Barış Şehrine Göç
Zamanın birinde varlıkların yokluklara
karıştığı bir demde bir küs şehri varmış.
Siyah yüzlü adamlar ve kadınlar yaşarmış bu
şehirde. Şehirdeki gökyüzü şehir
insanlarının kelimelerine hasretmiş asırlar
boyu. Bu şehirde insanlar gün doğar doğmaz
birbirinden habersiz güne uyanıp, bir telaşa
tutulurmuş. Siyah yüzlü adamlar siyahlarını
giyinip siyah sokaklara atarlarmış
kendilerini, siyah yüzlü kadınlarına bir
“Hoşça kal!” bile demeden. Siyah yüzlü
kadınlar bir demlik çayda ararlarmış
mutluluğun gizini. Bulamazlarmış. Siyah
sabahlıkları dalgalanırmış hüznün
esintisiyle. Asık suratlarını alıp ellerine
siyahlıktan arınmayan evlerini temizlemeye
çalışırlarmış. Evlerine sinen bu garip
kokulu is hiçbir deterjanla temizlenemezmiş.
Camlarda siyah bir buğu… Ne yapsalar
üstlerine yapışan bu nemli hüzünden
kurtulamazlarmış. Öğle güneşi bu şehri
ısıtmadan ikindi vaktine doğru yol alırmış.
Yalnızlıktan bunalan siyah yüzlü kadınlar
tatsız tuzsuz yemekler yaparlarmış siyah
yüzlü adamlarına. Menekşeler hiç çiçek
açmazmış bu siyah is kokulu evlerde. Güneş
hızla terk edermiş küs şehrini… Ve şehir ona
en çok yakışan rengine bürünürmüş akşam
olunca. Siyah yüzlü adamlar evlerinin
merdivenlerinden çıkarlarmış ağır adımlarla.
Donuk bir zil sesi siyah yüzlü kadınların
yüzünde hafif telaşa dönüşürmüş.
Terliklerini sürüye sürüye kapıya yaklaşıp
kapı tokmağını çevirirlermiş. İçeriye giren
siyah yüzlü adamlar görmezlermiş siyah yüzlü
kadınlarını. Bir hüzün çemberi dolanırmış
siyah yüzlü kadınların yüzlerinde.
Tabaklarına konan tatsız tuzsuz yemeğe ne
kadar tuz atsa da siyah yüzlü adamlar,
istedikleri ağız tadını bulamazlarmış sıcak
yemeklerinde… Kaşık çatal seslerinin eşlik
ettiği sükûtu katık eden yemekler, en kısa
sürede bitermiş küs şehrinin evlerinde.
Siyah yüzlü kadınlar, siyah yüzlü adamların
ardında bıraktıkları kirli tabakları toplar
kirlerinden arınmayan ve hiç arınmayacak
olan tabakları yıkarlarmış temizlenir
umuduyla. Yürekleri kaskatı kesilen küs
şehri insanlarının gözleri değmeden
birbirlerine kâbuslu rüyaları olan
uykularına dalarlarmış.
Bir gün ısınmaya muhtaç olan şehir insanları
yine siyah yüzlerini alıp ellerine siyah
telaşlarına koşuşturmaya başladıklarında küs
şehrinin siyah duvarlı evlerinin birine
güneş daha aydınlık parlamış. Siyah duvarlı
evdeki siyah yüzlü adam, ilk defa gülümsemiş
siyah yüzlü kadınına. Siyah yüzlü kadın,
yüzü güneşten parlak olan beyaz yüzlü
bebeğinin al yanağına ufacık bir buse
kondurmuş. Beyaz yüzlü bebeğin melek
yüzündeki gülümseme siyah yüzlü kadına ve
adama bulaşmış. Siyah duvarlı evlerindeki
nemli hüzün kokusu dışarı çıksın diye siyah
yüzlü adam sıkışan pencereyi açmış ardına
kadar. Siyah kokulu perdeler havalanmış
neşeyle. Beyaz yüzlü bebek ilk gününe
“Merhaba” demiş küs şehrinin siyah duvarlı
evinde. Siyah yüzlü adam demlemiş tomurcuk
kokulu çayı siyah demliklerinde. Griye
dönüşen duvarlarına şaşırarak, ilk defa
evden çıkmak istememiş siyah yüzlü adam.
