İslam ve Bilim

 

OKUYALIM GÜZELLEŞELİM

April 21 2003 at 8:24 PM ali oktay  (no login)

from IP address 195.175.135.172

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Bu topiğin asıl amacı İslamla bilimin aktüel dünyadaki durumunu ele almak.ama bunu irdelerken gastronomik verilerle değil ayağı yere basan bilim dallarının verileriyle ortaya dökmek ve son zamanlarda bilime(?) büyük bir aşkla sarılan ortodoks müslümanların bilime mi yoksa bilim diye kakalanan başka bir şeye mi sarıldıklarını ve müslümanların aktüel dünyadaki konumlarını ve gelecekteki yerlerini gözler önüne sermektir.

 

Hepimizin bildiği gibi islamda hıristiyanlardaki anlamda bir ruhani kast yada içinde hiyerarşi barındıran bir kilise yoktur.yani despot bir dinsel otorite yoktur.yoktur ama bunun bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğu pek tartışılmamıştır.Ben kişisel olarak bunu islam ve insanlık için dezavantaj olarak görmüşümdür.hatta buna ilahi başıbozukluk diyebiliriz.kimin tanrı kimin peygamber kimin kul kimin mesih kimin ulema olduğu belli olmayan bir acaip kaos dini.Müslümanlarca en büyük referans kabul edilen ve Tanrı kelamı olduğu ileri sürülen kuranın bile söylem stiline baktığınız zaman bunu anında fark edersiniz,tanrı mı söylüyor yoksa muhammet mi diye.Bu durumda eski eroin müptelalarından tutun da imam Gazaliye kadar her kafadan ses çıkması bu gürüşümü kanıtlar.İslamın bu başıbozukluğa dayalı paradoksu bir bakıma islamda üstün bir moral durum(bireylerin ulemanın yardımı olmaksızın doktrini yorumlama hakkı) bir bakıma da öldürücü etkisi uzun vadede kanıtlanmış,sistematik bir organizasyon zayıflığına yol açmış olduğunu söyleyebiliriz.ilk şıkka baktığımızda trajikomik bir paradoksla karşılaşırız,islama göre her şeye muktedir olan tanrı,sık sık çelişkiye düşmesine rağmen kuran hükümlerinde en küçük bir değişiklik yapma gücüne sahip değilken(acz) müslümanlar bu konuda yazarın kendisini kıskandıracak denli maharet sahibidirler.ve bu çabada hiçbir sakınca görmeyi bir yana bırakın bununla "ben öyle anlıyorum"diyerek övünç duyarlar.

devamı var.

     

 

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.172 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 21 2003, 9:12 PM 

 

Dini bütün bir yabancı müslüman bilim adamı bu konuda bakın ne diyor:

 

""İslamda(sünni)ruhani bir sınıf olmadığı savına korkarım ki karşı çıkmam gerekecek.Bu bakımdan açıklıkla şunu ifade etmem gerekir ki,İslam büyük dinler arasında en kötü talihe sahip olanıdır.İslam ülkelerinin çoğunda neredyse kör cahil sayılabilecek kişilerden oluşan bir sınıf,büyük ve hoş görülü dinleri konusunda temel bilgilere bile sahip olmaksızın ruhani sınıf statüsünü kendilerine mal etmeyi alışkanlık haline getirmştir.Bu sınıf tarafından sergilenen küstahca gurur,aç gözlülük,düşük sağ duyu düzeyi, ve hoşgörüsüzlük,iran,Hindistan,Türkiye ve Oratasya daki her düzeyde şair ve yazar tarafından alay konusu edilmiştir.Tüm islam tarihi boyunca "ayaktakımı"nın ayaklanmasından ve hıristiyan toplumlarındaki engizisyon infazlarıyla gelen sistematik baskı ve zulme eş değer baskı ve sindirmelerden sorumlu olan bu sınıftır.Bu durumdan kurtulmak için öngörülebilecek tek uzun vadeli çare,bu kişileri,maneviyatı yüceltmek yerine,genelde siyasi içerikli ahkam kesmeya yarayan Cuma vaazlarında fesat yaratma güçlerinden mahrum etmektir.Bu siyasallaşma durdurulmalıdır.""

 

Bu satırları okyunca aklına gelenin ne olduğunu biliyorum.28 şubat devrimi.ve cuma vaazlarının denetime alınması..

Kurban olduğum Atatürk sen nelere kadirsin, ölün bile devrim yapıyor....Başka ulusların müslümanlarının asla gerçekleşmeyecek rüyalarını burada gerçek yapıyor.

 

devamı var..

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.216 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 22 2003, 12:15 PM 

 

Müslüman olsunlar,Hıristiyan olsunlar tüm bağnaz ve bilisiz inanmışların son yıllarda moda olan bilim ile platonik aşkları rastlantı değildir.

Reagan ABD başkanlığına getirildiğinde ABD nin uzun erimli global planlarından birini daha yaşama geçirmek için özellikle tasarlanmıştı. 2.sınıf filmlerin 3.sınıf bir fügüranı olarak Hollyvood dan emekli edildiğinde içi yıllarca başrol alamamanın ezikliği ile starlara duyduğu kin ve nefret yüklüydü.Cumhuriyetçilerin yeni senaryoları,aykırı cinsel tercihleri lanetleyerek dikkatleri bu tarafa çekerken yerel gerici unsurları besleyip bölgenin kırılgan mozayiğini çatlatarak dirençsiz ,kolay parçalanır bir bölge yaratmaya dayalıydı.işe Pentagon sponsorluğunda yeraltı laboratuarlarında yaratılan AİDS mikrobunu tüm dünyanın tanıdığı Rock Hudson ve F.Mercury ‘e bulaştırarak başladılar.amaç aykırı cinsel tercihlerin tanrı tarafından cezalandırıldığını ve kutsal aile geleneğinin dinsel vazgeçilmezliğini dünya kamuoyuna aceleden anımsatmak ve bu gerici anlayışa dayalı olan , cahiller nezninde kutsal kitaplarla çelişmeyen bir bilim perspektifine yaslanan düzmece “bilimsel yaratışçılık”adlı bir sentetik dünya görüşünü geçici de olsa evrensel boyutta sahnelemekti.Bunu bir bakıma başardıklarını söyleyebiliriz.Ülkelerin birinci sınıf üniversitelerinde destek görmesi olanaksız olan bu soytarılık,taşra üniversitelerinde okuyan kaypak temelli ve geleneksel dini eğitim almış ve bu eğitimle bilimsel atmosferin reaksiyonunda bunalan gençlere başlangıçta oldukça kontrollü şırıngalanan bu doping,bilimsel çevrelerin tepkisi ile tam aksine kontrolsüz uygulanan bir seruma dönüşmüştür.Böylece bu senaryoları sahneleyenler kendi çocuklarına dünyanın en seçkin üniversitelerinde “bilim” şarj ederken,üçüncü dünya ülkelerinin çocuklarına “üçüncü dünya bilimi” diye adlandırılan yapay ve bir işe yaramaz cehaleti pompalamaktadırlar.az gelişmiş ülke gençlerine reva görülen bu sabotaj aslında bir bumerang gibi kendilerini vurmaktadır.

