İnançlarımızı Sorgulamalıyız

 

INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ.....

February 4 2003 at 10:51 PM HACI  (no login)

from IP address 66.30.227.242

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Yeyip, ictikleriniz sizin fiziksel gorunusunuzu saptayabilir. Ne yerseniz o sunuzdur..

 

Peki, benlik ve kisiliginizi, yasam felsefenizi, kisaca "ruhunuzu" ne saptar?

 

Inanclariniz!

 

Sizin icin hic bir sey inanclarinizdan daha onemli degildir.

Hisleriniz, arzu, ozlem ve umutlariniz da onemlidir ama, onlar zaten inanclarinizdan kaynak alan ve temeli onlara dayanan izlenimlerden baska bir sey degillerdir.

Inanclariniz ic dunyanizin aynasidir.

 

Kimse omrunu yanlis, sahte, yalan ve zararli inanclara dayanarak bir cilgin gibi gecirmek

istemez. Bu nedenden dolayi inanclarimizi arada bir sorgulamada yarar vardir. Butun inanclarin dogrulugu, yararliligi ve bize yol gosterip gostermedikleri sorgulanabilir. Hatta onlarin bir cogundan kurtulmak bile mumkundur. Buna biz tek kelime ile egitim diyoruz.

Bazi inanclar ise icimize islemis ve ruhumuzun derinlilerine kok salmislardir. Yanlis da

olsalar, bilimsel verilerle catissalar da ve sag duyuya karsi da gelseler, onlardan kurtulmamiza olanak yoktur.

 

Dinler iste boyle inanclardir. Cok az insan aklini kullanarak ve egitimle kendini onlarin pencesinden kurtarabilir. Dinler insan maneviyatini kemirerek terminal bir hastaliga yol acan tehlikeli sosyal parazitlerdir.

 

Ilginc olarak, baska dinleri bu sekilde degerlendirebilen dindarlar, kendi dinleri soz

konusu olunca ayni kriterleri kullanmaktan cekinmektedirler. Onlara gore kendi dinleri

farklidir ve cok onemlidir.

 

Dindarlari terminal bir hastaliga yakalanmis garibanlar olarak kabul eden ateistlerin inanclari yok mudur? Vardir elbette. Ama onlar inanclarini sorgulama ve gerekirse degistirmede cok daha uyumludurlar.

 

Inancsiz yasamak mumkun degildir. Cunku insanlar diger insanlari ve materyel dunyayi onlar araciligi ile tanimak zorundadirlar. Inanclarimiz yoksa yasam felsefemiz de yoktur, yasamimizin anlami da! Bazi inanclarimiz ugruna mucadele ederiz, oluruz, oldururuz.

 

Yasamimiza yon verdikleri ve son derece onemli

olduklari halde, inanclarimizi sorgulamada kusurluyuzdur. Oysa onlari hic cekinmeden

sorgulayabilmeliyiz....

 

Peki inanclara neden bu kadar buyuk bir onem veriyoruz?

Bu sorunun cok basit bir yaniti vardir.. Cunku ogrenmek, bilmek, tanimak icin inaniyoruz. Once inaniyoruz. Sonra biliyoruz, taniyoruz, ogreniyoruz. Inanc bir alet. Bilgi ise amac. Inanclar araciligi ile bilgi sahibi oluyoruz.

Kazandigimiz her inanc bizi biraz daha bilgili kiliyor. Sorguladigimiz her inanc ise bizi

biraz daha uyumlu, anlayisli ve bilgili yapiyor.

Genc yasta ogrendigimiz bilgileri sorgulamada ve onlardan kurtulmada yeterince basarili degiliz. Cunku onlar ruhumuzun derinliklerine yerlesmis yalin inanclara dayanan temel bilgilerdir. Bu nedenden dolayi dinimizi ve erken yasta ogrendiklerimizi kolaylikla sorgulayamiyor, atip, degistiremiyor, onlardan kurtulamiyoruz......

 

Evet, neye inaniyorsak ruhen o'yuz belki ama, onlari ne kadar sorgulayabiliyorsak, o kadar ustun bir ruha sahibiz......

 

 

Haci

     

 

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.222 sevgili Hacı February 4 2003, 11:20 PM 

 

"Inancsiz yasamak mumkun degildir. Cunku insanlar diger insanlari ve materyel dunyayi onlar araciligi ile tanimak zorundadirlar. Inanclarimiz yoksa yasam felsefemiz de yoktur, yasamimizin anlami da! Bazi inanclarimiz ugruna mucadele ederiz, oluruz, oldururuz. "

 

bu tümceler kulağıma hiç hoş gelmedi.çok alındım.

 

keşke "inanç nedir" den başlasaydın.vakit geçmiş değil.

 

 

 

 

  

 

Galilei

(Login Galilei_)

213.243.30.5 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 5 2003, 2:13 AM 

 

Evet, Ali Oktay'a katılıyorum.

 

"İnanç" dediğiniz nedir?

 

Benim hayatta "bildiğim" şeyler vardır, bir de "bilmediğim" şeyler vardır. Bazı "tahminlerde" de bulunabilirim, bazı "varsayımlarım" olabilir...

 

Ama bir "inancım" olması neden gereksin?? Yani hiç bilmediğim bir konuda neden ısrarla bir fikre sarılayım?

 

İnançlar tanım gereği eleştiriye uzak şeylerdir. Hiçbir insan inançlarının eleştirilmesine istekli değildir. Eğer eleştiriye, değiştirilmeye yada gerekirse yokedilmeye açık fikirlerden bahsediliyorsa, zaten bunlara "inanç" adını vermek doğru olmaz.

 

Evet, inançlarımızı sorgulamalıyız... yani onları "inanç" olmaktan çıkarmalıyız!!... İnançlarımızı sorgulamalıyız, yani o değişmez inançlarımızla savaşmalı ve yok etmeye çalışmalıyız.

 

Bir inanca saplanmak övünülecek birşey değildir, aksıne bir zayıflık göstergesidir.

 

  

 

Mantik

(no login)

65.160.128.2 inanc February 5 2003, 2:23 AM 

 

Inanc kelimesinin gunluk kullanimda bir genis, bir de dar anlami var. Dar anlamiyla inanc, dogrunun ne oldugunu bilmedigimiz bir durumda, elimizde bir delil de olmamasina ragmen, dogruya sahipmisiz gibi davranmak, aklimizdaki bir fikri (bu fikre nasil ulasmis olursak olalim) dogru kabul etmektir. Ki bu bilimsel bir zihin icin acikca yanlis bir tavirdir.

 

Fakat bir de inanc sozcugu genis anlamiyla kullaniliyor. Bu anlaminda inanc, sadece yukarida tanimladigimiz anlamiyla bir inanc degil, ayni zamanda "kabul", "hipotez", "tercih" ve "farzedis" gibi anlamlara da gelebiliyor. Eger inanc sozcugunu bu anlamlarin da en az bir ya da birkacini icine alacak sekilde kullanirsaniz, herkesin, en bilimsel zihnin bile inanci vardir denebilir. Cunku en supheci ve en bilimsel kisi bile hipotez kurar, ya da belli kabuller yapar.

 

Fakat bu forumda, inanc dedigimiz zaman, daha cok yukarida acikladigim dar anlaminin kabul edilmesi gerekir diye dusunuyorum. Hatta her durumda, karisikligi onlemek icin, inanc sozcugunu bu dar anlamiyla ele alip oyle anlamaliyiz ve anlatmaliyiz bana gore.

 

O duruma gore ise, bilimsel zihinli birinin herhhangi bir inanci olamaz.

