|
Eylül
"Bir
masal devinden masum bir dilektir.
Seni sevmek, Seni sevdikçe, Seni yazdıkça,
Kalemim sonsuzdur hep.
Görkemli bir bahçe, uzak bir ülkedir belki de yüreğin,
Gözlerin, saçların, ellerin,
Dudakların ve Eylül’dür sözlerin… "
Aylardan Eylül.
Ve ben sana suskunluğumun kapılarını açıyorum gül goncası.
Çünkü aylardan Eylül ve bitti benim suskunluğum.
Elimdeki çiçekler hep gül, bahçem gül, yüreğim gül ve şimdi aylardan
eylül.
Yüreğim mavi... Ellerim yıldız ve saçlarım aya tutkulu. Bakışlarım
mağrur yüreğin gibi. Gözlerin hüzünlü şarkıları çağırıyor, ellerin
soğuk Eylül geceleri gibi...
Anıların kayıyor arada bir yıldız gibi.
Ve şimdi hüzün vakti. Zehir zemberek sözler yoktur yıldız tepesinde.
Seni sevdikçe ben, bir masal kahramanı farz ederim kendimi.
Az giderim-uz giderim dere tepe sana gelirim.
Bu kafesini zorlayan ozan yüreğimi ayaklarının dibine atar, yalnız
Senin ülkende kalmak isterim. Yürekleri yangınlara dalan, üşüyen bir
parmaktır sevdalarım.
Sımsıcak merhabalar dökülür dilimden.
Yüzüm asıktır, yüreğim çocuktur ve ben her çiçeğe dikenimle
sevdalanırım.
Yüzümdeki ışıklar geceyi aydınlatır, bir yıldız denizinde aşk’a
yelken açarım.
Ondandır yıldızlara sevdalandığım, ondandır gezegenlerden sözcük
topladığım.
Bazen uzun süren bir fırtına sonrası ölümü düşlerim, sonra toprak
olur, yine ülkeme dönerim.
Bataklıklardan çıkardığım tüm umutları sevinç sayarım.
Duvar gibi örülürken içimde bekleyişler, bembeyaz bir gül demeti
büyür bahçemde.
Belki sesini duyarım uzak ülkelerden.
Belki gittikçe ağırlaşan bir sis olursun ülkeme yol alan.
İçimde artar aşkının ağırlığı ve kilitlenir zaman...
Donuklaşır gülüşlerin, öfkem olursun, mavi denizlerimde yüzemez
balıkların...
Belki de boğulurum upuzun çöllerinde.
Sen ki, bir avuç su olursun yüzüme çarptığım.
Her şafakta Seninle uyanırım, güneşinin ışıltılarından görkemli bir
sofraya otururum.
Eylül olur bağdaş kurarım sevdana. Bir türkü olurum, dağlara
yürürüm,
Sevda uğruna yıkıp, yakıp içimdeki tüm kentleri sana yürüyüşüm de
bundandır.
Yosun gözlerin yerle bir etse de içimdeki tüm çadırları, bir yankı
olur bulurum Seni.
Baktıkça hiçbir yeri göstermeyen haritalar, rotasız ilerleyen
gemiler gibidir yaşam. Ölüm uzunca esen bir fırtına sonrasıdır
belki.
Gül ve ipekten yüreğinle, eylülde gir şu masalsı düşlerime…
Mai_Siyah |