Bilimin Uzmanları Ne Diyor...

 

Bilimin uzmanları ne diyor...

April 21 2003 at 11:54 AM DI§ØPHRØNE   (no login)

from IP address 193.255.88.4

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Selam Teist ve Ateistler işte bilim uzmanlarının Allahın varolup olmadığı ve bilimdeki akıl karıştıran sistemler hakkındaki görüşleri:(TARAFSIZ VERILMIŞTIR)

Dünyanın en saygın üniversitelerinin başında gelen MIT'de (Massachusetts Institute of Technology) fizik ve biyoloji dallarında çalışmış ve aynı zamanda The Science of God isimli ünlü kitabın yazarı olan bilim adamı olan Gerald Schroeder'in bu konu hakkında oldukça önemli yorumları bulunmaktadır. Schroeder, The Hidden Face of God: Science Reveals the Ultimate Truth isimli yeni kitabını şu cümlelerle başlatır:Bir bilinç, evrensel bir akıl bütün evreni kuşatmış durumdadır. Atom altı maddelerin doğasını araştıran bilimsel buluşlar, bizi şaşırtıcı bir kavrayışa götürmüştür: Var olan herşey, bu aklın bir tecellisidir. Laboratuarlarda bunu önce fiziksel olarak enerji gibi eklenen ve ardından maddeyi şekillendiren bir bilgi olduğunu tecrübe ediyoruz. Her parça, atomdan insana kadar her varlık, bu bilginin, bu aklın bir aşamasını temsil ediyor.

Ve ikinci görüş...

Ünlü evrimci yazar Hoimar Von Ditfurth:

Gelgelelim bu yasaların, yani evreni düzenleyen kuralların temelinde hangi etmenlerin yattığı, bunların kendi dışlarında hangi nedenlere dayandıkları ya da herhangi bir nedene dayanıp dayanmadıkları, neden böyle olup da başka türlü olmadıkları ve görünürde son derece basit bir yapısı bulunan hidrojen atomunun nasıl olup da bütün bir evreni potansiyel olarak içerip onu doğurma olanağını taşıdığı sorusuna bilimlerin verebileceği herhangi bir yanıt bulunmamaktadır. Tıpkı doğumdan önce hangi duyuları taşıdığımız sorusuna verecek bir yanıtımız olmaması gibi.

Ve üçüncü görüş...

Ve Yine ünlü evrimci yazar Hoimar Von Ditfurth:

Bilimadamlarımızın yüzyıllarca süregelmiş çabaları ve katlandıkları onca zahmetten sonra varlıklarından ancak haberdar olabildiğimiz onca karşılıklı ilişki ve sayısı neredeyse belirsiz doğa olayı, hayret ve şaşkınlığın, gerçek bir hayranlığın kaynağı olmaz da ne olur? Evrenin boyutlarından ve yıldızların gelişme yasalarından atomların yapısına ve madde ile enerji arasındaki sır dolu ilişkiye; içinde canlı bir organizmanın inşa planının depolanmış olduğu hücre çekirdeğinin içindeki olaylardan beynimizdeki elektrik akımlarının keşfedilmesine kadar, sadece ve sadece bilimsel araştırmaların sonuçları olarak öğrendiğimiz hayranlık uyandırıcı doğa olayları saymakla bitmez. (…) Gerçekten de biyolojik işlevler yerine getiren tek bir protein molekülünün kuruluşunun o olağanüstü özgünlüklerine bakınca, bunu, hepsi doğru ve gerekli bir sıra içinde, doğru anda, doğru yerde ve doğru elektriksel ve mekanik özelliklerle birbirine rastlamış olmaları gereken birçok atomun, tek tek rastlantı sonucunda buluşmalarıyla açıklamak mümkün değil gibi görünmektedir.

Ve Dördüncü Görüş...

Prof Dr.Ali Demirsoy:

Bir sitokrom-c'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır.Yani canlılık eğer belli bir dizilimi gerektiriyorsa,bu tüm evrendebir defa oluşacak kadar az bir olasılıktır.Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır.Sitokrom-c'nin belli bir aminoasit dizilimini tesadüfle sağlamak,bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihi yazma olasılığı kadar azdır.

 

Not:Tarafsız olarak yazılmıştır...

DEVAMI GELICEK...

 

<<<<<<<<<<<<<<<<<<DI§ØPHRØNE>>>>>>>>>>>>>>>>>>

 

 

   

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Ve devam ediyoruz... April 21 2003, 12:05 PM 

 

(Not:

Arkadaşlar burda aktarılan bilim adamlarına ait görüşler tarafımdan tarafsız olarak aktarılmıştır...

bY:DI§ØPHRØNE®)

Hoimar Von Ditfurth:

Başka bir deyişle, bilim adamları bu konuda, evrenin bir başlangıcı olduğu düşüncesini akla getiren olgulara rastlamışlardır.

Bu düşünce bilim adamlarından çoğuna öylesine devrimci, başka deyişle bilimsellikten uzak, birçok bilim adamının pek sevdiği bir deyişle tuhaf görünmüştür ki, bu eski mitosları ve dinlerdeki dünyanın sonu görüşlerini anımsatacak çarpıcı sonuçtan kaçınabilmek için ortaya bir sürü kuram ve görüş atılmıştır. Yer yer çok karmaşık bu kuramlara ve evren modellerine burada yer verecek değiliz. Çünkü başta değindiğimiz iki Amerikalı Penzias ve Wilson'un buluşlarının, bu soruya nihai bir yanıt getirmiş olduğunu düşünmekteyiz: Evrenin gerçekten de bir başlangıcı vardır.

Anthony Flew (Ünlü ateist felseefci):

İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Sadece evrenin bir sonunun ve başlangıcının olmadığını kabul ettiğimiz sürece, evrenin şu anki varlığının mutlak bir açıklama olduğunu savunabiliriz. Ben hala bu açıklamaya inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.

Dennis Sciama (Fred Hoyle ile birlikte uzun yıllar sabit durum teorisini savuann bilim adamı):

Dennis Sciama

Sabit durum teorisini savunanlarla onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. Bu dönem içinde ben de bir rol üstlenmiştim. Çünkü gerçekliğine inandığım için değil, gerçek olmasını istediğim için 'sabit durum' teorisini savunuyordum. Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit durum teorisinin bir kenara bırakılması gerçeği ortaya çıkıyordu.

Stephen W. Hawking:

Neden evren zamanın bir ucunda, geçmiş diye adlandırdığımız bir ucunda yüksek bir düzen durumu içinde olmalıdır? Neden bütün zamanlar boyunca tamamen bir düzensizlik içinde değildir? Düzensizlik içinde olması çok daha mümkün görülebilir. Ve neden düzensizliğin arttığı zamanın yönü neden evrenin genişleme yönü ile aynıdır? Bir muhtemel görüş Yaratıcının evrenin genişleme evresi için başlangıcında yumuşak ve düzenli bir durum seçmiş olmasıdır. Neden böyle olduğunu anlamaya çalışmamalıyız veya nedenlerini sormamalıyız, çünkü evren Yaratıcının yaratması ile başlamıştır. Aslında evrenin bütün tarihinin Yaratıcı tarafından yaratıldığı söylenebilir. Görülmektedir ki, evren çok düzenli, belirlenmiş kanunlara göre gelişmektedir.409

Don Page:

Şu ana kadar bilinen hiçbir mekanizma evrenin tesadüfi bir olayla başlamasına ve şu anki yüksek düzeyine gelmesine izin vermez.

Prof. Dr. Ali Demirsoy:

Ama bugün sonsuz zamanın ve sonsuz mekanın hala Allah'a ait olduğunu, evrenin sonlu ve zamanlı olduğunu, Bruno'ya ters de olsa artık biliyoruz.

Hoimar Von Ditfurth:

Bu noktadan önce ve onun başlangıcında neyin bulunduğunu bilmemiz olanaksız. Bu alan bilime kapalı. Niçin bir başlangıç olmuş olduğu sorusu da, yanıtı verilemez bir soru. Ayrıca bu başlangıç maddesinin ilk yapısının nereden kaynaklandığı, nasıl bir özellik gösterdiği, hidrojen dediğimiz bu ilk maddenin neyin ürünü olduğu türünden sorular da, bu sırlar alanının içinde kalmaktadır.

