Muhammed'in Hayatı

 

MUHAMMED'IN HAYATI

May 27 2003 at 8:47 PM oguz  (Premier Login oguz..)

Forum Owner

from IP address 212.156.61.200

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Muhammed'in hayati incelendiginde, sayisiz konunun karanlikta oldugu veya uyduruldugu gorulmektedir. Bir cok tarih tam olarak bilinmemektedir. Hayatinin derlenmesi, tabidir ki olumunden sonra olmustur. Bu donemde ise milyonlarca Hadis uydurulmus ve Muhammed'in hayatinin derlenmesi de cogunlukla bu uydurulmus rivayetlere dayanilarak yapilmistir. Muhammed'in dedeleri hakkinda sasilacak derecede ayrintilar bulunurken, annesi Amine'nin tam olarak ne zaman oldugu bilinmemektedir. Yazi dizisinde bu uydurulmus ve abartilmis bolumleri de gostermeye calisacagim.

 

Muhammed'in hayatini mevcut tum bilgilerle yazmak oldukca zor. Bunu yapabilmek icin, yuzlerce kitap karistirmak ve neredeyse butun Hadis'leri hatmetmek gerekir. Bu is tarih boyunca sayisiz kisi tarafindan yapilmis ve Muhammed'in hayati hakkinda onlarca kitap yazilmistir. Bizim burada yapacagimiz; ana hatlariyla Muhammed'in hayatini anlatmak ve bazi ilginc noktalari gostermek olacaktir.

 

Bu calisma esnasinda ansiklopedi'ler dahil, epeyce bir kitap karistirilmis ve Muhammed hakkinda mumkun oldugunca bilgi derlenmeye calisilmistir. Tabidir ki, daha uzun calismayla cok daha genis bir arastirma yazisi ortaya cikarmak mumkundur. Fakat sahip oldugumuz imkanlar ancak bu kadarina musade etmektedir.

 

Belirtmem gereken bir husus daha var; Konu ile ilgili hic bir bilgi icin internet'den faydalanilmamistir. Tamami kitap karistirilarak elde edilmis bilgilerdir. Yazi dizisinde objektif hic bir kaynaktan yararlanilmamis, kaynak olarak tamamen Islami kaynaklardan faydalanilmistir.

 

Bu yazi dizisindaki tum yazilar bana aittir (yani tarafimdan yazilmistir) ve hic bir yerden copy/paste yapilmamistir. Herhangi bir alinti verildiginde, kaynagi ayrica belirtilecektir.

 

(Not: Muhammed'in cocuklugu, ergenligi ve evliliginden sonra gecen 12 yillik bir sure hakkinda cok az bilgi bulunmaktadir. Bazi arastirmacilar bu donemler hakkindaki bilgilerin eksikligini durustce soylemelerine ragmen, diger bazi arastirmacilar(?)ise bahis ettigimiz bu donemler hakkinda, inanilmaz ayrintilar ve yalan hikayelerle inanirlari resmen kandirmaktadirlar. Bu gerceklere ragmen biliyoruz ki, biz veya dursut arastirmacilar degil, bu yalanci yazarlar itibar gorecek ve dogru kabul edilecektir. Bunun ayirimini da okurlara birakiyoruz...)

 

sevgi ile

 

 

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

212.156.61.200 SOY AGACI May 27 2003, 8:52 PM 

 

Huleyl Huzai --> (kizi) Hubba

 

Kusay bin Kilab (Hubba'nin kocasi, Huleyl Huzai'nin damadi)

 

Kusay bin Kilab --> (ogullari) Abdu'l Dar, Abd-i Menaf

 

Abd-i Menaf --> (ogullari) Hasim, Abd-i Sems, Muttalib, Nevfel

 

Hasim --> (oglu) Seybe (Abdu'l Muttalib)>

 

Abdu'l Muttalib (Seybe) --> (ogullari - 13 oglu oldugu soylenir buradakiler bilinen ogullaridir) Ebu Leheb (Abdu'l- Uzza), Ebu Talib, Abdullah, Hamza, Abbas, Haris, Zubeyr

 

Abdullah --> (oglu) Muhammed Ahmed Mahmud Mustaffa

 

Muhammed Mustafa --> (oglu - cariyesi Mariye'den) Ibrahim (iki yasinda oldu), (ogullari - Hatice'den) Kaasim, Abdullah (oldugu yaslar bilinmiyor. Cocuk olduklari soyleniyor. Ayrica yine Hatice'den Tiyb ve Tahir isimli iki oglu daha oldugu ve bunlarinda cok kucuk yaslarda oldukleri soylenmektedir.)

 

Muhammed Mustafa --> (kizlari- Hatice'den) Fatima (Ali ile evlendi), Rukiyye (Osman ile evlendi), Ummu Gulsum (Osman ile evlendi), Zeyneb (Ebu'l As ile evlendi)

 

Fatima (Ali'nin karisi) --> (ogullari) Hasan (Urdun, Yemen ve Fas hanedanlari), Huseyin (Sii imamlari ve Misir fatimileri hanedani)

 

 

 

Muammed'in ecdadini Kusay bin Kilab'dan itibaren aldim. Cunku belirgin bilgiler Kusay ve Kusay'dan sonra bulunmaktadir. Kusay'dan once, Muhammed'in -eger dogruysa- bilinen en eski dedesi Mudar'dir. Mudar'dan Kusay'a kadar olan kisiler soyledir:

 

Mudar -> Ilyas -> Mudrike -> Huzeyme -&> Kenane -> Nadr -> Malik -> Fehr -> Galib -> Lueyl -> KKa'b -> Murre -> Kilab -> Kusay

 

Bir kisinin soyunun bu kadar eskiye kadar biliniyor olmasinin pek gercekci olmayacagi aciktir. Fakat Islam kaynaklarinda bu isimler gecmektedir.

 

Konu hakkinda Taberi tarafinda da genis bilgi verilmektedir. Ilginc oldugu icin, Taberi'nin Muhammed'in Adem'e kadar uzanan ecdadi hakkinda verdigi bilgileri de gostermek istiyorum;

 

"Hz. Peygamberimizin neseb ve aba ve ecdadinin haberi soyledir ki: Peygamberimiz Muhammed ibn Abdullah bin Abdulmuttalib bin Hasim bin Abdi Menaf bin Kusay bin Kilab bin Murre bin Ka'b bin Lueyl bin Galib bin Fehr bin Malik bin Nadr bin Kenane bin Huzeyme bin Mudrike bin Ilyas bin Mudar bin Nizar bin Maid bin Adnan bin Aded bin Eyyesa bin Hamise bin Ya'rub bin Yesceb bin Hami bin Kaydar bin Ismail bin Ibrahim bin Tareh bin Nahur bin Saruh bin Erguva bin Falig bin Abir bin Salih bin Erfahsed bin Sam bin Nuh bin Lemk bin Mutuslah bin Idris bin Berdi Mehlayil bin Kinan bin Enus bin Sis bin Adem aleyhisselam."

 

Goruldugu gibi ecdat kadrosunda Tevrat'in pek cok peygamberi de bulunmakatdir...

 

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

195.175.160.105 MUHAMMED'IN ATASI; KUSAY BIN KILAB May 27 2003, 11:02 PM 

 

Muhammed'in hayatina gecmeden once atalarina kisaca bakmakta yarar goruyorum.

 

Mekke'nin lideri ve Kabe'nin koruyucusu Huleyl Huzai idi. Uyanik ve yukselmeye hevesli olan Kusay, Huleyl'in kizi Hubba'ya talip oldu ve her nasilsa onunla evlendi.

 

Huleyl Mekke'nin ileri gelenlerinden ve Kabe'nin anahtarina sahip kisiydi. Huleyl Kabe'nin anatarini kizi Hubba'ya vermek istiyordu, fakat kadin oldugu icin ona vermeyip oglu Ebu Gubsah'a verdi. Ebu Gubsah sarabi cok seven, ayik gezmeyen biriydi. Okuduklarimizdan, uyanik ve karakterli biri oldugunu ogrendigimiz Kusay, bir kup sarap karsiliginda ayyas Ebu Gubsah'dan kabe'nin anahtarini aldi ve boylece Kabe'nin koruyuculuguna sahip oldu. (Bu o donemler bu cok onemlidir. Kabe'nin anahtarina sahip olan butun gucu de eline tutmaktadir. Ama bu gucun bir kup sarap karsiliginda elde edilmis olmasi ise pek inandirici degildir.)

 

Bu olay uzerine Kabe'nin anahtarini bir kup saraba satan Ebu Gubsah'a ailesi cok kizdi, Gubsah Mekke'den surulerek Kusay'in uc kagitla elde ettigi bu liderlik kabul edildi. Edindigimiz bilgilere gore kabileye Kureys ismi verilmesi de bu donemde olmustur.

 

 

 

  

 

oguz

(no login)

195.175.160.105 KUSAY BIN KILAB'IN OGLU ABD-I MENAF (MUHAMMED'IN DEDESININ DEDESI) VE ABDU'L DAR May 27 2003, 11:14 PM 

 

 

Kusay'in iki oglu vardi; Abd-i Menaf ve Abdu'l Dar. Kusay oldukten sonra onun yerine Abdu'l Dar gecti. Fakat kaynaklar, Muhammed'in sulalesinin geldigi Abd-i Menaf'in, Abdu'l Dar'dan daha ustun oldugunu soylemektedir. (acaba neden?) Her ne kadar Abd-i Menaf'in daha ustun oldugu soylense de, bunun nedeni aciklanmamakta ve Abd-i Menaf hakkinda da ayrintili bir bilgi bulunmamaktadir. Bir nedenden dolayi Abd-i Menaf ustundur, fakat her ne hikmetse hakkinda fazlaca bilgi bulunmamaktadir. (gerci Abdu'l Dar hakkinda da fazla bilgi yoktur ya...)

 

Babasinin olumunden sonra onun yerine Abdu'l Dar gecmis, ondan sonra da yerine ogullari gecmistir. Bu duruma bozulan Abd-i Menaf'in ogullari (Hasim, Abd-i Sems, Muttalib ve Nevfel) isi savasa kadar gotururler. Araya ara bulucular girer ve Mekke'de bir bolusum yaparak Islamiyetin dogusuna kadar, kavgasiz belasiz kendilerine dusen bolgede gorevlerini ifa ederler.

 

 

  

 

oguz

(no login)

212.156.61.47 ABDU'L MUTTALIB'IN (SEYBE) BABASI HASIM May 28 2003, 1:11 AM 

 

Bilinmeyen bir nedenden dolayi (!) Abd-i Menaf'in ogullari (Hasim, Abd-i Sems, Muttalib ve Nevfel) icinde en sohretlisi ve ustunu Hasim'dir.

 

Hasim son derece zengin ve Mekke'nin tek basina lideriydi. Kardesleriyle birlikte cok buyuk mal ve itibar sahibi oldular. Hasim hakkinda verilen bilgiler, Ankara'ya kadar uzanan ve tamamen yaptigi ticari iliskileri anlatan bilgilerdir. Tabi bu arada elinin ne kadar bol oldugu, Mekke halkina yedirip icirdigi gibi, sadece Peygamber sulalesinin sahip olabilecegi mutena bilgiler de verilmiyor degil... Fakat bunlarin duzmece hikayeler oldugu gayet rahat anlasilmaktadir.

(Hasim ile ilgili bir hikaye; Bir defa Mekke'de kitlik olmustu. Bizzat Hasim, halkin karnini doyurmak icin onlara tirid yapmisti. Bundan dolayi kendisine Hasim denilmistir. Hasim, ekmegi parcalayan ve ufalayan kimse demektir.)

 

Hasim bir ticari gezi esnasinda Gazze'de oldu. Yerine kardesi Muttalib gecti. Hasim oldugunde karisi hamileydi. Oglu oldu, adini Seybe koydular.

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.248.83 MUHAMMED'IN DEDESI ABDU'L MUTTALIB (SEYBE) May 28 2003, 1:34 AM 

 

Seybe Medine'de dogup buyudu. Halinde bir baskalik vardi. Diger cocuklara hic benzemiyordu. Yuksek ve asil bir soydan geldigi derhal anlasiliyordu. Torunu peygamber mi olacakti ne?

 

Degisik bir cocuk olan Seybe'nin amcasi Muttalib ise Mekke'de yasamaktaydi. Bir sair (Bu sair sonradan Peygamberin sairi adini alacaktir. Adi Hassan bin Sabit'tir. Muhammed'in dedesi cocukken bu sair yetiskindir. Muhammed kirklarinda peygamber olmustur, bu sair hala yasamaktadir ve Peygamber sairi adini almistir. Bu is nasil olur ki? Dini kitaplarda olur, fazla karistirmayacaksin...) Medine'den Mekke'ye geldiginde Muttalib'e Seybe'den bahis eder, cocukta bir asalet bir degisiklik var der. Bu sozleri duyan Muttalib hemen Medine'ye gidip Seybe'yi yanina aldi ve Mekke'ye geri dondu.

 

Muttalib'in yaninda kucuk bir cocukla Mekke'ye geldigini goren halk, Seybe'yi Muttalib'in kolesi sandilar ve ona; Muttalib'in kolesi anlamina gelen Abdu'l Muttalib adini taktilar. Boylece Seybe adi unutulup Abdu'l Muttalib ismi kaldi.

 

Muttalib oldukten sonra yerine Abdu'l Muttalib gecti.

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.248.85 ABDU'L MUTTALIB'IN YARARLILIKLARI May 28 2003, 2:34 AM 

 

Muttalib'in yerine Gecen Abdu'l Muttalib cok yararli isler yapti. Ozellikle ZEMZEM kuyusunun temizlenmesinde yaptigi yararliliklar (bu sayede kazandiklari) unutulacak gibi degildir.

 

Mekke'nin lideri bir aileden gelen biri olarak, bir cok kazanc imkani aileden Abdu'l Muttalib'e miras kalmisti. Bunlarin basinda su kaynaklari kisitli olan Mekke'ye, yakin cevreden su getirip satmak da vardi. Ozellikle Hac mevsiminde bu is oldukca kazancli bir is koluydu. Su kaynaklari Mekke'ye uzak ve oldukca masrafli bir isti. Oysa ki ZEMZEM kuyusu Mekke icinde bir yerlerdeydi fakat yeri bilinmiyordu.

