Periferik fasial paralizi

Anotomi ve fizyoloji

Fasial paralizinin iyi anlaşılabilmesi için, anatomi ve fizyolojisinin iyi bilinmesi gerekir. VII. kraniyal sinir olan fasial sinir yapı olarak motor, sensoriyel ve parasempatik sekretuar lifler içeren bir sinirdir. Yaklaşık 10.000 fibril içerdiği, bunlardan 7000 tanesinin miyelinize ve motor fonksiyon yaptığı, 3000 kadarınında miyelinize olmayan fibriller olduğu ve bunların da sensoriyel ve sekretuar görev yaptıkları kabul edilir.

Motor lifler başlıca, yüzün mimik kaslarını, boyunda platisma, digastrik adele arka karnı, postaurikular adele, stylohyoid adele ve stapedial adeleyi innerve etmektedir.

Parasempatik lifler, superior salivatory nukleustan çıkan preganglionik lifler olarak, bir kısmı nervus petrozis superficalis major olarak, ganglion sfenopalatine gelir, post ganglionik lifler olarak, lacrimal ve palatin bezlere innevasyon sağlar. Diğer bir kısmı, lesser petrosal nerv olarak otik gangliona gelip sinaps yaparlar, buradan IX. kraniyal sinir lifleri ile birlikte parotis bezine parasempatik lifler şeklinde ulaşırlar. Bu parasempatik liflerin bir kısmı da korda timpani siniri aracılığı ile submandibular gangliona gelip sinaps yaparlar ve post ganglionik lifler, submandibular, sublingual ve diğer oral kavite içinde bulunan minör tükrük bezlerine parasempatik innervasyon sağlarlar.

Özel sensoriyel(visseral afferent) lifler, dilin 2/3 ön kısmından kaynaklanan tad duyusu şeklinde, lingual sinir, korda timpani ve nervus intermedius olarak, traktus solitarius ve nihayet nukleus solitarius da sonlanırlar.

Ayrıca çok az bir somatik duyu lifinin de dış kulak yolu girişinde ve zarın arka kısmında duyu innervasyonu yaptığı saptanmıştır(Ramsey-Hunt sahası).

Şematik olarak fasial sinirin yapısı

 Fasial sinir, ponto-medullar bileşim yerinden, hemen VIII. Kraniyal sinirin 1.5 mm önünde intrakraiyal boşlukta seyrine başlar. Serebellopontin köşede, 15-17 mm’lik seyirden sonra, meatus akustikus internusa girer. Sinirin bu kısmı meatal segment adını alır ve 23-24 mm uzunluktadır. Meatustan çıkıştan, ganglion genikulata kadarki kısmına ise labirentin segment denir ve 2-3 mm dir. Genikulat ganglion fallop kanalının en dar kısmında bulunur. Sinir burada ilk intratemporal dalını verir(n. petrozis superficialis major). Genikulat ganlionda sinir, keskin bir dirseklenme yaparak( 60-80 derece arkaya doğru), ortakulağa girer burası timpanik segmenti oluştur. Bu segment 8-11 mm olup arkaya-aşağı bir seyir ile emenensia piramidalis’e kada gelir. N. fasialis’in buradan sonraki kısmına mastoid segment denir ve 10-14 mm uzunluğundadır. Sinir artık aşağı doğru yönelmiştir ve foramen stylomastoideustan kafatasını terkeder. Mastoid segmentte n. stapedius ve n. chorda timpani dallarını verir. Sinirin foramenden sonraki kısmı ekstratemporal segment adını alır ve bu kısım 15-20 mm dir. Sinir daha sonra dallanmalarını yapmak üzere parotis bezi derin ve yüzeyel lobu arasına girer. Parotis, derin ve yüzeyel lobu arasında, genellikle önce Tempora-zigomatik ve serviko-fasial olarak 2 dala (%15-20 oranında 3 dala) ayrılır. Bu dallar da daha uç dallara ayrılarak yüzün mimik kaslarında dağılırlar.

Fasial sinirin seyri

Fasial sinirin kanlanması değişik kaynaklardan olmaktadır. Sinirin intratemporal kısmı, hem karotis sistemden hem de vertebro-baziler sistemden beslenmektedir. a) meatal segment, anterior inferior cerebeller arterin(AICA) labirentin dalı ile, b) genikulat bölge, middle meningeal arterin petrozal dalı ile, c) timpanik ve mastoid segment, posterior auricular arterin stylomastoid dalı ile beslenmektedir. Bu damarlar arasında, sinir etrafını saran geniş bir anastomoz ağı vardır. Ancak bu anastomoz, labirentin segmentte zayıftır. Bu yapı, bu bölgede iskemik atakların fazla olabilecegini düşündürmektedir.

