Gerçek Müslümanlar ve Atatürk
Gerçek
müslümanlar ve Atatürk
December
6 2003 at 4:34 PM ali oktay (no login)
from
IP address 217.131.88.109
--------------------------------------------------------------------------------
Bizim
DİNgiller kendilerini müslüman sanıp gerinirler.
Oysa
İslamla uzaktan yakından ilgileri yoktur.
Türklerin
"Arapoğlunun yavelerini"(bu Atatürkün bir betimlemesidir)kendi
karekterine uydurarak yumuşattığı tarihi bir gerçektir.
Anadolu
sufizmi olsun alevilik olsun bunun birer kanıtıdır.
Gerçek
müslümanlar ise Türkleri islam saymamakta Yunusu,Mevlanayı iplemektedirler.
Gerçek
müslümanlar (Radikaller)Türklerin camiye bile gitmelerini hoş
görmemekte,Atatürkçü Türk ordusunun işgali altında kabul ettikleri Anadoludaki
camileri kirlettiklerini düşünmektedirler.
Şimdi
bu sapık müslümanların ve onların içimizdeki satılık işbirlikçilerinin Atatürk
hakkında ne düşündüklerine bir bakalım.
Bizim
DİNgillerin Ata hakkında "Deccal" benzeri çamurları aşağıda
okuyacağınız alçaklıklar karşısında rahmet niteliğindedir.
Bu
konuda ingiliz uşağı Cafer Tayyar Paşa şunları söyler:
"Bu
adamlar, iktidarı ellerine geçirmisler ve diledikleri gibi herseyi yapma
sevdasına düşmüşlerdi. Ne yapacaklarını da doğru dürüst bilmiyorlardı. Kimisi
komünist olma, kimisi dindar olma peşinde, kimisi de bilmem ne. Sonunda tabii
bu güçlü grup laiklik namı altında din
düşmanlığına
ve diktatörlüğe yürüdü." (1)
Durum
böyleydi. Ama asıl amaç dinsizlikti! Çünkü M. Kemal tam anlamıyla dinsiz,
Kur'an'a ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'e Mekke müşriklerinin yaptıkları iftiraları
atmaktan çekinmeyen bir kafirdi.
Ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:36 PM
1-
M. Kemal Allah'a inanmaz:
M.Kemal,
dünyayı ve insanları yaratanın Allah değil, tabiat olduğunu iddia eder ve der
ki, Natür ( Tabiat ) insanları türetti, onları kendisine taptırdı da.. (2)
M.
Kemal yine bu fikrini pekiştirir ve materyalist batı felsefecileri gibi,
"İnsanlar bu manada hürriyete hiç bir zaman sahip olmamışlardır ve
olamazlar. Çünkü, malumdur ki, insan tabiatın mahlukudur." (3)
"Tabiatın
ve tarihin mahsulü olan bir milletin fertleri daima bu hakikatle karşı karşıya
bulunur ve ona hürmet eder." (4)
Allah
korkusunu hiçe sayar ve bu konuda şöyle der:
"Ibtidaî
insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu
yerine kâim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde
hesapsız memnular yaratmıştır!"
Allah'ı
değil de tabiatı büyük görür:
"Tabiatın
herşeyden büyük ve herşey olduğu anlaşıldıkça tabiatın çocuğu olan insan
kendinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı." (5)
Böylelikle
M. Kemal Allah'ın yaratıcılığını inkâr etmekte ve ateistler gibi düşünmekte.
İnsanı tabiatın yarattığını tereddüt etmeden söylemektedir.
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:38 PM
2-
Hz. Muhammed (s.a.v.) Hakkındaki Görüşleri:
M.
Kemal, Allah'ın yaratıcılığını kabul etmedikten sonra tabii ki, Hz.
Peygamber'in peygamberliğini hiç kabul etmez.