Leonard Huxley:

Yaratılış kavramı oldukça akla uygundur. Buna inanmakta hiçbir zorluk görmemekteyim. Daha önceki dönemde, bu evren var değildi ve bu görünümüne önceden var olan bir varlığın iradesi sonucunda ulaştı.413

Prof. Fred Hoyle:

Big Bang teorisi evrenin tek ve büyük bir patlama ile başladığını kabul eder. Ama bildiğimiz gibi patlamalar maddeyi dağıtır ve düzensizleştirirler. Oysa Big Bang çok gizemli bir biçimde bunun tam aksi bir etki meydana getirmiştir: Maddeyi birbiriyle birleşecek ve galaksileri oluşturacak hale getirmiştir.

Araştırdığım kaynaklar:(By:Erciyes Universty Kadir Has kütüphanesi®)

Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz Gecesi 1, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel Atayman, s.56

Henry Margenau, Roy Abraham Vargesse, Cosmos, Bios, Theos, La Salle II: Open Court Publishing, 1992, s.241

Stephan Hawking, Evreni Kucaklayan Karınca, Alkım Kitapçılık ve Yayıncılık, 1993, s.62-63

Stephen W. Hawking, "The Direction of Time", New Scientist, vol. 115, 9 Temmuz 1987, s.47

Don Page, "Inflation does not explain time assymetry", Nature, cilt 304 (3 Temmuz 1983), s.40

Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Meteksan Yayıncılık, Ankara, 1995, Yedinci Baskı, s.21

Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz Gecesi 3, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel Atayman, s.7

Leonard Huxley, Life and Letters of Thomas Henry Huxley, MacMillan, 1938, Vol.1 s.241

Fred Hoyle, The Intelligent Universe, London, 1984, s. 184-185

 

"Devam edecek..."

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.219.67.71 Sevgili Disophrone, April 21 2003, 1:19 PM 

 

Yazdıkların, aklı basında her insanı -en azindan- düsünmeye zorlar... Bunu basından reddetmek ise ya BILEREK INKARI ya da BILMEKTEN KORKMAYI akla getirir... Çünkü sadece bu konular degil Hayatın apaçık kendisi mucizevidir... Reddedilemeyecek sekilde bir AKLIN ESERIDIR... Simdiye kadar sadece varsayimlarla, felsefi akıl yürütmelerle acıklanmaya calısılmıs varlık alemi artık BILIM'in ısıgında gerçek tanımlamalarına kavusuyor... Bizim Mehdi'den kastımızda buydu zaten.. İs olacagina varir... Tarih boyuncada böyle olmustur.. Ama görünen oki insanlık tarihinin hic bir döneminde böylesine kuvvetli delillerle konusulmamıstı.. Artik inkar edilemeyecek, karsıt delil olusturulamayacak kadar acık ve secikdir hersey... Artık Tanrıyı inkar, Bilim sahasından kovulmustur.. Belirsiz, süpheli, varsayımsal ve hepsinden önemlisi cıkarsal sahalarda edebiyatı yapılmaktadır ki onunda ömrü uzun olmayacaktır... Simdilik sadece Bilim cevresinde daha iyi kavranabilen bu gerçekler niceliksel evrimini tamamlayip inkar edilemeyecek bir nitelige kavusacaktır... Bilimin bu son yüzyıldaki hızına paralel olarak bununda zamanı yakındır.. İste o vakit seytandan daha akıllı olacaklarına inandıgımız bu arkadaslarda daha fazla oyuna gelmemenin geregini anlayacaklardır... (simdi nasıl kızıyorlardır bu yazdıklarıma!.. Ve ancak o zaman belirginlesecektir kimin gerçek kimin cahil inkarcı oldugu... Ve "Darwin amca!"mızın acele ettigi savas iste o zaman mesrulasacaktır ...Dileriz asla öyle olmaz.. olursada ne mutlu bizlere... Saygilar...

 

  

 

DISOPHRONE

(no login)

193.255.88.4 IZAFI KARDESIME... April 21 2003, 4:11 PM 

 

 

 

 

izafi her zamanki gibi bu konuda sana fazlasıyla katılıyorum...

Yorum yaparsın bilimsel açıklama vermez yazdıkların yanlış derler...

Beğendiğin yazıları kopyalarsın kopyacı derler...

YANI ATEISTLERIN NE ONUNDEN NE ARKASINDAN BUNLARIN HAYAT BICIMI MUSLUMCULERE BENZIYOR...

Kimi jilet var der kimi yok yani senin anlıyacağın cahiliyet başka birşey değil...

Sevgiyle Kal Kardeşim...

 

DISOPHRONE

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.172 xx April 21 2003, 8:43 PM 

 

hadi len...sütçüimam sosyetesi.

küçük beyninle taşra kurnazlığını yutturacağını mı sanıyorsun.

 

başlığın bile sahtekarlıktan vıcık vıcık olmuş.Bilim adamlarını nasıl kategorize deiyorsun öyle..uzman bilim adamı, uzman omayan bilimadamı..cücük.kuş beyninle insanlara san yakıştırıp etkileyeceğini mi sanıyorsun? bu numaralarla kimi etkileyebileceğin zaten belli olmuş..işte o kadar..

 

hem neden kaynak belirtmiyorsun?nereden copy yaptığını da yaz bakalım..biz biliyoruz.

 

o adını yazdğın kurum ve kişilerin siteleri var.senin elin varmaz bilyorum..ben yazayım.

 

TUBA (Türkiye Bilimler Akademisi)

 

MIT evrimin en ateşli savunucularından olan bir kurumdur.TUBA ya giren görür.Prof.Ali Demirsoy TUBA yöneticilerindendir.ve evrim denilince ilk akla gelenlerdendir.uyuz.

 

hadi bakayım TUUU BBAAAAA oku bakiiiiim

okuduysan şimdi de arama motoruna yaz.keklik.

 

 

 

  

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Seviyesiz Senin yaşın olsa olsa 24-25 April 22 2003, 10:40 AM 

 

Ali OKTAY(I.T),

Sana bu ağızla kimse fabrikada iş vermez yalanların bozuk ağzından ortaya çıkıyor,BU BİR,

Aaa benim gerizekalım,A benim dangalağım,

BEN YUKARDA TARAFSIZ OLARAK VERDİĞİMİ YAZDIM...

BU NEDEMEK?HER İKİ TARAFTANDA İSİM VAR DEMEK...

BEN SENIN GIBI DIĞER ATEISTLERIN BOKLARINI YALAMIYORUM...

"SANA AŞAĞIDA SAYFA NUMARALARIYLA BERABER VERDİM,İNANMIYORSAN KADİR HAS'A GELİP BAKABİLİRSİN..."

Sizin yeni savunmanız bu Copy-Paste Oğuz denen dallamada aynı şeyi yapıyor...

YAZILARA CEVAP VEREMEYINCE KOPYALADINDA YAPIŞTIRDINDA BİLMEM NEDE BİLME NE...

SANA KAYNAK BELİRTTİM CEVAP VERMEYE İLMİN YETMİYORSA HİÇ ANANI ORTALIK MALI ETME...SUS

İŞTE HENDEK İŞTE DEVE...

YA ATLARSIN YADA BEN SENIN ..... ATLARIM!!!

 

"CAHİL KAYNAK SAYFASINA KADAR GÖSTERİNCE GÖTÜN NASIL ATTI..."

 

"SEN CAHİLSİN Ali OKTAY (I.T),

"İŞTE SANA KANITIYLA TARAFSIZ YAZILMIŞ YAZILAR...

"BİZ BUNLARI KIÇIMIZDAN MI UYDURUYORUZ SENİN YAPTIĞIN GİBİ...?

"İLMİN VARSA KONUŞ,CAHİL AÇ BAK KİTAPLARA...

"AMA O SÖZLERİ BULURSAN BİR DAHA BU FORUMA GELMEYECEKSİN....

