Kuantum fiziği ve Tanrının tanımlanması
Quantum
fiziği ve Tanrının tanımlanması
September
26 2003 at 4:51 PM Merakli (no login)
from
IP address 194.27.192.252
--------------------------------------------------------------------------------
İlk
önce foruma yazan arkadaşlara teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Gerçekten çok
aydınlatıcısınız!
Benim
takıldığım bir nokta var. Belki de tam olarak anlamadığım (??)
Mantık'ın
"Tanrı'nın tanımlanması" yazısında baz aldığı Aristo mantığına göre,
Tanrı'nın sahip olduğu sıfatlar ile sonsuz kudrete sahip olması bir çelişki.
Peki,
Quantum fiziğinin mantığına göre aynı konuyu değerlendirirsek, bu kez aynı
çelişki ortadan kalkmış gibi gözüküyor. Çünkü, Tanrı A ve Non-A gibi iki ayrı
özelliğe ayna anda sahip olabilir, belirsizlik ilkesine göre.
Sanırım,
bu, schrödinger'in kedisi paradoksunda da mevcut olan bir şey.
Saygılarımla
Not:
Ben ateistim, lütfen forumu sabote etmeye çalışan birisi olarak görmeyin!
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Meraklı September 26 2003, 6:03 PM
'Çünkü,
Tanrı A ve Non-A gibi iki ayrı özelliğe ayna anda sahip olabilir, belirsizlik
ilkesine göre.
Sanırım,
bu, schrödinger'in kedisi paradoksunda da mevcut olan bir şey. '
Meraklı,
Schrödinger'in
kedisi kutu açılana kadar yarı ölü ,yarı diridir.
Kutu
açılınca ise;
Ya
ölüdür,
Ya
Diridir !
xxx
(no
login)
195.175.133.240
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 26 2003, 6:05 PM
indeterminizm
tanrı kavramına darbedir
evrende
temel düzeyde nedensizlik ve bunun dolayısıyla belirsizlik olması tanrısal bir
bilginin (geçmiş ve geleceğin) mevcut olmadığını gösterir. Geleceği tanrı bile
bilmiyor demektir bu çünkü böyle bilgi yoktur
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 26 2003, 7:41 PM
Teistlere
gore Tanri vardir..
Cunku
bu evren (madde) kendiliginden olusamaz..
Teistler
quantum fizigi duzeyinde Tanri'nin varligini tartisabilecek kadar sofistike
dusunurler degillerdir. Tanrisi Allah olanlar daha da az sofistikasyona sahip
garibanlardir.. Onlar Allah herseyi istedigi gibi yaratmistir der, gecerler..
Onlar icin sorun kapanmistir. Ayrintilarla hic ilgilenmezler.. Allah'a inanan
Musluman'lar icin belirsizlik ve dislama ilkeleri ve digerleri aslinda kendi
savlarini destekleyen onemli malzemelerdir. Fizik yasalari ile Tanri'nin
varligina veya yokluguna karar veremezsiniz. Bu din ve bilimi birlestirmek
demektir ki, bundan bilim buyuk olcude zedelenecektir..
Quantum
fizigine gore madde kendiliginden ortaya cikmistir. Bir yaraticiya gerek
yoktur.
Teistlerle
ateistler arasinda bazi onemli benzerlikler vardir. Her iki gorus de maddenin
yoktan var olduguna inanir. Teistlere gore yoktan var eden Allah'dir
(Tanri'dir). Tabii once kendisi yoktan var olmus, sonra maddeyi yaratmistir.
Ateistlere gore ise yoktan var olusu saglayan hicbirseylikte mevcut bazi fizik
yasalaridir. Fizik yasalarini Tanri olarak kabul edebilirsiniz. Bu durumda
aradaki farkin "semantik" oldugu kabul edilebilir...
Ancak
tartisma bu duzeyde kalmamaktadir.... Tanri'nin varligina inananlarin onemli
bir kismi (yani evrenin bir yaratici tarafindan olusturulmasi gerektigine
inananlarin cogu) ayrica dinlere de inanmakta ve ortaya din burokrasisi
cikmaktadir.. Bu degersiz ve zararli burokrasiyi kabul etmeye olanak yoktur.
Butun sorun bu burokrasiden kaynak almaktadir. Insanlar icin onemli olan
Tanri'nin olmasi ve evreni yaratmasi degildir. Tanri'nin evrene surekli
mudahale etmesi ve insanlara hukmetmesidir.
Evet..
Bir yaratici vardir elbette.. Isteyen ona Allah desin. O doganin bir parcasi ve
maddeye nasil davranmasi gerektigini dikte ettiren "fizik
yasalaridir". Bu fizik yasalarini quantum mekanigi tanimlamaktadir.
Quantum fizigi atomalti evrenle ilgili surecleri inceler.. Onlarla atom ustu
evren arasinda benzerlik yoktur. Quantum fizigi ile Newton ve Einstein
evrenlerini birlestiren bir kuram gelistirilememistir ve gorunuse gore de buna
olanak yoktur. Quantum fizigi temeli istatistige dayan bir fiziktir. Atom alti
alemde gecerlidir. Bu alemden atomustune yansiyan ise ne belirsizliktir, ne de
dislama ve kaos.. Quantum evreninden Einstein evrenine yansiyan duzendir.. Yani
bildigimiz, gozlemledigimiz, olcup bicebildigimiz, hatta ilerde ne olacagini
bile bize haber veren "klasik fizik"tir.
Bu
durumda evrenin tek bir Tanri ile yetinmesine olanak yoktur. En azindan, biri
atomalti evrende hukmeden, digeri atomustu evreni denetleyen iki ayri Tanri
olmalidir.
Tanri
varsa eger neden bir tane olsun ki?
Aralarinda
gorev yapan cok sayida Tanri olamaz mi?
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
Dalga - parcacik ikilemi, mantik ilkeleri ve Tanri September 26 2003, 7:52
PM
Ne
yaziktir ki, yazdiklarimiza yapilan guclu itirazlar da ancak ateistlerden
gelebiliyor.
Herseyden
once, su "Aristo mantigi" sozu uzerine birsey soylemek istiyorum.
Yillar once, Turkiye'nin onde gelen felsefe profesorlerinden birinin verdigi
bir felsefe seminerine katilmistim. Aylar suren bu seminerde, felsefe tarihini
bastan alip modern zamanlara kadar gelmis ve aciklamalar yapmisti. O derslerin
birinde, gunumuzde kullanilan "Aristo mantigi" sozunun Aristo'ya
yapilan bir haksizlik oldugunu soylemisti. "Aristo mantigi" diyerek
reddedilen bazi yanlis dusunce bicimlerinin, ilk olarak Aristo tarafindan
tespit edilmis mantigin uc temel ilkesi ile ayni sey olmadigini soylemisti.
Bilindigi gibi Aristo'nun getirdigi dunya gorusu yaklasik 1000 yil etkinligini
surdurmustur. Ki bu da gucunu gosterir. Entellektuel hayati o kadar etkilemis
olmali ki, ortacagdaki hristiyan teologlar da dahil olmak uzere, o kadar uzun
sure boyunca kimse karsi cikmadan onun dunya gorusunu ve dusunce bicimini
surdurmustur. Dolayisiyla, karanlik cagda rastlanan bazi dusunce bicimleri de
Aristo dusuncesine mal edilmis ve Aristo mantigi olarak algilanmaya baslanmis
anladigim kadariyla. Su anda "Aristo mantigi" diyerek kastedilen
yanlis dusunce bicimlerinin neler oldugunu tam olarak hatirlamiyorum, ama
hatirladigim sey, bunlardan mantigin uc temel ilkesinin kastedilmedigi.
Gunumuzde de herhangi bir mantik kitabini actiginizda, mantigin ilkeleri olarak
bu uc ilke karsiniza cikacaktir. 1) A, A'dir, 2) A, non-A degildir, 3) Birsey
ayni anda hem A, hem de non-A olamaz, seklinde.
Fakat,
gelelim baslik sahibinin asil itirazina. Yani kuantum fizigindeki dalga
parcacik ikilemi mantik kurallarini ihlal ediyor mu etmiyor mu konusuna.
Gercekten
de bu problem, ilk anlasildigi sekliyle, ortada mantiga aykiri bir durum oldugu
izlenimini yaratmaktadir. Basindan beri bu konuda kafa yoran herkesi cok
dusundurmus bir problemdir bu ve ustesinden gelmek icin ortaya degisik fikirler
atilmistir. Bu fikirlerin bazilari, kuantum fizigini degistirmek suretiyle
problemin ustesinden gelmeye calismis (yani fizigi mantiga uydurmaya calismis),
bazilari ise mantik ve dis dunyayi algilayisimizi degistirerek celiskiyi
gidermeye ugrasmistir (yani mantigi fizige uydurmaya calismistir).
Fakat
yaklasim hangisi olursa olsun, bilimin bugunku asamasinda, problemin hala
"doganin anlayamadigimiz bir ozelligi" olarak algilanmasi
gerekmektedir. Ortada bir anda gercek saydigimiz her seyi tumden terketmemizi
gerektirecek bir durum yoktur.
Cok
kisa olarak, yukarida bahsettigim iki yaklasima birer ornek verecek olursak,
birinci yaklasim icin, parcaciklarin da dalga olarak aciklanmaya calisilmasini
ornek olarak gosterebiliriz. Bu bakis acisinda dalga parcacik duallitesi
ortadan kalkmaktadir, cunku dalga uzayin bir ozelligi olarak dusunulup,
parcacik ise bagimsiz bir birim olarak hayal edildiginde ortaya cikan dalga -
parcacik ikilemi, parcaciklarin ornegin birer "spherical standing
wave" (kuresel duran dalga) olarak aciklanmasiyla ortadan kalkmaktadir.
Bundan ne kastedildigini kisca aciklayacak olursak, bir tasi durgun bir suya
biraktiginizda ortaya cikan dalga bir noktadan etrafa kuresel sekilde yayilan
bir dalga olacaktir, ki buna verilen bir isim "out-wave". Bunun tam
tersini dusunurseniz, yani distan ice dogru, bir noktada bitecek sekilde
hareket eden bir dalga "in-wave" olacaktir. Bu ikisinin toplamini
dusundugunuzde ise, ortada bir "standing wave" (duran dalga)
olacaktir. Iste bir elketronu bu sekilde bir duran dalga olarak
acikladiginizda, ortada dalga - parcacik ikilemi kalmamakta, cunku evrende
varolan her sey uzay ve onun dalgasal ozellikleri olarak aciklanabilmektedir.
Fakat dusunce kolayligi acisindan, partikuller hala isin icine girmekte ve
ayrik birimler olarak ele alinmaktadir.
Bu
bir yaklasim. Diger bir tur yaklasim ise, dis dunyayi algilayisimiz hakkinda
yorum yapip, celiskiyi bu yonden gidermeye yonelik. Bu sekliyle dusunuldugunde,
bu 3 temel mantik ilkesini yanlis degil ama eksik olarak goren ve ornegin
mantigin 4. ilkesi gibi kurallar ortaya koymaya calisan yaklasimlar da ortaya
cikmis. Bu bakis acisinda oncelikle degisim problemine vurgu yapiliyor ve bu
problemin mantik ilkeleri uzerine etkisi soz konusu ediliyor. Degisim problemi,
ilk olarak Heraklitos tarafindan ortaya konmus ve bilinen mantik ilkeleri
cercevesine degisimin nasil ele alinacagi konusu bir problem olarak
degerlendirilmistir. Cunku degisim A'nin B olmasidir ve 3 temel mantik
kuralinin ucunu de ihlal eder gorunmektedir. Fakat, konu daha dikkatli ve
derinlemesine incelendiginde, temel problemin zaman kavraminin ele alinis
biciminden kaynaklandigi ortaya cikmaktadir. (Zamanin bir parametre olarak mi,
yoksa gozlemlenebilir bir mutlak olarak mi alindigina bagli olarak). Zaman bir
parametre olarak alindiginda, yani dunyayi algilama bicimimize ek bir boyut
olarak eklendiginde, yani uzay, uzayzaman olarak gorulmeye baslandiginda
degisim probleminin yarattigi celiski ortadan kalkmaktadir. Ayrica, Aristonun
ortaya koydugu mantik ilkeleri, insanligin milyonlarca yil tecrube edinip
alistigi foton-madde etkilesimi prensibine dayanan algilama formu acisindan
gecerlidir. Aristo'nun tespit ettigi mantik ilkeleri, gozlemlerimizin tumunun
"monocular", "degismez" ve "uzaysal" oldugu bir
algilama biciminin urunudur. (Dis dunyaya uygulandiklarinda). Bu sekliyle, bu
gozlem bicimi dis gercekligi ancak kismen verir. Cunku gercekligin
"temporal", "degisken" ve "4 boyutlu" yonlerini
icinde barindiramaz bu algilama bicimi.