Fizyopatoloji

Tüm periferik sinirlerde olduğu gibi, fasial sinirde de fonksiyon kaybına neden olan sinirdeki yaralanmalar mevcuttur. Prognostik öneme sahip bu yaralanma derecelrini, Sunderland’ın sınıflamasına göre 5 başlık altında toplayabiliriz. Bunu yaparken sinirin yapısını bilmek gerekiyor. (Ortada akson, onları saran endoneurium,bunların dışında perineurium, en dışta ise epineurium yada Schwan kılıfı). Siniri oluşturan bu yapıların yaralanmalarına göre, I.derece yaralanmada(nöropraksi) aksonal akım durmuştur, sebep ortadan kalkınca sinir fonksiyonları tam olarak geri döner. II.derecede(aksonotmezis), aksonal kopma vardır. Yaralanmanın seviyesinden motor end plate’e kadar olan periferde Wallerian dejenerasyon gelişmiştir. Sinir bütünlüğü tamdır ve sebep ortadan kalkınca fonksiyona uygun iyileşir. Günlük aksonal rejenerasyon miktarı 1 mm/gün olarak kabul edilir. III.derecede(endonörotmezis), endoneurium defekti de olduğu için, daha ağır bir yaralanmadır. İyileşme sürecinde akson yanlış endoneurium içine doğru rejenerasyon gösterebilir(misdirection) ve inkomplet iyileşmeler meydana gelebilir. IV.dercede(perinörotmezis), sinirde daha da ağır lezyon vardır. Yanlış iyileşmeler daha fazla olmaktadır. V.derecede(epinörotmezis), burada sinirde tam kopma söz konusudur. Kopan uçların, uç-uca getirilmediği sürece iyileşme şansı yoktur. Kopan uçlar karşı karşıya anastomoz edilse bile iyileşme hiçbir zaman komplet bir iyileşme olmayacaktır. Periferik sinirlerde yaralanma sebepleri, ödem, gerilme, tümöral infiltrasyon, enfeksiyon, sinire bası ve travmatik kesiler olabilmektedir.

Paralitik fasial sinirde, eğer sebep enfeksiyon ise sinirin labirenter segmentinde boydan boya ödem bulunmakta, travmatik vakalarda ise, redrograd ödem ve enflemasyon bulunmaktadır.

Paralizi sebepleri

Periferik fasial paralizi yapan birçok sebep vardır. Bunların bir kısmı, hayatı tehdit eden bir hastalık olabilmektedir. Vakaların büyük bir kısmında da belirgin bir sebep bulunamamakta ve bunlar idiopatik grupta incelenen Bell’s palsy olarak kabul edilmektedirler. Paralizi sebeplerini; 1) idiopatik(sebebi belli olmayan) hastalıklar, 2) taravmatik hatalıklar, 3) enfeksiyöz hastalıklar, 4) tümöral hastalıklar, 5) diğer hastalıklar olmak üzere beş ana başlıkta toplayabiliriz.

İdiopatik hastalıklar : Bu grupta başlıca iki hastalık vardır. Bell’s paralizisi ve Melkersson-Rosenthal sendrom.

Bell’s Paralizisi

Periferik fasial paralizili hastaların yarıdan fazlasını teşkil ederler ve en sık fasial paralizi sebebidir. Günümüzde, ani başlama, tektaraflı parezi veya paralizi, başka bir santral sinir sistemi hastalığına ait belirtilerin olmaması, otolojik ve serbello-pontin köşe hastalıklarına ait belirti olmaması, berberinde başka sensoriyel karaniyel sinirle birlikte polinöritis olması gibi kriterlere dayandırılarak tanısı konmaya çalışılmaktadır. Yaklaşık olarak insidansını 20-30/100.000 olarak söyleyebiliriz. Ancak yaşla birlikte artmaktadır. Vakalarda erkek/kadın oranı eşittir. 10-20 yaş kadınlarda iki kat artmaktadır. Aksine 40 yaş üzerinde ise erkeklerde 1.5 kat fazla görülmektedir. Hamilelerde, hamile olmayanlara göre 3.3 defa daha sık olduğu saptanmıştır. Diyabetiklerde 4.4 kat fazla olduğunu, rekürrens oranını ise %10 olarak söyleyebiliriz. Ailede olma hikayesi de %10 vakada mevcuttur.