 

DI§ØPHRØNE

 

 

  

 

Deicide

(no login)

195.175.162.159 Çifte sahtekarlık April 23 2003, 6:32 PM 

 

Disophrone, forum katılımcılarını aptal sanıyor. En başta, Erciyes Üniversitesi kitaplığında araştırma yaparak kendi yazdığını iddia ettiği yazı ona ait değil: başka bir sahtekarın yazısını, kaynak belirtmeden almış, sanki kendi yazmış izlenimini vererek foruma yapıştırmış. Buyurun bakın, aynı yazı aynı kelimelerle, Adnan Hoca'nın sitelerinde var:

 

http://www.evrimcilerinitiraflari.com/27.htm

http://www.evrimcilerinitiraflari.com/26.htm

 

ve aynı sitedeki başka sayfalar..

 

Öte yandan, Adnan Hoca'nın nasıl bir sahtekar olduğunun örneği olarak, Hoimar Von Ditfurth'un 6 kitaptan oluşan olağanüstü yapıtı "Dinozorların Sessiz Gecesi"nden aldığı alıntıları nasıl çarpıtarak kullandığını görelim:

 

3. kitabın 7. sayfasından yapılan alıntıda: "Bu noktadan önce ve onun başlangıcında neyin bulunduğunu bilmemiz olanaksız. Bu alan bilime kapalı. Niçin bir başlangıç olmuş olduğu sorusu da, yanıtı verilemez bir soru. Ayrıca bu başlangıç maddesinin ilk yapısının nereden kaynaklandığı, nasıl bir özellik gösterdiği, hidrojen dediğimiz bu ilk maddenin neyin ürünü olduğu türünden sorular da, bu sırlar alanının içinde kalmaktadır." denip bırakılmış. Sanki burada bilimin elini kolunu bağlayan ve çaresiz bırakan bir sır karşısında durduğu izlenimi verilmiş. Oysa kitap şöyle devam ediyor: "Fakat bu başlangıçtan çıkmış her şey, doğabilimsel araştırmaların ilkece uzanabilecekleri, yasalara göre işleyen bir alanın nesnesidir."

 

Kitapta bu ifadelerin hemen ardından gelen şu satırlar elbette tamamen gözardı edilmiş:

 

"Biyokimyacılar ve evrim araştırmacıları, yeryüzündeki sürecin, elementlerden moleküllere, bunların birleşmesiyle de, gene aynı iç yasaları uyarınca, gelişmenin biyolojik aşamasının başlangıcını hazırlayacak bir karmaşıklık düzeyine ulaşmasının kaçınılmaz olduğu görüşüne karşı çıkan itirazları, geçmiş yıllarda çok yönden çürütmeyi başardılar. Gerçi tek yönlü, dar perspektifli, eksik ya da istatistik karakterli karşı-argümanlar bugün bile hala böyle bir gelişme anlayışına direnip durmaktalar, (burada tam da Adnan hoca gibilerinden sözediyor: burayı alıntılasa ya!) ama mevcut deneysel sonuçları ve gözlemleri ve bunların ilettikleri bilgileri öğrenmeye hazır kimse, maddenin, doğa yasalarının etkisi altında, sadece (cansız) güneş ve galaksi sistemlerini değil, canlı yapıları da ortaya koymak zorunda olduğunu kabul etmeden yapamaz. Doğal yasaların ve maddenin niteliği, yaklaşık 14 milyar yıllık bir gelişmenin ardından hayatın doğuşunu bir olasılık olarak değil, tam da bir zorunluluk olarak belirlemektedir" (s. 8-9, vurgulamaları ben yaptım).

 

 

 

Disophrone, Harun Yahya takma adlı Adnan Hoca'nın sitesinden yaptığı aşırma işini bile tam yapamamış; yüzüne gözüne bulaştırmış. Adnan Hoca'nın alıntı listesini eksik aktarmış. 3. Kitabın 123. ve 124. sayfalarından yapılan alıntının kaynağı verilmemiş ama biz yine de bulduk. Adnan Hoca'nın yaptığı alıntı (Kusura bakmayın tekrarlıyorum ama başka türlü anlaşılması olanaksız):

 

"Bilimadamlarımızın yüzyıllarca süregelmiş çabaları ve katlandıkları onca zahmetten sonra varlıklarından ancak haberdar olabildiğimiz onca karşılıklı ilişki ve sayısı neredeyse belirsiz doğa olayı, hayret ve şaşkınlığın, gerçek bir hayranlığın kaynağı olmaz da ne olur? Evrenin boyutlarından ve yıldızların gelişme yasalarından atomların yapısına ve madde ile enerji arasındaki sır dolu ilişkiye; içinde canlı bir organizmanın inşa planının depolanmış olduğu hücre çekirdeğinin içindeki olaylardan beynimizdeki elektrik akımlarının keşfedilmesine kadar, sadece ve sadece bilimsel araştırmaların sonuçları olarak öğrendiğimiz hayranlık uyandırıcı doğa olayları saymakla bitmez. (…) Gerçekten de biyolojik işlevler yerine getiren tek bir protein molekülünün kuruluşunun o olağanüstü özgünlüklerine bakınca, bunu, hepsi doğru ve gerekli bir sıra içinde, doğru anda, doğru yerde ve doğru elektriksel ve mekanik özelliklerle birbirine rastlamış olmaları gereken birçok atomun, tek tek rastlantı sonucunda buluşmalarıyla açıklamak mümkün değil gibi görünmektedir."

 

Şimdi burada evrimci itiraf ediyor değil mi? Oysa bakın devamında ne diyor:

 

"Gelgelelim daha önce gördüğümüz gibi, bu rastlantılar sayısının çokluğu, belli bir noktada artık rastlantının körükörüne etkisini sürdürmesine dur diyecektir. Burada anlatmaya çalıştığım gelişme öyküsünün akışına ilişkin bilimsel görüşlerimizin, bugünkü durumunun olağanüstü eksikliğine ve son sözü söylemekten çok çok uzak olmamıza karşın, evrim tarihinin bu gelişme eşiğinde doğanın rastlantı ve zorunluluğu bağdaştırıp birleştirmek gibi büyük bir açmazın üstesinden nasıl geldiğini bize bir anda kavratacak bir durum bulguluyoruz: Yukarıda daha önce anlattığımız gibi, yeryüzünde, bundan tam 4 milyar yıl önce, özellikle de tam sözünü ettiğimiz hayat için vazgeçilmez önemde iki temel yapı taşının doğuşunu sağlayan elverişli koşulları tek yanlı olarak ortaya koyan, böylelikle de bunların gitgide yeryüzünde çoğalışını adeta körükleyen, başka bir deyişle zorunlu kılan bir durum ortaya çıktı." (s. 124-125)

 

Şemsiye nasıl ters dönüveriyor değil mi? Bundan sonraki sayfalar boyunca Ditfurth, evrimin olasılıklar ve rastlantıların ince ipliğine değil, zorunluluk ve doğa yasalarına göre iş gördüğünü tartışıyor. Ama burada konumuz, Ditfurth'un açıklamaları değil, yazdıklarının sahtekarca çarpıtılarak kullanılması.

 

Oysa Harun Yahya, insanların evrim konusundaki bilgisizliklerini kullanıyor, evrim kuramının canlıların oluşumunu salt rastlantıya bağladığı yolundaki yanlış yaygın inanıştan yararlanıp, bilim adamlarının bu yanlış kanıyı ortadan kaldırmak için yazdıkları cümleleri sanki evrim kuramının yetersizliği konusundaki itirafları imiş gibi cahil kitlelere yutturuyor. Disophrone gibi herkesi kör, alemi sersem, kendini de uyanık sananlar ise bu sahtekarlığın üzerine ikinci bir sahtekarlık yaparak bunları bir de kendileri araştırıp bulmuşlar gibi defalarca buralara getiriyorlar. Gerçekte Disophrone gibileri, kapağını bile görmedikleri bu kitapları okusalardı -ki kendilerine şiddetle tavsiye ederim, hiç olmazsa karşı çıktıklarını sadıkları şeyin gerçekte ne olduğunu belki görebilirler- evrim kuramının canlıların oluşumunu rastlantıyla açıklamadığını, tam tersine canlıların evriminin zorunlulukların sonucu olduğunu anlayıp, aynı şeyleri temcit pilavı gibi defalarca önümüze getirmezlerdi.

