.... Henüz
anlayabilmis degilim..."
Anlaşılmayacak
birşey yok. Ben de o bahsettiğim kesimin biraz bu konulara ilgi göstermiş;
bilim, felsefe ve din konusunda bolca okumuş bireylerinden biriyim. Ortaokul
yıllarımdan beri bilimsel yayınları ve kitapları takip ederim ve her zaman bu
konulardaki bilgim çevremdekilerin genelinden daha fazla olmuştur. Bunun
zorunlu sonucu olarak da daha ilk gençlik yıllarımdan itibaren dinsel
açıklamalarda tuhaflıklar, "bu işte bir iş var" dedirten yönler,
hatta saçmalıklar görmüş biriyim. Fakat içinde yaşanan toplumun dayattığı
şartlanmalar yüzünden açıkça dinsizleşmem ve Tanrı'ya inanmamaya başlamam kolay
olmamıştır. Bu uzun yıllar alan ve aşamalı bir süreçtir genellikle. Bende de
öyle olmuştu. Gençlik yıllarında olmadıysa da bir daha olması kolay değildir
böyle bir dönüşümün; çünkü siz öyle görmeyebilirsiniz ama din bağımlılık yapan
kimyasal meddeler gibi birşeydir. Örneğin sigara gibi. İşin kötüsü bulaşıcıdır,
ve bulaşma yolu sosyal ilişkilerdir. Daha bireyler henüz çocukken beyinlere
yerleşir. Bir kez bulaştığı zaman da artık ondan kurtulmak kolay değildir.
İnsanlar onunla yaşamayı öğrenir ve onsuz bir hayat düşünemez bile.
Fakat
her bağımlılık gibi, o da zararlıdır. İnsanın zihinsel özgürlüğünü kısıtlar,
psikolojisini etkiler (hatta bazen suçluluk duygusu ve korku gibi sebeplerle
psikolojik sorunlara sebep olur), fakat her şeyden önemlisi, dini inanç
başarılı bir bilimsel zihin geliştirilmesi konusunda bir engeldir. (Bu konuda
daha önce yazdığım ve yukarıda bir yerde link'ini verdiğim "Bilim ve
Din" başlıklı yazım okunabilir). Toplumu esir aldığı dönemlerde karanlık
çağlara sebep olur. (Hristiyan ortaçağı gibi ve islamın hala devam eden
karanlık çağı gibi). Bu yüzden, insanlığın selameti için, yeni nesiller
"dinsel düşünce" denen illetten kurtarılmalı, beyinleri
özgürleştirilmelidir. Bunun ise en etkin yolu, eğitim sistemini geliştirmek ve
küçük yaşlardan itibaren gençlere tarafsız, objektif ve yaratıcılıklarını ön
plana çıkartan özgürlükçü bir eğitim vermektir.
foruyorum
(no
login)
195.175.172.130
Oğuzun sayfasına cevap June 12 2003, 2:01 PM
"Bunu
kabul etmez de yuz cevirirlerse onlari tutun, buldugunuz yerde oldurun...'
bu
ayetten önce "Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba
ayrılıyorsunuz?"
ve
bu ayetten sonra da "sizinle savaşmaktan veya kendi milletleriyle
harbetmekten bunalarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi; onları
size musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, savaşmaz
ve size barış teklif ederlerse; Allah, onlara dokunmanıza izin vermez"
yazıyor.
demekki
olayın içyüzünü bilmiyoruz. BUNLAR SAVAŞ AYETİ. oğuz BUNLARI NİYE ÇARPITIYOR!!?
"En'am-108
'Allah'tan baska dua ettikleri seylere sovmeyin"
"Tevbe-28
'Ey inananlar' Allah'a es kosanlar mutlaka pisliklerdir..." bu, hakaret
değil, gerçektir. o zamanki müşrikler, dünyayı (manevi veya maddi)pisletiyormuş
demek ki. Bu küfür bile olsa,üstteki ayette "sövmeyin"
diyor."sövmeyeyim" demiyor.Çelişki değil.
"Allah'in
Resul'u Isa yoksa cehennemdemi?
Enbiya-99
'Eger onlar tanri olsalardi, cehenneme girmeyeceklerdi. Hepsi orada ebediyyen
kalacaklardir."
burdan
hemen sonraki ayeti okumamış cahil arkadaşımız oğuz:
101
Ama bizden kendilerine (ezelde) güzellik geçmiş (mutluluk takdir edilmiş)
olanlar, işte onlar, ondan (cehennemden) uzaklaştırılmışlardır
Üstelik
Enbiya-99'in muhattabı Mekkeli müşrikler de olabilir.
izafi
(no
login)
203.213.81.49
Mantik June 12 2003, 2:55 PM
"Din"
"Insanin
zihinsel özgürlügünü kisitlar"
Aksine
savunur, ister, bekler, tavsiye eder, uyarir, tesvik eder, engel olani
elestirir, kizar, suçlar, sorumlu kilar...
