Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi?
Kuran'ın
bir benzeri yazılabilir mi?
September
16 2003 at 11:25 PM Kitapsever (no
login)
from
IP address 213.243.30.11
--------------------------------------------------------------------------------
Hayır.
Yazılamaz.
Kuran
Allah kelamı da olsa, Muhammed kelamı da olsa bir benzeri yazılamaz.
Neden?
1.
Önce kimin yazacağı sorunu vardır. Bir müslüman böyle bir şeye kalkışamaz.
Kafir (veya münafık) ise, insanları bir Tanrı inancına çağıracak -herhangi bir
dinsel içerikli kitabı- yazabilecek inançtan ve motivasyondan yoksun olduğu
için yazamaz.
2.
Niyet (amaç) sorunu vardır. Taklidini yapmak niyetinin bizzat kendisi, taklit
edilmek istenen yapıtın taklidinin yapılmasına engeldir.
Yani,
Kuran, taklit edilmeye çalışıldığında, onun ortaya çıkarılış amacından başka
bir amaç güdülecek demektir. (Oysa Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle
yazılmamıştı. Muhammed zihninde oluşan düşüncelerin kaynağının Allah olduğuna
inanıyordu.)
Bir
yapıtın ortaya çıkarıldığı ruh hali hangi niyeti taşıyorsa, ancak o niyete
sahip olunursa sözkonusu yapıtın ortaya çıkarılması için gerekli koşullardan
biri sağlanmış olur.
3.
Kuran gibi bir kitap yazmak için, Muhammed gibi bir kişi olmak gerekir. Yani,
eğer Muhammed'in benzeri yoksa, Kuran'ın da benzeri yazılamaz demektir. Güçlü
bir Allah inancı olacak, kendisinin Allah'ın elçisi olduğuna inanacak,
anne-babasını küçük yaşta kaybetmiş olacak, erkek çocukları küçük yaşta ölecek,
etrafında kendisine inanan insanlardan oluşan bir cemaat olacak, bir kitap
ortaya çıkarmak için 23 yıl gibi bolca zamana sahip olacak ...
(Ayrıca,
yazdığı kitabın kendi düşünceleri değil, Allah'ın zihnine müdahalesiyle
oluştuğuna inanacak. Zaten Muhammed böyle bir inanç taşımasaydı, Kuran'ın bir
benzerinin yapılamayacağını iddia edemezdi.)
("Benim
yazdığım kitap gibi bir kitabı kimse yazamaz" demek için megalomanyak
olmak gerekir.)
4.
Aslında, hiç bir büyük eserin taklidi yapılamaz. Taklidi yapılamamak, ilahi
olmak anlamına gelmez. Paganini'nin keman için yazdığı etüdlerin de bir benzeri
yapılamaz, o keman etüdlerini herkes de icra edemez. (Paganini'nin keman
çalışını dinlemiş olan bir papaz "o adam bir şeytandır!" demiş!)
Edebiyat, resim, müzik ... gibi sanat dalları bir yana, büyük filozoların,
bilim adamlarının yapıtlarının da taklidi yapılamaz, yapmaya çalışan ancak
komik duruma düşer.
5.
Belki, bilinçli olarak taklit niyeti taşımadan, bir yapıtın verdiği ilhamla
onun bir benzeri ortaya çıkarılabilir. Bunun en güzel örneği Said Nursi'nin
Risale-i Nur Külliyatı'dır. Tamamen Kuran'dan esinlenilerek ortaya
çıkarılmıştır ve gerek kullanılan dildeki ustalık ve belagat, gerekse
muhteviyattaki zenginlik ve insan ruhuna yaptığı etki bakımından onun da bir
benzeri yazılamaz. Hepsine gerek yok, sadece "Sözler"in bir benzerini
yazabilecek biri var mı?
HACI
(Premier
Login hacihaci)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 12:57 AM
Kitapsever'in
bu ilginc iletisine katiliyorum..
Hic
bir onemli yapitin benzeri yazilamaz.
Cunku
o yapitlarin yazildigi zaman ve kosullara donulemez.
Kur'an'in
benzerini yazmak daha da zordur..
Bir
ilkdir Kur'an.. Nesir ve siir arasinda yazilan ilk Arapca eserdir.. Bir
mucizedir...
Kur'an'in
bir benzerinin yazilamamasi ne ifade eder?
Allah'a
inanan icin bu gercek, herseydir..
Kur'an
hala bir mucizedir..
Islam
var oldukca bu mucize de var olacaktir.
Islam'in
tutundugu yegane gercektir, Kur'an...
Allah
yoktur belki ama, Kur'an vardir..
Bir
Musluman icin bu yeterlidir..
yuri
gagarin
(no
login)
81.212.173.172
kitapsever September 17 2003, 10:22 AM
yazsan
ne olacak ki ?
Sevkettin
(no
login)
211.3.138.62
Yaw .., September 17 2003, 10:56 AM
Yazilmaz,
yazilamaz kardesim!
Dusune
dusune bunu mu buldun konu olarak?..
This message has been edited by oguz.. from
IP address 65.160.128.2 on Sep 17, 2003 9:05 PM
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Kitapsever September 17 2003, 12:38 PM
'(Oysa
Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle yazılmamıştı.'
Bundan
nasıl emin olabiliriz !
Kuranın
büyük bölümü Tevrat ile aynı !
Tevrat'ı
taklit etmeden kendini kabul ettirmesi çok zor.Hatta Tevrat'ı tasdik için
geldiğini söylüyorsa,Tevrat'ı bir şekilde çağrıştırmalı değil mi?
'Muhammed
zihninde oluşan düşüncelerin kaynağının Allah olduğuna inanıyordu.)'
Ya
bundan nasıl emin olabiliriz?
Muhammedin
zihninde oluşan yeni bir düşünce mi vardır?
Kuran
daki düşünceler veya anlatılanlar,Kuran dan önce zaten mevcuttu.
Muhammed'in
düşüncelerinin kaynağının Allah olduğuna inandığı fikri en azından
tartışmalıdır.
'Bir
yapıtın ortaya çıkarıldığı ruh hali hangi niyeti taşıyorsa, ancak o niyete
sahip olunursa sözkonusu yapıtın ortaya çıkarılması için gerekli koşullardan
biri sağlanmış olur.'
Buna
da katılmıyorum,bir çok insanın bu yönde çok büyük yetenekleri var.Bu doğru
olsa bütün sanatçı palavralarına inanmamız gerekir.
'3.
Kuran gibi bir kitap yazmak için, Muhammed gibi bir kişi olmak gerekir. Yani,
eğer Muhammed'in benzeri yoksa, Kuran'ın da benzeri yazılamaz demektir.'
Kuran
gibi bir kitap yazmak için,Muhammed gibi olmak gerekmediği gibi,Muhammedin
benzerini bulmak hiç te zor değil.
Bu
konuda,Sahte peygamberler ve onların sözde ayetleri ile ilgili incelemeler var
ve bir bölümünü bu foruma aktardım.
Ayrıca
Kuran daki dörtlüklerin bir kısmı zaten vardır ve Kuran'a olduğu gibi
aktarılmıştır,yani başkası tarafından yazılmıştır.
Kuran'ın
yazılmasında yazanın değil,onları okuyanların,inanaların ve teşvik edenlerin
rolü bnce en az yazanın rolü değerindedir.
'Güçlü
bir Allah inancı olacak, kendisinin Allah'ın elçisi olduğuna inanacak,'
Bunlara
uyan o kadar çok insan var ki!
'anne-babasını
küçük yaşta kaybetmiş olacak, erkek çocukları küçük yaşta ölecek,'
Bu
hususları artı olarak taşıyanlar da bulunabilir ancak bu özelliklerin Kuran'ın
yazılmasına katkı yapıp yapmadığı tartışılabilir.
'(Ayrıca,
yazdığı kitabın kendi düşünceleri değil, Allah'ın zihnine müdahalesiyle
oluştuğuna inanacak. Zaten Muhammed böyle bir inanç taşımasaydı, Kuran'ın bir
benzerinin yapılamayacağını iddia edemezdi.)
("Benim
yazdığım kitap gibi bir kitabı kimse yazamaz" demek için megalomanyak
olmak gerekir.)'
Burada
da farklı düşünüyoruz.
Muhammedin
yazdıklarının insan yapısı veya eskilerin masalları veya arapların tabiriyle
cinlenmiş bir kimsenin yazıları olduğu o kadar açık ki,Muhammedin okuduğu daha
ilk surelerde buna karşı çıkılır (Bakınız 2.sure Kalem suresi) ve Muhammed
yazdıklarının Allahtan geldiğini kabul ettirebilmek için,Tevrat ve İncil den
kıssalar aktarmaya başlar,Muhammedin Tevrat'ı ve İncil'i okuyup,okumadığının
kestirilememesi,ilk olarak çevresindeki İnsanlara,Muhammedin söylediklerinin
Allah tan gelmiş olabileceği fikrini verir.
Bu
süreç devam eder ayetler çoğalır,Kuran iyice ortaya çıkar ve Muhammed ondan
sonra siz bunu yazamazsınız iddiasını ortaya atar ve bu iddia çevresi
tarafından körüklenir,O zamanın şartlarını düşünelim!
Kimlerin
yazamayacağını iddia ediyordu?
Veya
siz alın bugün Kuranı Hakkarinin dağına gidin ve siz bu Kuranı yazabilirmisiniz
diye sorun?
Tabii
ki samimi olarak yazamayız diyecekler ve bu olguyu kitabın Allahtan geldiğine
kanıt sayacaklardır.
Bu
olgu bir çok alanda geçerlidir,insanlar çözemedikleri yerde ilahi sıfatlar
yükler,bahsettiğiniz kemancı'ya şeytanın esin verdiğinin düşünülmesi gibi.
Aristo'nun
kitaplarını okuyanlar,o devirde bir insanın böyle yazılar yazdığına oldukça
şaşırırlar(başta bendeniz) ve ben değil ama özellikle bir takım tarikatlar
(Adnancılar vs),Aristo,Sokrates ve benzerlerinin bahsedilen 124.000
peygamberden biri oldukları iddiasındadırlar.
Kuranın
yazılamaz olduğunu iddia edenlere,Aristo'nun fizik kitabını tavsiye ederim !
'4.
Aslında, hiç bir büyük eserin taklidi yapılamaz. Taklidi yapılamamak, ilahi
olmak anlamına gelmez.'
Cümlenin
ikinci bölümüne kesinlikle katılmakla birlikte,birinci bölümdeki 'eser'
tanımına dikkat çekmek isterim.Bu da bir ön kabul.
Dünya
üzerinde Müslüman topluluklar haricindeki kesimde,Museviler ve Hristiyanlar da
dahil,Kuran bir eser değil bir insanın uydurması olarak algılanır,tıpkı İbrahim
tatlıses'in 'eser' lerinin Viyana da kaale alınmaması gibi.
'
Edebiyat, resim, müzik ... gibi sanat dalları bir yana, büyük filozoların,
bilim adamlarının yapıtlarının da taklidi yapılamaz, yapmaya çalışan ancak
komik duruma düşer.'
Sizce
çok fazla olmayacaksa bu hususta da itirazım var.
Büyük
eserlerin taklidinin ayırdını ancak uzmanlar yapabilir,hatta onlar da
yanılabilir.
Picasso
diye pazarlanan taklidleri düşününüz,ya da bir sürü sahte bilimcinin
yazdıklarını.
Lövr
müzesini gezerken,yeni yetme ressamlar orijinal resimlerin önünde onların
kopyasını yapıyordu ve içimizden bunu yutmayacak olan çıkmadı.
Taklidi
ayırmak için uzmanlık gerekir,Museviler Tevratın yerine Kuran geldi,gelin
inanın asıl kitap budur çağrılarına çeşitli sorularla karşılık verdiler ve
Muhammed Kuran da bunları cevapladı bu uzun süreç sonunda,Kurana inanlar olduğu
gibi,inanmayanlar da oldu.
Bir
kitap kutsal kabul edilirse,aynısının insan tarafından yazılamayacağı,bu ön
kabulu yapan için kaçınılmaz sonuçtur.
Kuranın
aynısı yazılamaz diyen müslümanlar,İncil Ve Tevrat'ın aynısının yazıldığını
idiia ederler.
Musevi
ve Hristiyanlar a sorun onların da iddiası aynıdır.
İncil
ve Tevrat'ın aynısı yazılamaz !
ali
oktay
(no
login)
217.131.5.151
Bal gibi yazılır September 17 2003, 2:43 PM
Neden
yazılmasın ki?
Aslında
soruyu tam olarak anlayabildiğimi söyleyemem.
Özgün
bir eser kolay kolay taklit edilemez,ya da benzeştirilemez.bu doğrudur.ama
kuran bu normlara uyuyormu ki? o bir eser midir? bence değil.Shakespeare in
eserleri taklit edilemez desen katılırım.
Kuran
nasıl taklit edilemezmiş? Nur risaleleri ondan daha kapsamlı ve gömlek gömlek
üstündür.Müslümanlar da bunu kefetmiş olacak ki Kurandan çok ona
eğilimlidirler,inanmazsanız bir sörf yapın görün sitelerindeki reklamları.
Bu
gün Michelangelo' ın ve Van Gogh un eserleri bile ayır edilemeyecek kadar
taklit edilebilmektedir.
Ama
bu kadar içeriksiz ve abuk bir şeyi taklit edecek bir salak çıkar mı
bilmiyorum.(bu benim düşüncem,taammüden)
Bence
soru şöyle olmalıydı,
Kuranı
taklit edecek bir .... çıkarmı?
diyecektiniz
ve boşluğu da okura bırakacaktınız doldurması için.
sevgiler.
ayetullah
(no
login)
81.212.200.14
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 3:16 PM
yeterince
arapçanız (başlangıç seviyesi bile olabilir, orta seviye fazlasıyla yeterlidir)
yeterince de zekanız varsa (IQ 120 dolaylarında), kuran'ın edebi anlamda, ahmet
selçuk ilkan'ın şiirlerinden daha kaliteli olmadığını görürsünüz. ahmet selçuk
ilkan (umarım soyadını yanlış bilmiyorumdur) bana göre tam anlamıyla vasat bir
şairdir, o da kuran gibi uzun uzun ama vasat şiirler yazar devamlı.
mantık
açısından incelendiğinde ise, arapça bilmenize gerek yoktur. meallerinden
içindeki mantıksızlıkları, çelişkileri, saçmalıkları anlamak için sadece 120
dolaylarında bir zeka seviyesi yeterlidir.
fakat,
bir müslüman kuran'ın allah kelamı olduğuna zaten inanmıştır, onun için kuran
mutlak mucizedir. bu durumda, 'kuran başlıbaşına mucizedir, 1400 yıldır kimse
bir benzerini yazamamıştır, yazamaz da...' diyen bir müslümana verilecek en
mantıklı cevap, bence
'ne,
yoğurt mu dedin'
olmalıdır.
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 4:50 PM
Nur
Risalelerini Kur'an'ın taklidi olarak görmek için eserleri nasıl bir bakış
açısıyla okumak gerekir merak ediyorum.
Dindar
bir insan dinle ilgili birşeyler söylemek istiyorsa "Din böyledir, Allah
şunu ister" der. Yoksa haddinin binler derece üstüne çıkıp Allah'ı kendi
hesabına konuşturmaz. Konuştursa bu taklidini ne kadar devam ettirebilir? Hz.
Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid,
inançsızlık, samimiyetsilik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz.
Bunu söylemek için söylediklerinin ve hakkında söylenenlerin hepsini
yalanlamanız gerekir. Onu da yaparsanız size ne demek gerekir, bilmem.
Hz.
Muhammed'in Cevşen-ül Kebir ismindeki münacatı ortada. Mealini okuyun, hangi
bir yalancı peygamber yalandan uydurduğu tanrıya böyle içten bir yakarışta
bulunur, heyhat!
Peygamberlik
öyle bir davadır ki onda dikiş tutturmak için gerçek bir peygamber olmak
gerekir.
Nur
Risalelerine gelince, onlar hakkında sitenin giriş sayfasında Sn.Ali Oktay'ın
yorumlarını okudum ve bir daha sözlerinin hiçbirine itibar etmeme kararı aldım.
Bakış açısı insanı ne kadar da saptırabiliyormuş meğer.
Nur
Risaleleri Kur'an'ın çağdaş ve mükemmel bir tefsiridir. Kat'iyyen Kur'an'ın
gömlek gömlek üstünde değil, Kur'an'ın benzerinin olamayacağını ve erişilmez
bir mu'cize olduğunu ispatlamıştır. Said Nursi'nin peygamberlik dava ettiği
asılsız, ağır, galiz, çirkin bir iftiradan başka birşey değildir.
O
bahsettiğiniz sitelerde Nur Risalelerinin çokça övülmesi onun Kur'an'ın hakiki
bir tefsiri olduğu içindir. Yoksa Risaleleri Kur'an'dan üstün tutan müslüman
olamaz.
Kur'an'ın
belagat alanında benzerinin olduğunu söyleyen arkadaşlar da lütfen
söylediklerini isbat etsinler. Kur'anın belagatı konusunda yüzlerce kitap
yazılmış. Zemahşeri, Sekkaki, Abdulkahir-i Curcani gibi dahi derecesindeki
belagat imamlarının eserlerine başvurabilirler. Yine Nur Risalelerinden 25.Söz
ve İşarat-ul I'caz gibi eserler yeterince arapçanız ve zekanız varsa... diyen
arkadaşa kafi cevaptır diye düşünüyorum.
knz
(Login
KaNeZe)
195.174.101.120
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 5:05 PM
kuran'nın
hakiki tefsiri ne demek ?
HACI
(no
login)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 5:18 PM
Kur'an,
temel olarak, bundan 1424 yil once yasamis, oldukca zeki bir insanin yasama
verdigi anlami, yasam anlayisini, deneyimlerini, kendinin ve icinde yasadigi
zamanin deger yargilarini bir yaratici gozunden anlatan ve onlari topluma
empoze ederek, onu yonlendiren ilginc bir kitaptir. Kitabi guya Allah yazmistir
ama, bir iki yerinde Muhammed kendini tutamamis ve Kur'an'in kendine ait bir
eser oldugunu ihsas etmistir. Cok sayida celiski icerir ama, onlari aciklamak
mumkundur. Mekke ve Medine ayetleri oldukca farkli kosullarda indiginden,
aralarinda Islam'in temel felsefesi ve dayandiklari ilkeler yonunden onemli
farklar vardir. Mekke donemini kafirun suresi simgeler. Medine donemini ise
"musrikleri gordugunuz yerde oldurun" ayeti... Diger nedenler de bu
celiskilerden sorumludur. Ilhan Arsel Kur'an'in elestirisi kitaplarinda onlari
oldukca net bir sekilde aciklamistir.
Kur'an'i
bu perspektiften incelerseniz, bir benzerinin yazilmasinin mumkun olmadigi
seklindeki goruslere hak verirsiniz. Cunku kimsenin yasami, dusunsel ve
deneyimsel birikimi, duyarliklari, arzu ve istekleri, yasam anlayisi ve
yasamdan beklentileri digerleri tarafindan taklit edilemez.
Kur'an
fiktif bir eser degildir. Kureysli bir Arab'in idealize edilmis yasamini
Muhammed'in yasami ile simgeleyen Allah'in kaleminden cikan, cok degisik bir
uslupla yazilmis, ne tam bir lirik, ne de tam bir nesir niteligine sahip,
zamaninin degerlerini gunumuze kadar getiren sosyo-antroplojik bir yapittir.
Benzeri
elbette yazilamaz.
Selamlar
HACI
ayetullah
(no
login)
81.212.103.136
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 7:28 PM
anonim,
'Kur'an'ın
belagat alanında benzerinin olduğunu söyleyen arkadaşlar da lütfen
söylediklerini isbat etsinler. '
diyorsun.
hop bakalım, ağır ol. burada senin gibi tek tük istisnalar dışında çok zeki
insanlar var. biz niye bir şey ispat etme zorunluluğunda olalım ki. iddia
sahibi iddiasını ispatlar. madem kuran belağat alanında eşsizdir diyorsun, sen
ispatla bakalım.
'Kur'anın
belagatı konusunda yüzlerce kitap yazılmış. Zemahşeri, Sekkaki, Abdulkahir-i
Curcani gibi dahi derecesindeki belagat imamlarının eserlerine başvurabilirler'
diyorsun.
yüzlerce değil, milyonlarca yazılsın, bana ne cürcaniden, sekkakiden,
zemahşeriden. o komik isimlerle burada etkileyebileceğin adam sayısı çok az. o
yüzlerce eserden bir alıntı yap ta anlayalım bakalım neymiş şu belağat.
'Nur
Risalelerinden 25.Söz ve İşarat-ul I'caz gibi eserler yeterince arapçanız ve
zekanız varsa... diyen arkadaşa kafi cevaptır diye düşünüyorum'
demişsin.
merak etme, zamanında nur risalesi dinledim. arapça osmanlıca bilumum dilleri
kullanmış said efendi. neredeyse birer sayfalık uzun uzun cümleler, eşanlamlı
kelimeler ardarda sıralanır, ve birşeyden anlamayan dinleyenler, 'herhalde iyi
birşeyler söylüyordur...' diye uyurlar. saidi kurdi'nin belağatı deniz
baykal'ın belağatından çok fazla değil. sadece deniz baykal'ın kelime haznesi
daha az. deniz baykal eşanlamlı en fazla 3-4 kelimeyi bulabiliyor, senin said
efendin, biraz da yazı olmasının avantajıyla, 5-10 eşanlamlı kelimeyi ardarda
kullanıyor. maalesef cevabın 'kafi' gelmedi bana (bu arada arapça ve zekam
konusunda emin olabilirsin, tescillidir).
şimdi
belağatta eşi benzeri olmayan kuran'dan bir sure dizeliyim, bakalım ahmet
selçuk ilkan'ın şiirlerinden üstün bir yönünü bulabilecek misin?
tebbet
yeda ebi lehebin ve tebb
ma
eğna anhu maluhu vema keseb
seyasla
naren zate leheb
vemraetuhu
hammaletel hatab
fi
cidiha hablun min mesed
türkçesi
elleri
kurusun ebi leheb'in ve kurudu
onu
ne malı kurtardı ne de kazandığı
alevli
bir ateşe girecek
ve
eşi odun hammalıdır
boynunda
bir ip vardır
türkçesini
kelimesi kelimesine objektif olarak yazdım. bak şimdi, iki noktaya değineceğim.
alevli bir ateşe girecek diyor. alevsiz ateş mi varmış. neden sence alevli ateş
diyor? sen kesin 'biz anlayamayız, hikmetinden sual olunmaz, ancak şekkaki,
cürcani ya da said efendi falan bilir...' diyeceksin. ben sana söyliyim.
birinci satırdaki tebb kelimesine kafiye olarak uygunluk sağlaması açısından
üçüncü satıra zate leheb eklemiş. tebb, leheb. nasıl, tıpkı ahmet selçuk'un
şiirlerindeki gibi değil mi?
peki
sence kendisine inanmadığı için beddua ettiği amcasının karısının boynunda
neden bir ip vardır. sen gene 'büyüklerimiz bilir, hakiki tefsirlere bakmamız
lazım...' diyeceksin. ben gene yardımcı olayım sana. ip, son satırdaki mesed
kelimesi. ve tıpkı alevli ateş gibi kafiyeye yönelik;
tebb
keseb
leheb
hatab
mesed
gördüğün
gibi alelade bir şiir niteliğinde.
içeriği
de saçma. bir kere amcası ebu leheb ona ne yapmıştır inanmamaktan başka. belki
de kureyşin ileri gelenlerinden biri olması sebebiyle onu öldürülmekten
kurtarmıştır. en azından diğerleri korkmuştur, çünkü güçlü bir ailedir
muhammed'in amcaları. neden allah basit bir kulu için sure indirmiştir. neden
alevli ateşe giriyor, günümüzde fırınlar çıktı. aynı acıyı verir herhalde.
neden
karısı da odun hammalı olmuş. doğalgaz, elektrik enerjisi, benzin falan yok mu?
yoksa allah güneşin de odunlarla yandığını mı sanıyormuş?
ve
karısının boynunda neden ip var. kaçmasın diye mi? artık ele, ayağa bağlanan
cihazlar çıktı, amerika'da kullanılıyor. illa ip mi lazım?
aslında
sana sadece 'ne, yoğurt mu?' demekle yetinmeliydim, ama senin gibi zırvalayıp,
'kafi cevaplar' verdiklerini zanneden ukalalara dayanamıyorum.
tıpkı
hacı baba'nın dediği gibi;
hadi
bakiiiiiiiiiiiiiiiimmmmmmmmm
ali
oktay
(no
login)
217.131.5.151
sn anonymous September 17 2003, 7:34 PM
Nur
risalelrini eleştirmek başka,onu kurandan daha lirik,daha kaliteli saymak
başkadır.Bunun da böyle olması doğaldır çünkü ikisinin arasında 1400 senelik
yada başka bir değişle 14 asırlık çağ farkı vardır.Said Kürdinin bilgi birikimi
Muhammetten kat be kat fazladır,eğer üşenmezseniz sayın Muhammet Kuranda kaç
kelime kulanmıştır,Nursi risalelerinde kaç kelime kullanmıştır.Lütfen mantıklı
olun.Nur risaleleri benim için içeriksiz ve mantıksızdır.ama yine benim için
Kurandan en az bin kez mantıklıdır.Nur risaleleri Kuranın bir tercümesi olmayıp
kuranın bir yorumu olduğunu zaten siz söylüyorsunuz,yorum demek kendi anlayışınızı
ortaya koymak demektir.Ayrıca Nursinin zeki bir adam olmadığını da hiçbir zaman
iddia etmedim.aksi olsaydı zaten o düzeye erişemezdi.Eleştirilerimde bunu
onlarca kez dile getirdim,hatta çağdışı birinin okumuş bunca adamı etkilemesine
şaşırdığımı da belirttim.Objektif yaklaşımlarımızın kafanızı karıştırdığını
sanıyorum,Ali Oktay ın nur risalelerine ilişkin görüşleri değişmemiştir.Ali
oktay, eskimiş, ağdalı dilini anlayabildiği kadarı ile bu risaleleri yıllar
önceden okumuştur.Asıl objektif dşünmeye ihtiyacı lan sizsiniz,elinizi
vicdanınıza koyup söyleyin,Muhamet bu iki kitabı birden önünüze koysaydı
hangisini kutsardınız.Milyon kere savlıyorum ki Nur risalelerini.
Ayrıca
Nur risalelerinin Kuranın çağdaş bir yorumu olduğu da çok doğru
değildir.Kuranın en çağdaş yorumunu Harun Yahya ve taifesi yapmaktadır,Big
bang'e tapmaya başladılar yakında insanın Ademden evrimleştiğini de
yorumlayacaklar benden müjdesi..
Ayrıca,Muhammedin
yaşamında ve söylemlerinde en ufak bir çelişki oladığını söylemişsiniz..Bunu
başka bir platforumda söyleseniz saygı duyardım ancak bu siteye uğradığınız
hatta nur risalelerinin eleştirisini bile okuduğunuzu söylediğiniz halde nasıl
oluyorda bunarı söylüyorsunuz şaşırdım.Baştan sona Kuranın ve Muhammedin
çelişkilerinin eleştirileri ile dolu topicleri nasıl görmezden
gelebilirsiniz,İşte benim savımı kanıtlayan bir bulgu.Siz katıksız bir
Nurcusunuz.Nurculukla ilgili yazıları okudunuz o kadar.gerisini okumaya gerek
duymadınız bile anlaşılan.Bu da gösteriyor ki sizin için risaleler ayetlerden
daha cazip.Sakın bana risaleler ayetlerin yorumu demeyin,o zaman iş
değişir.Yorum sizin anladığınızdır,O'nun söylemek istediği değil.
Sevgiler.
oguz
(no
login)
195.175.121.75
Mantik September 17 2003, 8:16 PM
Sevkettin
ile baslayan uzun nick'i kisaltir veya o iletiyi silersen, bozulan sayfa duzeni
normale donecek...
Kitapsever
(no
login)
213.243.30.11
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 10:03 PM
İtirazların
haklı gerekçeleri olduğunu kabul ediyorum.
Din
konusundaki birçok konuda olduğu gibi, burada da farklı görüşlere sahip
olmamızı doğal karşılıyorum.
Aynı
meseleye farklı açılardan bakınca birimizin göremediğini diğerimiz görebiliyor.
Nur
Risaleleri hakkında:
Ben
kendimden örnek vereyim izninizle: Uzun yıllar önce, Kuran okumaktan
rahatsızlık duymaya başladığım bir dönem olmuştu, çünkü her okuyuşumda Kuran'ın
Allah kelamı olduğuna dair inancım azalıyordu. İşte o dönemde Said Nursi'nin
Sözler'i imdadıma yetişmişti, sonra diğer kitapları geldi. Benim dinden çıkmamı
uzun süre engelledi Said Nursi'nin kitapları. Kuran imanımı bozuyordu, Risale-i
Nur ise onarıyordu.
Müslümanlar
kabul etmek istemeseler de şu bir gerçektir ki, Risale-i Nur Kuran'a nazire
maksadıyla yazılmamış olsa bile, insanları Allah'a ve İslama'a yöneltme
konusunda Kuran'dan çok daha üstündür. Pratik yaşamda gördüklerimiz de bunu
doğrulamaktadır.
heretic
(no
login)
129.10.136.112
geyik September 17 2003, 11:35 PM
Bakin,
ben "Kuran'in bir benzeri"ni yazdim, hatta istiyorsaniz bir daha
yazayim: Kuran'in bir benzeri. Ne kadar kolaymis di mi?
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 17 2003, 11:45 PM
Hayir
Heretik......
Sen
Kur'an'in benzerini yazmadin...
Evrime
ugramis seklini yazdin...
Orhun
(no
login)
211.3.138.152
Harika September 18 2003, 7:57 AM
Burada
gercekten harika yorumlar yapilmakta.
hakaretleri
ayiklarsan gercekten bilgilendiren
bir
forum.
Hadi
kolay gelsin.
deist
(no
login)
212.98.6.188
Kim haklı? September 18 2003, 9:52 AM
Diyelim
ki Kitapsever ve Hacı haklılar. Gerekli koşullar bulunmadığı için Kuranın bir
benzeri yazılamayacak. O halde Kurandaki benzerinin yazılamayacağıyla ilgili
meydan okuma ayetleri saçma demektir. Gerekli koşulların bulunmadığı bir
ortamda insanlara meydan okunduğu için. Hem de meydan okuyan Allah!!!...
Eğer
DEHA, ali oktay, ayetullah haklı iseler: O zaman, gerekli koşullar her an
mevcut olduğu için Kuranın bir benzerini yazmak hiç de sorun değil demektir. O
halde de Kurandaki meydan okuma ayetlerinin yanlış demektir.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 10:38 AM
Muhammed'in
samimi olup olmadığı tarih boyunca oldukça kapsamlı tartışmalara sahne
olmuştur.
Çeşitli
Batılı araştırmacılar bu konuda değişik görüşlere varmıştır.
Bir
bölümü Muhammed'in samimi olduğunu ileri sürmüş,bir bölümü sahtekar olarak
nitelemiştir.
Üçüncü
bir grup ta,ki kanımca doğruya en yakın olan budur,Muhammed'in Mekke döneminde
samimi olduğunu ama Medine döneminden itibaren işin içine kendisinin ve
çevresinin çıkarlarını katan bir yapıya büründüğünü anlatır.
Buna
karşılık,doğal olarak,müslüman kesim den Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna
dair kanıtlar sıralanır.Bunlar hepimizin bildiği,El-emin olması,alçakgönüllü
yaşaması,hayatını tehlikeye atması ve başından geçen mucizevi olaylar ve de
Kuran'ın ,insan yazması olamayacağı,benzerinin yazılamayacağı iddialarıdır.
Bilindiği
gibi Kuran'ın yazılı olarak elde bulunan hali,iniş veya yazılış sırasına göre
değildir.Aslında eğer kitabı Allah indiriyorsa,sırasını Allah belirlemiş
olacağından bunun değiştirilmesi ilahi vahye tezat bir yaklaşımdır.
Allah
bir sıraya göre bu vahyi indiriyor,ve insanlar bu sırayı değiştiriyor bu olacak
iş değil !
İşte
bu değiştirme bize ilk ipucunu veriyor.
Bu
değiştirilme,karıştırılma ve gizlenme bir şeylerin üstünün kapatılması
içindir,yani Kuran'ın ilahi vahy olmadığının gizlenmesidir.
İniş
sırasına göre ilk ayetler Mekke de ortaya çıkar.
Bu
ayetlerin ortak özellikleri çok kısa olmaları(2.Sure Kalem biraz daha uzundur
ama bir istisnadır),
Hepsinin
dörtlük şeklinde,ve edebi sanata uygun olmaları,çok dikkatli seçilmiş ve merak
uyandıran kelimeler,iddiasız olmaları,günlük hayatı çok fazla yönlendirmemeleri
ve geliş hızlarının düşük olması.
Daha
bir kaç sure inmişken vahiy bir süre kesilir ve aksar,aslında bu dönemde
yapılan ne olup bittiğini görmektir.İlk ayetleri dinleyenler çeşitli sorular
sormaktadır ve cevap istemektedirler.Çünkü Yahudi şeriatinde peygamber Allah ve
kabile arasındaki aracıdır,kabilenin dertlerini veya isteklerini Allah'a iletir
ve aldığı direktifleri de kabilesine tebliğ eder.
Muhammed'in
bu dönemde cevap yetiştirmesi mümkün değildir ve Muhammed olayı başka bir
mecraya çeker.
Kendisine
vahiy gelmektedir ve bu da Allah istediği zaman olmaktadır,öyle her soruyu
karşılıklı Allah'a götürüp görüş alma lüksü yoktur.Allah ona ne vahyederse
o,sadece onu aktarmaktadır.
Oysa
Medine döneminde,bunun tam tersi olmuş ve tüm gündelik sorular çok çok uzun
sureler ile cevaplanmıştır.
Vahiydeki
bu kesinti,Duha suresi ile bozulur.
Rabbi
'sana küsmedim ve seni unutmadım,sen daha iyi yerlered de geleceksin
demektedir'
Mekki
surelerin bir başka özelliği çekingen olmaları ve suya sabuna pek
dokunmamaları,diğer din taraftarları ile iyi geçinme çabaları şeklindedir.Öyle
savaş,ganimet,dört kadın almak gibi konular yer almaz.