 

  

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

66.30.227.242 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 5 2003, 4:04 AM 

 

Sevgili Ali Oktay;

Inanc ne midir? Inanc bilginin temelidir.. .. Insanlarin izlemek zorunda olduklari sosyal ve fiziksel surecleri, cesitli dogal fenomenleri anlayip, degerlendirmelerine yardim edecek ve onlara yol gosterecek olan olgulardir.

 

Senin inancla sorunun mu var? Hic bir seye inanmiyor musun? Inanc denince yalniz dinleri mi anliyorsun? Elbette anlamiyorsun!.. Inanclari yalniz dinlerle sinirlamak mumkun mu? Elbette degil!

 

Bir diger forumda uzun uzun inanclarin bilginin temeli olduguna degindim.. Inanclar olmadan ogrenemez insanlar demek istedim.. Onlarin yalniz din ve bazi batil itikatlar oldugundan hic bahsetmedim.. 2x2=4 bir inanctir.. 9’un 10’dan kucuk oldugu da, alfabede b’nin a’dan sonra geldigi de… Onemli degildir bu inanclar belki ama, onlar yine de inancdir.. Onemli inanclar da vardir. Dunyanin yuvarlak olmasi ve gunesin etrafinda donuyor olmasi, ay ve gunes tutulmasi, dunyanin meteor taslari ile bombardiman edilmesi, atomda buyuk bir enerjinin sakli olmasi, otomobille hizla hareket halindeyken bir duvara carpmanin olume neden olabilecegi, damdan dusenin olebilecegi gibi, daha binlerce, onbilerce onemli ve yasamimiza yon veren inanclar vardir.

Tek basina bir inanc bilgi olmak icin yeterli degildir. Bir inancin tek basina bilgi olarak kabul edilebilmesi icin inancta rol oynayacak mental durumla, gercekler arasinda bir bag olmasi gerekir.. Diyelim ben su anda Ali Oktay'in tras olduguna inaniyorum.. Bu bir inanc ve hic bir delile dayali degil.. Ama tesadufen hakli olabilirim. Belki de su anda gercekten Ali Oktay sabah erkenden uyanmis ve tras oluyordur.. Benim bu inancim dogru olabilir. Ama ben bu inancin dogrulugu konusunda hic bir delile sahip degilim.. Bu gercek bir bilgi olarak kabul edilmez. Bilgiler yanlis inanclari uzerine kurulamaz. Ama ben su anda Ali Oktay ile telefon baglantisi yapmissam ve onunla konusuyorsam, benim inanisim gercek bir bilgidir. Bu konteksde inanc ve bilgi ayni seyi temsil eder. Ali Oktay'in tras oldugunu nasil biliyorsun diye sorana, "su anda onunla konusmaktayim" yanitini veririm. Benim mental imajinasyonumla Ali Oktay'in tras olmasi gercegi, telefon baglantisi ile bir araya getirilmis, gercek bir bilgidir..

 

Sen din konusunda dusunduklerini yazmissin. Onlari dikkate alarak yapacagin eylemler senin inanclarini uygulaman olarak kabul edilmelidir. Tabii bu mumkun olmadigindan, onlar senin gercek inanclarin degildir. Onlar senin mentaliten, dusunce seklin, hakkinda bize ip uclari veriyor ama, sen onlari realite ile birlestiremezsin.. Bu durumda onlar icin yanlis inanclar diyebiliriz..

 

Bir olguyu bilmen icin once inanman gerekir. Islam'in terorist bir din oldugunu bilmek icin, Islam'in terorist bir din olduguna inanmalisin.. Allah'in varligina inanmadan Allah vardir, diyemezsin...

 

Sana gore "inanç özgürlüğü" “senin kendi ifadenle” “inançların bütün insanlar üzerindeki psikolojik baskısının adı”…

Sen inanclari boyle goruyorsun.. Ama onlari yasaklayamazsin..

 

Ben iletilerimde belirtmeye calistigim gibi, inanclarin sinirsiz cesidi vardir ve inanclar birbirleri ile celiskili olma egilimi guderler.. Bazilari sapkindir.. Bazilari iyidir veya kotudur.. Bazilari cagdasdir.. Bazilari ustundur.. Aslinda sen bile bu iletinde bana hak veriyorsun… Bak inanc ozgurlugu hakkinda neler yazmissin;

 

Dolayısıyla "inanç özgürlüğü", hem aklın ve uygarlığın gelişimini frenleyici olarak çok tehlikeli bir deyimdir, hem de bu deyim kabul edilse bile herkes için anlamı farklı olacağından "uygulanabilir" de değildir.

 

Ben tehlikesinden degil ama, bazilarinin sapkin, kotu ve zararli olabileceginden bahsettim.. Tehlikeli de olabilirler, haliyle.. Herkes icin farkli bir anlami oldugu konusunda seninle ayni fikirdeyim..

Ayrildigimiz nokta inanclarin bana gore uygulanabilir, sana gore uygulanamaz olmasi.. Uygulanamayan bir olgu inanc olamaz… Belki bir dusunce veya gorus olabilir ama, inanc olamaz. Inanclar uygulanabilen olgulardir.. Uygulandiklari icin dusunlerden farklidirlar, zaten. Her dusunceyi uygulamak mumkun olmayabilir. Inanclar pratik uygulama alani bulan dusuncelerden olusmuslardir.

 

Neyse.. Durum boyle.. Umarim inanclarini arada bir sorgularsin.. Ya da Deha ile bana sorarsin... keh keh keh.. Kanin biyolojik bir silah olarak kullanilabilecegine gercekten inaniyordun.. Hem de elinde hic bir delil olmadigi halde.. Duydugun yanlis bilgiler seni bu inanca sevketmisti. Bu inancini sorguladin ve artik ona inanmiyorsun..

Yoksa hala inaniyor musun? Sanmiyorum..

Hepimizde o kadar cok yanlis inanc var ki.. Onlarla bir kitap yazilabilir..

Bana her birkac ayda bir basilan, mecmua seklinde bir kitap gelir.. Ismi:

"Clinical Evidence" web sayfasini da vereyim;

http://www.clinicalevidence.com

Hastaliklarin en etkili tedavi yontemleri ile hangi tedavilerin yararsiz, hangilerinin ise zararli oldugu en son tibbi literatur goz onune alinarak, doktorlara tavsiye edilir.. Doktorlara yanlis inanclarini duzeltme olanagi verilir.. Ben arada bir bu kitaba bakarak yillardir hamalligini yaptigim inanclarimi sorgular ve onlardan kurtulurum.. Darisi hepimizin basina.. Amin............

Selamlar

Haci

 

  

 

HACI

(Premier Login hacihaci)

66.30.227.242 SARTLI KATILIYORUM... February 5 2003, 4:15 AM 

 

Bilimsel zihinli olanin dinsel ve batil inanclari olmaz haliyle.. Ama bu insanin "dogru veya yanlis" tonla inanci vardir..

 

  

 

Galilei

(Login Galilei_)

213.243.30.5 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 5 2003, 6:44 AM 

 

Mantık sana aynen katılıyorum. İnancı geniş anlamda ele almak, bu kavramın içini boşaltıp meseleyi sulandırmak olur. Artık o noktadan sonra inanç hakkında konuşamayız bile!...

 

Eğer yine de inanç kavramını geniş anlamda ele almak isteyen biri varsa, bu kişi dar anlamda inancı ifade edecek sözcüğü de söylesin!

 

  

 

Galilei

(Login Galilei_)

213.243.30.5 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 5 2003, 6:54 AM 

 

Hacı, sanırım biraz karışıklık yapmışsın

 

Birincisi, Ali Oktay'a hitap edip benim yazdıklarıma cevap vermişsin... İkincisi de ben "inanç"tan değil "inanç özgürlüğü"nden bahsetmiştim, onu karıştırmışsın. (Yani "uygulanabilir olmadığını" söylediğim ve "psikolojik baskıdır" dediğim şey "inanç" değil, "inanç özgürlüğü" kavramıydı.)

