Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi?

 

 

Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi?

September 16 2003 at 11:25 PM Kitapsever  (no login)

from IP address 213.243.30.11

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

 

Hayır. Yazılamaz.

Kuran Allah kelamı da olsa, Muhammed kelamı da olsa bir benzeri yazılamaz.

Neden?

 

1. Önce kimin yazacağı sorunu vardır. Bir müslüman böyle bir şeye kalkışamaz. Kafir (veya münafık) ise, insanları bir Tanrı inancına çağıracak -herhangi bir dinsel içerikli kitabı- yazabilecek inançtan ve motivasyondan yoksun olduğu için yazamaz.

 

2. Niyet (amaç) sorunu vardır. Taklidini yapmak niyetinin bizzat kendisi, taklit edilmek istenen yapıtın taklidinin yapılmasına engeldir.

Yani, Kuran, taklit edilmeye çalışıldığında, onun ortaya çıkarılış amacından başka bir amaç güdülecek demektir. (Oysa Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle yazılmamıştı. Muhammed zihninde oluşan düşüncelerin kaynağının Allah olduğuna inanıyordu.)

Bir yapıtın ortaya çıkarıldığı ruh hali hangi niyeti taşıyorsa, ancak o niyete sahip olunursa sözkonusu yapıtın ortaya çıkarılması için gerekli koşullardan biri sağlanmış olur.

 

3. Kuran gibi bir kitap yazmak için, Muhammed gibi bir kişi olmak gerekir. Yani, eğer Muhammed'in benzeri yoksa, Kuran'ın da benzeri yazılamaz demektir. Güçlü bir Allah inancı olacak, kendisinin Allah'ın elçisi olduğuna inanacak, anne-babasını küçük yaşta kaybetmiş olacak, erkek çocukları küçük yaşta ölecek, etrafında kendisine inanan insanlardan oluşan bir cemaat olacak, bir kitap ortaya çıkarmak için 23 yıl gibi bolca zamana sahip olacak ...

(Ayrıca, yazdığı kitabın kendi düşünceleri değil, Allah'ın zihnine müdahalesiyle oluştuğuna inanacak. Zaten Muhammed böyle bir inanç taşımasaydı, Kuran'ın bir benzerinin yapılamayacağını iddia edemezdi.)

("Benim yazdığım kitap gibi bir kitabı kimse yazamaz" demek için megalomanyak olmak gerekir.)

 

4. Aslında, hiç bir büyük eserin taklidi yapılamaz. Taklidi yapılamamak, ilahi olmak anlamına gelmez. Paganini'nin keman için yazdığı etüdlerin de bir benzeri yapılamaz, o keman etüdlerini herkes de icra edemez. (Paganini'nin keman çalışını dinlemiş olan bir papaz "o adam bir şeytandır!" demiş!) Edebiyat, resim, müzik ... gibi sanat dalları bir yana, büyük filozoların, bilim adamlarının yapıtlarının da taklidi yapılamaz, yapmaya çalışan ancak komik duruma düşer.

 

5. Belki, bilinçli olarak taklit niyeti taşımadan, bir yapıtın verdiği ilhamla onun bir benzeri ortaya çıkarılabilir. Bunun en güzel örneği Said Nursi'nin Risale-i Nur Külliyatı'dır. Tamamen Kuran'dan esinlenilerek ortaya çıkarılmıştır ve gerek kullanılan dildeki ustalık ve belagat, gerekse muhteviyattaki zenginlik ve insan ruhuna yaptığı etki bakımından onun da bir benzeri yazılamaz. Hepsine gerek yok, sadece "Sözler"in bir benzerini yazabilecek biri var mı?

 

 

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 12:57 AM 

 

Kitapsever'in bu ilginc iletisine katiliyorum..

Hic bir onemli yapitin benzeri yazilamaz.

Cunku o yapitlarin yazildigi zaman ve kosullara donulemez.

Kur'an'in benzerini yazmak daha da zordur..

Bir ilkdir Kur'an.. Nesir ve siir arasinda yazilan ilk Arapca eserdir.. Bir mucizedir...

 

Kur'an'in bir benzerinin yazilamamasi ne ifade eder?

 

Allah'a inanan icin bu gercek, herseydir..

Kur'an hala bir mucizedir..

Islam var oldukca bu mucize de var olacaktir.

Islam'in tutundugu yegane gercektir, Kur'an...

Allah yoktur belki ama, Kur'an vardir..

Bir Musluman icin bu yeterlidir..

 

  

 

yuri gagarin

(no login)

81.212.173.172 kitapsever September 17 2003, 10:22 AM 

 

yazsan ne olacak ki ?

 

  

 

Sevkettin

(no login)

211.3.138.62 Yaw .., September 17 2003, 10:56 AM 

 

Yazilmaz, yazilamaz kardesim!

Dusune dusune bunu mu buldun konu olarak?..

 

 

    This message has been edited by oguz.. from IP address 65.160.128.2 on Sep 17, 2003 9:05 PM

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Kitapsever September 17 2003, 12:38 PM 

 

 

'(Oysa Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle yazılmamıştı.'

 

Bundan nasıl emin olabiliriz !

Kuranın büyük bölümü Tevrat ile aynı !

Tevrat'ı taklit etmeden kendini kabul ettirmesi çok zor.Hatta Tevrat'ı tasdik için geldiğini söylüyorsa,Tevrat'ı bir şekilde çağrıştırmalı değil mi?

 

'Muhammed zihninde oluşan düşüncelerin kaynağının Allah olduğuna inanıyordu.)'

 

Ya bundan nasıl emin olabiliriz?

 

Muhammedin zihninde oluşan yeni bir düşünce mi vardır?

Kuran daki düşünceler veya anlatılanlar,Kuran dan önce zaten mevcuttu.

 

Muhammed'in düşüncelerinin kaynağının Allah olduğuna inandığı fikri en azından tartışmalıdır.

 

 

'Bir yapıtın ortaya çıkarıldığı ruh hali hangi niyeti taşıyorsa, ancak o niyete sahip olunursa sözkonusu yapıtın ortaya çıkarılması için gerekli koşullardan biri sağlanmış olur.'

 

Buna da katılmıyorum,bir çok insanın bu yönde çok büyük yetenekleri var.Bu doğru olsa bütün sanatçı palavralarına inanmamız gerekir.

 

 

'3. Kuran gibi bir kitap yazmak için, Muhammed gibi bir kişi olmak gerekir. Yani, eğer Muhammed'in benzeri yoksa, Kuran'ın da benzeri yazılamaz demektir.'

 

Kuran gibi bir kitap yazmak için,Muhammed gibi olmak gerekmediği gibi,Muhammedin benzerini bulmak hiç te zor değil.

 

Bu konuda,Sahte peygamberler ve onların sözde ayetleri ile ilgili incelemeler var ve bir bölümünü bu foruma aktardım.

 

Ayrıca Kuran daki dörtlüklerin bir kısmı zaten vardır ve Kuran'a olduğu gibi aktarılmıştır,yani başkası tarafından yazılmıştır.

 

Kuran'ın yazılmasında yazanın değil,onları okuyanların,inanaların ve teşvik edenlerin rolü bnce en az yazanın rolü değerindedir.

 

 

'Güçlü bir Allah inancı olacak, kendisinin Allah'ın elçisi olduğuna inanacak,'

 

Bunlara uyan o kadar çok insan var ki!

 

 

'anne-babasını küçük yaşta kaybetmiş olacak, erkek çocukları küçük yaşta ölecek,'

 

Bu hususları artı olarak taşıyanlar da bulunabilir ancak bu özelliklerin Kuran'ın yazılmasına katkı yapıp yapmadığı tartışılabilir.

 

 

'(Ayrıca, yazdığı kitabın kendi düşünceleri değil, Allah'ın zihnine müdahalesiyle oluştuğuna inanacak. Zaten Muhammed böyle bir inanç taşımasaydı, Kuran'ın bir benzerinin yapılamayacağını iddia edemezdi.)

("Benim yazdığım kitap gibi bir kitabı kimse yazamaz" demek için megalomanyak olmak gerekir.)'

 

Burada da farklı düşünüyoruz.

Muhammedin yazdıklarının insan yapısı veya eskilerin masalları veya arapların tabiriyle cinlenmiş bir kimsenin yazıları olduğu o kadar açık ki,Muhammedin okuduğu daha ilk surelerde buna karşı çıkılır (Bakınız 2.sure Kalem suresi) ve Muhammed yazdıklarının Allahtan geldiğini kabul ettirebilmek için,Tevrat ve İncil den kıssalar aktarmaya başlar,Muhammedin Tevrat'ı ve İncil'i okuyup,okumadığının kestirilememesi,ilk olarak çevresindeki İnsanlara,Muhammedin söylediklerinin Allah tan gelmiş olabileceği fikrini verir.

 

Bu süreç devam eder ayetler çoğalır,Kuran iyice ortaya çıkar ve Muhammed ondan sonra siz bunu yazamazsınız iddiasını ortaya atar ve bu iddia çevresi tarafından körüklenir,O zamanın şartlarını düşünelim!

Kimlerin yazamayacağını iddia ediyordu?

Veya siz alın bugün Kuranı Hakkarinin dağına gidin ve siz bu Kuranı yazabilirmisiniz diye sorun?

Tabii ki samimi olarak yazamayız diyecekler ve bu olguyu kitabın Allahtan geldiğine kanıt sayacaklardır.

 

Bu olgu bir çok alanda geçerlidir,insanlar çözemedikleri yerde ilahi sıfatlar yükler,bahsettiğiniz kemancı'ya şeytanın esin verdiğinin düşünülmesi gibi.

 

Aristo'nun kitaplarını okuyanlar,o devirde bir insanın böyle yazılar yazdığına oldukça şaşırırlar(başta bendeniz) ve ben değil ama özellikle bir takım tarikatlar (Adnancılar vs),Aristo,Sokrates ve benzerlerinin bahsedilen 124.000 peygamberden biri oldukları iddiasındadırlar.

 

Kuranın yazılamaz olduğunu iddia edenlere,Aristo'nun fizik kitabını tavsiye ederim !

 

 

'4. Aslında, hiç bir büyük eserin taklidi yapılamaz. Taklidi yapılamamak, ilahi olmak anlamına gelmez.'

 

Cümlenin ikinci bölümüne kesinlikle katılmakla birlikte,birinci bölümdeki 'eser' tanımına dikkat çekmek isterim.Bu da bir ön kabul.

Dünya üzerinde Müslüman topluluklar haricindeki kesimde,Museviler ve Hristiyanlar da dahil,Kuran bir eser değil bir insanın uydurması olarak algılanır,tıpkı İbrahim tatlıses'in 'eser' lerinin Viyana da kaale alınmaması gibi.

 

 

' Edebiyat, resim, müzik ... gibi sanat dalları bir yana, büyük filozoların, bilim adamlarının yapıtlarının da taklidi yapılamaz, yapmaya çalışan ancak komik duruma düşer.'

 

Sizce çok fazla olmayacaksa bu hususta da itirazım var.

Büyük eserlerin taklidinin ayırdını ancak uzmanlar yapabilir,hatta onlar da yanılabilir.

Picasso diye pazarlanan taklidleri düşününüz,ya da bir sürü sahte bilimcinin yazdıklarını.

Lövr müzesini gezerken,yeni yetme ressamlar orijinal resimlerin önünde onların kopyasını yapıyordu ve içimizden bunu yutmayacak olan çıkmadı.

 

Taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir,Museviler Tevratın yerine Kuran geldi,gelin inanın asıl kitap budur çağrılarına çeşitli sorularla karşılık verdiler ve Muhammed Kuran da bunları cevapladı bu uzun süreç sonunda,Kurana inanlar olduğu gibi,inanmayanlar da oldu.

 

Bir kitap kutsal kabul edilirse,aynısının insan tarafından yazılamayacağı,bu ön kabulu yapan için kaçınılmaz sonuçtur.

 

Kuranın aynısı yazılamaz diyen müslümanlar,İncil Ve Tevrat'ın aynısının yazıldığını idiia ederler.

Musevi ve Hristiyanlar a sorun onların da iddiası aynıdır.

İncil ve Tevrat'ın aynısı yazılamaz !

 

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.5.151 Bal gibi yazılır September 17 2003, 2:43 PM 

 

Neden yazılmasın ki?

 

Aslında soruyu tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem.

 

Özgün bir eser kolay kolay taklit edilemez,ya da benzeştirilemez.bu doğrudur.ama kuran bu normlara uyuyormu ki? o bir eser midir? bence değil.Shakespeare in eserleri taklit edilemez desen katılırım.

Kuran nasıl taklit edilemezmiş? Nur risaleleri ondan daha kapsamlı ve gömlek gömlek üstündür.Müslümanlar da bunu kefetmiş olacak ki Kurandan çok ona eğilimlidirler,inanmazsanız bir sörf yapın görün sitelerindeki reklamları.

 

Bu gün Michelangelo' ın ve Van Gogh un eserleri bile ayır edilemeyecek kadar taklit edilebilmektedir.

 

Ama bu kadar içeriksiz ve abuk bir şeyi taklit edecek bir salak çıkar mı bilmiyorum.(bu benim düşüncem,taammüden)

 

Bence soru şöyle olmalıydı,

 

Kuranı taklit edecek bir .... çıkarmı?

 

diyecektiniz ve boşluğu da okura bırakacaktınız doldurması için.

 

 

sevgiler.

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.200.14 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 3:16 PM 

 

yeterince arapçanız (başlangıç seviyesi bile olabilir, orta seviye fazlasıyla yeterlidir) yeterince de zekanız varsa (IQ 120 dolaylarında), kuran'ın edebi anlamda, ahmet selçuk ilkan'ın şiirlerinden daha kaliteli olmadığını görürsünüz. ahmet selçuk ilkan (umarım soyadını yanlış bilmiyorumdur) bana göre tam anlamıyla vasat bir şairdir, o da kuran gibi uzun uzun ama vasat şiirler yazar devamlı.

 

mantık açısından incelendiğinde ise, arapça bilmenize gerek yoktur. meallerinden içindeki mantıksızlıkları, çelişkileri, saçmalıkları anlamak için sadece 120 dolaylarında bir zeka seviyesi yeterlidir.

 

fakat, bir müslüman kuran'ın allah kelamı olduğuna zaten inanmıştır, onun için kuran mutlak mucizedir. bu durumda, 'kuran başlıbaşına mucizedir, 1400 yıldır kimse bir benzerini yazamamıştır, yazamaz da...' diyen bir müslümana verilecek en mantıklı cevap, bence

 

'ne, yoğurt mu dedin'

 

olmalıdır.

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 4:50 PM 

 

Nur Risalelerini Kur'an'ın taklidi olarak görmek için eserleri nasıl bir bakış açısıyla okumak gerekir merak ediyorum.

Dindar bir insan dinle ilgili birşeyler söylemek istiyorsa "Din böyledir, Allah şunu ister" der. Yoksa haddinin binler derece üstüne çıkıp Allah'ı kendi hesabına konuşturmaz. Konuştursa bu taklidini ne kadar devam ettirebilir? Hz. Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid, inançsızlık, samimiyetsilik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz. Bunu söylemek için söylediklerinin ve hakkında söylenenlerin hepsini yalanlamanız gerekir. Onu da yaparsanız size ne demek gerekir, bilmem.

Hz. Muhammed'in Cevşen-ül Kebir ismindeki münacatı ortada. Mealini okuyun, hangi bir yalancı peygamber yalandan uydurduğu tanrıya böyle içten bir yakarışta bulunur, heyhat!

Peygamberlik öyle bir davadır ki onda dikiş tutturmak için gerçek bir peygamber olmak gerekir.

Nur Risalelerine gelince, onlar hakkında sitenin giriş sayfasında Sn.Ali Oktay'ın yorumlarını okudum ve bir daha sözlerinin hiçbirine itibar etmeme kararı aldım. Bakış açısı insanı ne kadar da saptırabiliyormuş meğer.

Nur Risaleleri Kur'an'ın çağdaş ve mükemmel bir tefsiridir. Kat'iyyen Kur'an'ın gömlek gömlek üstünde değil, Kur'an'ın benzerinin olamayacağını ve erişilmez bir mu'cize olduğunu ispatlamıştır. Said Nursi'nin peygamberlik dava ettiği asılsız, ağır, galiz, çirkin bir iftiradan başka birşey değildir.

O bahsettiğiniz sitelerde Nur Risalelerinin çokça övülmesi onun Kur'an'ın hakiki bir tefsiri olduğu içindir. Yoksa Risaleleri Kur'an'dan üstün tutan müslüman olamaz.

 

Kur'an'ın belagat alanında benzerinin olduğunu söyleyen arkadaşlar da lütfen söylediklerini isbat etsinler. Kur'anın belagatı konusunda yüzlerce kitap yazılmış. Zemahşeri, Sekkaki, Abdulkahir-i Curcani gibi dahi derecesindeki belagat imamlarının eserlerine başvurabilirler. Yine Nur Risalelerinden 25.Söz ve İşarat-ul I'caz gibi eserler yeterince arapçanız ve zekanız varsa... diyen arkadaşa kafi cevaptır diye düşünüyorum.

 

  

 

knz

(Login KaNeZe)

195.174.101.120 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 5:05 PM 

 

kuran'nın hakiki tefsiri ne demek ?

 

  

 

HACI

(no login)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 5:18 PM 

 

Kur'an, temel olarak, bundan 1424 yil once yasamis, oldukca zeki bir insanin yasama verdigi anlami, yasam anlayisini, deneyimlerini, kendinin ve icinde yasadigi zamanin deger yargilarini bir yaratici gozunden anlatan ve onlari topluma empoze ederek, onu yonlendiren ilginc bir kitaptir. Kitabi guya Allah yazmistir ama, bir iki yerinde Muhammed kendini tutamamis ve Kur'an'in kendine ait bir eser oldugunu ihsas etmistir. Cok sayida celiski icerir ama, onlari aciklamak mumkundur. Mekke ve Medine ayetleri oldukca farkli kosullarda indiginden, aralarinda Islam'in temel felsefesi ve dayandiklari ilkeler yonunden onemli farklar vardir. Mekke donemini kafirun suresi simgeler. Medine donemini ise "musrikleri gordugunuz yerde oldurun" ayeti... Diger nedenler de bu celiskilerden sorumludur. Ilhan Arsel Kur'an'in elestirisi kitaplarinda onlari oldukca net bir sekilde aciklamistir.

Kur'an'i bu perspektiften incelerseniz, bir benzerinin yazilmasinin mumkun olmadigi seklindeki goruslere hak verirsiniz. Cunku kimsenin yasami, dusunsel ve deneyimsel birikimi, duyarliklari, arzu ve istekleri, yasam anlayisi ve yasamdan beklentileri digerleri tarafindan taklit edilemez.

Kur'an fiktif bir eser degildir. Kureysli bir Arab'in idealize edilmis yasamini Muhammed'in yasami ile simgeleyen Allah'in kaleminden cikan, cok degisik bir uslupla yazilmis, ne tam bir lirik, ne de tam bir nesir niteligine sahip, zamaninin degerlerini gunumuze kadar getiren sosyo-antroplojik bir yapittir.

Benzeri elbette yazilamaz.

Selamlar

HACI

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.103.136 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 7:28 PM 

 

anonim,

 

'Kur'an'ın belagat alanında benzerinin olduğunu söyleyen arkadaşlar da lütfen söylediklerini isbat etsinler. '

 

diyorsun. hop bakalım, ağır ol. burada senin gibi tek tük istisnalar dışında çok zeki insanlar var. biz niye bir şey ispat etme zorunluluğunda olalım ki. iddia sahibi iddiasını ispatlar. madem kuran belağat alanında eşsizdir diyorsun, sen ispatla bakalım.

 

'Kur'anın belagatı konusunda yüzlerce kitap yazılmış. Zemahşeri, Sekkaki, Abdulkahir-i Curcani gibi dahi derecesindeki belagat imamlarının eserlerine başvurabilirler'

 

diyorsun. yüzlerce değil, milyonlarca yazılsın, bana ne cürcaniden, sekkakiden, zemahşeriden. o komik isimlerle burada etkileyebileceğin adam sayısı çok az. o yüzlerce eserden bir alıntı yap ta anlayalım bakalım neymiş şu belağat.

 

'Nur Risalelerinden 25.Söz ve İşarat-ul I'caz gibi eserler yeterince arapçanız ve zekanız varsa... diyen arkadaşa kafi cevaptır diye düşünüyorum'

 

demişsin. merak etme, zamanında nur risalesi dinledim. arapça osmanlıca bilumum dilleri kullanmış said efendi. neredeyse birer sayfalık uzun uzun cümleler, eşanlamlı kelimeler ardarda sıralanır, ve birşeyden anlamayan dinleyenler, 'herhalde iyi birşeyler söylüyordur...' diye uyurlar. saidi kurdi'nin belağatı deniz baykal'ın belağatından çok fazla değil. sadece deniz baykal'ın kelime haznesi daha az. deniz baykal eşanlamlı en fazla 3-4 kelimeyi bulabiliyor, senin said efendin, biraz da yazı olmasının avantajıyla, 5-10 eşanlamlı kelimeyi ardarda kullanıyor. maalesef cevabın 'kafi' gelmedi bana (bu arada arapça ve zekam konusunda emin olabilirsin, tescillidir).

 

şimdi belağatta eşi benzeri olmayan kuran'dan bir sure dizeliyim, bakalım ahmet selçuk ilkan'ın şiirlerinden üstün bir yönünü bulabilecek misin?

 

tebbet yeda ebi lehebin ve tebb

ma eğna anhu maluhu vema keseb

seyasla naren zate leheb

vemraetuhu hammaletel hatab

fi cidiha hablun min mesed

 

türkçesi

 

elleri kurusun ebi leheb'in ve kurudu

onu ne malı kurtardı ne de kazandığı

alevli bir ateşe girecek

ve eşi odun hammalıdır

boynunda bir ip vardır

 

türkçesini kelimesi kelimesine objektif olarak yazdım. bak şimdi, iki noktaya değineceğim. alevli bir ateşe girecek diyor. alevsiz ateş mi varmış. neden sence alevli ateş diyor? sen kesin 'biz anlayamayız, hikmetinden sual olunmaz, ancak şekkaki, cürcani ya da said efendi falan bilir...' diyeceksin. ben sana söyliyim. birinci satırdaki tebb kelimesine kafiye olarak uygunluk sağlaması açısından üçüncü satıra zate leheb eklemiş. tebb, leheb. nasıl, tıpkı ahmet selçuk'un şiirlerindeki gibi değil mi?

 

peki sence kendisine inanmadığı için beddua ettiği amcasının karısının boynunda neden bir ip vardır. sen gene 'büyüklerimiz bilir, hakiki tefsirlere bakmamız lazım...' diyeceksin. ben gene yardımcı olayım sana. ip, son satırdaki mesed kelimesi. ve tıpkı alevli ateş gibi kafiyeye yönelik;

 

tebb

keseb

leheb

hatab

mesed

 

gördüğün gibi alelade bir şiir niteliğinde.

 

içeriği de saçma. bir kere amcası ebu leheb ona ne yapmıştır inanmamaktan başka. belki de kureyşin ileri gelenlerinden biri olması sebebiyle onu öldürülmekten kurtarmıştır. en azından diğerleri korkmuştur, çünkü güçlü bir ailedir muhammed'in amcaları. neden allah basit bir kulu için sure indirmiştir. neden alevli ateşe giriyor, günümüzde fırınlar çıktı. aynı acıyı verir herhalde.

 

neden karısı da odun hammalı olmuş. doğalgaz, elektrik enerjisi, benzin falan yok mu? yoksa allah güneşin de odunlarla yandığını mı sanıyormuş?

 

ve karısının boynunda neden ip var. kaçmasın diye mi? artık ele, ayağa bağlanan cihazlar çıktı, amerika'da kullanılıyor. illa ip mi lazım?

 

aslında sana sadece 'ne, yoğurt mu?' demekle yetinmeliydim, ama senin gibi zırvalayıp, 'kafi cevaplar' verdiklerini zanneden ukalalara dayanamıyorum.

 

tıpkı hacı baba'nın dediği gibi;

 

hadi bakiiiiiiiiiiiiiiiimmmmmmmmm

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.5.151 sn anonymous September 17 2003, 7:34 PM 

 

Nur risalelrini eleştirmek başka,onu kurandan daha lirik,daha kaliteli saymak başkadır.Bunun da böyle olması doğaldır çünkü ikisinin arasında 1400 senelik yada başka bir değişle 14 asırlık çağ farkı vardır.Said Kürdinin bilgi birikimi Muhammetten kat be kat fazladır,eğer üşenmezseniz sayın Muhammet Kuranda kaç kelime kulanmıştır,Nursi risalelerinde kaç kelime kullanmıştır.Lütfen mantıklı olun.Nur risaleleri benim için içeriksiz ve mantıksızdır.ama yine benim için Kurandan en az bin kez mantıklıdır.Nur risaleleri Kuranın bir tercümesi olmayıp kuranın bir yorumu olduğunu zaten siz söylüyorsunuz,yorum demek kendi anlayışınızı ortaya koymak demektir.Ayrıca Nursinin zeki bir adam olmadığını da hiçbir zaman iddia etmedim.aksi olsaydı zaten o düzeye erişemezdi.Eleştirilerimde bunu onlarca kez dile getirdim,hatta çağdışı birinin okumuş bunca adamı etkilemesine şaşırdığımı da belirttim.Objektif yaklaşımlarımızın kafanızı karıştırdığını sanıyorum,Ali Oktay ın nur risalelerine ilişkin görüşleri değişmemiştir.Ali oktay, eskimiş, ağdalı dilini anlayabildiği kadarı ile bu risaleleri yıllar önceden okumuştur.Asıl objektif dşünmeye ihtiyacı lan sizsiniz,elinizi vicdanınıza koyup söyleyin,Muhamet bu iki kitabı birden önünüze koysaydı hangisini kutsardınız.Milyon kere savlıyorum ki Nur risalelerini.

 

Ayrıca Nur risalelerinin Kuranın çağdaş bir yorumu olduğu da çok doğru değildir.Kuranın en çağdaş yorumunu Harun Yahya ve taifesi yapmaktadır,Big bang'e tapmaya başladılar yakında insanın Ademden evrimleştiğini de yorumlayacaklar benden müjdesi..

 

Ayrıca,Muhammedin yaşamında ve söylemlerinde en ufak bir çelişki oladığını söylemişsiniz..Bunu başka bir platforumda söyleseniz saygı duyardım ancak bu siteye uğradığınız hatta nur risalelerinin eleştirisini bile okuduğunuzu söylediğiniz halde nasıl oluyorda bunarı söylüyorsunuz şaşırdım.Baştan sona Kuranın ve Muhammedin çelişkilerinin eleştirileri ile dolu topicleri nasıl görmezden gelebilirsiniz,İşte benim savımı kanıtlayan bir bulgu.Siz katıksız bir Nurcusunuz.Nurculukla ilgili yazıları okudunuz o kadar.gerisini okumaya gerek duymadınız bile anlaşılan.Bu da gösteriyor ki sizin için risaleler ayetlerden daha cazip.Sakın bana risaleler ayetlerin yorumu demeyin,o zaman iş değişir.Yorum sizin anladığınızdır,O'nun söylemek istediği değil.

 

Sevgiler.

 

  

 

oguz

(no login)

195.175.121.75 Mantik September 17 2003, 8:16 PM 

 

Sevkettin ile baslayan uzun nick'i kisaltir veya o iletiyi silersen, bozulan sayfa duzeni normale donecek...

 

  

 

Kitapsever

(no login)

213.243.30.11 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 10:03 PM 

 

İtirazların haklı gerekçeleri olduğunu kabul ediyorum.

Din konusundaki birçok konuda olduğu gibi, burada da farklı görüşlere sahip olmamızı doğal karşılıyorum.

Aynı meseleye farklı açılardan bakınca birimizin göremediğini diğerimiz görebiliyor.

 

 

Nur Risaleleri hakkında:

Ben kendimden örnek vereyim izninizle: Uzun yıllar önce, Kuran okumaktan rahatsızlık duymaya başladığım bir dönem olmuştu, çünkü her okuyuşumda Kuran'ın Allah kelamı olduğuna dair inancım azalıyordu. İşte o dönemde Said Nursi'nin Sözler'i imdadıma yetişmişti, sonra diğer kitapları geldi. Benim dinden çıkmamı uzun süre engelledi Said Nursi'nin kitapları. Kuran imanımı bozuyordu, Risale-i Nur ise onarıyordu.

Müslümanlar kabul etmek istemeseler de şu bir gerçektir ki, Risale-i Nur Kuran'a nazire maksadıyla yazılmamış olsa bile, insanları Allah'a ve İslama'a yöneltme konusunda Kuran'dan çok daha üstündür. Pratik yaşamda gördüklerimiz de bunu doğrulamaktadır.

 

 

  

 

heretic

(no login)

129.10.136.112 geyik September 17 2003, 11:35 PM 

 

Bakin, ben "Kuran'in bir benzeri"ni yazdim, hatta istiyorsaniz bir daha yazayim: Kuran'in bir benzeri. Ne kadar kolaymis di mi?

 

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 11:45 PM 

 

Hayir Heretik......

Sen Kur'an'in benzerini yazmadin...

Evrime ugramis seklini yazdin...

 

 

 

  

 

Orhun

(no login)

211.3.138.152 Harika September 18 2003, 7:57 AM 

 

Burada gercekten harika yorumlar yapilmakta.

hakaretleri ayiklarsan gercekten bilgilendiren

bir forum.

Hadi kolay gelsin.

 

  

 

deist

(no login)

212.98.6.188 Kim haklı? September 18 2003, 9:52 AM 

 

Diyelim ki Kitapsever ve Hacı haklılar. Gerekli koşullar bulunmadığı için Kuranın bir benzeri yazılamayacak. O halde Kurandaki benzerinin yazılamayacağıyla ilgili meydan okuma ayetleri saçma demektir. Gerekli koşulların bulunmadığı bir ortamda insanlara meydan okunduğu için. Hem de meydan okuyan Allah!!!...

Eğer DEHA, ali oktay, ayetullah haklı iseler: O zaman, gerekli koşullar her an mevcut olduğu için Kuranın bir benzerini yazmak hiç de sorun değil demektir. O halde de Kurandaki meydan okuma ayetlerinin yanlış demektir.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 10:38 AM 

 

Muhammed'in samimi olup olmadığı tarih boyunca oldukça kapsamlı tartışmalara sahne olmuştur.

 

Çeşitli Batılı araştırmacılar bu konuda değişik görüşlere varmıştır.

 

Bir bölümü Muhammed'in samimi olduğunu ileri sürmüş,bir bölümü sahtekar olarak nitelemiştir.

 

Üçüncü bir grup ta,ki kanımca doğruya en yakın olan budur,Muhammed'in Mekke döneminde samimi olduğunu ama Medine döneminden itibaren işin içine kendisinin ve çevresinin çıkarlarını katan bir yapıya büründüğünü anlatır.

 

Buna karşılık,doğal olarak,müslüman kesim den Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna dair kanıtlar sıralanır.Bunlar hepimizin bildiği,El-emin olması,alçakgönüllü yaşaması,hayatını tehlikeye atması ve başından geçen mucizevi olaylar ve de Kuran'ın ,insan yazması olamayacağı,benzerinin yazılamayacağı iddialarıdır.

 

Bilindiği gibi Kuran'ın yazılı olarak elde bulunan hali,iniş veya yazılış sırasına göre değildir.Aslında eğer kitabı Allah indiriyorsa,sırasını Allah belirlemiş olacağından bunun değiştirilmesi ilahi vahye tezat bir yaklaşımdır.

Allah bir sıraya göre bu vahyi indiriyor,ve insanlar bu sırayı değiştiriyor bu olacak iş değil !

 

İşte bu değiştirme bize ilk ipucunu veriyor.

Bu değiştirilme,karıştırılma ve gizlenme bir şeylerin üstünün kapatılması içindir,yani Kuran'ın ilahi vahy olmadığının gizlenmesidir.

 

İniş sırasına göre ilk ayetler Mekke de ortaya çıkar.

Bu ayetlerin ortak özellikleri çok kısa olmaları(2.Sure Kalem biraz daha uzundur ama bir istisnadır),

Hepsinin dörtlük şeklinde,ve edebi sanata uygun olmaları,çok dikkatli seçilmiş ve merak uyandıran kelimeler,iddiasız olmaları,günlük hayatı çok fazla yönlendirmemeleri ve geliş hızlarının düşük olması.

 

Daha bir kaç sure inmişken vahiy bir süre kesilir ve aksar,aslında bu dönemde yapılan ne olup bittiğini görmektir.İlk ayetleri dinleyenler çeşitli sorular sormaktadır ve cevap istemektedirler.Çünkü Yahudi şeriatinde peygamber Allah ve kabile arasındaki aracıdır,kabilenin dertlerini veya isteklerini Allah'a iletir ve aldığı direktifleri de kabilesine tebliğ eder.

 

Muhammed'in bu dönemde cevap yetiştirmesi mümkün değildir ve Muhammed olayı başka bir mecraya çeker.

Kendisine vahiy gelmektedir ve bu da Allah istediği zaman olmaktadır,öyle her soruyu karşılıklı Allah'a götürüp görüş alma lüksü yoktur.Allah ona ne vahyederse o,sadece onu aktarmaktadır.

 

Oysa Medine döneminde,bunun tam tersi olmuş ve tüm gündelik sorular çok çok uzun sureler ile cevaplanmıştır.

 

Vahiydeki bu kesinti,Duha suresi ile bozulur.

Rabbi 'sana küsmedim ve seni unutmadım,sen daha iyi yerlered de geleceksin demektedir'

 

Mekki surelerin bir başka özelliği çekingen olmaları ve suya sabuna pek dokunmamaları,diğer din taraftarları ile iyi geçinme çabaları şeklindedir.Öyle savaş,ganimet,dört kadın almak gibi konular yer almaz.