 

devamı var..

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.216 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 22 2003, 12:17 PM 

 

 

Bilimsel yaratışçılığın anlamı nedir?

 

 

Din hepimizin bildiği gibi insanlık mitinin evrimleşmesi ile devlet le birlikte ortaya çıkmış bir yönetsel araçtır.

Bu araç, coğrafyaya,kültüre,konjoktüre göre değişim gösteren ve siyasal erk tarafından manupile edilen doğal olmadığından yapay olarak çeşitli ritüellerle yaşama bağlanmaya çalışılan gerçekte siyasal bir araçtır.

 

Örnek olarak,Modern bilimin doğuşundan çok önce,Müslümanlar arasında meşru bilimin ne olduğu konusunda şiddetli anlaşmazlıklar yaşanmıştır.İbni Sina,İbni Haytam,İbni Rüşt gibi rasyonelistler Aşari ekolü ile çatışmışlardı.Ortodoks Müslümanların birkaç yüz yıl siyasal erki ellerinde bulunduramamaları ve akılcılığa üstün gelememeleri Müslüman dünyasının geçmişte bilimle dirsek teması kurması bakımından büyük şans olmuştur.Bu temas köprü akrabalığını anımsatsa da bilim için yanıp tutuşan yeni Müslümanlar için önemli bir teselli kaynağıdır.Müslümanların bilimle olan hısım ilişkisi (akraba bile değil) geçmşte hasım ilişkisi şeklinde kendisini gösterdiği dönemler olmuştur.Seyyid Hüseyin Nasr gibi islami ütopyacılar bu uzak akrabalığı ciddi ciddi şöyle açıklamaktadırlar:”geçmiş yüz yılarda yaşamış müslümanlar,güçleri yetmesine karşın,insanla doğa arasındaki nazik dengeyi bozmamak ve insanın tinsel yönünü zayıflatmamak adına,karmaşık makineler ve silahlar imal etmemişlerdir” diyor ve bizlerin bu gastronomik söyleme inanmamızı bekliyor olması bugün için komik olsa da bu söyleme bile şiddetle aramızdan taraftar çıkacağına benim en ufak bir kuşkum yoktur.istermisiniz Harun Yahya ilk Greenpeace cilerin Müslümanlar olduğunu kanıtlamak için bu söylemi kullansın.olmaz olmaz demeyin.olmaz olmaz.Bilim aşkı her şaklabanlığı yaptırır.

 

bitmedi..

 

 

  

 

al i oktay

(no login)

195.175.134.77 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 22 2003, 2:37 PM 

 

Yeri gelmşiken İbn_i Sinayı anmadan geçemeyiz,

 

Sina için benim söyleyebileceğim iki şey var,birincisi Sinanın yanlış yerde ,ikincisi ise dünyaya erken gelmiş bir dahi olduğudur.çalışmaları geniş bir alanı kaplayan bu aydın insan klasik bir düşün adamının en seçkin örneğini oluşturur.

Kendisinden dinleyelim;

-“herhangi bir sorun bana çok büyük geldiği zaman (güç)camiye girip namaz kılar ve yaratıcıya,bana kapanan kapının açılmasına ve bana karmaşık gelen şeyin basitleştirilmesine kadar niyaz ederdim.Gece olduğunda evime döner,önüme lambamı koyar ve kendimi okuma ve yazmaya verirdim.Eğer beni uyku sararsa veya kendimi zayıf hissedersem,güç toplamak için bir kupa şaraba başvururdum.”

 

Başlarken mümini bitirirken kafiri okşayan bu alışılmadık tümceler,özel insanlarda görmeye alışık olduğumuz aykırı kişiliğin ve tarzın yüz yıllar önce bile var olan bu özelliğin pırıltılarıdır.pırltılarıdır da kendi söyleminden de anlaşılacağı üzere zamanının kıt olanakları ve dinsel bariyerleri nedeni ile okuma,yazma ve niyazdan öteye gitmeyen bir bilimsel etkinlik olarak durmaktadır.

Mutezilecilerle birkaç teknik konuda tartışmış olmasına karşın kendinden önce yaşamış Kindi gibi aklın üstünlüğünde ısrar eden,bağımsız bir kafa yapısına sahiptir.Hamadan emirinin vezirliğini yaptığı sırada ordudaki köktencilerle tartışmaya girerek bu mürtecilerce idamı istendi.Kaçtı ve dostları tarafından saklanarak canını zor kurtardı.ve bu dostlarının “ılımlı ol” uyarılarına verdiği yanıt çok yüce oldu:

-“Genişlemesine kısa bir yaşamı,uzunlamasına dar bir yaşama yeğlerim.”

Bundan sonra bilim ile inançları ve mantığı arasında bir sentez kurma çabaları tekrar ulemanın oklarını üzerine doğrultmasına yetti.ve sapkınlıkla suçlandı.buna verdiği yanıt ise çok çarpıcıydı.

-“Bana sapkın demek o kadar kolay iş değildir

Benim inancım kadar hiç bir dinsel inanç sağlam değildir.

Eğer ben sapmışsam bütün dünyada emsalim yok

Çünkü o zaman dünyanın herhangi bir yerinde

tek Müslüman yok.”

