|
BOSNA-HERSEK İLE İLGİLİ ARŞİV BELGELERİ
Bosna-Hersek'te İslâm Kültürü
Osmanlı fethinin sonuçlarından biri de kuşkusuz Bosna-Hersek'te
yaşayan halkın İslâm dinini kabul etmeye başlamasıdır. Bu olay
halkın hayat tarzında ve kültüründe önemli etkiler yapmıştır.
Osmanlı kültürü özellikle şehirli karakteri ağır basan bir
niteliğe sahipti. Bunun neticesinde, Bosna-Hersek'te bir
çok yeni şehirler kurmuşlar ve fethettikleri diğer şehirleri de
imar etmişlerdi. Kurulan bu yeni şehirler klasik Osmanlı
şehircilik anlayışı ile çarşı ve mahallelere bölünerek
gelişmiştir.
Osmanlı idaresi altında şehircilikte üç devre göze çarpar. İlk
devrede âbidevî mimarînin temsilcileri olan ve umuma mahsus
binalar inşa edilmiş ve bunlar genellikle valiler ve yüksek
ünvanlı görevliler tarafından yaptırılmıştır. Saraybosna'da
Gazi Hüsrev Bey Camii (l530) ve Ali Paşa Camii
(1561), Foça'da Alaca Camii (1550), Banaluka'da Ferhad
Paşa Camii (1579) yine Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey
Medresesi (1537), Brusa Bedesteni (155l) bu muhteşem
mimarînin örneklerinden sayılabilir. İkinci devrede ise zengin
esnaf ve tüccar tarafından yapılan daha gösterişsiz binalar
görülür. Üçüncü devre mimarîsi ise çöküşün izlerini taşır.
Avusturya-Macaristan Hükümeti Fas üslûbunu kopya etmek suretiyle
Osmanlı mimarîsinin izlerini silmeye çalıştıysa da bu tip
binalar hem Bosna'nın tabiî manzarasına ve iklim şartlarına hem
de daha önceki örneklere ters düşmüştür.
Boşnak dili
aslında Sırp-Hırvat dilinin bir "ağızı" durumundadır. İslâmî
tabir ve istılâhların girmesiyle zenginleşmiştir. Osmanlı
döneminde Boşnakçaya girmiş olan Türkçe, Arapça, Farsça
kelimelerin etkisi ve yoğunluğu 1918'den sonra azalmaya
başlamıştır. Müslüman Boşnak şairlerden Bayezid Ağaoğlu
Derviş Paşa (ö.1603) ile Mehmed Nergisî (ö.1635)
şiirlerini Türkçe yazmışlardır. Bosnalı Ahmed Sudî
(ö.1596) ve Mostarlı Şeyh Fevzî (ö.1747) ise daha çok
Farsça'yı kullanmışlardır. Hem Türkçe hem de Boşnakça yazan
Saraybosnalı Hasan Kaimî (ö.1691) ve Üsküf-i Bosnevî
(ö.1650) de Bosna'nın yetiştirdiği önemli şairlerdendir. Ayrıca
Bosna-Hersek'te Müslüman yazarların çoğu İslâm hukuku,
devlet idaresi ve tarih konusunda eserler vermişlerdir.
Muhyiddin Arabî'nin Fusûsü’l-hikem'ine şerh yazan Abdullah
Bosnevî ile hukuk ve devlet düzeni hakkında eser veren
Hasan Kâfî bunlar arasındadır. Tarih sahasında da Bosnalı
Müslüman ailelere mensup tarihçiler yetişmiştir. 1736-1739 Bosna
olaylarını Gazavatname-i Hekimoğlu Ali Paşa adlı
eserinde anlatan Novi Kadısı Ömer Efendi de bunlardan
biridir. Avusturya işgalini takip eden olaylarla ilgilenen
Salih Sıdkı Hacıhüseyinoviç, Muhammed Enverî Kadic, eski
tarih yazıcılığından modern tarihçiliğe geçişi ifade eden bir
eseri bulunan Şeyh Seyfeddin Kemura ve ilk modern
tarihçi Safvet Bey Başagiç Bosna-Hersek'in yetişdirdiği
büyük tarihçilerdendir.
II.Dünya Şavaşı'ndan sonra Bosna-Hersek'teki şarkiyât
çalışmalarına ilgi giderek artmıştır. 1949'da kurulan
Saraybosna Üniversitesi'nde Türk, Fars, Arap dilleri ve
edebiyatları ile ilgili bir kürsü bulunmaktadır. Burada hem
Osmanlı tarihi hem de Türkçe kursları verilmektedir. 1950'de
kurulan Saraybosna Şarkiyât Enstitüsü, Sarajevo Devlet
Müzesi'nden devralınan yazma ve Türk tarihiyle ilgili
malzemelerden değerli bir koleksiyona sahipti. Fakat Şarkiyât
Enstitüsü son Sırp saldırılarında yıkılmıştır. Sırpların
Bosna-Hersek'te başlıca hedefleri cami, medrese, kütüphane,
özetle, İslâm kültürünü hatırlatacak her türlü eserlerdir. Hatta
Sırp bölgelerindeki bazı camiler dozerlerle yıkılıp enkazı dahi
kaldırılıp üstleri betonla örtülerek eserden hiç bir iz
bırakılmamıştır. Bu gibi faaliyetlerin maksadı Bosna-Hersek'te
içiçe geçmiş olan İslâm ve Osmanlı kültürü ve eserlerinin yok
edilmek istenmesidir |