Dolayisiyla,
bu bakis acisinda problem 4. bir yazilmamis mantik ilkesinin ortaya
konulmasiyla cozulmektedir. Denmektedir ki, Young'in cift yarik deneyi,
Aristo'nun kanunlari ile karakterize edilebilecek klasik realiteyi ancak ve
ancak elektron - foton etkilesimi soz konusu olmadiginda yikmaktadir. Bu
etkilesim soz konusu oldugunda, 4. mantik kurali uygulanmakta ve bu ilke
geregi, uc mantik ilkesinin her birinin "negate" edilmesi, yani
zitlarinin alinmasi gerekmektedir.
Dolayisiyla,
bu bakis acisina gore Aristo'nun tespit ettigi 3 mantik ilkesi yanlis degil
fakat eksiktirler ve gercekligi ancak kismen karsilayabilirler. Gercekligin tam
bir yorumu icin, bu bakis acisina gore mantik ilkelerinin genisletilmesi
gerekmektedir ve zaman bir parametre olarak alindiginda ve ayrica uzerinde
yorum yapilan olayda foton - parcacik etkilesiminin soz konusu olup olmadigina
bagli olarak gercekligi yorumlama bicimimiz duzenlenmelidir.
Yukarida
degindigimiz iki farkli yaklasim haricinde, bu problemi cozmek icin yapilan
birbaska aciklama ise "mantik" kavraminin ne olup ne olmadigi
uzerinedir. Bu aciklama "mantik"in tanimina vurgu yapar. Der ki,
mantik ilkeleri dis dunya ile ilgili degildir. Mantik ilkeleri "ampirik"
degil "analitik"tir. Yani dusunme bicimimizle ilgilidir. Kendi icinde
"self contained"dirler. Dolayisiyla, bir tanimin kendi icindeki
tutarliligiyla ve uzayzamandan, daha dogrusu dis dunya algisindan bagimsiz
olarak, zihindeki "donmus" imgelerin bir arada durus bicimi ile ilgilidir.
Mantik dis dunyaya isletilmez, dis dunyanin zihnimizdeki karsiligina isletilir.
Dolayisiyla, zaman parametresinden ve dis dunya etkilesiminden bagimsiz bir
imge, zihnimizde donmus bir resim olarak degerlendirildiginde, Aristo'nun
tespit ettigi 3 mantik ilkesine uymak zorundadir. Ve de bu sekliyle, her sey,
gercekten de bu mantik ilkelerine uymaktadir. Dolayisiyla ortada bir problem
kalmamaktadir.
Benim
kisisel olarak yaklasim bicimim, daha cok bu sonuncusuna yakin. Ya da eger
bilimsel acidan gecerliligi kesin gosterilebilirse birinci yaklasim bicimine.
Fakat acikladigim ikinci yaklasimin da tumden gecersiz oldugunu dusunmuyorum.
Olaya nasil bakarsaniz bakin, dalga parcacik ikilemi, zannedildigi kadar buyuk
bir problem degildir ve ne temel mantik ilkelerinden vazgecmemizi gerektirir,
ne de mantik ilkelerine aykiri bir Tanri'nin varolabilecegi anlamina gelir.
NeSToR
(no
login)
195.175.133.222
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 26 2003, 8:46 PM
Belirsizlik
İlkesi,kimi felsefeciler tarafından hala anlaşılmış görünmüyor. Onlar,doğrudan
belirsizlik ilkesine karşı çıkmadan Kuantum kuramının Kopenhag Yorumuna
saldırıyorlar,Heisenberg'e saldırıyorlar. Kopenhag Yorumunu, "öznel
idealist" likle itham ediyorlar. Bu arada büyük Einstein'ı yanlarına
almaya çalışıyorlar! Ama büyük Einstein onları şaşırtıyor. Çünkü onlar özel
göreliliği ve genel göreliliği de güvenilir görmüyorlar. Dolaysıyla elde
saldırılmadık kuram kalmıyor. Bu insanlar,bilimde kesinsizliği,bilimde
belirsizliği kabullenemiyorlar. Doğanın böyle olmadığını kuramın eksik ve
belirsiz olduğunu iddia etmeye devam ediyorlar. "Devam ediyorlar"
diyorum,çünkü kurama yöneltilen bu eleştiriler 70 yıldır sürüyor. Oysa kuantum
kuramı ve de bunun Kopenhag Yorumu,bu zaman diliminde gözlemlerle uyuşmaya
devam ediyor. Elbette ölümsüz kuram yoktur,zaman eleğin daha dar gözeneklerini
bilimin önüne dikecektir;ama bunun belirsizlik ilkesini aşamayacağı büyük bir
olasılık gibi görünüyor.
Bilimin
ya da bildiğinin "kesinliğini" iddia edenler, tarihte görüldüğü gibi
çok tehlikeli düşüncelerdir. Böyle düşünen insanlar, değişime açık
değildir;yeni şeyler öğrenmeye açık değildir. Kimi insanların akşam sabah
"bir ırmakta iki kere yıkanılmaz"(Herakleitos) demesi,onun tutucu
olmadığının bir kanıtı değildir. Bu insanların bilim anlayışı 19.yy mekanizmine
takılıp kalmıştır.
Bir
başka nokta,belirsizlik ilkesinin "insan onurunu" çiğnediği,insanın
bilme olanaklarına sınır getirdiği düşüncesidir. Buna göre belirsizlik
ilkesi,insanı neredeyse evrenin çok önemsiz bir varlığı haline getirmektedir.
Oysa belirsizlik ilkesi,insanoğlunun yetersizliğine,güçsüzlüğüne yorulan bir
gerçek değildir. Tam da tersine,belirsizlik ilkesinin keşfi, doğanın önümüze
koyduğu ince bir uyarı levhasının görülmesidir. İnsanın neyi ne kadar
bilebileceğini bilmesidir.Bu konuda Richard Philip Feynman' ın bir konuşmasını
aşağıda veriyorum:
"Yasalar
Nasıl Keşfedilir? "
"Orta
Çağlar' da insanların basitçe çok sayıda gözlem yaptığı ve bu gözlemlerin de
yasaları akla getirdiği düşünülüyordu. Fakat gerçek bu değildir. O, gözlemden
daha çok imajinasyon(hayal gücü) gerektirmektedir. Bu nedenle, öncelikle
konuşmamız gereken şey, yeni düşüncelerin nereden geldiğidir. Gerçekte
fikirlerin geldiği sürece, nereden gelmiş olduklarının önemi yoktur. Bizim bir
fikrin doğru olup olmadığını kontrol etmemizin, onun nereden geldiğiyle hiçbir
ilgisi olmayan bir yolu vardır. Biz basit biçimde onu gözlemle test ediyoruz.
Bu nedenle bilimde bir fikrin nereden geldiğiyle ilgilenmiyoruz.
İyi
bir düşüncenin hangisi olduğuna karar veren bir otorite yoktur. Bir düşüncenin
hangisi doğru olup olmadığını bulmak için bir otoriteye gitmeye ihtiyacımız
kalmadı. Biz bir otoriteyi okuyabilir ve bir önerisini ele alabiliriz; sonra da
onu deneyebilir ve doğru olup olmadığını bulabiliriz. Eğer doğru değilse,
"otoriteler" "otoritelerinden" kaybederler.
Bilim
adamları arasındaki ilişkiler başlangıçta, çoğu insanların arasında olduğu gibi
ihtilaflıydı. Örneğin, fiziğin erken günlerinde bu böyleydi. fakat günümüz
fizikçileri arasındaki ilişkiler son derece iyidir. Bir bilimsel argümanı
tartışan taraflar arasında gülünecek birçok şey olabilir ve her iki tarafta
henüz belirsizlikler bulunabilir. Taraflar yeni deneyler düşünebilir ve sonuç
hakkında bahse tutuşma önerileri getirebilirler. Fizikte o kadar çok sayıda
birikmiş gözlem vardır ki, daha önce yapılmış gözlemlerle uyum içinde ama daha
önce düşünülmüş tüm fikirlerden farklı olan yeni bir şey ortaya atmak neredeyse
imkansız hale gelmiştir.
Bu
nedenle eğer birinden veya bir yerden yeni bir şey işitirseniz onu hoş
karşılarsınız ve diğer kişinin niçin böyle konuştuğu hakkında tartışmazsınız.
Birçok
bilim dalı bu ölçüde gelişme göstermedi ve bu dallardaki durum fiziğin erken
günlerindeki gibidir. Yani çok sayıda gözlem olmadığı için birçok tartışma
yapılmaktadır. Bundan söz etmemin nedeni insan ilişkilerinin ilginç
özelliğidir; eğer gerçeği belirlemenin bağımsız bir yolu bulunursa ihtilaflar
sona erebilir.
Çoğu
insan, bilimde bir düşüncenin sahibinin arka planına ya da onun bu fikirleri
açıklamasına yol açan güdülere ilgi gösterilmemesini şaşırtıcı bulmaktadır.
Dinlersiniz, eğer denemeye değer bir şey, denenebilir bir şey gibi geliyorsa
size, o farklı demektir. Ve eğer daha önce gözlenmiş bir şeyle açık olarak çelişmiyorsa,
heyecan vericidir ve harcanan zahmetlere değer. Onun ne kadar süreyle bu konuyu
incelediğinin ya da niçin sizin kendisini dinlemenizi istediğinin önemi yoktur.
Bu anlamda fikrin geldiği yer de herhangi bir farklılık yaratmaz. gerçek kaynak
bilinmeden kalır; biz bunu, insan beyninin imajinasyonu, yaratıcı imajinasyonu
(muhayyile) olarak adlandırıyoruz. Bilinen, onun sadece bir tür enerji
olduğudur.
İnsanların
bilimde imajinasyon olduğuna inanmaması şaşırtıcıdır. Bilimdeki imajinasyon,
sanattakinden farklı olan çok ilginç bir imajinasyon türüdür. İmajinasyon
yapmaya çalışmadaki büyük zorluk şunlardan kaynaklanır; daha önce hiç
görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı
kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede;
kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek. Bu, gerçekten zor bir
şeydir.
Öte
yandan, kontrol edilebilecek kuralların varlığı, bir tür mucizedir.
Gravitasyonun ters kare yasası gibi bir kuralı bulmak mümkündür fakat mucize kabilinden
bir şeydir. Bu tamamen anlaşılmaz bir şeydir, fakat size öngörüde bulunabilme
olanağı sağlar. Bunun anlamı onun, henüz yapmadığınız bir deneyde neyin
olmasını bekleyeceğinizi size söylüyor olmasıdır.
Ayrıca
mutlak bir temel olarak, bilimin çeşitli kuralları karşılıklı olarak uyumlu
olmalıdır. Gözlemler tamamen aynı gözlemler olduğu sürece, bir kuralı, bir
öngörüyü, başka bir kuralın da başka bir öngörüyü vermesi mümkün değildir. Bu
nedenle bilim, özel bir iş değildir, tamamen evrenseldir. Ben fizyolojideki
atomlar hakkında konuştum; astronomi, elektrik ve kimyadaki atomlar hakkında
konuştum. Bunlar evrenseldir; karşılıklı olarak uyumlu olmalıdırlar. Atomlardan
oluşmayan yeni bir şeyle ortaya çıkamazsınız.
İlginçtir
ki, akıl, tahminleri kurallara sokar ve kurallar en azından fizikte azalmıştır.
Kimyada ve elektrikteki kuralları tek bir kurala indirgemenin güzel bir
örneğini vermiştim.
Doğayı
betimleyen kurallar, matematiksel kurallar olarak görünmektedir. Bu özellik,
gözlemin bir yargıç hüviyetinde olmasından kaynaklanmamaktadır. Ayrıca,
matematiksel olmak, bilimin zorunlu bir karakteristiği de değildir. O sadece
sizin en azından fizikte güçlü öngörüler yapmaya yarayan matematiksel yasaları
ifade edebilmenize imkan verir. tekrar konuya dönersek, doğa niçin
matematikseldir? Bu, bir sırdır.