Hatta
Mustafa Kemal Hz. Muhammed (s.a.v.)'ı yalancılıkla itham eder:
"Muhammed,
Mekke'de müşriklik muhitinde ve tesirinde büyümüş olmasına rağmen, dinî
meseleler ve dinî düşünceler, pek derin bir surette, zihnini işgal ediyordu.
Muhammed, 40 yaşına geldiği zaman, vatandaşlarını kendinin bulduğu ve doğru
olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı. Muhammed'in davet ettiği bu
dine, o zamanın Hanif'lerine imtisalen İbrahim Dini, yahud inkiyad manasina
ifade eden "İslam" denilmiştir!"
Mustafa
Kemal aynı Mekke müşriklerinin dediğini diyerek Kur'an Muhammed'in sözüdür
demiştir.
Aynı
müşrikler gibi Hz. Muhammed (s.a.v.)'ı cinli olarak gösteriyordu:
"Tarihi
nokta-ı nazardan da müteala edildiği zaman görülüyor ki, Muhammed, birden bire
Allah'ın Resulü'yüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arap'larin ahlak ve
adetlerinin pek fena ve pek ibtidaî ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunların
islahı için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden
sonra kendisine vahiy ve ilham fikri doğmuştur."
Devamla
Hz. Peygamber (s.a.v)'ı cinli olarak görür ve cinlerden ilham aldığını söyler:
"Vahiy,
ilham fikri Muhammed'den evvel de Arap'lar, şairlerin akıl erdiremedikleri
kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Arap'lar için
cinlerdi. Cinlerin güya kahinlere gaibten
haber
vermek kudretini ilham etmek kudretini ilham ederlerdi. Bu nev'i itikadlar
Arabistan'da her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahil
cinlerin vücuduna samimi olarak
inanmışlardı.
O hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kâni idi. Arap'lar şairleri
bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed'in Musa, İsa dinlerine dair
öğrendikleri de kendisinde bu itikadi kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberlerde
melek telakkisi vardı. Dinler nazarında cinler kötü olduğundan peygamberler
onlardan mülhem olamazlardı. Muhammed de diğer peygamberler gibi kendisine
ilham eden kuvvetin insanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp onları hayır ve
saadete irşad eden ilahî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı." (6)
M.
Kemal, ilk inen ayetler belli olduğu halde bunları inkâr etmektedir:
"Muhammed'in
peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardir. Bunlara pek çok
efsaneler karışmıştır. Hakikatte Peygamber'in ilk söylediği Kur'an ayetlerinin
ne olduğu kati surette mâlum değildir.
Muhammed,
uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara
göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat
fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammed'i harekete
getiren ilk âmil, bu samimi heyecanlar olmuştur. Muhammed, bidayete irticalen
dini hitabette bulunan bir vaiz oldu. Vaizlikten Nebi'liğe, Nebi'likten nihayet
Allah'in Resulü haline geçti." (7)
Bununla
da kalmayıp Kur'an hükümlerinin geçici olduğunu iddia eder. Halbuki Kur'an ve
hükümleri ebediyyen kalıcıdır ve geçerlidir. O bunu inkâr ederek, "Hukukî
hükümler zaman ve
mekân
içinde içtimaî heyetlerin uğradıkları değişiklere göre değişegeldiğinden on
dört asır evvelki zaman ve mekânın ihtiyacına göre lüzumlu ve kafi görülmüş
olan esaslar yerine
bugün
birçok mütenevvi kanunlar ve usuller konulmak zarureti görülmüştür. Bunlar dahi
ebedî olmayıp zamanla değişmeye mahkûmdurlar." (8)
Mustafa
Kemal İslam'ın ilme mani ve fene aykırı olduğunu söyler, bu fikri savunurdu:
"Tarihe
ait mâlumata gelince: Yeni fenler sayesinde meydana çıkarılan hakikatler en
yakın tarih bilgilerini bile temellerinden sarsmaktadır." (9)
Hz.
