
parmağının tadına
bakan ben :- )
YAŞAM ÖYKÜM
Biricik
annem 15 yaşında evlenip 21 yaşında 4 kız annesi olunca bir daha çocuk yapmama
kararı almış..Bu kararını 10 yıl uygulamış.Babamın mesleği gereği Doğu Anadolu hariç
Türkiye’nin diğer bölgelerindeki Çimento Fabrikaları’nın olduğu yerlerde üç-beş
sene aralıklarıyla yaşarlarken, etraftakilerin (özellikle babaannemin) ‘vah
zavallı bu kadar kızın var bir oğlun bile yok, kocanın ocağını söndürmüşsün’
teraneleri üzerine, annem 10 yıl aradan sonra ‘belki bir oğlum olur’ diye bir
kez daha anne olmaya karar vermiş...
Babamın
Çimento Fabrikalarındaki son görev yeri olan Adana’da, emekli olup Gaziantep’e
yerleşme ve orada yeni doğacak bebeği dünyaya getirme kararı alınmış...Birkaç
ay sonra tüm aile Gaziantep’e taşınmış...
Yıldız
Ünv. İnşaat Müh. Böl. mezunu babam, çocukken içine dalıp çıkamadığım Ev
Dekorasyonu kitaplarından birindeki bir Amerikan tarzı dublex evin aynısını
daha önce bu şehirde yaptırmış olması sebebiyle, içindeki kiracı çıkarılarak bu
eve taşınılmış...
Takvimlerin
25 ocak tarihini gösterdiği bir gün, evimizin üst katındaki salonunda kuzenime
nişan töreni yapılırken, annemin sancıları
başlamış...Eve getirilen Belediye Ebesi ile alt kattaki oturma odasında
annem doğuma alınmış...Saat tam 11. 40 civarı ebe hanım elinde tuttuğu kız
çocuğunu anneme göstermiş... Anneciğim yine kızı oldu diye üzülmüş
birazcık...Annanem ve babannem daha çok üzülmüşler...Bu sırada annem ‘karnımın
bir tarafı dolu duruyor’ diyecek olmuş... Ebe hanım bunu doğrulamış ‘bir bebek
daha var, ikiz doğum yapıyorsun’ demiş...
Annanem
beni sarıp sarmalayıp bir kenara bırakmış...Gözlerim doğduğum anda fıldır
fıldır bakıyormuş...Annemin ikinci doğumunu durup öylece izlemişim...
Zavallı
anneciğim ters gelen ikinci bebeğini doğum yaparken ölümle burun buruna
gelmiş... Bebeğin alt kısmı beline kadar dışarı çıkmış ama bir türlü tam olarak
vücudu çıkamıyormuş... Annem bayılmış...Odada bulunan bütün kadınlar ‘zavallı!
oğlu doğarken ölecek galiba’ diye ağlaşmışlar...Bir buçuk saat kadar uzun bir
aradan sonra kardeşim nihayet dünyaya gelebilmiş...Bir süre sonra da annem
kendine gelmiş...Üst kattaki nişan töreninde bulunan insanlara haber
verilmiş...Babam merdivenleri üçer beşer atlayarak inmiş...Ebe hanıma yüklü bir
bahşiş vermiş...Bütün ilgi kardeşimin üzerineymiş.Ben hala bir kenarda olanları
izliyormuşum...Bir süre sonra beni de hatırlamışlar ve kardeşimle ikimizi yan
yana yatırıp annemin dinlenmesi için evi boşaltmışlar...
Doğduğum
gece acıkmış olmalıyım ki, yaygarayı koparmışım...Ayşen ablam göbek kordonum
dışarıda sallanırken beni havaya atıp hop hop hoplatıyormuş ki, uykusundan
uyanan annanem bunu görünce ablama çok kızmış... ben de hoplama zevkimden
mahrum kalmışım...