Şimdi
önemli bir noktaya geliyorum. Eski yasalar yanlış olabilir. Bir gözlem nasıl
yanlış olabilir? Niçin fizikçiler yasaları sürekli değiştiriyorlar? Yanıt
öncelikle şudur ki, yasalar gözlemler değildir. İkincisi, deneyler her zaman
doğru değildir. Yasalar tahmin edilmişlerdir, ekstrapole edilmişlerdir. Onlar
sadece şimdiye kadar süzgeçten geçmiş olan iyi tahminlerdir. Ancak şimdiki
süzgeçlerin delikleri, daha önce kullanılan süzgeçlerin deliklerinden daha küçüktür.
Bu nedenle yasa şimdi süzgeçte kalarak yakalanabilir. Yasalar, tahminlerdir ve
bilinmeyene extrapole edilmişlerdir. Ne olacağını bilmiyorsanız, bir tahminde
bulunursunuz.
Örneğin
bir şeyin hareketinin onun ağırlığını etkilemeyeceğine inanılıyordu - bu
keşfedilmişti - . Eğer bir topacı döndürür ve tartarsanız ve sonra onu
durdurduğunuzda tartarsanız, aynı ağırlıkta olduğunu görürsünüz. Bu bir
gözlemin sonucudur. fakat bir şeyi, ondalık basamakların çok küçük
bölümlerinde, milyarda bir bölümlerinde tartamazsınız. Biz şimdi biliyoruz ki,
dönmekte olan bir topaç, durmakta olan bir topaçtan milyarlardan küçük birkaç
bölüm kadar daha ağır gelmektedir. Eğer topaç, saniyede 186.000 mile yakın bir
hızda döndürebilirse, ancak o zaman topacın ağırlığındaki artış farkedilebilir
duruma gelebilecektir. İlk deneylerde topaç saniyede 186.000 milden aşağıdaki
hızlarla çevrilmişti. O durumda dönen topacın kütlesiyle dönmeyen topacın ki
tam olarak aynı görünüyordu. Ve birisi, kütlenin asla değişmeyeceği tahmininde bulunmuştu.
Ne
kadar aptalca! Oysa o sadece tahmini olarak ileri sürülmüş bir yasaydı; bir
ekstrapolasyondu. O kimse için böyle bilimsel olmayan bir şey yapmıştı?
Gerçekte burada bilimsel olmayan bir şey yoktu. sadece olgu kesin değildi.
Tersine, tahminde bulunmamak bilimsel olmayan bir tutum sayılacaktı. Tahminde
bulunmak zorunluydu. Çünkü extrapolasyon gerçekten bir değere sahip olan tek
şeydir. Daha önce denemediğiniz ve hakkında bilgi sahibi olmaya değer bir
durumda neler olacağına ilişkin düşüncelerinizin tek ilkesi ekstrapolasyondur.
Dün neler olduğuna dair bana söyleyebileceğiniz şeylerin bilgi olarak gerçek
bir değeri yoktur. Bilgi, eğer bir şey yapacaksanız, yarın neler olacağını
söylemek için gereklidir. - Gerekli de değil fakat eğlenceli. Bunun için sadece
boynunuzu dışarıya uzatmaya istekli olmanız gerekecektir.
Her
bilimsel yasa, her bilimsel ilke, bir gözlemden elde edilen sonuçların her
ifadesi, detayları dışta bırakan bir tür özettir. Çünkü hiçbir şey tüm
ayrıntılarıyla ifade edilemez. Topaç örneğindeki adam, sadece yasayı şu şekilde
ifade etmesi gerektiğini unutmuştu; "Bir cismin kütlesi, cismin hızı çok
yüksek düzeylere çıkmadıkça fazla değişmez."
Oyunun
esası, bir spesifik kural yapmak ve sonra da onun süzgeçlerden geçip
geçmediğine bakmaktır. Burada spesifik tahmin, bütün durumlarda kütlenin asla
değişmeyeceği yönündeydi. Heyecan verici bir olasılık! Bu durumun olmadığının
anlaşılmasının zararı yoktur. Çünkü o sadece kesin olmayan bir şeydi ve
kesinsiz olmanın zararı yoktur. Bir konuda hiçbir şey söylememektense, emin
olmadan birşeyler söylemek daha iyidir.
Gerçek
şu ki, bilimde söylediğimiz şeylerin hepsi, varılan sonuçların tümü
kesinsizdir, çünkü hepsi sadece sonuçlardır. Onlar gelecekte neler olacağı
hakkındaki tahminlerdir ve siz ne olacağını bilemezsiniz. Çünkü çok sayıda
eksiksiz deney yapmadınız.
Öte
yandan dönmekte olan bir topacın kütlesi üzerindeki bu etki çok küçüktür ve bu
nedenle de "Oh, bu etki herhangi bir farklılık yaratmıyor"
diyebilirsiniz. Fakat doğru olan ya da en azından ardışık süzgeçlerden geçmeyi
sürdüren ve çok daha fazla gözlemle geçerliliğini devam ettiren bir yasa
formüle etmek, büyük bir zekayı, imajinasyonu ve felsefemizin, uzay ve zaman
anlayışımızın eksiksiz bir şekilde yenileşmesini gerektirir. Ben rölativite
teorisine atıfta bulunacağım. Rölativite teorisi, ortaya çıkan zayıf etkilerin,
daima çok devrimci düşünce modifikasyonlarını gerektirdiğini göstermiştir.
Bu
nedenle bilimciler, şüphe ve kesinsizlikle iş görmeye alışıktırlar. Tüm
bilimsel bilgi kesinsizdir. Şüphe ve kesinsizlikle ilgili bu deneyim önemlidir.
Ben bu deneyimin çok büyük bir değer taşıdığına ve bilimin ötesinde de
genişletilmesi gerektiğine inanıyorum. İnanıyorum ki, daha önce çözülememiş
herhangi bir problemi çözmek için, kapıyı bilinmeyene aralık bırakmak
zorundasınız. Tam olarak doğru biçimde kestiremediğiniz olasılığa fırsat vermek
zorundasınız. Aksi takdirde, eğer zihniniz önceden hazırlarsanız, problemi
çözemeyebilirsiniz.
Bir
bilimci size problemin cevabını bilmediğini söylediğinde, o bilgisiz bir
insandır. Nasıl çalışacağı hakkında bir sezisi olduğunu söylediğinde o konu
hakkında kesinsiz durumdadır. Nasıl çalışacağı konusunda tam emin olduğunda ve
size "onun çalışma tarzı budur sanıyorum" dediğinde hala bir miktar
şüphe içerisindedir. İşte bilgisizlik ve şüphe arasında yaptığımız bu ayırım,
gelişme yaratmak için paha biçilmez bir öneme sahiptir. Çünkü biz şüphe
duyuyoruz ve o zaman yeni düşünceler için yeni doğrultularda araştırmalar
öneriyoruz. Bilimin gelişme hızı, yaptığınız gözlemlerin çokluğu değildir. Çok
daha önemlisi, test etmek üzere yeni şeyler yaratmadaki başarınızdır.
Eğer
yeni bir yöne bakma arzusu duymamış ya da bu bakışı başaramamış olsaydık, eğer
hiç şüphe duymamış ya da bilgisizliği kabul etmemiş olsaydık, yeni fikirlere
sahip olamayacaktık. Hiçbir şey kontrol etmeye değer olmayacaktı. Çünkü biz
gerçeğin ne olduğunu zaten biliyor olacaktık. Bu nedenle, bizim bu gün bilimsel
bilgi olarak adlandırdığımız şey, kesinliğin değişik düzeylerdeki ifadelerinden
oluşan bir kümedir. Bunlardan bazıları pak fazla emin olunmayan şeylerdir.
Bazıları ise hemen hemen emin olunacak türdendir. Ama bunlardan hiç biri mutlak
olarak kesin değildir. Bilimciler buna alışıktır. Biz biliyoruz ki,
yaşayabilmek ve bilmemek, birbiriyle uyumludur. Bazı insanlar,
"bilmeksizin nasıl yaşayabilirsin?" diyor. Onların ne demek
istediklerini bilmiyorum. Ben daima bilmeksizin yaşıyorum. Bu kolay bir şeydir.
Neyi bilmek istediğimi nasıl bilebilirsiniz?
Şüphe
konusundaki bu özgürlük, bilimde (ve ben inanıyorum ki diğer alanlarda da)
önemli bir konudur. Bu bir mücadeleden doğdu. Bu mücadele, şüphe duymaya, emin
olmamaya imkan verilmesi mücadelesiydi. Bu mücadelenin önemini ihmalkarlık
ederek unutmamızı ve şüphe için özgürlüğün terk edilmesini istemiyorum. Hoşnutluk
verici bir bilgisizlik felsefenin büyük değerini ve böyle bir felsefenin mümkün
kıldığı ilerlemeyi (ilerleme düşünce özgürlüğünün meyvesidir) bilen bir bilimci
olarak sorumluluk hissediyorum.
Bu
özgürlüğün değerini açıklamak ve şüphenin korkulacak bir şey olmadığını, tam
tersine insanlık için yeni bir potansiyelin olanağı olarak hoşnutlukla
karşılanması gerektiğini öğretmek için kendimde bir sorumluluk hissediyorum.
Eğer emin olmadığınızı biliyorsanız, durumu değiştirmek için bir şansınız var
demektir. Ben bu özgürlüğü gelecek kuşaklar için talep etmek istiyorum.
Şüphe,
tüm bilimlerde açık bir değerdir. Onun öteki alanlarda da öyle olup olmadığı,
çözümlenmemiş, kesinsiz bir problemdir. Gelecek konferanslarda birçok noktayı
tartışmak ve şüphelenmede önemli olanı ve şüphenin endişe edilecek bir şey
değil, fakat çok büyük değeri bulunan bir şey olduğunu göstermeye çalışmak için
fırsat bulacağımı umuyorum.
(R.Feynman,
Her Şeyin Anlamı(1963)Çev: Osman Çeviktay,Evrim yayınları (1999)
MihMan
(no
login)
195.175.132.195
HACI September 26 2003, 9:32 PM
>
Evet.. Bir yaratici vardir elbette.. Isteyen ona Allah desin. O doganin bir
>
parcasi ve maddeye nasil davranmasi gerektigini dikte ettiren "fizik
>
yasalaridir". Bu fizik yasalarini quantum mekanigi tanimlamaktadir.
Quantum
>
fizigi atomalti evrenle ilgili surecleri inceler..
Fizik
yasaları adı altında maddeye dikte ettirilen bir yasalar bütünü
yoktur.
Olaya böyle yaklaşmak tipik teist mantığıdır. sanki madde başka
türlüde
davranabilirdide önüne koyulan kurallara uymaya zorlandı gibi bir
anlam
çıkar. Fizik yasası dediğimiz şey bir genellemedir (ki fizik yasaların
tümü
istatistikidir ve varlığın veya sürecin kendi doğasından kaynaklanır ,
örneğin
ışığın saniyede 300.000 km den fazla veya az
gitme
olasılık "genliği" bile vardır bunun detaylarına girmeye gerek yok
merak
edenler Feynmanın kuantum fiziğine getirdiği "geçmişlerin toplamı"
formalizmine
yönelik nettede bir araştırma yapabilirler).
Benim
fikrim "mutlak varlık" diye tanımlanabilecek maddi bir evren olmadığı
aslolanın
nedensiz dolayısıyla indeterministik oluşum olduğudur. Mutlak
varlık
zihinsel bir soyutlamadır yani temel düzeye tek tek yapı
birimlerimize
göre varlığımızı sorguladığımızda hem "varız" hem "yokuz"
da
diyebiliriz
Makro ölçekte parçaçıkların bu oluşum süreçleri algılanamaz
çünkü
Makro sistemler sayısız parçaçıktan oluşan sistemlerdir -girdi sayısı
çıktı
sayısı ile hemen hemen aynı olduğundan (buda nedensizlik ve
indeterminizmin
zorunlu bir sonucudur diyebiliriz) sistemi değişmez ve
mutlak
olarak nitelendiririz
DEHA
(no
login)
212.146.160.199
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 26 2003, 11:36 PM
'Peki,
Quantum fiziğinin mantığına göre aynı konuyu değerlendirirsek, bu kez aynı
çelişki ortadan kalkmış gibi gözüküyor. Çünkü, Tanrı A ve Non-A gibi iki ayrı
özelliğe ayna anda sahip olabilir, belirsizlik ilkesine göre.'
Quantum
Mekaniği'ne ait belirsizliklerin,Tanrı'yı açıklamada kullanılması mümkün
değildir.Aslında kullanılabilse,aynı anda hem var, hem yok olabilse,hiç sorun
kalmayacak,herkesin de gönlü olacak !