Gecmiste Curhum kabilesinden Mudad, Mekke'ye dusman saldirinca kacmak zorunda kalmis, kacarken Kabe hazinesinden epeyce degerli esayi alip zemzem kuyusuna atmis ve uzerine tas ve toprakla doldurmus, yerini kaybetmisti. Kuyunun varligi biliniyordu ama cok uzun yillar once yeri kaybolmustu.

 

Abdu'l Muttalib oglu Haris ile kuyunun yerini buldu, kuyuyu acti ve temizledi. Icinden kiliclar, zirhlar ve altindan yapma geyik heykelleri cikti. Boylelikle zemzem kuyusu temizlendi ve yeniden kaynamaya basladi. Bu kuyuyu acarak iyi bir gelir elde eden ve Zemzem kuyusunu insanliga kazandirarak, cok yararli bir is yapmis olan Abdu'l Muttalib'in, kuyudan cikan hazineleri ne yaptigi hakkinda kaynaklarda bir kayit bulunmuyor. Kayit bulunmasa da yaptigi bellidir; aynen cukka...

 

Abdu'l Muttalib, Zemzem kuyusunu kazarken, evladin babasina ne kadar yardimci olabilecegini anlamis ve on evlat yetistirmeye karar vermisti. Eger on evlat yetistirirse, evladin babaya ne kadar yardimci olacagini anlamis olmasindan dolayi, bir tanesini Allah'a kurban verecegini soylemisti. (Simdi ne alaka diyeceksiniz... Evet bence de ne alaka? Acaba bu hikaye Ibrahim, Ismail ve koc masalina atifta bulunmak icin mi uydurulmustur? Evet aynen o nedenle uydurulmus, asli astari olmayan bir hikayedir... Cocuklardan birinin kurban edilmesinin gerekcesi ise, son derece komik bir gerekcedir. Asil kurban hikayesinin sonu nereye variyor, simdi onu gorecegiz...)

 

Abdu'l Muttalib'in tam onuc oglu olmus. (Onuc oglu olduysa, mutlaka bunlar arasinda kizlar da vardir. Fakat kizlara -butun gecmiste oldugu gibi- hic deginilmiyor. Cunku Islam kadina itibar etmez... Yok sayar...) On uc oglu olduktan sonra verdigi soz aklina geliyor ve cocuklari arasinda bir kurra cekerek kurban edecegi oglunu secmeye karar veriyor. Kurra'yi cekiyor ve bilin bakalim kurra kime rastliyor? Evet tabi ki ABDULLAH'a, Muhammed'in babasina... Sonradan yan cizen Abdu'l Muttalib Abdullah'i kurban etmekten vaz geciyor. (E tabi vaz gececek, vaz gecmezse Muhammed nasil dogacak?) Ve Abdullah yerine yuz deve kurban ederek, sozunu yerine getiriyor. Muhammed guya, "ben iki kurban edilen'in ogluyum" dermis... "Iki" demekle hem babasi Abdullah'i Hem de Ibrahim'i kast edermis...

 

Bir de Abdu'l Muttalib'in Ebrehe (Fil yilinda Mekke'yi yikmak icin saldiran komutan...) ile irtibati olmus. Buna da kisaca bakalim;

 

Ebrehe Mekke'ye geldiginde, Kureys kabilesine ait butun mallari yagmalamis. Yagmalanan mallar arasinda Abdu'l Muttalib'in yuz devesi de bulunmaktaymis. Bir heyetin basinda Ebrehe'ye giden Muttalib, kendi develerini ve yagmalanan diger mallarin iade edilmesini istemis. Ebrehe;

- Ben, Kabye'yi yikmayayim diye ricaya geldin sandim, sen ise develerin pesindeymissin demis.

Muttalib ise;

- Ben develerin sahibiyim ve onlari istiyorum. Kabe'nin sahibi var ve onu O korur, demis.

 

Ebrehe yagmalanan mallari iade etmis, Kabe'ye saldirmis ve guya Kabe Allah tarafindan Fil Sure'sinde anlatildigi gibi korunmustur. Asli olmadigi her halinden belli olan bu hikaye, bellidir ki Fil Sure'sine atifta bulunmak icin uydurulmustur.

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.219.67.200 ... May 28 2003, 3:20 PM 

 

Dogru olabilir... yani uydurulmus olabilir...

 

Ozellikle "Adem"e uzanan soy agacini nasil bulmuslar bu inandirici degil...

 

Burdada Esad Cosan hocanin Hz.Muhammed'e uzanan soy agacini dagitmislardi millete!..

 

Bunlar hikaye...

 

Ben sadeti beklemedeyim...

 

 

 

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.250.30 MUHAMMED'IN BABASI ABDULLAH May 28 2003, 3:42 PM 

 

Muhammed'e yaklastikca bilgiler zayiflamakta ve azalmaktadir. Ilginctir ki Muhammed'in babasi ve annesi hakkinda cok az bilgi bulunmaktadir. Hem Abdullah, hem de Amine cok genc yaslarda olmuslerdir. Genc oldukleri icin, hayatlari hakkinda genis ayrintilar olmadigi dusunulebilir, fakat yine de haklarindaki bilgilerin bu kadar az ve celiskili olusu insani dusundurmektedir.

 

Muhammed'in babasinin adinin oteden beri uydurma oldugunu, bu ismin sonradan (Muhammed peygamber olduktan sonra) konulmus oldugunu dusunurum. Abdullah bir putperest olarak olmustur. Allah ise Abdullah'in olumunden yaklasik kirk sene sonra ortaya cikmis, Islam'in tanrisidir. Simdi Abdullah ismine bir goz atalim;

 

ABD -> Kul, kole anlamina gelmektedir.>

ULLAH -> herkesin bildigi gibi Allah demektirr.

 

Peki Islam'dan cok onceleri yasamis bir kisinin isminde, Allah lafi nasil gecmektedir? Bilemiyoruz... Olsa olsa bu ad sonradan konulmustur, yani Muhammed'in babasi icin uydurulmustur diye dusunuyorum.

 

Diger bir husus daha bulunuyor; putperestlik doneminde, Mekke'lilerin putlarinin birisinin isminin ALLAH oldugu soyleniyor. Eger bu iddia dogru ise, Muhammed'in babasinin isminde bulunan Allah, Islam'in Allahi degil, bir putun adidir...

 

Herneyse...

 

Abdullah Abdu'l Muttalib'in kucuk ogullarindan biridir ve babasinin sevgilisidir. (Nasil olmasin, babasi onun icin yuz deve kurban etti. Dunya para...) Ayni zamanda Mekke'nin de sevgilisi olan bu genc adam, son derece de yakisiklidir. Mekke'nin kizlari ona bayilmaktadir ve o hangisini istese alabilir, ama almamaktadir. Kim vesile olmus, nasil olmustur bilmiyoruz, fakat Abdu'l Muttalib Abdullah icin Vehb Abdi Menaf'in guzel kizi Amine'yi uygun bulmus. Hatta kaynaklar Vehb Abdi Menaf'in bu teklifi bir seref bilerek (??) derhal kabul ettigini soylemektedir. (Bazi kaynaklar Abdullah'in Amine'ye talip oldugunda Babasi Vehb Abdi Menaf'in olmus oldugunu, Amine'nin amcasindan istendigini soyler.) Evlendiklerinde Abdullah yirmidort, Amine ise 14 yasindaydi.

 

Kaynaklar, varlikli bir aileden geliyor olmasina ragmen Abdullah'in kurussuz, fakir ve neredeyse culsuz biri oldugunu gostermektedir. Henuz evlenmis ve yeni ev kurmus olan Abdullah, evinin ihtiyaclarini ve eksiklerini gidermek icin bir kervan ile Suriye'ye gider. (Kayitlar ticaret yapmak icin gittigini yazmaktadir. Fakat anlasilmayan sey sudur; Abdullah evlenmeden once hic bir is yapmamaktamidir? Calismamakta ve baba evinde mi oturmaktadir? Tam olarak bilemiyoruz, ama bilgiler bunu gosteriyor... Ayrica Muhammed'de ayni yaslara geldiginde, durumu aynen babasi gibi olacaktir. Ileride gorecegiz.)

 

Abdullah bu gezi donusunde Medine'ye geldi ve orada hastalandi. Kervan Mekke'ye devam etti fakat hastaligi yuzunden Abdullah Medine'de kaldi. Abdu'l Muttalib, Abdullah'i alip getirmesi icin oglu Haris'i Medineye gonderdi, fakat Abdullah olmustu. Haris Mekke'ye Abdullah'in olum haberi ile geldi. Abdullah oldugunde Amine iki aylik (bazi kayitlara gore dort aylik) hamileydi.

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.177.196 ABDULLAH'IN MIRASI May 28 2003, 8:37 PM 

 

Abdullah miras birakmadi. (Bazi kaynaklar bes deve ve bir koyun surusu biraktigini soyler...) Eger miras kabul edilirse bir CARIYE, evet yanlis duymadiniz bir CARIYE birakti. (Goruldugu gibi Abdullah'in ayaginda carigi yoktu, ama cariyesi vardi. Zaten cariyesiz bir Kureysli dusunulebilir mi?) Adi Ummu Eymen'dir...

 

Muhammed, Kuran'da gereksiz bir cok kisiden bahis ederken, babasindan tek bir kere bile bahis etmemistir. Fakat asagidaki gibi Hadis'lerde babasi icin soyle konusur;

 

Muslim'in, Enes Ibn-i Malik'ten rivayeti bir Hadis'inde;

Bir gun adamin biri gelerek Muhammed'e; 'Ya Resulullah! Babam nerededir? Cennette mi, Cehennemde mi? Diye sorunca Muhammed;

'Cehennemdedir' diye cevap verir ve; 'Benim babam da, senin baban da Cehennemdedir.' der.

 

Muhammed iyi bir evlat sayilmaz... Babasi Abdullah icin Allah'tan sefaat dilememistir. (Ne eline ne de diline yapisacaktir, fakat annesi icin de sefaat dilememistir.)

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.45.114 MUHAMMED'IN ANNESI, AMINE BINTI VEHB May 29 2003, 12:01 AM 

 

Muhammed'in annesi Amine hakkinda da cok fazla bilgi bulunmamaktadir. Babasinin adi Vehb Abdi Menaf, annesinin adi Berra binti Abduluzza'dir. Dogdugu yil bilinmeyen Amine, tahminen 577 yilinda yaklasik yirmi yasindayken olmustur.

 

Amine Muhammed alti yasindayken onu alip Medine'ye dayilarinin yanina goturdu. Orada Abdullah'in mezarini Muhammed ile beraberce ziyaret ettiler. Bu seyahat esnasinda Abdullah'in cariyesi Ummu Eymen de yanlarindaydi. Ziyaret donusunde Ebva denilen yerde hastalanan Amine, burada oldu. Amine'nin olumunden sonra Ummu Eymen, Muhammed'i Mekke'ye dedesinin yanina goturdu.

 

Bazi kaynaklar Amine'nin siir yazdigini ve bazi nukteler soyledigini nakletmektedirler. Amine'nin bu yetenegi, Muhammed'in Kuran'i uydururken siirsel bir uslup kullanmasinda etkili olmus olabilir.

 

Yine bazi kaynaklarda, Amine'nin Yahudi asilli oldugu soylenmektedir. Fakat bununla ilgili net bir bilgi bulunmamaktadir.

 

Kuran'da onun bunun anasina sayisiz methiye dizilir, alakasiz kadinlar (Firavunun karsisi, Meryem, Asiye, Saba Melikesi vb.) kutlu kadinlar olarak gosterilir, (ki bunlar da Amine gibi ya putatapar ya da baska bir dine mensuptur) fakat Amine'den de, aynen Abdullah gibi tek bir kelime bile edilmez.

 

Muhammed, Mekke'nin fetih'inden sonra, yillardir gormedigi annesi Amine'nin mezarini ziyarete gider. Soylendigine gore ziyareti goz yaslari ile bitirir, fakat annesi icin hayir dua'si etmez ve Sefaat dilemez. Cevresinde bulunan ve nedenini soran kisilere, bunun nedenini Buhari kaynakli bir Hadiste soyle anlatir;

 

'Valideme istigfar etmek icin (gunahlarinin bagislanmasi icin) Rabbimden izin diledim. Musade buyurmadi. Kabrini ziyaret icin istizan ettim (danistim). Buna musaade edildi...'

 

Muhammed'in ne annesine, ne de babasina (ve hatta ona bakip buyuten amcasi Ebu Talib'e) sefaat dilememesi, muslumanlar arasinda elestiri nedeni olmustur. Sert bir sekilde elestirilen Muhammed'in yardimina, Ayet'ler acilen yetismistir;

 

Tevbe-113 '(Kafir olarak olup) cehennem ehli olduklari acikca belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah'a) ortak kosanlar icin af dilemek ne Peygamber'e yakisir ne de inananlara'

 

Kasas-56 '(Ey Muhammed) sen her sevdigine hidayet edemezsin! (dogru yolu gosteremezsin) Lakin Allah diledigi kisiyi hidayette kilar. Ve O, hidayet'e layik olani cok iyi bilir'

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.176.94 MUHAMMED'IN DOGUMU May 29 2003, 2:18 AM 

 

Fil yilinda Rebiu'l-evvel ayinin on kinci gunune rastlayan pazartesi sabahi, henuz tanyeri agardigi zaman, alem baska bir alem oldu. Cihana nur doldu. Kainatin ezelden beri mustak (ozledigi) oldugu, goklerin askiyla devreyledigi fahr-i alem (fahr-i kainat -> Muhammed icin kullanilan sozlerdir 'alemin iftihari olan' anlamina gelir) Muhammed Mustafa dogdu. Bu gecenin geceler icinde benzeri yoktur. Kainatin en azametli hadisesi bu gece vukua gelmisti. Butun alem bu geceyi bekliyordu. Yahudiler, Hristiyanlar, kahinler, Hatem-i Enbiya'nin (peygamberlerin sonuncusu) zuhurunu haber veriyorlardi. (Hatemu'l-Enbiya ve hayati adli kitaptan alintidir.)

