Kuran'a
gore insan iradesi
May 4
2002 at 9:09 AM Mantik (no login)
from IP
address 172.141.8.227
Turan
Dursun'un bir yazisi:
KURAN'IN
"TANRI"SI INSAN IRADESI TANIMIYOR
"Irade"nin
kendisi degil; turevleri yer alir Kur'an'da. Ve Diyanet'in resmi cevirisindeki
anlami da "dileme"dir.
Buradaki
"dileme" ise "isteme"dir.
Turkce
Sozluk'te, "irade"nin birinci anlami "isteme"dir. Ayni
sozlukte "ruhbilim"deki anlami icin de "bir seyi yapmayi veya
yapmamayi belirten guc, istemek yetkisi" deniyor. Bu anlami da, islam
kelamindaki anlamina oldukca uygundur. "Cuz-i Irade" de, "kulli
irade"nin yani olumluyu ve olumsuzu birlikte icine alan iradenin bu iki
yandan yalnizca birine yoneltilmesi, yani bir seyi yapma ya da yapmama
yonlerinden birini secmedir. (Bkz. Gelenbevi Ale'l-Celal, 1316, 1/194 ve ot.)
Demek ki irade bir "secme"dir. Olumlu ve olumsuz, yapma ve yapmama
yanlari birlikte bulunurken "kulli"; bu yanlardan biri secildigi,
istek bu yanlardan birine yoneltildigi zaman da "bolundugu" icin
"cuz-i" adini alir. Boylelikle genellikle "kulli" irade
Tanri'nin iradesi, "cuz-i" irade de insanin iradesi olarak bilinir ki
bu yanlistir. Yani islam kelamindaki aciklamasi boyle degildir.
Kisacasi:
"Irade", karsiya cikan seceneklerden birini secmedir ya da secebilme
gucudur. "Irade"si olan bir secim yapar; onu ya da bunu, su yonu ya
da bu yonu, su bicimde ya da bu bicimde, olumlu ya da olumsuz dogrultuda secer.
Ne var
ki, Kur'an ayetlerinde, hicbir yoruma yer kalmayacak bicimdeki acik anlatimlara
gore, insanin boyle bir secim yapabilmesi, "Tanri"nin iradesine,
"Tanri'nin dilemesi"ne baglidir.Simdi buna iliskin ayetlerden hic
degilse bir kesimine bir goz atalim:
"Allah
dilemedikce siz dileyemezsiniz..."
Diyanet
cevirisidir bu. Ve bunu diyen soz, iki ayette aynen yer aliyor. (Bkz. Insan
suresi, ayet 30; Tekvir:29).
Bu
ayetlerin aciklamasiyla, insana, bir seyi yapma ya da yapmama ozgurlugu soyle
dursun, bir seye yonelme, bir seyi dileme, isteme ozgurlugunun bile verilmedigi
son derece net bicimde anlatiliyor.
Cunku bu
ayetlere gore, herhangi bir konuda Tanri dilemelidir ki, insan dileyebilsin.
Insan "dileme"sini, istemesini Tanri "dilemiyor",
istemiyorsa, insan dileyemez, isteyemez.
Yine
Diyanet'in cevirisinden:
"Allah
kimi dilerse onu saptirir ve kimi dilerse onu dogru yola koyar." (En'am
suresi, ayet:39).
"Ey
Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryuzunde insanlarin hepsi inanirdi." (Yunus
suresi, ayet: 99).
Kur'an'in
Tanri'sinin su sozu de ne denli aciktir:
"Biz
dilesek, herkese hidayet verirdik. Fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla
dolduracagima dair, benden soz cikmistir." (Secde suresi, ayet: 13).
Su
ayetler de az acik degildir:
"Allah
kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyet'e acar. Kimi saptirmak
isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sikintili kilar. Allah
inanmayanlari, kufur karanliginda birakir." (En'am suresi, ayet: 125).
"Ustun
delil, Allah'in delilidir. O dileseydi hepinizi dogru yola eristirirdi
de!" (En'am, ayet: 149).
Insan
iradesine ozgurluk tanimayan bu ayetleri yorumlamada nasil zorluk cekildigini
ve bu zorlama yorumlarin nasil bir komedi durumunu aldigini gormek icin
"akaid" (kelam) kitaplarina soyle bir goz atmak yeter. (Ornegin bkz.
Ebu Mansuri'l- Maturidi, Kitabu't-Tevhid, Arapca, Istanbul, 1979, s. 286-287).
Birkac
ayet daha:
"De
ki: Allah size bir kotuluk dilese veya bir rahmet dilese, sizi O'na karsi kim
savunabilir?" (Ahzab suresi, ayet: 17).
"Allah
size bir zarar gelmesini dilese, O'na karsi kimin gucu bir seye yeter?"
(Feth suresi, ayet: 11).
Bu
dogrultuda Kur'an'da pek cok ayet ve ayet hukmu vardir. Islam kelamcisi,
"Tanri diledigini yapar" (Hud, ayet: 107) ilkesini benimsemistir.
Tanri dilerse insan iradesini iyiye, dilerse kotuye yoneltir. Anlatilan bu. Bu
benimsenince de "insan iradesi" havada kalir.
Cebriyye
mezhebi ayet ve hadisleri goz onunde tutarak, insanin iradesizligini kabul
etmek zorunda kalmistir. Bu mezhebe gore, insan, "cansiz varliklar"
gibidir. Kesmeye yarayan bir bicagin, yelden sallanan bir agacin ya da savrulan
bir nesnenin, acilip kapanan bir kapinin nasil ozgurlugu yoksa, insanin da
birseyi yapma ya da yapmama ozgurlugu yoktur, ne yapiyor ya da yapmiyorsa,
zorunlu olarak yapiyor ya da yapmiyordur. Es'ari mezhebinin gorusu de buna
yakin oldugu icin "orta dereceli bir zorunluluk" (el cebru'l
mutavassit) gorusu savunduklari kabul edilir. Maturidi meshebi zorlama
yorumlarla "insan iradesi"ni biraz kurtarma cabasini gosterir.
Mutezile mezhebi biraz daha cok gosterir bu cabayi. (Bu mezhebleri bir arada
gormek icin bkz. Hayali, Serhu Kasideti'n-Nuniyye, Istanbul, 1318, s. 56-57;
Osman el Uryani, Hayru'l- Kalaid Serhu Cevahiri'l Akaid, Istanbul, 80-81). Ne
var ki Kur'an'in "Tanri"sinin ayetlerdeki aciklamalari karsisinda,
"insan irade"sini kurtarmaya yonelik hicbir caba birseye yaramaz.
Yuzyil,
9 Eylul
1990, Yil 1, Sayi 6
Respond to this message
Author
Reply
knz
(no
login)
195.174.104.239
soru May 4 2002, 9:57 AM
merhaba
mantık, dini şimdilik bir kenara bırakalım.
sonra
gelirizistersen. merakım ondan bağımsız birşey.
sence
gerçeklik nedir ?
dağdan
yuvarlanan bir taşın iradesi var mıdır?
o taşın
nerde duracağını tam bir kesinlikle bilebilir-
misin ?
yoldaki toz parçaları dahi hesaba katmak ,
hassas
bir hesap yapmak mümkün mü ?Ben hesabını yapamasam bile o taşın nerde duracağı
belli midir ?
peki
insanın o taştan farkı ne ?
neticede
aynı temel madden oluşmuş farklı 2 kanfigürasyon var. Diziliş bizim ki gibi
olunca
değişen
ne ?