Deneyde,
kedi bir kutuya kapatılır,belirsizlik gözlemci için vardır,yoksa kedi, ölüp
ölmediğini biliyor.Kutu açıldığı anda da belirsizlik ortadan kalkar,gözlemciler
de sonucu öğrenmiş olur.
Kedi,
A ve Non A gibi iki ayrı özelliğe aynı anda sahip olmuş değildir ki,ne kadar
ilgisiz de olsa bunu Tanrı için uygulamaya koyalım.
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 27 2003, 1:25 AM
Mantik..
Bir
yaratici vardir elbette..
Bundan
kusku mu duyuyorsunuz?
Var
olmamiza ragmen!!!
Sorun
o yaraticinin ne oldugudur. Onun dogasidir..
Biz
bunu tartisiyoruz..
Teistlerin
ne dusundugu beni hic ilgilendirmiyor..
Ben
nasil olustugumuz uzerinde kuram gelistirmeye calisiyorum..
Allah
var mi veya yok mu uzerinde degil..
Benim
bu konuda hic bir saplantim yok..
Bu
yuzden cok rahatim..
Istedigim
gibi kendimi ifade ediyorum....
Cogunuz
gibi, Allah lafini agzima almaktan korkmuyorum..
Allah
umurumda bile degil..
“
Fizik yasalari adi altinda maddeye dikte ettirilen yasalar butunu yoktur”
demissin..
Bu
ifade dogru degildir..
Fizik
yasalari vardir.. Maddeden de once vardilar..
MIT
teoretik fizik profesoru, arkadasim, Guth da buna deginmistir. Genisleme
ilkesini acikladigi bir makaleden sonra.... (Bu konuda en son makalesi Discover
mecmuasinda yayinlanmistir). Fizik yasalari
maddeden
once de vardilar.... Evrenin gizemi onlarda saklidir.
Maddeden
once maddeyi manuple eden guclerin var olmasi,
evrenin
en buyuk gizemidir.. Bu teist mantigina benzemektedir ama, teist mantigi zaten
sagdan soldan calma bir mantiktir.. Temeli yoktur. O mantik sizleri kolaylikla
tuzaga dusurebilir. Cunku sizler
yaratilis
kavramini genis olarak incelemekten cekiniyorsunuz. Bu konuda yeterince bilgi
sahibi degilsiniz. Ama Haci yaratilisla ilgili sorunlarin tumunu
incelemektedir. Alternatiforum Bilim
forumunda
bu konuyu enine boyuna tartismistir. Oraya
bakabilirsiniz.
O forumun yeni adresi asagidadir..
http://www.network54.com/Forum/114218
Arama
motoruna bir kac kelime yazarak, Haci’nin bu konudaki dusuncelerini orada
bulabilirsiniz.. Haci ile yaratilis konusunu tartismak istiyorsaniz, ayri bir
baslik acmalisiniz... Burada da tartisabiliriz, orada da..
Selamlar..
Haci.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 27 2003, 8:57 AM
Hemen
eklemekte fayda var ki,Kedi deneyi düşünsel bir deneydir.Atomaltı parçacıklar
dünyasındaki belirsizlik,kedi gibi süperpozisyonlar için geçerli değildir.
Fizik
yasaları bugüne değin evrenin başlangıcındaki tekilliğe kadar
götürülebiliyordu,ancak son zamanlarda Hawking'in başını çektiği bir grup,sanal
zaman kavramını ekleyerek,fizik yasalarını evrenin başlangıcının ötesine taşıma
yönünde bir kuram peşinde.
sepultura
(no
login)
195.175.133.58
HACI September 27 2003, 11:32 AM
“
Fizik yasalari adi altinda maddeye dikte ettirilen yasalar butunu yoktur”
demissin..
Bu
ifade dogru degildir..
Fizik
yasalari vardir.. Maddeden de once vardilar..
MIT
teoretik fizik profesoru, arkadasim, Guth da buna deginmistir. Genisleme
ilkesini acikladigi bir makaleden sonra.... (Bu konuda en son makalesi Discover
mecmuasinda yayinlanmistir). Fizik yasalari
maddeden
once de vardilar.... Evrenin gizemi onlarda saklidir.
Maddeden
once maddeyi manuple eden guclerin var olmasi,
evrenin
en buyuk gizemidir..
***
Bunun
ne anlamı var? Madde olmadan önce fizik yasaları nasıl varolabilir. (ki en
basitinden bir karadeliğin olay ufkundan içeri dalınca yasa masa kalmaz) Bu
yasaların varolduğu Platonun idealar evreni gibi bir şeymi var acaba? Alain
Guth yada başka biri böyle dedi diye öyle olması gerekir mi?
Hakan
YILMAZ
(no
login)
195.175.133.71
Mantık September 27 2003, 12:30 PM
>Mantik
dis dunyaya
>isletilmez,
dis dunyanin zihnimizdeki karsiligina isletilir. Dolayisiyla,
>zaman
parametresinden ve dis dunya etkilesiminden bagimsiz bir imge,
>zihnimizde
donmus bir resim olarak degerlendirildiginde, Aristo'nun tespit
>ettigi
3 mantik ilkesine uymak zorundadir.
dış
dünyanın zihnimizdeki karşılığına mantık işletmek, sonunda kimilerinin
beyninin
durup gördüğü o sabir resim üzerine, sanal dünya herşey boştur ve
gerçek
ve mutlak olan tanrıdır, demeleri de bu olmalı. Sizce de öylemi?
Ben
de hep aynı şeyi söyleyip duruyorum ama gene söylemek isterim. Zamanda
bir
continouty olabilir. Ama zihin bunu screen by screen (partiküller)
olarak
işler. Bedenimizin analitik yapısından dolayı. Herhangi bir donmuş
kare
ile bir sonrası arasında, bir fotoğraf makinesinin shutter 'ın
kapanmasındaki
ışığı kesme (algının kapanması aralığını yaşarız) durumu
vardır.
Bize mutlaklık kavramı veren bu kaçınılmaz durumdur. Her teknolojik
aracımızı,
tasarımlarımızı çevremizi şekillendiryi bu biçimde işleyen
yapıyla
yaparız. Tek şansımız birbirimizin algılarındaki farklılıklardan
yararlanmaktır.
yazınız
oldukça iyiydi.Dinle bilimi birleştirmek zorunluluğu yoktur. Din
farklılıkları
birleştirmeye yönelik birşey olduğunu iddia eder zaten. Dinin
kendi
içindeki, insan algılarına göreceli ortaya çıkan farklılıkların
elenmesi
dinin zedelenmesi değil anlaşılması olarak görülebilir pekala. Bu
konu
görecelidir tahmin edersiniz.
Herhangi
bir önermenin zıttı nedir diye birşey sorulabilir mi? Buna ne
diyorsunuz
? Tanrı vardır' ın karşılığı yoktur mu, olmayabilir mi? olmasına
gerek
yoktur mu ? Yada bana spesifik bir şey göster onun üzerine konuşalım
mı?..
yani..herhangi
bir önermenin zıttı sonsuza eny akın komşuluktaki bir
çokluktaki
önermeler grubu olabilir mi? Sonsuz sayıdaki önermeyi sağlayacak
bir'e
en yakın komşuluktaki çoklukta toplanabilir mi? Tek kontrol ve
yaratımın
(ve diğer özellikleriyle ) Tanrı tarifi yapılamaz, ama en yakın
komşuluğuyla
mümkün olabilir mi? Bunu mu der kuantum teorisinin getirdiği
bumu
oldu acaba ? Ve bunu ifade biçimi
Kuantum,
çözümü bu şekilde mi sunmuş durumda? Eğer öyleyse, bu benim bu
parçacık-dalga
dualitesinin zaman parametresiyle karşılaştığında ortaya
çıkan
anlayabildiğim sorun la aynı şey.
Bir
psikoloji deneyinden bahsetmek isterim. Herhangi bir anımızda insanın
düşünebildiği
birim sayısı ölçülmüş ve her insanın, zeka özürlü olmadıkça,
iq
su falan farketmeden, 7 chunk (birimi) donmuş olduğu varsayılan bir
zamanda,
hafızasında tutabildiği deneylerle ispat edilmiş durumdadır.
Deney
şu şekildedir diye hatırlıyorum. Deneklere karanlıkta iken aniden
ortama
ışık verilir. Ve aynı anda bir gong sesi duyarlar. Işınğın açılıp
kapanma
süresi 1 sn dir. Karşılarındaki panoda, toplam sayısını
hatrlamıyorum
(20-30 arasından olabilir ) tane, sembol, kelime, kelime
grubu
vs. . herkesin bildiğin şeyler vardır. Örneğin , elma, bir kalp şekli,
yada
john kenedy, gibi. Daha sonra bu kişilere bir liste gösterilir . Bu
listeden
hangileri panodaydı diye sorulduğunda, ve bu deney, yaş gurubu,
eğitim
düzeyi farketmeksizin yapıldığında herkes bu süre içinde aynı sayıda
hafızasında
tutabilmiştir. Yanlış anlattıysam hocadan özür dilemek isterim
bu
arada ama böyle olduğuu hatırlıyorum.
İnsanın
algısı belli düzenekler kurulduğunda aynı sonuçları veriyor. Peki
düşünce
biçimleri olması bize neyi veriyor. Herkesin uzay zamanda farklı
konumlarının
olmasını veya, farklı algı frekansında olmalarını. Mutlak
gerçeklik
yerine bir tozbulutu görebileceğimiz bir çevremiz olduğunu
varsaysak.
Bunun içinden herbirimizin farklı resimleri çektiğimizi düşünsek.
Bugünün
bilimi, gerçeği bulma yolunda kendi algılarındaki bu özelliği,
zamandan
bağımsız olduğunu varsaydığı metodlarla yaptığını varsayıyor.
Bence
tek problem bilim din birlikteliğinden en anlaşıldığının ortaya
konamsıdır.
Kişiler tarfsız bakabilecek durumdadır aslında. Materyalist,
teisti
iletişim kuracağı ve test edeceği insan olarak görmeye, teist se
senden
büyük Allah var demeye devam ederse bu kopukluklar devam eder.
Hem
teist hem iyi bir bilimadamı olabilir mi? bunu cevabı önemli ? yada
benim
şu ana kadar ki teist yaklaşımlarıma göre asıl söylemem gereken, bir
ateist,
düşünce biçimiyle, benim hissettiğim Allah'a daha yakın olabilir mi?
Bunlar
herkes tarafından ciddiye alınıp düşünülmesi gereken şeyler.
sevgilerle
Hakan
YILMAZ
(no
login)
195.175.133.71
HACI September 27 2003, 12:31 PM
mantığa
yazdığımın arasında seninle ilgili bişey de var.
evet
neden tek tanrı olsun? çok tanrı olamaz mı ? Zaten anlaşılabilen tanrı
hiç
bir zaman tek olmamıştır. Bu yüzden çok tanrı vardır, görüntüsünün
arkasında
tek tanrı vardır ve insanlara farklı görünmektedir, düşüncesiyle
karşı
karşıyasın. Ve bunu kabul etmek kendini reddetmektir bir anlamda. Ama
öyle
olmayadabilir ?
Mantığın
alttaki yazıda bunun algılarımızla ilşkisine dair yazdım. Gerçi
gene
hep aynı şeyleri yazdım ama belki uzayzaman içinde bişeyler eklenmiştir
Merakli
(Login
Merakli)
195.128.34.41
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 27 2003, 2:16 PM
Sayın
Deha,
Kanımca,
hatalı bir akıl yürütmesi yapıyorsunuz. Mantık'ın "tanrı'nın
tanımlanması" yazısında iki numaralı tanrı tanımını baz almıştım. O
tanımdaki tanrı "sonsuz kudrete" sahip. Yani evrenin her tarafına
hükmedebilen ve her yanında var olan bir tanrı ile karşı karşıyayız.
Schrödinger'in
kedisi ise, sonsuz, kudrete sahip değil ve Aristo mantığına uygun makro düzeyde
bir yaşamı vardır.
Tanrı
evrenin her yanında hazır ve nazırsa, atom altı dünya da buna dahildir. O halde
mikro düzeydeki, yani atom altı düzeyde geçerli olan mantık kuralları (ya da
belirsizlikler), tanrı için de geçerli olacaktır. Yani Tanrı, hem A hem de
Non-A olan iki özelliğe sahip olacaktır. Çünkü tanrı tanımımız bu şekilde.