Mekki
sureler de,Tanrı da daha sevecen,daha ılımlı daha affedici ve Ahreti
önemseyen,dünya işlerine pek karışmayan,genel söylemlerle yetinen bir görüntü
çizerken,Medine surelerinde Tanrı savaş anındaki taktiklere,namaz kılarken
silahı neresine koyması gerektiğine kadar detayların içindedir.Tanrı daha
buyurgan daha savaş yanlısı ve diğer din tarfatarlarına karşı daha acımasızdır.
Bu
arada Medine sureleri,Peygamberin cinsel hayatına ve evliliklerine oldukça
fazla yer verir,ve ona oldukça büyük imtiyazlar tanır.
Bir
kısım batılı araştırmacı,Muhammed'in Mekke de zayıf olduğunu ancak Medine'de
güçlendikçe,istismarlara başladığını ve bu gücü kendi yararına kullandığını
iddia ederler.
Medine
sureleri,oldukça kapsamlı,her soruya cevap veren ve her konuda açıklama yapan
tarzdadır.Yine bir kısım araştırmacı surelerin bu kadar uzun ve kapsamlı
olmasının ve pratikte Muhammed ve grubunun çıkarlarını yansıtmasının,Kuranın
vahy olmadığına kanıt gösterirler.Çünkü Vahiy anormal derecede hızlanmıştır ve
Allah her sorulan soruya veya karşılaşılan konuya,(Muhammedin evlilikleri ve
karıları ile olan sorunları dahil)hiç durmaksızın cevaplar vermektedir ve doğal
olarak Mekki surelerdeki şiirselliği ve esrarı koruyamamaktadır.
Böyle
büyük surelerde birbirinden farklı onlarca konuya cevap verilmektedir.
Yine
Batılı araştırmacıların söylediğine göre,Muhammed en başından beri vahiy
katipleri ile çalışmaktadır.Bu katipler gelen vahyi kayda almaktadır ki Medine
döneminde sayılarının 40'a vardığı söylenmekte.
Yine
Muhammedin çevresinde,bir çok din bilgini vardır,Muhammed bunlarla istişare
ederek vahiy almaktadır.
Varaka'yı
genelde herkes bilir,ancak Ubeydullan Bin cahş daha ilginçtir.Muhammed'in hala
oğludur ve bir arkadaşlarını da yanlarına alarak 3 kişi bir oluşum
peşindedir.Ubeydullah Hristiyanlığı inceler,çeşitli ziyaretler yapar,ilk başta
Muhammedin yanındadır fakat daha sonra hristiyanlığı seçerek,hristiyan olur ve
Arabistan'ı terkeder.Orada şüpheli şekilde ölür ve karısı olan Ümmü
Habibe,Muhammed tarafından nikahlanır.
Bu
iddialar bizzat Kuran'a girmiştir.
Kuran
bir surede,Muhammed'e Kuran'ı bir kişinin öğrettiği iddialarına değinir ve
'Bahsedilen kişi nasıl öğretir,onun dili yabancıdır' diye cevaplar.
Muhammedin
okuma yazma bilip bilmediği de bir muammadır,benim şahsi kanaatim eğer Muhammed
çok genç yaştan beri iddia edildiği gibi ticaret yapıyor,kervan işletiyor yabancı
ülkelere gidip geliyorsa ve bunda da çok başarılı ise,ümmi olması mümkün
değildir.Çünkü okuma yazma bilmeden mal alıp satmak,para alıp vermek,yabancı
ülkelerde ticaret yapmak pek mümkün gözükmüyor.
Kuranı
Muhammedin yazdığına ait muhtelif kanıtlardan ikisine daha değineceğim.
Maide
suresi 27-32 de Adem'in iki oğlu konu edilir ve 32 de,kardeşini öldüren diğer
kardeş(Habil ve Kabil demeyeceğim çünkü Kuran da bu isimler geçmez)onu gömmeyi
akıl edemez ve bir karga yeri eşeleyerek ona ölüyü nasıl gömeceğini öğretir.
Şimdi
bu kıssa Tevrat ta da vardır ancak,32.ayette geçen karganın yeri eşelemesi
Tevrat ta yer almaz.
Bu
bölüm bir Yahudi masalından alınmıştır.Eleazar isimli bir yahudinin masal
kitabında bire bir olarak vardır.
Şimdi
bu hususta,Muhammede vahiy geldiğini düşünelim,eğer bu hikayenin Tevrat ta da
olduğunu da gözlemliyorsak,Tevrat da Allahın kitabı olduğu için bu paralellik
normaldir mantığı yürütebiliriz,ancak bir masal kitabındaki bölümün Muhammed'e
vahy edilmiş olduğunu iddia edemeyiz.Bu durumda ya masal kitabını da ilahi
kabul edeceğiz,ya da Kuran,Tevrat ve masal kitabındaki bölümleri karıştıran bir
insanın ürünüdür demek zorundayız.
Diğeri
İbrahimin ateşe atılması hikayesi.
Bu
hikaye Tevrat ta yoktur.
İbrahim
kıssası Kuran da vardır,Tevrat ta da vardır.
Tevrat
'Kıldnilerin UR şehrinden bahseder'
Ancak
gene bir yahudi yazar UR kelimesini OR yani ateş olarak çevirir kendi
kitabında.
Ve
bu ateş hikayesi de gelir Kuran'a girer ki,bu hususta da yukarıdaki mantık
geçerlidir.
'Kuranın
benzeri yazılamaz iddiası,Kuranın muhtelif ayetlerinde geçer ve giderek
şiddetlenir,ilk başta belli kişiler muhatab alınır ve onlara meydan okunur,en
son söylemde doz iyice artar,
'bütün
insan ve cinler bir araya gelse,kuranın bir benzerini meydana getiremez'
şeklinde topyekün bir meydan okumaya dönüşür ki buradan da cinlerin bir takım
yetenekleri olduğunu çıkarsayabiliriz.
ta
en başından anladığım gibi
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Sn Kitapsever, September 18 2003, 2:43 PM
"Müslümanlar
kabul etmek istemeseler de şu bir gerçektir ki, Risale-i Nur Kuran'a nazire
maksadıyla yazılmamış olsa bile, insanları Allah'a ve İslama'a yöneltme
konusunda Kuran'dan çok daha üstündür. Pratik yaşamda gördüklerimiz de bunu
doğrulamaktadır." diyorsunuz.
Risale-i
Nur’u okumak, Kur’an’ın mealini okumaya göre insanları daha çok Allah’a ve
Islam’a yöneltiyorsa bu Risale-i Nur’un daha üstün bir eser olduğunu gösterir
mi?
Kur’an’ı
Allah kelamı olduğu kabul edildikten sonra onun üstüne eser olamaz. Her bir
kelimesi, harfi, bağlantıları değerlidir, manalar ifade eder, bize dersler
verir. Bu konuyu bir nebze "Kurana göre,Kuran Araplara inmiştir"
başlığı altında tartışmıştık. Risale-i Nur bu dersleri çok iyi anlamış ve
yazıya dökmüş fevkalade zeki ve iman sahibi bir insanın eseridir. Işarat-ul
I’caz tefsirini okudunuz mu bilmiyorum ama Kur'an'ın nazmındaki icazı yani az
sözle çok şey anlatmasını çok iyi anlatmış. Kur’an’ın tam tercümesi
olamayacağını isbatlamıştır. Bir kere tercümesi Allah kelamı değil kul kelamı
olmaya mahkumdur.
Kur’an’ı
okuyarak herkes Said Nursi gibi anlayamıyor. Bu Kur’an’ın eksikliğinden değil
herkesin Kur’an’daki incelikleri görememesindendir. Ben Risale-i Nur’u okudukça
artık Kur’an’dan daha geniş manalar anlayabiliyorum çok şükür. Bir müslüman
olarak Kur’an’ın kendinden sonraki tüm asırlara hitab ettiğine inanıyor ve bu
zamana bakan yönünü de en iyi Bediuzzaman’ın beyan ettiğini düşünüyorum.
Risale-i Nur okuyarak şüpheleri bertaraf olmuş, Islam’a girmiş her tabakadan
insana şahit oluyorum. Bediuzzaman Risale-i Nur’un bir ilham eseri ve Allah’ın
yardımıyla yazıldığını söylüyor ve hatta 28. Mektub’un 7.Meselesinde bunu isbat
ediyor. Şu söz de ona ait:
“Bütün
Sözlerde konuşan ben değilim. Belki,«İŞÂRÂT-I KUR'ANİYYE» namına hakikattır.
Hakikat ise hak söyler, doğru konuşur. Eğer yanlış bir şey gördünüz, muhakkak
biliniz ki: Haberim olmadan fikrim karışmış, karıştırmış, yanlış etmiş.”
Sn.Ali
Oktay,
Bu
forumu bir zamandır takip ediyorum. Sadece Nurculuk ile ilgili kısmını okumadım
tabi. Bu forumda Kur’an’a ve Hz Muhammed’e yönelik çok ağır eleştriler var. Bu
eleştrilerin çoğuna kendim cevap verebiliyorum ama cevapları forumda yazmak çok
zamanımı alacağı ve yazmanın da ne kadar fayda getireceği meçhul olduğu için,
ve çoğu kişide hakkı aramak değil de kendi söylediğinin hak olduğunu göstermek
esas gaye olduğu için cevap yazmadım. Ama birkaç yazım var. Anonim yazmayı
tercih ediyorum.
“Muhammedin
yaşamında ve söylemlerinde en ufak bir çelişki oladığını söylemişsiniz”
diyorsunuz. Benim söylediğim o değil şu idi:
“Hz.
Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid,
inançsızlık, samimiyetsizlik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz.”
Çelişki
konusuna gelirseniz sizin için çelişkiler olabilir ama bize göre onlar çelişki
değil ders çıkarılacak bazı noktalardır. Malum çelişkili gibi görünen sözler
insanı düşünmeye sevk eder.
“Muhamet
bu iki kitabı birden önünüze koysaydı hangisini kutsardınız” diye soruyorsunuz.
Bu sorunuzu mantık dışı buluyorum. Risale-i Nur’un kaynağı Kur’an’dır. Kur’an
ise doğrudan doğruya Allah kelamıdır.
Sn
DEHA,
Mekkî
ve Medenî surelerin belagat, uzunluk kısalık, içerik vs konularında farklı
olmasının çok sebebi var. Zamanım olursa bu konuya ileride değinirim.
Hz
Adem’in oğulları ve Hz Ibrahim’in ateşe atılması konusunda yazdıklarınızın
kaynaklarını söyleyebilir misiniz?
izafi
(no
login)
203.213.84.43
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 5:36 PM
3
bin sene önceki bir "atamiz" anlamista gerçegi siz hala
anlayamamissiniz...
Onun
bildigi tek sey, hiçbir sey bilmedigi iken..
Sizler
hepsini bilip hükmü kondurmussunuz...
Görünüşe
bakilirsa Kuran okunmus, bitmis ve her yönüyle anlasilmis gibi..
Biri
Kuran okudukça imanim zayifladi diyor..
Biri
biraz arapça bilgisiyle sıradanların bile yazabilecegini söylüyor..
Biri
alevli ateşi fırına benzetiyor...
Biri
vs. vs...
Herkes
kendi sanılarıyla yola çıkıp "kesin emin olduklari" gerçegi ifade
ediyor...
Birinin
zamanında Hücreye "içi jöle dolu basit bir baloncuk" dedigi gibi...
Geçer,
geçer...
Daha
öncekiler gibi..
Buda
geçer....
Oyalanın
bakalım...
Darvinist
(no
login)
217.225.228.103
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 5:47 PM
Arapça
bilmiyorum onun için Kuran’ın orijinalindeki edebi değerine bir yorumda
bulunamam. Çeşitli meallerde okuduğum Kuran’ın içeriğine bakacak olursam bir
benzerinin yazılabileceğinden hiç şüphem yok.
ayetullah
arkadaşımızın dediğine gibi, Kuran’ı ilk kez eline alan zaten önyargı ile alır.
O na daha önce o kitabın ne kadar yüce bir şey olduğu kafasına yerleştirilmiş
ve okuduğu her sözcüğü ulu söz olarak kabul edecek.
Kısa
bir hikaye:
Henüz
ilk okul çaşında iken, birgün TVde bir yığın insanın delirmiş gibi bir oradan
bir oraya koşarak yerden taş topladıklarını ve anlaşılamaz ama yüksek sesle
birşeyler haykırarak büyük bir taşa attıklarını gördüm. Yanımda oturan babama
sordum, bu adamlar ne yapıyor diye, ve babam, o insanların Şeytan
taşladıklarını söyleyince, bu batıl inanca birden bire güleceğim geldi.
Gülüşümü babam sert bir azarla kesiverdi. Bana, o insanların hacc seferinde
bulunduklarını ve bu kutsaş görevin bir parçası olarak Şeytan taşladıklarını
söyleyince, günahkar duygusına kapıldım ve uzun süre içimden bu sahneye gülmek
gelmedi. Gördüğüm sahne meğer islami imiş ve artık batıl olmaktan çıkmıştı.
O
zamanlar müslümandım.
Bu
tecrübem, ön yargılı olmadan baktığımızda bir çok dini unsurların aslında ne
kadar basit ve ilkel olduğunu gösterdi bana. Kuran’a da daha önceden şartlanmış
olarak bakıldığında elbette bir kutsiyet ortya çıkacaktır çünkü beklenen o.
Şartlanmadan bakıldığında, ayetullah’ın dediği gibi, ilkelliği, saçmalığı ve
çelişkileri apaçık göz önüne geliveriyor. Belki bu açıdan bir benzerini yazmak
gerçekten imkansızdır.
Darvinist
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 6:16 PM
Yaw..
Bu konuyu enine boyuna tartistik. Herkes kendine gore bir seyler yazdi..
Kimse
"Kur'an'in bir benzerinin yazilmasinin" ne anlama geldigine
deginmedi.
Sanki
herkes ayni seyi dusunuyormus gibi..
"Kur'an'in
bir benzerinin yazilmasi" ne demek?
Ben
uzerinde biraz dusunuce anladigimi sandigim bu soruyu belki de anlamamis
oldugumu realize ettim. Bu benim bu konuda fikrimi soylememi onlemedi ama,
simdi dusunuyorum da, belki soruyu anlamadan, ya da yanlis degerlendirerek
yanitladim. Digerleri de oyle yapmis olabilir..
Kur'anin
bir benzerinin ne oldugu hakkinda kesin bir fikir birligi var mi? Bu cumle ile
ne ifade edilmeye calisiliyor?
ataman
(no
login)
81.212.15.101
dehaaa September 18 2003, 6:25 PM
***
"Taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir"
***
"(Oysa Kuran bir başka kitabı taklit niyetiyle yazılmamıştı.'
Bundan
nasıl emin olabiliriz !
Kuranın
büyük bölümü Tevrat ile aynı !
Tevrat'ı
taklit etmeden kendini kabul ettirmesi çok zor.Hatta Tevrat'ı
tasdik
için geldiğini söylüyorsa,Tevrat'ı bir şekilde çağrıştırmalı değil
mi?
"
Siz
uzmanmısınız???
Önce
Tevratın taklidi diyor.Sonra da " taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir
diyorsunuz"
ayetullah
(no
login)
81.212.111.163
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 6:37 PM
izafi
dingili,
'Biri
biraz arapça bilgisiyle sıradanların bile yazabilecegini söylüyor..
Biri
alevli ateşi fırına benzetiyor...'
diyorsun.
yazımı tekrar oku bakalım, alevli ateşi fırına mı benzetiyorum?
biri
şöyle yapmışmış, biri böyle yapmışmış...
sen
ne yaptın lan
eleştirinden
okuduğunu bile anlayamadığın belli oluyor
hacı
baba gene olayı yakalamış.
kuranın
benzeri ne demek? bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkarmaya çalışıyor.
'kuranın
benzeri yazılamaz' iddiasının tek cevabı vardır:
ne
yoğurt mu?
Ali
oktay
(no
login)
81.212.172.142
Sn anonymous September 18 2003, 6:48 PM
Öncelikle
herhangi bir nickle yazmanızı öneririm, çünkü anonim olarak yazan bir alay
katılımcı var,ayırt etmek açısından diyorum yoksa bir önemi yok.
Aslında
burada imkansızı tartışıyoruz bir bakıma,Sizin için kutsal olan değerlerin
bizim için sıradan olması hem kırgınlıkları hemde çatışmaları doğurması
bakımından tartışmayı ta baştan zora koşuyor.Biz sizleri koşullanmış kabul
ederken siz de bizleri koşullu kabul ediyorsunuz oysa öyle bir şey yok,elbette
bizim açımızdan.Darvinist' i okurken burada yazan bir çok ateistin daha önceki
anlatıları geçti belleğimden bir bir.Hemen hepsi bir zamanlar sizler gibi
inançlı müslümanlardı,ne zaman sorgulama yöntemini kullanmaya başladılar
bakışları yavaş yavaş değişti.Bunu şunun için anımsatıyorum bizler sizlerden
farklı değildik,sizleri gayet iyi anlıyoruz,sorun sizin bizleri
anlayamamanızda.
Ben
Risale-i Nur u Kurandan daha kaliteli ve daha lirik hatta daha zekice bulduğumu
söylerken Kuranı aşağılamak babından değil akıl ve mantık gereği zaten öyle
olması gerektiği için de söylüyorum.Arada dile kolay 1400 yıllık bir fark
var.Risale i Nur da Evrim kuramından tutun da sanayi devriminin kazanımlarına
dek her gelişmeye atıfta bulunulmuş,çünki Said Nursi çağdaşımızdır.Bu tür
argümanları kullanmasa zaten Kuranın ilkel söylemlerindenne farkı kalırdı ve
hiç bir zaman da ilgi çekmezdi.Gazalinin de bir sürü yapıtları var,şimdi
hepside unutulmuş ve okunmamakta neden?çünkü ilgi çekecek,çağdaşlarımızın
ilgisini çekecek içerikten yoksun da ondan.Hatta artık alay konusu bile
yapılmakta,çoğu hadisçi bir alay İslam uleması salt hadisçi,olduklarından
"uydurukçu"muamelesi görmektedirler.said-i Nursi hadisçi değildir
zaten buna olanak yok,O yorumcudur.bu gün bize anlaşılmaz ve tumturaklı gelen
eski türkçe ile yazarak büyük bir avantaj elde etmiştir.Onun risalelerinin
günümüz türkçesine uyarlamaları da vardır ve hiçbir lirik tarafı yoktur.Yaşar
Nuri de Kuran yorumcusudur.çoğu İslami çevrenin tepkisini çekmesinin nedeni
bizatihi bu yorumlardır,O da anladığını yazmaktadır.Tıpkı Said-i Nursi ve
Kuranı ilk kez kaleme alan sahabeler gibi.Kuranın Muhammedin ölümünden onlarca
yıl sonra sahabeleri tarafından kaleme alındığı gerçeğini görmezden gelip onu
tanrı kelamıymış gibi kutsamanızı anlamakta güçlük çekmekteyim,Bırakınız
sahabeleri insanın kendisi bile onbeş yirmi yıl sonra değil, bir iki yıl sonra
bile bu gün ne dediğini anımsayamaz.Bunu şunun için söylüyorum,derme çatma
toparlama söylemler olduğu ap açık sırıtan(sevgili Oğuz defalarca
yazdı)birderlemeyi yerlere göklere sığdıramamanızdaki tek neden onu koşullanmış
olarak ele almanızdadır.
“Hz.
Muhammed'in hayatı ortada. Inceleyin, en ufak bir ciddiyetsizlik, taklid,
inançsızlık, samimiyetsizlik, davasına gönül vermemezlik görebilecek misiniz.”
demişsiniz..
çok şaşırdım doğrusu.Ne bekliyordunuz? davasına ihanet eden birpeygamber mi?
tarihte
öyle bir peygamber var mı?
evet
var...
Muhammet.
Şeytan
ayetleri neyin nesi pekala?
sabah
akşam putları lanetleyen bir peygamber nasıl olupta farklı koşullarda bu
putları kutsayıp yüceltip,övgüler düzebiliyor?
ve
tüm bunları büyük bir pişkinlikle şeytanın üstüne yıkıyor?
elbette
yıkar zaten zavallı şeytan başka ne işe yarar ki?
devamını
Oğuza havale ediyorum.lütfen biraz insaf...
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 7:23 PM
Sanirim
ben orta yolu buldum.. Buna kimsenin itiraz edecegini sanmiyorum..
Kur'an'in
bir benzeri yazilabilir mi?
Bu
cumle ne demek? Belki sorudaki hikmetten soruyu soran Kitapsever bile farkinda
degil.. Benim de aklima sonra geldi..
Kur'an'in
bir benzerinin yazilabilmesi demek, kendini peygamber olarak tanitan birinin
Tanri tarafindan vahyedildigi iddia edilen bir din kitabi yazmasi ve insanlarin
kutle halinde o Tanri'nin emirlerini yerine getirmek uzere o peygamberi
izlemeye baslamasi ve Tanri ve peygamber ugruna olmeyi bile goze almasi..
Muhammed'den
sonra boyle bir peygamber gelmis midir?
Gelmistir
elbette.. Hatta yuzyilimizda bile gelmistir. Hatta bizim yasadigimiz zamanda
bile gelmistir. Hatta belki de bir veya ikisi su anda sagdir.. Bazilarinin
kitabi vardir.. Son yillarda kendini peygamber ilan edenlerin kitabi olup
olmadigini bilmiyorum.. Ama onlarin telkin ve ogretileri ugruna kendilerini
oldurenlerin varligini cok iyi biliyorum. En sonunculardan biri Heaven's gate
idi degil mi? 30-40 kisi topluca bir deli ugruna intihar etmisti. Johnstown
katliami ne idi? Teksasdaki katliam, yangin ve intihar ne idi?.. Kenyada da bir
katliam olmustu. Sanirim 900 kadar Hristiyan kafasizini bir kiliseye sokup,
kapilari muhurlemisler ve kiliseyi atese vermislerdi. Daha sonra onlarin
evlerini soyup, kacmaya tesebbus etmislerdi. Umarim hafizasi daha genis olanlar
daha bir suru bu tur katliamlari hatirlayacaklardir.
Soruna
bu acidan bakilirsa, elbette Kur'an'in veya Kur'an inancinin bir benzerini
yaratmak mumkundur..
Dunyada
sapik insan mi yok..
keeeh
keeehhhhhh keeeehhhhhhhhhhhhhh
HACI..
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 7:31 PM
Eklemeyi
unutmusum..
Yani
sunu demek istiyorum....
Kur'an'in
bir benzeri yazilamaz diyen de hakli, yazilabilir diyen de..
keeeeh
kehhhhhhh keeeehhhhhhhhhhh
Kitapsever
(no
login)
213.243.30.11
Sn. HACI September 18 2003, 7:59 PM
"Kur'anin
bir benzerinin ne oldugu hakkinda kesin bir fikir birligi var mi? Bu cumle ile
ne ifade edilmeye calisiliyor?"
17/88
De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir
benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de
benzerini ortaya koyamazlar.
Kuran'ın
benzerinin ne demek olduğunu müslüman arkadaşların benden çok daha iyi
açıklayacaklarını tahmin ediyorum.
ayetullah
(no
login)
81.212.103.198
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 18 2003, 8:59 PM
kuranın
benzeri yazılamaz diyenlerin hepsi bir araya gelsinler, othello'nun benzerini
yazsınlar
ben
de kuranın benzerini yazacağım söz
DEHA
(no
login)
212.146.171.28
Ataman September 18 2003, 9:02 PM
'Siz
uzmanmısınız???
Önce
Tevratın taklidi diyor.Sonra da " taklidi ayırmak için uzmanlık gerekir
diyorsunuz"
İki
söylediğim biraz düşünürseniz çok çok farklı.
İlk
söylediğim 'Kuran, Tevrat'ı taklid etmek zorundadır.'.Dikkat edin 'Kuran
Tevrat'ın taklididir' demiyorum.
Buradaki
taklit etme,ona benzetme,onun bazı lafızlarını ve kıssalarını alma ,yaratılış
vs gibi konularda açıklama yapma manasındadır.Zaten Kuran'ın Tevrat'ı tasdik
etmek üzere indirilmiş bir kitap olduğu iddia edilecekse,Tevrat'a
benzetilmesinden başka çare yoktur.
Birinci
anlamdaki taklit budur.
İkincisi
ise,kitapsever'in büyük eserlerin taklit edilemeyeceği hususuna itiraz dan
doğar.
Benim
cevabım,o kadar güzel taklitler vardır ki,konunun uzmanı olmayan hangisinin
orijinal hangisinin kopya olduğunu anlayamaz.Örnek olarak ta Lövr deki resim
olayını vermişim.
Buradaki
taklit'ten kasıt bire bir kopyalama şeklinde yapılan taklittir.
Şimdi
ikisi arasındaki fark çok açık.
Eğer
söylediğim,Kuran Tevrat'ın kopyasıdır,birebir taklididir olsa,söylediğiniz
geçerlilik kazanırdı.
Ancak
böyle bir iddia ortaya konamayacağı için bu hususta uzmanlık müessesine gerek
yoktur.
Rembrandt'ın,uslubunu,yöntemlerini
ve bazı figürlerini taklit ederek bir resim yaparsanız,bu taklit etmedir,ortada
benzerlik vardır,ancak Rembrandt'ın bir resmini alır birebir aynısını
kopyalarsanız bu farklı bir şeydir.
Umarım
anlatabildim.
Bu
analiziniz,yazılanları düşünerek okuduğunuzu gösteriyor,bu çok olumlu bir
davranış biçimi,bu tavrınızı dinsel öğelerin incelenmesinde de sürdürmenizi
dilerim.
DEHA
(no
login)
212.146.171.28
Tabii ki ! September 18 2003, 9:17 PM
'Sn
DEHA,
Hz
Adem’in oğulları ve Hz Ibrahim’in ateşe atılması konusunda yazdıklarınızın
kaynaklarını söyleyebilir misiniz?'
Yazdıklarımızın
kaynaklarını da mutlaka belirtmeliyiz,bu bilimselliğimizin ve dürüstlüğümüzün
bir gereğidir.
Kaynakları
sorduğunuz için teşekkür ederim,bu konuda bende oldukça hassasımdır ve verilen
kaynakları da mümkün olduğunca incelemeden yazılanlara inanmamaya çalışırım.
Kaynak
isimleri bazen karışık veya başka dilde oluyorsa bunlar birebir yanımızda
olmadan doğru aktaramıyoruz.
Örneğin,Adem'in
oğulları konusunda yazımda hatırladığım kadarı ile Eleazar şeklinde belirttim.
Doğrusu:
Pirke Rabbi Eliezer Bölüm 21
İbrahim
konusunda ise:
Midraş
Rabbah ,
Yonatan
Ben Uziye
John
Gilchrist: A comparative study of the Quaran and Bible
Robert
Moray ; Neden Müslüman olamadık
DEHA
(no
login)
212.146.171.28
İbrahim ile ilgili bölüm için, September 18 2003, 9:36 PM
İsmail
Fenni ertuğrul,Hakikat Nurları İstanbul 1949 Sayfa 113-114
Turan
Dursun Din Bu 2 sayfa 222'de
Clair
Disdull'ın Midraş Rabbi yorumları ile ilgili bir tartışmayı da aktarıyor.
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
sn ali oktay September 19 2003, 12:05 PM
"Nur
risaleleri benim için içeriksiz ve mantıksızdır" diyorsunuz. Aynı zamanda
Bediuzzaman için karacahil, Bediulmanyak, Bediulhokkabaz gibi tabirler de
kullanmıştınız. O halde o tabirleri kullandığınız Bediuzzamanın eserlerininde
iman rükünlerine getirilen delilleri çürütün, ondan sonra konuşalım. Mesela
otuzüçüncü sözden başlayabilirsiniz. Isterseniz bir tane link veriyim (googleda
karşıma çıkan ilk link):
http://www.nursi.biz/turkce/sozler/33soz.htm
Diline
ağdalı diyorsunuz ama anlayacak kapasitenin sizde olduğunu düşünüyorum. Az bir
gayretle türkçesi olan herkes de anlayabiliyor aslında.
"Darvinist'
i okurken burada yazan bir çok ateistin daha önceki anlatıları geçti
belleğimden bir bir.Hemen hepsi bir zamanlar sizler gibi inançlı
müslümanlardı,ne zaman sorgulama yöntemini kullanmaya başladılar bakışları
yavaş yavaş değişti.Bunu şunun için anımsatıyorum bizler sizlerden farklı
değildik,sizleri gayet iyi anlıyoruz,sorun sizin bizleri anlayamamanızda."
Yazık,
çok yazık! Ben sizleri gayet iyi anladığımı düşünüyorum. Imanı zayıf olan bir
insanın bu forum gibi yerlerde imanını kaybetmesi kolay aslında. Ben burada
okuduklarımın imanımı sarsmamasını Risale-i Nurda okuduğum reddedilmez
delillere ve imanın bana verdiği tam bir huzura bağlıyorum. Kesinlikle
sorgulamayan, bağnaz, mutaassıp bir insan da değilim. Allah'ın varlığını bir
saçmalık olarak nitelendiren sizin de ne kadar objektif bir insan olduğunuz
hakkında büyük şüphelerim var. Risale-i Nur hakkında giriş sayfasındaki
yorumlarınız sizin subjektifliğinizin derecesini en azından bana kesin olarak
gösterdi.
Supradin
(no
login)
80.58.33.107
anonymous September 19 2003, 12:22 PM
Kafası
çalışan ve yaşayışının ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmekten korkmayacak
kadar mert olan hiç kimse Tanrı'yı reddedemez. Sen bu zavallı, izan yoksunu laf
hokkabazlarını boşver.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 19 2003, 1:31 PM
'Bediuzzamanın
eserlerininde iman rükünlerine getirilen delilleri çürütün, ondan sonra
konuşalım.'
Verdiğiniz
linke bir göz attım.Orada sizin delil tabir ettiğiniz hükümler oldukça
soyut,kuşların ötüşünün veya gök gürlemesinin Allah'ın varlığına delil
sayılması gibi.
Orada
yazılanların normal olarak ancak eğitimsiz ve boşinan sahibi kimseleri
etkilemesi olasıdır,ortaokul bilgisi dahi bu delilleri çürütmeye
yeterlidir,ancak tüm dünyada çeşitli sebeblerle gerçek bir eğitim verilmemesi
ve insanların çeşitli nedenlerle düşünmeyen robotlar şeklinde
yetiştirilmesinden dolayı,bu tip yazılar ve hatta daha da alt seviyede olanlar
taraftar bulmakta ve haketmedikleri bir ilgiye mazhar olmaktalar.
'Şu
kâinatın lâmbası olan güneş,'
Delil
dediğiniz bu mudur?
Güneş
kainat'a lambalık mı etmekte onu aydınlatmaktamıdır?
Yoksa
kainat,karanlık ve soğuk bir yer midir?
Güneş
beş milyar yıldır varken,kainat 15 milyar yıldır var.
İlk
10 milyar yıl,Kainat Lambasız mıdır?
kaldı
ki,kainattaki dev yıldızların ışığı yanında güneş ışığı,gündüz ışığı yanındaki
60 wat'lık ampul kadardır.
Bu
hüküm Kuran'ın Nuh ve Nebe surelerinde yer alır,burada sorgulanan Saidi Nursi
değil,direk Kurandır.
Kuranın
yazıldığı çağda,bu inanç normal karşılanabilir,
Ancak
saidi Nursi çağındaki en basit bilimsel gerçeklerden dahi habersizdir.
O
bunları yazadururken,başkaları izafiyet teorisini şekillendiriyordu.
ataman
(no
login)
194.27.15.184
deha September 19 2003, 1:57 PM
***Bilindiği
gibi Kuran'ın yazılı olarak elde bulunan hali,iniş veya yazılış
sırasına
göre değildir.Aslında eğer kitabı Allah indiriyorsa,sırasını Allah
belirlemiş
olacağından bunun değiştirilmesi ilahi vahye tezat bir
yaklaşımdır.
Allah
bir sıraya göre bu vahyi indiriyor,ve insanlar bu sırayı değiştiriyor
bu
olacak iş değil !
İşte
bu değiştirme bize ilk ipucunu veriyor.
Bu
değiştirilme,karıştırılma ve gizlenme bir şeylerin üstünün kapatılması
içindir,yani
Kuran'ın ilahi vahy olmadığının gizlenmesidir.
Bu
değiştirilme karıştırılma vs.vs. olayında sizin düşündüğünüz türde bir
art
niyet yoktur.
Kuran
önce tamamı indirilmiş bir kitaptır ancak derlenmesi Hz.Muhammedin
ölümünden
sonra gerçekleşmiştir.
İşte
bu derlenme olayının nasıl yapıldığını iyice bir araştırın. O zaman
Kuranın
neden vahiy sırasına göre yazılı olmadığını daha iyi anlarsınız.
Ayrıca
ilgileniyorsanız vahiy sırasına göre indirilmiş Kuran da
bulabilirsiniz.Hatta
yanılmıyorsam Yaşar Nuri Öztürk hocanın vahiy sırasına
göre
indirilmiş Kuran meali bile var.
Saygılarımla...
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Yüzeysel okuyorsunuz September 19 2003, 1:59 PM
Evet,
herşeyden Allah'ın varlığına delil getirilmiş. Sebepler ile, tesadüf ile, kendi
kendine olmakla, tabiat ile açıklanamayacak şeyler olduğu gösteriliyor.
"Şu
kainatın lambası olan güneş" tabiriyle kainatın saraya güneşin de o
sarayda bir lambaya benzetildiğini anlayamamak sizin sorununuz. Bir lamba
içinde bulunduğu evin her tarafını aydınlatmak mı zorundadır?
Kur'an'ı
da nasıl okuduğunuzu çok iyi biliyorum. Gerçi sizi anlamakta güçlük de
çekmiyorum.