 

Mekki sureler de,Tanrı da daha sevecen,daha ılımlı daha affedici ve Ahreti önemseyen,dünya işlerine pek karışmayan,genel söylemlerle yetinen bir görüntü çizerken,Medine surelerinde Tanrı savaş anındaki taktiklere,namaz kılarken silahı neresine koyması gerektiğine kadar detayların içindedir.Tanrı daha buyurgan daha savaş yanlısı ve diğer din tarfatarlarına karşı daha acımasızdır.

 

Bu arada Medine sureleri,Peygamberin cinsel hayatına ve evliliklerine oldukça fazla yer verir,ve ona oldukça büyük imtiyazlar tanır.

 

Bir kısım batılı araştırmacı,Muhammed'in Mekke de zayıf olduğunu ancak Medine'de güçlendikçe,istismarlara başladığını ve bu gücü kendi yararına kullandığını iddia ederler.

 

Medine sureleri,oldukça kapsamlı,her soruya cevap veren ve her konuda açıklama yapan tarzdadır.Yine bir kısım araştırmacı surelerin bu kadar uzun ve kapsamlı olmasının ve pratikte Muhammed ve grubunun çıkarlarını yansıtmasının,Kuranın vahy olmadığına kanıt gösterirler.Çünkü Vahiy anormal derecede hızlanmıştır ve Allah her sorulan soruya veya karşılaşılan konuya,(Muhammedin evlilikleri ve karıları ile olan sorunları dahil)hiç durmaksızın cevaplar vermektedir ve doğal olarak Mekki surelerdeki şiirselliği ve esrarı koruyamamaktadır.

 

Böyle büyük surelerde birbirinden farklı onlarca konuya cevap verilmektedir.

 

Yine Batılı araştırmacıların söylediğine göre,Muhammed en başından beri vahiy katipleri ile çalışmaktadır.Bu katipler gelen vahyi kayda almaktadır ki Medine döneminde sayılarının 40'a vardığı söylenmekte.

 

Yine Muhammedin çevresinde,bir çok din bilgini vardır,Muhammed bunlarla istişare ederek vahiy almaktadır.

 

Varaka'yı genelde herkes bilir,ancak Ubeydullan Bin cahş daha ilginçtir.Muhammed'in hala oğludur ve bir arkadaşlarını da yanlarına alarak 3 kişi bir oluşum peşindedir.Ubeydullah Hristiyanlığı inceler,çeşitli ziyaretler yapar,ilk başta Muhammedin yanındadır fakat daha sonra hristiyanlığı seçerek,hristiyan olur ve Arabistan'ı terkeder.Orada şüpheli şekilde ölür ve karısı olan Ümmü Habibe,Muhammed tarafından nikahlanır.

 

Bu iddialar bizzat Kuran'a girmiştir.

Kuran bir surede,Muhammed'e Kuran'ı bir kişinin öğrettiği iddialarına değinir ve 'Bahsedilen kişi nasıl öğretir,onun dili yabancıdır' diye cevaplar.

 

Muhammedin okuma yazma bilip bilmediği de bir muammadır,benim şahsi kanaatim eğer Muhammed çok genç yaştan beri iddia edildiği gibi ticaret yapıyor,kervan işletiyor yabancı ülkelere gidip geliyorsa ve bunda da çok başarılı ise,ümmi olması mümkün değildir.Çünkü okuma yazma bilmeden mal alıp satmak,para alıp vermek,yabancı ülkelerde ticaret yapmak pek mümkün gözükmüyor.

 

Kuranı Muhammedin yazdığına ait muhtelif kanıtlardan ikisine daha değineceğim.

 

Maide suresi 27-32 de Adem'in iki oğlu konu edilir ve 32 de,kardeşini öldüren diğer kardeş(Habil ve Kabil demeyeceğim çünkü Kuran da bu isimler geçmez)onu gömmeyi akıl edemez ve bir karga yeri eşeleyerek ona ölüyü nasıl gömeceğini öğretir.

 

Şimdi bu kıssa Tevrat ta da vardır ancak,32.ayette geçen karganın yeri eşelemesi Tevrat ta yer almaz.

 

Bu bölüm bir Yahudi masalından alınmıştır.Eleazar isimli bir yahudinin masal kitabında bire bir olarak vardır.

 

Şimdi bu hususta,Muhammede vahiy geldiğini düşünelim,eğer bu hikayenin Tevrat ta da olduğunu da gözlemliyorsak,Tevrat da Allahın kitabı olduğu için bu paralellik normaldir mantığı yürütebiliriz,ancak bir masal kitabındaki bölümün Muhammed'e vahy edilmiş olduğunu iddia edemeyiz.Bu durumda ya masal kitabını da ilahi kabul edeceğiz,ya da Kuran,Tevrat ve masal kitabındaki bölümleri karıştıran bir insanın ürünüdür demek zorundayız.

 

Diğeri İbrahimin ateşe atılması hikayesi.

Bu hikaye Tevrat ta yoktur.

İbrahim kıssası Kuran da vardır,Tevrat ta da vardır.

Tevrat 'Kıldnilerin UR şehrinden bahseder'

Ancak gene bir yahudi yazar UR kelimesini OR yani ateş olarak çevirir kendi kitabında.

 

Ve bu ateş hikayesi de gelir Kuran'a girer ki,bu hususta da yukarıdaki mantık geçerlidir.

 

'Kuranın benzeri yazılamaz iddiası,Kuranın muhtelif ayetlerinde geçer ve giderek şiddetlenir,ilk başta belli kişiler muhatab alınır ve onlara meydan okunur,en son söylemde doz iyice artar,

'bütün insan ve cinler bir araya gelse,kuranın bir benzerini meydana getiremez' şeklinde topyekün bir meydan okumaya dönüşür ki buradan da cinlerin bir takım yetenekleri olduğunu çıkarsayabiliriz.

ta en başından anladığım gibi

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Sn Kitapsever, September 18 2003, 2:43 PM  

 

"Müslümanlar kabul etmek istemeseler de şu bir gerçektir ki, Risale-i Nur Kuran'a nazire maksadıyla yazılmamış olsa bile, insanları Allah'a ve İslama'a yöneltme konusunda Kuran'dan çok daha üstündür. Pratik yaşamda gördüklerimiz de bunu doğrulamaktadır." diyorsunuz.

 

Risale-i Nur’u okumak, Kur’an’ın mealini okumaya göre insanları daha çok Allah’a ve Islam’a yöneltiyorsa bu Risale-i Nur’un daha üstün bir eser olduğunu gösterir mi?

Kur’an’ı Allah kelamı olduğu kabul edildikten sonra onun üstüne eser olamaz. Her bir kelimesi, harfi, bağlantıları değerlidir, manalar ifade eder, bize dersler verir. Bu konuyu bir nebze "Kurana göre,Kuran Araplara inmiştir" başlığı altında tartışmıştık. Risale-i Nur bu dersleri çok iyi anlamış ve yazıya dökmüş fevkalade zeki ve iman sahibi bir insanın eseridir. Işarat-ul I’caz tefsirini okudunuz mu bilmiyorum ama Kur'an'ın nazmındaki icazı yani az sözle çok şey anlatmasını çok iyi anlatmış. Kur’an’ın tam tercümesi olamayacağını isbatlamıştır. Bir kere tercümesi Allah kelamı değil kul kelamı olmaya mahkumdur.

Kur’an’ı okuyarak herkes Said Nursi gibi anlayamıyor. Bu Kur’an’ın eksikliğinden değil herkesin Kur’an’daki incelikleri görememesindendir. Ben Risale-i Nur’u okudukça artık Kur’an’dan daha geniş manalar anlayabiliyorum çok şükür. Bir müslüman olarak Kur’an’ın kendinden sonraki tüm asırlara hitab ettiğine inanıyor ve bu zamana bakan yönünü de en iyi Bediuzzaman’ın beyan ettiğini düşünüyorum. Risale-i Nur okuyarak şüpheleri bertaraf olmuş, Islam’a girmiş her tabakadan insana şahit oluyorum. Bediuzzaman Risale-i Nur’un bir ilham eseri ve Allah’ın yardımıyla yazıldığını söylüyor ve hatta 28. Mektub’un 7.Meselesinde bunu isbat ediyor. Şu söz de ona ait:

“Bütün Sözlerde konuşan ben değilim. Belki,«İŞÂRÂT-I KUR'ANİYYE» namına hakikattır. Hakikat ise hak söyler, doğru konuşur. Eğer yanlış bir şey gördünüz, muhakkak biliniz ki: Haberim olmadan fikrim karışmış, karıştırmış, yanlış etmiş.”

 

Sn.Ali Oktay,

Bu forumu bir zamandır takip ediyorum. Sadece Nurculuk ile ilgili kısmını okumadım tabi. Bu forumda Kur’an’a ve Hz Muhammed’e yönelik çok ağır eleştriler var. Bu eleştrilerin çoğuna kendim cevap verebiliyorum ama cevapları forumda yazmak çok zamanımı alacağı ve yazmanın da ne kadar fayda getireceği meçhul olduğu için, ve çoğu kişide hakkı aramak değil de kendi söylediğinin hak olduğunu göstermek esas gaye olduğu için cevap yazmadım. Ama birkaç yazım var. Anonim yazmayı tercih ediyorum.

 

“Muhammedin yaşamında ve söylemlerinde en ufak bir çelişki oladığını söylemişsiniz” diyorsunuz. Benim söylediğim o değil şu idi:

“Hz. Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid, inançsızlık, samimiyetsizlik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz.”

Çelişki konusuna gelirseniz sizin için çelişkiler olabilir ama bize göre onlar çelişki değil ders çıkarılacak bazı noktalardır. Malum çelişkili gibi görünen sözler insanı düşünmeye sevk eder.

“Muhamet bu iki kitabı birden önünüze koysaydı hangisini kutsardınız” diye soruyorsunuz. Bu sorunuzu mantık dışı buluyorum. Risale-i Nur’un kaynağı Kur’an’dır. Kur’an ise doğrudan doğruya Allah kelamıdır.

 

Sn DEHA,

Mekkî ve Medenî surelerin belagat, uzunluk kısalık, içerik vs konularında farklı olmasının çok sebebi var. Zamanım olursa bu konuya ileride değinirim.

Hz Adem’in oğulları ve Hz Ibrahim’in ateşe atılması konusunda yazdıklarınızın kaynaklarını söyleyebilir misiniz?

 

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.213.84.43 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 5:36 PM 

 

3 bin sene önceki bir "atamiz" anlamista gerçegi siz hala anlayamamissiniz...

 

Onun bildigi tek sey, hiçbir sey bilmedigi iken..

 

Sizler hepsini bilip hükmü kondurmussunuz...

 

Görünüşe bakilirsa Kuran okunmus, bitmis ve her yönüyle anlasilmis gibi..

 

Biri Kuran okudukça imanim zayifladi diyor..

Biri biraz arapça bilgisiyle sıradanların bile yazabilecegini söylüyor..

Biri alevli ateşi fırına benzetiyor...

Biri vs. vs...

 

Herkes kendi sanılarıyla yola çıkıp "kesin emin olduklari" gerçegi ifade ediyor...

 

Birinin zamanında Hücreye "içi jöle dolu basit bir baloncuk" dedigi gibi...

 

Geçer, geçer...

Daha öncekiler gibi..

Buda geçer....

 

Oyalanın bakalım...

 

 

 

  

 

Darvinist

(no login)

217.225.228.103 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 5:47 PM 

 

Arapça bilmiyorum onun için Kuran’ın orijinalindeki edebi değerine bir yorumda bulunamam. Çeşitli meallerde okuduğum Kuran’ın içeriğine bakacak olursam bir benzerinin yazılabileceğinden hiç şüphem yok.

 

ayetullah arkadaşımızın dediğine gibi, Kuran’ı ilk kez eline alan zaten önyargı ile alır. O na daha önce o kitabın ne kadar yüce bir şey olduğu kafasına yerleştirilmiş ve okuduğu her sözcüğü ulu söz olarak kabul edecek.

 

Kısa bir hikaye:

Henüz ilk okul çaşında iken, birgün TVde bir yığın insanın delirmiş gibi bir oradan bir oraya koşarak yerden taş topladıklarını ve anlaşılamaz ama yüksek sesle birşeyler haykırarak büyük bir taşa attıklarını gördüm. Yanımda oturan babama sordum, bu adamlar ne yapıyor diye, ve babam, o insanların Şeytan taşladıklarını söyleyince, bu batıl inanca birden bire güleceğim geldi. Gülüşümü babam sert bir azarla kesiverdi. Bana, o insanların hacc seferinde bulunduklarını ve bu kutsaş görevin bir parçası olarak Şeytan taşladıklarını söyleyince, günahkar duygusına kapıldım ve uzun süre içimden bu sahneye gülmek gelmedi. Gördüğüm sahne meğer islami imiş ve artık batıl olmaktan çıkmıştı.

O zamanlar müslümandım.

 

Bu tecrübem, ön yargılı olmadan baktığımızda bir çok dini unsurların aslında ne kadar basit ve ilkel olduğunu gösterdi bana. Kuran’a da daha önceden şartlanmış olarak bakıldığında elbette bir kutsiyet ortya çıkacaktır çünkü beklenen o. Şartlanmadan bakıldığında, ayetullah’ın dediği gibi, ilkelliği, saçmalığı ve çelişkileri apaçık göz önüne geliveriyor. Belki bu açıdan bir benzerini yazmak gerçekten imkansızdır.

 

Darvinist

 

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 6:16 PM 

 

Yaw.. Bu konuyu enine boyuna tartistik. Herkes kendine gore bir seyler yazdi..

Kimse "Kur'an'in bir benzerinin yazilmasinin" ne anlama geldigine deginmedi.

Sanki herkes ayni seyi dusunuyormus gibi..

 

"Kur'an'in bir benzerinin yazilmasi" ne demek?

 

Ben uzerinde biraz dusunuce anladigimi sandigim bu soruyu belki de anlamamis oldugumu realize ettim. Bu benim bu konuda fikrimi soylememi onlemedi ama, simdi dusunuyorum da, belki soruyu anlamadan, ya da yanlis degerlendirerek yanitladim. Digerleri de oyle yapmis olabilir..

 

Kur'anin bir benzerinin ne oldugu hakkinda kesin bir fikir birligi var mi? Bu cumle ile ne ifade edilmeye calisiliyor?

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.15.101 dehaaa September 18 2003, 6:25 PM 

 

*** "Taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir"

 

*** "(Oysa Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle yazılmamıştı.'

 

Bundan nasıl emin olabiliriz !

Kuranın büyük bölümü Tevrat ile aynı !

Tevrat'ı taklit etmeden kendini kabul ettirmesi çok zor.Hatta Tevrat'ı

tasdik için geldiğini söylüyorsa,Tevrat'ı bir şekilde çağrıştırmalı değil

mi? "

 

Siz uzmanmısınız???

Önce Tevratın taklidi diyor.Sonra da " taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir

diyorsunuz"

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.111.163 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 6:37 PM 

 

izafi dingili,

 

'Biri biraz arapça bilgisiyle sıradanların bile yazabilecegini söylüyor..

Biri alevli ateşi fırına benzetiyor...'

 

diyorsun. yazımı tekrar oku bakalım, alevli ateşi fırına mı benzetiyorum?

 

biri şöyle yapmışmış, biri böyle yapmışmış...

 

sen ne yaptın lan

 

eleştirinden okuduğunu bile anlayamadığın belli oluyor

 

hacı baba gene olayı yakalamış.

 

kuranın benzeri ne demek? bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkarmaya çalışıyor.

 

'kuranın benzeri yazılamaz' iddiasının tek cevabı vardır:

 

ne yoğurt mu?

 

  

 

Ali oktay

(no login)

81.212.172.142 Sn anonymous September 18 2003, 6:48 PM 

 

Öncelikle herhangi bir nickle yazmanızı öneririm, çünkü anonim olarak yazan bir alay katılımcı var,ayırt etmek açısından diyorum yoksa bir önemi yok.

 

Aslında burada imkansızı tartışıyoruz bir bakıma,Sizin için kutsal olan değerlerin bizim için sıradan olması hem kırgınlıkları hemde çatışmaları doğurması bakımından tartışmayı ta baştan zora koşuyor.Biz sizleri koşullanmış kabul ederken siz de bizleri koşullu kabul ediyorsunuz oysa öyle bir şey yok,elbette bizim açımızdan.Darvinist' i okurken burada yazan bir çok ateistin daha önceki anlatıları geçti belleğimden bir bir.Hemen hepsi bir zamanlar sizler gibi inançlı müslümanlardı,ne zaman sorgulama yöntemini kullanmaya başladılar bakışları yavaş yavaş değişti.Bunu şunun için anımsatıyorum bizler sizlerden farklı değildik,sizleri gayet iyi anlıyoruz,sorun sizin bizleri anlayamamanızda.

 

Ben Risale-i Nur u Kurandan daha kaliteli ve daha lirik hatta daha zekice bulduğumu söylerken Kuranı aşağılamak babından değil akıl ve mantık gereği zaten öyle olması gerektiği için de söylüyorum.Arada dile kolay 1400 yıllık bir fark var.Risale i Nur da Evrim kuramından tutun da sanayi devriminin kazanımlarına dek her gelişmeye atıfta bulunulmuş,çünki Said Nursi çağdaşımızdır.Bu tür argümanları kullanmasa zaten Kuranın ilkel söylemlerindenne farkı kalırdı ve hiç bir zaman da ilgi çekmezdi.Gazalinin de bir sürü yapıtları var,şimdi hepside unutulmuş ve okunmamakta neden?çünkü ilgi çekecek,çağdaşlarımızın ilgisini çekecek içerikten yoksun da ondan.Hatta artık alay konusu bile yapılmakta,çoğu hadisçi bir alay İslam uleması salt hadisçi,olduklarından "uydurukçu"muamelesi görmektedirler.said-i Nursi hadisçi değildir zaten buna olanak yok,O yorumcudur.bu gün bize anlaşılmaz ve tumturaklı gelen eski türkçe ile yazarak büyük bir avantaj elde etmiştir.Onun risalelerinin günümüz türkçesine uyarlamaları da vardır ve hiçbir lirik tarafı yoktur.Yaşar Nuri de Kuran yorumcusudur.çoğu İslami çevrenin tepkisini çekmesinin nedeni bizatihi bu yorumlardır,O da anladığını yazmaktadır.Tıpkı Said-i Nursi ve Kuranı ilk kez kaleme alan sahabeler gibi.Kuranın Muhammedin ölümünden onlarca yıl sonra sahabeleri tarafından kaleme alındığı gerçeğini görmezden gelip onu tanrı kelamıymış gibi kutsamanızı anlamakta güçlük çekmekteyim,Bırakınız sahabeleri insanın kendisi bile onbeş yirmi yıl sonra değil, bir iki yıl sonra bile bu gün ne dediğini anımsayamaz.Bunu şunun için söylüyorum,derme çatma toparlama söylemler olduğu ap açık sırıtan(sevgili Oğuz defalarca yazdı)birderlemeyi yerlere göklere sığdıramamanızdaki tek neden onu koşullanmış olarak ele almanızdadır.

 

“Hz. Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid, inançsızlık, samimiyetsizlik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz.”

 

demişsiniz.. çok şaşırdım doğrusu.Ne bekliyordunuz? davasına ihanet eden birpeygamber mi?

tarihte öyle bir peygamber var mı?

 

evet var...

 

Muhammet.

 

Şeytan ayetleri neyin nesi pekala?

 

sabah akşam putları lanetleyen bir peygamber nasıl olupta farklı koşullarda bu putları kutsayıp yüceltip,övgüler düzebiliyor?

ve tüm bunları büyük bir pişkinlikle şeytanın üstüne yıkıyor?

 

elbette yıkar zaten zavallı şeytan başka ne işe yarar ki?

devamını Oğuza havale ediyorum.lütfen biraz insaf...

 

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 7:23 PM 

 

Sanirim ben orta yolu buldum.. Buna kimsenin itiraz edecegini sanmiyorum..

 

Kur'an'in bir benzeri yazilabilir mi?

 

Bu cumle ne demek? Belki sorudaki hikmetten soruyu soran Kitapsever bile farkinda degil.. Benim de aklima sonra geldi..

 

Kur'an'in bir benzerinin yazilabilmesi demek, kendini peygamber olarak tanitan birinin Tanri tarafindan vahyedildigi iddia edilen bir din kitabi yazmasi ve insanlarin kutle halinde o Tanri'nin emirlerini yerine getirmek uzere o peygamberi izlemeye baslamasi ve Tanri ve peygamber ugruna olmeyi bile goze almasi..

 

Muhammed'den sonra boyle bir peygamber gelmis midir?

Gelmistir elbette.. Hatta yuzyilimizda bile gelmistir. Hatta bizim yasadigimiz zamanda bile gelmistir. Hatta belki de bir veya ikisi su anda sagdir.. Bazilarinin kitabi vardir.. Son yillarda kendini peygamber ilan edenlerin kitabi olup olmadigini bilmiyorum.. Ama onlarin telkin ve ogretileri ugruna kendilerini oldurenlerin varligini cok iyi biliyorum. En sonunculardan biri Heaven's gate idi degil mi? 30-40 kisi topluca bir deli ugruna intihar etmisti. Johnstown katliami ne idi? Teksasdaki katliam, yangin ve intihar ne idi?.. Kenyada da bir katliam olmustu. Sanirim 900 kadar Hristiyan kafasizini bir kiliseye sokup, kapilari muhurlemisler ve kiliseyi atese vermislerdi. Daha sonra onlarin evlerini soyup, kacmaya tesebbus etmislerdi. Umarim hafizasi daha genis olanlar daha bir suru bu tur katliamlari hatirlayacaklardir.

 

Soruna bu acidan bakilirsa, elbette Kur'an'in veya Kur'an inancinin bir benzerini yaratmak mumkundur..

Dunyada sapik insan mi yok..

 

keeeh keeehhhhhh keeeehhhhhhhhhhhhhh

 

HACI..

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 7:31 PM 

 

Eklemeyi unutmusum..

 

Yani sunu demek istiyorum....

 

Kur'an'in bir benzeri yazilamaz diyen de hakli, yazilabilir diyen de..

 

keeeeh kehhhhhhh keeeehhhhhhhhhhh

 

  

 

Kitapsever

(no login)

213.243.30.11 Sn. HACI September 18 2003, 7:59 PM 

 

"Kur'anin bir benzerinin ne oldugu hakkinda kesin bir fikir birligi var mi? Bu cumle ile ne ifade edilmeye calisiliyor?"

 

17/88 De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.

 

Kuran'ın benzerinin ne demek olduğunu müslüman arkadaşların benden çok daha iyi açıklayacaklarını tahmin ediyorum.

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.103.198 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 8:59 PM 

 

kuranın benzeri yazılamaz diyenlerin hepsi bir araya gelsinler, othello'nun benzerini yazsınlar

 

ben de kuranın benzerini yazacağım söz

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.28 Ataman September 18 2003, 9:02 PM 

 

'Siz uzmanmısınız???

Önce Tevratın taklidi diyor.Sonra da " taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir

diyorsunuz"

 

 

İki söylediğim biraz düşünürseniz çok çok farklı.

 

İlk söylediğim 'Kuran, Tevrat'ı taklid etmek zorundadır.'.Dikkat edin 'Kuran Tevrat'ın taklididir' demiyorum.

 

Buradaki taklit etme,ona benzetme,onun bazı lafızlarını ve kıssalarını alma ,yaratılış vs gibi konularda açıklama yapma manasındadır.Zaten Kuran'ın Tevrat'ı tasdik etmek üzere indirilmiş bir kitap olduğu iddia edilecekse,Tevrat'a benzetilmesinden başka çare yoktur.

 

Birinci anlamdaki taklit budur.

 

İkincisi ise,kitapsever'in büyük eserlerin taklit edilemeyeceği hususuna itiraz dan doğar.

Benim cevabım,o kadar güzel taklitler vardır ki,konunun uzmanı olmayan hangisinin orijinal hangisinin kopya olduğunu anlayamaz.Örnek olarak ta Lövr deki resim olayını vermişim.

 

Buradaki taklit'ten kasıt bire bir kopyalama şeklinde yapılan taklittir.

 

Şimdi ikisi arasındaki fark çok açık.

 

Eğer söylediğim,Kuran Tevrat'ın kopyasıdır,birebir taklididir olsa,söylediğiniz geçerlilik kazanırdı.

 

Ancak böyle bir iddia ortaya konamayacağı için bu hususta uzmanlık müessesine gerek yoktur.

 

Rembrandt'ın,uslubunu,yöntemlerini ve bazı figürlerini taklit ederek bir resim yaparsanız,bu taklit etmedir,ortada benzerlik vardır,ancak Rembrandt'ın bir resmini alır birebir aynısını kopyalarsanız bu farklı bir şeydir.

 

Umarım anlatabildim.

 

Bu analiziniz,yazılanları düşünerek okuduğunuzu gösteriyor,bu çok olumlu bir davranış biçimi,bu tavrınızı dinsel öğelerin incelenmesinde de sürdürmenizi dilerim.

 

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.28 Tabii ki ! September 18 2003, 9:17 PM 

 

'Sn DEHA,

Hz Adem’in oğulları ve Hz Ibrahim’in ateşe atılması konusunda yazdıklarınızın kaynaklarını söyleyebilir misiniz?'

 

Yazdıklarımızın kaynaklarını da mutlaka belirtmeliyiz,bu bilimselliğimizin ve dürüstlüğümüzün bir gereğidir.

 

Kaynakları sorduğunuz için teşekkür ederim,bu konuda bende oldukça hassasımdır ve verilen kaynakları da mümkün olduğunca incelemeden yazılanlara inanmamaya çalışırım.

 

Kaynak isimleri bazen karışık veya başka dilde oluyorsa bunlar birebir yanımızda olmadan doğru aktaramıyoruz.

 

Örneğin,Adem'in oğulları konusunda yazımda hatırladığım kadarı ile Eleazar şeklinde belirttim.

 

Doğrusu: Pirke Rabbi Eliezer Bölüm 21

 

İbrahim konusunda ise:

Midraş Rabbah ,

Yonatan Ben Uziye

 

John Gilchrist: A comparative study of the Quaran and Bible

Robert Moray ; Neden Müslüman olamadık

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.28 İbrahim ile ilgili bölüm için, September 18 2003, 9:36 PM 

 

İsmail Fenni ertuğrul,Hakikat Nurları İstanbul 1949 Sayfa 113-114

Turan Dursun Din Bu 2 sayfa 222'de

Clair Disdull'ın Midraş Rabbi yorumları ile ilgili bir tartışmayı da aktarıyor.

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 sn ali oktay September 19 2003, 12:05 PM 

 

"Nur risaleleri benim için içeriksiz ve mantıksızdır" diyorsunuz. Aynı zamanda Bediuzzaman için karacahil, Bediulmanyak, Bediulhokkabaz gibi tabirler de kullanmıştınız. O halde o tabirleri kullandığınız Bediuzzamanın eserlerininde iman rükünlerine getirilen delilleri çürütün, ondan sonra konuşalım. Mesela otuzüçüncü sözden başlayabilirsiniz. Isterseniz bir tane link veriyim (googleda karşıma çıkan ilk link):

http://www.nursi.biz/turkce/sozler/33soz.htm

 

Diline ağdalı diyorsunuz ama anlayacak kapasitenin sizde olduğunu düşünüyorum. Az bir gayretle türkçesi olan herkes de anlayabiliyor aslında.

 

 

"Darvinist' i okurken burada yazan bir çok ateistin daha önceki anlatıları geçti belleğimden bir bir.Hemen hepsi bir zamanlar sizler gibi inançlı müslümanlardı,ne zaman sorgulama yöntemini kullanmaya başladılar bakışları yavaş yavaş değişti.Bunu şunun için anımsatıyorum bizler sizlerden farklı değildik,sizleri gayet iyi anlıyoruz,sorun sizin bizleri anlayamamanızda."

 

Yazık, çok yazık! Ben sizleri gayet iyi anladığımı düşünüyorum. Imanı zayıf olan bir insanın bu forum gibi yerlerde imanını kaybetmesi kolay aslında. Ben burada okuduklarımın imanımı sarsmamasını Risale-i Nurda okuduğum reddedilmez delillere ve imanın bana verdiği tam bir huzura bağlıyorum. Kesinlikle sorgulamayan, bağnaz, mutaassıp bir insan da değilim. Allah'ın varlığını bir saçmalık olarak nitelendiren sizin de ne kadar objektif bir insan olduğunuz hakkında büyük şüphelerim var. Risale-i Nur hakkında giriş sayfasındaki yorumlarınız sizin subjektifliğinizin derecesini en azından bana kesin olarak gösterdi.

 

 

 

  

 

Supradin

(no login)

80.58.33.107 anonymous September 19 2003, 12:22 PM 

 

Kafası çalışan ve yaşayışının ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmekten korkmayacak kadar mert olan hiç kimse Tanrı'yı reddedemez. Sen bu zavallı, izan yoksunu laf hokkabazlarını boşver.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 19 2003, 1:31 PM 

 

'Bediuzzamanın eserlerininde iman rükünlerine getirilen delilleri çürütün, ondan sonra konuşalım.'

 

Verdiğiniz linke bir göz attım.Orada sizin delil tabir ettiğiniz hükümler oldukça soyut,kuşların ötüşünün veya gök gürlemesinin Allah'ın varlığına delil sayılması gibi.

 

Orada yazılanların normal olarak ancak eğitimsiz ve boşinan sahibi kimseleri etkilemesi olasıdır,ortaokul bilgisi dahi bu delilleri çürütmeye yeterlidir,ancak tüm dünyada çeşitli sebeblerle gerçek bir eğitim verilmemesi ve insanların çeşitli nedenlerle düşünmeyen robotlar şeklinde yetiştirilmesinden dolayı,bu tip yazılar ve hatta daha da alt seviyede olanlar taraftar bulmakta ve haketmedikleri bir ilgiye mazhar olmaktalar.

 

 

'Şu kâinatın lâmbası olan güneş,'

 

 

Delil dediğiniz bu mudur?

 

Güneş kainat'a lambalık mı etmekte onu aydınlatmaktamıdır?

 

Yoksa kainat,karanlık ve soğuk bir yer midir?

 

Güneş beş milyar yıldır varken,kainat 15 milyar yıldır var.

 

İlk 10 milyar yıl,Kainat Lambasız mıdır?

 

kaldı ki,kainattaki dev yıldızların ışığı yanında güneş ışığı,gündüz ışığı yanındaki 60 wat'lık ampul kadardır.

 

Bu hüküm Kuran'ın Nuh ve Nebe surelerinde yer alır,burada sorgulanan Saidi Nursi değil,direk Kurandır.

 

Kuranın yazıldığı çağda,bu inanç normal karşılanabilir,

Ancak saidi Nursi çağındaki en basit bilimsel gerçeklerden dahi habersizdir.

 

O bunları yazadururken,başkaları izafiyet teorisini şekillendiriyordu.

 

 

  

 

ataman

(no login)

194.27.15.184 deha September 19 2003, 1:57 PM 

 

***Bilindiği gibi Kuran'ın yazılı olarak elde bulunan hali,iniş veya yazılış

sırasına göre değildir.Aslında eğer kitabı Allah indiriyorsa,sırasını Allah

belirlemiş olacağından bunun değiştirilmesi ilahi vahye tezat bir

yaklaşımdır.

Allah bir sıraya göre bu vahyi indiriyor,ve insanlar bu sırayı değiştiriyor

bu olacak iş değil !

 

İşte bu değiştirme bize ilk ipucunu veriyor.

Bu değiştirilme,karıştırılma ve gizlenme bir şeylerin üstünün kapatılması

içindir,yani Kuran'ın ilahi vahy olmadığının gizlenmesidir.

 

Bu değiştirilme karıştırılma vs.vs. olayında sizin düşündüğünüz türde bir

art niyet yoktur.

Kuran önce tamamı indirilmiş bir kitaptır ancak derlenmesi Hz.Muhammedin

ölümünden sonra gerçekleşmiştir.

İşte bu derlenme olayının nasıl yapıldığını iyice bir araştırın. O zaman

Kuranın neden vahiy sırasına göre yazılı olmadığını daha iyi anlarsınız.

 

Ayrıca ilgileniyorsanız vahiy sırasına göre indirilmiş Kuran da

bulabilirsiniz.Hatta yanılmıyorsam Yaşar Nuri Öztürk hocanın vahiy sırasına

göre indirilmiş Kuran meali bile var.

 

Saygılarımla...

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Yüzeysel okuyorsunuz September 19 2003, 1:59 PM 

 

Evet, herşeyden Allah'ın varlığına delil getirilmiş. Sebepler ile, tesadüf ile, kendi kendine olmakla, tabiat ile açıklanamayacak şeyler olduğu gösteriliyor.

 

"Şu kainatın lambası olan güneş" tabiriyle kainatın saraya güneşin de o sarayda bir lambaya benzetildiğini anlayamamak sizin sorununuz. Bir lamba içinde bulunduğu evin her tarafını aydınlatmak mı zorundadır?

Kur'an'ı da nasıl okuduğunuzu çok iyi biliyorum. Gerçi sizi anlamakta güçlük de çekmiyorum.

 

Bu arada bu yazıları okuyup imanını kuvvetlendirenler cahil takımı değil. Köylü Mehmet ağadan üniversite profesörüne kadar okurları var. Ben de bir mühendisim.

