ZEHRA

                                                        - Duydun mu? Zehra ölmüş, diye seslendi Ayten, komşusu Leman’a.

  -   Vah zavallı, dedi Leman.Çiçekleri sulamayı bıraktı.Elindeki tası kovanın içine koydu.Başörtüsünü boynunun altından   bağlayarak Ayten’le konuşmasını sürdürdü.

  -  Daha dün akşam görmüştüm, cam siliyordu.

 - Dudağında bir kilo boya vardı, hasta gibi durmuyordu, ben de gördüm, diye ekledi Ayten.

Leman Ayten’in cevabına sinirlendi.Kısık sesle ‘tövbe tövbe’ dedikten sonra

- Nasıl ölmüş? diye sordu..

-         -         Ayten gözlerini ayırarak cevap verdi.

-Sabahleyin aniden fenalaşmış, kocası hastaneye götürmüş, yolda kalp krizi geçirmiş.Hastanenin morgundaymış şimdi.

Leman meraklı komşusunun olayın detayını anlatmasını hiç yadırgamadı.Zaten O her şeyi bilirdi.

 

*   *   *

 

Aniden uzaktan ağıt sesleri duyuldu.Sesler Zehra’nın evinden geliyordu.Ayten’le Leman evlerinden çıkıp Zehra’nın evine doğru gittiler.Zehra’nın annesi kızının geceliğine sarılmış feryat figan ağlıyordu, kocası bir günde 10 yıl ihtiyarlamış gibi çökük bir yüzle sigara üstüne sigara içiyordu, 2 küçük kız kardeşi gözleri kan çanağı olmuş, kuru gözlerle için için ağlıyorlardı.

 

Komşuların bazıları da oradaydı.Ama hepsi de ‘Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar’ sözünü doğrularcasına sessizce bir kenarda oturup, arada sırada kendini harap eden Zehra’nın annesine ‘Başın sağolsun kardeş, ama ölenle ölünmez’ diye akıl veriyorlardı.

Onlar zaten çoğu zaman sağa sola akıl verirlerdi.

 

Leman ve Ayten bu kalabalığın arasına girerek kendilerine bir yer buldular, oturdular.En arkalardan Şükriye’nin kısık sesi duyuldu.

-O kadar süslendi, püslendi...Günahkar gitti öbür dünyaya.

Ayten dayanamadı, ekleme yaptı.

-Sabah, akşam dudağından boya eksik olmazdı.6 aydır bu mahallede, ben daha bir günden bir güne onu dudak boyasız görmedim.

Hediye söze karıştı:

-Bütün mahallenin diline düştü, kadınlar kocalarından kıskanır oldu.Kadın kırmızı ruj delisiydi.

Leman bu konuşmaları duyup yüksek sesle bir ‘neeuzübillah’ çekti.Sonra içinden dua okumaya devam etti.

Allah’tan Zehra’nın annesinin feryadı odayı dolduruyordu da, bu konuşulanlar diğerleri tarafından duyulmuyordu.

 

 

 

Zehra’nın kocası sigarasından son bir nefes çekip izmarite bir fiske vurdu.Balkondan içeri girdi.

-Cenazeyi alma vakti, Anne! diye Zehra’nın annesine seslendi.

Kadın böğürtüyle karışık bir ses çıkardı.Dudakları morarıp yere yığıldı.Kadına yakın olan komşular telaşla su ve kolonya getirdiler.İki küçük kızın ‘Anneeeeee’ diye bağırmaları arasında yüzüne su serpildi, elleri kolonyayla ovuldu.

Kalabalığın arasından sıyrılan Ayten, kadının yüzüne bakıp yüksek sesle

-Vah teyzem vah!Dudakları mosmor olmuş diye söylendi.

En küçük kız korkuyla ve ağlamayla karışık sorular sormaya başladı.

-Yoksa annemin de mi kalbi delik?Zehra ablamın kalbi delikti, bu yüzden mor dudaklarını kimse görmesin diye ruj sürerdi.

Ayten bu sözleri duyunca irkildi birden.Yalnız Ayten değil, diğer tüm komşular da duymuştu.Leman şaşkın gözlerle Ayten’e baktı.Diğer kadınlar kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar.

-Kalbi delikmiş, dudaklarının moru görünmesin diye ruj sürermiş.

Kısa bir sessizlik oldu.

 

Kolonya ve su istenen etkiyi göstermişti.Zehra’nın annesi kendine gelmeye başlamıştı. Aniden kadınları bir telaş sardı.biri telefonla taksi çağırıyor, bir diğeri acile götürelim diye bağırıyordu.

 

Zehra’nın ruhu olanları izliyordu.Günah çıkaran telaşlı komşularını...

 

Ruşen Ergün

 

 

 

 

 

 

 

 

Geri

Ana sayfa

İleri

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1