 

571 (veya 570 yili) yilinda miladi olarak 20 nisan ile 20 agustos arasinda bir gunde dogdugu tahmin edilen Muhammed'in dogdugu gun, yukarida soylenenlerden farkli olarak her zamanki gibi bir gundu. Hic kimse'nin onun dogdugunu, peygamber olacagini, alemin iftihari oldugunu falan mujdeledigi de yoktu. O siradan bir cocuk olarak, yine kendisi gibi siradan bir cocuk olan Amine (muhtemelen 14 veya 15 yasindaydi) tarafindan dogurulmustu. Muhammed'in diger yeni dogan diger bir cok cocuktan tek farki, oksuz olarak dunyaya gelmesiydi. Babasi daha o dogmadan once olmustu.

 

(Yukarida Abdu'l Muttalib'i anlatirken, peygamberin sairi olan Hassan bin Sabit'den bahis etmis ve bu kisinin Abdu'l Muttalib daha kucuk bir cocukken, yetiskin biri oldugunu soylemistim. Demek ki adam hala yasiyor ki, Muhammed'in dogumundan sonra asagidaki palavralari sallamis. Okuyalim;

"Ben sekiz yasinda idim. Bilirim ki, bir gun sabahleyin Medine'de bir Yahudi diger Yahudilere haykirip, bu gece Ahmed'in yildizi dogdu dedi. Sonra hesap ettim. Muhammed'in dogdugu geceye muvafik dustu.")

 

Amine Muhammed'i zahmetsiz olarak dogurmus, (14-15 yasindaki bir cocugun zahmetsiz dogum yapmasi pek olasi degil ama...) ve hemen dedesi Abdu'l Muttalib'e mujdelemisti. Duruma cok sevinen Muttalib derhal bir ziyafet verdi. Ziyafet esnasinda Mekke'nin buyukleri cocuga ne ad konulacagini sordular. Muttalib;

- Muhammed, dedi. Oburleri;

- Ecdadinda boyle bir ad yoktur, bu ismi koymandaki maksadin nedir? dediler. (Burada yazimizi okuyanlara bir zahmet yukariya, soy agacini verdigim yaziya bakmalarini rica ediyorum. Yukaridan asagiya isimlere bir bakin, bir isim digerine benziyor mu? Yani ecdat isimlerini cocuklara verme gibi bir gelenek var mi? Yok... Oyleyse neden bu soru soruluyor? Basit; duzmece bir hikaye oldugundan, kurgu ilahilestirilerek saglamlastirilacak...)

- Umarim ki, onu gokte Hak, yerde halk pek cok mehd-u sena (hidayete erismis bir buyuk olarak ovme) edecektir diye cevap verdi.

 

Goruldugu gibi dedesine malum olmus, kundaktaki bebegin allame olacagini o anda bilmistir.

 

Kaynaklarin uydurdugu kadariyla; Muhammed'in dogdugu gunu, Yahudiler, Hristiyanlar ve kahinler bilmis. Sair Hassan ta sekiz yasinda Muhammed'in dogacaginin farkina varmis. Asr-i saadet adli kitaba gore; Muhammed'in dogdugu gece Kisra'nin sarayinda on dort sutun yikilmis, Mecusilerin atesi sonmus, ve Sava golu kurumus. Bunca isaret karsisinda dedesinin de bir seyler bilmesini hos gormek lazim. Herneyse, netice olarak Muhammed, bu cesit sonradan uydurma palavralar esliginde dunyaya gelmis.

 

Herkese hayirli olsun...

 

(NOT: Muhammed'in dogdugu ev ile ilgili bir rivayet var. Ilginc buldugum icin bu rivayeti de, aynen kaynaginda yazdigi gibi aktariyorum;

Peygamber efendimizin dogdugu ev Kabe-i Mukerreme'ye yakin idi, evinin adi Ibni Yusuf evi idi. Peygamberimiz ta peygamberlik gelinceye kadar o evde bulundu. <Yanlis bilgi. Sonradan gorecegimiz gibi, evlendikten sonra Hatice'nin evine yerlesmistir> Medine'ye geldikten sonra Ukayl <Amcasi Ebu Talib'in oglu> o evde oturdu. Sonra Ukayl o evi satti. Kureys ogullarindan bir kisi yirmi filuri'ye satin aldi. Sonra Ukayl musluman olup Medine'ye geldi. Hz Rasul Aleyhissalatu vesselam evini sual ettikte "ben o evi sattim" dedi. Peygamberimiz (S.A) melul olup bir sey soylemedi. Mekke feth olununca Peygamberimiz (S.A) Mekkeye yaklasinca, amcasi Hz Abbas'a "ya amca! Mekke de nereye konayim?" dedi. Abbas (RA); "Ya Resulallah dogdugun yere kon!" Peygamberimiz (SA);

"Ukayl bize konacak menzil mi birakti?" dedi.)

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.248.110 SUT ANNESI HALIME MUHAMMED'I BADIYE'YE GOTURUYOR May 29 2003, 12:50 PM 

 

Anlatilan hikayeye gore, guya Mekke'liler dogan cocuklari bir sut anneye verirlermis. Bunun nedeni ise Mekke'nin havasinin sicak olmasi ve cocuklara yaramamasiymis. Bu gelenek yuzunden yakin kasabalardan sut anneler Mekke'ye gelir ve para mukabili sut annelik yapilacak cocuk ararlarmis.

 

(Pek akla yatkin bir gelenek degil. Muhammed 5 yasina kadar bu sut anne'de kalmistir. Boyle bir gelenegin varligi gosterilirken, sanki Muhammed'in 5 yasina kadar evlatlik verilmis oldugu gizleniyor gibi... Bu yonde bir kac bilgi bulunuyor; bazi kaynaklar Amine'nin Muhammed'i emzirirken oldugunu soyler. -Cunku cok kucuk yasta dogum yapmistir. Ihhtimalen bu dogum onda agir bir hasar birakmis ve daha bebegini emzirirken olmus olabilir.- Ayrica kaynaklar Muhammed'i Ebu Leheb'in cariyesi Suveybe'nin de emzirmis oldugundan bahis ederler. Madem Amine yasiyordur, peki neden Muhammed'i Suveybe emzirmistir? Acaba, dogumdan kisa bir sure sonra Amine olmus, Muhammed'i bir sure cariye Suveybe emzirmis ve sonrasinda da Halime'ye evlatlik verilmis olabilir mi? Ayrica boyle bir gelenek olsa bile, -ki daha sonra anlatacagim bir olay neticesinde geri gonderilmistir, bu olay olmasa belki de orada daha uzun yillar kalacakti- bir cocuk tam bes sene, sut annelik adi altinda baska birisinin himayesine birakilir mi? Bu bilgiler, Muhammed'in Halime'ye sut annelik yapmasi icin degil, sanki evlatlik olarak verildigini kanitlar gibi onumuzde durmaktadir...)

 

Saad kabilesinden Halime isimli bir kadin Muhammed'i pek istemese de (Muhammed oksuzdur, bu nedenle pek az paraya sut annelik yapmak durumunda kalacaktir...) Muhammed'i alarak memleketine donmus.

 

Hikayeye gore Muhammed Halime tarafindan el bebek, gul bebek buyutulmus ve aile tarafindan kendi oz cocuklari gibi sevilmis. Aile'nin uc cocugu varmis; iki erkek bir kiz. Erkeklerin birinin adini cok arastirmama ragmen bulamadim, digerinin adi Abdullah... Kizin adi ise Seyma.

 

(Anlatimlarda erkeklere pek deginilmiyor ama, Seyma ile ilgili uzun hikayeler var. Neden Seyma uzun hikayelerle anlatilmistir, bilemiyoruz... Acaba bir yaramazlik var mi diye kurcaladigimda, pek bir sey bulamadigimi soylemeliyim...)

 

Muhammed diger hic bir cocuga benzmiyormus, nurlu bir yuzu, ruhani bir simasi ve halinde bir baskalik varmis (dedesi Seybe gibi...). Diger hic bir cocuk gibi degilmis.

 

Ayagi haneye de ugurlu gelmis; hayvanlarin sutu cogalmis, eve bereket dolmus ve ailenin eli bollasmis. Halime'nin kocasi Haris, bu bollugun Muhammed'in eve gelmesinden sonra oldugunu bizzat Halime'ye soylemis.

 

Annesinden sut emerken alinan Muhammed, bes yil bu aileye bereket ve bolluk vermesine ragmen, apar topar evine gonderilmis.

 

Neden gonderildigi ise bir sonraki yazimizin konusu olacak.

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.248.50 MUHAMMED MEKKE'YE GERI GONDERILIYOR May 29 2003, 9:58 PM 

 

Muhammed'in Saad kabilesinden Halime adli bir bedeviye emenet edilmis, Halime isimli kadin bes yasina kadar Muhammed'e dadilik ve sut annelik yapmistir. Asagidaki hikaye Halime'den rivayet edilmistir;

 

"Muhammed ve uvey kardesi bizim obamizin arkasinda sigir surulerinin yaninda oynuyorlardi. Birden Muhammed ile oynayan oz oglum kosarak yanima geldi ve,

- Kardesim! Kureysli kardesim, tuhaf seyler soyluyor. Beyazlar giymis iki adam gelip kendisini yan yatirmislar, karnini yarmislar ve ellerini iceri sokarak icerde bir seyler aramislar. Diye bagirdi.

Cocugumuzun agzindan bu garip laflari duyunca, hemen kocamla birlikte Muhammed'in oynadigi yere kostuk. Muhammed orada ayakta duruyordu. Yuzu sapsariydi.

- Neyin var evladim? Hastamisin? diye sorduk.

Muhammed,

- Beyazlar giyinmis iki adam yanima geldi. Beni yere yatirdilar, karnimi yarip actilar, icinde bir seyler aradilar. Ama ne aradilar bilmiyorum.

Bunun uzerine Muhammed'i hemen cadirimiza getirdik. Kocam bana donup;

-Halime, korkarim ki bu cocuk bir hastaliga yakalanmis. Hastaligi artmadan onu alip ailesine gotursen iyi edersin. Sonra basimiza bir dert gelmesin."

 

Bu olay uzerine Halime, Muhammed'i tekrar Mekke'ye, dedesinin yanina goturup birakti.

 

Yaygin soylentiye gore Muhammed epilepsi (sara) hastasidir. Bu olay, eger dogru ise, muhtemelen Muhammed'in gecirdigi ilk sara nobetine isaret etmektedir. Bakiciligini ustlenen aile onun bu durumunu gorunce korkmus ve boyle hastalikli bir cocuga bakamayacaklarindan, Muhammed'i dedesinin yanina gordermis olabilir. Yukaridaki hikaye onun sara hastasi oldugunun ip uclarini vermekle birlikte, buyuk bir olasilikla hikayede asil yasananlar gizlenmektedir. (Veya Muhammed'in peygamberligine bagli olarak degisitirilmistir.)

 

(Not: Muhammed'in annesinin ne zaman oldugu tam olarak bilinmemektedir. Bazi kaynaklar Amine'nin Muhammed'i emzirirken oldugunu, bazilari ise Muhammed iki yasindayken oldugunu soylemektedir. Yukarida soz edilen aile'nin, Amine oldukten sonra Muhammed'e uc senenin uzerinde baktiklarini anlatan kaynaklar bulunmaktadir. Bu anlatim akla daha yatkin gozukse de, genel olarak, Muhammed'in dedesinin himayesinde yasayan annesinin yanina gonderildigini ve Amine'nin yasamakta oldugu soylenmektedir. Biz anlatimimizda, Amine'nin Muhammed alti yasindayken oldugununu var saymamiza ragmen, son iki yazimizda anlattigimiz uzere, Amine'nin Muhammed'i emzirirken oldugu akila daha yatkin gelmektedir.)

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.250.27 MEKKE'YE DONUS ve AMINE'NIN OLUMU May 29 2003, 11:05 PM 

 

Muhammed Saad'dan Mekke'de bulunan dedesi Abdu'l Muttalib'in yanina dondu. Bir sure sonra Amine Muhammed'i alarak Medine'de bulunan akrabalarini ziyarete gitti. Yanlarinda babasindan kalma yadigarlari (cariyesi) Ummu Eymen de vardi. Medine'de bir ay kadar kaldilar. Amine Muhammed'i Abdullah'in mezarini ziyarete goturdu. Bu ziyareti Muhammed hic bir zaman unutmadi ve babasinin mezari basindayken, hayatinda bir seyin eksik oldugunu anladi.

 

Ziyaret bittikten sonra, iki kadin ve bir oksuz cocuktan olusan kafile, kizgin collerde korumasiz olarak geriye, Mekke yoluna ciktilar. Yolda Amine hastalandi ve zorunlu olarak Mekke yakinlarindaki Evba koyunde konakladilar.

 

Hatemu'l Enbiya'nin romantik yazari, sanki yanlarindaymis gibi, olayi aynen su sekilde anlatmaktadir;

 

"Amine siddetli bir hastaliga yakalanmisti. Belki de son dakikalarini yasadigini sezer gibi olmustu. Baba oksuzu olan cigerparsesini yani basina oturttu. Sefkat dolu gozlerle onu bastan asagi suzdu. Bu bakista neler okunuyordu neler! Oglunu optu, yuzunu gozunu kokladi. Parcalanan bagrina basarak analigin butun hararet ve sefkati ile onu oksadi. Bu anne, kalbinin kalbinin butun sefkatini yavrusunu sarmak, ruhunun butun hassasiyetini ona vermek istiyordu. Iceinden neler geciyordu, ruhunda ne firtinalar kopuyordu. Daha ana karninda babadan mahrum kalan bu yavruca simdi de anneden mi mahrum kalacakti? Anne bu aciyi hisseder gibi oldu ve oglunun yuzune tekrar bakti. Bir daha goremeyecegi biricik oglunun masum yuzune baka baka su siiri okudu:

 

Her yeni eskiyecek ve her sey fena bulacaktir.

Ben de olecegim, fakat gam yemem, temiz bir cocuk

Dogurdum, dunyaya bir buyuk hayir birakiyorum!

 

Bu sozlerden sonra gozlerini bu fani hayata kapadi"

 

Romantik yazar bu duygulu hikayeyi uydururken, Amine'nin Muhammed'i tam bes yil bir baskasina verirken, neden bu kadar duygulu ve hassas davranmadigindan soz etmiyor? Veya kendisine bu kadar buyuk sevgi besleyen annesine, mezarini ziyaret ettiginde neden Muhammed'in sefaat dilememis oldugundan bahis etmiyor?