 

 

 

  

 

ali oktay

(no login)

195.175.135.46 sevgili Deicide April 23 2003, 8:04 PM 

 

çok insafsızsın. yeni yetme bir çocuğa böyle de vurulurmu?

oysa ben ufak ufak fiskelerle kulağının memesine vuruyordum ki küpe olsun.

 

şaaap diye tokatı yapıştırıvermişsin.

el insaf yani..

ve üşenmemiş araştırmışsın valla pes.

peki sen ne sanıyordun ki..

bunların beslendiği bir tek kaynak var.susadıkça bu yalaktan içerler.

 

eveet işte bu kadar.herkese ders olsun.

Ateizmin üstünlüğü bir kez daha kanıtlanmıştır.

akıl,akıl akıl...

sallamakla olmuyor.

aklını kullanabilen insan her şeye kadirdir.

amen.

 

teşekkürler Deicide.

 

  

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Hey artistler... April 24 2003, 10:17 AM 

 

Hey artistler,

Ya Prof Dr. Ali Demirsoy'un sözlerine ne demeli?

Deicide bide hava tamış evet ulan kopyaladım varmı?

SEN BU KADAR PAÇAVRA SALLIYACAĞINA ÖNCE Sitokrom-C'nin tesadüfen dizilme olasılığını anlat bakalım...

Hem ben o yazıyı O KADAR TARAFSIZ OLARAK NAKLETTIM DEDİĞİM HALDE Götüne girdide O YÜZDEN AVAZ AVAZ BAĞRIYOSUNUZ...

SİZİN BİLİM ANLAYIŞINIZ DA TÜBİTAK GİBİ AVRUPA YILLARCA DARWİNİ ÇİĞNEDİ ATTI AMA BİZDEKİ SALAKLAR HALA ÇİĞNİYOR...

YUKARIDAKİ SÖZLERE DİKKAT ET NİYE ÖNCE BÖYLE SÖYLEYİP SONRA KENDİ FİKİRLERİNİ AÇIKLASINLAR Kİ...

 

ALİ OKTAY (I.T) Senden de FELSEFE YERINE BILIMSEL AÇIKLAMA BEKLIYORUZ...

YOKSA TERKET BURAYI ÇOLUK ÇOCUKL UĞRAŞAMAYIZ BİZ HADİ CANIM...

 

"DUR VE DÜŞÜN EN BASIT ÖRNEK Sitokrom-C..."

BU BİLE ALLAHIN VARLIĞINI FZLASIYLA KANITLAR...

AMA DÜŞÜNMEK LAZIM...APTAL OLMAMAK LAZIM...

 

  

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Kendi ellerinle veriyorsun... April 24 2003, 10:29 AM 

 

"BAK DEVAMINDA NE YAZMIŞ:

"Gelgelelim daha önce gördüğümüz gibi, bu rastlantılar sayısının çokluğu(bu rastlantılar öyle çok ki Sitokrom-c gibi bir oluşumu bile çok kolay hallediyor!), belli bir noktada artık "rastlantının körükörüne etkisini sürdürmesine" dur diyecektir(NİYE ÇÜNKÜ BİR OLAYDA YA RASTLANTI VARDIR YADA BİR OLAYA ETKİYEN (TANRI)AKIL VARDIR==>). Burada anlatmaya çalıştığım gelişme öyküsünün akışına ilişkin bilimsel görüşlerimizin, bugünkü durumunun olağanüstü eksikliğine ve (DİKKAT):"son sözü söylemekten çok çok uzak olmamıza karşın", evrim tarihinin bu gelişme eşiğinde doğanın rastlantı ve zorunluluğu bağdaştırıp birleştirmek gibi büyük bir açmazın üstesinden nasıl geldiğini bize bir anda kavratacak bir durum(BU DURUM NE AÇIKLAMA YOK) bulguluyoruz: Yukarıda daha önce anlattığımız gibi, yeryüzünde, bundan tam 4 milyar yıl önce, özellikle de tam sözünü ettiğimiz hayat için vazgeçilmez önemde iki temel yapı taşının doğuşunu sağlayan elverişli koşulları(NASIL OLUŞTU ACABA BU ELVERİŞLİ KOŞULLAR) tek yanlı olarak ortaya koyan(TEK YANLIYA BAK SEN Sitokrom-C'nin oluşumu bile kendi fikirlerini sikip atıyor), böylelikle de bunların gitgide yeryüzünde çoğalışını adeta körükleyen(AMA NASIL?BU KADAR GERZEK HAYVANDAN HANGİSİ İNSAN KADAR MÜKEMMEL BİR VARLIĞA EVRİMLEŞTİ?BU İMKANSIZ BUNU SİZDE BİLİYORSUNUZ!), başka bir deyişle zorunlu kılan bir durum ortaya çıktı(BU DURUM NE AÇIKLAMA YOK!)." (s. 124-125)

 

"İŞTE BU PAÇANIZI AŞAĞI ALDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLERİM ÇOCUKLAR..."

 

DI§ØPHRØNE WAS HERE!

 

 

  

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Devam... April 24 2003, 10:37 AM 

 

DAHA YUKARDA NELER YAZIYOR:

3. kitabın 7. sayfasından yapılan alıntıda: "Bu noktadan önce ve onun başlangıcında neyin bulunduğunu bilmemiz olanaksız. Bu alan bilime kapalı. Niçin bir başlangıç olmuş olduğu sorusu da, yanıtı verilemez bir soru. Ayrıca bu başlangıç maddesinin ilk yapısının nereden kaynaklandığı, nasıl bir özellik gösterdiği, hidrojen dediğimiz bu ilk maddenin neyin ürünü olduğu türünden sorular da, bu sırlar alanının içinde kalmaktadır." denip bırakılmış. Sanki burada bilimin elini kolunu bağlayan ve çaresiz bırakan bir sır karşısında durduğu izlenimi verilmiş. Oysa kitap şöyle devam ediyor:(BURAYA DIKKAT BEYLER) "Fakat bu başlangıçtan çıkmış her şey, doğabilimsel araştırmaların ilkece uzanabilecekleri(NEREYE KADAR), yasalara göre işleyen bir alanın nesnesidir(EEE DE HADI NASIL OLUŞTU BI ANLAT BAKALIM BOYLE FELSEFE YAPILIP BIRAKILMAZ BIZDE ÇOK SAZAN VAR DEICE VAR ALI OKTAY VAR HEMEN ATLAR BU KEFALLER!)."

 

"HANI NASIL OLUŞUM,HANI EMRIMLEŞİM NERDE?

"NERDE?BUNLARI YEMEYIN ÇOCUĞUM BENDE BILIYORUM HARUN YAHYANIN SALAK OLDUĞUNU YANLIZ GORUŞLERIMI DESTEKLEYEN YAZILAR BULDUM IÇINDE...."

AMA HER HALIKARDA BEN KAZANIRIM SIZ CEHENNEMIN 6.KATINDA KAYNARSINIZ BBENDE CENNETTEN SIZE HUHU DERIM..."

 

HAHAHAHAAH AY ÇOK MATRAĞIM,EE NEŞELENDİM PAÇALARINI AŞAĞI ALDIM...

GÜZELCE...

 

  

 

DISOPHRONE

(no login)

193.255.88.4 LET'S COME WITH ME TO GODWAY... April 24 2003, 10:51 AM 

 

"Tamam bahsettiğin bilim adamını geçtik ya diğerleri...

Hadi deicede,hadi sen giderken biz dönüyorduk...

DİĞERLERİNİN SÖZLERİ NE OLDU,

Onu da geç ve aşağıyı bir oku ÖZELLİKLEDE İLK MADDEYİ...

*Evrim teorisi daha AMINOASITLERIN oluşumunu açıklama safhasında tıkanıyor..

*Değil hücrenin, tek bir protein molekülünün bile tesadüfen oluşması matematiksel olarak imkansız.

Evrimciler, nesli tükenmiş binlerce maymun türünün kafatası ve iskelet kalıntılarını küçükten büyüğe doğru dizip insanın evrim ağacı diye sergiliyorlar...