Dediginiz
anlamdaki kisitlama din yobazlarinin isidir... karistiriyorsunuz.. Ve nasil
bugün hala bu yobazlarin etkisiyle yanlis inanislar sürmekteyse, sizlerde ayni
etkiyle reddederek, aslinda çokta farkli bir yol izlemiyorsunuz...
Allah'in,
kendisini inkar etmeyide dahil ettigi bir özgürlük baska nerde var?..
Insanlar,
çogunlukla lüzumsuz yaratiklardir.. Gerçegi onlarda bulamazsiniz.. Onun için
peygamberler gönderilmistir.. Sadece uyarici olarak... Onlarin yapmadigini
artistlige hevesliler yapmis ve sizler dahil, inanirlarin çogunu hipnoz
etmislerdir.... Yakalari parçalanacak onlardir...
"Psikolojisini
etkiler"
Aksine,
savundugunuz nötr durumdan positif boyutlara tasir...
Ama
yine onlar....
"Basarili
bir bilimsel zihin gelistirebilme konusunda bir engeldir"
Aksine,
hiçbir etki altinda kalmadan, özgürce, kadin-erkek, deve adimiyla Çin'e bile
gitmeyi tesvik edecek kadar bu tavirdan yanadir...
Ama
yine o aktörler...
"Toplumu
esir aldigi dönemlerde karanlik çağlara sebep olur"
Aksine,
Yozlasmadan yasanabilse Insanligin görecegi en aydinlik çağ olurdu...
Ama
yasanmadi..
Yasatmadilar...
Yine
onlar...
"Yeni
nesil "dinsel düsünce" illetinden kurtulmali, beyinleri
özgürlestirilmeli"
Tarihe
bakarak çogunlukla haklisin... Bu düsünceyi "illet"e çevirmislerin
suçudur bu.. Acizlik, miskinlik, tembelliklere savunma mekanizmasi
yapilmis
bir din düsüncesi elbet illettir.. "Yukarda" Allah var deyipte,
asagidaki binbir türlü fark malesef sizi hakli çikarmakta...
Ama
dogrusu bilinmiyor degil...
Yok
degil...
Yine
çikarlar...
Yine
insan...
Ve
yine bizden bir örnek:
"Benim
ümmetin 70 firkaya ayrilacak, ancak biri cennetliktir." Hz. Muhammed
Diger
ümmetleride hesaba koyunca bu illet biraz sizden yana gibi...
"Ozgür
irade" diye feryad eden bir dini duymazliktan gelmenin "ulan inansan
noolur, inanmasan" gerçegidir bu...
"Tarafsiz,
objektif ve yaraticiliklari ön plana çikaran özgürlükçü bir egitim"
Durum
böyle olunca bu gerekiyor elbet..
Ama
bu defada siz!..
Hiç
Ateist objektif olabilir mi?...
Objektifligin
en masum oldugu yer bilerek ya da bilmeyerek insanin iyiligine olan
eylemlerdir...
Onunda
dogrusu -ele yüze bulastirmaktan- bagimsiz olarak gösterilmistir...
Anlayana...
Kadir
(no
login)
213.204.65.9
Mantik June 14 2003, 3:19 PM
Bilim
ve din yazını okudum
>
Din ile bilimin birinci önemli farkı "yanlışlanabilirlik"
noktasındadır.
>
Bilimde, yanlışlanabilir olmayan bir kavramın bilgi değeri yoktur.
Mantık'ın
hayli okuduğu ve bu işlere kafa yorduğu anlaşılıyor.
Sanırım
yanlışlanabilirliğin sakıncalarının da farkındadır.
Yanlışlanabilirlik
ve doğrulanabilirlik bana göre ikiz kavramlar.
Her
ikisi için de deneyci ve gerçekçi bir tutum gerekiyor.
Bir
dış dünya var.
Önermelerimizin
yanlışlığı/doğruluğu bu dış dünya ile uyum
gösterip,göstermemesine
bağlıdır.
Uyum
gösterip görmediğini ise deneyle/algıyla saptarız.
Mantıksal
positivist tutuma yöneltilen en önemli eleştiri
doğrulanabilirliğin
Occam'lının kılıcından daha keskin olması ve varlıkların
çoğunu
budaması.
Doğrulanabilirlik
geçmiş olayları konu edinen tarihi,etiği,estetiği bir anda
budayıp
atar.
Aynı
eleştiri yanlışlanabilirlik için de geçerli.
Geçmişte
oluşan olaylar artık algılanamazlar,dolayısıyla
yanlışlanamazlar.Öyleyse
at gitsin mi?
Tabii
buna karşı aklıma gelen ilk itiraz tarihsel olayların
izlerinin,kayıtlarının,sonuçlarının
olması.
Ama
Tanrı inancına ve dinsel dogmalara gelince bunların da izleri,kayıt
olduğu
iddia edilen belgeleri,efsaneleri var.