Muhammed (s.a.v.)'ı sorumsuz, kendi kafasına göre hareket eden bir kimse olarak
niteleyerek Yüce Peygamber'e iftira atar:
"Muhammed,
gerek dinî meselelerde, gerekse içtimaî hususlarda bir islah yapmak lazım
geldiği zaman kendini hiçbirseyle bağlı görmemiştir." (10)
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:44 PM
3-
Sahabe Hakkındaki Görüşleri:
M.
Kemal, Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ashabı hakkında da kötü konuşmaktan bir adım
geri durmaz. Peygamber (s.a.v.), "Ashabım yıldızlar gibidir!" dediği
halde M. Kemal onlari "alık", yani aptal olarak görür:
"Muhammed'in
ölümünden Ebu Bekir'in ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan
hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi: Bunlar tamamen alıklaşmışlardı !"
(11)
Sahabe-i
Kiram'ı menfaatçi ve hırs düşkünü olarak nitelendirir:
"Ne
kadar ibrete sayan bir vakiyettir ki, daha Muhammed'in öldüğü anda bütün eski
nifaklar, ihtiraslar, hirîicaklar zincirden boşandılar. O derece ki, hakkında
korku ve hürmet beslenen
Peygamber'in
ılık cesedi, son nefesini verdiği basit odada unutulmuş ve ihmal
edilmişti." (12)
Müseyleme'yi,
yani peygamberlik iddiasında bulunan kişiyi haklı görür ve sahabenin onları yok
ettiğini söyler:
"Müseyleme,
taraftarlarının şarap içmelerine müsaade gösterdi. Müseyleme'ye imtisal eden
başka adaklar olmuştur. Müseyleme, başlangıçta muvaffak olur gibi oldu.
Müseyleme, Muhammed'e gönderdiği mektupta, Arap'lar üzerinde hüküm ve nüfuzun
paylaşılmasını teklif etti. Hakikatte Müseyleme de kıymetsiz sayılmayacak
ahlakî ve dinî mezhep İslamiyyet seviyesinden pek aşağı değildi. Nihayet
Müseyleme ve onun gibiler birer suretle bertaraf edilmişlerdir." (13)
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:47 PM
5-
Hafızlık Hususundaki Görüşü:
Hafızlık
için, yani Kur'an'ı ezberleyenleri deli olarak görür, "Kur'an'ı
ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler!" der.
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:49 PM
6-
Kaza Kader Hakkında:
M.
Kemal kaza ve kaderi kabul etmez. Bunları Arabî terimler olarak kabul eder:
"Kaza
ve kader, talih ve tesadüf tâbirleri Arapça'dır; Türk'leri âlakadar
etmez." (16)
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:51 PM
4-
Ahireti Kabul Etmez:
M.
Kemal, imanın şartlarından birisi olan ahirete, hesap çekilmeye inanmaz,
"Millî duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler,
zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca asıl hakiki saadete öldükten
sonra ahirette kavuşacağını vaad ve temin eden dinî akide ve dinî his, millet
uyandığı zaman onun şu acı gerçeği görmesine mani olamadı." Devamla:
"Artık Türk, cenneti değil, eski hakiki, büyük Türk cedlerini mukaddes
miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. Türk
milleti, millî hissi, dinî hisle değil, fakat insanî hisle yan yana düşünmekten
zevk alır." (14)
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:53 PM
7-
İmam Nikâhını Kabul Etmez:
M.
Kemal dinî nikâhı kabul etmez. Yani İslam'ın emri olan nikâhı kerih görür ve
dinî nikâhın kıyılmasını kabul etmez. Bu sözü M. Kemal'in evleneceği Nazmiye
Hanım söylemiştir. M. Kemal, "Ben prensiplere bağlı bir adamım. Nikâhimızı
imam değil de sefir bey kıyacaktır!" dedi. (17)
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 4:57 PM
8-
Duaya İnanmaz:
"Allahü
Teala dua ediniz, ben de duanıza katılayım!" buyurduğu halde, M. Kemal
duayı kabul etmez ve inanmaz. Ali Kılıç (bu adam meşhur Ali'lerden birisidir.