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.102.121 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 19 2003, 2:34 PM 

 

'Şu kâinatın lâmbası olan güneş' mi

 

aman allahım

 

bu ne muhteşem bir ifade yarabbim

 

ben buna benzer ifadeler hayatım boyunca duymadım

 

bu olsa olsa allah tarafından söyletilmiş bir söz olabilir

 

eşhedü enlaaaaaaaaaaaaaaaa ilahe illallaaaaaaaaaaaaaah

ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulüh

 

deha,

 

o ifadenin devamına bak bakalım, güneşte kaç tane odun hamalı olduğunu yazıyor mu

 

kesin 40.000 ya da 70.000 gibi bir rakam olmalı

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 19 2003, 3:01 PM 

 

'İşte bu derlenme olayının nasıl yapıldığını iyice bir araştırın. O zaman

Kuranın neden vahiy sırasına göre yazılı olmadığını daha iyi anlarsınız.'

 

Siz biliyorsanız anlatın ama şöyle veya böyle,eğer Allah ilahi vahyi size bir sıra dahilinde indiriyorsa bunun sırasını değiştirmek kimin haddine.

Allah tan iyi bilen mi varmış?

Bu konunun cevabı olacağını sanmıyorum!

 

 

 

'Ayrıca ilgileniyorsanız vahiy sırasına göre indirilmiş Kuran da

bulabilirsiniz.Hatta yanılmıyorsam Yaşar Nuri Öztürk hocanın vahiy sırasına

göre indirilmiş Kuran meali bile var.'

 

Yanılmıyorsunuz,biz bir kaç senedir burada o mealden aktarmalar yapıyoruz zaten !

 

Siz de bir tane edinseniz iyi olur,

 

Her eve lazım !

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 19 2003, 3:17 PM 

 

'"Şu kainatın lambası olan güneş" tabiriyle kainatın saraya güneşin de o sarayda bir lambaya benzetildiğini anlayamamak sizin sorununuz. Bir lamba içinde bulunduğu evin her tarafını aydınlatmak mı zorundadır? '

 

Anonymous kardeş,

 

Birbirimize kelime oyunları yapmamıza gerek yok !

 

Kuran da ayetlerin kastı açıktır,7 kat göğün aydınlatıcısı Güneştir.

 

Lamba evin her tarafını aydınlatmıtorsa zaten ona evin lambası denmez,odanın lambası falan denir.

 

Lamba eşittir=Aydınlatıcı

 

yerine koyalım

 

'Şu kainatın AYDINLATICISI Olan güneş!

 

Eğer 'Şu kainatta bir lamba olan Güneş' dese senin dediğin manaya gelirdi ancak o zaman da ben o cümleyi buraya zaten getirmemiş olurdum.

 

 

'Bu arada bu yazıları okuyup imanını kuvvetlendirenler cahil takımı değil. Köylü Mehmet ağadan üniversite profesörüne kadar okurları var. Ben de bir mühendisim.'

 

Evet doğrudur,böyle bir cevap geleceğini tahmin ettiğim için,zaten eğitim sisteminden ve düşünmeyi bilmeyen insanlardan bahsettim.

 

Mühendis olmanız,bu anlamda hiç bir şey değiştirmez.

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 19 2003, 3:26 PM 

 

'Sonra tabaka-i turâbiye, dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dâhilî inkılâblardan gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip, zemini hareketinden ve vazifesinden şaşırtmasın. Hem denizin istilâsından toprağı kurtarsın'

 

 

Madem Mühendissiniz,yukarıdaki açıklamalar bir yönü ile mutlaka sizin konunuza girer.

 

Yukarıdaki cümledeki derin mana ne olabilir?

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.245.106 dehaa September 19 2003, 8:08 PM 

 

Öncelikle "Kuran, Tevratın taklidi yada tevrattan esinlenerek yazılmış bir

kitap değildir." demek istiyorum.

Aradaki benzerlik ise bu kitapların aynı allahın kelamı olmasından

kaynaklanır.

 

Önceki yazımda sorduğum "siz uzmanmısınız" sorusunu "uzmanlığa gerek yok"

manasında cevaplamışsınız.

Ben ise uzmanlığa gerek olduğunu düşünüyorum.Yani Kuran Tevrattan

esinlenerek yazılmış bir kitaptır,zaten tevratı tasdik etmek için öyle

olması gerekir demek için (tevratın taklididir demiyorum dikkat !! ))

yazdıklarından ziyade derin anlamlar içeren her iki kitabıda çok iyi

incelemiş olmak gerekir.

Tevratı incelememiş ancak Kuran hakkında biraz bilgisi olan ben, sizden bu

iddianızı destekleyecek çok sağlam ispatlar kanıtlar bekliyorum.

 

Ancak bu kanıtlar :

- Hz.Muhammedin yaşadığı ve ona vahiy geldiği dönemle ilgili sağlam bilgiler

içermeli

- Hz.Musanın da yaşadığı ve ona vahiy geldiği dönemle ilgili sağlam bilgiler

içermeli

- Kuran ile ilgili sağlam bilgiler içermeli

- Tevrat ile ilgili sağlam bilgiler içermeli

Sağlam bilgiden kastım bilginin kaynağının (yorum demiyorum dikkat!!) herkes

tarafından kabul edilebilir olmasıdır.

 

Şimdi size düzelterek tekrar soruyorum "Kuran, Tevratın taklidi yada

tevrattan esinlenerek yazılmış bir kitaptır demek için uzman olmak

gereklimidir, değilmidir ???"

 

Saygılarımla...

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.201.131 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 19 2003, 9:04 PM 

 

'Sonra tabaka-i turâbiye, dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dâhilî inkılâblardan gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip, zemini hareketinden ve vazifesinden şaşırtmasın. Hem denizin istilâsından toprağı kurtarsın'

 

burada ebced hesabıyla 17 ağustos 1999 depremi işaret olunmaktadır ki bu da açık seçik bu sözlerin normal bir insan tarafından yazılamayacağının delidir. bu sözler, üstad hazretlerinin de belirttiği gibi, ancak allah tarafından söylettirilmiş olabilir. bütün insanlar ve cinler bir araya gelse dahi bu cümlenin bir benzerini yazmaktan aciz kalacaklardır.

 

herşey bu kadar açık seçik ispat edilmişken bile hala ikna olmamak için kişinin kalp gözünün kapalı olması gerekir. onları ne elim bir ceza beklemektedir. öyle acı bir cezadır ki hamile develer korkularından erken doğum yaparlar da gafiller hala akletmezler

 

eşhedü enlaaaaaaaaaaaaaaaa ilahe illallaaaaaaaaaaaaaah

ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulüh

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 ataman September 19 2003, 10:07 PM 

 

Söylediklerinizi yanlış anlamıyorsam,Kuran ve Tevrat arasındaki benzerliği ikimizde kabul ediyoruz.

 

Siz bunu aynı Allah'ın kelamı olmasına bağlıyorsunuz,

 

Benimse,eğer Kuran'ın Tevrat'ı taklit ederek veya ona benzetilerek yazıldığını iddia ediyorsam,bunun uzmanlık gerektirip gerektirmediğini belirtmemi istiyorsunuz.

 

Ben Kuran'ı ve Tevrat'ı devamlı incelerim diğer kaynakları okurum, araştırım ve mümkün olduğunca tarafsız bir gözle akıl yürütürüm.

 

Şimdi ben size kanıtlarımı sunayım,siz ondan sonra benim uzmanlığımı veya konunun uzmanlık gerektirip gerektirmediğini yargılarsınız.

 

Başlıyalım !

 

Kuran Tevrat'a benzer ve bunun aksini kimse inkar edemez ve etmiyor da !

 

Peki,bu benzerliğin nedeni nedir?

 

Kuran taraftarlarına göre,her iki kitabından da Allah tan gelmesi.

 

Tevrat taraftarlarına göre,Tevrat Allah tarafından esinle yazdırılmıştır,Kuran Allah'tan gelmemiştir,Muhammed Tevrat'tan bazı bölümler aşırarak kendisi yazmıştır.

 

Şimdi iki tarafın iddiası da inançlarına dayanıyor,ama somut bir kanıt yok.

 

Benim bu konuda bir yargıya varabilmem için en azından bir kısım somut kanıtlarım olmalı,öyle her kesin her dediğine inanırsam çorba olur.

 

Önce akıl yürütüyorum,Kuran kendinden önceki Tevrat ile oldukça fazla benzerlikler içerir,peki Tevrat kendisinden önceki bazı metinlerle benzerlik gösterir mi?

 

Ne yapıyoruz araştırıyoruz,tarihi metinler inceliyoruz,Sumer çivi yazıları,Mitoloji vs vs.

 

Ve şaşılacak şekilde Tevrat'taki metinlerin benzerlerine rastlıyoruz.

 

Sümer yazıtlarında !

 

Şimdi,Kuran,Tevrat ile benzer dediğimizde,aynı Allahtan geldiği için diyen arkadaşımız bu mantığını yürütmeye devam ederse,Sümer Metinleri,Tevrat'a,Tevrat da Kuran'a benzer çünkü üçü de aynı Allah'tan gelmiştir demeye devam edebilir mi?

 

Hayır?

Neden?

Aynı Allahtan gelemez,

Çünkü Sümerler Çok Tanrılıdır.

Tek olan Allah'ın çok Tanrılı metinler vaaz etmeyeceğini takdir edersiniz.

 

Eğer Sümer efsanelerinde,Tevrat'ta ve Kuran'da yeteri miktarda aynı metinler bulursak,sadece Kuran'ın değil fakat Tevrat'ın da,Tanrısal vahiy ile yazılmadığı ve insan yazması olduğu yüksek ihtimal kazanır.

 

Böyle metinler varmıdır?

 

Vardır,mümkün olduğunca aktaracağım !

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 Mose,(Musa) September 19 2003, 10:38 PM 

 

Peşinen belirtmek isterim ki,metinler oldukça uzun ve tafsilatlı anlatımlar gerektiriyor,bunu burada yapmam çok zor ve zaman alıcı olur,bu yüzden ben ana hatları ile konuları belirterek,kaynakları işaret etme düşüncesindeyim,bundan sonrası,gerçekten araştırmak isteyenlerin kendi çabasına kalır.

 

Musa ile başlıyoruz.

 

Kuran( Bkz. Kassas Suresi) ve Tevrat okunduğunda,çok tanıdık bir hikaye ile karşılaşırız.

 

Doğan erkek çocuklar öldürülmektedir,ve bir erkek bebek öldürülmekten kurtarılarak,bir sepet veya bir sal ile suya veya nehre bırakılır ve bebek soylu bir aile veya simgeleyen hayvan vs tarafından bulunarak büyütülür ve mutlaka öz annesi ortaya çıkar bazen kimliğini gizleyerek çocuğun süt annesi olur.Çocuk büyür ve önemli bir şahsiyet olur,kendi milletine lider olur onları kurtarır vs vs.

 

Seyretmiş olanlar kahpe Bizans filmini aklına getirsin.

 

Şimdi bu hikaye veya efsane din kitaplarında olduğu gibi,ilkel tüm inanış ve efsanelerde benzer olarak vardır.

 

Babil'in kurucusu Agadeli Sargon (MÖ 2800) kendi anlatır,

 

'Annem bir BAKİRE idi (Burada Meryem İsa bağlantısı kurulabilir),Annem beni Fırat kıyısında gizlice doğurdu,kamıştan yapılmış bir sandığın içine kapatarak nehre bıraktı,Sucu Akhi beni sudan çıkardı büyüttü ve bahçıvanı yaptı,Tanrıça Ishtar beni sevdi ve Kral oldum'

 

Bknz Dinin Kökenleri S. Freud sayfa 256 Öteki yayınevi

 

Sargon gibi öyküsü benzerlik gösterenler,Cyrus,Odipus,Karna,Parisi;Telephos,Perseus,Heracles,Gılgamış,Amphion ve Zethos ve bizde iti bilinen Romus Romulus hikayesi vardır,sala bırakılan iki kardeşi Bozkurt büyütür.

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.94 Sn Deha September 19 2003, 10:46 PM 

 

Aynı başlık altında birbirinden farklı konular paralel yürüyor ama yeni bir başlık açmanın da çok gerekli olmadığından burada yazmaya devam edeceğim.

 

Öncelikle, bizi eğitim sistemi mağduru ve düşünmeyi bilmeyen insanlar olarak nitelendirmişsiniz. Eğitim sistemiyle çok alakası olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki konumda az çok başarılı biriyimdir çok şükür. ÖYS sınavında derece yapmış ve Türkiyenin en iyi üniversitesini üçüncülükle bitirmiştim. Ama bilim ve din ikisinin beraber götürülmesi gerektiğini düşünüyor ve bu şekilde bilimin de esas gayesine ulaşacağına inanıyorum.

 

Evet, Risale-i Nur kainattan Kur'an'ın bahsettiği gibi bahsediyor, boşuna bir Kur'an tefsiri diye nitelendirmiyoruz. Kainata bizzat kainat için değil, Allah'ın bir sanatı ve onun isimlerinin tecelligahı olması hasebiyle bakıyor. Bir şeye "ne güzeldir" den ziyade "ne güzel yapılmış" diyor. Bilim ve felsefe kainatta cereyan eden olayların nasıl olduğu üzerinde dururken Kur'an onların yaratıcısını nasıl gösterdiğini gösteriyor. Evet, herşeyin kendine bakan yönü bir ise Allah'a bakan yönü binlerdir.

 

Verdiğim linkteki deliller sizin beklediğiniz gibi bilimsel deliller değildi. Bunu tahmin ediyordum. Onlar Kur'anî delillerdir. Ama akıl ve mantık dairesinin içindedir. Bilimsel yöntemlerle de asla çürütülemez. Bunca sene Kur'an aleyhinde yazı yazıp burada o delillere birkaç göz atmakla ikna olmanızı beklemiyordum. Ama zihni dinsiz felsefeyle fazla bulanmamış ve hakikatı arayan pekçok insan aradığını Risale-i Nur'da bulabiliyor.

 

Cevabınızdan Said Nursi'nin pozitif bilimlerden tamamen bihaber olduğunu düşündüğünüz gibi bir mana anladım. Bunun böyle olmadığını onu eserlerinden az biraz tanıyanlar görür. Ama Said Nursi iman rükünlerini isbatta felsefenin yolunu değil Kur'an'ın yolunu kullanmıştır. Bunun sebeplerini de muhtelif eserlerinde beyan etmiştir.

 

 

Sn. Ayetullah,

Tepkisel ve mizahçı bir yapınız var. Bana samimi bir insansınız gibi geliyor. Doğru bildiğinizi dobra dobra söylüyorsunuz. Ama tepkilerinizin dozunu biraz kontrol altına almanız sizin için faydalı olacağı kanaatındayım. (Bunu burada yazdılarınıza cevap olarak değil, genel olarak söylüyorum.)

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 Genel benzerlikler ! September 19 2003, 11:05 PM 

 

Sümerler Tapınağa girerken,kurban keserken,dua ederken vuçutça temiz olmaya özen gösterirler.

 

Sumer de Tanrılar 'OL' der ve her şey olur.

 

Sümer'de,Tanrılar kızdı mı azab ediyor,kendi milletlerin helak ediyor.

 

Sümer Ay Tanrısının sembolu,cami ve minarelerin tepesinde gördüğümüz yarımaydır.

 

Hamurabi (İÖ 1750) Güneş Tanrısından kanunu alır,Musa'da Tevrat'ın Tanrısından.

 

Sümer'de kadın kısırsa,kocasına çocuk doğurması için cariye verir ve cariye haddi aşarsa kapı dışarı eder.

 

(Bknz Tevrat taki İbrahim Sara Hacer ilişkisi)

 

Hamurabi kanunu madde 165 ile, Tevrat Tekvin Bap 25-32-34 teki hüküm aynıdır.

 

Taşlanma cezası Sümerlerde var,İÖ 220 de Lagaş kralı Urukagina,iki koca alan kadınların (yanlış okumadınız)

Yazılı taşlarla (Bknz Kurandaki işaretli taşlar) taşlanmasını emretmiş.

 

Sumerliler kadınları Tarlaya benzetir,Tevrat ve Kuran da.

 

Sümer de 7 sayısı önemli,Yeraltı dünyasının 7 kapısı var.

Kuran da da 7 kat gök,cennetin 7 kapısı şeklinde var.

 

Sumerlerde Tanrılara Kurban kesiyor,sağ kalça ve iç organlar Tanrıya takdim edilir gerisi dağıtılır.

 

Sumerlerde 6 gün çalışma 7. Gün dinlenme var,

 

Tevrat ta da aynı şey sözkonusu Şabbat günü !

 

Sümer Tanrılarının gökte toplandıkları Duku adlı bir yerleri var.

 

Kuran da Göklerde bir meclis var,Kuran okunur,şeytanlar bu meclisi dinler,ve Arş !

 

Sümer de Bilgelik Tanrısı Enki,Tufanın olacağını,Nuh'un karşılığı olan Ziusudra'ya duvar arkasından söyler,

 

Tevrat ta ve Kuran da da Tanrı Musa ile perde arkasından konuşur ve Tufan olayı vardır.

 

Sumerde günah çıkaran rahipler var.

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.94 Deha September 19 2003, 11:16 PM 

 

Hemen hemen bütün kavimlere peygamber geldiğine inanıyoruz. Peygamber gelmeyenlere azab da olmayacağı Kur'an'da söyleniyor. Pekçok din de Tek Tanrılı bir dinden olarak başlamış ve zaman içinde insanlar sapmışlardır. Budistlerin taptığı Budhanın zamanında peygamber olmasının kuvvetle muhtemel olduğu söyleniyor. Sümerlerin dininin kaynağı bir peygambere dayanan hak bir din olması da muhtemeldir o zaman. Ben bu yazdıklarınızdan herhangi bir delil göremiyorum.

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 Anonymous September 19 2003, 11:38 PM 

 

'Onlar Kur'anî delillerdir. Ama akıl ve mantık dairesinin içindedir. Bilimsel yöntemlerle de asla çürütülemez'

 

Çürütülemeyen tezler doğru kabul edilemez.

 

Bahsettiğiniz yazıdaki ifadeler doğrulanamaz ve yanlışlanamaz dolayısı ile zaten Bilimin sınırına girmez.

 

Kuşların cıvıltısı,yağmurun çıpıltısı ve gök gürültüsünü Allahın varlığına delil göstermekte !

 

Ben bugüne kadar bu konuya hiç girmedim !

 

Ama sizlerde hem okumuş insanız diyorsunuz hem de okunmasına luzum dahi olmayan saçmalıklara ulvi anlamlar yüklemeye devam ediyorsunuz.

 

Siz Bediüzzamanı ne derece tanımaktasanız?

 

Bakınız elimde bir kitap var Turan Dursun yazmış taa 1971 de ve o zaman hakiki Müslüman,'Saf Müslümanların uyarılmasına yaraı olursa ne mutlu bize,Çalışma bizden başarı Allah'tan' diyor önsözde.

 

Bu kitapta yazılanların kaynaklarının arapça fotokopileri de 12 sayfa olarak eklenmiş,yani yazılanlar büyük ihtimal doğru.

 

Said-i Nursi bu örneklerde,kendini resmen peygamber yerine koyuyor,Hz Ali'nin geylani'nin kendisini haber verdiğini anlatıyor,Cifir hesapları yapıyor,Risale-i Nur bulunan evlerin depremde yıkılmayacağını iddia ediyor.

 

'Medrese de 15 yılda ders alınıp okunabilecek kitapları,3 Ayda okuyup öğrendim'(Fotokopisi var)

 

'Hud suesinin 105. ayetindeki Sait sözü beni işaret eder,Cifir hesabı 1303 eder bu da Saidi Nursinin ilme başladığı tarihtir)'(Sikke-i Tasdik-i Gaybi sayfa 60 st 14-17 fotokopisi de var)

 

'İngilterenin enyüksek Bilim kuruluna tek cevap verebilen benim'

 

'Enam 161 'in cifir hesabı,1316 eder bu da benim Nurları hazırladığım tarihe işaret eder) (a.g.e.S 67)

 

'Abdülkadir Geylaninin işaret ettiği 1336 da ,aynı dakkada üş kurşun isabet aldım ama tesir etmediler' (a.g.e. s 151)

 

'Nur suresineki Nur,Risale-i Nur dur'

 

'Çünkü Risalei Nur,Kuran semasından ve ayetlerin yıldızlarından inmiştir'

 

'Rislaei Nur İspartaya mübareklik makamı kazandırmıştır'

 

'Yağmur ve Şimşek meleği Risalei Nuru alkışlıyor,'

 

'Risalei Nuru sadece kuşlar değil uzayda bulunan her şey alkışlıyor'

 

'İkinci Dünya savaşına katılmamızı önleyen Rislalei Nur olmuştur'

 

'Rislaei Nura aykırı bir iş yapıldığında yeryüzü itiraz ediyor ve deprem oluyor.'

 

'Ben 10 yaşımda iken bende bir övünme hali vardı,büyük bir kahramanlık tavrı takınıyordum.1-2 ay önce bana ihtar edilmiş bulunuyor ki,o zaman beni övündüren şey Rislaei Nurdu,o daha gelmeden kendisini duyuruyordu.'

 

'Ben Kuranı sözlerimle övmüyorum,sözlerimi Kuranla övüyorum'

 

Bunlar bana pek sağlıklı gelmedi,ne dersiniz?

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 Sumerlerle ilgili kaynaklar September 19 2003, 11:41 PM 

 

S.N. Kramer The Sumerians Their History Culture and Character

 

Muazzez İlmiye Çığ ,Kuran İncil ve Tevratın Sumerdeki Kökeni

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.86 Anonymous September 20 2003, 12:15 AM 

 

'Hemen hemen bütün kavimlere peygamber geldiğine inanıyoruz.'

 

Tevrat ve Kuran,Sumer metinleri ile benzeşiyorsa elbette Sumer metinlerini de ilahi kabul etmek adına onlara de Peygamber geldiğine inanmaktan başka çıkar yolunuz yok.

 

Ancak Sumer metinlerinde,ne böyle bir Peygamber vardır ne de tek Tanrı inancı,ne de kitap !

 

Üstelik Sümer de Cebrail'in rolünü Bilgelik Tanrısı Enki oynuyor,insanlara diğer Tanrı arkadaşlarından haber getiriyor.

 

Sümer de Tufanı yapmaya 4 büyük Tanrı karar veriyor !

 

Acele etmeyin daha pek çok konu var.

 

Eyup Peygamber Hikayesinin Kuran ve Tevrat ve Sumerdeki şekillerini karşılaştıracağız.

 

Yaratılış hakkında her 3 metni karşılaştıracağız.

 

Neşideler neşidesinin Tevrat'a Sumerden geçtiğini anlatacağız,Şeba Kralicesinin Kuran'a Saba Melikesi olarak geçtiğini anlatacağız,

 

Hint efsanelerindeki Adomim in nasıl Adem'e dönüştüğü var !

 

Yine Hintili bakire Rohini,bir Tanrı oğlu doğuracak,

 

Buna benzer onlarca konu daha var !

 

 

'Pekçok din de Tek Tanrılı bir dinden olarak başlamış ve zaman içinde insanlar sapmışlardır.'

 

Böyle bir örnek olduğunu sanmıyorum,tersine Tevrat okursanız çok Tanrılı başlar (Yahve,Baal) sonra Tek Tanrıya dönüşür.

 

 

'Sümerlerin dininin kaynağı bir peygambere dayanan hak bir din olması da muhtemeldir o zaman. Ben bu yazdıklarınızdan herhangi bir delil göremiyorum.'

 

Delil, Sümerlerin dininin hak Din olmaması,ÇOK TANRILI bir din olması,dolayısı ile de peygamber olmaması !

 

Tekrar ediyorum,

 

Sumer dini,Tevrat ve Kuran'ın Allahından gelemez,çünkü Çok Tanrılı bir dindir !

 

 

 

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.102.221 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 12:51 AM 

 

anonim

 

ben de türkiyenin en iyi üniversitesindeydim. dönemimdeki arkadaşların çoğu nurcuydu. mezun olduktan sonra çoğu bıraktı nurculuğu

 

hiçbirisi doğru düzgün bilmiyorlardı dini. imamlarının bile bilgileri benden çok çok azdı. üniversitelerde nurcular tarafından kafalanan çocukların dini bilgileri çok ama gerçekten çok azdır. çoğu doğru düzgün sureleri bile bilmezler, kıraat falan hak getire. ama zeki çocuklardır. okul süresi boyunca kendilerine sağlanan evlerde, yurt odalarında güzel çalışma ortamları bulurlar, birbirlerinden akademik olarak faydalanırlar. üniversiteyi bitirdikten sonra hem ihtiyaçları ortadan kalkmıştır, hem de zamanla çelişkileri, boşlukları görmüşlerdir ve genellikle bırakırlar (mesela ebced hesabına göre 95 ya da 96 senesinde islam devrimi olacak diye inanıyorlardı, olmadı).

 

nurcuları en az senin kadar tanırım

 

şimdi sen anlat bakalım, zeki olduğun halde, deha arkadaşımızın bu kadar mantıklı açıklamalarına rağmen hala neden ısrarla yanlışları savunuyorsun? imam mısın yoksa? belli mevkilere geldikten sonra bırakması çok daha zor oluyor değil mi?

 

bir de şu en iyi üniversiteye dereceyle girip dereceyle mezun olma hikayesi. hersene onlarca çocuk en iyi üniversitelere dereceyle girer ve her sene onlarcası dereceyle bitirir. bunların kaçta kaçı nurcudur, kaçta kaçı 5 vakit namaz kılar, kaçta kaçı nüfüs kağıdında müslümandır, kaçta kaçı dinsizdir sence?

 

bak zeki adamsın, kesinlikle buradaki insanların senden aşağı olmadıklarını anlamışsındır çoktan. deha, hacı, oğuz, mantık, kitapsever vs. bir sürü çok akıllı adam var burada. yazılardan bunları anlayabiliyorsundur kesinlikle. bırak bu saçma sapan lafları artık.

 

hele her seferinde o said efendinin rhetoric zırvaları için ispat falan diyorsun ya, zıvandan çıkarıyorsun beni. o adamın gözlerine bak, hani meşhur bir resmi vardır, afgan kızı gibi baktığı, gözlerinden kötülük akıyor, kalbindeki gözlerinden dışarı vurmuş. bunları kabul et.

 

adam megaloman, 10 yaşından beri şartlandırmış kendini büyük adam olmaya. bu psikolojik rahatsızlıktır. başka bir tartışmada 18 yaşından ufaklara din eğitimi yasaklanmalı demiştim, bu yüzden işte. rahatsız çocuklar çıkıyor ortaya. o kurandan kendi hayatıyla ilgili çıkardığı tarihlerin hepsi zorlama ebced martavalları. ömer çelakıl da yapıyor onları

 

kabul et bunları, kabul edemiyorsan en azından buradakilerin o zırvalara inanmayacağını gör artık.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Düzeltme September 20 2003, 9:04 AM 

 

'İÖ 220 de Lagaş kralı Urukagina'

 

sehven yanlış yazılmıştır.

 

Doğrusu,

 

İÖ 2200'dür.

 

İÖ 220 Tarihi,Tevrat'tan sonraki döneme denk geldiği için,verdiğimiz örnek geçersiz olur,bu yüzden düzeltiyorum.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Eyüp Peygamber September 20 2003, 9:13 AM 

 

Dilimizden pek eksilmeyen, din kitaplanna girmiş, "Eyüp Peygamber'in Sabrı" hikâyesinin de, Sumerlerden kaynaklandığı ancak bu yüzyılın ikinci yarısından sonra anlaşılabilmiştir. Bu metnin yazıldığı tabletin bir kısmı Philadelphia Üniversitesi'nde, diğer kısmı İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulundu. Bunlar ayrı ayrı okunup birleştirilince 135 satıra ulaşan, şiir tarzında yazılmış bir hikâye ortaya çıktı. Fakat parçalann birçok yeri kırık veya bozuk olduğundan metnin tümü tam olarak elde edilemedi.

 

Hikâyenin ana fıkri; insanın felaketlere uğradığı zaman, bunu yapan Tanrıya lanetler saçacağı yerde, onu yücelterek, ona yalvarıp yakararak kalbini yumuşatıp, bu felaketlerden kurtulabileceğidir. Sumer'de yalvarılan Tanrı, insanın kendi Tanrısıdır. O, Tanrılar meclisine bu duaları götürerek iyi sonuç alıyor.

 

Bu şiir, evvela insanın Tanrısını övmesini, yüceltmesini, ağlayıp sızlamalarla kalbini yumuşatmasını öğüt vererek başlıyor. Ondan sonra adı verilmeyen bir adama, akraba ve arkadaşlan tarafından yapılan fena davranışlar anlatılıyor. Adam başına gelen felaketlerden söz ediyor. Arkadaşlarının da kendi üzüntülerine katılmasını istiyor. Bundan sonra başına gelen bu hallerin kendi günahları yüzünden olabileceğini söyleyerek, Tanrısına affetmesi için yalvarıyor. Şiir, Tanrısının onu affettiğini bildiren bir kısımla son buluyor.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Sumerdeki Kökeni September 20 2003, 9:14 AM 

 

 

Sumer şiirinden bazı bölümler: (Tarih Sumer'de Başlar, s.96-98.)

 

"Ben anlayışlı insandım, şimdi bana kimse değer vermiyor

 

Doğru sözüm yalana döndü

 

Hilenin adamı beni güney rüzgân gibi sardı, ona iş yapmaya zorlandım.

 

Bana saygı duymayan, senin önünde beni utandırdı

 

Bana durmadan yeni üzüntüler verdin

 

Eve girdim ruh ağır, sokağa çıktım kalp sıkıntılı.

 

Cesur, dürüst çobanım bana kızdı, düşmanca baktı.

 

Düşmanı olmadığım çobanım bana fenalık aradı,

 

Yoldaşım doğru bir söz söyleyemedi bana,

 

Arkadaşım dürüst sözümü yalanladı.

 

Hilenin adamı bana tuzak kurdu,

 

Ve sen Tanrım ona engel olmadın!

 

 

Ben bilgin, neden genç cahiller içine sokuldum?

 

Ben anlayışlı, neden bilgisizler arasında sayıldım?

 

 

 

Her yerde yiyecek var, şimdi benim aşım açlık,

 

Herkese paylar verilirken benim payım üzüntü oldu.

 

Tanrım önünde durmak istiyorum,

 

İniltili sözlerimi söylemek istiyorum,

 

Acılarımı bildirmek istiyorum.

 

 

 

Tanrım gün ışıdı, benim günüm karanlık,

 

Gözyaşları, ağıt ve sıkıntı sardı beni.

 

Gözyaşlanmdan başka bir seçeneğim yokmuş gibi üzüntü kapladı beni.

 

Kötü kader eline aldı beni, çalıyor yaşam soluğumu,

 

Fena hastalıklar yakıyor bedenimi.

 

 

Tanrım, beni var eden babam, yüzünü kaldır,

 

Ne zamana kadar beni ihmal edecek, beni korumayacaksın?

 

Ne kadar zaman beni rehbersiz bırakacaksın?

 

 

Bir doğru söz söylüyor akıllı bilginler,

 

'Asla günahsız bir çocuk annesinden doğamaz,

 

Günahsız bir genç, en eski zamandan beri yoktu."'

 

 

 

Bundan sonra mutlu sonuç şöyle:

 

 

"İnsanın Tanrısı onun acı gözyaşlanna ve ağlamalarına kulak verdi.

 

Genç adamın yalvarış ve yakarışları tanrısının kalbini yumuşattı.

 

Söylediği doğru sözü Tanrısı kabul etti,

 

Adamın dua dolu tövbeli sözünü.

 

Tanrısı fenalıklardan elini çekti.

 

Kanatlarını geren hastalık cinlerini uzaklaştırdı.

 

Adamın üzüntüleri sevince döndü,

 

Tanrısı yanına koruucu bir cin koydu,

 

Ona müşfık bir melek verdi."

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Tevrat'a geçirilmiş hali ile, September 20 2003, 9:17 AM 

 

Tevrat'ta bu hikâye, birçok bilge dolu sözle süslenmiş 1040 satırı kapsayan bir şiir halinde anlatılmıştır. (Tevrat, Eyüb.)

 

Hikâyenin başında Rab, şeytana, Eyüb'ün iyi bir kul olduğunu söylüyor. Şeytan da, "Eğer onu fena duruma düşürürsen bak sana nasıl lanet edecektir" diyor. Şeytan, Eyüb'ün vücudunu tabanından tepesine kadar çıbanlarla dolduruyor. Eyüb sesini çıkarmıyor. Karısı ona "Bunu veren Allah'a lanet et!" diyor. Eyüb de "Allah'ın iyiliğini nasıl kabul ediyorsak, kötülüğü de öyle üstlenmeliyiz" karşılığını veriyor.

 

Bundan sonra Eyüb başına gelen felaketleri, dünyaya gelmemesi gerektiğini, Allah'ın bunu haksız olarak kendisine verdiğini şiir halinde anlatıyor. Arkadaşları ise Tanrının haksız iş yapmayacağını, kendisinin bunu hak ettiğini söyleyerek Allah'ı savunuyorlar. Bundan sonra Allah ile Eyüb karşılıklı tartışıyorlar. Her ikisi de kendi yaptıklan iyi işleri sayıp döküyor. Sonunda Eyüp söylediklerine pişman olup tövbe ediyor. Allah da onun tövbesini kabul ederek sağlığına kavuşturuyor ve mal mülkünü de iki kat yapıyor. Böylece Eyüb arkadaşlannın yanında saygınlığını kazanıyor.(38)

 

Tevrat'taki şiirden, Sumer şiirine paralel olan bazı satırlar:

 

Bap 63:15-16:

 

"Kardeşlerim hainlik ettiler, bir vadi gibi,

 

Akıp giden vadilerin yatağı."

 

Bap 7:3:

 

"Miras olarak bana sefalet ayları verildi,

 

Pay olarak da meşakkat geceleri.''

 

Bap 7:11:

 

"Ruhumun sıkıntısı ile söyleyeyim,

 

Canımın acılığı ile şekva edeyim."