*Milyonlarca yıl öncesine ait fosilleri bulunan arı, hamam böceği, karınca, çekirge, örümcek gibi birçok canlı günümüzde yaşayan örnekleriyle tıpa tıp aynı ve bu nedenle evrimciler böcekler ve bitkiler konusuna yanaşmaya cesaret edemiyorlar...

*Günümüzde ulaşılan bilimsel ve teknolojik düzey ve her geçen gün elde edilen arkeolojik bulgular karşısında evrimin öne sürdüğü delillerden tek birinin bile geçerliliği kalmadı...

*Teorilerini destekleyecek tek bir somut kanıt bile bulamayan evrimciler, sayısız kereler sahtekarlıklara (sahte deneylere, sahte fosillere, sahte çizimlere) başvurdular. Dahası bu sahtekarlıklar ve benzeri sayısız çarpıtmalar hala pek çok kitap - buna ders kitapları da dahil- ansiklopedi, dergi ve yayında evrimin delili olarak gösteriliyor...

*En fanatik evrimciler bile, pek çok açmaz karşısında evrimin tutarsızlığını ifade eden, samimi itiraflarda bulunuyorlar...

*Doğada ki, tüm canlılar apaçık, bir yaratılışa yani Allah'ın varlığına ve kudretine işaret ediyor...

----<<<V>>----EVRIM OYNU VE ÇÖKÜŞÜ------<<<V>>>----

GEÇERSİZ DENEYLER: Teorinin 1950'lerden beri delil olarak öne sürdüğü yegane deneyin geçersiz olduğu bizzat Stanley Miller tarafından açıklandı.

YIKICI MUTASYONLAR: Mutasyon teorisinin iflası... Büyük umutlar bağlanan mutasyonlarla yeni yeni türlerin ortaya çıkması teorisi laboratuarlarda yapılan deneyler sonucunda nasıl çöktü. Mutasyona uğratılarak hilkat garibesi haline dönüşen canlılar...

HAYALİ RESİMLER: Kamuoyunu yanıltmak ve evrimin kesin bir gerçek olduğuna ikna etmek için yapılan hayali çizimler.

AKIL ALMAZ TEORİLER: Uçuşun kökeni hakkında yapılan hayali çizimler. Yalnızca göz boyamadan ibaret olan bu hipotezler, hiçbir şekilde fosil kayıtlarındaki bulgularla desteklenmemektedir.

MAYMUN FOSİLLERİ: Evrimcilerin insanın evrim geçirdiğini ispatlamak için kullandıkları fosillerin çoğu bugünkü hemcinslerinden farksız olan nesli tükenmiş maymunlar. Nesli tükenmiş maymunları insanın atası olarak gösteren evrimciler bunlardan daha eski insan fosilleri bulduklarında nasıl açmaza girdiler?

SAHTE FOSILLER:Teorilerine delil bulamayan evrimciler ne tür sahtekarlıklara başvurdular? Kendi fosillerini kendileri üreten açıkgöz evrimciler.

SAHTE ARA-GEÇİŞ FORMLARI:

Evrimcilerin denizlerden karaya ve karadan havaya geçiş olduğunu ispatlamak için kullandıkları fosiller niçin geçersizdir?

PROPAGANDA YÖNTEMLERİ:Yanlış olduğu defalarca ispat edilmiş olmasına rağmen en popüler dergilerin evrim üzerinde israr etmesinin nedenleri nelerdir?

YAŞAYAN FOSİLLER:

Sözde her canlı evrimleşirken yeryüzünün en eski sakinlerinin hala aynı biçimde yaşıyor olmaları evrim açısından nasıl bir çıkmaz.

100 milyon yıllık karınca fosili. 150 milyon yıllık bir yengeç. 50 milyon yıllık bir yarasa.

PROTEİNLERİN VARLIĞI TESADÜFLE AÇIKLANAMAZ:

Evrim teorisi daha tek bir proteinin meydana gelmesini açıklama aşamasında çıkmazda.. İhtimal hesapları, protein gibi kompleks bir molekülün tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu ortaya koyuyor

 

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.219.225.226 Bosver disophrone, April 24 2003, 11:08 AM 

 

Bunlar ellerindeki kediyi kaçiripta hala birakmak istemedikleri birkaç kuyruk kilinin muhabbetini yapiyorlar... "Arslandan kaçan yaban esekleri gibidirler" diyor ya Kuran.. Halbuki kaybedecekleri hiç bir sey yok.. Ama yinede inançsizliklarini olumsuz eylemlere dönüstürmedikçe aramizda pek fark görmüyorum bu insanlarla... Çünkü bunlar henüz inatlarinin degil, önyargilarinin, sanilarinin esirleri daha.. Eger gerçekten olumlu yasiyorlarsa, gerçekten insanin iyiligine çalistiklarini zan ediyorlarsa zaten eninde sonunda dogruyu bulurlar.. Kasitla yürünüyorsa ne kadar güçlü görünselerde aslinda o kadar zavalli ve çaresiz insanlardir.. Allah'in sevmedigini baska kim sevebilir!...

 

  

 

Deicide

(no login)

212.156.60.124 Yüzsüzlük April 24 2003, 8:46 PM 

 

Bakıyorum foyan ortaya çıkınca utanıp özür dileyeceğine, ortalığı velveleye verip lafı boğuntuya getirmeye çalışıyorsun. Yalanın ortaya çıkınca yüzün kızaracağına, pişkinlikle, "evet aldım, ne olacak" diyorsun. Terbiyesizliği de iyice ele almışsın; düzeysizliğini ortaya kendin koyuyorsun. Uslubunu düzelt, terbiyeni takın demiyorum, çünkü bu sana daha çok yakışıyor!

 

Biz evrim "rastlantılarla değil, zorunluluklarla iş görür" diyoruz, sen "Sitokrom-C tesadüfen nasıl dizilir?" diye soruyorsun? Sen okuduğunu anlama yeteneğinden yoksun musun? Önce şunu kafana iyice sok: evrim kuramını asla her şey rastlantı ile oluştu demez. Sitokrom-C dizilişinin rastlantı ile ortaya çıktığını, eğer o rastlantı olmasaydı sitokrom-C işlevini gören başka bir protein olmayacağını söyleyen hiç kimse yok. Her şey ya rastlantı ile oluştu, ya da bunları planlayan bir akıl var ikilemi diye de bir şey yok. Evrim kuramı böyle bir ikilemde taraf değildir; bu sözde ikilemi kırıp atar.

 

Okumuyorsun, okuduğunu da anlayamıyorsun. Yukarıdaki yazıyı, zırvalarına yanıt vermek, evrim kuramını seninle tartışmak için değil, sahtekarlığını ortaya çıkarmak için yazdım.. Orada "Bundan sonraki sayfalar boyunca Ditfurth, evrimin olasılıklar ve rastlantıların ince ipliğine değil, zorunluluk ve doğa yasalarına göre iş gördüğünü tartışıyor. Ama burada konumuz, Ditfurth'un açıklamaları değil, yazdıklarının sahtekarca çarpıtılarak kullanılması." diyorum, okusana!.. Ditfurth'un altı ciltte anlattığı şeyi bir yazıda anlatmamı nasıl beklersin? Açarsın kitabı, okur, görürsün.

 

Burada evrim kuramını değil, sahtekarlığı tartışıyoruz. Yukarıda "evrimciler itiraf ediyor", dedin, "hayır ortada itiraf filan yok, çarpıtma ve sahtekarlık var" dedik, bunu da kanıtladık. Herhangi bir kitaptan bağlamından koparılmış iki satırla her türlü çarpıtma nasıl yapılabilir, örnekle gösterdik. Neye inanırsan inan, sahtekarlık yapma, yalan söyleme, çarpıtma, iftira atma, sahtekarlara da alet olma diyorum. Yoksa senin cehaletinden bana ne! Koskoca biyoloji bilimi senin cahilliğinden zarar mı görecek? Sen inanmayınca gerçekler mi değişecek?