İstiklâl Mahkeme'leri savcısıdır. Merhamet nedir bilmez) anlatıyor:
"Meclise
geldik. Bir de müezzin geldi. Müezzin ezan okudu. Meclis kapısından içeri
girdiğimiz zaman Atatürk'ün önüne sırmalı elbiseler giyinmis bir imam dikildi.
Atatürk ne istediğini sordu. İmam ellerini kaldırarak, "Dua etmeden
girilmez!" dedi. Atatürk, "Bu yurt Mehmed'ciğin süngüsü ile
kurtarıldı ve bu meclis onun gayretiyle kuruldu. Yoksa senin duanla degil!
Çekil oradan!" dedi ve imamı eliyle iterek meclise girdi." (18)
Aynı
Atatürk yanına hocaları alıp dualarla meclisi açmıştı. Ama artık emeline
ulaşmıştı. Kendisi tam bir dinsiz, faşist bir diktatördü. Bu durum ilkokul
kitaplarına bile geçmistir. Ufacık yavrulara dinsizlik öğretilmektedir.
Devletin dinsiz olduğu aşılanmaktadır. İlkokul kitaplarında "Atatürk,
devletin dini olamaz ilkesini getirmiştir!" ibaresi yazılıdır. (19)
Bu
durum karşısında bu adama nasıl Müslüman denilir ve müslüman milleti kurtardı
diye söylenebilir?!.
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 5:00 PM
9-
Kâbe Hakkındaki Görüşleri:
M.
Kemal Kâbe'nin ne zaman yapıldığı ve kimin yaptığı hususunda Kur'an'da ayetler
var iken onları kabul etmez ve ne zaman yapıldığı ve kim tarafından yapıldığı
belli değil der. Müşriklerin, batılıların, haçlı ordularının ve dünyada
kimsenin söyliyemediği, yapmadığı veya yapamadığı hakareti yapmıştır. M. Kemal
Kâbe hakında şunları söyler:
"Kâbe,
mikab, yani tavla zarı şeklinde demektir. Fil-hakika, Kâbe zar şeklinde, insan
boyunda dört duvardan ibaretti; duvarlar harçsız, adi taştan yapılmıştı.
Binanın çatısı da yoktu; dört
köşesinde
dört taş vardı; bunların en meşhuru Hacer-i Esved denilen bir kara taştı. Kâbe
çok eskidir. Ne vakit ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Arab ananesi,
Kâbe'nin insanı
İbrahim
Peygamber'e atfetmektedir. Bu mukaddes kara taş ananesi, aynen Frik'lerde de
vardı. Frik'ler mukaddes sayarak ihtiram ve ibadet ettikleri kara taş, bugünkü
Afyonkarahisar şimalinde, kadim Pessinüs şehrinde bulunuyordu.
Bunun
kudsiyeti ananesi, bu şehrin Romalı'lar tarafından zabtına kadar devam etmişti.
Demek ki, Kâbe'nin bir köşesindeki kara taşın kudsiyet almasından, ziyaret ve
tavaf edilmesinden çok evvel, Frik'ler de kara taşın mâbed ve ziyaretgâh esası
olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu. Kâbe, bidayette mahalli bir mâbed
iken, Mekke ahalisi burasını bir millî mâbed derecesine yükseltmişlerdi.
Mekke'liler, Arap'ları kendi mâbedlerine celp edebilmek için, Arap
yarımadasının muhtelif yerlerinde mâbud tanılan 360 putu Kâbe'de
yerleştirmişlerdi. Kâbe'nin kudsiyetini, Yahudi ananelerine de rabt etmişlerdi.