 

Bap 7:11:

 

"Niçin günahımı bağışlamaz,

 

Fesadımı gidermezsin?"

 

Bap 10:2:

 

"Allah! diyeyim, beni mahkum etme!

 

Niçin benimle çekişiyorsun bana bildir!"

 

Bap 13:1:

 

"Bana günahımı ve suçumu bildir,

 

Niçin yüzünü göstermiyorsun?"

 

Bap 13:23:

 

"Fesatlarım ve suçlanm ne kadar? Bana günahımı ve suçumu bildir!"

 

Bap 16:6:

 

"Ağlamaktan yüzüm kızardı."

 

Bap 19:2:

 

"Ne zamana kadar canımı üzecek,

 

ve beni sözle ezeceksin?"

 

Bap 19:13: `

 

"Kardeşlerimi benden uzaklaştırdı

 

ve tanıdıklarım bana bütün bütün yabancı oldular."

 

Bap 19:14:

 

"Akrabalanm gelmez oldu,

 

Yakın dostlarım da beni unuttu."

 

Bap 19:19:

 

"Hep sırdaşlarım benden ikrah ediyorlar,

 

Sevdiklerim de yüz çevirdiler."

 

Bap 30:1:

 

"Yaşça benden küçük olanlar üzerime gülmekte!"

 

Bap 34:5:

 

"Hakkım varken yalancı sayılmaktayım."

 

Bap 30:26:

 

"Ben ışık beklerken karanlık geldi,

 

Ruhum kırıldı, günlerim karardı."

 

Bap 34:6:

 

"Hakkım varken yalancı sayılmaktayım." .

 

Bap 42:

 

Şiirin sonu. Eyüb Allah'a söylüyor:

 

"Sen her şeyi yaparsın!

 

Anlamadığım şeyleri söyledim,

 

Benden üstün olanı bilmediğim, şaşılacak şeyleri

 

Niyaz ederim, dinle de ben söyleyeyim!

 

Sana sorayım da bana anlat!

 

Senin için kulaktan işitmiştim,

 

Şimdi ise seni gözlerim gördü.

 

Bundan ötürü kendimi hor görmekteyim,

 

ve tozda külde tövbe etmekteyim."

 

Daha önce de belirtildiği gibi, Eyüb'ün tövbesi Tanrı tarafından kabul edilerek, daha büyük mutluluğa erişiyor.

 

Görüldüğü gibi, Sumer ve Tevrat metinleri, konu olarak aynı. Tevrat'taki, Sumer, şiirinden en az bin yıl daha geç yazılmış.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Kuran'a Yansıması ! September 20 2003, 9:19 AM 

 

Kurân'a gelince, bütün konularda olduğu gibi, bu da çok yüzeysel; ancak dört sure içinde birkaç ayette bulunuyor. Nisâ Suresi, ayet 163 ve En'âm Suresi, ayet 84'te, İbrahim'den başlayarak bütün peygamberler arasında Eyüb'e de vahiy edildiği yazılı.

 

Enbiyâ Suresi, ayet 83-94:

 

"Eyüb'e gelince: O Rabbine 'başıma bu dert geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin!' diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik. Kendisinden dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik."

 

Sâd Suresi, ayet 41-44:

 

"Kulunuz Eyüb'ü de an! O Rabbine nida etmiş ve 'doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti. 'Ayağını yere vur! İşte yıkanacak, içilecek soğuk su!' Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona, hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık. Eline bir sap al da onunla vur, yeminini bozma! Gerçekten biz Eyüb'ü sabırlı bulmuştuk.. O ne iyi bir kuldu, daima Allah'a yönelirdi."

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Süleyman'ın Meselleri, Neşideler Neşidesi ! September 20 2003, 9:20 AM 

 

Tevrat araştırıcılarını yüzlerce yıldan beri meşgul eden ve nedenini bulamadıklan bir konu da, yine Sumer metinlerinin çözülmesi ile açıklanabildi. O da Tevrat'ta bulunan, "Süleyman'ın Şarkılar Şarkısı" bölümü. Açık saçık şiirlerden oluşan bu bölüm Tevrat'ta niçin bulunuyordu? Görünüşe göre onlar ne dinle, ne de tarihle ilgiliydi. Bu şiirlerde bir seven bir de sevilen vardı. Bunu, kilise papazları, İsa'yı seven, kiliseyi sevilen; İbraniler ise Yahveyi seven, İsrail'i sevilen olarak yorumlamışlardı. 19. yüzyılda ise bunlann İsrail düğünlerinde yapılan tören ile ilgili olduğu söylenmiş.

 

Bu yüzyılın ilk yarısından sonra, özellikle İstanbul Arkeoloji Müzeleri arşivindeki Sumer edebi metinleri okunup çözülünce, "Süleyman'ın Şarkılar Şarkısı"ndaki şiirlere benzer şiirler bulundu. Yapılan incelemelerde bunların, Sumerlilerin yeniyıl bayramlarında, sazlar eşliğinde söylenen şarkılar ve ilahiler olduğu anlaşıldı.(39)

 

Sumer ekonomisi tarıma dayalı olduğundan, onlar için tarımla ilgili konuların en önemlisi, ülkelerinde bolluk ve bereketin olması idi. Bunun için onlar, Aşk Tanrıçaları İnanna ile Çoban Tanrısı Dumuzi'yi (bu başlangıçta bir kral idi, sonradan Tanrı yapılmış nasılsa) evlendirirlerse, onların verimlilik gücünü ve ölümsüzlüklerini paylaşacaklarına ve bu yolla ülkelerinde bolluk ve bereketi sağlayacaklanna inanmışlardı. Bu inanca uyarak Sumer şair ve ozanları onlarla ilgili uzun bir efsane yaratmışlar ve bunu yazıya geçirerek zamanımıza kadar ulaştırmışlardır. Bu hikâyeyi kısaca özetleyelim:

 

Aşk Tanrıçası İnanna ile Dumuzi birçok zorluktan sonra evleniyorlar. Bu evlilikten sonra Tanrıça yeraltı dünyasına gidiyor. Fakat orası "gidip de dönülmeyen ülke". Kurala göre, Tanrıça olmasına rağmen, yeryüzüne bırakılmıyor. Bilgelik Tanrısı Enki'nin yardımı ile Tanrıça, kendi yerine birini göndermek üzere, yeraltı yaratıkları ile dışarı çıkıyor. Tanrıça her gittiği yerde Tanrı ve Tanrıçaların, kendisinin yokluğundan çuvallar giyerek, yerlerde sürünerek yas tuttuklannı görüyor ve hiçbirini göndermeye kıyamıyor. Fakat kocasının bulunduğu şehre gelip, onu, karısının yokluğuna aldırmayarak keyifle tahtında oturduğunu görünce, büyük bir kızgınlıkla "alın bunu" diyerek cinlere veriyor. Daha sonra yaptığına pişman olan, fakat kocasının cezasız kalmasını da istemeyen Tanrıçanın yardımıyla, Dumuzi in kız kardeşi Rüya Tanrıçası Geştinannan'ın, kardeşi yerine yarım yıl yeraltında kalması, Tanrılar meclisinde kabul ediliyor.

 

Böylece Dumuzi kış aylarında yarım yıl yeraltında kaldıktan sonra bahar zamanı dışarı çıkıp tekrar karısı ile birleşiyorlar.

 

Bu birleşmeyi zamanın kralı ile bir başrahibe evlenerek kutluyorlar. Bunun için büyük törenler yapılıyor. Artık yeni bir yıl başlamıştır; ortalık uyanıyor, ağaçlar yeşilleniyor, hayvanlar çoğalıyor.

 

İşte bu törenlerde okunmak üzere kralın ve rahibenin veya Tanrının ve Tanrıçanın ağzından birbirlerine karşılıklı söylemeleri için aşk dolu, sevgi dolu, açık saçık şiirler yazılmış ve bunlar bestelenerek şarkı haline getirilmiştir.

 

Sumer bereket kültünü oluşturan bu törenler, bugün "Kutsal Evlenme Törenleri" olarak nitelendirilmiştir.

 

Bu bereket kültünün İsa'nın zamanına kadar, hatta daha geç zamanlara kadar sürdüğü anlaşılıyor. İşte bu yüzden Tevrat'tan birçok dinle ilgili olmayan konu çıkarıldığı halde, bu şiirler bırakımış olmalı. Bu törenlerin Süleyman zamanında büyük bir ihtişamla devam ettiği, şiirlerin ona ait olarak gösterilmesi ile kanıtlanabilir.

 

Sumer ve Tevrat şiirlerinden bazı bölümleri karşılaştıralım: İstanbul Arkeoloji Müzesi arşivinde bulunan ve bir rahibe tarafından Kral Şusin'e söylenmek üzere yazılmış bir şiirden bölümler:

 

"Güvey kalbimin sevgilisi,

 

Senin neşen hoştur, bal tatlısı!

 

Arslan! Kalbimin sevgilisi,

 

Senin neşen hoştur, bal tatlısı!

 

Beni büyüledin, karşında titreyerek durayım!

 

Güvey! Senin tarafından yatak odasına götürüleyim!

 

Beni büyüledin, karşında titreyerek durayım,

 

Arslan! Senin tarafından yatak odasına götürüleyim.

 

Güvey seni okşayayım!

 

Yatak odasında bal dolu,

 

Senin güzelliğinle neşelenelim,

 

Arslan! Seni okşayayım!"

 

Tevrat: Neşideler Neşidesi, bap 1:2-4:

 

"Beni kendi ağzının öpüşleriyle öpsün:

 

Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir.

 

Kokuca ıtırın ne güzel;

 

Senin adın kabından dökülen ıtır gibidir,

 

Bundan ötürü seni kızlar seviyor.

 

Beni kendine çek, biz senin ardınca koşarız,

 

Kral beni iç odalarına götürdü

 

Seninle biz ferahlanıp seviniriz,

 

Senin okşamalarını şaraptan ziyade anarız,

 

Seni sevmekte onların hakkı var."

 

Bap 4:9-11:

 

"Kaptın gönlümü, kız kardeşim, yavuklum!

 

Gözlerinin bir bakışı ile,

 

Gerdanının tek zinciri ile gönlümü kaptın.

 

Okşamaların ne güzel, kız kardeşim, yavuklum!

 

Şaraptan ne kadar hoştur okşamaların,

 

Itırın güzel kokusu da her çeşit baharattan! .

 

Ey yavuklum! Bal damlatır dudakların."

 

(Sumer'de Tanrı Dumuzi, İnanna'ya "kız kardeşim" der.)

 

Bap 3:11:

 

"Ey Sion kızları! Çıkın, Kral Süleyman'ı taç ile görün,

 

O taç ki, onun düğünü gününde ve yüreğinin sevinci gününde,

 

Anası onun başına giydirmişti."

 

Bu satırlar, kutsal evlenme törenlerinin Kral Süleyman zamanında devam ettiğini kanıtlıyor. Tevrat'a göre Süleyman'ın her dinden 700 karısı varmış ve onların dinlerini de Süleyman sürdürürmüş.

 

Bap 2:10-12:

 

"Sevgilim cevap verdi ve bana dedi: Sevgilim, güzelim, kalk da gel.

 

Çünkü, işte, kış geçti:

 

Yağmurlar geçip gitti;

 

Yerde çiçekler göıünüyor;

 

Terennüm vakti geldi."

 

Bu satırlar da kutsal evlenme töreninin baharda yapıldığını anlatmaktadır.

 

Bap 6:10:

 

"Bakışı seher gibi,

 

Ay gibi güzel,

 

Güneş gibi temiz,

 

Sancak açmış ordu gibi korkunç,

 

Bu kadın kim?"

 

Bu satırlar da Tanrıça İnanna'nın niteliklerine uymaktadır.

 

Bap 2: 5-6:

 

"Kuru üzümle bana kuvvet verin, elma ile beni canlandırın,

 

Çünkü aşk hastasıyım ben.

 

Sol eli başımın altında olsun,

 

Sağı da beni kucaklasın."

 

Sumerce'de buna paralel olan satırlar:

 

"Sevgilim, kalbinin adamı,

 

Sağ elini vulvama koydun,

 

Sol elin başımı okşadı,

 

Ağzını ağzıma dayadın,

 

Dudaklarımı başına bastırdın."

 

Göıüldüğü gibi, birkaç Sumer şiirinde bile paralellikler bulunuyor. Kuşkusuz bunlar gibi pek çok şiir vardı Sumer'de. Fakat bunlann büyük kısmı hâlâ toprak altında olmalı. Belki bazı müzeler ve koleksiyonlarda da henüz okunmayanlar vardır.

 

Sumer Aşk Tanrıçası İnanna; Akadlarda İştar, İsrail'de Astarta, Yunanlılarda Afrodit, Romalılarda Venüs adı altında saygı görmüş ve varlığını sürdürmüştür.

 

Bugün de İsa'nın annesi Meryem'e, İnanna'ya ait nitelikler yakıştırılıyor. O da İnanna gibi, göğün hâkimesi, sosyal adaletin savunucusu, fakirlerin, ezilenlerin koruyucusu sayılıyor. Bazı çevrelerde Tanrıça seviyesine getirildiğinden, oğlundan daha çok ona tapıldığından; annelerin, savaşanlann, üzüntü çeken ailelerin yardım için ona dua ettiklerinden söz ediliyor. (The Search of Mary, Richard N. Ostling, Handmaid or Feminist, The Time, Aralık 1991, s.52-56.)

 

İsa'nın durumu da Dumuzi ye benziyor. Damuzi'nin dövülerek, eziyet edilerek yeraltına götürülüşü, tekrar yeryüzüne çıkışı, İsa'ya yapılanlar ve her yıl yeryüzüne çıktığı düşüncesi, Dumuzi'nin serüvenini andırıyor.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Gılgameş destanı ve Nuh Tufanı September 20 2003, 9:59 AM 

 

Utnapiştim ona, Gılgamış'a dedi:

 

"Gılgamış, sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim: Şurippak (103), senin bildiğin bir kent, Fırat'ın kıyısındadır. Bu kent çok eskiden varken, tanrılar bu kentin yanındaydılar. Tanrıların aklına bir tufan yapmak geldi. Bunların babaları soylu Anu, hükümdarları yiğit Enlil, büyük vezirleri Ninurta, su yolcuları Ennagi ve Bilge Ea da onların toplantısında yer aldı. Ea, tanrıların verdikleri kararı, kamıştan bir çite anlattı:

 

"Kamış çit, kamış çit! Duvar, duvar! Kamış çit dinle, duvar anımsa (104)! Şurippaklı Ubar-Tutu'nun (105) oğlu (106), evi sök. Bir gemi yap. Serveti bırak. Yaşamı ara! Mülkten nefret et! Canını kurtar! Canlı yaratıkların her türünden geminin içine yükle. Yapacağın geminin her yanı uyumlu bir ölçüde olsun. Onun eni ve boyu bir ölçüde olsun. Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur."

 

'Küçük yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı. Güçlü erkekler gemiye yedek kereste getiriyorlardı. Beşinci günde geminin kaburgasını oluşturdum. Geminin temeli (omurgası) bir iku (108) genişliğindeydi. Kenarları (küpeştesi) iki kez on kamış (109) yüksekliğindeydi. Üst güvertesi de alt güverteye tümüyle eşitti. Bunun da her yanı, iki kez on kamış uzunluğundaydı. Bundan sonra geminin dış yüzünü (bordasını) hazırladım ve onları boyadım. Gemiyi altı katlı yaptım. Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölüme ayırdım, ambarını da dokuza böldüm. Ortasına da su kazıkları çaktım (110). Güzel kürek seçtim. Ve geminin yedeklerini ambara koydum. Eritmek için kazana 21600 ...... zift döktüm (111). Bunun yarısını saf zift olarak gemiye sakladım. Tekneciler, gemiye 10800 şırlık (112) getirdiler. Bunun üçte biri peksimet kızartmak için harcandı; üçte ikisini de gemici sakladı. İşçilere çok sığır kestim. Ve her gün koyun boğazladım. Ustalara, ırmak suyu gibi bira, rakı, şırlık ve şarap akıtıldı. Bunlar, Nevruz bayramına benzer bir bayram kutladılar. Ustayı yağlamak için kendi elimi de bulaştırdım. Gemi yedinci günde tamam oldu. Gemiyi kızaktan indirmek güç oldu. Çünkü, geminin üçte ikisi suya girinceye dek, onu, kızak üzerinde aşağıdan ve yukarıdan itmek zorunluğu vardı.

 

Elime geçen her şeyi içine yükledim. Elime geçen her gümüşü içine yükledim. Elime geçen her altını içine yükledim.

 

Bütün soyumu, sopumu ve kavmimi gemiye bindirdim. Yazının yabanıl, yazının evcil hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım.'

 

'Fırtına ve tufan, altı gün, yedi geceyi geçti. Fırtına yurdu silip süpürüyordu. Artık yedinci gün gelince tufan fırtınası savaşımı durdurdu.'

 

 

'Yedinci gün gelince, dışarı bir güvercin çıkarıp uçurdum. Güvercin gitti, geldi. Onca konacak bir yer belli olmayınca geri döndü.'

 

Bu Destanın tam metni için;

 

C:\Documents and Settings\ismet\Local Settings\Temp\Geçici Dizin 1 (GilgamisDestani[1].zip için)\GilgamisDestani.htm

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Yaratılış September 20 2003, 10:05 AM 

 

Sumer efsanesine göre evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük uçsuz bucaksız bir su vardı. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarıyor. Oğlu Hava Tanrısı Enlil, onu ikiye ayırıyor. Üstü gök oluyor, Gök Tanrısı onu alıyor, yer olan altı da Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının oluyor. Bilgelik Tanrısı ile Hava Tanrısı yeri bitkiler, ağaçlar, sularla donatıyor. Hayvanlar yaratılıyor ve hepsini idare edecek Tanrılar meydana getiriliyor (27)

Tevrat Tekvin 1:2-9.

 

"Suların yüzü üzerinde Allahın ruhu hareket ediyordu: Allah 'suların ortasında kubbe olsun, suları ayırsın' dedi ve Allah kubbeyi yaptı. Altta olan suyu üstte olan sudan ayırdı ve Allah kubbeye 'gök' ve alttaki kuru toprağa 'yer' dedi."

 

Bundan sonra yerin, bitkiler ve hayvanlarla donatımı geliyor. Enbiyâ Suresi, ayet 30:

 

"Gökler ve yer yapışık iken onlan ayırdığımızı, bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi?"

 

Burada Sumer ve Tevrat hikâyesi birbirine çok yakın. Kurân da çok yüzeysel. Fakat ana fıkir, gök ve yerin başlangıçta bitişik olması, bunlann sudan çıkması aynı. Kuran'da da aynen Tevratta olduğu gibi "altı gün" yer alıyor.(28).

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 İnsanın yaratılışı September 20 2003, 10:07 AM 

 

Sumer'de: Tanrılar, özellikle dişi Tanrılar çoğalmaya başlayınca işlerin çokluğundan, yiyeceklerini hazırlamanın zorluğundan yakınıyorlar ve bütün Tanrıları var eden Deniz Tanrıçası Nammu'ya bir çare bulması için yalvarıyorlar. O da Bilgelik Tanrısına bilgeliğini ve marifetini göstermesini söylüyor. Bilgelik Tanrısı yumuşak kilden şekiller yapıyor ve Tanrıçaya sesleniyor: (29)

 

"Ey annem! Adını vereceğin yaratık oldu,/Onun üzerine Tanrılann görüntüsünü koy (30),/Dipsiz suyun çamurunu karıştır,/Kol ve bacakları meydana getir./Ey annem! Yeni doğanın kaderini söyle!/İşte o bir insan!"

 

Bu iş esnasında bütün Tanrıların annesi, Yer Tanrıçası, Doğum Tanrıçası ve Bilgelik Tanrısı olmak üzere 4 Tanrı birlikte bulunuyorlar. Tevrat Tekvin 2-7: "Rab Allah yerin toprağından adamı yaptı ve onun yüzüne hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu."

 

Tevrat'ta insanın yaratılışı iki türlü anlatılmış:

 

Tekvin bap 1: 26:

 

"Allah yeri, göğü, yıldızlan, bitkileri hayvanları yarattıktan sonra Allah dedi: 'Suretimizde benzeyişimize göre insan yapalım! O yeryüzünde her şeye hâkim olsun.' Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı ve onları erkek ve dişi olarak yarattı."

 

Böylece yaratılmanın son günü; 6. gün bitiyor. Talmud'a göre bu ilk Adem'le birlikte yaratılan kadının adı Lilith'dir. Bu kadın kendini Adem'le eşit görüp, onun sözünü dinlememiş ve bir dişi cin olmuş, erkeklere sataşmaya başlamış. Yakaladığı bir erkeği bırakmazmış. Özellikle ayın yedinci günü erkekler için büyük tehlike imiş. Bu Lilith, Sumer Aşk Tanrıçası İnanna'nın ağacına yuva yapıp onu kestirmeyen bir cinin adı. (Bkz. Hartmut Schmökel, Das Land Sumer, Stuttgart, 1962, s.141.)

 

Allah daha sonra Adem'i topraktan, karısını da kaburgasından yaratıyor. Görüldüğü gibi Tevrat'ta insan altıncı günde erkek ve dişi olarak yaratıldığı halde, tekrar erkek çamurdan, kadın onun kaburgasindan yaratılıyor.

 

Tevrat'ta birbirinden ayrı iki yaratılış efsanesini özetleyecek olursak (Tekvin, Bap 1:31): Yaratılış altı günde oluyor. Birinci günde Tanrı gökleri ve yeri yaratıyor, gece ve gündüzü meydana getiriyor. İkinci gün, suları ayıran bir kubbe yapıyor ve bu kubbeye, Tanrı, Gök diyor..

 

Üçüncü gün, suların altından toprağı çıkarıyor, ona, yer diyor. Suları bir yere toplayarak onlara deniz diyor. Yerden ağaçlar, bitkiler çıkartıyor. Dördüncü gün, gökkubbesinde güneş, ay ve yıldızları yapıyor. (Halbuki birinci günde gök ve yer yaratılmış, gece ve gündüz güneş ve ay'sız meydana gelmiş, hatta ikinci günde bitkiler ve ağaçlar bile çıkmıştı.) Beşinci gün, suda yaşayam hayvanlarla kuşlar yaratılıyor. Altıncı gün sığırlar, sürüngenler, yerde yaşayan bütün hayvanlar yaratılıyor. Yaratılan bütün hayvanlara egemen olması için Tanrı, insanı kendi görünüşünde ve erkek, dişi olarak yaratıyor. Ve onlara, "Çoğalın!" diyor. Böylece, altıncı günde yaratma bitiyor. Yedinci gün Tanrı dinleniyor.

 

Bap 2:4'ten itibaren, yaratma değişik olarak anlatılıyor. Yukarıda, her türlü bitki ve insan çift olarak yaratıldığı halde, burada yağmur henüz yağmadığı için, bir kır otu ve fıdanı yoktu, deniyor. Yerden bir buğu yükseliyor ve Tanrı yerin toprağından Adam'ı yapıp hayat nefesini üflüyor. Ve Adam; yaşayan can oluyor. Bundan sonra, Tanrı, doğuda Aden'de bir bahçe yapıyor, Adam'ı oraya koyuyor ve o yalnız kalmasın diye, kaburgasından kadını yaratıyor. Bu gösteriyor ki, bu hikâye iki ayrı kaynaktan alınmış. İkincisi Sumerlilere dayanıyor. İlginç olanı, Babilliler daha sonra yaşamış olmalarına rağmen, onların yaratılış efsanesinden iz olmaması.

 

Kuran'da insanın yaratılışı çeşitli surelerde değişik tarzda geçiyor: Mü'minun Suresi, ayet 12:

 

"İnsanı süzme çamurdan yarattık."

 

Rahman Suresi, ayet 14:

 

"Allah insanı pişmiş çamura benzeyen balçıktan yarattı." Âli İmran Suresi, ayet 19:

 

"Allah'ın nezdinde İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı."

 

Secde Suresi, ayet 7:

 

"O ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır."

 

En'âm Suresi, ayet 2:

 

"Çünkü bizi çamurdan yaratan, ölüm zamanını takdir eden ancak odur."

 

Hâcc Suresi, ayet 5:

 

"Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada, Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde nasıl da değişiklikler gösteriyor)

 

Hicr Suresi, ayet 26:

 

"Ant olsun ki, biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş cıvık bir balçıktan yarattık."

 

Bu ayetin diğer bir çevirisi de; "Ant olsun ki, insanı balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık."

 

Ayet 27-28:

 

"Rabbin meleklere, 'Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım, onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın' demişti."

 

Ayet 30-31:

 

"Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. Allah, 'Ey İblis! Seni secde edenlerle beraber olmakta alıkoyan nedir?' dedi."

 

Ayet 33:

 

"'Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem' dedi."

 

Ayet 34:

 

"'Öyle ise defol oradan sen artık kovulmuş birisin, doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır dedi." (Bu ayetlerde de görüldüğü gibi, şeytan aslında bir melek, ama 'itaatsiz' bir melek.)

 

Görüldüğü gibi her üç dinde de insan çamurdan yaratılmış. Fakat Sumer'de insanın yaratılma nedeni ve nasıl yaratıldığı aynntılı olarak anlatılmış.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Havva September 20 2003, 10:13 AM 

 

Tevrat,Tekvin(genesis)'de "tüm canlıların anası" diye nitelendirilen ve adem'in kaburga kemiklerinin birinden yaratıldığı varsayılan kadın. havva'ya can verirken, erkek anotomisinin neden böyle tuhaf bir parçasının seçilmiş olduğu biraz kafa karıştırıcıdır.

 

Burada "kaburga kemiği" konusunda bir ek yapmak gerek. christopher witcombe'ın bir yazısından okuduğum kadarıyla, sümer dilinde kaburga kemiği can veren anlamı da taşıyormuş ve eski mezopotamya'da enki'nin hasta kaburgasını iyileştirmek için, nimhursag tarafından "kaburga kemiği kadını" ve "can veren kadın" olarak geçen ninti adında bir tanrıça yaratılmış. fakat daha sonra, kaburga kemiği ve yaşam arasındaki bu bağlantı incil'de kopmuş çünkü ibranice'de bu iki sözcüğün kökeni birbirleriyle ilişkisiz.

 

 

Sumer yaratılış mitinde geçen ve kahramanları enki,ninhursag ve ninti olan hikayeye göre dilmun denen bahçede yaşayan yer tanrısı enki, ana tanrıça ninhursag’ın yarattığı sekiz meyveyi izinsiz olarak yer ve her yediği meyve için vücudunda bir yarayla cezalandırılır. ninhursag enki’yi affettiğinde de her yara için bir tanrıça yaratır ve bunlarla yaraları iyileştirir. temel kahramanlardan ninti de enki’nin omurgasında beliren yarayı iyileştiren ilacın adıdır.

 

“Hayat veren” ve ”omurganın kadını” anlamlarına gelen ninti bu noktada bize genesis’teki Havva’nın omurgadan yaratılışı kısmıyla hoş bir benzerlik sunmaktadır.

 

Yaratılış efsanesine göre Havva ,Allah tarafından Adem’in omurgasından yaratılmıştır, fakat bu organın neden omurga olduğu konusunda herhangi bir açıklama yoktur. Oysa ibranice'de de Havva’nın anlamının tıpkı sumer efsanesinde olduğu gibi “hayat veren” olduğunu görünce ve yahudilikten de öncesinden gelen binlerce yıllık kil tabletlerin tanıklığına da dayanarak diyebiliriz ki kadının omurga’dan yaratılışı da sumer temeline dayanmaktadır.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:30 AM 

 

Örnekleri burada sonlandırıyorum.

 

Sümer,Tevrat ve Kuran metinleri arasındaki benzerlikler oldukça güçlü.

 

Sümer metinlerinin İlahi Vahiy ile yazdırılması pek mümkün görünmüyor.

 

Tek Tanrı'nın,çok Tanrılı metinler vahyetmesi düşünülemez,zaten Sümer metinlerinde vahiy iddiası yok,Tanrıları ile birebir konuşuyorlar.

 

Bu buluntular ve çalışmalar henüz çok yeni,bir yüzyıldan fazla geriye gitmiyor.

 

Ve yeni buluntular ile,ufkumuz daha da değişebilir.

 

İstanbul'da yaşayanlar için Arkeoloji müzesine giderek bizzat bu tabletleri ve metinleri incelemek gibi bir şans mevcut.

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.146 DEHA September 20 2003, 10:45 AM 

 

Turan Dursun'un aktarış şekline mi bakayım. Yoksa kendim bizzat okuduğuma mı bakayım. Ben Bediuzzamanın butun eserlerini defaatle okudum. Onun peygamberlik iddiasında bulunduğunu söylemek için megalomanyak olmak lazım. Kendine makam verdiğine dair iddiaları kendisi bizzat defaatle cevaplamıştır. O verdiğiniz örneklerin hepsinin eserlerinde nasıl geçtiğini çok iyi biliyorum, ve hepsi son derece sağlıklı iddialar.

 

Çürütülemeyen delil dedim ama delildir bahsettiklerim. Bunu anlamak için az bir dikkat ve akl-ı selimle düşünmek yeterlidir. Siz beni ne kadar mantıksız görüyorsanız inanın ben sizi bin kat daha mantıksız görüyorum. Saf müslüman olduğum iddiasını sonuna kadar reddederim. Her neyse, sizinle anlaşamayacağımız açık. Sizi kendi halinize bırakmak belki en doğrusu... Son olarak şunu derim ki Allah'ın olmadığından bu kadar emin olmayın.

Naneyi yersiniz!

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 20 2003, 1:29 PM 

 

'Turan Dursun'un aktarış şekline mi bakayım. Yoksa kendim bizzat okuduğuma mı bakayım. Ben Bediuzzamanın butun eserlerini defaatle okudum.'

 

Turan Dursun'un yanlış aktardığını iddia ediyorsanız,Turan Dursun'un kitabın arkasına eklediği ve Said-i Nursi tarafından yazılan arapça metinlerin fotokopilerini buraya aktaralım ve siz bize yanlışları gösterin.

 

 

'Onun peygamberlik iddiasında bulunduğunu söylemek için megalomanyak olmak lazım.'

 

Megalomanyak tanımı bu değil sanırım karıştırmışsınız.

Megalomanyak,kendini büyük görme hastalığına sahip kişiye denir,Said-i Nursi'nin peygamberlik iddiasında olduğunu söyleyene değil.

 

Yukarıda aktardığım yazıda,Said-i Nursi 10 yaşında kendinde bir övünme olduğunu,kendini büyük gördüğünü söylüyor,bunun nedeninin de kendisine aktarıldığını söylüyor.

 

Aktaran kim?Vahiy mi alıyor?

Vahiy alana Peygamber diyebilirmiyiz?

 

 

' O verdiğiniz örneklerin hepsinin eserlerinde nasıl geçtiğini çok iyi biliyorum, ve hepsi son derece sağlıklı iddialar.'

 

Benim buna inanmam için sizin bu bildiklerinizi burada açıkça göstermeniz gerekiyor.

 

 

'Çürütülemeyen delil dedim ama delildir bahsettiklerim. Bunu anlamak için az bir dikkat ve akl-ı selimle düşünmek yeterlidir.'

 

Siz de 'Bugün yağmur yağacak veya yağmayacak' ifadesini çürütmeyi deneyin.

 

Yanlışlanamayacak önermelerin Bilim de yeri yoktur.

 

 

'Siz beni ne kadar mantıksız görüyorsanız inanın ben sizi bin kat daha mantıksız görüyorum.'

 

Ben sizi mantıksız görmüyorum,gayet düzgün şeyler söylüyorsunuz,fakat bazı hususlarda iman gözünüzü kör ediyor.

Bu sadece sizin veya Müslümanların sorunu değil.

Gelişmiş ülkelerde,çok yüksek derecede eğitimli insanlar,sapık tarikatlara girip topluca intihar da edebiliyor.Şeytana tapan da çıkıyor vs vs.

Bu konu çok farklı.

 

 

'Saf müslüman olduğum iddiasını sonuna kadar reddederim.'

 

Benim böyle bir iddiam olmadı.

 

Turan Dursun ki,o zaman(1971'de) samimim bir müslüman olarak,Said-i Nursi'nin,dinine zarar verdiğini düşünüyor ve saf tabir ettiği müslümanları uyarmak için bu kitabı yazıyor.

 

 

'Her neyse, sizinle anlaşamayacağımız açık. Sizi kendi halinize bırakmak belki en doğrusu... Son olarak şunu derim ki Allah'ın olmadığından bu kadar emin olmayın.

Naneyi yersiniz!'

 

Tamam ben emin olmayayım ama siz de tersinden ve benim naneyi yiyeceğimden ne kadar emin gözüktüğünüzü bir sorgulayın isterseniz.

 

Buna benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda etti.

 

Nedir bu Aklın yetmediği yerde başlayan?

 

 

  

 

Kitapsever

(no login)

213.243.30.11 Cehennemle tehdit... September 20 2003, 7:49 PM 

 

"Buna benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda etti.

Nedir bu Aklın yetmediği yerde başlayan?"

 

Cehennemle tehdit etmek tamamen Kuran'la uyumlu bir yaklaşım.

Kuran'ın başlıca yöntemi azapla korkutmaktır. Müslümanlar bu yöntemi kullanmayı pek sevmiyorlar, çünkü rahatsızlık yaratıyor ve tepkilere neden oluyor. Müslümanlar Kuran'ın azapla korkutma yöntemini beğenmiyorlar.

Said Nursi eserlerinde Kuran'ın yapamadığını yapıyor, akla hitap etmeye ve böylece ikna ederek inandırmaya çalışıyor. Bu konuda da Kuran'dan ilerde...