DEHA
(no
login)
212.154.29.164
İnsan İradesi Üzerine May 4 2002, 11:00 AM
'dağdan
yuvarlanan bir taşın iradesi var mıdır?'
Yoktur.
'o taşın
nerde duracağını tam bir kesinlikle bilebilir-
misin ?
yoldaki toz parçaları dahi hesaba katmak ,
hassas
bir hesap yapmak mümkün mü ?Ben hesabını yapamasam bile o taşın nerde duracağı
belli midir ?'
Bellidir.
'peki
insanın o taştan farkı ne ?
neticede
aynı temel madden oluşmuş farklı 2 kanfigürasyon var. Diziliş bizim ki gibi olunca
değişen
ne ?'
İnsan
canlı olduğundan, kendi davranışlarını belirlemesi söz konusudur.
Ama
örneğin uyutulunca veya derin anestezide bir bütün olarak,taştan farksızdır.
Özgür
irade'nin temel şartı,organizmanın davranış biçiminin önceden kestirilememesidir.
Taşın
davranış biçimi,şu an bilmesekte,tümüyle önceden kestirilebilir.
Fakat
insanın ki KISMEN kestirilemez.
Hatta
kendisi tarafından bile.
Çünkü,insan
davranışı,organizma içinde ve dışında bir çok değişene bağlıdır.
İnsan
Beyni,çok düşükte olsa,elektronların belirsizlik yasasına tabiidir.
Ancak
büyük ölçüde de,taş gibi belirli bir konfigurasyona sahiptir.
Fakat bu
konfigurasyon içindeki alt konfigurasyonlarda,
davranışları
belirleme özelliğine sahiptir.
Yani
İnsan vücudu taş gibi tek bir konfigurasyon değil,
Bir Çoğul
konfigurasyonlar topluluğudur.
Bir
ortaklıktır.
Ben
bunu,bir çok hücrenin,bağımsız yaşamaktansa,bir araya gelerek,herkesin çıkarına
ortak bir yapı oluşturarak,hayatta kalma avantajını arttırmak olarak
algılıyorum.
Bundan dolayı
insan iradesi denilen şey,organizmanın ortak tavrı,ortak çıkarıdır.
Fakat bu
organizmayı oluşturan alt konfigurasyonlardan bazıları doğal seçilim
gereği,diğerlerine üstün gelebilir ve ortak tavrı belirlemede daha üstün ve
öncelikli olabilir.
İrademizle
kalbimizi durduramayız ve bir çok diğer sistemimizi kontrol edemeyiz.
Bir çok
davranışımız ise,Reflex tabir ettiğimiz,irade dışı eylemlerdir.
Dışarı
karşı davranışlarımızda,
İrademiz,
farkındalığımıza
bağlıdır.
Farkındalığımız
ise,alt konfigurasyonlara direk bağlıdır.Yani Kan şekerimize,Yani Beyindeki
oksijen miktarına veya 5 duyunun çalışma biçimine,ve alt konfigurasyonların
çeşitli isteklerinin dikkatimiz üzerindeki etkilerine.
Demek ki
irademiz değişken ve oynaktır.
Oysa biz
hep aynı düzeyde irade ile hareket ettiğimiz yanılsamasındayızdır.
Beynin
muhtelif bölümleri,organizmanın muhtelif alt konfigurasyonlarının
çıkarına,Ortak Bilince dikteler yapmakta,yani kandırmaktadır.
Örneğin
sineklerin üşüştüğü çöpler,lağımlar,Bilince iğrenç olarak algılatılır,Çünkü
orda organizmanın zararına mikrocanlılar vardır.
Fakat
organizmanın faydasına mikrocanlılar içeren yoğurt vs gibi besinler iğrenç
gösterilmez.
Görme de
aldatıcı bir süreçtir.
Beynimiz
orada olanı değil,istediğini görür.
Yani
işine geleni görür.
Saatlerce
oturduğunuz bir odanın duvarlarının ne renk olduğunu bilmeyebilirsiniz.
Ama,Duvarda
hareket eden bir cismi,Yani Zemin üzerinde hareketi hemen algılarsınız.Çünkü
ortak bir tehdittir.
Dolayısı
ile İrademiz olduğu bir yanılsamadır.
İrade,Organizmanın
davranışının,bir çok alt organizma konfigurasyonunun değişen çıkarlarına
göre,uyarlanma biçimidir.
Bence Alt
konfigurasyonlardan en güçlüsü
Üreme
sistemidir.
Dolayısı
ile İrade Üremenin hizmetindedir.
Çünkü
Ortak organizmanın,tek ortak çıkarı,
Tüm Genlerin
ortak olarak aktarılabilmesidir.
Bunun
için üreme sistemi kayırılmalıdır.
Dolayısı
ile,Ben insanın iradesinin tümüyle özgür olmadığını söylüyorum.
Çünkü
davranışlarını ana hatları ile kestirebiliyorum.
knz
(no
login)
195.174.104.239
anlaştık May 4 2002, 6:16 PM
Fakat
insanın ki KISMEN kestirilemez.
Hatta
kendisi tarafından bile.
Ben tem
ve kesin olarak belirlenmesini kastediyorum.
Taşın
nerde duracağını,mesela ARİSTo devrinde , hesaplayamazlardı. şimdi dahi zordur.
Ancak
oldukça kesine yakın hesaplarsın.
Fakat
kanatimiz odur ki, milyar kere küçük basamaığına
kadar
kesinlikte taşın davranışında bir supriz yoktur.
"Çünkü,insan
davranışı,organizma içinde ve dışında bir çok değişene bağlıdır.
İnsan
Beyni,çok düşükte olsa,elektronların belirsizlik yasasına tabiidir."
İnsanın
daha kompleks yapıda olması neyi değiştirir ?
olsa olsa
hesabın zorlaşır. Bunun hesaplamasında
aristodan
bile daha geri bir devirdeyiz hala.
insan
yasası ile taşın ,aynı belirsizlik yasasına
tabiolmadığını
nasıl iddia edebilirizki
elektron
aynı elektron.
evet
dediğin gibi çogul konfigurasyon vs..
ama
canlılık bizim bilmediğimiz fizik yasalarına mı
sebep
oluyor ? sanmam.Problem zorlaşıyor o kadar.
Fakat sen
de demişsin, özgür irade yok gibi./bence de
çağaşan
(no
login)
195.175.151.36
selamlar May 4 2002, 6:18 PM
deha buna
benzer konuları daha önce tartışmız olmalıyız.
sen
kurandan anlamazsın
okursun
ama anlamazsın
onun için
boşu boşuna
"göre"
diye ardığın insan iradesini
dehanın
dünya
görüş ve kültürü anlamladırmasınz
göre
insan
iradesi diye yazarsan
konu
senin açından eğlencelik olmaktan çıkar
DEHA
(no
login)
212.146.172.216
Çağasan May 4 2002, 7:06 PM
Yazdıklarından
da bir şey anlamadım !
