O KÜÇÜK PENCEREDEN
Bir baksan gözlerimden içime, belki bir şey
yok ama ya varsa umudu var içimde. Ve
cesaretim yok eskisi gibi “ne olur” demeye.
Daha gerçek olmazdı yaşadıklarım ve
yaşayamadıklarım. İstememeyi öğrendim
sensizlikle beraber. Bütün istekler tek bir
istek içinmiş anladım ve ağladım daha çok
ağlamam gerektiği için. Ağladıkça yanan,
yandıkça ağlayan bir kalp var şimdi bende.
Ama olsun her şey olsunda tek içimdeki ben’e
bir şey olmasın. Gittikçe ağırlaşan
düşüncelerim olmazların pençesinde can
çekişiyor sanki acılarım. Varlıkta o kadar
yokum ki ve yoklukta sadece semaya açılmış
iki elim var. Sessiz, derin ve
Senin. Omuzlarımda dünyanın yükü, bu
telaşlı yolculuğun endişesinin karmaşıklığı
var.
Ah! Geri gelseydi geçen
yıllar hiçbir şey eskisi gibi olmazdı. Ne
şimdi ne sonrası. Oysa ben hiç olmadım,
olmadım. Adım ok yerim yok bir tek sen
varsın hayatta gölgem de yok. Ceza gibi bir
ödül duruyor avuçlarımda. Sıkı sıkıya
tutuyorum kaçmasın diye. Ellerimden,
gözlerinden ayırmıyorum bakışlarını, ne
kadar yükselirsem düşüşüm o kadar sancılı
oluyor çünkü. Her şey vardı hayatta,
düşmekte haktı yükselmekte. Koyacak yer
bulamıyorum yorgun bakışlarımı, neydi o
saçma sapan isyanlarım, kendime bile
açıklayamadığım, soramadığım… Bilmek
istemediğim halde biliyorum. Bir yenisi daha
ekleniyor “bilmeseydim” dediklerime.
Hüzünlenmek için sebeplerim çoğalıyor ben
her gün biraz daha azalıyorum. Yeni değil bu
çoktandır biliyorum.
… Ve ben hiç mutsuz olmadım
mutsuzluklarım da bile. Hep bir yanım
kalabalıktı, en tenha yalnızlığımdayken de.
Sonsuz kere tattım ben ölmeden önce ölme
merasiminin sessiz hıçkırıklarını. İçimde
coşkulu duygular dirilttim. Her seferinde
silikleşen gözyaşlarımla semaya açılan
avuçlarımda ve var olanların yanında hiçbir
şeyim şimdi. En güzeli ise fark edilmekti ve
en güzeli benim yurdum Allah, vatanım Allah
diyebilmekti…
Umudun umutsuzluk olduğunu
bile bile umudum beni hiç terk etmedi. Ne
zaman ki umut benden gidecek olsa
kazandıklarımın yanında kaybettiklerimi
düşünüp daha fazla uzaklaşmayı, kopmayı göz
alamazdım. İnanıyorum ki kâinatın bütün
sırrı insandaydı. Her ne kadar gizli bir
bilgi olsa da bu yaşam bunu öğretiyordu, o
küçük pencereden. Bir kere bakmak bütün
hayatıma mal olsa da yine gelsem yine
bakardım, yine gelirsem yine bak gözlerimden
içeri diye. Yoksa başka türlü baş edemezdim;
aşksızlığın içinde bu kadar aşkla yaşamaya
hangi yürek dayanırdı ki bunuda bilemiyorum.
İstisna bu hayatta istisna yaşıyorum, ölüyor
ölüyor yine başa dönüp yine yaşıyorum. Eğer
yaşamak buysa ben hiç ölmüyorum. En iyisi
kabulleniyorum artık, hiçbir şey kalmasın
benden geriye, herkes gibi geldiğim ama hiç
kimse gibi gideceğim yere ve sen de
geleceksin benimle…
<Bende ki ben’e hitaben…