...Ve Eylül
 
Eylül ; güzün eşiği hüzün beşiği...Hüznü güzelden,güzelde yüreği...Tebessümünde mahzunluk,gözlerinde bekler yaşlar.Önü kış,sonu bahar.Her doğumda ölüm,her ölümde diriliş var.Hazandaki firakın sonu bahara çıkar,ya baharda ayrılanlar?..
Senda tanıdım ben herkesi ve herşeyi...Hüznü,neş'eyi,sevdayı ve ayrılıkları.Çocukluğum,heyecanlarım,aşkım,aldanışım,hayatı kavrayışım.Ne çok hüzünle beraber anılır adın!Yağmurlarınla ne de güzelsin!..Ve acılarını nasıl da kıymetli bir mücevher gibi takıyorsun yürek yakana!
Bugün kapıda karşıladım seni.Solgundu benzin,yorgundun.Sana yakışan bir durgunluk , bir mahzunluk vardı üzerinde.Gözlerim gözlerin gibiydi.Yine adına yakışır bir şekilde geldiğini hissettirmiştin daha ilk günden.Yüreği kasvetli gözü yaşlı bir şehir.Senin adın Eylül,Eylül'üm hoşgeldin!
Ruzgar uğultularını işitiyorum şimdi odamda ve yalnız...Esip gürleyen,eline ne geçerse sağa sola fırlatanhırçın bir ruzgar.Ağaçlar ram olmuşlar ruzgara,bir o yana bir bu yana sallanıyorlar.Cama tıp tıp vuran yağmur damlalarının yanına arkadaş aradıklarını hissediyorum.Erken gelen akşama pek te aldırmadan yağmurun yağışını izliyorum.Ruhum ne de çabuk kaynaşıveriyor daha ilk günden Eylül'e.Biraz odanın loşluğu,yağmurun sesi,şehrin melali...Masanın üzerinde gönderilmemiş bir mektup ve birkaç satır:
"Yağmurun sesini dinle!Her damla bir sitem,her sitem bir damla rahmettir toprağa.Bugün susuyorsam yarın konuşacağım.Sözlerim yağacak şehrinin gözlerinden.Yüreğinde hasret sonrası bir aşk kokusu!Sel götürecek içinde biriktirdiğin cümleleri...Susacaksın!Ben damla damla girerken toprağın koynuna,ağlayacaksın..."
 
.......
 
Yapraklardan süzülen damlaları izlerken ; Sezai Karakoç'un bir kaç dizesi takılıyor dilime:
 
İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var
Birine cennetse birine zindan
İyi ki bilmiyor kalabalıklar...
 
Eylül...Baharın doğurduğu,yaz mevsiminin büyüttüğü tabiatı beyaz ölümüne mi hazırlıyor?Önce yaşillikler sararıp solmaya başlayacak.Sonra eylül ruzgarlarında savrulup duracaklar.İlkbaharda bir ana şefkatiyle tabiatı besleyen yağmur,güzün soğuk gözlerinde azrailin gözyaşları olacak.Herşeyi çürütüp yok edecek.Hüzün kaplayacak şehri,tükeniş,ağır ağır gelen bir ölüm.Sonra sessizlik...Yalnızlığın tadını hissedeceğiz iliklerimize kadar;üşüyen ellerimizi ceplerimize sokarken.Üşüyen yüreklerse ayrılık cebinde bir mum alevi gibi titremektedir çoktan...
Eylül ve hüzün...Tenhalığına çekilmiş yalnızlıklar.Issız sessiz ve bir o kadar ıstırap dolu yürekler.Odanın havası boğuyor,nefes alamadığımı hissedip kendimi dışarı atıyorum,eylül beni çağırıyor.Serin ve nemli bir havayla kucaklaşıyorum ilk adımda.Ruzgar sakinleşmiş gibi.Kurumuş yaprakların hışırtısını dinlemek o kadar hoşuma gidiyorki,yolda çaprazlama çizgiler çiziyorum.Gözlerim az ileride üzeri kuru yapraklarla örtülü ,ağaçların arasından akıp gelen dereye kayıyor.Küçük tahta bir köprü üstünde...
Bembeyaz karla kaplı bir kış günüydü.Buzdan saçaklar sarkıyordu köprünün üstünden.Köprünün bir ucunda sen,bir ucunda ben.Dudaklarının her bir kıpırtısı bir bir eritiyordu buzlarımı.Gözlerinde yitirmiştim üşümelerimi,ellerimin titremesini ellerinde.Köprünün bir ucunda sen,bir ucunda ben...Yaklaşıyordu adımlarımız birbirine.Sonra...Bir çıtırtı sesi ve ardından suya karışan bir gürültü.Benim çığlıklarım çırpınışlarım...Birbirine uzanan ellerimizin ne kendine ne diğerine fayda veremeyişi.Boş kalan titrek eller,ıslak gözler...Aramızdaki bir nefeslik mesafeye sığdırdığımız koskoca bir ayrılık.Yıkık bir köprü geride kalan.Köprünün bir ucunda sen,bir ucunda...yine sen...Önemi var mıdır mesafelerin,yüreklerde köprüler kurulmuşken?...01.09.'06
 