çağaşan
(no
login)
195.175.151.36
anlıyorum May 4 2002, 7:31 PM
senin
beni anlaman için
benim de
islama saldırmam gerekiyor herhalde
sen deha
ancak
islama saldıranların yazdıklarını anlıyorsun
knz
(no
login)
195.174.104.239
Re: Kuran'a gore insan iradesi May 4 2002, 7:45 PM
sevgili
çağaşan ve deha,
olabilir
zor bir konudur.
Aşama
aşama gidelim. telaşlanmayalım.
soru-cevap
kullanalım.
anlaşmak
için iyi bir yoldur.
Belki
birbirimizi anlayabiliriz.
zaten
daha islamiyete gelmemiştik.,
ona da
geliriz.
DEHA
(no
login)
212.146.171.220
Knz May 4 2002, 8:57 PM
'İnsanın
daha kompleks yapıda olması neyi değiştirir ?
olsa olsa
hesabın zorlaşır. Bunun hesaplamasında
aristodan
bile daha geri bir devirdeyiz hala.'
Knz,
Zaten
yazımda,anestezi altındaki insanın taşla aynı yasalara tabii olduğunu
söylemiştim.
Gelelim
uyanık halimize,
İtirazın,kural
olarak doğru.
Evet
hesabı çok daha zor,çünkü taş gibi sabit bir sistem değil.
Girdileri
ve çıktıları olan,enerji alıp veren bir sistem.
Beyindeki
trilyonlarca hücrenin hesabı bahsettiğimiz.
Bu çözüm
çok zor gözüküyor.Ama diyelim ki çözdük,
Beyindeki
enerjide az da olsa bulunan Elektronların belirsizliği prensipini de bir kenara
koyduk,
Asıl
problem ondan sonra karışıyor.
Organizmanın
ne yapacağını kesin olarak kestirebilirsek,
Organizmanın
yapacağı davranışı etkilemiş oluruz.
Tıpkı
fötonları etkilemeden gözleyemeyeceğimiz gibi.
Yani Tam
olarak,taş ile aynı kefeye koyaymayız.
Çıktıları
olan bir sistemde,müdahelemiz çıktıları değiştirebilir.
knz
(no
login)
195.174.104.239
Re: Kuran'a gore insan iradesi May 4 2002, 9:20 PM
iyi de
taş da aynı elektronlar var, belirsizliği
bir
kenara koymamız o yüzden.
şunu
demişsin ;
"Organizmanın
ne yapacağını kesin olarak kestirebilirsek,
Organizmanın
yapacağı davranışı etkilemiş oluruz."
yok, ben
onu demek istememiştim.
Taşı ele
alalım. önünde duran başka bir taş
varken
gideceği yol bellidir. O önünde duran
taşı
kaldırdığınızda gideceği yol yine bellidir.
DÜŞEN
TAşın önünde duran taşın kaldırılması
hadisesi
irade değilidr,
sadece
problemdeki paramertelerden biridir.
Düşen
taşın önünd engel olan diğer taşı, ha sen
kaldırmışsın,
ha rüzgarda fırlayıp gitmiş.
senin
kaldırman da , rüzgarın esmesi de aynı şey.
yani
irade değil.Rüzgarın etkisi daha kolay
heasplayabilirim
ama deha'nın etkisini hesaba katmam
çok daha
zor. Fakat mantıksal olarak düşünürsem imkansız değil.
Eğer
bizim orgnizmanın ne yapacağını hesaplayabilseydik, bunun hesaabını yapan
kişinin o
organizmaya müdahelesinin ne olacağını da hesaplayabilirdik.
ali oktay
(no
login)
195.175.181.9
Re: Kuran'a gore insan iradesi May 5 2002, 12:07 AM
Knz
insanı çıldırtan soruları nereden buluyorsun?ne yararı var ? belki çok maddeci
bir yaklaşım ama pratik yararı olmayan sorulara yanıt aramak dinle zaman
harcamak kadar kadar boş uğraşlar diye düşünüyorum.olgun birisi olduğunu tahmin
etmesem yaramaz bir çocuk diyeceğim.kızma ama..
Taşın
iradesi varmı?
İnsanın o
taştan farkı ne?
bu bana
Nazımın enfes Rubaisini anımsattı tam olarak anımsamayabilirim.
Ne
nurdan,ne çamurdan.Kedi ve boynundaki mavi boncuk yoğurumlarındaki farkla,hepsi
aynı hamurdan.
Mantik
(no
login)
172.130.138.198
knz May 5 2002, 8:59 AM
Insan
ozgurlugu konusu karisik bir konu. Insan hem somut bir varlik oldugu icin doga
yasalarina ve dis dunyaya tabi, dolayisiyla da ozgur olmayan, hem de durum
degerlendirmesi yapip, cesitli olasiliklar arasinda secim yapabilen,
dolayisiyla da ozgur bir varlik gibi gorunuyor. Bunun siniri, isleyis
mekanizmasi, vs. hem bilimsel hem de felsefi alanda uzunca tartismalara konu
olabilecek noktalar.
Gerekirse
bunlara da deginiriz tabi, ama herseyden once, su noktayi belirtmekte yarar
var; insanin ozgur olup olmadigi ve ne derece ozgur oldugu tartismasi nasil
sonuclanirsa sonuclansin, dini aciklamalar bu konuda celiskili kalmaya devam
ediyor.
Insan hic
ozgur degilse, yani insan davranislari insanin kendisini ve cevresini olusturan
somut yapilar ve mekanizmalar tarafindan belirleniyorsa, insanin eylemlerinden
sorumlu tutulmasi anlamsiz.
Secim
sansi var ve bu tam bir hur iradeyse, o zaman kuran'da yukaridaki Turan
Dursun'un yazisinda sozu edilen ayetlerde Allah yalan soyluyor, ya da yanlis
bilgi veriyor demektir.
Ayrica,
insan gercekten ozgurse de, yine secimlerinden sorumlu tutulmamalidir. Insan,
secme yetenegi olan her mumkun olasiligi secemiyorsa (sectigi takdirde ceza
gorecekse), tam bir hur iradeden yine bahsedilemez.
Kisacasi,
bir suru din aliminin icinden cikamadigi icin kafasini usuttugu soylenen bu
kader ve ozgurluk konusunun bu kadar cetrefilli olmasinin sebebi, dinin bu
konudaki tavrinin celiskili olmasidir. Aslinda dinin cok acik, yalin ve bir
cocugun bile kolayca anlayabilecegi kadar basit olan bu konudaki celiskileri,
ozgurluk ve hur irade konularinin felsefi karmasikligi yuzunden, bu
karmasikligin icine girilerek anlasilmaz hale getirilir ve bu yolla dinsel
celiskiler ortulmeye calisilir.
Gelelim
senin sorularina.
Tasin
iradesi yoktur elbet. Insanin iradesi vardir ve insanla tas arasinda atomlarin
dizilisinden baska fark olmamasina ragmen, irade konusundaki farkin nasil
ortaya ciktigini merak etmissin. Elektronlarin belirsizligiyle aciklama
girisimlerine karsi, ikisinde de elektron var, komplekslik ile aciklamaya karsi
da komplekslik sadece problemi zorlastirir, bu konuyla ne ilgisi var demissin.