 

Ne kadar yakındıysa da gerek kendi çağında gerekse sonraki yıllarda köktenciler tarafından sapkın ilan edildi.

 

Gazali onu sapkınların başı ilan ederken en çok Aristo nun felsefesini iletmesi üzerinde durdu.

 

O günlerin fundamentalistleri ile şimdikiler arasında pek de fark göze çarpmıyor.

Merkezi Londra da bulunan Suudilerin finanse ettiği Fundamental bir dergide çıkan şu görüşler ilginçtir.

“Orta çağın Kindi,Farabi,İbn Haytam,İbn Sina gibi ünlü bilim adamlarının öyküsü,Müslüman olmalarından başka “islami” denecek hiçbir şeyin olmadığını göstermektedir.Tam aksine,yaşamları belirgin biçimde gayrı islami idi Tıp,Matematik,Kimya,ve felsefe dallarındaki başarıları Grek düşüncesinin doğal ve mantıki bir uzantısından ibaretti”

 

Bu görüş gerçekleri yansıtsa da,islamın anayurdundan kaynaklanması bakımından ibret verici anlamlar içermektedir.zira İslam ile bilim arasındaki zar niteliğinde tutunan bu bağı bile koparmaya çalışmak Müslüman mentalitesinin bilim aşkının yalan olduğuna ilişkin önemli bir ip ucudur

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.219.67.127 kısa gerçek... April 22 2003, 6:22 PM 

 

Sen buraya gelsene Ali.. Hem böyle abesle istigallerle zaman harcamamis olursun.. Napican ibni sinayi, Hamadan emirinin vezirini.. Su üc günlük dünyada degermi ölüp gitmislerin tasasini çekmek... Gel uzunlamasina dar yasa anasini satiim.. Kimseden hayir yok.. Bi aferimle geçistirir namertler.. Kendini düsün... Hem sarabin krali var buralarda.. Güzel karilar, kumarhaneler, koko, xds, kompa... bol kazan, doyasiya harca... Burda hersey free.. Suna, buna doyamadim demezsin.. Doy, Koy, canin ne isterse.. elin köyünden gelmis krolar ne karilar götürüyo burda bir bilsen.. Farabi, el kindi.. ye ye gel sindi... Burda kadin erkeklerin 2, Dullar 4 misli... Gel Latin takil..

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.121 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 22 2003, 10:11 PM 

 

Biz burada 1.sınıf takılmaya alıştık.sağol almiim.

Hem ne diye konuyu saptırıyorsun,bunlar senin ilgi alanını oluşturmuyor mu? birden dünyevi oluverdin.

ulema edası ile kestiğin ahkamlara ne oldu baya yakışıyordu hani..

 

unutmadan dingolar şaraptan ne anlarmış?

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.184 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 23 2003, 7:50 AM 

 

Elbette gevezeliği bir tarafa atıp yere sağlam basan görüşler sunduğumuzda birileri pislikleri gizleme telaşı ile dikkartleri başka yönlere çekecektir.ama boşuna.Bildiklerimizi söylemeye devam....

 

 

Tekrar Bilimsel yaratışçılık denilen uyduruk görüşe dönmek istiyorum.

Bir toplumu kolay yoldan çökertmenin en kısa yolu bireylerinin beyinsel işlevlerini stop ederek bilimden , bilgiden ve akılcılıktan uzaklaştırmaktır.

1. evrensel savaştan sonra kıpırdamaya başlayan islam dünyası,2.evrensel savaştan sonra milliyetçi akımlarla ivmelenerek pragmatist liderlerin öncülüğünde bilimsel kıpırdanışlar içine girdiler.Kuzey afrikada Burgiba,Pakistanda Butto,Mısırda Nasır,ve hatta Irakta Saddam.Endonezyada Sukarno islamı takdire değil yenilikci eyleme çağıranlar arasındaydılar.elbette bu liderlerin sonlarının ne olduğunu söylemeye hiç gerek yok.hızla atom santrallerini kuran Pakistan bir anda kendisini iğrenç bir askeri darbenin içinde buluyor ve bizim netekim paşanın sevgili kardeşim ,kan kardeşim dediği Ziya iktidarı ele geçirerek tv lerden hava tahmini yapılmasını bile gayrı islami bulup yasaklıyordu.o günlerde Türkiyede ne mi oluyordu? beşi bir yerde satılık generaller ABDnin emri ile darbe yapıyor ve ilk iş olarak özgürlükçü ve ilerici 61 anayasasının içine edip okullarda din derslerini zorunlu kılıyordu.daha fazlasını yapmaya g..tleri yemiyor ama halkın tüm demokratik kitle örgütlerini toz duman ediyordu.Türkiyenin en büyük şansı olan aydınları sayesinde daha ileri gidemeyen bu alçaklar bu gün halkın arasına çıkmaya bile utanmaktadırlar.83 yılından sonra arsız netekim paşanın dışındakilerin medyada bir tek resimleri bile çıkmamıştır.81 yılında dayımın harp filoları komutanı olduğu için gölcükte bulunduğum bir sırada darbeci N.Tümer le aynı ortamda bulunmak zorunda kaldım.bende bıraktığı izlenim ABD den emir almış çaresiz ve utanç içindeki bir insanın tedirginliğini taşıyordu.Mısırda Nasırın öldürülmesi,Pakistanda Buttonun yok edilmesi rastlantı değildir.ve bunların ardından gelen dinsel ağırlıklı rejimler ise hiç rastlantı olayıp örgütlenmiş darbelerdir.işte bu gün bu forumda örneklerini bolca gördüğümüz bu rejimlerin ürünü olan yirmili yaşlardaki içi geçmiş çağdışı beyni kemirilmiş gençlerin haline bakıp üzülmemek olanaksızdır.

Başta ABD olmak üzere batılı ülkeler müslüman dünyasında bu tezgahları kurarlarken bir taşla iki kuş vurmuşlardır.islam ülkelerindeki bilimsel ortamı yok ederek içi bilim aşkı ile yanan kararlı genç akademisyenlerin zorunlu olarak batıya doğru beyin göçü

yapacaklarını önceden bilmeleri kehanet değildir.böylece ülkeler bilimin dışına itilirken karalı seçkin bilimadamı adayları tıpış tıpış kendi ayakları ile kucaklarına düşmekte ve orada önlerine konan bolca yeşil yoncalar vasıtasıyla sağmal inekler gibi sağılmaktadırlar.bu ülkelerde kapitalizmin sınırsız nimetlerine koşullandırılan bu gençler sonradan çıktıkları deliği beğenmemekte, ve dışlamaktadırlar.böylece emperyalizmin ekmeğine yüreklerinin yağını sürmektedirler.