 

(NOT: diger taraftan Amine'nin Muhammed'i emzirirken oldugu hakkinda kuvvetli deliller bulunuyor. Eger Amine gercekten emzirirken olduyse, bu yalanlari nereye sokusturacagiz? Insanin yalan soylerken bile, biraz temkinli olmasi gerekmiyor mu?)

 

Amine oldukten sonra Ummu Eymen Muhammed'i alarak dedesinin yanina getirdi. Bundan sonra Muhammed'i dedesi himayesi altina aldi ve onu buyutmeye basladi. (Muhammed Ummu Eymen'i her gordugunde; 'Benim anamdan sonra anam sensin' diye ona karsi besledigi sukran duygularini ifade edermis.)

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.74 MUMHAMMED'E BAKAN DEDESI ABDU'L MUTTALIB OLUYOR May 30 2003, 12:54 AM 

 

Abdu'l Muttalib de artik yaslanmisti. Yasi 82 olmus ve artik gunleri sayiliydi. Baska birine evlatlik verirken dusunmedigi Muhammed'i, her ne hikmetse simdi dusunmeye baslamisti. Olumunden sonra Muhammed'e kim bakacakti? Ogullarini cagirarak, Ebu Leheb'e (Abdu'l Uzza);

 

- Senin servetin cok, fakat kalbinde merhamet az. Cocuk yetim, yuregi yarali. Sen onu hos tutamazsin. Senin hallerinden incinir ve uzulur, onun icin cocugu senin eline teslim edemem. dedi.

 

(Abdu'l Muttalib sanki bir kahin, bir ulu gibi konusmus... Daha sonra Ebu Leheb ile Muhammed'in itilafa dusecegini yoksa biliyormuydu? Nereden bilecek, bunlar yazarlarin uydurdurdugu palavralar. Ustelik yalan oldugu da hemen siritiyor. Ebu Leheb ile Muhammed'in arasindaki husumet, Muhammed'in peygamberliginden sonra baslamistir. O zamana kadar her ikisinin de aralarinda bir sorun yoktur. Hatta Muhammed kizlarini Ebu Leheb'in ogullari ile evlendirmistir.)

 

Sonra oglu Abbas'a;

 

- Sen bu ise layiksin. Fakat senin de ailen kalabalik, gailen basindan askin... Evlatlarin cok... Bu sirada Ebu Talib lafa girdi;

 

- Babacigim, gerci ben pek zengin degilim ama kardeslerimin icinde benden daha eli yufka olani yok. Fakat sefkatim hepsinden ustundur Kardesimin Abdullah'in ogluna bakmayi, cana minnet bilirim, dedi.

 

Bunu soyleyince ibre Ebu Talib'e dondu. Fakat dede yine de Muhammed'in de fikrini aldi ve o da Ebu Talib'i istedigini soyledi. Boylelikle Abdu'l Muttalib'den sonra Muhammed'e kimin bakacagi belli olmustu...

 

Bu olaydan kisa bir sure sonra Abdu'l Muttalib oldu ve Muhammed elinde bohcasi, Ebu Talib'in evinin yolunu tuttu.

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.249.200 MUHAMMED EBU TALIB'IN HIMAYESINDE May 30 2003, 1:27 AM 

 

Muhammed sekiz yasindadir. Dogumundan once babasini kaybetmis oldugu icin, baba sevgisini hic tanimamistir. (Saad'da iken, Halime ve kocasi Haris'in, Muhammed'i kendi cocuklari gibi sevdikleri soylenmektedir. Acaba Haris Muhammed'e gercekten baba sevgisi gostermemismidir?) Fakat Ebu Talib Muhammed'i kendi cocuklarindan daha cok sever ve gercek bir baba sefkati gosterirmis. Nereye gitse onu da yaninda goturur, hatta uyumadan once yataginin bas ucunda bekler ve muhtemelen ona masallar anlatirmis.

 

Tarihi kaynaklar, Ebu Talib'in varlikli olmadigini, hatta fakir oldugunu soyluyor. Bu nedenle Ebu Talib daha fazla kazanmak icin cobanlik yapiyormus. Mekke halkinin koyunlarini toplar, araziye goturur ve gudermis. Eger Ebu Talib gercekten cobanlik yapiyordu ise, Muhammed'de amcasi ile hayvan gutmeye gitmis ve buyuk olasilikla cobanligi biliyor olmalidir. Zaten tarihi kaynaklar da Muhammed'in cobanlik yaptigi onayliyor. (Yalniz kukarida soyledigim gibi; Ebu Talib maddi yetersizligi yuzunden mi cobanlik yapiyordu, yoksa para kazanip eve katki yapmasi icin Muhammed'i cobanlik yapmaya Ebu Talib mi zorlamisti, tam olarak belli degil. Bazi kaynaklar -gorecegimiz gibi- Ebu Talib'in ticaretle ugrastigini, Muhammed'in guttugu hayvanlarin Ebu Talib'in hayvanlari oldugunu da soylemektedir.)

 

Bir Hadis'inde Muhammed soyle soyluyor;

"Allah hic bir peygamber gondermemistir ki, o cobanlik yapmamis olsun. Musa peygamber cobanlik yapmisti, Davud peygamber keza..."

 

Bir digerinde ise; "Bu dutlar ne kadar kararirsa o kadar tatlilasir, bunu koyun guderken ogrenmistim..."

 

Bu Hadis'ler Muhammed'in cobanlik yaptigina delil olusturan Hadis'lerdir.

 

Temel aldigimiz Hatemu'l Enbiya adli kitaba gore;

 

"Araplar arasinda cobanlik haysiyet kirici bir sey sayilmazdi..."

 

Bunu bu sekilde dusunmek, sadece asagilik kompleksinin disa vurumundan baska bir sey degildir. Durustce kazanildiktan sonra, hic bir meslek haysiyet kirici olamaz. Haysiyetsizlik, insanlari somurerek veya onlardan calarak haksiz kazanc saglamaktir.

 

Hatemu'l Enbiya'ya devam edelim;

 

"Bazi Avrupali ve Islam dusmani bunu dillerine dolarlar. Muhammed hakkinda soylecek soz bulamadiklari zaman bu gibi vasitalara bas vururlar. Bir insanin cobanlik yapmasi, onun buyukluguna nasil olur da nakisa (kusur, ayip, eksiklik) verir. Buyuk adam hic bir meslegi ve sanati hakir gormez. vs vs"

 

Cobanlik konusunda ne bir Islam karsiti kisiden, ne de bir gayri muslim'den, bu gune kadar bir yergi duymadim. Cobanlik yapmak ayip olmadigi gibi, insanin gelismesine, ilerlemesine ve buyuk adam olmasina engel degildir. Turkiye Cumhuriyeti'nde, eski bir parlamenter ve hatta Cumhurbaskanligi da yapmis olan bir coban yokmudur? Coban Sulu'yu hangimiz hatirlamayiz?

 

Muhammed'in cobanlik yaptigi donemlerde yasi 10-12 civarindadir. Sokaklarda bos ve avare dolasacagina, koyun otlatmada amcasina yardim ederek hane butcesine katkida bulunmustur. Kirlarda tabiatin o muhtesem guzelligine bakarak, ruhunu ve nefsini temizlemeye ilk bu donemde baslamistir. (?)

 

(Hazreti Muhammed'in izinde adli kitapta, Muhammed'in cobanlik yaptigi donemlere ait soyle bir anlatim var;

"Muhammed gencti, o da koyun gutmek yerine arkadaslari gibi sehire inmek ve eglenmek istiyordu. Surusunu yalniz birakip, Mekke'ye inip arkadaslari gibi eglenmek, zevk ve sefa yapmak istedi. Mekke'ye giderken yolda bir dugune rastladi. Dugunu seyrederken uzerine bir uyku coktu. Orada uykuya daldi. Dolayisiyla Mekke'ye gidemedi.

 

Bir digerinde ise Mekke'ye vardi fakat muzigin yuksek sesi -oyle diyor aktaran- nedeniyle yine uykuya daldi. Bu gibi cahiliye donemi aliskanliklari onun ruhuna uygun degilmis. O yuzden temiz kalbi bu samatalari kaldirmazmis, o daha yuksek seylerden zevk alir ve haz duyarmis... Vs vs...

 

E peki madem zevk almiyor, ne isi var o alemlerde? Peki hoslanmadigi yerlere gitmek icin, neden surusunu bile yalniz birakiyor? Yoksa Muhammed bu eglencelere bayiliyor, daha henuz yasaklanmamis olan sarabi iciyor ve orada siziyor olmasin? Bilemiyoruz... Ama hic kimse, Muhammed'in asla ve hic bir zaman sarap icmedigini soyleyebilecegini de sanmiyorum...)

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.211 BIR RIVAYET May 31 2003, 12:14 AM 

 

Ebu Talib ticaretle mesgul idi. (Hani cobanlik yapiyordu?) Ticari kervanlarla, buyuk vilayetlere gidi geliyordu. Her sene Suriye'ye de giderdi. Muhammed 12 yasindayken, Suriye'ye onu da goturdu. Kervan otuz gun suren bir yolculuktan sonra Sam (Damascus) yakinlarindaki Busra ismindeki bir kasabaya geldi. Busra yesillikler icinde bir kasabaydi ve burada Hristiyanlara ait bir manastir da bulunmaktaydi. Manastirin rahibinin adi Bahira idi. Bahira ilahi bir tesaduf neticesinde Muhammed'i gordu ve simasindan onun son peygamber olacagini sezdi. (Sezdi ama gec kaldi... Ondan once sezenler olmustu...) Onda son peygamber olacagi yonunde vasif ve alametleri gordu ve Muhammed'e;

 

- Sana birseyler soracagim, Lat ve Uzza hakki icin dogru soyle, dedi. Muhammed;

- Lat ve Uzza'ya yemin verme, zira benim dunyada en nefret ettigim seyler putlardir, dedi. Ve Allah adina yemin etti.

 

Bahira soracaklarini sordu, aldigi cevaplar onun son peygamber olacagi konusunda dusunduklerine uymustu. Bahira bu sefer Ebu Talib'e;

 

- Adin nedir, bu seref ve saadet fidani kimdir? diye sordu. Ebu Talib;

- Bana Ebu Talib derler. Bu da oglumdur, dedi. Bahira;

 

-Yok yok, onun sekil ve semaline bakilirsa bir yetim olasi gerekir, dedi. Ebu Talib;

 

- Evet, oz oglum degildir, kardesimin ogludur. Anasi babasi vefat ettiklerinden beri ben bakiyorum, dedi.

 

Bahira bunun uzerine su tembihte bulundu;

 

Bu cocuk Hatem-i Enbiya'dir (son peygamber). Sam Yahudileri icinde onun evsafini bilir, alametlerini tanir kimseler vardir. Olabilir ki hiyanet ederler. Gel sen o'nu Sam'a goturme.

 

Bunun uzerine Ebu Talib alisverisini Busra'da yapip geri donmus...

 

Gercek olma ihtimali bulunmayan bu rivayet konusunda epeyce tartisma bulunmaktadir. Bu rivayeti bir yalanci ortaya atmis, bu rivayet uzerine Muslumanlar ile Hristiyanlar birbirlerine girmislerdi.

 

Hristiyanlar bu rivayet uzerine sunu iddia ederler;

 

Muhammed ile Bahira arasinda gecen bu konusma esnasinda, Bahira Islam uzerine butun bilgileri Muhammed'e vermis ve gercekte Islam'in temelini bu konusma esnasinda Hristiyan bir Rahip atmistir. Hristiyan yobazlari bu konun pesine ciddi bir sekilde dusmusler ve sanki gercekten yasanmis bir olay gibi, uzun yillar boyu bu rivayeti kurcalamislardir.

 

Muslumanlar ise bu duruma soyle karsi cikmaktadir;

 

Muhammed ile Bahira arasinda gecen konusma oldukca kisa bir konusmadir. Olsa olsa 10-15 dakika surmustur. Bu kadar kisa bir sure icerisinde kosakoca din, kucuk bir cocuga anlatilip ogretilemez, bu mumkun degildir.

 

Gercekte bu konuda Muslumanlara katilmamak mumkun degil. Haklidir Muslumanlar, bu kadar kisa bir surede Muhammed'in Bahira'dan bir sey ogrenmesi soz konusu olamaz.

 

Muhammed mevcut dinleri yillar icinde ogrenecek, bu konuda ona baska Hristiyan ve Yahudi'ler yardim edecektir. Bu konulari iyice arastirip ogrendikten sonra, Muhammed kendi kuracagi dinin uzerine uzun seneler kafa yoracaktir... Bunun icin hem yardimcilari, hem zamani ve hem de parasi olacaktir...

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.44 MUHAMMED, GENCLIGINDE BILE KAVGA VE SAVASTAN KACMISTIR (?) May 31 2003, 12:39 AM 

 

 

Muhammed artik onyedi yasina gelmistir. Cok dogru faziletli ve sevecen bir insan olarak yetisiyor, savasi, kavgayi ve dovusu hic sevmiyordu. Kureyslilerin birbirleriyle bogazlasmalarini ve kan davalarini gordukce, ici kan agliyordu.

 

Kaynaklarimiz bu donemde Araplar arasinda bitip tukenmeyen savaslar oldugunu soylemektedir. Kardes kardesi kesiyor ve sayisiz insan oluyordu. Yine bu donemde, Kureys ve Kays kabilesi arasinda cok ciddi bir anlasmazlik vardi. Bu anlasmazlik buyudu ve sonunda bu iki kabile arasinda bir savasa donustu. Kureys'in lideri Muhammed'in amcasi Zubeyr'di.