 

 

  

 

ayetullah

(Login ayetullah)

81.212.103.180 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 8:15 PM 

 

şu said efendi üzerine söylediğiniz laflar canımı sıkmaya başladı

 

cehennem ateşini odun hamallarıyla beslemekten daha zekice olabilir ama güneşe kainatın lambası demekte ne büyük mantık var ya

 

adamı deli etmeyin allah aşkına

 

 

  

 

Kitapsever

(no login)

213.243.30.11 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 8:45 PM 

 

Sn. Ayetullah

 

"...akla hitap etmeye ve böylece ikna ederek inandırmaya çalışıyor."

 

Dikkat ettiyseniz, "çalışıyor" diyorum.

"...akla hitap ediyor ve böylece ikna ederek inandırıyor." değil.

Kendi çapında birşeyler yapmaya "çalışıyor" ve bu yaptıkları Kuran'dan kesinlikle üstün.

Ama Kuran'ı referans aldığı için de en az onun kadar geri...

 

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.15.77 deha September 20 2003, 8:50 PM 

 

Vahiy sırasını bildiğim için indiriliş sırasına göre yazılmış bir Kurana

ihtiyacım yok

Aynı kitaptan geleneksel sıraya göre yada vahiy sırasına göre Kuranı

okuyabilirim.

Anlayacağınız bizim eve lazım değil )

İster vahiy sırasına ister geleneksel sıraya göre okuyun, ne Kuranın size

anlattığı nede dini uygulama biçiminiz değişmez.Bu noktadan yola çıkarak

vahiy sırasının değiştirilmesinin Kuranın tahrifi manasına gelmediğini

rahatlıkla söyleyebilirim.

 

Ben size geleneksel sıranın oluşmasının sebebini yazdım.Sizde zahmet

ediverip araştırın.

 

Yukarıda attığınız iletilerde Tevrat ile sümer yazıtları arasındaki

benzerlikten yola çıkarak Kuran insan yapısıdır diyorsunuz.Aynı benzerlikten

yola çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size hatırlatmak

isterim.Dolayısıyla Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak

için uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran kul

yapısıdır" sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi" sonucuda

çıkabiliyor.

 

Mesela siz Hacc suresi 5.ayetinin mealinin ardına açtığınız parantezin

içinde yaptığınız yanlış yorumla -ki bunun neticesi olarak Kuranda çelişki

var diyorsunuz-yorumun sonucu nasıl etkilediğine en iyi örneği teşkil

ediyorsunuz.Aynı ayeti ben yorumlayayım şimdi...

 

*Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış

kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,

Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde

nasıl da değişiklikler gösteriyor)

* Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne

* Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek

tarafından üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)

* Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden

sonraki evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)

* Hilkati belirsiz et parçası : Cenin

 

Şimdi siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu

sırayı bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???

Ayrıca bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı

düşünüyorum ??

 

Saygılarımla...

 

 

  

 

ayetullah

(Login ayetullah)

81.212.103.72 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:03 PM 

 

burnuma dingil kokusu geliyor

 

neyse, deha kardeş çok sabırlı ve mübarek bir insan. kesinlikle pedagoji uzmanı

 

bu dingille de ilgilenecektir

 

  

 

yuri

(no login)

81.212.14.123 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:58 PM 

 

Sevgili DEHA bey

 

1.Kuran ayetleri vahiy yontemi ile belirli bir sirada indi dogru mu ? .....

Evet ... (Hepsi pit diye inemezdi buyuk ihtimalle e-mail olarak degil mi)

2. Kuran yazilarak derlenirken inis sirasina uyulmadi sira bu olmaliydi

diyorsunuz. ... (Bu sizin sahsi gorusunuz, yanlis mi?)

3. Ben Allah katindan gelen bilgilerde bir sira bahsine rastlamadim. ..

(Yani vahiylerde sira su olsun diye bir bilgi yok) ..(Hz. Muhammedin de

boyle bi sozu yok, di mi ?)

4. Zannimca siz bu sira bahsini kisisel takinti haline getirmissiniz.

...(Haksiz miyim ?)..

 

Bir de birsey rica ediyorum. Cesitli kaynaklardan copy-paste yontemi ile

yaptiginiz alintilari okumaya calisiyorum. Fakat o kadar uzunlar ki, sonunu

getirmekte zorlaniyorum. Acaba rica etsem siz bunlari bizim yerimize okuyup

bize baskalarinin sozlerini degil de sadece KENDI FIKIRLERINIZI aktarabilir

misiniz ? Haddim olmayarak rica ediyorum, kusura bakmayiniz.

 

sevgiler ...

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 11:24 PM 

 

Yuri kardes;

Bu konuya ben de kisaca degineyim.. Ama once DEHA hakkindan bir gercegi soylemeden duramayacagim. Bazi konulari copy-paste etmek zorunda kalabilir ama, okuduklarinizin cogunu DEHA'nin kendisi uzun uzun yazmistir.. Kendisi biraz kelime gevezesidir.. Uzun yazmayi sever. Bilgisayarinda onlari tutuyordur. Copy-paste ettikleri yine kendi yazilaridir.. Buna eminim.. Ben de kisa yazmasini yeglerim aslinda ve ben kisa yazmaya calisirim..

 

Kur'an'in inme sirasina gelince.. Buna kronolojik sira diyebilir miyiz? Yani ayetlerin inme sirasi..

Kur'an surelerinin uzunluguna gore sira izleyen bir kitaptir.. Ilk sure disindakiler uzunluklarina gore edit edilmisler, yani bir araya getirilmislerdir. Bunun kimin karari oldugunu bilmiyorum. Belki de buna Zeyd karar vermistir.. Kimbilir.. Belki ona da Allah'dan bir vahiy inmis olabilir..

 

Kur'an'i kronolojik olarak edit etmeye tesebbus edenler olmustur..

Kim midir buna tesebbus edenler?

Kim olacak.. Gavurlar, zindiklar..

Noldeke, Grimme, Rodwell ve Bell gavurlari.. keh keeeh kehhhhhhh

 

Bu kafirlerin Kur'an'ini inceleyen diger kafirlerin ve Musluman skolarlarin vardigi sonuc sudur;

 

Bazi sureleri parcalamadan, kronolojik bir sira izleyerek Kur'an'i yeni bir edisyona tabi tutmak olanaksizdir. Cunku Mekke ve Medine'de inen ayetler surelerin bolunmesine neden olmaktadir. Ayni surede yer alan bazi ayetler Mekke doneminde, digerleri ise Medine doneminde inmislerdir..

 

Selam

 

HACI..

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.44 Ataman September 21 2003, 1:48 AM 

 

'Aynı kitaptan geleneksel sıraya göre yada vahiy sırasına göre Kuranı

okuyabilirim.'

 

Buna inanmak oldukça zor ancak sanal ortamda aksini ispat mümkün olmadığından yorum yapmayacağım.

 

 

'İster vahiy sırasına ister geleneksel sıraya göre okuyun, ne Kuranın size

anlattığı nede dini uygulama biçiminiz değişmez.Bu noktadan yola çıkarak

vahiy sırasının değiştirilmesinin Kuranın tahrifi manasına gelmediğini

rahatlıkla söyleyebilirim.'

 

 

Çok şey değişir,Kuranın ilahi vahiy olmadığı ortaya çıkar.

Ebu Leheb ve Ebu cehil başlıklı yazılarıma bakınız.

 

Daha Kuran'ın 6.Sure ve 151.ayetinde Ebu Leheb'i cehennemlik ilan etmek başka bir şeydir,

Bunu 111. sure ve son 30 ayette göstermek başka şeydir.

Kuran daha inmeden bir adamın cehennemlik olduğunu söylemek ile Kuran tamamlandıktan sonra söylemek çok farklıdır.

 

Daha 2. sure ve 34. ayette Ebu Cehil'in 'Eskilerin masalları' demesi başka şeydir,68.sure de söylemesi başka şeydir.Ortada Kuran henüz yok ve eskilerin masallarını anımsatan bir kıssa falan yokken,Ebu Cehil nasıl olur da 'Bunlar eskilerin masalları'diyebilir?

 

Örnekler çoğaltılabilir.

 

Bir Allah var ve vahiy indiriyor bunu da 23 senede yapıyor,zamanı ve yerine göre sırası ile bir tebliğ yapıyor şimdi sen Allahın 20 sene sonra vahyettiğini al ve en başa koy,bu olacak iş mi?

O Ayet en başa konacak olsa idi,zaten Allah onu 20 sene önce vahyederdi.

 

Kendisine vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez buna cüret bile edemez.

 

Eğer bu kitap tüm insanların okuması için Allah tarafından gönderiliyorsa,insanlar neden Allahın gönderdiğinin karıştırılmış halini okusun?

 

Allah bir vahiy indirse,bunun sırasını belirlemek için yetkiyi başkasına mı verecek?veya buna müsaade mi edecek?

 

Kutsal sayılan bir metin üzerinde bu denli oynamaya cüret edebilecek tek kişi,ancak onun ilahi vahiy olmadığını bilen kişi olabilir!

 

 

'Ben size geleneksel sıranın oluşmasının sebebini yazdım.Sizde zahmet

ediverip araştırın.'

 

Hafızanız sizi yanıltıyor,böyle bir şey yazmadınız,varsa bilginiz açıkça yazınız,bir şey yazamayacaksınız.

 

 

'Aynı benzerlikten

yola çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size hatırlatmak

isterim.'

 

Ne alaka ?

Kuru sıkı gibi geldi bana!

 

 

'Dolayısıyla Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak

için uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran kul

yapısıdır" sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi" sonucuda

çıkabiliyor.'

 

Uzatmıyacağım,bu verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!

İtirazı olan varsa denesin !

 

 

'Mesela siz Hacc suresi 5.ayetinin mealinin ardına açtığınız parantezin

içinde yaptığınız yanlış yorumla -ki bunun neticesi olarak Kuranda çelişki

var diyorsunuz'

 

Benim böyle bir şeyi nerede yaptığımı örneklemenizi rica ediyorum!

Hafızanız sizi oldukça fazla yanıltıyor!

 

Siz bu hafızayla Kuranı iniş sırasına göre nasıl okuyorsunuz acaba?

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.44 Yuri September 21 2003, 2:02 AM 

 

''1.Kuran ayetleri vahiy yontemi ile belirli bir sirada indi dogru mu ? .....

Evet ... (Hepsi pit diye inemezdi buyuk ihtimalle e-mail olarak degil mi)

2. Kuran yazilarak derlenirken inis sirasina uyulmadi sira bu olmaliydi

diyorsunuz. ... (Bu sizin sahsi gorusunuz, yanlis mi?)

3. Ben Allah katindan gelen bilgilerde bir sira bahsine rastlamadim. ..

(Yani vahiylerde sira su olsun diye bir bilgi yok) ..(Hz. Muhammedin de

boyle bi sozu yok, di mi ?)

4. Zannimca siz bu sira bahsini kisisel takinti haline getirmissiniz.

...(Haksiz miyim ?)..'

 

 

Bu yazılanlar düşünmeden yazılmış,hem sıra ile indi diyorsunuz,hem de sıra bahsi yok falan diyorsunuz!

Ne dediğiniz anlaşılmıyor,yazdıklarınızdan tek anlaşılan bu tespitin bam teline rast geldiği.

 

Eğer ben müslüman olsam bunun hesabını peygamber den sorarım.

 

'Sen sadece aktarıcısın,sen kimsin de Allahın vahiylerini bana başka bir sıra ile aktarıyorsun?

 

O kitap sana değil bana geldi!

Allahın vahyini geldiği gibi öğrenmek istiyorum !'

 

 

 

' Acaba rica etsem siz bunlari bizim yerimize okuyup

bize baskalarinin sozlerini degil de sadece KENDI FIKIRLERINIZI aktarabilir

misiniz ? Haddim olmayarak rica ediyorum, kusura bakmayiniz.'

 

Estağfurullah!

Hem okudum, hemi de yazdım,ama sizin yerinize okuyamam doğrusu,ben onları aktardım isteyen okusun ve fikrini oluştursun,yoksa bana göre şamda kaysı!

Fikrim de belli zikrim de !

 

 

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.15.199 dehaa September 21 2003, 12:54 PM 

 

 

> Buna inanmak oldukça zor ancak sanal ortamda aksini ispat mümkün

> olmadığından yorum yapmayacağım

 

İster inanın ister inanmayın...

 

 

> Çok şey değişir,Kuranın ilahi vahiy olmadığı ortaya çıkar.

> Bir Allah var ve vahiy indiriyor bunu da 23 senede yapıyor,zamanı ve

yerine

> göre sırası ile bir tebliğ yapıyor şimdi sen Allahın 20 sene sonra

> vahyettiğini al ve en başa koy,bu olacak iş mi?

> O Ayet en başa konacak olsa idi,zaten Allah onu 20 sene önce vahyederdi.

> Kendisine vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez

> buna cüret bile edemez.

> Eğer bu kitap tüm insanların okuması için Allah tarafından

> gönderiliyorsa,insanlar neden Allahın gönderdiğinin karıştırılmış halini

> okusun?

> Allah bir vahiy indirse,bunun sırasını belirlemek için yetkiyi başkasına

> verecek?veya buna müsaade mi edecek?

> Kutsal sayılan bir metin üzerinde bu denli oynamaya cüret edebilecek tek

> kişi,ancak onun ilahi vahiy olmadığını bilen kişi olabilir!

 

Bakın arkadaşım işinize gelmediği için bir noktayı durmadan görmezden

geliyorsunuz.Geleneksel sıraya göre Kuran, Hz.muhammedin yani vahiy gelen

elçinin ölümünden sonra oluşmuştur.Dolayısıyla Bu hususla Hz.Muhammedin yani

Kuranı yazdığını iddia ettiğiniz kişinin ilgisi alakası yoktur.Daha iyi

araştırırsanız Hz Ebubekir döemine kadar kuranın tamamının birarada yazılı

olmadığını görürsünüz.

Bu konu ile ilgili size daha fazla bilgi vermek istemiyorum çünkü maksadınız

üzüm yemek değil bağcı dövmek Size Kuran Peygamberin ölümünden sonra o

şekilde sıralandı diyoruz siz hala

> "Kendisine vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez

> buna cüret bile edemez"

demektesiniz.

 

 

> 'Aynı benzerlikten

> yola çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size

hatırlatmak

> isterim.'

>

> Ne alaka ?

> Kuru sıkı gibi geldi bana!

 

Öylemi ??? "Tanrıların arabaları" kitabını bir okuyun isterseniz.O cümlede

belirtilen yorumun doğruluğu değil yapılabilirliğidir.İlk bakışta Danikenin

yazdıklarıda kendi içinde tutarlı geiyor insana...

 

> 'Dolayısıyla Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak

> için uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran

kul

> yapısıdır" sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi" sonucuda

> çıkabiliyor.'

>

> Uzatmıyacağım,bu verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!

> İtirazı olan varsa denesin !

 

Daniken denemiş...

 

> Benim böyle bir şeyi nerede yaptığımı örneklemenizi rica ediyorum!

> Hafızanız sizi oldukça fazla yanıltıyor!

 

*Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra

pıhtılaşmış

kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,

Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde

nasıl da değişiklikler gösteriyor)

 

Parantez içindeki kısım yorum değilde nedir???

Yoksa bunu siz yazmadınızmı??

Bu ayeti ve yorumunuzu bir önceki mesajımda yazdım göremediniz. Ondan önce

kendi mesajınızda yazılı olduğunuda mı inkar edeceksiniz ???

Yoksa şimdi "orada yorum yapmadım"mı diyeceksiniz

 

Şimdi ben size sorayım "Hangimizin hafızası yanılıyor"

 

 

 

 

  

 

ayetullah

(Login ayetullah)

81.212.111.221 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 21 2003, 1:33 PM 

 

çok kesif bir dingil kokusu geliyor burnuma

 

deha kardeş

 

incir ve zeytin üzerine yemin olsun ki sen cennetliksin

 

bu adamların yazılarını okuyup mantıklı cevaplar veriyorsun ya, yeni doğmuş devenin süt dişi üzerine yemin olsun ki seni cennette herbirinde 40 huri bulunan 70.000 köşk bekliyor

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.161.56 ataman September 21 2003, 2:09 PM 

 

Kuran en baştan beri yazılmış ve depolanmıştır,ve devamlı hafızlarca söylenmiştir.Muhammedin sağlığında sıra değişmese,ondan sonrakiler neden ve nasıl değiştirsin?

Velev ki başkası değiştirdi?

Ne farkeder,fail değişir,

ben diyorum ki Kuranı nuzül sırasına göre okursan çok şey farkeder ve ilahi vahiy olmadığı daha çabuk belli olur.

 

 

''Öylemi ??? "Tanrıların arabaları" kitabını bir okuyun isterseniz.''

 

Okuyorum,okuyorum ,önümde kitap,Milliyet yayınları Temmuz 1973 baskısı Sayfa 109 vatikan Müzesi Mısır bölümü Bşk Tulli 3500 yıllık yazı bulmuş orada gökten ateş topu düştüğünü yazıyor.

 

Biz diyoruz göktaşıdır,Daniken diyor Uzay arabası indi !

 

 

'O cümlede

belirtilen yorumun doğruluğu değil yapılabilirliğidir.İlk bakışta Danikenin

yazdıklarıda kendi içinde tutarlı geiyor insana...'

 

O tamamen sizin şahsi komumunuza bağlı!

İnsan bir kere boşinana meyillenmeye görsün!

Kahve falına, Astrolojiye,UFO lara falan da inanırmısınız!

 

 

 

'> Uzatmıyacağım,bu verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!

> İtirazı olan varsa denesin !

 

Daniken denemiş...'

 

Denemiş de ne olmuş?

Bütün dünya tarafından şarlatanlığı ve soytarılığı tescil olmuş.

 

 

 

'Parantez içindeki kısım yorum değilde nedir???

Yoksa bunu siz yazmadınızmı??

Bu ayeti ve yorumunuzu bir önceki mesajımda yazdım göremediniz. Ondan önce

kendi mesajınızda yazılı olduğunuda mı inkar edeceksiniz ???

Yoksa şimdi "orada yorum yapmadım"mı diyeceksiniz'

 

 

Ben bu ayeti nerede yazmışım,örnekle diyorum anlamıyorsun!

Daha açık söyleyelim,bu benim yazdığımı iddia ettiğin yazı her nerede ise,kopyala yapıştır görelim !

 

 

 

 

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.51 Sn Deha September 21 2003, 3:14 PM 

 

“Turan Dursun'un yanlış aktardığını iddia ediyorsanız,Turan Dursun'un kitabın arkasına eklediği ve Said-i Nursi tarafından yazılan arapça metinlerin fotokopilerini buraya aktaralım ve siz bize yanlışları gösterin.”

 

Siz bilirsiniz ama bence gerek yok. Zaten Said Nursi’nin gizlisi saklısı yoktur. Turan Dursun da onları normal neşredilen eserlerinden alıntılamıştır değil mi?

Peki şimdi gelelim iddialarına:

 

 

“Said-i Nursi 10 yaşında kendinde bir övünme olduğunu,kendini büyük gördüğünü söylüyor,bunun nedeninin de kendisine aktarıldığını söylüyor.”

 

Evet muhtelif yerlerde geçer “Kalbe ihtar edildi ki” gibi tabirler. Ama bunlar vahiy değil, ilhamdır. Vahiy ile ilhamın farklarına muhtelif eserlerinde değinmiştir. Isterseniz referans verebilirim.

 

Turan Dursun’un bir alıntısına daha değineceğim:

“Ben Kuranı sözlerimle övmüyorum,sözlerimi Kuranla övüyorum”

 

Bu ifade aynen türkçe geçmiyor. Ama 28. Mektub’un 7. meselesinde şu şekilde geçiyor:

 

“İşte bunun gibi, ben de sesim yetişse, bütün Küre-i Arz'a bağırarak derim ki: Sözler güzeldirler, hakikattırlar; fakat benim değildirler, Kur'an-ı Kerim'in hakaikinden telemmu' etmiş şualardır.

[Ve ma medehtu Muhammedin bimekaleti, velakin medehtu makaletin bimuhammed] düsturuyla derim ki:

[Ve ma medehtul Kur’an bikelimati, ve lakin medehtu kelimati bil Kur’an]

[ Bu Arapça ibarenin manası Turan Dursun’un aktardığına yakın, ama devam ediyor diyor ki:]

yani: "Kur'anın hakaik-i i'cazını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; belki Kur'anın güzel hakikatları, benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi." Mâdem böyledir; hakaik-i Kur'anın güzelliği namına, Sözler namındaki âyinelerinin güzelliklerini ve o âyinedarlığa terettüb eden inayat-ı İlâhiyeyi izhar etmek, makbul bir tahdis-i nimettir.”

 

 

Evet, Bediuzzaman kendisi son derece tevazu sahibidir. Kendisini daima kusurlu bir hadim olarak görmüştür. Ama Risale-i Nur hakkında çok medhedici sözler söylemiştir. Kendisini üzümün kuru dalına, eserleri ise sulu ve tatlı üzüme benzetmiştir. Bunu eserlerini okuyan ve yazılarından onu tanıyan herkes görür. Risale-i Nur’u medhetmesinin sebeplerini, ve Risale-i Nur’un ilham ile ve Allah’ın inayetiyle yazıldığının isbatını, 28. Mektub’un 7.Meselesinde çok makul bir şekilde beyan etmiştir. Dilerseniz bakabilirsiniz. Google’da “Yirmisekizinci Mektub” diye ararsanız linkler karşınıza çıkacaktır.

 

Kur’an’ın Risale-i Nur’a işaret etmesi meselesine gelince, bunu da kendisi çok makul bir şekilde izah etmiştir. Kur’an direk ona kasdediyor demiyor. Kur’an’ın her bir ayetinin sarih manasından başka işari pek çok manaları da vardır. “Şu ayetlerin işarî manalarından birisi de Risale-i Nur’dur” diyor. Bunu da eski zamandan beri kabul gören, peygamberimizin de tasdik ettiği cifir hesabıyla gösteriyor. Kur’an’ın neden Risale-i Nur’a işaret ettiğini sizin anlamanız pek mümkün değil ama onunla imanını kurtaran binlerce insan gayet makul görüyor.

 

 

“Ben sizi mantıksız görmüyorum,gayet düzgün şeyler söylüyorsunuz,fakat bazı hususlarda iman gözünüzü kör ediyor.”

 

Ben imansızlığın sizin manevi gözünüzü kör ettiğini söyleyebilirim. Ama sizin görüp te benim görmediğim şey nedir?

Siz beni mantıksız görmeseniz de kusura bakmayın ama ne kadar zeki bir insan olsanız da ben sizi mantıksız görüyorum. Allah’a inanmamayı mantıkla bağdaştıramıyorum.

 

 

“Gelişmiş ülkelerde,çok yüksek derecede eğitimli insanlar,sapık tarikatlara girip topluca intihar da edebiliyor.Şeytana tapan da çıkıyor”

 

Bana imanım her hangi sapıkça bir şey yaptırmıyor. Aksine çok güzel manalar katıyor. Sn Kitapsever’le bir yazışmamızda Kur’an’a Kur’an kelamı olarak bakınca ne gibi dersler aldığımı kısaca anlatmıştım:

 

[Evet, biz Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna gönülden inanıyoruz. O halde şunlara da inanıyoruz demektir:

- Allah, Kur’an’da hiçbir tarihi misali boşu boşuna vermez. Bunlardan çıkarılacak dersler vardır.

- Kur’an’da geçen mucizeler de bizlere önemli dersler verir. Mesela bu mu’cizelerin teknolojik gelişmelere işaret ettiğini düşünebiliriz. Görüntü, koku nakli, uçak ve daha da hızlısı, yerden su çıkaran santrifuj aleti, metallerin soğukken şekillendirilebilmesi, ölüme geçici bir çare bulunabilmesi, ateşten koruyucu gömlek gibi bugünün ve geleceğin teknolojik gelişmelerine işaret olabileceğini düşünebiliriz. Nur-35 ten elektriğe, Buruc suresinden trene işaretler çıkarabiliriz mesela...

- Kur’an’da cümle içinde gelmesini beklediğimiz bazı kelimeler eksiltilmişse, bunların niye eksiltilmiş olduğunu düşünür, bundaki kasdı anlamaya çalışırız. Allah’ın bununla bize az sözle çok şey anlattığını düşünür, ve gerçekten de buna göre dersler çıkarırız.

- Arka arkaya gelen ayetlerdeki irtibatı düşünür, bunlardan dersler çıkarırız.

- Bir kelime yerine başka kelime kullanılmışsa neden böyle kullanıldığını düşünür, ve gerçekten dersler çıkarırız.

- Allah’ın ayet sonlarında isimlerini çokça zikretmesinin sebebini düşünür ve Allah’ı tanımaya çalışırız.

- Allah’ın bizlere delil olarak gösterdiği, ilk bakışta adi gibi görünen ama aslında çok hikmet ve rahmeti içeren şeyler üzerinde tefekkür eder ve Allah’ın rahmet eserlerine bakarız. Böylece her an Allah’ın huzurunda olduğumuzu anlayıp kendimize çeki düzen veririz. Allah’ı düşünüp düşündürmeye, sevip sevdirmeye çalışırız.

- (Belki bize ufak gibi görünen) her türlü emrin, mesela Hucurat suresinde “Birbirinize lakap takmayın“, “Birbirinizi gıybet etmeyin“ gibi emirlerin Alemlerin rabbi olan Allah’tan geldiğini düşünür, kendimize çeki düzen vermeye çalışırız.

- Cennetten teşvikkarane çok bahsedildiğini görür dünyaya kalbimizi bağlamayız. Esas yurdun Ahiret yurdu olduğuna inanır ve ahirete bir şevk duyarız. Ölümü bir nimet olarak görür ve ölümden korkmayız.

- Cehennemden çok bahsedildiğini görür Allah’ın gazabından Allah’a sığınırız. Kötülüklerden kendimizi ve yakınlarımızı korumaya çalışırız.

- “Dua edin, cevap vereyim“, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin“ gibi ayetleri okur ve en kötü halimizde bile karamsarlığa düşmeyiz. Her türlü musibete karşı “Inne lillahi ve inna ileyhi raciun“ deriz. Musibet ve hastalıkların günahlarımıza kefaret olacağını düşünürüz.

- “Zina etmeyin“ ,“içkiden uzak durun“, “hırsızlık etmeyin“, “Kul hakkı yemeyin“, „Israf etmeyin“ gibi bütün yasakların ondan bundan değil de bizi her zaman işiten ve gören Allah’tan geldiğini düşünür, ona göre uzak dururuz.

- Yalan söyleyenlere karşı tekrar ile çok ciddi tehditlerin olduğunu görürüz, ve doğruluğu elden bırakmamak için elimizden geleni yaparız. Yalanın er geç, dünyada ahirette meydana çıkacağını biliriz.

- Zilzal suresi son iki ayeti okur, her halimizden hesaba çekileceğimizi bildiğimiz için en ufak hareketimize bile dikkat ederiz.

- Bütün mahlukatın Allah'ı tesbih ettiğini ve itaat ettiğini anlatan ayetleri okur biz de itaat eder ve bütün mahlukatı da kendimize yoldaş ve arkadaş biliriz.

- Ve saire, ve saire.

- Bütün bunları da imanımız nisbetinde yaparız.]

 

Şimdi inançsızlık bana bu manaların yerine geçecek ne gibi şeyler verebilir?

 

 

“Turan Dursun ki,o zaman(1971'de) samimi bir müslüman”

 

Kendini Müslüman olarak nitelendirebilir ama ne kadar samimi olduğu benim için çok büyük bir soru işareti.

 

 

“Buna benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda etti.”

 

Sizi cehennem azabıyla tehdit eden ben değilim. Alemlerin Rabbinin tehditi o. Ben sadece sizi bir uyarayım dedim. Veda etmek istemem size inançsızlığın artık iyice yerleşmiş olduğunu gördüğümden.

 

 

Şu Sümerler meselesine gelince, Cebrailin rolünü Bilgelik tanrısı Enkinin oynadığını söylüyorsunuz. Peki bunu yazan adamlar neye dayanarak yazdılar bunu. Tamamen uyurma. Ama bana içinde hakikat payı olan uydurma olması daha makul geliyor. Bana hakikat ve uydurmalar bir şekilde birbirine girmiş gibi geliyor.

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.51 Sn Kitapsever, September 21 2003, 3:16 PM 

 

Cehennem azabıyla tehditi çok kullanmadığımız doğru. Said Nursi de bu yöntemi fazla kullanmıyor. Ama bu kesinlikle Kur’an’ın azapla korkutma yöntemini beğenmemek değil. Kur’an’ın cehennem azabından çokça bahsetmesi hikmet ve maslahata çok uygundur. Bu konuya Said Nursi de bir eserinde değinmiş. Isterseniz referans verebilirim. Said Nursi’nin iman hakikatlerini kanıtlarken kullandığı deliller de Kur’an’dan alınmıştır başka bir yerden değil. Aslında oldukça da açık bunlar.

 

 

“Dikkat ettiyseniz, "çalışıyor" diyorum.

"...akla hitap ediyor ve böylece ikna ederek inandırıyor." değil.

Kendi çapında birşeyler yapmaya "çalışıyor"”

 

Bu konuda oldukça da başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Kendi adıma ben aklıma tamamen hitap ettiğini söyleyebilirim. Ama her okuyanın inanması da beklenemez. Bir matematiksel isbat gibi olsaydı, herkes inanmaya mecbur kalır imtihan sırrı kalmazdı.

 

 

“Ama Kuran'ı referans aldığı için de en az onun kadar geri...”

 

“Geri” olduğu sizin düşünceniz. Ben ve bu eserlerden istifade eden yüksek tahsilli pek çok arkadaşım bir gerilik emaresi göremiyoruz. “Kainatın lambası olan güneş” ibaresini kullanırken Bediuzzaman’ın kanatın karanlık ve güneşin onda bir nokta gibi olduğunu bilmediğini düşünürseniz komik duruma düşersiniz. Aksini size çok kolay isbat edebilirim. Yok eğer lamba tabiri ilkel bir tabir olduğunu söylüyorsanız o halde Kur’an’ın neden lamba tabirini kullandığını ve bilimin bahsettiği gibi bahsetmediğini başka bir eserinde çok makul anlatıyor. Yine isterseniz referans verebilirim.

 

 

Imanî akla gelen hemen hemen her şüphenin cevabının Risale-i Nur’da makul bir şekilde verildiğini iddia ediyorum. Ama tabii ki inanmak zorunda değilsiniz. Beğenirseniz alırsınız, beğenmezseniz almazsınız. Kimsenin imanına müdahale gibi bir yetkimiz de olamaz.

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

195.155.219.51 Allah'ın Varlığı September 21 2003, 3:18 PM 

 

Gelelim şu çürütülemez delil dediklerimize. Aklî bir delil midir yoksa delil filan değil midir siz karar verin. Otuzüçüncü Söze referans vermiştim. Mesela Birinci pencere üzerinde durursak:

 

“Bilmüşahede görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve pekçok mütenevvi metâlibi vardır. “

Evet, bu doğru değil mi? Her şeyin, bilhassa canlıların çok çeşitli ihtiyaçları var

 

“O matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.”

Bu da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.

 

“Sen kendine bak: Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levazımatı gibi elin yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zîhayatları kendine kıyas et.”

Burası da tamam.

 

“İşte bütün onlar, birer birer, vücud-u Vâcib'e şehadet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla, güneşin ziyası güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vâcib-ül Vücud'u, bir Vâhid-i Ehad'i, hem gâyet Kerim, Rahîm, Mürebbi, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.”

Burası bana çok çok açık geliyor.

 

“Şimdi ey münkir-i câhil ve ey fâsık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakîmaneyi, basîraneyi, rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, âciz câmid esbabla mı izah edebilirsin?...”

Başka bir şeyle açıklayabilirseniz fikrinizi söyleyin.

 

 

  

 

HACI

(Login omerusta)

24.147.252.201 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 21 2003, 3:46 PM 

 

Yukardaki iletiyi ele alalim;

===============================================

Gelelim şu çürütülemez delil dediklerimize. Aklî bir delil midir yoksa delil filan değil midir siz karar verin. Otuzüçüncü Söze referans vermiştim. Mesela Birinci pencere üzerinde durursak:

 

“Bilmüşahede görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve pekçok mütenevvi metâlibi vardır. “

Evet, bu doğru değil mi? Her şeyin, bilhassa canlıların çok çeşitli ihtiyaçları var

 

“O matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.”

Bu da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.

 

“Sen kendine bak: Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levazımatı gibi elin yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zîhayatları kendine kıyas et.”

Burası da tamam.

 

“İşte bütün onlar, birer birer, vücud-u Vâcib'e şehadet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmuasıyla, güneşin ziyası güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vâcib-ül Vücud'u, bir Vâhid-i Ehad'i, hem gâyet Kerim, Rahîm, Mürebbi, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.”

Burası bana çok çok açık geliyor.

 

“Şimdi ey münkir-i câhil ve ey fâsık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakîmaneyi, basîraneyi, rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, âciz câmid esbabla mı izah edebilirsin?...”

Başka bir şeyle açıklayabilirseniz fikrinizi söyleyin.

=================================

 

Butun bunlar dogru gibi duruyor. Ama degil elbette. ancak zir cahiller onulari dogru sanabilir. Bu gorusler zahiri ve spekulatif.. Maddenin ve canlilarin gercek dogasi hakkinda en ufak bir fikri olmayan biriler tarafindan ifade edildikleri o kadar belli ki... Cehalet, bagnazlik kokuyor. Tek kelime ile "korkunc".. "igrenc"........