Bu
arada bu yazıları okuyup imanını kuvvetlendirenler cahil takımı değil. Köylü
Mehmet ağadan üniversite profesörüne kadar okurları var. Ben de bir mühendisim.
ayetullah
(no
login)
81.212.102.121
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 19 2003, 2:34 PM
'Şu
kâinatın lâmbası olan güneş' mi
aman
allahım
bu
ne muhteşem bir ifade yarabbim
ben
buna benzer ifadeler hayatım boyunca duymadım
bu
olsa olsa allah tarafından söyletilmiş bir söz olabilir
eşhedü
enlaaaaaaaaaaaaaaaa ilahe illallaaaaaaaaaaaaaah
ve
eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulüh
deha,
o
ifadenin devamına bak bakalım, güneşte kaç tane odun hamalı olduğunu yazıyor mu
kesin
40.000 ya da 70.000 gibi bir rakam olmalı
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 19 2003, 3:01 PM
'İşte
bu derlenme olayının nasıl yapıldığını iyice bir araştırın. O zaman
Kuranın
neden vahiy sırasına göre yazılı olmadığını daha iyi anlarsınız.'
Siz
biliyorsanız anlatın ama şöyle veya böyle,eğer Allah ilahi vahyi size bir sıra
dahilinde indiriyorsa bunun sırasını değiştirmek kimin haddine.
Allah
tan iyi bilen mi varmış?
Bu
konunun cevabı olacağını sanmıyorum!
'Ayrıca
ilgileniyorsanız vahiy sırasına göre indirilmiş Kuran da
bulabilirsiniz.Hatta
yanılmıyorsam Yaşar Nuri Öztürk hocanın vahiy sırasına
göre
indirilmiş Kuran meali bile var.'
Yanılmıyorsunuz,biz
bir kaç senedir burada o mealden aktarmalar yapıyoruz zaten !
Siz
de bir tane edinseniz iyi olur,
Her
eve lazım !
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 19 2003, 3:17 PM
'"Şu
kainatın lambası olan güneş" tabiriyle kainatın saraya güneşin de o
sarayda bir lambaya benzetildiğini anlayamamak sizin sorununuz. Bir lamba
içinde bulunduğu evin her tarafını aydınlatmak mı zorundadır? '
Anonymous
kardeş,
Birbirimize
kelime oyunları yapmamıza gerek yok !
Kuran
da ayetlerin kastı açıktır,7 kat göğün aydınlatıcısı Güneştir.
Lamba
evin her tarafını aydınlatmıtorsa zaten ona evin lambası denmez,odanın lambası
falan denir.
Lamba
eşittir=Aydınlatıcı
yerine
koyalım
'Şu
kainatın AYDINLATICISI Olan güneş!
Eğer
'Şu kainatta bir lamba olan Güneş' dese senin dediğin manaya gelirdi ancak o
zaman da ben o cümleyi buraya zaten getirmemiş olurdum.
'Bu
arada bu yazıları okuyup imanını kuvvetlendirenler cahil takımı değil. Köylü
Mehmet ağadan üniversite profesörüne kadar okurları var. Ben de bir
mühendisim.'
Evet
doğrudur,böyle bir cevap geleceğini tahmin ettiğim için,zaten eğitim
sisteminden ve düşünmeyi bilmeyen insanlardan bahsettim.
Mühendis
olmanız,bu anlamda hiç bir şey değiştirmez.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 19 2003, 3:26 PM
'Sonra
tabaka-i turâbiye, dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dâhilî
inkılâblardan gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip, zemini hareketinden ve
vazifesinden şaşırtmasın. Hem denizin istilâsından toprağı kurtarsın'
Madem
Mühendissiniz,yukarıdaki açıklamalar bir yönü ile mutlaka sizin konunuza girer.
Yukarıdaki
cümledeki derin mana ne olabilir?
ataman
(no
login)
81.212.245.106
dehaa September 19 2003, 8:08 PM
Öncelikle
"Kuran, Tevratın taklidi yada tevrattan esinlenerek yazılmış bir
kitap
değildir." demek istiyorum.
Aradaki
benzerlik ise bu kitapların aynı allahın kelamı olmasından
kaynaklanır.
Önceki
yazımda sorduğum "siz uzmanmısınız" sorusunu "uzmanlığa gerek
yok"
manasında
cevaplamışsınız.
Ben
ise uzmanlığa gerek olduğunu düşünüyorum.Yani Kuran Tevrattan
esinlenerek
yazılmış bir kitaptır,zaten tevratı tasdik etmek için öyle
olması
gerekir demek için (tevratın taklididir demiyorum dikkat !! ))
yazdıklarından
ziyade derin anlamlar içeren her iki kitabıda çok iyi
incelemiş
olmak gerekir.
Tevratı
incelememiş ancak Kuran hakkında biraz bilgisi olan ben, sizden bu
iddianızı
destekleyecek çok sağlam ispatlar kanıtlar bekliyorum.
Ancak
bu kanıtlar :
-
Hz.Muhammedin yaşadığı ve ona vahiy geldiği dönemle ilgili sağlam bilgiler
içermeli
-
Hz.Musanın da yaşadığı ve ona vahiy geldiği dönemle ilgili sağlam bilgiler
içermeli
-
Kuran ile ilgili sağlam bilgiler içermeli
-
Tevrat ile ilgili sağlam bilgiler içermeli
Sağlam
bilgiden kastım bilginin kaynağının (yorum demiyorum dikkat!!) herkes
tarafından
kabul edilebilir olmasıdır.
Şimdi
size düzelterek tekrar soruyorum "Kuran, Tevratın taklidi yada
tevrattan
esinlenerek yazılmış bir kitaptır demek için uzman olmak
gereklimidir,
değilmidir ???"
Saygılarımla...
ayetullah
(no
login)
81.212.201.131
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 19 2003, 9:04 PM
'Sonra
tabaka-i turâbiye, dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dâhilî
inkılâblardan gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip, zemini hareketinden ve
vazifesinden şaşırtmasın. Hem denizin istilâsından toprağı kurtarsın'
burada
ebced hesabıyla 17 ağustos 1999 depremi işaret olunmaktadır ki bu da açık seçik
bu sözlerin normal bir insan tarafından yazılamayacağının delidir. bu sözler,
üstad hazretlerinin de belirttiği gibi, ancak allah tarafından söylettirilmiş
olabilir. bütün insanlar ve cinler bir araya gelse dahi bu cümlenin bir
benzerini yazmaktan aciz kalacaklardır.
herşey
bu kadar açık seçik ispat edilmişken bile hala ikna olmamak için kişinin kalp
gözünün kapalı olması gerekir. onları ne elim bir ceza beklemektedir. öyle acı
bir cezadır ki hamile develer korkularından erken doğum yaparlar da gafiller
hala akletmezler
eşhedü
enlaaaaaaaaaaaaaaaa ilahe illallaaaaaaaaaaaaaah
ve
eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulüh
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
ataman September 19 2003, 10:07 PM
Söylediklerinizi
yanlış anlamıyorsam,Kuran ve Tevrat arasındaki benzerliği ikimizde kabul
ediyoruz.
Siz
bunu aynı Allah'ın kelamı olmasına bağlıyorsunuz,
Benimse,eğer
Kuran'ın Tevrat'ı taklit ederek veya ona benzetilerek yazıldığını iddia
ediyorsam,bunun uzmanlık gerektirip gerektirmediğini belirtmemi istiyorsunuz.
Ben
Kuran'ı ve Tevrat'ı devamlı incelerim diğer kaynakları okurum, araştırım ve
mümkün olduğunca tarafsız bir gözle akıl yürütürüm.
Şimdi
ben size kanıtlarımı sunayım,siz ondan sonra benim uzmanlığımı veya konunun
uzmanlık gerektirip gerektirmediğini yargılarsınız.
Başlıyalım
!
Kuran
Tevrat'a benzer ve bunun aksini kimse inkar edemez ve etmiyor da !
Peki,bu
benzerliğin nedeni nedir?
Kuran
taraftarlarına göre,her iki kitabından da Allah tan gelmesi.
Tevrat
taraftarlarına göre,Tevrat Allah tarafından esinle yazdırılmıştır,Kuran
Allah'tan gelmemiştir,Muhammed Tevrat'tan bazı bölümler aşırarak kendisi
yazmıştır.
Şimdi
iki tarafın iddiası da inançlarına dayanıyor,ama somut bir kanıt yok.
Benim
bu konuda bir yargıya varabilmem için en azından bir kısım somut kanıtlarım
olmalı,öyle her kesin her dediğine inanırsam çorba olur.
Önce
akıl yürütüyorum,Kuran kendinden önceki Tevrat ile oldukça fazla benzerlikler
içerir,peki Tevrat kendisinden önceki bazı metinlerle benzerlik gösterir mi?
Ne
yapıyoruz araştırıyoruz,tarihi metinler inceliyoruz,Sumer çivi
yazıları,Mitoloji vs vs.
Ve
şaşılacak şekilde Tevrat'taki metinlerin benzerlerine rastlıyoruz.
Sümer
yazıtlarında !
Şimdi,Kuran,Tevrat
ile benzer dediğimizde,aynı Allahtan geldiği için diyen arkadaşımız bu
mantığını yürütmeye devam ederse,Sümer Metinleri,Tevrat'a,Tevrat da Kuran'a
benzer çünkü üçü de aynı Allah'tan gelmiştir demeye devam edebilir mi?
Hayır?
Neden?
Aynı
Allahtan gelemez,
Çünkü
Sümerler Çok Tanrılıdır.
Tek
olan Allah'ın çok Tanrılı metinler vaaz etmeyeceğini takdir edersiniz.
Eğer
Sümer efsanelerinde,Tevrat'ta ve Kuran'da yeteri miktarda aynı metinler
bulursak,sadece Kuran'ın değil fakat Tevrat'ın da,Tanrısal vahiy ile
yazılmadığı ve insan yazması olduğu yüksek ihtimal kazanır.
Böyle
metinler varmıdır?
Vardır,mümkün
olduğunca aktaracağım !
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
Mose,(Musa) September 19 2003, 10:38 PM
Peşinen
belirtmek isterim ki,metinler oldukça uzun ve tafsilatlı anlatımlar
gerektiriyor,bunu burada yapmam çok zor ve zaman alıcı olur,bu yüzden ben ana
hatları ile konuları belirterek,kaynakları işaret etme düşüncesindeyim,bundan
sonrası,gerçekten araştırmak isteyenlerin kendi çabasına kalır.
Musa
ile başlıyoruz.
Kuran(
Bkz. Kassas Suresi) ve Tevrat okunduğunda,çok tanıdık bir hikaye ile
karşılaşırız.
Doğan
erkek çocuklar öldürülmektedir,ve bir erkek bebek öldürülmekten
kurtarılarak,bir sepet veya bir sal ile suya veya nehre bırakılır ve bebek
soylu bir aile veya simgeleyen hayvan vs tarafından bulunarak büyütülür ve
mutlaka öz annesi ortaya çıkar bazen kimliğini gizleyerek çocuğun süt annesi
olur.Çocuk büyür ve önemli bir şahsiyet olur,kendi milletine lider olur onları
kurtarır vs vs.
Seyretmiş
olanlar kahpe Bizans filmini aklına getirsin.
Şimdi
bu hikaye veya efsane din kitaplarında olduğu gibi,ilkel tüm inanış ve
efsanelerde benzer olarak vardır.
Babil'in
kurucusu Agadeli Sargon (MÖ 2800) kendi anlatır,
'Annem
bir BAKİRE idi (Burada Meryem İsa bağlantısı kurulabilir),Annem beni Fırat
kıyısında gizlice doğurdu,kamıştan yapılmış bir sandığın içine kapatarak nehre
bıraktı,Sucu Akhi beni sudan çıkardı büyüttü ve bahçıvanı yaptı,Tanrıça Ishtar
beni sevdi ve Kral oldum'
Bknz
Dinin Kökenleri S. Freud sayfa 256 Öteki yayınevi
Sargon
gibi öyküsü benzerlik gösterenler,Cyrus,Odipus,Karna,Parisi;Telephos,Perseus,Heracles,Gılgamış,Amphion
ve Zethos ve bizde iti bilinen Romus Romulus hikayesi vardır,sala bırakılan iki
kardeşi Bozkurt büyütür.
Anonymous
(no
login)
195.155.219.94
Sn Deha September 19 2003, 10:46 PM
Aynı
başlık altında birbirinden farklı konular paralel yürüyor ama yeni bir başlık
açmanın da çok gerekli olmadığından burada yazmaya devam edeceğim.
Öncelikle,
bizi eğitim sistemi mağduru ve düşünmeyi bilmeyen insanlar olarak nitelendirmişsiniz.
Eğitim sistemiyle çok alakası olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki konumda az çok
başarılı biriyimdir çok şükür. ÖYS sınavında derece yapmış ve Türkiyenin en iyi
üniversitesini üçüncülükle bitirmiştim. Ama bilim ve din ikisinin beraber
götürülmesi gerektiğini düşünüyor ve bu şekilde bilimin de esas gayesine
ulaşacağına inanıyorum.
Evet,
Risale-i Nur kainattan Kur'an'ın bahsettiği gibi bahsediyor, boşuna bir Kur'an
tefsiri diye nitelendirmiyoruz. Kainata bizzat kainat için değil, Allah'ın bir
sanatı ve onun isimlerinin tecelligahı olması hasebiyle bakıyor. Bir şeye
"ne güzeldir" den ziyade "ne güzel yapılmış" diyor. Bilim
ve felsefe kainatta cereyan eden olayların nasıl olduğu üzerinde dururken
Kur'an onların yaratıcısını nasıl gösterdiğini gösteriyor. Evet, herşeyin
kendine bakan yönü bir ise Allah'a bakan yönü binlerdir.
Verdiğim
linkteki deliller sizin beklediğiniz gibi bilimsel deliller değildi. Bunu
tahmin ediyordum. Onlar Kur'anî delillerdir. Ama akıl ve mantık dairesinin
içindedir. Bilimsel yöntemlerle de asla çürütülemez. Bunca sene Kur'an
aleyhinde yazı yazıp burada o delillere birkaç göz atmakla ikna olmanızı
beklemiyordum. Ama zihni dinsiz felsefeyle fazla bulanmamış ve hakikatı arayan
pekçok insan aradığını Risale-i Nur'da bulabiliyor.
Cevabınızdan
Said Nursi'nin pozitif bilimlerden tamamen bihaber olduğunu düşündüğünüz gibi
bir mana anladım. Bunun böyle olmadığını onu eserlerinden az biraz tanıyanlar
görür. Ama Said Nursi iman rükünlerini isbatta felsefenin yolunu değil
Kur'an'ın yolunu kullanmıştır. Bunun sebeplerini de muhtelif eserlerinde beyan
etmiştir.
Sn.
Ayetullah,
Tepkisel
ve mizahçı bir yapınız var. Bana samimi bir insansınız gibi geliyor. Doğru
bildiğinizi dobra dobra söylüyorsunuz. Ama tepkilerinizin dozunu biraz kontrol
altına almanız sizin için faydalı olacağı kanaatındayım. (Bunu burada
yazdılarınıza cevap olarak değil, genel olarak söylüyorum.)
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
Genel benzerlikler ! September 19 2003, 11:05 PM
Sümerler
Tapınağa girerken,kurban keserken,dua ederken vuçutça temiz olmaya özen
gösterirler.
Sumer
de Tanrılar 'OL' der ve her şey olur.
Sümer'de,Tanrılar
kızdı mı azab ediyor,kendi milletlerin helak ediyor.
Sümer
Ay Tanrısının sembolu,cami ve minarelerin tepesinde gördüğümüz yarımaydır.
Hamurabi
(İÖ 1750) Güneş Tanrısından kanunu alır,Musa'da Tevrat'ın Tanrısından.
Sümer'de
kadın kısırsa,kocasına çocuk doğurması için cariye verir ve cariye haddi aşarsa
kapı dışarı eder.
(Bknz
Tevrat taki İbrahim Sara Hacer ilişkisi)
Hamurabi
kanunu madde 165 ile, Tevrat Tekvin Bap 25-32-34 teki hüküm aynıdır.
Taşlanma
cezası Sümerlerde var,İÖ 220 de Lagaş kralı Urukagina,iki koca alan kadınların
(yanlış okumadınız)
Yazılı
taşlarla (Bknz Kurandaki işaretli taşlar) taşlanmasını emretmiş.
Sumerliler
kadınları Tarlaya benzetir,Tevrat ve Kuran da.
Sümer
de 7 sayısı önemli,Yeraltı dünyasının 7 kapısı var.
Kuran
da da 7 kat gök,cennetin 7 kapısı şeklinde var.
Sumerlerde
Tanrılara Kurban kesiyor,sağ kalça ve iç organlar Tanrıya takdim edilir gerisi
dağıtılır.
Sumerlerde
6 gün çalışma 7. Gün dinlenme var,
Tevrat
ta da aynı şey sözkonusu Şabbat günü !
Sümer
Tanrılarının gökte toplandıkları Duku adlı bir yerleri var.
Kuran
da Göklerde bir meclis var,Kuran okunur,şeytanlar bu meclisi dinler,ve Arş !
Sümer
de Bilgelik Tanrısı Enki,Tufanın olacağını,Nuh'un karşılığı olan Ziusudra'ya
duvar arkasından söyler,
Tevrat
ta ve Kuran da da Tanrı Musa ile perde arkasından konuşur ve Tufan olayı
vardır.
Sumerde
günah çıkaran rahipler var.
Anonymous
(no
login)
195.155.219.94
Deha September 19 2003, 11:16 PM
Hemen
hemen bütün kavimlere peygamber geldiğine inanıyoruz. Peygamber gelmeyenlere
azab da olmayacağı Kur'an'da söyleniyor. Pekçok din de Tek Tanrılı bir dinden
olarak başlamış ve zaman içinde insanlar sapmışlardır. Budistlerin taptığı
Budhanın zamanında peygamber olmasının kuvvetle muhtemel olduğu söyleniyor.
Sümerlerin dininin kaynağı bir peygambere dayanan hak bir din olması da
muhtemeldir o zaman. Ben bu yazdıklarınızdan herhangi bir delil göremiyorum.
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
Anonymous September 19 2003, 11:38 PM
'Onlar
Kur'anî delillerdir. Ama akıl ve mantık dairesinin içindedir. Bilimsel
yöntemlerle de asla çürütülemez'
Çürütülemeyen
tezler doğru kabul edilemez.
Bahsettiğiniz
yazıdaki ifadeler doğrulanamaz ve yanlışlanamaz dolayısı ile zaten Bilimin
sınırına girmez.
Kuşların
cıvıltısı,yağmurun çıpıltısı ve gök gürültüsünü Allahın varlığına delil
göstermekte !
Ben
bugüne kadar bu konuya hiç girmedim !
Ama
sizlerde hem okumuş insanız diyorsunuz hem de okunmasına luzum dahi olmayan
saçmalıklara ulvi anlamlar yüklemeye devam ediyorsunuz.
Siz
Bediüzzamanı ne derece tanımaktasanız?
Bakınız
elimde bir kitap var Turan Dursun yazmış taa 1971 de ve o zaman hakiki
Müslüman,'Saf Müslümanların uyarılmasına yaraı olursa ne mutlu bize,Çalışma
bizden başarı Allah'tan' diyor önsözde.
Bu
kitapta yazılanların kaynaklarının arapça fotokopileri de 12 sayfa olarak
eklenmiş,yani yazılanlar büyük ihtimal doğru.
Said-i
Nursi bu örneklerde,kendini resmen peygamber yerine koyuyor,Hz Ali'nin
geylani'nin kendisini haber verdiğini anlatıyor,Cifir hesapları
yapıyor,Risale-i Nur bulunan evlerin depremde yıkılmayacağını iddia ediyor.
'Medrese
de 15 yılda ders alınıp okunabilecek kitapları,3 Ayda okuyup
öğrendim'(Fotokopisi var)
'Hud
suesinin 105. ayetindeki Sait sözü beni işaret eder,Cifir hesabı 1303 eder bu
da Saidi Nursinin ilme başladığı tarihtir)'(Sikke-i Tasdik-i Gaybi sayfa 60 st
14-17 fotokopisi de var)
'İngilterenin
enyüksek Bilim kuruluna tek cevap verebilen benim'
'Enam
161 'in cifir hesabı,1316 eder bu da benim Nurları hazırladığım tarihe işaret
eder) (a.g.e.S 67)
'Abdülkadir
Geylaninin işaret ettiği 1336 da ,aynı dakkada üş kurşun isabet aldım ama tesir
etmediler' (a.g.e. s 151)
'Nur
suresineki Nur,Risale-i Nur dur'
'Çünkü
Risalei Nur,Kuran semasından ve ayetlerin yıldızlarından inmiştir'
'Rislaei
Nur İspartaya mübareklik makamı kazandırmıştır'
'Yağmur
ve Şimşek meleği Risalei Nuru alkışlıyor,'
'Risalei
Nuru sadece kuşlar değil uzayda bulunan her şey alkışlıyor'
'İkinci
Dünya savaşına katılmamızı önleyen Rislalei Nur olmuştur'
'Rislaei
Nura aykırı bir iş yapıldığında yeryüzü itiraz ediyor ve deprem oluyor.'
'Ben
10 yaşımda iken bende bir övünme hali vardı,büyük bir kahramanlık tavrı
takınıyordum.1-2 ay önce bana ihtar edilmiş bulunuyor ki,o zaman beni övündüren
şey Rislaei Nurdu,o daha gelmeden kendisini duyuruyordu.'
'Ben
Kuranı sözlerimle övmüyorum,sözlerimi Kuranla övüyorum'
Bunlar
bana pek sağlıklı gelmedi,ne dersiniz?
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
Sumerlerle ilgili kaynaklar September 19 2003, 11:41 PM
S.N.
Kramer The Sumerians Their History Culture and Character
Muazzez
İlmiye Çığ ,Kuran İncil ve Tevratın Sumerdeki Kökeni
DEHA
(no
login)
212.146.171.86
Anonymous September 20 2003, 12:15 AM
'Hemen
hemen bütün kavimlere peygamber geldiğine inanıyoruz.'
Tevrat
ve Kuran,Sumer metinleri ile benzeşiyorsa elbette Sumer metinlerini de ilahi
kabul etmek adına onlara de Peygamber geldiğine inanmaktan başka çıkar yolunuz
yok.
Ancak
Sumer metinlerinde,ne böyle bir Peygamber vardır ne de tek Tanrı inancı,ne de
kitap !
Üstelik
Sümer de Cebrail'in rolünü Bilgelik Tanrısı Enki oynuyor,insanlara diğer Tanrı
arkadaşlarından haber getiriyor.
Sümer
de Tufanı yapmaya 4 büyük Tanrı karar veriyor !
Acele
etmeyin daha pek çok konu var.
Eyup
Peygamber Hikayesinin Kuran ve Tevrat ve Sumerdeki şekillerini
karşılaştıracağız.
Yaratılış
hakkında her 3 metni karşılaştıracağız.
Neşideler
neşidesinin Tevrat'a Sumerden geçtiğini anlatacağız,Şeba Kralicesinin Kuran'a
Saba Melikesi olarak geçtiğini anlatacağız,
Hint
efsanelerindeki Adomim in nasıl Adem'e dönüştüğü var !
Yine
Hintili bakire Rohini,bir Tanrı oğlu doğuracak,
Buna
benzer onlarca konu daha var !
'Pekçok
din de Tek Tanrılı bir dinden olarak başlamış ve zaman içinde insanlar
sapmışlardır.'
Böyle
bir örnek olduğunu sanmıyorum,tersine Tevrat okursanız çok Tanrılı başlar
(Yahve,Baal) sonra Tek Tanrıya dönüşür.
'Sümerlerin
dininin kaynağı bir peygambere dayanan hak bir din olması da muhtemeldir o
zaman. Ben bu yazdıklarınızdan herhangi bir delil göremiyorum.'
Delil,
Sümerlerin dininin hak Din olmaması,ÇOK TANRILI bir din olması,dolayısı ile de
peygamber olmaması !
Tekrar
ediyorum,
Sumer
dini,Tevrat ve Kuran'ın Allahından gelemez,çünkü Çok Tanrılı bir dindir !
ayetullah
(no
login)
81.212.102.221
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 12:51 AM
anonim
ben
de türkiyenin en iyi üniversitesindeydim. dönemimdeki arkadaşların çoğu
nurcuydu. mezun olduktan sonra çoğu bıraktı nurculuğu
hiçbirisi
doğru düzgün bilmiyorlardı dini. imamlarının bile bilgileri benden çok çok
azdı. üniversitelerde nurcular tarafından kafalanan çocukların dini bilgileri
çok ama gerçekten çok azdır. çoğu doğru düzgün sureleri bile bilmezler, kıraat
falan hak getire. ama zeki çocuklardır. okul süresi boyunca kendilerine
sağlanan evlerde, yurt odalarında güzel çalışma ortamları bulurlar,
birbirlerinden akademik olarak faydalanırlar. üniversiteyi bitirdikten sonra
hem ihtiyaçları ortadan kalkmıştır, hem de zamanla çelişkileri, boşlukları
görmüşlerdir ve genellikle bırakırlar (mesela ebced hesabına göre 95 ya da 96
senesinde islam devrimi olacak diye inanıyorlardı, olmadı).
nurcuları
en az senin kadar tanırım
şimdi
sen anlat bakalım, zeki olduğun halde, deha arkadaşımızın bu kadar mantıklı
açıklamalarına rağmen hala neden ısrarla yanlışları savunuyorsun? imam mısın
yoksa? belli mevkilere geldikten sonra bırakması çok daha zor oluyor değil mi?
bir
de şu en iyi üniversiteye dereceyle girip dereceyle mezun olma hikayesi.
hersene onlarca çocuk en iyi üniversitelere dereceyle girer ve her sene
onlarcası dereceyle bitirir. bunların kaçta kaçı nurcudur, kaçta kaçı 5 vakit
namaz kılar, kaçta kaçı nüfüs kağıdında müslümandır, kaçta kaçı dinsizdir
sence?
bak
zeki adamsın, kesinlikle buradaki insanların senden aşağı olmadıklarını
anlamışsındır çoktan. deha, hacı, oğuz, mantık, kitapsever vs. bir sürü çok
akıllı adam var burada. yazılardan bunları anlayabiliyorsundur kesinlikle.
bırak bu saçma sapan lafları artık.
hele
her seferinde o said efendinin rhetoric zırvaları için ispat falan diyorsun ya,
zıvandan çıkarıyorsun beni. o adamın gözlerine bak, hani meşhur bir resmi
vardır, afgan kızı gibi baktığı, gözlerinden kötülük akıyor, kalbindeki
gözlerinden dışarı vurmuş. bunları kabul et.
adam
megaloman, 10 yaşından beri şartlandırmış kendini büyük adam olmaya. bu
psikolojik rahatsızlıktır. başka bir tartışmada 18 yaşından ufaklara din
eğitimi yasaklanmalı demiştim, bu yüzden işte. rahatsız çocuklar çıkıyor
ortaya. o kurandan kendi hayatıyla ilgili çıkardığı tarihlerin hepsi zorlama
ebced martavalları. ömer çelakıl da yapıyor onları
kabul
et bunları, kabul edemiyorsan en azından buradakilerin o zırvalara
inanmayacağını gör artık.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Düzeltme September 20 2003, 9:04 AM
'İÖ
220 de Lagaş kralı Urukagina'
sehven
yanlış yazılmıştır.
Doğrusu,
İÖ
2200'dür.
İÖ
220 Tarihi,Tevrat'tan sonraki döneme denk geldiği için,verdiğimiz örnek
geçersiz olur,bu yüzden düzeltiyorum.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Eyüp Peygamber September 20 2003, 9:13 AM
Dilimizden
pek eksilmeyen, din kitaplanna girmiş, "Eyüp Peygamber'in Sabrı"
hikâyesinin de, Sumerlerden kaynaklandığı ancak bu yüzyılın ikinci yarısından
sonra anlaşılabilmiştir. Bu metnin yazıldığı tabletin bir kısmı Philadelphia
Üniversitesi'nde, diğer kısmı İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulundu. Bunlar
ayrı ayrı okunup birleştirilince 135 satıra ulaşan, şiir tarzında yazılmış bir
hikâye ortaya çıktı. Fakat parçalann birçok yeri kırık veya bozuk olduğundan
metnin tümü tam olarak elde edilemedi.
Hikâyenin
ana fıkri; insanın felaketlere uğradığı zaman, bunu yapan Tanrıya lanetler
saçacağı yerde, onu yücelterek, ona yalvarıp yakararak kalbini yumuşatıp, bu
felaketlerden kurtulabileceğidir. Sumer'de yalvarılan Tanrı, insanın kendi
Tanrısıdır. O, Tanrılar meclisine bu duaları götürerek iyi sonuç alıyor.
Bu
şiir, evvela insanın Tanrısını övmesini, yüceltmesini, ağlayıp sızlamalarla
kalbini yumuşatmasını öğüt vererek başlıyor. Ondan sonra adı verilmeyen bir
adama, akraba ve arkadaşlan tarafından yapılan fena davranışlar anlatılıyor.
Adam başına gelen felaketlerden söz ediyor. Arkadaşlarının da kendi
üzüntülerine katılmasını istiyor. Bundan sonra başına gelen bu hallerin kendi
günahları yüzünden olabileceğini söyleyerek, Tanrısına affetmesi için
yalvarıyor. Şiir, Tanrısının onu affettiğini bildiren bir kısımla son buluyor.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Sumerdeki Kökeni September 20 2003, 9:14 AM
Sumer
şiirinden bazı bölümler: (Tarih Sumer'de Başlar, s.96-98.)
"Ben
anlayışlı insandım, şimdi bana kimse değer vermiyor
Doğru
sözüm yalana döndü
Hilenin
adamı beni güney rüzgân gibi sardı, ona iş yapmaya zorlandım.
Bana
saygı duymayan, senin önünde beni utandırdı
Bana
durmadan yeni üzüntüler verdin
Eve
girdim ruh ağır, sokağa çıktım kalp sıkıntılı.
Cesur,
dürüst çobanım bana kızdı, düşmanca baktı.
Düşmanı
olmadığım çobanım bana fenalık aradı,
Yoldaşım
doğru bir söz söyleyemedi bana,
Arkadaşım
dürüst sözümü yalanladı.
Hilenin
adamı bana tuzak kurdu,
Ve
sen Tanrım ona engel olmadın!
Ben
bilgin, neden genç cahiller içine sokuldum?
Ben
anlayışlı, neden bilgisizler arasında sayıldım?
Her
yerde yiyecek var, şimdi benim aşım açlık,
Herkese
paylar verilirken benim payım üzüntü oldu.
Tanrım
önünde durmak istiyorum,
İniltili
sözlerimi söylemek istiyorum,
Acılarımı
bildirmek istiyorum.
Tanrım
gün ışıdı, benim günüm karanlık,
Gözyaşları,
ağıt ve sıkıntı sardı beni.
Gözyaşlanmdan
başka bir seçeneğim yokmuş gibi üzüntü kapladı beni.
Kötü
kader eline aldı beni, çalıyor yaşam soluğumu,
Fena
hastalıklar yakıyor bedenimi.
Tanrım,
beni var eden babam, yüzünü kaldır,
Ne
zamana kadar beni ihmal edecek, beni korumayacaksın?
Ne
kadar zaman beni rehbersiz bırakacaksın?
Bir
doğru söz söylüyor akıllı bilginler,
'Asla
günahsız bir çocuk annesinden doğamaz,
Günahsız
bir genç, en eski zamandan beri yoktu."'
Bundan
sonra mutlu sonuç şöyle:
"İnsanın
Tanrısı onun acı gözyaşlanna ve ağlamalarına kulak verdi.
Genç
adamın yalvarış ve yakarışları tanrısının kalbini yumuşattı.
Söylediği
doğru sözü Tanrısı kabul etti,
Adamın
dua dolu tövbeli sözünü.
Tanrısı
fenalıklardan elini çekti.
Kanatlarını
geren hastalık cinlerini uzaklaştırdı.
Adamın
üzüntüleri sevince döndü,
Tanrısı
yanına koruucu bir cin koydu,
Ona
müşfık bir melek verdi."
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Tevrat'a geçirilmiş hali ile, September 20 2003, 9:17 AM
Tevrat'ta
bu hikâye, birçok bilge dolu sözle süslenmiş 1040 satırı kapsayan bir şiir
halinde anlatılmıştır. (Tevrat, Eyüb.)
Hikâyenin
başında Rab, şeytana, Eyüb'ün iyi bir kul olduğunu söylüyor. Şeytan da,
"Eğer onu fena duruma düşürürsen bak sana nasıl lanet edecektir"
diyor. Şeytan, Eyüb'ün vücudunu tabanından tepesine kadar çıbanlarla
dolduruyor. Eyüb sesini çıkarmıyor. Karısı ona "Bunu veren Allah'a lanet
et!" diyor. Eyüb de "Allah'ın iyiliğini nasıl kabul ediyorsak,
kötülüğü de öyle üstlenmeliyiz" karşılığını veriyor.
Bundan
sonra Eyüb başına gelen felaketleri, dünyaya gelmemesi gerektiğini, Allah'ın
bunu haksız olarak kendisine verdiğini şiir halinde anlatıyor. Arkadaşları ise
Tanrının haksız iş yapmayacağını, kendisinin bunu hak ettiğini söyleyerek
Allah'ı savunuyorlar. Bundan sonra Allah ile Eyüb karşılıklı tartışıyorlar. Her
ikisi de kendi yaptıklan iyi işleri sayıp döküyor. Sonunda Eyüp söylediklerine
pişman olup tövbe ediyor. Allah da onun tövbesini kabul ederek sağlığına
kavuşturuyor ve mal mülkünü de iki kat yapıyor. Böylece Eyüb arkadaşlannın
yanında saygınlığını kazanıyor.(38)
Tevrat'taki
şiirden, Sumer şiirine paralel olan bazı satırlar:
Bap
63:15-16:
"Kardeşlerim
hainlik ettiler, bir vadi gibi,
Akıp
giden vadilerin yatağı."
Bap
7:3:
"Miras
olarak bana sefalet ayları verildi,
Pay
olarak da meşakkat geceleri.''
Bap
7:11:
"Ruhumun
sıkıntısı ile söyleyeyim,
Canımın
acılığı ile şekva edeyim."
Bap
7:11:
"Niçin
günahımı bağışlamaz,
Fesadımı
gidermezsin?"
Bap
10:2:
"Allah!
diyeyim, beni mahkum etme!
Niçin
benimle çekişiyorsun bana bildir!"
Bap
13:1:
"Bana
günahımı ve suçumu bildir,
Niçin
yüzünü göstermiyorsun?"
Bap
13:23:
"Fesatlarım
ve suçlanm ne kadar? Bana günahımı ve suçumu bildir!"
Bap
16:6:
"Ağlamaktan
yüzüm kızardı."