Tarih
ile din arasında ne fark kalıyor.
>
Fakat dinde bu tür yanlışlanamaz pek çok ifade vardır. Dolayısıyla dinsel
>
bilginin pek çok örneğinin, test edilip, yanlış olup olmadığının görülmesi
>
mümkün değildir. Aslında dinde yanlışlanabilir ifadeler de vardır, ve
>
onların da bir kısmı yanlışlanmıştır. Fakat, bu ayrı bir konu ve bu yazıda
>
asıl üstünde durmak istediğimiz nokta dinin pek çok bilgisinin genel
olarak
>
yanlışlanabilir olmadığıdır.
Dinin
bilgilerinin yanlışlanamaz olmasının nedenlerinden biri de dini
kitaplarda
bir çok ahlaki yargının bulunmasıdır.
>
>
Yani, dinsel düşüncenin bilimle bağdaşmayan ve hatta bilimi engelleyen
>
birbaşka unsuru, bilimsel araştırma konusunda motivasyon bırakmamasıdır.
>
>
Dinsel bilgi Tanrısaldır ve doğrudur. Sorgulanmasının bir gereği yoktur.
>
Hatta sorgulanması bir günahtır. Bu durumda, bir müminin, evrenin ve
>
canlılığın yaratılışı, insanın ortaya çıkışı, dünyanın yaşı, vs. gibi dış
>
dünya ile ilgili algılayışımızın temelinde yer alan noktalarla ilgili
>
sorgulayıcı bilimsel araştırmalar yapmak için bir motivasyon ve mantıksal
Dinsel
bilgi tanrısal ve doğrudur.
Evet.
Sorgulanmasının
bir gereği yoktur.
Evet.
Bilimsel
araştırmalar yapmak için motivasyon bırakmaz.
Hayır.
Dini
bilgi bütün evrene ilişkin bilgi vermez.
Böyle
bir iddiası yoktur.
Motivasyon
bırakmadığı alan çok kısıtlıdır.
Evrenin
yaradılışıyla ilgili iddiaları vardır.
Ahlaki
yargıları vardır.
(İslam
hakkında konuşuyorum,onu da çok az biliyorum)
"Ayrıca,
üç büyük dindeki öbür dünya inancı da, bilimsel aktiviteyi
engelleyen
birbaşka unsurdur. Öyle ya, eğer bu dünya faniyse ve gerçek
hayat,
sonsuz süreli olarak öbür dünyadaysa, ve bu dünyadaki hayat sadece
öbür
tarafa hazırlık için geçirilmesi gereken bir imtihansa, siz sözlerle
bilimi
ne kadar özendirirseniz özendirin, bilimsel eylem, müminleri
inandirdığınız
bu diğer açıklamalarla çelişecektir. İmtihan dünyasında
yapılması
gereken şey, her tutarlı düşünen müminin göreceği gibi, bolca
ibadet
yapıp öbür dünyaya hazırlanmaktır. Yoksa, bütün ömrünü milyonlarca
böcek
ve kelebek türünü sınıflandırarak veya dağ taş dolaşıp yeryüzündeki
kaya
tabakalarının oluşumunu inceleyerek geçirmek değil. Bu tür eylemlerin
gerektirdiği
yaşam tarzının, müminin yaşaması gereken türde bir yaşamla (5
vakit
namaz ve günlük hayatın her ayrıntısında dinsel prensiplere uymak
gibi)
uyuşmaması bir yana, işin bir de müminin böyle bir monoton, uzun
süreli
ve sıkıcı bilimsel aktiviteye kendi hayatında yer ve gerekçe
görmemesi
yönü vardır. Çünkü müminin hayatının daha önemli bir yönü vardır.
Müminin
hayatı bir imtihandır ve önemsiz ayrıntılarla harcanmamalıdır.
Hayattaki
en önemli şey, hatta tek önemli şey, iyi ibadet edip, iyi bir
mümin
olmak ve öbür dünyaya iyi hazırlanmaktır."
Çok
güzel saptamalar.
Katılmamak
mümkün değil.
Ayrıca
ağırlığı sadece yanlışlanabilirliğe vermen haksızlık gibi geliyor
bana.
Batı'nın
eski Yunan'dan gelip,Hristiyanlığı da kapsayan ve geçen uzun bir
felsefe
geleneği var.
Doğrulanabilirlik,yanlışlanabilirliğin
ortaya çıkması için
deneyciliğin,gerçekçiliğin
ortaya çıkması gerekiyordu.
Bu
akımların katkısı olmadan nasıl yanlışlanabilirlik ortaya çıkabilirdi.
Tabi
bu akımlar niye ortaya çıktı sorusu akla geliyor.
Bu
soru da sorun neredeydi başlığı altında tartışılabilir.
Bu
başlık altında Bernard Lewis'in görüşlerine yer vermiş,kendi fikirlerini
sonra
açıklayacağını belirtmiştin.
Hala
bize bir açıklama borcun var.