 

Birbirleriyle gecinemeyen Kureys ile Kays kabilesi arasinda surekli savaslar olmus ve pek cok insan olmustu. Bu savaslar icinde en siddetlisi Ficar (dinsizler) savasidir. Ficar savasina Muhammed de katilmistir. Savas son derece siddetli olmus, sayisiz insan olmus ve savasi Kays kabilesi kazanmistir. Dort sene suren bu savas sonunda bir anlasma yapilmis oldugu soylenmektedir. (Bu anlasmanin adi HILFU'L FUDUL anlasmasidir. Gecmiste bir yazimda bu anlasmadan bahis etmis ve anlatmistim. Burada anlatmayacagim. Fakat merak edenlerin ogrenmesinde yarar goruyorum. Islam oncesinde yapilmis en onemli esitlikci anlasma, hatta insanlarin ve esirlerin yasamini duzenleyen hukuk kurallaridir. Son derece yenilikci hukuksal kurallari iceren bu anlasma, daha sonra kurulacak olan Islam'in da, kendi kurallarini belirlemede faydalandigi bir anlasmadir. Muhammed cok sonralari, guc ve kuvvet kazandiginda Hilfu'l Fudul anlasmasi icin sunlari soylemistir;

"Bugun de boyle bir sozlesmeyi kabule davet olunsam, onu hic tereddut etmeden kabul ederim."

Boyle soylemistir soylemesine, ama bu anlasmayi da oldugu gibi degil, biraz revize ederek Islam'a almistir.)

 

Kaynaklarimiz, barisi ve insanlari seven, kavgayi sevmeyen Muhammed'in de bu savasa katildigini belirtmekte, fakat savasa katilan Muhammed'in silah kullanmadigini, kan dokmedigini, sadece savasta esnasinda karsi tarafin attigi oklari toplayarak amcasinin taraftarlarina getirdigini soylemektedir.

 

(Not: Kendi dinini kurduktan sonra asmayi, capraz kesmeyi, cihad icin oldurmeyi ve bunlarin sevap oldugunu bizzat Ayet'lerinde soylemis bir kisi icin, bu anlatilanlarin gercek olduguna inanmak pek mumkun gozukmemekte...)

 

Bu konu hakkinda Imam-i Suheyli soyle soylemektedir;

 

"Resulullah Ficar harbinde amcalariyla birlikte harb etmemistir. Maamafih o zaman muhabereye istirak edecek yasa varmisti. Muhabere etmemesinin sebebi, savasin haram aylarda vuku bulmasindan ve musrikler arasinda kopmasidir. Halbuki Cenab-i Hak, bir mumine ancak Kelimetu'llahi i'la icin harbe musade eder."

 

Bu soylenen tabidir ki sonradan uydurulmus sozlerdir. Ortada haram aylar gibi bir kavram bulunmamaktadir. Haram aylar kavrami daha sonra (yaklasik 25 yil sonra) Kuran Ayet'leri geldikce ortaya cikacak kavramlardir. Imam-i Suheyli adam kandirmaya calismaktadir, ama ancak akli prangalanmis muslumanlari kandirabilecektir...

 

Ficar harbi konusunda diger bazi kaynaklar ise, Muhammed'in bu savasa fiilen katildigini ve dusmana bizzat ok atigini soylemektedir. Eger ok attiysa, herhalde bu oklarin tamamini karavana atmamistir...

 

 

 

  

 

oguz

(no login)

212.156.61.249 TICARET, HATICE VE EVLILIK May 31 2003, 12:57 AM 

 

Cocuklugunda cobanlik yaptigini bildigimiz Muhammed'in, 24-25 yaslarina kadar neler yaptigi hakkinda elimizde bilgi bulunmamaktadir. Bu bolum gizlenmektemidir, yoksa gercekten bilgi yokmudur bilemiyoruz. (Tarafsiz kaynaklarda da, bu donem hakkinda ufak tefek onemsiz bilgiler disinda bir sey bulamadim.)

 

Muhammed 24-25 yaslarina geldiginde, o da babasi gibi culsuzdur. (Babasi gibi...) Para ve itibar kazanmak icin ticaret yapmasi gerektigini bilmekte, ama bes parasiz oldugundan ticarete atilamamaktadir. O hala fakir bir yetimdir.

 

Hamiligini yapan Ebu Talib de iyi durumda degildir, dolayisiyla Muahmmed'in de issiz gucsuz olmasi Ebu Talib'in sirtina ilave bir yuk yuklemektedir. Kalabalik bir aileye sahip olan Ebu Talib, Muhammed'in calisarak aile butcesine katkida bulunmasini istiyordu.

 

Kureys'in en zengin kadini Hatice idi. Iki kere evlenmis, her iki kocasida olmus ve her ikisi de Hatice'ye hatiri sayilir bir miras birakmislardi. Hatice ticaretle ugrasmaktaydi, ama bunu kendi degil, kolesi Meysere onun adina yapmaktaydi. Hatice, ayni zamanda Muhammed'in bilmem kacinci kusagindan akrabasiydi.

 

Ebu Talib, Hatice'nin Sam'a bir kervan gonderecegini duyunca Muhammed'e;

- Dinle kardesimin oglu, dedi. Biliyorsun benim servetim az, elimiz darda. Hatice ortak ticaret icin sermaye veriyor. Sen ticarete aliskinsin, bu hususta onunla konusaymim mi? dedi.

Muhammed teklifi kabul etti ve Ebu Talib Konuyu Hatice'ye acti ve kefil oldu. Hatice Ebu Talib'in teklifini kabul ederek, Muhammed'i kolesi Meysere ile Sam'a yolladi. Sam seferi oldukca karli gecti. Muhammed bu karli seyahatin sonunda Hatice'nin gozune girdi.

 

Tarihi kaynaklar, bir kac sefer sonra Muhammed'e guveni iyice artan Hatice'nin, Muhammed'e asik oldugunu soylemektedirler. Guya onu Mekke'de niceleri istemis, o kimseyi begenmemis ve parasiz pulsuz bir yetime gonlunu kaptirmismis...

 

Kaynaklarimiz evlilik talebinin Muhammed'den degil, Hatice'den geldigini soylemekteler. Dogrulugunu bilemiyoruz, ama kaynaklar Hatice'nin araya cop catanlar sokarak Muhammed'i evlenmeye razi etmis oldugunu soylemekteler. Kendi adima bunun dogru oldugunu kabul etmiyorum...

 

(Burada bir not duselim; o donem Mekke'de her seyin onunde cikarlar gelmektedir. Ticari ahlak bile son derece zayiftir. Zaten yukarida bahis ettigimiz Ficar savasinin cikis nedeni de, Mekke'li bir tuccarin, disardan ticaret icin gelmis bir baska tuccarin parasini odememesi nedeniyle cikmistir. Mekke'liler, cikarlarina zarar verecekse, duygularini iclerine bile atabilmektedirler. Cikarlari karsisinda butun erdemini yitirmis bu toplumun icinde yetismis Muhammed'den de farkli bir yaklasim beklenemez. Muhammed durumunu kurtarabilmek icin bir hal caresi aramis oldugu asikardir. Tek sansi kendinden buyuk zengin bir kadinla evlenmesiyse, onu da yapacakti.)

 

(Cok onemli bir not daha: Tarihi kaynaklar bu noktada bir baska bilgi daha veriyorlar; Muhammed'in durumunu duzeltmek icin kendinden daha buyuk olan Hatice ile evlenme girisimi ilk degildir. Hatice'den once yine varlikli ve yasli olan Dubae binti Amr ile evlenmeye calismis, fakat bu evlilik girisimi basarili olmamistir. Dubae'nin ucuncu kocasi, Muhammed'in dusmani Ebu Cehil'in babasidir.)

 

Bu evlilik gerceklestiginde Muhammed 25, Hatice ise yaklasik 40 yasindaydi. Bu nikah karsiliginda Muhammed Hatice'ye 500 altin mehir vermisti. (yani vermemisti, bes parasiz adam bu parayi ne ile verecek?) Dugunde mukellef bir ziyafet cekildigi ve Hatice'nin birbirinden guzel cariyeleri'nin, def calip dans ederek buyuk bir eglence tertip ettikleri soylenmektedir.

 

Muhammed, Hatice olene kadar baska bir kadinla evlenmemistir. (Gerek mi var, bir suru birbirinden guzel cariye...)

 

Bazi kaynaklar, Hatice'nin babasinin (Huveylid) o zaman sag oldugunu ve nikaha riza gostermedigini, ancak kafayi cektigi sarhos bir aninda nikah icin riza gosterdigini soylerler.

 

(Onemli not: Muhammed fikri gelismesini bu evlilikten sonra yaptigi bir gercektir. Hatice'nin Varaka isimli bir amca oglu vardir ve Hristiyandir. Incil ve Tevrat'i cok iyi bilmektedir. Hristiyan ve Yahudilerin peygamberleri gibi, kendisine de vahiy gelidigine inanmasi icin, onun Muhammed'e cesaret verdigi soylenmektedir. Muhammed'e ilk vahiy geldiginde, Hatice kosarak Varak'ya mujde verdigini, Varaka'nin da Muhammed'e gorunen melegin Namus-i Ekber oldugunu soyledigini, Islam kaynaklari yazmaktadir. Arica, kendisini peygamber sanmasi konusunda en buyuk destegi ve yardimi Hatice vermistir.)

 

 

  

 

Oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

195.175.162.176 MUHAMMED'IN COCUKLARI May 31 2003, 2:12 AM 

 

Muhammed'in ucu erkek, dordu kiz olmak uzere yedi cocugu olmustur.

(Not: Bilinen uc erkegin disinda, Tiyb ve Tahir isimli iki oglu daha oldugu soylense de, bunlar hakkinda net bir bilgi bulunmamaktadir. Iddialara gore bu erkek cocuklar da, digerleri gibi cok kucuk yaslarda olmuslerdir. Ayrica, kucuk yasta olen kiz cocugu olmusmudur, bilemiyoruz.)

 

Erkek cocuklari: Kaasim, Abdullah, Ibrahim.

Kiz cocuklari: Zeynep, Rukiye, Ummu Gulsum, Fatma.

 

Muhammed'in dogan erkek cocuklarinin cok erken olmesi yuzunden, yasami boyunca 'ogul sevgisi' hasreti cekmistir. Bu hasreti giderebilmek icin, Zeyd bin Haris isimli koleyi satin almis, sonra onu azad ederek kendisine evlatlik edinmistir.

 

Muhammed buyuk kizi Zeyneb'i Ebu'l As ile evlendirmistir. Muhammed Medine'ye kactiktan sonra Zeyneb, babasi ile Medine'ye gitmek istediyse de, Islam'i kabul etmeyen kocasi onu birakmamistir. Ebu'l As Bedir savasinda esir dusmus, Zeyneb'i Medine'ye, Muhammed'in yanina gorndermek sarti ile serbest birakilmistir. Ebu'l As Mekke'ye dondugunde, Zeyneb'i Medine'ye, Babasinin yanina gondermistir. Daha sonra Ebu'l As Muslumanligi secerek Medine'ye gelmis ve yeniden Zeyneb ile evlenmistir. Zeyneb'in cocugu olup olmadigina dair bir kayit bulunmamaktadir.

 

Kizlarindan Rukiyye ve Ummu Gulsum, Ebu Leheb'in ogullari Utbe ve Uteybe ile evlenmistir. (Bazi kaynaklar evlendirildiklerini degil, nisanlandirildiklarini soylemektedir.) Islam'in ortaya cikmasindan sonra yegeni ile itilafa dusen Ebu Leheb, ogullarini Muhammed'in kizlarindan bosanmaya zorlamistir. Daha sonra halife Osman, Rukiyye ve Ummu Gulsum ile evlenmistir. Ummu Gulsum'un cocugu olup olmadigina dair bir kayit bulunmazken, Rukiyye'nin Osman'dan bir erkek cocuk dogurdugu, fakat yasamadigi hakkinda rivayetler bulunmaktadir.

 

Muhammed'in en kucuk kizi Fatma'dir (Fatima Ummu Ebiha veya Ezzehra veya el-Kubra veya Efrefunisa). Islamiyetten sonra Ali ile evlenmistir. Muhammed'in soyunu devam ettiren tek cocugu Fatma'dir. Ali'den Hasan, Huseyin, Muhsin, Ummu Gulsum ve Zeyneb'i dunyaya getirmistir. Cocuklari icinde en onemlileri Hasan ve Huseyin'dir.

 

HASAN: Fatma'nin buyuk ogludur. Kardesi Huseyin ile iyi gecinememis ve Medine'ye yerleserek orada yasamistir. Halife ilan edilmek istendiyse de zevk'e sefa'ya duskun oldugundan kabul etmemistir. Muaviye tarafindan yuklu bir aylik verilen Hasan, yaklasik yuz kadinla evlenmis ve bosanmistir. Bu yuzden Islami kaynaklarda adi; Mitlak -bosayici- olarak gecmektedir. Medine'de siroz'dan olmustur. Sii'ler icin onemli bir kisiliktir. Ikinci imamdir ve imam sulalesi onun soyundandir.

 

HUSEYIN: Halife Omer doneminde yuklu bir aylik baglanmis Huseyin, babasinin -Ali- butun sefelerine katilmistir. Agabeyi Hasan olunceye kadar hic bir siyasal hareket icinde bulunmadi. Muaviye'nin yerine gecen Yezid'i tanimadi ve Medine'den Mekke'ye geldi. Buradan ailesiyle birlikte, kendisine halife olarak biat edilecek Kufe'ye dogru yola cikti. Fakat o'nun Kufe'ye varmasindan once Kufe, Basra valisi tarafindan ele gecirilip kontrol altina alinmis ve durum Huseyin tarafindan da duyulmustu. Buna ragmen yoluna devam etme karari alan Huseyin, Kerbela'ya vardiginda Basra valisinin yolladigi Ebi Vakkas komutasindaki kuvvetler tarafindan karsilandi. 680 yilinda gerceklesen bu catisma sonucunda Huseyin olduruldu ve kafasi kesildi. Huseyin Sii'ler icin en onemli kisiliklerdendir ve katledildigi Kerbela ise, neredeyse Sii'lerin Kabe'sidir...

 

Muhammed'in kizlarindan sadece Fatma Muhammed'den sonra olmustur. Diger kizlari ise hepsi cok genc yaslarda ve Muhammed'in olumunden once olmuslerdir. Muhammed yasarken uc oglunun ve uc kizinin olumunu de gormustur.

 

ZEYNEB: 600 yilinda dogdugu sanilan Zeyneb, 630 yilinda olmustur. Kocasi Muhammed ile yaptigi anlasma uzerine, Zeyneb'i Medine'ye gondermistir. Mekke'den Medine'ye giderken kervan'a Islam karsitlari saldirmis, bu saldiri esnasinda Zeyneb deveden duserek belini kirmistir. Beli kirilan Zeyneb bir daha iyilesememis ve bu olaydan iki yil sonra olmustur.