 

peki bu arada kendi ülkelerinde ne olmaktadır?

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.184 Re: OKUYALIM GÜZELLEŞELİM April 23 2003, 8:23 AM 

 

ne olacak..kendileri çağdaş eğitim sisteminin nimetlerinden sonuna dek yararlanırlarken ülkelerindeki despotlar yeni bir bilim dayatmaktadırlar

 

bilimsel yaratılışcılık....

 

İslam dünyası içinde bilimle en içli dışlı bir ülke olması nedeni ile yine Pakistana dönelim.

 

75 milyon Pakistanlı okuma yazma bilmemektedir.Pakistan hükümetinin verdiği rakamlara göre ortalama kur yazar oranı%26 dır.kadınların oranı ise %15 tir.Bir batılı araştırma şirketine göre gerçek durum daha da kötü olup gerçek rakamların açıklananlardan %30-40 daha düşük olduğunusöylemektedir.General Ziya ül Hakkı iktidara taşıyan 1977 darbesinin ardından fundamentalist partilerle ittifak kuran askeri hükümet,islamlaştırılmı bir toplum ve salt dine dayalı yeni bir ulusal kimlik oluşturma isteğini ilan etti.Eğitim birden bire bu amaç için kullanılan bir araç haline getirildi.sonuçta bir dizi önemli değişiklikler içeren kararnameler yayınlandı işte birkaç örnek:

-Eğitim kurumlarında kadın öğrencilerin çarşaf giymeleri

-Kuarn okunmasının okullara giriş kaydı için zorunlu olması

-Altıncı yıldan sonra Arapcanın zorunlu olması

-okumuşluk sözcüğünün "dini bilgilere sahip olma"şeklinde değiştirilmesi

-kuran kurslarının düzenli okul statüsüne yükseltilmesi

-Medreselerin verdiği sertifikaların master derecesine eşdeğer tutulması

-Mühendislik eğitimine başvuranlardan kuranı hatmedenlere fazladan 20 puan verilmesi

-islamabadda uluslar arası islam üniversitesinin kurulması

-islamlaştırmanın çeşitli yönleri hakkında ulsal ve uluslararası konferanslar düzenlenmesi

-Bilimle ilgili olan yada olmayan konular için öğretmen seçiminde kuran bilmeyi zorunlu kriter olarak uygulamaya konması

-Alışılmış konuların islami değerleri vurgulayacak şekilde yeniden düzenlenmesi

-dış kaynaklı belgesellerin kurana uygun olarak seslendirilmesi.

 

General ziya ve yandaşları yukarıdaki kararları ve islamlaştırılmış eğitim politikasını büyük bir ciddiyetle uygulamaya koydu ve büyük oranda uyguadı.

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.46 İslami bilimin şaşırtıcı sonuçları April 23 2003, 9:04 PM 

 

 

Modern bilimin anlaşılmasının zor olduğu söylenir.Belki öyledir.ama yeni islami bilimi kavramak daha da zordur.Ne de olsa kaynağını kutsal kitaplardan almaktadır.

 

*Mısır ın çok ama çok ünlü üniversitesi el Ezherde yerbilimleri dalında öğretim üyeliği yapan Dr.Muhammet Muttalip,”jeolojik veriler ve olguların kuran ayetleri ile ilişkisi” üzerinde son derece kapsamlı bir tebliğ sunmuş.Bu tebliğ sıradan bir bilim adamı için anlaşılır türden değil.Muhterem Dr."dağların,dünya içinde kökleri vardır ve allah bu köklerin,bir çadırı yere bağlayan ve onun uçup gitmesini önleyen,tahta kazık misali bir görev görmesini sağlamıştır"

diyor."dağlar olmadan,dünyanın dönüşünün,her şeyin bir yana uçmasına neden olacağını" vurgulamaktadır.sonuç tümüyle felaket olacaktır.Dağlar olmadan dünya olmayacaktır.

Öyle görülüyorki bu bilge yazar,Newton un yerçekimi dediği olaydan habersizdir.çoğumuzun biraz olsun bildiği temel fizik,bize dünya üzerinde yerçekimi gücünün,merkezkaç gücü büyük ölçüde aştığını anlatmaktadır.Bunun aksi olsaydı,herbirimiz,kendi kendimizin uzay gemisi olur ve o gezegen senin bu yıldız benim dolaşır dururduk.

Böyle diyor sıradan fizik"dağlar dümdüz bile edilseydi dünya parçalanmayacaktır.elbette ekolojik felaket dışında.ama önemli olan nokta ,çadır çivisi olarak algılanması.mükemmel bir mecaz oluşturabilir islami bilim adına.ama hiçbir somut önemi yoktur.Ancak evren,sıradan fiziğe göre değil de Dr.Abdulmuttalibin olağanüstü fiziğine göre işliyorsa.elbette o zaman sn Dr un tezi ile ilgili eleştirimiz temelsiz olacaktır.

Münafıklık ve iki yüzlülük daha çok islam toplumlarına özgü bir sorundur.Bir çoğumuz bunu kabul ederken,aramızdan pek azı da,bu soruna matematiksel yöntemleri uygulayacak kadar becerikli yada cesurdur.Hziran 1986 da Pakistan bilim adamları ve bilim meslekleri derneğince düzenlenen Uluslararası Kuran ve Bilim Seminerin de,yiğit bir bilim adamı,"münafıklığa"ilişkin cesur bir kuram ortaya koydu.PCSİR da(Pakistan bilimsel ve sınai araştırma konseyi)kıdemli bir bilim adamı olan Dr.Erşad Ali Bey in elinde bir toplumdaki münafıklığı hesaplayabildiğini söylediği matematiksel bir formul vardır.Bu islami bilim adamının çalışması:bir sıvıdaki moleküller üzerinde etki yapan,kutuplaştırıcı güçler ile bunun gibi bir toplumdaki bireyler arasındaki benzetmeye dayanmaktadır.Bu durumda,her şey,kimyasal reaksiyonlar sonucu meydana gelmektedir.

