|
"T.C.nin Kürt Politikasındaki
Açmazları“
Günümüzde iktidarin üzerinde en çok laf ettigi,
ama somut bir _ey üretmedigi konularin basinda Kürt Sorunu gelmektedir. Bu,
niyetten mi, yoksa bazi açmazlardan mi kaynaklanmaktadir? Bu sorunun
cevabini irdelemeye çali_alim. Buna
önce T.C.nin niteligiyle ba_lamak gerekir.
Bilindigi
gibi T.C. Birinci Emperyalist Payla_im Sava_i sonrasi ve onun devami olarak
kurulmu_tur. _ekillenmeye ba_lamasiysa, Türk‑Yunan sava_i
sirasindadir.
Türk
Devleti'nin olu_umu a_amasinda, çagin modern siniflari olarak; geli_kin bir
Türk i_çi sinifindan yahut burjuvazisinden söz edilemez. Bunun için de
devletin kurulu_una ne Türk i_çi sinifi ve ne de burjuvazisi öncülük
edememi_tir. Kurulu_a asker‑sivil bürokrssinin öncülük ettigi ve burjuvazi
adina iktidar oldugu görülür. Marx'in tanimlamasina uygun olarak; bunu,
bonapartist iktidar biçimi olarak nitelendirmek olasidir. Gerçi bu, çok
tarti_ilan bir konudur. Ama kemalist iktidari, bonapartist bir iktidar
biçimi olarak degerlendirmenin en dogrusu oldugu kanisindayim.
Türk
Devleti, ba_ka halklarin katliami, toptan sürgünü ya da sömürgeci
boyunduruk altina alinmasi sonucu olu_mustur. Bu baglamda,Ermenilerin
kitlesel katliami, Ege ve Pontus Rumlarinin sürgünü, Kürtlere yönelik
katliamlar ve Kürdistan'in parçalanip sömürgelele_tirilmesinden söz
edilebilir.Bu durum ayni zamanda T.C.nin dezavantajini da olu_turuyordu.
Öyle ki, yeni kurulan devletin ideolojisi olan kemalizmin iki temel ögesi
vardi: Misaki millicilik ve anti komünizm.
Misaki
millicilik; ülkenin ve milletin bölünmez bir bütün oldugu ve ülkede ya_ayan herkesin Türk oldugudur.
Kemalizmin en önemli ilkesi olan ve tüm anayasalarina da geçmi_ bulunan
misaki millicilik, özünde anti Kürt olmayi içeriyor. Zaten katliam ve
tehcir sonucu T.C.nin resmi sinirlari içinde bir Rum ve Ermeni
"tehlikesinden" söz etmek olasi degil. T.C. icin asil
"tehlike"; 15 milyona varan nufüsuyla ve çogunluguyla kendi
yurdunda oturan Kürt Halkidir.
Kemalist
iktidarin ikinci büyük korkusu ise komünizmdir. 1917 Ekim Devrimi'nin
yapildigi ülkeye kom_u olu_unu kendisi icin büyük bir potansiyel tehlike
sayiyordu. Onun için kemalizm, anti Kürt ve anti komünist bir özde
_ekillenmi_ti.
Burjuvazi
adina iktidar etmekte olan asker‑sivil bürokrat elit, ulusal burjuvazisini
yaratmayi önüne ilk hedef olarak koymu_tu. Nitekim, 1923 te toplanan Izmir
Iktisat Kongresi'nde bu yönde karar alinip uygulandi. Bu uygulama
çerçevesinde, Kamu Iktisadi Te_ebbüsleri(KIT) kuruldu. KIT'ler, devlet
eliyle Türk kapilasti yaratmaya hizmet etti. Bunun yanisira müslüman
olmayan zenginler için çok agir VVV
Varlik Vergisi getirildi. Varlik Vergisi'ni ödeyemeyen Rum, Ermeni
ve Yahudi tüccarlar, vergi kar_iligi yol in_aatlarinda cali_tirilmak üzere
A_kale'ye sürgün edildiler. Bununla da yetinilmedi. Kibris Sorunu bahane
edilerek 6‑7 Eylül (1956) olaylari yaratilarak; Istanbul ve Izmir'de azinliklara kar_i büyük bir yagmaya
giri_ildi. Azinliklarin çogu çareyi, ellerindekini yok pahasina çikarip
kapagi di_ari atmakta buldu.