 

Herseyin ve canlilarin ihtiyaci ne demek? Herseyden once herseyin ihtiyaci ne demek? Bir eko sistemi olusmustur ve herseyin ve her canlinin gereksinimi bu eko sistemi tarafindan saglanir.. Bu sistem kendi icinde yeterlidir. Zamanla transformasyona ugrar. Degisir.. Iklim degisir. Bitki ve agac ortusu degisir. Onlarin icinde yasayan hayvanlarin anatomisi degisir. Hayvan turleri degisir. Bu eko sistemi gunesden, ruzgarlardan, isidan etkilenir ama, onlarin cesitli sekillerde bir araya gelmesi eko sistemini olusturur.

 

Ikinciye gelelim.. Yagmura bitkilerin ihtiyaci var. Ama bitkiler yagmur yagdirabilir mi?

Elbette yagdirir, benim aptal cocugum. Ormanlar kendi hava sistemlerini (iklimlerini) kendileri yaratirlar. Ustlerine yagmur yagdirirlar. Ormandan su buharlasir ve o su yagmur olarak geri doner. Ormanlik yoreler yagmurdan zengin olur..

 

Butun bunlarin nedeni sagir tabiat degildir. Tabiata sagir diyen bir zihniyet cagdas gorusle bagdasmaz. Cunku tabiat asla sagir degildir. Bizi dinler ve bize uyar. Yanlis bir davranisimiza tabiat cevap verir. Tabiat canli bir varlik gibi davranir. Bu tepki yillar alabilir ama, bu tabiat bizi dinlemez, bizim hatalarimiza karsilik vermez demek degildir.

Tabiatin kuvveti kor degildir. Asil kor olan biz Musluman'lariz. Doga kor degildir. Bizi gorur. Bizim varligimizdan etkilenir ve bize tepki gosterir.

 

Tesaduflerin rolu yoktur. Herseyin bir nedeni vardir.. Ancak bir dindarin orumcekli kafasi icin tesaduf vardir. Arayan, dusunen aydinlar icin tesaduf denen sey yoktur. Hersey acikalanbilir..

 

Hadi bakiiiiiiiiiiiiiiiiiiiimmmmmmmmmmmmmmmmm

Gafiller........

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.221 Anonymous September 21 2003, 3:52 PM 

 

'Bunu da eski zamandan beri kabul gören, peygamberimizin de tasdik ettiği cifir hesabıyla gösteriyor. Kur’an’ın neden Risale-i Nur’a işaret ettiğini sizin anlamanız pek mümkün değil ama onunla imanını kurtaran binlerce insan gayet makul görüyor.'

 

Birincisi cifir hesabı nedir ve Peygamberin tasdik ettiği ve nerede kullandığını örnekleyebilirmisiniz?

 

Bildiğim kadar bu konuda tek bir hadisten başka kaynak yok.O da zayıf kabul ediliyor.

 

Kuran'ın 'Risale-i Nur'u işaret ettiğini kabul ediyorsanız,bu durumda,bunların yazarı'nın konumu nedir?

 

O'na da işaret eder mi Kuran?

 

Said-i Nursi ye göre eder.

 

Hud Suresi, 105. ayetteki 'İçlerinde bedbaht olanlar da vardır,said (mutlu) olanlar da' cümlesi cifir hesabı ile 1303 eder,bu Said-i Nursinin ilim tahsiline başladığı yıldır.Şura suresinde ki başka bir ayet te 1309 u gösterir ve buda Said-i Nursi'nin,ders vermeye başladığı ve hangi ilimden olursa olsun sorulan bütün sorulara cevap verdiği tarihe rastlar.

 

Kısaca Said-i Nursi'ye göre,Kuran bırakın onu haber vermeyi yapacakları işleri bile tarih tarih haber vermektedir.

Bu konuda bir şey söylememe gerek var mı?

Böyle saçma sapan bir iddia karşısında,nasıl bir savunma yapacaksınız acaba?

 

 

 

Cifir hesabı harfleri sayı ile değerlendirerek gelecekten haber vermektir,ancak ne hikmetse olaylar hep gerçekleştikten sonra Cifir hesapları yaoıkır.

 

Madem cifir hesaplarına inanıyorsunuz hadi bize gelecekle ilgili bir tahmin yapın !

 

Said-i Nursi'ye göre,Abdülkadir Geylani 'Ben müridimin koruyucusuyum der' ve cifir hesabı ile bu cümle 1336'yı gösterir,Bu yılda Saidi Nursiye bir dakikada 3 kurşun isabet eder,kurşunlar tam da öldürecek yerlere gelir fakat o, ölmez.Bu olaydan Saidi Nursi Geylani'nin kastettiği müridin kendisi olduğunu söyler.

 

Şimdi bu cümlenin neresini tutsam elimde kalacak.

 

Öldürücü yerine 3 kurşun gelen bir adam ölmüyorsa,bu demektir ki,ben İnsan değilim,ben başka bir şeyim,peygamberim,veliyim vs vs.

 

İkincisi Geylani Gaybı nereden bilsin?

Kuran'a göre Gaybı yalnız Allah bilmez mi?

Yoksa Geylaniye de kitabı Allah mı yazdırdı !

 

Yine Said-i Nursi diyor ki,

 

'Hz Ali 'Ey değeri yüce olan İslamı Azamını taşıyan kişi,Dövüş korkma,Savaş çekinme' derken beni kasteddi.

Çünkü ben o kitabı 100 defa açtım o bölümü atladım,sonra sayfa önüme kendiliğinden açılır oldu,bu beni yaz kaleme al demekti.' ve gene cifir hesapları.

 

Bunlara inanmamızı mı bekliyorsunuz !

 

Alçak gönüllülüğü hakkında da,Üç ayda 15 yıllık eğitimi tamamlamsı,yahut İngiliz Bilim Kurulunun tüm sorularını cevaplaması,kendi kendine nurlanıp ateş olması,(yani tahsilsiz bilme sahibi olması) sanırım örnek gösterilebilir.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.221 Anonymous September 21 2003, 4:21 PM 

 

'- Allah, Kur’an’da hiçbir tarihi misali boşu boşuna vermez. Bunlardan çıkarılacak dersler vardır.'

 

Tabii ki hatta daha önce bu misalleri Tevrat ta ve ondan önce de başka uygarlıklara vermiş,fakat onlar ders çıkaramayınca,Kuran da tekrarlamıştır.

 

 

'Mesela bu mu’cizelerin teknolojik gelişmelere işaret ettiğini düşünebiliriz.'

 

Tabii ki ama nedense hep teknolojik gelişme ortaya çıktıktan sonra!

Demek ki kitaba mucizeler öyle bir gizlenmiş ki,önceden bulamıyoruz,yani bize bir faydası yok.

 

 

'- Kur’an’da cümle içinde gelmesini beklediğimiz bazı kelimeler eksiltilmişse, bunların niye eksiltilmiş olduğunu düşünür, bundaki kasdı anlamaya çalışırız. Allah’ın bununla bize az sözle çok şey anlattığını düşünür, ve gerçekten de buna göre dersler çıkarırız.'

 

Bir de kafiyeyi uydurmak için olabileceğini düşünün !

 

 

'- Arka arkaya gelen ayetlerdeki irtibatı düşünür, bunlardan dersler çıkarırız.'

 

O zaman Kuranı nuzul sırasına göre okumak gerekmez mi?

O halde neden elimizdeki kitap ta sıralar değiştirilmiş?

 

 

'- Bir kelime yerine başka kelime kullanılmışsa neden böyle kullanıldığını düşünür, ve gerçekten dersler çıkarırız.'

 

Buna kibarca, 'bahane bulma''istediğimiz yorumları sağlama çabsı' diyebilirmiyiz !

 

'- Allah’ın ayet sonlarında isimlerini çokça zikretmesinin sebebini düşünür ve Allah’ı tanımaya çalışırız.'

 

Tanıdınız mı bari?

Tanısanız Allah sıfatlarının kitap göndermeye engel olduğunu çıkarsardınız.

 

 

'- (Belki bize ufak gibi görünen) her türlü emrin, mesela Hucurat suresinde “Birbirinize lakap takmayın“, “Birbirinizi gıybet etmeyin“ gibi emirlerin Alemlerin rabbi olan Allah’tan geldiğini düşünür, kendimize çeki düzen vermeye çalışırız.'

 

Ganimetler helaldir,cariyeler helaldir,kadına mirasta yarı pay verin gibi emirleri ne yaparsınız!

Lakap takılmayacaksa 'Ebu Leheb ve Ebu cehil'e' kim takmış !

 

 

'- Cennetten teşvikkarane çok bahsedildiğini görür dünyaya kalbimizi bağlamayız. Esas yurdun Ahiret yurdu olduğuna inanır ve ahirete bir şevk duyarız. Ölümü bir nimet olarak görür ve ölümden korkmayız.'

 

Bırak ölümden korkmayı cennet tasviri karşısında insanın hemen ölesi geliyor,bembeyaz iri gözlü yaşıt bakire huriler şaraplar tahtlar,altın var meyveler kuşeti...

 

 

'- Cehennemden çok bahsedildiğini görür Allah’ın gazabından Allah’a sığınırız. Kötülüklerden kendimizi ve yakınlarımızı korumaya çalışırız.'

 

Bu arada 'Yemin olsun biz insanların çoğunu cehenem için yaratmışızdır,cehennemi doldurmaya yemin etmişizdir' gibi ayetleri görmezsiniz.

 

 

 

'- “Dua edin, cevap vereyim“, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin“ gibi ayetleri okur ve en kötü halimizde bile karamsarlığa düşmeyiz. '

 

Önceden bilinen geleceğin siz dua ettiniz diye değişeceğini umuyorsanız çok beklersiniz.Allahın temel sıfatlarına aykırıdır.Allah dua falan kabul edemez !

Önceki bilgisi eksik olur.

 

 

'- “Zina etmeyin“ ,“içkiden uzak durun“, “hırsızlık etmeyin“, “Kul hakkı yemeyin“, „Israf etmeyin“ gibi bütün yasakların ondan bundan değil de bizi her zaman işiten ve gören Allah’tan geldiğini düşünür, ona göre uzak dururuz.'

 

Pes yani, 4 kadınla evlenme ve cariyelerle yatma hakkınız varken bir de Zina yapsaydınız bari,canın birini çekerse boşa birini al öbürünü,

 

 

'- Bütün mahlukatın Allah'ı tesbih ettiğini ve itaat ettiğini anlatan ayetleri okur biz de itaat eder ve bütün mahlukatı da kendimize yoldaş ve arkadaş biliriz.'

 

Aşşağılık ve rezil maymunları da mı (bakara 65)

 

 

'Şimdi inançsızlık bana bu manaların yerine geçecek ne gibi şeyler verebilir?'

 

haklısınız ne diyebilirim,burada top sizde bütün hayallerinizi ve arzularınızı gerçek yapma şansınız var,inançsızlık bunun yanında acıdır.

Acı gerçekleri,yalancı mutluluklara tercih, herkesin harcı değildir.

 

 

 

'“Turan Dursun ki,o zaman(1971'de) samimi bir müslüman”

 

Kendini Müslüman olarak nitelendirebilir ama ne kadar samimi olduğu benim için çok büyük bir soru işareti.'

 

Senin benim muhabbeti yaparsak,kimse kimseyi müslüman saymıyor zaten.En gerçek müslüman herkesin kendisi.

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

212.146.171.111 Anonymous September 21 2003, 5:16 PM 

 

'“O matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.”'

 

Doğada milyonlarca canlı türü yokolmuştur?

Neden?

İhtiyaçlarını karşılayamadıklarından?

Peki Allah onların ihtiyaçlarını niye karşılamadı?

'Allahın hikmeti' !

 

 

'Bu da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.'

 

Yağmur'un amacı bitkilerin ihtiyacını gidermek değildir.Yağmur sel olup ekini öldürebilir de !

Yağmurun amacı bu olsa,okyanuslara,denizlere yağmazdı.

 

Bir ekin için tam kıvamında olan yağmur,bir başkasının felaketi olabilir.

 

Afrikada açlıktan ölen milyonlarca insanın ihtiyaçları neden giderilmez,onlara neden besin verilmez?

 

Bitkiler olduğu için yağmur yağmıyor,

Yağmur yağdığı için bitkiler oluyor.

 

Yoksa Arabınki gibi çöl oluyor.

 

Kıssadan hisse tabiat Allahın yarattığı canlıların hizmetinde değildir.

 

Canlılar eğer Tabiata uyarsa hayatta kalır,uyamazsa yok olur.

 

Bunun neresi,neye delil anlayamadım !

 

Sen böyle başka delillerin varsa getir bakalım,biraz Türkçeleştir yeter !

 

Bu delil şöyle çürütüldü,

 

'Canlılara ihtiyaçları verilseydi,milyonlarca tür yok olmazdı'

 

 

 

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Sn Deha September 22 2003, 9:35 AM 

 

Cifir hesabı, vs konularına şimdilik değinmeyeceğim.

 

Daha önceki bir yazımdan alıntıladığım maddelere çok acımasız saldırmışsınız. En başta "Evet, biz Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna gönülden inanıyoruz. O halde şunlara da inanıyoruz demektir:" yazdığımı göz ardı ettiniz herhalde. Evet, Allah kelamı olduğuna inanıyorsak onlara da inanıyoruz. Onların makulluk derecesi ayrı mesele. Size göre makul değil. Ama bana göre oldukça makul. Tabir-i diğerle yazdıklarınıza verecek cevaplarım var. Ama şimdi değil.

 

Şu çürüttüğünüzü zannettiğiniz delile gelmek istiyorum. "Çürütülemez delil" derken boş bir iddia ile yola çıkmadık. O deliller vesilesiyle çok inkarcı iman etti. Pek çoğu da kabul etmedi. Ama çürüten çıkmadı.

 

Aslında ben sizden "ihtiyaçları veriliyorsa niçin ölüyorlar?" diye bir cevap bekliyordum. Ama siz yakın bir cevap verdiniz. "Niçin soylar tükeniyor?" dediniz. Elbette canlılar ihtiyaçları verilmediği anda öleceklerdir. Ölüm de Allah'ın varlığını gösteriyor o ayrı mesele. Burada söylenen canlıların yaşadıkları sürece yaşamaları için gerekli olan ihtiyaçlarının verilmesi. Mesela kendinizi düşünün. Yaşamanız için nelere ihtiyacınız var?

- Havaya, nefes almaya, ve o havayı kullanabilecek bir solunum sistemine

- Boşaltmaya, boşaltım sistemine

- Gıdaya. Bitkilerden hayvanlardan besin elde etmeye. Aldığımız gıdaların kullanılabilir haline gelmesine.

- Dolaşım sistemine ve vücudumuzun her tarafına besin gitmesine.

- Üremeye ve buna uygun bir üreme sistemine

- Güneşe, atmosfere

- Taş üzerinde toprağa

- Suya, yağmura

- Kendimizden başka insanlara

- Vücuda zararlı maddelerin atılmasına

- vs, vs

Şimdi bütün bunları neye borçluyuz? Bize kim vermiştir?

- Kendimiz mi elde etmişiz?

- Tabiat mı vermiş?

- Yoksa kaynağı sebepler mi?

 

HACIya göre tabiat. Tabiat sağır değildir demiş. Peki tabiatın tarifini yapabilir mi?

 

(Not: Allah dileseydi hiçbir şeye ihtiyacımız olmadan yaşardık demeyin. Ihtiyaç sahibi olmayan sadece Allah'tır. O'nun dışındaki her varlığın birşeylere ihtiyacı olması aklen mantıken zaruridir. Ihtiyaç içinde olduğumuz bize hissettirilmeyebilirdi. Ama pek çok ihtiyacımız olduğunu bizim görebilmemiz, belki de aczimizi anlayıp Allah'ı bulmamız içindir. Bu konu üzerinde tafsilatlı durulabilir)

 

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.15.239 deha September 22 2003, 10:57 AM 

 

yahu arkadaşım yapıştırdım ya

nasıl göremiyorsun

 

İnsanın yaradılışı

postunu buraya atan DEHA sen değilmisin.???

 

Arkadaşım kopyala yapıştır yapıp buraya yolladığın metinleri bir oku

istersen.

İyi bilemediğim için inkini buraya kopyalayamıyorum

Ama saati tarihi yukarıda bir kere oku istersen tamam mı???

Dangalaklık bende ki yazdığını (kopyalayıp ,yapıştırdığını) bilmeyen bir

adama cevap yazıyorum.

Arkadaşım şu an itibari ile Benim için Daniken ne ise sizde o sunuz

Lütfen Bana Nuzül sırası ile okursan anlamı değişir falan demeyin.Bu yorumu

yapacak yetkinlikte değilsiniz çünkü...

 

Siz gidin Kopyala yapıştır yaptığınız yazıları yazan adamlar gelsin...

 

Saygılarımla...

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 22 2003, 10:59 AM 

 

Tabii ki cifir vs gibi konulara girmeyin,bu yüzyılda biraz abes kaçıyor.

 

 

Gelelim delilinize !

 

Aslında mevzuya daha derin girebiliriz.

 

Organizmanın ihtiyaçları vardır ve bunları temin eden Allahtır,diyorsunuz,ancak olaya tek yönlü yaklaşıyorsunuz.

 

1. Her organizmanın ihtiyacı,her zaman aynı miktarda temin edilmiyor!

 

Yağmur her mevsim,eşit miktarda mı yağıyor?

Eşit miktarda mı ürün alınıyor?

Güller her sene aynı güzellikte mi oluyor?

Bu yıl neden kiraz boldu?

Neden bazen kuraklık olur?

Neden yağmur duasına çıkılır?

 

Yağmur yetiyorsa,Neden bahçeyi suluyorsun?

Allah ihtiyacını verdi ise sen neden elde çapa çalışıyorsun?

vesilemi oluyorsun?

 

Neden portakal Antalya da yetişir de Sibirya da yetişmez?

Portakal kış meyvası değil mi?

Neden 5.000 sene önce Armut acı,mısır ufak idi?

 

Ziraatin,bilimin ,eğitimin,gübrenin,aşının,insanın seçmesinin,emeğinin sonucu değilmidir yediklerin!

 

Derin dondurucular,seralar olmasa,Allah sana kışın domates mi gönderecekti?

 

Nakliye uçakları olmasa Guatemala'da yetişen Muz'u nasıl yerdin?

Eskiler niye yemiyordu?

Onlara nasip edilmemiş mi idi?

Edilmedi ise,neden edilmemişdi?

 

Neden Afrikada insanlar açlıktan ölmekte?

O bölgeye ihtiyaçları neden Allah değil de BM göndermekte?

Kuran'da İsrailoğullarına 'Gökten,Kudret Helvası ve Bıldırcın indiren' Allah neden bu insanları görmüyor?

Siz neden bu hususa cevap vermiyorsunuz?

 

2.Organizmaya gönderilen ihtiyaçları Allah'a delil görüyorsunuz da,organizmanın başına gelen Kaza,bela,Hastalık gibi olumsuzlukları neden zikretmiyorsunuz?

 

Neden ilaçlama yapıyoruz?

Neden ağaçlara ve bitkilere her türlü haşarat musallat oluyor?

İlaçlamaya rağmen neden bu canlılar direnç geliştiriyor da,başa çıkamıyoruz!

 

Neden domuzlar,kargalar tarlalara zarar veriyor!

Neden nöbet tutmasak biz aç kalırken,bütün tohumları kuşlar yemiş olucak !

 

Tavuk çiftliklerinde,suni yetiştirme olmasa,bu kadar pilici nereden bulacağız?

 

Dişi örümceğin,cinsel birleşme esnasında erkek örümceği yemesi ne kadar enteresan bir rızk yöntemidir?

 

Neden büyük balık,küçük balığı yiyor?

 

Neden doğada Üstün olan kazanıyor?

 

Nerede dinazorlar,Nerde mamutlar ve yokolan milyonlarca tür?

 

Neden ihtiyaçları verilmedi?

 

Bitkilerin ve işlenebilir toprağın tarihi 100.000 sene ise,

 

Yağmur'un milyarlarca senedir neden yağdığını söylermisiniz?

 

İnsanlar milyonlarca senedir varken, son yüz bin sene de mi,bitkiler kendisine rızık yazıldı?

 

Tahtaya yazdığın tebeşirin,ihtiyaçları giderilmediği için yokolan canlıların fosili olduğunu düşündün mü?

 

Sıcakta insana en çok su lazımken,neden Arap serap görüp durur?

 

Canlı türleri neden göç eder duru?

 

 

 

'Elbette canlılar ihtiyaçları verilmediği anda öleceklerdir. Ölüm de Allah'ın varlığını gösteriyor o ayrı mesele.'

 

Böyle delil mi olur?

 

Bu delil nasıl bilimsel kabul edilir?

Nasıl yanlışlanabilir?

 

Canlıların ihyiyacı verilirse,Allahın varlığını gösterir!

Verilmezse? Gene Allahın varlığını gösterir?

 

Bu nasıl delil?

 

'Bugün yağmur yağacak veya yağmayacak' tan ne farkı var söylediğinin.

 

 

'Burada söylenen canlıların yaşadıkları sürece yaşamaları için gerekli olan ihtiyaçlarının verilmesi.'

 

Açlıktan ölenleri nasıl açıklıyorsun?

Onlar yaşadığı sürece de ihtiyaçları doğru dürüst verilmiyor ki,Günde bir dilim ekmek yiyerek hayatta kalmak başka şeydir,üç öğün ziyafet çekerek!

 

Üzerinde sinekler uçuşan bir deri bir kemik,halsizlikten yerinden kalkamayan insanların veya annesi süt veremediğinden gözleri yuvalarına kaçmış bbeklerin,ihtiyaçlarının yaşadıkları sürece karşılandığını nasıl iddia edersin.

 

Bu ne hasta mantık !

 

İhtiyacı karşılanmadığı için ölüyor zaten,sen tut yaşadığı sürece ihtiyacını karşıladık ya de !

 

 

Bu hasta mantıklara karşı o kadar çok eleştiri yapılabilir ki!

 

Fakat özetle delil çürütülmüştür.

 

Canlıların ihtiyaçları verilse milyonlarca tür yok olmazdı,sadece üstün olanlar hayatta kalmazdı.

 

Bu saçma delilden çıkan diğer bir sonuç,

 

Eğer hayatta hep üstün olanlar kaldıysa,

 

Rızk demekki üstün ve güçlü olana veriliyor !

 

Canl Türleri neden yokolur?

Tabiat onların ihtiyaçlarını veremeyecek denli değiştiği için!

 

Bu değişim neden olur!

 

Yani Allah milyonlarca Canlı Türünü,ihtiyaçlarını vermeyi keserek neden iptal etti,

 

Böyle olması da tabbi ki Allahın varlığına ve hikmetine delildir.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 22 2003, 11:34 AM 

 

özürlerimi sunarım,ben alak suresi için açılan bir başlıkta yazılanları kastettiğini düşünmüştüm.

 

İnsanın yaratılışı hazır bir yazı idi ve yapıştırdım,gözümden kaçmış,o kadar farklı konularda yazıyorum ki!

 

 

'*Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış

kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,

Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde

nasıl da değişiklikler gösteriyor)'

 

 

'* Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne'

 

Burada ilk insan demiyor SİZİ diyor !

Nutfe,alaka ve mugda aynı şeyin birbirine dönüşmüş hali,en başa toprağı koyarsanız,toprak da nutfeye dönüşmüş gibi bir mana çıkar.

 

 

'* Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek

tarafından üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)'

 

Sperm insanın ilk hali değildir.

 

Balkabağına sperm koyup insan çıkacağını bekleyenler,hüsrana uğradı.

 

 

'* Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden

sonraki evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)'

 

Pıhtılaşmış kan için yorumunuz zorlama ve uydurma.

Cenin,spermden sonraki evre değildir.Kromozomların diğer yarısının geldiği ovum,bu işlemde sperm ile eşit hisse sahibidir,ama Kuran da bahsedilmez.

 

Sperm'in,cenine dönüştüğünü düşünüyorsanız bir şey yapamam.

 

 

'* Hilkati belirsiz et parçası : Cenin'

 

Bu tam saçma olmuş !

 

 

'Şimdi siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu

sırayı bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???'

 

Gördüğünüz gibi Hz Muhammed de sırayı bilmiyor,sizde bilmiyorsunuz.Muhammed'in bildiği sizin iddianız ve aslı yok.

 

 

'Ayrıca bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı

düşünüyorum ??'

 

Biraz yanlış,biraz doğru !

 

İnsanın oluşma sürecini,o ana kadar gözlemlediği şekilde açıklamaya çalışıyor,ancak bilimsel bulgularla uygun değil !

 

Bu tip açıklamalar,Kuran dan çok daha eski metinlerde de var,yani yeni insan oluşması için sperm gerektiği görülebiliyor ama ovum gözle görülmediğinden yanlış hüküm getiriliyor,düşükler vs de gözle görüldüğünden,cenin veya embrio görmek te mümkün,hatta değişik gelişme evrelerindeki düşükleri görerek karşılaştırma yapmak ta mümkün!

 

Ovum'un nasıl oluştuğunu da bilmediğinden,Adet günleri Kuran da bir hastalık dönemi olarak adlandırılıyor.

 

Bu metnin ilahi vahiy olma iddiası olmasa, bu ayet o zamanki bir insanın yazısı olsa,gayet normal karşılarız.

 

 

 

  

 

yuri

(no login)

81.212.173.137 deha September 22 2003, 12:17 PM 

 

özürlerimi sunarım,ben alak suresi için açılan bir başlıkta yazılanları kastettiğini düşünmüştüm.

 

İnsanın yaratılışı hazır bir yazı idi ve yapıştırdım,gözümden kaçmış,o kadar farklı konularda yazıyorum ki!

 

 

'*Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış

kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,

Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde

nasıl da değişiklikler gösteriyor)'

 

 

'* Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne'

 

Burada ilk insan demiyor SİZİ diyor !

Nutfe,alaka ve mugda aynı şeyin birbirine dönüşmüş hali,en başa toprağı koyarsanız,toprak da nutfeye dönüşmüş gibi bir mana çıkar.

 

 

'* Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek

tarafından üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)'

 

Sperm insanın ilk hali değildir.

 

Balkabağına sperm koyup insan çıkacağını bekleyenler,hüsrana uğradı.

 

 

'* Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden

sonraki evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)'

 

Pıhtılaşmış kan için yorumunuz zorlama ve uydurma.

Cenin,spermden sonraki evre değildir.Kromozomların diğer yarısının geldiği ovum,bu işlemde sperm ile eşit hisse sahibidir,ama Kuran da bahsedilmez.

 

Sperm'in,cenine dönüştüğünü düşünüyorsanız bir şey yapamam.

 

 

'* Hilkati belirsiz et parçası : Cenin'

 

Bu tam saçma olmuş !

 

 

'Şimdi siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu

sırayı bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???'

 

Gördüğünüz gibi Hz Muhammed de sırayı bilmiyor,sizde bilmiyorsunuz.Muhammed'in bildiği sizin iddianız ve aslı yok.

 

 

'Ayrıca bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı

düşünüyorum ??'

 

Biraz yanlış,biraz doğru !

 

İnsanın oluşma sürecini,o ana kadar gözlemlediği şekilde açıklamaya çalışıyor,ancak bilimsel bulgularla uygun değil !

 

Bu tip açıklamalar,Kuran dan çok daha eski metinlerde de var,yani yeni insan oluşması için sperm gerektiği görülebiliyor ama ovum gözle görülmediğinden yanlış hüküm getiriliyor,düşükler vs de gözle görüldüğünden,cenin veya embrio görmek te mümkün,hatta değişik gelişme evrelerindeki düşükleri görerek karşılaştırma yapmak ta mümkün!

 

Ovum'un nasıl oluştuğunu da bilmediğinden,Adet günleri Kuran da bir hastalık dönemi olarak adlandırılıyor.

 

Bu metnin ilahi vahiy olma iddiası olmasa, bu ayet o zamanki bir insanın yazısı olsa,gayet normal karşılarız.

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 DEHA September 22 2003, 12:30 PM 

 

Söylediklerimi anlamıyorsunuz. Anlamanızı da beklemiyordum zaten.

 

Gelip şu sebepler olursa şunlar olur, bu sebepler olursa bunlar olur diyorsunuz. Sebepler mi yaratan? Antalyada portakal yetişiyorsa, portakal bunu Antalyanın uygun hava iklimine, havaya, toprağa, ve benzeri milyonlarca sebebe mi borçlu diyorsunuz? Tamam bu sebeplerden biri olmazsa portakal yetişmez, birkaçı kesilse portakal ağacı yaşamını yitirir, bunu kimse inkar etmiyor. Ama biz sebepler arkasında icraat eden bir Allah'ın olduğunu anlıyoruz. Siz de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz. Sebepler nedir söyler misiniz? Topu bir araya gelse ne yapmaya kadirdir? Sebeplerin en bilinçlisi insandır. Onun kudreti ortada.

 

Siz delili çürüttüğünüzü iddia ederek kendinizi avutabilirsiniz.

 

Her neyse, başta şunları demiştim zaten:

"Bunca sene Kur'an aleyhinde yazı yazıp burada o delillere birkaç göz atmakla ikna olmanızı beklemiyordum."

"zihni dinsiz felsefeyle fazla bulanmamış ve hakikatı arayan pekçok insan aradığını Risale-i Nur'da bulabiliyor"

"Her okuyanın inanması da beklenemez. Bir matematiksel isbat gibi olsaydı, herkes inanmaya mecbur kalır imtihan sırrı kalmazdı."

"Aklî bir delil midir yoksa delil filan değil midir siz karar verin"

"Tabii ki inanmak zorunda değilsiniz. Beğenirseniz alırsınız, beğenmezseniz almazsınız. Kimsenin imanına müdahale gibi bir yetkimiz de olamaz. "

 

Bu forumda yazmak pek hoşuma gitmiyor. Dileyen varsa mail adresi veriyim orada yazışırız. Doğruyu bulduğundan emin olan değil doğruyu arayan arkadaşlar ile fikir alışverişinde bulunmak arzu ederim.

 

[email protected]

adresinden yazışabiliriz.

 

   

 

yuri

(no login)

81.212.173.242 bir önceki mesajda hata oldu pardon September 22 2003, 12:35 PM 

 

Siz beni yanlis anladiniz ...

 

Ben dedim ki ... Inen ayetler arasinda "su sira takip edilmeli diyen bir

ayet yok..." .... Sirasi su olmalidir diye iddia eden sizsiniz. Yani olmadik

yerden olmadik birsey cikarmissiniz.. Bana oyle geldi.

 

> Estağfurullah!

> Hem okudum, hemi de yazdım,ama sizin yerinize okuyamam doğrusu,ben onları

> aktardım isteyen okusun ve fikrini oluştursun,yoksa bana göre şamda kaysı!

> Fikrim de belli zikrim de !

 

Saygi duyarim. Eger hakikatten iletilerinizin hepsinisiz yazmissaniz. Benim

takip seviyemi asmissiniz demektir. Sayfa sayisi cok artince dikkat dusuyor

kisitli zammanda (benim icin)...

 

Fikir ve zikir konusuna gelince ...

 

Fikriniz ve zikriniz acikca goruluyor ...

 

Benim perspektifimden ise goruntusu sudur : "Bir kere bile Kuranda gecen tek

bir ayeti dahi tam olarak anlamamis bir insan goruntusu"

 

Bir de asagida 4 madde halinde siraladigim sorulara ayri ayri direkt cevap

verebilmeniz amaci ile "di mi?" gibi eklentiler yapmistim.... Cevap

verebilirseniz sevinirim ...

 

SON NOKTA:

> 'Sen sadece aktarıcısın,sen kimsin de Allahın vahiylerini bana başka bir

> sıra ile aktarıyorsun?

Kapsamli dusunurseniz kitap haline getirmede sira diye birseyin olmadigini,

olamayacagini bunun sizin hayal gucunuzun eseri oldugunu bulacaksiniz ...

 

Sevgiler ...

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Yuri September 22 2003, 12:48 PM 

 

'Kapsamli dusunurseniz kitap haline getirmede sira diye birseyin olmadigini,

olamayacagini bunun sizin hayal gucunuzun eseri oldugunu bulacaksiniz ...'

 

 

Mealin üzerinde yazan İNİŞ SIRASINA GÖRE !

 

Sıra nasıl benim hayalgücümde olsun!

 

Knz'nin deyimiyle,

 

Elektron israf etmeyelim !

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 22 2003, 1:18 PM 

 

'Siz de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'

 

Hayır efendim,elindeki portakalı yerken 'Bak Allah bize nimet vermiş' hasta mantığını eleştiriyorum.

Sibiryadakine niye vermemiş diyorum,portakal yiyeceğine at eti yiyor diyorum,o portakal eskiden öyle tatlı değildi,insan seçmesi ve emeği ile o hale geldi,Afrikadaki açlar niye portakal yiyemiyor diyorum,Portakal'ın amacı senin yemen değil diyorum,onun amacı tohumunu saçmak üremek,sen portakalı yiyip çekirdeğini çöpe atıyorsun,Tavuğun yumurtasını yiyorsun,yumurta yapmasının sebebi senin yemen değildir diyorum.Arının kışlık ihtiyacı olan balı çalıyorsun diyorum.Sıcakta canlıya su lazımdır,çölde neden su yok diyorum,Parası olmayanın ihtiyaçları karşılanmıyor diyorum.

 

ve sana,

 

Milyonlarca tür niye yokoldu diyorum!

 

Nedir cevabın?

 

'Allahın keyfi öyle istedi' mi?

 

Bitkiler ve hayvanlar insanlara rızk olarak verildi ise,İnsan yokken bunlar ne işe yarıyordu?

 

İnek 70 Milyon sene önce sütü neden veriyordu?

Arı 300 Milyon yıl önce balı kimin için yapıyordu?

 

Hiç bir canlı yokken yağmur neden yağıyordu?

 

Yüzlerce sual daha sorabiliriz,ama yanıt yok!

 

 

 

'Siz delili çürüttüğünüzü iddia ederek kendinizi avutabilirsiniz.'