Hastalığın etiolojisi bilinmemekte, ancak bazı teoriler öne sürülmektedir. Bunlar içinde ençok viral orijinli olduğu, özellikle herpes simplex virusu suçlanmaktadır. Bu teori herpes simplex, kabakulak, rubella ve EBV ile akut fasial paralizi olabilmesiyle desteklenmektedir. Diğer bir teori, viruslarla açığa çıkan otoimmun reaksiyonlar şeklinde ileri sürülmektedir. Anatomik olarak, labirenter segmentin kanlanmasının zayıf olduğu, dolayısıyla buranın iskemik ataklara çok duyarlı ve burada iskemik ödem geliştiği şeklinde sebep öne sürülmektedir. Ayrıca allerjik ve metabolik hastalıklar(diyabet, hipotiroidizm vb.) da diğer suçlanan sebepler olarak ileri sürülmektedir.

Hastalığın teşhisi, anamnez bilgileri, fizik muayene, ve radyolojik muayene bulgularına göre yapılır.

Anamnezde, paralizi öncesinde geçirilmiş viral bir hastalık hikayesi, yüzde hisssizlik, göz yaşında azalma, tad alma bozukluğu, işitmede sesten rahatsız olma(hiperacusis), redroaurikular ağrı olması, hastalık lehine bulgular olarak kabul edilir.

Fizik muayenede, trigeminal ve glossofarengeal sinir sahalarında, hipoestezi veye dysestezi, vagal paralizi gibi bulgular bell’s paralizide, polinöropati olarak hastalık lehine bulgulardır.

Radyolojik olarak yapılan tomogafi ve MRI de tipik bir bulgu yoktur.

Hastaların %85’i 2-3 hafta içinde iyileşmeye başlar. Kalan %15 lik kısımdan bir kısmı da 3-6 ay içinde iyileşebilir. Yani başka bir ifade ile 1 ay içinde, hastaların %90’nı iyileşmektedir.

Tedavide en sık steroid(prednison) ve bazan da antiviral(acyclovir) ilaçlar kullanılmaktadır. Steroid 1 mg/Kg/gün olarak düzenlenir ve her 3 günde bir azaltarak(genelde 10mg) kullanılmalıdır. Bu ilaçları kullanamayanlar sadece takip edilmelidir. Bu arada gözde keratit gelişmemesi için tedbirler(suni göz yaşı, pomadlar, tarsorafi vb.) alınmalıdır.

Cerrahi olarak dekompresyon ameliyatı ile, sinir fallop kanalında ve internal meatusta serbestleştirilmelidir. Dekompresyon Elektronorografi(ENoG)de %90 dejenerasyon saptanan vakalarda yapılmalı, eğer enfekte ve tek işiten kulak ise dekompresyon kontrendike olarak kabul edilir.

Melkersson-Rosenthal sendrom

Sebebi bilinmeyen hastalık olup, kliniği aynen Bell paralizide olduğu gibidir. Burada fark olarak rekurrensler vardır. Ayrıca hastanın dilinde, dudağında ödem, dilinde fissurlar(lingua plikata) görülür. Bu ödemler geçici olabilmekte ancak belli aralıklarla tekrar etmektedir. Hastalarda taraf değiştiren tekrarlıyan fasial paralizi hikayesi vardır.

Tedavisinde, Bell paralizide olduğu gibi davranılır.

Travmatik hastalıklar : Periferik fasial paralizi yapan travmatik hastalıklar deyince, cerrahi travmalar, temporal kemik kırıkları ve yüz yaralanmaları akla gelmelidir. Fasial paralizi yapan sebepler arasında, Bell paralizisinden sonra ikinci sırada gelmektedir. Travmatik sebep, siniri, intrakraniyal, intratemporal ve ekstratemporal bölgelerden birinde etkileyebilir.

Cerrahi travmalar

Bu grupta, kulak burun boğaz hastalıkları ve baş-boyun cerrahisi, ve beyin cerrahisi bölümlerinin ilgi alanına giren bazı cerrahi girişimler sırasında, fasial sinir yaralanabilir. Bu cerrahi girişimlerden bazıları; a) timpanoplasti, b) radikal mastoidektomi, c) mastoid obliterasyon, d) modifiye radikal mastoidektomi, e) stapedektomi, f) endolenfatik kese ve vestibüler sinire yönelik girişimler gibi timpano-mastoid cerrahiler sırasında, g) akustik tümör cerrahisi gibi beyin cerrahlarının, arka ve orta kraniyal fossaya yönelik ameliyatları, h) özellikle tümörlerinde uyguladığımız parotidektomiler olarak sıralanabilir.