Bap
19:2:
"Ne
zamana kadar canımı üzecek,
ve
beni sözle ezeceksin?"
Bap
19:13: `
"Kardeşlerimi
benden uzaklaştırdı
ve
tanıdıklarım bana bütün bütün yabancı oldular."
Bap
19:14:
"Akrabalanm
gelmez oldu,
Yakın
dostlarım da beni unuttu."
Bap
19:19:
"Hep
sırdaşlarım benden ikrah ediyorlar,
Sevdiklerim
de yüz çevirdiler."
Bap
30:1:
"Yaşça
benden küçük olanlar üzerime gülmekte!"
Bap
34:5:
"Hakkım
varken yalancı sayılmaktayım."
Bap
30:26:
"Ben
ışık beklerken karanlık geldi,
Ruhum
kırıldı, günlerim karardı."
Bap
34:6:
"Hakkım
varken yalancı sayılmaktayım." .
Bap
42:
Şiirin
sonu. Eyüb Allah'a söylüyor:
"Sen
her şeyi yaparsın!
Anlamadığım
şeyleri söyledim,
Benden
üstün olanı bilmediğim, şaşılacak şeyleri
Niyaz
ederim, dinle de ben söyleyeyim!
Sana
sorayım da bana anlat!
Senin
için kulaktan işitmiştim,
Şimdi
ise seni gözlerim gördü.
Bundan
ötürü kendimi hor görmekteyim,
ve
tozda külde tövbe etmekteyim."
Daha
önce de belirtildiği gibi, Eyüb'ün tövbesi Tanrı tarafından kabul edilerek,
daha büyük mutluluğa erişiyor.
Görüldüğü
gibi, Sumer ve Tevrat metinleri, konu olarak aynı. Tevrat'taki, Sumer,
şiirinden en az bin yıl daha geç yazılmış.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Kuran'a Yansıması ! September 20 2003, 9:19 AM
Kurân'a
gelince, bütün konularda olduğu gibi, bu da çok yüzeysel; ancak dört sure
içinde birkaç ayette bulunuyor. Nisâ Suresi, ayet 163 ve En'âm Suresi, ayet
84'te, İbrahim'den başlayarak bütün peygamberler arasında Eyüb'e de vahiy
edildiği yazılı.
Enbiyâ
Suresi, ayet 83-94:
"Eyüb'e
gelince: O Rabbine 'başıma bu dert geldi, sen merhametlilerin en
merhametlisisin!' diye niyaz etmişti. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir
rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik.
Kendisinden dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını,
ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik."
Sâd
Suresi, ayet 41-44:
"Kulunuz
Eyüb'ü de an! O Rabbine nida etmiş ve 'doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve
azap verdi' diye seslenmişti. 'Ayağını yere vur! İşte yıkanacak, içilecek soğuk
su!' Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere
ona, hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık. Eline bir sap
al da onunla vur, yeminini bozma! Gerçekten biz Eyüb'ü sabırlı bulmuştuk.. O ne
iyi bir kuldu, daima Allah'a yönelirdi."
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Süleyman'ın Meselleri, Neşideler Neşidesi ! September 20 2003, 9:20 AM
Tevrat
araştırıcılarını yüzlerce yıldan beri meşgul eden ve nedenini bulamadıklan bir
konu da, yine Sumer metinlerinin çözülmesi ile açıklanabildi. O da Tevrat'ta
bulunan, "Süleyman'ın Şarkılar Şarkısı" bölümü. Açık saçık şiirlerden
oluşan bu bölüm Tevrat'ta niçin bulunuyordu? Görünüşe göre onlar ne dinle, ne
de tarihle ilgiliydi. Bu şiirlerde bir seven bir de sevilen vardı. Bunu, kilise
papazları, İsa'yı seven, kiliseyi sevilen; İbraniler ise Yahveyi seven,
İsrail'i sevilen olarak yorumlamışlardı. 19. yüzyılda ise bunlann İsrail
düğünlerinde yapılan tören ile ilgili olduğu söylenmiş.
Bu
yüzyılın ilk yarısından sonra, özellikle İstanbul Arkeoloji Müzeleri
arşivindeki Sumer edebi metinleri okunup çözülünce, "Süleyman'ın Şarkılar
Şarkısı"ndaki şiirlere benzer şiirler bulundu. Yapılan incelemelerde
bunların, Sumerlilerin yeniyıl bayramlarında, sazlar eşliğinde söylenen
şarkılar ve ilahiler olduğu anlaşıldı.(39)
Sumer
ekonomisi tarıma dayalı olduğundan, onlar için tarımla ilgili konuların en
önemlisi, ülkelerinde bolluk ve bereketin olması idi. Bunun için onlar, Aşk
Tanrıçaları İnanna ile Çoban Tanrısı Dumuzi'yi (bu başlangıçta bir kral idi,
sonradan Tanrı yapılmış nasılsa) evlendirirlerse, onların verimlilik gücünü ve
ölümsüzlüklerini paylaşacaklarına ve bu yolla ülkelerinde bolluk ve bereketi
sağlayacaklanna inanmışlardı. Bu inanca uyarak Sumer şair ve ozanları onlarla
ilgili uzun bir efsane yaratmışlar ve bunu yazıya geçirerek zamanımıza kadar
ulaştırmışlardır. Bu hikâyeyi kısaca özetleyelim:
Aşk
Tanrıçası İnanna ile Dumuzi birçok zorluktan sonra evleniyorlar. Bu evlilikten
sonra Tanrıça yeraltı dünyasına gidiyor. Fakat orası "gidip de dönülmeyen
ülke". Kurala göre, Tanrıça olmasına rağmen, yeryüzüne bırakılmıyor.
Bilgelik Tanrısı Enki'nin yardımı ile Tanrıça, kendi yerine birini göndermek
üzere, yeraltı yaratıkları ile dışarı çıkıyor. Tanrıça her gittiği yerde Tanrı
ve Tanrıçaların, kendisinin yokluğundan çuvallar giyerek, yerlerde sürünerek
yas tuttuklannı görüyor ve hiçbirini göndermeye kıyamıyor. Fakat kocasının
bulunduğu şehre gelip, onu, karısının yokluğuna aldırmayarak keyifle tahtında
oturduğunu görünce, büyük bir kızgınlıkla "alın bunu" diyerek cinlere
veriyor. Daha sonra yaptığına pişman olan, fakat kocasının cezasız kalmasını da
istemeyen Tanrıçanın yardımıyla, Dumuzi in kız kardeşi Rüya Tanrıçası
Geştinannan'ın, kardeşi yerine yarım yıl yeraltında kalması, Tanrılar
meclisinde kabul ediliyor.
Böylece
Dumuzi kış aylarında yarım yıl yeraltında kaldıktan sonra bahar zamanı dışarı
çıkıp tekrar karısı ile birleşiyorlar.
Bu
birleşmeyi zamanın kralı ile bir başrahibe evlenerek kutluyorlar. Bunun için
büyük törenler yapılıyor. Artık yeni bir yıl başlamıştır; ortalık uyanıyor,
ağaçlar yeşilleniyor, hayvanlar çoğalıyor.
İşte
bu törenlerde okunmak üzere kralın ve rahibenin veya Tanrının ve Tanrıçanın
ağzından birbirlerine karşılıklı söylemeleri için aşk dolu, sevgi dolu, açık
saçık şiirler yazılmış ve bunlar bestelenerek şarkı haline getirilmiştir.
Sumer
bereket kültünü oluşturan bu törenler, bugün "Kutsal Evlenme
Törenleri" olarak nitelendirilmiştir.
Bu
bereket kültünün İsa'nın zamanına kadar, hatta daha geç zamanlara kadar sürdüğü
anlaşılıyor. İşte bu yüzden Tevrat'tan birçok dinle ilgili olmayan konu
çıkarıldığı halde, bu şiirler bırakımış olmalı. Bu törenlerin Süleyman
zamanında büyük bir ihtişamla devam ettiği, şiirlerin ona ait olarak
gösterilmesi ile kanıtlanabilir.
Sumer
ve Tevrat şiirlerinden bazı bölümleri karşılaştıralım: İstanbul Arkeoloji
Müzesi arşivinde bulunan ve bir rahibe tarafından Kral Şusin'e söylenmek üzere
yazılmış bir şiirden bölümler:
"Güvey
kalbimin sevgilisi,
Senin
neşen hoştur, bal tatlısı!
Arslan!
Kalbimin sevgilisi,
Senin
neşen hoştur, bal tatlısı!
Beni
büyüledin, karşında titreyerek durayım!
Güvey!
Senin tarafından yatak odasına götürüleyim!
Beni
büyüledin, karşında titreyerek durayım,
Arslan!
Senin tarafından yatak odasına götürüleyim.
Güvey
seni okşayayım!
Yatak
odasında bal dolu,
Senin
güzelliğinle neşelenelim,
Arslan!
Seni okşayayım!"
Tevrat:
Neşideler Neşidesi, bap 1:2-4:
"Beni
kendi ağzının öpüşleriyle öpsün:
Çünkü
okşamaların şaraptan daha iyidir.
Kokuca
ıtırın ne güzel;
Senin
adın kabından dökülen ıtır gibidir,
Bundan
ötürü seni kızlar seviyor.
Beni
kendine çek, biz senin ardınca koşarız,
Kral
beni iç odalarına götürdü
Seninle
biz ferahlanıp seviniriz,
Senin
okşamalarını şaraptan ziyade anarız,
Seni
sevmekte onların hakkı var."
Bap
4:9-11:
"Kaptın
gönlümü, kız kardeşim, yavuklum!
Gözlerinin
bir bakışı ile,
Gerdanının
tek zinciri ile gönlümü kaptın.
Okşamaların
ne güzel, kız kardeşim, yavuklum!
Şaraptan
ne kadar hoştur okşamaların,
Itırın
güzel kokusu da her çeşit baharattan! .
Ey
yavuklum! Bal damlatır dudakların."
(Sumer'de
Tanrı Dumuzi, İnanna'ya "kız kardeşim" der.)
Bap
3:11:
"Ey
Sion kızları! Çıkın, Kral Süleyman'ı taç ile görün,
O
taç ki, onun düğünü gününde ve yüreğinin sevinci gününde,
Anası
onun başına giydirmişti."
Bu
satırlar, kutsal evlenme törenlerinin Kral Süleyman zamanında devam ettiğini
kanıtlıyor. Tevrat'a göre Süleyman'ın her dinden 700 karısı varmış ve onların
dinlerini de Süleyman sürdürürmüş.
Bap
2:10-12:
"Sevgilim
cevap verdi ve bana dedi: Sevgilim, güzelim, kalk da gel.
Çünkü,
işte, kış geçti:
Yağmurlar
geçip gitti;
Yerde
çiçekler göıünüyor;
Terennüm
vakti geldi."
Bu
satırlar da kutsal evlenme töreninin baharda yapıldığını anlatmaktadır.
Bap
6:10:
"Bakışı
seher gibi,
Ay
gibi güzel,
Güneş
gibi temiz,
Sancak
açmış ordu gibi korkunç,
Bu
kadın kim?"
Bu
satırlar da Tanrıça İnanna'nın niteliklerine uymaktadır.
Bap
2: 5-6:
"Kuru
üzümle bana kuvvet verin, elma ile beni canlandırın,
Çünkü
aşk hastasıyım ben.
Sol
eli başımın altında olsun,
Sağı
da beni kucaklasın."
Sumerce'de
buna paralel olan satırlar:
"Sevgilim,
kalbinin adamı,
Sağ
elini vulvama koydun,
Sol
elin başımı okşadı,
Ağzını
ağzıma dayadın,
Dudaklarımı
başına bastırdın."
Göıüldüğü
gibi, birkaç Sumer şiirinde bile paralellikler bulunuyor. Kuşkusuz bunlar gibi
pek çok şiir vardı Sumer'de. Fakat bunlann büyük kısmı hâlâ toprak altında
olmalı. Belki bazı müzeler ve koleksiyonlarda da henüz okunmayanlar vardır.
Sumer
Aşk Tanrıçası İnanna; Akadlarda İştar, İsrail'de Astarta, Yunanlılarda Afrodit,
Romalılarda Venüs adı altında saygı görmüş ve varlığını sürdürmüştür.
Bugün
de İsa'nın annesi Meryem'e, İnanna'ya ait nitelikler yakıştırılıyor. O da
İnanna gibi, göğün hâkimesi, sosyal adaletin savunucusu, fakirlerin,
ezilenlerin koruyucusu sayılıyor. Bazı çevrelerde Tanrıça seviyesine
getirildiğinden, oğlundan daha çok ona tapıldığından; annelerin, savaşanlann,
üzüntü çeken ailelerin yardım için ona dua ettiklerinden söz ediliyor. (The
Search of Mary, Richard N. Ostling, Handmaid or Feminist, The Time, Aralık
1991, s.52-56.)
İsa'nın
durumu da Dumuzi ye benziyor. Damuzi'nin dövülerek, eziyet edilerek yeraltına
götürülüşü, tekrar yeryüzüne çıkışı, İsa'ya yapılanlar ve her yıl yeryüzüne
çıktığı düşüncesi, Dumuzi'nin serüvenini andırıyor.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Gılgameş destanı ve Nuh Tufanı September 20 2003, 9:59 AM
Utnapiştim
ona, Gılgamış'a dedi:
"Gılgamış,
sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim: Şurippak (103), senin
bildiğin bir kent, Fırat'ın kıyısındadır. Bu kent çok eskiden varken, tanrılar
bu kentin yanındaydılar. Tanrıların aklına bir tufan yapmak geldi. Bunların
babaları soylu Anu, hükümdarları yiğit Enlil, büyük vezirleri Ninurta, su
yolcuları Ennagi ve Bilge Ea da onların toplantısında yer aldı. Ea, tanrıların
verdikleri kararı, kamıştan bir çite anlattı:
"Kamış
çit, kamış çit! Duvar, duvar! Kamış çit dinle, duvar anımsa (104)! Şurippaklı
Ubar-Tutu'nun (105) oğlu (106), evi sök. Bir gemi yap. Serveti bırak. Yaşamı
ara! Mülkten nefret et! Canını kurtar! Canlı yaratıkların her türünden geminin
içine yükle. Yapacağın geminin her yanı uyumlu bir ölçüde olsun. Onun eni ve
boyu bir ölçüde olsun. Yağmura karşı onun her yanına bir çatı kur."
'Küçük
yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı. Güçlü erkekler gemiye yedek kereste
getiriyorlardı. Beşinci günde geminin kaburgasını oluşturdum. Geminin temeli
(omurgası) bir iku (108) genişliğindeydi. Kenarları (küpeştesi) iki kez on
kamış (109) yüksekliğindeydi. Üst güvertesi de alt güverteye tümüyle eşitti.
Bunun da her yanı, iki kez on kamış uzunluğundaydı. Bundan sonra geminin dış
yüzünü (bordasını) hazırladım ve onları boyadım. Gemiyi altı katlı yaptım.
Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölüme ayırdım, ambarını da dokuza
böldüm. Ortasına da su kazıkları çaktım (110). Güzel kürek seçtim. Ve geminin
yedeklerini ambara koydum. Eritmek için kazana 21600 ...... zift döktüm (111).
Bunun yarısını saf zift olarak gemiye sakladım. Tekneciler, gemiye 10800 şırlık
(112) getirdiler. Bunun üçte biri peksimet kızartmak için harcandı; üçte
ikisini de gemici sakladı. İşçilere çok sığır kestim. Ve her gün koyun
boğazladım. Ustalara, ırmak suyu gibi bira, rakı, şırlık ve şarap akıtıldı.
Bunlar, Nevruz bayramına benzer bir bayram kutladılar. Ustayı yağlamak için
kendi elimi de bulaştırdım. Gemi yedinci günde tamam oldu. Gemiyi kızaktan
indirmek güç oldu. Çünkü, geminin üçte ikisi suya girinceye dek, onu, kızak
üzerinde aşağıdan ve yukarıdan itmek zorunluğu vardı.
Elime
geçen her şeyi içine yükledim. Elime geçen her gümüşü içine yükledim. Elime
geçen her altını içine yükledim.
Bütün
soyumu, sopumu ve kavmimi gemiye bindirdim. Yazının yabanıl, yazının evcil
hayvanlarını ve bütün ustaları gemiye aldım.'
'Fırtına
ve tufan, altı gün, yedi geceyi geçti. Fırtına yurdu silip süpürüyordu. Artık
yedinci gün gelince tufan fırtınası savaşımı durdurdu.'
'Yedinci
gün gelince, dışarı bir güvercin çıkarıp uçurdum. Güvercin gitti, geldi. Onca
konacak bir yer belli olmayınca geri döndü.'
Bu
Destanın tam metni için;
C:\Documents
and Settings\ismet\Local Settings\Temp\Geçici Dizin 1 (GilgamisDestani[1].zip
için)\GilgamisDestani.htm
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Yaratılış September 20 2003, 10:05 AM
Sumer
efsanesine göre evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük uçsuz bucaksız
bir su vardı. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarıyor. Oğlu Hava Tanrısı Enlil,
onu ikiye ayırıyor. Üstü gök oluyor, Gök Tanrısı onu alıyor, yer olan altı da
Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının oluyor. Bilgelik Tanrısı ile Hava Tanrısı
yeri bitkiler, ağaçlar, sularla donatıyor. Hayvanlar yaratılıyor ve hepsini
idare edecek Tanrılar meydana getiriliyor (27)
Tevrat
Tekvin 1:2-9.
"Suların
yüzü üzerinde Allahın ruhu hareket ediyordu: Allah 'suların ortasında kubbe
olsun, suları ayırsın' dedi ve Allah kubbeyi yaptı. Altta olan suyu üstte olan
sudan ayırdı ve Allah kubbeye 'gök' ve alttaki kuru toprağa 'yer' dedi."
Bundan
sonra yerin, bitkiler ve hayvanlarla donatımı geliyor. Enbiyâ Suresi, ayet 30:
"Gökler
ve yer yapışık iken onlan ayırdığımızı, bütün canlıları sudan meydana
getirdiğimizi bilmezler mi?"
Burada
Sumer ve Tevrat hikâyesi birbirine çok yakın. Kurân da çok yüzeysel. Fakat ana
fıkir, gök ve yerin başlangıçta bitişik olması, bunlann sudan çıkması aynı.
Kuran'da da aynen Tevratta olduğu gibi "altı gün" yer alıyor.(28).
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
İnsanın yaratılışı September 20 2003, 10:07 AM
Sumer'de:
Tanrılar, özellikle dişi Tanrılar çoğalmaya başlayınca işlerin çokluğundan,
yiyeceklerini hazırlamanın zorluğundan yakınıyorlar ve bütün Tanrıları var eden
Deniz Tanrıçası Nammu'ya bir çare bulması için yalvarıyorlar. O da Bilgelik
Tanrısına bilgeliğini ve marifetini göstermesini söylüyor. Bilgelik Tanrısı
yumuşak kilden şekiller yapıyor ve Tanrıçaya sesleniyor: (29)
"Ey
annem! Adını vereceğin yaratık oldu,/Onun üzerine Tanrılann görüntüsünü koy
(30),/Dipsiz suyun çamurunu karıştır,/Kol ve bacakları meydana getir./Ey annem!
Yeni doğanın kaderini söyle!/İşte o bir insan!"
Bu
iş esnasında bütün Tanrıların annesi, Yer Tanrıçası, Doğum Tanrıçası ve
Bilgelik Tanrısı olmak üzere 4 Tanrı birlikte bulunuyorlar. Tevrat Tekvin 2-7:
"Rab Allah yerin toprağından adamı yaptı ve onun yüzüne hayat nefesini
üfledi ve adam yaşayan can oldu."
Tevrat'ta
insanın yaratılışı iki türlü anlatılmış:
Tekvin
bap 1: 26:
"Allah
yeri, göğü, yıldızlan, bitkileri hayvanları yarattıktan sonra Allah dedi:
'Suretimizde benzeyişimize göre insan yapalım! O yeryüzünde her şeye hâkim
olsun.' Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı ve onları erkek ve dişi olarak
yarattı."
Böylece
yaratılmanın son günü; 6. gün bitiyor. Talmud'a göre bu ilk Adem'le birlikte
yaratılan kadının adı Lilith'dir. Bu kadın kendini Adem'le eşit görüp, onun
sözünü dinlememiş ve bir dişi cin olmuş, erkeklere sataşmaya başlamış.
Yakaladığı bir erkeği bırakmazmış. Özellikle ayın yedinci günü erkekler için
büyük tehlike imiş. Bu Lilith, Sumer Aşk Tanrıçası İnanna'nın ağacına yuva
yapıp onu kestirmeyen bir cinin adı. (Bkz. Hartmut Schmökel, Das Land Sumer,
Stuttgart, 1962, s.141.)
Allah
daha sonra Adem'i topraktan, karısını da kaburgasından yaratıyor. Görüldüğü
gibi Tevrat'ta insan altıncı günde erkek ve dişi olarak yaratıldığı halde,
tekrar erkek çamurdan, kadın onun kaburgasindan yaratılıyor.
Tevrat'ta
birbirinden ayrı iki yaratılış efsanesini özetleyecek olursak (Tekvin, Bap
1:31): Yaratılış altı günde oluyor. Birinci günde Tanrı gökleri ve yeri
yaratıyor, gece ve gündüzü meydana getiriyor. İkinci gün, suları ayıran bir
kubbe yapıyor ve bu kubbeye, Tanrı, Gök diyor..
Üçüncü
gün, suların altından toprağı çıkarıyor, ona, yer diyor. Suları bir yere
toplayarak onlara deniz diyor. Yerden ağaçlar, bitkiler çıkartıyor. Dördüncü
gün, gökkubbesinde güneş, ay ve yıldızları yapıyor. (Halbuki birinci günde gök
ve yer yaratılmış, gece ve gündüz güneş ve ay'sız meydana gelmiş, hatta ikinci
günde bitkiler ve ağaçlar bile çıkmıştı.) Beşinci gün, suda yaşayam hayvanlarla
kuşlar yaratılıyor. Altıncı gün sığırlar, sürüngenler, yerde yaşayan bütün hayvanlar
yaratılıyor. Yaratılan bütün hayvanlara egemen olması için Tanrı, insanı kendi
görünüşünde ve erkek, dişi olarak yaratıyor. Ve onlara, "Çoğalın!"
diyor. Böylece, altıncı günde yaratma bitiyor. Yedinci gün Tanrı dinleniyor.
Bap
2:4'ten itibaren, yaratma değişik olarak anlatılıyor. Yukarıda, her türlü bitki
ve insan çift olarak yaratıldığı halde, burada yağmur henüz yağmadığı için, bir
kır otu ve fıdanı yoktu, deniyor. Yerden bir buğu yükseliyor ve Tanrı yerin
toprağından Adam'ı yapıp hayat nefesini üflüyor. Ve Adam; yaşayan can oluyor.
Bundan sonra, Tanrı, doğuda Aden'de bir bahçe yapıyor, Adam'ı oraya koyuyor ve
o yalnız kalmasın diye, kaburgasından kadını yaratıyor. Bu gösteriyor ki, bu
hikâye iki ayrı kaynaktan alınmış. İkincisi Sumerlilere dayanıyor. İlginç
olanı, Babilliler daha sonra yaşamış olmalarına rağmen, onların yaratılış
efsanesinden iz olmaması.
Kuran'da
insanın yaratılışı çeşitli surelerde değişik tarzda geçiyor: Mü'minun Suresi,
ayet 12:
"İnsanı
süzme çamurdan yarattık."
Rahman
Suresi, ayet 14:
"Allah
insanı pişmiş çamura benzeyen balçıktan yarattı." Âli İmran Suresi, ayet
19:
"Allah'ın
nezdinde İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan
yarattı."
Secde
Suresi, ayet 7:
"O
ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan
yaratmıştır."
En'âm
Suresi, ayet 2:
"Çünkü
bizi çamurdan yaratan, ölüm zamanını takdir eden ancak odur."
Hâcc
Suresi, ayet 5:
"Ey
insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış
kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,
Kuran ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde
nasıl da değişiklikler gösteriyor)
Hicr
Suresi, ayet 26:
"Ant
olsun ki, biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş cıvık bir
balçıktan yarattık."
Bu
ayetin diğer bir çevirisi de; "Ant olsun ki, insanı balçıktan, işlenebilen
kara topraktan yarattık."
Ayet
27-28:
"Rabbin
meleklere, 'Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım,
onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın' demişti."
Ayet
30-31:
"Bunun
üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. Allah, 'Ey İblis!
Seni secde edenlerle beraber olmakta alıkoyan nedir?' dedi."
Ayet
33:
"'Balçıktan,
işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem' dedi."
Ayet
34:
"'Öyle
ise defol oradan sen artık kovulmuş birisin, doğrusu hesap gününe kadar lanet
sanadır dedi." (Bu ayetlerde de görüldüğü gibi, şeytan aslında bir melek,
ama 'itaatsiz' bir melek.)
Görüldüğü
gibi her üç dinde de insan çamurdan yaratılmış. Fakat Sumer'de insanın
yaratılma nedeni ve nasıl yaratıldığı aynntılı olarak anlatılmış.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Havva September 20 2003, 10:13 AM
Tevrat,Tekvin(genesis)'de
"tüm canlıların anası" diye nitelendirilen ve adem'in kaburga
kemiklerinin birinden yaratıldığı varsayılan kadın. havva'ya can verirken,
erkek anotomisinin neden böyle tuhaf bir parçasının seçilmiş olduğu biraz kafa
karıştırıcıdır.
Burada
"kaburga kemiği" konusunda bir ek yapmak gerek. christopher
witcombe'ın bir yazısından okuduğum kadarıyla, sümer dilinde kaburga kemiği can
veren anlamı da taşıyormuş ve eski mezopotamya'da enki'nin hasta kaburgasını
iyileştirmek için, nimhursag tarafından "kaburga kemiği kadını" ve
"can veren kadın" olarak geçen ninti adında bir tanrıça yaratılmış.
fakat daha sonra, kaburga kemiği ve yaşam arasındaki bu bağlantı incil'de
kopmuş çünkü ibranice'de bu iki sözcüğün kökeni birbirleriyle ilişkisiz.
Sumer
yaratılış mitinde geçen ve kahramanları enki,ninhursag ve ninti olan hikayeye
göre dilmun denen bahçede yaşayan yer tanrısı enki, ana tanrıça ninhursag’ın
yarattığı sekiz meyveyi izinsiz olarak yer ve her yediği meyve için vücudunda
bir yarayla cezalandırılır. ninhursag enki’yi affettiğinde de her yara için bir
tanrıça yaratır ve bunlarla yaraları iyileştirir. temel kahramanlardan ninti de
enki’nin omurgasında beliren yarayı iyileştiren ilacın adıdır.
“Hayat
veren” ve ”omurganın kadını” anlamlarına gelen ninti bu noktada bize
genesis’teki Havva’nın omurgadan yaratılışı kısmıyla hoş bir benzerlik
sunmaktadır.
Yaratılış
efsanesine göre Havva ,Allah tarafından Adem’in omurgasından yaratılmıştır,
fakat bu organın neden omurga olduğu konusunda herhangi bir açıklama yoktur.
Oysa ibranice'de de Havva’nın anlamının tıpkı sumer efsanesinde olduğu gibi
“hayat veren” olduğunu görünce ve yahudilikten de öncesinden gelen binlerce
yıllık kil tabletlerin tanıklığına da dayanarak diyebiliriz ki kadının
omurga’dan yaratılışı da sumer temeline dayanmaktadır.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:30 AM
Örnekleri
burada sonlandırıyorum.
Sümer,Tevrat
ve Kuran metinleri arasındaki benzerlikler oldukça güçlü.
Sümer
metinlerinin İlahi Vahiy ile yazdırılması pek mümkün görünmüyor.
Tek
Tanrı'nın,çok Tanrılı metinler vahyetmesi düşünülemez,zaten Sümer metinlerinde
vahiy iddiası yok,Tanrıları ile birebir konuşuyorlar.
Bu
buluntular ve çalışmalar henüz çok yeni,bir yüzyıldan fazla geriye gitmiyor.
Ve
yeni buluntular ile,ufkumuz daha da değişebilir.
İstanbul'da
yaşayanlar için Arkeoloji müzesine giderek bizzat bu tabletleri ve metinleri
incelemek gibi bir şans mevcut.
Anonymous
(no
login)
195.155.219.146
DEHA September 20 2003, 10:45 AM
Turan
Dursun'un aktarış şekline mi bakayım. Yoksa kendim bizzat okuduğuma mı bakayım.
Ben Bediuzzamanın butun eserlerini defaatle okudum. Onun peygamberlik
iddiasında bulunduğunu söylemek için megalomanyak olmak lazım. Kendine makam
verdiğine dair iddiaları kendisi bizzat defaatle cevaplamıştır. O verdiğiniz
örneklerin hepsinin eserlerinde nasıl geçtiğini çok iyi biliyorum, ve hepsi son
derece sağlıklı iddialar.
Çürütülemeyen
delil dedim ama delildir bahsettiklerim. Bunu anlamak için az bir dikkat ve
akl-ı selimle düşünmek yeterlidir. Siz beni ne kadar mantıksız görüyorsanız
inanın ben sizi bin kat daha mantıksız görüyorum. Saf müslüman olduğum
iddiasını sonuna kadar reddederim. Her neyse, sizinle anlaşamayacağımız açık.
Sizi kendi halinize bırakmak belki en doğrusu... Son olarak şunu derim ki
Allah'ın olmadığından bu kadar emin olmayın.
Naneyi
yersiniz!
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 20 2003, 1:29 PM
'Turan
Dursun'un aktarış şekline mi bakayım. Yoksa kendim bizzat okuduğuma mı bakayım.
Ben Bediuzzamanın butun eserlerini defaatle okudum.'
Turan
Dursun'un yanlış aktardığını iddia ediyorsanız,Turan Dursun'un kitabın arkasına
eklediği ve Said-i Nursi tarafından yazılan arapça metinlerin fotokopilerini
buraya aktaralım ve siz bize yanlışları gösterin.
'Onun
peygamberlik iddiasında bulunduğunu söylemek için megalomanyak olmak lazım.'
Megalomanyak
tanımı bu değil sanırım karıştırmışsınız.
Megalomanyak,kendini
büyük görme hastalığına sahip kişiye denir,Said-i Nursi'nin peygamberlik
iddiasında olduğunu söyleyene değil.
Yukarıda
aktardığım yazıda,Said-i Nursi 10 yaşında kendinde bir övünme olduğunu,kendini
büyük gördüğünü söylüyor,bunun nedeninin de kendisine aktarıldığını söylüyor.
Aktaran
kim?Vahiy mi alıyor?
Vahiy
alana Peygamber diyebilirmiyiz?
' O
verdiğiniz örneklerin hepsinin eserlerinde nasıl geçtiğini çok iyi biliyorum,
ve hepsi son derece sağlıklı iddialar.'
Benim
buna inanmam için sizin bu bildiklerinizi burada açıkça göstermeniz gerekiyor.
'Çürütülemeyen
delil dedim ama delildir bahsettiklerim. Bunu anlamak için az bir dikkat ve
akl-ı selimle düşünmek yeterlidir.'
Siz
de 'Bugün yağmur yağacak veya yağmayacak' ifadesini çürütmeyi deneyin.
Yanlışlanamayacak
önermelerin Bilim de yeri yoktur.
'Siz
beni ne kadar mantıksız görüyorsanız inanın ben sizi bin kat daha mantıksız
görüyorum.'
Ben
sizi mantıksız görmüyorum,gayet düzgün şeyler söylüyorsunuz,fakat bazı
hususlarda iman gözünüzü kör ediyor.
Bu
sadece sizin veya Müslümanların sorunu değil.
Gelişmiş
ülkelerde,çok yüksek derecede eğitimli insanlar,sapık tarikatlara girip topluca
intihar da edebiliyor.Şeytana tapan da çıkıyor vs vs.
Bu
konu çok farklı.
'Saf
müslüman olduğum iddiasını sonuna kadar reddederim.'
Benim
böyle bir iddiam olmadı.
Turan
Dursun ki,o zaman(1971'de) samimim bir müslüman olarak,Said-i Nursi'nin,dinine
zarar verdiğini düşünüyor ve saf tabir ettiği müslümanları uyarmak için bu
kitabı yazıyor.
'Her
neyse, sizinle anlaşamayacağımız açık. Sizi kendi halinize bırakmak belki en
doğrusu... Son olarak şunu derim ki Allah'ın olmadığından bu kadar emin
olmayın.
Naneyi
yersiniz!'
Tamam
ben emin olmayayım ama siz de tersinden ve benim naneyi yiyeceğimden ne kadar
emin gözüktüğünüzü bir sorgulayın isterseniz.
Buna
benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda
etti.
Nedir
bu Aklın yetmediği yerde başlayan?
Kitapsever
(no
login)
213.243.30.11
Cehennemle tehdit... September 20 2003, 7:49 PM
"Buna
benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda
etti.
Nedir
bu Aklın yetmediği yerde başlayan?"
Cehennemle
tehdit etmek tamamen Kuran'la uyumlu bir yaklaşım.
Kuran'ın
başlıca yöntemi azapla korkutmaktır. Müslümanlar bu yöntemi kullanmayı pek
sevmiyorlar, çünkü rahatsızlık yaratıyor ve tepkilere neden oluyor. Müslümanlar
Kuran'ın azapla korkutma yöntemini beğenmiyorlar.
Said
Nursi eserlerinde Kuran'ın yapamadığını yapıyor, akla hitap etmeye ve böylece
ikna ederek inandırmaya çalışıyor. Bu konuda da Kuran'dan ilerde...
ayetullah
(Login
ayetullah)
81.212.103.180
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 8:15 PM
şu
said efendi üzerine söylediğiniz laflar canımı sıkmaya başladı
cehennem
ateşini odun hamallarıyla beslemekten daha zekice olabilir ama güneşe kainatın
lambası demekte ne büyük mantık var ya
adamı
deli etmeyin allah aşkına
Kitapsever
(no
login)
213.243.30.11
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 8:45 PM
Sn.
Ayetullah
"...akla
hitap etmeye ve böylece ikna ederek inandırmaya çalışıyor."
Dikkat
ettiyseniz, "çalışıyor" diyorum.
"...akla
hitap ediyor ve böylece ikna ederek inandırıyor." değil.