Ne tam
olarak komplekslik, ne de elektron belirsizligi. Kuantum dunyasindaki
belirsizliklerin ozgurluk tartismalarinda kullanilmasinin sebebi,
"determinizm" kavramiyla ilgili olmalari sadece. Yoksa bu senin
anladigin sekliyle insan iradesini aciklamak icin kullanilmiyor. Konuyla ilgisi
baska bir boyutta.
Komplekslige
gelince, komplekslik eksik bir ifade sadece. Kastedileni en kisa bicimde ifade
etme girisimi. Biraz daha tam bir ifade, komplekslikten baska
"organizasyon" ve "amaca ozgu olarak ozellesme" gibi bazi
kavramlari da icerirdi. Aslinda tas ile insan beyni arasinda, irade, zeka ve
bilinc konusundaki farki yaratan noktalarin ne oldugunu herkes az cok anlar,
problem sadece bunun aciklanmasinda, ifadesinde. Fakat, ideal ifadeyi ya da
aciklamayi biz burada bulsak da bulmasak da, surasi acik ki, "Ayni atomlar
baska bir sekilde bir araya gelirse neden bir tas ya da organik madde yigini
oluyor da, insan beynindeki gibi bir araya gelince zeka, bilinc ve irade ureten
bir yapi oluyor" diye sormak, "Ayni maddeler baska turlu dizilince
bir hurda yigini oluyor da, BMW araba olarak bir araya getirildiginde nasil
oluyor da boyle calisiyor" diye sormaktan farksiz. Yani ayni derece
anlamsiz. Cunku cevabi belli. O fonksiyonu yerine getirecek sekilde bir araya
gelmis oluyorlar da ondan.
Fakat
bunun sebebi, yani nasil olup da veya neden bu sekilde bir araya geldikleri
tartismasi ayridir. Yukaridaki sorular ise, olusumu veya kokeniyle degil, nasil
olup da mumkun olduguyla ilgiliydi, ki bence aslinda yukarida ifade ettigim gibi
bu noktada bir sorun yok. Cunku insan beyni, kendisini olusturan atomlarin,
sozkonusu niteliklere sahip olacak, o fonksiyonlari yerine getirecek sekilde ve
ona uygun bir organizasyon ve komplekslikte bir araya gelmesinden olusmustur da
ondan.
"Eğer
bizim orgnizmanın ne yapacağını hesaplayabilseydik, bunun hesaabını yapan
kişinin o
organizmaya müdahelesinin ne olacağını da hesaplayabilirdik."
derken
de, tanrinin kaderi bilmesini mi aciklamaya calismissin acaba, bilmiyorum.
Fakat zaten kolayca goruldugu gibi, bu ifadede kanitlanmamis bir kabul var,
"bunun hesabini yapan kisi" kabulu, yani bizlerin, bir ust zeka ve
bilinc tarafindan yaratildigimiz kabulu.
knz
(no
login)
195.174.104.239
sevgili mantık May 5 2002, 10:27 AM
benim
dediğim şuydu,
"Eğer
bizim orgnizmanın ne yapacağını hesaplayabilseydik, bunun hesaabını yapan
kişinin o
organizmaya müdahelesinin ne olacağını da hesaplayabilirdik."
Burda
senin aşağıda anladığını kastetmek istememiştim.
sen
demişsin ki,
"derken
de, tanrinin kaderi bilmesini mi aciklamaya calismissin acaba, bilmiyorum.
Fakat zaten kolayca goruldugu gibi, bu ifadede kanitlanmamis bir kabul var,
"bunun hesabini yapan kisi" kabulu, yani bizlerin, bir ust zeka ve
bilinc tarafindan yaratildigimiz kabulu."
Ben dini
bir kenara bırakalım derken, beynim bunu
gerçekten
yapabiliyor. Çünkü hep dediğim gibi,inanmak
benim
için bir varsayım. Gerçeklik hakkında sohbet ederken onu askıya asıp, öyle
içeri giriyorum.
O cümleyi
yazmadan önce Deha bana demişki,
eğer bunun
hesabını yapsaydık kaderini değiştirirdik. Zaten bunu yapmıyor muyuz?
Tanrı
değil, deha ya da sen veya ben.
Mesela
bir tehlikeli şizofrenin 20 yaşından sonra hastalılığının ilerleyip, kötü
ortamda yetişmesi durumunda cinayet işleyeceği belli olan bir şeydir./hücre,
"the cell" filmine giden var mı / Fakat sen doktor olarak, daha
çocuktan bunu bilir ve tedaviye başlarsan onun geleceğini değiştirmiş
olursun.Çocuğun ne yapacağı doktor olsa da,olmasa da farklıdır ama her iki
durumda da bellidir.
Bunu taş
örneğine geri çevireyim, taşın önünde engel olan başka bir taş var, taşı
düşmesine engel olacak.
O engel
taşı kaldırman, düşen taşın kaderine müdahale midir ?
ister
rüzgar ,ister organize ve komleks birvarlık ol, bu problemde bir girdi
oluyorsun.
"
hesbı yapan kişinin" kabulu ,problem daha az parametreye bağlı iken bir
kabul olmuyor.Lisedeki
fizik
problemleri gibi bir şey . O halde daha zor bir problemin de çözümü vardır
diyorum. Fakat ben çözemiyorum.
Din
konusuna gelirsek,dindarların görüşlerini,
veya
dinlerdeki farklı akımları senin kadar bilmem imakansız. Ne yapsalar çelişkiden
kurtulamıyorlar diyorsun,eminim haklısındır. Fakat ben kendi kendime
düşünüyorum . Zannediyorum farklı düşüncelerim var.
Fakat
önce dinden bağımsız olarak,düşüncelerimi
söylemek
istedim. Bir gün ebu lehebe takılıp bu dini
bırkasam
bile, bu deterministik düşüncelerim hala
kalır
sanıyorum. Dinler açısından nedir, onu da birlikte sorgulayalım istersen.
knz
(no
login)
195.174.104.239
devam ediyorum May 5 2002, 10:56 AM
Az önce
yazdıklarıma ilave olarak;
deha ve
mantık siz bana nazarn dine daha yakın
bir tutum
sergiliyosunuz. Mantık, eğer özelleşme,
organizasyon
"irade" sonuncunu doğruyorsa,
bir
teiste , evrenin tümünün benzer bir organizasyon
olduğunu
ve evrenin bir bilinci ve iradesi olduğunu
söyleyecektir.Analoji
yapacaktır yani.
Mantik
(no
login)
172.158.113.77
knz May 5 2002, 10:50 PM
"Mantık,
eğer özelleşme, organizasyon "irade" sonuncunu doğruyorsa, bir teiste
, evrenin tümünün benzer bir organizasyon olduğunu ve evrenin bir bilinci ve
iradesi olduğunu söyleyecektir."
Evrenin
dedigin turde bir bilince sahip oldugu, felsefi alanda yeri olan ve sozu
edilmis bir kabuldur. Benzer pek cok baska kabul gibi. Ama dikkat et, sadece
kabuldur, kanitlanmis birsey degil. Bununla celisen ve alakasiz pek cok kabul
de yapabilirsin. Mantiksal olarak birbirine esdeger olurlar. Fakat hicbirinin
dogru olup olmadigini bilemezsin.