Bu uydurmalara göre, İbrahim, karısı Hacer ile oğlu İsmail'i buraya getirmişti;
Zemzem de onlar için fışkırmıştı; İbrahim, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi
bina etmişlerdi. Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mücella olan Hacer-i
Esved'i getirmişti; bu taş sonradan günahkârların ellerine sürmelerinden dolayı
kararmıştı. Bunların hepsi bit-tabi sonradan uydurulmuş masallardır."
Kur'an'da
bu konu açıkça bellidir. Ama M. Kemal Kur'an'a inanmaz ki, kabul etsin!..
M.
Kemal hacc için de ağza alınmayacak sözleri sarf etmekten çekinmez ve şöyle
der:
"(...)
Mekke zabt olunduktan ve Kâbe'deki putları parçalandıktan sonra da yıllık
haccın müşrikler tarafından da eski müşriklik âdetleri dairesinde yapılmasına
müsaade olundu. Onun için, müslümanlarla müşrikler aynı zamanda hacc ve aynı
şenliklere iştirak ederlerdi. Bundan anlıyoruz ki, o zaman hacc, dinî maksatla
yapılan ve her yıl kurulan büyük bir ictimadan ziyade her yıl kurulan büyük bir
panayırdı."
Kaynaklar:
(1)
Teklif Dergisi, Sayı 6
(2)
Atatürk'ten Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya Karal
(3)
Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları.
(4)
A.g.e.
(5)
A.g.e.
(6)
Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, Ist., 1931
(7)
A.g.e.
(8)
A.g.e.
(9)
A.g.e.
(10)
A.g.e.
(11)
A.g.e.
(12)
A.g.e.
(13)
A.g.e.
(14)
Prof. Afet Inan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün Elyazıları.
(15)
A.g.e.
(16)
Prof. İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Laik Devlet Anlayışına.
(17)
Hürriyet Gazetesi, Atatürk'ün Gönlündeki Kadın, 8 Mayıs 1988
(18)
Kemal Arıburnu, Atatürk'ten Anekdotlar-Anılar
(19)
İlkokul 5. sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Dersi, sf. 85
(20)
Tarih, c. 2, Orta Zamanlar, Devlet Matbaası, İst. 1931
ali
oktay
(no
login)
217.131.88.109
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 5:02 PM
Girişte
kullanılan DİNgil sözcüğünün "Dingil" ile anlamdaş değildir.Hakaret
amacı taşımaz.Aç karnına da alınmaz.
umma
gumma
(no
login)
68.46.71.98
Hosgeldin Ali Oktay December 6 2003, 6:33 PM
Yukarida
verdigin bilgileri es gececekler ve bununla beraber dipnot verdigin halde
DIN-gil`e takilip kalacaklar... Diyorum..
Bekleyelim-gorelim
Sevgiler
Umma
ahmet
kara
(no
login)
195.175.95.21
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 10:02 PM
ali
oktay yazının bi yerinde yanlış anlamadıysam atatürk tam bir dinsiz faşişst bir
diktatördü demişsin.şimdi bunu atatürk ü övmek içinmi yazdın.eğer övmek için
yazdıysan yuh yani.faşist diktatör olmak övülecek bir şey değil aşağalanacak
bir şeydir.demek sen atatürk ü yanlış tanımışsın onun için boş boş
konuşma.atatürk imamı itmiş çekil kenara bu zaferi mehmetçiklerin kanıyla
kazandık sizin duanızla değil.şimdi bu anlattığın hikaye ye inanacağımızımı
zannediyorsun .sanki orda savaşakn mehmetçik allah için şehit olmadı .sanki
ordumuz atesitlerden oluşuyordu.a ama eğer senin yazdıkların doğruysa atatürk
dinsiz bir ateist islamı devamlı aşağalayan aynı zamanda faşist bir diktatörse
bunu herkes bilsin.bilsin daha memlekette atatürkçü kalmasın.faşist diktatörmüş
hehehe
mucahit
(no
login)
81.212.232.15
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 10:23 PM
Ali
oktay beyefendi fikirlerini beğendim.Helal sana gerçektende öyle
mucahit
(no
login)
81.212.232.15
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 6 2003, 10:25 PM
Halktan
bazı gerçeklerin gizlenmemesi gerekir.Cumhuriyet sadece bir araç olmuştur.
xtrues
(Login
xtru)
213.243.30.11
soru December 6 2003, 11:03 PM
gerçeği
arayanlar diye bir grup vardı..