Siyah yüzlü kadınına bakmış mutlulukla… Küs
şehrinde demlenen ilk lâl rengi çaymış
grileşen duvarlı evde kaynayan… Beyaz yüzlü
bebek meleklerin geldiği uykularına dalmış.
Siyah yüzlü kadın mor çiçek açan menekşesine
hayretle bakmış lâl rengi çayını
yudumlarken. Siyahı griye çalan yüzlerini
aynada gören çift şaşırarak tebessüm etmiş
birbirine. Gri yüzlü adam grilerini giyinip
“Hoşça kal!” demiş gri yüzlü kadınına. Gri
yüzlü adamın aklı gri duvarlı evinde kalarak
ağır adımlarla inmiş merdivenlerden…
Kelebeklerin uçuştuğu sokaktaki siyah yüzlü
adamlara “Günaydın” demiş kendi sesini
tanımayarak. Gri yüzlü adam gri duvarlı
evinin camına bakmış, gri yüzlü kadınına el
sallamış. Beyaz yüzlü bebeğin sesiyle
aydınlanmış gri duvarlı ev. Gri yüzü beyaza
çalan kadın ninni söylemiş yüzü beyaz
bebeğine. Güneş ışınlarını dik yollarken küs
şehrine daha cömert davranmış. Isınan küs
şehri insanları kendilerine gülümseyen bu
gri yüzü beyaza çalmaya başlayan adama tuhaf
tuhaf bakmışlar. Siyah yüzlü adamlar
sırtlarını dönmüş gri yüzü beyaza çalan
adama. Adam umursamamış siyah yüzlü
adamları. Saate bakmış ve saymış dakikaları.
Beyaz yüzlü kadın beyaz yüzlü bebeğinin
yüzünü seyretmiş bebeği uyurken. Saate
bakmış ve saymış dakikaları. Kalkıp
tencereye bir parça yağ koymuş. Sebzeleri
yıkamış. Beyaz yüzlü adamına tadı tuzu
yerinde yemekler yapmış. Güneş beyaz duvarlı
eve gülümseyerek veda etmiş. Küs şehri yine
kendine yakışan renge bürünmüş. Beyaz yüzlü
adam koşar adam çıkmışmerdivenleri. Zil sesi
evde hoş bir melodiye dönüşmüş. Beyaz yüzlü
kadının yüreği tatlı bir heyecan duymuş.
Hızlı adımlarla kapıya yönelmiş, çevirmiş
kapı tokmağını. Beyaz yüzlü adam, beyaz
yüzlü kadınını öpmüş alnından.
Ayakkabılarını çıkarır çıkarmaz beyaz yüzlü
bebeğinin odasına yönelmiş. Meleklerin
geldiği rüyalarla aydınlanan beyaz yüzlü
bebeğinin yüzüne bakmış mutlulukla. Beyaz
yüzlü kadın beyaz örtü sermiş yemek
masasına. Beyaz yüzlü adamına yaptığı tadı
tuzu yerinde yemekleri getirmiş sofraya.
Beyaz yüzlü adam sevdiği tadı tuzu yerinde
yemekleri yerken gri bir hüzün çökmüş
yüzüne. Siyah yüzlü adamları anlatmış beyaz
yüzlü kadınına. Dayanılmaz bu küs şehrine
veda edelim, demiş beyaz yüzlü adam.
Kütüphanesinden beyaz bir harita getirmiş.
İşaret parmağını doğrultup barış şehrine
“İşte buraya gidelim” demiş. Beyaz yüzlü
kadın gülümsemiş beyaz yüzlü adamına. Anlat,
demiş, bana barış şehrini. Beyaz yüzlü adam
barış şehrindeki beyaz yüzlü insanları
anlatmış beyaz yüzlü karısına. Yeşil
çimenleri, çiçek açan ağaçları anlatmış.
Sokak başlarında şırıl şırıl akan çeşmeleri,
birbirleriyle neşeyle oynayan beyaz yüzlü
çocukları anlatmış. Beyaz yüzlü kadınların
beyaz telaşlarını anlatmış. Beyaz adamların
beyaz çocuklarıyla nasıl oynadığını, beyaz
duvarlı evin içindeki mutlulukları anlatmış.