 

Yukarıda Ditfurth'tan devamla yaptığım alıntıların içine yaptığın yorumlar, seni çok iyi bir şekilde ele veriyor. Senin gibilerin her zaman yaptığı gibi, bilinenlerden değil, bilinmeyenlerden medet umuyorsun. Tam da senin gibilerden bekleneceği gibi, Ditfurth'un temkinli ifadelerini iştahla vurgulamışsın. Bir bilim adamının "bundan henüz tam emin değiliz", "tam olarak anlayabilmemiz için daha çok çalışmamız gerek" gibi ifadeleri nasıl da ağzınızı sulandırıyor değil mi? Bilimin eksikliğinden nasıl da kendinize hemen paye çıkarıyorsunuz! Hamaböcekleri nasıl ışığın ulaşamadığı kuytularda gezinirse, şarlatanlığın başlıca taktiği de bilimin ışığının -henüz- ulaşamadığı yerlerde ileri geri dolaşmaktır. Bilim adamları dürüstlükleri gereği, bildiklerini bilmediklerinden ayırt ederler, bildiklerini de kesinlik derecelerine göre ayırırlar. Bunu dürüstçe söylemeyi zayıflık değil, bilimsel kişiliklerinin gereği sayarlar. Oysa yüzde yüz kesinlikle konuşmak, bilimin değil, müritliğini yaptığın Aiberg gibi şarlatanların ayırt edici özelliğidir.

 

Yukarıda cahilliğinizin kimsenin umurunda olmadığını söylemiştim. Yine de ufak bir öğüt vermeyi kıssanın hissesi sayıyorum: Biz nasıl Kur'an'ı, tefsirleri, hadis kitaplarını, ilmihalleri okuyorsak, siz de biraz bilimsel kitapları okuyun da, neye karşı çıktığınızı anlayın. Oradan buradan kulaktan dolma malumatla buralara gelip, kendinizi de, inançlarınızı da rezil etmeyin.

 

 

 

  

 

oguz

(no login)

213.243.30.8 Sevgili Deicide April 24 2003, 11:56 PM 

 

 

Kopyaci bir SALAGI ve ona destek cikan; burada (Avustralya) hiyarlar neleri goturuyor deyip ve kendisinin hic bir sey goturemedigini adeta kanitlayan diger SALAGI bos ver...

 

Bunlara, kendi kelimeleri ile soyledikleri yedirildi...

 

Soylediklerini yedikten sonra kufure yoneldiler...

 

Bos ver dostum... Bunlar bos, kopyaci ve fikirsiz...

 

Uzun bir suredir yoktun, hosgeldin...

 

 

 

  

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 İlk Cevap.... April 25 2003, 10:04 AM 

 

 

 

 

ATATURK'TEN HAKİKATEE ÇAĞRI...

 

"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor."

 

"Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur."

 

"Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. Ikinci devir, insanligin kemal (olgunluk ) devridir."

 

"Ey millet! Allah birdir, sani, büyüktür. Allah’iın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’ani azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır."

 

"Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır."

 

DI§ØPHRØNE WAS HERE!!!

 

 

 

 

 

 

 

  

 

DI§ØPHRØNE(V.I.P)

(no login)

193.255.88.4 VARAN II... April 25 2003, 10:21 AM 

 

Kendi ellerinle veriyorsun... April 24 2003, 10:29 AM

 

"BAK DEVAMINDA NE YAZMIŞ:

"Gelgelelim daha önce gördüğümüz gibi, bu rastlantılar sayısının çokluğu(bu rastlantılar öyle çok ki Sitokrom-c gibi bir oluşumu bile çok kolay hallediyor!), belli bir noktada artık "rastlantının körükörüne etkisini sürdürmesine" dur diyecektir(NİYE ÇÜNKÜ BİR OLAYDA YA RASTLANTI VARDIR YADA BİR OLAYA ETKİYEN (TANRI)AKIL VARDIR==>). Burada anlatmaya çalıştığım gelişme öyküsünün akışına ilişkin bilimsel görüşlerimizin, bugünkü durumunun olağanüstü eksikliğine ve (DİKKAT):"son sözü söylemekten çok çok uzak olmamıza karşın", evrim tarihinin bu gelişme eşiğinde doğanın rastlantı ve zorunluluğu bağdaştırıp birleştirmek gibi büyük bir açmazın üstesinden nasıl geldiğini bize bir anda kavratacak bir durum(BU DURUM NE AÇIKLAMA YOK) bulguluyoruz: Yukarıda daha önce anlattığımız gibi, yeryüzünde, bundan tam 4 milyar yıl önce, özellikle de tam sözünü ettiğimiz hayat için vazgeçilmez önemde iki temel yapı taşının doğuşunu sağlayan elverişli koşulları(NASIL OLUŞTU ACABA BU ELVERİŞLİ KOŞULLAR) tek yanlı olarak ortaya koyan(TEK YANLIYA BAK SEN Sitokrom-C'nin oluşumu bile kendi fikirlerini sikip atıyor), böylelikle de bunların gitgide yeryüzünde çoğalışını adeta körükleyen(AMA NASIL?BU KADAR GERZEK HAYVANDAN HANGİSİ İNSAN KADAR MÜKEMMEL BİR VARLIĞA EVRİMLEŞTİ?BU İMKANSIZ BUNU SİZDE BİLİYORSUNUZ!), başka bir deyişle zorunlu kılan bir durum ortaya çıktı(BU DURUM NE AÇIKLAMA YOK!)." (s. 124-125)

 

"İŞTE BU PAÇANIZI AŞAĞI ALDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLERİM ÇOCUKLAR..."

 

DI§ØPHRØNE WAS HERE!

 

 

 

 

DI§ØPHRØNE

(no login)

193.255.88.4 Devam... April 24 2003, 10:37 AM

 

DAHA YUKARDA NELER YAZIYOR:

3. kitabın 7. sayfasından yapılan alıntıda: "Bu noktadan önce ve onun başlangıcında neyin bulunduğunu bilmemiz olanaksız. Bu alan bilime kapalı. Niçin bir başlangıç olmuş olduğu sorusu da, yanıtı verilemez bir soru. Ayrıca bu başlangıç maddesinin ilk yapısının nereden kaynaklandığı, nasıl bir özellik gösterdiği, hidrojen dediğimiz bu ilk maddenin neyin ürünü olduğu türünden sorular da, bu sırlar alanının içinde kalmaktadır." denip bırakılmış. Sanki burada bilimin elini kolunu bağlayan ve çaresiz bırakan bir sır karşısında durduğu izlenimi verilmiş. Oysa kitap şöyle devam ediyor:(BURAYA DIKKAT BEYLER) "Fakat bu başlangıçtan çıkmış her şey, doğabilimsel araştırmaların ilkece uzanabilecekleri(NEREYE KADAR), yasalara göre işleyen bir alanın nesnesidir(EEE DE HADI NASIL OLUŞTU BI ANLAT BAKALIM BOYLE FELSEFE YAPILIP BIRAKILMAZ BIZDE ÇOK SAZAN VAR DEICE VAR ALI OKTAY VAR HEMEN ATLAR BU KEFALLER!)."

 

"HANI NASIL OLUŞUM,HANI EMRIMLEŞİM NERDE?

"NERDE?BUNLARI YEMEYIN ÇOCUĞUM BENDE BILIYORUM HARUN YAHYANIN SALAK OLDUĞUNU YANLIZ GORUŞLERIMI DESTEKLEYEN YAZILAR BULDUM IÇINDE...."

AMA HER HALIKARDA BEN KAZANIRIM SIZ CEHENNEMIN 6.KATINDA KAYNARSINIZ BBENDE CENNETTEN SIZE HUHU DERIM..."

 

HAHAHAHAAH AY ÇOK MATRAĞIM,EE NEŞELENDİM PAÇALARINI AŞAĞI ALDIM...

GÜZELCE...

 

 

 

DISOPHRONE

(no login)

193.255.88.4 LET'S COME WITH ME TO GODWAY... April 24 2003, 10:51 AM

 

"Tamam bahsettiğin bilim adamını geçtik ya diğerleri...

Hadi deicede,hadi sen giderken biz dönüyorduk...

DİĞERLERİNİN SÖZLERİ NE OLDU,

Onu da geç ve aşağıyı bir oku ÖZELLİKLEDE İLK MADDEYİ...

*Evrim teorisi daha AMINOASITLERIN oluşumunu açıklama safhasında tıkanıyor..