Kendi
çapında birşeyler yapmaya "çalışıyor" ve bu yaptıkları Kuran'dan kesinlikle
üstün.
Ama
Kuran'ı referans aldığı için de en az onun kadar geri...
ataman
(no
login)
81.212.15.77
deha September 20 2003, 8:50 PM
Vahiy
sırasını bildiğim için indiriliş sırasına göre yazılmış bir Kurana
ihtiyacım
yok
Aynı
kitaptan geleneksel sıraya göre yada vahiy sırasına göre Kuranı
okuyabilirim.
Anlayacağınız
bizim eve lazım değil )
İster
vahiy sırasına ister geleneksel sıraya göre okuyun, ne Kuranın size
anlattığı
nede dini uygulama biçiminiz değişmez.Bu noktadan yola çıkarak
vahiy
sırasının değiştirilmesinin Kuranın tahrifi manasına gelmediğini
rahatlıkla
söyleyebilirim.
Ben
size geleneksel sıranın oluşmasının sebebini yazdım.Sizde zahmet
ediverip
araştırın.
Yukarıda
attığınız iletilerde Tevrat ile sümer yazıtları arasındaki
benzerlikten
yola çıkarak Kuran insan yapısıdır diyorsunuz.Aynı benzerlikten
yola
çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size
hatırlatmak
isterim.Dolayısıyla
Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak
için
uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran kul
yapısıdır"
sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi" sonucuda
çıkabiliyor.
Mesela
siz Hacc suresi 5.ayetinin mealinin ardına açtığınız parantezin
içinde
yaptığınız yanlış yorumla -ki bunun neticesi olarak Kuranda çelişki
var
diyorsunuz-yorumun sonucu nasıl etkilediğine en iyi örneği teşkil
ediyorsunuz.Aynı
ayeti ben yorumlayayım şimdi...
*Ey
insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış
kandan,
sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,
Kuran
ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde
nasıl
da değişiklikler gösteriyor)
*
Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne
*
Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek
tarafından
üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)
*
Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden
sonraki
evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)
*
Hilkati belirsiz et parçası : Cenin
Şimdi
siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu
sırayı
bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???
Ayrıca
bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı
düşünüyorum
??
Saygılarımla...
ayetullah
(Login
ayetullah)
81.212.103.72
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:03 PM
burnuma
dingil kokusu geliyor
neyse,
deha kardeş çok sabırlı ve mübarek bir insan. kesinlikle pedagoji uzmanı
bu
dingille de ilgilenecektir
yuri
(no
login)
81.212.14.123
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 10:58 PM
Sevgili
DEHA bey
1.Kuran
ayetleri vahiy yontemi ile belirli bir sirada indi dogru mu ? .....
Evet
... (Hepsi pit diye inemezdi buyuk ihtimalle e-mail olarak degil mi)
2.
Kuran yazilarak derlenirken inis sirasina uyulmadi sira bu olmaliydi
diyorsunuz.
... (Bu sizin sahsi gorusunuz, yanlis mi?)
3.
Ben Allah katindan gelen bilgilerde bir sira bahsine rastlamadim. ..
(Yani
vahiylerde sira su olsun diye bir bilgi yok) ..(Hz. Muhammedin de
boyle
bi sozu yok, di mi ?)
4.
Zannimca siz bu sira bahsini kisisel takinti haline getirmissiniz.
...(Haksiz
miyim ?)..
Bir
de birsey rica ediyorum. Cesitli kaynaklardan copy-paste yontemi ile
yaptiginiz
alintilari okumaya calisiyorum. Fakat o kadar uzunlar ki, sonunu
getirmekte
zorlaniyorum. Acaba rica etsem siz bunlari bizim yerimize okuyup
bize
baskalarinin sozlerini degil de sadece KENDI FIKIRLERINIZI aktarabilir
misiniz
? Haddim olmayarak rica ediyorum, kusura bakmayiniz.
sevgiler
...
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 20 2003, 11:24 PM
Yuri
kardes;
Bu
konuya ben de kisaca degineyim.. Ama once DEHA hakkindan bir gercegi soylemeden
duramayacagim. Bazi konulari copy-paste etmek zorunda kalabilir ama,
okuduklarinizin cogunu DEHA'nin kendisi uzun uzun yazmistir.. Kendisi biraz
kelime gevezesidir.. Uzun yazmayi sever. Bilgisayarinda onlari tutuyordur.
Copy-paste ettikleri yine kendi yazilaridir.. Buna eminim.. Ben de kisa
yazmasini yeglerim aslinda ve ben kisa yazmaya calisirim..
Kur'an'in
inme sirasina gelince.. Buna kronolojik sira diyebilir miyiz? Yani ayetlerin
inme sirasi..
Kur'an
surelerinin uzunluguna gore sira izleyen bir kitaptir.. Ilk sure disindakiler
uzunluklarina gore edit edilmisler, yani bir araya getirilmislerdir. Bunun
kimin karari oldugunu bilmiyorum. Belki de buna Zeyd karar vermistir..
Kimbilir.. Belki ona da Allah'dan bir vahiy inmis olabilir..
Kur'an'i
kronolojik olarak edit etmeye tesebbus edenler olmustur..
Kim
midir buna tesebbus edenler?
Kim
olacak.. Gavurlar, zindiklar..
Noldeke,
Grimme, Rodwell ve Bell gavurlari.. keh keeeh kehhhhhhh
Bu
kafirlerin Kur'an'ini inceleyen diger kafirlerin ve Musluman skolarlarin
vardigi sonuc sudur;
Bazi
sureleri parcalamadan, kronolojik bir sira izleyerek Kur'an'i yeni bir edisyona
tabi tutmak olanaksizdir. Cunku Mekke ve Medine'de inen ayetler surelerin
bolunmesine neden olmaktadir. Ayni surede yer alan bazi ayetler Mekke
doneminde, digerleri ise Medine doneminde inmislerdir..
Selam
HACI..
DEHA
(no
login)
212.146.171.44
Ataman September 21 2003, 1:48 AM
'Aynı
kitaptan geleneksel sıraya göre yada vahiy sırasına göre Kuranı
okuyabilirim.'
Buna
inanmak oldukça zor ancak sanal ortamda aksini ispat mümkün olmadığından yorum
yapmayacağım.
'İster
vahiy sırasına ister geleneksel sıraya göre okuyun, ne Kuranın size
anlattığı
nede dini uygulama biçiminiz değişmez.Bu noktadan yola çıkarak
vahiy
sırasının değiştirilmesinin Kuranın tahrifi manasına gelmediğini
rahatlıkla
söyleyebilirim.'
Çok
şey değişir,Kuranın ilahi vahiy olmadığı ortaya çıkar.
Ebu
Leheb ve Ebu cehil başlıklı yazılarıma bakınız.
Daha
Kuran'ın 6.Sure ve 151.ayetinde Ebu Leheb'i cehennemlik ilan etmek başka bir
şeydir,
Bunu
111. sure ve son 30 ayette göstermek başka şeydir.
Kuran
daha inmeden bir adamın cehennemlik olduğunu söylemek ile Kuran tamamlandıktan
sonra söylemek çok farklıdır.
Daha
2. sure ve 34. ayette Ebu Cehil'in 'Eskilerin masalları' demesi başka
şeydir,68.sure de söylemesi başka şeydir.Ortada Kuran henüz yok ve eskilerin
masallarını anımsatan bir kıssa falan yokken,Ebu Cehil nasıl olur da 'Bunlar
eskilerin masalları'diyebilir?
Örnekler
çoğaltılabilir.
Bir
Allah var ve vahiy indiriyor bunu da 23 senede yapıyor,zamanı ve yerine göre
sırası ile bir tebliğ yapıyor şimdi sen Allahın 20 sene sonra vahyettiğini al
ve en başa koy,bu olacak iş mi?
O
Ayet en başa konacak olsa idi,zaten Allah onu 20 sene önce vahyederdi.
Kendisine
vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez buna cüret bile
edemez.
Eğer
bu kitap tüm insanların okuması için Allah tarafından gönderiliyorsa,insanlar
neden Allahın gönderdiğinin karıştırılmış halini okusun?
Allah
bir vahiy indirse,bunun sırasını belirlemek için yetkiyi başkasına mı
verecek?veya buna müsaade mi edecek?
Kutsal
sayılan bir metin üzerinde bu denli oynamaya cüret edebilecek tek kişi,ancak
onun ilahi vahiy olmadığını bilen kişi olabilir!
'Ben
size geleneksel sıranın oluşmasının sebebini yazdım.Sizde zahmet
ediverip
araştırın.'
Hafızanız
sizi yanıltıyor,böyle bir şey yazmadınız,varsa bilginiz açıkça yazınız,bir şey
yazamayacaksınız.
'Aynı
benzerlikten
yola
çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size
hatırlatmak
isterim.'
Ne
alaka ?
Kuru
sıkı gibi geldi bana!
'Dolayısıyla
Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak
için
uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran kul
yapısıdır"
sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi" sonucuda
çıkabiliyor.'
Uzatmıyacağım,bu
verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!
İtirazı
olan varsa denesin !
'Mesela
siz Hacc suresi 5.ayetinin mealinin ardına açtığınız parantezin
içinde
yaptığınız yanlış yorumla -ki bunun neticesi olarak Kuranda çelişki
var
diyorsunuz'
Benim
böyle bir şeyi nerede yaptığımı örneklemenizi rica ediyorum!
Hafızanız
sizi oldukça fazla yanıltıyor!
Siz
bu hafızayla Kuranı iniş sırasına göre nasıl okuyorsunuz acaba?
DEHA
(no
login)
212.146.171.44
Yuri September 21 2003, 2:02 AM
''1.Kuran
ayetleri vahiy yontemi ile belirli bir sirada indi dogru mu ? .....
Evet
... (Hepsi pit diye inemezdi buyuk ihtimalle e-mail olarak degil mi)
2.
Kuran yazilarak derlenirken inis sirasina uyulmadi sira bu olmaliydi
diyorsunuz.
... (Bu sizin sahsi gorusunuz, yanlis mi?)
3.
Ben Allah katindan gelen bilgilerde bir sira bahsine rastlamadim. ..
(Yani
vahiylerde sira su olsun diye bir bilgi yok) ..(Hz. Muhammedin de
boyle
bi sozu yok, di mi ?)
4.
Zannimca siz bu sira bahsini kisisel takinti haline getirmissiniz.
...(Haksiz
miyim ?)..'
Bu
yazılanlar düşünmeden yazılmış,hem sıra ile indi diyorsunuz,hem de sıra bahsi
yok falan diyorsunuz!
Ne
dediğiniz anlaşılmıyor,yazdıklarınızdan tek anlaşılan bu tespitin bam teline
rast geldiği.
Eğer
ben müslüman olsam bunun hesabını peygamber den sorarım.
'Sen
sadece aktarıcısın,sen kimsin de Allahın vahiylerini bana başka bir sıra ile
aktarıyorsun?
O
kitap sana değil bana geldi!
Allahın
vahyini geldiği gibi öğrenmek istiyorum !'
'
Acaba rica etsem siz bunlari bizim yerimize okuyup
bize
baskalarinin sozlerini degil de sadece KENDI FIKIRLERINIZI aktarabilir
misiniz
? Haddim olmayarak rica ediyorum, kusura bakmayiniz.'
Estağfurullah!
Hem
okudum, hemi de yazdım,ama sizin yerinize okuyamam doğrusu,ben onları aktardım
isteyen okusun ve fikrini oluştursun,yoksa bana göre şamda kaysı!
Fikrim
de belli zikrim de !
ataman
(no
login)
81.212.15.199
dehaa September 21 2003, 12:54 PM
>
Buna inanmak oldukça zor ancak sanal ortamda aksini ispat mümkün
>
olmadığından yorum yapmayacağım
İster
inanın ister inanmayın...
>
Çok şey değişir,Kuranın ilahi vahiy olmadığı ortaya çıkar.
>
Bir Allah var ve vahiy indiriyor bunu da 23 senede yapıyor,zamanı ve
yerine
>
göre sırası ile bir tebliğ yapıyor şimdi sen Allahın 20 sene sonra
>
vahyettiğini al ve en başa koy,bu olacak iş mi?
>
O Ayet en başa konacak olsa idi,zaten Allah onu 20 sene önce vahyederdi.
>
Kendisine vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez
>
buna cüret bile edemez.
>
Eğer bu kitap tüm insanların okuması için Allah tarafından
>
gönderiliyorsa,insanlar neden Allahın gönderdiğinin karıştırılmış halini
>
okusun?
>
Allah bir vahiy indirse,bunun sırasını belirlemek için yetkiyi başkasına
mı
>
verecek?veya buna müsaade mi edecek?
>
Kutsal sayılan bir metin üzerinde bu denli oynamaya cüret edebilecek tek
>
kişi,ancak onun ilahi vahiy olmadığını bilen kişi olabilir!
Bakın
arkadaşım işinize gelmediği için bir noktayı durmadan görmezden
geliyorsunuz.Geleneksel
sıraya göre Kuran, Hz.muhammedin yani vahiy gelen
elçinin
ölümünden sonra oluşmuştur.Dolayısıyla Bu hususla Hz.Muhammedin yani
Kuranı
yazdığını iddia ettiğiniz kişinin ilgisi alakası yoktur.Daha iyi
araştırırsanız
Hz Ebubekir döemine kadar kuranın tamamının birarada yazılı
olmadığını
görürsünüz.
Bu
konu ile ilgili size daha fazla bilgi vermek istemiyorum çünkü maksadınız
üzüm
yemek değil bağcı dövmek Size Kuran Peygamberin ölümünden sonra o
şekilde
sıralandı diyoruz siz hala
>
"Kendisine vahiy gelen hiç bir kimse oturup ta vahyin sırasını değiştirmez
>
buna cüret bile edemez"
demektesiniz.
>
'Aynı benzerlikten
>
yola çıkılarak "tanrıların arabaları" kitabının yazıldığını size
hatırlatmak
>
isterim.'
>
>
Ne alaka ?
>
Kuru sıkı gibi geldi bana!
Öylemi
??? "Tanrıların arabaları" kitabını bir okuyun isterseniz.O cümlede
belirtilen
yorumun doğruluğu değil yapılabilirliğidir.İlk bakışta Danikenin
yazdıklarıda
kendi içinde tutarlı geiyor insana...
>
'Dolayısıyla Bu verileri doğru analiz edip en doğru sonuca varmak
>
için uzman olmak lazım.Yoksa bu verilerden yoruma göre "Tevrat ve Kuran
kul
>
yapısıdır" sonucu çıktığı gibi "hepsini uzaylılar getirdi"
sonucuda
>
çıkabiliyor.'
>
>
Uzatmıyacağım,bu verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!
>
İtirazı olan varsa denesin !
Daniken
denemiş...
>
Benim böyle bir şeyi nerede yaptığımı örneklemenizi rica ediyorum!
>
Hafızanız sizi oldukça fazla yanıltıyor!
*Ey
insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra
pıhtılaşmış
kandan,
sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,
Kuran
ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde
nasıl
da değişiklikler gösteriyor)
Parantez
içindeki kısım yorum değilde nedir???
Yoksa
bunu siz yazmadınızmı??
Bu
ayeti ve yorumunuzu bir önceki mesajımda yazdım göremediniz. Ondan önce
kendi
mesajınızda yazılı olduğunuda mı inkar edeceksiniz ???
Yoksa
şimdi "orada yorum yapmadım"mı diyeceksiniz
Şimdi
ben size sorayım "Hangimizin hafızası yanılıyor"
ayetullah
(Login
ayetullah)
81.212.111.221
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 21 2003, 1:33 PM
çok
kesif bir dingil kokusu geliyor burnuma
deha
kardeş
incir
ve zeytin üzerine yemin olsun ki sen cennetliksin
bu
adamların yazılarını okuyup mantıklı cevaplar veriyorsun ya, yeni doğmuş
devenin süt dişi üzerine yemin olsun ki seni cennette herbirinde 40 huri
bulunan 70.000 köşk bekliyor
DEHA
(no
login)
212.146.161.56
ataman September 21 2003, 2:09 PM
Kuran
en baştan beri yazılmış ve depolanmıştır,ve devamlı hafızlarca
söylenmiştir.Muhammedin sağlığında sıra değişmese,ondan sonrakiler neden ve
nasıl değiştirsin?
Velev
ki başkası değiştirdi?
Ne
farkeder,fail değişir,
ben
diyorum ki Kuranı nuzül sırasına göre okursan çok şey farkeder ve ilahi vahiy
olmadığı daha çabuk belli olur.
''Öylemi
??? "Tanrıların arabaları" kitabını bir okuyun isterseniz.''
Okuyorum,okuyorum
,önümde kitap,Milliyet yayınları Temmuz 1973 baskısı Sayfa 109 vatikan Müzesi
Mısır bölümü Bşk Tulli 3500 yıllık yazı bulmuş orada gökten ateş topu düştüğünü
yazıyor.
Biz
diyoruz göktaşıdır,Daniken diyor Uzay arabası indi !
'O
cümlede
belirtilen
yorumun doğruluğu değil yapılabilirliğidir.İlk bakışta Danikenin
yazdıklarıda
kendi içinde tutarlı geiyor insana...'
O
tamamen sizin şahsi komumunuza bağlı!
İnsan
bir kere boşinana meyillenmeye görsün!
Kahve
falına, Astrolojiye,UFO lara falan da inanırmısınız!
'>
Uzatmıyacağım,bu verilerden 'uzaylılar getirdi' sonucu çıkmaz!
>
İtirazı olan varsa denesin !
Daniken
denemiş...'
Denemiş
de ne olmuş?
Bütün
dünya tarafından şarlatanlığı ve soytarılığı tescil olmuş.
'Parantez
içindeki kısım yorum değilde nedir???
Yoksa
bunu siz yazmadınızmı??
Bu
ayeti ve yorumunuzu bir önceki mesajımda yazdım göremediniz. Ondan önce
kendi
mesajınızda yazılı olduğunuda mı inkar edeceksiniz ???
Yoksa
şimdi "orada yorum yapmadım"mı diyeceksiniz'
Ben
bu ayeti nerede yazmışım,örnekle diyorum anlamıyorsun!
Daha
açık söyleyelim,bu benim yazdığımı iddia ettiğin yazı her nerede ise,kopyala
yapıştır görelim !
Anonymous
(no
login)
195.155.219.51
Sn Deha September 21 2003, 3:14 PM
“Turan
Dursun'un yanlış aktardığını iddia ediyorsanız,Turan Dursun'un kitabın arkasına
eklediği ve Said-i Nursi tarafından yazılan arapça metinlerin fotokopilerini
buraya aktaralım ve siz bize yanlışları gösterin.”
Siz
bilirsiniz ama bence gerek yok. Zaten Said Nursi’nin gizlisi saklısı yoktur.
Turan Dursun da onları normal neşredilen eserlerinden alıntılamıştır değil mi?
Peki
şimdi gelelim iddialarına:
“Said-i
Nursi 10 yaşında kendinde bir övünme olduğunu,kendini büyük gördüğünü
söylüyor,bunun nedeninin de kendisine aktarıldığını söylüyor.”
Evet
muhtelif yerlerde geçer “Kalbe ihtar edildi ki” gibi tabirler. Ama bunlar vahiy
değil, ilhamdır. Vahiy ile ilhamın farklarına muhtelif eserlerinde değinmiştir.
Isterseniz referans verebilirim.
Turan
Dursun’un bir alıntısına daha değineceğim:
“Ben
Kuranı sözlerimle övmüyorum,sözlerimi Kuranla övüyorum”
Bu
ifade aynen türkçe geçmiyor. Ama 28. Mektub’un 7. meselesinde şu şekilde
geçiyor:
“İşte
bunun gibi, ben de sesim yetişse, bütün Küre-i Arz'a bağırarak derim ki: Sözler
güzeldirler, hakikattırlar; fakat benim değildirler, Kur'an-ı Kerim'in
hakaikinden telemmu' etmiş şualardır.
[Ve
ma medehtu Muhammedin bimekaleti, velakin medehtu makaletin bimuhammed]
düsturuyla derim ki:
[Ve
ma medehtul Kur’an bikelimati, ve lakin medehtu kelimati bil Kur’an]
[
Bu Arapça ibarenin manası Turan Dursun’un aktardığına yakın, ama devam ediyor
diyor ki:]
yani:
"Kur'anın hakaik-i i'cazını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim;
belki Kur'anın güzel hakikatları, benim tabiratlarımı da güzelleştirdi,
ulvîleştirdi." Mâdem böyledir; hakaik-i Kur'anın güzelliği namına, Sözler
namındaki âyinelerinin güzelliklerini ve o âyinedarlığa terettüb eden inayat-ı
İlâhiyeyi izhar etmek, makbul bir tahdis-i nimettir.”
Evet,
Bediuzzaman kendisi son derece tevazu sahibidir. Kendisini daima kusurlu bir
hadim olarak görmüştür. Ama Risale-i Nur hakkında çok medhedici sözler
söylemiştir. Kendisini üzümün kuru dalına, eserleri ise sulu ve tatlı üzüme
benzetmiştir. Bunu eserlerini okuyan ve yazılarından onu tanıyan herkes görür.
Risale-i Nur’u medhetmesinin sebeplerini, ve Risale-i Nur’un ilham ile ve
Allah’ın inayetiyle yazıldığının isbatını, 28. Mektub’un 7.Meselesinde çok
makul bir şekilde beyan etmiştir. Dilerseniz bakabilirsiniz. Google’da
“Yirmisekizinci Mektub” diye ararsanız linkler karşınıza çıkacaktır.
Kur’an’ın
Risale-i Nur’a işaret etmesi meselesine gelince, bunu da kendisi çok makul bir
şekilde izah etmiştir. Kur’an direk ona kasdediyor demiyor. Kur’an’ın her bir
ayetinin sarih manasından başka işari pek çok manaları da vardır. “Şu ayetlerin
işarî manalarından birisi de Risale-i Nur’dur” diyor. Bunu da eski zamandan
beri kabul gören, peygamberimizin de tasdik ettiği cifir hesabıyla gösteriyor.
Kur’an’ın neden Risale-i Nur’a işaret ettiğini sizin anlamanız pek mümkün değil
ama onunla imanını kurtaran binlerce insan gayet makul görüyor.
“Ben
sizi mantıksız görmüyorum,gayet düzgün şeyler söylüyorsunuz,fakat bazı
hususlarda iman gözünüzü kör ediyor.”
Ben
imansızlığın sizin manevi gözünüzü kör ettiğini söyleyebilirim. Ama sizin görüp
te benim görmediğim şey nedir?
Siz
beni mantıksız görmeseniz de kusura bakmayın ama ne kadar zeki bir insan
olsanız da ben sizi mantıksız görüyorum. Allah’a inanmamayı mantıkla
bağdaştıramıyorum.
“Gelişmiş
ülkelerde,çok yüksek derecede eğitimli insanlar,sapık tarikatlara girip topluca
intihar da edebiliyor.Şeytana tapan da çıkıyor”
Bana
imanım her hangi sapıkça bir şey yaptırmıyor. Aksine çok güzel manalar katıyor.
Sn Kitapsever’le bir yazışmamızda Kur’an’a Kur’an kelamı olarak bakınca ne gibi
dersler aldığımı kısaca anlatmıştım:
[Evet,
biz Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna gönülden inanıyoruz. O halde şunlara da
inanıyoruz demektir:
-
Allah, Kur’an’da hiçbir tarihi misali boşu boşuna vermez. Bunlardan çıkarılacak
dersler vardır.
-
Kur’an’da geçen mucizeler de bizlere önemli dersler verir. Mesela bu
mu’cizelerin teknolojik gelişmelere işaret ettiğini düşünebiliriz. Görüntü,
koku nakli, uçak ve daha da hızlısı, yerden su çıkaran santrifuj aleti,
metallerin soğukken şekillendirilebilmesi, ölüme geçici bir çare bulunabilmesi,
ateşten koruyucu gömlek gibi bugünün ve geleceğin teknolojik gelişmelerine
işaret olabileceğini düşünebiliriz. Nur-35 ten elektriğe, Buruc suresinden
trene işaretler çıkarabiliriz mesela...
-
Kur’an’da cümle içinde gelmesini beklediğimiz bazı kelimeler eksiltilmişse,
bunların niye eksiltilmiş olduğunu düşünür, bundaki kasdı anlamaya çalışırız.
Allah’ın bununla bize az sözle çok şey anlattığını düşünür, ve gerçekten de
buna göre dersler çıkarırız.
-
Arka arkaya gelen ayetlerdeki irtibatı düşünür, bunlardan dersler çıkarırız.
-
Bir kelime yerine başka kelime kullanılmışsa neden böyle kullanıldığını
düşünür, ve gerçekten dersler çıkarırız.
-
Allah’ın ayet sonlarında isimlerini çokça zikretmesinin sebebini düşünür ve
Allah’ı tanımaya çalışırız.
-
Allah’ın bizlere delil olarak gösterdiği, ilk bakışta adi gibi görünen ama
aslında çok hikmet ve rahmeti içeren şeyler üzerinde tefekkür eder ve Allah’ın
rahmet eserlerine bakarız. Böylece her an Allah’ın huzurunda olduğumuzu anlayıp
kendimize çeki düzen veririz. Allah’ı düşünüp düşündürmeye, sevip sevdirmeye
çalışırız.
-
(Belki bize ufak gibi görünen) her türlü emrin, mesela Hucurat suresinde
“Birbirinize lakap takmayın“, “Birbirinizi gıybet etmeyin“ gibi emirlerin
Alemlerin rabbi olan Allah’tan geldiğini düşünür, kendimize çeki düzen vermeye
çalışırız.
-
Cennetten teşvikkarane çok bahsedildiğini görür dünyaya kalbimizi bağlamayız.
Esas yurdun Ahiret yurdu olduğuna inanır ve ahirete bir şevk duyarız. Ölümü bir
nimet olarak görür ve ölümden korkmayız.
-
Cehennemden çok bahsedildiğini görür Allah’ın gazabından Allah’a sığınırız.
Kötülüklerden kendimizi ve yakınlarımızı korumaya çalışırız.
-
“Dua edin, cevap vereyim“, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin“ gibi
ayetleri okur ve en kötü halimizde bile karamsarlığa düşmeyiz. Her türlü
musibete karşı “Inne lillahi ve inna ileyhi raciun“ deriz. Musibet ve
hastalıkların günahlarımıza kefaret olacağını düşünürüz.
-
“Zina etmeyin“ ,“içkiden uzak durun“, “hırsızlık etmeyin“, “Kul hakkı yemeyin“,
„Israf etmeyin“ gibi bütün yasakların ondan bundan değil de bizi her zaman
işiten ve gören Allah’tan geldiğini düşünür, ona göre uzak dururuz.
-
Yalan söyleyenlere karşı tekrar ile çok ciddi tehditlerin olduğunu görürüz, ve
doğruluğu elden bırakmamak için elimizden geleni yaparız. Yalanın er geç,
dünyada ahirette meydana çıkacağını biliriz.
-
Zilzal suresi son iki ayeti okur, her halimizden hesaba çekileceğimizi
bildiğimiz için en ufak hareketimize bile dikkat ederiz.
-
Bütün mahlukatın Allah'ı tesbih ettiğini ve itaat ettiğini anlatan ayetleri
okur biz de itaat eder ve bütün mahlukatı da kendimize yoldaş ve arkadaş
biliriz.
-
Ve saire, ve saire.
-
Bütün bunları da imanımız nisbetinde yaparız.]
Şimdi
inançsızlık bana bu manaların yerine geçecek ne gibi şeyler verebilir?
“Turan
Dursun ki,o zaman(1971'de) samimi bir müslüman”
Kendini
Müslüman olarak nitelendirebilir ama ne kadar samimi olduğu benim için çok
büyük bir soru işareti.
“Buna
benzer yüzlerce tartışma yaşadım,her tıkanan beni cehennemle tehdit ederek veda
etti.”
Sizi
cehennem azabıyla tehdit eden ben değilim. Alemlerin Rabbinin tehditi o. Ben
sadece sizi bir uyarayım dedim. Veda etmek istemem size inançsızlığın artık
iyice yerleşmiş olduğunu gördüğümden.
Şu
Sümerler meselesine gelince, Cebrailin rolünü Bilgelik tanrısı Enkinin
oynadığını söylüyorsunuz. Peki bunu yazan adamlar neye dayanarak yazdılar bunu.
Tamamen uyurma. Ama bana içinde hakikat payı olan uydurma olması daha makul
geliyor. Bana hakikat ve uydurmalar bir şekilde birbirine girmiş gibi geliyor.
Anonymous
(no
login)
195.155.219.51
Sn Kitapsever, September 21 2003, 3:16 PM
Cehennem
azabıyla tehditi çok kullanmadığımız doğru. Said Nursi de bu yöntemi fazla
kullanmıyor. Ama bu kesinlikle Kur’an’ın azapla korkutma yöntemini beğenmemek
değil. Kur’an’ın cehennem azabından çokça bahsetmesi hikmet ve maslahata çok
uygundur. Bu konuya Said Nursi de bir eserinde değinmiş. Isterseniz referans
verebilirim. Said Nursi’nin iman hakikatlerini kanıtlarken kullandığı deliller
de Kur’an’dan alınmıştır başka bir yerden değil. Aslında oldukça da açık
bunlar.
“Dikkat
ettiyseniz, "çalışıyor" diyorum.
"...akla
hitap ediyor ve böylece ikna ederek inandırıyor." değil.
Kendi
çapında birşeyler yapmaya "çalışıyor"”
Bu
konuda oldukça da başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Kendi adıma ben aklıma
tamamen hitap ettiğini söyleyebilirim. Ama her okuyanın inanması da beklenemez.
Bir matematiksel isbat gibi olsaydı, herkes inanmaya mecbur kalır imtihan sırrı
kalmazdı.
“Ama
Kuran'ı referans aldığı için de en az onun kadar geri...”
“Geri”
olduğu sizin düşünceniz. Ben ve bu eserlerden istifade eden yüksek tahsilli pek
çok arkadaşım bir gerilik emaresi göremiyoruz. “Kainatın lambası olan güneş”
ibaresini kullanırken Bediuzzaman’ın kanatın karanlık ve güneşin onda bir nokta
gibi olduğunu bilmediğini düşünürseniz komik duruma düşersiniz. Aksini size çok
kolay isbat edebilirim. Yok eğer lamba tabiri ilkel bir tabir olduğunu
söylüyorsanız o halde Kur’an’ın neden lamba tabirini kullandığını ve bilimin
bahsettiği gibi bahsetmediğini başka bir eserinde çok makul anlatıyor. Yine
isterseniz referans verebilirim.
Imanî
akla gelen hemen hemen her şüphenin cevabının Risale-i Nur’da makul bir şekilde
verildiğini iddia ediyorum. Ama tabii ki inanmak zorunda değilsiniz.
Beğenirseniz alırsınız, beğenmezseniz almazsınız. Kimsenin imanına müdahale
gibi bir yetkimiz de olamaz.
Anonymous
(no
login)
195.155.219.51
Allah'ın Varlığı September 21 2003, 3:18 PM
Gelelim
şu çürütülemez delil dediklerimize. Aklî bir delil midir yoksa delil filan
değil midir siz karar verin. Otuzüçüncü Söze referans vermiştim. Mesela Birinci
pencere üzerinde durursak:
“Bilmüşahede
görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve
pekçok mütenevvi metâlibi vardır. “
Evet,
bu doğru değil mi? Her şeyin, bilhassa canlıların çok çeşitli ihtiyaçları var
“O
matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden
münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o
hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.”
Bu
da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri
yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.
“Sen
kendine bak: Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levazımatı gibi elin
yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zîhayatları kendine kıyas et.”
Burası
da tamam.
“İşte
bütün onlar, birer birer, vücud-u Vâcib'e şehadet ve vahdetine işaret ettikleri
gibi, heyet-i mecmuasıyla, güneşin ziyası güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu
keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vâcib-ül Vücud'u, bir Vâhid-i Ehad'i, hem
gâyet Kerim, Rahîm, Mürebbi, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.”
Burası
bana çok çok açık geliyor.
“Şimdi
ey münkir-i câhil ve ey fâsık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakîmaneyi, basîraneyi,
rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem
tesadüfle mi, âciz câmid esbabla mı izah edebilirsin?...”
Başka
bir şeyle açıklayabilirseniz fikrinizi söyleyin.
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 21 2003, 3:46 PM
Yukardaki
iletiyi ele alalim;
===============================================
Gelelim
şu çürütülemez delil dediklerimize. Aklî bir delil midir yoksa delil filan
değil midir siz karar verin. Otuzüçüncü Söze referans vermiştim. Mesela Birinci
pencere üzerinde durursak:
“Bilmüşahede
görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve
pekçok mütenevvi metâlibi vardır. “
Evet,
bu doğru değil mi? Her şeyin, bilhassa canlıların çok çeşitli ihtiyaçları var
“O
matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden
münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o
hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.”
Bu
da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri
yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.
“Sen
kendine bak: Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levazımatı gibi elin
yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zîhayatları kendine kıyas et.”
Burası
da tamam.
“İşte
bütün onlar, birer birer, vücud-u Vâcib'e şehadet ve vahdetine işaret ettikleri
gibi, heyet-i mecmuasıyla, güneşin ziyası güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu
keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vâcib-ül Vücud'u, bir Vâhid-i Ehad'i, hem
gâyet Kerim, Rahîm, Mürebbi, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.”
Burası
bana çok çok açık geliyor.
“Şimdi
ey münkir-i câhil ve ey fâsık-ı gafil! Bu faaliyet-i hakîmaneyi, basîraneyi,
rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem
tesadüfle mi, âciz câmid esbabla mı izah edebilirsin?...”
Başka
bir şeyle açıklayabilirseniz fikrinizi söyleyin.
=================================
Butun
bunlar dogru gibi duruyor. Ama degil elbette. ancak zir cahiller onulari dogru
sanabilir. Bu gorusler zahiri ve spekulatif.. Maddenin ve canlilarin gercek
dogasi hakkinda en ufak bir fikri olmayan biriler tarafindan ifade edildikleri
o kadar belli ki... Cehalet, bagnazlik kokuyor. Tek kelime ile
"korkunc".. "igrenc"........
Herseyin
ve canlilarin ihtiyaci ne demek? Herseyden once herseyin ihtiyaci ne demek? Bir
eko sistemi olusmustur ve herseyin ve her canlinin gereksinimi bu eko sistemi
tarafindan saglanir.. Bu sistem kendi icinde yeterlidir. Zamanla
transformasyona ugrar. Degisir.. Iklim degisir. Bitki ve agac ortusu degisir.