Devlet
eliyle yaratilan Türk burjuvazisi, iktidar olma olgulugunu kendisinde
gördügünden, 1950 seçimleriyle iktidara talip oldu. Ne ki, toplumsal
olaylar yagdan kil çeker gibi yürümüyordu. Otuz yillik iktidar etmeye
ali_mi_ ve bir kismi da iktidarin sagladigi nimetlerle zenginle_mi_ asker‑sivil
bürokrasi, yer yer müdahale edip iktidara el koyacaktir.
Degi_en
dünya ko_ullari, komünizmi, T.C.
için bir "tehlike" olmaktan çikardi. Onun için kala kala Kürt
"tehlikesi" kaldi. Ne var ki, Kürt Sorunu'nu eski boyutlari içinde
ele almak olanaksizdi. Bunun ba_inda ulusla_ma sürecinin yogunlugu ve
ulusal kurtulu_ mücadelesinin aldigi yol gelmektedir. I_in diger önemli bir
yani da sömürge Kürdistan'in ekonomik entegrasyonudur. Özellikle bunun
üzerinde durmak istiyorum.
T.C.
kurulduktan sonra Kuzey Kürdistan'da seri direni_lerle kar_ila_tigindan;
sömürgesine yakla_imi daha çok askeri ve siyasaldir. Kaybedecegi korkusu
içinde oldugu Kürdistan'a alt yapi yatirimlarini mümkün oldugunca dü_ük
tutmu_tur. Cumhuriyetin ilk yillarinda, zorunlu yatirimlar di_inda yatirim
pek yoktur. Öyle ki, Bingöl'e lise yaptirmak söz konusu olunca; devrin
Genel Kurmay Ba_kani Mare_al Fevzi çakmak: "Eger biz bunlara okul yaparsak; yarin bilinçlenir bize
isyan ederler" diyordu.
Dogal
olarak bu görü_ün uzun süre geçerliligi olamazdi. Sömürgeciligin varlik
nedeni; sömürge ülkenin zenginliklerinden yararlanmaktir. O zaman ekonomik
gerekler öne çikar. Türk burjuvazisinin palazlanmasiyla bu sürece
girilmistir. Türk burjuvazisi devletten, sömürgesinden en üst düzeyde
yararlanacagi olanaklari saglamasini istiyor. Bunun yolu ise, Kuzey
Kürdistan'in siyasal ve ekonomik olarak Türk Devleti'ne entegrasyondur.
Ne
var ki, kazin ayagi hiç de öyle degildir. 70 yillk yanli_ bir Kürdistan
politikasinin biriktirdigi sorunlari hemen çözmesi olanaksizdir. Bunun
ba_inda sömürgeci T.C.den; varligini inkar, katliam, yasak, a_agilanmadan
ba_ka bir _ey görmeyen Kürt Halki'nin, birlikte ya_ama inanç ve güvenini
yitirmi_ olmasidir. Bagimsizlik dü_üncesinin Kuzey Kürdistan'da daha güçlü
olu_unun maddi temelleri vardir. Bagimsizlik dü_üncesi, Kuzey Kürdistan'da
ulusal kurtulu_ mücadelesi veren güçlerce soyut bir siyasal hak olarak
degerlendirilmiyor. Yillarin deneyinin yarattigi ulusal bir bilinç olarak
algilanmalidir.
Ikinci
önemli sorun ise, 70 yillik kemalist ideolojinin yarattigi _övenizmin guçlü
bir _ekilde etkinligini sürdürmekte olu_udur. Her ne kadar kemalizmin
temelini olu_turan anti komünizm aktüalitesini yitirmi_ ve en yetkili
devlet görevlilerinin "kürt realitesinden" söz etmesiyle, teorik
olarak anti Kürt ayagi da kirilmi_sa da, geleneksel kemalistler halen
Türkiye'de çok güçlüdür. Bunu devlet yönetiminde gözlemlemek mümkündür. çok
söz edilmesine kar_in; Kürt Sorunu'nun çözümüne yönelik hiç, ama hiç bir
yasal düzenlemeye gidilememi_tir. Kontrgerillanin karanlik cinayetleri
önlenememektedir. Kürt
Milletvekilleri, "Kürt realitesinden" söz eden iktidar partisinin milletvekilleri tarafindan
yaka paça meclis kürsüsünden indirilebilmektedir.