İşin
gelip dayandığı nokta insan algılarının sınırları.
Önceki
yazılarınızı ve tartışmalarınızı zevkle okudum. O bölümde sunduğunuz fikirlere
atıfta bulunacağım. Bilim felsefesi başlıklı tartışmalarınızda insan
algılarının sınırlarını irdelerken , biriniz, sanırım sizdiniz Sayın Deha,
elektron-foton etkileşiminin olmadığı durumlarda, quantum belirsizlikleri
durumunda, bir şey söyleyemeyeceğimiz için bu alanı metafizik saymalıyız gibi
bir şey söylemiştiniz.
Yine
aynı tanrı tanımına göre, bu alan bizim için bilinemezse, tanrı bizim
algılarımız dışına çıkacağı için teistlerin serzenişlerine kısmen hak vermek
gerekmez mi? Onlar "Algılayamadığınız bir Tanrı'yı nasıl inkar
edersiniz?" diyorlar. Yani, Tanrı'ya quantum fiziğinin bu dar
çerçevesinden baktığımız zaman, hem var olabilir hem de yok. Onun üzerine bir
şey söylemek olanaksızdır. Bu ise bizi ne teizme ne de ateizme götürür.
Agnostik bir inanca/inançsızlğa yol açmış oluruz.
DEHA
(no
login)
195.174.77.197
Sn Meraklı, September 27 2003, 3:30 PM
Tabii
ki yanlış düşünebilirim ve bu hususta yapıcı eleştirileri de büyük bir sevinçle
karşılarım.
Sizin
anlatmak istediklerinizi nasıl anladığımı aşşağıda göreceksiniz,yanlış
anladıysam lütfen düzeltiniz.
'Yani
evrenin her tarafına hükmedebilen ve her yanında var olan bir tanrı ile karşı
karşıyayız.'
Buradan
anladığım,
Hükmedebiliyor
ve varsa belirsizlik yok demektir.
'Tanrı
evrenin her yanında hazır ve nazırsa, atom altı dünya da buna dahildir. O halde
mikro düzeydeki, yani atom altı düzeyde geçerli olan mantık kuralları (ya da
belirsizlikler), tanrı için de geçerli olacaktır.'
Buradan
ne anlamamız gerekiyor.Tanrı'nın da yarattığı,atomaltı dünyanın kurallarına
tabi olduğunu mu,yoksa fiziken her yerde bulunduğunu mu?Tanrı için
belirsizlikler nasıl geçerli olabilir?Tanrı atomaltı parçacıklardan mı
yapılmış?Tanrı atomaltı dünyada da hazır ve nazır diye onun kurallarına mı
uymalı,ya da evrende hazır ve nazırsa,çekim kuvvetine mi uymalı?
'Yani
Tanrı, hem A hem de Non-A olan iki özelliğe sahip olacaktır. Çünkü tanrı
tanımımız bu şekilde.
İşin
gelip dayandığı nokta insan algılarının sınırları.'
Bunu
nereden çıkarsadığınızı hala anlayabilmiş değilim.Hem A,hem Non A derken ne
anlamalıyız?hem var, hem yok,hem gören, hem görmeyen?Lütfen
örneklendirimisiniz.Böyle bir varlığa Tanrı dememiz pek mümkün gözükmüyor.
'biriniz,
sanırım sizdiniz Sayın Deha, elektron-foton etkileşiminin olmadığı durumlarda,
quantum belirsizlikleri durumunda, bir şey söyleyemeyeceğimiz için bu alanı
metafizik saymalıyız gibi bir şey söylemiştiniz.'
Bu
benim en son söyleyeceğim şeydir,en başından beri,konunun buraya çekilmesinin
alayhindeyim dikkat ederseniz.
'Yine
aynı tanrı tanımına göre, bu alan bizim için bilinemezse, tanrı bizim
algılarımız dışına çıkacağı için teistlerin serzenişlerine kısmen hak vermek
gerekmez mi?'
Bu
çıkarsamanızı geçerli görmüyorum,çünkü Tanrı bir madde değil ve bu fikrin
teistlerin de işine yarayacağını sanmıyorum,çünkü Tanrı kavramı dinamitlenmiş
olur.
'Onlar
"Algılayamadığınız bir Tanrı'yı nasıl inkar edersiniz?" diyorlar.
Yani, Tanrı'ya quantum fiziğinin bu dar çerçevesinden baktığımız zaman, hem var
olabilir hem de yok. Onun üzerine bir şey söylemek olanaksızdır. Bu ise bizi ne
teizme ne de ateizme götürür. Agnostik bir inanca/inançsızlğa yol açmış oluruz.'
İyi
de Tanrıya neden Quantum mekaniği gözüyle bakalım,Tanrı atomaltı parçaçıklardan
mı oluşmuş,orada mı yaşıyor !
Quantum
mekaniği de her yeni bulgu gibi Din ve Bilimi uzlaştırma çabalalarında
kullanılıyor,Bohr'un Yang-Ying benzetimi dahi çarpıtılıyor,metafiziğe kapı
açılmaya çalışılıyor.
Elektron'un
x ve y konumları belirlenemediği zaman,hem x te hem y dedir demek,Bir Ermiş hem
Kars'ta ,hem Antep'te olabilir demek değildir.
Atomaltı
dünyasında görülen belirsizlik,bugüne kadar makrodünyadaki süperpozisyonlar
için kanıtlanamadı,kanıtlandığını idia eden bir deney var ama bu deney
neredeyse -273 derecede gerçekleştirildi ve çok fazla kabul görmüş değil.
Yani
kutunun içindeki kedi, 'kedi ölü+kedi diri'değildir,(Bu sadece parçaçıklar için
böyledir)
Kutunun
içindede kedi ya ölüdür,ya diridir.İddia edilen kutu açıldığında,quantum
durumunun bir tarafa doğru çöktüğüdür,bu da gözlemcilik iddialarına yol açıyor,
'Evren biz gözlediğimiz için vardır' diyenler türüyor bu da çeşitli dogmalarla
ilişkilendiriliyor.
Atom
altı dünyası belirsizlik prensibi uyarınca,ışık hızının aşılmasına da olanak
tanıyor,ama makro dünya için 'Işık hızı aşılamaz' kuramı araya kesin bir
bariyer çekmektedir.
Yanıtınızı
bekliyorum.
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
EVRENDE TANRI'YI FIZIK YASALARI SIMGELIYOR... September 27 2003, 4:38 PM
Tanri
tek olabilir ama, duruma gore birden cok gibi gorunebilir, demek istemis, Hakan
Yilmaz..
Mantiksiz
bir gorus degil bu elbette. Aslinda bildigimiz kadariyla su anda evrende
varligina inandigimiz dort gucun (elektro-manyetik, kuvvetli nukleer guc, zayif
nukleer guc ve
kutlecekimin)
aslinda singularite denen Big Bang aninda tek olduguna inanilmaktadir. Hatta bu
gucleri ciftlestirmek bile mumkundur. Ornegin elektromanyetik gucle zayif
nukleer guc, elektroweak guc olarak bilinir ki Musluman bir Pakistanli bilim
adami olan Abdus Salam tarafindan ve bagimsiz olarak Steven
Weinberg
tarafindan tanimlanmistir. Daha sonra bu yazarlar Nobel fizik odulunu
kazanmislardir.
Yalniz
benim bahsettigim fizik yasalari tam anlami ile bunlar degil. Bunlar ve otesi..
Zaten singularitede bu gucler bire iniyor.. Bu oylesine asiri
bir
durumdur ki, madde ortadan kalkiyor ve enerjiye donusuyor. Isi inanilmayacak
kadar artiyor ve butun enerji bir protondan milyar kere, milyar kere, milyar
kere daha kucuk bir alanda bir araya
geliyor..
Bu
aslinda virtual particle denen (zimni zerre,yalanci
zerre)
bir enerji turu.. Quantum fiziginin temeli bu..
Hicbirseylik
bizim anladigimiz bir yokluk degil. Evet, orada mevcut enerjilerin toplami
“sifir” ama, bu sifirin dagilimi esit degil.. Doganin enerji bankasindan enerji
borc alan yalanci zerreler
doguyor
ama, 10^-21 saniye icinde, kendileri ile birlikte ortaya cikan karsitlari ile
birleserek, birbirlerini notralize ediyor ve kayboluyor..
Bu
her an vuku bulmakta olan bir surec.. Belirsizlik kurami buna uygulanabiliyor..
Bu demektir ki, nasil bir yalanci zerrenin ortaya cikacagi bile belirli degil..
Ama hicbirseylik iste bu.. Dogus,
10^-21
saniye yasama ve yok olma.. Doga insan mantigina
uymuyor.
Evren insan mantigi ile bagdasmiyor.. Tanri denen bir guc yok.. Cunku once
Tanri’nin yaratilmasi gerekiyor.
Tanri’yi
bir yaratici olarak kabul edince, quantum fizigine gore neyin yaratici olmasi
gerekiyor? Butun sorun bu.. Yanip sonen bir enerji kaynagi gibi davranan
yalanci zerreler mi? Yoksa hicbirseylikte mevcut yalanci zerrelerin ortaya
cikmasindan sonra
onlara
hukmedecek olan fizik yasalari mi? Evrende bu yalanci zerrelerin yani sira
fizik yasalari da mevcut olmali diye dusunuyorum. Zaten bunu son zamanlarda
butun bilim adamlari boyle dusunuyor.
Alan
Guth’a gore, hicbirseylikte yalanci zerreler ortaya cikip, kaybolurken, birgun
aniden yeni bir virtual particle ortaya cikiyor.
Bu
zerre itici-cekici gucu simgeliyor.. Tabii bu yalanci zerre kendi karsiti ile
birlikte ortaya cikiyor ama, daha notrailze olmaya zaman
bulamadan,
10^-37 ile 10^-34 saniye arasinda genisliyor..
Hatirlanacagi
uzere bu zerreler ancak 10^-21 saniye
yasayabiliyorlardi
ve cok kucuktuler. Bu yeni yalanci zerre genisledigi icin karsiti tarafindan
notralize edilemiyor ve genislemesine devam ediyor.. Kendisini durduracak hic
bir guc olmadigi icin genislemesi onlenemiyor ve bir saniye icinde simdiki
evrenin yuzde 70’i olusuyor. Bu inanilmaz genisleme o kadar hizli
bir
sekilde vuku buluyor ki, isik hizi milyonlarca kere geciliyor..
Daha
da ilginci, bu yalanci zerre genislerken barindirdigi enerjinin yogunlugu
degismiyor. Yani daha yalanci zerre iken ne oranda enerji iceriyorsa,
genisledikten sonra da o kadar enerji ihtiva
ediyor.
Baska bir deyisle bu genileyen zerreye, genislemesi sirasinda enerji
ekleniyor.. Tabii bu eklenen enerjisinin kaynagi ne diyebilirsiniz. Orasi ayri
bir konu.. Cogalan ve genisleyen enerji.. Iste buna Big Bang deniyor. Aslinda
patlama falan degil.. Yalniz genisleme.......
Bundan
sonrasi hikayeyi hepimiz biliyoruz.. Gucler ortaya cikiyor. Madde ortaya
cikiyor... Ama bu genislemeden ortaya cikmayan tek sey gucler degil.. Fizik
yasalari. Bu yasalar ortaya cikan ve
maddeye
donusen enerjiye hukmediyor. Belki de o enerjiden maddenin ortaya cikmasini
dikte ediyor ve maddenin davranisini denetliyor.. Fizik yasalarina gore
hicbirseylikte yalanci zerrelerin maddeye donusmemesi lazim. Cunku ortada
enerji yalniz karsiti ile birlikte mevcut ve hizla yok oluyor. Fizik yasalarina
uyarak, alinip veriliyor bu enerji..
Cekici-itici
guce sahip yalanci zerrenin ortaya cikmasi bu dengeyi bozuyor ama, fizik
yasalari bu duruma da mudahale ediyor. Madde bu kurallara uyarak belli
davranislar sergileyebiliyor.
Ornegin;
quantum
fizigine gore “fermion” denen madde zerreleri bir araya gelemiyor. Bunu
Pauli’nin dislama yasasi onluyor. Oysa “boson” denen guc zerreleri bir araya
gelerek, daha guclu olabiliyor.
Fermionlar
bir araya gelebilseydi, butun evren bir camur yigini halinde cokerdi. Atom
olusamazdi.. Bu fizik yasalari sayesinde atom olusabiliyor.. Tek gucden cikan
dort guc atomun bildigimiz seklini almasini sagliyor.. Onun ogelerini bir arada
tutabiliyor..