Ayrica
organizasyon irade dogurur degil demeye calistigim. Cocuk oyuncaklari vardir,
"lego"'lar, gormus olmalisin. Eger itfaiye arabasi olacak sekilde bir
araya getirirsen onlari, itfaiye arabasi olur; kale olacak sekilde bir araya
getirirsen, kale olur. Maddenin organizasyonu belli sonuclar dogurur demek bu
anlamda. Irade sahibi olacak bir yapi seklinde bir araya gelirlerse atomlar,
onlardan olusan butun irade sahibi olur. Soyledigim buydu.
"
"hesbı yapan kişinin" kabulu ,problem daha az parametreye bağlı iken
bir kabul olmuyor.Lisedeki
fizik
problemleri gibi bir şey . O halde daha zor bir problemin de çözümü vardır
diyorum. Fakat ben çözemiyorum."
Bunu
diyerek, ozellikle 19. yuzyilda bilim adamlari cok populer olmus mekanist dunya
gorusunu dile getiriyorsun. Newton'un yasalari ve madde ve harekete iliskin
bulunan diger doga yasalari o donemde bilim adamlari arasinda oyle bir guven
yaratmisti ki, evrendeki tum parametreleri bir anda hesaba katabilecek bir yuce
akil (ya da bilgisayar) olsaydi, evrende bilinmeyen birsey kalmazdi, gecmis, bugun
ve gelecek, doga yasalarinin belirledigi zorunlu bir cizgi olurdu demeye
basladilar. Ornegin Laplace, bu gorusun bir savunucusuydu. Bu kati
deterministik bir tutumdur. Boyle bir evrende ozgurluge yer yoktur.
Fakat
gunumuzde bilim adamlari bu derece kati bir determinizmi savunmuyorlar
genellikle. Bunun iki temel sebebi var. Birincisi, 20. yuzyilda bulunan bir
gercege gore, "Gozlemci de sistemin bir parcasidir, ve gozlem yapma eylemi
sistemi degistirir" prensibidir. Bu yuzden zaten bir sistemle ilgili tum
parametreleri hatasiz bir sekilde elde edmezsin. Hatasizliga cok yakasirsin,
fakat bir noktadan sonra senin gozlem yapma eylemin, gozlemini yaptigin sisteme
mudahale eder, olcmeye calistigin degerleri degistirir. Bu ozellikle mikro
dunyada, atomalti dunyada boyle.
Hatta
makro dunyada da bu prensibin yansimalari var denebilir. Ornegin, ev alacaksin
diyelim. Senin elinde bir miktar parayla, ev almak icin, ev alim satim
piyasasina girmen bile, mevcut ev talebini bir kisi arttiran bir eylem
oldugundan, ve ev fiyatlari da talebe bagli oldugundan, ev fiyatlarini
degistirici bir etkide bulunmus olursun. Ev fiyatlarinin dusuk olmasini tercih
etmene ragmen, istemeden arttirmis olursun.
Evrenin o
derece deterministik bicimde hesaplanamamasinin ikinci sebebi de, yine
ozellikle atomalti dunyada, bazi seylerin ancak olasiliklar dahilinde
belirlenebilmesi.
Bu iki
sorun yuzunden, gunumuzde bilim adamlari mekanist dunya gorusunu savunmuyorlar.
Indeterminist kesinlikle degiller tabi. Evrenin determinist oldugu bilimin temel
kabullerinde vardir. Eger "asiri skeptik" ve "solipsist"
dusunceler benimsenecek olsaydi, dunyayi incelemenin, onun hakkinda bilgi
edinmeye calismanin da bir anlami kalmayacakti. Bu tur bakis acilari dunyayi
tamamen "bilinemezci" (agnostik) bir gozle gormeye goturur insani
cunku. Mutlak "indeterminizm"in dogal sonucu mutlak
"agnostisizm"dir.
Bu
yuzden, gunumuzde konuyla ilgilenen bilim adamlarinin genel gorusu dunyanin
netlige cok yakin bir bicimde belirlenebilecegi yonunde genellikle. Yani
determinist, ama mekanik bir determinizm degil bu. Bazilari
"prodeterminizm" (olasiliksal determinizm) gibi kavramlar ortaya
atiyorlar ornegin bu konuda. Yilmaz Oner'in Prodeterminizm diye bir kitabi
vardi ornegin bir tarihte. Hala baskisi yapiliyor mudur, bulunur mu bilmiyorum.
Bende bir kopyasi hala var.
Kisacasi,
ozgurluk zaten secenekler arasinda secim yapabilme gucu olarak
tanimlandigindan, secenekleri ayirt edebilmek ve onlar arasinda yapilacak
secimleri belirleyen faktorler neler olursa olsun ve bu faktorler onceden
belirlenmis olsun veya olmasinlar, sadece bunlari ayirt etme ve birini secme
becerisini gosterebilmek bile bir tur secim hakkidir ve ne derece bir ozgurluk
oldugu tartisilir ama en azindan bu bir iradedir. Insanin iradeye sahip
olmasindan genel olarak kastedilen de budur.
çağaşan
(no
login)
195.175.151.121
kısaca, May 5 2002, 11:34 PM
sizler
uzun uzun tartışa durun,
kuranda,
insan
yapıp ettiklerinden sorumludur
bunu da
kendizi özgür iradesi ile yapar
yapıp
yapmaması sadece bir tercihtir.
şimdi
sizler kaldığınız terden devam edin
sonuç
değişmeyecek
DEHA
(no
login)
212.146.172.93
Knz May 5 2002, 11:43 PM
Şizofreni
ile ilgili verdiğin örneği geçerli saymıyorum.
Çünkü
şizofreni de zaten bilinç bozuktur.
Dolayısı
ile,onun ne yapacağı kesin olarak kestirilse bile,o bunu
değerlendiremeyecektir.
Çünkü
bilinç, dolayısı ile irade sorunu vardır.
İnsan
iradesi dışarıdan tek bir irade gibi gözüksede,
aslında
,'ağırlıkları değişken ortaklar' iradelerini bazen tek tek,bazen de ortak
olarak yansıtıyorlar,diye düşünüyorum.
Koalisyon
gibi bir durum yani !
Beynin
iki hemisferi bilindiği gibi birbirlerine bağlı fakat birbirinden farklı
özelliklere sahip.
Şimdi ben
aradaki bağlantıyı kesersem ne olur?
İki
farklı insan elde ederim,
İki
farklı bilinç elde ederim.
Sol
Beyin,Güzel Sanatlar okumak isterken,
Sağ Beyin
Boksör olmak isteyecektir.
O
zaman,hangisini dediği olacaktır?
Varmak
istediğim nokta şudur.
Dışarıdan
bakılarak özgür irademiz inceleniyor,
Ben içeriden
bakıyorum ve dışarı yansıyacak iradem'in pek te özgür olmadığını görüyorum.
Quantum
etmeninde de böyle.
Çok
önemli bir maçın son saniyesi,
Gol
yemezsen Avrupa Şampiyonusun.
