Geliyorsun gece geliyor ardından. Katran kumaşlara sarınmış gizemiyle taze
sabahlar taşıyor kollarında.
Sen geliyorsun huzur dolu kelimeler dökülüyor dudaklarından.
Binlerce yıllık bir pınardan yaz sıcağında
içilen bir yudum su gibi ferahlatıyorsun bedenimi.
Sonra ateşlere düşüyorum, bir İbrahim gibi.
Yürek suyunda durulanmış kelimeler dinliyorum. Önce dağ oluyor
yüreğim sonra gök, ellerinden tutuyor kelimelerinin...
Bir gül oluyor bir ırmak; akıyor sonsuza çağlayarak.
Gözlerinin karasından derinlere çekiliyor zaman.
Bu an ve bu hal bir şiirin sürekli tekrarlanan ve
bitmesini istemediğim son cümlesi gibi
tekrarlansın istiyor yüreğim.
Huzur bir kelime değil, huzur bir
Yorgun zamanlardan devşirilmiş bir yeniçeri ile bu savaş
İhmal edilmiş yüreğime bir nazarın yetiyor.
Her şeyi her hüznü, her küskünlüğümü unutuveriyorum.
Küçük şeylerden mutlu olmaya hazır bir çocuk gibiyim.
Belleğimi bir nazarınla temizlemeye hazırım.
Bir yudum cümlene binlerce an feda edebilirim.
Umudum, can kuşum canım sevgilim...
Bir gün haber vermeden, sabahları ve geceyi ürkütmeden gene gel...
Fethinden mutlu kalan yetim ülkene gel...
|