*Değil hücrenin, tek bir protein molekülünün bile tesadüfen oluşması matematiksel olarak imkansız.

Evrimciler, nesli tükenmiş binlerce maymun türünün kafatası ve iskelet kalıntılarını küçükten büyüğe doğru dizip insanın evrim ağacı diye sergiliyorlar...

*Milyonlarca yıl öncesine ait fosilleri bulunan arı, hamam böceği, karınca, çekirge, örümcek gibi birçok canlı günümüzde yaşayan örnekleriyle tıpa tıp aynı ve bu nedenle evrimciler böcekler ve bitkiler konusuna yanaşmaya cesaret edemiyorlar...

*Günümüzde ulaşılan bilimsel ve teknolojik düzey ve her geçen gün elde edilen arkeolojik bulgular karşısında evrimin öne sürdüğü delillerden tek birinin bile geçerliliği kalmadı...

*Teorilerini destekleyecek tek bir somut kanıt bile bulamayan evrimciler, sayısız kereler sahtekarlıklara (sahte deneylere, sahte fosillere, sahte çizimlere) başvurdular. Dahası bu sahtekarlıklar ve benzeri sayısız çarpıtmalar hala pek çok kitap - buna ders kitapları da dahil- ansiklopedi, dergi ve yayında evrimin delili olarak gösteriliyor...

*En fanatik evrimciler bile, pek çok açmaz karşısında evrimin tutarsızlığını ifade eden, samimi itiraflarda bulunuyorlar...

*Doğada ki, tüm canlılar apaçık, bir yaratılışa yani Allah'ın varlığına ve kudretine işaret ediyor...

----<<<V>>----EVRIM OYNU VE ÇÖKÜŞÜ------<<<V>>>----

GEÇERSİZ DENEYLER: Teorinin 1950'lerden beri delil olarak öne sürdüğü yegane deneyin geçersiz olduğu bizzat Stanley Miller tarafından açıklandı.

YIKICI MUTASYONLAR: Mutasyon teorisinin iflası... Büyük umutlar bağlanan mutasyonlarla yeni yeni türlerin ortaya çıkması teorisi laboratuarlarda yapılan deneyler sonucunda nasıl çöktü. Mutasyona uğratılarak hilkat garibesi haline dönüşen canlılar...

HAYALİ RESİMLER: Kamuoyunu yanıltmak ve evrimin kesin bir gerçek olduğuna ikna etmek için yapılan hayali çizimler.

AKIL ALMAZ TEORİLER: Uçuşun kökeni hakkında yapılan hayali çizimler. Yalnızca göz boyamadan ibaret olan bu hipotezler, hiçbir şekilde fosil kayıtlarındaki bulgularla desteklenmemektedir.

MAYMUN FOSİLLERİ: Evrimcilerin insanın evrim geçirdiğini ispatlamak için kullandıkları fosillerin çoğu bugünkü hemcinslerinden farksız olan nesli tükenmiş maymunlar. Nesli tükenmiş maymunları insanın atası olarak gösteren evrimciler bunlardan daha eski insan fosilleri bulduklarında nasıl açmaza girdiler?

SAHTE FOSILLER:Teorilerine delil bulamayan evrimciler ne tür sahtekarlıklara başvurdular? Kendi fosillerini kendileri üreten açıkgöz evrimciler.

SAHTE ARA-GEÇİŞ FORMLARI:

Evrimcilerin denizlerden karaya ve karadan havaya geçiş olduğunu ispatlamak için kullandıkları fosiller niçin geçersizdir?

PROPAGANDA YÖNTEMLERİ:Yanlış olduğu defalarca ispat edilmiş olmasına rağmen en popüler dergilerin evrim üzerinde israr etmesinin nedenleri nelerdir?

YAŞAYAN FOSİLLER:

Sözde her canlı evrimleşirken yeryüzünün en eski sakinlerinin hala aynı biçimde yaşıyor olmaları evrim açısından nasıl bir çıkmaz.

100 milyon yıllık karınca fosili. 150 milyon yıllık bir yengeç. 50 milyon yıllık bir yarasa.

PROTEİNLERİN VARLIĞI TESADÜFLE AÇIKLANAMAZ:

Evrim teorisi daha tek bir proteinin meydana gelmesini açıklama aşamasında çıkmazda.. İhtimal hesapları, protein gibi kompleks bir molekülün tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu ortaya koyuyor

 

----YUKARIDAKI YAZILARIMDA HAKARET YOK,SEN HAKLISIN BU SIZIN PAÇANIZI AŞAĞI ALAN USLUP SİZE HAKARET ETMEDEN YAPTIĞIMDA BANA ÇOK YAKIŞIYOR....

 

bak ne yazmışsın KEFAL:

 

Bakıyorum foyan ortaya çıkınca utanıp özür dileyeceğine, ortalığı velveleye verip lafı boğuntuya getirmeye çalışıyorsun. Yalanın ortaya çıkınca yüzün kızaracağına, pişkinlikle, "evet aldım, ne olacak" diyorsun(BU BİR SAVAŞ İŞİME YARAYAN HERTÜRLÜ KAYNAK SAĞLAM TEMELLERE DAYANIYORSA BENİM TARAFIMDAN KOPYALANIR). Terbiyesizliği de iyice ele almışsın(NE YAPTIM HAKARET MI ETTIM SANA SORU YONELTTIM TABI SENIN ISIN BILIM OLMADIGI ICIN HAKIKATI AYAGINA GETIRDIGIMIZDE BÖYLE OLUYOR); düzeysizliğini ortaya kendin koyuyorsun. Uslubunu düzelt, terbiyeni takın demiyorum, çünkü bu sana daha çok yakışıyor

DEVAMINDA:

Biz evrim "rastlantılarla değil, zorunluluklarla iş görür" diyoruz(EEE ZORUNLULUKLAR NASIL OLUŞTU?), sen "Sitokrom-C tesadüfen nasıl dizilir?(SİZ DİYORSUNUZ Kİ DOĞA KANUNLARINA GÖRE HARAKET EDİYOR BUNU DÜZENLEYEN AKIL YOKSA BUNUN BU DÜZENDE İLERLEMESİ TESADÜFTEN BAŞKA HANGİ OLAYLA AÇIKLANABİLİR?)" diye soruyorsun? Sen okuduğunu anlama yeteneğinden yoksun musun? Önce şunu kafana iyice sok: evrim kuramını asla her şey rastlantı ile oluştu demez(TAMAM RASTLANTI YOKSA BU KADAR MÜKEMMEL SİSTEMİ DÜZENLEYEN BİRİLERİ VAR DEMEKTİR BANA DOĞA KANUNLARI DEME CANSIZ VARLIKLAR BİR DÜZENE KOŞULMADAN MÜKEMMEL BİR SİSTEM OLUŞTURAMAZ). Sitokrom-C dizilişinin rastlantı ile ortaya çıktığını, eğer o rastlantı olmasaydı sitokrom-C işlevini gören başka bir protein olmayacağını söyleyen hiç kimse yok. Her şey ya rastlantı ile oluştu, ya da bunları planlayan bir akıl var ikilemi diye de bir şey yok(PEKİ O ZAMAN NE HEM TANRI YOK DİYORSUNUZ HEM RASTLANTI DEĞİL DİYORSUNUZ?ÜÇÜNCÜ SEÇENEK NE?). Evrim kuramı böyle bir ikilemde taraf değildir(EMİNMİSİN?O YÜZDEN MARXSİSTLER BU TEORİYE TARAFTAR OLUYOR!); bu sözde ikilemi kırıp atar.