Ayaktaki ben
Ablamlara
Gülşen, Ayşen, Nurşen ve Tekşen isimleri konulduğu için, annem yine ‘şen’ le
biten bir isim arayışına girmiş...Bir gün mutfak duvarındaki saatli maarif
takvimi imdadına yetişmiş... Erkek ismi; Ruşen yazılı imiş... Annem de
hamileliği süresince kızım da olsa, oğlum da olsa ismini Ruşen koyacağım diye
karar almış...Ancak hem kızı hem de oğlu olunca bu isim bana kalmış ve
kardeşime Tuncer ismi verilmiş...
Sonrası; en küçüğü benden 10 yaş büyük 4 ablayla ve
bir erkek kardeşle geçen bir çocukluk... Çocukken cin gibi olduğum söylenir...
Yaramaz bir çocuk değilmişim ama çabuk kavrayan, pek çok ilki çabuk
gerçekleştiren bir çocukmuşum...Örneğin; ben 6 aylıkken yürümüşüm, ikiz
kardeşim 1,5 yaşına kadar peşimden emekleyip durmuş...
Üç dört
yaşlarımdan sonrasını iyi hatırlıyorum...
Annem
kardeşimle beni bir örnek giydirirdi...Dışarı çıktığımızda tombik
yanaklarımızdan makas alan, saçımızı okşayan insanlar olurdu.Neşeli ve mutlu
çocuklardık...Ama ben kıskanç bir çocuktum... Erkek kardeşime çoğu zaman daha
farklı bir ilgi olurdu ve ben onu çok kıskanırdım... Kıskançlığım kardeşime
zarar verme ya da onu acıtma boyutunda olmadı hiç... Ama daima her şeyi ondan
önce yapma gereği hissettim...İlk mantar tabancası alındığında kardeşim korkmuştu,
ben hemen elime alıp bütün cesaretimle pat diye patlatmıştım...Sonra ilk
bisiklete binen, ilk okumayı söken ben oldum...Okul yıllarımda liseye kadar
kardeşimle aynı sınıfta okuduk ve ben hep ondan daha çalışkan, daha başarılı ve
daha aktif bir öğrenci oldum... Lisede
kardeşim teknik liseyi seçti, ben düz liseye geçtim.Yine de başarılı bir
öğrenci olsam da, nedense o eski hırsım bir daha hiç olmadı... Sebebini
anlıyorsunuzdur...
Kardeşimi
çok kıskanmama rağmen o kadar da çok severdim... Hala da öyle...

Bilin bakalım
hangisi kız?
Liseden
sonra Dicle Ünv. Eğitim Fak. İngilizce Bölümü’nü kazanıp Diyarbakır’a
gittim...Üçüncü sınıfın ilk yarı yılı geçirmiş olduğum bir rahatsızlık sonucu
kabul edilmeyen sağlık raporum yüzünden okuldan ayrıldım.Birkaç ay sonra
evlendim...Eşimin asker olması sebebiyle yeni bir ortam ve yeni bir yaşam
tarzının içine girdim...
Anne
oldum.Ama içimdeki okuma arzusunu hiçbir zaman köreltemedim.Kızım küçükken
daktilo kursuna ve el sanatları kursuna gittim.Yerel bir televizyonda program
hazırlayıp sundum...Baktım bunlar beni kesmiyor...Yaşadığım yerler; küçük
yerler, imkanlarım kısıtlı...Buna rağmen yeniden okumaya karar verdim...Anadolu
Ünv...A.Ö.F. İş İdaresi (lisans) ve Anadolu Ünv...A.Ö.F. Ev İdaresi (önlisans) Bölümlerini
bitirdim... 7 yıl lise ve ilköğretim okullarında sözleşmeli öğretmenlik
yaptım...Daha sonra şans yüzüme güldü ve Ağrı’da bir ilköğretim okulunda
öğretmenlik yaptığım sırada çıkmış olan Af
Kanunu’na istinaden Diyarbakır’daki ayrılmış olduğum okuluma geri
döndüm...35 yaşımda Dicle Ünv. Eğitim Fak. İngilizce Bölümü’nden bölüm 4. sü
olarak mezun oldum. KPS Sınavı’nın 65 barajına, almış olduğum 60 puanla yenik
düştüğüm için hala işsiz bir ünv mezunu olarak yaşamımı sürdürmekteyim...