Onlarin icinde yasayan hayvanlarin anatomisi degisir. Hayvan turleri degisir.
Bu eko sistemi gunesden, ruzgarlardan, isidan etkilenir ama, onlarin cesitli
sekillerde bir araya gelmesi eko sistemini olusturur.
Ikinciye
gelelim.. Yagmura bitkilerin ihtiyaci var. Ama bitkiler yagmur yagdirabilir mi?
Elbette
yagdirir, benim aptal cocugum. Ormanlar kendi hava sistemlerini (iklimlerini)
kendileri yaratirlar. Ustlerine yagmur yagdirirlar. Ormandan su buharlasir ve o
su yagmur olarak geri doner. Ormanlik yoreler yagmurdan zengin olur..
Butun
bunlarin nedeni sagir tabiat degildir. Tabiata sagir diyen bir zihniyet cagdas
gorusle bagdasmaz. Cunku tabiat asla sagir degildir. Bizi dinler ve bize uyar.
Yanlis bir davranisimiza tabiat cevap verir. Tabiat canli bir varlik gibi
davranir. Bu tepki yillar alabilir ama, bu tabiat bizi dinlemez, bizim
hatalarimiza karsilik vermez demek degildir.
Tabiatin
kuvveti kor degildir. Asil kor olan biz Musluman'lariz. Doga kor degildir. Bizi
gorur. Bizim varligimizdan etkilenir ve bize tepki gosterir.
Tesaduflerin
rolu yoktur. Herseyin bir nedeni vardir.. Ancak bir dindarin orumcekli kafasi
icin tesaduf vardir. Arayan, dusunen aydinlar icin tesaduf denen sey yoktur.
Hersey acikalanbilir..
Hadi
bakiiiiiiiiiiiiiiiiiiiimmmmmmmmmmmmmmmmm
Gafiller........
DEHA
(no
login)
212.146.171.221
Anonymous September 21 2003, 3:52 PM
'Bunu
da eski zamandan beri kabul gören, peygamberimizin de tasdik ettiği cifir
hesabıyla gösteriyor. Kur’an’ın neden Risale-i Nur’a işaret ettiğini sizin
anlamanız pek mümkün değil ama onunla imanını kurtaran binlerce insan gayet
makul görüyor.'
Birincisi
cifir hesabı nedir ve Peygamberin tasdik ettiği ve nerede kullandığını
örnekleyebilirmisiniz?
Bildiğim
kadar bu konuda tek bir hadisten başka kaynak yok.O da zayıf kabul ediliyor.
Kuran'ın
'Risale-i Nur'u işaret ettiğini kabul ediyorsanız,bu durumda,bunların
yazarı'nın konumu nedir?
O'na
da işaret eder mi Kuran?
Said-i
Nursi ye göre eder.
Hud
Suresi, 105. ayetteki 'İçlerinde bedbaht olanlar da vardır,said (mutlu) olanlar
da' cümlesi cifir hesabı ile 1303 eder,bu Said-i Nursinin ilim tahsiline
başladığı yıldır.Şura suresinde ki başka bir ayet te 1309 u gösterir ve buda
Said-i Nursi'nin,ders vermeye başladığı ve hangi ilimden olursa olsun sorulan
bütün sorulara cevap verdiği tarihe rastlar.
Kısaca
Said-i Nursi'ye göre,Kuran bırakın onu haber vermeyi yapacakları işleri bile
tarih tarih haber vermektedir.
Bu
konuda bir şey söylememe gerek var mı?
Böyle
saçma sapan bir iddia karşısında,nasıl bir savunma yapacaksınız acaba?
Cifir
hesabı harfleri sayı ile değerlendirerek gelecekten haber vermektir,ancak ne
hikmetse olaylar hep gerçekleştikten sonra Cifir hesapları yaoıkır.
Madem
cifir hesaplarına inanıyorsunuz hadi bize gelecekle ilgili bir tahmin yapın !
Said-i
Nursi'ye göre,Abdülkadir Geylani 'Ben müridimin koruyucusuyum der' ve cifir
hesabı ile bu cümle 1336'yı gösterir,Bu yılda Saidi Nursiye bir dakikada 3
kurşun isabet eder,kurşunlar tam da öldürecek yerlere gelir fakat o, ölmez.Bu
olaydan Saidi Nursi Geylani'nin kastettiği müridin kendisi olduğunu söyler.
Şimdi
bu cümlenin neresini tutsam elimde kalacak.
Öldürücü
yerine 3 kurşun gelen bir adam ölmüyorsa,bu demektir ki,ben İnsan değilim,ben
başka bir şeyim,peygamberim,veliyim vs vs.
İkincisi
Geylani Gaybı nereden bilsin?
Kuran'a
göre Gaybı yalnız Allah bilmez mi?
Yoksa
Geylaniye de kitabı Allah mı yazdırdı !
Yine
Said-i Nursi diyor ki,
'Hz
Ali 'Ey değeri yüce olan İslamı Azamını taşıyan kişi,Dövüş korkma,Savaş
çekinme' derken beni kasteddi.
Çünkü
ben o kitabı 100 defa açtım o bölümü atladım,sonra sayfa önüme kendiliğinden
açılır oldu,bu beni yaz kaleme al demekti.' ve gene cifir hesapları.
Bunlara
inanmamızı mı bekliyorsunuz !
Alçak
gönüllülüğü hakkında da,Üç ayda 15 yıllık eğitimi tamamlamsı,yahut İngiliz
Bilim Kurulunun tüm sorularını cevaplaması,kendi kendine nurlanıp ateş
olması,(yani tahsilsiz bilme sahibi olması) sanırım örnek gösterilebilir.
DEHA
(no
login)
212.146.171.221
Anonymous September 21 2003, 4:21 PM
'-
Allah, Kur’an’da hiçbir tarihi misali boşu boşuna vermez. Bunlardan çıkarılacak
dersler vardır.'
Tabii
ki hatta daha önce bu misalleri Tevrat ta ve ondan önce de başka uygarlıklara
vermiş,fakat onlar ders çıkaramayınca,Kuran da tekrarlamıştır.
'Mesela
bu mu’cizelerin teknolojik gelişmelere işaret ettiğini düşünebiliriz.'
Tabii
ki ama nedense hep teknolojik gelişme ortaya çıktıktan sonra!
Demek
ki kitaba mucizeler öyle bir gizlenmiş ki,önceden bulamıyoruz,yani bize bir
faydası yok.
'-
Kur’an’da cümle içinde gelmesini beklediğimiz bazı kelimeler eksiltilmişse,
bunların niye eksiltilmiş olduğunu düşünür, bundaki kasdı anlamaya çalışırız.
Allah’ın bununla bize az sözle çok şey anlattığını düşünür, ve gerçekten de
buna göre dersler çıkarırız.'
Bir
de kafiyeyi uydurmak için olabileceğini düşünün !
'-
Arka arkaya gelen ayetlerdeki irtibatı düşünür, bunlardan dersler çıkarırız.'
O
zaman Kuranı nuzul sırasına göre okumak gerekmez mi?
O
halde neden elimizdeki kitap ta sıralar değiştirilmiş?
'-
Bir kelime yerine başka kelime kullanılmışsa neden böyle kullanıldığını
düşünür, ve gerçekten dersler çıkarırız.'
Buna
kibarca, 'bahane bulma''istediğimiz yorumları sağlama çabsı' diyebilirmiyiz !
'-
Allah’ın ayet sonlarında isimlerini çokça zikretmesinin sebebini düşünür ve
Allah’ı tanımaya çalışırız.'
Tanıdınız
mı bari?
Tanısanız
Allah sıfatlarının kitap göndermeye engel olduğunu çıkarsardınız.
'-
(Belki bize ufak gibi görünen) her türlü emrin, mesela Hucurat suresinde
“Birbirinize lakap takmayın“, “Birbirinizi gıybet etmeyin“ gibi emirlerin
Alemlerin rabbi olan Allah’tan geldiğini düşünür, kendimize çeki düzen vermeye
çalışırız.'
Ganimetler
helaldir,cariyeler helaldir,kadına mirasta yarı pay verin gibi emirleri ne
yaparsınız!
Lakap
takılmayacaksa 'Ebu Leheb ve Ebu cehil'e' kim takmış !
'-
Cennetten teşvikkarane çok bahsedildiğini görür dünyaya kalbimizi bağlamayız.
Esas yurdun Ahiret yurdu olduğuna inanır ve ahirete bir şevk duyarız. Ölümü bir
nimet olarak görür ve ölümden korkmayız.'
Bırak
ölümden korkmayı cennet tasviri karşısında insanın hemen ölesi geliyor,bembeyaz
iri gözlü yaşıt bakire huriler şaraplar tahtlar,altın var meyveler kuşeti...
'-
Cehennemden çok bahsedildiğini görür Allah’ın gazabından Allah’a sığınırız.
Kötülüklerden kendimizi ve yakınlarımızı korumaya çalışırız.'
Bu
arada 'Yemin olsun biz insanların çoğunu cehenem için yaratmışızdır,cehennemi
doldurmaya yemin etmişizdir' gibi ayetleri görmezsiniz.
'-
“Dua edin, cevap vereyim“, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin“ gibi
ayetleri okur ve en kötü halimizde bile karamsarlığa düşmeyiz. '
Önceden
bilinen geleceğin siz dua ettiniz diye değişeceğini umuyorsanız çok
beklersiniz.Allahın temel sıfatlarına aykırıdır.Allah dua falan kabul edemez !
Önceki
bilgisi eksik olur.
'-
“Zina etmeyin“ ,“içkiden uzak durun“, “hırsızlık etmeyin“, “Kul hakkı yemeyin“,
„Israf etmeyin“ gibi bütün yasakların ondan bundan değil de bizi her zaman
işiten ve gören Allah’tan geldiğini düşünür, ona göre uzak dururuz.'
Pes
yani, 4 kadınla evlenme ve cariyelerle yatma hakkınız varken bir de Zina
yapsaydınız bari,canın birini çekerse boşa birini al öbürünü,
'-
Bütün mahlukatın Allah'ı tesbih ettiğini ve itaat ettiğini anlatan ayetleri
okur biz de itaat eder ve bütün mahlukatı da kendimize yoldaş ve arkadaş
biliriz.'
Aşşağılık
ve rezil maymunları da mı (bakara 65)
'Şimdi
inançsızlık bana bu manaların yerine geçecek ne gibi şeyler verebilir?'
haklısınız
ne diyebilirim,burada top sizde bütün hayallerinizi ve arzularınızı gerçek
yapma şansınız var,inançsızlık bunun yanında acıdır.
Acı
gerçekleri,yalancı mutluluklara tercih, herkesin harcı değildir.
'“Turan
Dursun ki,o zaman(1971'de) samimi bir müslüman”
Kendini
Müslüman olarak nitelendirebilir ama ne kadar samimi olduğu benim için çok
büyük bir soru işareti.'
Senin
benim muhabbeti yaparsak,kimse kimseyi müslüman saymıyor zaten.En gerçek
müslüman herkesin kendisi.
DEHA
(no
login)
212.146.171.111
Anonymous September 21 2003, 5:16 PM
'“O
matlabları, o hacetleri, ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden
münasib ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki o
hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri
ulaşmaz.”'
Doğada
milyonlarca canlı türü yokolmuştur?
Neden?
İhtiyaçlarını
karşılayamadıklarından?
Peki
Allah onların ihtiyaçlarını niye karşılamadı?
'Allahın
hikmeti' !
'Bu
da doğru. Mesela yağmura bitkilerin ihtiyacı var. Ama yağmur yağdırmaya güçleri
yeter mi? Bunun gibi milyonlarca örnek var.'
Yağmur'un
amacı bitkilerin ihtiyacını gidermek değildir.Yağmur sel olup ekini öldürebilir
de !
Yağmurun
amacı bu olsa,okyanuslara,denizlere yağmazdı.
Bir
ekin için tam kıvamında olan yağmur,bir başkasının felaketi olabilir.
Afrikada
açlıktan ölen milyonlarca insanın ihtiyaçları neden giderilmez,onlara neden
besin verilmez?
Bitkiler
olduğu için yağmur yağmıyor,
Yağmur
yağdığı için bitkiler oluyor.
Yoksa
Arabınki gibi çöl oluyor.
Kıssadan
hisse tabiat Allahın yarattığı canlıların hizmetinde değildir.
Canlılar
eğer Tabiata uyarsa hayatta kalır,uyamazsa yok olur.
Bunun
neresi,neye delil anlayamadım !
Sen
böyle başka delillerin varsa getir bakalım,biraz Türkçeleştir yeter !
Bu
delil şöyle çürütüldü,
'Canlılara
ihtiyaçları verilseydi,milyonlarca tür yok olmazdı'
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Sn Deha September 22 2003, 9:35 AM
Cifir
hesabı, vs konularına şimdilik değinmeyeceğim.
Daha
önceki bir yazımdan alıntıladığım maddelere çok acımasız saldırmışsınız. En
başta "Evet, biz Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna gönülden inanıyoruz. O
halde şunlara da inanıyoruz demektir:" yazdığımı göz ardı ettiniz
herhalde. Evet, Allah kelamı olduğuna inanıyorsak onlara da inanıyoruz. Onların
makulluk derecesi ayrı mesele. Size göre makul değil. Ama bana göre oldukça
makul. Tabir-i diğerle yazdıklarınıza verecek cevaplarım var. Ama şimdi değil.
Şu
çürüttüğünüzü zannettiğiniz delile gelmek istiyorum. "Çürütülemez
delil" derken boş bir iddia ile yola çıkmadık. O deliller vesilesiyle çok
inkarcı iman etti. Pek çoğu da kabul etmedi. Ama çürüten çıkmadı.
Aslında
ben sizden "ihtiyaçları veriliyorsa niçin ölüyorlar?" diye bir cevap
bekliyordum. Ama siz yakın bir cevap verdiniz. "Niçin soylar
tükeniyor?" dediniz. Elbette canlılar ihtiyaçları verilmediği anda
öleceklerdir. Ölüm de Allah'ın varlığını gösteriyor o ayrı mesele. Burada
söylenen canlıların yaşadıkları sürece yaşamaları için gerekli olan ihtiyaçlarının
verilmesi. Mesela kendinizi düşünün. Yaşamanız için nelere ihtiyacınız var?
-
Havaya, nefes almaya, ve o havayı kullanabilecek bir solunum sistemine
-
Boşaltmaya, boşaltım sistemine
-
Gıdaya. Bitkilerden hayvanlardan besin elde etmeye. Aldığımız gıdaların
kullanılabilir haline gelmesine.
-
Dolaşım sistemine ve vücudumuzun her tarafına besin gitmesine.
-
Üremeye ve buna uygun bir üreme sistemine
-
Güneşe, atmosfere
-
Taş üzerinde toprağa
-
Suya, yağmura
-
Kendimizden başka insanlara
-
Vücuda zararlı maddelerin atılmasına
-
vs, vs
Şimdi
bütün bunları neye borçluyuz? Bize kim vermiştir?
-
Kendimiz mi elde etmişiz?
-
Tabiat mı vermiş?
-
Yoksa kaynağı sebepler mi?
HACIya
göre tabiat. Tabiat sağır değildir demiş. Peki tabiatın tarifini yapabilir mi?
(Not:
Allah dileseydi hiçbir şeye ihtiyacımız olmadan yaşardık demeyin. Ihtiyaç
sahibi olmayan sadece Allah'tır. O'nun dışındaki her varlığın birşeylere
ihtiyacı olması aklen mantıken zaruridir. Ihtiyaç içinde olduğumuz bize
hissettirilmeyebilirdi. Ama pek çok ihtiyacımız olduğunu bizim görebilmemiz,
belki de aczimizi anlayıp Allah'ı bulmamız içindir. Bu konu üzerinde tafsilatlı
durulabilir)
ataman
(no
login)
81.212.15.239
deha September 22 2003, 10:57 AM
yahu
arkadaşım yapıştırdım ya
nasıl
göremiyorsun
İnsanın
yaradılışı
postunu
buraya atan DEHA sen değilmisin.???
Arkadaşım
kopyala yapıştır yapıp buraya yolladığın metinleri bir oku
istersen.
İyi
bilemediğim için inkini buraya kopyalayamıyorum
Ama
saati tarihi yukarıda bir kere oku istersen tamam mı???
Dangalaklık
bende ki yazdığını (kopyalayıp ,yapıştırdığını) bilmeyen bir
adama
cevap yazıyorum.
Arkadaşım
şu an itibari ile Benim için Daniken ne ise sizde o sunuz
Lütfen
Bana Nuzül sırası ile okursan anlamı değişir falan demeyin.Bu yorumu
yapacak
yetkinlikte değilsiniz çünkü...
Siz
gidin Kopyala yapıştır yaptığınız yazıları yazan adamlar gelsin...
Saygılarımla...
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 22 2003, 10:59 AM
Tabii
ki cifir vs gibi konulara girmeyin,bu yüzyılda biraz abes kaçıyor.
Gelelim
delilinize !
Aslında
mevzuya daha derin girebiliriz.
Organizmanın
ihtiyaçları vardır ve bunları temin eden Allahtır,diyorsunuz,ancak olaya tek
yönlü yaklaşıyorsunuz.
1.
Her organizmanın ihtiyacı,her zaman aynı miktarda temin edilmiyor!
Yağmur
her mevsim,eşit miktarda mı yağıyor?
Eşit
miktarda mı ürün alınıyor?
Güller
her sene aynı güzellikte mi oluyor?
Bu
yıl neden kiraz boldu?
Neden
bazen kuraklık olur?
Neden
yağmur duasına çıkılır?
Yağmur
yetiyorsa,Neden bahçeyi suluyorsun?
Allah
ihtiyacını verdi ise sen neden elde çapa çalışıyorsun?
vesilemi
oluyorsun?
Neden
portakal Antalya da yetişir de Sibirya da yetişmez?
Portakal
kış meyvası değil mi?
Neden
5.000 sene önce Armut acı,mısır ufak idi?
Ziraatin,bilimin
,eğitimin,gübrenin,aşının,insanın seçmesinin,emeğinin sonucu değilmidir
yediklerin!
Derin
dondurucular,seralar olmasa,Allah sana kışın domates mi gönderecekti?
Nakliye
uçakları olmasa Guatemala'da yetişen Muz'u nasıl yerdin?
Eskiler
niye yemiyordu?
Onlara
nasip edilmemiş mi idi?
Edilmedi
ise,neden edilmemişdi?
Neden
Afrikada insanlar açlıktan ölmekte?
O
bölgeye ihtiyaçları neden Allah değil de BM göndermekte?
Kuran'da
İsrailoğullarına 'Gökten,Kudret Helvası ve Bıldırcın indiren' Allah neden bu
insanları görmüyor?
Siz
neden bu hususa cevap vermiyorsunuz?
2.Organizmaya
gönderilen ihtiyaçları Allah'a delil görüyorsunuz da,organizmanın başına gelen
Kaza,bela,Hastalık gibi olumsuzlukları neden zikretmiyorsunuz?
Neden
ilaçlama yapıyoruz?
Neden
ağaçlara ve bitkilere her türlü haşarat musallat oluyor?
İlaçlamaya
rağmen neden bu canlılar direnç geliştiriyor da,başa çıkamıyoruz!
Neden
domuzlar,kargalar tarlalara zarar veriyor!
Neden
nöbet tutmasak biz aç kalırken,bütün tohumları kuşlar yemiş olucak !
Tavuk
çiftliklerinde,suni yetiştirme olmasa,bu kadar pilici nereden bulacağız?
Dişi
örümceğin,cinsel birleşme esnasında erkek örümceği yemesi ne kadar enteresan
bir rızk yöntemidir?
Neden
büyük balık,küçük balığı yiyor?
Neden
doğada Üstün olan kazanıyor?
Nerede
dinazorlar,Nerde mamutlar ve yokolan milyonlarca tür?
Neden
ihtiyaçları verilmedi?
Bitkilerin
ve işlenebilir toprağın tarihi 100.000 sene ise,
Yağmur'un
milyarlarca senedir neden yağdığını söylermisiniz?
İnsanlar
milyonlarca senedir varken, son yüz bin sene de mi,bitkiler kendisine rızık
yazıldı?
Tahtaya
yazdığın tebeşirin,ihtiyaçları giderilmediği için yokolan canlıların fosili
olduğunu düşündün mü?
Sıcakta
insana en çok su lazımken,neden Arap serap görüp durur?
Canlı
türleri neden göç eder duru?
'Elbette
canlılar ihtiyaçları verilmediği anda öleceklerdir. Ölüm de Allah'ın varlığını
gösteriyor o ayrı mesele.'
Böyle
delil mi olur?
Bu
delil nasıl bilimsel kabul edilir?
Nasıl
yanlışlanabilir?
Canlıların
ihyiyacı verilirse,Allahın varlığını gösterir!
Verilmezse?
Gene Allahın varlığını gösterir?
Bu
nasıl delil?
'Bugün
yağmur yağacak veya yağmayacak' tan ne farkı var söylediğinin.
'Burada
söylenen canlıların yaşadıkları sürece yaşamaları için gerekli olan
ihtiyaçlarının verilmesi.'
Açlıktan
ölenleri nasıl açıklıyorsun?
Onlar
yaşadığı sürece de ihtiyaçları doğru dürüst verilmiyor ki,Günde bir dilim ekmek
yiyerek hayatta kalmak başka şeydir,üç öğün ziyafet çekerek!
Üzerinde
sinekler uçuşan bir deri bir kemik,halsizlikten yerinden kalkamayan insanların
veya annesi süt veremediğinden gözleri yuvalarına kaçmış
bbeklerin,ihtiyaçlarının yaşadıkları sürece karşılandığını nasıl iddia edersin.
Bu
ne hasta mantık !
İhtiyacı
karşılanmadığı için ölüyor zaten,sen tut yaşadığı sürece ihtiyacını karşıladık
ya de !
Bu
hasta mantıklara karşı o kadar çok eleştiri yapılabilir ki!
Fakat
özetle delil çürütülmüştür.
Canlıların
ihtiyaçları verilse milyonlarca tür yok olmazdı,sadece üstün olanlar hayatta
kalmazdı.
Bu
saçma delilden çıkan diğer bir sonuç,
Eğer
hayatta hep üstün olanlar kaldıysa,
Rızk
demekki üstün ve güçlü olana veriliyor !
Canl
Türleri neden yokolur?
Tabiat
onların ihtiyaçlarını veremeyecek denli değiştiği için!
Bu
değişim neden olur!
Yani
Allah milyonlarca Canlı Türünü,ihtiyaçlarını vermeyi keserek neden iptal etti,
Böyle
olması da tabbi ki Allahın varlığına ve hikmetine delildir.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 22 2003, 11:34 AM
özürlerimi
sunarım,ben alak suresi için açılan bir başlıkta yazılanları kastettiğini
düşünmüştüm.
İnsanın
yaratılışı hazır bir yazı idi ve yapıştırdım,gözümden kaçmış,o kadar farklı
konularda yazıyorum ki!
'*Ey
insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış
kandan,
sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,
Kuran
ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde
nasıl
da değişiklikler gösteriyor)'
'*
Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne'
Burada
ilk insan demiyor SİZİ diyor !
Nutfe,alaka
ve mugda aynı şeyin birbirine dönüşmüş hali,en başa toprağı koyarsanız,toprak
da nutfeye dönüşmüş gibi bir mana çıkar.
'*
Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek
tarafından
üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)'
Sperm
insanın ilk hali değildir.
Balkabağına
sperm koyup insan çıkacağını bekleyenler,hüsrana uğradı.
'*
Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden
sonraki
evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)'
Pıhtılaşmış
kan için yorumunuz zorlama ve uydurma.
Cenin,spermden
sonraki evre değildir.Kromozomların diğer yarısının geldiği ovum,bu işlemde
sperm ile eşit hisse sahibidir,ama Kuran da bahsedilmez.
Sperm'in,cenine
dönüştüğünü düşünüyorsanız bir şey yapamam.
'*
Hilkati belirsiz et parçası : Cenin'
Bu
tam saçma olmuş !
'Şimdi
siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu
sırayı
bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???'
Gördüğünüz
gibi Hz Muhammed de sırayı bilmiyor,sizde bilmiyorsunuz.Muhammed'in bildiği
sizin iddianız ve aslı yok.
'Ayrıca
bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı
düşünüyorum
??'
Biraz
yanlış,biraz doğru !
İnsanın
oluşma sürecini,o ana kadar gözlemlediği şekilde açıklamaya çalışıyor,ancak
bilimsel bulgularla uygun değil !
Bu
tip açıklamalar,Kuran dan çok daha eski metinlerde de var,yani yeni insan
oluşması için sperm gerektiği görülebiliyor ama ovum gözle görülmediğinden
yanlış hüküm getiriliyor,düşükler vs de gözle görüldüğünden,cenin veya embrio
görmek te mümkün,hatta değişik gelişme evrelerindeki düşükleri görerek
karşılaştırma yapmak ta mümkün!
Ovum'un
nasıl oluştuğunu da bilmediğinden,Adet günleri Kuran da bir hastalık dönemi
olarak adlandırılıyor.
Bu
metnin ilahi vahiy olma iddiası olmasa, bu ayet o zamanki bir insanın yazısı
olsa,gayet normal karşılarız.
yuri
(no
login)
81.212.173.137
deha September 22 2003, 12:17 PM
özürlerimi
sunarım,ben alak suresi için açılan bir başlıkta yazılanları kastettiğini
düşünmüştüm.
İnsanın
yaratılışı hazır bir yazı idi ve yapıştırdım,gözümden kaçmış,o kadar farklı
konularda yazıyorum ki!
'*Ey
insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış
kandan,
sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık."(Burada,
Kuran
ayetlerindeki çelişkiye dikkat ediniz. İnsanın yaratılmış olduğu madde
nasıl
da değişiklikler gösteriyor)'
'*
Toprak : İslam inancına göre ilk insanın yaratıldığı nesne'
Burada
ilk insan demiyor SİZİ diyor !
Nutfe,alaka
ve mugda aynı şeyin birbirine dönüşmüş hali,en başa toprağı koyarsanız,toprak
da nutfeye dönüşmüş gibi bir mana çıkar.
'*
Nutfe (sperm) : İnsan soyunun sürmesi için gerekli olan ve erkek
tarafından
üretilen sıvı (dolayısıyla insanın ilk hali)'
Sperm
insanın ilk hali değildir.
Balkabağına
sperm koyup insan çıkacağını bekleyenler,hüsrana uğradı.
'*
Pıhtılaşmış kan : Ceninin ana rahimindeki ilk hali (dolayısıyla nutfeden
sonraki
evre dişi yumurtasının döllenmiş hali)'
Pıhtılaşmış
kan için yorumunuz zorlama ve uydurma.
Cenin,spermden
sonraki evre değildir.Kromozomların diğer yarısının geldiği ovum,bu işlemde
sperm ile eşit hisse sahibidir,ama Kuran da bahsedilmez.
Sperm'in,cenine
dönüştüğünü düşünüyorsanız bir şey yapamam.
'*
Hilkati belirsiz et parçası : Cenin'
Bu
tam saçma olmuş !
'Şimdi
siz okuma ve yazma bilgisi bile sizce tartışılan Hz.Muhammedin bu
sırayı
bildiğini ve yazdığını iddia ediyorsunuz öylemi???'
Gördüğünüz
gibi Hz Muhammed de sırayı bilmiyor,sizde bilmiyorsunuz.Muhammed'in bildiği
sizin iddianız ve aslı yok.
'Ayrıca
bu ayette çelişki falan yok İnsanın oluşma süreci var.Yanlış mı
düşünüyorum
??'
Biraz
yanlış,biraz doğru !
İnsanın
oluşma sürecini,o ana kadar gözlemlediği şekilde açıklamaya çalışıyor,ancak
bilimsel bulgularla uygun değil !
Bu
tip açıklamalar,Kuran dan çok daha eski metinlerde de var,yani yeni insan
oluşması için sperm gerektiği görülebiliyor ama ovum gözle görülmediğinden
yanlış hüküm getiriliyor,düşükler vs de gözle görüldüğünden,cenin veya embrio
görmek te mümkün,hatta değişik gelişme evrelerindeki düşükleri görerek
karşılaştırma yapmak ta mümkün!
Ovum'un
nasıl oluştuğunu da bilmediğinden,Adet günleri Kuran da bir hastalık dönemi
olarak adlandırılıyor.
Bu
metnin ilahi vahiy olma iddiası olmasa, bu ayet o zamanki bir insanın yazısı
olsa,gayet normal karşılarız.
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
DEHA September 22 2003, 12:30 PM
Söylediklerimi
anlamıyorsunuz. Anlamanızı da beklemiyordum zaten.
Gelip
şu sebepler olursa şunlar olur, bu sebepler olursa bunlar olur diyorsunuz.
Sebepler mi yaratan? Antalyada portakal yetişiyorsa, portakal bunu Antalyanın
uygun hava iklimine, havaya, toprağa, ve benzeri milyonlarca sebebe mi borçlu
diyorsunuz? Tamam bu sebeplerden biri olmazsa portakal yetişmez, birkaçı
kesilse portakal ağacı yaşamını yitirir, bunu kimse inkar etmiyor. Ama biz
sebepler arkasında icraat eden bir Allah'ın olduğunu anlıyoruz. Siz de
portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz. Sebepler nedir söyler
misiniz? Topu bir araya gelse ne yapmaya kadirdir? Sebeplerin en bilinçlisi
insandır. Onun kudreti ortada.
Siz
delili çürüttüğünüzü iddia ederek kendinizi avutabilirsiniz.
Her
neyse, başta şunları demiştim zaten:
"Bunca
sene Kur'an aleyhinde yazı yazıp burada o delillere birkaç göz atmakla ikna
olmanızı beklemiyordum."
"zihni
dinsiz felsefeyle fazla bulanmamış ve hakikatı arayan pekçok insan aradığını
Risale-i Nur'da bulabiliyor"
"Her
okuyanın inanması da beklenemez. Bir matematiksel isbat gibi olsaydı, herkes inanmaya
mecbur kalır imtihan sırrı kalmazdı."
"Aklî
bir delil midir yoksa delil filan değil midir siz karar verin"
"Tabii
ki inanmak zorunda değilsiniz. Beğenirseniz alırsınız, beğenmezseniz
almazsınız. Kimsenin imanına müdahale gibi bir yetkimiz de olamaz. "
Bu
forumda yazmak pek hoşuma gitmiyor. Dileyen varsa mail adresi veriyim orada
yazışırız. Doğruyu bulduğundan emin olan değil doğruyu arayan arkadaşlar ile
fikir alışverişinde bulunmak arzu ederim.
adresinden
yazışabiliriz.
yuri
(no
login)
81.212.173.242
bir önceki mesajda hata oldu pardon September 22 2003, 12:35 PM
Siz
beni yanlis anladiniz ...
Ben
dedim ki ... Inen ayetler arasinda "su sira takip edilmeli diyen bir
ayet
yok..." .... Sirasi su olmalidir diye iddia eden sizsiniz. Yani olmadik
yerden
olmadik birsey cikarmissiniz.. Bana oyle geldi.
>
Estağfurullah!
>
Hem okudum, hemi de yazdım,ama sizin yerinize okuyamam doğrusu,ben onları
>
aktardım isteyen okusun ve fikrini oluştursun,yoksa bana göre şamda kaysı!
>
Fikrim de belli zikrim de !
Saygi
duyarim. Eger hakikatten iletilerinizin hepsinisiz yazmissaniz. Benim
takip
seviyemi asmissiniz demektir. Sayfa sayisi cok artince dikkat dusuyor
kisitli
zammanda (benim icin)...
Fikir
ve zikir konusuna gelince ...
Fikriniz
ve zikriniz acikca goruluyor ...
Benim
perspektifimden ise goruntusu sudur : "Bir kere bile Kuranda gecen tek
bir
ayeti dahi tam olarak anlamamis bir insan goruntusu"
Bir
de asagida 4 madde halinde siraladigim sorulara ayri ayri direkt cevap
verebilmeniz
amaci ile "di mi?" gibi eklentiler yapmistim.... Cevap
verebilirseniz
sevinirim ...
SON
NOKTA:
>
'Sen sadece aktarıcısın,sen kimsin de Allahın vahiylerini bana başka bir
>
sıra ile aktarıyorsun?
Kapsamli
dusunurseniz kitap haline getirmede sira diye birseyin olmadigini,
olamayacagini
bunun sizin hayal gucunuzun eseri oldugunu bulacaksiniz ...
Sevgiler
...
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Yuri September 22 2003, 12:48 PM
'Kapsamli
dusunurseniz kitap haline getirmede sira diye birseyin olmadigini,
olamayacagini
bunun sizin hayal gucunuzun eseri oldugunu bulacaksiniz ...'
Mealin
üzerinde yazan İNİŞ SIRASINA GÖRE !
Sıra
nasıl benim hayalgücümde olsun!
Knz'nin
deyimiyle,
Elektron
israf etmeyelim !
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 22 2003, 1:18 PM
'Siz
de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'
Hayır
efendim,elindeki portakalı yerken 'Bak Allah bize nimet vermiş' hasta mantığını
eleştiriyorum.
Sibiryadakine
niye vermemiş diyorum,portakal yiyeceğine at eti yiyor diyorum,o portakal
eskiden öyle tatlı değildi,insan seçmesi ve emeği ile o hale geldi,Afrikadaki
açlar niye portakal yiyemiyor diyorum,Portakal'ın amacı senin yemen değil
diyorum,onun amacı tohumunu saçmak üremek,sen portakalı yiyip çekirdeğini çöpe
atıyorsun,Tavuğun yumurtasını yiyorsun,yumurta yapmasının sebebi senin yemen
değildir diyorum.Arının kışlık ihtiyacı olan balı çalıyorsun diyorum.Sıcakta
canlıya su lazımdır,çölde neden su yok diyorum,Parası olmayanın ihtiyaçları
karşılanmıyor diyorum.
ve
sana,
Milyonlarca
tür niye yokoldu diyorum!
Nedir
cevabın?
'Allahın
keyfi öyle istedi' mi?
Bitkiler
ve hayvanlar insanlara rızk olarak verildi ise,İnsan yokken bunlar ne işe
yarıyordu?