Ayrıntılar çok uzun..ve bizim çapımızı aşar.özet olarak yapılan hesaplamalarda Batı toplumu münafıklıktan 22,İspanya ve Portekiz yalnızca 14 puan almışlardır.zaman zaman münafıklar ve sahtekarlar tarafından yönetildiği rivayet edilen Pakistan toplumuna hiçbir münafıklık puanı verilmemes ilginçtir.ama bilim dünyası sayın Dr un bu bilimsel çalışmasının ufak tefek noksanlarını bağışlayacaktır kuşkusuz.

 

İslami bilimin bilim dünyasına katkıları anlatmakla bitmez.busaflara katılan islami bilim adamlarından biri de ABD deki NASA nın karşılığı olan SUPARCO nun(Pakistan Uzay Örgütü) başkanı sn Salim Mahmuttur.Karaçi de İslam ve Bilim Konferansına sunduğu bildiride,Peygamberin miracının bir açıklamasının Einstein in görecelik kuramında araştırılmasını önermiş.Bilindiği gibi miraç hemen hemen hiç zaman almamıştır.Peygamberin kapısından sarkan zincirin ,Peygamberin buluşmadan geri döndüğünde hala sallandığı bile söylenmektedir.Görünürdeki kısa süre görece zaman genişlemesinin bir örneği olarak yorumlanmaktaymış.(zaman genişlemesi konusu fizikcilerin yabancı olmadıkları hatta iyi bildikleri bir konudur.Çalışan saatler olduğundan yavaş çalışıyor görünür.)

ama malesef burada küçük bir sorun vardır.Görecelik kuramı başkan efendinin sandığının tamaksini belirtir.Görecelikle ilgili her kaynak,bir kişnin istirahatte kalma durumunda,yüksek hızda,uzun bir yolculuğa gidip gelen biri başka kişinin durumunda olduğundan daha fazla zaman geçeceğini kesin bir şekilde ifade eder.sn Başkan görecelik kuramını dinsel gizemlere bir çözüm olarak önermeden önce biraz inceleseydi.Manevi dinamikler yerine dünyevi üzay bilimi engin katkılarını beklemektedir.

 

sonraki konu çok zevkli:

 

CİNOLOJİ

 

 

  

 

knz

(no login)

195.174.100.178 dağlar konusu April 23 2003, 9:48 PM 

 

açıklmasını yerçekimine göre yapmıyor.,

şöyle diyorlar.

 

dünya bütünü aslında sıvı ya,

karalar tıpkı çorba üzerinde yağ tabakası gibi,..

eğer dağlar olmasaydı,

bu sıvının üzerinde şangur çungur hareket ederlerdi.

ama dağlar karaları mıhlıyor,..

 

işin doğrusunu ben de bilmiyorum,

şu kadarını biliyorum,

karalar zaten hareket ediyor.

yani yüzüyorlar.

fakat biz hissetmiyoruz.

 

tabi din fakültesinsindeki adam benzetme yapıyor.

lafı doğru da olsa, eğri de olsa,

uysa da , uymasa da

gerçeği ifade ediyor olmaz.

 

 

  

 

SerPerSilPil

(no login)

213.243.30.8 okdujkça April 23 2003, 10:23 PM 

 

çirkünleşitik

 

  

 

SerPerSilPil

(no login)

213.243.30.5 okdujkça April 23 2003, 10:23 PM 

 

çirkünleşitik

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.197 sevgili KNZ April 24 2003, 8:18 AM 

 

Aslında merkezkaç kuwete takmış,gravitasyonu hesaba katmamış.

işin doğrusu senin verdiğin örnek de doğru değl,yani çorbadaki yağ değil.belki çok kaba bir benzetme ile Hindistancevizi olabilir.(tam olarak değil.ergimiş bir sıvı kürenin dış yüzeyinin katılaşması olayı,niteliği farklı (homojen olmayan) bu muazzam kütleli kabuk, aslında hem parçalı hem de katmanlardan oluştuğu için bir çeşit kubbe structuruna sahip.ana karalar biribirinden farklı kitleler ama bitişik,iç basınçla hareket halinde,örneğin son bulgulara göre,Bilim adamları Avustralya’daki 534 ile 519 milyon yıl arasında katılaşmış olan Kambriyan kayaçlarını incelemişler. Bu tarihlerde, Avustralya Gondwana adı verilen bugünkü Afrika, Güney Amerika, Antartika ve Hindistan’ı da içeren bir süper kıtanın parçasıydı. Kayaçlardan elde edilen verilere göre Avustralya’nın 90 ° dönmüş olması gerekiyor; ancak bu çok hızlı bir hareketi gösterdiği için, gerçek olarak değerlendirilmeyip bir kenara atılmış.

 

California Enstitüsü’nden bilim adamları Avustralya’daki verileri tekrar inceleyip, 15 milyon yıl içinde tüm Gondwana’nın 90 ° döndüğüne karar vermiş.

 

Bu bulgularagöre, Dünya’nın katı kısmının bir bütün halinde dönmesi anlamına geliyor. Bu durumda eski kuzey ve güney kutupları ekvator çizgisine iniyor. Bilim adamlarının Kuzey Amerika’dan elde ettiği bulgular da, bu kuramı destekler nitelikte.

 

Bu hareketin 550 milyon yıl önce Gondwana’nın oluşumunu izleyen, Dünya’nın kütle dağılımındaki değişimden kaynaklanabileceğini söylüyorlar. Kıtaların bu hızlı hareketi de, Kambriyen Dönem’de yaşanan canlı türleri sayısındaki patlamayı açıklıyor. Kıtalar ve Okyanuslar yeni iklimsel alanlara kaydıkları sırada, ekosistemler herbiri farklı türlere doğru evrime yol açabilecek, küçük parçalar halinde yalıtılmış olabilir.

 

Bunlar fani şeyler,Cinolojiyi okuyalım çok yararlı,

sağolasın islami bilim.