 

Endişe etmeyiniz sizin delil çürümez,

Delil öyle bir kurulmuş ki,çürütsende Allah var,çürütmesen de !

Siz de bunlara kanıyorsunuz!

 

 

'Doğruyu bulduğundan emin olan değil doğruyu arayan arkadaşlar ile fikir alışverişinde bulunmak arzu ederim.'

 

Bu ifadeye göre doğruyu bulduğuna emin olan benim ve benle yazışmak istemiyorsunuz!

 

peki sizin konumunuz ne?

Siz doğruyu bulduğunuza emin değilmisiniz?

 

Emin gözüküyorsunuz !

 

Yani doğruyu aran konumunda değilsiniz!

 

O halde neden doğruyu arayanlarla yazışmak istiyorsunuz?

 

Hocalık mı yapacaksınız,delil sunup onlara doğruyumu öğreteceksiniz.

 

Yok eğer siz doğruyu arayansanız,yazdıklarımı iyi okuyun,her yerde bulamazsınız !

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

217.131.5.151 Bay supradin September 22 2003, 1:43 PM 

 

size ivedilikle "Supradyn" tavsiye ederim(haddim olmayarak,bu görev aslında sevgili Deha ve sevgili Hacının alanına girer)Öksürük krizine,üst solunum yolları problemlerine,ses kısılmasına,iyi gelir,Hatta kabızlığa da iyi gelip sindirim sisteminin biyolojik ahengini düzenlediği de söylenmektedir.Ama beyinsel kabızlık için hiç bir işe yaramaz.Kolay edinmen açısından sonuna Roche diye yazarsan tez bulursun.

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Deha September 22 2003, 1:53 PM 

 

'Siz de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'

 

Bunu her hangi bir yerde inkar ettiniz mi?

Sebepler değil diyorsanız ne diyorsunuz?

Laf salatası gerisi boş!

Sebepler diyorsanız sebepler bu portakala nasıl canlılık verir ve canlılığını devam ettirir onu açıklayın.

 

"Bu ifadeye göre doğruyu bulduğuna emin olan benim ve benle yazışmak istemiyorsunuz"

Sadece siz değil, genel olarak kullanıyorum.

 

"Emin gözüküyorsunuz !"

Evet, Allah'a iman konusunda kendimden eminim. Evet sizin tabirinizle fikrim de bellidir zikrim de. En ufak bir tereddüdüm yok çok şükür. Ama doğrunun da doğrusu vardır. Belki onu buluruz.

Ayrıca tereddüdü olanlar varsa ve inançsızlık halinden hoşlanmayan varsa yardımcı olabilirim diyorum. Herhangi kötü bir niyetim yok. Bir menfaatim de yok.

 

 

  

 

ataman

(no login)

194.27.15.187 deha September 22 2003, 1:54 PM 

 

1- Doğru sizin yorumlama ihtimalinizi düşünüp ilk insan demeliydi.

Farkındaysanız Allah kendisi içinde biz diyor.İsterseniz buradan yola

çıkarak islam inancında kaç adet Allah var onu tartışalım birde...

 

2- İnsanın üremesinde yumurta ne kadar gerekli ise spermde o kadar

gereklidir.Siz benim yazdıklarımdan nasıl yumurtanın gereksizliği sonucunu

çıkarttınız anlamıyorum.(aslında anlayabilmem lazım çünkü sizin Hacc

suresinden çıkarttığınız manayı tartışıyoruz gereksiz yere, Sümer

tabletlerinden ziyade Elmalılı tefsirini inceleseydiniz Hacc suresi 5.

ayetle ilgili olarak "insanın yaratıldığı madde nasılda değişiyor gibi saçma

sapan bir iddiayı inatla sürdürme cihetinde bulunmazdınız...)Ben orada daha

iyi anlayabilmeniz için basit bir benzetmede bulundum...

 

3- yumurta sperm tarafından döllendikten sonra süreyi yanlış hatırlamıyorsam

2 hafta boyunca neye benziyor dersiniz ???

Yumurtanın sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis

bulmama sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...

 

4-Gebeliğin 7. Haftasında cenin 1,5 cm uzunluğunda yaklaşık 30 Gr.

ağırlığında uzuvları belli olmamış bir et parçası halinde görülür.

 

5- Aleka'nın ne demek olduğunu araştırın.Hacc suresinde aleka kelimesi ne

anlama geliyor onu araştırın

 

Size bundan başka mesaj atmayacağım arkadaşım.Ama dediğim gibi lütfen Kuranı

yorumlamaya kalkışmayın. Haddiniz değil çünkü.

 

Hazır yorumlar var Tefsir deniyor adına onları kullanmayı deneyin.

 

Saygılarımla...

 

 

 

  

 

Ali Oktay

(no login)

217.131.5.151 Bay Anonymous, September 22 2003, 2:03 PM 

 

Katıksız bir Nurcu olduğunuz konusundaki öngörümü doğru çıkardığınız için teşekkür ederim.Ben Nurcuları yazı stillerinden hatta duruşlarından,ve hatta oturarak teşaşür eylemelerinden tanırım.

 

Sevgili Dehanın benim bu güne dek ıskaladığım Bediüzmegaloman saptamalarından ve sizin de mekteb-i hendese mezunu olduğunuzu söylemenizden sonra çok özür dileyerek itiraf etmeliyim ki sizin gibilere biraz daha acır oldum.Ama sizler gibi islam bataklığında yetişen bir Acur olamadım.

 

Tüm bu megalomanik söylemlerin farkına varıp da hala bu "manic" kişiliğin psikosomatik saçmalıklarının kuyruğuna takılı kalmanızın beyin kimayanızın Arap aşına döndürülmüş olmasına bağlı olmadığını iddia ettmeniz bizatihi bu sayrılığın en önemli semptomudur.

 

Sevgili Dehanın ayağı henüz yere basmış bir çocuğun bile anlayacağı yalınlıkta ortaya koyduğu açıklamalar karşısında "artık sözüm meclisten dışarı" mantığı ile özel mail adresinizi verip kapalı şifreler ardında tartışmak istemeniz camiamızı derinden hüzünlendirmiştir.

 

Teizmin içine düştüğü bu kaçınılmaz sıvışmalara pek yabancı olmadığımız halde yeni yetmelere gösterilecek ibret vesikalarına ekleyeceğimiz yeni yapraklardan mahrum olmanın telaşı içinde bırakmayınız bizleri.İstirham ediyoruz efendim.

 

  

 

Ugur

(Login Bteist)

217.31.226.211 Kuran`in derlenisi September 22 2003, 2:11 PM 

 

sn. Ataman

Bu basligi basindan beri ilgiyle takip ediyorum.

Siz ve diger tum degerli katilimcilarin fikirlerinden yararlanmaya calisiyorum.

Bir ara Kur`an-i Kerim`in derlenis sirasina deginilmisti.Surelerin inis sirasina gore degil de, nicin su andaki siralamaya sahip oldugunu aciklayacaginizi belirttiniz..daha sonraki bir yazinizda,bunu acikladiginizi soylediniz.tum yazilarinizi tekrar okudum,ama bulamadim.

Bunu samimi olarak merak eden birine lutfen kisaca aciklarmisiniz.?

Saygilarimla

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 22 2003, 3:36 PM 

 

'4-Gebeliğin 7. Haftasında cenin 1,5 cm uzunluğunda yaklaşık 30 Gr.

ağırlığında uzuvları belli olmamış bir et parçası halinde görülür.'

 

Sana bir soru soralım bakalım!

Bu ceninin boyu 1.5 cm se,eni de 0.5 olabilir ve kalınlığı da 0.3 diyelim.

 

Hacmi= 1.5x0.5x0.3= 0.22.5 cm3

 

Şimdi siz bu 0.22.5 cm 3 hacmi, 30 gram gelen bir cismin özgülağırlığını söyleyebilirmisiniz?

 

Herneyse 7 haftalık çocuğun ultrasound'da neredeyse kalp atışı açık seçik görülür.

 

 

Siz,biz muhabbetine girmeyeceğim !

 

Konular hakkında yeterince bilgin yok.

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 22 2003, 3:40 PM 

 

'Yumurtanın sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis

bulmama sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...'

 

 

Neden başka bir tartışmanın konusu olsun?

Oluyorsa da,

O tartışma neden şimdi olmasın?

 

Bekliyoruz !

Öyle hemen son mesaj yok,sonuna kadar götüreceğiz sizi!

 

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 22 2003, 4:04 PM 

 

''Siz de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'

 

Bunu her hangi bir yerde inkar ettiniz mi?'

 

 

Söylemediğim şeyi nasıl ve neden inkar edeyim.

Böyle saçma bir cümle benim ağzımdan neden çıksın?

 

 

'Sebepler değil diyorsanız ne diyorsunuz?

Laf salatası gerisi boş!

Sebepler diyorsanız sebepler bu portakala nasıl canlılık verir ve canlılığını devam ettirir onu açıklayın.'

 

Açıklıyalım.

Portakal varsa onu yaratan da olmalıdır mantığı hiç bir zaman Kuranı haklı çıkarmaz.İncilide haklı çıkarır,Tevratı da !

 

İncil ve Tevrat savunuru da aynu teraneleri anlatıyor.

 

Sümerler de portakalı yaratan olduğunu düşündü ama onlar tek tanrı yerine Çok Tanrı fikrine vardı.başka milletlerde!

 

Canlılığın nasıl olduğunu,nasıl ortaya çıktığını bilim açıklayabilir ama NİÇİN olduğunu açıklayamaz!

 

Siz niçini de açıklamaya çalışıyorsunuz?

 

'Hanginizin daha güzel olduğunu sınamak için'

 

Fakat dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız!

 

Hiç bir sonradan oluşmuş varlık Allaha delil olamaz,sonradan oluşmuşları sonsuz zamanda geriye doğru götürürsün.

 

Ve hiç bir sonradan oluşmuşun sebebini de Allahın keyfi dışında açıklayamazsın,açıklarsan zorunlu hale getirirsin,zorunlu Allah olmaz.

 

Allah hiç bir şey yokken varolansa,hiçbir şey yokken bir Allah olması gerektiğini iddia etmek saçmadır,hiç bir şey yokkan Allah NİÇİN olsun?

Bir şeyler var etmek için mi?

Buna mecbur mu?

 

Her şeyden sonraya kalması gereken Allah'ın yanında nasıl olur da siz ebediyen kalacaksınız?

Kitabınızı okudunuz mu?

 

Nerede kalacak Allahın Bekaası?

 

Başınız olacak,yaratılmış olacakasınız,fakat sonunuz olmayacak,ebediyen cennette bakire hurilerle olacaksınız öyle mi?

 

Nesiniz siz yarı Tanrı mı?

Gılgamış'tan ne farkınız kaldı?

 

Siz koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz üyelerisiniz !

 

 

 

'Evet, Allah'a iman konusunda kendimden eminim. Evet sizin tabirinizle fikrim de bellidir zikrim de. En ufak bir tereddüdüm yok çok şükür. Ama doğrunun da doğrusu vardır. Belki onu buluruz.

Ayrıca tereddüdü olanlar varsa ve inançsızlık halinden hoşlanmayan varsa yardımcı olabilirim diyorum. Herhangi kötü bir niyetim yok. Bir menfaatim de yok.'

 

Ben de bunu açık,açık söylemenizi kastettim.

 

Daha da doğrusu,siz kendinize taraftar yapacak düzeyde ve sizden daha alt seviyede insanlar arıyorsunuz.

 

Merak etmeyin arayan bulur !

 

 

 

 

  

 

Anonymous

(no login)

193.140.196.230 Deha September 22 2003, 4:36 PM 

 

"Portakal varsa onu yaratan da olmalıdır mantığı hiç bir zaman Kuranı haklı çıkarmaz.İncilide haklı çıkarır,Tevratı da !"

 

Konumuz Allah'ın varlığıydı. Diğer konulara(peygamber, kitap, vs) henüz gelmemiştik. Başlığı da zaten "Allah'ın Varlığı" diye atmıştım.

 

Söylemediğim birşeyi neden inkar edeyim diyorsunuz. Ben bir yazdıklarınıza dayanarak bir iddiada bulunmuştum. Inkar etmenizi veya kabul etmenizi bekliyordum.

 

Peki o zaman daha farklı bir formatta soralım:

- Portakalın canlılığının kaynağı sebepler mi?

- Değilse kaynağı ne?

- Kaynağı yok mu?

 

"Fakat dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız"

Mesele bu zaten. Herşeyin bir sebebi olduğu görünüyor. O halde herşeyin dayandığı ve O'nun hiçbirşeye dayanmadığı bir Zat olmalı. Bir trenin vagonlarını çeken bir lokomotif vardır. Herşeyin sevkedildiğini gördüğümüzde de bir sevkeden olmak zorundadır diyoruz.

 

"Hiç bir sonradan oluşmuş varlık Allaha delil olamaz,sonradan oluşmuşları sonsuz zamanda geriye doğru götürürsün."

Buradaki kasdınızı anlayamadım. Maddenin ezeliyetini mi savunuyorsunuz?

 

Zaman kavramına takılıp kaldığınızı da görüyorum. Allah'ı zamanla kısıtlayamazsınız. Ezeli ve ebedi demek zamandan münezzeh demektir. (Lütfen Kur'an'dan şu ayete göre Allah zamanla kısıtlı olmak zorunda gibi yorum getirmeyin. Bütün mü'minler Allah'ın zamandan münezzehiyeti konusunda müttefiktirler.)

 

Kendisi baki olmayıp ta Allah'ın ibkasıyla insanlar ebedi olabilirler. Bunun için ilah mı demek lazım?

Aklımız dar. Herşeyi anlayamıyoruz. Vazifemiz bu dar akılla Allah'ı bulabildiğimiz kadar bulmak.

 

"Siz koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz üyelerisiniz !"

Biz önemsiz olabiliriz ama vazifemiz önemli. Bunun da akılla uyuşmadığını söyleyebilir miyiz? Allah haşa cirmimize göre mi vazife yüklemek zorunda.

 

 

"siz kendinize taraftar yapacak düzeyde ve sizden daha alt seviyede insanlar arıyorsunuz"

 

Ben kendime taraftar aramıyorum. Insanları Allah'a taraftar olmasını istiyorum. Bu isteğimin de son derece masum olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle alt seviyede insan filan aradığım yok. Bu arada siz kendinizi üst seviye mi olduğunuzu düşünüyorsunuz?

 

 

Eğer, özel mail adresi vermekle ayıp etmişsem hepinizden özür dilerim. Lütfen beni mazur görün...

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Anonymous September 22 2003, 5:49 PM 

 

'Konumuz Allah'ın varlığıydı. Diğer konulara(peygamber, kitap, vs) henüz gelmemiştik. Başlığı da zaten "Allah'ın Varlığı" diye atmıştım. '

 

Allahın varlığı veya yokluğu metafizik kavramlardır,Bilimin konusuna girmez.

Bu hususta delil sunmak ta,saflıktır.

 

Allahın varlığını veya yokluğunu ispatlamak mümkün değildir.İspatlayan da çıkmamıştır.

 

Ben veya Bilim Portakalın NEDEN canlı olduğunu açıklıyamaz!

 

Ama martavalları ayırdedebiliriz !

 

 

'Peki o zaman daha farklı bir formatta soralım:

- Portakalın canlılığının kaynağı sebepler mi?

- Değilse kaynağı ne?

- Kaynağı yok mu? '

 

Bu kaynak Kuranda açıklanıyor,insanlar yesin diye Allah yaratmış !Ama biraz acı yaratmış !

 

Genel olarak canlılığın kaynakları hakkında bir teori var,ama Bilimsel bir noktaya kadar gider !

 

Kurandaki yaratılış konusu,bilimle uyuşmadığı için doğru kabul edemiyoruz.

 

 

 

 

'"Fakat dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız"

Mesele bu zaten. Herşeyin bir sebebi olduğu görünüyor. O halde herşeyin dayandığı ve O'nun hiçbirşeye dayanmadığı bir Zat olmalı. Bir trenin vagonlarını çeken bir lokomotif vardır. Herşeyin sevkedildiğini gördüğümüzde de bir sevkeden olmak zorundadır diyoruz.'

 

Güzel kardeşim,bunları elli bin sefer tartıştık,Lokomotif örneği burada en çok verilen örnektir.Elektriğini kestim mi Lokomotif te çekemez,ray olmadan,yerçekimi olmadan çekemez,Allah sizce böyle bir şey mi?

Tren in iki başına iki lokomotif koysan biri o yöne biri bu yöne çekse,iki allah olabileceğini kabul edecekmisin?

Herşey bir öncekine sonsuza kadar dayanırsa,ilk sebebe gerek kalmaz,bırakın bu Aristo mantığını din altında yutturmayı.

 

 

'Zaman kavramına takılıp kaldığınızı da görüyorum. Allah'ı zamanla kısıtlayamazsınız. Ezeli ve ebedi demek zamandan münezzeh demektir. (Lütfen Kur'an'dan şu ayete göre Allah zamanla kısıtlı olmak zorunda gibi yorum getirmeyin. Bütün mü'minler Allah'ın zamandan münezzehiyeti konusunda müttefiktirler.)'

 

Müminlerin neyle müttefik olduğu bizi bağlamaz,biz İslamı Kuran dan tartışırız.

Kuranın her yerinde Allah ezeli ve ebedidir !

 

Zamanın olmadığı yerde VAR veya YOK un referansı olabilir mi?

zamanın olmadığı yerde Allah bir şeye sebeb olabilir mi?

Sebeb olma yani Nedensellik ancak Zaman varsa geçerlidir.

 

Alfabeyi anlatmak zorundamıyız?

 

 

 

'Kendisi baki olmayıp ta Allah'ın ibkasıyla insanlar ebedi olabilirler. Bunun için ilah mı demek lazım?

Aklımız dar. Herşeyi anlayamıyoruz. Vazifemiz bu dar akılla Allah'ı bulabildiğimiz kadar bulmak. '

 

 

Sen ancak bu kadar anlarsın!

Kardeşim ilah ol,silah ol !

Eğer sen ebediyete kadar var olursan,

Allahın BEKAA yani en sona kalacak olan olma sıfatına ortak olmuş olursun !

Allah zamanın dışında da ,sen cennete 'Allahla beraber ebedi kalmayı' nasıl becereceksin!

Ayeti mi yazalım illa,nedense bunu özellikle istemiyorsun.

herkes kendine din mi uydurmakta !

 

 

"Siz koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz üyelerisiniz !"

 

'Biz önemsiz olabiliriz ama vazifemiz önemli. Bunun da akılla uyuşmadığını söyleyebilir miyiz? Allah haşa cirmimize göre mi vazife yüklemek zorunda.'

 

Senin ne vazifen var çok merak ettim?

Allahın senin vazifene mi ihtiyacı var?

Eksik mi Allah,yoksa sen ilahmısın?

Her şeye kadir olan,neden başkasına vazife versin,her istediğini yapar zaten.

Senin vazifen,70 sene vaziyeti idare edip,ilelebet hurilerle yaşayarak,ebediyen Allaha yoldaş olmak mı?

Nesiniz siz!

 

 

'Ben kendime taraftar aramıyorum. Insanları Allah'a taraftar olmasını istiyorum. Bu isteğimin de son derece masum olduğunu düşünüyorum.'

 

 

Ben de bu masum isteklerin altında,Cumhuriyete ve Atatürke,Topluma Bilime ve İnsanlığa düşmanlık ve nefret yattığına vehmediyorum.

Ne kadar kötüyüm değil mi?

 

 

 

  

 

ataman

(no login)

81.212.14.215 deha September 23 2003, 12:55 AM 

 

Arkadaşım yani saçma bir iddianın paşinden nasıl böyle inatla

koşabiliyorsunuz şaşıyorum.

Herneyse okuduktan sonra şöyle bir araştırma yaptım (3 dakika kadar)

ve şu linki buldum

http://www.hekimce.com/konu.php?konu=352

Bu linkte yazanı aşağı kopyalıyorum.

 

"Yedinci haftada, göğüs ve karın tamamen oluşur ve akciğerler gelişmeye

başlar. Embriyon 1,5 cm den biraz daha uzundur ve 30 gramdan biraz daha

fazla çekmektedir."

"10. haftada, çeneler dışında bebeğinizin yüzü çok gelişmiştir. Kalbin dört

odacığı vardır ve dakikada 120 ila 160 atmaktadır. Bu noktada, embriyo bir

cenin olarak kabul edilir."

Dördüncü ayın sonunda, kalp atışı stetoskopla dinlenebilir (başka özel

aletler kalp atışını çok daha erken tespit edebilir)(Çok daha erken tespit

edebilir diyor ya o kısımı özellikle araştırmayıp size kıvırma payı olarak

bıraktım:))

Ben aldığım eğitim itibariyle o tür özgül ağırlık hesapları yapamıyorum

ancak sizinde bir yerlede yanlış yaptığınız anlaşılıyor...

 

Üstteki linki okuduktan sonra (okuyacakmısınız???) birde bunu okuyun diye

size aşağıda bir link daha veriyorum

http://www.yeniarayislar.com/elestiri/elestiri_arsiv/kurankaynak.htm

Burada da Kuran ayetlerinin ne zaman hangi şartlar altında kim tarafından

nasıl derlendiği hakkında bilgi mevcut.

Azıcıkta üzüm yeyin dedim ama siz bağcı dövmeye alışmışsınız....

 

"'Yumurtanın sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis

bulmama sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...'"

Başka bir tartışmadan kastım İslamda Kadın konusudur.(şimdi ne alakası var

falanda dersiniz siz...)

 

"Konular hakkında yeterince bilgin yok."

 

Doğrudur.İyi biliyorum diye bir iddiamda yok zaten...

Ancak karalamak değil öğrenmek amacı ile araştırıyor ve tartışıyorum.

 

Haa unutmadan "Aleka" nın manasını araştırdınız mı???

İnanan insanlar tarafından çok sağlam bir kaynak olarak bilinen Elmalılı

Tefsiri Şöyle diyor:

"Sonra sizi bir nutfeden, bir meniden, daha doğrusu menideki tohumdan,

"sonra bir alekadan", yani erkeğin spermasının kadının yumurtacığını

aşıladıktan sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir maddeden, sonra

yapısı belli belirsiz bir çiğnemlik bir et parçasından yarattık. Sizi o kan

pıhtısından meydana gelmiş, yaratılışı kısmen belirmiş kısmen de belirmemiş

bir çiğnemlik etten yarattık. "

 

Demekki Kuranda Ovumdan da bahsediliyormuş.

Aleka nın anlamı yukarıda yazıyor...

Bu arada bu Hacc suresi 5. ayetin tefsiridir ))

Ha siz Elmalı'lı M.Hamdi Yazır da bilmiyor der iseniz, biz size ne diyelim

 

"Bekliyoruz !

Öyle hemen son mesaj yok,sonuna kadar götüreceğiz sizi!"

 

Haklıymışsınız

Son mesaj değilmiş...)

Ama bu son.

 

Bak yazmayı unuttum

http://www.bebek.com/Content/Detail.asp?ContID=1333

 

Bu linktede

"Hatta bebeğinizin kalbi bu hafta atmaya başlamıştır. Artık bir üzüm

büyüklüğündedir (yaklaşık 16mm ve 2 gram)."

 

Bu link embriyonun gelişiminin 8. (yazıyla sekiz) haftasındaki gelişimini

anlatıyor.

Siz 7. Haftada duyulur demiştiniz değilmi???

 

Saygılarımla...

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.213.0.68 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 7:39 AM 

 

=====================================================

Haa unutmadan "Aleka" nın manasını araştırdınız mı???

İnanan insanlar tarafından çok sağlam bir kaynak olarak bilinen Elmalılı

Tefsiri Şöyle diyor:

"Sonra sizi bir nutfeden, bir meniden, daha doğrusu menideki tohumdan,

"sonra bir alekadan", yani erkeğin spermasının kadının yumurtacığını

aşıladıktan sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir maddeden, sonra

yapısı belli belirsiz bir çiğnemlik bir et parçasından yarattık. Sizi o kan

pıhtısından meydana gelmiş, yaratılışı kısmen belirmiş kısmen de belirmemiş

bir çiğnemlik etten yarattık. "

 

Demekki Kuranda Ovumdan da bahsediliyormuş.

Aleka nın anlamı yukarıda yazıyor...

Bu arada bu Hacc suresi 5. ayetin tefsiridir ))

Ha siz Elmalı'lı M.Hamdi Yazır da bilmiyor der iseniz, biz size ne diyelim

======================================================

 

OHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

 

ÇUSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS

 

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.111.240 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 8:50 AM 

 

incir suresi 2. ayetinde Sina dağı üzerine yemin ediliyor

 

herşeyi yaratanın everest dağından haberi yok mu

 

yoksa sina dağı ile everest mi kastediliyor?

 

yoksa allah kadınların aksine, 'size does not matter' şeklinde mi düşünüyor?

 

elmalılı ne düşünüyor bo konuda

 

  

 

ahmet kara

(no login)

195.175.95.71 oyyy September 23 2003, 9:43 AM 

 

kardeşim sizin beyniniz ne kadar kıt.kuran ın indiği o devirdeki araplar nerden bilsin everest tepesini.öle bi yazı okusalar bu ne lan diyip apışıp kalmazlarmı.ille en yüksek tepeyemi yemin edilir.ille birşeyi eleştireceksiniz ya saçmalayın.geçen burda biri islamın kadınlara haklar getirmediğini firavun dönemide kadınların daha çok hakları olduğunu sölemişti ondn sonra okuduğum en saçma yorum:)))

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 23 2003, 9:58 AM 

 

Güzel kardeşim,

 

1.5 cm uzunluğu var,ağırlığı 30 gram diyorsun,

 

sonrada

 

16 mm (1.6 cm) uzunluk ve 2 gram ağırlıktan bahsediyorsun.

 

Sana saçmaladığını göstermek için özgül ağırlık hesabı yapıyorum hala anlamıyorsun.

 

İnsan her okuduğu her duyduğu şeye öyle pat diye inanmamalı,yoksa komik oluyor,azıcık kafanı çalıştır düşün,hiç 1.5 cm embrio 30 gram gelir mi?

Demirden olsa gene gelmez !

 

 

 

'"Hatta bebeğinizin kalbi bu hafta atmaya başlamıştır. Artık bir üzüm

büyüklüğündedir (yaklaşık 16mm ve 2 gram)."

 

Bu link embriyonun gelişiminin 8. (yazıyla sekiz) haftasındaki gelişimini

anlatıyor.

Siz 7. Haftada duyulur demiştiniz değilmi???'

 

 

Güzel Ataman,

 

ne yapmaya çalışmaktasın,tereciye tere satan ancak komik olur.

 

Bakalım ne demişim !

 

'Herneyse 7 haftalık çocuğun ultrasound'da neredeyse kalp atışı açık seçik görülür.'

 

Birincisi duyulur dememişim GÖRÜLÜR demişim,

İkincisi NEREDEYSE demişim,yani az kalmış demişim!

 

Ben ne yazdığımı hesap eder yazarım,kıvırdığım da görülmemiştir.

 

Diplomayı bakkaldan almadım !

 

Elmalı tefsirini sunmanız son derece saçma,çünkü Elmalı Tefsiri,bu Bilimsel Gerçekler ortaya çıktıktan sonra yazılmıştır,uydurma çabasının ürünüdür.

 

Ayrıca Elmalı nın ne dediğine güvenmemenizi tavsiye ederim,bu hususta başka yorumları da var.

 

Bakalım verdiğin Linkte ne yazıyor?

 

'Zeyd’in yaptığı, sadece getirilen malzemenin vahiy olup olmadığına dair şahitleri dinlemek ve vahiy olduğu kesinlik kazanan metinleri bir kenara yığmaktır. Yazma işleminin, özellikle, ezberden okunan vahiyler için düşünülmesi daha mâkuldur. '

 

İşte okuduğunuz kitap budur,Siz bu kitabın İlahi vahiy olduğuna nasıl inanıyorsunuz?Vahiy,vahyedildiği Peygamberin değil de 2. veya 3.ağızdan yazılıyor,2 şahit ok dedi mi,taz gitsin!

 

Gerçekten çok komik !

 

Devam edelim !

 

'Kur'an vahiylerinin Hz. Osman devrinde derlenmesi Hz. Ebû Bekr devrindeki derlemeden farklı bir sebebe dayanmaktadır. Hz. Ebû Bekr ve Ömer’in endişesi, bizâtihî Kur’an vahiylerinin yok olması iken, Hz. Osman’ın endişesi, yok olmaktan kurtarılan Kur'an vahiylerindeki farklı okunma özelliğinin ümmetin birliğini bozup siyâsî kargaşaya sebep olmasıydı.'

 

Her isteyen bir Kuran uydurmuş,ne güzel linkler buluyorsun böyle !

 

Devam,

 

'zaten Hz. Ömer’in özel bir malı imiş gibi kızı Hafsa Vâlidemize miras kalmıştı. Demek ki Hz. Osman devrindeki derlemenin sebebi, o günkü kur'an nüshaları arasındaki farklılıklardır.'

 

Neler duyuyoruz!

 

'Ama insanlar savaş vb. sebeplerle bir araya gelince, okuduklarının birbirini tutmadığını görerek, işi, yekdîğerini tekfir etmeğe kadar vardırmağa başladı.'

 

Çok basit herkes işine geldiği gibi okuyodur !

 

Bak bak bak !

 

Kuranın benzeri yazılır mı?

 

Yazılmış da haberimiz yok !

 

' Hz. Osman işin önemini kavramış ve bir mecliste şöyle demişti: “Ey Peygamber'in arkadaşları! Sizler burada, benim yanımda bulunduğunuz halde, Kur'an hakkında anlaşmazlığa düşüp farklı tarzlarda okuyorsanız, uzağımda bulunan diğer şehirlerin ahalisi sizden daha şiddetli anlaşmazlıklara düşüyor; çok daha farklı okuyorlar demektir. Artık bir araya gelin de herkesin esas alacağı bir (imam) mushaf yazın”.'

 

 

yani,hepinizin üzerinde anlaşacağı bir Kuran yazın olsun bitsin,Yani Kuranın benzerini yazın,bak sen !

 

Ataman sana ne kadar teşekkür etsek azdır !

 

Görüldüğü gibi,Kuran'ın o kelimesinden bu sesli harfinden mana çıkarmanız için hiç bir gerekçe yoktur.

 

Kuran,Peygamber devrinden son haline gelene kadar oldukça önemli değişiklikler geçirmiş,Elinizdeki kitaba bakıp ta işte bu Allahın indirdiği Kuran diyorsanız bu sizin saflığınız veya cehaletinizdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 deneme September 23 2003, 11:14 AM 

 

Eğer tüm nedenlerin nedeni,ilk neden olan Allah ise,geçmişte bir yerlerde bu nedenlerin hiç birinin yaratılmamış olduğu bir dönem olmalıdır.

 

Aksi takdirde bir şeyin İlk neden olduğunu söyleyemeyiz.

 

Hiç bir şey yaratmamış bir Allahın olduğu bir dönem olmalı veya,geçmişte bir dönemde Allah hiç bir şey yaratmamıştı,sadece Allah vardı diyebilmeliyiz.

 

O halde,önce sadece Allah vardı,sonra bir şeyler yaratmaya başladı.

 

Peki Allah,ilk önce neyi yarattı,neden yarattı ve seçimini neye göre yaptı?

 

Kelam ilmine göre tüm yaratılmışlar mümkin dir,yani varlığı olsa da olur,olmasada olur,varlıkları zorunlu değildir.

 

O halde Allah ilk yarattığını keyfi olarak yarattı dememiz gerekir,yoksa Allah onu yaratmaya mecburdu gibi bir sonuç çıkar ki,bu da Allah kavramına aykırıdır.

 

Peki Allah keyfi hareket edebilir mi?

 

Allah,sıfatı gereği her şeyin bilgisine sahip olmalıdır,yani kendi yapmış olduğu ve yapacağı işleri de,Türkçesi kendi geçmişini ve geleceğini de bilmelidir.

 

Allahın geçmişi ve geleceği varmıdır?

Vardır,bu doğal olarak kendisi ortaya çıkmaktadır,ve bizzat kendisi geçmiş ve gelecekten bahsetmektedir.

 

Eğer Allah geleceğini önceden biliyorsa,neyi yaratacağını da daha yaratmadan önce biliyor olması gerekir.Çünkü Allah her şeyi bilmek zorundadır.

 

Peki bir şeyi yapmadan,yapacağını nereden biliyor?

Bu bilgi nereden geliyor?

 

Eğer Allah,ne yapacağını önceden biliyorsa,Allah tümü ile sınırlanmış ve belli bir kader üzerinde gidiyor demektir,hiç bir özgürlüğü yoktur.

 

Allah,önceden bildiği şeyden değişik bir şey yapmaya kalkarsa,Allahın önceki bilgisi yanlışlanmış olur,Bu Allah kavramına aykırıdır.

 

Demek ki Allah neyi biliyorsa onu yapabilir?

Neyi yaparsa onu bilemez?

Çünkü,önceki bilgisi eksik olur!

 

Yani Allah,'Kimin daha kıyak olduğunu bilmek' için bir evren yaratamaz,bunu bilmiyorsa zaten Allah değildir.

 

Allah sınav da yapamaz,çünkü sınav yapması için sonuçları önceden bilmemesi gerekir,oysa Allah sınav sonucunu bildiğinden,yaptığı işe sınav denmez.

 

Her şeyi bilmedeki bir diğer sorun,ezeliyet ve ebediyet kavramlarında ortaya çıkar.

 

Eğer Allah hep vardı ise,sonsuz geçmişinin bilgisine nasıl sahip olabilir,ya da sonsuz geleceğinin?