 

RUKIYYE: 604 yilinda dogdugu soylenen Rukiyye, cok kucuk yasta Ebu Leheb'in oglu Utbe ile evlendi. Babasi Ebu Lehep ile catisinca Utbe'den ayrilmis ve daha sonra Osman ile evlendirilmistir. 624 yilinda, 20 yasindayken olmustur.

 

UMMU GULSUM: Dogum tarihi bilinmemektedir. Alti yasindayken Ebu Leheb'in oglu Uteybe ile evlendirildigi soylenmektedir. Babasi ve Ebu Leheb arasinda cikan itilaf yuzunden daha sonra bosanmistir. Ablasi Rukiyye'nin olumunden sonra Osman ile evlenmistir. Muhammed'den bir sene once, 631 yilinda olmustur.

 

FATMA: 610 yilinda dogmus oldugu tahmin edilmektedir. 624 yilinda Ali ile evlendirilmistir. Ali, Fatma olunceye kadar baska hic bir kadinla evlenmemistir. Uhud savasina Babasi ile katilmis oldugu soylenen Fatma, bu savasta cephe gerisinde yaralilarin yarasini sardigi iddia edilmektedir. Fatma Muhammed'in olumunden sonra sadece bir yil -veya alti ay- sonra 633 yilinda, 22-23 yasindayken olmustur.

 

 

 

  

 

Uyarıcı

(no login)

194.54.49.230 Re: MUHAMMED'IN HAYATI May 31 2003, 8:19 PM 

 

Isra Suresi 63. Ayet Allah buyurdu: "Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennem olacaktır. Ne de mükemmel ceza."

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.250.23 MEKKE YASAMI May 31 2003, 8:42 PM 

 

Muhammed'in evlenmesinden, peygamberligini ilan ettigi yillara kadar hakkinda hemen hemen hic bir bilgi bulunmamaktadir. Fakat Mekke yasami hakkinda bazi bilgiler bulunmaktadir.

 

O donem Mekke tam bir zevk ve safa kentidir. Halk saraba oldukca duskundu ve icin sarhos olmak en buyuk zevkti. Sehvetlerine de pek duskunduler, sik sik cariye alip satarlardi. Bu alemlerin en buyuklerini, sehrin ortasinda kurulu olan Kabe civarinda yaparlardi. Aksamlari Kabe'de toplanirlar, sabahlara kadar icki esliginde alemler yaparlar ve cilgin gibi eglenirlerdi. Tam anlamiyla sefahat hayati yasarlardi. Islami kaynaklar o donem Mekke'deki yasami boyle anlatiyor.

Kafamiza takilan soru su;

 

Acaba Muhammed, alemi bol bu Mekke hayatinin nerelerinde bulunuyordu?

Sabahlara kadar o da sarap icip eglenirmiydi? O donemde Muhammed'in cariye durumlari ne haldeydi? (Bahis ettik; Haticenin cok guzel cariyeleri vardi...) Bilemiyoruz... Islam kaynaklari ser veriyor sir vermiyor.

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.250.23 BIR RIVAYET May 31 2003, 8:44 PM 

 

Soyle bir rivayet var;

 

"Muhammed ile zevcesi Hatice her gece yataga girmeden once Uzza naminda bir puta taparlar ve sonra yataga girerlerdi."

 

Islam kaynaklari bu rivayete siddetle karsi cikmakta ve 12 yasindayken Ebu Talib ile Suriye'ye gittiginde, Lat ve Uzza'ya yemin etmekten cekinmis oldugunu ornek gostermektedirler. Bu rivayet gercek ise, Muhammed gecmiste butun gereklerini yerine getiren inancli bir putperesttir. Eger rivayet uydurma ise, asagidaki rivayet dusundurucudur;

 

"Huveylid kizi Hatice'nin bir komsusunun isittigine gore Muhammed Hatice'ye; Ey Hatice, vallahi ben Lat ve Uzza'ya tapmam. Vallahi ben onlara asla tapmam, demis..."

 

Bu rivayete gore karsimiza iki soru cikar;

 

1- Muhammed gercekten putlara tapmamaktadir, fakat Hatice tapmasi icin zorlamaktadir. Bu zorlama karsisinda Muhammed putlara tapmayi reddetmektedir.

 

2- Asil puta tapmaz olan Hatice'dir ve Muhammed'i puta taparken yakalamistir. Muhammed de, puta tapiyor oldugunu yeminlerle inkar etmektedir.

 

Dogrusunu maalesef bilemiyoruz... Fakat 2. tahmin dogru ise ilk rivayet kismen dogrudur ve Islam'in temelini gercekte Hatice atmis olmalidir...

 

 

  

 

oguz

(no login)

195.175.162.192 IKRE' BISMI RABBIKELLEZIY HALAK, Bolum-I May 31 2003, 11:41 PM 

 

(Yaradan rabbinin adi ile oku, Alak Suresi 1. Ayet)

 

Mubarek Hira daginda Muhammed'in ilk vahyi alisinini ve hikayesini hepimiz biliriz. Asagida bu hikayeyi anlatacagiz, ama oncesinde kafalara takilan bir soru var;

 

Muhammed Hira dagina ne yapmak icin cikardi?

 

Islami kaynaklar Muhammed'in Hira daginda ibadet ile mesgul oldugunu soylemektedir. Muhammed madem putperest degildir, ortada henuz Islam da yoktur, peki bu ibadet neyin ibadetidir? Islami kaynaklar buna makul cevaplar verememektedirler. Muglak aciklama sudur;

"Hira da Peygamberimizin ne suretle ibadet ettigi sorulacak olursa, bunun tefekkur ve ibretten ibaret oldugunu soyleriz."

 

Tefekkur; fikir etme, dusunme anlamindadir. Hal boyleyken, durumu aciklamaya dahi gerek yoktur; Muhammed kurmayi dusundugu (veya kurmasi icin tesfik edildigi) dini, Hira da inzivaya cekilerek planlamistir.

 

Muhammed'in Hira'da basina gelenler sayisiz kitapta anlatilmis, suslenmis ve yemeye hazir halde Muslumanlarin onune konulmustur. Her bir anlatim ilginc olsa da, hemen hemen birbirinin aynidir. Burada Taberi'nin anlatimini oldugu gibi, Taberi'nin yazdigi sekilde aktaracagim;

 

(NOT: Bozuk anlatim ve dusuk cumleler, tamamen Taberi'ye veya tercume eden kisiye aittir.)

 

Peygamber (SA) kirk yasini tamamlayinca Hak Teala, Cebrail aleyhisselam'i gonderdi ki, vahiy goture. Bir rivayette budur ki, Hz Rasul aleyhisselatu vesselama vahiy geldiginde kirkuc yasinda idi. Muhammed b. Cerir rivayet eder ki, Peygamber aleyhisselam'a vahiy geldikte yirmi yasinda idi. Bu rivayet sahih degildir. Peygamber aleyhisselam'in su kavli ile; "kisinin omrunden tam kirk yil gecmeyince akli tamam olmaz."

 

Hz. cebrail vahiy getirecegi vakit olunca Resulullah (SA) alametler gorurdu. Ve her gece ruyasinda Cebrail alyhisselam'i ulu ve heybetli surette gorurdu ve onu tanimazdi. Gunduz olunca Mekke'ye yalniz giderdi. Yolda giderken, yer yuzunde tas ve kesek ne varsa; ESSELAMU ALEYKE YA RESULALLAH, diye avaz ederlerdi. Ve Rasul aleyhisselam o avazlardan korkar, kosa kosa eve kacardi.

 

Ve Kureys icinde adet boyle idi ki bunlardan kim ki perizkarlik ve dindarlik davasi ederse Recep ayinda Hira dagi ustunde olan magaraya cikardi. Ibadetle mesgul olurdu. Ve uzlet edip halka karismazdi. Bu adet Hasimogullarinin ve o kabilelerin riayet ettikleri merasimdi. Hira daginda her birisi muayyen bir yer tutmustu. Orada mucavir olurlardi.

 

(NOT: bundan anlasildigina gore, Hira dagina cekilmek ve ibadet etmek bir putperestlik gelenegidir. Muhammed Hira'da tefekkur'e cekilirken, kisisel bir eylemde bulunmamakta ve tamamen putperestlik gelenegini yerine getirmektedir. Hatice'nin kuzeni Varaka tarafindan tek tanrili dinler kendisine ogretildiginden, Hira'dayken aklina cesit cesit fikirler geldigi aciktir. Zaten Cebrail senaryosu aklina gelince, o sene Hira'dan Mekke'ye daha erken inecektir...)

 

Rasulu Ekrem (SA) o yil hemen Hira dagindan indi ve Hz Hatice'ye (RA) geldi. Dedi; "korkarim ki deli olayim." Hz Hatice dedi; "nicin?". Peygamber aleyhisselatu vesselam dedi: "gozumde turlu dellileralametini gorurum. Soyle ki gunduz yolda giderken tastan ve kayadan avaz isitirim. Ve gece dusumde buyuk yaratiklar gorurum ki bana kendilerini izhar (meydana cikartma, gosterme) ederler. Ve bir yaratilmis nesne gorurum ki basi gokte ayagi yerde. Bilmem ki nedir? Ve o nesne benim yakinima gelir, diler ki beni tuta," dedi. Hz Hatice dedi; "Ya Muhammed gam yeme ki bu isaretler iyi isaretlerdir. Bu gibi bir nesne yine gorecek olursan beni haberdar eyle."

 

Bir gun Peygamber aleyhissalatu vesselam Hz Hatice'nin evinde otururken zuhur ettiginde dedi ki; "bana kendilerini gosteren o mahluku simdi de gorurum". Hz Hatice Peygamberimiz (SA) arkasi tarafinda geldi, ona sarildi. Dedi: "simdi de gorurmusun?" Peygamber aleyhissalatu vesselam; "gorurum" dedi. Sonra Hz Hatice basini acti, dedi; "yine gorurmusun?" Peygamber aleyhissalatu vesselam; "yok gormem" dedi. Hz Hatice; "sana besaret (mujde, iyi haber) olsun ki, gorunen Seytan degildir, feristehtir. Eger Seytan olsa benim sacima hurmet etmezdi" dedi.

 

Her ne zaman Peygamber aleyhissalatu vesselam'in mubarek hatirinda melalet (usanc, bikkinlik) olsa, yalniz Hira dagina cikip seyran ederdi. Gece olunca melul surette evine donerdi. Hz Hatice onu oyle gorup gusalanirdi (tasa, kaygi). Ta o gune kadar ki, Hak teala vahiy gondermek diledi. O gun pazartesi gunu idi. Bu rivayete gore Ramazan ayinin onsekizinci gunu idi. Ve diger haberlerde soyle rivayet edilir ki; "Rebiulevvel ayinin onikinci gunu idi". Halbuki Rasuli Ekrem'in vucude geldigi gun pazartesi gunu idi. Ve bu ayda peygamberlik geldi Bu gunde ve bu ayda dogdu. Hem o gunde ve bu ayda Hakkin rahmetine vasil oldu.

 

Hak teala, Cebrail aleyhisselami gonderip buyurdu ki:

 

"Var kendini Muhammed'e asikar eyle. Ve Ikra Suresini (Alak Suresi) ona oku."

 

  

 

uyarıcı

(no login)

194.54.49.230 Re: MUHAMMED'IN HAYATI June 1 2003, 4:45 PM 

 

Zümer Suresi 71. Ayet O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları açılır, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmuştur.

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.22 IKRE' BISMI RABBIKELLEZIY HALAK, Bolum-II June 1 2003, 5:03 PM 

 

(Yaradan rabbinin adi ile oku, Alak Suresi 1. Ayet)

 

Kuran'i kerim'de Peygamberimize ilk Ikra Suresi nazil oldu. Ve Cebrail aleyhisselam gokten indi Hira daginda Peygamber aleyhissalatu vesselami buldu ve kendini Hz Resul'e arz eyledi. Ve dedi; "Esselamu aleyke ya Rasulallah". Hz Resul (SA) korkup ayak uzerine kalkti. Sandi ki kendisine bir sey oldu. (NOT: Acaba sara krizi mi geliyor sandi?) Dag basina geldi ki kendisini asagi ata. Cebrail aleyhisselam iki kanadi arasinda onu tuttu; soyle ki ne one gidebildi ne arkaya. (NOT: Cebrail'in tam altiyuz kanadi vardir.) Cebrail aleyhisselam dedi: "Ya Muhammed Ikra", yani 'oku'. Rasul aleyhissalatu vesselam dedi: "Ne okuyayim, ben okumak bilmem." Bunun uzerine melek onu tutup bastan ayaga takati kesilene kadar SIKTI ve yine; "oku" dedi. Peygamber aleyhissalatu vesselam ayni cevabi verdi; "ben okuma bilmem." Cebrail aleyhisselam yine oku tuttu ve nefesi kesilinceye kadar SIKTI ve birakarak; "oku" dedi. Bu ucuncu emir karsisinda Peygamber aleyhissalatu vesselam titrek bir sesle yalvarir gibi; "ne okuyayim" dedi.

 

(NOT: Ortada okunacak bir metin yoktur ve Muhammed okuma yazma bilmemektedir. Eger Muhammed gercekten okumayi bilmiyorsa, her seyi bilen Tanri'nin "oku" emri yanlis degilmidir? Dogru emrin, "ezberle" veya "aklinda tut" olmasi gerekmezmiydi?

 

Her sey bir yana, Muhammed'in okuma yazma bilmiyor oldugu pek inandirici degildir. Islamcilar, diger dinlerin kitaplarini okuyarak ilham aldi denilmesini engellemek icin, Muhammed'in ummi -okuma yazma bilmeyen- oldugunu soylemislerdir. Bu iddianin dogru olmamasi ihtimali yuksektir. Muhammed uzun yillar ticaret yapmistir. Ticaret yapan bir insanin okuma, yazma ve matematik bilmeden bu isi yapma olasiligi hemen hemen yoktur. Ayrica bazi Islami kaynaklar, savaslarda yapilan anlasma metinlerinin altini bizzat imzaladigini soylemektedirler. Diger taraftan bazi Tevrat hikayelerinin de, orjinaline yakin bir sekilde Kuran'a girmis olmasi da, Muhammed'in okur yazar olduguna isaret etmektedir.)