 

Okumuyorsun, okuduğunu da anlayamıyorsun. Yukarıdaki yazıyı, zırvalarına yanıt vermek, evrim kuramını seninle tartışmak için değil, sahtekarlığını ortaya çıkarmak için yazdım(MEVZU BAHİS OLAN BENİM SAHTEKARLIĞIM DEĞİL EVRİM HUSUSUNDA NAKLEDİLMİŞ SÖZLERDİR!FELSEFE YAPMA!).. Orada "Bundan sonraki sayfalar boyunca Ditfurth, evrimin olasılıklar ve rastlantıların ince ipliğine değil, zorunluluk ve doğa yasalarına göre iş gördüğünü tartışıyor(DOĞA YASALARI NASIL ZORUNLULUK OLUŞTURABİLİR DÜNYA ÇOK UZUN SÜRE KURU TOPRAK HALİNDE KALDI?NEDEN SONRA BİRDEN AĞAÇLAR VE BİTKİLER YETİŞTİ!). Ama burada konumuz, Ditfurth'un açıklamaları değil, yazdıklarının sahtekarca çarpıtılarak kullanılması(SAHTEKARLIK DEĞİL BU SÖZLERİ SÖYLEDİMİ SÖYLEMEDİMİ? BEN YALAN SÖYLEMEDİM SADECE SÖYLENEN SÖZÜ ALDIM KİTBI KOMPİLE ALACAK DEĞİLDİM!)." diyorum, okusana!.. Ditfurth'un altı ciltte anlattığı şeyi bir yazıda anlatmamı nasıl beklersin? Açarsın kitabı, okur, görürsün.(EVET TAM BİR İKİLEM)

 

Burada evrim kuramını değil, sahtekarlığı tartışıyoruz(HATIRLATIRIM KONUNUN BAŞLIĞI BİLİMİN UZMANLARI NE DİYOR?). Yukarıda "evrimciler itiraf ediyor", dedin, "hayır ortada itiraf filan yok, çarpıtma ve sahtekarlık var" dedik, bunu da kanıtladık. Herhangi bir kitaptan bağlamından koparılmış iki satırla her türlü çarpıtma nasıl yapılabilir, örnekle gösterdik. Neye inanırsan inan, sahtekarlık yapma, yalan söyleme(BEN YALAN SÖYLEMEDİM SÖYLENE SÖZÜ AKTARDIM TARAFSIZ OLARAK), çarpıtma, iftira atma, sahtekarlara da alet olma diyorum. Yoksa senin cehaletinden bana ne!(CAHİL KİM ACABA MERAK EDİYORUM?) Koskoca biyoloji bilimi senin cahilliğinden zarar mı görecek(DOĞRU SENİN GİBİ ANDAVALLAR YIKAMADIKTAN SONRA BEN BİR ŞEY YAPAMAM)? Sen inanmayınca gerçekler mi değişecek?

 

"OĞUZ HAKARETLERIN İÇİN SAOL SEVİYENİ NET BİR ŞEKİLDE BİZE GÖSTERDİĞİN İÇİN..."

 

SAYGILAR BIZDEN

 

 

 

 

 

 

  

 

izafi

(no login)

203.213.84.143 :) April 25 2003, 6:58 PM 

 

Kafirligin ilk belirtisi asagilamaktir diyecegim ama ne söyleyecekleri aninda kafamda belirdi.. "Bizler zaten kafiriz yahu!"..  RASTLANTILARDAN ÇIKIS BULAMAYANLAR SIMDI ZORUNLUKCUMU OLDULAR!.. iyiymis.. Simdi bunlara Gözün görebilmesi için veya varolmasi için bütün parçalarinin birarada ve hiç eksiksiz olmasi gerekliligini hangi zorunlulukla izah edebilecekler acaba?.. Yoksa göz söyle yuvarlak beyaz birsey mi?  zorunluluk heralde öncel olarak varolan bir seyden dogsa gerek.. gözdeki yüzlerce karmasik sistemin birinin eksikligiyle digerlerininde çalisamaz daha dogrusu, gelisip varolamaz oldugunu bilim adamlari söylememismiydi yoksa?.. Ya da Dünyanin simdiki yasanilir halinidemi zorunlulukla izah edecekler... Eh bu sonsuz! evrende çesitli zorunluluklarla dünya diye bir gezegeninde olmasi muhtemel... Yoksa dünyadami uzaktan bakinca söyle yuvarlak mavi beyaz birsey..  Böyle zorunluluklari rastlantisal zorunluluklar diye ifade etsek nasil olur acaba?.. Mutasyon diye bu zorunluluklari ispat ettinizde bizmi evrimci olmadik yani... Koyun ortaya somut bir delil valla bende evrimci olucam.. Ben olunca zaten dünya alem oldu demektir!..  Hem sonsuzlukta neymis.. ben baktim öyle bir sey yok.. hadi aksini ispat edin!.. Kusura bakmayin ama ne kadar derli toplu yazsanizda Gerçek karsisinda asil cahil olan sizsiniz!.. Belli konulardaki birikimlerle her konuda ahkam kesmek ya da Dogruyu ben biliyorum sanmak asil cahillik olsa gerek.. Hani ikide bir cahil diyorsunuzda ondan dedim.. yoksa bilgi her zaman saygidegerdir... Bence biraz detaylara girin.. kabaca bakarak, gerçegi, görünenden ibaret sanacak kadar fakirlesip, zengin görünme dürtülerinizin gazina gelmeyin.. Ben Allah'a inaniyorum ama asla Onu bütünüyle anlayabildigimi iddia edemem.. Hiç bir sey kesin degil.. Tanri'nin varligi disinda nasil olduguna dair kesin bir bilgimizde olamaz zaten.. Ama yapmayin.. Bir akil, bir ºuur, bir bilinç, bir ilim sahibi var!.. Bu gerçegi zorunluluklarla zorlamayin!.. Ayrica BANANE YAW!.. Ne haliniz varsa görün!.. Ben kendi günahlarimin derdindeyim zaten.. eski götürdüklerimizle ilgili (Oguz'a) muhasebelerimiz var zati... Ama artik evliyiz.. çoluk cocuk...

 

  

 

izafi

(no login)

203.213.84.143 ayrica oguz, April 25 2003, 7:09 PM 

 

sende "küfür" saplantisi var... Bi doktora görün.. Bioritminede baktir.. Sanirim olumsuz bir dönemdesin..

 

  

 

Babilli

(no login)

80.128.246.104 Bilim uzmznları ne diyor? April 26 2003, 1:45 AM 

 

 

Ben bir yaratının olduguna inanmış biriyim.Tanrıyı ,Tanrı gibi,Ulagı,ulak gibi,Elçiyide elçi gibi bilirim.

 

Gelelim ümmetci gardaşlarımıza,

 

Peki,Tanrıya gerektigi gibi inandıgınızı söylüyorsunuz.

Peki Kur,ana gerektigi gibi inandıgınızı söylüyorsunuz.

 

Peki siz dogru yoldada ,sizin karşınızdakilerin yanlış yolda oldugunu söylüyorsunuz.

 

Siz Allahlı sizin haricinizdekiler Allahsız diyortsunuz.

 

Gerçek inananların sız oldugunu ,Tanrıda gerçek inananlara yardım eder kesin diyorsunuz.

 

Peki adamlar sormazlarmı, nedir peki bu hal,u melalınız?

 

Evet hiç kimse sormazsa ben soruyorum,İslam aleminin bu perişanlıgı nedir,nedendir ?

 

Dogru zenginligi,dogru özgürlükleri,dogru birbirini sevmeyi,dogru mutlulugu getirir,hani nerde bunlar bizde?

 

Ey ümmetci gardaş, biraz Toriyi çalıştır.

 

Ayrımsız seviler

 

Türkmen begi

 

  

 

izafi

(no login)

203.213.127.99 Turkmen gardas, April 26 2003, 9:36 AM 

 

Kafayi çekmisin anlasilan.. pek birsey anlasilmiyor.. Olsun.. Atatürküde böyle seviyoruz biz.. içiyorsam açik açik içiyorum demis!.. Riya yokya içinde.. Aydin inanmislardansin belli.. İslam aleminin bu durumu derken serefe çekiyordun heralde.. İslam alemi diye bi alemmi var.. Valla ben bilmiyorum hangi alem o?.. Açiklik getirirsen seviniriz... Selamlar...

 

  

 

Deicide

(no login)

195.175.160.107 İzafi April 27 2003, 3:14 PM 

 

"Koyun ortaya somut bir delil valla bende evrimci olucam.."

 

SARS virüsünün nasıl ortaya çıktığını sanıyorsun?

 

 

Ana sayfaya geri don

Tartismalar sayfasina geri don


Hosted by www.Geocities.ws

1