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.197 İslami Bilimin Nobel e aday keşfi CİNOLOJİ April 24 2003, 9:07 AM 

 

İslamabadda üç ayda bir yayınlanan ve "islam dünyasında bilim ve teknoloji"gibi tumturaklı bir başlık taşıyan bir dergi çıkıyor.Bu dergi bilimsel yaratılışcıığınateşli bir savunucusu ve propaganda aracıdır.Yazı işleri kurulunda Pakistan bilim kurulunun ağır sıkletleri(siyasi kararları,projeleri finanse eteleri,yeni kurumlar oluşturmalarıyla Pakistanda bilimin kaderini elinde tutan insanlar)bulunmaktadır.Görünüşe göre yayınlanmaya uygun buldukları önemdeki bazı makalelerin başlıklarışöyle;

-Bilim ve teknolojiye değinmeler içeren bazı kuran ayetleri

-evren ile çifte yaratılışa ilişkin kuran ilkesi arasındaki simetrik ilişki.(vay anasını)

-Cihadın Kozmozdaki hedefleri.(oh oh oh)

-insanla cin arasındaki ikilik ve kaderleri(0ooleey ooleey oley oleeeey)

ya işte böyle..olmaz olmaz demeyin,islamda olmaz olmaz.akıl kanatlanmaya görsün..aman kafatasındaki çatlaklara dikkat.

 

Bu oldukça nüfuzlu derginin işlediği ve kafa yorduğu konuların alışılmış bilim ve teknoloji ile ilşkisi olup olmadığını düşüne dururken,alışılmışlıktan kaybettiğini halis bir yenilikle telafi etmekte olduğunu ıskalamayınız.

 

DESTO(savunma bilim &teknoloji örgütü)ne mensup kıdemli bir bilim adamı olan DR Safdar Cenk Racput tarafından kaleme alınan,yukarıda en son sözedilen bilimsel teblie bakalım;

Tebliğin başlangıç noktası,kesinlikle her okuyucunun malumudur.Tanrı insanı çamurdan(bazılarına göre kara balçık)yaratırken cinleri de ateşten yaratmış.Dr a göre bu ateşli ruhlar yaşayan bir gerçeklik ve onun kafasını çok meşgul eden bilimsel bir konu.Hatta bir araştırmasının ana temasını oluşturmakta.Ykarıda sözü edilen makalede yayınlanmış olan cinoloji konusunda DR Racput un vardığı önemli sonuçların kısa bir özeti şöyle:

1-Cinlerin kökeninin.öteki doymuş hidrokarbonlarla birlikte metan gazı olması olması kuvvetla muhtemeldir.çünki bunlar yandıkları zaman dumansız bi alev çıkarırlar.Bu sonuç Tanrının cinleri ateşten yarattığına ilişkin bilinen bir gerçeğin yanı sıra hiçbir cinin.duman çıkarırken görülmediğine ilişkin bilinen gerçeğe dayandırılmaktadır.

 

(tevekkeli,anne annem yaramazlık çağında kardeşimle yaptığımız kim fazla gaz çıkaracak yarışlarında kıçınızda cin mi var derdi de inanmazdık...)

 

2-Göklerdeki hurilerinbakireliği ve güzelliği de bilinen bir başka gerçektir.Buna bunların kullanılmak için yaratıldıkları gerçeğini de ekleyebilirsiniz.Kullananlar insan yada cin olduğuna göre,bundan,hem insan hem de cinlerin aynı kökene sahip türler oldukları sonucu çıkarılabilir.

3-Uzatmalı bir tartışmadan sonra,cinlerin yapısıyla ilgili nihai sonuçta şöyle deniliyor:"cinlerin beyaz ırktan geldiğini söylemekten kendimi alamıyorum".

 

güzelleştiniz mi?

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.202 kafamı bozmayın hipotenüsünüzü alırım. April 24 2003, 3:21 PM 

 

İnanması güç ama 1983 de İslamabadda düzenlenen islami bilim konferansına katılan bir delege matematiksel topoloji yoluyla.Tanrının açısını hesapladığını iddia etmişti.Bu şahıs açının,Pi sayısı/N olduğunu ifade etmektedir.burada pi nin ne olduğunu biliyoruz,Nbelirtilmemiş.okuyucunun burada kuşkucu omaya hakkı vardır.Böylesine tuhaf bir şeyi hesaplamayı düşünen bir kişi çıkabilirmi demeyin,çıkmış.Kafalardaki kuşkuyu hafifletmek için okuyucuya Pakistan bilim ve teknoloji bakanlığınca,1983 de yayınlanan İslami Bilim Konferansı Kuramları adlı kitabın 82. sayfasına başvurmalarını öneririm.O noktada tek inanılmaz şey okuyucunun kendi gözleri olacaktır.okuyucu ayrıca bu kaçığın Pakistan hükümeti pahasına tümüyle misafir edilip desteklendiği saptamasında da bulunacaktır.ébu adam yaptığı bu soytarılık nedeni ile neden soruşturulmamıştır diye bir soru yöneltilebilir.Görünürde bunun iki nedeni vardır.Bir,saçmalıkları o denli tutarsızdır ki kimse ne dediği konusunda bir fikir sahibi olamamıştır,iki,yükseklerde uçan salt o değildi.

 

PCSIR eski başkanı,Pakistan Kaide-i Azam üniversitesi fizik bölümü eski başkanı,Pakistanın eski uluslarası kuruluşlardaki temsilcisi vs..Dr.M.M.Kureyşi ynine bilimsel bir dergide yayınladığı bildiride sizinle birlikte namaz kılan kişi sayısının bir fonksiyonu olarak,namazdan kazanılan sevabı hesaplayan bir formül bulduğunu ilan etmiş,(formül önümde duruyor ama utanarak söylüyorum bu tür matematiksel simgeleri netteyken nasıl yazacağımı bilmiyorum yardım ederseniz sizleri bu yararlı formülden mahrum bırakmam.)

Şimdilik Doktor efendi haklımıdır bu konuda kimse bir şey söyleyemez,bunu saptayabilmek için kıyamet gününü beklememiz gerekecek.ama emin olduğumuz tek şey kuramın bilim ile ilişkisi oladığı.Doktorun yayınladığı formülle grafiğin yanlışlığını kanıtlamak için herhangi bir deney gerçekleştirilemez.sözü böyle bağlarken Popper'i anmadan geçemeyiz.