Rakip
sütu attı,
Gördün,girdiler
beyinde,
gerekli
merkezlerden geçti,
Organizma
cevap verme aşamasında,
Kesinlikle
tutmak istiyorsun.
Nöronlar
ateşleniyor,sinirler aracılığı ile kas gruplarına impulslar gidiyor.
O da ne?
İmpuls
kol kası yerine,bacak kasına gitti.
Ve pisi
pisine bir gol !
Olan
nedir,Elektron'un biri belirsizliğine kapıldı,
gitti
yanlış nöron'u tetikledi.
Arzumuz
tutmaktı,tutmaya gücümüz de vardı,şut ta zaten yavaştı,
O halde
Ne oldu özgür irademize?
Seyirciler
anlamıyor.
Sahaya
dalıyor ve kafa göz darmadağan.
'Özgür
irade quantum'dan güme gitti,beni yargılamaya ne hakkınız var?'
diyebiliyormuyuz?
Gelelim
Taş'a,
Taş'ı
bildiğimiz mekanik yasaları ile değerlendiririz.
Onun
kaderi bir kaç cümlenin içinde,
'duran
bir taş'a kuvvet uygularsan hareket eder'
vs vs
Temel yasalar yani.
Taşın
önündeki taşın nasıl alındığı değil önemli olan,
Önemli
olan, taşın önündeki taşı alınca,
Ne
yapacağını,
hemde
bunu bir yasa yapacak kesinlikte biliyorum.
Benim
için geçerli olan bu!
Ama
Quantum'da hala eksik ve beklenen yasalar var.
DEHA
(no
login)
212.146.172.93
'Özgür iradeli' Çağasan May 6 2002, 12:00 AM
Sana
basit bir soru
Sen hiç
Şeytana uydun mu?
çağaşan
(no
login)
195.175.151.121
uyanık deha May 6 2002, 12:07 AM
kendi
isteğimle mi?
DEHA
(no
login)
212.146.171.57
Cevabı istediğin şekilde formatlayabilirsin. May 6 2002, 12:16 AM
Farketmez
!
çağaşan
(no
login)
195.175.151.121
madem öyle May 6 2002, 12:22 AM
"şeytana
uymak"
dinen
yanlış olan birşeyi yapmak
anlamında
ise
evet.
basitçe
Mantik
(no
login)
172.135.107.229
bir ifade duzeltmesi May 6 2002, 12:25 AM
Yukaridaki
yazimda evrenin bilince sahip olmasiyla ilgili olarak, bunun felsefi alanda
yeri olan bir kabul oldugunu soylerken, dedigim yanlis anlasilmasin. Yani daha
once dusunulmus bir olasiliktir, bu konuda sozler soylenmis, tartismalar
yapilmistir. Hala buna inananlar da olabilir, fakat bunun dogru olduguna dair
bir delil yoktur demeye calistim. Evrenin canli ve bilincli olduguna inandigim
dusunulmesin diye bu duzeltmeyi yapiyorum.
DEHA
(no
login)
212.146.171.57
İblis'ten bahsediyoruz,kavramdan değil! May 6 2002, 12:55 AM
'Dinen
yanlış bir şeyi'
Şeytana
uyarak mı yaptın?
çağaşan
(no
login)
195.175.151.225
iblis mi May 6 2002, 1:04 AM
şöyle
söyleyelim
dinen
içki içmek haram
ben de
haaram olduğunu bildiğim halde içki içtim.
bunu sana
şeytan mı içirdi diye soruyorsan
hayır.
bunu ben
haram olduğunu bile bile içtim.
iblise
gelince,
iblis ile
şeytan (konu dağılıyor ama)
aynı
kişilik olmalarına rağmen
görevleri
zaman abğlı olarak değişmiştir.
cenneteki
adı iblistir
cennetetn
kovulunca şeytan olarak anılmıştır.
knz
(no
login)
195.174.104.239
Re: Kuran'a gore insan iradesi May 6 2002, 6:29 AM
Sevgili
dostlar birkaç gün yokum.
Benkaldıdığımız
yerden devam edeceğim.
tabiat
hakkında determizle ilgili düşüncelerimizi
öğrendik.
hepiniz benden farklı düşünüyorsunuz.
insan
iradesinin o savunuyorsunuz.
çağaşan
sen ne diyorsun, mantık diyor ki,
Kuran
insan iradesi ile çelişiyor. ilk yazı.
sevgilerimle
knz
(no
login)
195.174.104.239
az önce yanlış anlaşılmasın May 6 2002, 9:18 AM
ben burda
iradeden kastedilen nüansları anladım.
hayal
kırıklığına uğramayın. pür dikkat okudum.
mantık ve
deha ile tabatlailgili pek bir çatışma noktam
yok, bu
konuyu sevdiğim için sonra birkaç şey daha yazarım. zaten niye olsun?
hiçbirimiz bilime aykırı bişey demedik.yorumlamaya çalışıyoruz.
din
tartışmasında gelirsek,.
yine beni
yine zorlayacaksınız:)
önce
çağaşanı dinleyim.
DEHA
(no
login)
212.154.29.9
Çağaşan May 6 2002, 10:51 AM
'dinen
içki içmek haram
ben de
haaram olduğunu bildiğim halde içki içtim.
bunu sana
şeytan mı içirdi diye soruyorsan
hayır.
bunu ben
haram olduğunu bile bile içtim.'
Peki
Çağasan,
İçkiyi
'Özgür iradenle' mi içtiğini,
Veya'Şeytana
Uyarak' mı içtiğini
Nasıl
ayırıyorsun?
Diyelim,iyice
Sarhoş oldun,
Başkalarına
küfür ettin.
Bunu da
mı özgür iradenle yaptın?
Bir
davranışı 'Özgür iradenle' yaptığını test etmen için herhangi bir yolun var mı?
çağaşan
(no
login)
195.175.151.19
önce knz, May 6 2002, 11:30 PM
selam;
çağaşan
diyor ki;
kuran
insan iradesi ile çelişmez.
kuran,
insanı
yaptıklarından sorumlu tutmak için
insana
özgür hareket etme yeteneği vermiştir.
fazla
uzun olmadan kurandan bazı ayelerle konuya girelim.
10-yunus:
99 - Eğer
Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde
insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?
18-kehf:
29 -
............. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr
etsin............................
36-yasin:
54 - ..................
Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
41-fussilet:
40 -
.................. İstediğinizi yapın. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız şeyleri
hakkıyla görür.
42-şura:
30 -
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız
yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.
54-kamer:
52 -
İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.
53 -
Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır
bundan
sonra dikkatinizi bir noktada toplamak istiyorum.
kuranın
bir çok süresinde
"iman
edip salih amel işleyenler" diye ayetler görürüsünüz.
yani
insan iman ettikten sonra
salih
amel işlemesi insanın iradesine bırakılıyor
yani
insan burada bir tercih hakkı bırakılıyor
ister iyi
işler yapsın isterse kötü işler
iyi ve
kötü olan bütün işler kuranda açık seçik belirtilmiş
bu
sınırlar içinde tercih insan bırakılıyor
aslınca
çok ince bir ayrıntı görebilene
ayetlere
gelince
2-bakara:
25 -
İnanıp yararlı işler yapanlara, ..............
82 - İman
edip salih ameller işleyenler, ..............
