Larenks
kanseri
Larenks kanseri
orta yaş erkeklerde oldukça sık görülen, ancak diğer organ
kanserlerine göre prognozu daha iyi olan bir hastalıktır.
Bazı araştırmalara göre 14/1 olan erkek kadın oranı son
senelerde 5/1 oranına kadar düşmüştür.
Hastalığın
ortaya çıkmasında bazı risk faktörleri vardır. Çevresel
risk faktörlerin yanında, tütün(sigara), alkol, bazı kötü
alışkanlıklar ve radyasyon önemli faktörler olarak
sayılabilir. Tüm bunların yanında kişiye bağlı bazı
durumlar ki bunlar; immün yetmezlik, sesi kötü kullanma, sık
sık mide suyunun rejurjite olması ve larenkste önceden
papillom ve larengosel gibi hastalıkların bulunması, şeklinde
sayılabilen faktörler de, larenks kanseri etiolojisinde rol
oynamaktadır.
Hastalık,
lokalizasyonuna göre, supraglottik, glottik ve subglottik
larenks kanseri şeklinde klinik olarak 3 gruba ayrılır. Bazı
yazarlar bir de transglottik diye bir grup bildirirler ki, bu
lezyonlar ventrikülü çaprazlayan lezyonlardır yani yukarda
saydığımız bölgelerden en az iki bölgeyi tutmuş olarak
kabul edilir.
T1 glottik kanser
T2 glottik kanser
Larenks kanserinde,
önemli semptomlar olarak, ses değişiklikleri yani kısık ve
boğuk ses, solunum ve yutma güçlüğü, hemoptizi
(öksürükle kan gelmesi), kulağa vuran ağrı ve boyunda
şişlikler şeklinde sayılabilir.
Hatalığın
tanısı nisbeten kolaydır. Larenks'in indirekt ve direkt
muayene yöntemleri ile muayene sırasında bir çok vakada
lezyon kolayca görülür. Kesin tanı, histopatolojik olarak
konur ve vakaların büyük bir çoğunluğu yassı
hücreli(epidermoid) kanserdir.
Hastalığın
tedavisine geçmeden önce stageleme yapılır. Bu çalışmalar,
endoskopik radyolojik ve fizik muayene sonuçlarına dayanılarak
yapılmaktadır.
Larenks
kanserlerinde de TNM sınıflamasına göre hastalığın stage'i
belirlenir.
T :
Primer tümör, N : Rejional lenf nodu, M : Uzak
metastaz
Tx =
Stagelenemeyen
T0 =
Tümör delili yok
Tis =
Karsinoma in situ
Supraglottik
bölge (ventriküler bandlar, aritenoidler, ariepiglottik
foldlar ve epiglot gibi alt bölgelerden oluşur).
T1 =
Tümör alt bölgelerden birinde sınırlı
T2
= Tümör birden fazla alt bölgeyi tutmuş
T3 =
Tümör, postkrikoid bölgeye, preepiglottik boşluğa veya
priform sinüse yayılmış, larenks fikse
T4 =
Tümör, kartilaja veya larenks önündeki dokulara invaze
Glottik
bölge(Gerçek kordlar, kord'un serbest kenarından 1 cm.
lik subglottik bölge ve ventriküller olmak üzere alt
bölgelere ayrılır).
T1 =
Tümör, kordta sınırlı, hareket normal
T1a
= bir kordta
T1b
= iki kordta
T2 =
Tümör, subglottik ve/veya supraglottik bölgeye uzanmış,
hareket bozulmuş olabilir.
T3 =
Tümör larenkste sınırlı, kord fikse
T4 =
Tümör, larenks dışına veya kartilaja invaze
Subglottik
bölge(gerçek kord serbest kenerından 1 cm. lik
subglottik mesafe hariç daha alt kısım
T1 =
Tümör, subglottik bölgede sınırlı
T2 =
Tümör, vokal kord'a uzanmış, hareket bozulmuş olabilir.