 

Gerçek bilim,bilim olmayandan nasıl ayrılabilir?Ya da,bir dizi varsayımların,bilimsel kuram olarak anılmasına hak kazandıran şey nedir?Gerçi bu konu tümüyle çözümlenmiş bir şey değil henüz,ama bu konuya verilebilecek ve bilim dünyasınca kabul gören kıstas İngiliz bilim felsefecisi sir Karl Popper tarafından açık seçik beyan edilen,"yalanlanabilirlik" ilkesidir.

Popper,éşu yada buna bilimsel kuram diyebilmemiz için ,kuramın gözlem ve deney yolu ile doğrulanabilirliğinin bulunması zorunludur.Kuram eğer sınanabilecek hiçbir kehanette bulunamıyorsa o zaman onun yanlışlanabilirliğini kanıtlamanın hiçbir yolu yoktur.Bu onun iyi yada kötü olduğu anlamına gelmez.yalnızca bir bilim kuramı olarak kabul edilemez.Tabiki bir çok iyi şeyin(belki de yaşamdaki en güzel şeylerin)bilimle hiçbir ilgisi yoktur.

Yalanlanabilirliğe ilişkin bu ilke,örneğin Aristonun doğal mekan kuramı ile tanımlanabilir.Aristo bir taşın toprağa,toprağın taşın anası olması ve taşın anasının kucağına (taşın bulunabileceği en doğal mekan)düşmeyi arzulaması nedeni ile düştüğüne inanmaktaydı.şimdi burada iki soru sorabiliriz.Bir,bu bir bilimsel kuram mı? iki,Aristo haklı mı?,ilk sorunun yanıtı hayır dır.

Aristo nun kuramı bize,bir taşın hızının zamanla nasıl arttığı,hafif yada ağır kütlelerin mi farklı hızlarda düştüğü vb.ile ilgili olarak hiç bir şey anlatmamaktadır.Kütlelerin neden düştüğünü açıklamakta ama deney yolu ile kontrol edebileceğimiz hiçbir yöntem göstermemektedir.Yanlışlığını kanıtlamanın hiçbir yolu olmadığı için bir bilimsel kuram değildir.haklı mı haksızmı soruna gelince ise yanıt ilginçtir.Bunu kimse bilmemektedir.vereceğiniz yanıttan çok emin olabilirsinizama taşın toprak anaya karşı bir sevgisi olmadığını kanıtlayamazsınız.

 

siz yine de üşenmeyip deneyin ne oluur ne olmaz.allahın işine akıl sır ermez.dimi?

 

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.190 gündüz mühendis ,gece hırt April 24 2003, 7:50 PM 

 

islami bilim iddiaları üzerindeki tartışmalar bir kaç uluslararsı gazete ve dergi tarafından da konu edildi.Özellikle Wall Street journal,13 eylül 1988 tarihli sayısında,ön sayfada,islami bilim konusunda soruşturmaya dayanan özel bir makale yayınladı.bu makalenin küçük bir bölümünden alıntı;

 

"Sakin bir bölgedebulunan kasabanın öte tarafındaki Kutsal Kuran araştırma vakfı başkanı(BAV'a nekadar benziyor değilmi?)Beşirüddin Mahmut,Pakistanın bir tür seçkinlik abidesi olmuştur.Nükleer Mühendis olan sn Beşir gündüzleri nükleer santrallar için sızıntı saptama sistemleri dizayn etmekte,geceleri ise islami kuramlar uydurmaktadır."

 

Bu tür girişimleri eleştirme cesareti gösterenler,sn Mahmut un 1983 te bir islami bilim konferansında görünerek,cinlerden enerji sıkıntısını gidermede yararlanılabileceğini öne sürdüğü ve bu konuda bir tebliğ sunduğunu söylemektedirler.Sayın Mahmut böyle bir şey söylemediğini inkar etmiyor.sn Mahmut sözcüklerini çok dikkatli seçerek,cinlerin enerjiden oluştuklarını ve hazreti süleymanın bunları kendisi için nasıl çalıştırabileceğini düşündüğünü anlatıyor ve"sanırım ruhlarımızı geliştirebilirsek,onlarla iletişim kurabilir ve onlardan yararlanabiliriz "diyor.

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.67 islami bilim olabilir mi? April 27 2003, 5:57 PM 

 

Hayır.Fiziksel dünyanın islami bir bilimi olamaz ve bu tür bir bilim yaratma girişimleri hem olanaksız hem boş hem de gülünç çabalardır.Bu olanaksızlık islam açısından da bir puan kaybı değildir.Dinin işlevi de bilimsel gerçekleri belirlemek değildir.olsa olsa en fazla bir iyimserlikle ahlakı iyileştirmek olmalıdır.

Bu güne dek islami bir bilim oluşturma çabaları fiyasko ile sonuçlanmış ve bu çaba içine girenler hem kendilerini gülünç duruma sokarken hem de ülkelerini bilim dışına itip geriletmişlerdir.

Modern bilim kesin ve somut bir varlığa sahiptir.O olmadan,fabrikalar üretim yapamaz,ordular savaşamaz,hastalıklarla mücadele edilemez,bir kişi binlerce kilometre öteden izlenemez,jetler kıtaları aşamaz,arızalı kalpler onarılamaz,genler yeniden yapılandırılamaz,yeni bitki ve hayvan türleri laboratuvarlarda yaratılamaz,dünyanın her köşesine iki klavye tuşu yardımı ile ulaşılamaz ve bu örnekler sayfalarca çoğaltılamazdı.

Sanayileşmiş toplumda bilim,bireylerin yaşamını yönlendirmekte onların dünya görüşleriyle düşünce alışkanlıklarını şekilendirmekte hatta insan ilişkilerini bile etkilemektedir.Bunların bazıları kınanacak bazıları ise gönenecek niteliktedir.ama hiç kimse modern bilimin gücünün gerçek ve dev boyutlu olduğunu inkar edemez.Durum bu iken islami bilim yada bilimsel yaratılışcılık gibi abuk bir düşünce peşinde yırtınmak niye? mevcut olan modern bilim gereksinimlere yanıt vermekte güçlük mü çekmektedir? modern bilimin eldeki tüm verileri sonuna dek kullanılmakta ve muazzam sonuçlar elde edilmektedir.bu donelerle bu güne kadar yapılan tüm tasarımlar mükemmel çalışmış akıl almaz uzay araştırmaları yapılmış ,genlerle puzzle gibi oynanmış ve tereyağından kıl çeker gibi başarılar elde edilmiştir?de neden durup dururken yeni bir bilimsel anlayış uydurma ihtiyacı duyanlar peydahlanmıştır.