 

Bunun uzerine Cebrail aleyhisselam; "Hak eden Rabbinin ismiyle oku. O insani kandan halk etti. Oku, o cok kerim olan Rabbin hakki icin ki, O kalemle talim etti, insana bilmedigini ogretti" deyip, Hz Resul aleyhissalatu vesselam'dan elini cekti ve kayboldu.

 

Peygamber aleyhissalatu vesselam dagdan titreyerek asagi inip evine geldi. Ve bu Sure'yi kendi kendine okuyup Cebrail aleyhisselam'in heybetinde gonlu dolanir, titrerdi. Eve gelince Hz Hatice'ye dedi: "o bana iraktan gorunen kisi simdi yakindan asikare oldu." Hz Hatice dedi: "ne dedi?" Hz Resul; "Sen peygambersin, ve ben de Cebrailim ve benim uzerime bir Sure okudu" deyip Sure'yi Hz Hatice'ye okuyuverdi. (NOT: Oysa ki Cebrail sadece 'Oku' dedi ve ona bir Sure okudu. Sen peygambersin falan demedi...) Hz Hatice gecen peygamberlerin kitaplarindan Cebrail aleyhisselam'in vasfini isitmisti. Peygamber aleyhissalatu vesselam usuyup titredi. Mubarek basini yastiga koydu ve "beni ortun" dedi. Hz Hatice de uzerine kaftanini orttu ve uyudu.

 

Hristiyanlarin ulu bir kahini vardi. Adi Varak b. Nevfel idi, cok kitaplar okumustu. Tevrat ve Incil'i bilirdi. Ve ahir zaman peygamberi gelecegi vakit yakin oldugunu da bilmisti. (NOT: yukarida Varaka'dan bahis etmistim. Bu kisi ulu bir kahin falan degildir. Hatice'nin Hristiyanligi secmis bir kuzenidir. Kitab-i Mukaddes'i, Musevilik ve Iseviligi iyi bilen ve Muhammed'e ogreten, ayni zamanda peygamberlige tesvik eden kisidir. Taberi burada her zamanki gibi sallamaktadir.) Hatice ona vardi dedi: "Evvelki kitaplarda hic bir yerde Cebrail adini isittin mi? Bilirmisin Cebrail kimdir?" Varaka dedi: "neye sorarsin?" Hz Hatice de Resul'un hikayesini anlativerdi. Varaka dedi: "Cebrail Allah Teala tarafindan peygambere elcilikle gelir, ulu bir feristehtir. Hz Musa'ya ve Isa'ya o geldi" dedi. "Ve senin haber verdigin eger dogru ise bunu Muhammed'dir ki Arabta zahir olur. Ve onun haberleri kitaplarda vardir." Ve dedi: "Ey Hatice o Cebrail Muhammed'e hic bir sey emreylememis mi?" Hz Hatice dedi; "Demis ki ahaliyi Allah Tealaya davet eyle" ve o Sure'yi okudu. Varaka dedi: "eger boyle buyuruldu ise bir kimseyi daha Allah Tealaya davet eyle diye, ilk icabet eden ben olayim. Ve cok zamandir ben bu nesneyi gozedip umardim" dedi.

 

(NOT: Muhammed ile Cebrail'in ilk gorusmesinde Allah'a davet diye bir sey bulunmamaktadir. Fakat Taberi hikayeyi boyle bir davet varmis gibi anlatmaktadir. Varaka'da sazan gibi ziplayip hemencecik Musluman olmustur. Gercekte Allah'a davet Muhammed ile Cebrail'in sonraki gorusmesinde, Mudessir Suresi ile gelecektir...)

 

Hz Hatice hemen evine geldi. Peygamber (SA) uyuyordu. Cebrail yine geldi, Resul aleyhissalatu vesselam'a seslenip;

"Ey burunup sarinan! Kalk" (Mudessir Suresi 1. Ayet)

"Halki topla ve haberdar eyleyip Allah Tealaya davet et." (veya, kalk da halki korkut)

"Sadece Rabbini buyuk tani" (veya, namaz kil)

"Elbiseni tertemiz tut"

"Kotu seyleri terk et." (veya, putlardan uzak dur)

"Yaptigin iyiligi cok gorerek basa kakma."

"Rabbin icin sabret."

 

Peygamber aleyhissalatu vesselam kalkip geldi. Hz Hatice dedi: "Ya Ebel Kasim; nicin uyumadin ve dinlenmedin?". Dedi: "Ya Hatice benim isim uyumaktan ve dinlenmekten gecti. Gene Cebrail aleyhisselam geldi. Bana buyurdu ki Allah'in buyrugunu halka ilet ve namaz kil, ibadet eyle." Hz Hatice sevindi. Dedi: "Ya resulallah! Sana ne buyurdu?" Peygamber aleyhissalatu vesselam dedi: "bana dedi ki, Risaletini ahaliye bildir. Hakka davet et, kimi davet edeyim? Bana kim inanir?" Hz Hatice dedi: "butun ahaliden once ya Resulallah! Bana dini telkin eyle ki ben sana inanirim." Bu soze Peygamber aleyhisselam sad oldu. Hz Hatice'ye Islam'i arzeyledi. Hz Hatice Musluman oldu. (NOT: Unutmayin, Taberi'ye gore ilk kabul eden Varaka'dir...)

 

Cebrail aleyhisselam orada hazir idi. Peygamber aleyhisselama dedi: "Su getir sana abdest ve mesh tarikini gostereyim. Allah'a nasil ibadet gerek bilesin." Hz Peygamber su getirdi. Cebrail O'na abdest almasini ve namazin sifatini ogretti. Cebrail aleyhisselam Imam oldu, onun ardinca Peygamber ve O'nun ardinda da Hatice iki rekat namaz kildilar.

 

../..

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.49 ISLAM'A ILK GECENLER June 2 2003, 12:28 AM 

 

Islam'i kabul eden ilk insan Hatice'dir, ikincisinin ise Ali oldugu hakkinda rivayetler bulunmaktadir;

 

Muhammed ile Hatice namaz kilarlarken, o sira yedi -veya dokuz, veya oniki- yasinda olan Ali yanlarina gelir. Muhammed ile Haticeyi secdede, fakat karsilarinda hic bir sey -put- olmadigini gorunce: Ya Muhammed kime tapiyorsunuz ki boyle secdedesiniz der. (Bazi kaynaklar Ali'nin, Muhammed ile Hatice'yi Kuran okurken gordugunu ve ne okuduklarini merak edip sordugunu soyler) Muhammed de Allah'a taptiklarini soyleyip onu da Islam'a davet eder. Ali, Islami kabul etmeden once babasi Ebu Talib'e danismasi gerektigini soyler. Fakat kucuk cocugu kandirmak kolaydir, kolayca kandirirlar ve Ali, Hatice'den sonra Islam'i kabul eden ikinci kisi olur. (Varaka'yi saymiyoruz. Cunku Varaka'nin Islami kabul etmis olmasi pek inandirici gozukmemektedir.) Islami kayitlar, Ali'nin Islami ilk kabul edenlerden oldugunu soylemektedir. Yukaridaki hikaye dogrumudur ve gercekten de Ali Islami kabul eden ikinci kisimidir, bilemiyoruz... Fakat Islami kaynaklar boyle aktarmakta.

 

(NOT: Abdullah'in olumunden sonra Muhammed'i buyuten Ebu Talib, ayni zamanda 598 yilinda dogdugu tahmin edilen Ali'nin de babasidir. Ebu Talib, zengin kardesleri olmasina ragmen oldukca fakir biridir. Muhammed Hatice ile evlendikten sonra, Ali'nin bakimini ustlendigi ve onu oglu gibi yetistirdigi soylenmektedir. 623 yilinda -yaklasik- kizi Fatima ile evlendirdigi Ali, Islam'i ilk kabul edenlerden sayilmaktadir. Muhammed Ali'yi Islam'a gecmesi icin, cocuk yasta ikna edebilmis, fakat Ebu Talib'i hic bir zaman Islam'a inandiramamis ve Ebu Talib bir putperest olarak olmustur. Muhammed, kendine bakip buyuten ve uzerinde emegi olan Ebu Talib'e de, annesi ve babasi gibi sefaat dilememistir. Yukarida Abdullah ve Amine'yi anlatirken degindigimiz gibi, bu konu Islam'da o gunlerde tartisma konusu olmustur.)

 

Kaynaklar Ali'den sonra Islam'a gecen ucuncu kisinin, Muhammed'in evlatligi Zeyd oldugunu soylemektedir. Erkek cocuk hasreti ceken Muhammed Zeyd'i bir koleyken almis, azad etmis ve serbest birakmistir. Zeyd, serbest kalmasina ragmen Muhammed'i terketmemis, Muhammed de onu oglu kabul etmistir. Boylece Hane-i saadet'e (cennet) giren ilk uc kisi; Hatice, Ali ve Zeyd oluyordu.

 

Mekke'nin en zenginlerinden biri olan Ebu Bekri's-Siddiyk (Ebu Bekir), Muhammed'in en yakin arkadasiydi. Muhammed'den iki yas kucuk olan Ebu Bekir cok taninan ve sayilan bir tuccardi. Sehirde Muhammed'i arayan onu Ebu Bekir'in dukkaninda bulurdu. Bu samimiyete dayanarak Muhammed onu da Islam'a davet etti. Ebu Bekir bu daveti kabul edip Islam'a gecti.

 

Ebu Bekir'in Islam'a gecmesi Muhammed icin son derece onemliydi. Cunku Ebu Bekir, Mekke'de hatiri sayilir bir kisiydi. Kaynaklar Ebu Bekir'in de Muhammed ile birlikte insanlari Islam'a davet ettigini ve onun sayesinde bir cok guclu ve zengin insanin Islam'a gectigini soylemektedir.

 

Islami kaynaklar ilk Islam'a gecenleri sirasiyla su sekilde gostermektedir; Hatice, Ali, Zeyd ve Ebu Bekir. Bazi rivayetlerde Islam'a gecme sirasinda bir takim itilaflar bulunsa da, genel olarak su sekilde bir siniflandirma yapilmaktadir;

 

Kadinlardan ilk Musluman olan: Hatice

Genclerden ilk Musluman olan: Ali

Kolelerden ilk Musluman olan: Zeyd

Erkeklerden ilk Musluman olan: Ebu Bekri's-Siddiyk (Ebu Bekir)

 

(NOT: Islami kaynaklar, Islam'a ilk gecen kisilerin, Islam'a gecis hikayelerini uzun uzun ayrintilariyla yaziyorlar. Yazimi cok uzatacagindan, bu hikayelere deginmeyecegim. Merak edip ogrenmek isteyenler icin, Eric Schroeder'in kitabini oneririm. Kitap Turkce'ye 'Hazreti Muhammedin Izinde' adiyla cevrilmistir.)

 

Bu noktada Muhammed'in amcalari Ebu Talib ve Ebu Leheb'in, Islam'a davet edildikten sonra verdikleri tepkiyi de gostermemiz gerekiyor;

 

"Muhammed'in peygamberligini ilan etmesi, bu konuda epeyce sikayet almasi uzerine, Ebu Talib durumu tahkik etmek amaciyla Muhammed'i cagirdi. Muhammed her sey Ebu Talib'e anlatti ve 'eger kelime-i sehadet getirirse kendisinin de muminler safina girecegini soyledi. Ebu Talip;

 

- Ben uzun yillar bagli oldugum kanaatleri ve hayat tarzimi degistirmem. Bu inancim bana babamdan kalmadir ve olunce senin cennetine degil, onlarin yanina gidecegim. Mamafih, sana dusman olmayacagim, seni dusmanlarindan koruyup sana arka cikacagim, dedi.

 

Muhammed yakin akarabalari ile birlikte Ebu Leheb'i de cagirarak, hepsini Islam'a davet etti. Ebu Leheb bu cagri uzerine;

 

- Muhammed! Sen bizi buraya bunun icin mi cagirdin? Sen de, senin dinin de yerin dibine batsin, dedi. Sonra cevresindekilere donerek; Haydi hepiniz evlerinize donun Muhammed delirmis, dedi.

 

Ebu Leheb'in bu davranisi yuzunden, cok gecikmeden Ebu Leheb'e beddua edilen Leheb (Tebbet) Suresi geldi.

 

Islam kaynaklari bu olaydan sonra Ebu Leheb'in, Muhammed kizlariyla evli olan (bazi kaynaklar nisanli olduklarini soyler) ogullari Utbe ve Uteybe'ye karilarini bosattirdigi soylemektedir.

 

(NOT: Her ne kadar dizimizi fazla uzatmamak icin ayrintilara girmemeye calisiyorsam da, Tebbet Sure'sinin inisi hakkindaki cesitli rivayetlerden bir digerini de, konu acildigi icin vermek istiyorum;

 

Mekke de bulunan Emevi ailesi ile Hasimi ailesi arasindaki liderlik catismasi vardi. Bu catismada Muhammed Hasimi ailesi tarafinda yer almaktadir. Ebu Leheb'in karisi Emevi sulalesi menusubudur ve Ebu Leheb Emevi sulalesi icinde saygin bir kisidir. Dolayisiyla karsi saflarda bulunan Muhammed'e ve dinine karsi cikmaktadir. Anlasilan odur ki; burada bir cikar catismasi yasanmaktadir, biri digerini her turlu imkani kullanarak alt etmeye calismaktadir. Tebbet Sure'nin de bu amac icin kullanilmis oldugunu dusunmek pek de yanlis sayilmaz...)

 

 

  

 

oguz

(no login)

195.175.162.43 Re: MUHAMMED'IN HAYATI June 2 2003, 10:52 AM 

 

Zorunlu olarak forumdan 2-3 hafta kadar uzak kalacak olmam nedeni ile, bir onceki yazim Muhammed'in hayati dizisinin son yazisidir.

 

Yeniden araniza dondugumde diziyi tamamlayacagimi belirtmek isterim.

 

oguz

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.248.204 Re: MUHAMMED'IN HAYATI June 22 2003, 12:02 AM 

 

 

Muhammed'in hayati yazi dizisine devam edecegim.