 

  

 

knz

(no login)

195.174.108.13 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 5 2003, 8:24 AM 

 

hani nerde müslümanlar ?

 

 

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 YUKARDAKI ILETILERI BIR KERE DAHA OKU ISTERSEN February 5 2003, 5:47 PM 

 

Galilei;

Ben son iletimde seninle degil, Mantik'la kismi fikir birliginde oldugumu belirtmistim..

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 UMARIM ASAGIDAKI ILETIDEN ALINMAZSINIZ... February 5 2003, 6:11 PM 

 

INANCI ISTEDIGINIZ HER KAPSAMDA ELE ALABILIRSINIZ.. ARANIZDA ONU ISTEDIGINIZ KADAR TARTISABILIRSINIZ..

ANCAK BENI SIZIN DUSUNDUGUNUZ INANC KONUSUNDA YAZMAYA ZORLAYAMAZSINIZ..

BEN ISTERSEM SIZIN INANC ANLAYISINIZ UZERINDE YORUM YAPARIM, ISTERSEM KENDI KONUMDA YAZMAYA DEVAM EDERIM. KONU DISINA CIKAN BIRI VARSA, ILETIMI YETERINCE DIKKATLI OKUMAYAN SIZLERSINIZ.. MANTIK DURUMU KAVRAMIS AMA, O BILE BENI KENDI GIBI DUSUNMEYE DAVET EDIYOR..

 

Yaw ben genel olarak inanclardan bahsettim. Yalniz dinsel olanlarindan bahsetseydim, onu acikca belirtmez miydim..

Hepimizin birbirleri ile celisen inanclari var.. Asagida bunlarin kucuk bir ornegini bulacaksiniz.

 

ALI OKTAY'la ilgili bazi inanclar;

 

-"vahsi kapitalizm"

 

-Isveçteki sosyal devlet degilmi?hatta sosyalist devlet.ve en ufak bir pürüz yok.

 

-Din asla ögretilmemelidir.o zaman astroloji de ders olarak okutulmalidir.

 

-Türk devleti dünyanin en büyük toprak agasidir.

-Sinirsiz özgürlüklerin oldugu bir kapitalizm özlenemez.bunun adi vahsi kapitalizmdir.

 

-ABD sovyetleri çökerttigine çok pisman olmustur.temel endüstrileri olan savas sanayi açmaza düsmüstür

 

-yurt disina kaçirilan bu kanlarin biyolojik silah üretimi için çok önemli oldugu kesin.

-Galileinin önerdigi toplum yapisi daha çok anarsist...

 

MANTIK'la ilgili bazi inanclar;

 

-Din dersi verilecekse secmeli olmali ve tum dinleri kapsamalidir.

-Tarif ettigin derece bir liberalizm, bana devletsiz toplum isteyen anarsist ve komunist fikirleri animsatiyor. (Galilei’ye yonelik)

 

-Kisacasi, devletin kontrol fonksiyonunun (ve onun zorunlu bir parcasi olan baskiciliginin)

devam etmesini zorunlu goruyorum.

 

-Galilei, Türkiye'de paralarin hortumlanmasi devletteki paranin çoklugundan gelmiyor

ki, devlet kademelerindeki yozlasmadan geliyor

 

 

GALILEI ile illgili bazi inanclar;

 

-Liberal (özgürlükçü) devletin din konusundaki tutumu ise elbette ateist olacaktir

 

-Devletin insanlar üzerindeki baskisini minimuma indirmek, devleti her alanda küçültmek,

geri çekmek gerekir. Bu hep iyi birseydir.

 

-Sermaye ve serbest pazar ekonomisine dayali kapitalizmin kendi halinde çalismasina

engel olan tek sey "sosyal" politikalardir

 

-Haci "dogru inanç" diye birsey olmaz. Inançlar inanç sahiplerinden bagimsiz olarak dogru-yanlis diye ayrilamaz... Eger birseyin "dogru" oldugu söyleniyorsa, artik o seye "inanç" adi verilmez. (O sey "bilgi"dir.)

-------------------------------------------

Ben bu yazilanlarin coguna katilmiyorum. Ornegin kapitalizmi vahsi bulmuyorum... Zaten sizler bile aranizda pek anlasiyor gibi durmuyorsunuz..

Goruyorsunuz.. O kadar cok birbirleri ile celisen inanclar var ki.. Bu kucuk forumda bile bu ornegi binlerle kere carpmamiz gerekiyor..

 

Bu konuda yazmaya devam edecem..

Selamlar

Haci

 

  

 

Mantik

(no login)

65.160.128.2 inanc - 2 February 5 2003, 7:09 PM 

 

Haci, inanci genis ya da dar anlamiyla kullanmak sana kalmis birsey. Kendimiz gibi dusunmeye davet edebiliriz ama zorlayamayiz.

 

Senin bizlerle ilgili yukarida verdigin ornekler de ilk yazimda yaptigim aciklamayla celismiyor. Yani inanci genis anlamiyla aliyorsun, bu yuzden bizlerin de inanclari oldugunu dusunuyorsun. Bu sekilde kullaninca inanc sozcugu birden fazla anlama gelmis oluyor.

 

Ornegin senin verdigin orneklerde, bizlerin inanci olarak tanimladigin goruslerin bir kismi "tercih", bir kismi "subjektif dogru" bir kismi ise "varsayim" olarak tanimlanabilir. Fakat hicbiri, benim ilk yazimda bahsettigim, dar anlamiyla inanc degildir.

 

Bu arada, "subjektif dogru" diyerek ne kasdettigimi biraz aciklamam gerekebilir. Ilk yazimda belirttigim gibi, dar anlamiyla inanc, nesnel dogrunun bilinmedigi durumda delilsiz bir fikri dogru kabul etmektir. Nesnel dogru bilindiginde ise, ortada bu dar anlamiyla bir inanc kalmaz, Galilei'nin yukarida bir yerde soyledigi gibi, artik "dogru" ya da "gercek" vardir ortada. Fakat, nesnel dogruya ulasmak her zaman kolay degildir. Bazen, ortada birden fazla "oznel (subjektif) dogru"lar vardir. Bunlarin biri belki nesnel dogruyla ortusur, fakat degisik oznel dogrulara sahip kisiler bunun farkinda olmayabilir. Dolayisiyla, sartlanma veya kisisel tecrubeler, bilgi miktari, vs. gibi faktorlerle kisiler kendi kafalarindaki oznel dogruyu nesnel dogru zannediyor da olabilir. Zaten tartismalar ve bilimsel yontem bu sebeple gereklidir. Onca oznel dogru icinden nesnel dogruyu bulup cikarabilmek icin. Ya da o oznel dogrularin hicbiri nesnel dogru degilse, nesnel dogrunun ne oldugunu bulabilmek icin.

 

Zaten bilimin ve bilimsel etkinligin ana ugrasi budur denebilir bir bakima.