Bu abuk çabaların var olması gereğine ilişkin akıl dışı savlar,birkaç yıldan beri sürmesine ve bir çok düzmece uluslararası konferans bu konuya vakfedilmesine karşın,yeni bir epistemolojiyle donatılmış bir bilim yaratma çabaları sürekli başarısızlığa uğramıştır.Benim bildiğim bu uyduruk bilim anlayışı tek bir makinenin yada aletin yapımına,herhangi bir yeni kimyasal bileşimin yada ilacın imaline,yada şimdiye dek bilinmeyen sınanabilir fiziksel bir gerçeğin keşfine yol açmamakla birlikte küllümin ayıbından başka modern bilimi yozlaştırmaya ve kafaları karıştırmaya yönelik abuk,ipe sapa gelmez düzmece boş savlarla laf üretmekten öteye gidememiştir.İslami bilim savıyla ortaya çıkan pratisyenler, modern bilimi eleştirme amacıyla yola çıkarken yaptıkları,bilimin dışına çıkan,sınanamayan konulara yönelmek olmuştur.

Kaldı ki islami bilimin bu sözde savlarla (zeki tasarım vs)iddia edildiği gibi islami inançla da tutarlılık içinde olduğunu söyleyemeyiz.Bilimsel kuramların kıstaslarına uygun olup olmadığı konusuna gelince kesinlikle bu kıstaslara uymadığını söyleyebiliriz.1979 Nobel fizik ödülünü paylaşan iki bilim adamından bir olan Abdüsselam inançlı Weinberg ise koyu bir ateisttir.farklı dünya görüşlerine rağmen mesleki çalışmaları bir tek standartta yargılanacaktır.Deneyin gereklerini yerine getiriyor mu getirmiyor mu?Bu iki fizikçi doğada varolan zayıf elektro manyetik güçleri birleştirmelerinden dolayı almışlardı bu ödülü, coğrafi ve ideolojik olarak uzak olmalarına karşın modern bilimin kıstaslarını kullanarak vardıkları sonuç aklın bilimsel doruğunda buluşturdu onları.

Şu yada bu bilimin varolması gerektiğini buyurmanın olanaksızlığı,bilimin,dıştan kurcalanamayan kendine özgü bir iç mantığı olmasından kaynaklanır.Bazen bilim adamının kendisinin bile herhangi bir seçeneği olamaz.Örneğin hem Galileo hem de Newton yaşadıkları zamanın inançlarını değiştirmeye hevesli değillerdi.Newton zaman, zaman uyuşmalığa düştüğü kiliseden rahatsız oluyordu ama sonuçta nesnel kalmayı yeğledi,hatta yaşamının sonuna dek inaçlı yaşadı. ama onların buluşları kilisenin etkinliğini silip süpüren ve toplumun yerleşik değerlerini kökünden değiştiren şiddetli bir bilimsel kasırgayı harekete geçirdi.Newton isteseydi Principia sını hiç yayınlamayabilirdi.ama bilimsel etik bunu zorunlu kıldı.Kendi inanç sistemine ters düşse de bilim adamının taşıdığı ağır sorumluluk duygusu ile yüksünmedi.

 

Bilimi dinin emrine verme merakı içinde olan bir alay divane tarihin her döneminde boy göstermiştir.Bunlardan biri olan Pakistan Cumhurbaşkanlığı Bilim ve Teknoloji Danışmanı olan DR:M:A:Kazi’nin bulunduğu yüksek mevki onu,modern bilimin metodolojisi hakkında hoşnutsuzluğunu dile getirmekten alıkoymadı.Modern bilimsel bilginin İslamlaştırılması konulu bir konferansta,tüm düzeylerde yeni fen ders kitaplarının yazılmasının ivedi gereğini duyuruyor ve şunları söylüyor.Bilimsel bir teoriyi ve yada ilkeyi,eldeki bilgi ve tezlerle yaparak kanıtlamak gereği her doğduğunda,eğer aynısı varsa,kuran ve sünnetten(hadis)konuyla ilgili bir iktibas yaparak,ek bir kanıt temin etmeliyiz.

 

Bu zavallı tümcelerden açıkca görülebildiği gibi,yıllardan beri süre gelen ve bir çoğu da ülkemizde düzenlenmiş olan bu tür uluslararası toplantı ve seminerlerin sonunda kapalı kapılar ardında alınan ve sonuçları hiç bir zaman kamuoyuna duyurulmayan sonuç bildirgelerinin içeriğini tahmin etmek hiç te güç değildir.Halkın yararına olduğu yüz yıllardan beri kanıtlanmış olan Modern bilimin yerine ikame edilmeye çalışılan bu çarpık bilim anlayışının kimin yararına olduğu ve kimin amacına ne tür hizmet edeceği yine malumumuzdur.Tarikat okullarından ve imam hatip okullarından yetişen gençlerin ilk elden zehirlendiği bu yeni bilim anlayışının sonuçları bu tür forumlarda her gün örneğini gördüğümüz gençler tarafından kanıtlanmaktadır.Araştırmayan,sorgulamayan,muhakemeden yoksun bir kuşağın yetiştirilme nedenleri bu gün bir ulusun iki haftada çökertilebildiği gerçeği ile harmanlandığında daha iyi anlaşılacaktır.Ulusal çıkarlarını savunma direnci ,beyinlerindeki ulusal bilincin yerine oturtulan ümmet bilinci ile etkisizleştirilen muhtemel işbirlikçi kuşaklar yarın ,ülkeyi zaten kuşatmış olan emperyalistlerin fiili işgalleri karşısında ıraklı Arab gibi işgalcinin elini öpen ve kendi bayrağını kendi eli ile indirip işgalcinin bayrağını çeken robotlar olarak karşımıza çıkacaktır.

 

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1