İnek
70 Milyon sene önce sütü neden veriyordu?
Arı
300 Milyon yıl önce balı kimin için yapıyordu?
Hiç
bir canlı yokken yağmur neden yağıyordu?
Yüzlerce
sual daha sorabiliriz,ama yanıt yok!
'Siz
delili çürüttüğünüzü iddia ederek kendinizi avutabilirsiniz.'
Endişe
etmeyiniz sizin delil çürümez,
Delil
öyle bir kurulmuş ki,çürütsende Allah var,çürütmesen de !
Siz
de bunlara kanıyorsunuz!
'Doğruyu
bulduğundan emin olan değil doğruyu arayan arkadaşlar ile fikir alışverişinde
bulunmak arzu ederim.'
Bu
ifadeye göre doğruyu bulduğuna emin olan benim ve benle yazışmak
istemiyorsunuz!
peki
sizin konumunuz ne?
Siz
doğruyu bulduğunuza emin değilmisiniz?
Emin
gözüküyorsunuz !
Yani
doğruyu aran konumunda değilsiniz!
O
halde neden doğruyu arayanlarla yazışmak istiyorsunuz?
Hocalık
mı yapacaksınız,delil sunup onlara doğruyumu öğreteceksiniz.
Yok
eğer siz doğruyu arayansanız,yazdıklarımı iyi okuyun,her yerde bulamazsınız !
ali
oktay
(no
login)
217.131.5.151
Bay supradin September 22 2003, 1:43 PM
size
ivedilikle "Supradyn" tavsiye ederim(haddim olmayarak,bu görev
aslında sevgili Deha ve sevgili Hacının alanına girer)Öksürük krizine,üst
solunum yolları problemlerine,ses kısılmasına,iyi gelir,Hatta kabızlığa da iyi
gelip sindirim sisteminin biyolojik ahengini düzenlediği de söylenmektedir.Ama
beyinsel kabızlık için hiç bir işe yaramaz.Kolay edinmen açısından sonuna Roche
diye yazarsan tez bulursun.
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Deha September 22 2003, 1:53 PM
'Siz
de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'
Bunu
her hangi bir yerde inkar ettiniz mi?
Sebepler
değil diyorsanız ne diyorsunuz?
Laf
salatası gerisi boş!
Sebepler
diyorsanız sebepler bu portakala nasıl canlılık verir ve canlılığını devam
ettirir onu açıklayın.
"Bu
ifadeye göre doğruyu bulduğuna emin olan benim ve benle yazışmak
istemiyorsunuz"
Sadece
siz değil, genel olarak kullanıyorum.
"Emin
gözüküyorsunuz !"
Evet,
Allah'a iman konusunda kendimden eminim. Evet sizin tabirinizle fikrim de
bellidir zikrim de. En ufak bir tereddüdüm yok çok şükür. Ama doğrunun da
doğrusu vardır. Belki onu buluruz.
Ayrıca
tereddüdü olanlar varsa ve inançsızlık halinden hoşlanmayan varsa yardımcı
olabilirim diyorum. Herhangi kötü bir niyetim yok. Bir menfaatim de yok.
ataman
(no
login)
194.27.15.187
deha September 22 2003, 1:54 PM
1-
Doğru sizin yorumlama ihtimalinizi düşünüp ilk insan demeliydi.
Farkındaysanız
Allah kendisi içinde biz diyor.İsterseniz buradan yola
çıkarak
islam inancında kaç adet Allah var onu tartışalım birde...
2-
İnsanın üremesinde yumurta ne kadar gerekli ise spermde o kadar
gereklidir.Siz
benim yazdıklarımdan nasıl yumurtanın gereksizliği sonucunu
çıkarttınız
anlamıyorum.(aslında anlayabilmem lazım çünkü sizin Hacc
suresinden
çıkarttığınız manayı tartışıyoruz gereksiz yere, Sümer
tabletlerinden
ziyade Elmalılı tefsirini inceleseydiniz Hacc suresi 5.
ayetle
ilgili olarak "insanın yaratıldığı madde nasılda değişiyor gibi saçma
sapan
bir iddiayı inatla sürdürme cihetinde bulunmazdınız...)Ben orada daha
iyi
anlayabilmeniz için basit bir benzetmede bulundum...
3-
yumurta sperm tarafından döllendikten sonra süreyi yanlış hatırlamıyorsam
2
hafta boyunca neye benziyor dersiniz ???
Yumurtanın
sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis
bulmama
sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...
4-Gebeliğin
7. Haftasında cenin 1,5 cm uzunluğunda yaklaşık 30 Gr.
ağırlığında
uzuvları belli olmamış bir et parçası halinde görülür.
5-
Aleka'nın ne demek olduğunu araştırın.Hacc suresinde aleka kelimesi ne
anlama
geliyor onu araştırın
Size
bundan başka mesaj atmayacağım arkadaşım.Ama dediğim gibi lütfen Kuranı
yorumlamaya
kalkışmayın. Haddiniz değil çünkü.
Hazır
yorumlar var Tefsir deniyor adına onları kullanmayı deneyin.
Saygılarımla...
Ali
Oktay
(no
login)
217.131.5.151
Bay Anonymous, September 22 2003, 2:03 PM
Katıksız
bir Nurcu olduğunuz konusundaki öngörümü doğru çıkardığınız için teşekkür
ederim.Ben Nurcuları yazı stillerinden hatta duruşlarından,ve hatta oturarak
teşaşür eylemelerinden tanırım.
Sevgili
Dehanın benim bu güne dek ıskaladığım Bediüzmegaloman saptamalarından ve sizin
de mekteb-i hendese mezunu olduğunuzu söylemenizden sonra çok özür dileyerek
itiraf etmeliyim ki sizin gibilere biraz daha acır oldum.Ama sizler gibi islam
bataklığında yetişen bir Acur olamadım.
Tüm
bu megalomanik söylemlerin farkına varıp da hala bu "manic" kişiliğin
psikosomatik saçmalıklarının kuyruğuna takılı kalmanızın beyin kimayanızın Arap
aşına döndürülmüş olmasına bağlı olmadığını iddia ettmeniz bizatihi bu
sayrılığın en önemli semptomudur.
Sevgili
Dehanın ayağı henüz yere basmış bir çocuğun bile anlayacağı yalınlıkta ortaya
koyduğu açıklamalar karşısında "artık sözüm meclisten dışarı" mantığı
ile özel mail adresinizi verip kapalı şifreler ardında tartışmak istemeniz
camiamızı derinden hüzünlendirmiştir.
Teizmin
içine düştüğü bu kaçınılmaz sıvışmalara pek yabancı olmadığımız halde yeni
yetmelere gösterilecek ibret vesikalarına ekleyeceğimiz yeni yapraklardan
mahrum olmanın telaşı içinde bırakmayınız bizleri.İstirham ediyoruz efendim.
Ugur
(Login
Bteist)
217.31.226.211
Kuran`in derlenisi September 22 2003, 2:11 PM
sn.
Ataman
Bu
basligi basindan beri ilgiyle takip ediyorum.
Siz
ve diger tum degerli katilimcilarin fikirlerinden yararlanmaya calisiyorum.
Bir
ara Kur`an-i Kerim`in derlenis sirasina deginilmisti.Surelerin inis sirasina
gore degil de, nicin su andaki siralamaya sahip oldugunu aciklayacaginizi
belirttiniz..daha sonraki bir yazinizda,bunu acikladiginizi soylediniz.tum
yazilarinizi tekrar okudum,ama bulamadim.
Bunu
samimi olarak merak eden birine lutfen kisaca aciklarmisiniz.?
Saygilarimla
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 22 2003, 3:36 PM
'4-Gebeliğin
7. Haftasında cenin 1,5 cm uzunluğunda yaklaşık 30 Gr.
ağırlığında
uzuvları belli olmamış bir et parçası halinde görülür.'
Sana
bir soru soralım bakalım!
Bu
ceninin boyu 1.5 cm se,eni de 0.5 olabilir ve kalınlığı da 0.3 diyelim.
Hacmi=
1.5x0.5x0.3= 0.22.5 cm3
Şimdi
siz bu 0.22.5 cm 3 hacmi, 30 gram gelen bir cismin özgülağırlığını
söyleyebilirmisiniz?
Herneyse
7 haftalık çocuğun ultrasound'da neredeyse kalp atışı açık seçik görülür.
Siz,biz
muhabbetine girmeyeceğim !
Konular
hakkında yeterince bilgin yok.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 22 2003, 3:40 PM
'Yumurtanın
sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis
bulmama
sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...'
Neden
başka bir tartışmanın konusu olsun?
Oluyorsa
da,
O
tartışma neden şimdi olmasın?
Bekliyoruz
!
Öyle
hemen son mesaj yok,sonuna kadar götüreceğiz sizi!
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 22 2003, 4:04 PM
''Siz
de portakalın canlılık kaynağı o sebepler diyorsunuz.'
Bunu
her hangi bir yerde inkar ettiniz mi?'
Söylemediğim
şeyi nasıl ve neden inkar edeyim.
Böyle
saçma bir cümle benim ağzımdan neden çıksın?
'Sebepler
değil diyorsanız ne diyorsunuz?
Laf
salatası gerisi boş!
Sebepler
diyorsanız sebepler bu portakala nasıl canlılık verir ve canlılığını devam
ettirir onu açıklayın.'
Açıklıyalım.
Portakal
varsa onu yaratan da olmalıdır mantığı hiç bir zaman Kuranı haklı
çıkarmaz.İncilide haklı çıkarır,Tevratı da !
İncil
ve Tevrat savunuru da aynu teraneleri anlatıyor.
Sümerler
de portakalı yaratan olduğunu düşündü ama onlar tek tanrı yerine Çok Tanrı
fikrine vardı.başka milletlerde!
Canlılığın
nasıl olduğunu,nasıl ortaya çıktığını bilim açıklayabilir ama NİÇİN olduğunu
açıklayamaz!
Siz
niçini de açıklamaya çalışıyorsunuz?
'Hanginizin
daha güzel olduğunu sınamak için'
Fakat
dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız!
Hiç
bir sonradan oluşmuş varlık Allaha delil olamaz,sonradan oluşmuşları sonsuz
zamanda geriye doğru götürürsün.
Ve
hiç bir sonradan oluşmuşun sebebini de Allahın keyfi dışında
açıklayamazsın,açıklarsan zorunlu hale getirirsin,zorunlu Allah olmaz.
Allah
hiç bir şey yokken varolansa,hiçbir şey yokken bir Allah olması gerektiğini
iddia etmek saçmadır,hiç bir şey yokkan Allah NİÇİN olsun?
Bir
şeyler var etmek için mi?
Buna
mecbur mu?
Her
şeyden sonraya kalması gereken Allah'ın yanında nasıl olur da siz ebediyen
kalacaksınız?
Kitabınızı
okudunuz mu?
Nerede
kalacak Allahın Bekaası?
Başınız
olacak,yaratılmış olacakasınız,fakat sonunuz olmayacak,ebediyen cennette bakire
hurilerle olacaksınız öyle mi?
Nesiniz
siz yarı Tanrı mı?
Gılgamış'tan
ne farkınız kaldı?
Siz
koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz
üyelerisiniz !
'Evet,
Allah'a iman konusunda kendimden eminim. Evet sizin tabirinizle fikrim de
bellidir zikrim de. En ufak bir tereddüdüm yok çok şükür. Ama doğrunun da doğrusu
vardır. Belki onu buluruz.
Ayrıca
tereddüdü olanlar varsa ve inançsızlık halinden hoşlanmayan varsa yardımcı
olabilirim diyorum. Herhangi kötü bir niyetim yok. Bir menfaatim de yok.'
Ben
de bunu açık,açık söylemenizi kastettim.
Daha
da doğrusu,siz kendinize taraftar yapacak düzeyde ve sizden daha alt seviyede
insanlar arıyorsunuz.
Merak
etmeyin arayan bulur !
Anonymous
(no
login)
193.140.196.230
Deha September 22 2003, 4:36 PM
"Portakal
varsa onu yaratan da olmalıdır mantığı hiç bir zaman Kuranı haklı
çıkarmaz.İncilide haklı çıkarır,Tevratı da !"
Konumuz
Allah'ın varlığıydı. Diğer konulara(peygamber, kitap, vs) henüz gelmemiştik.
Başlığı da zaten "Allah'ın Varlığı" diye atmıştım.
Söylemediğim
birşeyi neden inkar edeyim diyorsunuz. Ben bir yazdıklarınıza dayanarak bir
iddiada bulunmuştum. Inkar etmenizi veya kabul etmenizi bekliyordum.
Peki
o zaman daha farklı bir formatta soralım:
-
Portakalın canlılığının kaynağı sebepler mi?
-
Değilse kaynağı ne?
-
Kaynağı yok mu?
"Fakat
dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız"
Mesele
bu zaten. Herşeyin bir sebebi olduğu görünüyor. O halde herşeyin dayandığı ve
O'nun hiçbirşeye dayanmadığı bir Zat olmalı. Bir trenin vagonlarını çeken bir
lokomotif vardır. Herşeyin sevkedildiğini gördüğümüzde de bir sevkeden olmak
zorundadır diyoruz.
"Hiç
bir sonradan oluşmuş varlık Allaha delil olamaz,sonradan oluşmuşları sonsuz
zamanda geriye doğru götürürsün."
Buradaki
kasdınızı anlayamadım. Maddenin ezeliyetini mi savunuyorsunuz?
Zaman
kavramına takılıp kaldığınızı da görüyorum. Allah'ı zamanla kısıtlayamazsınız.
Ezeli ve ebedi demek zamandan münezzeh demektir. (Lütfen Kur'an'dan şu ayete
göre Allah zamanla kısıtlı olmak zorunda gibi yorum getirmeyin. Bütün mü'minler
Allah'ın zamandan münezzehiyeti konusunda müttefiktirler.)
Kendisi
baki olmayıp ta Allah'ın ibkasıyla insanlar ebedi olabilirler. Bunun için ilah
mı demek lazım?
Aklımız
dar. Herşeyi anlayamıyoruz. Vazifemiz bu dar akılla Allah'ı bulabildiğimiz
kadar bulmak.
"Siz
koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz
üyelerisiniz !"
Biz
önemsiz olabiliriz ama vazifemiz önemli. Bunun da akılla uyuşmadığını
söyleyebilir miyiz? Allah haşa cirmimize göre mi vazife yüklemek zorunda.
"siz
kendinize taraftar yapacak düzeyde ve sizden daha alt seviyede insanlar
arıyorsunuz"
Ben
kendime taraftar aramıyorum. Insanları Allah'a taraftar olmasını istiyorum. Bu
isteğimin de son derece masum olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle alt seviyede
insan filan aradığım yok. Bu arada siz kendinizi üst seviye mi olduğunuzu
düşünüyorsunuz?
Eğer,
özel mail adresi vermekle ayıp etmişsem hepinizden özür dilerim. Lütfen beni
mazur görün...
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Anonymous September 22 2003, 5:49 PM
'Konumuz
Allah'ın varlığıydı. Diğer konulara(peygamber, kitap, vs) henüz gelmemiştik.
Başlığı da zaten "Allah'ın Varlığı" diye atmıştım. '
Allahın
varlığı veya yokluğu metafizik kavramlardır,Bilimin konusuna girmez.
Bu
hususta delil sunmak ta,saflıktır.
Allahın
varlığını veya yokluğunu ispatlamak mümkün değildir.İspatlayan da çıkmamıştır.
Ben
veya Bilim Portakalın NEDEN canlı olduğunu açıklıyamaz!
Ama
martavalları ayırdedebiliriz !
'Peki
o zaman daha farklı bir formatta soralım:
-
Portakalın canlılığının kaynağı sebepler mi?
-
Değilse kaynağı ne?
-
Kaynağı yok mu? '
Bu
kaynak Kuranda açıklanıyor,insanlar yesin diye Allah yaratmış !Ama biraz acı
yaratmış !
Genel
olarak canlılığın kaynakları hakkında bir teori var,ama Bilimsel bir noktaya
kadar gider !
Kurandaki
yaratılış konusu,bilimle uyuşmadığı için doğru kabul edemiyoruz.
'"Fakat
dikkat edin sizde bir Allahın NİÇİN var olduğunu açıklayamazsınız"
Mesele
bu zaten. Herşeyin bir sebebi olduğu görünüyor. O halde herşeyin dayandığı ve
O'nun hiçbirşeye dayanmadığı bir Zat olmalı. Bir trenin vagonlarını çeken bir
lokomotif vardır. Herşeyin sevkedildiğini gördüğümüzde de bir sevkeden olmak
zorundadır diyoruz.'
Güzel
kardeşim,bunları elli bin sefer tartıştık,Lokomotif örneği burada en çok
verilen örnektir.Elektriğini kestim mi Lokomotif te çekemez,ray
olmadan,yerçekimi olmadan çekemez,Allah sizce böyle bir şey mi?
Tren
in iki başına iki lokomotif koysan biri o yöne biri bu yöne çekse,iki allah
olabileceğini kabul edecekmisin?
Herşey
bir öncekine sonsuza kadar dayanırsa,ilk sebebe gerek kalmaz,bırakın bu Aristo
mantığını din altında yutturmayı.
'Zaman
kavramına takılıp kaldığınızı da görüyorum. Allah'ı zamanla kısıtlayamazsınız.
Ezeli ve ebedi demek zamandan münezzeh demektir. (Lütfen Kur'an'dan şu ayete
göre Allah zamanla kısıtlı olmak zorunda gibi yorum getirmeyin. Bütün mü'minler
Allah'ın zamandan münezzehiyeti konusunda müttefiktirler.)'
Müminlerin
neyle müttefik olduğu bizi bağlamaz,biz İslamı Kuran dan tartışırız.
Kuranın
her yerinde Allah ezeli ve ebedidir !
Zamanın
olmadığı yerde VAR veya YOK un referansı olabilir mi?
zamanın
olmadığı yerde Allah bir şeye sebeb olabilir mi?
Sebeb
olma yani Nedensellik ancak Zaman varsa geçerlidir.
Alfabeyi
anlatmak zorundamıyız?
'Kendisi
baki olmayıp ta Allah'ın ibkasıyla insanlar ebedi olabilirler. Bunun için ilah
mı demek lazım?
Aklımız
dar. Herşeyi anlayamıyoruz. Vazifemiz bu dar akılla Allah'ı bulabildiğimiz
kadar bulmak. '
Sen
ancak bu kadar anlarsın!
Kardeşim
ilah ol,silah ol !
Eğer
sen ebediyete kadar var olursan,
Allahın
BEKAA yani en sona kalacak olan olma sıfatına ortak olmuş olursun !
Allah
zamanın dışında da ,sen cennete 'Allahla beraber ebedi kalmayı' nasıl
becereceksin!
Ayeti
mi yazalım illa,nedense bunu özellikle istemiyorsun.
herkes
kendine din mi uydurmakta !
"Siz
koskoca evrenin önemsiz bir gezegeninde önemsiz bir canlı türünün önemsiz
üyelerisiniz !"
'Biz
önemsiz olabiliriz ama vazifemiz önemli. Bunun da akılla uyuşmadığını
söyleyebilir miyiz? Allah haşa cirmimize göre mi vazife yüklemek zorunda.'
Senin
ne vazifen var çok merak ettim?
Allahın
senin vazifene mi ihtiyacı var?
Eksik
mi Allah,yoksa sen ilahmısın?
Her
şeye kadir olan,neden başkasına vazife versin,her istediğini yapar zaten.
Senin
vazifen,70 sene vaziyeti idare edip,ilelebet hurilerle yaşayarak,ebediyen
Allaha yoldaş olmak mı?
Nesiniz
siz!
'Ben
kendime taraftar aramıyorum. Insanları Allah'a taraftar olmasını istiyorum. Bu
isteğimin de son derece masum olduğunu düşünüyorum.'
Ben
de bu masum isteklerin altında,Cumhuriyete ve Atatürke,Topluma Bilime ve
İnsanlığa düşmanlık ve nefret yattığına vehmediyorum.
Ne
kadar kötüyüm değil mi?
ataman
(no
login)
81.212.14.215
deha September 23 2003, 12:55 AM
Arkadaşım
yani saçma bir iddianın paşinden nasıl böyle inatla
koşabiliyorsunuz
şaşıyorum.
Herneyse
okuduktan sonra şöyle bir araştırma yaptım (3 dakika kadar)
ve
şu linki buldum
http://www.hekimce.com/konu.php?konu=352
Bu
linkte yazanı aşağı kopyalıyorum.
"Yedinci
haftada, göğüs ve karın tamamen oluşur ve akciğerler gelişmeye
başlar.
Embriyon 1,5 cm den biraz daha uzundur ve 30 gramdan biraz daha
fazla
çekmektedir."
"10.
haftada, çeneler dışında bebeğinizin yüzü çok gelişmiştir. Kalbin dört
odacığı
vardır ve dakikada 120 ila 160 atmaktadır. Bu noktada, embriyo bir
cenin
olarak kabul edilir."
Dördüncü
ayın sonunda, kalp atışı stetoskopla dinlenebilir (başka özel
aletler
kalp atışını çok daha erken tespit edebilir)(Çok daha erken tespit
edebilir
diyor ya o kısımı özellikle araştırmayıp size kıvırma payı olarak
bıraktım:))
Ben
aldığım eğitim itibariyle o tür özgül ağırlık hesapları yapamıyorum
ancak
sizinde bir yerlede yanlış yaptığınız anlaşılıyor...
Üstteki
linki okuduktan sonra (okuyacakmısınız???) birde bunu okuyun diye
size
aşağıda bir link daha veriyorum
http://www.yeniarayislar.com/elestiri/elestiri_arsiv/kurankaynak.htm
Burada
da Kuran ayetlerinin ne zaman hangi şartlar altında kim tarafından
nasıl
derlendiği hakkında bilgi mevcut.
Azıcıkta
üzüm yeyin dedim ama siz bağcı dövmeye alışmışsınız....
"'Yumurtanın
sperm ile aynı hisseye sahip olduğu halde Kuranda bahis
bulmama
sebebi başka bir tartışmanın konusu olabilir ancak...'"
Başka
bir tartışmadan kastım İslamda Kadın konusudur.(şimdi ne alakası var
falanda
dersiniz siz...)
"Konular
hakkında yeterince bilgin yok."
Doğrudur.İyi
biliyorum diye bir iddiamda yok zaten...
Ancak
karalamak değil öğrenmek amacı ile araştırıyor ve tartışıyorum.
Haa
unutmadan "Aleka" nın manasını araştırdınız mı???
İnanan
insanlar tarafından çok sağlam bir kaynak olarak bilinen Elmalılı
Tefsiri
Şöyle diyor:
"Sonra
sizi bir nutfeden, bir meniden, daha doğrusu menideki tohumdan,
"sonra
bir alekadan", yani erkeğin spermasının kadının yumurtacığını
aşıladıktan
sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir maddeden, sonra
yapısı
belli belirsiz bir çiğnemlik bir et parçasından yarattık. Sizi o kan
pıhtısından
meydana gelmiş, yaratılışı kısmen belirmiş kısmen de belirmemiş
bir
çiğnemlik etten yarattık. "
Demekki
Kuranda Ovumdan da bahsediliyormuş.
Aleka
nın anlamı yukarıda yazıyor...
Bu
arada bu Hacc suresi 5. ayetin tefsiridir ))
Ha
siz Elmalı'lı M.Hamdi Yazır da bilmiyor der iseniz, biz size ne diyelim
"Bekliyoruz
!
Öyle
hemen son mesaj yok,sonuna kadar götüreceğiz sizi!"
Haklıymışsınız
Son
mesaj değilmiş...)
Ama
bu son.
Bak
yazmayı unuttum
http://www.bebek.com/Content/Detail.asp?ContID=1333
Bu
linktede
"Hatta
bebeğinizin kalbi bu hafta atmaya başlamıştır. Artık bir üzüm
büyüklüğündedir
(yaklaşık 16mm ve 2 gram)."
Bu
link embriyonun gelişiminin 8. (yazıyla sekiz) haftasındaki gelişimini
anlatıyor.
Siz
7. Haftada duyulur demiştiniz değilmi???
Saygılarımla...
ayetullah
(no
login)
81.213.0.68
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 7:39 AM
=====================================================
Haa
unutmadan "Aleka" nın manasını araştırdınız mı???
İnanan
insanlar tarafından çok sağlam bir kaynak olarak bilinen Elmalılı
Tefsiri
Şöyle diyor:
"Sonra
sizi bir nutfeden, bir meniden, daha doğrusu menideki tohumdan,
"sonra
bir alekadan", yani erkeğin spermasının kadının yumurtacığını
aşıladıktan
sonra bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir maddeden, sonra
yapısı
belli belirsiz bir çiğnemlik bir et parçasından yarattık. Sizi o kan
pıhtısından
meydana gelmiş, yaratılışı kısmen belirmiş kısmen de belirmemiş
bir
çiğnemlik etten yarattık. "
Demekki
Kuranda Ovumdan da bahsediliyormuş.
Aleka
nın anlamı yukarıda yazıyor...
Bu
arada bu Hacc suresi 5. ayetin tefsiridir ))
Ha
siz Elmalı'lı M.Hamdi Yazır da bilmiyor der iseniz, biz size ne diyelim
======================================================
OHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
ÇUSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS
ayetullah
(no
login)
81.212.111.240
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 8:50 AM
incir
suresi 2. ayetinde Sina dağı üzerine yemin ediliyor
herşeyi
yaratanın everest dağından haberi yok mu
yoksa
sina dağı ile everest mi kastediliyor?
yoksa
allah kadınların aksine, 'size does not matter' şeklinde mi düşünüyor?
elmalılı
ne düşünüyor bo konuda
ahmet
kara
(no
login)
195.175.95.71
oyyy September 23 2003, 9:43 AM
kardeşim
sizin beyniniz ne kadar kıt.kuran ın indiği o devirdeki araplar nerden bilsin
everest tepesini.öle bi yazı okusalar bu ne lan diyip apışıp kalmazlarmı.ille
en yüksek tepeyemi yemin edilir.ille birşeyi eleştireceksiniz ya
saçmalayın.geçen burda biri islamın kadınlara haklar getirmediğini firavun
dönemide kadınların daha çok hakları olduğunu sölemişti ondn sonra okuduğum en
saçma yorum:)))
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 23 2003, 9:58 AM
Güzel
kardeşim,
1.5
cm uzunluğu var,ağırlığı 30 gram diyorsun,
sonrada
16
mm (1.6 cm) uzunluk ve 2 gram ağırlıktan bahsediyorsun.
Sana
saçmaladığını göstermek için özgül ağırlık hesabı yapıyorum hala anlamıyorsun.
İnsan
her okuduğu her duyduğu şeye öyle pat diye inanmamalı,yoksa komik oluyor,azıcık
kafanı çalıştır düşün,hiç 1.5 cm embrio 30 gram gelir mi?
Demirden
olsa gene gelmez !
'"Hatta
bebeğinizin kalbi bu hafta atmaya başlamıştır. Artık bir üzüm
büyüklüğündedir
(yaklaşık 16mm ve 2 gram)."
Bu
link embriyonun gelişiminin 8. (yazıyla sekiz) haftasındaki gelişimini
anlatıyor.
Siz
7. Haftada duyulur demiştiniz değilmi???'
Güzel
Ataman,
ne
yapmaya çalışmaktasın,tereciye tere satan ancak komik olur.
Bakalım
ne demişim !
'Herneyse
7 haftalık çocuğun ultrasound'da neredeyse kalp atışı açık seçik görülür.'
Birincisi
duyulur dememişim GÖRÜLÜR demişim,
İkincisi
NEREDEYSE demişim,yani az kalmış demişim!
Ben
ne yazdığımı hesap eder yazarım,kıvırdığım da görülmemiştir.
Diplomayı
bakkaldan almadım !
Elmalı
tefsirini sunmanız son derece saçma,çünkü Elmalı Tefsiri,bu Bilimsel Gerçekler
ortaya çıktıktan sonra yazılmıştır,uydurma çabasının ürünüdür.
Ayrıca
Elmalı nın ne dediğine güvenmemenizi tavsiye ederim,bu hususta başka yorumları
da var.
Bakalım
verdiğin Linkte ne yazıyor?
'Zeyd’in
yaptığı, sadece getirilen malzemenin vahiy olup olmadığına dair şahitleri
dinlemek ve vahiy olduğu kesinlik kazanan metinleri bir kenara yığmaktır. Yazma
işleminin, özellikle, ezberden okunan vahiyler için düşünülmesi daha mâkuldur.
'
İşte
okuduğunuz kitap budur,Siz bu kitabın İlahi vahiy olduğuna nasıl
inanıyorsunuz?Vahiy,vahyedildiği Peygamberin değil de 2. veya 3.ağızdan
yazılıyor,2 şahit ok dedi mi,taz gitsin!
Gerçekten
çok komik !
Devam
edelim !
'Kur'an
vahiylerinin Hz. Osman devrinde derlenmesi Hz. Ebû Bekr devrindeki derlemeden
farklı bir sebebe dayanmaktadır. Hz. Ebû Bekr ve Ömer’in endişesi, bizâtihî
Kur’an vahiylerinin yok olması iken, Hz. Osman’ın endişesi, yok olmaktan
kurtarılan Kur'an vahiylerindeki farklı okunma özelliğinin ümmetin birliğini
bozup siyâsî kargaşaya sebep olmasıydı.'
Her
isteyen bir Kuran uydurmuş,ne güzel linkler buluyorsun böyle !
Devam,
'zaten
Hz. Ömer’in özel bir malı imiş gibi kızı Hafsa Vâlidemize miras kalmıştı. Demek
ki Hz. Osman devrindeki derlemenin sebebi, o günkü kur'an nüshaları arasındaki
farklılıklardır.'
Neler
duyuyoruz!
'Ama
insanlar savaş vb. sebeplerle bir araya gelince, okuduklarının birbirini
tutmadığını görerek, işi, yekdîğerini tekfir etmeğe kadar vardırmağa başladı.'
Çok
basit herkes işine geldiği gibi okuyodur !
Bak
bak bak !
Kuranın
benzeri yazılır mı?
Yazılmış
da haberimiz yok !
'
Hz. Osman işin önemini kavramış ve bir mecliste şöyle demişti: “Ey Peygamber'in
arkadaşları! Sizler burada, benim yanımda bulunduğunuz halde, Kur'an hakkında
anlaşmazlığa düşüp farklı tarzlarda okuyorsanız, uzağımda bulunan diğer
şehirlerin ahalisi sizden daha şiddetli anlaşmazlıklara düşüyor; çok daha
farklı okuyorlar demektir. Artık bir araya gelin de herkesin esas alacağı bir
(imam) mushaf yazın”.'
yani,hepinizin
üzerinde anlaşacağı bir Kuran yazın olsun bitsin,Yani Kuranın benzerini
yazın,bak sen !
Ataman
sana ne kadar teşekkür etsek azdır !
Görüldüğü
gibi,Kuran'ın o kelimesinden bu sesli harfinden mana çıkarmanız için hiç bir
gerekçe yoktur.
Kuran,Peygamber
devrinden son haline gelene kadar oldukça önemli değişiklikler
geçirmiş,Elinizdeki kitaba bakıp ta işte bu Allahın indirdiği Kuran diyorsanız
bu sizin saflığınız veya cehaletinizdir.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
deneme September 23 2003, 11:14 AM
Eğer
tüm nedenlerin nedeni,ilk neden olan Allah ise,geçmişte bir yerlerde bu
nedenlerin hiç birinin yaratılmamış olduğu bir dönem olmalıdır.
Aksi
takdirde bir şeyin İlk neden olduğunu söyleyemeyiz.
Hiç
bir şey yaratmamış bir Allahın olduğu bir dönem olmalı veya,geçmişte bir
dönemde Allah hiç bir şey yaratmamıştı,sadece Allah vardı diyebilmeliyiz.
O
halde,önce sadece Allah vardı,sonra bir şeyler yaratmaya başladı.
Peki
Allah,ilk önce neyi yarattı,neden yarattı ve seçimini neye göre yaptı?
Kelam
ilmine göre tüm yaratılmışlar mümkin dir,yani varlığı olsa da olur,olmasada
olur,varlıkları zorunlu değildir.
O
halde Allah ilk yarattığını keyfi olarak yarattı dememiz gerekir,yoksa Allah
onu yaratmaya mecburdu gibi bir sonuç çıkar ki,bu da Allah kavramına aykırıdır.
Peki
Allah keyfi hareket edebilir mi?
Allah,sıfatı
gereği her şeyin bilgisine sahip olmalıdır,yani kendi yapmış olduğu ve yapacağı
işleri de,Türkçesi kendi geçmişini ve geleceğini de bilmelidir.
Allahın
geçmişi ve geleceği varmıdır?
Vardır,bu
doğal olarak kendisi ortaya çıkmaktadır,ve bizzat kendisi geçmiş ve gelecekten
bahsetmektedir.
Eğer
Allah geleceğini önceden biliyorsa,neyi yaratacağını da daha yaratmadan önce
biliyor olması gerekir.Çünkü Allah her şeyi bilmek zorundadır.
Peki
bir şeyi yapmadan,yapacağını nereden biliyor?
Bu
bilgi nereden geliyor?
Eğer
Allah,ne yapacağını önceden biliyorsa,Allah tümü ile sınırlanmış ve belli bir
kader üzerinde gidiyor demektir,hiç bir özgürlüğü yoktur.
Allah,önceden
bildiği şeyden değişik bir şey yapmaya kalkarsa,Allahın önceki bilgisi
yanlışlanmış olur,Bu Allah kavramına aykırıdır.
Demek
ki Allah neyi biliyorsa onu yapabilir?
Neyi
yaparsa onu bilemez?
Çünkü,önceki
bilgisi eksik olur!
Yani
Allah,'Kimin daha kıyak olduğunu bilmek' için bir evren yaratamaz,bunu
bilmiyorsa zaten Allah değildir.
Allah
sınav da yapamaz,çünkü sınav yapması için sonuçları önceden bilmemesi
gerekir,oysa Allah sınav sonucunu bildiğinden,yaptığı işe sınav denmez.
Her
şeyi bilmedeki bir diğer sorun,ezeliyet ve ebediyet kavramlarında ortaya çıkar.
Eğer
Allah hep vardı ise,sonsuz geçmişinin bilgisine nasıl sahip olabilir,ya da
sonsuz geleceğinin?