277 -
İman edip iyi işler yapan, .............
41-fussilet:
8 -
Şüphesiz ki, iman edip, salih amel işleyenler ..........
42-şura:
23 - İşte
Allah iman edip salih amel işleyen kullarını ............
26 -
Allah iman edip, salih amel işleyenlerin ...............
bu
ayetler kuranda bol miktar
uzatıp
dikkatleri dağıtmayayım
şimdi
irade
özgür mü değil mi?
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
cagasan May 7 2002, 12:16 AM
Oyleyse
bu iki seyden biri anlamina geliyor.
Ya, senin
dedigin ayetlerin dogru olmasi icin Allah'in "dilemesi", insan
iradesine "izin vermesi" gerekiyor (en ustteki yazida, Turan
Dursun'un dedigi gibi),
Ya da
kuran'in bir dedigi oburunu tutmuyor. Bir celiskiler yumagi.
Sen ne
dersin?
DEHA
(no
login)
212.154.29.153
Mantık May 7 2002, 9:56 AM
Sevgili
Mantık,
Biz bu
konuyu Çağasan'la daha öncede tartıştık.
Ortada
çözülemeyecek bir çelişki var,
Bu Kuran
ayetlerine de yansıyor.
Ancak
bu,zorunlu bir çelişki,yani ayetlerin çelişkili olmasının sebebi unutulma falan
değil,Dinin doğası bunu gerektiriyor.
Bir Allah
varsa,mutlaka geleceği bilmeli,
Ve bu
gelecek değiştirilememeli,
Fakat
ortadaki kitap,bizzat geleceği bilememe ve,
geleceğe
müdaheledir.
Dolayısı
ile Allah ile Kitap ve Peygamber çelişkisiz bir arada olamaz.
Çağasan'ın
yazdığı bir ayet var,
'42-şura:
30 -
Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız
yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder. '
şeklinde,burada
'başınıza gelen musibet'in sebebi sizin yaptıklarınız' der.
Şimdi ben
bir ayet naklediyorum,
'Hadid 22
'Yeryüzünde
vuku bulan ve sizin başınıza gelen hiç bir musibet yoktur ki,biz onu yaratmadan
ÖNCE,bir kitapta yazılmış olmasın.Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır.'
Burada da
Musibet'ler önceden bir kitapta yazılmıştır.
Bu açıkça
bir çelişkidir.
Aşağıdaki
ayetleri okursanız,Özgür irade'nin esamesi bile okunmaz.
Hicr 4
'Helak
ettiğimiz hiç bir ülke yoktur ki,hakkında bizce bilinen bir YAZGI olmasın'
Tevbe 51
'De
ki,Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize ASLA erişmez'
'17/58.
Kiyamet gununden once ortadan kaldirmayacagimiz
veya
cetin azaba ugratmayacagimiz bir sehir yoktur. Bu,
kitap'da
yazilidir.'
Aşağıdaki
ayetler ise,İnsanların belli bir plan dahilinde yaratıldığını söylüyor.
Proğram
şu,Söz verilen Cehennemi doldurmak için bir sürü Cehennemlik yaratmak.
32/13.
Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat
cehennemi
tamamen cin ve insanlarla dolduracagima dair
Benden
soz cikmistir.
Yusuf
118-119
'Rabbin
dileseydi bütün insanları tek bir millet yapardı.Fakat onlar ihtilafa düşmeye
devam
edecekler.Ancak rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır.ZATEN RABBİN ONLARI
BUNUN
İÇİN
YARATTI.Rabbin 'Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle
dolduracağım' sözü
yerini
buldu.'
Aşağıdaki
iki ayet te birbirleri ile çelişir.
'NAHL 93
'Allah,dileseydi
hepinizi bir tek ümmet kılardı,fakat o dilediğini saptırır,dilediğini de doğru
yola iletir''
'Bakara:
213 -
İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve
azabının
habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili
kitap
indirdi ki,'
Aşağıdaki
ayette ise,en başta belirttiğim çelişkiyi bir arada buluruz.
Hem
İnanmak Allah'ın iznine tabiidir,Hem de Akıl'dan bahseder.
'10/100.
Allah'in izni olmadikca hic kimse inananamaz.
O,aklini
kullanmiyanlara kotu bir azap verir.'
Sonuç
olarak benim söylediğim şudur,
Din ve
Allah kavramları, birarada çelişkisiz duramaz,
Konu
subjektif bilgi alanındadır.
Bir
davranışta bulunan,bunu Özgür iradesi ile mi,
Yoksa
Kaderinde yazılı olduğu için mi yaptığını asla bilemez.
Böylece
dileyenin,dilediği gibi kullanabileceği ikircikli bir kader anlayışı sürer
gider.
Mantik
(no
login)
65.160.128.2
deha May 7 2002, 6:46 PM
Cok dogru
tespitler yapmissin bu konuda. Meselenin icyuzunu ozetlemissin.
çağaşan
(no
login)
195.175.151.158
ben özgürüm May 7 2002, 9:53 PM
ikisinin
arasındaki farkı anlamıyorsunuz
komplex
açılımlar yapmadan basitçe açıklayayım
okula
gidiyorsunuz
amaç
eğitilip birşeyler öğrenip
hem
kendinize hem etrafınıza daha faydalı birey olmak
bunun
için belli aşamalar var
önce
istekli olmalısınız.
sonra,
belli
saatlerde okulda bulunan öğretmenlerden
belli
dersleri almanız
dinlediğiniz
dersleri çalışmalı verilen ödevleri zamanında yapmalısınız.
sınavlara
girmeli enaz 10 üzerinden 5 almalısınız.
birde
yapmamanız gereken kurallar var.
okulun
belirlediği saatlar dışında
keyfinize
göre derslere giremezsiniz
öğretmenlere
itaat etmek zorundasınız,
sınavlarda
kopya çekemezsiniz.
başkasının
yerine sınava giremezsiniz
şimdi
okulun belirlediği kurallar içinde
ister
okursunuz ister okumazsınız
derslerinize
ister çalışır ister çalışmasınız
derslerde
devamsızlık ister yaparsınız isterse yapmazsınız diplomayı ister alırsınız
isterse almazsınız
okulun
belirli kurallarına uyup istediğiniz gibi davranabilirisinz.
ben yine
özgür iradeye devam edeyim
35-FATIR:
44 -
Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş?
Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir
şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır.
45 -
Bununla beraber Allah, insanları kazandıkları (günahlar) yüzünden hemen
yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir
süreye kadar erteliyor. Nihayet ecelleri gelince gereğini yapar.Şüphe yok ki
Allah, kullarını görmektedir.
90-BELED:
8 - Biz
ona iki göz vermedik mi?
9 - Bir
dil ve iki dudak?
10 - Ona
iki yolu gösterdik.
Bir ateist
(no
login)
195.142.49.107
Re: Kuran'a gore insan iradesi May 8 2002, 12:04 AM
Acaba
diyorum, inanmamayı seçtiğimde tanrıyı şaşırtmış mıyımdır? Tanrı
"Allahallah, bu kulumu da böyle donatmamıştık ama" demiş midir?.