Her bildiği eksik olmak zorundadır çünkü ne bilirse bilsin,sonsuz ondan daha fazladır.Nasıl ki biz sonsuz sayıları bilemiyoruz bunu Allah da bilemez,Sonsuz'un bilgisi olmaz.Kendisi de sonsuz olduğuna göre,kendisi hakkında da,gerek geçmişinde gerek geleceğinde yeterli bilgiye sahip olamaz.

 

Peki o halde Allah hep var olduğunu ve var olacağını,nasıl bilebilir?

 

Ne kadar geriye giderse gitsin hep vardır,Ama sonsuz kadar geriye gitmesi gerekmektedir,Bunun içinde hem önünde hem arkasında sonsuz zaman olmalıdır,sonsuz zamanın taşıdığı bilgide sonsuzdur,bu sebeble Allah hiç bir zaman gelecek ve geçmiş hakkında tam bir bilgi sahibi olamayacaktır.

 

Tam bir bilgi sahibi olması başı ve sonu olmasını gerektirir.

 

Tekrar başa dönelim,yaratmamış bir Allah,önceden bildiği üzere yaratacak,buradaki birinci sorun,Allahın değişikliğe uğraması,yani Allah yaratmamış bir Allahtan,yaratmış bir Allaha dönüşecektir.Yani Allah var ve hiçbir şey yok durumu yerini Allah var ve bir şeyler var durumuna terkedecektir.İki durum arasındaki fark Allahın temel sıfatına aykırıdır,Allah değişiklik gösteremez.Önce şöyleydi,şimdi böyle olamaz.

 

O zaman yaratılanlarda ezeli olmalı ve Allahın konumunda hiç bir değişikliğe yola açmamalı,bu defa da onların yaratılan olma sıfatı tehlikeye düşer ve yaratılanların konumundaki değişiklik,yine Allahın konumunun değişmesine sebep olur.

 

Yine farzedelim sadece Allah var ve ilk yaratmasını yapacak,bunu da keyfi olarak belirliyemiyor ve önceden bilgisine sahip.Yaratılan her ne ise bir başı olacağından zaman gerektirir,Yaratan,yaratılandan önce var olmak zorunda olduğundan yaratma işlemini zamanda yapmak zorundadır,yani önce 'OL' diyecek,sonra olacak ve ikisi arasında bir zaman geçmesi gerekecek,Zaman olmadan,sebeb olma mümkün değil.Demekki zamanın yaratılanla başlaması mümkün değil,yaratılandan önce zaman yoksa,onun bir sebebi olduğu veya yaratıldığı söylenemez,çünkü yaratan,yaratılandan ÖNCE var olmalıdır,bu da zamanı gerektirir.

 

Yaratılanın yerine Zamanı koyalım,velev ki zamanı Allah yarattı ise Zamanı yartmadan ÖNCE de zaman olmalı,yoksa sebebin nedenden önce gelmesi gerektiğinden, Zamanın bir sebebi olduğunu söyleyemeyiz,Zamanı Allah yarattığını söyleyemeyiz.

Eğer Zaman dan önce Zaman varsa da açıkça zamanın yaratılması saçma olur,çünkü zaten var !

 

Demek olur ki zaman yaratılmadı,eğer Allah varsa Zaman da olmak zorunda.

 

Allahı Zamanın dışına koyabilir miyiz!

 

Koyamayız birinci sebeb,o zaman yaratılanların yaratanı olduğunu,sebebi olduğunu söyleyeymeyiz,

 

İkincisi,Zaman yoksa VAR layamayız.

 

Bir şey her ne ise Zamanda var olabilir,Varlığın Referansı zamandır,Yokluğun referansı gene zamandır.

 

Birşeyin var olduğunu söylememiz için zaman olmalıdır !

 

Zaman akmadan bilgi oluşamaz,hareket olmaz,düşünme olmaz,yaratma olmaz,kitap gönderme olmaz,konuşma olmaz,Tanrının herhangi bir etkinlik yapması mümkün olmaz ve var olması mümkün olmaz.

 

Tanrı'nın zamanın hem dışında ,hem içinde olması mümkün mü?

 

Bunu da sonra irdeleriz.

 

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.200.91 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 12:41 PM 

 

ahmet kara

 

'kardeşim sizin beyniniz ne kadar kıt.kuran ın indiği o devirdeki araplar nerden bilsin everest tepesini.öle bi yazı okusalar bu ne lan diyip apışıp kalmazlarmı.ille en yüksek tepeyemi yemin edilir.ille birşeyi eleştireceksiniz ya saçmalayın.geçen burda biri islamın kadınlara haklar getirmediğini firavun dönemide kadınların daha çok hakları olduğunu sölemişti ondn sonra okuduğum en saçma yorum:)))'

 

allahın belağati çağlar üstü bir kitap yazmaya yetmemişmi ?

 

başka şekilde belağat mucizesi gösteremez miydi?

 

(herşeyden önce belağat üzerine mucize olmaz)

 

bana kıt akıllı diyorsun ya, sina dağı üzerine yemin ederim ki, senden çok çok fazla akıllıyım

 

avucunu yalayacaksın ahmet kara

 

ne cennetine ne de hurilerine kavuşacaksın

 

sahte peygamberinin yanına gideceksin sen de

 

ama ben üzülmeyeceğim

 

çünkü bu yüzsüzlük ve kıt zekalıkla herşeyi hakediyorsunuz

 

 

  

 

Darvinist

(no login)

80.135.117.68 Her şey dahada eski September 23 2003, 12:52 PM 

 

Bu konu başladığı yerden biraz farklı bir yere gitmiş olsada, örnek bir tartışma haline gelmiş durumda.

 

İnsanın yaradılış efsanesine burada çok değinildi. Sümer’lerin tabletlerinde, semavi dinlerin anlattığı yaradılış efsanesine benzer başka hikayelerin bulunduğu bugün bir çok kişi tarafından bilinmekte.

İnsanın yaradılış konusunda bundan kısa bir süre önce Discovery Channel de izlediğim bir belgeselde gördüklerimi kısaca anlatmak istiyorum.

 

Belgeselin konusu, Avustralya’nın yerli halkı ‘Aboriginals denilen’ ile ilgili idi.

 

Avustralya yerlilerinin işlediği sanat dallarından biri, mağara ressamlığı. Mağara duvarlarına, püskürme tekniği kullanarak muhteşem eserler yaratıyorlar. Sanatçılar, boya maddelerini ağızlarında çiğneyerek ince hamur haline getiriyorlar ve, şablonlu, şablonsuz olarak duvara ağızlarındaki, boya hamurunu püskürerek resimleri yapıyorlar.

Bu sanatı icra edenlere ‘sanatçı’ diyorlar.

 

İnsanın Dünya’ya gelişini, yani yaradılışını şöyle anlatıyorlar:

 

Sanatçılar sanatçısı (Bu şekilde en büyük en büyük sanatçı olan Tanrı tarif ediliyor), Dünya’yı yarattıktan sonra, yaratmış olduğu eserin üzerinde gezmeye çıkar. Gezerken çamurluk bir yerden geçme durumunda kalır. Ayaklarına sıvaşan çamura bakar, çamurdan bir avuç alır ve çamurdan bir adam yapar. Sonra yine bir acuç çamur alır birde kadın yapar. Her ikisini yere koyar ve onlara can üfürür ve erkek ve kadın canlanır ve törerler.

 

Bu efsane ilk isanın yaradılışını anlatmakta.

Semavi dinlerinde ve onlardan önceki dinlerde anlatılan efsanelere ne kadar benzediğini özellikle anlatmaya gerek yok.

Avustralya’lı yerlilerinin efsanesini enteresan kılan husus, bu yerlilerin, bu günden, takriben 50.000 yıl önce Avustralya’ya gelmiş olmaları. Takriben derken, bu rakamda yanılma oranı belki 5-10bin yıldır.

 

Sümer tarihi hakkındaki biligiler yazı tabletleri sayesinde bilinmekte. Fakat Sümerler efsanelerini yazı ile aynı zamanda bulmuş olamıyacaklarına göre, tabletlerde anlatılan efsaneler o zamana dek ağızdan ağıza anlatılarak hafızalarda kalmış. Avsutralya yerlileri insanın yaradılış efsanesini bu denli benzer bir verziyonda anlatmaları, bu efsanenin kökeninin yazılı tarihin pek çok daha öncesinden olduğunu göstermekte. Bu zaman süresine bakılırsa, semavi dinlerin ve hatta Sümer tarihinin anlatmış oldukları, henüz dün anlatılmış gibi yeni sayılır.

 

Darvinist

 

 

  

 

ataman

(no login)

194.27.15.155 deha September 23 2003, 1:35 PM 

 

Arkadaşım yazmayacağım dedikçe yazdırıyorsun zorla...

 

İlkin 1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.

Yanlış var ise onların yanlışıdır.

Gayetlede ciddi bir sitedir.

İkincisi görülür yada duyulur deyin farketmez kalp yedinci haftada atıyor

demiştiniz.

Bebek.com sitesi ise kalp 8. haftada atmaya başlıyor diyor.

Siz terecimisiniz bilmiyorum ama Bebek.com da bir çok insanın başvurduğu

güvenilir bir sitedir.

Ben bir iktisat mezunu olarak gebelik ile ilgili bilgileri tabii ki bu

sitelerden alacağım.

Zaten siz ilk yazıda "neredeyse" diyerek kendi kıvırma payınızı hesap ederek

yazmışsınız.

Hesaplı yazdığınız doğrudur. Ancak gebeliğin ilk üç ayında bebek çok hızlı

bir gelişim gösteriyor "okuduklarımdan anladığım kadarı ile" size kısacık

gelen bir haftalık süre bebeğin gelişiminde oldukça uzun bir süre

oluyor.Yani "neredeyse" kelimesi ile ifade edilemiyor...

Ayrıca 30 yada 3 gr.olması farketmez.Neticede şekil olarak benzediği şeyin

kurandaki benzetmeye uygun olup olmadığını tartışıyoruz.

Kısa kesin

Soru şu " benziyormu, benzemiyormu"

 

Sıkıştığınız yerde bana saldırarak fikir savunmayın.

 

Biz bu noktaya nereden geldik???

Hacc suresi 5

Siz neden bahsediyorsunuz "Ceninin özgül ağırlığı"

Sizin yaptığınız şüphe oluşturmaya çalışmak Fikre gücünüz yetmeyince bana

bulaşıyorsunuz.

Elaka'nın Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan

yazıyorum.Güvenilmez diyorsunuz.

 

O linkte ki yazıyı bir daha okuyun.

Orada Kuranı geleneksel sıraya göre yazanın kim olduğu yazıyor.

Kim ? Zeyd B.Sabit

Peki Zeyd B. Sabit kim ??

Peygamberin vahiy katiplerindendir. Kuranı ezbere bilen bir sahabedir.

Zaman zaman Hz.Ebubekir'e vekalet ettiği bile söylenir.

Peki ne yapmış Zeyd ??

Sadece kendi ezberine güvenmemiş başka kaynakları da araştırmış.

O zamanın Arap mantalitesinde, son derece gelişmiş ve yaygın halde bulunan

ezber anlayışının, henüz ilkel olan yazıya nazaran çok daha önemli ve

güvenilir bir nakil vasıtası olduğu gerçeğini unutmayalım.

Hz.Ebubekir zamanında derlenen Kuran, Hz.Osman zamanında farklı yerlerde

farklı olarak okunmaya başlanmış.Ancak Hz.Ebubekir zamanında derlenmiş bir

Kuran var.Farklı yerlerde farklı okunan Kuran o.

Hz.Osman zamanında Zeyd işte o Kuranı sadece çoğaltmıştır.

Ancak bu çoğaltma işi yeniden derlenme gibi yapılmış daha sonra Hafsanın

elindeki Hz.Ebubekir zamanında derlenen mushaf ile karşılaştırılmış ve temel

mesaj açısından ciddiyet arzetmeyen bir takım farklılıklar olduğu

görülmüştür.Ancak daha doğru olan bu ikincisidir.

İmla yanlışlarının düzeltilmesi gibi algılanabilir.Örnekler linkini verdiğim

yazıda var.

İşte bugün elimizde olan Kuran Hz.Osmanın çoğalttırdığı Kurandır.

Yazıda anlatılan olaylar ve Kuranda yapıldığı söylenen değişiklikler

herkesin malumudur.

Ancak bu Kuranın Allah kelamı olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ben o yazıdan bunları anlıyorum...

 

Siz ise "Tencere çalıyorsunuz"

Çalın çalın çıkan gürültüyle oynayacak birileri bulunur...

 

Önce "Kuranı Hz.Muhammet yazdı dediniz yazarkende tevratı taklit etti"

dediniz.

sonra "Bir Hacc suresi örneği attınız ki ortaya neticesinde embriyonun özgül

ağırlığından girildi sizin diplomanın bakkaldan alınmadığından çıkıldı"

Sonra size bir link verdik oradanda "Kuran allah kelamıdır da kullar

değiştirmiş" manasında birşeyler karalamışsınız.

Neyin ne kadar değiştiği orada yazıyor...

Siz ne yapıyorsunuz bir ton zorlama yorum...

Saçma sapan ipe sapa gelmez yorumlar...

 

Mesela "2 şahit ok dedimi yaz gitsin"

Yazanın adı Zeyd Bin Sabit arkadaşım. Peygamber sahabesi adam Vahiy katibi

ve Hafız

Ayrıca Hz.Osman zamanındaki çalışma beş sene kadar sürüyor.Öyle yaz gitsin

değil yani...

 

Yada "Her isteyen bir Kuran uydurmuş,ne güzel linkler buluyorsun böyle"

"Çok basit herkes işine geldiği gibi okuyodur !"

Her isteyen bir Kuran uydurmasın diye Hz.Osman zamanındaki derleme ve

çoğaltma yapılmıştır.

 

Yada"yani,hepinizin üzerinde anlaşacağı bir Kuran yazın olsun bitsin,Yani

Kuranın

benzerini yazın,bak sen !"

Hz.Osman o mecliste sorunu ifade etmiştir.Ortaklaşa bir Kuran yazın

dememiştir.

 

Dedim ya "Tencere çalıyorsunuz"

 

Birde Elmalılı hususu varki tam evlere şenlik.

Elmalılı'ya güvenmeyip sana mı güvenecektim arkadaşım...

 

Benim elimdeki Kuran Allah kelamıdır.Siz ne derseniz deyin

 

Bakın bu tartışmayı burada noktalayalım.Nasılsa Ne siz ne ben ikna olmayacak

bu işi bir sonucada vardıramayacağız.

Ancak Size karşı saygımı yitirmeye ve kızmaya başladığımı hissediyorum.

Ne ilginçtir ki Cevap yazmadan da duramıyorum.

Sizin cevaplarınızda üslubunda seviye kaybettiğini görüyorum

Aynı şey benim yazdıklarımda da var

Sizden ricam burada noktalamamız.

 

Saygılarımla...

 

 

 

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.213.0.10 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 2:20 PM 

 

'İlkin 1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.

Yanlış var ise onların yanlışıdır.'

 

bu derece saçma şeyleri, düşünüp tartmadan neden yazıyorsun

 

OHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

ÇUSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 ataman September 23 2003, 2:54 PM 

 

'Arkadaşım yazmayacağım dedikçe yazdırıyorsun zorla...'

 

Sen yazmasan,ben yazmasam,

Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa !

 

 

'İlkin 1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.

Yanlış var ise onların yanlışıdır.'

 

Yanlış onların deyip sıyrılma,aktardığın bilgiden sorumlusun,düşün taşın öyle aktar.

Vucudun kaçta kaçı su?Suyun 1 cm3 ü kaç gram gelir?

Bunu nasıl bilmezsin?

Her okuduğuna neden inanırsın da bir tek bize inanmazsın?

 

 

 

'İkincisi görülür yada duyulur deyin farketmez kalp yedinci haftada atıyor

demiştiniz.

Bebek.com sitesi ise kalp 8. haftada atmaya başlıyor diyor.'

 

Güzelim NEREDEYSE demişim üstelik yedi desem bile yedi ile sekizi çok fazla zaten ayırdedemezsin,kim hangi gün hamile kaldığını biliyor,bunlar Son Adet Tarihi ile hesap edilir veya makinelerin kafa çapı gibi belli parametreleri ile hesap edilir.Doğruya yakın bilgilerdir,ortalamaları alınır.

 

Çok anlamsız konuşuyorsun !

 

'Siz terecimisiniz bilmiyorum ama Bebek.com da bir çok insanın başvurduğu

güvenilir bir sitedir.'

 

O siteyi kimin hazırladığını bilmiyorum ancak benden aldığın bilgiler daha güvenilir veya en az o kadar güvenilirdir,çünkü ben Tereciyim,Tereci diplomam var,akletmezmisin !

 

 

'Siz neden bahsediyorsunuz "Ceninin özgül ağırlığı"

Sizin yaptığınız şüphe oluşturmaya çalışmak Fikre gücünüz yetmeyince bana

bulaşıyorsunuz.'

 

Gereksiz suçlamalar !

 

'Elaka'nın Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan

yazıyorum.Güvenilmez diyorsunuz.'

 

Elmalılı herkesce nasıl güvenilir bir kaynak olsun.

Maç ediyoruz,sizin takımın kalecisini nasıl hakem yaparız !Anlasana o sizden !

 

 

'Orada Kuranı geleneksel sıraya göre yazanın kim olduğu yazıyor.

Kim ? Zeyd B.Sabit'

 

Onu biliyoruz,nüzul sırası ortada iken neden böyle bir sıraya gerek duymuş !

 

 

'Hz.Ebubekir zamanında derlenen Kuran, Hz.Osman zamanında farklı yerlerde

farklı olarak okunmaya başlanmış.Ancak Hz.Ebubekir zamanında derlenmiş bir

Kuran var.Farklı yerlerde farklı okunan Kuran o.

Hz.Osman zamanında Zeyd işte o Kuranı sadece çoğaltmıştır.'

 

Yani Zeyd farklı terlerde farklı okunan Kuranı çoğalttı ise,bu işlem,farklı yerlerde farklı okunmasının nasıl önüne geçer!

 

Neden düşünmeden yazarsın?

 

 

'Ancak bu çoğaltma işi yeniden derlenme gibi yapılmış daha sonra Hafsanın

elindeki Hz.Ebubekir zamanında derlenen mushaf ile karşılaştırılmış ve temel

mesaj açısından ciddiyet arzetmeyen bir takım farklılıklar olduğu

görülmüştür.'

 

Sadece çoğaltırken biraz da derlemiş!

Sen ne dediğinin farkındamısın?

Resmen kıvırıyorsun !

İki mushaf farklı ise demek ki en az birisi Kuranın benzeri ,belki de ikiside !

 

 

'Ancak daha doğru olan bu ikincisidir.'

 

Sen öyle diyorsan öyledir!

 

'İşte bugün elimizde olan Kuran Hz.Osmanın çoğalttırdığı Kurandır.'

 

Onu biliyoruz,niye sırayı değiştirmişler?

 

 

'Ancak bu Kuranın Allah kelamı olduğu gerçeğini değiştirmez.'

 

Güya Kuran da 'Kuranı biz indirdik onu biz koruyacağız' yazar (Hicr 9)

 

 

 

'Mesela "2 şahit ok dedimi yaz gitsin"

Yazanın adı Zeyd Bin Sabit arkadaşım. Peygamber sahabesi adam Vahiy katibi

ve Hafız'

 

vahiy katibi ise zamanında düzgün yazsaymış ya !

Neden şahit arıyor?

 

'Ayrıca Hz.Osman zamanındaki çalışma beş sene kadar sürüyor.Öyle yaz gitsin

değil yani...'

 

Bu daha kötü,demek ne kadar karışık bir durum var ki 5 senede içinden çıkılamıyor.

Yani elimizdeki Kuran 5 senelik ince taktik ve hesapların sonucu.

herkes ezbere ve doğru bilse,neden beş sene uğraşılsın !

 

 

'Her isteyen bir Kuran uydurmasın diye Hz.Osman zamanındaki derleme ve

çoğaltma yapılmıştır.'

 

hayır bu bir önlem değil!

Her isteyen uydurmasın diye değil,uydurduğu için,yazıda yazan ortada,kıvırttırma bakim !

 

 

'Birde Elmalılı hususu varki tam evlere şenlik.

Elmalılı'ya güvenmeyip sana mı güvenecektim arkadaşım...'

 

Bilgin o kadar olduğu için,zamanla Elmalılının hatalarını bir bir görürüsün !

 

 

'Benim elimdeki Kuran Allah kelamıdır.Siz ne derseniz deyin'

 

Bunun için bir kanıtınız yok ve sizi zorlamayacağım,1.5 cm lik Ceninin 30 gram olabileceğine inanan her şeye inanır.

 

Noktalamaya gelince ben,bana sorulanlara cevap verdim,yazılanlara cevap verdim.Başlatan sizsiniz onlarca abuk subuk sorunuza sabırla cevap verdim,

Başlatan olduğunuz gibi,

Bitirecek olan da sizsiniz.

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.213.13.236 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 3:06 PM 

 

'Yanlış var ise onların yanlışıdır.Ben bir iktisat mezunu olarak gebelik ile ilgili bilgileri tabii ki bu

sitelerden alacağım.'

 

ilerde hamdi yazır'ın da hataları çıkınca onun için de 'ben ne anlarım arapçadan, kurandan, tefsirden, ben kek bir iktisatçıyım, kandırmışlar beni...' mi diyeceksin

 

'Elaka'nın Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan yazıyorum.Güvenilmez diyorsunuz.'

 

bir elaka kelimesinden 'erkeğin spermasının kadının yumurtacığını aşıladıktan sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir madde' anlamını çıkarmak ancak komedi dizilerinde görülebilecek bir zırvadır.

 

hamdi yazır kimler tarafından kabul görmüş, kimlerden güvenoyu almış?

 

avucunuzu yalayacaksınız

ne bir köşk, ne de bir huri

eğer şanslıysanız kurtlara ziyafet olacaksınız

eğer gerçekten yaratıcı(lar) varsa

'ben size az da olsa zeka verdim, siz benim adıma yalan söyleyen bu sahtekarlara ve zırvalarına inandınız...' diyecek ve sizi cehennemine atacak

 

  

 

izafi

(no login)

203.26.24.211 - September 23 2003, 4:48 PM 

 

"avucunuzu yalayacaksınız

ne bir köşk, ne de bir huri

eğer şanslıysanız kurtlara ziyafet olacaksınız

eğer gerçekten yaratıcı(lar) varsa

'ben size az da olsa zeka verdim, siz benim adıma yalan söyleyen bu sahtekarlara ve zırvalarına inandınız...' diyecek ve sizi cehennemine atacak"

 

Nerden bildin?...

Gittin konustun mu?...

Vahiy mi geldi?...

Yoksa bu defalık tersten mi üfledin?...

Sen kimsin?...

Kendi sanılarından baska nesin?...

Everest dağına yemin etsen nolacak?...

Sahsen,

Kurtlara ziyafet olacak kadar sanslı olmanı dilerdim...

Unutma!..

İnanmamanın savunması yapılabilir belki ama..

Alayın asla!...

Ateistsen de Adam ol!...

 

 

 

 

 

  

 

cunyor

(no login)

81.212.15.236 deha - tüm nedenlerin nedeni September 24 2003, 11:14 AM 

 

Yazınızda defalarca "önce", "önceden", "sonra" kavramlarını kullanmışsınız.

Ben derim ki, zaman da yaratılmıştır. Bu nedenle, Allah için "önce", "sonra"

gibi kavramarı kullanmak ve anlamak ta çok kolay olmasa gerek. hatta belki

de bu yapımızla imkansız olabilir. Bu nedenle bu şekilde bir felsefi

yaklaşım yanlış diye düşünüyorum.

 

 

  

 

ayetullah

(no login)

81.212.111.137 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 24 2003, 11:39 AM 

 

izafi

 

'Nerden bildin?...

Gittin konustun mu?...

Vahiy mi geldi?...

Yoksa bu defalık tersten mi üfledin?...

Sen kimsin?...

Kendi sanılarından baska nesin?...

Everest dağına yemin etsen nolacak?...

Sahsen,

Kurtlara ziyafet olacak kadar sanslı olmanı dilerdim...

Unutma!..

İnanmamanın savunması yapılabilir belki ama..

Alayın asla!...

Ateistsen de Adam ol!...'

 

sen bir dingilsin.

ben ne everest dağı üzerine ne yemin ederim ne de bana vahiy gelir. ama tarzım deha'nın tarzı değil. o çok sabırlı, uzun uzun yazdığınız demagojilere, üşenmeyip mantıklı açıklamalar yapıyor, ama gene de fayda etmiyor.

bense sizin dilinizden daha iyi anlıyorum. size sizin salaklığınızla cevap veriyorum. bu da sizi deli ediyor, biliyorum. ne kadar salak olsanız da, 'ulan valla herif doğru mu diyor yoksa, bu allah eğer herşeyi yaratansa, neden sina dağı üzerine yemin etmiş, düşünememiş mi acaba, zaman geçicek, değişik coğrafyalara gidecek bu kitap, ve insanlar ''ulan niagara şelaleleri varken, everest dağı varken bu sina dağı da ne bok, sallamış mı lan yoksa bu muhammet...'' ' diye içinize kurt düşüyor...

 

sen de avucunu yalayacaksın izafi

eline koca bir HİÇ geçicek

köşkü bırak bir kulübe bile eline geçmeyecek

bırak huriyi, kör topal bir kocakarı bile kazanamayacaksın

 

ben adamım hem de senin sülalendeki tüm adamların toplamından daha fazla ederim

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Zaman konusu ! September 24 2003, 12:45 PM 

 

'Yazınızda defalarca "önce", "önceden", "sonra" kavramlarını kullanmışsınız.'

 

Haklısınız, bunların bir bölümü tırnak içinde olmalı.

 

 

'Ben derim ki, zaman da yaratılmıştır. Bu nedenle, Allah için "önce", "sonra"

gibi kavramarı kullanmak ve anlamak ta çok kolay olmasa gerek. hatta belki

de bu yapımızla imkansız olabilir. Bu nedenle bu şekilde bir felsefi

yaklaşım yanlış diye düşünüyorum.'

 

 

Zamanın 'yaratıldığı' veya bir başı olduğu doğru,ama bu olgu ile Allah kavramını yanyana getirmek pek kolay değil !Bir çok sorun çıkıyor.

Zamanın yaratıldığını söyleyebilmemiz için zaman dan,'Önce' de,Zamanın var olması gerekiyor.

 

 

Siz anlayamayız diyorsunuz,ben deniyorum,zaten başlık deneme.

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 zaman September 24 2003, 1:14 PM 

 

'Ben derim ki, zaman da yaratılmıştır.'

 

Siz diyorsanız farklı bir şeydir,ama ben müslümanım Kuran da böyle diyor derseniz,o zaman Kuran dan bunu kanıtlayacak hükümler getirmeniz gerekir.

 

Kuran da zamanın yaratıldığına dair bir hüküm yoktur.

Tersine Kuran'da Tanrı,sonsuz zaman içinde hareket etmektedir.

 

 

   

 

Cunyor

(Login mihman)

81.212.14.79 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 25 2003, 10:28 AM 

 

iyi de, anladığımız anlamda "zaman"dan ve dolayısıyla "önce" ve "sonra"dan

bahsederken tanrı ile bu kavramları bağdaştırmak çok sağlıklı değil. Zamanın

da bir boyut olduğunu "kabul edersek", tanrıdan bahsederken bu dört boyutlu

evrenimizdeki anlayışla hareket edersek, tanrının yerini kilometre cinsinden

uzaklıkla belirlemeye benzer çalışmalarımız. tanrısal boyutta varsa bir

zaman kavramı, bizim algıladığımız tarz bir zaman değildir bence bu ?

 

 

  

 

ASA

(no login)

195.174.226.77 sn DEHA September 25 2003, 10:35 AM 

 

 

"Kuran da zamanın yaratıldığına dair bir hüküm yoktur.

Tersine Kuran'da Tanrı,sonsuz zaman içinde hareket etmektedir."

(eğer hareketi basit anlamda algıladıysanız)

Hükmünüz yanlış. Allah(kastettiğiniz tanrı)ın Kur-an a göre sonsuz zaman içinde hareket etmesi mümkün değildir. Çünkü O'nun haricinde hiçbirsey yoktur, onun için bir yerde bir yere gitmesi, konsantrasyonunu bir noktaya toplaması herhangi bir seyi bilmemesi mantıksızdır.

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Mihman September 25 2003, 11:38 AM 

 

'iyi de, anladığımız anlamda "zaman"dan ve dolayısıyla "önce" ve "sonra"dan

bahsederken tanrı ile bu kavramları bağdaştırmak çok sağlıklı değil.'

 

Bizim konu ettiğimiz,belirsiz olan 'Tanrı' değil,dinlerin Tanrısı,zaten genellikle Allah diyorum.

Allahı akılla açıklama gayretini irdeliyorum.

 

 

'Zamanın

da bir boyut olduğunu "kabul edersek", tanrıdan bahsederken bu dört boyutlu

evrenimizdeki anlayışla hareket edersek, tanrının yerini kilometre cinsinden

uzaklıkla belirlemeye benzer çalışmalarımız. tanrısal boyutta varsa bir

zaman kavramı, bizim algıladığımız tarz bir zaman değildir bence bu ?'

 

 

Çok haklısınız,zaten bir yazımda sanırım Melekler ve İzafiyet başlığında,Allahın yerini km cinsinden de hesaplamıştım.

 

Bunlar benim değil,dinlerin söyleminden çıkan sonuç.

Eğer 'Cebrail Allah Katına Dünya senesi ile 50.000 yılda çıkar' denirse,benim de arada bir mesafe olduğunu çıkarsamam ve bunu hesap etmek için de Cebrailin hızını bilmem gerektiğinden cihetle ,çeşitli olasılıklar dahilinde bunu incelemem normaldir.

 

Yine Kuran'a göre Allah Arştadır,Arş çevresinde meleklerin olduğu veya taşıdığı somut bir mekandır.

Mülk 16 ve 17 de Allahtan açıkça 'Gökte olan' diye bahsedilir.

 

Hadislere genelde girmem ama,hadislerde ve hadis tabanlı İslami yorumlarda,Allahın Arşının uzaklığı veya km'si bahis konusudur.500 yıllık mesafeler halinde bahsedilir.

 

Yine Miraç olayında,gidilen bir mevki vardır,Göklerde bir meclis vardır,her türlü şey Allah katından indirilir.

 

Allah'ın her yerde olması mı mecazdır,

Gökte olması mı?

Allah mekandan münezzehmidir?

Kuran'a göre değildir.

 

Kuran'ın Tanrısının farklı bir zaman boyutunda olduğuna dair zorlamalı bir ayetten başka hüküm yoktur.

Allah katında,cennette dahi sabah ve akşam vardır.

 

'Önce' ve 'Sonra' kavramları,anladığımız anlamda ileri giden bir zaman anlayışının sonucudur.

 

Ve Nedenselliği oluşturur.

Eğer Tanrı her şeyin sebebidir,veya 'İLK' sebebtir derseniz,zaten kendiniz bu anlayışı kabul etmiş olursunuz.'İLK' şu anki zamanımıza ait bir kavramdır.

 

Allah önce OL der, sonra Olur !

 

Bu mevcut zamandan başka bir zaman olamaz ve Nedensellik yasasına tabiidir.

 

 

 

 

  

 

DEHA

(no login)

195.174.77.197 Asa September 25 2003, 11:45 AM 

 

' Allah(kastettiğiniz tanrı)ın Kur-an a göre sonsuz zaman içinde hareket etmesi mümkün değildir.'

 

 

Allah ezeli ve ebedidir ne demek?

Yani hep vardı ve hep olacak!

İki ucu sonsuz bir zaman olmadan bu olabilir mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.26.24.211 Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 25 2003, 1:18 PM 

 

"ben adamım hem de senin sülalendeki tüm adamların toplamından daha fazla ederim"

 

Hazır gaza gelmisken adam sayısını biraz artırsaydın bari...

Neyse ben gene öyle sayayım...

 

Sizlere cevaplar zamanında verildi de artık sonuç itibariyle kendi halinize bırakıldınız...

 

Ateizmin mantıgı, izahi olmaz...

Kim neyi açıklıyormuş?...

Görmediğiniz, bilmediğiniz varsayımlarla yola çıkıp, dogrusunun o oldugunu savunuyorsunuz...

Hep söyledik...

Asla emin olamazsınız...

Ben Allah'a inanan biriyim..

Ama bundan emin olamayan biri, olmadığından emin olan birinden çok daha akıllıdır...

Senin gibiler malesef bu gruba girmiyor...

Belki ilerde daha akıllı olursun...

Allah sorumlu kıldığı insanlara "ögüt alabileceği kadar" bol zaman vermistir...

Yaşadiğin sürece umut dahilindesin...

Kimin köşke

Kimin başka bi yerlere gideceğini en iyi Allah bilir...

Ne biz, ne siz hiçbirseyden emin olamazsiniz...

Insan vardır hayatının bir döneminde..

Benim gibi

"Hem zalime güç kudret para şöhret..

Hem buna isyan edene niye isyan ettin diye cehennem"

diye düşünüp "Böyle Allah olur mu" der..

Insan vardır yine hayatının bir döneminde..

Benim gibi...

"Daha gerçek" bir hayat oldugunu anlayıp

İman eder...

Herşey gibi...

Anlayışlarda, düşüncelerde boyut boyuttur...

Taki senin için zamanın bitişine kadar...

Ve bitecektir elbet...

 

Şimdilik hayırlı yolculuklar!...

 

 

 

 

  

 

oguz

(Premier Login oguz..)

Forum Owner

81.212.179.70 sevgili Deha October 2 2003, 11:49 PM 

 

Son iletilerinle isi bitirmissin.

 

Agzina saglik...

 

Son iletiyi yazan bos kisi haric, digerlerinin dusuncelerini ogrenmek isterdim...

 

Bosuna bir beklenti icindeyim,

 

sanirim...

 

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1