Her
bildiği eksik olmak zorundadır çünkü ne bilirse bilsin,sonsuz ondan daha
fazladır.Nasıl ki biz sonsuz sayıları bilemiyoruz bunu Allah da
bilemez,Sonsuz'un bilgisi olmaz.Kendisi de sonsuz olduğuna göre,kendisi
hakkında da,gerek geçmişinde gerek geleceğinde yeterli bilgiye sahip olamaz.
Peki
o halde Allah hep var olduğunu ve var olacağını,nasıl bilebilir?
Ne
kadar geriye giderse gitsin hep vardır,Ama sonsuz kadar geriye gitmesi gerekmektedir,Bunun
içinde hem önünde hem arkasında sonsuz zaman olmalıdır,sonsuz zamanın taşıdığı
bilgide sonsuzdur,bu sebeble Allah hiç bir zaman gelecek ve geçmiş hakkında tam
bir bilgi sahibi olamayacaktır.
Tam
bir bilgi sahibi olması başı ve sonu olmasını gerektirir.
Tekrar
başa dönelim,yaratmamış bir Allah,önceden bildiği üzere yaratacak,buradaki
birinci sorun,Allahın değişikliğe uğraması,yani Allah yaratmamış bir
Allahtan,yaratmış bir Allaha dönüşecektir.Yani Allah var ve hiçbir şey yok
durumu yerini Allah var ve bir şeyler var durumuna terkedecektir.İki durum
arasındaki fark Allahın temel sıfatına aykırıdır,Allah değişiklik
gösteremez.Önce şöyleydi,şimdi böyle olamaz.
O
zaman yaratılanlarda ezeli olmalı ve Allahın konumunda hiç bir değişikliğe yola
açmamalı,bu defa da onların yaratılan olma sıfatı tehlikeye düşer ve
yaratılanların konumundaki değişiklik,yine Allahın konumunun değişmesine sebep
olur.
Yine
farzedelim sadece Allah var ve ilk yaratmasını yapacak,bunu da keyfi olarak
belirliyemiyor ve önceden bilgisine sahip.Yaratılan her ne ise bir başı
olacağından zaman gerektirir,Yaratan,yaratılandan önce var olmak zorunda
olduğundan yaratma işlemini zamanda yapmak zorundadır,yani önce 'OL'
diyecek,sonra olacak ve ikisi arasında bir zaman geçmesi gerekecek,Zaman
olmadan,sebeb olma mümkün değil.Demekki zamanın yaratılanla başlaması mümkün
değil,yaratılandan önce zaman yoksa,onun bir sebebi olduğu veya yaratıldığı
söylenemez,çünkü yaratan,yaratılandan ÖNCE var olmalıdır,bu da zamanı
gerektirir.
Yaratılanın
yerine Zamanı koyalım,velev ki zamanı Allah yarattı ise Zamanı yartmadan ÖNCE
de zaman olmalı,yoksa sebebin nedenden önce gelmesi gerektiğinden, Zamanın bir
sebebi olduğunu söyleyemeyiz,Zamanı Allah yarattığını söyleyemeyiz.
Eğer
Zaman dan önce Zaman varsa da açıkça zamanın yaratılması saçma olur,çünkü zaten
var !
Demek
olur ki zaman yaratılmadı,eğer Allah varsa Zaman da olmak zorunda.
Allahı
Zamanın dışına koyabilir miyiz!
Koyamayız
birinci sebeb,o zaman yaratılanların yaratanı olduğunu,sebebi olduğunu söyleyeymeyiz,
İkincisi,Zaman
yoksa VAR layamayız.
Bir
şey her ne ise Zamanda var olabilir,Varlığın Referansı zamandır,Yokluğun
referansı gene zamandır.
Birşeyin
var olduğunu söylememiz için zaman olmalıdır !
Zaman
akmadan bilgi oluşamaz,hareket olmaz,düşünme olmaz,yaratma olmaz,kitap gönderme
olmaz,konuşma olmaz,Tanrının herhangi bir etkinlik yapması mümkün olmaz ve var
olması mümkün olmaz.
Tanrı'nın
zamanın hem dışında ,hem içinde olması mümkün mü?
Bunu
da sonra irdeleriz.
ayetullah
(no
login)
81.212.200.91
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 12:41 PM
ahmet
kara
'kardeşim
sizin beyniniz ne kadar kıt.kuran ın indiği o devirdeki araplar nerden bilsin
everest tepesini.öle bi yazı okusalar bu ne lan diyip apışıp kalmazlarmı.ille
en yüksek tepeyemi yemin edilir.ille birşeyi eleştireceksiniz ya
saçmalayın.geçen burda biri islamın kadınlara haklar getirmediğini firavun
dönemide kadınların daha çok hakları olduğunu sölemişti ondn sonra okuduğum en
saçma yorum:)))'
allahın
belağati çağlar üstü bir kitap yazmaya yetmemişmi ?
başka
şekilde belağat mucizesi gösteremez miydi?
(herşeyden
önce belağat üzerine mucize olmaz)
bana
kıt akıllı diyorsun ya, sina dağı üzerine yemin ederim ki, senden çok çok fazla
akıllıyım
avucunu
yalayacaksın ahmet kara
ne
cennetine ne de hurilerine kavuşacaksın
sahte
peygamberinin yanına gideceksin sen de
ama
ben üzülmeyeceğim
çünkü
bu yüzsüzlük ve kıt zekalıkla herşeyi hakediyorsunuz
Darvinist
(no
login)
80.135.117.68
Her şey dahada eski September 23 2003, 12:52 PM
Bu
konu başladığı yerden biraz farklı bir yere gitmiş olsada, örnek bir tartışma
haline gelmiş durumda.
İnsanın
yaradılış efsanesine burada çok değinildi. Sümer’lerin tabletlerinde, semavi
dinlerin anlattığı yaradılış efsanesine benzer başka hikayelerin bulunduğu
bugün bir çok kişi tarafından bilinmekte.
İnsanın
yaradılış konusunda bundan kısa bir süre önce Discovery Channel de izlediğim
bir belgeselde gördüklerimi kısaca anlatmak istiyorum.
Belgeselin
konusu, Avustralya’nın yerli halkı ‘Aboriginals denilen’ ile ilgili idi.
Avustralya
yerlilerinin işlediği sanat dallarından biri, mağara ressamlığı. Mağara
duvarlarına, püskürme tekniği kullanarak muhteşem eserler yaratıyorlar.
Sanatçılar, boya maddelerini ağızlarında çiğneyerek ince hamur haline
getiriyorlar ve, şablonlu, şablonsuz olarak duvara ağızlarındaki, boya hamurunu
püskürerek resimleri yapıyorlar.
Bu
sanatı icra edenlere ‘sanatçı’ diyorlar.
İnsanın
Dünya’ya gelişini, yani yaradılışını şöyle anlatıyorlar:
Sanatçılar
sanatçısı (Bu şekilde en büyük en büyük sanatçı olan Tanrı tarif ediliyor),
Dünya’yı yarattıktan sonra, yaratmış olduğu eserin üzerinde gezmeye çıkar.
Gezerken çamurluk bir yerden geçme durumunda kalır. Ayaklarına sıvaşan çamura
bakar, çamurdan bir avuç alır ve çamurdan bir adam yapar. Sonra yine bir acuç
çamur alır birde kadın yapar. Her ikisini yere koyar ve onlara can üfürür ve
erkek ve kadın canlanır ve törerler.
Bu
efsane ilk isanın yaradılışını anlatmakta.
Semavi
dinlerinde ve onlardan önceki dinlerde anlatılan efsanelere ne kadar
benzediğini özellikle anlatmaya gerek yok.
Avustralya’lı
yerlilerinin efsanesini enteresan kılan husus, bu yerlilerin, bu günden,
takriben 50.000 yıl önce Avustralya’ya gelmiş olmaları. Takriben derken, bu rakamda
yanılma oranı belki 5-10bin yıldır.
Sümer
tarihi hakkındaki biligiler yazı tabletleri sayesinde bilinmekte. Fakat
Sümerler efsanelerini yazı ile aynı zamanda bulmuş olamıyacaklarına göre,
tabletlerde anlatılan efsaneler o zamana dek ağızdan ağıza anlatılarak
hafızalarda kalmış. Avsutralya yerlileri insanın yaradılış efsanesini bu denli
benzer bir verziyonda anlatmaları, bu efsanenin kökeninin yazılı tarihin pek
çok daha öncesinden olduğunu göstermekte. Bu zaman süresine bakılırsa, semavi
dinlerin ve hatta Sümer tarihinin anlatmış oldukları, henüz dün anlatılmış gibi
yeni sayılır.
Darvinist
ataman
(no
login)
194.27.15.155
deha September 23 2003, 1:35 PM
Arkadaşım
yazmayacağım dedikçe yazdırıyorsun zorla...
İlkin
1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.
Yanlış
var ise onların yanlışıdır.
Gayetlede
ciddi bir sitedir.
İkincisi
görülür yada duyulur deyin farketmez kalp yedinci haftada atıyor
demiştiniz.
Bebek.com
sitesi ise kalp 8. haftada atmaya başlıyor diyor.
Siz
terecimisiniz bilmiyorum ama Bebek.com da bir çok insanın başvurduğu
güvenilir
bir sitedir.
Ben
bir iktisat mezunu olarak gebelik ile ilgili bilgileri tabii ki bu
sitelerden
alacağım.
Zaten
siz ilk yazıda "neredeyse" diyerek kendi kıvırma payınızı hesap
ederek
yazmışsınız.
Hesaplı
yazdığınız doğrudur. Ancak gebeliğin ilk üç ayında bebek çok hızlı
bir
gelişim gösteriyor "okuduklarımdan anladığım kadarı ile" size kısacık
gelen
bir haftalık süre bebeğin gelişiminde oldukça uzun bir süre
oluyor.Yani
"neredeyse" kelimesi ile ifade edilemiyor...
Ayrıca
30 yada 3 gr.olması farketmez.Neticede şekil olarak benzediği şeyin
kurandaki
benzetmeye uygun olup olmadığını tartışıyoruz.
Kısa
kesin
Soru
şu " benziyormu, benzemiyormu"
Sıkıştığınız
yerde bana saldırarak fikir savunmayın.
Biz
bu noktaya nereden geldik???
Hacc
suresi 5
Siz
neden bahsediyorsunuz "Ceninin özgül ağırlığı"
Sizin
yaptığınız şüphe oluşturmaya çalışmak Fikre gücünüz yetmeyince bana
bulaşıyorsunuz.
Elaka'nın
Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan
yazıyorum.Güvenilmez
diyorsunuz.
O
linkte ki yazıyı bir daha okuyun.
Orada
Kuranı geleneksel sıraya göre yazanın kim olduğu yazıyor.
Kim
? Zeyd B.Sabit
Peki
Zeyd B. Sabit kim ??
Peygamberin
vahiy katiplerindendir. Kuranı ezbere bilen bir sahabedir.
Zaman
zaman Hz.Ebubekir'e vekalet ettiği bile söylenir.
Peki
ne yapmış Zeyd ??
Sadece
kendi ezberine güvenmemiş başka kaynakları da araştırmış.
O
zamanın Arap mantalitesinde, son derece gelişmiş ve yaygın halde bulunan
ezber
anlayışının, henüz ilkel olan yazıya nazaran çok daha önemli ve
güvenilir
bir nakil vasıtası olduğu gerçeğini unutmayalım.
Hz.Ebubekir
zamanında derlenen Kuran, Hz.Osman zamanında farklı yerlerde
farklı
olarak okunmaya başlanmış.Ancak Hz.Ebubekir zamanında derlenmiş bir
Kuran
var.Farklı yerlerde farklı okunan Kuran o.
Hz.Osman
zamanında Zeyd işte o Kuranı sadece çoğaltmıştır.
Ancak
bu çoğaltma işi yeniden derlenme gibi yapılmış daha sonra Hafsanın
elindeki
Hz.Ebubekir zamanında derlenen mushaf ile karşılaştırılmış ve temel
mesaj
açısından ciddiyet arzetmeyen bir takım farklılıklar olduğu
görülmüştür.Ancak
daha doğru olan bu ikincisidir.
İmla
yanlışlarının düzeltilmesi gibi algılanabilir.Örnekler linkini verdiğim
yazıda
var.
İşte
bugün elimizde olan Kuran Hz.Osmanın çoğalttırdığı Kurandır.
Yazıda
anlatılan olaylar ve Kuranda yapıldığı söylenen değişiklikler
herkesin
malumudur.
Ancak
bu Kuranın Allah kelamı olduğu gerçeğini değiştirmez.
Ben
o yazıdan bunları anlıyorum...
Siz
ise "Tencere çalıyorsunuz"
Çalın
çalın çıkan gürültüyle oynayacak birileri bulunur...
Önce
"Kuranı Hz.Muhammet yazdı dediniz yazarkende tevratı taklit etti"
dediniz.
sonra
"Bir Hacc suresi örneği attınız ki ortaya neticesinde embriyonun özgül
ağırlığından
girildi sizin diplomanın bakkaldan alınmadığından çıkıldı"
Sonra
size bir link verdik oradanda "Kuran allah kelamıdır da kullar
değiştirmiş"
manasında birşeyler karalamışsınız.
Neyin
ne kadar değiştiği orada yazıyor...
Siz
ne yapıyorsunuz bir ton zorlama yorum...
Saçma
sapan ipe sapa gelmez yorumlar...
Mesela
"2 şahit ok dedimi yaz gitsin"
Yazanın
adı Zeyd Bin Sabit arkadaşım. Peygamber sahabesi adam Vahiy katibi
ve
Hafız
Ayrıca
Hz.Osman zamanındaki çalışma beş sene kadar sürüyor.Öyle yaz gitsin
değil
yani...
Yada
"Her isteyen bir Kuran uydurmuş,ne güzel linkler buluyorsun böyle"
"Çok
basit herkes işine geldiği gibi okuyodur !"
Her
isteyen bir Kuran uydurmasın diye Hz.Osman zamanındaki derleme ve
çoğaltma
yapılmıştır.
Yada"yani,hepinizin
üzerinde anlaşacağı bir Kuran yazın olsun bitsin,Yani
Kuranın
benzerini
yazın,bak sen !"
Hz.Osman
o mecliste sorunu ifade etmiştir.Ortaklaşa bir Kuran yazın
dememiştir.
Dedim
ya "Tencere çalıyorsunuz"
Birde
Elmalılı hususu varki tam evlere şenlik.
Elmalılı'ya
güvenmeyip sana mı güvenecektim arkadaşım...
Benim
elimdeki Kuran Allah kelamıdır.Siz ne derseniz deyin
Bakın
bu tartışmayı burada noktalayalım.Nasılsa Ne siz ne ben ikna olmayacak
bu
işi bir sonucada vardıramayacağız.
Ancak
Size karşı saygımı yitirmeye ve kızmaya başladığımı hissediyorum.
Ne
ilginçtir ki Cevap yazmadan da duramıyorum.
Sizin
cevaplarınızda üslubunda seviye kaybettiğini görüyorum
Aynı
şey benim yazdıklarımda da var
Sizden
ricam burada noktalamamız.
Saygılarımla...
ayetullah
(no
login)
81.213.0.10
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 2:20 PM
'İlkin
1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.
Yanlış
var ise onların yanlışıdır.'
bu
derece saçma şeyleri, düşünüp tartmadan neden yazıyorsun
OHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
ÇUSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSSS
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
ataman September 23 2003, 2:54 PM
'Arkadaşım
yazmayacağım dedikçe yazdırıyorsun zorla...'
Sen
yazmasan,ben yazmasam,
Nasıl
çıkar karanlıklar aydınlığa !
'İlkin
1,5 cm 30 Gr Benim Hekimce sitesinden aldığım bir bilgidir.
Yanlış
var ise onların yanlışıdır.'
Yanlış
onların deyip sıyrılma,aktardığın bilgiden sorumlusun,düşün taşın öyle aktar.
Vucudun
kaçta kaçı su?Suyun 1 cm3 ü kaç gram gelir?
Bunu
nasıl bilmezsin?
Her
okuduğuna neden inanırsın da bir tek bize inanmazsın?
'İkincisi
görülür yada duyulur deyin farketmez kalp yedinci haftada atıyor
demiştiniz.
Bebek.com
sitesi ise kalp 8. haftada atmaya başlıyor diyor.'
Güzelim
NEREDEYSE demişim üstelik yedi desem bile yedi ile sekizi çok fazla zaten
ayırdedemezsin,kim hangi gün hamile kaldığını biliyor,bunlar Son Adet Tarihi
ile hesap edilir veya makinelerin kafa çapı gibi belli parametreleri ile hesap
edilir.Doğruya yakın bilgilerdir,ortalamaları alınır.
Çok
anlamsız konuşuyorsun !
'Siz
terecimisiniz bilmiyorum ama Bebek.com da bir çok insanın başvurduğu
güvenilir
bir sitedir.'
O
siteyi kimin hazırladığını bilmiyorum ancak benden aldığın bilgiler daha
güvenilir veya en az o kadar güvenilirdir,çünkü ben Tereciyim,Tereci diplomam
var,akletmezmisin !
'Siz
neden bahsediyorsunuz "Ceninin özgül ağırlığı"
Sizin
yaptığınız şüphe oluşturmaya çalışmak Fikre gücünüz yetmeyince bana
bulaşıyorsunuz.'
Gereksiz
suçlamalar !
'Elaka'nın
Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan
yazıyorum.Güvenilmez
diyorsunuz.'
Elmalılı
herkesce nasıl güvenilir bir kaynak olsun.
Maç
ediyoruz,sizin takımın kalecisini nasıl hakem yaparız !Anlasana o sizden !
'Orada
Kuranı geleneksel sıraya göre yazanın kim olduğu yazıyor.
Kim
? Zeyd B.Sabit'
Onu
biliyoruz,nüzul sırası ortada iken neden böyle bir sıraya gerek duymuş !
'Hz.Ebubekir
zamanında derlenen Kuran, Hz.Osman zamanında farklı yerlerde
farklı
olarak okunmaya başlanmış.Ancak Hz.Ebubekir zamanında derlenmiş bir
Kuran
var.Farklı yerlerde farklı okunan Kuran o.
Hz.Osman
zamanında Zeyd işte o Kuranı sadece çoğaltmıştır.'
Yani
Zeyd farklı terlerde farklı okunan Kuranı çoğalttı ise,bu işlem,farklı yerlerde
farklı okunmasının nasıl önüne geçer!
Neden
düşünmeden yazarsın?
'Ancak
bu çoğaltma işi yeniden derlenme gibi yapılmış daha sonra Hafsanın
elindeki
Hz.Ebubekir zamanında derlenen mushaf ile karşılaştırılmış ve temel
mesaj
açısından ciddiyet arzetmeyen bir takım farklılıklar olduğu
görülmüştür.'
Sadece
çoğaltırken biraz da derlemiş!
Sen
ne dediğinin farkındamısın?
Resmen
kıvırıyorsun !
İki
mushaf farklı ise demek ki en az birisi Kuranın benzeri ,belki de ikiside !
'Ancak
daha doğru olan bu ikincisidir.'
Sen
öyle diyorsan öyledir!
'İşte
bugün elimizde olan Kuran Hz.Osmanın çoğalttırdığı Kurandır.'
Onu
biliyoruz,niye sırayı değiştirmişler?
'Ancak
bu Kuranın Allah kelamı olduğu gerçeğini değiştirmez.'
Güya
Kuran da 'Kuranı biz indirdik onu biz koruyacağız' yazar (Hicr 9)
'Mesela
"2 şahit ok dedimi yaz gitsin"
Yazanın
adı Zeyd Bin Sabit arkadaşım. Peygamber sahabesi adam Vahiy katibi
ve
Hafız'
vahiy
katibi ise zamanında düzgün yazsaymış ya !
Neden
şahit arıyor?
'Ayrıca
Hz.Osman zamanındaki çalışma beş sene kadar sürüyor.Öyle yaz gitsin
değil
yani...'
Bu
daha kötü,demek ne kadar karışık bir durum var ki 5 senede içinden çıkılamıyor.
Yani
elimizdeki Kuran 5 senelik ince taktik ve hesapların sonucu.
herkes
ezbere ve doğru bilse,neden beş sene uğraşılsın !
'Her
isteyen bir Kuran uydurmasın diye Hz.Osman zamanındaki derleme ve
çoğaltma
yapılmıştır.'
hayır
bu bir önlem değil!
Her
isteyen uydurmasın diye değil,uydurduğu için,yazıda yazan ortada,kıvırttırma
bakim !
'Birde
Elmalılı hususu varki tam evlere şenlik.
Elmalılı'ya
güvenmeyip sana mı güvenecektim arkadaşım...'
Bilgin
o kadar olduğu için,zamanla Elmalılının hatalarını bir bir görürüsün !
'Benim
elimdeki Kuran Allah kelamıdır.Siz ne derseniz deyin'
Bunun
için bir kanıtınız yok ve sizi zorlamayacağım,1.5 cm lik Ceninin 30 gram
olabileceğine inanan her şeye inanır.
Noktalamaya
gelince ben,bana sorulanlara cevap verdim,yazılanlara cevap verdim.Başlatan
sizsiniz onlarca abuk subuk sorunuza sabırla cevap verdim,
Başlatan
olduğunuz gibi,
Bitirecek
olan da sizsiniz.
ayetullah
(no
login)
81.213.13.236
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 23 2003, 3:06 PM
'Yanlış
var ise onların yanlışıdır.Ben bir iktisat mezunu olarak gebelik ile ilgili
bilgileri tabii ki bu
sitelerden
alacağım.'
ilerde
hamdi yazır'ın da hataları çıkınca onun için de 'ben ne anlarım arapçadan,
kurandan, tefsirden, ben kek bir iktisatçıyım, kandırmışlar beni...' mi
diyeceksin
'Elaka'nın
Kurandaki manasını herkezce güvenilir kabul edilen bir kaynaktan yazıyorum.Güvenilmez
diyorsunuz.'
bir
elaka kelimesinden 'erkeğin spermasının kadının yumurtacığını aşıladıktan sonra
bir kan pıhtısı şeklinde görünen bir madde' anlamını çıkarmak ancak komedi
dizilerinde görülebilecek bir zırvadır.
hamdi
yazır kimler tarafından kabul görmüş, kimlerden güvenoyu almış?
avucunuzu
yalayacaksınız
ne
bir köşk, ne de bir huri
eğer
şanslıysanız kurtlara ziyafet olacaksınız
eğer
gerçekten yaratıcı(lar) varsa
'ben
size az da olsa zeka verdim, siz benim adıma yalan söyleyen bu sahtekarlara ve
zırvalarına inandınız...' diyecek ve sizi cehennemine atacak
izafi
(no
login)
203.26.24.211
- September 23 2003, 4:48 PM
"avucunuzu
yalayacaksınız
ne
bir köşk, ne de bir huri
eğer
şanslıysanız kurtlara ziyafet olacaksınız
eğer
gerçekten yaratıcı(lar) varsa
'ben
size az da olsa zeka verdim, siz benim adıma yalan söyleyen bu sahtekarlara ve
zırvalarına inandınız...' diyecek ve sizi cehennemine atacak"
Nerden
bildin?...
Gittin
konustun mu?...
Vahiy
mi geldi?...
Yoksa
bu defalık tersten mi üfledin?...
Sen
kimsin?...
Kendi
sanılarından baska nesin?...
Everest
dağına yemin etsen nolacak?...
Sahsen,
Kurtlara
ziyafet olacak kadar sanslı olmanı dilerdim...
Unutma!..
İnanmamanın
savunması yapılabilir belki ama..
Alayın
asla!...
Ateistsen
de Adam ol!...
cunyor
(no
login)
81.212.15.236
deha - tüm nedenlerin nedeni September 24 2003, 11:14 AM
Yazınızda
defalarca "önce", "önceden", "sonra" kavramlarını
kullanmışsınız.
Ben
derim ki, zaman da yaratılmıştır. Bu nedenle, Allah için "önce",
"sonra"
gibi
kavramarı kullanmak ve anlamak ta çok kolay olmasa gerek. hatta belki
de
bu yapımızla imkansız olabilir. Bu nedenle bu şekilde bir felsefi
yaklaşım
yanlış diye düşünüyorum.
ayetullah
(no
login)
81.212.111.137
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 24 2003, 11:39 AM
izafi
'Nerden
bildin?...
Gittin
konustun mu?...
Vahiy
mi geldi?...
Yoksa
bu defalık tersten mi üfledin?...
Sen
kimsin?...
Kendi
sanılarından baska nesin?...
Everest
dağına yemin etsen nolacak?...
Sahsen,
Kurtlara
ziyafet olacak kadar sanslı olmanı dilerdim...
Unutma!..
İnanmamanın
savunması yapılabilir belki ama..
Alayın
asla!...
Ateistsen
de Adam ol!...'
sen
bir dingilsin.
ben
ne everest dağı üzerine ne yemin ederim ne de bana vahiy gelir. ama tarzım
deha'nın tarzı değil. o çok sabırlı, uzun uzun yazdığınız demagojilere,
üşenmeyip mantıklı açıklamalar yapıyor, ama gene de fayda etmiyor.
bense
sizin dilinizden daha iyi anlıyorum. size sizin salaklığınızla cevap veriyorum.
bu da sizi deli ediyor, biliyorum. ne kadar salak olsanız da, 'ulan valla herif
doğru mu diyor yoksa, bu allah eğer herşeyi yaratansa, neden sina dağı üzerine
yemin etmiş, düşünememiş mi acaba, zaman geçicek, değişik coğrafyalara gidecek
bu kitap, ve insanlar ''ulan niagara şelaleleri varken, everest dağı varken bu
sina dağı da ne bok, sallamış mı lan yoksa bu muhammet...'' ' diye içinize kurt
düşüyor...
sen
de avucunu yalayacaksın izafi
eline
koca bir HİÇ geçicek
köşkü
bırak bir kulübe bile eline geçmeyecek
bırak
huriyi, kör topal bir kocakarı bile kazanamayacaksın
ben
adamım hem de senin sülalendeki tüm adamların toplamından daha fazla ederim
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Zaman konusu ! September 24 2003, 12:45 PM
'Yazınızda
defalarca "önce", "önceden", "sonra" kavramlarını
kullanmışsınız.'
Haklısınız,
bunların bir bölümü tırnak içinde olmalı.
'Ben
derim ki, zaman da yaratılmıştır. Bu nedenle, Allah için "önce",
"sonra"
gibi
kavramarı kullanmak ve anlamak ta çok kolay olmasa gerek. hatta belki
de
bu yapımızla imkansız olabilir. Bu nedenle bu şekilde bir felsefi
yaklaşım
yanlış diye düşünüyorum.'
Zamanın
'yaratıldığı' veya bir başı olduğu doğru,ama bu olgu ile Allah kavramını
yanyana getirmek pek kolay değil !Bir çok sorun çıkıyor.
Zamanın
yaratıldığını söyleyebilmemiz için zaman dan,'Önce' de,Zamanın var olması
gerekiyor.
Siz
anlayamayız diyorsunuz,ben deniyorum,zaten başlık deneme.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
zaman September 24 2003, 1:14 PM
'Ben
derim ki, zaman da yaratılmıştır.'
Siz
diyorsanız farklı bir şeydir,ama ben müslümanım Kuran da böyle diyor derseniz,o
zaman Kuran dan bunu kanıtlayacak hükümler getirmeniz gerekir.
Kuran
da zamanın yaratıldığına dair bir hüküm yoktur.
Tersine
Kuran'da Tanrı,sonsuz zaman içinde hareket etmektedir.
Cunyor
(Login
mihman)
81.212.14.79
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 25 2003, 10:28 AM
iyi
de, anladığımız anlamda "zaman"dan ve dolayısıyla "önce" ve
"sonra"dan
bahsederken
tanrı ile bu kavramları bağdaştırmak çok sağlıklı değil. Zamanın
da
bir boyut olduğunu "kabul edersek", tanrıdan bahsederken bu dört
boyutlu
evrenimizdeki
anlayışla hareket edersek, tanrının yerini kilometre cinsinden
uzaklıkla
belirlemeye benzer çalışmalarımız. tanrısal boyutta varsa bir
zaman
kavramı, bizim algıladığımız tarz bir zaman değildir bence bu ?
ASA
(no
login)
195.174.226.77
sn DEHA September 25 2003, 10:35 AM
"Kuran
da zamanın yaratıldığına dair bir hüküm yoktur.
Tersine
Kuran'da Tanrı,sonsuz zaman içinde hareket etmektedir."
(eğer
hareketi basit anlamda algıladıysanız)
Hükmünüz
yanlış. Allah(kastettiğiniz tanrı)ın Kur-an a göre sonsuz zaman içinde hareket
etmesi mümkün değildir. Çünkü O'nun haricinde hiçbirsey yoktur, onun için bir
yerde bir yere gitmesi, konsantrasyonunu bir noktaya toplaması herhangi bir
seyi bilmemesi mantıksızdır.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Mihman September 25 2003, 11:38 AM
'iyi
de, anladığımız anlamda "zaman"dan ve dolayısıyla "önce" ve
"sonra"dan
bahsederken
tanrı ile bu kavramları bağdaştırmak çok sağlıklı değil.'
Bizim
konu ettiğimiz,belirsiz olan 'Tanrı' değil,dinlerin Tanrısı,zaten genellikle
Allah diyorum.
Allahı
akılla açıklama gayretini irdeliyorum.
'Zamanın
da
bir boyut olduğunu "kabul edersek", tanrıdan bahsederken bu dört
boyutlu
evrenimizdeki
anlayışla hareket edersek, tanrının yerini kilometre cinsinden
uzaklıkla
belirlemeye benzer çalışmalarımız. tanrısal boyutta varsa bir
zaman
kavramı, bizim algıladığımız tarz bir zaman değildir bence bu ?'
Çok
haklısınız,zaten bir yazımda sanırım Melekler ve İzafiyet başlığında,Allahın
yerini km cinsinden de hesaplamıştım.
Bunlar
benim değil,dinlerin söyleminden çıkan sonuç.
Eğer
'Cebrail Allah Katına Dünya senesi ile 50.000 yılda çıkar' denirse,benim de
arada bir mesafe olduğunu çıkarsamam ve bunu hesap etmek için de Cebrailin
hızını bilmem gerektiğinden cihetle ,çeşitli olasılıklar dahilinde bunu
incelemem normaldir.
Yine
Kuran'a göre Allah Arştadır,Arş çevresinde meleklerin olduğu veya taşıdığı
somut bir mekandır.
Mülk
16 ve 17 de Allahtan açıkça 'Gökte olan' diye bahsedilir.
Hadislere
genelde girmem ama,hadislerde ve hadis tabanlı İslami yorumlarda,Allahın
Arşının uzaklığı veya km'si bahis konusudur.500 yıllık mesafeler halinde
bahsedilir.
Yine
Miraç olayında,gidilen bir mevki vardır,Göklerde bir meclis vardır,her türlü
şey Allah katından indirilir.
Allah'ın
her yerde olması mı mecazdır,
Gökte
olması mı?
Allah
mekandan münezzehmidir?
Kuran'a
göre değildir.
Kuran'ın
Tanrısının farklı bir zaman boyutunda olduğuna dair zorlamalı bir ayetten başka
hüküm yoktur.
Allah
katında,cennette dahi sabah ve akşam vardır.
'Önce'
ve 'Sonra' kavramları,anladığımız anlamda ileri giden bir zaman anlayışının
sonucudur.
Ve
Nedenselliği oluşturur.
Eğer
Tanrı her şeyin sebebidir,veya 'İLK' sebebtir derseniz,zaten kendiniz bu
anlayışı kabul etmiş olursunuz.'İLK' şu anki zamanımıza ait bir kavramdır.
Allah
önce OL der, sonra Olur !
Bu
mevcut zamandan başka bir zaman olamaz ve Nedensellik yasasına tabiidir.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Asa September 25 2003, 11:45 AM
'
Allah(kastettiğiniz tanrı)ın Kur-an a göre sonsuz zaman içinde hareket etmesi
mümkün değildir.'
Allah
ezeli ve ebedidir ne demek?
Yani
hep vardı ve hep olacak!
İki
ucu sonsuz bir zaman olmadan bu olabilir mi?
izafi
(no
login)
203.26.24.211
Re: Kuran'ın bir benzeri yazılabilir mi? September 25 2003, 1:18 PM
"ben
adamım hem de senin sülalendeki tüm adamların toplamından daha fazla
ederim"
Hazır
gaza gelmisken adam sayısını biraz artırsaydın bari...
Neyse
ben gene öyle sayayım...
Sizlere
cevaplar zamanında verildi de artık sonuç itibariyle kendi halinize
bırakıldınız...
Ateizmin
mantıgı, izahi olmaz...
Kim
neyi açıklıyormuş?...
Görmediğiniz,
bilmediğiniz varsayımlarla yola çıkıp, dogrusunun o oldugunu savunuyorsunuz...
Hep
söyledik...
Asla
emin olamazsınız...
Ben
Allah'a inanan biriyim..
Ama
bundan emin olamayan biri, olmadığından emin olan birinden çok daha
akıllıdır...
Senin
gibiler malesef bu gruba girmiyor...
Belki
ilerde daha akıllı olursun...
Allah
sorumlu kıldığı insanlara "ögüt alabileceği kadar" bol zaman
vermistir...
Yaşadiğin
sürece umut dahilindesin...
Kimin
köşke
Kimin
başka bi yerlere gideceğini en iyi Allah bilir...
Ne
biz, ne siz hiçbirseyden emin olamazsiniz...
Insan
vardır hayatının bir döneminde..
Benim
gibi
"Hem
zalime güç kudret para şöhret..
Hem
buna isyan edene niye isyan ettin diye cehennem"
diye
düşünüp "Böyle Allah olur mu" der..
Insan
vardır yine hayatının bir döneminde..
Benim
gibi...
"Daha
gerçek" bir hayat oldugunu anlayıp
İman
eder...
Herşey
gibi...
Anlayışlarda,
düşüncelerde boyut boyuttur...
Taki
senin için zamanın bitişine kadar...
Ve
bitecektir elbet...
Şimdilik
hayırlı yolculuklar!...
oguz
(Premier
Login oguz..)
Forum
Owner
81.212.179.70
sevgili Deha October 2 2003, 11:49 PM
Son
iletilerinle isi bitirmissin.
Agzina
saglik...
Son
iletiyi yazan bos kisi haric, digerlerinin dusuncelerini ogrenmek isterdim...
Bosuna
bir beklenti icindeyim,
sanirim...