 

Dolayisiyla, sen herkesin inanci vardir deyip ornekler verirken (ve bu yolla inanc kelimesini birden fazla anlamda kullanirken), gercekten benim yukarida tanimladigim dar anlamiyla inanca en fazla bu "subjektif dogru"larda yaklasiyorsun. Hepimizin kendi zihninde subjektif dogrulari var. Bu konularda yaniliyor olabiliriz, ama bu konularda inanca (dar anlamiyla) sahip oldugumuz soylenemez. Cunku dar anlamiyla inancta, nesnel dogrunun ne oldugunun bilinemeyecegi acik olmasina ragmen bir kabul, tercih ve kuvvetli bir haklilik hissi vardir. Halbuki, bizlerin subjektif dogrularinda, bizler ortada sonuca ulasmak icin yeterli veri oldugunu dusunuyor ve bu verilere dayanarak, kendimize gore nesnel dogrulara (ki aslinda bu bizim oznel dogrumuz) ulasiyoruz. Bunun gercekten nesnel dogru olup olmadigi (yani yanilip yanilmadigimiz) ise ayri bir konu ve biz bu dogrularimiza korce bagli olmadigimiz icin, farkli dusunmemize ve aslinda dogru zannettigimizin dogru olmadigina isaret edecek yeni bir veriyle karsilastigimizda, kolayca fikrimizi degistirebiliyoruz. Bu dar anlamiyla kullandigim "inanc"a sahip birinin tavrindan farklidir. Bu kisi, obur dunyaya gidip gelmedigi halde, ortada iman ettigi seyin dogru oldugunu kesin sekilde gosterecek bir seyin bulunmadigi acik oldugu (ve kendisi de bunu gordugu) halde, yine de buna inanabilmektedir. Bu bizim "subjektif dogru"larimizdaki durumdan acikca farkli bir durumdur.

 

Dolayisiyla, ben yine de "inanc" kelimesi kullanildiginda, bunun benim yukarida tanimladigim dar anlami ifade etmesi gerektigini ve genis anlamlar icin diger uygun sozcuklerden duruma uyaninin secilmesi gerektigini dusunuyorum.

 

Fakat dili ve kelimeleri kimin nasil kullanacagi elbette ki kendisine kalmis. Seni veya baska birini bu konuda birsey yapmaya zorlayamayiz.

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 7 2003, 11:27 PM 

 

Sevgili Mantik;

Bence inancin hangi anlaminin ele alinmasi onemli degil. Degisen hic bir sey yok. Onemli olan inanclarin biz insanlarin ic dunyasinin aynasi olmasidir.. Allah’a inanmak inanclarin yalniz bir ogesi, onemli bir parcasidir. Bu oge kucuk olmayabilir ama, yine de oldukca dar bir kavramdir.. Ben size gunluk yasantimizdan ornekler vermeye calistim.. Inancin yalniz din konusunda degil, hemen her konuda insanlarin ruhuna sekil verdigine degindim..

Hepimizin her gun kullandigimiz bazi deyim ve ifadelerin inanclarimizi yansittigini anlamak icin butun yapacaginiz verdigim orneklere bakmanizdir.. Onlar hepimizin inanclarinin ne kadar farkli oldugunun kucuk bir ornegidir..

 

Kapitalizm vahsi midir? Ali Oktay kapitalizmin vahsi olduguna inanmaktadir. Bu inanc elbette yanlistir.. Kapitalizm dunya ulkelerinin buyuk cogunlugunun uydugu ekonomik bir sistemdir. Nasil vahsi olabilir?

 

Sosyalist bir ulke olan Isvec’de puruz yok mudur? Tonla. O kadar cok vardir ki, neresinden baslayacagimi bilmiyorum…

 

Ali Oktay’in inandigi “din asla ogretilmemelidir” iddiasi da ona ait bir inanctir.. Ogretilmese de din, ogrenilecektir. Dolayisiyla bir ateist cocuguna ateizmi ogretmelidir... Ateizm bir inanc degildir denilip, ihmal edilir ve cocuga ogretilmezse, birgun cocugun eve elinde bir Kur'anla geldigi gozlemlenebilir. Ahlak da oyle.. Cocugunuza ahlaki ogretmemeyi yegleyebilirsiniz. Ama cocugunuz onu bu keresinde baskalarindan ve sokaktan ogrenecektir.

 

Senin inancina gore din dersleri egitimi butun dinleri kapsamalidir.

 

Galilei’ye gore liberal devletin din konusundaki tutumu ateist olmalidir…

 

Butun bu gorus ve inanislarda hic bir yanlislik ve kusur yoktur.. Yani onlarin ifade edilis sekillerinde. Ancak onlarin cogu dogru da degildir. Herkesin kendine gore fikirleri, gorusleri ve inanclari vardir. Onlarin tumu dogru olamaz..

 

Dinleri de bu konteksde inceleyebilirsiniz..

Benim dinsel inanci diger inanclardan soyutlamamamin nedeni, onlarin bir sapkinlik olmadigini ama, degistirilmelerinin zor olduguna isaret etmek idi.. Aslinda diger inanclardan tek farki, kokleri cok derin oldugundan, dinsel inanclarin sorgulanmasinin mumkun olmamasidir. Tabii bizim gibi bazi istisnalar disinda.

 

Bu konuya ateizm bir inanc midir baslikli, Galilei ile yillar once yaptigimiz bir kac iletiyi yayimlayarak devam etmek istiyorum. Bunun icin ayri bir sayfa acacagim..

 

Selam

Haci

 

 

  

 

utarid

(no login)

195.175.150.78 Re:INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 8 2003, 12:48 AM 

 

"10un 9dan büyük olduğu, parcanın bütünden küçük oldugu, bütün B' ler A ise bazı A'larin da B olduğu, Nicin-Nasıl-Ne Zaman-Nerede sorularını sorabilmek, sebep aramak vs. insan aklının dogustan sahip olduğu a priori ilkelerdir. Bunlar bilimsel bilgi değildir. Aklın bilgi üretici motor yetileridir.

 

Yıkardaki HACI nin birinci tür inanç anlayışına bir yönüyle katılabilirim. Ama ikinci tür inanç anlayışı bence yanlış.

 

İlk olarak "dünyanın yuvarlak olması, günesin etrafında dönüyor olması, ay ve günes tutulmaları vs." Bunlar bilimsel bilgidir. Kendine özgü objektif ve deneysel yöntemlerle defalarca sınanarak, tecrübe edilerek elde edilmiş bilgilerdir. Ve bilimsel bilgi kesinlikle mutlak değildir. Bu bilgiler sistematize ve kategorize etmek ve sistemleştirmek amacıyla hipotez, teori ve kanun şeklini alır. Yine de kanun olmasına ragmen bilimsel bilgi hala eleştiriye tenkite acıktır ve bilimde kesinlikle ve kesinlikle dogma ve inanç yoktur. Alışkanlık ve süreklilik sayesinde biz kanunları oluştururuz. Ama bilim her an bu alışkanlık ve sürekliliğin değişebileceği ihtimalini gözden çıkarmaz. Tümdengelimsel değil tümevarımsal bir metod izler. Kanunlar onun icin daha üst kanunlara ulaşmak icin birer araçtır.

 

İkinci olarak bir insanın her "şeyi yaratan, ezeli ve ebedi, bir ve tek bir Tanrıya" inandığını düsünelim. Bahsedilen "dünyanın öküzün boynuzlarında olduğu" şeklinde bilimsel bilgiye konu olan bir bilgi türü değildir.

 

İnsanın bu soruyu soruşunda elbette sebeblilik arama gibi bilimsel bilgiyle dolaylı bağlantılı ortak yönler vardır. Ferdin Tanrı fikrine sahip olmasında her ne kadar toplum da bir katkısı olsa da insanın doğuştan getirdiği arı hal bu fikri edinmesini kolaylastırır. Yani insan inanmaya hazır bir halde yaratılmıştır. Tanrı ve din olgusuna en ibtidai kabile ve toplumlarda rastlanışının nedeni de bu olsa gerek. Bu yüzden birçokları mesela Descartes Tanrı fikrini doğustan a priori bir kavram olarak görür.