Bu
guclerden kutlecekimin nasil oldugu hala bilinmiyor. Bu guc cok zayif oldugu
icin atomun yapisina mudahale edemiyor. Baska bir deyisle, kutlecekimin quantum
mekanik karsiti yok. Atom
icinde
bu guc mevcut degil. Ama oradan ortaya cikan bir guc olmali. Oradan cikmali ve
evrene yayilmali. Ama oradan bu gucun nasil ortaya ciktigi bilinmiyor. Atomalti
alemden elektro-manyetik gucun temsilcileri olan fotonlar da cikiyor.. Dort
gucten ucu oradan
cikiyor.
Tek istisnasi kutlecekim.. Bunun da bir istisna olup olmadigi henuz belli
degil. Belki de o guc de atomalti alemden cikip, etrafa yayiliyor.
Evren
yalniz enerji, gucler, onlari manuple eden fizik yasalari degil, ayni zamanda
bilgi de iceriyor.. Bilgi evrenin bir yoresinden digerine, kutlecekim dalgalari
ve elektromanyetik radyasyon araciligi ile ve isik hizinda yayiliyor. Bu
dalgalardaki bilgiyi biz insanlar degerlendirebiliyoruz. Ilginc olarak onlari
doga da degerlendiriyor ve uzaktaki bir kutleden gelen cekim dalgalarina duruma
gore bir yanit veriyor. Ya da elktromanyteik radyasyonu bir tur yanitliyor.
Evren
tek hucreli bir canli yaratik gibi davraniyor..
Tanri'ya
gerek kalmiyor.. Fizik yasalari Tanri'nin yerini aliyor ve maddenin
davranislarini denetliyor. Maddenin hic bir davranisi onlarin denetiminden
kacmiyor. Her asiri durum icin ayri bir dizi fizik yasasi mevcut.. Isi ve
basinc artinca madde cok daha farkli bir davranis sergiliyor. Onlari denetleyen
fizik yasalari da tumuyle farkli nitelikler iceriyor..
Evrende
Tanri'yi fizik yasalari simgeliyor. Onlarsiz ne madde olusabilir ne de
bildigimiz sekli alabilir.. Maddeden olusan canlilar olarak onlara uymak
zorundayiz. Tanri'nin kitabi varsa, o da Kur'an veya Kutsal Kitap'ler degil,
bilim kitaplaridir..... Onlari ogrenip, uygulayarak, Tanri'ni emirlerini yerine
getiririz. Zaten bu konuda Tanri bize fazla bir secenek vermis degil. Ama o
gucleri ve yasalari bildigimiz icin, onlara karsi gelebilir ve ornegin, uzaya
uydu atabilir, ayi ve diger gezegenleri ziyaret edebiliriz. Ve bize
elektromanyetik dalgalar seklinde gonderilen tanrisal sifreleri desifre ederek,
evrenin gizemini cozmeye calisabiliriz. Aslinda butun bunlari bizim
araciligimizla basaran evrenin kendisidir. Bizi kullanarak kendi hakkinda bilgi
sahibi olmaktadir, evren, doga veya Tanri.... Artik ne derseniz deyiniz..
Ilginc degil mi?
izafi
(no
login)
203.26.24.212
|-_^|hmmm... Ha gayret Hacı!.. September 27 2003, 5:42 PM
Az
kalmış!.. Şu fizik yasalarını da bir aştınmı gerçeği buldun demektir...
Arıda
bal yapıyor amma..
Nasıl
yaptığını bilmiyor...
İste
orayı yakalayacaksın!...
Gidişat
fena değil...
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 27 2003, 6:25 PM
Izafi....
Dikkat
edersen benim Tanri dedigim sey, senin Allah dediginden cok daha otoriter bir
yaratici.. Ama kendisine karsi geleni cezalandirmiyor. Daha dogrusu sizin
dusundugunuz sekilde cezalandirmiyor.. Insanlara kendi yasalarini ogrenmeleri
icin akil vermis. Yalniz onlara uymalari ve onlardan yararlanmalari icin degil,
ayni zamanda onlara karsi gelerek, kendileri icin daha zengin ve ileri bir
yasam tarzi olusturmalari icin..
Kutlecekime
karsi isyan eden insan ucagi bulmus.. Uzaya uydular ve uzay gemileri
gonderiyor.. Uzaydan gelen sinyalleri ve evrenin gizemini cozmeye calisiyor.
Tanri'yi mi ariyor dersin insanoglu? Bilim Tanri'yi coktan bulmus durumda.. Onu
coktan anlamaya ve sirlarini desifre etmeye calisiyor. Dinler ise bu konuda en
ufak bir ilerleme kaydetmemis. Tanri'nin emirleri olarak birkac ilkel emri
insanlara empoze ederek onlari denetleyecegini saniyor. Namaz kilmak, dua etmek
ve oruc tutmak gibi. Bilim icin Tanri yoktan var olmayi saglayan surecler ve
onlara hukmeden fizik yasalaridir. Madde yoktan var olmustur. Bu olusun
mekanizmasi, kuramsal olarak da olsa, az cok bilinmektedir. Dinler Tanri
kavramini aciklamada bile tumuyle basarisizdirlar. Bu konuda celiski
icindedirler. Ozellikle Islam Allah'i bir turlu tanimlayamamaktadir.. Bilim
icin ise yaraticiyi tanimlamak sanildigi kadar zor degildir. Ayrica onun
yasalarini ogrenmek her insan, hatta her hayvan icin gereklidir. Hayvanlar bile
fizik yasalarini bilmekte ve onlara uymaktadirlar. Islam'a gore hayvanlar da
Islam'dir ama, Kur'an okumazlar. Yine de yasamlarini mevcut fizik yaslarina
uyarak surdururler. Fizik yasalari Tanri'dir.. Bilim ise onun kitabi..
Bu
is boyledir, Izafi.. Bu durumda senin gibi Musluman olmaya ne gerek var..
Hersey Islam degil mi zaten? Benim tanimladigim kavramda kendileri ile ilgili
fizik yasalarini bilen ve yasamlari icin kullanan hayvanlar bile Islam... Degil
mi?
keeeeh
kehhhhhh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 27 2003, 10:38 PM
Surasini
kabul etmek zorundayiz ki, son derece garip ve olaganustu bir evrende
yasiyoruz. Kaosdan duzen olusuyor ve bu duzen evrenin bir kosesindeki kucuk bir
planette yasami baslatiyor. Bilincsiz evren insanda bilince kavusuyor ve
kendini tanimaya, bilmeye calisiyor. Sonra biz soruyoruz. Tanri var mi?
diyoruz..
Var
elbette..
Bizler
Tanriyiz.
Tanri
degilsek bile O'nun bilinciyiz..
O'na
kendini tanitiyoruz..
Ama
once O'nu ogreniyoruz..
Sonra
O'na meydan okuyoruz..
Aramizda
hala O'nu arayanlar var..
Emir
kulu gafiller..
Tanri
sizden emirlerine uymanizi degil, onlari yakindan ogrenmenizi ve onlarla
mucadele etmenizi, kendisine isyan etmenizi istiyor..
Oyle
bir duzen kurmus ki, O'na karsi gelmeden, O'nun gizemini cozmeden huzur ve
aydinliga kavusmaniza olanak yok..
Siz
Musluman'lar istedigimiz kadar Allah'in emirlerini oldugu gibi kabul edin ve
yasaminiza uygulamaya calisin.. Onlara isyan etmedikce ve yeni emirleri
arastirmadikca, namaz kildiginiz koseden uzaklasmanizin mumkun olmadigini
goreceksiniz.
Tanri
kendi bildigi her seyi acikca ortaya koyuyor. Tanri'nin sahip oldugu hersey,
her turlu bilgi ortada.. acikta... Butun yapacaginiz onlari aramak ve bulmak..
Sonra onlara bir anlam vermek.. Bu da ancak bilimle mumkundur.. Cagdas
bilimle.. Ve Tanri'ya meydan okumak, O'na karsi gelmekle.. O'nun kolesi olmakle
degil..
Bakalim
yanlis bir yol izlediginizi ne zaman ogreneceksiniz..
Hadi
bakiiiiiiimmmmmmmmmmm
DEHA
(no
login)
212.146.171.223
Yeni Fizik September 28 2003, 7:56 AM
Quantum
Mekaniği'nin atomaltı dünyadaki belirsizlikleri işaret etmesi,her zaman olduğu
gibi bazı sözde bilim adamlarının, bilim ve dinsel öğeleri birlikte açıklayacak
bir kuram avına çıkmasına yol açtı.
Yaklaşık
20 yıl kadar önce bir takım fizikçiler,quantum mekaniği ile doğu mistizmi
arasında 'açık benzerlikler' farketttikleri iddiası ile ortaya çıktı.Bunlar
quantum mekaniğinin,gözlemciye bağımlılıyla birlikte
paradoksların,olasılıkların ve olanakların da Hinduizm,Budizm ve Taoizm'in
metinlerinde önceden tahmin edildiğine inanıyorlardı.
Kendilerine
Yeni Fizikçi diyen bu grup,QM'in Hindu dininde yıkım ve kozmik çözünmenin
boynuzlu tanrısı olan Shiva ya da Mahadeva nın yeniden keşfinden başka bir şey
olmadığı görüşündeydi.
Shiva
MÖ 3 ve 4. yy da ,Daimi evrensel yıkım ve yaratılış sürecini anlatan Tanrının
dansıdır,Maddenin herhangi bir özü yoktur,O yalnızca gelen ve giden enerjinin
ritmik dönüşlerinden ibarettir.
İngiliz
Kuramsal Fizik Profesörü David Bohm bu akımın kurucularındandır,Tin,ince madde
,kaba madde gibi bir çok kavram ortaya atmıştır.Halografi gibi tanımlar
geliştirmiştir ve insan aklının daha yüksek gerçeklikleri kavrayabileceği
iddiasındadır.
Yine
Cambridge'te Hawking'in çalışma arkadaşlarından Brian Josephson,DOğu Meditasyon
tekniklerini etkin biçimde uygulamakta,doğu mistizmini anlayarak,nesnel
gerçekliklerin iç yüzünü kavrayacağına inanmaktaydı.Josephson 1973 Nobel ödülü
sahibi idi.
Yeni
Fizik denen bu ekolün görüşleri ülkemizde de bazı aklıevveller tarafından hemen
baştacı edildi ve Bohm,Capra,John Gribbin,Karl Piribram,Michael Talbot'a ait
bir takım kitaplar ve makaleler yayınlandı.
Bu
kitapları çeviren ve yayınlayan önsözlerde Yeni Fizik ile, Duyu ötesi
Algılama,Reenkarnasyon,Rüya telepatisi gibi ne kadar Metafizik kavram varsa
hepsinin açıklanacağı umudunda,ve kendi yaşadığı bazı 'Doruk deneyimlerin' de
anlam kazandığı görüşündeydi hatta daha da ileri giderek,
'Hallac-ı
Mansur bu birliği ve bütünlüğü ne güzel de ifade etmiştir 'Enel Hak'
sözleriyle' demektedir.
(Bknz
Holgrafik evren 1, 2, 3 Kozmik Postacı vs)
Diğer
bir çok bulanık suda balık avlama meraklısı da ortalığa dökülerek bir sürü abuk
sabuk teoriler ürettiler.Nasıl olsa QM de belirsizlik var,salla gitsin mantığı
ile garip garip yorumlar ortaya çıkarıldı,Tanrı'dan tutun da evrenin başlangıcına
kadar her şey sözde açıklandı.
Bu
akımın öncülerinin gerçekten Bilim adamı sıfatında olması bazılarının ekmeğine
yağ sürmüştü hem de tereyağı.
John
Boslough,Stephen Hawking 'e bu durumu anlatır ve ne düşündüğünü
sorar,Hawking'in cevabı şöyledir,
'Yaz,Bu
katıksız bir saçmalık,Doğu Mistizminin evreni bir ilizyondur,Onunla kendi
çalışması arasında bağ kuran bir fizikçi,fizikçi olmaktan çıkmıştır'
Niels
Bohr'da QM'in dinsel,mistik ya da parapsikolojik kurgular için bir sıçrama
tahtası olarak kullanılmasının boş bir çaba olduğunu açıklamıştı.