Tüm
bunlar birer gerçek. Ama bi gerçek daha var ki, yeni dünyada T.C.nin önüne
sonsuz olanaklarin açildigidir. T.C.nin Ortadogu'dan Balkanlara,
Balkanlardan Ortasya'ya kadar liderlige soyundugudur. Türk sermeyasini
sonsuz olanaklar beklemektedir. Türk burjuvazisi bu firsati kaçirmayi
istemiyor.Tabi T.C. belindeki Kürt Sorunu kamburuyla bu firsattan istedigi
gibi yararlanamaz. Kürdistan'da geli_en mücadele, di_arda olu_mu_ kamuoyu,
bati kapitalizmiyle bütünle_mi_ ekonomik yapisi, batiya olan teknolojik
bagimliligi,T.C.ni Kürt Sorunu'nu belli bir yere oturtmaya zorluyor. Türk
burjuvazisinin de istegi bu yöndedir. Onun için, geleneksel kemalistlerin
direnmesine ragmen, bazi çözümler gündeme gelecektir.
Görünen
o ki, iktidar denge hesaplari içinde hareket ediyor. Geleneksel kemalistlerin
tepkisini de hesap ederek uygulamalar geli_tiriyor. Kafasinda Kürt Sorunu
için bir rehabilitasyon programi var. Bunun basinda silahli mücadeleyi
terörist ilan edip tecrit etmek ve var gücüyle yüklenip imhasina yönelmek.
Bunu ba_ardiktan sonra, bazi kültürel haklar tanimak suretiyle i_i
küllenmeye birakmak.
T.C.nin
rehabilitasyon programi kar_isinda, ulusal kurtulu_ mücadelesi veren
güçlere büyük görev dü_üyor. Bizler; amaci, mücadele yöntemi, benimsedigi
ideoloji farklilik da arzetse, ulsal kutulu_ mücadelesi içinde olan tüm
ögelerin, anti sömürgeci mücadele açisindan bir blok oldugumuzun bilincinde
olmak zorundayiz. Anti sömürgeci blok içindeki her olay, bu bloka yönelen
her saldiri bütünü etkiler. Kimse sanmasi ki, bugün PKK'de somutla_an silahli
mücadele yenildiginde, sira digerlerine
gelmeyecek. Sömürgeci dü_mani iyi tanimak gerekir. O Kürt Halki'na hep potansiyel suçlu
gözüyle bakmi_tir. Bir olayla ilgili tüm aile, köy halki, a_iret ya da bir
bölge cezalandirilmi_tir. Sömürgeci dü_man, klasik yöntemi geregi "terörist‑terörist
olmayan" ayrimiyla anti
sömürgeci bloku parçalamak, bütünle_mesini önlemek istiyor. Bu oyuna
gelinmemelidir.
Peki
ne yapilabilinir? Öncelikle teorik olarak varligi yadsinamaz olan anti
sömürgeci bloku organikle_tirmek, i_ ve eylem birliklerinden, kalici
ittifaklara, mümkün olan örgütsel birliklere ula_mak gerekir. Bunun ön
ko_ulu, geçmi_i yargilayip kendi yanli_larimizin bilincine varmak ve
yanli_larimizdan arinmamizdir. Bizim di_imizda da dogrularin var oldugunu yadsimamak,
ba_kalarinin varligina tahammül göstermektir. Hepsinden öte siyassl
literatürün içine cekilinmelidir.
Bugün
Kuzey Kürdistan'da, yukarida sözünü ettigimiz organik bir anti sömürgeci
blok yaratilmasina büyük bir ihtiyaç vardir. Bu, mücadelenin genel
çikarlarina uygun oldugu gibi, özelde en güçlü konumdaki örgüt olan PKK'nin
de çikarinadir. Bu yönde adim atma görevi de ona dü_üyor. Geçmi_in
"büyüklük" kompleksinden arinmak gerekir. Unutmayalim ki,
sömürgeci dü_man hepimizden güçlü ve avantajlidir.
6._ubat.1992
Ru_en ARSLAN
|