 

Tanrı fikrinin sabırsız ve meraklı insanoglunun "dünya ve evrenin hic kimselerin bilmediği ve görmediği yaratılış halleri hakkında", ya da bilimin su an ulasıp bir zamanlar sahip olmadığı bilgiler hakkında insana belli bir fikir verdiği hatta insanın bilim icin olmazsa olmaz gerek şart "merak" duygusunu da törpülediği ve ona bazı doğmalar sunduğu dogrudur. Öyle ya insanın elinde en ideal, en doğru kanaldan gelmiş bilgi varken neden binbir zahmete katlanarak bu bilgileri yeniden edinmeye çalıssın? O bu bilgilere zaten sahipdir ki!

 

İşte bence kırılma noktası burada! Bence bazı teistler din ve Tanrıdan yanlış beklenti icindeler. Belki onu her yerde kullanabilecekleri bir joker sanıyolar, ya da ellerindeki kartı kullanmasını bilmiyolar.

 

Tanrı fikri insanın varoluş sorusuna verilen cevaptır. "Ben bir zamanlar yoktum, simdi varım, çok iyi biliyorum ki gelecekte olmayacagım, yok olmak istemiyorum. Ben nicin varım, bu evren de neyin nesi böyle? Yasadığım zevkler, acılar, mutluluklar, güven hissi, heyecan, ilham, inanç, başarı, zafer, yenilgi, bunalım, ölüm, sonsuzluk .."

 

Tanrı fikrinin tüm bu kavramlarla bir bağlantısı vardır. Kolay mı Tanrıya inanan bir insanı taklitçilikle suçlamak?

 

Şimdi HACI nın dediği gibi inançlarımızı sorgulayalım.

 

Tanrı en baştan sunu söyler. Yani en temel dogmalarından birisidir. "Ben seni dünyaya ve evrene halife olman icin yarattım. Tüm buraların sultanı ve sahibi sensin." Bilimin en genel amaç, insanı bilimsel calısmalar yapmaya iten nedir? Cevresini yani eşyayı kontrol altına almak, maddeye söz gecirmek değil mi?

 

İkinci olarak K.Kerimde bir cok ayette gezin, görün, inceleyin, sınayın denir? Bu dünya-evren ve eşyayı ne kadar iyi bilirseniz sanatımı ne kadar güzel icra ettiğimi görür, bana daha iyi inanırsınız, şükredersiniz" denir.

 

Bilimi teşvik eden Tanrıyı bilime düşman olarak göstermek çok yanlıs bence..

 

Tanrı bilimin konusu değildir. Bilimsel bilgi Tanrının varlığını ne kabul eder, ne de reddeder. Zaten Tanrının kendisi de bunun böyle olmasını istemistir. Bilim Tanrının varlığını isbatladığı an inanan inanmayan ayrımı kalmaz. Bu dünya ve insanın yaratılış amacı gerçekleşmez.

 

Bundan dolayı Tanrı K.Kerimde: Ben hem çok gizliyim, hem de çok açıgım. Beni görmek isteyen her yerde benim izimi ve tezahürlerimi görür. Görmek istemeyen ise hicbir yerde göremez." denilmektedir.

 

Tanrı bilimin hic ilgilenmediği, zaten ilgilenemeyeceği, kendi yöntem ve amacının dışında ama insanın insan olarak ihtiyacını gideren doğuşsal fikridir. İnsan Tanrıya muhtac ve ona inanmaya hazır halde doğar.

 

Byes.

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 8 2003, 5:28 PM 

 

Mantik, Galilei ve Ali Oktay’in Inanclarimizi Sorgulamaliyiz ve Ateizm Inanc midir iletilerine olan yanitlari icin tesekkur ederim. Ama konunun hala anlasilmamis olmasi dogrusunu isterseniz beni sasirtti.. Ben elimden gelen aciklamalari yaptigimi saniyorum. Neden anlasilmadigini merak ediyorum.. Bu tur felsefi konular uzerinde karsilikli chat seklinde tartismalarla bir sonuca ulasmamiz mumkun degildir. Ama ben “inanc” konusunu herhangi bir sekilde sizlerle bir sonuca ulasmak ve bu terim uzerinde uyusmak icin acmadim. Bence inanc terimi konusunda uyusmayi, fikir birligi yapmayi gerektirecek bir karsmasiklik mevcut degildir. Sizce bir sorun varsa o size aittir. Bana degil. Bilginin temeli gercek inanclardir. Bilgi binlerce yildir bu sekilde tanimlanmaktadir. Bu terim epistemolojinin ilgi alanina girer. Yani bilgi teorilerinin onemli bir yapi taslarindan biridir. Epistemoloji bilginin ne oldugu sorusunu yanitlamaya calisir. Bilgi “dogrulanan gercek inanclardir” Hemen her felsefe kitabi bilginin tanimini bu sekilde yapar. Bu konuda referans gostermeye bile gerek yoktur. Herhangi bir felsefe kitabini acin, bakin. Bir olgunun bilinmesi demek “onun dogru ve gercek olmasi yani sira bazi kriterler isiginda dogrulugunun tatmin edici olmasi” da demektir. Inanma nedenleri rastgele veya keyfi olanlarin bilgi sahibi oldugu soylenemez. Gercek inanclarla ilgili kriterleri ve hangi felsefe ilkelerinin gercek inanclara ulasmaya yardimci oldugu cok genis bir tartisma konusu olacagindan, simdilik onlari tartismaktan kaciniyorum. Ama isterseniz o konulari da tartismalarimiz arasina alabiliriz..

 

Bilimin tanimi sorunsuz degildir. Filozoflar arasinda onemli bir uyusmazlik konusudur. Yani konu sanildigindan cok daha karmasiktir. Gercek bilgiye ulasmak sanildigi kadar kolay degildir. Bu konu en azindan uc ayri felsefe ekolu tarafindan gercek bilginin cesitli nitelikleri goz onune alinarak incelenir. Bu ekoller skeptisizm, emprisizm ve rasyonalizm dir…..

Ben aslinda inanclari su veya bu sekilde kendinize gore tanimlamanizi kabul etmiyorum. Bence inanclar inanclardir. Arada fark yoktur…. Her turlu inanc dogru veya yanlis olabilir. Dolayisiyla inanclarin bir araya gelmesinden olusan bilgi de dogru veya yanlis olabilir.. Bu konuda bir kac ileti daha yazdigimi hatirliyorum. Onlari URL adresi icin asagiya bakiniz….

 

http://www.network54.com/Hide/Forum/message?forumid=163534&messageid=1038760381

 

http://www.network54.com/Hide/Forum/message?forumid=163534&messageid=1038837151&lp=1038912809

 

 

 

Selamlar

Haci

 

 

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 DUZELTME February 8 2003, 5:33 PM 

 

"Bilimin tanimi sorunsuz degildir."

 

YAZMISIM..

 

"Bilginin tanimi sorunsuz degildir"

 

OLMASI GEREKIRDI....

 

Duzeltir, ozur dilerim.

 

  

 

Ali Oktay

(no login)

195.175.134.195 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 8 2003, 10:07 PM 

 

sevgili Hacı kaç senedir ABD de yaşıyorsun bilmiyorum ama kelimeleri karıştırdığını sanıyorum.

 

benim traş olduğuma inanamazsın ancak düşünürsün.

traş olmamda olağan üstü bir durum yok ki

ama ağda yaptığıma kendini inandırabilirsin.eğer benimle ilgili feminen izlenimlerin olduysa bunu düşünerek kendini inandırmış oabilirsin.ama taraş olmama inanman için bir neden yok.