Temporal kemik kırıkları

Temporal kemik kırıkları, son yıllarda oldukça artmış durumdadır. Bunun sebebi daha çok trafik kazalarına bağlanabilir. Bunun dışında kavgalarda, düşmelerde ve silahla yaralanmalarda da temporal kemik kırıkları meydana gelebilmektedir.

Temporal kemik kırıklarını, petröz parçasının uzun eksenine göre, longitüdinal(eksene paralel), transvers(eksene dik) ve ikisinin birarada olduğu mikst kırıklar olarak üç başlıkta toplayabiliriz.

Longitüdinal kırıklarda %20 oranında fasial paralizi ortaya çıkmaktadır. Halbuki, transvers kırıklarda bu oran %50 olabilir, ayrıca transvers kırıklarda total işitme kayıpları da oldukça sık görülmektedir. Longitüdinal kırıklarda, fasial paralizi, büyük oranda, hematom, ödem, gerilme ve kemik spiküllerinin(sivri parça) basısı gibi sekonder olaylara bağlı olduğu halde, transvers kırıklarda bunlara ilaveten sinir kopmaları da sıktır. Longitüdinal kırıklarda sinir daha çok, genikülat ganglion bölgesinde etkilendiği halde, transvers kırıklarda bu alana, timpanik segment bölgesi de ilave olur.

Yüz yaralanmaları

Özellikle parotis bölgesine ve mastoid tepe önüne gelen, ateşli silah ve diğer kesici delici silahlarla yarlanmalarda oldukça sık fasial paraliziler görülmektedir. Bu bölgede de, sinirin kopmasına veya sekonder olaylara bağlı olarak, paralizi gelişebilir.

Travamatik paralizilerin değerlendirilmesi çok önemlidir. Fizik muayene ve laboratuar yöntemlerinin yanında, anamnez bilgileri ayrıca çok önemlidir. Paralizinin oluş şekli, travmadan hemen sonra mı, yoksa daha sonra mı gelişmiş, tedaviyi planlamada ve prognoz takibinde bu sorunun cevabı oldukça yol göstericidir. Gerektiğinde, cerrahi travmadan sonra gelişmiş bir paralizide, vakit geçirmeden eksplorasyon veya kesi düşünülen bir vakada hemen cerrahi tedavilerden birinin uygulanması gerekebilir. Travamatik paralizi düşünülen bir vakada temporal bölgede ve mastoid bölgede bulunan bir ekimotik saha anlamlıdır. Temporal kemiğin, radyolojik incelenmesinde, özellikle petröz kemiğe yönelik, Towne grafide fraktür hattını görmek mümkündür ancak bilgisayalı tomografi(BT), daha detaylı olarak fraktürü gösterecektir.

Enfeksiyöz hastalıklar : Enfeksiyon sebepler, periferik fasial paralizi sebepleri arasında üçüncü sırayı almaktadır. Birçok enfeksiyon hastlığında fasial paralizi gelişebilmekte, bunların bir kısmı bakteriyel, bir kısmı da viral ajanlar olmaktadır.

Fasial paralizi yapan enfeksiyöz hastalıklarından bir kısmı; Herpes zoster oticus, akut ve kronik otitis media, menenjit, enfeksiyöz mononükleozis, AİDS, Guillain-Barre, poliomyelitis, varicella olarak sıralanabilir.

Herpes zoster oticus

Viral orijinli bir hastalıktır ve Ramsey-Hunt sendrumu olarak da bilinir. Sendrom, fasial paralizi, kulakta ağrı ve dış kulak yolu girişinde herpetik döküntülerle karakterizedir. Immünitesi düşmüş yaşlı popülasyonda gelişmiş fasial paralizilerin %5’ni oluşturmaktadır. Veziküler erupsiyonlar, sadece VII. Değil, V., IX., ve X. kraniyal sinirlerin dağılma alanlarında da görülebilir. Ayrıca hastada vestibüler sinire ait vertigo ve nistagmus da bulunabilir. Labaratuar olarak spesifik virus antikorları yükselme ve düşme gösterebilir.

Bell paralizisine oranla prognoz daha kötüdür. Vakaların yaklaşık ancak %50’si tam iyileşmeye kavuşur.

