Iktidar ortağı CTP
 
Başbakan M.Ali Talat son birkaç gündür TV’lerde boy gösterip Annan planının nimetlerini 
anlatıp duruyor. Acaba lideri olduğu bu CTP ne menem bir parti biraz bakalım !!
 
Not :  duyduğuma göre törenlerde M.Ali Talat Istiklal Marşı söylenirken sessizce duruyormuş , 
bu aralar kafası çok dolu herhalde sözlerini unutuyordur , başka bir neden aklıma gelmedi.
 
KKTC’deki hükümetin büyük ortağı CTP hakkında gazeteci Hüseyin Mümtaz’ın yazısı aşağıdadır , 
yorum sizin.
 
 
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
Deştikçe dökülüyor, dokundukça dağılıyor. Bu yazıya biraz geçmişten söz ederek başlayacağız.
 
CTP şimdi biliyorsunuz iktidar partisi.. İlk kurulduğu yıllarda doğrudan Moskova’ya bağlı güneydeki 
Rum Komünist Partisi AKEL’in paralel örgütü idi.
 
33 yıllık bir parti. Kadrolarında hayli değişiklikler oldu. Ayrılanlar ‘’Rumcu’’ olduğu için değil, kuzeyde 
daha iyi, kuzeye has enternasyonalist olabilmek için ayrıldıklarını söylediler. Parti’nin şimdiki 
çizgisi marksist söylemle beynelmilelcilik yapmak. Son tahlilde enternasyonalizm ile beynelmilelcilik’in 
ayni şey olmadıklarını söylemek çok zor.
 
Ufacık bir fark var. Sovyet İmparatorluğu zamanında komünizmin düdüğünü çalıyorlardı, şimdi Amerikan 
İmparatorluğu var ya ‘’küreselleşme’’ babında bu defa da Amerikan Emperyalizmi’nin düdüğünü çalıyorlar.
 
Bu konuda yürütülen beyin yıkama ve örgütlenme faaliyetlerini ifşa eden en önemli itiraf , Yenidüzen 
gazetesi yazarlarından CTP’li Sevgül Uludağ’dan gelmiştir. Uludağ 16 Temmuz 2001’de CTP yayın organı 
Yenidüzen’de yayınlanan ifşaatında “Bizi 30 kişi olarak Amerikalılar eğitti. Biz de 3000 kişiyi eğittik, 10 bin 
kişiyi harekete geçirdik, 100 bin kişiyi etkiledik” demiştir.
 
Bu eğitimlerde o derece ileri gidilmiştir ki workshoplara çağrılma yaşı 15-16’ya kadar düşürülmüştür. Fulbright 
Vakfı, her yıl ABD’de düzenlediği iki toplumlu yaz kamplarında yüzlerce liseli gencin beynine uyduruk 
“KIBRISLILIK” bilinci aşılamaya devam etmiştir. 
 
ABD’de başlatılan bu çalışmalar, grup grup her ayın belli bir gününde Pile’de dış güçlerce kiralanan “KIBRIS
EVİ”nde sürdürülmüş ve gençlik, göz göre göre Türk kimliğinden koparılmıştır.
 
Bu çalışmalardan cesaret alan ABD Büyükelçisi de, Cumhurbaşkanı Denktaş’a, 2000 yılı içinde “şu anda 
3 bin kişiyiz, 10 bin kişiye ulaştığımız anda altınızdaki tabanı çekip almış olacağız” diyebilmiştir.
 
Son olarak ABD Elçisi Klosson son 20 yılda bu amaçla 300 milyon dolar harcadıklarını itiraf etmiştir. 
Son 20 yılda AB de aynı miktarda parayı KKTC’ye yönelik psikolojik savaş için harcamıştır.
 
Demek ki kıymetli okuyucu bu tür insanlar için geçerli olan tek ölçü var..Yeter ki ‘’millî’’ olmasınlar. 
Her  devirde genelde veya yerelde kim başta, kim kuvvetli ise onun kayığına binip onun türküsünü çağırsınlar.
 Böylelikle ‘’dünyalıklarını’’ doğrultsunlar, geçinip gitsinler, her devrin adamı olsunlar...
 
CTP Genel Merkezi’ne eskiden sadece doğu bloku ülkelerinin diplomatları gelirlerdi. Şimdi ise hayli  
rağbetteler. AB ve ABD’liler de kapılarını aşındırıyor. AKP bile milletvekilleri ile seçim propagandasına katıldı.
 
Kim kimi kullanıyor, kimin eli kimin cebinde belli değil.. CTP şimdi Kıbrıs’ı Türkiye’den koparmak için 
hesabı olan herkesin ‘’gözde’’si. Bu ‘’dünyalığı doğrultmak’’ noktasında ‘’fırıldaklığın’’ bir nebze su götürür 
yanı olduğunu düşünebilirsiniz, ‘’dünya hâli işte ne olacak’’ diyebilirsiniz ama ‘’köstebeklik’’ öyle değil 
kıymetli okuyucu.. 
 
Hüseyin MÜMTAZ
 

------------------------------------------------------------------------

 

Not: aşağıdaki linkteki “Sermaye "Federalleşirken"; Sakıp "Ağa" 'nın Sembolik Ölümü “ analizini arkanıza yaslanıp

okumanızı tavsiye ederim.

http://www.sesar.com.tr/analiz/jeokritik080404.htm  

 

**

Hosted by www.Geocities.ws

1