Küs şehrinde yaşayan beyaz yüzlü kadının
yüreği kabarmış heyecanla… Daha önce hiç
görmediği bu güzel şehrin hayaline kapılarak
“Gidelim” demiş beyaz yüzlü adamına,
“Gidelim barış şehrine”. Beyaz yüzlü adam
hafifçe doğrulmuş yerinden. Hazırlanalım,
demiş kararlılıkla, önce bir liste yapalım
ve hazırlanalım… Bir beyaz kâğıt almış eline
adam ve siyah bir kalem. Alınacaklar yazmış
başına kâğıdın. Ve sıralamış alt alta.
Mutluluk yazmış en başına. Huzur, sevgi ve
aşk… Sıralama uzadıkça beyaz yüzlü kadın
sabırsızlanmaya başlamış. Bebeğini beyaz
battaniyesine sarmış ve hazırlanmaya
başlamış beklemeden beyaz yüzlü adamını. Bir
beyaz bavul çıkarmış gardırobundan… Büyük
bir itinayla yerleştirmiş hoşgörüyü bavula,
kenara sıkıştırmış gururdan az bir parça.
Beyaz yüzlü adam gelmiş beyaz yüzlü
kadınının yanına. Bavula bakmış. Çıkarmış
gururu bavulun içinden. Mutluluk sermiş
uzunlamasına. Sevgi koymuş bavula bol bol.
Listeye bakıp yerleştirmişler bavula listede
ne varsa. Kabarık bir bavul dolusu barış
götüreceklermiş yeni şehirlerine. Evlerine
son bir kez bakmış beyaz yüzlü kadın dolu
gözlerle… Siyah hüzün çöreklenmiş bu ev tam
renklenmeye yüz tutmuşken beyaz yüzlü minik
aile göçüyormuş bu şehirden. Beyaz yüzlü
kadın beyaz battaniyesine sarılı bebeğini
kucağına, beyaz yüzlü adam ise kabarık
bavulu eline almış. Beyaz yüzlü adam elinden
tutmuş beyaz yüzlü kadınının. Beyaz yüzlü
kadın gülümsemiş beyaz yüzlü adamına…
Merdivenlerden inmişler umut dolu
yürekleriyle. Son kez bakmışlar siyah
duvarlı evlerine… Siyah sokaklarda adımları
duyulmuş beyaz yüzlü ailenin. Duymamış siyah
yüzlü insanlar, bu şehirdeki beyazlanma
umutlarının gidişini. Siyah yüzlerini alıp
ellerine oturmuşlar gecenin tenhasında. Oysa
beyaz yüzlü umutlar geçiyormuş evlerinin
önünden. Görmemişler. Bir siyah yüzlü insan
pencereden baksa görecekmiş ay yüzlü
insanların mutluluğunu. Onları görüp
utanacakmış siyah yüzünden. Ama siyah yüzlü
insanlar görmemiş beyaz yüzlü kadın ve
adamın mutluluğunu. Küs şehrinin gecesinde
yankılanmış ayak sesleri. Beyaz yüzlü adam
sıkıca tutmuş elini beyaz yüzlü kadınının.
Beyaz yüzlü kadın beyaz yüzlü bebeğinin
battaniyesini iyice sarmış bebeğine,
üşümesin diye. Göç başlamış barış şehrine.
Barış şehrine geldiklerinde güneş doğuyormuş
ufukta. Gözlerine inanamamış beyaz yüzlü
kadın güneşin parlaklığını görünce. Güneşin
sıcaklığıyla ısınmış ilikleri. Beyaz yüzlü
adam elinde kabarık bavuluyla duvarlarından
sardunyalar sarkan beyaz bir ev tutmuş,
beyaz yüzlü ailesine… Beyaz bavulu açmış
beyaz yüzlü kadın ve beyaz yüzlü evini
dizmiş neşeyle.
Güneş küs şehrinde de doğmuş. Sönük, hissiz
ve soğuk… Yine siyah yüzlü insanlar giyinip
siyahlarını, siyah sokaklarına atmışlar
kendilerini. Dün gece tek umutları olan
beyaz aileyi yitirdiklerinden habersiz,
siyah meşgalelerle devam etmişler küs
şehrindeki siyah yaşamlarına…
28.01.2007
Ayşenur...