Tedavide, Bell paralizisinde olduğu gibi davranılır.

Akut ve kronik otitis media

Fasial paralizi, akut ve kronik otitis mediada komplikasyon olarak ortaya çıkmaktadır. Akut otitis mediada, daha çok bakteri toksinlerinin yaptığı nöritis şeklinde gelişmekte, kronik otitis mediada ise daha çok kemik destrüksiyonları (kolesteatomlu kronik otitis media) meydana gelip sinir üzerine bası nedeniyle paraliziler gelişmektedir.

Bu tip vakalarda, otitis medianın tedavisi ile birlikte, genellikle paralizi de iyileşmektedir.

Diğer enfeksiyon hastalıklarında tedavi, ilgili patolojiye göre yapılır. Prognoz olayın altında yatan patolojiye göre değişmektedir.

Tümöral hastalıklar : Fasial sinirde, paraliziye neden olan tümörleri, bulunduğu bölgeye göre, pontoserbellar köşe tümörleri, intratemporal tümörler ve parotis tümörleri olarak sınıflayabiliriz.

Pontoserebellar tümörler içinde ençok, akustik nörinoma, menenjioma, kolesteatoma ve metastatik karsinomalar görülmektedir.

Intratemporal olarak ise, epidermoid karsinom, glomus jugulare ve fasial sinir nörinoması sayılabilir.

Parotis tümörlerinden, özellikle malign olanlar fasial paralizi yapmaktadır. Bu tümörler, mukoepidermoid karsinom, malign mikst tümör, adenokarsinom, adenokistik karsinom, epidermoid karsinom, benign tümörler içinde de ençok Schwannoma’nın ve glomus jugulare’nin fasial paralizi yaptığı görülmektedir.

Tümöral paralizilerin progresyon gösterdiği, bazan düzelip yeniden paraliziler oluşabildiği, zaman zaman yüzde fasikülasyonlarla başladığı, beraberinde başka kraniyal sinirlerin de tutulabildiği görülmektedir. BT ve MRI çalışmaları tanıda oldukça faydalıdır. Tanıda ayrıca, odyolojik ve vestibüler testler de çok yol göstericidir.

Diğer hastalıklar : Periferik fasial paralizi yapan diğer hastalıklar, konjenital(konjenital unilateral lower lib palsy, Mobius sendrom, Goldenhar’s sendrom, thalidomide embiryopatisi), metabolik(diabetes mellitus, hypothyroidizm, üremi) ve vaskülitler(sarkoidoz, Wegener granülomatozisi, poliarteritis nodoza) başlıkları altında toplanabilmektedir.

Fasial paralizili hastaların değerlendirilmesi

Anamnez

Hastaların değerlendirilmesi iyi bir anamnezle başlar. İyi bir anamnez ise şu bilgileri içermelidir. Paralizinin başlangıcı ani mi yoksa yavaş yavaş mı olmuş?, parlizinin süresi, ilerleme hızı, tam yada kısmi paralizi olup olmadığı, daha önce olup olmadığı, aile hikayesi, beraber bulunan semptomlar, metabolik bir hatalık var mı?, önceden geçirilmiş bir travma veya ameliyat var mı? Bunların bilinmesi bize tanıda çok faydalı olacaktır.

Fizik muayene

Fasial paralizi ile gelmiş hastaların değerlendirilmesi fizik muayene ile devam eder. Fizik muayenede, iyi bir kulak burun boğaz ve baş- boyun muayenesi yapılmalı, komple kranial sinirler gözden geçirilmeli, ayrıca iyi bir nörolojik muayene ile mevcut paralizinin değerlendirilmesi yapılmalıdır. Yani paralizi komplet yada inkomplet mi?, segmental mi? gibi bilgileri edinilmeye çalışılmalıdır.

Labaratuar çalışmaları

Fasial paralizli hastalarda yapılan labaratuar çalışmaları, odyometrik, radyolojik, topognostik ve elektrofizyolojik olarak sınıflanabilir.

Odyometrik : Burada hastalara pür ton odyogramlar yapılarak işitme seviyeleri tesbit edilmekte ve işitme siniri hakkında bilgi edinilmektedir.

Radyolojik : Temporal kemiğe yönelik olarak, gerek konvansiyonel gerekse BT, MRI, çalışmaları ile, fasial paralizi yapan sebebin bulunmasına çalışılmakta ve bazı hastalıkların prognozunun takibi yapılmaktadır. Özelikle tümöral proçesleri ve temporal kemik kırıklarının ortaya konmasında bu yöntemler oldukça yardımcıdırlar.