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 ILGINC FARKLAR.. UZUN YILLARDIR KIMSEYLE DOGRULUGUNU TARTISMADIGIM KAVRAMLAR.. February 8 2003, 10:58 PM 

 

Sevgili Ali Oktay;

Diyorum ya, biz Turk’ler herzaman kavram karmasasi icindeyiz. Birbirimizi anlamamak icin elimizden geleni yapiyoruz.. Bunda da bayagi basarili oluyoruz.. Bu nedenle ben korkarim once en azindan bazi kavramlari kesin olarak tanimlamak zorundayim. Bu isimi biraz zorlastiracak ama, ne yaparsin.. Turk olmak zor.. Amerika’da uzun yillardir yasiyorum, sevgili Ali... Turkce bir cok terimi unutmadiysam bile, hatirlamada zorluk cektigim zamanlar olmuyor degil, oluyor ama, dusunmek ve inanmak onlardan ikisi degil.. Aralarinda benzerlik olsa, karistirabilirim elbette. Ama cok farkli iki terim.. Senin tras olmani ben bir ornek olarak vermek istemistim.. Privacy’ne invasion ya da intrusion olarak kabul etme onlari, lutfen..

 

Verdigim ornek dusunmek fiili ile pek bagdasmiyor. Her ikisi de fiil, aslinda... Inanmak gecissiz, dusunmek ise gecisli fiil…. Bir olgunun farkli yonlerini belirtmek icin kullaniliyorlar. Once dusunursun, sonra dusunduklerine inanirsin… Inandiktan sonra artik daha fazla dusunmeye gerek kalmiyor. Inanmak kendi basina ayri bir eylem.. Gecis yapmasi mumkun degil. Ama dusunmek oyle degil. Surekliligi olan ve intikal eden bir eylem, yani gecisli… Soyle bir aciklama yapayim.. Diyelim su anda senin ne yaptigini bilmek istiyorum… Gunun saatine uygun olmak uzere onu tahmin etmem gerekiyor. Once dusunuyorum. Sabahin saat 5’i.. Ali Oktay erken kalkarsa bu saatte ne yapar? Tuvalete gider, yuzunu yikar ve evden cikmadan once tras olur. Bunlar dusunmek.. Aklim bir dusunceden digerine atliyor…. Saate bakiyorum. Sabahin 5.30’u.. Evet diyorum Ali Oktay su anda tras oluyor.. Tabii kahvalti ediyor da olabilir ama, ben bu dusunceme inaniyorum. Dusuncelerim bir anda inanc oluyor. Inanmak gecissiz bir eylem.. Otesi yok.. Senin tras olduguna inaniyorum.. Ama bu inancim dogru mu, yoksa yanlis mi? Bir dayanagi yoksa yanlis.. O anda gercekten tras oluyorsan bile yanlis.. Cunku tahminim tesadufen dogru cikiyor… Ama o anda senle telefon konusmasi yapiyorsam ve bana verdigin ip uclari ve izlenimlerden senin tras olmakta oldugunu sezdiysem, bu inancim dogru. Bu durumda zaten dusunememe gerek kalmiyor. Gercek inanc direkt olarak bilgi oluyor.. Ve ben senin tras oldugunu biliyorum…….

 

Bilmem anlatabildim mi?

Su anda basini kasimakla mesgulsun.. N'aber.. bildim mi yoksa? keh keh keh....

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.195 hacı February 8 2003, 11:29 PM 

 

benim inançlarım olarak sıraladığın şeyler benim inançlarım deği saptamalarımdır.inanç olması için onların saplantı olması gerekir.hiçbiri saplantım değil.bunlar tarafısız kaynaklardan edindiğim bilgilerden oluşan saptamalardır.ve görecedirler.hükümet politikaları ile kolayca değişim gösterirler.bu yüzdn inanç meselesi olamazlar.yanlış bir saptamadan söz edebilirsin bunu anlarım,orada yaşıyor olmanız ve özellikle paralel perspektiflere sahip olmamız nedeni ile sana da Mantığa da güvenebilirim.ama inançtan söz edemezsin.

 

ayrıca tartışılması gereken önemli bir ayrıntıya Mantık değinmiş inancı kategorize etmiş.evet inanç kelimesini farklı anlamlarda kullanabiliriz.aslında biliyorum senin kastın bu ikincil anlamı.Ben olayın başından beri farkındayım ama özenle vurgulamaya çalıştığım şey bu aynı adlı ama farklı anlamlar içeren inançların birbirine karıştırılmaması durumudur.Dinci inanırların sık sık yineledikleri inançsız insan olmaz şeklindeki demagojileri bir tuzak niteliğinde olup çok duyarlı olduğum bir konudur.

 

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 INANC, INANC, INANC, INANC.. INANC..INANC.. February 8 2003, 11:36 PM 

 

Sevgili Mantik;

Inanc teriminden kurtulamayacaksin.. Benim sizlerin inanclari icin yazdiklarimi bak nasil yanitlamissin…….

 

“Ornegin senin verdigin orneklerde, bizlerin inanci olarak tanimladigin goruslerin bir kismi "tercih", bir kismi "subjektif dogru" bir kismi ise "varsayim" olarak tanimlanabilir. Fakat hicbiri, benim ilk yazimda bahsettigim, dar anlamiyla inanc degildir.”

 

Inanci “subjektif dogru” olarak tanimlaman cok hosuma gitti dogrusu.. Inanc dememek icin yaptigin cambazliklara hayran kaldigimi belirteyim……. Keh keh keh….

 

Dogru ve yanlis gibi kavramlarin goreceli oldugu kabul edilirse, inanclarin insan yasamini ne kadar derin bir sekilde etkiledigi kolaylikla anlasilir. Ben gunluk yasamimda o kadar cok yanlis inanclarla karsilasiyorum ki, bazi insanlarin ileri yasa kadar nasil ulasabildiklerine bazan hayret ediyorum. Inanclar hem yanlis olabiliyor, hem de en azindan bazilari degistirilemiyorlar. Ya da degistirilmeleri cok guc oluyor. Aslinda yanlis inanclarin pencesine dusmek sanildigindan cok daha kolay. Bu her gun, her an vuku buluyor. Insanlar bir dogruyu veya gercegi “out of context” alma egilimi gosteriyor. TV’de sut reklami yapiliyor ve sutun kalsyumdan zengin oldugu vurgulaniyor. Kalsyum almak da iyi bir seymis gibi reklam ediliyor. Hastanin biri gunde bir galon (3.8 litre) sut icmeye basliyor. Bir sure sonra sut-alkali sendromundan perisan bir duruma dusuyor. Bobrek taslari ile kivraniyor.. Amerika’da en yaygin hastalik vitamin eksikligi degil, fazlaligi.. Vitamin A insani kolaylikla oldurebilir. Diger vitaminlerden suda eriyenleri bile, asiri kullanilirsa insanlarda onemli hastaliklara neden olabilir. Cok su icme bazi insanlarda ve cocuklarda cok tehlikeli olabilir. Su zehirlenmesi, ender ama, ilginc bir hastaliktir. Cocuklar icin suyun zehirleme dozu sanildigindan cok daha dusuktur. Bazi durumlarda bir litre su icen cocuk, su zehirlenmesinden hiponatremik komaya girip, beyin hasarindan olebilir. Su icmenin sagliga yararli oldugu soylenir ve su icme cesaretlendirilir. Ama bu son derece yanlis bir inanistir. Surekli su icmeyi gerektiren bir hastalik yoksa, asiri su icilmemelidir. Ancak susayan insan su icmelidir. Bu yanlis inanisa doktorlar bile inanirlar.. Doktorlarin bile inandigi binlerce yanlis inanis vardir. Ben kendimden biliyorum. Okuyarak, arastirarak onlardan kurtulmaya calisiyorum..