(Bknz
John Boslough Stephen Hawking'in evreni Sayfa 115-117)
Yeni
Fizik denen bu akım zamanla çözüldü ve Bilim'den iyice uzaklaştı,hatta bu
kitapların yazarlarından M,Talbot, evinin içinde eşyaların uçuştuğunu,tavandan
spaghetti yağdığını vs vs iddia ediyordu ve annesinin duyu dışı deneyimler
yaşadığına emindi.Herhalde küçüklüğünde kendisini etkileyen bu olayları
büyüyünce bir şekilde bilimle uzlaştırmayı kafasına çok önceden koymuştu.
Şimdilerde
bunlara prim veren pek kalmadı,fakat fikirlerinin tortuları hala sağda solda
dolaşıyor,yukarıda aktarılan yazıların çoğunun içinde bu tortuları görmek
olası.
Anonymous
(Login
Merakli)
212.253.61.182
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 28 2003, 5:22 PM
Sayın
Deha,
İlk
postta belirttiğim gibi, ateistim. Yani, Quantum fiziği ile dini birleştirmek
gibi bir çaba ile yola çıkmadım.
Quantum
fiziğinin, Mantık'ın aydınlantıcı yazısında temel aldığı Aristo mantığını, ilk
bakışta, ihlal eden yönüne işaret etmek istiyordum.
Size
hatalı mantık yürütmesi yapıyorsunuz dememin nedeniyse, mikro-makro evren
ayrımında, bu fizik dalının bulgularıyla mantık ilkelerini ihlal edermiş gibi
gözüken bulguları makro evrene doğru genişletip orada çürütmenizdi. Mikro
evrene fazla değinmeden geçmiştiniz önceki mesajınızda. Yanlış sonuçlara
varmadınız, ancak, bence, hatalı bir mantık sırası izlediniz.
Sonraki
mesajlarınız daha açıklayıcı ve benim için daha bilgilendirici oldu. Sizinle
hemfikir olmadığım bir nokta mevcut :
"İyi
de Tanrıya neden Quantum mekaniği gözüyle bakalım,Tanrı atomaltı parçaçıklardan
mı oluşmuş,orada mı yaşıyor!"
Baz
aldığımız iki numaralı tanrı tanımımız uyarınca, evrenin her noktasında
Tanrı'nın varlığını tartışabilmeliyiz.
Saygılarımla
DEHA
(no
login)
212.146.171.240
Sn Meraklı, September 28 2003, 7:12 PM
QM
ile Mistisim veya Dinleri çakıştırma çabaları üzerine yazdıklarım genel
anlamdadır,direk sizinle ilgili değildir.QM konusunda yapılacak
çalışmalarda,baz alınacak kaynaklara baktığımda,gizli veya açık bu yansımanın
tortularını gördüğüm için,bu hususa dikkat çekmek istedim.
Hatırlayanlar
bilir,yaklaşık 2,5 yıl önce Türk Ateist'te buna benzer bir tartışma yaşamıştık
ve benzer bir iletiyi orada da yazmıştım.
'Baz
aldığımız iki numaralı tanrı tanımımız uyarınca, evrenin her noktasında
Tanrı'nın varlığını tartışabilmeliyiz.'
Hala
çok net bir anlam çıkarmış değilim,belki biraz daha açarsanız
netleştirebilirim.Neden Evrenin her noktasında Tanrı'nın varlığını tartışıyor
olabilelim?
Evren
olsa da,olmasa da,Tanrı'nın sıfatları için bu fark yaratmamalı.Atomaltı
dünyadaki yasalar ile Tanrının varlığının ne gibi bir ilgisi var,gerçekten bir
anlam vermekte zorlanıyorum.
Tanrı,atomaltı
dünyayı yaratmış olması gereken iken,nasıl olur da o dünyanın yasaları uyarınca
hem var hem Yok ilan edilebilir?
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 28 2003, 8:17 PM
Acaba
Merakli kardes TOE (Theory of Everyting) anlayisina sadik kalarak, atomalti
evrenle atomustu evrenin musterek taraflari (tarafi) oldugunu ve Tanri
kavraminin buna isaret ettigini mi (ya da etmesi gerektigini mi) ihsas etmek
istiyor? Bilim simdiye kadar bunu basaramadi. Bu iki alem birbirlerinden o
kadar cok farkli ki..
Merakli
(Login
Merakli)
212.253.69.154
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 28 2003, 8:38 PM
"Hala
çok net bir anlam çıkarmış değilim,belki biraz daha açarsanız
netleştirebilirim.Neden Evrenin her noktasında Tanrı'nın varlığını tartışıyor
olabilelim?"
Kendimi
tam olarak ifade edemediysem, özür dilerim.
Beni
bu iletiyi yazmaya iten neden, Mantık'ın yazısı. O yazıda sayın Mantık yapılan
Tanrı tanımının barındırdığı mantıksal çelişkilerin, Tanrı'nın varlığının
kanıtları için evrenin her noktasına bakılmasını gereksiz kılıcağını
belirtmişti.
Quantum
Fiziği üzerine okurken, elde edilen bulguların Aristo Mantığı ile çeliştiğini,
tanrı tanımızın barındırdığı mantıksal çelişkileri bir anda mantıklı hale
dönüştürdüğünü düşündürtmüştü. Bu yüzden, atom altı evrene dair bir tartışma
açma gereği duydum. Gelen yanıtlardan, sizin yanıtınızdan özellikle Sayın Deha,
yine de mantıksal çelişkinin varlığını kavrayabiliyorum. Tanrı tanımımıza göre,
tanrı'nın yarattığı bir evrenin kurallarına uyması onun, sonsuz kudretini
sınırlayacağını, yani çelişkeye neden olacağını net şekilde anladım.
Sayın
Hacı,
Müşterek
taraf bulmak, yani Tanrı'nın varlığını kanıtlamak, onun, atom altı ya da atom
üstü evren tümelliğine ulaşmak gayem değildi. Amacım, kafamda Quantum Fiziğinin
bulguları sonucu oluşan karışıklığı gidermekti. Bunda da yeterine yol
katettiğimi sanıyorum.
Saygılarımla
Merakli
(Login
Merakli)
212.253.69.154
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 28 2003, 8:41 PM
Turkateistteki,
Quantum fiziğine dair tartışmayı bulamadım. Silinmiş galiba
DEHA
(no
login)
212.146.171.209
Sn. Meraklı, September 28 2003, 11:50 PM
Türk
Atesit silineli 2 sene oldu,eğer elinizde bazı kayıtlar varsa,Kenan Keskin'in
yazdığı Halografik Evren ile ilgili bir makale aktarılmıştı,daha sonra bunların
Michael Talbot'un kitabından alındığını ortaya çıkarmış ve Yeni fizik
konularını tartışmıştık.
DEHA
(no
login)
212.146.171.209
NeSToR September 29 2003, 12:07 AM
nicki
ile asılan yazı tümü ile başkasına aittir.
Bu
tip aktarmalarda kaynağın belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.
DEHA
(no
login)
212.146.171.209
Yeni Fizik Çağrışımı September 29 2003, 1:04 AM
'Mantık'ın
"Tanrı'nın tanımlanması" yazısında baz aldığı Aristo mantığına göre,
Tanrı'nın sahip olduğu sıfatlar ile sonsuz kudrete sahip olması bir çelişki.
Peki,
Quantum fiziğinin mantığına göre aynı konuyu değerlendirirsek, bu kez aynı
çelişki ortadan kalkmış gibi gözüküyor. Çünkü, Tanrı A ve Non-A gibi iki ayrı
özelliğe ayna anda sahip olabilir, '
'Böyle
bir kavramın göz kamaştırıcı soınuçlarının yanında,Everett-Wheeler-meta
-teoremi ilahıyatçıların bir kadir-i mutllak tanrı kavramında karşılaşılan
çelişkinin aynısını arzediyor.Eğer E-W-M teoremini sınamak için bir deney
yapılmış olsa idi, bir tek ve aynı zamanda hem ispatlanmış hem de ispatlanmamış
olarak neticelenirdi.'
(M.Talbot,
Mistik Düşünce ve Yeni Fizik sayfa 15)
izafi
(no
login)
203.26.24.214
Hacı September 29 2003, 8:30 AM
Ben,
Fizik
kuralları Tanrıdır.. demekle
Tanrının
fizik kuralları.. demek arasındaki farkı anlatamam elbet...
Öyle
bir anlatım olabilseydi sizler olmazdınız...
Dolayısıyla,
insan denilen varlıkta sorumlulukları daha farklı değisik bir yaratık olurdu...
Belki
sevgi, alçakgönüllülük...
Kibirden
ve emin oldugumuz akıldan biraz sıyrılmak gerekiyor heralde...
Anlatılamayacak
yer de susmalı ve insanı kendi bildiğine bırakmalı...
Çokbilmişlik
yapacak değiliz!...
Mantık
(no
login)
68.39.250.92
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 8:52 AM
Türkateist
forumda yıllar önce "Kuantum Fiziğinin Günümüz Felsefesine Etkileri"
başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı daha sonra Alternatiforum'un felsefe
forumuna da kopyalamıştım. Ki şu anda da hala orada duruyor. Bu başlık
altındaki konuyla ilgisi olduğu için buradan o yazıya link vermek istiyorum:
http://www.network54.com/Hide/Forum/thread?forumid=83069&messageid=988264151&lp=988292870
Hakan
YILMAZ
(no
login)
195.174.133.236
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 1:27 PM
Yazında
tek karşı çakabileceğim nokta, neden isyan yada kaşı çıkma kelimesi
kullanıyorsun.
İsyan yada itaat etmeden daha önemli bir durumdan ve yeni bir
sözcük
gerektiren bir durumdan bahsettiğinin farkındasın zaten. Ortak
çalışma
gibi birşey.
Yeni
emirler bulma ile yazılanla yetinme arasındaki fark nedir ? Yazılanını
bütün
emirler olup olmadığının kabül edilmesi değilmi ? İşte bu noktada
tamamiyle
haklısın. Yazılan olduğu gibi alınan bir Kuranın herhangi bri
değeri
yoktur. Bunu olduğu gibi alıp, devlet tarafından atanan eğitim düzeyi
normal
bir liselinin üzerine çıkmamış yada hiç çıkmayacak bir adamın
verebileceği
başka bir bakış açısı da olmayacaktır.
İtaat
eder görünürlere bu kadar gıcık kapmandaki sebeb ne ki diye
düşündüğümde,
onları bir köle gibi görüyor olmanı kula kulluk etme
durumundan
çıkardığını düşündüm yazını okurken. Benim tanıdığım bazı
insanlarla
olayı deşerek konuştuğum zaman, haşa aman öyle demeyelim
diyenlerin,
durumu anlayacak seviyeye çıktıklarında senden daha çok soru
sorduklarına
da tanık oldum. Senin bu soruların cevabını bilimde bulman gibi
onların
bilimle bu derece ilgilenme şanları yok. Bilginin onlara ulaştıkları
dereceye
kadarıyla idrak ettikleri bu durumu Tanrı olarak almaları normaldir
bence.
Sıkı bir bilimadamının kendi bulunduğu konumla, onları karşlaştırıp,
aşağılamak
gerekmez. Fizik yasalarını, melek yerine koymak tamamiyle,
oluşturulan
yani bilim diline adapte olmayan kendi içinde kapalı ve mükemmel
olduğuna
inanılan gelenekçi bir zihin yapısının kendi kendini, bugünün
bilimiyle
aynı dili taşıyamayacak konuma getirmesidir. Bu Kuranın kendisinin
değil
onu okuyanları ve anladığını düşünenlerin suçudur. Şunu da
düşünmenizde
fayda var. Eğer bugün amerikaya girerken doldurduğunuz formda
boyunuzu,
feet, kilonuzu lbs cinsinden yazıyorsanız ve aynı formda bir
karşılaştırma
cetveli yoksa, sadece siz değil bütün avrupanın kabul ettiği
ölçülendirme
değerlerini kabul etmek yerine, kendi kurallarını kabul
ettirmeye
çalışan bir zihniyet görürsünüz. Hatta tarjikomik yanı belki kabul
ettirmeye
çalışan değil. Allaa alaa nasıl olur da bilmiyorlar bunu ? diyen
sizi
cahil zanneden bir zihniyet olamaları cabası. Bu ortaçağdaki
derebeylerinin
kilisenin kendi üzerlerindeki baskın yapısını, biz sizi
koruyacağız,
silah gücünüz olacağız ve bilimle ilgili, hristiyanlıktan
uzaklaşmadan
bir yeni araştırmalar yapacağız demesiyle başlayan bir bilim
dilinin
çıkmasının başlangıcına benzer. Burda bir haklılıkları vardır.