Topognostik testler : Bu testler, fasial sinirin intratemporal dallarına yönelik testlerdir. Testler bize lezyonun yeri hakınnda bilgi verebilmektedir. Shirmer testi (göz limbüslerine yerleştirilmiş 0.5 X 5 cm’lik kurutma kağıdının, her iki gözde, 5dk’lık sürede ıslanma seviyesi saptanarak yapılır. Test ortamı irritanlardan arındırilmış olmalıdır. Paralitik tarafta eğer kağıt daha az ıslanmış ise bu bize, paralizi sebebinin, en azından ganglion genikulu seviyesinde olduğu yorumunu yaptırabilir. Stapedial refleks testi, timpanometry aleti ile tesbit edilebilmektedir. Tad testi iki türlü yapılabilir. Ya tad veren maddeler kullanılır, yada elektrogustometre denen aletlerle elektrik akımı verilerek yapılır. Hasta tad alıp almadığını testi yapan kimseye bildirir. Korda timpaninin fonksiyonu ayrıca daha objektif bir test olan tükrük akım testi ile de araştırılabilir. Warton kanallarının kateterizasyonu ile 5 dk tükrük biriktirilir, sağlam tarafa oranla %25 ve fazlası azalmış kabul edilir. Topognostik testlere bir de tükrük pH sı ölçümü ilave edilebilir. Tükrük pH sı tükrük akımı arttıkça yükselir. PH nın 6.1 ve aşağısı, tam olmayan iyileşme olarak kabul edilir.

Elektrofizyolojik testler : Bu testler, gerek tanı safhasında gerekse, tedaviden sonra prognostik takiplerde son derece kıymetli testlerdir. Sözü edilen testler, nervus excitability test(NET), electromyography(EMG), electroneurography(ENoG), maximal stimulation test(MST) olarak bilinmektedir.

Fasial sinirin akut paralitik safhasında özellikle NET, MST, ENoG testleri oldukça faydalı olup sinirdeki dejenerasyonu gösterirler.

NET, kolay yapılan bir testtir, sağlam ve paralitik taraf mukayeseli olarak yapılır. Testin esası sinirin uyarılabildiği elektrik akım miktarının saptanmasına dayanır. Eğer sağlam ve paralitik taraf arasındaki fark, 3.5 miliamperden fazla ise prognoz iyi değil olarak kabul edilir. MST ise benzer olarak yapılan, maksimum uyarılma yapan akım miktarına göre hasta taraf ile sağlam taraf karşılaştırılır, eşit, azalmış, belirgin azalmış veya cevap yok şeklinde sınıflama yapılmaktadır. ENoG de ise foramen stilomastoideumda sinir maksimum uyarılır ve kasların cevabı kaydedilir. Normal tarafa göre %90 dejenerasyon, kötü prognoz olarak kabul edilir. EMG de bize, sinirdeki dejenerasyon ve rejenerasyonu gösterebilen bir testtir ve cerrahi tedaviye karar vermede, prognostik takipte, sıkca başvurduğumuz kıymetli bir muayene yöntemidir.

Ayrıca elektrofizyolojik testlerden, sinir iletim zamanı, trigeminal blink test, magnetic evoked neuromyografi testleride prognoz takibinde kullanılan diğer testlerdir.

Tedavi

Fasial paralizinin tedavisinde medikal ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Medikal tedavide, en sık başvurulan ilaç grubu steroidlerdir. Bunun dışında vazodilatötörler, antihistaminikler, antienflematuarlar kullanılmakta, ayrıca gözü korumaya yönelik, göz damlaları ve göz pomadları da kullanılmaktadır.

İyileşmesi uzun sürecek hastaların, yüz adelelerinde gelişecek atrofilere mani olmak için fizik tedavi yöntemleri de tedaviye dahil edilmektedir.

Cerrahi tedavi yöntemleri olarak, eksplorasyon, dekompresyon, uç-uca anastomoz, serbest sinir grefti ve bir başka sinirle (lateral) anastomoz ameliyatları yapılmaktadır.

Dekompresyon ameliyatında mastoidektomi

Şematik olarak uç-uca anastomoz

Dekompresyon için, transmastoid, orta fossa ve translabirenter yaklaşımlar kullanılmaktadır. Orta fossa yaklaşımı tüm segmentler için avantajlı gibi görülmektedir.

Hosted by www.Geocities.ws
GridHoster Web Hosting
1