Bu site bir Yitik Ülke - Kadir Aydemir yapımıdır. www.yitikulke.com

Ve bir gün buluşacağız ayrı yönlerden gelip... Ritsos

 

yaşam öyküsü
şiirleri
şiir kitapları
fotoğraf albümü
söyleşiler
iletişim ve katkı
linkler
guestbook

 

Yannis Ritsos'un Türkçe'de yayınlanmış olan şiir kitaplarından seçilen şiirleri sunuyoruz bu bölümde. 

Ritsos'un Türkçe Diline Çevrilen Eserleri:

Alışkanlıklar Da Değişir
Umarsız Penelope
Yaşlı Kadınlar ve Deniz
Helena ve Nöbetçi
Boyun Eğmeyen Ülke
Graganda
Erotika
Dikkatli Ariostos (Anlatı/Roman)
Seçme Şiirler
Tüm Şiirleri 
Ölü Ev

 

 

DEĞİŞMELER

Pulluğu tarlaya götürdüler,
Tarlayı eve getirdiler-
Bitmeyen bir değiş tokuş başlamıştı
Eşyanın anlamını belirleyen.

Kadın kırlangıçlarla yer değiştirdi,
saçaktaki kırlangıç yuvasına oturdu ve şakıdı.
Kırlangıç kadının gergefinin başına geçti
ve yıldızlar, kuşlar, çiçekler ve yelkenliler işledi.

Ağzının ne kadar güzel olduğunu bilseydin
görmeyeyim diye gözlerimi öperdin

 

 

KAPININ ÖNÜNDE

Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada
                    durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden
                    kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Bir bardak su dökmeye, cıgara izmaritlerini,
solmuş çiçeklerini ya da iki gün önceki mektubunu
yırtıp atarlarsa? Hava karardı.
Ne giren çıkan vardı, ne de açılan bir pencere.
Ev terkedilmişti. Merdiveni aydınlatan bir ışık
                    bile yoktu.
Artık seçebiliyordu yerdeki iki paslı çatalı,
yığılan maden suyu şişelerini, boş kartuşları
ve bunların yanında duran kendi yüzünün tıpkısı
                    bir sarı maskeyi.

3 ocak 1972, Atina

 

BELKİ BİR GÜN

Sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
Ama görmüyorsun. Gece olmuş -insan neyi görebilir ki?

Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,
diyor,
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. Gerçekten de 
bir şey yok sana gösterdiğim yerde.

Sadece bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiç biri türkü söylemeyen,
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.

Ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte
çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım-
hiç değilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim-
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.

 

GÖRÜLMEMİŞ BİR ÇİÇEK AÇMA  

Haykırmak istiyordu
Daha fazla dayanamayacaktı. 
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada; 
Kimse duymak istemiyordu. 
Kendisi de korkuyordu sesinden, 
İçinde boğuyordu sesini. 
Patlamak üzereydi susuşu. 
Birden, 
Havaya uçtu gövdesinin parçaları.
Özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları, 
Hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti 
Delikleri kapamak için. 
Ve rast gele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onları da toplayacak, 
Kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı 
Böyleydi, 
Delik deşik, 
Görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.  

 

 

KIZKARDEŞİMİN TÜRKÜSÜ

Göklere inanırdım eskiden
ama sen, denizlerin
derinliğini gösterdin bana,
ölü kentleri,
unutulmuş ormanları,
boğulmuş gürültüleriyle.

Gök, şimdi yaralı bir martı,
süzüldü denize.
Sana kargaşalığın üzerindeki
köprüyü kurmaya çalışan bu el
kırıldı.
Bak bana:
ne kadar çıplak ve suçsuz
duruyorum önünde.
Üşüyorum bacım.
Kim getirecek bize
ellerimizi ısıtacak güneşi?
Susuyorum. Dinliyorum.
Kimseler geçmiyor
gecemizin karanlık sokağından.
Yıldızlar kazaya uğramış
karanlık surların
ucunda sendelerken
koparılıp alınan bir kartalın
paslanmış gözlerinde.
Bağlı ellerin
kapıyor çıkış yolunu.
Yalnız senin sesin
adımlıyor gecenin dehlizini
çarparak taşlara 
uzun kılıcını.
Vakit geç, Ölüm geri çeviriyor beni.
Hayat istemiyor.

Ben şimdi nereye gidebilirim ki? 

 

 

ÜÇLEME

1.Hava kararıncaya dek

Eline almıştı kadının elini. Konuşmuyordu
uzaktan, belki de kendi içinde,
güçlü atışını duyuyordu denizin nabzının.
deniz, çamlar, tepeler eliydi kadının
Ona söylemese bunu, nasıl tutabilirdi o eli?

hava kararıncaya dek kımıldamadılar. Sadece
iki eli de kırık bir heykel vardı ağaçların altında.


2. Bir kadın

O gece; yanına varılmaz o kadın öpmüyor kimseyi
onu öpecek kimse çıkmaz korkusuyla tek başına.

Beş uçlu bir yıldızla gizliyor bir tutam beyaz saçı
ve en güzel kimliğini yadsıması kadar güzel kendisi.


3. Neden bizim suçumuz?

Dikensiz kalkan filizleri dilinin altında,
üzüm çekirdekleri, şeftali lifleri.
Ilıman bir ülke var gölgesinde
kirpiklerinin. Yatıp dinlenebilirim, diyor, sorgusuz.

Peki ne anlama geliyor bu "daha ilerde" sözü?
Neden senin suçun olsun, kuşkusuz, yaprakların
arasında kalman-
güzel, yalın, sıcaklığının altın çizgilerinde?
Ve neden benim suçum gecede ilerlemek,
kendi özgürlüğümde tutsak, diyor, cezalandırılanın
ceza vermesi?

Çeviriler: Cevat Çapan

 

 


ACI BİLGİ

Aylak bir adam. Kimi zaman ağlamaklı olur 
nedenini bilmeden, nedensiz. Belki yaşlanmaktadır,
Belki de bir yerden gelen müzikten. Bilir:
uyduruk düzeneklerle yapılmaz ev onarımı;
yağmur düşer; dizleri ıslanır;
kitapları, kağıtları sırılsıklam olur. Kör bir kemancı
istasyonda yağmurda dikilir 
ve çektiğinde ıslak başını
notalar yerine yağmur damlalarıdır aldığı.

Çev. Bahar Mucuk Alkan

 

NEREDEYSE EKSİKSİZ

Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçük bir gül benim özlediğim.

Çev. Cevat Çapan





YAĞMURDA

Yağmurda yürüyor. Hiç acelesi yok.
Islak parmaklıklar parlıyor. Gizli bir
kızıllıkla kararmış ağaçlar. Ağılın
bir köşesinde eski bir otobüs tekerleği.
Mavi ev alabildiğine daha mavi.
Hiçlik böyle aydınlanıyor demek. Taşlar
düşüyor.
Eller kapanıyor. Boş bir dosya
yüzerek yaklaşıyor nehirde. Ama senin adın
belki de dosyanın öbür yüzündedir.

Çev. Cevat Çapan

Hosted by www.Geocities.ws

1