T3 =
Tümör, larenks'de sınırlı, kord fikse
T4 =
Tümör, kartilaja veya larenks dışına uzanmış
Nx =
Lenf nodu tesbit edilemedi
N0 =
Rejional lenf nodu yok
N1 =
Aynı tarafta tek ve 3 cm. den küçük lenf nodu
N2 =
6 cm. den küçük lenf nodları
N2a
= Aynı tarafta tek 3-6 cm. lik lenf nodu
N2b
= Aynı tarafta birden fazla ve 6 cm. den küçük lenf nodları
N2c
= Bilateral ve kontrlateral 6 cm. den küçük çok sayıda lenf
nodları
N3 =
6 cm. den büyük lenf nodu yada nodları
Mx =
Uzak metastaz tesbit edilemedi
M0 =
Uzak metastaz yok
M1 =
Uzak metastaz var
Stage
gurupları
0 --------- Tis
N0 M0
I ............ T1
N0 M0
II ........... T2
N0 M0
III .......... T3
N0 M0 veya (Herhangi bir T) N1 M0
IV ..........T4
N0 M0 veya (Herhangi bir T) N2-3
M0 veya (Herhangi bir T ve N) M1
Bu sınıflama,
American Joint Committee on Cancer (AJCC) kurumunun kararından
alınmıştır.
Larenks
kanserlerinde tedavi, hastanın yaşına, genel durumuna, sosyal
yaşantısına, tümörün lokalizasyonuna ve o merkezde bulunan
ekiplere göre planlanabilmektedir. Larenks kanser tedavisini
ortaklaşa yürüten ekipler, baş-boyun cerrahı, radioterapist,
medikal onkolog, psikoterapist ve konuşma uzmanlarından
oluşmaktadır.
Hastaların
tedavisinde cerrahi başta gelmektedir. Ancak özellikle stage
I'de ve de glottik lezyonlarda, radioterapi ve cerrahinin eşit
kür şansına sahip olması nedeniyle bir çok hastada
radioterapi tercih edilmektedir.
Larenks
kanserlerinde cerrahi tedavi planlanırken özellikle rejional
metastazlar dikkatle değerlendirilir. Vokal kord lezyonlarında
rejional metastazların %10 larda olması, bunun tersine
supraglottik lezyonlarda kısa sürede, üstelik iki tarafa
birden veya kontrlateral boyun lenf nodlarına metastaz
yapabildiği, subglottik tümörlerde ise pretrakeal, paratrakeal
lenf nodlarının tutulma olasılığının yüksek olduğu
düşünülerek, tedavi metodu planlanır. Özellikle
supraglottik lezyonlarda parsiyel veya total larenjektomiye,
radikal veya modifiye boyun diseksiyonlardan birisi ilave edilir.
Koruyucu cerrahiler, daha çok glottik ve supraglottik
kanserlerde söz konusudur.
Glottik kanserlerde
semptomların erken çıkması nedeniyle, tümörü erken safhada
yakalama olasılğı yüksektir. Buna bağlı olarak da, ensık
uygulanan koruyucu ameliyatlardan, kordektomi, vertikal
hemilarenjektomi ve frontolateral vertikal hemilarenjektomi
yöntemlerinden birini uygulama şansı olmakta ve hastaların
konforu daha az bozulmaktadır.
Supraglottik
kanserde ise çok az hasta erken safhada yakalanmaktadır. %80-90
hasta stage III ve IV te tanı almakta, hastaların çoğuna
total larenjektomi uygulanmaktadır. Bu yerleşimde olan
tümörlerde, çok az bir hastada epiglottektomi şeklinde
koruyucu bir ameliyat yapılabilmekte, geri kalan ve parsiyel
larenjektomi şansı olan hastalara da supraglottik(horizontal)
parsiyel larenjektomi yapılmaktadır.
Boyun lenf
nodlarında histopatolojik olarak metastaz tesbit edilen
hastalara postoperatif olarak radyasyon tedavisinin yapılması
da şiddetle önerilmektedir.
Larenks
kanserlerinde tedavi oldukça yüz güldürücüdür. Prognoz
büyük ölçüde tümörün lokalizasyonuna, diferansiasyonuna,
rejional veya uzak metastaz olup olmamasına, hastanın yaşına
ve immün yapısına göre değişebilmektedir. Tüm larenks
kanserli hastalarda ortalama 5 yıllık yaşam süresi oranı,
değişik çalışmalarda %65-70 olarak bildirilmektedir. Bu oran
glottik kanserlerde %95-98'e ulaşmaktadır.