Arayan
Kuranda özgür iradeyi bulur, aramayan da özgürsüz iradeyi/özgür iradesizliği
bulur. Allah, Kuranda kimi yerde ben dilemedikçe dileyemezsiniz der, yaratan
olmanın kendisine verdiği doğal hakkı kullanır ama yan sonuç olarak iradesiz
varlıklar olduğumuzu tesbit etmiş olur. Kimi yerde de insanı ameline göre
yargılayacağını belirtir, aklınızı kullanın der, iradesizliği kabullenemeyecek
insana iradesini yüklemiş olur.
Sonuçta;
Kuranda insanın özgür iradesi hem vardır hem yoktur, hangisi işinize gelirse.
Gerçekte
ise insanın tanrıya rağmen birşeyler yapabilme gücü varsa iradesi vardır, yoksa
yoktur.
Not:
Cevap ilk parağrafta.
DEHA
(no
login)
212.146.172.210
Bir İmtihan Hikayesi de benden ! May 8 2002, 12:58 AM
Ben bir
tarihlerde,Devlete personel aldım.
Yüzlerce
kişi başvurdu.
Yazılı ve
sözlü olarak iki aşama sınav koyduk.
Soruları
ben hazırladım.
Alınacak,Personeli
ise önceden belirledik.
Vali,Emniyet
Müdürü,partilere birer hak vs.
Yani
bizim elimizdeki listede kimlerin kazanacağı ÖNCEDEN belli idi.
Adayları
yazılıya aldık.
Bir
bölümünü eleyip sözlü sınava geçtik.
Sözlü'de
kazandırmak istediğimiz adaya o kadar basit sorular soruyorduk ki,Aday hepsini
doğru yaptığını ve
Kazanmayı
hakettiğini düşünüyordu.
Elemek
zorunda olduğumuz adaylara da,anormal kazık sorular soruyorduk ve aday soruları
bilemediği için kaybetmeyi hakettiğini düşünüyordu.
Sonuçta
kazananda,kaybeden de,müsterihti.
Kazanıp
veya kaybetmelerinin kendilerinden kaynaklandığını düşünüyorlardı.
Halbuki,kimin
kaybedip kazanacağını biz belirlemiştik ve önceden biliyorduk.
Kazananların
listesi oluştuktan sonra,çok torpil isteği geldi ama önceden belirlediğimizi
değiştirmedik.
Bu olay
tümüyle gerçektir.
Bu olayı
hep Kuran'la ilişkilendirmişimdir.
Kimin
Cennete,Cehenneme gideceği bellidir.
Cehennemliklere
yardım edilmez,kalpleri mühürlenir gözlerine perde çekilir,en kazık sorular
sorulur.
Cennetliklere,Kuran,Peygamber
dahil her türlü torpil
yapılır,Şeytandan
korunur,vs vs.
Yargı
gününde önceden Cennetlik yaratılanlar,Cennet'e,
Cehennem
için yaratılanlar da Cehennem'e gider.
Ve
Cennetlik,iyi amellerinden vs dolayı Cenneti hakettiğini düşünürken.
Cehennemlik
olan da,asi olduğu,Allahı tanımadığı için
Cehennemi
hakettiğini düşünür.
Fakat
gerçekte,kimin nereye gideceği en baştan bellidir.
Ve ortada
hiç bir sorun yoktur.
Çünkü,İnsan'ın
yaptıklarını özgür iradesi ile mi gerçekleştirdiğini,yoksa önceden mi
belirlenmiş olduğunu bilebilmesinin hiç bir yolu yoktur.
bahocan
(no
login)
195.175.154.234
DEHA'ya May 11 2002, 4:50 PM
senn
sorduğun sorular eşit puanlıydı. Allah'ın tutumda durum öyle değil. Zor soru
sorar cevap veririsin bütün günahların bir kaç saniyede af olur. Kolay sınav
olur soruların çoğuna cevap vermek zorunda kalırsın.
Bu arada
Allah'ın insanları pratik anlamda nasıl değerlendir diğni bilmiyoruz. Biz
sadece teorik bir kaç yaklaşımı biliyoruz.
Ayrıca
kimin girip giremeyeceği belli değil. Sadece kimlerin gireceğini Allah biliyor.
Örnek:
Sen öğretmensin sınıfında çalışkan 5 öğrenci var tembel 15 öğrenci var. Sınav
yapılacak. Sen diyorsun ki bu 5 öğrenci geçecek, gerikalan 15 tane kalacak. Ve
dediğin oluyor bu senin o 15 öğrenciyi senin mi sınavda bıraktığın anlamına
geliyor. Yoksa çalışmamaktan kendilerinin mi kaldığını anlamına geliyor.
Örenk le
anlamayacağın şey şu ama öğrencileri tembel veya çalışkan yapan Allah. O yüzden
zaten çalışkanın çok fazla doğru tembelin ise daha az doğru soru yanıtlaması
gerek. Allah her kezi gücünün yettiği kadar zorlar. Ayeti sen bul. Benim acelem
var.
bahocan
(no
login)
195.175.155.60
tekara acele ile yazmıştım. May 11 2002, 9:40 PM
DEHA'ya
May 11 2002, 4:50 PM
Senin
sorduğun sorular eşit puanlıydı. Allah'ın durumunda öyle değil. Bir tane zor
soru sorar cevap verirsin bütün günahların bir kaç saniyede af olur. Kolay sınav
olur soruların çoğuna cevap vermek zorunda kalırsın.
Bu arada
Allah'ın insanları pratik anlamda nasıl değerlendirdiğini bilmiyoruz. Yani
kimin cennete kimin ceheneme gireceğini orada nasıl ödülendireleciğini veya
cezalandırılacağını. Biz sadece teorik bir kaç yaklaşımı biliyoruz.
Diğer bir
konu senin ceheneme girip giremeyeceği belli değil. Sadece senin girip
girmeyeceğini Allah biliyor. Bu bir şeyi değiştirmez ama
Örnek:
Sen öğretmensin sınıfında çalışkan 5 öğrenci var tembel 15 öğrenci var. Sınav yapılacak.
Sen diyorsun ki bu 5 öğrenci geçecek, gerikalan 15 tane kalacak. Ve dediğin
oluyor senin kalacak dediğin 15 öğrenci kalıyor. Bu senin mi o öğrencileri
sınavda bıraktığın anlamına geliyor. Yoksa çalışmamaktan kendilerinin mi
kaldığını anlamına geliyor.
Örnekle
anlamayacağın şey şu: Öğrencileri tembel veya çalışkan yapan Allah. O yüzden
zaten çalışkanın çok fazla doğru soru tembelin ise daha az doğru soru
yanıtlaması beklenecek bir davarnış. Bu yüzden Allah tembelin kalmasından
sorumlu. yanılıyorsun.
BAKARA
286. Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük
yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği
kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisini hem başkaları için kazandığı
onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi
emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir.
"Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz!
Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize,
güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize.
Sen bizim Mevlâ'mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize!"
Yani
herkes sınavı geçebilir ama bu senin elinde. Allah sadece senin ne yapacağını
biliyor. Ama ne yapıyorsan sen yapıyorsun.
Anlamak
zor çünkü dünyada benzer bir durum yok. Verilebilecek hiç bir örnek durumu
açıklamayacaktır.