Bir önceki yazıda Kofi Annan’dan bahsetmiştim. Acaba onun yardımcısı ve Kıbrıs görüşmelerine doğrudan katılan

ismini günde yüz kere duyduğumuz Alvaro de Soto nasıl biridir sıcağı sıcağına bakalım !!! Biraz önce TV’de önümden

geçtide !!!

 

Bana Ocak’taki New York görüşmelerinden önce gelen bir yazıyı aşağıda bulacaksınız. Okurken o tarihlerde yazılmış gibi okuyun.

 

O tarihten sonra olanlarıda üstüne ekleyin ve Kıbrıs pazarlığında karşımızda kimlerin bulunduğunu ve Denktaş’ın kapalı kapılar

arkasında nasıl baskılara muhattap olduğunu ve neden hep bize baskı yapılıp Rumlara yapılmadığını daha iyi anlayabiliriz.

 

Ve bizimkilerinde De Soto’yu arabulucu olarak istemediklerini ve Annan’a bu konuda taleplerinin olduğunu hatırlayın , tabii hiçbir

şey olmamıştı , niye olmadığınıda aşağıda okuyacaksınız.

 

Gönderen arkadaş adını yazmadığı için referans veremiyorum ama yazılanların çoğunun doğru olduğunu bildiğim için aynen

aktarıyorum.

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Alvaro De Soto

 

Arabulucu demek ismi üstünde biribiriyle sorunları olan ülkelerin veya insanların arasını yapmaya çalışan tarafsız kişi demektir.

Kıbrısta ise bizim arabulucumuz 1999'dan beri kel kafalı Perulu diplomat Alvaro De Soto.

 

Kendisi Birleşmiş Milletlerdeki kariyerine 1982 yılında dönemin BM Genel Sekreteri Perulu ( ve P2 Mason Locası üyesi )

Perez de Cuellar'ın torpiliyle başladı. Bir süre Güney Amerikadaki sorularla ilgilendikten sonra 1991de Birleşmiş Milletlerin

istihbarat servisi olarak hizmet veren (ORCI)nin başına atandı. Tabii böyle önemli bir görev için son derece sağlam masonik

ve siyonistik bağlantılarınızın olması gerektiğini belirtmeme hiç gerek yok.

 

Kendisi Kıpti karısı ise yahudi olan bir önceki genel sekreter Butros Gali döneminde ise Galiye politik danışmanlıkta bulunan

De Soto 1995'te Kıbrısa verilene kadar neredeyse tüm dünyayı kapsayan bir görev alanına sahipti.

 

Kısacası Alvaro De Soto son derece kariyerli, Birleşmiş Milletlerde popüler ve arkasında sağlam "dayılara" sahip biri. Zaten

New Yorktaki "Kıbrısı teslim" toplantılarında masada oturacak olmasıda bunu gösteriyor.

 

Alvaro De Soto doğuştan diplomat ve sorun çözme kabiliyetine sahip biri aslında. Bu özelliklerinide
herhalde büyük büyük büyük dedesi Hernando De Sotodan almış olmalı.

 

Hernando de Soto (1496 - 1542) Peruyu ilk sömürgeleştiren İspanyol fetihçilerden biri. 1532'de İspanyol kasabı Pizarronun

 fetih seferine katıldı. 1533de Pizarro ile birlikte İnka Kızılderileri uygarlığını "keşfetti". İspanyolların her keşfettikleri yerde

yaptıkları gibi beraberce koca İnka uygarlığını yakıp yıktılar ve bulabildikleri her şeyi yağmaladılar.

 

Artık yağmalanacak altın ve öldürülecek kızılderili kalmadığına karar veren Hernando 18 bin ounce altın gibi büyük bir

servetle İspanyaya geri döndü ve asilzade hayatı sürmeye başladı. İçindeki kan dökme isteğini bir türlü tatmin edemeyen

Hernando de Soto Florida’nın keşfini duyunca geri dönmeye karar verdi ve kendi düzdüğü bir serseriler ordusuyla yeni

yağmalar ve katliamlar için Amerikaya geri döndü.

 

Bu yeni seferindede 12 bin kadar yerliyi katletmeyi başaran Hernando ailesi ile gittiği bu seferden geri dönemeyerek

Missisipi nehri kıyılarında hastalanıp ölüverdi. Cesedi kendi arkadaşları tarafından parça parça edilerek ormana saçıldı.

Bunun sebebi de İspanyolların Kızılderilileri Beyaz adamlar ölümsüzdür yalanıyla kandırması ve içlerinden birinin cesedinin

bulunmasının onlar için hiçde iyi olmayacağıydı.

 

De Sotonun yanında getirdiği aileside bu "hazin" olaydan sonra İspanyaya dönmeyip Peruda yaşamaya başlayarak Peru

aristokratlarından oldular.

 

Bizim arabulucu De Sotonun gerçekten ilginç bir sülalesi var. Hayatlarını emperyalizme adamış olan bu ailenin biraz önce

bahsettiğimiz ilk atasıyla aynı adı taşıyan bir üyesi daha bugün kapitalizmin fikir babaları arasında.

 

Torun “ Hernando de Soto “ bugün Perudaki Özgürlük ve Demokrasi Enstitüsünün başkanı. Kendisi Time dergisinin Mayıs

1999 sayısında Yeni Bin yılın Liderlerinden biri olarak gösterildi.

 

Kapitalizmin sembol dergilerinden biri olan Forbes Dergisi ise 85. yıl özel sayısında kendisini "geleceğinizi şekillendirecek"

15 kişi arasında gösterdi.

 

Bundan önceki Peru diktatörü Japon asıllı Fujimorinin bir süre danışmanlığınıda yapan torun De Soto diktatörün darbeyle

devrilmesinden 2 ay önce "kuşlardan" haber alıp istifa etmişti.

 

Torun De Sotonun kapitalistlerin baş ucu kitapları haline gelen iki kitabı "Diğer Yol" ve "Kapitalizm neden sadece Batıda

başarılı oluyor" sömürme sanatının bütün inceliklerini içermektedir. Dedesi Hernando De Sotonun boğaz keserek hizmet

verdiği Kapitalizme torun De Soto bugün kitaplar yazarak hizmet ediyor.

 

Öteki torununda Kıbrısta karıştırdığı haltları düşünürsek bu De Soto ailesinden korkulur diyebiliriz.

 

------------------------------------------------------------------------------------

Hosted by www.Geocities.ws

1