Bu
kadar okul bitirmeme rağmen okuma sevdamdan vazgeçmiş değilim. Bir gün
yaşayacağım yerlerde imkan bulabilirsem Televizyon-Sinema okumak istiyorum.
Niye
yazıyorum bilmiyorum ama çocukluğumdan beri sürekli yazıyorum... Belki
sembollerin cazibesi, belki söylemek istediklerimi dile getirme yöntemi, belki
alışkanlık... Belki de hepsi.
Çocukluğumdan
beri kısa öyküler yazıyorum...Bunun dışında mektup yazmayı da çok sevdim.
Sahiplerine hiçbir zaman ulaşmayan mektuplar yazarken büyük keyif aldım.94
yılından beri senaryo yazımına ağırlık vermekteyim...Ayrıca şiir, deneme ve
anılar yazıyorum... Anneannemin yaşamından yola çıkarak bana kadar gelen 3
kuşağın hayatını konu alan bir roman yazımının hazırlık aşamasındayım.
![]()
Adım Ruşen Ergün...36
yaşındayım, Gaziantep'liyim.16 yıllık evliyim.Eşimin görevi nedeniyle güzel
ülkemizin bir çok yöresinde yaşama fırsatım oldu.Şu anda Tekirdağ 'da
bulunmaktayım.14 yaşında bir kızım var.Adı Melis...
Öğrenim
hayatım:
*İlkokul:
Gaziantep-Aliye Ömer Battal İlkokulu
*Ortaokul:Gaziantep-Gazi
Orta Okulu
*Lise:Gaziantep Lisesi
*Üniversite:
1- Anadolu Ünv.A.Ö.F.
İş İdaresi Böl.
2-Anadolu Ünv.A.Ö.F. Ev
İdaresi Böl.
3-Dicle Ünv.Eğitim
Fak.İngilizce Böl.
(4. olarak Tv-Sinema
okumak istiyorum.Umarım onu
da bir gün buraya eklerim.
)
![]()
Gittiğim
kurslar:
*Kayseri-Kocasinan Halk
Eğitim Merkezi-Daktilo kursu
*Kayseri-Melik Gazi
Halk Eğitim Merkezi -El sanatları kursu(2 yıl)
*Keşan-Halk Eğitim
Merkezi-El sanatları kursu
*Keşan-Kız Meslek
Lisesi-El sanatları kursu
*Diyarbakır Sanat
Merkezi-Belgesel sinema atölye çalışmaları
*Diyarbakır Sanat
Merkezi-Sinema Kulübü
![]()
İş
hayatım:
*1990-Kayseri-Kocasinan
Halk Eğitim Merkezi İngilizce kursu öğretmenliği
*1994-Kayseri Erciyes
Tv de hanımlara yönelik GÜNAYDIN KAYSERİ programının yapım ve sunuculuğu
*1994-Kayseri Erciyes
tv de ‘MOZAİK’ yarışma programında yardımcı yönetmenlik
*1996-97 Keşan-Sağlık
Meslek Lisesi İngilizce öğretmenliği
*1997-98 Keşan-Sağlık
Meslek Lisesi / Raşit Efendi İlköğretim Okulu İngilizce öğretmenliği
*1998-99 Keşan-Zafer
İlköğretim Okulu / Gazi İlköğretim Okulu İngilizce öğretmenliği
* 1999-2001 Ağrı
İbrahim Çeçen İlköğretim Okulu İngilizce öğretmenliği
![]()