Yararli oldugu icin bazi ilaclari kullanan cok fanatikle karsilastim. Bazi ilaclarin reklami o sekilde yapiliyor ki, hasta sizden kendisine, hic endikasyonu olmadigi halde, o ilacin recetesini yazmanizi istiyor. Dilantin bunlardan biri. Epilepside kullaniliyor ama, cok genis bir uygulama alani var... Bir ara moda idi.. Su siralar da lityum isteyen hastalar oluyor.. Babalari veya akrabalari manik-depresif olduklari icin.. Ya da sizden anti-depresan istiyorlar. Depresyonda olduklarina inandiklarindan… Butun bunlardan yanlis inanclar sorumlu.. Bu konuda daha fazla ornek vermek istemiyorum. Binlerce verebilirim.. Goruldugu uzere inanclarimiz gunluk yasamimiza renk katiyor ve onu renklendiriyor. Hatali olanlari arada bir yasamimizi olumsuz olarak etkiliyor. Hatta bazilari olumlere, sakatiliklara neden oluyor.. Kendisini sokan akrebin zehirinden kurtulmak icin, o akrebi oldurup, soktugu yere tutusturan ve bir gun sonra septisemiden olen kac hasta vardir acaba Dogu Anadolu da.. Yilana dokunmanin yilancik (lenfanjitis, yani lenf yollarinin iltihabi) oldugu inancini hic duymus muydun.. Soguk havanin nezleye neden oldugu palavrasina belki sen bile inaniyorsundur.. Inan buna bazi doktorlar da inaniyor. Oysa nezle virutik bir hastaliktir.. Soguk havalarda yaygin olmasinin nedeni kis mevsiminde insanlarin “indoor” da kalmayi yeglemeleri ve birbirleri ile her turlu fiziksel temasi artirmalaridir..

 

Sen artik su inanc isini kabul et de, ben biraz rahatlayim.. Benim inanclarima inanmani isterdim.. Hos, onlara zaten inaniyorsundur.. Eminim. Aramizda fazla inanc farki oldugunu sanmiyorum.. Butun sorun bazi kavramlar uzerinde fikir birligi yapmamamiz. Zaten bu yuzden inanclari bize benzemeyenlerden nefret ediyor, onlari aramiza almak istemiyoruz. Biri namaz kiliyorsa ondan uzak durmayi yegliyoruz. O da bizlerden uzak duruyor.. Dinsel inanclara cok buyuk onem veriyoruz. Zaten bu yuzden ben inanc deyince, kiyametler koptu.. Oysa masum bir terim bu inanc.. Herkesi dogru yanlis binlerce, onbinlerce inanci var..

Hic dusunmuyoruz ki, Islam bir gercek.. Turkiye'de insanlari yonlendiriyor.. Bu gercegi bilenler halki, bilmeyenlerden cok daha mukemmel bir sekilde manuple edip, yonlendiriyor.. Sonra da ben dahil, hepmiiz onlara kiziyor, bagirip, cagiriyoruz. Neymis efendim, onlar yobazmis.. Cahilmis.. Firsatci imis.. Ahlaksiz imis.. Aslinda onlar ne yobaz ne de cahil.. Firsatci ve ahlaksiz olabilirler ama, onlar halka inebiliyor ve onun sorunlari ile yakindan ilgilenebiliyorlar.. Biz ise bu ustun zekamiz ve aklimizla halka ancak kufredebiliyor ve asagiliyoruz... Bizim gibi dusunmeyenleri, bizim inandiklarimizi paylasmayanlari, kotuluyor ve onlari reddediyoruz.. Ne yaparsin? Bunlar gercekler. Dunyanin duzeni bu.... Kimseyi elestirmiyorum. Sadece bazi gerceklere dikkatleri cekiyorum. Insanlarin bu niteliginden dolayi ilerisi icin pek umutlu olmak mumkun degil.. Entropy insanligi kacinilmaz bir kargasalik, rastgelelik ve kaosa surukluyor.. Sosyal entropy yani..... Bu terimi hic duymadiysan, ilk defa benden duymus ol.. keh keh keh.

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 Re: INANCLARIMIZI SORGULAMALIYIZ..... February 8 2003, 11:45 PM 

 

Sevgili Ali Oktay;

Ben tahmin ettim zaten.. Hepiniz.. hepimiz bu inanc terimine tepki gosteriyoruz.. Aslinda ben bu konuyu bilerek sectim.. Tepki uyandirsin diye.. Ve de uyandirdi.. Tartismali konulari yegliyorum.. Hele sen keske "Orospuluk ve Islam" tartismasina katilsaydin.. Cok neseli idi.. "Ateizm inanc midir" da boyle bir konu.. Sinirda.. Irite ve tahrik edici.. Bence onemli olan insanlari dusunduren, tahrik eden, bazan ofkelendiren, bazan gulduren ama, her seferinde onlari egiten konularla ugrasmak. Bu da benim ilgi alanim.. Biraz kizip, ofkelendiysen, ben amacima ulastim demektir.. Kisisel alma onlari.. Umarim cogunuzu deli etmisimdir..

 

keh keh keh.....

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.134.216 sevgili Hacı February 9 2003, 6:17 AM 

 

neden kızayım? bilakis çok hoşnutum.forum arzuladığım havaya bürünüyor.incir ekirdeğini doldurmayan konular tartışıldı uzun uzun.alınganlığa gerek yok.bazı konularda farklı düşünmek kadar doğal ne olabilir.ve iyi ki farklı düşünüyoruz.

Kavramlar da değer yargıları gibi değişir zamanla.ben günümüz içinde değerlendirme yapıyorum.Yoksa geçmişe dönüp baktığımızda seni haksız bulmuyorum.Geçtiğimiz yüz yıla kadar bilimsel imandan da söz ediliyordu.doğru olduğu yolundaki mantıksal sonucu kastetmesemde.Daha az rasyonel olan ama daha heyecan verici bir şeyi,yani kişinin büyük bir bilisel kaşif olmasına yol açan inanç ve duygular sisteminden söz ediyorum.geçmişte bilimsel keşifler için gerekli zihinsel güce sahip insanlar arasında bu türden duygu ve inançların var olduğunu kabul etmek durumundayım.sözünü ettiğim bu dönem tüm olumsuz koşullara rağmen(teknolojik olanaksızlıklar ve dinsel bağnazlık) inançla sürdürülen bu bilimsel çabalar koşulların değişmesi ile artık sistematize olmuş ve bilimsel gerçekler yerli yerine oturmuştur.ama bu kolay olmamıştır.nesneler arasında düzen,bir doğa düzeninin var olduğu hakkında yaygn içgüdüsel inanç olmadan yaşayan bilim de olmazdı diyor bazı düşünürler ve onlara göre bilim ancak böyle bir bilimsel imana sahip insanlarca yaratılabilirdi.bunların mantıksal çıkarsamalarına girmeyeceğim zaten bu konu henüz uzlaşılmış bir konu değildir felsefede.bilimin felsefeye kayıtsızlığı pratikteki kesin başarılarına dayanır ve insana güçlü olduğu duygusunu kuvvetlendirir ve teolojiyi ezmesine karşın bu başarı sayesinde teolojinin kabulune mazhar olur.ancak son yıllardaki ve özellikle genel görelilik kuramı ile başlayan felsefe-bilim flörtü kuantum fiziği ile ivme kazanmıştır.

 

  

 

Mantık

(no login)

172.135.93.8 hacı February 9 2003, 10:08 AM 

 

"Inanci “subjektif dogru” olarak tanimlaman cok hosuma gitti dogrusu.. Inanc dememek icin yaptigin cambazliklara hayran kaldigimi belirteyim……. Keh keh keh…."