 
 
4
 
Benim Hala Umudum Var...
 
 
"Etek sarı sen etekten sarısan..."
 
Sarı yapraklardan ya da gökyüzündeki bulutlara yazdığımız hayallerimizden bahsetmeyeceğim bu mektupta sana.Eylül'ün gülen gözleriyle kandırıp,lodosuyla vurduğu kurumaya yüz tutmuş yapraklardan da...Mazinin sararmış sayfalarında yer bulamayacak meçhule yol alan sevdamız.Umudu heceleyecek kalemim kağıdı her öpüşünde.Masmavi gökyüzüne kanatlandıracağım umutları.Aşk göz kırpacak semadan,çağlara yazdıracak adını...
Gözyaşı olmayacak bu mektupta.Ayrılık ve ızdırap karasını taşımayacak satırlar.Her cümle umutla noktalanacak,her nokta aşk kokacak.Mektubumdan kalbine gül kokusu dolacak.Gönlümün gülşeninden kırmızı goncalar dereceğim sana.Güllerini sulamak için bir kaç damla aşk suyu akacak.Çünki bu güller yalnızca bu suyla beslenmeye alışık olacak.
Hasret kol gezecek satırlarda.Zaman zaman yakıp kavuran bir hasret.Seni sarmalayıp kuşatacak gözlerimden duman duman tüten,deli divane eden bir özlem.Kelimeler el ele verip cismime bürünerek sarılacaklar sana.Sarılacaksın elinde tuttuğun kağıda.Bir damla yaşta senin gözlerinden süzülecek,hasretten tutuşan kağıdı söndürmek için.
Bu Eylül taze umutlar devşirmeliyim sana.Hazandan bahara çıkan,sarı yaprakların yeşile döneceği mevsimleri görür gibi.
Bizim ölümlerimizde hep bir diriliş müjdesi vardır.Her ayrılık bir basamaktır vuslata.Varoluşumuzun bir nişanıdır ızdıraplarımız.Nasıl ki her karanlık geceye bir güneş doğar,hiç tükenmemeli,sonsuzdur umutlar.
Gönlünü ferahlatsın bu mektup,solmasın dudağındaki tebessüm.Kaldır başını bak göklere,umuda gebe yarınlar.Sonsuzdur bizim sevdamız,her bahar tazelenen,her baharı tazeleyen masmavi umudumuz var...19092006
 
5
 
Eylül Giderken
 
Uzun uzun baktım kara gözlerine...Ne bir ah u vah,ne de bir feryad u figan.Sadece bir kaç damla yaş,belki birkaç damla kan...
Ayrılığı kabullenmiş mahzun duruşu,bir de ruzgarda dağılan saçlarıyla ;
"Hazırlan!" diyordu.
Yaklaşan vedanın acısı sararken içimi,biliyordum ki 'geri dönmen için gitmen' gerekiyordu.
Seyre daldım umarsız kara gözlerini.Yanağına gözyaşlarım bulaştı.Soğuk kollarını boynuma doladı.
"Ağlama!" dedi,"Doğanın kanunudur bu!Her doğan ölür,gelen gider,giden döner!Varlık yokluktur,yokluk var!"
Uğuldayan sesi doldu kulaklarıma.Kimse duymadı sesini,bilmedi kimse ve anlayamadı seni!...
Yavaş yavaş çekildi adımları.Islak kaldırımlar,bir de kuru yapraklar.Bir âh ediş içimde!Yüreğimin yerinde bir kor parçası.Heybetli bir sükut yürüdü üstümüze,karşı koyamadık.
Uzun uzun baktım karagözlerine.Eylül'le vedalaşırken ağladık...
 
25092006

 

Fatma Baylan

ANASAYFA

Hosted by www.Geocities.ws

1