Ayrıca
bu derebeyleri hiçte dini redetmemişlerdi üstelik.
Kendi
geçmişi olmayan bu ülke, hala rusyanın, şimdi söylense ilkel gelecek
terimler
sözlüğüyle ( bilmem kaç yumurta kasesi vs.. şimdi
hatırlamıyorum..),
uzaya kendinden adam gönderebilmesinin acısını yaşar.
Ordan
gelen insanlarla çalışmaları sonucunda bu dilin bir kısımını kabul
etmeleri
zorunlulu vardı. Bu feet, ons, lbs vs ise, taa romalılara dayanı ki
bu
asortik millet sırf eski bir uygarlıktan gelmemenin verdiği komplexle
haraket
etmiştir. Bana sorarsanız hiç umrumda değil tabi. Bu yüzden, Bilim
dili,
yada karşılaştığınız herhangi bir anlatımdaki, melek, cin vs.. yi
olayı
sırf kişisel gurur yapmadan dolayı hadi len deyip bir bakınız derim.
Zaten
çok bakmışsınızdır. Ama yazılarınız doğrultusunda bir baksanız eminim
daha
çok benzerlik bulursunuz. Bunu nasıl yorumlayacağınız kendinize kalmış.
Ben
açıkcası hemen hemen hiç ilgilenmedim. Bilimle sizin kadar ilgili
değilim,
bu yüzden anlamadığım bir dili (melek, cin vs den bahseden bir
dili
) anlayabileceğim ölçüde okumayı tercih ediyorum..
Bu
arada hadi bakiiimmm diyerek birilerini aşağıladığını düşünmedim. Bu
yazın
bence çok iyiydi. Copy paste yapıp kimi yerlerini sorabilirdim. Ama
bütününe
bakıldığında ne demek istediğin iyi anlaşılıyor.. Öncekilerden
sonra
doğru bir iletişimde olmamız bence güzel..
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 3:07 PM
Yukardaki
bir iletimde Mantik’a hitabetmisim. Mihman’a hitabetmem gerekiyordu. Duzeltir,
ozur dilerim. Umarim Mihman kendisine hitabedildigini anlamistir..
Sepultura
sunlari yazmis;
Bunun
ne anlamı var? Madde olmadan önce fizik yasaları nasıl varolabilir. (ki en
basitinden bir karadeliğin olay ufkundan içeri dalınca yasa masa kalmaz) Bu
yasaların varolduğu Platonun idealar evreni gibi bir şeymi var acaba? Alain
Guth yada başka biri böyle dedi diye öyle olması gerekir mi?
======================================
Bir
karadeligin olay ufkundan (event horizon) sonra yasa kalmaz diyor.. Kalir
kardesim.. Kalir.. Orada farkli fizik yasalari gecerlidir. Quark’larin proton
ve notron olusturmadan bir araya geldigi bir ortam olabilir, orasi.. Quark
corbasi yani.. Bilmiyoruz.. Bilmedigimiz bir sey icin de yok diyemeyiz. Yine de
karadeliklerin genel olarak fizik yasalarina uydugunu biliyoruz. Olay ufkunun
otesinin de bazi yasalara uymasi gerektigi soylenebilir.. Alan Guth boyle
dedigi icin var degil fizik yasalari. Alan Guth da oyle diyor demisim, degil
mi? O da fizik yasalarinin maddeden once var olduguna inaniyor demisim, yani..
Bunu Sepultura deseydi ne olurdu? Sepultura’nin hic bir fikrinin onemi yoktur.
Cunku kendisini kanitlamamistir. Guth’un her lafi onemlidir. Cunku kendisini
cok iyi tanitmistir..
Hakan
Yilmaz icin de bir kac sey soyleyim, elim degmisken..
Istediginiz,
aklinizin yattigi, kabul ettiginiz her seye inanabilirsiniz. Ben onlari
elestirmiyorum.. Ben sadece kendime gore yaratilisi ve Tanri kavramini
aciklamaya calisiyorum. Bu evrenin son derece garip bir yer olduguna
deginiyorum. Eskiden fizik yasalarinin butun varliklar uzerinde etkisi oldugu
saniliyordu. Daha sonra atomalti alemdeki fizik yasalarinin cok degisik oldugu
anlasildi. Bu aralarinda Einstein’in da bulundugu bazi bilim adamlarini saskina
cevirdi. Einstein olunceye kadar quantum fizigine inanmadi.. Tanri zar atmaz,
dedi, durdu.. Oysa Tanri atomalti evrende kumar oynuyordu.. Einstein atomustu
evrendeki fizik yasalarini atomalti evrendeki fizik yasalarla birlestiren bir
kuram gelistiremedi. Cunku herseyden once atomalti evrene inanmiyordu..
Goruldugu
uzere, farkli fizik yasalarina uyan birden fazla alem var. Daha da otesi, belki
fizik yasalarinin farkli oldugu daha bir cok alem var.. Ornegin madde birikip,
basinc ve isi artinca fizik yasalari degisiyor. Eminim ki evrende bizim
bildigimizden daha farkli diger fizik yasalari da var.. Onlari henuz bilmiyoruz..
Belki de cogunu asla ogrenemeyecegiz..
Tanri’ya
isyan isine gelince.. Baska turlu ogrenemezsiniz.. Tanri’ya inaniyorsaniz ve
onunla karsilasmak istiyorsaniz, baska bir yol izleyemezsiniz. Tanri’ya isyan
etmek demek, O’nu aramak demektir. O’nun varligini hissetmek demektir. Ben size
bunu tavsiye ediyorum.. Bir fuze icinde aya gitmek uzere dunyadan
ayriliyorsunuz. Yercekimine karsi direniyorsunuz ve onu yenerek dunyanin cekim
alanindan cikiyorsunuz. Bu Tanri’nin yasaklarindan birine karsi gelmeniz demektir.
Tanri sizden bazi fizik yasalarina uymanizi beklemektedir. Siz onlara karsi
geliyorsunuz. Tanri’ya isyan ediyorsunuz. Insan oglu bunu butun yasami boyunca
yapiyor. Ucakla havada dolasiyor. Tanri’nin aerodinamik yasalarini ogreniyor..
Yercekimine karsi geliyor. Barajlar kurup, tarlalarini suluyor ve elektrik
uretiyor. Hidrodinamige hakim oluyor. Elektronlari manuple ederek, onlardan
yararlaniyor ve yasamini zenginlesitiriyor. DNA’yi manuple ediyor ve
hastaliklara direncli bitkiler uretiyor. Canlilari klonluyor.. Atom ve hidrojen
bombalari yapiyor. Daha binlerce, onbinlerce kesfi var. Insanin yasamini
zenginlestiren, kolaylastiran bu buluslarin her biri Tanri’ya isyani
simgeliyor.. Tanri’nin emirlerini kabul ederek, bir hayvan gibi, koseye
cekilmiyor insan… Tanri’yi ariyor ve fizik yasalari ile karsilasiyor. Onlara
hurmet ediyor. Onlara uyuyor ama, kendi ilerlemesi ve daha rahat bir yasam
surdurebilmesi icin onlara karsi gelmesi, isyan etmesi gerektigini de biliyor..
Ogrendikleri fizik yasalarini kendi yasamina uyguluyor ve Tanri’nin emirlerini
bir yandan yerine getirirken, ote yandan onlardan yararlaniyor..
Gordugunuz
uzere isyan etmeyi kotu anlamda kullanmadim ben..
Ben
sahsen Tanri’nin varligina inanmiyorum. Ama bu hic bir seye inanmiyorum
anlamina gelmiyor.. Fizik yasalarina inaniyorum. Bilime inaniyorum. Sosyal
yasalara inaniyorum.. Hukuka ve kanunlara inaniyorum. Adalete inaniyorum.
Insanlarin birbirlerine hurmet etmesine inaniyorum. Sevgi ve aska inaniyorum.
Insanlarin hirsizlik yapmamasina inaniyorum. Cinayet islememesine inaniyorum.
Din ve diger eften puften nedenlerden dolayi savas meydanlarinda birbirlerini
oldurmemesi gerektigine inaniyorum. Insanlarin inanclarindan dolayi
cezalandirilmamasi ilkesine inaniyorum.. Yani sizin anlayacaginiz ben Kur’an’da
bahsedilen emirlerin cok azina inandigim halde, gercek inandiklarim benim
yasamimi zenginlestirmeye ve yasal ve onurlu bir omur gecirmeme yetiyor.
Musluman olmanin bana bir yarari olmayacagini, yasamimi zenginlestirmeyecegini,
beni daha ahlakli, daha yasal, daha bilgili ve daha durust bir insan
yapmayacagini biliyorum. Ben Allah’in emirlerini (dogal yasa ve ilkeleri) kabul
ediyorum ama, onlari yalniz kabul etmekle kalmiyor, ayni zamanda onlarin
dogasini da ogrenmeye ve onlardan yararlanmaya calisiyorum.. Onlara karsi
direniyorum ve eger Tanri varsa, O’nun gozune bir kole olarak degil, karakter
sahibi biri olarak gorunmek istiyorum..
Umarim
derdimi anlatabildim..
Anonymous
(no
login)
203.26.24.214
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 3:38 PM
"Yercekimine
karsi direniyorsunuz ve onu yenerek dunyanin cekim alanindan cikiyorsunuz. Bu
Tanri’nin yasaklarindan birine karsi gelmeniz demektir. Tanri sizden bazi fizik
yasalarina uymanizi beklemektedir. Siz onlara karsi geliyorsunuz. Tanri’ya
isyan ediyorsunuz..."
Ne
alakası var!... Tanrının diger yasalarını uygulamaya sokup ötekileri
geçersizleştiriyoruz!..
Füzeyi
yukarı kaldıran yine Tanrı yasaları değil mi?...
Hacı
kardeş bak füze bile İslama boyun eğmis senden daha tıss yok!...
Keh
keh keehhhhhhhh
izafi
(no
login)
203.26.24.214
. September 29 2003, 3:41 PM
tıss'a
davet benim...
HACI
(Login
omerusta)
24.147.252.201
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 3:55 PM
Hadi
diyelim, Islam'a gecmeyi dusunuyorum..
Islam
bana henuz sahip olmadigim ne verecek?
Benim
bilimselligimi nasil zenginlestirecek?
Benden
nasil daha ahlakli, topluma daha yararli, yasalara uyan ve insan haklarina
hurmet eden biri yaratacak?
Bana
ne kazandiracak?
Hicbir
sey!
Ustelik
yasamimi yozlastiracak.. Zamanimi bos yere harcatacak.. Bazi inanclara sahip
insanlari dusman olarak gormeme neden olacak...
Aklimi
bulandiracak..
Bazi
inanc ve dogmalari olduklari gibi, sorgulamadan, kabul etmeme neden olacak..
Arastirma
yapmama, iyiyi, guzeli, dogruyu ve gercegi aramama engel olacak. Onlari
buldugum yanlis hissi ile benin donatacak..
Beni
Allah'a isyan ettirmeyecek.. Onun yasalarini ogrenmeme engel olacak..
Hadi
canim sende...............
Islam
gercekleri bulmaya calisan bir cozum yolu ise..
Ateizm
o cozumu coktan bulmustur..
Ateizmin
kendisi cozumdur..
Ben
Allah ve dinle ilgili sorunlarimi coktan hallettim..
Darisi
basiniza..
Supradin
(no
login)
80.58.33.107
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 29 2003, 4:31 PM
ülen
hacı..seni cehenneme atsalar...bu odunlar yaş diye şikayet, isyan
edersin...Allah'ın gidisi seniiiii....
izafi
(no
login)
203.26.24.214
Re: Quantum fiziği ve Tanrının tanımlanması September 30 2003, 4:34 PM
Ne
alakası var?...
Ben
Allah'a var olduğundan emin olmakla senden farklı bir yaşantım olduğunumu iddia
edeceğim..
Sende
koşturuyorsun..
Bende...
Namaz,
niyaz dersen...
Olsa
iyi ama şimdilik pek yok...
Ama
şükrederim...
Af
dilerim...
Bu
iki şeyin dışında hiç bir farkımız olduğunu sanmıyorum...
Bumu
seni karman çorman edecek olan?...
Sen
aklından korkuyormusun ki...
Savunduğun
ilkeleri bu taraftan da savunamazsın...
Hepsi
İslama uygun...
Ne
kimseyi düşman görmeli..
Ne
sorgulamadan inanmalı...
Ne
de iyiyi güzeli, dogruyu ve gerçeği aramaktan vazgeçmeli...