1903
gibi Gurgjief Şam daydı..
Atatürk
te 1905, Şam daydı.
1900-1905
Şam da ne oldu bilen var mı??
size
alaksız gelebilir ama neyse..
canınız
isterse..
yok
(no
login)
212.253.91.76
...... December 6 2003, 11:55 PM
birkaç
sene önce reha muhtar'ın yönettiği bir tartışma programında bir vatandaş yüksek
lisans ya da doktora tezi olarak yaptığı bir araştırmadan birşeyler okumak
istediğini söyledi, ve Atatürk'ün din karşıtı sözlerinden bahsetti,
söylediklerinden ateizm değilse bile dinsizlik çıkartılabiliyordu. o sırada r.
muhtar buna büyük tepki gösterdi ve her zamanki laobali tutumu ile mikrofonu
elinden aldı.
bunu
anlatmak istedim.
Atatürk'ün
burada yazana diğer beyanatlarından ateizmi benimsediğini görebiliyoruz.
bu
bazı kişilerin düşündüğü gibi yerilecek bir özelliği değil aksine takdir
edilecek bir özelliğidir, ama tabi anlayana.
başta
verdiğim örnekten de anlaşılacağı gibi, halk bu tür bir bilgiyi hazmedebilecek
bir yapıda değil, buradan çıkarılacak sonuç ise hazmedemeyeceği için bunun
sürekli olarak saklanması değil, aksine toplumun bunu hazmedecek yapıya
getirilmesi olmalıdır.
ali
oktay
(no
login)
217.131.91.84
Ahmet KARA December 7 2003, 11:51 AM
Yüzümü
KARA çıkarmadığın için sana çok teşekkür ederim.
DİNgilliğini
yine kanıtlamışsın.
DİNgil,
okuma,anlama ve mantık yoksunu inanırlara taktığım bir ad.
Sana
bu özürlerinden dolayı tolerans gösterip her şeye rağmen anımsatayım,
Yazının
başlığı GERÇEK MÜSLÜMANLAR ve ATATÜRK'tür.
Madde
madde yazılan yazılar GERÇEK MÜSLÜMANLARIN görüşüdür.Ali Oktayın değil.
Alıntılanan
kaynaklar yazının sonunda verilmiştir.
Bu
tür görüşlere ulaşmak net ortamında çok kolaydır.
Mücahit
gibi DİNgildekler çok iyi bilirler bu siteleri.
DİNgildek=DİNgilin
evrimleşip silahı keşfeden cinsidir..
ali
oktay
(no
login)
217.131.91.84
sevgili Umma December 7 2003, 11:58 AM
ben
epeydir buralardayım,asıl sen hoş geldin.
sevgiler.
ahmet
kara
(no
login)
195.175.95.4
Re: Gerçek müslümanlar ve Atatürk December 7 2003, 1:12 PM
evet
dingillik yapmışım yazının başını okumadan yorum yapmışım.ama yanlış
anlamadıysam demişim demek yanlış anlamışım işte.yanlış anlamışsın diyebilirdin
dingil dedin sen neyse napalım kibarlık yine bizde kalsın:)
ali
oktay
(no
login)
217.131.91.84
sevgili Ahmet December 7 2003, 1:41 PM
Bu
uygar davranışından dolayı senii çtenlikle kutlarım.
Ve
sana dingil dediğim için özür dilerim.
Hiçbir
DİNgil bu uygar davranışı sergileyemez.