 

Hacı, "subjektıf dogru" demek şart değil. Ben orada aklıma gelen bir terim kullandım. Eminim düşününce daha güzeli bulunabilir. Benim dediğime dikkat et, ben inanç kelimesinin o anlamda kullanılmadığını, ya da kullanılamayacağını söylemiyorum. Dikkat edersen ilk yazımdan beri "inanç" sözcüğünün dilde değişik anlamlarda kullanıldığını vurguluyorum. Benim yaptığım bir düzeltme değil, bir öneri. Diyorum ki, kavramların netliğe kavuşabilmesi için, örneğin benim subjektif doğru terimiyle tanımladığım fikirlerle dini inanç arasındaki farkın ortaya rahatça dökülebilmesi için, bu kavramları aynı kelimeyi kullanarak ifade etmekten kaçınmalıyız diyorum.

 

Dil çok esnektir. Bir kelime birbiriyle ilgili ve ilgisiz pek çok anlamlarda kullanılabilir. Bunu sözlüklerde çeşitli kelimelerin nasıl tanımlandığını inceleyerek görebiliriz. Sözlükler, pek çok kelime için 1,2,3.. şeklinde alt başlıklar açar ve kelimenin değişik anlamlarını ve kullanımlarını açıklarlar.

 

Bazen, değişik kavramları açıklamadaki fark, dillerin farklı güçte olmasından da kaynaklanıyor. Örneğin, ingilizcedeki "forecast", "estimate", "guess", "conjecture" ve "prediction" kelimelerini düşün. Bunlar bazıları birbirine yakın olan, fakat farklı anlamlara geliyorlar. Fakat bir ingilizce-türkçe sözlüğe bak, bu kelimelerin tümü için türkçe karşılık olarak "tahmin" kelimesini veriyor. (Tek onu vermese bile saydığı karşılıklardan biri o oluyor). Veya bir türkçe-ingilizce sözlüğe bak, "tahmin" kelimesinin ingilizce karşılığı olarak tüm bu kelimeleri sıralıyor. (Çok daha az olsa da, bunun tersi durumlar da var, başka kelimeler için). Şimdi bu durum neyi gösteriyor?

 

Bu birkaç anlama geliyor olabilir ama bunlarda biri, dillerin esnek olduğu, bir diğeri de diller arasında zayıf olanların ve daha güçlü olanların bulunduğudur. Şimdi Türk dilinin sorunlarını tartışmıyoruz gerçi ama, aralarında az da olsa farların bulunduğu kavramları değişik kelimelerle ifade etmek her zaman daha iyi bir yaklaşım diye düşünüyorum. Kompleks kavramları ve mekanizmaları ifade etmede ingilizcenin türkçeden çok daha güçlü bir dil olduğunu düşünüyorum. Bu da büyük ölçüde dilin zenginliğinden geliyor. Tabi bunun sebepleri var, o ayrı bir konu. (Çünkü teknolojileri ve hatta kavramları önce onlar geliştiriyorlar, dolayısıyla isimlendirmek zorunda kalıyorlar ve dilleri zenginleşiyor, vs).

 

Fakat dersen ki, inanç kelimesinin ingilizce karşılığında ("belief"), yukarıda "tahmin" kelimesi için verdiğim türde bir dallanma var mı? Malesef orada da tam yok. "Belief" kelimesi ingilizcede de birden fazla anlamda kullanılıyor. Örneğin daha bugün Skeptic dergisinde okuduğum bir yazıda, yazar fikirlerin nasıl oluştuğunu incelerken bu iki kavram arasındaki farki vurgulayabilmek için dini inançtan farklı olan inancı ifade ederken "informed belief" tabirini kullanıyor. Hemen ardına da parantez içinde ekliyor : "in the sense of an opinion based on a theoretical construct and empirical information, not in the sense of blind faith" diyerek. Yani "belief" kelimesinin bu çok anlamlılığının yarattığı açığı, böyle bir ek açıklamayla tamamlamaya çalışıyor.

 

Kısacası, benim de yapmaya çalıştığım, bu noktaya dikkat çekmek. Diller nasıl gelişir ki zaten? Halkın dinlediği kişilerin ve aydınların kelime seçimleriyle, hatta kelime ve terim uydurmalarıyla değil mi büyük ölçüde? Ben de diyorum ki, özellikle bizler bu konudaki kelime seçimlerimize dikkat edersek, hem ali oktay'ın yukarıda bahsettiği, dincilerin kelime oyununa düşmemiş oluruz, hem de dile ve insanların zihinsel gelişimine katkıda bulunmuş oluruz. Yani benim yaptığım bir öneridir, bir düzeltme değil. Fakat tabi kimse uymak zorunda değil bu öneriye.

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.211 sevgili Mantık February 9 2003, 1:20 PM 

 

Hacının sana yaptığı eleştiyi önce senin yanıtlaman gerektiği için değinmemiştim.Ben oradaki tanımını çok şık bulmuştum oysa ki.cambazlık çok haksız bir eleştiriydi.Türkçenin yetersiz bir dil olduğunu kabul etmek gerek,yani kelimelerin yetersizliğinden söz ediyorum.bir eylemi tam karşılamadığı halde,karşılığı olmadığı için kullanmak zorunda kaldığımız yığınla kelime var.inanmak bunlardan biri.inanmak dendiğnde bende uyandırdığı duygu çok mistizm,ve belirsizlik.Hacı bu başlıkla değilde "Kanılarımızı sorgulamalıyız"deseydi sorun yoktu.ve tam olarak olmasa da büyük ölçüde ne demnmek istediği anlaşılacaktı.oysa Kanı kelimesi "Kanmak"tan türer yani "inanma"ya hiç te yabancı değildir.Bir inanırın inancı sorgulanabilir.ama bir ateistin inancı değil kanıları vardır.Ali Oktayın ABD kapitalizmini "vahşi"bulması bir "inanç" olamaz olsa olsa "kanı" olur.yani eski deyimle bu benim "kanaatim"dir.Kanıları yada kanaaatleri değiştirmek kolaydır ama inançları değiştirmek bir kaç sorgulama ile olamaz.çünki inancın kökeninde iman vardır.uzun bir süreç, yaşam pratiği ile uygulama gerektirir.Türklerin şamanist inançlarını sorguladıklarını söylesek papayı bile güldürürüz oysa Türklerin müslümanlığa geçişlerindeki fiziki ve siyasi koşulların coğrafi yolculukla birlikte üç yüzyıldan fazla sürdüğünü biliyoruz.Hidayet olarak kakalanmaya çalışılan bu değişimden sorgulama olarak söz edebilirmiyiz?.

 

  

 

HACI

(no login)

66.30.227.242 BENCE INANCLAR UZERINE YAPILAN BU TARTISMA GOREVINI TAMAMLADI February 9 2003, 4:04 PM 

 

Bu inanc isi fazla uzadi. Bir sonuca baglanacagi falan yok.. Polemik oldu olacak.. Burada birakalim en iyisi.. Polemige merakli birileri gelip devam edebilir. Kimseyle polemige girmeyecegimin bilinmesini isterim.... Ben bu konuda neye inaniyorsam onlari yani inanclarimi, uzun uzadiya belirttim... Onlarla uyusursunuz veya uyusmazsiniz.. Orasi sizlerin bilecegi bir husus.. Daha inanc konusunu tartismayi bitiremedik.. Inanc terimi uzerinde fikir birligi yapamadik. Tabii her ayrintida hemfikir olmamiz gerekmiyor.. Biraz daha devam edersem bu keresinde "inanclarimizi sorgulamaliyiz" inancimi sorgulamaya baslayacagim.. Bu da komik olacak.. Sizinle paylastigim tek husus inanc konusunda ayni inanclari paylasmadigimiz.. Siz isterseniz devam edin.. Ben tartisilacak baska konular aramakla mesgulum..

Selamlar

Haci

 

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1