 

Bir kac gun sonra yeni yazilarla geliyorum...

 

Selamlar

 

  

 

izafi

(no login)

203.213.85.191 Ok.. June 22 2003, 4:37 AM 

 

Bos durmayip bosa çalismaya devam yani...

 

Bak ben özetleyiveriyim... Ne senin yazdiklarin, ne de yazilmis olanlar bütünüyle dogru...

 

Araya senin gibiler dahil 1400 sene girmis...

 

Simdi desekki Oguz yumusak huylu biridir..

20 nesil bu aktarilsa..

 

Oguz kaç kere yumusar?...

Yani sözün gelisi...

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.177.130 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 18 2003, 7:18 PM 

 

guncelliyorum

 

  

 

murat

(Login veyselkarani)

217.122.29.156 bi uzun calisma olmus; kalbin biraz nurlansa bari diyecem amma November 18 2003, 8:06 PM 

 

 

diyemiyorum,

 

kendi kendine cok guzel yorum yapiyorsun, mizahini da cok sevdim, bi gazete kosesine cok guzel yakisirsin.

 

oncelikle kaynaklarina gelmek istiyorum. bazi rivayetlere gore, okudugum kitablara gore, hangisi ama, guvenebilir bi kitap mi?

 

kitab ismi, sayfa numarasi vs kaynak ver. okadar emek vermissin bunlari da bulursun eminim.

 

Peygamber efendimiz kendi hic bos konusmamistir. eger biraz daha arastirirsan Allah'u Teala onu bos konusturmadigini anlatmaktadir,

 

peygamber hic bir zaman puta tapmamistir, daga niye ciktigini bulamiyorum diyorsun. ama mekkedeki hayat onu sarmadigi icin, arayis icinde oldugu icin.

 

bugun bi veysel karani bile peygamberin gelecegini hissetmis, o bile butun insanlar bos, sarhos gezerken o arayis icindeydi, bu alemí yaratan biri oldugu hakkinda.

 

 

sen ancak bosuna okuyorsun ona yanarim

 

yazik cok yazik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

oguz

(no login)

81.212.176.239 ... November 18 2003, 8:38 PM 

 

""oncelikle kaynaklarina gelmek istiyorum. bazi rivayetlere gore, okudugum kitablara gore, hangisi ama, guvenebilir bi kitap mi?

 

kitab ismi, sayfa numarasi vs kaynak ver. okadar emek vermissin bunlari da bulursun eminim""

 

Yazilarin icinde bazi kitaplarin adindan soz edilmistir. Ayrica ilk yazida, yazilarin kendime ait yazilar oldugundan soz etmisim. Yani demek istemisim ki, bunlar bu konuda benim okudugum kitaplar uzerine kendi yorumlarimdir...

 

Ayrica herhangi bir kitap ismi vermek gerekmiyor.

 

Sen kendi bildigin kitaplardan okuyup; surasi yanlis, surasini sallamissin falan da diyebilirsin. Yani karsima cikip benimle tartisabilirsin...

 

Neden denemiyorsun?

 

 

 

  

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 18 2003, 10:01 PM 

 

Muhammed'in yasamina ben de katilip, biriki yorumda bulunmak istiyorum. Musluman'lar nedense Oguz'un bu calismasina fazla katkida bulunmamislar. Oysa itiraz edilecek bir cok yeri var. Hatta belki de duzeltilecek. Ben once kucuk bir yorumla katiliyorum. Daha sonra Muhammed ve kadinlar konusunda deginmek istiyorum..

Once Oguz'dan kisa bir exerpt;

==================================================

(Yaradan rabbinin adi ile oku, Alak Suresi 1. Ayet)

 

Kuran'i kerim'de Peygamberimize ilk Ikra Suresi nazil oldu. Ve Cebrail aleyhisselam gokten indi Hira daginda Peygamber aleyhissalatu vesselami buldu ve kendini Hz Resul'e arz eyledi. Ve dedi; "Esselamu aleyke ya Rasulallah". Hz Resul (SA) korkup ayak uzerine kalkti. Sandi ki kendisine bir sey oldu. (NOT: Acaba sara krizi mi geliyor sandi?) Dag basina geldi ki kendisini asagi ata. Cebrail aleyhisselam iki kanadi arasinda onu tuttu; soyle ki ne one gidebildi ne arkaya. (NOT: Cebrail'in tam altiyuz kanadi vardir.)

(NOT: Ortada okunacak bir metin yoktur ve Muhammed okuma yazma bilmemektedir. Eger Muhammed gercekten okumayi bilmiyorsa, her seyi bilen Tanri'nin "oku" emri yanlis degilmidir? Dogru emrin, "ezberle" veya "aklinda tut" olmasi gerekmezmiydi?

========================================

 

Ikra Ingilizcede "recite" demektir.. Turkcesi; ezberden okumak, nakletmek, hikaye etmek, ders anlatmaktir..

Kur'an Ingilizce "recital" anlamina gelir.

 

Bu nedenden Cebrail'in Muhammed'e "ikra" demesi normaldir. Ancak bu "oku" demek degildir. Ikra Cebrail aleyhisselam dedi: "Ya Muhammed Ikra", yani 'oku'. Rasul aleyhissalatu vesselam dedi: "Ne okuyayim, ben okumak bilmem." Bunun uzerine melek onu tutup bastan ayaga takati kesilene kadar SIKTI ve yine; "oku" dedi. Peygamber aleyhissalatu vesselam ayni cevabi verdi; "ben okuma bilmem." Cebrail aleyhisselam yine oku tuttu ve nefesi kesilinceye kadar SIKTI ve birakarak; "oku" dedi. Bu ucuncu emir karsisinda Peygamber aleyhissalatu vesselam titrek bir sesle yalvarir gibi; "ne okuyayim" dedi.

kelimesinin Ingilizce "recite" olarak algiladigimiz zaman, Alak suresi bir anlam kazanmaktadir. Oku anlaminda algiladigimiz zaman ise, Oguz'un dedigi durum ortaya cikmaktadir... Muhammed'in onunde okuyacagi bir metin yoktur..

 

Muhammed'in "neyi tekrarlayacagim" demesi daha mantikli degil midir?

 

Haci'ya gore tabii.. Buna Musluman'lar itiraz edebilirler.. Bu konu daha once Alternatiforum'da tartisilmis ve benim onerim kabul edilmemisti.

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

212.156.61.34 ... November 18 2003, 11:15 PM 

 

Turkce-Arapca Kamus'a bakildiginda "IKRA" kelimesinin karsiligi "okuma veya okumaktir".

 

Alak Sure'sinin butun Turkce cevirileri "OKU" seklindedir. Bendeki butun Kuran mealleri de bu sekilde cevrilmistir.

 

"IKRE BISMI RABBIKELLEZIY HALAK" baslikli bolumlerin Taberi'den alintilandigini yazinin basinda soylemistim. Taberi de ayni yonde fikir belirttigine gore (ki Taberi suzme Arap'tir), ikra kelimesi oku anlamina gelir.

 

Diger taraftan,

 

Kuran'in Turkce cevirileri, Ingilizce cevirilerden daha basarilidir. Cunku Turkce Arapca'nin etkisinde olan bir lisandir ve sayisiz Arapca kelime Turkce'ye tamamen yerlesmistir. Hele ki Osmanlica neredeyse tamamen Arapca'dir. Arapca Turkiye'de cok iyi bilinen lisanlardan biridir ve cok sayida klasik Arapca bilen vardir. Guneydogu bolgesinde konusulan lisan, Turkce'den cok Arapca'dir. Dolayisiyla, Turkce'ye yapilan tercumeler, Ingilizce'ye yapilan tercumelerden, cok daha iyi ve orjinale yakindir.

 

"Ikra" kelimesini Ingiliz cevirmenin "recite" olarak cevirmesi, tamamen sahsi yorumudur. Yazimda benim soyledigim gibi dusunmus olmalidir.

 

Isin gercegi, Muhammed'in okuma yazma bilmedigini kabul etmiyorum. Yukarida bir bolumde bundan soz etmistim. Kisaca yeniden soylemem gerekirse; Muhammed ticaret yapan biridir, ticaret yapan bir insanin okuma yazma bilmemesi oldukca zor. Ayrica Tevrat'taki suruyle hikayeyi, Tevrat'i okumadan Kuran'a almak da oldukca zor. Bunlari okuma yazma bilmeyen birinin yapmis olmasi, pek akla yakin degil. Dolayisiyla Hira'da Cebrail'in Muhammed'i SIKARKEN "EZBERLE" demesi degil, "OKU" demesi daha akla yakin. Cunku Muhammed'in okuma yazma bilir bir kisi olmasi, olmamasindan cok daha gercekci...

 

  

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 18 2003, 11:33 PM 

 

Bence Kur'an'in Ingilizce cevirisi Turkce cevisinden cok daha gercekcidir. Elimde mevcut 3 Ingilizce Kur'ani, Turkce Kur'an'larla her karsilastirisimda, Ingilizce cevirilerin daha dogru oldugunu gozlemlemis bulunuyorum..

Bunun iki nedeni var. Arapca oldukca zengin bir di.. Ingilizce de oyle.. Turkce zenginlesiyor ama, henuz yari yolda..

Ikincisi, Arapca'nin gramar strukturu Ingilizceye Turkce'den cok daha yakin..

Turkcede cok sayida Arapca kelime var ama, onlarin hemen tumu Turkceye adapte edilmis ve az cok Turkcelestirilmislerdir. Turkce grameri cok farklidir. Dunyada sadece birkac benzeri vardir ve onlar arasinda kelime benzerligi yok denecek kadar azdir. Macarca, Fince, Korece ve Japonca Turkce grameri uygular.. Belki Latviya da oyledir..

 

Yine de ben pek emin degilim.. Belki de Oku demistir..

 

Ezberden oku deseydi, hemen Musluman olacaktim.. keeeeeh kehhhhhhh kehhhhhhhh

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.183.6 ... November 18 2003, 11:39 PM 

 

 

Egitimim dil bilimi uzerine...

 

Ingilizce cevirilerin, Turkce cevirilerden daha iyi olmasi mumkun degil...

 

Turkce Arapca'dan, Ingilizce'den cok daha fazla etkilenmis bir dildir. Asirlarca ic ice girmis iki dilde ceviri, bu ikisine alakasiz "germanic" bir dil'e ceviriden cok daha yakin ve dogrudur.

 

 

  

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 19 2003, 12:07 AM 

 

Ben kelime benzerliklerinden bahsetmiyorum.. Turkce Arapca'dan sayisiz kelime alarak, gelismis bir dildir.

Ben gramer yapisindan bahsediyorum. Germanik dillerle Arapca arasinda beklenmedik bir benzerlik vardir.

Cumlelerin strukturu, disi erkek ayirmalar ve digerleri..

Turkce tumuyle ayri bir strukture sahiptir. Arapca bir metni Ingilizceye cevirmek cok kolaydir. Turkce'ye cevirmek zordur.. Turkce'yi hic bir dile cevirmek kolay degildir..

Bu konuya katkisi olacak birileri yok mu yaw?

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.177.31 Hollandali essek November 20 2003, 1:26 AM 

 

 

Seni uyarmistim, essek gibi yazmaya devam edersen yazilarini silerim diye...

 

Bak yukarida yazdigin yaziyi bu yuzden sildim...

 

Devam edersen taa ki .iktir olup gidene kadar bu silme isine devam ederim...

 

  

 

HACI

(no login)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 20 2003, 2:26 AM 

 

Muhammed'in yasami ile ilgili Ingilizce iki kitap ismarladim..

10 gun icinde gelecekler..

Bence Bati'nin bu konudaki gorusu de onemlidir..

Iceriklerini kismen de olsa sizlerle paylasmaya calisacagim..

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.177.15 bende bir ceviri var November 20 2003, 2:50 AM 

 

 

Hazreti Muhammed yazari adi W.M. Watt

 

1963'de tercumesi yapilmis... Fena bir kitap degil..

 

  

 

HACI

(no login)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 20 2003, 2:59 AM 

 

Oguz;

Asagidaki kitaplar geliyor..

 

1 "Muhammad: A Biography of the Prophet"

Karen Armstrong.

 

2 "Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources"

Martin Lings..

 

Bakalim...... Ben de merak ediyorum..

 

  

 

Hakan

(no login)

80.110.166.23 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 20 2003, 3:39 AM 

 

Mademki dine inanmiyorsunuz, neden bukadar dinle ugrasiyorsunuz? Siz yobaz diye nitelendirdiginiz insanlardan daha fazla dinle ugrasiyorsunuz. Ama gözleriniz pedeli oldugu icin göremiyorsunuz, o perdeyide kendi Önyarginiz cekiyor. BIrseyle istedigin kadar ilgilen ona negatif yaklastigin zaman, onu anlaman mümkün degildir.

 

Ama benim size tavsiyem, hayatinizi yasayin, ne bilim eglenin, sapitin cildirin kosun cosun filrayin ziplayin hoplayin ama hayatinizi yasayin. Günün 24 saatini dine saldirmakla, dini yani inanmadiginiz birseyi bosu bosuna arastirmayin. Hayat kisa, hemde cok kisa, özellikle insanin bundan sonra hayati olmayinca. Ona göre iyi degerlendirin.

 

Not: HACI senin icin gecerli degil, sen istedigini yap

 

  

 

HACI

(no login)

24.147.252.201 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 20 2003, 3:47 AM 

 

Hakan;

Insan her istedigini yapamaz..

Inansa da yapamaz, inanmasa da..

 

Biz bu dunyada beraberiz.. Hic farkimiz yok desem, inanir misin?

Ahlak aynidir..Degismez..

Yasalar degismez..

Kimse onlara karsi gelemez..

 

Ayrilmaya calisma.. Beceremezsin...

Kimse beceremez..

 

Bizler insaniz..

Tanriyiz...

Evreniz..

 

Bizler

Bilgiyiz..

 

 

 

  

 

Hakan

(no login)

80.110.166.23 Re: MUHAMMED'IN HAYATI November 20 2003, 4:03 AM 

 

Ateist teist önemli degil bu örnekte.

 

Evrenin büyüklügünü zerre kadar bir kavrayabilsen, bir hiciz, biz aciziz, biz toz kadar birsey bile degiliz derdin.

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1